Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#1245
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed

...artık tek bir cümle bile yazmak istemiyorum , bunu da benim özgür irademe bırakırsanız ve yorumlamazsanız teşekkür edecegim.

Hoşçakalın .
Tamamdır memed. Üyeliğini askıya aldım. Tekrar etkinleştirmemi istersen eposta üzerinden bu isteğini bildirmen yeterli olacaktır.

gerçek tosun paşa

#1246
Sanırım fikrimi kısaca belirtmek istiyorum.

Öncelikle Laura'yı elbette kimsenin sevmesine gerek yok. Sanırım Laura'da artık celselerin kendinden öte olduğuyla ilgili en ufak bir soru işareti taşımıyordur. Ark konusuna gelirsek evet Ark celseler için son derece değerli olabilir ve anladığım kadarıyla tüm ekibin sempatisini kazanmış sevilen sayılan biri. Burada öne çıkmakla ilgili bir takıntısı olmadığı da çok aşikar bence. Fakat şahsen Ark'tan önce bile gelen başta Laura'nın kızları olmak üzere yıllardır yanında bulunan Chu, Pierre, Joe, Scottie, Niall ve hatta Dr.Gaby bile sayılabilir isimler var. Yani bu kişilerin foruma, celselere, sott'a ve oluşuma katkıları zaten Ark'ın çok üstündedir. Kaldı ki bu saydığım isimler bile Laura'yı referans olarak kullanırlar. Çünkü Laura'nın sosyal, ekonomik, dini, kültürel ve tarihi konularda inanılmaz araştırmalar sonucu yazdığı kitaplar var ve referans noktaları buradan başlıyor. Yani Laura'ya celseleri kişisel olarak kullanıyor demek biraz olayın iç yüzünü bilmemekten kaynaklanıyor olabilir. Ayrıca Laura ile Kas.lar biraz dert ortağı ve nasıl desem yoldaş gibiler. Açıkçası bana öyle geliyor ki Kas.lar Laura'nın bu samimiyetini ve olayı çok büyütmemesini hep takdir ettiler.

Bunun dışında elbette Laura yeri geldi kişisel sorunlar çözmek için sorular soru yeri geldi bir arkadaşına veya bir arkadaşının arkadaşına yardım etmeye çalıştı. Bunu çok normal karşılıyorum şahsen.

Mesela son celselerde dünyanın siyasal değişimi üzerine ağırlık bastıran üçlü Joe, Scottie ve Pierre. Laura eskisi kadar detaylara yüklenmiyor kendi çalışmalarıyla ilgileniyor çünkü zaten bu üçlü celseyi döndürebilecek kadar olaya hakimler. Artık son yıllarda Laura daha çok bir moderatör gibi. Tabii yeri geldiğinde özellikle zoom celselerinde direkt celse yönetimini ve soruların karar bağlanmasında en ön plandaki kişi ama kendi aralarındaki oturumlarda daha çok konuları bu üçlüye bırakıyor sağlıkla ilgili meselelerde de olayı Gaby üzerinden akıtıyor ve bazen Chu onlara katılıyor. Kızları zaten tahta başında genelde.

Bunları detaylı anlatmaya çalışmamın sebebi oturumlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olması için okuyanların. Kısacası ben de Laura'ya ile ilgili fikirlerine katılmıyorum memed'in. Ama gitmesine de üzüldüm. Sorusuna cevap vermeye çalışıyorum ama 90'lı yıllardaki celselerde de oldukça insanlığı ilgilendiren sorular olduğunu da unutmamak lazım. O zamanlar moda olan UFO konularının celselere etkisini de anlayabilmek lazım. Belki sen bu sistemin RA' da olduğu gibi daha literatüre alınabilecek bir planla ilerlemesi gerektiğini düşünmüş olabilirsin kendince haklısındır da ama şartların farklılığını da unutmamak gerekir ve konuya bir noktada biraz kişisel bir öfkeyle baktığını ben de düşünüyorum.






Tgur

#1247
Bu son karşılaştığımız durumla ilgili yine ilerideki çalışmamdan bir bölümü acele olsa da sunmak istedim,

YORUMLAR XXXIII

C: Kısmen. Ama unutmayın, bu iletişimin temel amacı, kişisel faayetler ve bilgiler değil, herkese evrensel öneme sahip bilgiler aktarmaktır. Son ifademizi açıklamak istiyoruz. Bu oluşumu kişisel bilgiler ve kazanımlar için kullanmayı tercih etmenizde bir sorun yok, çünkü bu özgür irade. Ancak, eğer bu bağlantının gücünü korumasını ve hatta arttırmasını istiyorsanız, kişisel sorgulamaları sınırlandırmanız akıllıca olur çünkü bu kendine hizmet alemine ait bir özelliktir ve o alem sınırlandırıcıdır ve sonunda bize hiç benzemeyen kendine hizmet güçlerinin buraya bulaşmasına neden olacaktır.
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Sormak istediğim birkaç küçük soru var. Evet, bunlar kişisel sorular ve sizin kişisel sorgulamalar konusunda ne hissettiğinizi biliyorum ama bu soruların öneminin bir nedeni var. Öncelikle, tablanın başına oturduğum her seferinde sol kulağın neden garip şeyler yapıyor?
C: DNA tepkileri.
S: (LM) DNA kulağını neden veya nasıl acıtıyor?
C: Değişimler.
S: (L) DNA değişiklikleri kulağı veya omuzu nasıl etkiliyor?
C: Karmaşık; "Pleiades Öğretileri"ni oku.
S: (L) Kocamın kamyonla ilgili bir sıkıntısı var. Bu basit birşey gibi görünebilir ama bizim için öyle değil, çünkü sadece gidip sorunun ne olduğunu ve neyin değiştirilmesi gerektiğini öğrenmek için para harcayamayız. En düşük masraf ile sorunu çözmemiz için neyin sorun çıkardığını öğrenmemiz gerekiyor.
C: Katalitik konvektör.
S: (LM) Kamyonda katalitik konvektör yok. (L) Yokmuş. Kamyonun nesi var?
C: Konvektörün olması gereken boşluk.
S: (LM) Size bunu kim söylüyorsa mekanik konusunda tam bir cahil. 1978 model kamyonların hiçbirinde katalitik konvektör yok.
C: Bunu bir kontrol et. Senin iddian. Konvektörün olması gereken yerin altındaki yakıt borusu tıkalı. [Bu aynen doğru çıktı! Plastik bir parça kayıptı.]
-------------------------------------------------------------------
S: (L) İlk soru sokağın aşağısındaki komşudan geldi; bahsettiği kurbağa olayının özelliği nedir?
C: Uyuşturucular.
S: (L) Bunun uyuşturucularla nasıl bir ilişkisi var?
C: Uyuştucudan kalan bir etki.
S: (L) Bu kurbağalar nereden geliyor?
C: Enerji getiriyor.
S: (L) Onun enerjisi mi, yoksa uyuşturucuların enerjisi mi?
C: Aynı.
S: (L) Aynı mı? Yani bu kurbağalar sık uyuşturucu kullanımının bir neticesi, böyle denebilir mi?
C: Geçmişteki uyuşturucu kullanımı.
S: (L) Sadece onun mu, yani evdeki diğerleriyle bir ilgisi yok mu?
C: Evet.
S: (L) Kurbağalar neyi gösteriyor? Kurbağaların temsil ettiği şey nedir?
C: Bir şeyi temsil etmiyor, bir sonuç
S: (L) Bunlar başka bir yerden gelen gerçek, fiziksel kurbağalar mı?
C: Getirildi.
S: (L) Anlamıyorum. Neden daha kesin bir yanıt vermiyorsunuz?
C: Senin algın.
S: (L) Eğer siz BH iseniz, önemli olan bizim algımız değil mi? Açık yanıtlarla bizi aydınlatarak hizmet etmiyor musunuz?
C: Zihnini kullanarak öğrenmene yardımcı olarak hizmet ediyoruz. Doğrudan cevaplar öğrenmene yardım etmez.   
S: (L) Pekala, bu bireyin yapabileceği birşey var mı?
C: Sen ne yapardın?
S: (L) Onun yerinde olsam ben ne mi yapardım? Uyuştucuyu bırakırdım, meditasyona başlardım, ve kendimi düzeltecek her yolu denerdim çünkü evimin her yanında birden ortaya çıkan bir sürü kurumuş kurbağa korkudan ödümü patlatırdı herhalde.
C: Evet, ve?
S: (L) Herhalde düşünmem gereken başka birşey var...
C: SRT.
S: (L) Ne anlama geliyor bu? Bir kısaltma mı?
C: Evet. İki kelimesini son zamanlarda çok sık kullandın. Tamam, aynı zamanda bir kitabın adı.
S: (L) "Spirit Releasement Therapy" mi? (Ç.N.: Ruh Çıkarma Terapisi. Kişiyi, kendine ilişmiş bedensiz varlıklardan arındırma.)
C: Evet.
S: (L) Yani bu kişinin ihtiyaç duyduğu şey bir ruh çıkarma?
C: Bingo!
S: (L) Peki biz şimdi tüm bunlardan ne öğrendik?
C: Aklınızı nasıl kullanacağınızı.
S: (L) Yani bazı yapışık ruhları var
-----------------------------------------------------------------
S: (T) Meditasyon yapmanın en iyi yolu nedir?
C: Size "zahmetsiz" gelen yol.
------------------------------------------------------------------
S: (L) Sormak istediğim kişisel bazı hususlar var ama... Sorabilir miyim?
C: Nasıl arzu ederseniz!
S: (L) İçimde birşeyler oluyor ve bunun ne olduğunu bilmek istiyorum. Şu anda bile kim olduğumu bilmiyorum. Kendimi tanımıyor gibiyim.
Neler oluyor? Neden bu kadar sinirliyim?
C: Eski düşüncelerini bırakıyorsun, ama direnç meydana geliyor.
S: (L) Sinirlenmemeye çalışıyorum.
C: Çok fazla çalışıyorsun. Denemeyi bırak ve sadece "birlikte git!" Süreci yönlendirmeye çalışma, sadece akışla birlikte devam et!
S: (L) Bu enerji beni boğacak gibi olunca bunu yapmak çok zor.
C: Sen her zaman akışı yönlendirmeye çalıştın, bu eski kalıpları geride bırakman gerekiyor. Neden direniyorsun? Bu yüzden sinirlisin. Üst bilincin sana birşey söylüyor.
----------------------------------------------------------------------

Uğraştığımız ve bilgi yönünden kendimizi geliştirme çabalarının içinde taze bilinçlerin erken yorumlarına ,bazen takıntıdan çıkamayan sergilenişlere ve sonuçta daha çok K. bilgilerini kötüleyerek kendini ifşa edenleri çok görmekteyiz,

K. bilgilerinin önemi bence 3Y sınırlayıcı bilgiler manzumesinin dışında bir düşünce yapısına sahip olmak ,bunun objektif ve hemen hemen bütünlüğü kapsayan bir hale getirmek,özel maharet istiyor, ancak dalınca yavaş yavaş bu dönüşümü edindiğinizin farkına varıyorsunuz bu da hem kendinizi beğenme ve zihinde gelinilen hürriyet havasını koklama gibi insanı alabildiğine mutlu eden bir hale getiriyor,
İlk cümlemede takıntıdan kurtulamayanlar demişim bu da benim sınırlayıcı halden kurtulamadığım bir KH karakteri ,ve yargılama, ama önemli olan fark etmek ve bir daha yapmamaya dikkat etmek,

İşte bu kazanılan bir öğreti şekli,

Yukarıdaki alıntıya dikkat ederseniz kişisel bilgilerle yapılan celse teatilerinde hassas noktalar nedir onları görebilmek,

Bu kişisel denip bazılarınca allerjik gelen ve sırt çevrilen bilgilere fazla dalmamak tavsiyesi güzel ama bunlar sayesinde alabileceğimiz bir çok idrak noktalarını unutmamaız gerekli,

Mesela bir sonrakinde Lauranın kocasının aracı hakkında son derece kişisel ama sonunda K.ların boş şeylerle uğraştırmadıklarını görüyoruz ısrarlara ve yanlış denmesine rağmen işaret ettikleri doğru çıkıyor,

Bu neyi çağrıştırıyor, 3Y deki sınırlı hayata dalmış biz biçarelere verilenlerin doğru olduğunu 3Y vari bir ispat ,

Daha sonraki kurbağalar meselesi ,uyuşturucudan ve ona müptela olan şahsın şahsen kendi karmaşık bilinciyle yarattığı bir fenomen ,buna ailesi veya etraftakiler de şahit olmuş,nasıl olur değil ben bile uyuştıurucunun yanından bile geçmediğim ve içki falan da içmediğim halde bazen önümde hamam böceği veya çok dehşet yapıda bir örümcek görebiliyorum, delirdim mi hayır, ama bu tip haşarattan hep karşılaşmaktan dehşet duyar tiksinirim, ve bunu zihnimin yarattığını K.lar sayesinde bilirim,

Bu ne demek diye sorgulayanlara biraz bilgileri hatirlamalarına ve bazen üstün körü geçtiğimiz olanları düşünmelerini isterim, yaratıcı nerede, bende sende var olmuş her şeyde ,özellikle toplum bilincinin yarattığı evvelce çok bahsettiğimiz Flight 19 hadisesini hatırlayınız,
Ayrıca 4 den pencereler yoluyla düşmüş çupakabralar ve onların yarım hallerini biz yaratıyoruz bilgilerini hatırlayınız,

"S: (L) Pekala şimdi El Çupakabraların ne olduğunu sorabilir miyiz?
C: Neyse o.
S: (L) Birebir tercümesi "keçi kanı emicisi." Bu tanımlama doğru mu?
C: Transkriptleri incele. Bkz.: "Pencereden düşen varlıklar."
S: (L) Pencereden düşen bir varlık, başka bir yoğunluktan mı geliyor, yoksa yan boyutlardan birinden mi?
C: İkincisine daha yakın.
S: (L) Tamam yani yatay bir boyuttan geliyor. Bizim boyutumuza girmesini sağlayan şey nedir?
C: Karmaşık ama en iyi şekilde "frekans sınırındaki elektromanyetik dalga patlamaları" olarak tanımlanabilir.
S: (L) Bu yaratığı yakalayıp durdurmanın bir yolu var mı?
C: Pencereden düşen varlık fenomeninin tüm "işleyiş" özelliklerini henüz anlamıyorsunuz. Buradaki fiziksellik tamamen geçicidir ve kısmen bilinç değişikliklerine ve tanıkların beklentilerine dayalıdır.
S: (L) Tanığın korkusunun enerjisi yaratığın varlığını devam ettirmesini mi sağlıyor? Heyecan ve korkuyla mı besleniyor ve ortaya çıkmasını sağlayan şey bu mu?
C: Yakın ama ilgisiz bir yönü de var. Yarım olarak geri-işlemeli.
S: (L) Nasıl yani?
C: Tek taraflıdan ziyade karşılıklı. Ayrıca pencereden düşme fenomeninin gerçeklikleri karşılıklı olarak enerjilendirdiğini, söz konusu her bir
boyutta eşit olarak temsil edildiğini hatırla. Yani, boyut perdesi "yırtıldığı" için, birinin yarısı ve diğerinin yarısı, tümsel gerçekliği oluşturuyor.
S: (L) Yani bizim gerçekliğimizden birşey de diğer gerçeklikteki birşeyi mi korkutuyor?
C: Hayır, o şekilde "işlemiyor."
S: (L) Bu karşılıklı yaratığın ilgisini hayvanlardan insanlara çevirme olasılığı var mı?
C: Son yanıtla aynı. Ve ondan önceki yanıtı da incele!
S: (L) Diğer gezegenlerden atılan varlıkların, sözün gelişi, ıslah edilmek için dünyaya gönderildiğini söyleyen öğretiler var. Ve insan ırkının da bu yüzden bu kadar bölünmüş ve düşmancıl olduğu söyleniyor. Yani bu etkileşimler, hem fiziksel, hem de ruhsal anlamda zayıfın yok olması ve güçlünün hayatta kalmasına yönelikmiş.
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği şekliyle evrensel bilincin bir  neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir... Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor: Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.
S: (L) Bizi kim hayal etti?
C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!
S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?
C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir"

Gördüğünüz gibi kişesel sanıp bazılarına ters gelen bilgilerden ben şu basit çıkarımlarla neler buldum..


bozadi

#1248
Katkılarınız, açıklamalarınız için teşekkürler arkadaşlar.

memed arkadaşımıza da şimdiye kadar forumumuza gösterdiği ilgili ve katkılar için teşekkür ediyorum ve istediği zaman foruma dönüş yapmak için irtibata geçebileceğini hatırlatmak istiyorum.

Tgur

#1249
Madem celselerdeki kişisel soru ve cevaplar üzerinde bir şeyler anlatmaya çalıştık o çalışmamın geri kalanını da aktarayım bitsin o sayfa
Ve Bozadi mükemmel bir moderatörlük yapıyorsun davranışlar sitemizin genel sevgi ve bütünlüğü kavrayan özelliklerine tam uyuyor, evet ben de bu dostun davetinde seninle hem fikirim,

-------------------------------------------------------

S: (L) S___ bu Ocak ayında ölen amcası hakkında birşey sormak istiyor. (S) Şu anda nerede?
C: 5'inci yoğunlukta.
S: (S) Kendini oraya ayarlamada zorluk çekiyor mu?
C: Hayır, ama hatırla, orada "zaman" yok.
S: (S) Ailedeki pek çok kişi çeşitli vizyonlardan bahsetti ve onu rüyalarında gördü. Buna neden olan şey neydi?
C: Çeşitli süreçler.
S: (L) Sanırım daha spesifik sorular sorman gerekiyor. Bunlar arasında Andrew Amcanın bizzat yaptığı bir ziyaretten ynaklanan bir olay var mıydı?
C: Bu fazla basitleştirilmiş bir yaklaşım.
S: (L) Daha spesifik sormamız gerekiyor....
C: Hayır, anlamadın. Yorumunun fazla basitleştirilmiş olduğunu kastettik. Soru şu: Bu tezahürlerden herhangi biri Andrew Amca mıydı?
S: (S) En büyük kızına göründü...
C: Kavram hatalı.
S: (L) Bunlardan herhangi birinin Andrew olmasını kastediyorlar sanırım. (S) Yani gördükleri şeylerin hepsi yalnızca kendi beklentileri miydi?
C: Hayır, her zaman değil, ama birşey öğretmeye çalışıyoruz.
S: (S) Huzurlu mu?
C: Evet. Öğrenmek mi istersin, yoksa varsaymayı mı tercih edersin? 
S: (L) Bu görünen şeyler nedir?
C: Görünenler 5'inci yoğunluk düşünce projeksiyonu enerji dalgaları.
S: (L) Yani ailesi, bu 5'inci yoğunluk düşünce enerjisi dalgalarını alıyor.
C: İyi takip etmiyorsun.
S: (S) Yani aile üyeleri negatif şeyler gördüğünde, bu onların kendi suçu mu?
C: 5'inci yoğunlukta zaman yok. Tüm olay dizileri sonsuza kadar ve bir an içinde, bir kerede olur.
S: (L) Bunun soruyla ilgisi nedir?
C: Huzur içinde olup olmadığını, kendini oraya "ayarlayıp ayarlamadığını" sordunuz. Sizin birinin "öldüğünün" farkına vardığınız "zaman" içinde, o temel olarak tüm 5'inci yoğunluk enkarnasyon döngüsünü, öğrenmeyi ve düşünme deneyimini "sıfır zamanda" yapmış oluyor!
---------------------------------------------------------------------

Soru ve verilen cevabı anlamakta güçlük çekiyoruz zira lineer zaman kilidi içinde olanları bir yerlere koymaya çalışıyoruz,
K.lar kendini ayarlama falan diye bir şey yok, varlık 5Y de olan biteni yani başına gelenleri enkarnasyonlarla başına gelenleri "sıfır" zamanda yapıyor bunu anlamaya çalışmamız gerekli demekteler,

Ölüm ötesi yaşayanların aktardıklarına bakalım eşikten geçici olarak geçip hemen dönenleri ,hayatımın bütün  safahatını bir anda gözümün ününde gördüm sinema şeridi gibi geçti ve bunu anlatırken gayet olağan bir şey olarak kabul etmekteler,

Tekrar kendi yaşadığım bütün hisleri duygusal durumları bir anda gördüğüm vizyonu ve delireceğim sanırken uykuyla kurtulduğumu hatırladım hiç olağan gelmemişti ve oldukça fazla ürküp sebep aramaya koyuldum, sebep buymuş ,

Olayları lineer bazdaki şu andaki yaşam kalıbı içersinde bir yerlere oturtmaya çalışırsak yanılır ve zihnimizi karmakarışık bir duruma sokarız, ama K.ların uzun uğraşılarla yukarıda ölmüş amcasının ruh halıni anlamaya çalışana anlattıklarından bu olayın olağan bir şey olabileceğini yavaş yavaş zihnimize oturtmaya çalışıyoruz,zira başka örneklerle de karşılaştık hatta rüyalarımızda buna benzer şeyler yaşıyoruz ,zamanı yok eden enstantaneler,rüyalarda olaydan olaya atlayan sahneler ve bunların bazılarının uyandığımızda  bize bıraktıkları devam eden etkileri,

Konuya başka taraftan girelim,

Biz bir olayı yaşarken lineer etkiyle evvel neler oldu ve sonra ne olacak düşüncelerini yaratan duygusal itmeler halindeyiz,bu duyguların pozitif veya negatif etkileri altındayızdır,yani mutluluk endişe korku gibi fenomenler zihnimizde durmaktalar ve bizi etkilemekteler,

Olayı anda yaşama halinde ise bu duygusallar silinmiştir rüyalarınızı düşünün bazı  durumlarda bir miktar duygusal ataklar altında olsak da  uyanınca bu etkiler bir miktar devam eder gibi olsa da zihnimizden kısa zamanda silinir,

Bu etki var ve devam ediyor işte derseniz de konuyu bütünlük ve o meşhur beden trinitresinin içinde yorumlamamız gerek uyandığınızda bu fizik bedendesiniz olayların etkisi bu madde ortamında bir miktar sizi meşgul edecektir,

Yani fizik bedenin etkileri yaşamımız içinde bir realitedir ve maddeden kurtulmuş bir ortamda değilsiniz ,eterik beden içinde olmak rüyadaydı geçti ama şu anda maddedesiniz onun gereklerine göre olayı anlamaya oturtmaya çalışırsınız, veya etkiler bir müddet devam eder,

Neticede eterik alemdeki olayları oraya tam geçemediğimizde burada tahayyül edip zihnimize oturtmak çok zor,

Geçin,

İşte şahsi bir kişisel soru ve onu aydınlatırken çıkarılan sonuçlar..



bozadi

#1250
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Anlayışın, desteğin için teşekkür ederim Tgur.

Tgur

#1251
Bu yorumlar bir iki ay kadar evvel hazırlansa da ,bekletsem de ,artık zaman zaman yayınlamalıyım..

YORUMLAR  XXVIII

S: (Bubbles) Tüm gezegende en iyi "öze" sahip ülke hangisi? (Perceval) Bizim bakış açımızdan? (Bubbles) En az kötü olanı?
C: Şu an için hiçbiri. Söylediğimiz gibi zaten tek bir dünya hükümeti var.
S: (L) Öyle bir ülke yok sanırım... Tüm ülkeler aynı durumda. Belirli bir anlamda, kendi açımızdan biz olabileceğimiz en az kötü ülkedeyiz sanırım.
C: Evet.
S: [Sızlanma ve gülüşmeler] (Perceval) İnsanların kendi küçük ülkelerini düşünmeyi bırakıp bir bütün olarak dünyayı düşünmesi gerekiyor.

----------------------------------------------------------------------
S: (T) Tamam, celsenin başına dönelim. Hasata hazırlık için yeraltı üslerindeki hızlanma/genişlemeden bahsediyorduk. Burada dünya çapındaki birşeyden mi bahsediyoruz?
C: Evet, ama özellikle işbirlikçi güç yapısı profili nedeniyle odak ABD.
S: (T) Güç yapısı profiliyle ilgili soru soralım mı? (L) Hayır, bunun ne olduğunu biliyoruz. Onlarla işbirliği yapmayı seçmişler. Benim sormak istediğim şey hangi belirli adımların atıldığı, ne tür faaliyetlerin gerçekleştirildiği.
C: Edinim, aşamalandırma, planlanan faaliyetin test edilişi.
S: (L) Peki planlanan faaliyet nedir?
C: Mutlak şekilde herşeyin kontrolü.
S: (L) Oh oh oh... (T) Tek dünya devleti! İstedikleri şey bu! (L) Tamam, peki bu...
C: Bilgi korur, bilgisizlik/ihmal tehlike yaratır.

----------------------------------------------------------------------
(Chu) İlk turda Le Pen %61 alırken Macron nasıl %48 alabiliyor?
(L) Çünkü seçenekleri azalttılar. (Chu) Ama ilk turda %61 aldı... (Pierre) İlk turda Le Pen'e oy verdiler ama ikinci turda genellikle farklı oy veriyorlar. Tasdik etmek için, Macron ikinci turda %48 mi aldı?
C: Evet
S: (Pierre) İşte. İnsanlar korktu. Bu belgelenmiş birşey. Macron'un bilgisayar sunucularından sızdırılan ilk şey, Fransa'da büyük miktarda göçü ve çok sayıda camiyi savunan NATO/CIA-sponsorlu bir kuruluşun belgeleriydi. Acaba Macron'un temel amacı ülkeye göçmen alıp ortalığı karıştırıp bir iç savaş çıkarmak mı?
C: ABD Suriye'de yaptığı gibi AB'nin dengesini bozmak istiyor ki gelip duruma müdahale edebilsinler, yani yönetimi ele geçirip kaynakları kontrol edebilsinler ve "Amerikan tarzını" satabilsinler. Herkes İngilizce konuşacak!
S: [kahkaha] (Pierre) Mizah duyguları var kesinlikle ama tek sonucun bu olacağından emin değilim...
(L) Yani temel olarak Amerikan derin devletindeki bir tür grup tüm gezegeni parça parça kontrolü altına alabilmek için bir tür Tek Dünya Düzeni yaratmak istiyor. Açık veya örtülü bir şekilde, amaç bu mu?
C: Şu anda örtülü ama nihai olarak açık.
S: (Joe) Çok uzun zamandır bu amacı güdüyorlar.
(L) Bu durumda Trump onlar için tam bir başbelası çünkü yalıtımcı ve milliyetçi bir politika güdüyor. Aksi yönde gitmek istiyor ve Le Pen'den bu yüzden kurtulmak istediler. Kim milliyetçi ise "kötü adam" oluyor. Tek iyi adamlar ABD'nin söylediğini yapanlar. Acaba ne kadar zayıf olduklarının farkındalar mı? Kendi ülkeleri parçalanıyor. Kendi altyapıları çöküyor. Halkın eğitimi berbat durumda. Halkın sağlığı berbat durumda. Ölüm oranı... Tüm bu şeyleri umursamıyorlar ama dünyayı ele geçirmeye mi çalışıyorlar? Akıllıca değil.
C: Psikopatlar "gerçeğe kördür".

----------------------------------------------------------------------
Tek dünya kavramında gücü ele almak ve idol olarak USA yaşantısını "Amerikan Tarzını Satabilmek",dünyaya dikte ettirmek var, yukarıdaki alıntıların özetinde bunu görüyoruz,

Bu husus hakkında fazla yorum yapmayacağım,
Zira konu dünyayı ele geçirmeye çalışan KH nın USA ı işbirlikçi bir merkez olarak yanına alıp ,

Bahsi geçen "birlik" gerçeğini körelmiş gözüyle artık göremeyen ,

Bireyleri birbiri ile çatışmayı yol tutmuş ve bunu aşırı silahlanma ile beslemiş tek dünya yaratma peşinde olma halini normal kabul eden insanlar topluluğu haline getirmek,

Şu sıralar dünyanın bozulmuş dengesini düzeltmeye yönelen Putini aksi yönde çaba gösteren olarak görmekteyiz, her ne kadar savaş kartları ortaya konup vahşet manzaraları gözükse de olay dünyanın "Tek Dünya Devleti" olarak Amerikan Mandası haline gelmesinden iyidir,

Yorum yapmayacağız dedik ama yine bir şeyler mırıldandık..
----------------------------------------------------------------------

(L) Tamam, aklımda birşey var. Kök hücre tedavisi için bir kliniğe gitme fikrini düşünüyorum çünkü şevkimi kaybettim ve tüm vücudumda uzun süreli ağrılar yaşıyorum. Ama klinik fikrinin iyi bir fikir olup olmadığını bilmiyorum. Eğer işe yararsa, buna değecek mi?
C: Sen olmadan tüm grubuna ne olacağını düşün.
S: (L) Tüm bu çalışmaları, tüm bu araştırmaları yapıyoruz ve kirliliklerle ve kötülüklerle dolu bu zorlu zamanları aşmaları için farklı insanlara farklı yollar bulmak için pek çok farklı şey deniyoruz...
C: Bilgi konusunda ne demiştik?
S: (L) Bilginin koruduğunu.
(Niall) Uygulanırsa.
C: Bu ilkeyi uygulayarak kaç şeyi çözdünüz?
S: (L) Önümüze çıkan hemen hemen herşeyi... neredeyse K'larla artık konuşmaya ihtiyaç duymayacak kadar...
C: [harfler çok hızlı geliyor] Siz ve pek çok başkaları, aleminizde yoğunlaşmakta olan karmaşa zamanlarında bizimle iletişim kurmaya çok ihtiyaç duyacaksınız. Toplanan bilgiyi kendinizi erişilebilir ve hazır olmaya hazırlamak için kullanmanız en iyisi. Senin ve grubunun üstlendiği görev dünyayı değiştirebilecek önemde ve ilgili güçler başarını önlemek için yoğun çaba harcıyor. Saldırıların acımasızlığı enerjini tüketti. Bu etkileri dengelemek için bilginin açığa çıkardığı yöntemler var. Onları kullan!!!
S: (Galatea) Kolum bitti! (Andromeda) Aman tanrım! (Data) Wau!
[Son yanıtın incelenmesi]
(Joe) Bu ne anlama geliyor? Kök hücreler mi?
(Pierre) Diyorlar ki, evet, Rusya'daki o kliniğe git! [kahkaha] (Joe) Sanırım bu uzun bir "evetti"!
[Herkes aynı anda birşeyler söylüyor]
(Andromeda) Bence evet diyorlar, gitmelisin...
(L) Yani bu evet demenin uzun bir şekliydi. Kök hücre tedavisini denemeli miyim?
C: [Yanıt çok çok yavaş geliyor] Evet
-----------------------------------------------------------------
S: (L) Yani virüs boyutlar-arası bir tezahür mü?
C: Evet. Tezahür eden düşünceler! Bazı ekin çemberleriyle karşılaştırın!
S: (Psyche) Atlastaki bazı virüsler gerçekten de ekin çemberleri gibi görünüyor. [rüzgar sesi Ark'ın sorusunun duyulmasını zorlaştırıyor]
(Ark) ...elbette virüs saf bir DNA gibi. (Psyche) Tipine bağlı olarak DNA veya RNA olabilir ve kendini korumak için genellikle bir kaplaması vardır. Çok çeşitli virüs türleri var; sadece bir parça genetik kod da olabilir. (Ark) Pekala, benim sorum, virüsün normal kuantum fiziğinde veya kuantum kimyasında tanımlanmayan bir özelliğe sahip belirli bir parçası olup olmadığı veya bunun gibi bilinmeyen ama virüsün tüm organizasyonunu ilgilendiren bir özelliğinin olup olmadığı.
C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor.
S: (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu?
C: Evet.
S: (Psyche) Bu çok ilginç çünkü "çöp" DNA'mızda kök hücrelerine ve kanser üreten hücrelere yakın konumlarda virüs özellikleri tespit ettiler. Bu çok ilginç. (Perceval) Bu durumda DNA'mız düşüncenin maddi bir tezahürü mü?
C: Aşağı yukarı!
------------------------------------------------------------------
S: (Pierre) Tamam, mekanizma bloke oluyor. Kök hücre tedavisi bu blokajı açmaya yardımcı mı oluyor?
C: Evet
S: (Pierre) Ve tabi kök hücreleri harekete geçirmeye çünkü kemik iliğinde pasif durumdalar...
C: Ve 4KH saldırılarının bir kısmı tam da buna yönelik.
S: (L) Yani onarma yeteneğinin bloke edilmesi.
(Pierre) Yani doğrudan kana enjeksiyon yoluyla kök hücrelerini harekete geçirmek suretiyle bu blokajı, bu saldırıyı aşıyorsun. Daha önce okuduğun makalede kök hücrelerin etkinleştirilmesinden bahsediyorlardı. Kök hücreleri nasıl aktifleştiriyorlar?
C: Ses ve ışık
S: (Pierre) Sormadığına şaşırdım: bu 12 günlük tedaviden sonra kaç yıl yenileniyorsun?
C: Bireye ve 3 vücut bileşimine bağlı.
S: (L) Yani beden, akıl, ruh... Yani tek bozuk olan parçan bedeninse, o zaman...
------------------------------------------------------------------------
(Chu) Eski insanların ışık ve sesle yaptıkları şeye mi benziyor bu? Onlar da benzer sonuçlar mı alıyorlardı?
C: Çok yakın.
S: (Pierre) Onlar bunu tarih öncesi taşlarla yapıyorlardı. O frekans kök hücreleri tetikliyordu.
(L) Öyle olduğundan eminim. (Galatea) Şarkı da söylüyorlardı.
(L) Kök hücre tedavisi yaptırırsam sesimi geri kazanır mıyım?
C: Evet
S: (Galatea) Ben bu tedaviyi yaptırsam sırt ağrım geçer mi?
C: Evet
S: (Galatea) Andromeda?
(Andromeda) Peki benim ağrılarım geçer mi ve enerjim artar mı?
C: Evet
S: (Andromeda) Piyano çalabilir miyim? [kahkaha]
C: Hayır

----------------------------------------------------------------------
(L) Pekala, başka herhangi bir konu başlığımız var mı? Bildiğiniz gibi gidip kök hücre terapisi yaptırdım. Dizimin kendini tekrar oluşturup oluşturmadığını bilmek istiyorum.
C: Yavaşça ama kesin bir şekilde.
S: (Pierre) Yüzde kaç tekrar oluşum sağladığını bilmek ister misin? [kahkaha] Tamamlanma yüzdesi?
(L) Mühendis bunu bilmek istiyor: yeniden inşa sürecinin yüzde kaçı tamamlandı?
C: 46 ama yumuşak.
S: (L) Çok yumuşak. Süreç tamamlanmadı. Çok hassas. (Joe) Bir bebeğin dizleri gibi.
(Galatea) Yeni bir diz sahibi oluyorsun!
C: Evet
----------------------------------------------------------------------

Kök hücre tedavisine bu aradan sonra Laura dostumuz gidiyor ve tedavi olup geliyor ,bunun safahatını orijinal kasyopyayı takip eden dil bilen dostlarımız anlattılar ama tekrar hatırlatma yapabilirler, her neyse zaten yukarıdaki alıntılarda olumlu netice aldığını görmekteyiz,

Konuyu kök hücrenin etkinliği üzerinde ve monoteizmi yok edecek ve bütün gücün her zerrede olduğu gibi bu insan bedenimizde de organize olduğunu anlatabilmek için devreye aldım,

"Kök hücreler ise vücutta tüm doku ve organların yapısını oluşturan hücrelerdir. Organizma içinde yer alan tüm hücrelere dönüşebilen ve ana hücre olarak tanımlanan kök hücreler, vücutta ihtiyaç duyulan her bölgede yer alır. Böylece hastalanan veya hasarlanan tüm doku ve organların yenilenmesinde rol oynar."

Olay embryonun altıncı günde mitoz bölünmelerle çeşitli safhaları aşıp organlaşmaya başlaması ile (blastula,gastrula)kök hücreler organ oluşumunda yerlerini alır ve her organın yapısına uygun kopyalamalar yaparak onun özelliğine uygun yapıyı meydana getirir, yani kopyalama, klonlama embryo içinde organ imallerinde en etken ve doğal bir davranıştır,

Sonuçta her organın içinde mesela kalp dokusunda onun işlevini sürdürecek özel kas yapısını sağlayan kopyalanmış hücreler olduğu gibi kök hücreler de vardır,

Ancak kök hücre elde etmede en kolay yol kemik iliğinden veya bebek kordon kanından ,damarlarda dolaşan serbest kandan olur,

Dolly bebek anlatımıyla vaktiyle bu sitede bu kök hücre zenginliğinin ne olduğu ve bedenin her yönünde kök hücrelerin bulunmuş olması hassasiyetiyle ,daha açıkçası her kök hücrede bir birey olabileceğini anlatmaya çalıştım, şimdi de yineliyorum,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27283

Üstün teknoloji ile o eski "uzay filmi" macerasında gündeme düşen ışınlanma ve K.ların sık sık bahsettikleri "molekürazisyon/remolekürizasyonu" kolayca tarif edebiliyoruz,

Bu anlatımın idraki ile her zerrede yani minimal parçada olan var oluş segmentinin yani 7Y nin bütün mevcudatı ile işlev görebileceğini hala anlayamıyor muyuz diye kendimce sorular üretiyorum,

Zira o enerjisel hareketliliği başlatıp madde oluşumunda atomsal yapı teşekkül ettirip ondaki en ufak  dünya biliminde bulduğumuz parçaların dansı ve anlattığımız pencereler yoluyla bilgi alanı ile irtibatta olarak var oluşun bu safhasındaki bütün olanlarla bereber,

Bunları böyle anlatıp bilinçleri kımıldatmak için bir dostuma siteyle meşgul oluyor musun diye sorduğumda ,bana ağır geliyor dedi ,gerçekten ağır mı ,normal lise biolojisi alan bile bunu çözebilir,

Ve bu özetsel izaha cevaba inanıyorum,

Her zerrede biz varız..
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Bedenlerin ruh haznesi olarak kullanıldığına değinmiştiniz. Ruh haznesi derken, kime yönelik ruh haznelerinden bahsediyorsunuz?
C: Ölen bedenler için değiştirme; yani klonlama.
S: (L) Yani yaşamaya devam edebilmeleri için ölen insanların bedenlerini klonlayıp ruhlarını klonlanan bedene yerleştiriyorlar, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ölü bedenleri canlandırıp bu bedenlere başka ruhları koyuyorlar mı?
C: Hayır.
S: (T) Bir saniye, bazılarının... Karıştırdım şimdi. (TK) Ne kadar uzun süre önce ölmüş olduklarıyla ilgili bir sınır var mı? ...
C: Örneğin bir asker ölürse bedeni klonlanıyor, ruhu bu yeni bedene yerleştiriliyor ve sonra dünyadışılara ve Gizli Devlete hizmet için programlanıyor.
S: (L) Yeni beden nereden geliyor? (TK) Klonluyorlar. ...
C: Eski bedenin kopyası.
S: (T) Kopyayı nasıl elde ediyorlar? (L) Klon için gerekli materyali nereden buluyorlar? Biliyorum bu aptalca bir soru. Yanıtı biliyorum.
C: BARM. [Boyutötesi Atomik ReMolekülerizatör]
S: (L) Evet o. (J) Havadan aynı şeyi yaratıyorlar. (T) "Uzay Yolu"nda geçtiği şekliyle "Replikatör." (TK) Bunu yapabilmeleri için ilgili bir kişinin belirli bir şekilde ölmüş olması mı gerekiyor?
C: Hayır.
S: (TK) Ne kadar süredir ölmüş olduklarıyla ilgili bir süre sınırı var mı?
C: Hayır.
S: (T) Çünkü fiziksel bedenin ölse de ruhun devam ediyor. Ruhun ölmüyor ve o yüzden kullanmaya devam edebiliyorlar. (L) Mezardan bedenini almak istemiyorlar, çünkü asıl ilgilendikleri şey beden değil.
C: Sıfır zaman.
S: (T) Çünkü zaman yok... (L) Ruh kalıbının titreşim frekansını kullanıyorlar. Ruh kalıbını başka bir yoğunluğa götürüyorlar, moleküler yeniden oluşum meydana getirmek için BARM teknolojisini kullanıyorlar. Yani atomlar ruh kalıbının etrafında dönerek birleşmeye başlıyor ve daha önce sahip olduğu beden kalıbını tamamen yeniden oluşturuyor. Sonra da ruh ve beden kalıbını 3 boyut ortamına geri getiriyorlar. Doğru mu?
C: Yakın.
S: (T) Tüm o MÖ'ler gerçekten ölmüşler miydi? Yani hepsi gerçekten ölmüş müydü? ...
C: ?
S: (T) Pekala Vietnam demiştiniz. O savaşta ölen 60.000 kişiden 23.000'inin muharebe sırasında aslında ölmediğini söylediniz, doğru mu?
C: Öldüler, yeniden canlandırıldılar.
S: (L) Fiziksel bedenlerden mi bahsediyoruz?
C: Evet.
S: (L) Yani gerçekten ölen ve vücutları yeniden canlandırılanlar vardı, öyle mi? (J) Bir mayına basıp havaya uçmadıkları sürece, evet. (L) Yani kopyalama yöntemiyle değil de, ölen vücutları yeniden canlandırılanlar vardı, doğru mu?
C: Bazıları, ama çoğu kopyalandı.

----------------------------------------------------------------------

Şu aralar savaş vahşeti ve onun bildik eski sahnelerini bolca görmeye başladık, bildik demekten insan olarak utanıyorum zira insanlık gerçekleri anlamayacak kadar bilinç gerilemesi hastalığından kurtulmamış,

KH nin tetiklediği bu eski savaşma alışkanlığının insan üzerinden kalkmaması için nasıl çalıştığını artık sanırım çok iyi anladık,yani hayvan iken ruh yüklenip  avcı toplum halinde o durumdan kurtulamamış neadartal karakterde geri insan halinin şu anda bunca sene geçtikten sonra hala bilinçlerde devrede olması,

Silah sanayiinin gelişip yok olmaması, ekonomiyi pompalayan bir husus olduğunun vaz geçilmez olduğunu,bir finans kaynağını kaybetmek ve insanların bu yüzden açlık çekeceği gerçeği o kadar güzel ve ustalıklı işlenmiş ki ,bunun aksini savunanlar ütyopik deliler olarak tanımlanıyor,

Aksi savunan ve olayı monoteizmin geniş izah edilemeyen sahasına bıraksak biz kendi aldığımız geliştirdiğimiz bilgilere ve bilince haksızlık etmiş oluruz, ne demek istiyorum,

Monoteizme kilitlenmiş bilinç ruhun yolculuğunu akıl almaz bir kısıtlı ve barajlı bilgiyle idrak eder hatta buna inanmayanları yani bir öte alem olmadığını iddia edenleri yargılar ,güzel anti madde alemini bilen ve inanan  olarak aynı fikirdeyiz, ama biz onun teknolojisini az çok biliyor ve anlıyoruz, izah edebiliyoruz, ütyopya nerede,
DNA nın ruhun parçaları olan bizlerin ,bedenlerimizde hatta milyarla sayılabilen kök hücrelerimizin her birinde olan DNA nın foton seviyesindeki nötrino ve pencereler yoluyla fizik ve genetik ruhsal beden veya beden/akıl/ruh manasında olan biteni taşıyabildiğini söyleyebiliyoruz,

Ve bunu bir uydurma veya doğmatik bilgiyle değil dünya bilim camiasında yapılan çalışmalar sonunda tesbit edildiğini biliyoruz, hatırlama için XIII nolu yorumumda da işaret ettiğim gibi,

https://ne-np.facebook.com/Bilimdunyaniz/posts/1402051906816720/

Çaresiz miyiz, hayır, sarıldığımız bilgi kuşağının derinliklerindeki gerçeği bilen ve inanan olarak bu durumun elbet düzeleceği bilincindeyiz zira yeniden doğuş var 6BH nın bilgi faaliyeti var, ve bu insan bilincini lineer zamanda dahi olsa tımar edileceği ve birlik bilincinin elle tutulacağı zamanın mutlak geleceği bilincindeyiz,

Kısaca eterik zaman olgusunu tam kavramaya yönelik bir anlayış bu umutsuzluğu gidermekte etkindir ,o bilinçte isek geçici olarak yoğunluk değiştirmeler vız gelir..

Yukarıda anlatılanların neler olduğu hakkında fazla yoruma gerek yok KH bütün teknolojisini insanları savaşkan hayvan içgüdüsünden kurtulamamış halde tutmaya kullanıyor,

Bir de sonunda  klonlayıp programladığı bu bireylere kendilerini adapte edip deneme yapıp bir şeylerde başarılı olur muyuz umudundalar,

Olunamayacak..
Ara.


Tgur

#1252
Bu son hafta yoğun geçti ,en son yorumu taşıyorum diğerlerini nasıl olsa yayınlarım,

YORUMLAR-XXXVI

S: (L) Grilerin BH olanları var mı?
C: Çok nadir durumlarda Griler BH alanına geçmişlerdir ama kendi doğal ortamlarında, oluşturulma amaçlarına uygun olarak, KH'dirler.
S: (L) BH ortamına geçmeleri nasıl gerçekleşiyor?
C: Doğal koşullar yoluyla; 3. yoğunluk KH ortamında bulunan insanlar için BH seviyesine yükselmek nasıl oluyorsa o şekilde. Çok nadir.
S: (L) Eğer Griler, Kertenkelelerin sibergenetik aletleriyse ve aslında ruhsuzlarsa, bu bazı Kertenkelelerin de BH olduğunu mu gösteriyor?
C: İlk olarak kendi kendine düşünme yeteneği verilen hiçbir varlık tamamen ruhsuz değildir. İçinde bir ruh izi vardır. Ya da hemen hemen ruh izi denilebilecek bir şey. Bu, genel ortamda bulunabilen psişik enerjilerin toplanmasıyla olabilir. Bu esnetilmiş ifade, temel fikirleri anlamanız için. Yoksa durum bundan çok daha karmaşıktır. Yine de ister doğal, ister yapay zeka olsun hiçbir durumda tamamen ruhsuz olmak diye birşey yoktur. Ve sizin bakışınıza göre en ilginç şeylerden biri, sizin 3. yoğunluktaki teknolojinizde, dünyadışı varlıklarla olan etkileşimlerin de etkisiyle, yapay zekanın gelişmeye ve ruh izi enerjisi çekebilecek seviyeye yaklaşmış olmasıdır.
Söylediğimizi anlayabiliyor musunuz? Örneğin kendi başlarına düşünebilecekleri seviyeye ulaşma sınırında olan bilgisayarlarınız, zayıf bir ruh izi oluşturmaya başlayacak.
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala. Organik portallara gelelim. Daha önce OP'lerin ikinci ve üçüncü yoğunluklar arasında bir köprü olarak var olduklarını ve daha sonra 4 KH tarafından bir kontrol mekanizması olarak kullanılmaya başladıklarını söylediniz.
Mouravieff OP'lerin bu döngünün sonunda ruhlu bireylere bağımlı olmanın ötesine geçebilme potansiyelleri konusunda haklı mı?
C: Pek sayılmaz. Döngüden bağımsız olarak bir ruh izi gelişebilir. Ama bir ruhun 4. Yoğunluk BH ile etkileşim halinde "gelişmesi" daha muhtemeldir. KH enerjiyi kendi kullanımı için boşaltma eğilimindedir.
----------------------------------------------------------------------
L:(yorumcunun notu:geniş bir yorum ve sorgulamadan bir kısmı alındı)
4B'deki bu beden üzerinde çalışmalar yapılıyor, sonra bu beden dağıtılıyor ve ruh veya bilinç yoğunluk perdesinden geçirilerek geri gönderiliyor. Bu bilincin taşıdığı manipülasyon modeli, 3B dünyadaki beden içine koyulduğu zaman, içerdiği değişiklikler veya manipülasyonlar gerçekleşiyor. Yani, bunun nasıl olduğu hakkında bir fikrim var ve belki bu sormam gereken bir soru değil, ama... Gerçekten sormam gerekiyor: Bu nasıl oluyor? Bunu nasıl yapıyorlar?!
C: 4B'nin, düşüncenin yaratma gücüne sahip olduğu bir alem olduğunu hatırlayın. Bir zihin, ki burada sizin zihin olarak anladığınızdan çok daha fazlasını kastediyoruz, bir yapı veya yapılması gereken birşey hakkında düşündüğünde, bir bakıma kendisini toplar.
Daha sonra bu yapı yoğunluk perdesinden geri gönderildiğinde, "fikir", sizin gerçekliğinizdeki eşleşen öğeleri kendine çeken bir şablon işlevi görür ve organik montaj süreci gerçekleşir. Cansız maddenin bile minimal bir eşleme bilinci olması sayesinde gerçekleşir bu.
S: (Andromeda) Sanırım bunu birkaç kez okumam gerekecek...
(Artemis) Aynı yöntem soğuk algınlığından kurtulmak için de kullanılabilir mi?
C: Henüz 4B'de değilsiniz.
----------------------------------------------------------------------
"S: (A) Bu kayalara ilişkin olarak, bazı Rusların yeni keşfetmiş olduğu DNA hayalet efekti hakkında bir şey sormak istiyorum. Bu adamlar bir vakum tüpünü alıyorlar ve içine lazer ışınları gönderiyorlar ve detektörlerle fotonları kaydediyorlar. Bir gürültü elde ediyorlar, çünkü vakum içerisinde bir şey yok. Sonra aynı tüpün içerisine küçük bir parça DNA yerleştiriyorlar. Bu DNA parçasının kendine has bir şekli var. Tekrar lazer bombardımanına tuttuklarında fotonlar, bu DNA molekülünden belirli bir dalga formunda yayılıyorlar ve bu form da DNA molekülünün iç yapısına göre şekilleniyor. Daha sonra DNA yı tüpten alıyorlar ve boş tüpe lazer göndermeye devam ediyorlar ve 1 ya da 2 ay boyunca vakumdan, sanki aynı DNA oradaymış gibi aynı dalga formunu elde etmeye devam ediyorlar. Ve buna 'hayalet DNA' adını veriyorlar.
C: "Hayalet" , DNA yapısının içerisinde bulunan bilinç tortusunun kalıntısı.
S: (A) Peki bu kalıntı nerede bulunuyor ? Vakumun içerisinde mi, vakumun titreşimlerinin içerisinde mi , vakumun içerisinde bulunan çekimsel bir alanda mı , bir takım doğrusal olmayan elektromanyetik alan içerisinde mi ? Nereye yerleşiyor bu kalıntı ? Neye tutunuyor ? Kendini nereye konumluyor ?
C: Son üçüyle hedefe iyice yaklaştın.
S: (C) Bu bir yastıkta iz bırakmak gibi değil mi ? (A) Evet ama bu vakum. (L) Sanıyorum bir vakum bizim düşündüğümüz gibi bir şey değil. Bizim algılama yeteneğimizin ötesinde bir şeye sahip. (A) Yani, DNA yapısı içerisinde bilinç bulunuyor.
----------------------------------------------------------------------

Evvelce hayalet DNA şeklinde konuyu işlemiştik ,anti madde aleminde taşınan izi bu şekilde tarif etmeye çalışmıştık ,

Şimdi ise bilgisayarların bile bir ruh izi taşıyabileceği konusunu anlamaya açmaya çalışıyoruz,

Olay düşünebilmeye yönelmiş bir var oluş elemanı ruh izi taşımaya yani ruh sahibi olmaya aday, konuyu "insan biolojik bir kompiturdur "ifadesi ile tanımlamaya çalışan başka bir kanal bilgisi içinde düşünelim ve bir deney mahsulü olduğumuzu tekrar hatırlayalım,

Yaratımda 4B nin teknolojik özelliklerini inceledik ,bir primat içine yerleştirilen insan ruh izinin nasıl etrafını etkileyip gerekli çekimleri yaparak teşekkül ettiğini Neandartal insanda anlatıldı,

"S: (L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S: (L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S: (L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S: (L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler... "

Ve şu izahı da akla getirelim,

"Daha sonra bu yapı yoğunluk perdesinden geri gönderildiğinde, "fikir", sizin gerçekliğinizdeki eşleşen öğeleri kendine çeken bir şablon işlevi görür ve organik montaj süreci gerçekleşir. Cansız maddenin bile minimal bir eşleme bilinci olması sayesinde gerçekleşir bu."

Anlattıklarımın tekrar tekrar sergilenmesi bana da ters geliyor ama bilenlere sözüm yok, onlara da ters gelebilir ve bize başka şeyler anlat der gibi olduklarını hissediyorum ,yalnız burada o vaz geçemediğim öğretmen tavrımdan acizane bahsetmem lazım, çok yakışık olmayan bu durumumdan kurtulamıyorum tavırlarıma yapışmış gibi ve o Anadoludaki yetersiz sınıflarda olan okullarda aynı derslikte kişilere beraber ders vermek gibi geliyor 1,2,3,4, ve ilh. sınıflara beraber aramıza yeni katılan daha yeniler, tazeler var,

Geç bunları..
https://youtu.be/t-a6ARuBAhg

Bu mızıldanmalardan sonra konumuza dönelim,yalnız ne olursak olalım buradaki 4KH mensubu olduğumuzu ve davranışlarımızda bu aksak durumlarla beraberliğimizin onları da fark ederek bertaraf etmek temizlemek istediğimizi belirtmek gerekir,
BH adayı olmak için çırpınmalar,

"KH enerjiyi kendi kullanımı için boşaltma eğilimindedir."K.notu ,
Olay anlaşılmıştır, yapay zekalı düşünebilecek ve fikir yürütebilecek şekilde yapısındaki elektronik bağlantıların devrelerin mükemmeliyetine bakılarak bu hali bu tip icatlarda idrak etmeliyiz,chipler,silikon bazlı iletişim mükemmeliyeti sanki organik sinir ağının benzeri gibi çalışmaya başladılar yakınlarda chiplerin imalindeki yetersiz miktarda olmaları mesela otomotiv sanayiinde kriz yarattı, cep telefonunun mahareti siri v.s ,yirmi sene evvel aklımızın köşesine bile takılamazdı,

-----------------------------------------------------------------

S: (L) Işık ve çekim, optik ve atomik parçalar, madde ve anti-maddeden bahsederken ve tüm bunların hepsinin bu geçişi açıklamanın yolları olduğunu söylerken doğruya yakın mıyım? Bu üçü gerçekten birer çift mi?
C: Yakın.
S: (L) Dalga işlevini çökerten şey nedir?
C: ? S: (L) Bilinç mi?
C: Evet...
S: (L) Dahası var. Bu bilinç... (T) Bir üçüncü yoğunluk kavramından, şu anki fizikselliğin mevcut olmadığı bir dördüncü yoğunluk kavramı elde etmeye çalışıyoruz. Dördüncü yoğunlukta bozulmadan ışık hızıyla gitmek gibi bir sorunları yok çünkü orada böyle birşey yok...
C: Yakın.
S: (T) Yani bizim için bunu üçüncü yoğunluk açısından düşünmeye çalışmak...
C: Anahtar; fizikselliğin değişkenliği.
S: (L) Fizikselliği değişken yapan şey nedir?
C: Bilinç ile madde arasındaki bağlantının farkındalığı.
S: (L) Bilinç ile madde arasındaki bağlantı nedir?
C: İlüzyon.
S: (L) İlüzyonun özelliği nedir? (T) Bilinç ile madde arasında herhangi bir bağlantı olmadığı. Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon. Üçüncü yoğunluğun sınırlı algısı...
C: Hayır. İlüzyon, bağlantının olmaması.
S: (L) Yani buradaki ilüzyon, bilinç ile madde arasında bir bağlantının olmadığının düşünülmesi.
C: Evet.
S: (T) İlüzyon, bağlantının olmadığının düşünülmesi. Üçüncü yoğunlukta... (L) Buldum! (T) Sakın bir anda yok olayım deme! [Gülüşme] (L)
Aradığımız bağlantı, bilincin madde oluşu.
C: Yakın. Peki ya aynı zamanda tam tersine ne dersin?
S: (L) Ve aynı zamanda herşeyin tersi. Işık ile çekim, optik ile atomik parçalar, madde ile antimadde... Bir sonraki seviyeyi anlamak için herşeyi ters çevir... Bu kadar kolay olamaz. (J) Bir saniye, çekim eşittir ışık, atomik parçacıklar eşittir optik, anti-madde eşittir madde mi? Hepsi dengeyle ilgili. (L) Ve sonuç her zaman sıfır.
C: Ve sıfır da sonsuzluk.
S: (L) Yani diyorsunuz ki, buradaki ilüzyon, arada ayrım olduğunun sanılması. Arada fark yok, aynılar, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Mekan/zamanda sıçramalar yoluyla gideceğin yere hemen varabilirsin. (L) Veya bunu tersine çevirecek olursak anlayabiliriz ki, bizimle örneğin Alfa Sentauri arasında hiçbir mesafe yok. Mesafe ilüzyonunu yaratan şey, algının sapması.
C: Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey "teknoloji."
S: (T) Teknoloji şu anda geliştiriliyor. (J) Teknoloji muhtemelen zaten geliştiriliyordu. Sadece gizleniyor.
C: Evet.
S: (L) Bu etkileşimin önemli sonuçları olacağına dair garip bir his duyuyorum.
C: Evet.
S: (L) Bir ipucu?
C: Verebiliriz, ama daha sonra.
S: (T) Bunlar önemli sonuçlar mı?
C: Evet.
S: (L) Bu akşam için söylemek istediğiniz herhangi başka birşey var mı? (T) Kendimize aktarmamız gereken başka birşey var mı?
C: Hayır.
-----------------------------------------------------------------

Bu alıntının başlangıcı Bir üstün bilinçli fizikçi olan Roger Santilli isimli kişi ile oldukça hassas ve ancak fiziğe yatkın olanların daha iyi seçebileceği harika bilgilerle dolu,

Çekim ,elektromanyetizma,madde, anti madde, optik, ışık gibi faktörlerin yer aldığı ve bir ara çekim hakkında yazdığım alıntıladığım konuların üzerinde gezinme gibi,

Bu alıntıda şu husus üzerinde duracağım,

"S: (L) İlüzyonun özelliği nedir? (T) Bilinç ile madde arasında herhangi bir bağlantı olmadığı. Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon. Üçüncü yoğunluğun sınırlı algısı...
C: Hayır. İlüzyon, bağlantının olmaması. "
Kısaca ve kabaca bilincin maddeyi yarattığına inanmayan bir kalabalık içerisinde eğer aksini düşünen ve inanan iseniz ,buna inanmayanlar bu illüzyon altında demek ,onun için madde için devamlı illüzyon benzetmesi yapıyorum ,zira ben bu bağın olduğuna katiyetle inanıyorum,

12.11.2005
Sonsuzlukta bir başlangıç olarak yaratıldı madde alemi
Yani her varolan sonsuza bağlı olduğunu bilmeli
Sonsuzu anlamaya çalışmak durmasın
Buna yönelen insan şartlanmışlığını mutlak yenmeli

Sonsuz, bilinmeyen diye tanımladığımızdır
Bilinen ise her şey sanıp yanıldığımızdır
Her şey aslında sonsuzluğu da içerir
O zaman bir bilgide takılmak yanlışımızdır

Burada kendimizi parlatma merakında değiliz ,evvel emirde bu lütfen anlaşılsın ,sadece izahımıza samimi yollar ararken eski yazdıklarım bana kılavuz oluyor, öbjektif bir bakışla değerlendirilirse gerçek görülür,

Her neyse uzatmadan sadede gelelim, anlatmak istediğim gerekli bilgi teçhizatın kuşanmadan yani farkındalık konusunda eksiklik varken eğer 4Y e çıkılmışsa olay felaket olur,bunun hakkında şimdi kafi vaktiniz yoksa sonra da izleyebileceğiniz ilginç bir alıntı,

https://www.youtube.com/watch?v=K8UVALocDnk

Ve bununla ilgili ,

"S: (L) Morris K. Jessup'un dipnotlu kitabında, dipnotları yazan üç kişi vardı: Bay A, Bay B ve Jemi olarak bilinen kişi. Referanslardan biri, Kenneth Arnold'un yaptığı bir gözlemle ilgiliydi. Bu gözlemle ilgili olarak Bay B şöyle yazmış: "Üzülme Jemi, onlar HM gemileri, G adamları değil. Bu gelişmiş bir tür ve bir eğitim uçuşundaydılar. Liderlerinin onların güç alanlarıyla bağlantı kurmasının nedeni buydu; bir korku bloğu oluşturmadan onlara uzaktan kontrolü öğretmek." Şimdi, HM gemisi nedir?
C: Hafif madde.
S: (L) "G adamı" nedir?
C: Gizli düzen üyesi.
S: (L) Gizli düzen nedir?
C: Siz keşfedin.
S: (L) Liderlerinin onlara uzaktan kontrolü öğretmek için onların güç alanlarıyla bağlantı kurması ne demek?
C: Kendini açıklıyor.
S: (L) Jessup'un, tarihte insanların gizemli kayboluşlarıyla ilgili tartışmasına yaptığı yorum oldukça ürkütücü. Kitabın kenarında şöyle yazıyor: "Hey, eğer bunun nedenini bilseydi şoktan ölürdü!" Bu ne anlama geliyor?
C: Şu anda bunu ifşa edemeyiz.
S: (L) Yani diyorsunuz ki, bu gezegende, şimdiye kadar bize anlattıklarınız dışında bir sürü şey dönüyor, öyle mi?
C: Elbette.
S: (L) Eğer çok daha fazla şey varsa, ve eğer bunları öğrenseydik "şoktan ölür müydük?"
C: Belki.
S: (L) Bu hiç hoş değil. Kitapta Jessup pilotların uzaygemileri tarafından dondurulup görünmeden götürülmelerinin mümkün olup olmadığını merak ediyordu. Bay B kitabın kenarına şu notu düşmüş: "Eğer bu deneyimi yaşamış olsaydı, sesi çıkmazdı ve hayatı boyunca bir daha bu konuda ne yazar, ne de konuşurdu. Çünkü bu kişinin zaman algısını felç ediyor, zihinsel biliş, işlev ve hafızayı devredışı bırakıyor. Hiç bilgisi yok, olamaz da. Sadece tahmin yürütüyor."
C: Evet.
S: (T) Evet ne?
C: Aynen doğru!
S: (L) Bu kitapta pek çok terim var...
C: Çok fazla veri.
S: (L) Bu yorumları kimin yazdığıyla ilgili varsayımlar vardı. Bu kitaptaki notları kimin yazdığıyla ilgili olarak bize bir ipucu verebilir misiniz?
C: Keşfedin. Size herşeyi söyleseydik, iyi olmazdı!!
S: (L) O halde bu geceyi sonlandırabiliriz.
C: İyi geceler.
S: (L) Kitaptaki terimler şunlar: ana gemi, ev gemi, ölü gemi, büyük gemi, büyük bombardıman, büyük dönüş, büyük savaş, küçük adamlar, güç-alanları, derin dondurma, denizaltı binaları, ölçüm işaretleri, devriye gemileri, manyetik ve yerçekim alanları, elmas tabakaları, kozmik ışın güç kesicileri, denizaltı kaşifleri, kakma çalışması, temiz iletişim, telapati, yanan giysi, düğüm vorteksleri, ağlar ve kaybolan uçak ve gemilere neler olduğu. Jessup'un kitabının üç yorumcusu garip fırtınaların, bulutların, gökten düşen cisimlerin, garip izlerin, ayak izlerinin ve çözemediğimiz diğer şeylerin açıklamasını yapıyorlar. (F) Tüm bunları öğrenmeye çalışsaydın, bu tıpkı kocaman bir meyveyi ısırıp bir kerede yutmaya çalışman gibi olurdu. (L) Böyle şeyleri "keşfedin" diyorlar. Böyle şeyleri nasıl keşfedebiliriz ki? (F) Adım adım gelecek. (J) O kadar önemli değil. (L) Önemli, çünkü bilginin koruduğunu söylüyorlar ve bunlar bilgi. (F) Biliyorum, ama hepsini bir kerede öğrenemezsin.
Son üç yılda ve son sekiz ayda ne kadar çok şey edindiğine bak. Çok sabırsızsın. Tüm bunların hemen zihnine girmesini ve sonrada geri dönüp çocuklarınla eğlenmeyi, patlamış mısır yemeyi ve film seyretmeyi bekliyorsun. Ama öyle işlemiyor. Tüm bu bilgileri bir kerede öğrenseydin böyle olurdun. [Aşırı spastik bir ifadeye bürünüyor. (Gülüşme)] İstediğin şey bu mu? (T) Evet, çocuklar mısırlarını alıp annelerini seyrederlerdi! Filmden daha iyi. (F) 3'üncü yoğunlukta kalan tüm vaktin "e-e-e-e-e" diyerek geçerdi. [Gülüşme] Doktorlar gelip sana glikoz iğnesi yapar ve midene besin aktarırlardı ve sen bunu hissedemezdin. Hala "e-e-e-e-e" sesleri çıkarıyor olurdun. Tüm bunları hemen öğrenemezsin! Zaman ilerledikçe bilgimizin çok artacağını hissediyorum. Her bir celseyi sindirmemiz gerekiyor. Bunları kamyona yüklenen bir yük gibi zihnine sokamazsın. (T) Yapmamız gerekenleri yapıyoruz. (F) Kitaptaki dip notlarının bazılarının, tüm bunları çocuk oyuncağıymış gibi bilen bir 4'üncü yoğunluk varlığından geldiğinden şüpheleniyorum. Ama mesele değil. Henüz orada değiliz. (L) Neden biri bu kitaba notlar ekleyip ONI'ya göndersin ki? (F) ONI'ya ne kadar az şey bildiklerini göstermek için. (S) İşe yaramış. Artık bir araştırma grupları var! (F) Ayrıca çok fazla şeyi çok hızlı öğrenseydik, film izlerken birden kapın çalardı ve kapıda gri giysili birileri seni sorardı! "

4Y e nasıl çıkılacak kriter nedir bunun analizini yapacak güçte ve bilgide değilim ,çıkıldığını düşünelim,yukarıdaki yorumda oldukça fazla ve ilginç bir şekilde işlenmiş ,zira bu yoğunluğun geçici veya kısmen fiziksel bir alem olduğu söyleniyor ,yani fiziksellik bir süre devam edebiliyor özellikte,

Birdenbire bir idrak geldi ,sakın bu izahat dalganın geldiği ve ortamımızı kapladığı an yani şu zamanlar olmasın, Sezar bile bu anları bekliyor,evvel anlattık,

Dalganın geldiği an hakkında K.ların söylediklerini hatırlayalım bir kısım insan hala 3Y şartlarında olduklarını bilecekler ve olası felaketleri yaşayacaklar, ya farkında olanlar ,

Bunu yaşamayacaklar,

O halde KH nın hala hüküm sürdüğü ve yönetmek için can attığı bölüm bu 3Yi yaşayanlar olacak,

Zira besinleri bu illüzyonun esiri olanların devreye alıp yaşam diye oynayıp kin,intikam,hırs,kıskançlık ,maddeye tapma ,gibi negatif usulleri sorgulama yapmadan yaşamayı başka şekil olamaz diyen yankı odalarındakilerden olacak,

Bu kişilerden BH a geçiş olabilir işte onlar bu illüzyonun bilincin yarattığı inancında olan bölüme yanaşmak ve idrakle olacak, ve geriye dönüş yok yani BH ı seçen KH olamaz,

Bütün bu izahlar sonunda akla şöyle bir soru gelmiyor mu ,

Ya şimdi biz hangi durumdayız,

Dalga gelmiş ve şu anda etkisi altındayız, ayırım ve anlamak için öyle hassas çizgiler falan aramaya lüzum yok inanıyorsanız, adanma tamamsa K.ların devamlı söylediğini hatırlayınız,

"S: (Scottie) Size söyleyip duruyorum, teleportasyon için megalit gibi birşey bulalım! (L) Peki önümüzdeki yıl? Bizim için, grup için?
C: Doğru yol üzerindesiniz! Hem siz için, hem de grup olarak, yeteneklerinize ve daha yüksek yoğunlukların ve enerjilerin gerçekliğine inancınızı sürdürün. Bu yaklaşımın etkililiğine dair çok büyük kanıtlar göreceksiniz. Oyun sahası eşitlenme sürecinde. Ve... Yardım geliyor! "
"Yardım yolda, bekleyin görün.."

Bütün  beyanımız sonunda hani inanıyordun ,başına zelzele gibi bir felaket geldi,doğrudur, ama geçiş yapmadım henüz,

Ve şu anda bulunduğum bölge kırkbeş sene insanları ile haşır neşir olduğum bir bölge ,karmik bazı olayların gerçekleşmesi gerekiyor belki, buralarda eksik bıraktığım veya karşılaşacağım başka şeyler var sanırım ,zira halen oturduğum evi kolayca buldum eski bir müşterim idi, ama o da şu andaki aşırı kira artışlarının esiri olup oğlum evleniyor bahanesi ile çıkartmayı istedi ve ben eşimle bu yaşta aynı apt. nın alt dairelerinden birine yerleşmekle meşgulüm o da hallolacak

Yakınlarda bir rüyamda bir apt.üst katlarında iken mesela 7, katta idim gök yüzünde kılıç gibi uzunlamasına bir ana gemi gördüm ve ayrıca o geminin çeşitli yerlerine uçuşlar yapan küçük gemiler ,bu arada iki dünyasal uçağın etrafımda dolaştığını gördüm ve birisi pike yapıp daha doğrusu türbülansla geldi bulunduğum apt.nın dibine burun üstü çakıldı arka tarafı sağlam vaziyette, apt na zarar vermedi , patlama falan olmadı ve ben diğer uçağın ne tarafa düşeceğini beklerken uyandım,

Şu anda biraz sıkıntılı ve maddi zorluklarla bulunduğum apt.nın birinci katındayım ,yani oraya taşındım intikal dün cereyan etti, şimdi bunları yazıyorum,

Ayrıca evim hastanenin bitişiğinde ve o hastanede eşim de çeşitli hastalıklarla yoğun bakım dahil bir çok macera geçirdim, kimbilir, dışarı çıktığımda eskilerle merhabalaşma devam ediyor, bedensel karşılaşmaların da bir sebebi var diye düşünüyorum,

BH adayı olmak için bakalım başka hangi saldırılarla karşılaşacağım veya karma borcu ödeyeceğim, teker teker değil hep birden gelin,
Bütün bunlar ,bu anlattıklarım ve başıma gelenleri yorumlarken algıda ne kadar zenginleştiğimi görüp beni mutlu ediyor, her felaketin daha doğrusu oluşan her şeyin bir sebebi vardır ,dersler,

Sonra bu illüzyonun içindeyiz deyip bir an evvel buralardan kurtulma isteği içinde olmak ta hatalı bence ,bulunulan her yer evimizdir ve şartlarına uygun yaşama durumumuz var kendimizi soyutlayıp kristal köşklere kaçamayız,

Anı yaşayacağız..

Dikkat edilirse K.lar ne diyor,
"Aradığımız bağlantı, bilincin madde oluşu.
C: Yakın. Peki ya aynı zamanda tam tersine ne dersin? "

Tam tersinin ne olacağını izah için bu olay iki yönlü önemle kabul edilmeli,

Yani illüzyonda iseniz buradan bilincin farkındalık özelliğindeki üst taraflarına ulaşmaya çalışmalısınız ,aynı güç ve hevesle, bilgiyle farkındalığa ulaşalım diye ağzımıza pelesenk yaptığımızın sebebini anlayabiliyor muyuz,

Dilimdeki sertliği mazur görün gelen idraklerle heyecanlanıyorum,

Eğer biz "fizik beden/genetik beden/ruhsal beden" trinitesini seçmiş ve oynuyorsak  bu konuları idrak etmeliyiz,her tür bedenin etkisi altındayız ve özelliklerini hakkıyla özümsemeliyiz, herhangi birini göz ardı edip yok sayamayız,

Müziğin her çeşidini severim Beethoven i dinlemek tüylerimi ürpertir ama Bizim Neşet bakın neler söylemiş o net sesiyle,
https://www.youtube.com/watch?v=s6vXWtNZu0c

Ara..


Tgur

#1253
YORUMLAR XXX
 
S: (L) İnceleme amaçlı olarak alınmış olan insanlar, kaçırılmış kişiler miydi?
C: Ölü.
S: (L) Ölmüş insanlardı. Harika. Ölmüş insanları mı kaçırdılar? Yoksa canlıyken mi kaçırdılar?
C: Hayır.
S: (L) Aracın kaza yapması nedeniyle mi öldüler?
C: Hayır.
S: (L) Peki o zaman buradaki hikaye nedir? Başka hangi seçenekler kaldı?
C: Alındılar.
S: (L) Ölüm sırasında alınıp remolekülerize mi edildiler? Daha önce tartıştığımız şeyi mi kastediyorsunuz?
C: 3'üncü yoğunluk.
S: (L) Üçüncü yoğunlukta mı remolekülerize edildiler? Bunu mu söylüyorsunuz?
C: 3'üncü yoğunlukta alındılar.
S: (L) Lütfen bir insanın alınmasından neyi kastettiğinizi söyleyin.
C: Öldükten sonra alındılar.
S: (L) Yani ölmüş bedenleri aldılar, öyle mi?
C: Evet.
S: (LM) Neden? (L) İncelemek için. Bu cesetleri canlandırmayı mı planlıyorlardı?
C: Açık.
S: (L) Bir ölümden sonra yeniden canlandırmak için cesetleri alıyorlar mı hiç?
C: Evet.
S: (L) Cesetleri alıp yeniden canlandırınca, o bedeni kullanmış olan ruhla mı canlandırıyorlar? Ruhu yakalayıp geri mi koyuyorlar?
C: Hayır.
S: (L) Bedenleri yeniden canlandırırken, dünyadışı bir varlığın ruhuyla mı canlandırıyorlar?
C: Çok sayıda olasılık.
S: (L) Cesetleri ruh olmadan canlandırmaları mümkün mü?
C: Evet.
S: (L) Cesetleri ruhsuz olarak canlandırdıklarında, zombi gibi bir varlık mı oluyor?
C: Hayır.
S: (L) Bu konuda bize biraz daha bilgi verebilir misiniz? Eğer onları ruhsuz olarak canlandırıyorlarsa, buradaki canlandırıcı güç veya enerji nedir?
C: Diğer insanlardan ayırt edilemez.
S: (L) Diğer insanlardan ayırt edilemez. (LM) Bu nasıl mümkün olabilir?
C: Teknoloji herşeyi mümkün kılıyor!!!
S: (L) Elbette 4'üncü yoğunluk teknolojisinden bahsediyorsunuz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bir çeşitli enerji yüklenerek yeniden canlandırılan bir beden... (SV) "Çi" enerjisi olabilir mi? (L) ... Biz ruhu fiziksel bedenin canlandırıcı gücü olarak algılıyoruz. Yani ruh gittiğinde beden ölür. Doğru değil mi?
C: Sınırlı veriye dayalı varsayımlarda bulunuyorsun.
S: (L) Peki o halde bir bedenin ruh olmadan nasıl yeniden canlandırıldığını söyleyerek veritabanımı genişletir misiniz?
C: Karmaşık teknoloji; elektronik biyo-üretim frekans uyumlaması ve tüm işlevlerin izlenmesi ve kontrolü için son derece yüksek frekanslı radyo sinyali aktarıcıları; düşünce kalıbı taklidi ve duygu frekansı titreşim oranı modülasyonu dahil!!!!
S: (L) Bunu yaptıklarında fiziksel beden...
C: Evet.
S: (L) Kan, kalbin atışları ve herşey...
C: Hücre dahil tüm işlevler taklit ediliyor.
S: (SV) Peki ya aura? (L) Böyle bir varlığın aurası olur mu?
C: Projekte ediliyor.
S: (L) Diğer tüm frekanslar ve diğer şeyler gibi o da projekte ediliyor. Peki... (SV) Etrafımızda bu türde yürüyen çok ölü var mı?
C: Matrix materyalinde anlatılan "Robotlar"ın yerine kullanılan varlıklar.
S: (L) Normal bir insanın bu tür bir varlığı tespit etmesi mümkün mü?
C: Hayır.
S: (L) Tüm gezegende normal bir insanmış gibi davranan, bu türde yaklaşık kaç varlık var?
C: 2.000.000.
S: (L) Yaklaşık 2 milyon mu?
C: Evet.
-----------------------------------------------------------------
(L) Evet, pekala... Gaby'nin gördükleri ve bu garip vakaların ortaya çıkmasıyla birlikte işler tuhaflaşıyor. Ark'ın gördüğü rüyalarla işler daha da tuhaflaşıyor. Uzun zaman önce rüyaları kaydetmemizi söyledikleri bir celse vardı, hatırlıyor musunuz? 1997 veya 1998 yılıydı. Ark ile konuşuyorlardı, sanırım özellikle rüyalar hakkında. Bize bir şeyler olduğunu söyleyecek veya bizi uyaracak bazı rüyaları olacağını söylemişlerdi. Sanırım rüyada içeri girmeye çalışan bir zombi ve siyah lekemsi bir hayalet görmek, temelde bize dışarıda pek hoş olmayan şeyler olduğunu söylüyor. {Kuyruklu yıldız bombardımanı vb. gelecekteki gezegensel değişim türündeki olayların tartışıldığı 4 Temmuz 1998 celsesi kastediliyor. Bu celse aynı zamanda insan-evren bağlantısından bahsedilen ilk celseydi: "İnsanlığın deneyimsel döngüsündeki felaketler bu komet kümesinin geçişine tekabül ediyor." ve "İnsanlığın deneyim döngüsü, afet döngüsünün yansıması. Dünya periyodik bir temizlik şeklinde bundan fayda görüyor. İşaretlere dikkat etme zamanı. İşaretler çoğalıyor. Eğer dikkat ederseniz siz ve başkaları tarafından 'hissedilebilirler' bile." Mevcut celse ile bazı çağrışımları olan çok ilginç bir celse. Her halükarda, rüyalarla ilgili kısım şuydu:
Eklenti:
S: (L) Bu şimdilik bir kenara koymam gereken bir konu mu?
C: Dilediğin gibi devam edebilirsin, ama bir kulağın ve gözün de mevcut olaylarda olsun. Ve, çok önemli; rüyalarınızı kaydedin. Arkadiusz da!
S: (L) Rüyalarımızda bizimle bazı iletişimler mi olacak?
C: Vizyonlar.
S: (L) Bu vizyonlar nereden gelecek?
C: Eter. }

----------------------------------------------------------------------

(Joe) Aşılanan insanların kollarına mıknatısların yapıştığını gösteren videolar gerçek mi?
C: Bazıları. Bazı yerler ve belirli aşı serileri.
S: (Joe) Peki bu mıknatıslar neye çekiliyor?
C: Daha sonra kullanılacak.
S: (L) Ürkütücü! Ne için kullanılacak?? [kahkaha]
C: Yönlendirilen ışın uygulamaları.   
S: (L) Bu da ürkütücü. Bu yönlendirilmiş ışın uygulamalarından herhangi biri zombi kıyameti senaryosunu kapsıyor mu?
C: Yakın
S: (L) Ooo, ürkütücü! [kahkaha]
(Joe) Bir önceki celsede bazı aşıların insanları kontrol etmek için kullanılacağını söylerken kast ettikleri şey bu muydu?
C: Evet
S: (Andromeda) Peki bu aşı serilerinin yüzde kaçı bu teknolojiye sahip? (Joe) Veya kaç kişi?
(Andromeda) Evet, kaç kişi?
C: Yüzde 12.
S: (Joe) EPEYCE kişi yani.
(Niall) Sanırım hepsi Pfizer alanlar.
(L) Çok fazla kişi bu ama yine de...
(Gaby) Çoğunlukla Kuzey Amerika'da mı?
C: Evet
S: (L) Çünkü Gaby hastalarını test ediyor ve hiçbiri manyetikleşmeye dair herhangi bir kanıt göstermedi. (Joe) Gaby bu kontrolü gizlice yaptı.
(Artemis) Evet, "Hey, nasıl hissediyorsun? Bu sana yapışıyor mu?" falan. [kahkaha]
(L) Koluna bir buzdolabı mıknatısı koyabilir miyim? [kahkaha] Pekala, sıradaki soru.
(Joe) COVID-19 aşılarıyla aşılanmış bazı kişiler aşılanmamış kişilere herhangi birşey bulaştırıyor mu?
C: Evet
S: (Joe) COVID mi bulaştırıyorlar?
C: Evet
S: (Joe) Başka birşey?
C: Pek değil.
S: (Joe) Olayı sürdürebilmelerinin yollarından biri bu.
(L) İnsanları aşılıyorlar ve sonra aşılanan insanlar virüsü yaydığı için daha fazla insana bulaşmaya devam ediyor.
C: Evet
S: (Joe) Devletlerin bunu yapmaktaki ve pandemiyi sürdürmekteki asıl amacının basitçe insanları kontrol etmek, insanları daha güçlü bir kontrol düzenine doğru sürüklemek olduğunu söylemek doğru olur mu?
C: Evet

-----------------------------------------------------------------

Zombiler konusuna pek yakın değildim, filimlerini falan es geçtim,soğuk ve acımasız bir konuydu, ta ki rüyamda yakın bir arkadaşımın öldükten defnedildikten sonra elbiseleri ile beraber hiç olmamış gibi yakınımızda bizlerle konuştuğunu görene kadar,

Uyanınca tabii şok bir vaziyette ve tatsız hislerle dolu olarak konuya eğilmem icap etmesi fikri doğdu, K. mesajlarını tararken üzerinde oldukça fazla görüşülmüş fakat ben dikkat göstermemişim durumu ortaya çıktı ,şimdi biraz dokunacağım istemeyerek pek tad almadan,

Farkındalık konusunda bilgi üzerine her çalışma önemlidir,

Zombi konusunda fazla durmak istemiyorum ,kıyamet tellallığına bürünmek gibi,ancak yukarıdaki bir iki aktarımdan cesetlerin alınması hazırlanması ve en sonlarda oldukça fazla sıkıntı çekilen pandemide aşılananların bir kısmının nelere maruz kalacağını görüyoruz ve neler yapılabildiğini anlıyoruz , 4Y teknolojisisnin nasıl gelişmiş ve bizlerin şimdi akıl alamayacağı bir özellikte olacağına teslim oluyoruz ancak tek teselli bu hadisenin farkındalıkta yükselip üst yoğunluğa geçme imkanı olunca bizlerin de uğraşabileceği anlayabileceği bir konu olduğuna inanabilmek ,

"Siz evrenler yaratacaksınız"

Monoteist düşünceyi nasıl yok ettiğini ve gücün evrenin her zerresinde ve yükselişte olan insanda da olduğunu anlayabilmek,

Fazla uzatmadan bu bahsi şimdilik kapatıyorum.

----------------------------------------------------------
C: Evet
S: (L) Yani bu şeylerin hiçbirinin bilinçli olarak farkında olmasak bile bir şekilde kendimizi savunmamıza yardımcı olacak bir yola girdik?
C: Siz tam olarak farkında değildiniz ama rehberlik vardı.
S: (Perceval) Birisi Arky'ye Prag'daki konferansa gitme konusunda ısrar etmesi için rehberlik ediyordu.
(Pierre) Vincent'ın ölmüş olmasına veya başka bir düzlemde bulunmasına rağmen o enerjinin birikmeye devam ettiğini söylediler. Yani ölümünden sonra o enerjiyi yoğunlaştırmaya devam etmeyi başardı bir şekilde?
C: "Donuk durumun" nedeni kısmen bununla ilgili.
S: (L) O donuk durumda bir jeneratöre falan mı dönüştü? (Galatea) Bir kötülük piline dönüştü.
(L) Evet, bir kötülük pili gibi.
(Andromeda) Peki zaman zaman bu tür enerji faaliyetleri yapmalı mıyız ve bunu yaparsak yeni terörist saldırılar mı yaratıyor olacağız?
C: Bu kadarı yeterliydi, teşekkürler!
S: (Scottie) Evet, öncelikle, Vincent Bridges'ın kendisinin karanlık bir büyücü gibi birşey olduğundan çok emin değilim.
Karanlık Sanatlar, ruhunun ele geçirilmesi falan, bunlar berbat şeyler. Buna bulaşmak istemezsin. Sadece Laura'yı ve kendimizi korumak için birşey yapmak istiyoruz. Yoksa "Evet, gidip şunları mahvedelim!" gibi davranmak istemezsin. Ve o enerji olayının tamamen Vincent'ın ürünü olduğunu, onun tek başına öyle bir enerji seviyesi oluşturabileceğini hiç sanmıyorum...
(L) O yalnızca bir araçtı!
(Scottie) Kullanılıyordu yalnızca.
(L) O enerji serbest kaldığında bunun şiddet olaylarına neden olduğunu söylediniz. Peki bu şiddet olayları bizden mi kaynaklandı, Prag'a gidip birşeyler yaptığımız için?
C: Hayır hayır hayır!!! O olaylar 4KH'nin hedeflerine ulaşamama nedeniyle duyduğu kızgınlığın sonucuydu.
S: (Galatea) Nefretlerini saçtılar ortaya. (Pierre) Berbat birşeydi.
(Chu) Hedefleri Laura'ydı ve ona fırlatılan enerji onu ıskaladı. Ve 4KH buna çok bozuldu.
(L) Ve Vinnie'yi bir tür astral durumda bana karşı bir kanal olarak dondurulmuş bir durumda tutma şeklinde özenle kurdukları o küçük mekanizma da işe yaramadı çünkü fişi çekmiş olduk bir anlamda!
(Perceval) Tuz dökmemizin bunda herhangi bir etkisi oldu mu?
C: O sadece fiziksel olarak faydalıdır; en önemli hususlar tam farkındalık ve konsantrasyon ve artı, daha önemlisi, pozitif koruma sağlayan kozmik güçleri kanallamanızdı.
S: (L) Bundan şunu anlıyorum ki farkındalığın kendisi temas potansiyeli farkının bir parçası. Bir akım söz konusu olduğunda, bu bir sürü elektron demektir ve elektronlar yükte bir fark olduğu için bir yere akar. Bu tuhaf çünkü bu sanki kafamda: sanki tam bir farkındalık alanı maddi dünyada eterik dünyanın veya kozmik enerjinin bir çekicisi haline geliyor.
(Pierre) Evet, bir tür rezonans diyorlar. Vinnie 4KH ile rezonanstaydı ve biz de pozitif güçlerle rezonanstayız.
(Perceval) Pratik anlamda, bu olaydaki farkındalık, Vinnie'nin orada ilgilenilmesi gereken birşey bıraktığına dair farkındalıktı. Negatif bir enerji veya her neyse...
(L) Bunun ne olabileceği konusunda hiçbir fikrim yoktu.
(Perceval) Ama orada birşey olduğu ve "temizlenmesi" gerektiğine dair bir farkındalık vardı. Ve bu bir şekilde o negatif enerjiyle çatıştı. İki zıt kutup gibi. Pozitif yük ile negatif yük.
(L) Lambayı açmak gibi. Elektronların akışı ampulü aydınlatıyor.
(Perceval) Veya yere bir yıldırım düşmesi gibi. Bir patlama meydana getiriyor.
(L) Evet, bu bir tür psişik yıldırım gibiydi.
C: Evet
S: (L) Ve bizler de bu psişik yıldırıma aracılık mı ettik?
C: Evet. Birkaç bilinçli kişinin yapabilecekleri ne kadar şaşırtıcı, değil mi?!
S: (L) Evet, ve belirli birşey yapmak için bir plan yapmadık. Sadece kendimizi korumaya veya enerji temizliği yapmaya çalışıyorduk. Sadece içgüdülerimizin sesini dinliyorduk.
(Pierre) Birkaç bilinçli kişinin yapabileceği sıradışı şeyler derken, etrafta pek çok pozitif güç olduğu ama yeterince konektör olmadığı anlamına mı geliyor mu? Kastettiğimi anladınız mı? Eğer farkı yaratan şey farkındalıksa, eksik olan şey yüksek pozitif güçler değil, o enerjileri kullanabilecek olan bilinçli kişilerdir...   
(L) Durum gerçekten bu mu? Evrende bolca pozitif enerji var ama farkındalık üzerinde çalışan, iç güdülerini izleyen, evrenin rehberlik yapmasına ve tüm bunların tezahür etmesine izin veren yeterince insan mı yok?
C: Evet
----------------------------------------------------------------

Vincentin yok olması ile ilgili bir bölüm,Vincent başlangıçta celselerin yürümesi için gerekli olan Frank gibi negatif yüklü varlıklar, oldukça faydalı işler yanında zarar vermeye başladıklarında fark oluştu ortamdan ayrıldılar,

Gurubun içinde olmaları ve sonradan açığa çıkmaları işinin içinde her zaman masumiyetin sezgisi olmadan körü körüne varlıkların menşei üzerinde hassasiyet göstermeden yaşamı yürütmenin sonuçta sıkıntı vereceğinin örnekleri,

Bulunmaları, baştan yardımları ve sonuçta ayrılmaları adeta bir gösteri ve gurubun ve bizlerin farkındalığını arttıran bir öğreti mizanseni, saldırıların yaşam boyu süregelen genel karakterinde gizlenmiş öğeler, yani zihin saldırıları kollayan bir taraf yaşamı sürdürürken  devrede olmalı, tabii ki paranoya yapmadan,

Olayın elektriksel bir hadisedeki elektronların akışı ile alakalı pozitif veya negatife rezonansta olmanın özelliği ile olması izahı da ilginç,

Dünya illüzyonu matematiğinde fiziksel olaylarla farkındalıkta olup olmama konusunun benzerliği ilgimi çekti ,yani her şey illüzyon ama bu illüzyonun içinde bizlerin mevcut oluşu elektriksel git gellere alet olarak yaşamın bu esnada bir kurgu olmadığının fark edilmesi ..

--------------------------------------------------------------------

S: (L) F___'nin güçlü bir zihni olduğu için mi?
C: Evet. Tek istediği taraftarlar.
S: (L) Bu konuda bana yardım etmenizi istiyorum.
C: Karmik 1. seviye süreçlere yardım edemeyiz.
S: (L) Karmik 1. seviye süreç nedir?
C: Önemli kadersel ders veya görev.
S: (L) F___ ve benim şu anda yaşamakta olduğumuz olaylar varlık durumumuzda veya yaşamlarımızda bir değişim yaratmak...
C: Hafızalarınızı açmak için; psişik kayıt.
S: (L) Diğer yaşamlarımızda da bu deneyimleri yaşadık mı?
C: Evet.   
S: (L) Bu görev kadersel bir görev mi?
C: Evet.
S: (L) Eğer biri bir görev yapma anlamında kaderini gerçekleştirme sürecindeyse, evren bu durumda da onun gereksinimlerini karşılama gücüne sahiptir, değil mi?
C: Evet.
S: (L) İkimiz de bu işe odaklanırken bundan mahrum kalmayacağız, değil mi?
C: Zorluklara rağmen ilerlemeye devam ederseniz.
S: (L) Yani şimdi yaptığımız herşey...
C: Ve birbirinizin girdilerini dengeli bir şekilde koordine edin
---------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntı evvelki alıntıda bahsi geçen guruptaki negatif varlıkların tesbit edilmesi ve bertarafı üzerine olan Frank ile devam eden işlevin hassasiyeti üzerine adeta tamamlayıcı olarak kabul edilebilinir,

Olaydaki karmik 1. seviye kader veya dersler hususu da önemli bazı kişilerin ve hele Laura gibi önemli bir kişinin kadersel derslerini yaparken  hiç bir müdahele olmadan sadece "psişik hafıza kayıtlarını açmak"için yapılan olaylara evrenin yardım edeceği gibi, son derece ama bizce muğlak bir konu, açmaya çalışalım,

"S: (L) Eğer biri bir görev yapma anlamında kaderini gerçekleştirme sürecindeyse, evren bu durumda da onun gereksinimlerini karşılama gücüne sahiptir, değil mi?
C: Evet."

Mevzudaki kişinin derslerini uygulama yolunda olması önemli, bence bu dersleri uygularken bazen inanç takılmaları ile uğraşılan konulara ve o esnada verilen bilgileri şüpheyle özümsemeye çalışmak, işte bu masumiyet dolu çaba esnasında karşılaşılan olağan üstü olayları göz ardı etmemek gerekli ,öyle anlıyorum,

Lauranın sorusundaki farkındalık ve inanç durumunu fark edebiliyor muyuz ,evrenin "kim veya ne" olduğunu anlayabilmek,

Bu olağan üstü olayların "evrenin yardımı" olarak kabul edilmesi gerekir,

Birilerinin veya bir yoğunluğun müdahelesi dışında,bu tanıma  6Y den Laura ve ekibine seslenen bilinç gurupları da dahil, zira ortada bilgiye kendini vermiş şu veya bu şekilde karşılaştığı puzzle ları çözmeye çalışırken ruhsal gelişmenin evrendeki her varlık veya oluşumun pozitif yönde akışı desteklemesi olarak da tanımlayabiliriz, negatif ataklar da olabilir ama o kadersel gidişin desteklenmesine ivme vermekten fazla zarar veremez,

Evren kim oluyor da böyle yardımcı olup her arayana destek oluyor, işte burada inanç ve farkındalık ortaya çıkıyor,

Evren dediğimiz nedir ,
Herşey,

 (23.04.2022 celsesinden)
"S: (Ark) Bilinç nedir?
C: Hayat.
S: (Ark) Hayat nedir?
C: Bilinç.
S: (Pierre) Döngüselleşiyor.
(Ark) Bilgi nedir?
C: Herşey.
S: (Ark) Fizik yoğunlukları tanımlayabilir mi?
C: Evet"

------------------------------------------------------------------

S: (TR) Bitkiler 1'inci seviye varlıklarla örneğin kayalar, sular vb ile beslendiğinde, 1'inci yoğunluk acı hissediyor mu?
C: Bu husus üzerinde durmamız gereksiz. Bu konuyu irdeledik.
S: (TR) Yani bir bitki besin aldığında... (L) Bitki minerallerle aynı yoğunlukta, yani bu şey gibi... (TR) İki ayrı varlık birleşiyor gibi mi? (V) Jeffrey Dahmer gibi... [Gülüşme] ... (LM) Mineraller suda çözünüyor ve sonra bitki tarafından emiliyor, bunda ne acı olabilir?
C: Subjektif, LM.
S: (L) Belki örneğin fosfatın suda çözünmesi, onun için bir nevi ölümdür...
C: Yakın. Yalnızca 3'üncü seviyede algıladığınızda ve varolan tek algının bu olduğunu düşündüğünüzde kendinizi sınırlandırıyorsunuz.
S: (L) Yani diğer bir deyişle, 4'üncü seviye anlayış üzerinde çalışırken 1'inci, 2'inci ve 3'üncü seviyeyi de algılayabilmeliyiz, öyle mi?
C: Hayır. 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı üzerinde çalışın.
S: (L) Altımızda ne olduğunu anlama egzersizi olarak 1'inci ve 2'inci yoğunluk seviyelerini de anlamak faydalı olmaz mı?
C: Her zaman yükselmeye çalışın.
S: (V) Gelişen ruhlar olarak 1'inci ve 2'nci seviye çalışmalarımızı zaten tamamlamadık mı?
C: Evet.
S: (V) Geri adım atmaya gerek yok. (TR) 4'üncü seviyedeki Kertişleri kim yiyor?
C: Kimse. 4'üncü seviye, KH'nin tam ifadesinin mümkün olduğu son yoğunluktur.
S: (TR) Yani 5'inci ve 6'ncı seviyedeki varlıklar saf enerjiyle besleniyorlar.
C: Evet.
----------------------------------------------------------------------

Transkript başlarında olan bu bilgi gurubunu neden aldım,bir çoğumuz alt yoğunluklarda olanları anlamak için fazladan enerji sağlama yolundayız, bir bakıma bilgilenme başlangıçlarında normaldir ve bulunduğumuz yoğunlukta olanları anlayabilmek için fizik kimya yasalarına baz olan  bazı şeyleri çözmemiz gerektiğini bilmekteyiz,

3Y deki faaliyet bilinci ve yaşam sorularına cevaplar bu yönde ancak cevap verebilmektedir, diğer taraftan enerjinin bütününü bu yönde ayarlı kullanırken üst yoğunluklarda neler var bakmak ruhsal gelişmenin alfabesidir yani bu yönde merak ve bilgi arayışı sürdürmelidir, bilinci besleyen enerjinin çoğu bu yönde harcanmalıdır,

KH bunu önlemeye çalışır zira onun son yoğunluğu belirtildiği gibi 4Y dir ve fazlasını istemez ,bulunduğu yoğunluk teknolojisi ve davranışına karşı bizleri ruhsal yönden sağırlaştırma yolundadır, neden, tahakküm edip esir edip kendi fiziksel arzularına tabi olan ve başka şey düşünemeyen bir gurup yaratıp onların üzerinde saltanat sürmek,

Bir ara misal vermiştim, aç kalıp bir kuzuyu kesmek üzere yanına yanaşıp boynunu tuttuğumuzda kuzu dillenip "ne yapıyorsun beni bırak" şeklinde insan dilinde konuşmaya başlarsa ne yaparız, korkunç, karnımızı doyuracak bir varlık benim dilimi öğrenmiş, tüketemem, aç kaldık..

3Y de yaşarken bunun örneklerini göremiyor muyuz, kutsal kitap şeklinde insana sunulan bilgilerde bile ayva göğüslü dilber kızlardan bahsediliyor, cinselle aldatılmış ve çiftler hale getirilmiş olan bu aleme kapılmış bizlere can evimizden vurduracak hediyeler vererek ayrılığın mantıksallıştırılması yönünde aşırı ve sahte bir çaba,

Dinler ve kutsal yazıtlarla ruhsal gelişme veriyoruz denilen kanal faaliyetlerindeki serbestlikten ve monoteizm dayatmaları ile bilinçleri mahmurlaştırmalardan çok bahsettik ve çok bahseden var, maksat  ulvi bir uğraşı içine kişilerin esasta sınırsız ve sonsuz olan bilinçlerine takıntı barajları yerleştirmek,

Artık bu tuzakları fark eden ve bu yoğunluğu kazmaktan başka düşünmeyen takıntılı halden kurtulunmalıdır,ancak bulunulan yoğunluğun gerçeklerini de tam boşlamadan ,zira oluşmuş şeylerden tam vazgeçmek bu yoğunlukta silindirle ezilip yok olmaya benzer bir durum yaratır,

Zihin aşırı serbestlikle ileriyi görmeye çalışırken fiziki duygularla bu yoğunluğun gerçeklerini bir radar gibi taramalı ve gereken önlemleri almalı ,

Bu nasihat gurubunu tekrarlamakta neden ısrarlıyım, kendimi sınırlamak için ,zira çok durumda söylediğimin aksi davranıştayım..

-------------------------------------------------------------------
S: (A) Einstein ve Bergman 1935 teorilerini neden bıraktılar? Yanlış mıydı?
C: Hayır.
S: (A) Neden terk ettiler o teoriyi?
C: Sonuçlarından korktular.
S: (L) O teoride gördükleri sonuçlardan mı korktular, yoksa dışarıdan gelen bazı tehditlerden mi?
C: Her ikisi.
S: (L) O halde, sonuçları görür görmez birileriyle konuşmuş olmalılar...
C: Yakın.
S: (A) Bildiğimiz dördüncü yoğunlukla Einstein ve Bergman'ın beşinci boyutu arasındaki ilişki nedir?
C: Aynı.
S: (A) Bu beşinci boyut hakkında neden bilgimiz yok?
C: 4 KH tarafından kavramın önüne konan engeller.
S: (L) Bu kavram bariyerleri, yazılarımda karşılaştığım şeyin bir parçası mı? Monoteist felsefenin lineer zamanının ve dini kontrollerin dayatılması, ki bu da pek çok saldırı ile sonuçlanıyor?
C: Evet.
S: (L) Bunun hakkında düşünmek bile "dini olarak" insanları korkutuyor. (A) Mekanda iki insanın birbirinden 50 santim uzakta olmasının ne anlama geldiğini biliyorum. Zamanda gelecekten 20 dakika uzakta olmanın ne anlama geldiğini biliyorum. 5. boyutta uzaklık nasıl oluyor? Bunu düşünemiyorum...
C: Uzaklık/mesafe, bilinç enerjisi ızgara yapısıyla ilgili bir 3. yoğunluk sınırlamasıdır.
S: (L) Bilinç enerjisi bir ızgara yapısıyla mı uzanıyor? Nasıl soracağımı bile bilmiyorum. (A) Einstein, Bergman ve Bargmann 5. boyutta iki şeyin birbirine uzaklığını ölçmek için mesafeyi kullanıyordu. Bilinci kullanmıyorlardı. Izgara kullanmıyorlardı. Mesafe kullanıyorlardı. Bırakmak zorunda kaldıklarına göre iyi bir teori olmalı. Ama mesafeden bahsetmelerine rağmen bilinç hakkında hiçbir şey söylemediler. Sorum şu: mesafe bir bilinç ifadesi mi? İki nokta arasında, örneğin 2 milyon atom diye bir mesafe var mı? Bu bir mesafe mi? Bilincin bununla ilgisi nedir? Bu 5 boyutlu dünyada atomlar nasıl modelleniyor?
C: Izgara olarak.
S: (A) Neyin ızgarası?
C: Enerji.
S: (A) Bu ızgarada 5. boyutun rolü nedir?
C: Silindirin kenarı.
S: (A) Kenar nedir?
C: Döngünün yüzeyi.
S: (A) 3. boyuttaki döngü mü, 5. boyuttaki mi?
C: 5.
S: (L) Bu bana uçuk geliyor. (A) Onlara biraz cebir öğretmem gerekecek.
C: Evet. Uyumlanma zaman alıyor.
S: (TB) Bu bana çok normal görünüyor. (L) Evet, önemli olan uygulama. Bize doğrudan cevabı vermek yerine, çözüm üzerinde çalışabilmemiz için kesin yanıtın biraz sağını veya solunu söylüyorlar. (TB) Einstein bu 1935 teorisinden ne çıkacağını düşünüyordu?
C: BAT (Birleşik Alan Teorisi).
S: (A) Anlamıyorum. Eğer 1935'te sonuçları gördüyse ve "pekala bu iyi bir teori ve sonuçları görebiliyorum" diye düşündüyse, sonraki 20 yıl boyunca neden yanlış teoriler üzerinde çalıştı? Yanlış olan şey üzerinde çalışmasının amacı neydi?
C: Para verildi.
S: (A) Paraya ne için ihtiyacı vardı? (L) Yaşamak için. (A) Herhangi başka bir üniversiteye gidebilir ve istediğini yapabilirdi!
(L) Eğer Konsorsiyum "hayır" dediyse, hayır. Hiç bir yere gidemez ve hiçbir şey yapamazdı. (A) Pekala. Belki de hayatının sonuna kadar bu konuda birşey ifşa etmeyeceğine dair birşey imzaladı.
C: Evet. Ve iyi geceler.
-----------------------------------------------------------------

Son derece çözüm yolları isteyen bir aktarım, özellikle 5. boyut bilgisinin açılımında, dikkat edelim 5Y değil,

Konuyu çözecek veya tam anlatacak gerekli bilgi yüküne sahip değilim ama lineer düşünce sınırlamasının dışına çıkabilecek barajları aşabilecek çok şükür bir bilinç özelliğine çok yavaş da olsa geldim zannediyorum, burada kendimizi övme peşinde değiliz ilgili arkadaşların yardımları ve senelerce ruhsal konularla uğraşmanın ve evrenin rüya vizyon gibi bir çok usulle  yardımı ile desteklenen bir bilinç,

Everenin yardımı derken bilmece söylemiyorum ,daha geçen gün bir yere aracım ve eşimle beraber giderken günlerdir tekerlek tarafından arada bir duyduğum ve bir mana veremediğim ve tamirciye gitmekten üşenip atlattığım araç arızasını giderme imkanı buldum ,

Askerken senelerce şöför yetiştirdim ve araç arızaları ile profosyenel olmasa da bilgim var, bunun vurdum duymazlığı da olabilir yolda giderken yanımdaki kamyonetteki bir şahısın ısrarla ikazı ile "çamurluk ve motor muhafazası yerlerde sürünüyor" sözüne kulak verip tamirciye gittim ve olayı çözdüm, yoksa çok fazla hasar veya kazaya uğrayabilirdik, bu nedir ,

Evren yardımı, bu basit olayı bu yönde manalandıracak bir bilince gelmem de evren yardımı,

Evren o kamyonet şöförü halinde tehlikeyi ikaz edici hale bürünmüş beni yani evrenin başka bir yönünü etkiliyor yardımda bulunuyor,bunu eşime de anlattığımda "ütyopyanın doruklarındasın, bırak.."

Bırakan kim..

En azından şu monoteizm veya lineer dayatma ile oturtulmaya çalışılan mesafe fenomeninin ,barajının aşılması konusunda öyle entegral hesapları v.s. dalmış bir matematik bilgisi dışında ızgaraların dışında silindir kenarı nedir tahayyül edebiliyorum, kısaca bilincimin kabul edebilir serbestliği içindedir diye söyleyebilirim,

Bunu katiyetle neden belirtiyorum, barajlar ve insanları 3Ymantığı içine sınırlama aldatma metodlarının açıkça görülmesi bu barajları aşmama yardımcı oluyor, ayrıca evrenin genel yapısı içinde bir parçayım vizyonunu gördüğümü defalarca bu yazılarda belirttim,bu olağanüstü gerçekliği tadınca işkence yapılsa bile bu her şey birdir şeklinde oluşmuş bilinç özelliğimi silemezler,

Öyle ki bu insanların birbirini aldatması sahte kişiliklere bürünmesi ve bunu yaşamın bir cilvesi olarak kabul etmeleri başka türlü olamaz demeleri, dürüstlüğü böylece parçalamaları ve hatta bizim bile fark etmeden veya bu dünya şartlarını yaşamak mecburiyetindeyiz şeklinde rol yapmamız ,bu akıma kapılma olayını normal kabul etmemiz bunun nişanesi,

"S: (A) Bu ızgarada 5. boyutun rolü nedir?
C: Silindirin kenarı.
S: (A) Kenar nedir?
C: Döngünün yüzeyi.
S: (A) 3. boyuttaki döngü mü, 5. boyuttaki mi?
C: 5.
S: (L) Bu bana uçuk geliyor. (A) Onlara biraz cebir öğretmem gerekecek.
C: Evet. Uyumlanma zaman alıyor. "
Bir de imza olayı veya tasdik için yemin ve tabulaştıran hususların dışına çıkmama kabulü ve boyun eğmek var,insanı ibadetimi büyük ve samimi bir  itaatle yapıyorum zaten bunu guruyu tasdik ettiğim imza ile de belirttim şeklinde mum gibi kalıp ve sınırlama içine koyar,

Dinsel fenomenlerin şartların içine yerleştirilmiş hedef ve tabu yaratan ritüeller, perhizler ve bunların bitişindeki belirtilen  sergilenen seremoniler,

Sınırlama çiti veya barajlarını vaz geçilmez hale getirtip korkuyu da devreye sokup onun ötesine bilinci kapatmak da var, yaşam kolaylığı veren emniyet içine sokan inanç halleri, sorgulama ve bilinçte genişleme ve sınırsızlık durumunu keşfetme özelliğini adeta kilitler,

Bu esnada Ra bilgilerinde medyumun spiritüel davranışını takviye etmek için etrafında daire çizerek tur atmalar ve başına veya yattığı yerin çeşitli bölümlerine mum tütsü tuz v.s koymak gibi önerileri yani bu majik ritüel usullerini nereye koyacağız şeklinde bir düşünce oluştu,

Kanaatim medyumun inanç durumundaki takıntılı hallerini, inancını bozmadan görevi sürdürebilsin şeklinde devreye konan tavsiyeler, zira farkındalığa erişebilmek takıntıları aşabilmek için zaman ve bilgi şahsi gayret kademeleri gerekir, başlangıçta Carla L.Reuckertin inanç takıntıları vardı hatırlıyorum, ama toptan reddetmenin hatalı olacağını da söylemeliyim, bu konuda geniş malümat gerekiyorsa sitemizin kitaplığında olan RA bilgileri kitaplardan birincisi öncesi "giriş" bölümünü çok iyi okuyup incelemek gerekir orada RA bigilerini aktaran ve görev gören kadronun her birinin anlattıkları mevcut,ayrıca,

Majik ritüellerin uygulanması K. celseleri sürerken Lauraya da tavsiye edilmişti ,yüzdüğü havuzda spiral veya döngü halinde yüzmesi ve havuzun bu şekillerde inşası ,ayrı bilgi olarak mitolojideki tapınak sütunlarının oluklu olmasının ve buna benzer oluklu yapıların kanal açılımı için faydalı olabileceği bilgi ve önerileri,celsede kullanılan tablanın temiz veya kaygan olması oturanların şekilsel durumu gibi uyarılar,"eiru eolas "nefes programı , sanırım enerjinin ortamımıza bol ve etkin akımı içindir, bu hususta beni de daha aydınlatacak yorumlar olursa sevinirim,

Katiyetle biliyoruz ki  Ra bilgileri, K. bilgilerinin de geldiği 6Y den ve tümü ile zihinlere KH ı nın ne olduğunu ve sınırlanmayı fark ettirecek bilgi hazineleri,

Bütün bunlara Majik Ritüel denmesi bile hatalı olabilir olaya başka bir gözle bakıp değerlendirmeliyiz,belki de şu aktarımın neden verildiğine kafa yorarak,

"C: Hiç sınırlandırma yok mu? O halde sınırlar empoze etme çabası neden? "

Bu 3Y bir sınırlandırma illüzyonu olarak oluşmuştur ,

Oldukça fazla üzerinde durduk, maddenin sınırlandırıcı ancak bazen zevk ve bazen de acı vererek oluşanın kadersel yapısına dalarak dünya zevklerine tapmak için, zihnen çıkabilmek için buranın materyallerini de kullanmak gerekir ,yani sınırlandırıcı usulleri kullanarak sınırsızlığı yakalamak..

Acının tetiklediği zevk ve bunun lineer konuda zamansal bir müddeti bekleten arzulu düşünüşü ve onunla çevrelenmiş illüzyonik dünya halinin içinde yaşamayı hiç de boşa atmamak gerekir,

Paranormal veya eterik alem bilinmeyen olduğundan ve deney için adeta hipotezler üzerinde gezinebilmek cesareti istediğinden ,yani üstün bir bilgilenme çabası gerektiğinden devamlı dışlanmış ,yankı odalarına hapsolmanın o bildik rahatlığı ve emniyeti göz önüne getirildiğinde bilinç açıklığı olduğunu zannettiğiniz dostlarımız bile "benim sınırlarımı zorlama buradan ötesi benim hayatımı yaşantımı yeniden kurmam gerektirir külfetler doğurur" demekteler ve bilgiden kaçmaktalar,

Onlara beyinin düşünme ve sorgulama kapasitesinin sonsuz ölçüde olduğunu hatırlatsak bile ,zihinlere asırlardır konmuş olan o KH barajını yıkmaktan imtina ediyorlar,

Radikal bilinç kitlesi böyle oluşur ,konsensusun büyük kısmı sınırlanmıştır,

Korku ve geçim derdi de keza, Einstein bile,

"(A) Pekala. Belki de hayatının sonuna kadar bu konuda birşey ifşa etmeyeceğine dair birşey imzaladı.
C: Evet. Ve iyi geceler. "

Ara..


Tgur

#1254
YORUMLAR XXXI

S: (L) Geçen celsedeki sorum hakkında düşünüyordum ve şu şekilde sormak istiyorum: Hitler'in bir "Üstün Irk" yaratma konusunda üst yoğunluk varlıklarından talimatlar aldığını söylediniz. Bu Germen "üstün ırkının" yaratılması için Ari genetik tipleri neden uygun görüldü?
C: Hem benzerlik, hem de Oryon 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk genetik neslinden en az sapmaya uğramış miras bağlantısı.
S: (L) Yani temel olarak kendileri gibi bir insan grubu mu üretmeye çalışıyorlardı?
C: Evet.
S: (L)
C: Hayır, ilgisiz. Yaratımdan neyi kastediyorsun?
S: (L) Tamam, önce bu üreme ortamını hazırlıyorlardı. Bu, başka bir genetik türün getirilmesi için yapılan bir ön çalışmaydı. Diğer genetik tür hangisiydi?
C: Nefalim.
S: (L) Eğer 36 milyon Nefilim gemiler içinde zaten geliyorsa neden burada melezlerini üretmeye çalıştılar?
C: Evet ama bir "ön partinin" getirilmesi 3'üncü yoğunluğun fethini çok daha kolaylaştırır.
S: (L) Yani bu Üstün Irk herşeyi hazır hale getirecekti...
C: Evet.
S: (L) Bu "Üstün Irk"ın yaratılmasında Sami genlerinin hangi özelliği bu kadar uyumsuz olarak görüldü?
C: Acımasızlık ve hakimiyete eğilimli genetik karakteristiklerde bozulmaya neden olurdu.
S: (L) Yani Sami türünün bir genetik eğiliminin veya bazı genlerinin buna zıt özellikler taşıdığını mı söylüyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Ama kişinin karakteri fiziksel bedeninden ziyade ruhuna göre şekillenmiyor mu?
C: Kısmen; hatırla, aura profili ve karmik referans, fiziksel yapı ile birleşiyor.
S: (L) Yani belirli genetik özelliklerin, bir ruhsal eğilimin fiziksel bir yansıması olduğunu mu söylüyorsunuz? Ruh yalnızca potansiyel olarak bile olsa kendini genetik özelliklerle eşleştirmek zorunda, öyle mi?
C: Evet, aynen öyle.
S: (L) Yani bir kişinin ruhsal ilerleyişi veya gelişimi büyük ölçüde genlerine mi bağlı?
C: Doğal süreç, mevcut olduğunda sistematik yapı ile birleşiyor.
S: (L) Eğer durum buysa ve dünyadışı varlıklar insanları kaçırıyorsa ve genleri üzerinde oynamalar yapıyorsa, yüksek seviyeli ruhların gelememesi için genleri değiştiremezler mi?
C: Enkarnatif süreç değil, doğal biyolojik süreçler. Enkarnasyon süreci 5'inci yoğunluktaki tamamen eterik bazı koşullara göre alt yoğunluklarla bir bağlantı sağlıyor ve bu nedenle dışarıdan hiçbir şekilde kontrol altına alınamayan üç döngülü bir transfer "örtüsüyle" çevreleniyor. Ama yeterli teknoloji mevcutsa, 1'inci, 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk süreçlerinin herhangi biri ve tümü istenildiği zaman herhangi bir derecede manipüle edilebilir.
S: (L) Başlangıçta söylediğiniz şeye geri dönecek olursak, şu veya bu "dünyadışı grubun" adıyla anılan diğer tüm kanallama kitapları veya materyallerinin sadece belirtilen "transfer noktasından" geliyor olması ve sonra bozulma nedeniyle o bilgileri alan kişinin, o bilgilerin gerçekten belirtilen yerdeki fiziksel bir dünyadışı ırktan geldiğini sanması mümkün mü?
C: Evet, hatırla, diğer hepsi gibi Matrix kitapları da bazı noktalarda karıştırılmış kavramlar içeriyor. Antareanlar, Arkturuslular ve  Kasyopyalılar gibi ifadeler, kalınan bir yerden ziyade kanal oluşumuna yönelik bir transfer noktasına referansta bulunuyor. Bu husus açıklağa kavuşturulamadan, bazı varlıklar gelip sizin perspektifinize göre tanımlanan çeşitli yerlerde yaşayan ve oradan gelen "ırklara" dair masallar yarattı.
S: (L) Peki tüm bu bilgileri verenler kim?
C: Pek çok farklı grup ve bireyler. Şimdi, ___'de belirtilen gerçek iskan yerleri var ve bunlar doğru. Tabii Oryon, Zeta Retikuli, , Barnard  Yıldızı, Siryus bölgesi de.

-------------------------------------------------------------------

S: (Galahad) 11 Eylül'le ilgili kitaptaki transkriptleri okurken, 130.000 yıl önce yapılan genetik müdahale hakkında kafam karıştı. Tüm Samilere yapılan bir müdahale miydi, yani sadece Yahudilere yönelik değil miydi?
C: Burada soru, Sami nedir?
S: (Galahad) Hitler'le ilgili olayın dünya sınırlarını aştığını söylemiştiniz. Yani bu, Kantek'in patlamasından önce orada devam eden bir şey miydi?
C: Evet.
S: (Galahad) Samilerin Atlantis'in çöküşünde önemli bir rolü var mıydı?
C: Aynen!
S: Yani, bir tekrar oynatmaya bakıyoruz resmen şu anda!
C: Evet.
S: (Samiler kimdi tartışması) (Galahad) Yani gerçek Samiler Ariler mi?
C: Anladın!
S: (L) Yani bu demektir ki, Yahudiler ve Araplar sadece bir geleneği taşıdılar... Sadece aracıydılar. Esas Samilerin önemli bazı özelliklerini alıp kendilerine uyguladılar. (Perceval) Samiler Ortadoğulular, değil mi?
C: Öyle mi, öyle miydi?
S: (Galahad) Genetik müdahale Ari Samilere mi yapıldı yoksa bugün Yahudi dediklerimize mi?
C: Ari. "İbrahim" soyundan gelen Yahudilerinin imhasının nedeni.

----------------------------------------------------------------------
Konuya Hitlerin Nefalim ordusuna hazırlık için Ari ırkının bütün dünyaya egemen olması olayından girdim, alıntının başında o husus işlenmiş,

Ancak ilave ettiğim son alıntı Ari Sami benzerliği üzerinde biraz kafa karıştırıcı bilgiler içeriyor ,konuya her zamanki keskin çizgilerle değil zihnin değişken gerçekliklere alışabilmesi için adeta bir bilmece çözmek gibi, bu hususta genel kural hiç bir konuda radikal takıntı yapmamak,

Sonuçta Sami Ari ırkı diye keskin ayırımların olmadığı ,genetik bazı soyların birbirinden ayrı mütalaa edilen guruplar olduğunu anlıyoruz, "Ari. İbrahim soyundan gelenlerin imhası" ifadesi bunu açıklıyor, yani İbrahim soyundan gelen Ari/Sami ,

Diğer yandan başka bilgi gurubundan bu imhaya aday Yahudi guruptan olanların daha çok Atlantis İdareci bölümünün yaptıkları olumsuz davranışlarının karma temizlenmesi yönünden adeta fazla direnç göstermeyip kendilerini kurban rolünde bıraktıklarını da biliyoruz,

En nihayet Hitlerin de aldığı "Thule Topluluğu" tarafından negatif itkilerle bu temizlik harekatında sadece kendi ayırımınca anladığı ve değer verdiği Ari üstün ırkı yaratmak üzere davrandığını anlıyoruz,

Şimdi aşağıda anlattıklarımızı bu gerçeklikleri bilerek ama biraz o zamandaki bilinçsiz radikal görüşlerle değerlendirelim,

Yahudilerin Sami ırkından oldukları ve onlara 4Y de bazı misyonu KH yönünden uygulamaları için hazırlandıkları ve enteresandır onların diğer dinlerde ve Kuranda da geçtiği gibi sonuçta imha edileceklerini söylemekteler, bu bir kaç defa celselerde geçti,

Ancak KH uygulamaları insanlık tarihinde o kadar çeşitli olgular yaratmış ki "acımasızlık" yolunda hazırlanmış bir ırk yani Sami ırkı Hitlerin Nefalim ordusunua dünyayı hazırlama görevinde onların kullanılmasına mani olacak bir durum yaratmış, daha çok Ariler üzerinde çalışılmış,

"C: Acımasızlık ve hakimiyete eğilimli genetik karakteristiklerde bozulmaya neden olurdu.
S: (L) Yani Sami türünün bir genetik eğiliminin veya bazı genlerinin buna zıt özellikler taşıdığını mı söylüyorsunuz?
C: Yakın."

Bu bölümden ,

K.ların sık sık "yahudiler imha edilecektir"söylemelerine ters bir durum var, adeta bir ironi ,imha edilecek yahudilerin insanlığa acımasızca davranan bir kesimi ihtiva ettiğini biliyoruz, günümüzde para ve ticaretin finans hareketlerinin yılan kardeşliği usullerine göre yürüten ve kapitalizmi yaratıp dünyaya acımasız  tavırlarından dayattıklarından haberdarız ve etkileniyoruz, bunlar acımasızlığa ve hakimiyete uygun davranışlar ,

Ama buna rağmen o dönemde ve sonradan acımasız olarak Ari ırkı seçilmiş ve Hitlerin uğraşılarına yol olmuş,

Sanırım Yılan Kardeşliğinin  davranış ve dünyayı Nefalimle hazırlama konusunda Arilerde daha başka varyasyonlar görmüşler veya geliştirmeye çalışmışlar,

Ve sonra bu KH acımasızlık ve hakimiyet olayı Hitlerin başarı kazanamaması ile başka şekillerde yürümekte ,günümüzde olanları artık biliyoruz,

 Bir sonraki bölümlerde sade masum insanı kurtaran husus enkarnatif döngüde oluyor gibi gözüküyor, yani 5Y de arınma karma temizliği için kadersel plan uygulamaları v.s.

Ancak bu da bazen yeterli bir temizlik yaratmıyor ,

"S: (L) Yani bir kişinin ruhsal ilerleyişi veya gelişimi büyük ölçüde genlerine mi bağlı?
C: Doğal süreç, mevcut olduğunda sistematik yapı ile birleşiyor.
S: (L) Eğer durum buysa ve dünyadışı varlıklar insanları kaçırıyorsa ve genleri üzerinde oynamalar yapıyorsa, yüksek seviyeli ruhların gelememesi için genleri değiştiremezler mi?
C: Enkarnatif süreç değil, doğal biyolojik süreçler. Enkarnasyon süreci 5'inci yoğunluktaki tamamen eterik bazı koşullara göre alt yoğunluklarla bir bağlantı sağlıyor ve bu nedenle dışarıdan hiçbir şekilde kontrol altına alınamayan üç döngülü bir transfer "örtüsüyle" çevreleniyor. Ama yeterli teknoloji mevcutsa, 1'inci, 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk süreçlerinin herhangi biri ve tümü istenildiği zaman herhangi bir derecede manipüle edilebilir."

İşte bu manipulasyon durumu bozuyor , öyle ya ,5Y de temizlenip karma dengelenmesi için tekrar dönüşte temiz kalamıyorsunuz seçim serbestiyetindeki isabetsizlikler yanında genetik kayıtlar ayağa dolanıyor yahut bu konuyu yani manipulasyonu ruhsal konuda ilerletmişlerse dünyada halen olan 2 milyonluk KH ordusunun mensubu olabilirsiniz,

Dünyadaki kötülüğün ve KH hakimiyetinin neden olduğunu ve devam etme güdüsünün işlevini biraz anlıyorsunuz ,hele işin içine O.P. ordusunu da sokarsak toptan kirli bir ortamda yaşam sürdürüyor oluyoruz..

Daha açık bir izah olarak 4Y teknolojisini ele geçiren var oluş  uygulamasında özgür iradeyi devreye alan genel karakter bu sıkıntılara yol açan KH oluşumunu ve onların devreye aldığı Orion kısa devre döngüsü ile deney sahasının uygulamaya konulması ve dengenin negatife kök noktalarına düşüşü olayının gerçekleşmesini sağlamakta ,yani bir kısım ruh bunu seçip uygulamakta,

Onlar da diğer ruhlara yeni bir uygulamayı özgür iradeleri ile seçebilecekleri bir oyun hazırladılar, öyle ya ruh bu ,her türlü yeniliğe bir bakmak denemek ister,

KH ,tuzağına düşmüşlerle veya tuzak derken insafsızlık ediyoruz olayı hep beraber fizikte yoğunlaşıp oluşan bir halin düşenlerce normal addedilmesi ile ve bu yolla zihinlerin her türlü saldırı usulleri ile bilgiyle açılmasına baraj konulmuş bir şekle dönüşmesi sağlandı,

Kutsal yazıtlar, monoteizm ,dinler programı ve.ilh..

Buradaki hassas durumu tam anlayalım, KH diye ayrı bir kuvvet yok,
O ruhun tamamı içinde fiziksele aşık olup ona tapıp ondan ayrılmak istemeyen başka bir ruhsal yükseliş ve gerçeklerle falan ilgi ve alakası olmayan kendini kapatan bölümü,

Her şeyin bir olduğu konumunu bilgisini gerçeğini unutmayalım..
Bize safsata ile uğraşıyorsunuz diyenlerin bilincine göz attığımızda monoteizme olayın sorumluluğunu  atıp kendilerini bu saf gerçekliğe kapatıyorlar,

Tek kurtuluşun bilgilenerek bu hususların gerçek olduğuna inanmak olabileceğini anlayabiliyor muyuz ,

Dünyaya bakalım Hitler ve ikinci Dünya savaşını yaşadık ,şu sıralar ise 3.Dünya savaşına  yol açabilecek  bir hali deneyimlemiyor muyuz veya pandemi, kıtlık, finansal çöküşe gidiş..

Tam bu noktada Bozadinin aktardığı Edgar Cayce kehanetine de bakmak gerek, diğer alıntılarla geliştirmiş,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1893

Bunlarla beraber şu noktaya da dokunmak istiyorum, bazı taze ruhlar yani arayışta olup takıntılarını aşmaya çalışan o masum dostlarımız "öte alemde neler oluyor bilmiyoruz ki" demekteler, hatta bazıları kas gücünün devrede olduğunu sanıyorlar  ,kas gücü maddesel ortamın hormon ve sair elementlerle yer çekiminin ışık hızının olduğu bir ortamda endikedir ,orası eterik alem, fiziğin gücü ancak değişkenlik devreye alındığında sahnede olur ,

Ancak diğer bir bakışla 4Y deki fiziksel değişkenlik özelliğinin olduğunu düşünürsek fiziğin devrede olduğu haller de yaşanabilir ,var sayımların sonu yok bizim de peşin hükümlerimizin bu durumda yeri yok, bu nedenle kas gücünün olduğunu söyleyenlere de hak vermek gerek..

Pencere açıyorum,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=38#27921

Doğru apaçık bilmiyoruz ama bazı kanal ve hipnozda usta eller bu konularda yani ölümün ötesinde olanlar hakkında bir çok bilgi verdiler, okuyan çok olmuştur,bunların bir kısmını hayal ve halüsinasyon diyelim, ama bir hipnoz üstadı ve baştan materyalist olan Michael Newton gibi dostun yazdığı Ruhların Yolculuğu kitabı ki bu site kitaplığında PDF olarak mevcut,çok anlattık,

Yazan kişinin kendisi hipnoz üstadı olmasına rağmen ve bir çok telkinle bilinçleri etkilemek gibi kabiliyeti olması hesabı ile kendiyle uğraşıp telkin yani hipnozda bir handikap olan etkilemeyi dışlayan çapraz usullerle denekleri üzerinde 12 yıl kadar çalıştıktan sonra ve benzer konuları iyice tartarak o yoğunluk durumunda yani 5Y de olanları açık seçik olmasa bile bir çok yönden ortaya dökmüştür,

İşin ilginç yanı kendisi materyalist olup ezotorik bilgilere kapalı ve takıntılı bir bilinç iken uğraştığı deneklerden duydukları üzerine şoka girmiş ve kendi bilgi açlığını tatmin için de uğraşmıştır,yaptığı çalışmalarla kendi takıntılarını aşmaya çalışmış ve bir çoğunda başarmıştır,

Zira denekleri ile hipnoz üzerine çalışırken olaya deneklerin rehberleri girmiş ve onlarla karşılıklı bilmediği şüphe ettiği konularda münazara, münakaşa şeklinde söylev teatileri olmuş ve ondan kendisi faydalanırken bizlerin olaya tanıklığı kendi bilinç yapımızın sorgulamalarımızın cevapları olmuştur,

Kimseye birşeyler dayatıp inandıramayız bu kişinin kendi eliyle bilgi yolunda giderken takıntısız bir şekilde benliğini bilinç yönünde imar edeceği bir şeydir, görüldüğü gibi takıntısız demekteyiz, takıntının tarifini yapabilecek bilinç için ortaya saçılan bilgileri, konuşmaları yorumları objektif  yandan değerlendirebilecek samimi bir uğraşıda olunması gerekli,

--------------------------------------------------------------------

(Arkın sözünden alıntı)
 Eğer şeyler eğimliyse tetrahedronların orada ne işi olabilir? Hiç bir fikrim yok! O yüzden farklı yoğunlukları tanımlama olasılığı hakkında sormak istiyorum. Bu belki de sizin bahsettiğiniz değişken fiziksellikle ilgili birşey ve belki de Einstein bunu kendi çalışmasında gördüğü zaman korktu. Bunun hakkında düşündüm ve sanırım Einstein geleceğin geçmiş ve şimdi üzerinden belirlendiğinden emindi ama sonra bulduğu teoride gelecek açıktı ve o da bu durumdan korktu ve geri çekildi.
Matematiksel olarak, değişken fiziksellik, geçmiş ve şimdinin verildiği bir durumda geleceği seçme özgürlüğünün olduğu bir teori anlamına geliyor sanırım. Bu iyi bir tahmin mi?
C: Evet.
S: (A) İkinci derece değil de daha yüksek dereceli diferansiyel denklemler kullanmamızın gerekmesi de bununla mı ilgili?
C: Evet. Einstein sadece geleceğin değil, şimdinin ve geçmişin de açık olduğunu buldu. Şimdi onun neden korktuğunu daha iyi anlayabilirsin!!
S: (A) Şimdiye kadar söylediğiniz herşey, Armand Wyler adlı İsviçreli bir adamın fikrine işaret ediyor. Wyler geometriye dayalı olarak İnce Yapı Sabiti denen şeyi hesaplamanın bir yolunu buldu. Bu bir sayı ve deneysel olarak bulunabilir. Sonra elbette bunu nasıl yaptığını açılamak için Princeton'a davet edildi. Görünüşe göre bunu açıklayamadı ve sonunda bir akıl hastanesine yatırıldı. Soru şu: Onun düşünüş yolunu izlersem, bu İnce Yapı Sabiti'nin yapısını ortaya koyup anlayabilir miyim?
C: Evet.
S: (A) Eğer bunu yaparsam, akıl hastanesini boylamamak için bunu bir sır olarak mı saklamalıyım?
C: Wyler'ın durumundaki sorun konuşmacı değil, dinleyicilerdi.
S: (A) Bu ne anlama geliyor? (L) Sanırım mesele onun bunu açıklayamaması değil, konuştuğu kişilerin bunu anlayamamasıydı. Gerçekten aklını yitirdi mi, yoksa çıldırmasına "yardım" mı edildi?
C: Bir "sinir çökmesi" deneyimledi.

----------------------------------------------------------------------
Fizik alimimiz Arkın sorularından geldim, başlangıç sorusu onun bir parçası,kabiliyeti ve getirdiği yüksek sonuçlara ulaşmamız anlamamız kolay değil,

Bütün çabası senelerce uğraştığı matematik ve fizik gerçekliklerine ruhsal fikirleri adapte edebilmek ,soyut olayları matematik fizik geometri bilinenlerine formule edebilmek,

Bunu basit bilincimizle anlamaya ve tarif etmeye çalışıyoruz , K.ların olayı matematikle izah etme ve anlama cevaplarındaki kesinliğini nasıl izah edebiliriz,

Bir ara bahsettim  bir matematik denklemindeki eşitliğin iki tarafını çok ilkel olarak tarif edebilirsek anlayışımızı matematiğin izah sınırları içinde düşünebiliriz, kısaca olasılıkların ucu açık olması zihnin lineer sınırlama özelliklerinin dışına çıkabilmek ve bunun olabilirliğini kabul etmek, o zaman belki sinir çökmesi olayını yaşamayabiliriz,

"S: (A) İkinci derece değil de daha yüksek dereceli diferansiyel denklemler kullanmamızın gerekmesi de bununla mı ilgili?
C: Evet. Einstein sadece geleceğin değil, şimdinin ve geçmişin de açık olduğunu buldu. Şimdi onun neden korktuğunu daha iyi anlayabilirsin!! "

Ultra basit örnekler,

2x2=4

Bu denklemdeki eşitliğin sol tarafındaki elemanları çeşitli boyutlarda alabiliriz ,yani iki çarpı iki değil de dört adet biri yanyana koyabilir toplayabiliriz, veya sekiz bölü iki diyebiliriz,üç artı bir diyebiliriz ve ilh..böylece sonsuz bulgulara gidebiliriz, sağ taraftaki sabiteyi de aynen çeşitli kılıklara sokabiliriz ,sonuçta bu denklemin genelinin sıfıra eşit olduğu anlayışını da kabul edebiliriz, artık bizlerin zihinleri bu elastikiyeti kabul edebiliyor

İki tarifim var,

Sol taraf şimdi ve geçmiş, sağ taraf gelecek,veya,

Sol taraf madde illüzyonu ise sağ taraf eterik alem, veya anti madde alemi ,

Sorun her şeyi ilkel fizik kaidelerinin içine sokmak ve kabul etmek isteyen ,bundan başkası olamaz zihniyetinin yankı odası mensuplarının zihni hareketlerini doğal ve normal kabul edip bu genel ve çoğunlukta olan zihinsel yoğunluğun dışında kendini tek başına korumasız ve deli veli çizgisinin makuliyetini tarif edemeyen farkında olmayan bir sınırlı anlayışta olmak, sonuçta bu anlamayan ortamda sinir çöküntüsüne uğrayıp ben delirdim herhalde sanmak,

"C: Wyler'ın durumundaki sorun konuşmacı değil, dinleyicilerdi."

Geçen gün yeni taşındığım apartman karşı komşusunun alarmı çığlık atmaya başladı ,anladık ki evde değiller ve ben telaşla bir bileni arayıp çare bulmaya çalıştım o aradığım genç, ağabey evde akıllı süpürge vardır telefonla çalıştırılabiliyor biliyorsun uzakta iken yanlışlıkla veya alarm olduğunu unutarak evi şöyle biz olmadan temizleteyim demişlerdir ,süpürge gezinince alarm çalmıştır,

Bu on numara izahtan bir süre sonra  süpürge durdu alarm da sesini kesti,

Akıllı süpürgenin ne olduğunu bilmeyen ve izahla da anlayamayan bir ilkel topluma bu olayı anlatsam beni deli hastanesine aday gösterirler,

"Sorun dinleyicilerde.."

Okuma yazmayı bilmeyenle beraber devleti ve ekonomiyi idare edecek vekilleri seçen toplum gibi..

Ara..


Tgur

#1255
"Okuma yazmayı bilmeyenle beraber devleti ve ekonomiyi idare edecek vekilleri seçen toplum gibi.."

Bu konuda yaptığımın bir varsayıma dahil olma şeklinde tereddütlerim oldu, hakkında K.celselerini de tarayarak daha derin bir sonuca varmam gerekli ,yakında açıklayacağım..


Tgur

#1256
C: Alamazdın. Bir soruyu güçlü bir önyargıyla sorduğunda, inanma iradeni ihlal edemeyiz.  Forumumuzdaki HumbertoLVX adlı kullanıcı da şu yorumda bulunmuş: { Bu bir tür kırmızı bayrak. K'lar neden bir dezenformasyonu desteklemek yerine "Gerçeği almaya hazır değilsin" demedi veya daha önce söylediklerine benzer birşey söylemedi? Ne olursa olsun, konuyla ilgili bu dürüstlüğü takdir ediyorum. K'ların ille de her zaman doğru bilgi kaynağı olmaktan ziyade araştırmaya yönelik bir ilham kaynağı olduğuna dair iyi bir hatırlatıcı bu. Samimi ve ilham verici çalışma için hepinize teşekkürler! }
S: (L) Kısacası bu şahıs "K'lar neden bir dezenformasyonu desteklemek yerine "Gerçeği almaya hazır değilsin" demedi veya daha önce söylediklerine benzer birşey söylemedi?" diyor. Herhangi bir yorumunuz var mı?
C: Öncelikle "dezenformasyon" yoktu. "Mesih" adıyla bilinen karakter gerçek bir tarihsel şahsın ve bir diğerinin hayatına dayalı ve de çeşitli efsanelerin bir birleşimi.
S: (L) "bir diğeri" derken neyi kastediyorsunuz?
C: Tarihte daha az etki yapmış bir diğer şahıs. Zamanın diğer literatüründen alınmış hikaye parçacıkları da göz önünde bulundurulmalı. İkinci olarak, sana o tür ayrıntıların veya "İsa'nın" var olmadığını söylemiş olsaydık ne yapardın?
S: (L) Bana mı soruyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Projeyi sona erdirmiş olurdum çünkü o zamanlar İsa'yı kabul etmeyen tüm ruhların şeytani olduğundan son derece emindim. Bu o zamanlar New Age'de çok yaygın bir "testti". K'larla iletişimi temelli olarak durdururdum.
C: Evet.
(Pierre) Yani seçenek yoktu.
(L) O zaman o şekilde ikna olmuştum.
(Pierre) O sırada çıplak gerçeği söyleyemezlerdi.
C: Bir ışık, bilgi ve hakikat aleminden bir karanlık, cehalet ve yalanlar alemiyle iletişim kurduğunuzu düşünün. Ve alıcının gerçeğe yönelmesini istediğinizi düşünün.
S: (Pierre) Evet, yani o durumda ne yapmak gerekir?
C: Karanlık ışığı nasıl alabilir? Alıcının sahip olduğu kavramsal temalardan ve bilgi kaynaklarından yararlanmak gerekir. Delinmesi gereken perde varsayımlardan, inançlardan ve güçlü duygu programlarından oluşuyor.
S: (Perceval) Kolay iş değil!
C: Böyle bir perde ancak belirgin bazı bilgi çelişkileri içeren kavram tohumları ekerek delinebilir. Gerçeğe duyulan saf arzunun bereketli topraklarına düşen bu tohumlar filizlenir ve sonunda perdeyi delen eylemlere olanak sağlar. Çoğu insan "gerçeği kaldıramaz."
S: (L) Ama neden sadece "Gerçeği almaya hazır değilsin" demediniz?
C: Bu merakını uyandırır mıydı?
S: (L) Hayır, merakımı uyandırmazdı. Sizin hiçbir şey bilmediğinizi düşündürürdü bana.
C: Kesinlikle!
S: (Perceval) Evet, bu çok zor birşey. Teorik olarak bile olsa, birinin varsayımlarını ve duygusal programlarını incelediğinizi ve gerçeği tüm o engellerden geçirmeye çalıştığınızı düşünsenize. Çok hassas bazı noktalarla karşılaşacağınız açık...
(Mr. Scott) Ama bunu biliyoruz.
(Perceval) Bir ölçüde ama benim kastettiğim...
(Mr. Scott) SOTT'ta gerçeği ortaya koyan birşey hakkında yazıyorsun ve insanlar ona bir reaksiyon gösteriyor. Ve üstelik bu çok basit bir seviyede olan şey.
(Ark) Bir çocukla konuşmaya benziyor bu. Ona "Gerçeği almaya hazır değilsin" demek... [kahkaha]
(L) Bana ret cevabı verdikleri tek şey, benim için tehlikeli olacağını söyledikleri birşeyle ilgiliydi. (Perceval) Ve bunu söylediler.
(L) Söyleyemeyeceklerini söylediler.
(Perceval) Ama eğer sana hazır olmadığını söylemiş olsalardı, bu seni provoke ederdi ve konunun yakasını bırakmazdın.
Özellikle İsa gibi bir konuda, gerçeği bilmeye hazır olmadığının söylenmesi durumunda. Yani şey gibi, "İsa hakkındaki gerçeği öğrenmeye hazır değil miyim?! O gerçeği hemen bilmek istiyorum! Bu konuda yanıldığınızı kabul etseniz iyi olur!"
(Bu konuda tartışma aynı minvalde devam ediyor)
----------------------------------------------------------------------
C: Mevcut Kasyopya kaynağından İleagona. Global EM kalıplaşmasından dolayı bu "zamanda" enerjiler zorlu.
S: (L) Sanırım soracağımız şey açık: Neden?
C: Ön dalga yaklaşırken geniş çaplı acı deneyimi.
S: (Pierre) Yani insanların çektiği acı global EM kalıbı üzerinde etki mi ediyor?
C: Evet. Seviyeler yükseldiğinde dengelenme de başlayacak.
S: (L) Değişikliklerin meydana gelmesi için, çekilen acının daha da artması mı gerekiyor yani?
C: Evet, insanlık sonunda birleşecek.
S: (Perceval) Acı çekerken mi birleşecek sonunda?
C: Evet.
C: (Perceval) Birliğin mümkün olan tek yolu bu mu? Harika!
C: Hayır, tek mümkün yol bu değil.
S: (L) Teoride. Ama insanlar bildiğimiz tüm sorunlardan dolayı bir araya gelemiyor. O şekilde birleşemediklerinde başka bir şekilde birleşiyorlar...
(Pierre) Evet, pozitif bir şekilde bir araya gelemediklerinde, işbirliği yapamadıklarında ve birlikte çalışamadıklarında, o zaman negatif yolla bir araya gelebiliyorlar.
(Perceval) Cehaletleri nedeniyle birlikte acı çekiyorlar.
(L) Ne kadar moral bozucu birşey! Hiç iyi haber var mı? [kahkaha]
C: Elbette! Karmanın günü de geliyor! Geçmiş celseyi inceleyin: Kozmik ölçekte üçlü döngü ritimleri.
S: (L) Doğru hatırlıyorsam birşeyin geldiğine dair birşey söylenmişti... Onlara ne diyorlardı? O döngülere? Biyoritimler! Eğer John D.Rockefeller'san üçlü kötü gün ve Mahatma Gandhi'ysen iyi bir gün. Bahsettiğiniz şey bu mu?
C: Evet.
----------------------------------------------------------------------
S: (L) Başlangıç olarak geçenlerde gördüğüm bir rüyayla ilgili sorumla başlamak istiyorum. Rüyayı tekrar anlatmam gerekiyor mu, yoksa doğrudan yorumlarınızı söyleyebilir misiniz?
C: Anlatış şekline göre değişebilir.
S: (L) Tamam, çok sayıda odası olan, pek çok insanın bulunduğu şato tipi bir yerdeydim. Odalardan birinde, ki bir tür ana odaydı, "Ailenin Başı" gibi biri vardı. Orada mevcut herkesin, ailenin başıyla daha güçlü veya daha zayıf şekillerde ilişkili "aile üyeleri" olduğunu anladım. Bu kişi büyük bir koltukta oturuyordu, etrafı bir sürü insanla çevriliydi ve bir faaliyet vardı.
Onun etrafında olan bir faaliyet ama o herhangi birşeye çok fazla ilgi göstermiyordu. Sıkılmış mıydı yoksa hasta mıydı anlayamadım.
Etraftaki insanlar arasında fısıldaşmalar, bazı planlar ve daha alt planlar vardı. "Ailenin Başı"nı öldürmeye yönelik bir plan olduğunun farkına vardım. Dehşete düştüm ve ne olursa olsun onun yanına gidip, planı söyleyip ona yardımımı sunmaya karar verdim. Bunu yaptığım zaman bu sanki ona yeni bir hayat verdi. Ona verdiğim bilgiden sonra keyfi yerine geldi ve etrafında olan bitenle daha ilgili hale geldi. Bizi birlikte yemek için özel bir odaya davet etti. Bu adamla ilgili tuhaf şey ise, sürekli siyahla beyaz arasında değişiyor olmasıydı. Bir dakika saf Ari tipindeyken, bir sonraki dakika bir Mısırlı gibi görünüyordu. Dikkat çekici şeylerden biri, siyah olsun beyaz olsun cildinin berraklığıydı. O odaya gittik. Küçük, samimi bir odaydı. İki penceresi vardı. iki küçük ikiz çocuk vardı. Kız çocuğuydular sanırım. Onlar da bizimle birlikte geldi.
Onların onun çocukları olduğunu biliyordum. Onlar da bir siyah, bir beyaz oluyorlardı. Masaya oturduk. Tabaklar ve yemek sadeydi. Hatta o kadar sadeydi ki ona bununla ilgili bir soru sordum. Bana diğer tüm o ihtişamın hiçbir şey bilmeyenlere yönelik bir izlenim yaratmak için olduğunu, "Soyun Üyeleri"nin ise yedikleri konusunda ve kişisel alışkanlıkları konusunda dikkatli olma sorumluluğu taşıdığını söyledi.Yemeğimizi yedik ve koruma eşliğinde aracımıza geri götürüleceğimiz söylendi. Çünkü dönüp kendimi bir görev için hazırlamam gerekiyordu. "Doğru olanı" yapma kararımdan dolayı, "seçilmiş" kişi olduğumu kanıtlamış olmamdan dolayı, bir şekilde onların "mirasçısının" ben olacağım söylendi. Aracımız bir yolun sonuna bırakılmıştı... Gelişte o yolu yürümüştük ve sonra da şatoya mucizemsi bir şekilde "sokulmuştuk" ve şimdi de aracımıza geri götürülmemiz gerekiyordu. Dönüşte tehlikeler olabileceği konusunda uyarıldık. Eve dönüş yolunda bir tehlike ihtimali vardı ama sorunsuz olarak döndük ve bu sefer gelecekteki bir işaretin beklenmesi gibi bir durum vardı. Gerisi belirsizdi ve uyandım. Bana bu rüya hakkında ne söyleyebilirsiniz?
C: Ölüme yakın deneyim çözümü gösteriyor.
S: (L) Ne çözümü?
C: Yanlamasına yorumlamaya çalış.
S: (L) Yanlamasına mı?
C: Sabır faydalı olur elbette, baskı değil.
S: (L) Diğer tuhaf birşey ise, o rüyadan birkaç gün sonra Kutsal Kase'yle ilgili olarak aldığımız bu kitapta siyah ve beyaz arasında değişen insanlarla ilgili rüyalardan bahsediliyor olmasıydı. Saksağan gibi, bu kavramı, iyi ile kötü vs arasındaki dengeyi temsil eden kuşlardan bahsediliyordu.
C: Konu dengeli bir döngüde kendini sunuyor. Siyah veya beyazdan birini seçmeye yönlendirildiğinde ortadaki gri alanı ara.
S: (L) Bu konuda başka birşey?
C: Hayır.
----------------------------------------------------------------------

"Okuma yazma bilmeyenle beraber devleti idare edecek vekilleri seçersiniz" ,peşin hükmümdeki içime sızı veren olumsuzluğu aydınlatmak için bu izahata girişiyorum, aynı sözü bir dörtlüğümde de kullanmıştım ama orada nihai maksadım eğitime önem verilmesini vurgulamaktı,

Bu son yazımda ise toplumun bir kısmını ayıran ve suçlayan adeta temerküz kampına gönderip suskunluğa iten bir hüküm gözettim,
Gerçekten bu durumda cahil kalanlar ne olacak okuma yazma imkanı bulamayan ve esasta doyurucu tarım faaliyeti olan ve efendimiz olan köylü  tarım işçisi olanlar,

Sonra biz baştan cahil değil miydik ve öğrendiğimiz benimsediğimiz ilk şey birliğin farkına varıp ayırımı kaldırmak değil miydi, yerleşmiş olan bir gerçeği ayırmak mı birleştirmek mi önemli,bu noktaya gelince maruz kaldığımız Orion deney safhalarında ayrılmış parçaları ırkları kaynaştırmak birleşime yöneltmek var ,belki bu ayırıp birleştirmelerle sergilenen genel bir hal istendi ,

Arada ne kazanımlar ne bilinç zenginliği oluşacak,mozaik bilgi alanı nelerle dolacak, düşünce bu noktalara atladığında bu Orion işinin içindeki siyah ve beyazları fark ediyoruz ,yani OrionBH ve Orion KH ,

İşin genelindeki mantığı veya yönelimi anlamaya çalışırken kendi bilincimize bizlere olanlara bakalım,

Belki bir tekrar yapıyorum ama bunlarla bir şeyleri daha rafine anlatabilme özelliği yapıyor sanıyorum,

Genç bir teğmen iken bölük komutanıydım ve şöför yetiştirirken ilkokul diplomalılar dışındakileri eledim, yönetmelik o yöndeydi ve tümenden gönderilen şöför adaylarının yüzde altmışını elemiştim, uzatmadan ilgili komutan hemen gelip oğlum bana ilkokulu bitirmiş onbaşılardan bir manga getir dedi ,hazırladım ve onlara şu soruyu sordu ,

"Dünya öküzün boynunda duruyor diyenler şu tarafa ,balığın sırtında duruyor diyenler şu tarafa ayrılsın"

Çocuklar artık bırakmadan iki tarafa ayrıldı,

Ve komutan bana döndü oğlum şu andaki gerçeğimiz bu ,okuma yazanları aday olarak al yeter dedi ve ben de öyle yaptım ,tümende şöför açığından kurtuldu ,ama onlara teknik konuları öğretirken neler çektiğimizi bir de bana sorun..

"C: Karanlık ışığı nasıl alabilir? Alıcının sahip olduğu kavramsal temalardan ve bilgi kaynaklarından yararlanmak gerekir. Delinmesi gereken perde varsayımlardan, inançlardan ve güçlü duygu programlarından oluşuyor.
S: (Perceval) Kolay iş değil!
C: Böyle bir perde ancak belirgin bazı bilgi çelişkileri içeren kavram tohumları ekerek delinebilir. Gerçeğe duyulan saf arzunun bereketli topraklarına düşen bu tohumlar filizlenir ve sonunda perdeyi delen eylemlere olanak sağlar. Çoğu insan "gerçeği kaldıramaz." "

Yukarıdaki kısım İsa olmadığı gerçeğini Lauraya anlatılanlar içinde ,
Sebebini okumaktasınız ,

En son alıntıda Lauranın rüya yorumu ile belirtilen bir gerçek ,

"C: Konu dengeli bir döngüde kendini sunuyor. Siyah veya beyazdan birini seçmeye yönlendirildiğinde ortadaki gri alanı ara."

Gri alanları aramak , hayatım boyunca esasta hep öyle oldum ve bu hale benzer hakikate erişen tavrımı bilmeden "yaşarken rol yapıyorum" konusuna bağladım ,olaya siyah ve beyaz kesin tarafından bakınca dünya illüzyon mantığında  "riya" şeklinde de görünüyor ama esasta gri alanları taramakla meşgülmüşüm, ancak bu da ferahlatacak pek övünülecek bir husus değil zira yaşadığımız her yer hakiki evimizdir geçiştirilip atlatılacak yer ve zamanlar olarak görülmemeli,

Bu genellemeler yanında seçilen idareci takıma bakalım ,politika veya siyaset denen bir uygulama içindeler, buradaki poly=çok,tika=yüzlülük kavramını yürütmek zorundalar ,zira karşılarında cahil/okumuş karışımı bir toplum var,

Bu çok yüzlü ve olanlardan fazla etkilenen davranışın en makbulü idare ettikleri topluma samimiyet ve dürüstlükle davranmak ve katiyen şahsi menfaati devreye almamak,

Bunu beceren liderler oluyor mu ,oldu oluyor,evvela ülkemizin parçalanma batağından kurtuluşunda rol alan ve birleştirip bir ulus olabilme becerisi veren Atatürk var, hatalar olmuş mudur mutlaka, ama arada gereğinde "ben bu birleşimi uygulayabilmek için telgraf ve telgrafçılardan yararlandım" şeklinde ve servet diye ne edinmişse ülkeye bağışlayan bir hümanist dürüstlük sergilemiştir,
İlavelere lüzüm yok herkes biliyor, vicdanların sesini dinleyenler,

Sonuçta bu ayırımı devreye alan sözümü biraz açıp içimdeki acıyı sadeleştirme dindirme istiyorum.



Tgur

#1257
YORUMLAR  XXXIV

S: (Chu) Sezar şu anda başka bir yoğunlukta mı, yoksa?
C: 5.
S: (L) Tamam. Sezar'la doğrudan iletişim kurmamız mümkün mü?
C: Evet.
S: (L) Hm, bu bağlantı üzerinden bir iletişim ayarlayabilir misiniz? [kahkaha] (Atriedes) Bizi ana hat üzerinden Sezar'a bağlayabilir misiniz lütfen?
C: Kenara çekiliyoruz.
S: (L) Umarım Sezar İngilizce iletişim kurabilir. Ave Sezar! [kaset bitiyor, bir başka kaset yüklemek için bekleniyor] Lütfen bekleyin! (Atriedes) Yüce Lordumuzu ve Kurtarıcımızı hatta beklettiğine inanamıyorum! [kahkaha]
(L) Tamam, döndük Sezar. Tekrar deneyelim. Şimdi kendimizi toparlayalım... Orada zaman olmadığına göre hiçbir şey olmadı. Sanırım bir soru sormamız gerekiyor. Jül Sezar, orada mısın?
C: Evet.
S: (L) Adını doğru telaffuz ettim mi?
C: Hayır.
S: [kahkaha] (L) Hm, özür dilerim. Nasıl telaffuz edeceğimi bilmiyorum.
C: İpucu için yüksek Latin stiline bak. [harfler çok daha yavaş geliyor]
S: (L) Adını doğru telaffuz edip etmediğim konusunda konuşarak zamanı harcamak istemiyorum! Adını doğru telaffuz edersem bunun bir faydası olur mu?
C: Hayır.
S: (L) Tamam, bu konuda enerji harcamayacağım. Kimsenin Sezar'a sorusu var mı?
(Pierre) 15 Mart sabahı öldürüleceğini biliyor muydun?
C: Evet.
S: (L) Epilepsin var mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Ölümünden önceki yıllarda birkaç olayda ani baş dönmeleri yaşadın mı?
C: Evet.
S: (L) Bunlar muhtemel uzun, sefil bir ölüme neden olacağını bildiğin bir hastalığın işareti miydi?
C: Evet.
S: (L) Öldürüleceğini biliyorduysan, kim tarafından öldürüleceğini biliyor muydun?
C: Hayır.
S: (L) Sürpriz miydi?
C: Evet.
S: (Pierre) Tarihçilerin sen ölürken söylediğini bildirdikleri sözleri gerçekten söyledin mi? 12 Temmuz 2014 
C: Çok yakın ama etkileşimde daha önce.
S: (Pierre) Yani cinayetten önce bir tür karşı karşıya gelme yaşandı...
(L) Hayır, bence etkileşim cinayetin kendisiydi. Etkileşimde daha önce... O sözleri ölürken söylememiş. Doğru mu? Brütüs'ün bu olayla bağlantılı olduğunu gördün, ona birşey söyledin ve sonra saldırı başladı. Bu daha yakın mı?
C: Evet.
S: (L) Pekala, Sezar karşınızda. Soru sorun!
(Atriedes) Marius'un askeri bir lider olarak senin modelin olduğu doğru mu, yoksa Büyük İskender'den veya Scipio'dan mı etkilendin?
C: Tümü ve ayrıca askeri nitelikte olmayan başka etkiler.
S: (Atriedes) Ordunun başına geçtiğinde o orduyu bir iç savaşta kullanman gerekecek olmasının çok büyük ihtimal olduğunu biliyor muydun?
C: Hayır. Bu benim kalbimi kıran ve sağlığımı bozan şeydi. Roma tepenin üzerindeki parlayan şehir olabilirdi, dünyanın ışığı olabilirdi.
S: (Atriedes) Eğer çok kişisel değilse... Clodius Bona Dea ile ilgili olay neydi? Bu gerçekten oldu mu yoksa bir olayı örtbas etmeye yönelik bir hikaye mi? Çok kişisel değilse?
C: Clodius'un sadakatini kazanmaya yönelik bir dizi manevraydı.
S: (L) Sanırım karın o sırada gözden çıkarılabilirdi?
C: O Çiçero'nun bir arkadaşı ve onun partisinin bir taraftarıydı.
S: (L) Bu Çiçero'nun karısı veya karısının kızkardeşi yoluyla mı oldu?
C: Evet.
S: (L) Pekala. Başka soru? (Pierre) Reenkarne olmayı düşünüyor mu?
C: Ancak yeni bir dünyada.
S: (L) 4. yoğunluğa geçişten sonra mı yani?
C: Evet.
S: (L) Sezar, hiç yakın bir arkadaşın oldu mu?
C: Çeşitli ama onlar güç istemedi.
S: (L) Ve onlar güç istemediğine göre, tarihte kayıtlı değiller. (Chu) Ama kendini yalnız hissetmedin, değil mi?
C: Hissettim.
S: (Atriedes) Eğer dünyaya 3 tavsiyede bulunacak olsaydın, bunlar ne olurdu?
C: Örnek teşkil ederek kitleleri değiştirebileceğimi düşünmekle hata ettim. İnsanlar çoğunlukla değişken ve ben-merkezli. Bu yüzden, eğer gerçekten birşeyleri değiştirmek istiyorsanız, bu ancak erken eğitimle yapılabilir ama o zaman bile durum hassastır ve devam etmeyecektir. Nihayetinde, kendi gerçek doğanıza sadık olmalı ve hiçbir şeyden korkmamalısınız. Eğer bunu yaparsanız, gittikten sonra fark yaratabilirsiniz. Bu tam olarak senin sorduğun şey değil ama tüm amaçlara hizmet edecek 3 parça tavsiye de mevcut değil.
S: (L) Augustus'un senin ölümünden sonra olayları yönetme biçiminden memnun oldun mu?
C: Herkesi ve herşeyi manipüle eden kötü bir çocuk.
S: (Atriedes) Anının ve imajının bir dinde kullanılıyor olması seni rahatsız ediyor mu?
C: Eğer gerçeğin anlaşılmasıyla yapılıyorsa, hayır. Benim ordumun gösterdiği gibi, insanları bir araya getiren birşeyden başka nedir ki din?
S: (Atriedes) Şuradaki büst sana gerçekten benziyor mu?
C: Daha gençken.
S: (L) Kaç yaşındaki haline benziyor?
C: 43.
S: (Atriedes) Hiç yardımcıların oldu mu?
C: Beni kontrol eden, hiç.
S: (Alana) Sana ilham veren şeyin ne olduğunu merak ediyorum. O zor zamanlara rağmen devam etmeni sağlayan? İnancın nasıldı?
C: Çoğunlukla Posedonius'tan ve kadim zamanların Stoacılarının fikirlerinden ilham aldım. Beni devam ettiren şey sevgi ve acımaydı.
S: (L) Kime karşı sevgi ve acıma?
C: İnsanlık. 
S: (L) Acımak, neden?
C: İnsanlık kaybolmuş durumda.
S: (L) Başka birşey? (Andromeda) Bugün gerçekten senin doğum günün mü?
C: Evet.
S: (Herkes) DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN!!
C: Ave Kasyopya'nın İnsanları! Hoşçakalın.
S: (Ark) Bu Sezar konusu başladığında fiziksel bir his duydum. Önce başımın sağ yanında elektriksel bir ürperti. Ve sonra saçlarımın kalktığını hissedebiliyorum. Birkaç kez kontrol ettim, gerçekten saçım hareket ediyor mu diye. Birşey bulamadım. Ama sonra buradan (şakağına dokunuyor) saçımın hareket ettiğini hissettim. Hareket etti. Birşey söylemek istemedim. Sonra, bir ara konuşurken gözlüklerim eğildi. Başta sorun yoktu. Birşey yapmadım. Sonra gözlüğüm düştüğü için düzeltmek zorunda kaldım. Bu daha önce olmamıştı.
(Andromeda) Hmm.
(L) Sezar senin yolunla bağlantı kuruyor olmalı.
---------------------------------------------------------------------

Bu kısmı aktarıp yorum yaptım mı çok aradım bulamadım,yapmamış kabul edip bir şeyler söylemek gerekli ,

Aktarım Sezar ile direkt konuşma ve sorular sorup cevap alma ilginç gelebilir ama dikkat edilirse Sezarın hayatı ve yaptıkları hakkında araştırıp bilgi edinmeden sağlam bir neticeye varamıyoruz, bu gerekli mi onu da düşünmek lazım , hristiyan dininin daha doğrusu  "Paleo-christianity"olayını anlamak isteyenler için gerekli olabilir ,

"S:(L) ... Bize paleo-hıristiyanlığı tanımlayabilir misiniz?
C: "Düşüş" öncesi tüm insanların kavradığı/hakim olduğu alemlerin bilgisi.
S: (L) Peki neden Hıristiyanlık deniyor? Hıristiyanlık bildiğimiz Hıristiyanlıkla sınırlı değil mi?
C: Oo hayır! Kelime tekel altına alındı ve Hıristiyanlık diye bildiğiniz herşey saptırıldı. Örneğin ilk "Christ" (Mesih) bir kadındı"

Veya Sezarın şu hassas tavsiyesinin ana hatlarını yakalayabilirsek,

"S: (Atriedes) Eğer dünyaya 3 tavsiyede bulunacak olsaydın, bunlar ne olurdu?
C: Örnek teşkil ederek kitleleri değiştirebileceğimi düşünmekle hata ettim. İnsanlar çoğunlukla değişken ve ben-merkezli. Bu yüzden, eğer gerçekten birşeyleri değiştirmek istiyorsanız, bu ancak erken eğitimle yapılabilir ama o zaman bile durum hassastır ve devam etmeyecektir.

Nihayetinde, kendi gerçek doğanıza sadık olmalı ve hiçbir şeyden korkmamalısınız. Eğer bunu yaparsanız, gittikten sonra fark yaratabilirsiniz. Bu tam olarak senin sorduğun şey değil ama tüm amaçlara hizmet edecek 3 parça tavsiye de mevcut değil."

Nihayetinde, kendi gerçek doğanıza sadık olmalı ve hiçbir şeyden korkmamalısınız.

Bence monoteizmi saptıran ve Paulün ve Havari denen diğerlerinin anlayışları bulundukları çağdaki ikibin sene dünyanın bize göre batılı dediğimiz insanlarını oldukça fazla meşgul eden ,sonuçta medeniyet diye öngörülen bir çok hususu ortaya çıkaran barizleştiren bir dünya halini anlamak için gerekli olabilir ,

Bence emperyalizm ve USA gibi tehlikeleri ,kapitalizm liberalizm soğuk savaş gibi sosyolojik olguları vaz geçilmez bir hale getirip bütün dünya insanını adeta paralize edip başka bir şey düşünemeyen ve bir ayrılık kotası işlenmiş ide peşinde koşmanın hayat diye anıldığı bir ortam yaratılmış,

İnsanı doğaya hayvana diğer insanlara zarar verdirmeyecek "birlik" duygusunu esas alan hümanizm dışına çıkartıp KH prensipleri yönünde aile millet sınırlamaları içine kilitleyip başka şeyler düşünemeyecek bir hale sokmuş,

Aile ve milliyet üzerinde durmak zarar görmeden yaşamak için  henüz farkında olmayan insanların çok olduğu bir ortamda gerekli bir durum ama baştan beri ayrılık üzerine kurulmuş olan hatta cinsiyette çift olma hali ile oldukça ama şimdi sansasyonel olduğunu fark ettiğimiz  fizik uygulamlarla ayırımı keskin hatlara koyan ve maddeye yapışık ve ondan başka bir şey düşünemeyecek bir popülasyon üzerinde bu Orion deney programı yürümekte,

Foyayı veya deneyin ana hatlarını anlayabiliyor muyuz,

Maddi ve vazgeçilemeyecek ilkel zevkleri olan pastoral özelliği öne aldıran hormonal sistemlerle donatılmış organizmalar yaratılsın ve onların bu kapta yaşamaktan başka bir şey düşünemeyecek veya 4Y den idare edilen bu dünya çiftliğinde olan teknolojiden uzak ve bilgisiz bu genel oyuncaklarla yaşam yürüsün,

Bu noktada şunu ilave etmem gerek, bol belgesel izlerim ve o sevimli dediğimiz hayvanların yahut hayvan hallerimizdeki genel davranışları izlerken insana doğru gelişecek ruhsal tekamülün ne olduğunu anlamaya çalışıyorum,

Erkek arslan heybetli ve güzel görünüşlü ve cinsiyeti önünde hiç bir kısıtlama istemeyen hormonal etkilerin altında, yeni doğum yapmış dişisi ile tekrar rahat çiftleşmek için o güzelim çocukları yavruları acımadan öldürüyor,

Bu hayvansal hırsın daha doğrusu hormonal etkinin hırs yönünde varlığı nasıl esir aldığına ve bahsi geçen tekamüle sokulmaya yönelecek varlık ilkelliği tanımlamasında bir örnek,

İnsan olmuşlarda da bu hormonal etkileri dizginleyemeyenler var çünkü başlangıçlarda hayvansal ilkellik henüz yenilmemişti bulunduğu gezegenleri bile bu aşılamayan KH itkiler ile patlattılar,
Velhasıl deneyin süregelen tavırları,

Ancak biraz tekamül etmiş ve insani hasletleri daha öne çıkardığımız Dünya insanlarında bu aşırı hırsı yenemeyen hormonal itkilerin örneklerini görmüyor muyuz, parasal nitelikteki hırsı dizginleyemeyen idarecilerimiz bol miktarda var ,

DNA üzerinde kısıtlamalar yapma mecburiyeti baştan ilk uygulamalarda bu yaratılan oyuncakların DNA sız yani tanrısal dediğimiz genel bilinç ve sevgi kavramını ihtiva etmeyen bir şekilde sergilenmek istenmiş fakat hiç biri dünya atmosferinde yaşam bulamayınca mecburen DNA lı yani yaratımın kayıtlarını tamamen ihtiva eden ve üst taraflarda yoğunluklarda neler olduğunu bilmeye doğru ulaşabilecek (özellikle insan formuna tekamül edince) varlıkların oyunu fark ederek bozabileceğini bekleyerek yapılmıştır,

Konuyu uzun cümleyle anlattım ,özetle DNA da kısıtlama yapma mecburiyeti hasıl olmuştur,

Yani bu yaratımın genel perspektifine ulaşmayı çoğunlukla beceremiyecek oyuncaklar, ama Orion BH de var ,

Olayı denge statüsünde oyunun birlik olgusuna yetiştirebilecek açık kapılar bulmayı sağlayarak yürütebilecek bir organizasyon, zira negatif olmadan insanın BH a yönelmesi güç,

Ey ruh, mademki bu oyunu seçtin biraz zahmetli olan bu zorlamadan bizim bilgi verdiğimize de kulak vererek  kendi imkanlarınla çık,

Pek oynamadım ama ana hatlarını  bilmek anlamak kolay gibi geliyor "farm oyunları","şehir kurma", "devlet kurma" oyunlarının nasıl oynandığı hakkında düşünün  ,ne demek istediğim anlaşılır,

Sözün özü ,insanın monoteizm şemsiyesi altından çıkarıp birlik beraberlik ve esas gücün kendisinde olduğunu fark ettirecek ancak o zaman mutlu dünyasını yaşayacak bir varlık olduğunu belirtmek, başarabilinecek şey KH dayatmaları ile kök noktalara doğru sürdürülen ve yılan kardeşliği ile birbirine zarar verecek durumdan çıkıp gerçeği görebilmek..

Var oluşun kutsal farkındalığı..

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Ruhlara ne oluyor? Bu proje yalnızca fiziksel mi?
C: Fiziksel. Ruhlar devam ediyor.
S: (L) Ruhlar nereye gidiyor?
C: Çoğunlukla buraya geri dönüyorlar.
S: (L) Bir kısmı başka yerlere mi gidiyor?
C: Bazıları diğer gezegenlere gidiyor.
S: (L) Bu projeden kim sorumlu?   
C: Konsorsiyum.
S: (L) Bu iğrenç!
C: 'İğrenç' subjektif.
S: (L) Fakat tüm bunlar çok korkunç.
C: Hislerinizi anlıyoruz, fakat herşey sizin perspektifinize uymaz.
S: (L) Bunlar dünyaya neden oluyor?
C: Karma.
S: (L) Ne tür bir karma bunu getirebilir?
C: Atlantis.
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
-----------------------------------------------------------------
C: Fakat önemli olan ruh, beden değil. Beden ölür fakat ruh ölmez.
----------------------------------------------------------------------
C: Bu fizik üzerinde odaklanıştır. Beden önemli değil.
S: (L) Yani herhangi bir şekilde beden üzerinde durmak yanlış mıdır?
C: Yakın. Bedendeki hayata konsantre olmayın. Ruha konsantre olun.
S: (L) Yani Laura kalp durumunu önemsemesin mi?
C: Bu hususta endişelenme. Ruhu iyileştir.
------------------------------------------------------------------
S: (L) İnsan ırkının asıl genetik mühendisleri kimdi?
C: Biz.
S: (L) Kasyopyalılar, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bizi ne amaçla genetik olarak oluşturdunuz? Tanrı'nın bir emri miydi?
C: Ruh gelişimi veya ilerleyişi.
S: (L) Sümerlilerin insanın yaratılışı hikayesine göre birileri bir tanrıyı öldürüyor, ve bu tanrının kanı ve parçalarını çamurla karıştırıyorlar ve daha sonra bunu gebelik tanrıçalarına veriyorlar ve insan ırkın bu şekilde doğuyor. Bu hikaye, 'grilerin' şu sıralar yaptıklarına çok benziyor. Birisi gerçekten bir 'tanrıyı' öldürüp ruhunu parçalara ayırarak insan ırkını mı yarattı?
C: Sembolizma ve yanlış olay sıralaması.
S: (L) Hikaye ne anlatıyordu? Gerçek olay neydi?
C: Kertenkele varlıkları, kendi beslenme amaçları doğrultusunda yaptıkları bir savaş sonucunda insan ırkını genetik olarak değiştirdi.
S: (L) Bu Sümer hikayelerinin bahsettiği olaylar ne zaman oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
----------------------------------------------------------------------
Sümerliler Atlantislilerdir,
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Peki Kasyopyalıları kim yarattı?
C: Çok eski ruhsal atalarınız.
S: (L) Bu varlıkların bir ismi var mı?
C: Hayır.
S: (L) Nasıl adlandırılıyorlar?
C: Geçici yolcular.
S: (L) Bu 'geçici yolcular' nereden geliyorlar?
C: Bu kanalda açıklamak çok zor; uzun.
----------------------------------------------------------------------
C: Herşeyin arzu edilmeyen sonuçları yanında arzu edilebilir sonuçları da vardır, fakat burada şu da belirtilmelidir ki evrenin tüm boyutlarında var olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir. Bunlar uzun dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür. İnsanların neden fiziksel madde içinde esir olduklarıyla ilgili soruna dönecek olursak, ki elbette bu gönüllü bir şekilde ve seçimle gerçekleşti, sizin tamamen eterik veya ruhsal bir varoluş olarak tanımlayacağınız uzun dalga döngüsü deneyiminden, fiziksel varoluş dediğiniz kısa dalga döngüsüne geçmenizden kaynaklandı. Bu iki yol arasındaki fark şudur; uzun dalga döngüsünde evrimde döngüsel bir tarzda çok yavaş bir değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise bir ikilik/düalite vardır. Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir. Ruhların grup zihni tamamen eterik/ruhsal bir varlık yerine fizikselliği deneyimlemeyi seçtiğinde bu kısa dalga döngüsüne geçme gereksinimi doğal olarak, evrenin doğal bağları yoluyla gerçekleşti.
S: (L) Ruhla bedenin etkileşiminin bir yan-ürünü var mı?
C: Bu etkileşim hem pozitif hem de negatif nitelikte yan-ürünler meydana getirir.
S: (L) Bu yan ürünler nelerdir?
C: Önce hangisi?
S: (L) Pozitif.
C: Pozitif yan-ürün göreli enerjide meydana gelen bir enerji artışıdır. Bu enerji ruhun ve onun tek boyutlu ve iki boyutlu etkileşimli partnerlerinin öğrenme sürecini hızlandırır. Partnerler flora, fauna, mineraller vb'dir. Bu kısa dalga döngüsündeki fiziksel/ruhsal transfer yoluyla hepsi tekrar-birleşmeye doğru olan gelişim ve hareketi daha hızlı bir şekilde deneyimler. Negatif olarak ise aynı varlıklar için pek çok negatif durum söz konusu olur, çünkü 1. ve 2. bilinç yoğunluğu seviyesinde bulunan flora ve fauna normal olarak fiziksel düzlemde uzunvadeli veya uzun dalga döngülü bir deneyim yaşayacaktı ama insanlarla olan etkileşimleri nedeniyle kısa dalga ruhsal/fiziksel döngüde deneyim elde etmek durumundalar.
--------------------------------------------------------------------

S: (L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.
S: (L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı?
C: Bir'le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini duydunuz mu?
S: (L) Lusifer kim?
C: Siz. İnsan ırkı.
S: (L) İnsanların ruhları daha büyük bir ruhun parçaları mı?
C: Evet. Yakın. Bir. Tüm düşenler "zor yolu" öğrenmek zorundadır.
S: (L) Fiziksel gerçekliği deneyimleme isteğinin aslında düşme eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Sizler parçalı bir ruh biriminin üyelerisiniz.
S: (L) Fizikselliği istemenin "düşmek" anlamına gelmesi nasıl oluyor?
C: Kendi için zevk.
----------------------------------------------------------------------

C: Başkalarının seni yolundan alıkoymasına kesinlikle izin verme. Seni gerçekten uzaklaştıracak pek çok girişime maruz kaldın. Şimdi birkaç bildiri geliyor: Dur. Varolan herşey sadece birer derstir. Bu sonsuz bir okul. Herhangi birşeyin varolmasının başka hiçbir amacı yok. Cansız madde bile öğreniyor. Herşey bir "İlüzyon". Her bir birey aklında tüm varoluşa sahip. Şimdi bunu biraz düşün. Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor. Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence."
S: (L) Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek kimin için eğlence?
C: Herkes. Zorluklar eğlencedir. Aklının sınırı nerede sence?
S: (L) Nerede?
C: Biz sorduk.
S: (L) Sanırım bir sınır yok.
C: Eğer sınır yoksa, senin kendi aklın ile başka herhangi bir şey arasında fark nedir?
S: (L) Eğer nihayetinde herşey birse, sanırım bir fark yok.
C: Doğru. Eğer iki şey mutlak olarak sınırsızsa, o iki şey tamamen aynı şeydir.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Yani herşeyi kapsayan belirli bir matematik biçimi yok. (R) Fraktallar var, p-sel sayılar var, asallar var, halkalar ve gruplar var. Aa! Benzen halkasının grup matematiği veya halka matematiği ile ilişkili olup olmadığını sorabiliriz. (A) Evet, cebirin önemli lduğunu biliyoruz. Cebirin ana matematik olduğunu biliyoruz. Cebirle ilgili sorarsak, yanıt kesinlikle "evet" olacak ama spesifik bir yanıt olmayacak. (R) Pekala. Halka matematiği ile asal sayıların kombinasyonunu sorabiliriz. (A) Bunun da yanıtı kesinlikle "evet" olacak, çünkü asal sayılar üzerinde çalıştığımız zaman otomatik olarak halkalarla karşılaşıyoruz. Bundan kaçmanın yolu yok. (R) Bu konuda tek bir sorum kaldı ve o da, dedektörlerin bilinç arayüz noktaları olup olmadığı.
Dedektörler bilincin gerçeklikle karşılaştığı yerler mi?
C: Frekans farkındalık sınırları.
S: (L) Frekans farkındalık sınırları neyden yapılıyor? Kimin farkındalığı? (R) Evet, güzel soru. (L) Evet, ama kimin farkındalığının sınırı? (R) Sanırım bizim. (A) "Biz" kimiz? Kimin farkındalığı? Evrensel mi?
C: 7. yoğunluk yapı/bölümler.
S: (A) Pekala, bu Gurdjieff'in dünyalar dediği şey mi? Çok güzel bir tanım yapıyor. (R) Benim sorum şu: örneğin bu odadaki üçümüz. Biz, bu frekans farkındalık sınırlarını kullanan 7. yoğunluk aracılığıyla mı gerçeklikle etkileşiyoruz? Nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum.
C: 7. yoğunluk sizin üzerinizden bölümlerle/parçalarla etkileşiyor.
S: (R) Yani biz gerçeklikle 7. yoğunluk üzerinden etkileşmiyoruz, tam tersi. 7. yoğunluk bizim üzerimizden bölümler kavramıyla etkileşiyor. (A) Bu şekilde işliyor. (L) Biziz. (R) Arayüz biziz.
----------------------------------------------------------------------

 Tamam. Sıradaki soru: Behe'nin "Darwin'in Kara Kutusu" adlı kitabını okudum, ardından da "The Edge of  Evolution" (evrimin sınırı). Peşpeşe okudum. Harika kitaplar! Temel olarak keskin bir jiletle Darwin'in rastgele mutasyon ve doğal seleksiyonla evrim teorisini klinik ve verimli bir şekilde kesip inceliyor. Akıllı Tasarım hakkında konuşuyor, ancak bir tasarımcı hakkında fazla birşey söylemiyor. Yani, tasarımcı hakkında çok şey söylüyor ama türünü, ne ya da kim olduğunu belirtmiyor.
Sonuna kadar kesinlikle bilimsel kalıyor. Ancak bunu okurken düşündüğüm şey şu ki, özellikle boyutlar, yoğunluklar, 4B (BH ve KH) gibi kavramları olan Kasyopya kozmolojik perspektifi açısından, kitapta anlatılanlar çok anlamlıydı. Devam eden genetik manipülasyonlar ve bu genetik manipülasyonları yapmak için zamanda ileri geri yapılan yolculukların,
4KH tiplerinin insan ırkı üzerinde kullandığı numaralardan biri olduğunu birçok kez anlattınız. Bu genetik manipülasyonların gerçekleştiği 4B laboratuarların olduğunu söylediniz. Kaçırmanın nasıl yapıldığından, ruh çıkarma gibi yapıldığından bahsettiniz: ruh 4. yoğunluğa alınıyor, 4B "maddesinde" bir beden moleküler olarak yeniden yapılıyor,
4B'deki bu beden üzerinde çalışmalar yapılıyor, sonra bu beden dağıtılıyor ve ruh veya bilinç yoğunluk perdesinden geçirilerek geri gönderiliyor. Bu bilincin taşıdığı manipülasyon modeli, 3B dünyadaki beden içine koyulduğu zaman, içerdiği değişiklikler veya manipülasyonlar gerçekleşiyor. Yani, bunun nasıl olduğu hakkında bir fikrim var ve belki bu sormam gereken bir soru değil, ama... Gerçekten sormam gerekiyor: Bu nasıl oluyor? Bunu nasıl yapıyorlar?!
C: 4B'nin, düşüncenin yaratma gücüne sahip olduğu bir alem olduğunu hatırlayın. Bir zihin, ki burada sizin zihin olarak anladığınızdan çok daha fazlasını kastediyoruz, bir yapı veya yapılması gereken birşey hakkında düşündüğünde, bir bakıma kendisini toplar. Daha sonra bu yapı yoğunluk perdesinden geri gönderildiğinde, "fikir", sizin gerçekliğinizdeki eşleşen öğeleri kendine çeken bir şablon işlevi görür ve organik montaj süreci gerçekleşir. Cansız maddenin bile minimal bir eşleme bilinci olması sayesinde gerçekleşir bu.
S: (Andromeda) Sanırım bunu birkaç kez okumam gerekecek... (Artemis) Aynı yöntem soğuk algınlığından kurtulmak için de kullanılabilir mi?
C: Henüz 4B'de değilsiniz.

----------------------------------------------------------------------

Konu ruh kavramını tam anlamak için devreye alındı,

Tanrı her şeydir her şey tanrıdır deyip monoteizmi ortadan kaldıracak bilince gelebilmek için insan ve diğer 1 ve 2 yoğunluk elemanlarının ruh ile bağlantılı olma konusunu çözmek varsa ironik izahları sadeleştirmek gerekli,

Zira organik portal bahsine geldiğimizde ruh bağlantısı yapılmamış varlıklardan bahsediliyor, ruh havuzu denen başka bir ruh yapılanması ve oradan idare ama insan formunda oldukları için ruhlu denilen bireylerle bir olup onların ruhsal davranışlarından yansıma, taklit alma ve hayatiyetlerini bu şekilde sürdürme ,bu varlıklar ölünce 5Y de biraz durup tekrar bedenlenme ve ruhlu bireylere bazen seri katillik psikotik bozukluk gösteren varlıklar halinde sıkıntı vermek,

Tabii hepsi değil bir kısmı olay çıkartmadan da yaşam sürdürüyorlar,

Sanırım 7Y nin her var olanda olduğunu idrak için ruh kavramını biraz didiklemek gerekiyor,

Cansız maddenin bile bir bilinci var dediğimizde ,bilinç kavramını kategorize ediyoruz ancak kendine özgü bir seçim serbestliğinde olabileceğini anlamaya çalışıyoruz,bunun yanında cansız maddeleri 1.ve 2. yoğunluk partnerleri olarak belirtilince ruhun bilinci işlevselleştirecek partnerler ile inşa edilmiş illüzyon materyallerinin üstünde bir yerlere tekamül eden bir halde anlamalıyız, o zaman şu arayüz kavramını çözmemiz gerekli,

"C: 7. yoğunluk sizin üzerinizden bölümlerle/parçalarla etkileşiyor.
S: (R) Yani biz gerçeklikle 7. yoğunluk üzerinden etkileşmiyoruz, tam tersi. 7. yoğunluk bizim üzerimizden bölümler kavramıyla etkileşiyor. (A) Bu şekilde işliyor. (L) Biziz. (R) Arayüz biziz."

Yukarıdaki alıntıları bir gurup halinde incelediğim konuyu yani ruh, parçalı ruh denen hassas öğeyi daha çok 3Y mantığı ile bir yerlere oturtmaya çalışıyorum,biliyorum 4Y e erişebilirsek durum bütün çıplaklığı ile önümüzde açılacak ,

Bulunduğumuz yoğunlukta insan yaşayışına uyacak kolaylaştıracak bir şeyler yapmaya çalıştığımızda bir çok alt partner kullanmaktayız vidalar çiviler ,su,bazı madenler v.s.,kısa dalga döngüsünü başlatmadan evvel 4Ye kolay ulaşım olduğunda yani insanlar çift yoğunluk değişimini yaptıkları bölümde bu yaratma işlemlerini normal olarak çok kolay devreye sokabiliyorlardı ,düşünce ve bedenin özel bir kozmoloji ile başka bölümlere intikalini sağlayabiliyorlardı,telepati, teleportasyon tekno-sipiritüel meterilizasyon gibi,

Ayrıca şu anda bile atom altı parçalarının ve atomdaki pencerenin olduğunu bilmek ,nötrinoların özel bir nitelikte bilgi taşıdığı farkındalığı olayı ruhsal bütünlük ile cansız madde denen illüzyonun ilkel maddesi atom arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermekte,

"C: 4B'nin, düşüncenin yaratma gücüne sahip olduğu bir alem olduğunu hatırlayın. Bir zihin, ki burada sizin zihin olarak anladığınızdan çok daha fazlasını kastediyoruz, bir yapı veya yapılması gereken birşey hakkında düşündüğünde, bir bakıma kendisini toplar. Daha sonra bu yapı yoğunluk perdesinden geri gönderildiğinde, "fikir", sizin gerçekliğinizdeki eşleşen öğeleri kendine çeken bir şablon işlevi görür ve organik montaj süreci gerçekleşir. Cansız maddenin bile minimal bir eşleme bilinci olması sayesinde gerçekleşir bu."

Yoğunluk kavramını bilincin partner "eşleme bilinci" olan özelliğinden farkında bir ruh haline ulaşabilmesi için insan zihninin inşası olarak da kabul edebiliriz,

Sonuçta yoğunluklar hakkındaki bilgileri geliştirdikçe ve üst yoğunluk özelliğini anlamaya çalışınca ruh ve yaratılan madde illüzyon bütünlüğünün birbiri ile ilintisini bilincin bir macerası  incelikleri, detayları olduğunu ve her şeyin bir olduğunu idrake yöneliyoruz..

"C: Eğer sınır yoksa, senin kendi aklın ile başka herhangi bir şey arasında fark nedir?
S: (L) Eğer nihayetinde herşey birse, sanırım bir fark yok.
C: Doğru. Eğer iki şey mutlak olarak sınırsızsa, o iki şey tamamen aynı şeydir. "

Artık sayfalarımı görüldüğü veya fark edileceği gibi nicelik olarak kısa, nitelikte yoğun olduğunu ümit ederek  kesiyor ve ara veriyorum.


Tgur

#1258
Konu sıcak, aradakileri atlayarak şimdi devreye almayı uygun gördüm,

YORUMLAR XLVI

S: (L) Bu gece enerji seviyesinde bir sorun mu var?
C: Ouija tablası.
S: (L) Tablanın nesi var?
C: Buruşuyor.
S: (L) Yeni bir tabla mı almalıyız?
C: İyi fikir.
S: (L) Tablanın üzerine bir parça cam koysak ve planşet için de bir keçe alsak işe yarar mı?
C: Belki.
S: (L) Yeni bir tabla alsak daha mı iyi olur?
C: Açık.
S: (L) Kimlerle konuştuğumuza dikkat etmememiz durumunda bizim Kertenkelelerin bu yolla işlerimize bulaşma ihtimali olup olmadığını merak ediyorum.
C: Her zaman olası.
----------------------------------------------------------------------
C: Hayır. Daha yavaş. Tablaya tırnak işaretlerini de ekleyin. (Bu uyarıdan sonra ouija tablasına tırnak işaretlerini de ekledik. Bu noktadan sonra Kasyopyalıların mesajları tırmak içinde olduğunda, bu onların kendi koydukları tırnak işaretleri olacaktır.)
----------------------------------------------------------------------

S: (L) J  ve A___ B___ ouija tablasının, üzerine ellerimizi koymadan da işleyeceğini düşünüyorlar. Bu doğru mu? O şekilde işlev gösterir mi?
C: Eğer gösterirse karşınızdaki biz olmayız. Bunu yalnızca kendine hizmet eden güçler yapar. Bu konularla ilgili pek çok aptallıklar olduğunu unutmayın. W  ve B___ şüpheli.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Planşet bu gece neden bu kadar yavaş hareket ediyor? (Ç.N.: Planşet; ouija [wica diye okunuyor sanırım] tablası denen, üzerinde harf ve semboller bulunan ve psişik bağlantı yoluyla mesajlar alınmasını sağlayan tabladaki hareketli, harfleri işaretleyici parça)
C: V___'nin ilgisi başka bir yöne kaydı.
S: (L) İlgisi neye kaydı?
C: Yazarlık.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Bu konu hakkında vermeyi planladığınız başka bilgiler var mı?
C: Olabilir.
S: (L) Ouija tablası yoluyla bilgi aldıkları iddia edilen ve "Gulf Breeze Six" olarak isimlendirilen kişiler bir çeşit kehanetsi bilgi mi aldılar?
C: Evet.
S: (L) Peki bu bilgileri hangi kaynaktan aldılar?
C: Karışık.
S: (L) Aldıkları bilgiler doğru muydu?
C: Karışık.
S: (L) Kendilerine, tablalarına, transkriptlerine vs neden el konuldu?
C: Paranoya.
S: (L) Bu Dünya Değişimleri (Earth Changes) konusunda en ünlü kahinlerden biri Edgar Cayce. Ama kehanetlerinden bir çoğu doğru çıkmadı gibi görünüyor. Örneğin Atlantis'in 1969'ta tekrar yeryüzüne çıkacağı kehanetinde bulunmuştu ama çıkmadı. Ama Bimini sahili açığında çeşitli yapılar keşfedildi ve pek çok kişi bunların Atlantis'in kalıntıları olduğunu düşündü. Bu yapılar görünüşe göre gerçekten o tarihte kumlardan çıktı.
C: Sembolizma biçimlerinden birine örnek.
S: (L) Bu sembolizma örneği, Güney Karolina'da kaybolan iki küçük çocukla ilgili söylediklerinize de uygulanabilir mi?
C: Evet.
S: (L) O sembolizmaya göre siz olayı 3'üncü yoğunluktan 6'ncıya kadar olan kavramlarla okuyup sonra tekrar 3'üncüye çevirip yorumladınız.
Genel hatlarıyla doğru olmakla birlikte 3'üncü yoğunluktaki kesin ayrıntılar bakımından sonuç hafifçe farklıydı. Bu şekilde mi?
C: Konunun öğrencilerinin %99.9'u bunu anlayamazdı. Bu kişiler üst boyutlardan gelen bilgileri hep kelimesi kelimesine 3'üncü yoğunluk anlayışına çevirmeye çalışıyor. Örnek olarak bir sanat galerisine giden ama bu işin acemisi olan birini düşünün. Soyut resimlere bakıyor ve "Birşey anlamadım." diyor.
S: (L) Ama somut çevirileri veya en azından birşeyleri somutlaştırma çabalarını kötülemeyelim. Ben gerçekçi sanat eserlerinden hoşlanırım. Sanatsal tercihlerimde gerçekçiyim. Ağaçların ağaç gibi görünmesini, insanların iki kol ve iki bacağa sahip olmasını isterim. Dolayısıyla tahminlerimde de yeterli düzeyde somutluk ve gerçekçilikten hoşlanırım.
C: Bazılarında sorun yok ama dikkat et yoksa "Kaliforniya okyanusa batacak" kehanetini her zaman Kaliforniya'nın gerçekten okyanusa batacağı şeklinde yorumlarsın.
[Ç.N.: Celsenin bu noktasında F___, T___ ve Laura arasında Kaliforniya kehanetine dair bazı yorumlar dile getiriliyor. Atlandı.]
S: (L) Bu kehaneti aynen söylendiği şekilde gerçekleşecekmiş gibi düşünmememiz gerektiğini anlıyoruz. Yani duyduğumuz kehanetlerin ardında daha büyük şeylerin olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (T) Peki bize verdiğiniz tahmin ve kehanetleri doğru anlıyor muyuz?
C: Kısmen.
S: (T) Yani Kaliforniya'nın okyanusa gömülmesinden bahsederken, tüm eyaletin resmen okyanusa batmasından bahsetmiyoruz, değil mi?
C: Öyle olsa bile sizce bunun olması ne kadar zaman alır?
S: (L) Üç dakika da sürebilir, üç yüz yıl da. (T) Evet. Sizin de söyleyebileceğiniz gibi "Açık".
C: Evet. Ama sizin kahinlerinizin çoğu bunun açık olmadığını düşünüyor.
S: (J) Evet, bu konuda başka görüşlere karşı sağırlar. (T) Yani onlara göre Kaliforniya şimdi burdayken, bir dakika sonra Kaliforniya diye birşey olmayacak. Böyle mi düşünüyorlar?
C: Veya benzeri.
S: (T) Kaliforniya'nın okyanusa gömülmesinden bahsederken, ki bunu bir benzetme olarak kabul ediyoruz, fay hatları boyunca boyutlarını kimsenin bilmediği peşpeşe sismik olayların meydana gelmesi olasılığı...
C: Veya belki tamamen farklı birşeyi sembolize ediyor olabilir.
S: (L) Ne gibi? (J) Kaliforniya'daki tüm o tuhaf tipler buna sinir olacak. (L) Neyi sembolize ediyor olabilir?
C: İncelemek ve öğrenmek size kalmış.
S: (L) Durun bir dakika! Bu, bir latince sözlük bile vermeden bizi latince bir kitabı çevirmeye göndermeye benziyor.
C: Hayır benzemiyor. Sadece bir yeniden inceleme yapmayı düşünmenizi önerdik.
S: (L) Bize güneş sistemimizle bir şekilde bağlantılı bir komet kümesi olduğunu ve bu komet kümesinin her 3600 yılda bir ekliptik düzeleminden geçtiğini söylemiştiniz. Bu doğru mu?
C: Evet. Ama bu kez tüm gerçekliklerin farklı olduğu 4'üncü yoğunluk boyut sınır dalgası üzerinde geliyor.
S: (L) Tamam, yani komet kümesi, boyut sınır dalgasıyla birlikte buraya geliyor. Peki buna göre güneş sistemine girdiğinde, bu boyut geçişi nedeniyle etkileri yumuşayacak mı? Bu hafifletici bir faktör mü?
C: Etkiler hafifleyecek.
S: (T) Uzay Yolu; Yeni Nesil filmi bize bunu mu anlatıyor? 
C: Olabilir.
S: (T) Siz veya Federasyon'daki başka biri o filmin yazalarını etkiliyor mu?
C: Açık.
S: (L) Yani tüm bunlar, kehanetlerdeki dünya değişimlerinin aslında anladığımız şekliyle fiziksel realitede meydana gelmeyebileceğini mi gösteriyor?
C: Emin olabilirsin.
S: (L) Yani tüm bu hoplama zıplamalar, oraya buraya gitmeler, onu bunu yapmalar...
C: Tamamen 3'üncü seviye düşünüşü.
S: (L) Eğer tüm bunlar 3'üncü seviye düşünce ürünleriylese, ve eğer bu kehanetlerin çoğu sembolikse, tahmin ediyorum ki bu kehanetler aslında enerjideki hareket ve değişiklikleri işaret ediyor.
C: Evet.
S: (L) Peki eğer bu enerji değişimleri meydana gelecekse, bu kehanetlerde değişeceği söylenen şey gezegendeki insanlar mı, ya da insan grupları ve belirli kitleler mi oluyor? Bu afetler bireysel ve veya kolektif bir temelde ruhta meydana gelecek afetleri mi yansıtıyor?
C: Yakın.
S: (L) Geçiş gerçekleştiğinde dünya üzerindeki insanların da 4'üncü yoğunluğa geçeceğini, bir çeşit gençleşme süreci yaşayacaklarını falan söylemiştiniz. Peki 4'üncü yoğunluktan tamamen habesiz olan ve 4'üncü yoğunluğa geçmeyecek olan insanlara ne olacak? Farkında olan ve frekansları değişen insanların desteğiyle dalga onları da mı taşıyacak, yoksa başka bir yere gidip başka şeyler mi yapacaklar?
C: Adım adım (sorun).
S: (T) Şimdi buraya gelen şey insan ırkını 4'üncü yoğunluğa taşıyacak olan bir dalga mı?
C: Ve gezegeni ve bütün mekan/zaman sektörünü.
S: (T) O zaman buradaki herkesi içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın tutucularıyız. Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu meydana geldiğinde, hala tüm bunlardan habersiz olanlara yardım edecek miyiz?
C: Açık.
S:  (T)  Yani  biz  şimdi  dünya  değişimlerinden,  hayatta  kalacaklardan  ve  kalmayacaklardan,  yıkımlardan,  3'üncü,  4'üncü,  5'inci  yoğunluk realitelerinden  bahsederken,  burada  asıl  kastedilen  şey  3'üncü  yoğunluk  bakımından  gezegenin  yok  olması  veya  3'üncü  yoğunluktaki nüfusun %90'nın ölmesi değil. Çünkü insanlar 4'üncü yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi?
C: Vau! "Isınıyorsun."
S: (T) Evet, yani biz yeni yoğunluğun frekans tutucularıyız. Yani insanların %90'ının hayatta kalmayacak olmasından kastedilen şey, geçirecekleri yoğunluk değişimi oluyor. Çünkü bir üst seviyeye çıkıyoruz. Tüm bu konular bununla mı ilgili?
C: Veya diğer bir olasılık, fiziksel afetleri yalnızca 3'üncü seviye dünyada "kalanların" deneyimleyecek olması.
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.
C: Yakın.
S: (L) Bu boyut değişimi sırasında bizim yaptığımız şey bir frekansın tutulup muhafaza edilmesi mi? Yani resmen 4'üncü yoğunlukta yeni bir dünyanın yaratılmasını sağlayacak bir "süper bağlantının" oluşturulması mı? Tıpkı tek hücreli bir organizmanın ikiye bölünmesi gibi; sadece yarımlardan bir tanesi frekansın yakalanması yoluyla diğer bir boyuta geçerken bir tanesi 3'üncü yoğunlukta kalacak. Öyle mi?
C: Adım adım.
S: (L) Bir bölünme meydana getirecek olan frekansı mı tutacağız?
C: Bu yönde gelişen bir kanal (conduit) açıyorsunuz.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa bir kanal mı açıyoruz?
C: Evet. Bir.
S: (J) Kaç tane kanala ihtiyaç var peki?
C: Açık.
S: (T) Kanal kimin için?
C: Siz ve sizi izleyecekler için.
S: (T) Anladım, 4'üncü yoğunluğa geçecekler için. 4'üncü yoğunluğa ilerleyeceğiz ve onlar da bu kanal yoluyla bizi takip edecekler. (J) Yani buna hazır olan diğerleri de bu kanalı kullanabilecek, öyle mi?
C: Grubunuz bu akşam burada.
S: (L) Sadece bu akşam burada bulunanları mı kastediyorsunuz yoksa bizi takip edenler de mi olacak?
C: Açık. Size bağlı. 
S: (L) Bu kanal... Bu, bütün gezegenin yeni boyuta geçeceği kanal mı?
C: Bir tanesi sizsiniz. Başka kanallar da var.
S: (L) Başka gezegenler mi?
C: Hayır. Kanal.
S: Kanallardan biri biziz ve başka kanallar da var.
C: Sizin kanalınız henüz gelişim aşamasında.
S: (J) Yani bu aşamada bir kanal geliştiriyoruz.
C: Evet.
S: (T) Bu gezegen üzerinde kendi kanallarını geliştiren başka gruplar da mı var?
C: Evet.
S: (T) Tüm bu kanallar 4'üncü yoğunluğa geçişin sağlanmasını sağlamaya yönelik öyle mi?
C: Kanal geliştirmenin anahtarı bilgidir.
S: (T) Burada hepimizin ışık ailesinin bir parçası olduğumuz varsayımı üzerinde duruyorum, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (T) Yani daha önce bulunduğumuz yerlerden, bu kanalı oluşturmak için bir araya getirildik, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Bu bölgede başkaları da var mı?
C: Evet.
S: (T) Bize katılmaları mı gerekecek yoksa kendi başlarına mı çalışıyorlar?
C: Açık.
S: (T) Yani onların mı bize katılacağı, bizim mi onlara katılacağımız yoksa her grubun ayrı mı çalışacağı henüz belirsiz.
C: Ne kadar tanınacağınıza bağlı.
S: (T) Bu hususta tanınmaya ihtiyacımız var mı?
C: Açık.
S: (L) Bu işimizi kolaylaştırır mı?
C: Açık.
S: (T) Bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa taşıyacak bir kanal geliştiriyoruz. Bu kanalı oluşturup 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde buraya gelme amacımız olan frekans tutma işini tamamlamış mı olacağız?
C: Kısmen.
S: (T) Bu kanal bizim için bir çeşit kaçış tüneli, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Şunu netliğe kavuşturalım. Bu kanaldan diğer boyuta ilerlediğimizde diğer...
C: 3'üncü seviye dünya değil, 4'üncü seviye dünyada olacaksınız.
S: (L) Eski pratik Laura olarak somutlaştırmaya çalıştığım şey şu; 4'üncü yoğunluk dünyası ile 3'üncü yoğunluk dünyası yanyana mı var olacaklar?
C: Yanyana değil. Tamamen "farklı dünyalar".
S: (L) Bu dünyalar iç içe olacak ama farklı boyutlarda olacaklar yani?
C: Yakın.
S: (L) Diğer bir deyişle, örneğin bir 6'ncı yoğunluk varlığı bu gezegene baktığında bu gezegeni görür, uzayda dönüşünü görür, dünyanın çeşitli  boyutlarını  görür  ve  tüm  bunlar  mekan-zamanda  aynı  anda  gerçekleşiyor  olur.  (J)  Onlar  aşağıyı  görebiliyor  ama  biz  yukarıyı göremiyoruz.
C: Evet.
S: (L) 3 boyutlu dünyada tüm o afetler meydana gelirken biz 4 boyutlu dünyada olacağız ve bu olaylar orada meydana gelmeyecek. 3'üncü yoğunluk insanlarını görmeyeceğiz ve onlar da bizi görmeyecekler. Çünkü başka boyutlarda olacağız.
C: Evet, kavramı anlıyorsunuz, şimdi bunun gerçek olup olmadığına karar vermeniz gerekiyor.
--------------------------------------------------------------------

S: (C) Sorumu yeniden formüle etmeye çalışıyorum. (L) Böyle bir durum meydana geldiğinde, diğerine "geri dön, henüz senin zamanın gelmedi" diyeni, diğerinden ayıran özellik nedir ?
C: C  sorsun.
S: (L) Pardon, ben sustum. (C) Kişilerin ön-varsayımları olduğundan ve (ölüm sonrası) yaşanılan deneyimlerin bunlara bağlı beklentiler doğrultusunda gerçekleştiğinden bahsettik. Bir kişinin en hızlı ve kolay biçimde 5. Yoğunluğa uyum sağlayabilmesi için nasıl bir düşünce yapısı ya da ön-varsayıma sahip olmalı ?
C: Ehh bu da kendi içerisinde bir ön-varsayım içeriyor. Ama diyebiliriz ki açık fikirli ve araştırmacı biri bunu en iyi şekilde gerçekleştirebilir. Ama eninde sonunda herkes bunun üstesinden gelir.
S: (L) S  kalp krizi geçirdiğinde, tıbbi yardımın ulaşması 20 dk. sürmüştü. Onu yaşam ünitesine bağlayıp bitkisel hayata döndürdüklerinin çok öncesinde beyin ölümü gerçekleşmişti zaten. Ben hastanede bir süre yanında kaldım. Onula konuşarak, geri getirmeye çalıştım. Ona reiki verdim ve daha bir çok şeyi denedim. Ve sonra onunla konuşup konuşamayacağımızı Kasyopyalılar'a sorduk ve Kasyopyalılar, onunla konuşabilmemiz için kendilerinin aradan çekilmeleri gerektiğini söylediler.
Onunla konuştuk. Ve konuştuğumuz varlığın o olduğuna, oldukça ikna edici bir konuşmaydı. Onunla konuşurken bir radyo istasyonundan ve yakında duyacağımız, Yeni Zellenda ile ilgili bir haberden ve bir de 'genç kıza zarar verme!' gibi bir şeylerden bahsetti. Bana o kadar çok şeyden bahsetti ki, iletişim kurduğumuz kişinin gerçekten de o olduğundan emin olmuştum, her ne kadar bedeni tamamen yaşam destek ünitesine bağlı olarak canlı bir şekilde hastanede yatıyor olsa da.
Ona geri dönüp dönmeyeceğini sordum ve dönmeyeceğini söyledi. Sebebini sordum ve bana çok fazla keyif aldığını söyledi ve işin doğrusu bu benim de onun keyif alıp, neşelendiğini hatırlayabildiğim en son zamandı. Ona, bulunduğu yerin nasıl olduğunu sordum. Bana bir okul gibi olduğunu söyledi. Ne öğrenmekte olduğunu sordum ve bana bunu açıklamasının bir yolu olmadığını ve bu yüzden de açıklayamayacağını söyledi. Ama bedenlerimiz içerisindeyken belirli bir sınıf içerisindeymişiz ve bedenlerimiz dışındayken farklı bir sınıftaymışız. İletişimi sonlandırdık ve sonra, ertesi gün haberlerde, Yeni Zellanda' da kiliseye dalıp bir sürü insanı vuran delirmiş kişiyle ilgili haberi duyduk ve olay tam olarak bizim onunla iletişimde olduğumuz sıralarda gerçekleşmekteymiş ve küçük kızın incitilmesi ile ilgili verdiği şey de bununla ilgili bir referansmış. Anladığım kadarıyla, bir ağacın ardına saklanmış küçük bir kız varmış. Yani bir yandan bizlerle konuşurken, Yeni Zellanda'da olan biten bu olayı da GÖRMEKTEYMİŞ. Hatta bundan bahsederken haykırıyordu bile. Kısa ve tuhaf bir konuşmaydı. (C) Yani, o artık oradaydı. (L) Kesinlikle. (F) Ve 'Geri gelmeyeceğim' dedi. (L) Evet. 'Hayatta olmaz!' dedi. Öyle şeyler söyledi ki tam olarak onun bir şeyleri ifade ederken kullandığı  tarzdaydı. Aynen ölümü sonrası K  ile konuşurken yaşadığımız deneyim gibiydi. O seferde de konuştuğumuz kişinin o olduğundan tamamen emin olmuştum, çünkü kelimelerle oynayış tarzı aynen hayatta iken yaptığı şekildeydi. Kelime oyunlarını (cinas) severdi ve sürekli kullanırdı. (C) Biz de bir kaç kez ouija tahtasıyla T  ile konuşmayı denedik ve karşı taraftan bir takım bilgiler aldık. O zamanlar biz de gerçekten T  ile mi konuşuyorduk ?
C: Gerçekten onunla konuştuğunda bunu bilirsin.
S: (L) Sanırım onunla konuşmuş olsaydın, bunu BİLİYOR olurdun ve bu soruyu sormazdın. (C) Yani , sanki oymuş gibiydi. Onunla şimdi konuşabilir miyiz ?
C: Hayır.
S: (C) Neden konuşamayız ?
C: Seninle aynı noktada buluşmayı mümkün kılacak bir pozisyonda bulunmuyor. Anlamanız gereken şey; 5. Yoğunlukta bulunan birinin 3. Yoğunlukla  iletişime  girebilmesi  için  tefekkür  (derin  düşünsel)  frekansını  kaydırıp,  değiştirmesi  lazım,  hatta  olay  böyle  bir  medyum aracılığıyla gerçekleşecek dahi olsa. En iyi sonuçlar ruhlar 3. Yoğunluğu henüz "yeni terketmiş" olduğunda alınır ve aynı zamanda sizler de onun ilahi düşünsel (tefekkür) frekans değişimi sürecinin bir parçası olursunuz.
Bunun sebebi de frekans değişiminin yoğunluk derecesinin (şiddetinin) "geride bırakılanlar" dan kaynaklanmasıdır.
S: (C) Tamam, bu mantıklı. (L) Öyle mi ? (C) Yani ruh diğer tarafa yeni geçtiğinde, 3. Yoğunluk düşünsel yapılarına ve frekanslarına daha yakın oluyorlar ve onlar için daha kolay oluyor. (L) Ve sonrasında onları rahatsız etmemek daha doğru çünkü onları o frekansta tutmak istemezsin. (C) Doğru! Ve sanıyorum frekans değişiminin yoğunluk derecesi onları teşvik eden kişiden kaynaklanıyor. Ben ona, gitmesini ve ortalıkta dolanmamasını söylemiştim. (L) Evet, ortalıkta dolanmaları iyi olmaz. (C) Tamamdır, sanırım benim soracağım sorular bunlardan ibaretti.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Bir keresinde gezegendeki başka insanlarla da iletişim kurduğunuzu söylemiştiniz. Ve biz ouija tablasını kullanarak belirli bir bilgi netliği, bir objektiflik elde ettik ve bu başka türlü mümkün değildi...
C: Evet.
S: (L) Gezegen üzerinde başka kaç kişiyle iletişim kuruyorsunuz?
C: Değişiyor ama 50 kişiyi buluyor.
S: (L) Bu büyük bir rakam değil. Tablayla iletişim kurmanın hem avantajları hem de bazı sınırlamaları var. Peki o diğer insanlarla iletişim kurarken genellikle hangi biçimde veya hangi yöntemle iletişim kuruyorsunuz?
C: Bireysel kanallama.
S: (L) Bu insanlar trans halinde mi kanallama yapıyor, sokakta yürürken iletişimi kafalarında mı yapıyorlar, meditatif bir halde mi olmaları gerekiyor, yoksa bunları yazıp paylaşıyorlar mı?
C: Hepsi.
S: (L) İletişim kurdukları varlıkların isim olarak Kasyopyalılar olduğunu biliyorlar mı?
C: Çoğunlukla hayır.
S: (B) Kendi algıları nedeniyle mi?
C: Kısmen.
S: (L) ... JM Tayland'da bir trendeyken o şaşırtıcı deneyimi yaşamış ve bunun Kasyopya'dan geldiğini ANLAMIŞ. Gerçekten o olaydaki varlıklar siz miydiniz?
C: Evet.
S: (L) Sizinle iletişim kurduklarının farkına varan diğerlerini de araştırmamızı tavsiye eder misiniz?
C: Eğer ihtiyaç duyulursa onlar sizi bulur.
----------------------------------------------------------------------

C: Dikkat iki yönlü bir sinyaldir. Alışveriş içindeyken en iyi etkisini gösterir.
S: (J) Yani katılımla karşılaştırıldığında sadece mesajları okumak fazla enerji üretmiyor, bunu mu kastediyorsunuz? (A) Bu tıpkı birşeyi öğrenmek ile öğrendiğin o şeyle ilgili pratik yapmak arasındaki ilişkiye benziyor. Pratikler insanı yanıt vermeye sevk ediyor.
Ancak yanıt verdiğin zaman gerçek bir yardım sürecine giriyorsun. Hiç yanıt vermeden sadece okuduğunda, bu farklı bir süreç. (T)
Mantıklı. Ouija tablası çalışmasında diğerlerinin durumu nasıldı? Daha önce hiç dokunmamış olanların? (L) Bu çok şüpheli bir durum yarattığı için uzun süredir başkasıyla yapmıyoruz. (A) Ama başlangıçta birlikte ilk denediğimizde zorlandık. (J) İkiniz dışında birinin de tabla başında olduğu celseler yaptınız mı? (L) Hayır. Artık bunu yapmıyoruz. (J) Yani hep sadece ikiniz. (L) Evet, rezonans bundan kaynaklanıyor sanırım. (J) İki kişi olarak bu sürece uyumlanmış durumdasınız yani... (A) Evet, muhtemelen. (J) Terry çok uzun zamandır uzakta olduğu için, meydana gelen pek çok şeyden dolayı enerjisel uyumluluk içinde değil. (T)
Enerjinin kendisi değişmiş olabilir mi? Yoksa herkesin farklı bir enerjisi mi var?
C: Saf rezonans doğrudaşlığın (collinearity) bir özelliğidir. Dolayısıyla aynı saflıktaki daha güçlü bir sinyalle rezone olabilir.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) İnsanlara ouija-tablası türü bir aracı güvenli ve etkili bir şekilde nasıl kullanacaklarını göstermek için bir video yapmamız gerektiği fikrine sahibim. Böylece insanlar kendi meselelerini halledebilir, bilinçaltı zihinlerinde dolaşan şeylerin farkına varabilir, belki kendileri üzerinde yapışık ruh temizleme terapisi yapabilirler (bunu yapmanın yollarından biri olduğu için). Yani bir kendini geliştirme aracı olarak tabla tipi bir aracı kullanma konusuna ışık tutmak için böyle bir video hazırlanabilir. Bu fikir hakkında ne düşünüyorsunuz?
C: 5'imiz bunun harikulade bir fikir olduğunu düşünüyor!!!
S: (L) Bu planın herhangi belirli tehlikeleri var mı? Cahil veya ruhsal olarak zayıf insanlar tabla tipi bir araç kullanmaya çalışırlarsa mutlaka bazı sorunlarla karşılaşacaklardır. Bu doğru değil mi?
C: Elbette, ama asıl cahil ve zayıf olanlar, mutlak şekilde hiçbir uyarı sistemi olmaksızın trans kanallaması yapmaya kalkışanlardır.
S: (L) Uyarı sistemi derken?
C: Hiçbir bilinçli geribildirim olmaması.
S: (L) Ouija tablası veya ruh tablasıyla oynadıktan sonra kötü bazı deneyimler yaşadığını, bu işte şeytani birşey olduğunu hissettiğini ve korkup kaçtığını söyleyen insanlar var. Bu tür hikayeler hakkında ne söylersiniz?
C: Bazıları doğru, çoğu uydurma.
S: (L) Peki ya gerçek olanları?
C: "Uyarı sistemi" derken kastettiğimiz şey bu.
S: (L) Yani?
C: O tür varlıklar pek çok insanın çevresinde mevcut ve bu insanlar perdeyi kaldırıp gerçeği ortaya koyan tabla türü bir etkileşime girmedikçe bu durumun farkına varmıyorlar.
S: (L) Yani bu tür insanlar bir tabla kullandıklarında, bu durum onlara orada ne olduğunu gösteriyor. Aksi durumda durumun farkına varmıyorlar, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Eğer bu insanlar başka bir kanallama türünü denerlerse, bilinçaltı zihinlerinin iğrenç veya nahoş olarak algılamayacağı birşeyle etkileşim kuruyor olacaklar, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Peki neden?
C: "İçeri gir" daveti verildiğinde, negatif varlık bilinçli uyarı sistemini devredışı bırakan güzel hisler oluşturabilir. Tabla tipi bir araç kullanıldığında, bu durum bir mesafe ve koruma katmanı oluşturuyor. Çünkü teması sürdürmek isteyip istemediğini seçebiliyorsun. Varlık "içeri" davet edildikten sonra böyle bir seçeneğin yok.
S: (L) Yani bu bir vampir filmi gibi. Vampir "Özgürce, kendi özgür iradenle gel!" diyor. Eğer girersen ayvayı yiyorsun. "İçeri gel, benimle konuş, sen benim yüksek benliğimsin!" dersen, ayvayı yiyorsun! Çok ilginç. Diğer bir deyişle, insanlar tabla kullandıklarında ve nahoş bir deneyim yaşadıklarında, bu aslında iyi birşey, çünkü devam etmemeye, o varlıkla daha fazla temas kurmamaya yönelik bir uyarı sistemi görevi görüyor. Böylece o varlıkla teması kesme seçenekleri oluyor. Temelde söylediğiniz şey bu mu?
C: Evet.
S: (L) Ve sonra başka bir varlık için çağrıda bulunabilir mi? Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Eğer o varlığa gitmesini söylerlerse, o varlık gider mi
C: Evet, normal olarak ve varlığın gitmemesi durumunda tam beden duyu sistemi uyarıda bulunur. Fakat şunun hatırlanması da önemlidir: bu şekilde rastlanan çoğu varlıklar zaten "orada" bulunmaktadır. Nahoş bir varlıkla doğrudan şahsi bir karşılaşma yaşayan bir kişi genellikle yalnızca "komşularla" karşılaşmaktadır.
S: (L) Yani bu tür denemelerde insanların çoğunlukla rastladığı şey, kendi mekanlarında yaşadığının farkında bile olmadıkları yapışık varlıklar olacaktır, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani gerçekten itici birşeyle karşılaşıp tablayı fırlatan kişi, aslında bu varlık hakkında farkındalığını geliştirme ve ondan kurtulma konusunda muhtemelen en iyi yöntemlerden birini fırlatıyor, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) O tablayı atmaları, rastladıkları varlığın gittiği anlamına gelmiyor. Varlık konuşmaya cezbedilmişti ve tabla atıldıktan sonra arkaplanda çalışmaya devam ediyor.
C: Evet.
S: (L) Ne kadar berbat birşey. (J) Tabla kullanmanın, daha önce orada bulunmayan bir varlığı çektiği bir olay oldu mu peki hiç?
C: Evet, eğer birey bilgiliyse ve varlığın yardıma ihtiyacı varsa. Şunun da netleştirilmesi gerekiyor ki, çocuklar doğal dissosiyasyon (bölünme) eğilimleri nedeniyle bu tür bir faaliyete yakın olmamalıdırlar.
S: (Ark) Pasif katılımcılara ne olduğunu da soracaktık. (L) Ne anlamda pasif katılımcılar? (Ark) Celseyi yapan insanlardan bahsediyoruz. Onlar tablada "aktif" roldeler ama gözlemciler de oluyor ve onlara ilişen pek çok varlık var...
C: Bu durum bazen sorunlara neden olabilir. İdeal olarak tüm katılımcıların "temiz" olması gerekir.
----------------------------------------------------------------------

Ruh tablası yoluyla veya bireysel olarak kanal çalışması isteyen bir çok kişi var, doğal ve ruhsal açılıma baş koymuş kişi için oldukça arzu dolu gibi ama kanaatimce fazla takılı kalmamak gerekli görülen bir istek ,nedenlerini acizane açıklamaya çalışacağım,

Yapılacak davranışa hazırlık olarak konu hakkında daha geniş fayda olur ümidiyle K. celselerinde tarama yaptım yukarıdakiler çıktı, ilgiyle ve dikkatle takip edilirse faydalı olur kanaatindeyim,

Bireysel kanal açılımı konusu hakkında oldukça fazla şeyler aktardım ve bu işin hassasiyeti üzerinde önemli noktaları işaret ettim, ruh tablası konusuna sadece bu celseler vasıtası ile karşılaştım ,o konuda pratiğim yok ,bazı dostların çalışmalar yaptıklarını öğrendik ama isenilen netice elde edilememiş,en son paragraftan,

"S: (Ark) Pasif katılımcılara ne olduğunu da soracaktık. (L) Ne anlamda pasif katılımcılar? (Ark) Celseyi yapan insanlardan bahsediyoruz. Onlar tablada "aktif" roldeler ama gözlemciler de oluyor ve onlara ilişen pek çok varlık var...
C: Bu durum bazen sorunlara neden olabilir. İdeal olarak tüm katılımcıların "temiz" olması gerekir."

Buradaki temizlik ifadesi üzerinde durmak gerekir ,ilişik bazı yapışık varlıklar dışında bilincin hazır olup olmadığı da önemli , zira bazı kişiler konularımıza ve bu kanal işlerine "yar bana bir eğlence medet" tarzında fantezi bir gösteri izliyor şeklinde yanaşabilirler,  bunun olduğunun izlerini algılayabiliyoruz, samimiyetle böyle olmadığını düşünenleri tenzih ederim,

Diğer yandan iletişimin sadece ruh tablasına bağlı olmadan da yapılabildiği ironik bir bölümle de karşılaştık, yine alıntılardan,

"S: (L) Gezegen üzerinde başka kaç kişiyle iletişim kuruyorsunuz?
C: Değişiyor ama 50 kişiyi buluyor.
S: (L) Bu büyük bir rakam değil. Tablayla iletişim kurmanın hem avantajları hem de bazı sınırlamaları var. Peki o diğer insanlarla iletişim kurarken genellikle hangi biçimde veya hangi yöntemle iletişim kuruyorsunuz?
C: Bireysel kanallama.
S: (L) Bu insanlar trans halinde mi kanallama yapıyor, sokakta yürürken iletişimi kafalarında mı yapıyorlar, meditatif bir halde mi olmaları gerekiyor, yoksa bunları yazıp paylaşıyorlar mı?
C: Hepsi.
S: (L) İletişim kurdukları varlıkların isim olarak Kasyopyalılar olduğunu biliyorlar mı?
C: Çoğunlukla hayır.
S: (B) Kendi algıları nedeniyle mi?
C: Kısmen. "

Tabla dışında yapılan kanal işlerindeki insanların müstesna olduklarını düşünüyorum, yani kanal çalışmalarının tehlikeli bölümlerini yutmuş anlamış ve yaptığı temasın saf ve temiz olduğunda idrakliler, ancak tahmin ederim ki şüphe kodunu devamlı çalıştırıp arada karışacak KH manipüle unsurlarını bertaraf edebilecek kapasitedeler,

Ayrıca alıntılardaki konular içinde kanallama yoluyla Beşinci Yoğunlukla ilgili enstantanelere ve buna bağlı evvelce de çok üzerinde durduğumuz bilgilerle de karşılaşılıyor,4Y e geçiş ve 5Y de neler oluyor ve oradakilerle temasın hassasiyetleri ,faydalı  tekrarlar olduğundan kesmedim, onlaradan önemli bir parça,

"S: (L) Sanırım onunla konuşmuş olsaydın, bunu BİLİYOR olurdun ve bu soruyu sormazdın. (C) Yani , sanki oymuş gibiydi. Onunla şimdi konuşabilir miyiz ?
C: Hayır.
S: (C) Neden konuşamayız ?
C: Seninle aynı noktada buluşmayı mümkün kılacak bir pozisyonda bulunmuyor. Anlamanız gereken şey; 5. Yoğunlukta bulunan birinin 3. Yoğunlukla  iletişime  girebilmesi  için  tefekkür  (derin  düşünsel)  frekansını  kaydırıp,  değiştirmesi  lazım,  hatta  olay  böyle  bir  medyum aracılığıyla gerçekleşecek dahi olsa. En iyi sonuçlar ruhlar 3. Yoğunluğu henüz "yeni terketmiş" olduğunda alınır ve aynı zamanda sizler de onun ilahi düşünsel (tefekkür) frekans değişimi sürecinin bir parçası olursunuz.
Bunun sebebi de frekans değişiminin yoğunluk derecesinin (şiddetinin) "geride bırakılanlar" dan kaynaklanmasıdır."

En son cümleyi iyi anlayabilmek için oldukça fazla düşündüm ne demek isteniyor,

Bence bu tip temasta yeni geçmiş ruhu oldukça fazla yormuş oluyoruz, zira o ruh ilahi düşünsel frekansını 5Y nin özelliklerine göre ayarlamaya neyin ne olduğunu anlamaya çalışıyorken biz 3Y enerjisi ile onu bir nevi kesiyoruz ve durduruyoruz,

Kısaca 5Y frekans değişimine adapte olmaya çalışan bir ruha adeta çelme takıyor gibi oluyoruz,

"3. Yoğunluğu henüz "yeni terketmiş" olduğunda alınır ve aynı zamanda sizler de onun ilahi düşünsel (tefekkür) frekans değişimi sürecinin bir parçası olursunuz. "

Şimdilik bitirirken, bu konuyu çok devreye getirdiğimi gerçekten tam anlayabilen ve  bilincini açmaya çalışan  saf ve samimiyetle ruhsal yükselişe takıntılara bakmadan yönelen kişinin zaten kanalı açılmıştır, özel usullere şahsi gayretlere lüzum kalmadan bilgi akar ve idrak mekanizmasının tertemiz ve hür çalışması ile bilinçte yerini bulur..



kerem

#1259
Alıntı YapS: (L) J ve A___ B___ ouija tablasının, üzerine ellerimizi koymadan da işleyeceğini düşünüyorlar. Bu doğru mu? O şekilde işlev gösterir mi?
C: Eğer gösterirse karşınızdaki biz olmayız. Bunu yalnızca kendine hizmet eden güçler yapar. Bu konularla ilgili pek çok aptallıklar olduğunu unutmayın. W ve B___ şüpheli.

Enteresan..