Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 9 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#1260
Sadece ilginç olanı biraz daha açmak adına yaptığım taramalardan,

"Diğer yandan iletişimin sadece ruh tablasına bağlı olmadan da yapılabildiği ironik bir bölümle de karşılaştık, yine alıntılardan,

"S: (L) Gezegen üzerinde başka kaç kişiyle iletişim kuruyorsunuz?
C: Değişiyor ama 50 kişiyi buluyor.
S: (L) Bu büyük bir rakam değil. Tablayla iletişim kurmanın hem avantajları hem de bazı sınırlamaları var. Peki o diğer insanlarla iletişim kurarken genellikle hangi biçimde veya hangi yöntemle iletişim kuruyorsunuz?
C: Bireysel kanallama.
S: (L) Bu insanlar trans halinde mi kanallama yapıyor, sokakta yürürken iletişimi kafalarında mı yapıyorlar, meditatif bir halde mi olmaları gerekiyor, yoksa bunları yazıp paylaşıyorlar mı?
C: Hepsi.
S: (L) İletişim kurdukları varlıkların isim olarak Kasyopyalılar olduğunu biliyorlar mı?
C: Çoğunlukla hayır.
S: (B) Kendi algıları nedeniyle mi?
C: Kısmen. "

Tabla dışında yapılan kanal işlerindeki insanların müstesna olduklarını düşünüyorum, yani kanal çalışmalarının tehlikeli bölümlerini yutmuş anlamış ve yaptığı temasın saf ve temiz olduğunda idrakliler, ancak tahmin ederim ki şüphe kodunu devamlı çalıştırıp arada karışacak KH manipüle unsurlarını bertaraf edebilecek kapasitedeler,"



Tgur

#1261
Sizleri ve bu siteyi çok seviyorum ,
Konuları aktarır ve yorumlarken adeta kendimizi de sigaya çekip hatalı eksik yanlarımızı düzeltiyoruz,şimdi yakında dostların bir dialogu arasına koyduğum bölümü de ihtiva eden bu yorumu yayınlıyorum sonunda neden olduğunu anlayacaksınız,

YORUMLAR LI

S: (L) Neyi kastettiğinizi pek anlamadım. F___ kanal. Açık ki bu önemli bir işlev. Kanal olmadan grup olmaz. Doğru mu?
C: Doğru.
S: (L) Yani dolayısıyla, gerçekçi olursak, diğer hiçbirimiz o kadar önemli değiliz.
C: Yanlış.
S: (L) Neden?
C: Belirsiz.
S: (L) Rollerimizi tanımlayabilir miyiz?
C: Herhangi birinizin ve hepinizin, kendinizi oynuyor olarak gördüğünüz rolleri tanımlamanız ve bunları birbirinize söylemeniz tamamen size kalmış birşey. Eğer bu yapılırsa, her biriniz için durumun çok daha net bir resmini sağlayabilir, ve herhangi bir durumda iletişim eksikliği olduğunda mümkün olan yanlış anlama, çıkar çatışmalarından sakınmanızı sağlayabilir. Bu, çabaların sona ermesini görmek isteyenlerin çok başarılı bir şekilde kullandığı pek çok saldırı türlerinden bir tanesidir ve saldırı çok ustalıklı bir şekilde yapılır çünkü tüm düşünce süreçlerinin %92'sinin üçüncü yoğunluk kökenliği olduğu bilinçaltı zihin üzerinde oynanarak gerçekleştirilir.
S: (L) TR ve JR'nin dürüstçe iletişim konusunda açık olmadıklarını düşünüyorum. Diğer insanların sorunlarını belirtmede oldukça istekliler ama onlarla ilgili sorunu olan diğer kişileri dinlemek istemiyorlar.
C: O zaman aranızdaki iletişim açık bir iletişim değil gibi görünür.
S: (L) Dürüst davranmayan biriyle nasıl açık bir iletişim geliştirebilirsin ki?
C: Subjektif.
S: (L) Tabii ki subjektif. Onlar gruba geldiğinden beri bilgi seviyesinin düşmüş olması, belirsiz ve yanıtsız soruların artması önemli değil mi?
C: Hatalı mekanik yaklaşımları kusurlu karakter veya kişilik veya yapı olarak tanımlamamaya dikkat et. Değiştirilebilir, düzeltilebilir veya yardım edilebilir olanı, düzeltilemez, değiştirilemez ve yardım edilemez olandan ayırmak önemlidir. Ayrıca, üçüncü yoğunluk KH varlıkları olarak, herhangi ve her birinizin tuzağa düşmesi çok kolaydır ve elbette bu 4. yoğunluk KH'den gelen bir saldırı türüdür; diğerleriyle işbirliği halindeyken bile kendine hizmet etmeye çalışma tuzağına düşmek. Bu durum, koşulları iyileştirmek veya geniş çaplı bir yardım sağlamak üzere tasarlanmış herhangi ve tüm faaliyetlerin sonunda amacından sapmasına neden olabilir.
---------------------------------------------------------------------

3Y de yaşayanlar olarak KH nın dolduruşuna, saptırmasına kapılmak çok kolaydır ,sıklıkla hissetmekte görmekteyiz,yaşantımızda kin intikam hırs kıskançlık v.s gibi kötü davranışlarla karşı karşıyayız, bilincimize uygunluk göstermeyeni dışlamak ,hor görmek ,yetersiz görmek ve bunları hiç de hak etmeyen o kişilere yapıştırmak olağan geliyor,

Zira davranışların kökten KH ı seçmiş bir kimseler dışında bazı insanların düzeltilebilir değiştirilebilir, yardım edilinebilir olduğunu unutuyoruz, kimin neyi seçtiğini bu heterojen ortamda bizler kolayca ayıklayamayız, ancak saf ve samimi bir benlikle hareket etmek yılanı bile deliğinden çıkarır amiyane ata sözü gibi gerçekten masum kişilere yardım edecektir,

Bu yönden hoş görüyü yaşamımıza yapıştırıp olanları New Age tuzaklarına düşmeden değerlendirmeliyiz,

Mesela bir imtihan sorusu gibi vicdanlara soruyorum ülkemizi alenen gözümüzün içine baka baka soyup 100 yllık Cumhuriyet değerlerini parçalamak
 isteyen zihinleri ve bunlara bulaşabilmişleri affedebilecek miyiz..

Acaba biz bu düşünce ile 4KH aldatmacası altında mıyız, yoksa doğru düşüncede miyiz,

Değerlendirelim,

Başlangıçta umut veren ,faydalı gözüken işlerin yapıldığını görmek toplumu hoşnut etti fakat sonra ve şimdi ortaya yayılanları görünce safiyet ve hoşgörülü bakış zedelendi,

Ordunun ilk zamanlarda siyasete girmesi ve ülkeyi sarsan ,ki bazıları çok abartılmıştır, halinin olağan olmadığını tekrar demokrasiye dönme isteklerini nasıl tanımlamalıyız denilince şu gerçeği de görmeliyiz,

Milletin cumhuriyeti oturtma işlerindeki zik zaklar olarak kabul edilmeli,

Olayı olmayana ergi metodu ile yani aksi olduğunda doğrusu bu mudur mantık uygulaması ile de çözmeye çalışabiliriz,

Hürriyet ve demokrasinin kaybedildiği devlet işleyişindeki üçlü otoritenin yani yargı yürütme ve yasama işlerinin birbirine karıştırılıp tek bir noktada birleştirilip oligarşik bir idarede yaşam acaba daha mutluluk verir mi uyarlamasına geçtik ve neticelerini görüp değerlendiriyoruz,

Bu haldeki uygulamaların faydalı tarafları olabilir yapılacak işlerin süratle gerçekleşmesi ve arada çıkacak manialara bakmadan ülkeyi geliştirmek refaha ulaştırmaya çalışmak ,ama neticede refaha ulaştık mı  soralım, şahsen hayır,

Refahta ekonomi başı çeker,

Bütün bunların yanında diğer eski yaşanmışlıklara da bakalım,

Özellikle benim geçirdiğim yakın tarihi göz önüne getirince ikinci dünya savaşından çıkıp Osmanlının borçlarını anca ödeyebilen fakirleşmiş halka emperyalizmin Natoya sokma ve baştan aldatıcı Marshall Yardımı gibi olaylar çok cazip geldi ve böylece ülke KH nın manipulasyonu ile karşı karşıya kaldı,

Eline biraz para geçen halk Cunhuriyetin kurulması için sarfedilen onca ölüm ve gayreti unutup soğuk savaşın sopası olup tehlikeli ve etkili bir orduya sahip hale geldi ve bir çok insanımız Korede ve başka Emperyalist olaylarda harcandı halen harcanmaya devam ediyor,

Ülkenin lideri Atatürk inkilaplar yapılır iken başta Tekke ve Zaviyeleri kapatma işini neden devreye aldı, Kurtuluş savaşı hazırlıklarında bir gün asker toplama gayreti içindeyken bir tarikate girdi ve karşısında yığınla besili ve bizi harbe sokma diye yalvaran  gençle karşılaştı ve olayın vahametini acı bir şekilde sinirlenerek idrak etti,işte o hal ve bu zecri kanunun çıkması sonunda bir müddet ülkeyi rahatlatsa da sağ iktidarların idareyi ele geçirmesinde tekrar ortadan  kaldırıldı ve şu anda korkunç bir cemaat ve müritleri karmanyolası ülkeyi kapladı , siyasete bulaşıp  soygun düzeninin bir parçası oldular,

Uzatmadan KH imparatorluğunu üstlenen USA nın savurmaları ve sömürmeleri ile şu durumlara geldik ,ülke içinde baştan belirttiğim gibi korkunç bir soyma ve bir çok mahir hortumlama yolları siyasetin gereği gibi aldatmacalar ve yutturmalar ile ekonomik doğal halini kaybetmiş bir hale sürüklendik, insanlar yaşayış seviyelerinde büyük bir çöküş ile aşırı paralı ve yoksul kutuplarında ortada hiç bir kesim bırakmadan uçlara savruldu,

Bu gel gitler manzumesindeki son hareketlerle başka ne olacak çok üzülsek de göreceğiz, zira olay ferdi değerlendirilmeler dışında toplumun seçimleri ile şekillenecek, olaylara ülke işgal edildiğinde kuvayı milliye ruhu ile davranıp şahlanıp silkinecek mi yoksa  bir kapta yavaşça ısıtılan ve her hali normal gören kurbağalar gibi sefil bir sona mı yürüyecek..

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Daha önce değişken çekim dalgalarından bahsederken bu dalgaların değişken hale gelmesine neden olan şeyin ne olduğunu sormuştum ve siz de "kullanım" olduğunu söylemiştiniz. Ayrıca BH'nin çekimi dağıtmak, KH'nin de çekimi "toplamak" olduğunu söylediniz. Bunun üzerinde biraz düşündüm ve şunu sormak istiyorum; diğerlerine verirken, ki örneğin bir yardımın yalnızca dersin uzamasına neden olacağını bildiğin için verdiğin şey bir yardımın kesilmesi şeklinde bile olsa, başkalarına vermek çekimin dağıtılması demek oluyor. Ve bunun tersi olarak da, örneğin kişi başkalarının enerjisini boşalttığının bilinçli bir şekilde farkında olmasa bile bir şekilde başkaları üzerinde zihinsel veya başka türlü kontrol uygulamak da çekimin toplanması oluyor. Doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve çekimi topladığın zaman karadelik gibi birşey mi oluyorsun, kendi içinde bir çukur mu oymuş oluyorsun?
C: Nihai olarak.
S: (L) Ve bana öyle görünüyor ki, bizim yaptığımız şeyin amaçlarından biri de kendimizde topladığımız çekimi bırakmak, doğru mu?
C: Eğer seçiminiz buysa, veya eğer yolunuz buysa.
S: (L) Seçim, yolla ayrılmaz bir şekilde ilişkili mi, anladığım gibi? Ruh özünde nasıl yapılanmışsan onun bir parçası.
C: Yakın.
S: (L) Ve seçimi KH olan insanlar var. Bu onların yolu.
C: Yakın.
S: (L) Yani üzerinde bulundukları yolun sonunu görsen bile birini kendi yoluna döndürmeye çalışmak bir yargılama ve kötü bir davranış oluyor. Çünkü neticede bu onların yolu...
C: Evet.
S: (L) Ve eğer böyle birine "kovalar dolusu sevgi ve ışık" gönderirsen, onların özgür iradesini ihlal mi etmiş oluyorsun?
C: "Kovalar" dolusu kusmuk da gönderebilirsiniz, çünkü onların tepkisi bu olacaktır.
S: (MM) Neden herhangi bir şey gönderiyoruz ki... Yalnızca tarafsız mı olmak gerekir?
C: Yargılama KH'dir.

------------------------------------------------------------------
Birinci alıntımdan şu cümleyi cımbızladım,

"Değiştirilebilir, düzeltilebilir veya yardım edilebilir olanı, düzeltilemez, değiştirilemez ve yardım edilemez olandan ayırmak önemlidir. "

İkinci alıntıda ise buna ters gibi ironik bir anlatımla karşılaştık gibi oluyor, "tarafsız kalabilmek" ve  baştaki düzelecek olanı düzeltmeye yardım yapmaya yanaşmak,

Bu hal davranışları çok hassas bir noktaya çekmekte ,zira gelişmemiş bir bilince yardım etme yolunda iken farkında olmadan onu kontrol altına alabilecek yanlışa düşülebilinir,

Bu ne kadar zor bir haldir ,bu yazılarımı üretir ve yayınlarken hitap ettiğim kişilere konrol edecek yanlışlar yaptım mı diye endişelere sürüklendim, ama hayır ,her fırsatta kişinin özgür iradesi esastır seçimi ve kabulü konusunda tek kelime bile edemeyiz ifadelerini bolca aralara koydum,

Sanırım konuyu bir şekilde kişilere bildiklerini anlatırken veya ruhsal gelişmeye koyulmuş bilgileri yorumları aktarır iken ,şunu şöyle yapın veya buna inancın olmazsa şunlar başınıza gelebilir şeklinde müeyyideleri cezaları ortaya koyan anlatım metodları bu hali doğurmakta,şu cümlemi tekrar ortaya getirdim,

"Bu gel gitler manzumesindeki son hareketlerle başka ne olacak çok üzülsek de göreceğiz, zira olay ferdi değerlendirilmeler dışında toplumun seçimleri ile şekillenecek, olaylara ülke işgal edildiğinde kuvayı milliye ruhu ile davranıp şahlanıp silkinecek mi yoksa  bir kapta yavaşça ısıtılan ve her hali normal gören kurbağalar gibi sefil bir sona mı yürüyecek.."

Sefil bir sonu işaret etmek olacak bir cezalandırma olarak kabul edilinebilir ,hata yapmışım ama arada toplumun seçimleri konusuna değinmişim ama ne kadar kendimi affettirmeye koyulsam da olay toplumun dersi ve ben yargılayıcı olmamalıydım,

Kimse mükemmel değildir hele ben asla..

"S: (L) Asıl nokta nedir?
C: Asıl nokta hiçbir şeyin olmak "zorunda" olmaması. Ne yapacaksanız onu yapacaksınız. Siz seçiyorsunuz.Bunu size defalarca söyledik, ama hala kendi-merkezli perspektifin sıkıntısını çekiyorsunuz.
S: (TK) Herkes kendisi için endişeleniyor. Herkes kurtarılmak istiyor ve diğerlerini umursamıyor.
C: Daha doğrusu KH alemindeki herkes kendini bir şekilde "özel, seçilmiş veya korunan" olarak görüyor. Bu doğru değil!!
S: (TK) Ne olacaksa o olacak. İnsanlar...
C: Beden önemli değil. İlerleyen veya ilerlemeden uzaklaşan ruhtur."


Tgur

#1262
Yukarıdaki yazının sonuna bir ilave yaptım arada bir acele ile geçiştirdiklerimde imla hatalarını da düzeltiyorum bilginize.


gerçek tosun paşa

#1263
Teşekkürler tgur ilgiyle takibe devam..

Tgur

#1264
Sağol kıymetli dostum..

Tgur

#1265
Bazı dostların "Anlatma zamanı" bölümünde açılan tartışmalar bahsinde özellikle "3Y de katrilyonlarca BH olanlar var" izahını irdelemek babında bu gezegenlerdeki hayatların hiç de bizim KH gezegenimizdeki deney ve dolayısiyle fiziğin negatif taraflarına bulaşmamış veya o konudaki denge olayını aşmış insanlar veya varlıklar olduğunu düşünmeliyiz derim ,belki o bahsi geçen çift yoğunlulukta olma özelliğindeler ,

İşte bu izahımı daha fazla geliştirecek şu son kristallerle ilgili yorumumu biraz eski yorumlarımın arası fazla geçmemiş olsa da şimdiden yayınlıyorum,herkese sevgi,

  YORUMLAR LIV

C: İsimlendirmeler saptırılabilir ve aldatılabilirleri saptırmak ve aldatmak amacıyla ortaya çıkarılır.
S: (L) Tamamdır. Bunların içerisine daha fazla dalmak istemiyorum, ama Balıkçı Kral'ın nasıl bir anlamı var ?
C: Kişiyi mi kastediyorsun yoksa ünvanı mı ?
S: (L) Öncelikle ünvanı.
C: Dairesel bir süreklilikte yer alan kişi.
S: (L) Peki ya kişinin önemi nedir ?
C: Aşkın. [ç.n. transandantal]
S: (L) Dairesel süreklilik nedir ?
C: Birinin daha geniş bir bilgi temeli ve kavrayış kazanımının dışında tutulacak şekilde kendisinin önemine sıkı sıkı tutunmak şekliyle tuzağa düşürülmüş olması.
----------------------------------------------------------------------
Evvela Balıkçı Kral ın popüler olan hikayesi,
"Hikaye, cesaretini kanıtlamak için ormanda yalnız uyuyan çocuk bir kral ile başlar.

Geceyi yalnız geçirirken kutsal bir görüntü görür çocuk kral. Alevlerin içinden kutsal kase çıkar; Tanrı'nın ilahi merhametinin simgesi... Bir ses duyar: "İnsanların yüreklerini iyileştirmesi için kaseyi koru." Ancak çocuk, kasede güç, başarı ve güzellik dolu bir hayatın garantisini görür. Bu kısa şaşkınlık halinde kendisini bir çocuk gibi değil de aksine yenilmez hisseder; Tanrı gibi... Kaseyi almak için ateşe uzanır ama kase yok olur ve eli korkunç bir şekilde yanar. Çocuk kral büyüdükçe yarası daha da derinleşir. Yaşama amacını kaybeder. Kendine ve başkalarına inancı kalmaz, sevemez, sevildiğini hissedemez...

Bu olay onu hasta eder, ölmeye başlar. Bir gün kaleye bir soytarı gelir ve kralın yalnız olduğunu görür. Soytarı basit bir adamdır, O'nun kral olduğunu anlamaz. Sadece yalnız ve acı içinde bir adam görür. "Seni üzen nedir dostum?" diye sorar. Kral şöyle cevap verir:
"Boğazım kurudu, su içmeliyim." Soytarı yatağın yanından bir kap alır, suyla doldurur ve krala verir. Kral suyu içmeye başlar ve yarasının iyileştiğini görür. Ellerine bakınca ömrü boyunca aradığı kutsal kaseyi görür. Soytarıya sorar: "En parlak ve cesur adamlarımın bulamadığını sen nasıl buldun?" Soytarı cevap verir: "Bilmiyorum. Tek bildiğim senin susadığındı."

Balıkçı Kral – The Fisher King"

Hepimiz zaman zaman bu tuzağa düşmüyor muyuz, bu dünya yaşam illüzyonunda bazı heveslere sapkın olarak takılmıyor muyuz,

Mesela benimki bu dünyada mutlaka bir kitap ,edebi bir şeyler yazacağım tutkusu "dairesel süreklilik", kişi olarak beni bu daire içinde oldukça cezbetti ,bir şey kazandırdı mı, evet, bu tip nesir yolunu takip ettiğim vakit mutlu oluyorum, en azından saldırıların bol olduğu bu ortamda beni su yüzeyinde tuttu,

Ancak yaşam işindeki bu tutkunun tek şey olmadığını anladığımda yani o tasla verilen suyu içtiğimde, sadece susuz kalmış olduğumu fark ettiğimde (bazı literatürde su: bilgi olarak geçer) bu daireden çıkmış olduğumu düşünüyorum, işte muhteşem K.ların ,RA nın Plaiedes bilgilerinin ve diğer yan sipiritüel anlatımların kazandırdığı da bu oldu ,bilgiler ve açılan gerçekler,aldığım idrak ettiklerimi etrafa saçma, anlatma gerekirse tartışma ve böylece bilginin mükemmeliyetini sağlayabilme,

Ve benliğimin hakiki yüzünü görebilme ,bütünlüğü fark etme, daireden çıkıp enginlere doğru bilgisel ve farkındalık haline gelip bir kuş gibi serbest uçabilme,

Tartışma diyorum zira aldığım idrak ettiğimin dışındaki çevresel faktörler, yani okuyan anlamaya samimi bir şekilde çalışan kişilerin farklı açılardan olayı görüntülemeleri ,olayı derinleştirir kaliteleştirir,

Bu suyu verenlere ,tercüme edenlere, görünen görünmeyen buluşturan  yardım edenlere yine sonsuz şükran,

---------------------------------------------------------------------
S: (L) Oryonlar ne yiyor?
C: Oral demolekülerizasyon yoluyla emilen kristalin tabletler. (ç.n.: oryon kh: kertenkeleleri yöneten ve insana çok benzer yapıda olduğu söylenen 4. yoğunluk kh grubu.)
S: (L) Bu kristalin tabletler bizim kristalden anladığımız gibi, taşa benzer şeyler mi?
C: Parlak oval bir boncuk düşün.
S: (L) Kimyasal bileşimi nedir?
C: Dünyadaki örneklerden dokuz kat güçlü kuartz.

----------------------------------------------------------------------
Baştan çok ütyopik gibi gelen bu aktarıma evvel takılmıştım şimdi de öyle,üzerinde araştırma yapınca evvela kuvarsın Viki den alınan tarifine bakalım,

"Kuvars, oldukça saf silisyum dioksit (SiO2) kristallerine verilen addır. Silisyum ve oksijen atomlarından oluşan sert, kristalli bir mineraldir. Birçoğu yarı değerli taşlar olan birçok farklı kuvars çeşidi vardır. Antik çağlardan beri, kuvars çeşitleri, özellikle Avrasya'da mücevher ve sert taş oymalarının yapımında en çok kullanılan mineraller olmuştur."

Olay dünyamızda bulunan ve yaşamımızda çok etkin olan bir çok maddede ve kristal dediğimiz yapılarda olduğunu görmekteyiz,
Bunun üzerine evvelki çıkarımlarımdan bazı aktarımları getirmenin faydalı olacağını düşündüm,ve ,bir alıntı,

********************************
Titreşimsel İyileştiriciler

Hücresel fizyolojiyi düzenlemek amacıyla enerji alanlarının tekrar dengelenmesiyle birlikte, titreşimsel iyileştiriciler, insan vücudunun daha yüksek bir düzeyde işlevgörmesi için komut oluştururlar. Doğru zamanda, doğru yere uygun yöntem ile uygulanacak titreşim, hastanın iyileşmesini başlatır. Bu süreçte iyileştirici frekans uygulamaları kapsamında titreşimler, mekanik, akustik ya da elektromanyetik olarak karşı tarafa aktarılabilir.

İlk olarak mekanik titreşimden bahsetmek gerekir. Sancılanan bir bebeğin kucağa alınıp onun kucakta, ayakta ya da basitçe evde hazırlanan bir salıncak yoluyla sallanması, ilk başvurulan yöntemlerden biri olarak bilinir. Esasen burada yapılan şey mekanik bir titreşimdir ve de şifanın ilk örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Farkında olup olmadığımız daha pek çok mekanik yoldan titreşimin uygulandığı alışkanlıklarımız da vardır. Yas tutan kadınların, iki göğüs arasına vurmaları ya da gülmekte olan insanların kahkaha atmaları buna örnek olarak gösterilebilir.
Peki, mekanik titreşimle iyileşme nasıl gerçekleşmektedir?İnsan vücudunun tamamında bulunan dokularda, piezoelektrik etki denilen bir sistem mevcuttur. Piezoelektrik etki, kristal yapıdaki maddelerin "mekanik bir baskı" durumunda ortaya çıkardıkları elektrik enerjisidir. Bunun en basit örneklerinden birisi manyetolu çakmaktır. Uygulanan bu mekanik baskıya, elektrik deşarjı üreterek yanıt verir. Sonrasında oluşan kıvılcım da ateşi yakar. Vücudumuzdaki bu piezoelektrik yapı, içinde yaşadığımız fiziksel alandaki tüm mekanik olaylardan etkilenmekte ve 'transduser' olarak adlandırılan algılayıcılar ile hem otonom olarak hem de merkezi sinir sistemi ile iletişim sağlanarak bir refleks geliştirilmektedir. Piezoelektrik etki, kristal özelliği gösteren tüm yapısal proteinler için geçerlidir

Bu özelliğin canlı sistemde geçerli olduğunu gösteren enönemli kanıt, kemik iyileşmesinin mekanik güçle uyarılmasıdır. Bacak kemiği kırıklarında olabildiğince hızlı kaldırıp yürütme, kol kemiği kırıklarında fizik tedavinin olası nedeni de budur. Kemik yapımı fiziksel yük ile uyarılmaktadır. Fibroblast olarak adlandırılan hücreler kollajen sentezi yaparlar. Herhangi bir kemik kırığında, mekanik uyarı ile fibroblastlar kolllajen sentezini arttırırlar ve kırık iyileşmesi hızlanır. Burada anlatılmak istenen, mekanik etki ile vücutta bir takım iyileştirici etkilerin başlatılabileceğidir.

******************************************
Piezo elektriğn bütün proteinlerde ve DNA nın sarmallı özel yapısı ile bir bobin gibi çalışıp mevcudatında bulunan protein ana yapısına katılacak amino asitlerin çıkarmış olduğu EM nin enerjisel beden dediğimiz bedeni oluşturduğunu artık bu elektriksel enerji yapısının yaşamsal enerjide en büyük etken olduğunu tekrarlamakta mahzur yok,

Arada bir dörtlüğüm,

19.01.2007
Aslında kristal bir prizmanın döngüsüdür varoluşlar
Ve bu dünya hayatına hapsoluşlar
Bu kristali döndürmeye bilgi gerek
Onun için oluyor "Bir" dünyasına kaydoluşlar

FRT nin üzerindeki uğraşıların insan kalitesinin nasıl arttırılacağını,

Bu işin esasında bedenimizde ana yapıyı şekillendirip vaktiyle KH tarafından kısıtlandırılmış DNA nın bilgi ve farkındalıkla işlemeyen bölümlerinin tekrar bağlantı veya 4Y den alınan parçalarının genel çalışma durumuna sokulması ile olmaktadır,

Özetle FRT üzerinde çalışma bu demektir ,bunun EM yoluyla ters çalışma durumları da vardır ,enerjisel geri bildirim yoluyla,

"S: (trendsetter37) Son birkaç aydır FRT'yi ve Pierre'in kitabındaki konular dahil çeşitli başka bazı hususları tartışırken, tüm maddenin bir elektromanyetik (EM) frekansı olduğu fikri geldi aklıma. Farklı bir EM frekansı uygulayarak bunu tersine çevirebilir misin? Örneğin EM frekansı biçiminde bilgi ekleyerek maddeyi manipüle etmek, hatta madde yaratmak için?

C: Elbette. Buna "simya" deniyor. Soru şu: Yöntemi nedir?
S: (Pierre) Evet, sorumuz bu: Yöntemi nedir? [Kahkaha]
(L) Sorumuz bu mu?
(Pierre) Hayır, benim sorum bu.
C: Einstein'ın çalışmalarına gözatın ve gerekli enerjilerin geri mühendisliğini yapın. "

Şu anda silikon bazlı kristal özelliği ile dünyada çip imalatı artık yetmiyormuş ve bu yüzden otomobil üretimi durma noktasında imiş, malüm kuvars kristalinin ana yapısı silikondur,

Böyle potpuri tarzı aktardığımız bilgi ile bedenimizin ve enerjisel hallerin artık dünya ilimi dediğimizin ve bağnazlığı aşmışların takip ettiği rotada yavaş yavaş gerçeklik standına doğru yerleştiğini görmekteyiz."

Kristal üzerinde uğraşırken evvel pek üzerinde durmadığım geçiştirdiğim kristal olayının başka bir kurtçuk kutusu değil harikulade bir bilgi bohçasının içini açtığını gördüm,

Piramitler nasıl enerji üretirmiş ve çok önemli görevleri üstlenirmiş kuvars kristal boncuk gıdası olma önemi yanında neler yaparlarmış idrake başlıyoruz,

Transportasyon olayının ortaya çıkması kristallerin özel güçleri ile 4Ynin etkinliğine 3Y de ulaşma gibi özellik bilgisi de şahane,

O taşların bumerang tarzında veya uçan halı gibi ulaşım işlerinde nasıl etkin olduğunu da hatırlatıyor,

----------------------------------------------------------------------
S: (T) Ay'da Richard Hoagland'ın keşfettiği yapıları kim inşa etti?
C: Atlantisliler.
S: (T) Bu yapıları ne için yaptılar?
C: Kristal gücüne yönelik enerji aktarım noktaları. Anıtlardaki veya heykeldeki sembolizma kullanılmış.
S: (T) Hangi heykeli kastediyorsunuz?
C: Örnek; Yüz.
S: (T) Bu kristaller hangi gücü topluyordu?
C: Güneş.
S: (T) Mars ve Ay'da güç toplama istasyonları kurmaları gerekli miydi? Bu onların gücünü mü arttırıyordu?
C: Gerekli değildi ama sizin milyon dolar sahibi olmanız da gerekli değil. İlişkiyi anlıyor musun? Sizin toplumunuz nasıl paraya açsa,
Atlantisliler de güce açtı.
S: (T) Bu güç toplama işi onların sonunu getiren şey miydi?
C: Evet.
S: (T) Bu gücün kontrolünü nasıl kaybettiler?
C: Bilgisayarlarınızın sizi kontrol edecek hale gelmesi gibi, o güç de onları kontrol eder hale geldi.
S: (V) Yani hayata ve kendi zekasına sahip olmaya benzer birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir anlamda bu kristal yapıların canlandığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Peki sonra ne yaptılar?
C: Atlantis'i yok ettiler.
S: (L) Ama Atlantis'in, güneş sistemindeki bir gezegenin yakın geçişinden dolayı yok olduğunu sanıyordum?
C: Hasar gördü ama düzeldi.
S: (L) Yani Atlantis, Mars'ın yakın geçişinden dolayı zarar gördü ama sonra toparlandı, öyle mi?
C: Toprakları tamamen değil kısmen yok oldu.
S: (L) Peki Atlantis kaç ayrı yıkım gördü?
C: Üç.
S: (L) Biri Mars'ın yakın geçişinden kaynaklandı, değil mi?
C: Evet. Ve kometler.
S: (L) Mars ile kometler arasında bir çeşit etkileşim oldu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) İkinci yıkımın nedeni neydi?
C: Venüs.
S: (L) Peki üçüncü ve son yıkım neden kaynaklandı?
C: Kristaller.
S: (L) Kristaller hala etkin mi?
C: Bermuda üçgeni.
S: (L) Bunun bir efsane olduğunu sanıyordum?
C: Hayır.
S: (L) Peki o kristal ne yapıyor? Sürekli etkin mi?
C: Hayır. Düzensiz.
S: (L) Bilinçli, duyarlığa sahip bir varlık anlamında mı etkin?
C: Hayır.
S: (L) Etkinleştiren şeyler nedir?
C: Pek çok faktör.
S: (L) Etkinleştiğinde ne yapıyor?
C: Boyutötesi pencere açılıyor.
S: (L) Diyelim ki bir insan Bermuda Üçgeni'nde gemiyle seyahat ediyor ve o pencere açıldı ve bu kişi o pencereden geçti. Kendisini nasıl bir durumda bulur?
C: Askıda kalan bir canlılığa (Suspended Animation) benzer birşey.
S: (L) Askıda kalan kişiler, canlılıklarının bilincinde olurlar mı, yoksa bilinçleri de mi askıda kalır?
C: Biri veya diğeri.
S: (L) Bu durumda sonsuza kadar kalırlar mı, yoksa geri mi dönerler? Yoksa başka bir yere mi giderler?
C: Açık. Herşey olası. Aynı şey Philadelphia deneyi katılımcılarının başına geldi.
S: (L) Eğer bir kişi bu boyutlararası askılı hayatiyet durumuna gelirse, sonsuza kadar öyle mi kalır?
C: Belki.
S: (L) Ölemezler mi, bunu mu kastediyorsunuz?
C: Milyonlarca yıldır bekliyorlarmış gibi bir algıları olabilir.
S: (L) Onları bu durumda kurtaracak bir kişi veya bir yol yok mu?
C: O denizciler neden delirdiler sanıyorsun?
S: (L) Bermuda Üçgeni'ndeki kristal dışında başka etkin kristaller de var mı?
C: Evet.
S: (T) Devlet bunları biliyor mu?
C: Yarı.
C: Japonya açığında, Brezilya'da, Ural dağlarında, Kuzey ve Güney kutuplarında.
S: (T) Ay ve Mars'takiler de etkin mi?
C: Evet.
S: (V) Japonya'daki depremlerle bir ilişkisi var mı?
C: Evet.
S: (L) Eğer kristallerden biri bulunsa ve teknolojisi çözülseydi ve başka bir tanesi daha...
C: Şu şekilde cevaplayalım: Eğer Neandertaller bir Boeing 747 bulsalardı, onu nasıl kullanacaklarını bilebilirler miydi?
S: (L) Bu kristallerin fiziksel ebatları neydi ve yapay mı yoksa doğal mıydılar?
C: Çeşitli ebatlar. Yapaydılar.
S: (L) Yontuluyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (L) Yontulmada hangi şekil veriliyordu?
C: Piramit.
S: (L) Yani Gize'deki Büyük Piramit'le aynı orantılara sahip tam bir piramit miydiler?
C: Yakın.
S: (L) En büyüğü tabanından tepesine ne kadar uzunluktaydı?
C: 1500 metre.
S: (L) Ortalama uzunlukta olanları ne kadardı?
C: 150 metre.
S: (L) 1500 metre yükseklikte olan hala duruyor mu?
C: Evet.
S: (L) Peki nerede?
C: 600 kilometre doğunuzda.
S: (L) Birkaç yıl önce bir pilot suyun içinde bir piramit gördüğünü bildirmişti...
C: Gördüğü şey piramidin okyanus tabanından yukarıda kalmış olan tepesiydi. %90'ı gömülü.
S: (V) Meditasyonda Dünya değişimleri sırasında ortaya çıkan kristaller görmüştüm. Bu meydana gelecek mi?
C: Evet.
S: (L) Atlantis'in batışı sırasında bu kristal nasıl oldu da çatlamadı veya kırılmadı?
C: Sıradışı ölçüde güçlü. Bir atom bombası bile onu parçalayamaz. Kristal, termonükleer bir patlamanın zincirleme reaksiyonunu absorbe eder ve saf enerjiye çevirir. Bu onun tasarımsal işleviyle ilgili.
S: (L) Peki sonra ne olurdu?
C: Atlantislilerin yaptığı gibi mühendislik yoluyla odaklanma olmazsa enerji dağılır.
S: (L) Bu teknolojiyi nereden elde ettiler?
C: Kendileri geliştirdi.
S: (L) Kendileri mi icat etti?
S: (L) Dünyadışılarla etkileşime girdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Hangi dünyadışılarla?
C: Kertenkeleler.
S: (L) Bu kristaller ne tür bir güç frekansı kullanılıyordu?
C: Tam bant genişliği.
S: (T) Kristallerden kaç tanesi dünyadaki devletler tarafından keşfedildi?
C: Tümü.
S: (T) Onları kullanmaya mı çalışıyorlar?
C: Boşuna.
S: (T) Deniyorlar mı?
C: Belki.
S: (T) Ay'dan çekilmelerinin ve uzay programını durdurmalarının sebebi bu mu?
C: Hayır. Devlet teknolojiyi anlamıyor.
S: (T) Ay'daki faaliyetlerini sona erdirdiler mi?
C: Açık.
S: (T) Mars'taki kristaller nedeniyle mi oraya gitmeyi bu kadar istiyorlar?
C: Evet.
S: (T) Kristaller yüzünden mi yoksa anıtlarda saklanan şeyler yüzünden mi?
C: İkisi de değil.
S: (T) Mars'a gitmeyi neden istiyorlar?
C: Keşif.
S: (T) İnsan ırkının tepesinde bulunanlar gerçekten göründükleri kadar aptallar mı?
C: Subjektif.
S: (L) Elektrik üretmek için o kristal şeklini kullanabilir miyiz?
C: Mümkün ve yapıldı.
S: (L) Karmaşık mı?
C: Evet.
S: (L) Hematit taşının fiziksel beden üzerinde nasıl bir etkisi var?
C: Açık.
S: (V) Peki ya Stephenson isimli adam?
C: Eğer bütün katılımcıların o yönde inancı varsa.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Olsun, şansımı bir deneyeyim dedim. Tamam, Imbrogno' nun dikkat çektiği şeylerden birisi de; bu bölgedeki UFO görünmelerini grafiğe dökmüşler ve buldukları şeyse buralarda defalarca tekrar tekrar ortaya çıkmış oldukları. Sonra adam gidip bu alanları araştırmış ve bulduğu şey , bu bölgedeki dikili taşların ve taş odaların antik Keltlerle ilişkili olduğu. Şimdi; bu benim kan bağlarının izini sürmekle ilgili yaptığım çalışmayla bir şekilde ilişkileniyor. Dans etmenin bu taşları şarj ettiği yorumu yapılmıştı. Fakat bu taş odaların bazıları çok küçük.
Benim düşüncem bunların giriş kapıları olduğu yönünde.
C: Tamam.
S: (L) Bu siyah renkli bumerang tipli araçların ortaya çıkmasıyla ilgili hatırı sayılır derecede gözlem olmuş. Bu taşlar yoğunluklar arası kapıları mı işaret ediyorlar ?
C: Pencereleri.
S: (L) Bu pencereler keyfi ve tesadüfi bir şekilde açılıp kapanıyor mu ?
C: Elektrik fırtınası.
S: (L) Peki bunlar, teknik bir işlem ve müdahaleyle isteğe bağlı olarak açılıp kapatılabilirler mi ?
C: Evet.
S: (L) Keltlerle bu uçan siyah bumeranglar arasındaki bağlantı nedir ?
C: Hiç bir şey.
S: (L) Öyleyse bu taşları dikenlerin Keltler olmasını ve bu taşlar ve odaların da siyah bumeranglarla bağlantılı olmasını nasıl açıklayabiliriz ?
C: Eğer bir ev inşa etseydin ve sonra bir başkası gelip 220 V luk priz ekleseydi, sonrasında çalışacak bir giysi kurutma makinasıyla senin aranda nasıl bir bağlantı olurdu ?
S: (T) Birbirinden farklı iki şey. Sen bir ev yapıyorsun, sonra bir başkası gelip bir takım gelişmiş şeyler ekliyor ve farklı bir şekilde kullanıyor.
C: Kristaller yoğunluk ve boyut pencerelerinin "zaman zaman" açılmalarını sağlarlar ve böylece gözden kaçıp unutulmuş olanı apaçık ortaya çıkarırlar.
S: (L) Uçan araçlar aslında her zaman oradalar ve taşların kristalik yapısı pencerelerin açılıp onların görünür olmalarını mı sağlıyor ?
C: Eğer belirli faktörler sağlanırsa...

Ara..


Tgur

#1266
Bir imla yanlışımı düzeltmek için araya girmişken aklıma gelen,
Hareketin yani titreşimin veya başka tanımlamayla  frekansın doğada her şeyde olduğunu da belirtmek yanlış olmaz sanırım, piezo elektrik deneni veya EM salınımı sağlıyorlar,

Mesela klavyede ellerim parmaklarım hareket halinde veya konuşuyorum ağzımdan çıkanlar havayı tştreştiriyor Ve ilh..

Durgun olan hiçbir şey yok, atomlara bakın alt parçaları dediğimiz kısımlarının bir kısmı tam bir kısmı yarım dönüyorlar(spin)diğer kısımları nötrino gibi yoğunluklar arası geliş gidişte veya kaotik sanılan fraktallar izleyen rotalarda kendi stabilitelerinde hareket halindeler,

Derdimiz ,durmayı kendine yol edilmiş takılı kalmış yankı odaları mensuplarının bilinçlerini hareket ettirmeyi sağlamak,
Yine yargıda mıyım ,olsun..


Tgur

#1267
YORUMLAR XXXV

S: (L) Forumdaki pek çok kişi kendinden geçme şeyi hakkında konuşuyor, biliyorsunuz... uyanıkken, kendileriyle ilgili tüm farkındalığı kaybedip bir tür kendinden geçme deneyimi yaşıyorlar. Bu fenomen nedir? 
C: Önceki yanıta bak ve bunu boş ilüzyonlarla bağlantıları koparma yeteneğini boşa harcamak yerine, yüksek benlikle/öğretmenle "zaman" geçirme olarak düşün. Ayrıca, bu süreçte harcanan "zamanda", esas olarak niyetlenildiği gibi bu "ruh yeteneğinden" yararlanıldığını hatırla.
Bedenlenmiş olmak ruh için büyük bir zorluk yaratıyor.

----------------------------------------------------------------------
Bu kendinden uyanıkken geçme olaylarına siz bu yola yönelmiş dostlarda çok gözükmüştür sanırım, her ne kadar uyku halinde yetiştirme işi çok olsa da, uyanıp bu illüzyon dünyasına tekrar dalınca bazılarını kolayca unutuveriyoruz veya öz itişi diye tanımladığım  hali  günlük hay huy içinde ıska geçiyoruz,

Benim başıma çok geldi ve unuttuğum zaman veya o dünyasal öğretilerle elde ettiğimi şüphenin korkunç kıskacı ile kıvranıp aklımdan çıkardığım zaman tokat yer gibi vizyonlar gördüm ve bu budur dedim ve anlatımlarımda konuya bu sayfalarda tekrar tekrar yer verdim,

Burada şüphe dediğimiz ruhun söylediklerinden uzaklaştırmaya yönelik senelerdir beynimize işlenmiş bilgi budur başka olamaz şeklinde KH dayatması bilgilerdir, büyük kısmı ulema denilip irade ve akıl teslim edilip yaslanılan kendini aşamamış gerçeği fark edemeyip korkunun pençesindeki kişilerin hitabet kabiliyetleri ve kehanetleri de içine alan manipülasyonlarıdır,

Güç bende bilgisine ulaşamamış monoteist kıskaçtaki insan, çaresiz bir şeyleri, insanları ,uzay dışı varlıkları mabud yapıp biat eden tapan yahut olayı başka gizli güçlerde  arayanlardır,

"Ruh yeteneği"nin dünya illüzyon sahasının dışına çıkınca o özel zamanlama ile gücün kendimizde olduğunu hatırlatan "yüksek benlikle/öğretmen" ile buluşup öğreti bölümünde takınılmış konunun dışına çıkarılıp gerçeklerin yerleştirilmesi hatırlatılması olarak anlamamız gerek,

Bahsi geçen  çalışmayı bir çok guru, peygamber ,yüksek bilinçliler KH manipulasyonu dışına çıkamayıp tek bir güce monoteizm perspektifinden algıladıklarını ve anlattıklarını hatırlayalım,

Zira o esnada kullanılan kanalın her iki kısıma yani BH ve KH unsurlarına açık olabileceği bilgisi yerleşememişti,verilen alınan bilgilerin içindeki tenakuzu yani KH vari olanları ayıranlar çok nadirdi ,daha doğrusu var oluşta denge denen güçlerin karşılıklı etkileşimi üzerinde fazla durulmamıştı, bilenler istisna tabii ki açıklamaktan her halde çekinmişlerdir,

Sufilerin bir kısmı ile olay gün yüzüne çıkmıştır, monoteizm gölgesinde veya bazen o etkiden kurtulmuş biraz buğulu  ifşalar yapmışlardır,

Zaman zaman ise kütüphanelerde yakılmış olan karanlık çağ bölümünden evvel fark edilmiş yazılmış bilgiler matbaanın icadı ile kollektifleşme ve çok kişiye yayılma işi sağlanmış hristiyan dininde protest unsurlurın çıkmasına dayattırılan KH bilgilerin sorgulanmasına başlanmıştır,

Klonlama ile bir belgesel izledim ,bir Amerikalı ,polo oyununa ve atlara çok düşkün, bir zaman gelip polo da  çok mahir olan atları klonlamayı düşünmüş ve bu işe bir servet yatırıp başarı kazanmış, dünyanın çeşitli yerlerinde kabiliyetli atları buldurup klonluyor ve muvaffak oluyor atlara hayran kalırsınız ve birbirlerine benzeyişlerindeki mükemmelliyet insana parmak ısrtıyor,

Dolly koyun klonlamasını anlatmıştım, genetik teknikle yani o DNA mızda olan her şeyi ihtiva eden gizli güçle başarılan bu işin insan klonlamasına kadar geldiğine şüphe etmiyor insan,

Hatırlayalım klonlomada her hangi bir canlının yumurta  veya cinsel organ veya bezleriyle faydalanılarak değil bedenindeki her hangi bir parça ile oluyor,bu neyi anlatır,

Bedenin her ufacık bölümünde o varlığın tümü var ,kök hücreler neden önemli anlayalım,

Veya remolekülerizasyon nedir kendini biraz anlatıyor,uzay yolu filminde amlatılan ışınlama,

İlkten dişi sembol olarak aynı değerde yaratılan Lilith başarısızlığından sonra Havva  nın Ademin kaburgasından oluşturulması şeklinde efsaneler, sembolizmalar,

Eterik alemde işler nasıl yürüyor ,araştırır bilgi sahibi oluruz ama ortada bir deney mahsulü olduğumuz gerçeğini ve bu işle ilgili teknolojinin var olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz,

Ve araştırdım, evvelce uğraştığımız ve yorumladığımız şu  bilgilere ulaştım ,sakin olmaya çalışıp tekrar bakalım,

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Asıl önemli olan kim oldukları. Şimdi, Matrix materyalinde L. Ron Hubbard'ın öğretisinden alınan bir bölüm vardı ve bu bölüm, insanların ruhlarını bedenlerinden çıkarma, başka ruhlar yerleştirme ve tamamen farklı bir hafıza programlaması yapma teknolojisinden bahsediyor.
C: Yanlış.
S: (L) Tamam, yani L. Ron Hubbard tarafından tanımlandığı şekliyle ruhların çıkarılması ve manipüle edilmesi doğru değil yani, öyle mi? Genel anlamda. 
C: Evet. 
S: (L) Bedenlerin ruh haznesi olarak kullanıldığına değinmiştiniz. Ruh haznesi derken, kime yönelik ruh haznelerinden bahsediyorsunuz? 
C: Ölen bedenler için değiştirme; yani klonlama. 
S: (L) Yani yaşamaya devam edebilmeleri için ölen insanların bedenlerini klonlayıp ruhlarını klonlanan bedene yerleştiriyorlar, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) Ölü bedenleri canlandırıp bu bedenlere başka ruhları koyuyorlar mı?
C: Hayır.
S: (T) Bir saniye, bazılarının... Karıştırdım şimdi. (TK) Ne kadar uzun süre önce ölmüş olduklarıyla ilgili bir sınır var mı? ... 
C: Örneğin bir asker ölürse bedeni klonlanıyor, ruhu bu yeni bedene yerleştiriliyor ve sonra dünyadışılara ve Gizli Devlete hizmet için programlanıyor. 
S: (L) Yeni beden nereden geliyor? (TK) Klonluyorlar. ... 
C: Eski bedenin kopyası. 
S: (T) Kopyayı nasıl elde ediyorlar? (L) Klon için gerekli materyali nereden buluyorlar? Biliyorum bu aptalca bir soru. Yanıtı biliyorum. 
C: BARM. [Boyutötesi Atomik ReMolekülerizatör] 
S: (L) Evet o. (J) Havadan aynı şeyi yaratıyorlar. (T) "Uzay Yolu"nda geçtiği şekliyle "Replikatör." (TK) Bunu yapabilmeleri için ilgili bir kişinin belirli bir şekilde ölmüş olması mı gerekiyor? 
C: Hayır. 
S: (TK) Ne kadar süredir ölmüş olduklarıyla ilgili bir süre sınırı var mı?
C: Hayır.
S: (T) Çünkü fiziksel bedenin ölse de ruhun devam ediyor. Ruhun ölmüyor ve o yüzden kullanmaya devam edebiliyorlar. (L) Mezardan bedenini almak istemiyorlar, çünkü asıl ilgilendikleri şey beden değil. 
C: Sıfır zaman. 
S: (T) Çünkü zaman yok... (L) Ruh kalıbının titreşim frekansını kullanıyorlar. Ruh kalıbını başka bir yoğunluğa götürüyorlar, moleküler yeniden oluşum meydana getirmek için BARM teknolojisini kullanıyorlar. Yani atomlar ruh kalıbının etrafında dönerek birleşmeye başlıyor ve daha önce sahip olduğu beden kalıbını tamamen yeniden oluşturuyor. Sonra da ruh ve beden kalıbını 3 boyut ortamına geri getiriyorlar. Doğru mu? 
C: Yakın. 
S: (T) Tüm o MÖ'ler gerçekten ölmüşler miydi? Yani hepsi gerçekten ölmüş müydü? ... 
C: ? 
S: (T) Pekala Vietnam demiştiniz. O savaşta ölen 60.000 kişiden 23.000'inin muharebe sırasında aslında ölmediğini söylediniz, doğru mu? 
C: Öldüler, yeniden canlandırıldılar. 
S: (L) Fiziksel bedenlerden mi bahsediyoruz?
C: Evet.
S: (L) Yani gerçekten ölen ve vücutları yeniden canlandırılanlar vardı, öyle mi? (J) Bir mayına basıp havaya uçmadıkları sürece, evet. (L) Yani kopyalama yöntemiyle değil de, ölen vücutları yeniden canlandırılanlar vardı, doğru mu? 
C: Bazıları, ama çoğu kopyalandı. 
S: (L) Bu hemen şu soruyu akla getiriyor: Bildiğimiz olağan ölüm şekillerinden farklı olarak bir savaş ortamında olduğu gibi vahşi bir şekilde ölmenin, kişiyi bu tür faaliyetlere daha uygun hale getirmesi gibi bir potansiyel var mı? ...
C: Hayır. 
S: (T) Hayır çünkü savaş dışında da her zaman vahşi ölümler oluyor: araba kazaları, yangınlar, patlamalar...
C: Savaş gizli faaliyetleri çok kolay hale getiriyor.
S: (T) İşin vahşet kısmıyla ilgisi yok. Sadece savaşı örtü olarak kullanmakla ilgisi var. Bedenleri almak daha kolay. .... (TK) İnsanların fark etmesini istemiyorlar. Mezarlardan cesetleri almak istemiyorlar çünkü bu fark edilecektir. (T) Bunlar gerçek bedenler. Yani bu insanlar öldü, ama sonra yeniden canlandırıldı veya... (L) Bazılarının bedenleri yeniden canlandırıldı. .. (T) ... Bazılarınınki de klonlandı. .... (L) Ölen bazı kişilerin bedenleri bu yeniden molekülerizasyon işlemi için diğer yoğunluğa mı götürüldü? 
C: Evet. 
S: .... (T) Klonlama yapıldıktan sonra asıl beden yerinde bırakılıyor muydu? 
C: Birden fazla türde durum. 
S: (L) Yani bazen bırakılıyordu, bazen de bırakılmıyordu. (J) Durumdan duruma değişiyor. (T) "Muharebede öldüğü" düşünülenlerin bazıları aslında öldürülmemiş miydi peki? Alındıklarında hala yaşamakta olanlar var mıydı? 
C: Tüm olasılıklar. 
S: (L) Yani bir anlamda bu tam bir "fırsatçılık." (J) Fırsatlar süpermarketi. (T) Bazıları hayattayken gizli devlet tarafından alındı, bazıları ölmüştü ve devam etmeleri için yeni bedenlere kondular ama hepsi ölmüş kabul edildiler. (SV) Laura peki ya 5'inci yoğunluğa giderkenki "Üçlü Örtü"?
C: Dünyadışılar tarafından alındılar, gizli devlet tarafından değil. Gizli devlet bir ölçüde bu sürecin farkında ama operasyonun kontrolüne sahip değil. 
S: (L) Geçen hafta ölümle ilgili birşey sormuştuk ve bize delinmez bir üçlü örtünün, L. Ron Hubbard'ın tanımladığı türdeki faaliyetlerin bazılarını önlediğini söylemiştiniz. Bu iki durum nasıl açıklanabilir? Benim gördüğüm kadarıyla bu işi varlıklar tünele girmeden önce yapıyorlar. 5'inci yoğunluğa geçişten önce yakalıyorlar onları. Bu doğru mu? 
C: Zaman ayarlaması. 
S: (L) Yani onların öleceklerini biliyorlar ve ölmeden hemen önce veya ölüm anında falan mı müdahale ediyorlar veya ...??? 
C: Yakın. 
S: (T) Dünyadışı varlıklar bu bedenleri ne yapıyor? Yani klonladıkları veya yeniden canlandırdıkları insanlarla ne yapıyorlar? 
C: Onlara hizmet ediyorlar. 
S: (T) Yani bu insanlar dünyadışı varlıkların hizmetkarları mı oluyor?
C: İşçileri.

----------------------------------------------------------------------
İnsan bu bilgilerle karşılaşınca oldukça fazla sarsılıyor, basit basit dolly ve  at klonlamasından bahsederken nerelere geldik,

Bu K .celselerini defalarca okuduğumuzdan bize pek yabancı gelmiyor ama yeni okuyanın hislerini tercüme etmeye çalıştım,

Birdenbire insanın oluşturulmasındaki çalışmalar ve ruhsuz varlık üretim işinde başaramayıp tanrısal parçalı ruhun kalıbını bir primat embriyosunda etkinleştirip Neandartal İnsan ile işe başlandığını hatırladım,

Nedir bunlar kurgu bilim falan deyip yüz çevrilmesin şu anda klonlama işini insanlar kurdukları labaratuarlarda kolayca yapıyorlar ve organ nakillerini düşünün ,kök hücre tedavileri, tüp bebek imalatları lineer zamanın  eski bölümünde akıllara bile gelmiyordu,

Yukarıdaki alıntıda K.ların ölüm halinde ruhun direkt ve müdahalesiz olarak 5Y e gittiğini belirttiklerini hatırladım bu tenakuzu çözen şu bölüm,

"S: (L) Geçen hafta ölümle ilgili birşey sormuştuk ve bize delinmez bir üçlü örtünün, L. Ron Hubbard'ın tanımladığı türdeki faaliyetlerin bazılarını önlediğini söylemiştiniz. Bu iki durum nasıl açıklanabilir? Benim gördüğüm kadarıyla bu işi varlıklar tünele girmeden önce yapıyorlar. 5'inci yoğunluğa geçişten önce yakalıyorlar onları. Bu doğru mu? 
C: Zaman ayarlaması. 
S: (L) Yani onların öleceklerini biliyorlar ve ölmeden hemen önce veya ölüm anında falan mı müdahale ediyorlar veya ...??? 
C: Yakın."

Anlayabilmek için ileri teknolojileri ve zamansızlığı zihnen yutmak gerek , 
Ve klonlamayla ilgili başka gerçekler,

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Kaçırılan kişilerden aldıkları doku örneklerini veya parçaları ne yapıyorlar? 
C: Klonlama. 
S: (L) Eğer klonlamada kullanacaklarsa neden o kadar büyük parçalar alıyorlar?
C: Klonlama sürecinin bütün ayrıntılarını henüz bilmiyorsunuz.
S: (L) Anne karnındaki ikiz bebekleri veya ikizlerden birini alıp yapay olarak büyütüyorlar mı?
C: Bunu yaptılar.
S: (L) Bunu çok sayıda mı yaptılar?
C: Tanımla.
S: (L) Bu çok sık mı meydana geliyor?
C: Hayır.
S: (L) İkizlerden birinin alınmasının amacı nedir? 
C: Hangisinin ruh için daha uygun bir hazne olduğunu anlamaya çalışıyorlar: ikizlerden biri veya klon. [Bu durumda akla, neden ikisinden birine karar vermeye çalıştıkları sorusu geliyor. Klonlar ile gerçek bedenler arasında ve ikizlerden biri ile diğeri arasında Kertişlerin amacı için hayati önem taşıyan bir ilişki mi var?] 
S: (L) Bu ikizleri gemilerinde veya kendi yaşam bölgelerinde mi yetiştiriyorlar? 
C: Evet. 
S: (L) Peki onlara iyi davranıyorlar mı?
C: Açık.
S: (L) Onlara çok şey öğretiyorlar mı? 
C: Evet. 
S: (L) Bunu insanların beyin kapasitesini test etmek için mi yapıyorlar?
C: Ve başka sebeplerle.
S: (L) Ben böyle bir ikizlerden biri miydim?
C: Hayır. 
S: (L) Klon ile ikizler arasında hangisinin daha uygun bir hazne olduğunu belirlemeye çalışmalarının nedeni nedir? Neyin haznesi? 
C: Geleceğe dönük bir proje. 
S: (L) Nasıl bir proje?
C: Fiziksel realiteleri değiştirme. 
S: (L) Fiziksel realiteleri kim değiştirecek? Hazırladıkları bedenlere kendileri girip insan ruhlarını da onların eski bedenlerine girmeye mi zorlayacaklar? 
C: Hayır. 
S: (L) Hazırladıkları bedenlere girip kendi fiziksel gerçekliklerini mi değiştirecekler?
C: Evet.
S: (L) Yani içine kendileri girebilecekleri bir grup ruhsuz beden hazırlıyorlar? 
C: Deneyecekler. 
S: (L) Önceki gece Kertişlerin dik duran timsah biçiminde olduklarını, sadece yüzlerinde hümanoit bazı özellikler olduğunu söylemiştiniz, bu doğru mu? 
C: Evet. 
S: (L) Kuyrukları var mı? 
C: Evet. 
S: (L) Boyları ne kadar? 
C: 1.80 m ile 2.40 m arasında. 
S: (L) Giysileri var mı? 
C: Evet. 
S: (L) Bunun aptalca bir soru olduğunu biliyorum ama giysilerinde kuyruk için bir açıklık var mı? 
C: Evet. 
S: (L) Dışkı çıkarıyorlar mı? 
C: Hayır. 4'üncü seviyedeler. 
S: (L) Yani 4'üncü seviye olduğunda düzenli şekilde bir yeme veya dışkılama olmuyor, öyle mi?
C: Doğru.
S: (L) Kertişlerin şekillerini veya görünüşlerini değiştirebilme yetenekleri var mı?
C: Geçici olarak.
S: (L) Karla Turner'ın kitabında oğlunun oda arkadaşı dişi bir dünyadışı varlığa rastlıyor, o neydi?
C: Bizden biri. Aynı görünüşü kullanan birden fazla birey var. 
S: (L) Karla Turner mutfağında yemek yaparken birkaç varlık tarafından ziyaret edilmişti. Onlar kimdi? 
C: Diğerleri. 
S: (L) Diğerleri kim?
C: Başka bir grup. 
S: (L) Hangi başka grup? 
C: Bilmeniz gereken birşey değil. 
S: (L) "İyi" adamlardan mıydı, yoksa "kötü"lerden mi?
C: Açık. Biz nadiren insan formunda görünürüz.
S: (L) Önceki gece bizim kanallama yaptığımız sırada kızım A  ona yakın bir yerde ayakta duran ruhsal bir varlık gördüğünü söylüyor. Gerçekten de yaşlı bir kadın figürü gördü mü? 
C: Evet. 
S: (L) Peki o varlık kimdi? 
C: Biz.
-------------------------------------------------------------

Ağır konular ve yeniler için pek iç açıcı değil gibi, yalnız verilen bu değişik ve insan psişesine bir miktar korku veren gerçekliklerin esasında celselere vaktiyle karışıp bilgileri çarpıtan ve yüzde otuz civarında doğruyu vermeyen Frank ve Vincent gibi varlıkların baştan ve sonraları verdiği çarpıtmalar ile olduğunu hatırlamak bilmek gerekir,

Bunun için bazı dostların da üzerinde durduğu gibi celseleri okur ve yorumlarken sabır ve tekrar tekrar üzerinden geçmek ,gerekirse çekinmeden sormak lazım derim veya sıkıntı veren bölümleri atlayıp sonraki oluşacak farkındalığa bırakmak gerekli diye düşünüyorum,

Yaratıcılık hakkında bir zamanlar oldukça fazla uğraştık hatırlanması maksadı ile pencere,  açtığım pencerelerden nötrinolar değil insan zihinleri dolaşıyor..

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=36#27363

Ara..



Tgur

#1268
Herkesten çok özür dilerim yazılarımı pehlivan tefrikası gibi ardarda vermek hiç adetim değil ve sıkılıyorum ama bütün bunların ötesinde en son çalıştığım bu bölümü şimdiden  ortamımızda konunun sıcak olduğunu düşünerek vermenin uygun olduğunu zannediyorum.

YORUMLAR  LVIII

S: (L) Stephanie 4. yoğunlukta hava, toprak, ateş ve su elementlerini soruyor.
C: Yine; bu tür tanımlar sizin işinize yaramaz. Daha önce bu konuda bazı tanımlar sunmaya çalıştık ama bu sembolik amaçlarlaydı. Birebir tanımlar sınırlar.
S: (L) B'nin yoğunlukların ilerleyişi ile ilgili ilginç bazı fikirleri vardı. Belki şimdi bunları gündeme getirmesi için uygun zamandır.
C: B sahneyi alsın!
S: (B) Web sitesinde "Wave 6"yı okurken, 4. yoğunluk farkındalığı hakkında çıkarımda bulunmaya yönelik bir çerçeve oluşturmak amacıyla 2. yoğunluk farkındalığı ile 3. yoğunluk farkındalığının karşılaştırılmaya çalışıldığı bir bölüm vardı.
Orada söylenen şey şuydu; biz cisimleri benzerliklerine dayalı olarak algılıyor/tanıyoruz. 2. yoğunluk varlıkları ise cisimleri farklılıklarına göre tanıyor. Bu fikri ilerletecek olursak, 4. yoğunlukta tüm cisimlerin aynılığını mı bileceğiz? Ve bu da 3. yoğunluktaki şeylerin bilinçli bir manipülasyonunu mu sağlıyor? Ayrıca, eğer hayvanlar herşeyi iki boyutlu olarak algılıyorsa ve 3. boyutu tıpkı bizim zamanı algılayışımız  gibi bir geçiş veya hareket olarak algılıyorsa, o zaman belki biz de 4.yoğunlukta zamanı 4. boyutsal bir ölçüm olarak algılayacağız. 2. yoğunluk varlıkları için üçüncü boyut bir ilüzyon faktörü. 3. yoğunlukta da öyle ama biz ilüzyonun farkındayız ve dolayısıyla onu gerçekliğe ekliyoruz. Buna göre, 4. yoğunlukta zaman artık bir ilüzyon olmadığı için somut ve manipüle edilebilir halde mi olacak?
C: Oldukça yakın. Şimdi dikkatinizi verin! Ya 2. yoğunluktaki varlık cisimleri benzerliklerine dayalı olarak algılıyorsa, 3. yoğunluktaki varlık cisimleri farklılıklarına dayalı olarak algılıyorsa ve 4. yoğunluktaki varlık da cisimleri kendisinin tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak algılıyorsa? (ç.n.: acaba "benzerlik/farklılık" derken, varlık ile cisim arasındaki benzerlik/farklılık mı, yoksa cisimlerin kendi aralarındaki benzerlikleri/farklılıkları mı???)
S: (B) Tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak mı? Bunun BİR SONRAKİ yoğunlukta olacağını sanıyordum.
C: Hayır.
S: (B) Yani 4. yoğunluk sadece gelişimsel bir adım değil, DEV bir adım mı? (L) Evet. Sanırım adımlar sıra sayılarından ziyade matematikteki kare artışına benzer bir şekilde ilerliyor. (B) Evet, 1. yoğunlukla 2. yoğunluk arasındaki farkı düşünecek olursak bunun doğru olması gerekir. MEGA bir sıçrayış! (A) "4. yoğunluktaki varlık da cisimleri kendisinin tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak algılıyorsa?" cümlesiyle ilgili bir sorum var. Cisimlerle birlik halinde olan kim?
C: Algılayıcı.
S: (L) Evet. İnsanın bedeni dışındaykenki algısına benziyor. Benim bununla ilgili deneyimim gerçekten ilginçti. Birşeyi düşünür düşünmez, onu hemen sadece dışından "görerek" değil, aynı zamanda "içini de" görerek algılıyordum. Sanki onun içine girmişim gibi. Onun bir parçası olmuşum gibi. Eğer bir küre düşünmüşsem, sadece "orada duran" bir top görmüyordum; onunla "birlik halindeydim." Kürenin "içindeydim" diyemem çünkü bu "dışarısı" ve "içerisi" ayrımını doğuruyor. Öyle birşey yoktu. Hepsi aynı anda. Burada konuşmakta olduğumuz şey bununla mı ilgili?
C: Bir kısmı.

------------------------------------------------------------------
Dördüncü yoğunluğun nasıl olduğuna dair evvelki alıntımı getireceğim eskiler mazur görsün ve şu aralar Ekim 2022 de aramıza yeni katılan harikulade bilinçli dostlar var ,onlar bilgileri büyük bir iştah ile Qui dostun işaret ettiği ve alıntıyla anlatmaya çalıştığı gibi yavaşlık dışında kocaman bir ısırık alarak halletmek istiyorlar,sabır ve sakinlik gerek,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=38#27970

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Çok doğru. Tıpkı Malta izleri gibi. Bir sonraki soruya geçiyorum: Anıların, geçmiş hayat anılarının nasıl saklandığını tartışıyorduk. Bu da ruhun yapısı ve bileşimi ile ilgili bir soru getirdi gündeme. Ruh nasıl hatırlıyor? Bir hayattan diğerine, bir bedenden diğerine, ardıl veya eşzamanlı enkarnasyonların anılarını nasıl taşıyor? Ruh anıları nasıl "depoluyor"?
C: Atomsal ilkelerle ilgili. Atomsal ilkelerle birlikte çekim, maddesel olanla olmayanın sınırını oluşturuyor. Sizce burada temeli oluşturan hangi teorik atomik parçacık olabilir?
S: (L) Takyonlar mı?
C: Belki nötronlar?
S: (A) Nötronlar mı yoksa nötrinolar mı?
C: Nötrinolar.
S: (A) Önce nötronlar dediler, sonra da nötrinolar. Daha doğrusu "Belki nötronlar" dediler. Ben "nötrinolar mı" dedim, onlar da "evet" dedi. Yani "belki" kelimesi yalnızca bir yönlendirici. Nötrinolar tuhaf parçacıklar, çünkü kütlesizler. Ama bazı insanlar nötrinoların var olduğuna inanmıyor. Benim tahminime göre varlar. Nötrinolar var mı?
C: Tamam, dikkatliliği bir kenara bırakıp "evet" diyeceğiz. [Gülüşme]
S: (L) Nötrinolar ve ruh bileşimi... Anılar bu nötrinolarla nasıl oluşturuluyor veya tutuluyor?
C: Uygun olduğunda bırakılmak üzere nötrinolar içinde tutuluyor.
S: (L) Anılar nötrinolar içinde mi depolanıyor?
C: Yakın.
S: (L) Nötrinoların oluşturduğu kalıplar içinde mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Yani eğer bir "bilinç birimi" veya ruh başka bir bilinç biriminden daha fazla anıya veya deneyime sahipse, o zaman onun daha fazla nötrinosu var demek oluyor, öyle mi?
C: Hayır.
S: (B) Kalıplar mı farklı oluyor?
C: Hayır.
S: (L) Fark nedir?
C: Birim başına daha fazla veri, gibi.
S: (L) Yani bir nötrino veri içeriği bakımından başka bir nötrinodan daha "yoğun" olabiliyor mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu artan veri yoğunluğu o nötrinonun yapısını veya işlevini değiştiriyor mu?
C: Belki de farkındalığın işlevini değiştiriyor, böylece de çevreyi.
S: (L) Bir bilinç birimi veya ruh meydana getiren belirli bir nötrino sayısı var mı?
C: Sayının doğru kavram olduğu pek söylenemez. Oryantasyon/yönelim daha yakın.
S: (L) Yönelim seçenekleri nelerdir?
C: Titreşim frekansları.
S: (L) Veri yoğunluğunun artmasıyla birlikte titreşim frekansları artıyor mu, yoksa azalıyor mu?
C: Değişiyor; nicelememek daha iyi.
S: (A) Ruhtan bahsediyoruz. Kavramsal olarak ruhun yoğunluğu nedir?
C: Ark, nötrinolar bir şekilde saf enerjiye giden köprü kavramıyla ilgili mi?
S: (A) Evet. Ben de bunu düşünüyordum. Neden fotonlardan değil de nötrinolardan bahsettiğinizi merak ediyordum. Çünkü bence fotonlar da saf enerjiye giden bir köprü. Fotonlarla nötrinolar arasındaki fark şu ki, fotonlar bozon, nötrinolar ise fermiyon.
Nötrinolar birbirlerine dokunmamak için dans etmek zorundalar. Bozonlar nötrino ve foton çiftleri gibiler. Bozonlar mekanda/boşlukta istedikleri gibi hareket edebiliyorlar.
C: Bu tartışma bağlamında fotonlardan bahsedebilirdik ama Web Sayfalarını okuyan bazılarının "sevgi ve ışık" fantazisi temelinde konuyu yanlış yorumlama eğilimi nedeniyle bahsetmiyoruz.
S: ... (A) Nötrinolar herşeyin temel yapı taşları mı? Yani en temel parçacık?
C: Daha ziyade küresel dışa genişleme niteliğine sahip bir orta nokta. Tetrahedron, beşgen, altıgen.

---------------------------------------------------------------------

DNA bilgi alanının maddede sergilenmesi dedik, onun atomsal yapıların müşterekliği ile inşa edildiğini de hatırlarsak zira DNA strüktürü amino asitlerin dizilmesi ile tanımlanmakta ve her bir unsur milyarlarca veya sayamayacağımız ölçüde atom ihtiva etmekte,

Atom altı parçalarının yaramaz ve yerinde duramaz ve yukarıdaki alıntıda açıkça yapısı hakkında bilgi verilen ama parça da diyemeyeceğimiz sihirli unsuru "nötrino",

Mevcut pencerelerden kolayca geçip yoğunluklar arası bilgi taşımakta, bu taşıma işini maddesel illüzyondaki bilincimiz ile kolayca yerine oturtuyor diyoruz ama sıklıkla uğraştığımız bu spiritüel ortamda yoğunlukların farkındalık ifadeleri olduğunu ve maddesel bir şeylere benzetemeyeceğimizi merdivensi bir halin dışında olduğunu unutuyoruz bunlar tabiiki benim zihni serzenişlerim,

"S: (L) Yani bir nötrino veri içeriği bakımından başka bir nötrinodan daha "yoğun" olabiliyor mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu artan veri yoğunluğu o nötrinonun yapısını veya işlevini değiştiriyor mu?
C: Belki de farkındalığın işlevini değiştiriyor, böylece de çevreyi."

Şu bölümü tam anlayabildik mi ,yaramaz nötrinonun neler yaptığını,

Farkındalık konusunu tam anlamaya çalışalım, atomda da pencere var denmişti ,pencerelerden kolayca geçebilen nötrino kişi zihninde eğer uygun bir beyin çalışması yapıyorsa yani düşünüyor bildiklerini harmanlayıp birbiri ile ilgilerini bağlayıp idraklerinde barajlanmamış ve uçları açık dediğimiz bir zihin hürriyeti kullanabiliyorsa yüksek bir ruhsal gerçeği yakalayabilir ve zihnin yeni yapılanmasını sağlamış olur,

Kapatılmış DNA bölümünde açılmış yüksek ruhsal gerçekleri anlamak mümkün olabilmektedir,

Farkındalık böylece oluşur, buna bağlı çevreyi değiştirmesi de keza

Bunu da açalım ,illüzyon mevzuunu tam anladıysak yani bu dünya yaşamının fizik zevkler ve deney için kurulmuş bir çevre olduğunu anlamak ve her şeyin bu kurgulanmış çevrenin gerçeklerine bağlı ama bir nevi halogram gibi yapıda olduğunu idrak etmek değişebilecek çevreyi yaratabilme becerisinin tamamen kendimizde olduğunu anlamak,

Algı zenginliği ile kendine yeni psişik evrenler yaratmak,
Kısaca ve çok basitçe önümüzde oluşana başka gözle bakabilmek,
K.lara hayran olmamak elde mi, zihnimizi soktuğu hallere bakın,

Mutlu oluyorum,

16.08.2009
Atomun bilge çiçeği, nötrino
Bir burada bir başka alemde, nedir o
Fötonları ışıldatıp maddeyi belirten
Newtonu bayatlatan kuantumdur o.

----------------------------------------------------------------------

S: (Pierre) Bilgi alanıyla ilgili bir sorum var; tüm bilgi zaten mevcut mu yoksa varlıkların deneyimi yoluyla yeni bilgi mi ekleniyor?
(L) Bunu anlamadım.
(Joe) Şunu soruyor: Tüm bilgi zaten mevcut mu yoksa bireylerin deneyimleri yoluyla yeni bilgiler yaratılıp ekleniyor mu?
(Ark) Bana göre zaman geçersiz. Dolayısıyla bilginin korunumu gibi şeyler bilgi dünyasında fazla anlam ifade etmiyor. Bilgi madde ile etkileşmeye başladığı zaman anlam ifade edebilir ama yalnızca o zaman. (Pierre) Bu durumda bilgi alanının olası TÜM bilgileri içerdiği söylenebilir mi?
C: Evet.
----------------------------------------------------------------------

S: (J) Evet ama hangileri doğruyu söylüyor? (L) Gerçek orada! [ç.n.: Truth is out there: X-Files dizisine bir gönderme olmalı] Ama yedi sayısının önemi nedir? Neden yedi?
C: Neden olmasın?
S: (T) Sekiz veya dokuz veya altı da olabilir miydi?
C: Herhangi birşeyin "önemi" var mı?
S: (L) Sadece bizim atfettiğimiz önem var sanırım.
C: Peki o nedir?
S: (T) Bu bana ilginç geldi çünkü herşeyin belirli bir yapıya göre kurulduğu anlamına geliyor. Başka bir sayı değil de bu sayının seçilmesinin bir nedeni olmalı.
C: Gerçekten mi?
S: (T) Tesadüf olamaz. Hiçbirşey tesadüf değil!
C: Bunu kim söylüyor?
S: (T) Siz söylediniz.
C: Öyle mi?
S: (L) Burada söylemeye çalıştığınız şey, herşeyin rastgele şekillendiği mi?
C: Hayır, size yapbozun parçalarını nasıl bir araya getireceğinizi öğretmeye çalışıyoruz.
S: (T) Yani herşeyin ne olduğunu ve neden öyle olduğunu bizim bulmamız gerekiyor.
C: Peki sebebin ne olduğunu mu bulmanız gerekiyor?
S: (T) Neyin sebebi? (J) Yedinin.
C: Hayır. Hayır. Hayır. Dikkat edin lütfen. Sebep nedir?
S: (J) Herşeyin ardındaki sebep mi?
C: Şimdiye kadar öğrendiklerinizin çoğu, gerçeklik tanımları varsayımı üzerine kuruluydu.
S: (L) Peki varsayımlarımızın hepsi tamamen yanlış mı?
C: Hepsi değil.
S: (J) 3. yoğunluk kökenli olan hiçbirşey, bu şeylerin çoğunda geçerli değil ve bundan kurtulmamız gerekiyor.
C: Mantık subjektif.
S: (L) Matematikte kullanılan sembolik mantık subjektif mi?
C: Hayır.

----------------------------------------------------------------------
S: [Laura ve Ark, çevrelerinde fark ettikleri bazı tesadüfler hakkında kısa bir tartışma yapıyorlar] (L) Bu kadar kısa bir süre içinde etrafımızda meydana gelen bu kadar çok sayıda tesadüfün, bir program değişimi veya gerçekliklerin köprülenmesi olduğu şeklindeki değerlendirmemiz doğru mu?
C: Evet, iyi yönde.

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Özel dikkate değer bir şey yok sanırım. Her yerde olduklarına göre, arada bir onlara rastlama ihtimali çok yüksek. Özel olarak hedef alındığınızı hissettiniz mi? (Perceval) Evet... (L) Yani bir olasılık. Eve dönüş yolunda orada ayaklarımızı suya sokma alışkanlığımız olduğu için, büyük ihtimalle bunu biliyorlar ve oraya birini yerleştirmiş olabilirler. (Perceval) Nasıl başladığını bilmiyorum ama Andromeda onlara yaptığımız şeyden bahsediyordu. Ayrıntılı değil ama bilirsiniz konuşma o noktaya vardı. (L) Onlara ne anlatıyordun? (Andromeda) Sadece kitaplar yazdığını ve bu yüzden burada Fransa'da yaşadığını söyledim. Onlar da "Neden Fransa'ya geldiniz ki?" dediler. (Perceval) Herhangi bir insan neden burada yaşamak ister?!?(Gülüşmeler) (L) Bunu mu dediler?!?
İnsan başka herhangi bir yerde yaşamayı neden istesin ki?! (Perceval) Adam Amerikalıydı. Kadın da Amerikalıydı ama Oxford'da bir yıl Yahudilik hakkında eğitim almış. (L) Ve İngiltere'de mi yaşamak istiyor? Tanrım. Her çeşidi var. Bazı insanlar tuvalet temizlemek ister. Bazı insanlar bilim insanı olmak ister. (Galahad) Peki ya Paris'te havaalanında tanıştığım eleman? Sadece bir "tesadüf" müydü?
C: Orada tesadüf yok.
S: (Perceval) Galahad, seni denemek ve başka bir şeye cezp etmek için oradaydı. (L) (Tekin olmayan bir sesle) Seni okuyordu. Bir profil çıkarıyordu.

----------------------------------------------------------------------
Oldukça ağır konu, sıkça tesadüflerin olmadığını yani bazen fark etmeden 3Y de determinizm denileni savunurmuşum, oysa evvelki bilincim bunun insan zihni işleyişini barajlayan ve  o monoteist akımdaki teslimiyeti devreye alan bir yola yönelttiğini düşünürdüm,

Kaderi plan işler sen ne yaparsan yap,

Öyle değil, konuyu 4Y  veya üst yoğunluk ruhsal gelişimini arayan için onaylayamayız,

Dünyayı bir illüzyon otağı olduğunu kabul etmeyen ve zaman , mesafeyi üst yoğunluk bilinci ile katiyen tasvip edilmeyen bir şekilde işler ve ona kilitli olan bu bilinçten bir türlü çıkamazsak, determinizm olayını kaderi planın işler tarafında kabul ederiz,

Oysa ilk alıntıda Arkın söylediğine bakar ve konuyu derinliğine işlersek başka sonuçlara girer anlamaya çalışırız,

Tesadüf olayı sadece 3Y mantığında işler ve mantık subjektiftir,

"Mantık efendin değil hizmetkarın olunca"(Spinoza)

Anlatmak istediğimi daha bariz bir şekilde anlatmaya alttaki Ruhların Kaderi kitabından bir aktarım sunacaksam da yaşamımızda işlettiğimiz yani maddi hayatımızda mantığın sınırlarının bizleri hapis ettiğini söylemeliyim,

Bu mantığın dışına çıkabilmek ve evrende başka olasılıkların olacağını veya zamansızlığı düşünürsek olmuş olduğunu ve bilgi alanında yerleştiğini biz farkındalık sınırlarımızı geliştirdikçe onlara ulaşabileceğimizi belirtmeliyim,

3Y de intiharın arzu edilmeyen tasvip edilmeyen bir seçim olabileceğimi ve bahsettiğimiz kaderi planın olabilecek diğer seçim şekilleri ile nasıl başka kaderler sunduğunu ve böylece kaderin bir deterministik olguyla tek yol şeklinde yürümeyeceğini yani 3Y deki mantığın onu nasıl parçaladığını görüyoruz,

Bu illüzyon ortamındaki kaderi şekillenmeyi bu mantıkla kabul etmek gerekli ,tedbir almak ve başka her hangi bir seçim 3Y deki mantığın subjektif olduğunu ispat ediyor,

***********************************
"Vaka 29
Amy on altı yaşında kendini öldürdüğü İngiltere'deki küçük bir çiftçi köyünden ruh dünyasına henüz dönmüştü. Bu ruh sıkıntılar ve terslikleri ele alma konusundaki kendisinden duyduğu kuşkular yüzünden Yeryüzüne geri gelmeden önce bir yüz yıl beklemek zorunda kalacaktı. Amy yöredeki bir gölcükte kendini boğmuştu, çünkü iki aylık hamileydi ve evli değildi. Sevgilisi Thomas önceki hafta tamir etmekte olduğu sazla kaplı damdan düşerek ölmüştü. İkisinin birbirini çok sevdiğini ve evlenmek niyetinde olduklarını öğrendim. Amy son yaşamını gözden geçirirken bana Thomas öldüğünde kendi yaşamının da bittiğini düşündüğünü söyledi. Amy köylülerin dedikodusu yüzünden ailesine leke sürdürmeyi istemediğini anlattı. Ağlamaklı bir şekilde şöyle demişti: "Bana fahişe diyeceklerini biliyordum, Londra'ya kaçsam küçük bir çocuğu olan zavallı bir kızın başına gelecek şey tam da bu olacaktı."
Dr. N: Şu anda neredesin?
D: (biraz zihni karışmış gibi) Bir çalışma yerindeyim... Gotik gözüküyor... taş duvarlar.., uzun mermer masalar...
Dr. N: Niçin böyle bir yapıda olduğunu düşünüyorsun?
D: (duraklıyor) Hayatlarımdan birinde Avrupa'da bir keşiş olarak yaşamıştım (on ikinci yüzyılda). Sessiz, rahat bir çalışma yeri olarak eski manastırları severdim. Ama şu anda nerede olduğumu biliyorum. Burası büyük kitapların... kayıtların... kütüphanesi.
Dr. N: Birçok kişi onlara Yaşam Kitapları diyor. Aynı şey mi?
D: Evet, hepimiz onları kullanırız... (duraklıyor, deneğin dikkati dağılıyor) Bana doğru gelen beyaz bir kaftan giymiş kaygıyla bakan yaşlı bir adam var... Havada çevremde dolanıyor.
Dr. N: Adam ne yapıyor Amy?
D: Şey, bir parşömen tomarı, çeşitli kağıt ruloları taşıyor. Bir şeyler mırıldanıyor ve bana bakarak başını sallıyor.
Dr. N: Nedenine dair bir fikrin var mı?
D: O kütüphaneci. Bana "Erkenden buradasın" diyor.
Dr. N: Sence ne demek istiyor?
D: (duraklıyor) Şey... buraya erkenden geri gelmeye zorlayıcı nedenlerim yok.
Dr. N: Zorlayıcı nedenler... ?
D: (araya girerek) Oh... berbat bir acı içinde olmak... hayattaki işini yapamamak.
Dr. N: Anlıyorum. Bana bu kütüphanecinin ondan sonra ne yaptığını anlatmaya devam et lütfen.
D: Her yerde kitapların olduğu uzun masalarda birçok ruh gördüğüm çok geniş bir alan var ama şimdi o odaya gitmiyorum. Yaşlı adam, beni başkalarını rahatsız etmeden konuşabileceğimiz diğer taraftaki küçük özel odalardan birine götürüyor.
Dr. N: Bu sana ne hissettiriyor?
D: (boynunu eğiyor) Sanırım hemen özel bir tedavi almam gerek. Oda çok sade, tek bir masa ve sandalye var. Yaşlı adam büyük bir kitap getiriyor ve bir TV ekranı gibi onu önüme yerleştiriyor.
Dr. N: Ne yapman bekleniyor?
D: (aniden) Ona dikkatini ver! O önce parşömen tomarını önüme koyup açıyor. Sonra da hayatımı gösteren bir dizi satırı işaret ediyor.
Dr. N: Lütfen bu noktada yavaş yavaş devam et ve bu satırların senin için ne anlama geldiğini açıkla Amy.
D: Onlar yaşam satırları... benim satırlarım. Kalın, geniş aralıklı satırlar yaşamımızda göze çarpan deneyimleri ve bunların muhtemelen meydana geleceği yaşı gösteriyor. Daha ince olanlar ana satırları ikiye bölüyor ve diğer çeşitli... koşulları gösteriyor.
Dr. N: Ben bu daha az dikkat çeken satırların olasılıklara karşı alternatif hareketler olduğunu duymuştum. Senin söylediğin de bu mu?
D: (duraksama) Doğru.
Dr. N: Kalın ve ince satırlar hakkında bana daha başka ne söyleyebilirsin?
D: Eee, kalın satır bir ağacın gövdesi gibi, daha küçük olanlar da dalları. Kalın olanın asıl yolum olduğunu biliyorum. Yaşlı adam o satırı gösteriyor ve çıkmaz bir sokağa girdiğim için beni biraz paylıyor.
Dr. N: Bilirsin Amy, bu satırları mesele yapan bu Arşivciye rağmen, onlar bir dizi seçeneğini temsil ediyor. Karmik bir perspektiften bakılacak olursa, hepimiz zaman zaman yoldan sapmışızdır.
D: (öfkeyle) Evet, ama bu ciddi. Ona göre sadece küçük bir hata yapmadım. Yaptığım şeyi umursadığını biliyorum. (bir duraklama, sonra yüksek sesle) O KAHROLASI PARŞÖMEN TOMARIYLA ONUN KAFASINA VURMAK İSTİYORUM. ONA "GİT DE BİR SÜRELİĞİNE BENİM HAYATIMI YAŞAMAYI DENE!" DİYORUM.

Not: Bu noktada Amy, yaşlı adamın yüzünün yumuşadığını ve onu odada birkaç dakika yalnız bıraktığını anlatıyor. Adamın ona kendisini toplaması için zaman verdiğini düşünüyor, ama adam daha sonra başka bir kitapla geri geliyor. Bu kitap bir sayfasına kadar açılmış; o sayfada Amy, Arşivciyi dini inançları yüzünden antik bir Roma arenasında aslanlar tarafından parçalanan genç bir adam olarak görebiliyor. Adam sonra kitabı bir kenara koyuyor ve Amy'nin kitabını açıyor. Ona ne gördüğünü soruyorum.

D: Üç boyutlu, renkli bir halde canlanıyor. Bana ilk önce milyonlarca galaksiden oluşan bir evrenin olduğu bir sayfayı gösteriyor. Sonra Samanyolu... güneş sistemimiz... böylece nereden geldiğimi anımsayacağım, sanki unutabilirmişim gibi. Sonra da daha çok sayıda sayfa çevriliyor.
Dr. N: Bu bakış açısını sevdim Amy. Peki daha sonra ne görüyorsun?
D: Ahh... kristal prizmalar... karanlık ve aydınlık, hangi düşüncelerin gönderildiğine bağlı olarak. Şimdi, bunu daha önce de yapmış olduğumu hatırlıyorum. Daha fazla satır... ve resim... zihnimde ileri ve geri ilerleyebiliyorum. Ancak yaşlı adam her nasılsa yardımcı oluyor.

Not: Bana bu satırların zaman hizalamalarını temsil eden titreşimsel dizilerden olduğu söylenmişti.

Dr. N: Bu satırların anlamını nasıl yorumluyorsun?
D: Bakmak istediğin —bakman gereken— düzende yaşam resimlerine yönelik örüntüler oluşturuyorlar.
Dr. N: Seni geçmek istemiyorum Amy. Bana yaşlı adamın şu anda seninle ne yaptığını söyle sadece.
D: Tamam. Bir sayfayı çeviriyor ve ben orada kendimi henüz ayrılmış olduğum köyde görüyorum. Aslında bir resim değil.., ama öyle gerçek ki... canlı. Oradayım.
Dr. N: Gerçekten o sahnede misin, yoksa sadece sahneyi gözlüyor musun?
D: Her ikisini de yapabiliriz, ama şu anda benden sadece sahneleri izlemem bekleniyor.
Dr. N: Güzel, Amy. Şimdi yaşlı adamın sana gösterdiği sahnelere bir bakalım. Bana neler olduğunu anlat.
D: Oh... başka seçeneklere... bakmaya başlıyoruz. Hayatıma son verdiğim gölcükte gerçekten ne yaptığımı gördükten sonra... bir sonraki sahne beni kıyıya geri götürüyor. (duraksama) Bu kez kendimi suya atmıyorum, öldürmüyorum. Köye geri dönüyorum. (ilk kez gülüyor) Hala hamileyim.
Dr. N: (onunla beraber gülerek) Tamam, sayfayı çevir. Şimdi ne var?
D: Annem Iris ile birlikteyim. Ona karnımda Thomas'ın bebeğini taşıdığımı söylüyorum. Düşündüğüm kadar şok olmuyor. Ama yine de kızgın. Bana bir konuşma yapıyor. Sonra... benimle birlikte ağlıyor ve elimi tutuyor. (denek şimdi manen yıkılıyor, bir taraftan da gözyaşları içinde konuşmaya devam ediyor) Ona iyi bir kız olduğumu, ama aşık olduğumu anlatıyorum.
Dr. N: Iris babana söylüyor mu?
D: Bu da görünen alternatiflerden biri.
Dr. N: Benim için bu alternatifi izler misin?
D: (duraksama) Hepimiz başka bir köye taşınıyoruz ve herkese benim dul olduğumu söylüyoruz. Yıllar sonra, daha yaşlı bir adamla evleniyorum. Bunlar çok zor zamanlar. Babam taşındığımızda çok şeyini kaybediyor ve eskisinden daha da yoksul oluyoruz. Ama bir aile olarak birlikte kalıyoruz ve hayat en sonunda güzel oluyor. (yine ağlayarak) Küçük kızım çok güzeldi.
Dr. N: Şu anda incelediğin tek alternatif yol mu bu?
D: (uysalca) Oh, hayır. Şimdi başka bir seçeneğe bakıyorum. Gölcükten geri dönmüşüm ve hamile olduğumu itiraf etmişim. Annemle babam bana bağırıyor, sonra da kimin suçlu olduğu konusunda kavga ediyoruz. Bana itibarıma leke düşürdüğüm için küçük çiftliklerinden vazgeçmeyeceklerini, bunun için çok çalıştıklarını, köyü terk etmeyeceklerini söylüyorlar. Londra'ya gitmem için biraz para veriyorlar ve hizmetçi olarak iş bulmaya çalışmamı söylüyorlar.
Dr. N: Bu seçeneğin sonunda neler oluyor?
D: (acıyla) Tam beklediğim gibi. Londra iyi olmayacaktı. Sonunda sokaklara düşüyorum, başka adamlarla yatıyorum. (ürperiyor) Genç yaşta ölüyorum, bebeğim sokakta kalıyor ve en sonunda o da ölüyor. Korkunç...
Dr. N: Peki ama en azından bu alternatif yaşamda hayatta kalmaya çalıştın. Sana gösterilen başka bir seçenek var mı?
D: Yoruluyorum. Yaşlı adam bana son bir seçenek daha gösteriyor. Başka seçenekler de var sanırım, ama burada duracak çünkü ondan durmasını istiyorum. Bu sahnede ise, annemle babam yine de onlardan uzaklaşmam gerektiğine inanıyor, ancak köyümüze bir seyyar satıcı gelene kadar bekliyoruz. Babam ona biraz para verdikten sonra adam beni arabasına almayı kabul ediyor. Londra'ya gitmiyoruz, bölgedeki diğer köyleri geziyoruz. En sonunda bir ailenin yanında iş buluyorum. Onlara kocamın öldüğünü söylüyorum. Seyyar satıcı bana takmam için pirinçten bir yüzük vermişti, bu da hikayemi desteklemiş oluyor. Onların bana inandıklarından emin değilim. Mesele de değil zaten. O kasabaya yerleşiyorum. Hiç evlenmiyorum ama çocuğum sağlıklı bir şekilde yetişiyor.
Dr. N: Yaşlı adamla sayfaları çevirmeyi bitirdikten ve intihar etmek dışındaki bazı alternatifler üzerinde düşündükten sonra, vardığın sonuç ne oluyor?
D: (üzgün) Kendimi öldürmek boşunaydı. Bunu şimdi anlıyorum. Sanırım başından beri de biliyordum. Öldükten hemen sonra kendime "Tanrım, bu aptalca bir şeydi, şimdi her şeyi yeni baştan yapmak zorunda kalacağım!" demiştim. Meclisimin önüne çıktığımda, bana kısa sürede yeniden sınanmak isteyip istemediğimi sordular. Onlara "Bunu bir süre düşünmeme izin verin" dedim."

********************************************

Şimdiye kadar bölük pörçük anlatmaya çalıştığımız ruhsal gerçekleri ve arada reenkarnasyon ve 5Y deki uygulamaların açıkça ne olduğunu barizleştiren bir bilgi parçası,

Ve kaderi planın ne olduğunu ve nasıl 3Y subjektif mantığı içinde savrulabileceğini belirten harika bir kısım,

Bilgi alanının objektif yerleşikliği içinde 3Y deki yaşamımızda oluşların seçimlerle alınıp uygulanabildiğini subjektif mantığa bağlı olduğunu anlarsak çok şeyi anlamış olacağız,tekrar,

"Mantık efendin değil hizmetkarın olunca.."

Ara..


Tgur

#1269
YORUMLAR  XXXVII

(14 EYLÜL 2001 Celsesinden)
S: (A) NY lotosunda 911 sayısının gelmesinin ardındaki mekanizmayı merak ediyorum. (V) Evet, ben de.
C: Uyarı. Bitmedi!!!
S: (A) Kim uyarıyordu?
C: Kitle bilinci açık ve mevcut tehlike konusunda kendine uyarıda bulunuyor.
S: (A) Anlamlı. (C) Onu kendimiz mi yarattık? (L) Hayır, kitle bilinci açık ve mevcut tehlike konusunda kendine bir sinyal gönderiyor... Hangi açık ve mevcut tehlike?
C: Bekle ve gör.
S: (L) Irak'la ilgili olabilir mi?
C: Kandırmaca yok.
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Demek o yüzden bu öğleden sonra kendimi o kadar berbat hissettim. Kendimi çok iyi hissetmediğim için bu celseye çok devam etmeyeceğiz. Mutlaka sormak istediği birşey olanlar? Trump'ın seçilmesi herşeyi allak bullak etti. Onun başkanlığı döneminde herhangi bir kozmik olay yaşayacak mıyız?
C: Açık!
S: (L) Söylemeyecek misiniz yani?
C: Doğru!
S: (Niall) Hiç eğlenceli değil!
(L) Onun başkanlığı sırasında kozmik bir olay yaşayacağımızı biliyorum. Kıyamet Borusu! Daha ne kadar bariz olabilir ki?
C: Yakın!
S: (Pierre) Oo, hayır... {kahkaha} Bir resim vardı... Trump'ın Dünya'ya doğru gelen bir komet olarak betimlendiği resmi gördünüz mü? Mizahi bir resim olarak düşünülmüş.
(L) İstedikleri seçenek masada olmadığı için dev bir komete oy vermeyi tercih edebileceklerini söyleyen insanlar vardı. Belki de Trump'a oy vererek dev bir kometi de kendimize çekmiş olduk! Bir taşla iki kuş! {kahkaha}
C: Çok komik!
S: (Joe) Oy kullananların %16'sı Hillary veya Trump yerine dev bir kometi tercih ederlermiş. Düşünsenize, gerçekten bir kuyrukluyıldız düşüyormuş ve bunun suçu o insanlara atılıyormuş? {kahkaha}
C: Kitle bilincinin düşündükleri ilginç, değil mi? Peki bu neyi çeker?
S: (Pierre) Uzun zamandır söylediğimiz şeye yakın. Herşey giderek kötüleşiyor...
(L) İnsanlar bu şekilde devam etmektense üzerlerine dev bir kuyrukluyıldız düşmesini tercih ediyorlar. Ve çekilen acının sona erdiğini sanmıyorum...
C: Yakın bile değil!

----------------------------------------------------------------------

S: Devam edeyim: "Eğer yazınızı doğru okuduysam, baskın veya popüler inanç daha az popüler olan inancı bastırıyor gibi görünüyor. Dini gruplar tarafından kullanılan dezenformasyon ve propagandanın neden bu kadar etkili olduğunu açıklayan birşey bu. Yazınızdan bunun tam olarak nasıl işlediğini anladığımdan emin değilim. Görünüşe göre bir bireyin yaygın olarak benimsenen bir inanç veya düşünce trendine karşı koyabilmesi, kendi gerçekliğini veya istediği bir neticeyi yaratabilmesi için çok güçlü bir iradeye sahip olması, iradesini ve niyetini yeterince güçlü bir şekilde odaklama yeteneğine sahip olması gerekiyor. Çok kafa karıştırıcı bir durum. Eğer on kişi Napolyonun ölmediğine, hala yaşadığına inanıyorsa ve iki kişi de onun öldüğüne inanıyorsa, baskın inanca göre Napolyon'un hala yaşıyor olması gerekir. Belki daha sonra bu konunun ayrıntılarına inebilirsiniz. Pek çok New Age öğretilerinde söylendiği gibi eğer herşey bir ilüzyonsa, o zaman gerçekliğin ne olabileceğiyle ilgili hiçbir sınırlandırma yok demektir."
C: Hiç sınırlandırma yok mu? O halde sınırlar empoze etme çabası neden?
S: Sanırım Flight 19'la ilgili celsede kaçırdığı birşey var. Atlantis kristalinin anormal faaliyetlerinin bir EM alanı yarattığını, Düşünce Düzlemi dediğiniz şeye bir açıklık oluşturduğunu ve o alan açık kaldığı sürece de bu koşulun devam ettiğini söylemiştiniz. Ama bizim yaşadığımız koşullar çoğu durumda öyle değil.
C: Ve EM kristalinin kendisi de geçici. Kristal mekan/zaman sürekliliğinde "Philadelphia Deneyi" modu yaratıyor.
S: Flight 19 olayı anormal bir durum örneğiydi. Ve o anormallikler bile doğal bir şekilde veya yapay bir şekilde olabiliyor. Bazen planlı, bazen rastgele. Doğru mu?
C: Bir bakıma.
S: Bizim konsensusa dayalı gerçekliğimizde, örneğin gezegenimizdeki yaşam koşulları, konsensus gerçekliğinin bir neticesi mi?
C: Önceki yanıtla aynı.
S: Tamam. Bir bakıma. Beynimizde işleyen programların olduğunu, dünyayı saran bu matrix güç alanının bu programların etkilerini sürekli hale getirdiğini söylüyorsunuz. Bazı insanlar kontrol örgüsünün dışına çıkıp asıl gerçeği görebiliyor ama çoğu insan bunu yapamıyor.
C: Evet, veya yapmıyor.
S: Eğer kritik bir kütle oluşturacak sayıda insan birşeyleri görmeye ve programlamadan çıkmaya çalışırsa, bu durum diğerlerinin de gerçekliği deneyimleme biçiminde bir değişiklik yaratır mı, veya...
C: Konsensus "seçene" kadar öyle bir "kritik kütle" meydana gelmez.

----------------------------------------------------------------------
Çok karışık ve düşünceleri sarsacak bölümlere girdim, sonuçta "kitle bilinci" ve "kritik kütle" konusunda bir yerlere varmak gerektiğini sanıyorum,

Düşünüyorum ama hatalıyım zira sınırlamalar merakı bu konudaki anlayışı da bir yerlere oturtmak hevesinde, öyle olmamalı, her konuda olduğu gibi ucu açık bir yerlere doğru gitmeli,uçların düşünsel ve farkındalık aleminde açık olması kişinin bilgi yolculuğunu engellemez, bu hususta katiyetle geldiğim inanç bu,

Dünya illüzyon aleminin KH baskısı, konsensus denen kritik kitleye yanaşılacak toplu uzlaşmada kilitlenmeler barajlar yaratma merakında, daha doğrusu sınırlamalar alemi içinde kritik çitler yaratıp bilinçleri işlemez ve saplantılı takıntılı yapma durumunda,

Oysa evrenin genel sınırsız bilgi özelliği bir çok tehlikeyi fark ettirecek sinyaller işaretler gönderme halinde ,gelecek felaket veya sıkıntılı durumlar neden açık açık söylenip ikaz edilmiyor, bakalım,

İnsan zihinlerince keşife bırakılıyor zira her felaket veya olacak şey açık ve net belirtilirse beden kimyası sınırlamalara doğru yönelen alarm pozisyonuna geçer ,kaskatı ,korku ve paralize olmuş bir halde bir sınırlamalar çiti içinde hapsolur kalır, daha açıkça,

Bir tehlikeye doğru mutlak sürükleniyoruz, adrenalin kortizol gibi bedeni tehlikelere karşı koruyacak salgılar her tarafımızı kaplar damarlar büzülür tansiyon yükselir  başka şeyler düşünemez bir hale geliriz ve böylece bilgisel ilerleme akamete uğrar, toplu düşüncenin tümü muhtemel tehlikelere veya olacaklara karşı tedbirler alma halinden başka şey düşünemez olur,

Bu zorlu hallerle karşılaşan toplum yaşayarak öğrenme acılığı içinde bu KH ce yerleşmiş sınırları ancak kırabilir, olaylardaki sınırlamalar dışında dünya illüzyon özelliğinin kelepçelerini kırmaya doğru giderek algı zenginliği edinebilmek için bilgilenmeye doğru yönelebilir, zira felaketlerin türlüsünü tatmış ve uçurumdan yuvarlanma gerçekliği içinde tutunacak dallar aramaya başlayabilir,

Olaylara ilgisizlik veya yapılan hatalı davranışların negatif enerjiyi çekerek gelen ızdırap ile duyulan idrak ve pişmanlık kişiyi takıntılı olduğu zevkler dünyasından, illüzyonundan sıyırır hakikat dediğimiz sınırlayıcı ve rahatlatıcı alanlara doğru kaydırır, genişletir,
Hakikate sınırlayıcı dedim ,yanlış, hakikat bir rahatlamayı sağlayan son olarak gözüküyorsa o da bir takıntıdır ,

"C: Hiç sınırlandırma yok mu? O halde sınırlar empoze etme çabası neden? "

Bu manada gerçek ,ucu açık bilgi ufuklarına açılmaktır,

Bakın bilgiyle ne keşifler yapabiliyoruz,

 Flıght 19 hadisesindeki akıl almaz olayların sebebinin Atlantisten kalan dev kristal prizmaların zaman/mekan özelliğinde başıboş çalışması veya eski çalışmalarını tekrar etmesi sonucunda düşünce düzlemlerinde çeşitlilik yaratması ve belki de Bermuda üçgenindeki zaman içinde olan kaybolmalar paranormal hallere bir izah olarak şu kısmı alabiliriz,

"S: Sanırım Flight 19'la ilgili celsede kaçırdığı birşey var. Atlantis kristalinin anormal faaliyetlerinin bir EM alanı yarattığını, Düşünce Düzlemi dediğiniz şeye bir açıklık oluşturduğunu ve o alan açık kaldığı sürece de bu koşulun devam ettiğini söylemiştiniz. Ama bizim yaşadığımız koşullar çoğu durumda öyle değil.
C: Ve EM kristalinin kendisi de geçici. Kristal mekan/zaman sürekliliğinde "Philadelphia Deneyi" modu yaratıyor.
S: Flight 19 olayı anormal bir durum örneğiydi. Ve o anormallikler bile doğal bir şekilde veya yapay bir şekilde olabiliyor. Bazen planlı, bazen rastgele. Doğru mu?
C: Bir bakıma."

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Bush'u Irak'la savaşmaya iten şey nedir?
C: Emirler. Bush neyi niye yaptığı konusunda çok az şey biliyor.
S: Bu savaş draması dikkatimizi dağıtıp bizi bir korku hali içinde tutmak için oynatılan bir oyun mu yalnızca?
C: Aşağı yukarı.
S: ABD'nin bombalanacağını söylemiştiniz ama bir başka defasında da nükleer savaş olmayacağını söylediniz.
C: "Bombaların" hepsi "nükleer" değil. Ve ayrıca "doğal bombalar" var.
----------------------------------------------------------------------
(Perceval) Pek çok insana söylediğim birşey var ve bunun doğru olup olmadığını merak ediyorum. Richard Dolan'ın kitaplarında çeşitli yerlerdeki ABD nükleer füze sahalarının UFO'lar tarafından etkisizleştirildiğiyle ilgili hikayeler var. Öyle ki, 60'larda Soğuk Savaşın zirvesinde hiçbir şey fırlatamamışlar. Bu durum nükleer savaşın yasak olduğuna dair bir mesaj mıydı Malum Güçlere verilen? Yani bu herkesi öldüreceği için, kimsenin o düğmeye basmasına izin verilmediğine dair bir mesaj mı gönderdi 4KH? Ne de olsa bu dünya onların bir çiftliği ve nükleer bir savaş durumunda tüm sığırlarını kaybederler. Bu görüş gerçeği yakın mı?
C: Yakın.

----------------------------------------------------------------------

Nükleer savaş hakkında çok şey söylendi ,konu hallaç pamuğu gibi atılıp beşer zihninin korku bölümünde devamlı yerini korumakta, KH organı emperyalist güç bunun üzerine yeni yeni savaşlar olmalı fikrini canlı tutup böylece elinde nükleer bulunduran ülkeleri ve dünyanın tümünü savaşa yatkın düşünceyi bıraktırmayan senaryoyu devamlı oynamakta,

Yukarıdaki birinci alıntıda ve altındaki nükleer bombaların kullanıma önleneceği konusunu beraber düşünmemiz gerek,evet tüm sığırları kaybetme yanında dünyayı kısım kısım ilgilendirecek ve parça parça korku ve acı fenomenini devam ettirecek ve besinin devamlı akar ve bitmeyen halde olmasını sağlayacak başka KH usulleri var, "doğal bombalar",

Yakınlarda bunu pandemi olarak gördük ve atlattık sanıyoruz ama başkalarını bekleyelim mi dediğimde kandimi kıyamet habercisi gibi görmeye başlıyorum ve bu dünyaya kilitlenmiş bilinçlere bir paranoya yaratıldığını da hissediyorum,

Ama saldırılara karşı zihnen ve maddeten hazır olmamız gerekli,
Bırak edebiyatı, zihnen nasıl hazır olacakmışız sorusunun açıklanmasını bekliyorum,

Cevaben,

Bu dünya denen yaratılmış illüzyonun enerjisel düğümler ihtiva eden özellikte olduğunu ve zihin yeteri kadar bilgilendiğinde onun havada bulut gibi dağılabilecek yok olabilecek olduğuna katiyetle inanmak..
Kristalden bir evvelki bölümde bahsettik,şu evvelce yazdığım dörtlükle senelerce bir yerlere oturtamadığım bilgi şimdi oturdu,

Kristaller 4Y yaratma teknolojisinde önemli bir yer tutuyor,

"C: Ve EM kristalinin kendisi de geçici. Kristal mekan/zaman sürekliliğinde "Philadelphia Deneyi" modu yaratıyor. "

19.01.2007
Aslında kristal bir prizmanın döngüsüdür varoluşlar
Ve bu dünya hayatına hapsoluşlar
Bu kristali döndürmeye bilgi gerek
Onun için oluyor "Bir" dünyasına kaydoluşlar

----------------------------------------------------------------------

S: (T) Mars'taki anıtları kim yaptı?
C: Atlantisliler.
S: (T) Yani Atlantisliler gezegenler arası yolculuk yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Kolaylıkla. Atlantis teknolojisinin yanında sizin teknolojiniz Neandertal çağı gibi kalır.
S: (T) Ay'da Richard Hoagland'ın keşfettiği yapıları kim inşa etti?
C: Atlantisliler.
S: (T) Bu yapıları ne için yaptılar?
C: Kristal gücüne yönelik enerji aktarım noktaları. Anıtlardaki veya heykeldeki sembolizma kullanılmış.
S: (T) Hangi heykeli kastediyorsunuz?
C: Örnek; Yüz.
S: (T) Bu kristaller hangi gücü topluyordu?
C: Güneş.
S: (T) Mars ve Ay'da güç toplama istasyonları kurmaları gerekli miydi? Bu onların gücünü mü arttırıyordu?
C: Gerekli değildi ama sizin milyon dolar sahibi olmanız da gerekli değil. İlişkiyi anlıyor musun? Sizin toplumunuz nasıl paraya açsa, Atlantisliler de güce açtı.
S: (T) Bu güç toplama işi onların sonunu getiren şey miydi?
C: Evet.
S: (T) Bu gücün kontrolünü nasıl kaybettiler?
C: Bilgisayarlarınızın sizi kontrol edecek hale gelmesi gibi, o güç de onları kontrol eder hale geldi.
S: (V) Yani hayata ve kendi zekasına sahip olmaya benzer birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir anlamda bu kristal yapıların canlandığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Peki sonra ne yaptılar?
C: Atlantis'i yok ettiler.
S: (L) Ama Atlantis'in, güneş sistemindeki bir gezegenin yakın geçişinden dolayı yok olduğunu sanıyordum?
C: Hasar gördü ama düzeldi.
S: (L) Yani Atlantis, Mars'ın yakın geçişinden dolayı zarar gördü ama sonra toparlandı, öyle mi?
C: Toprakları tamamen değil kısmen yok oldu.
S: (L) Peki Atlantis kaç ayrı yıkım gördü?
C: Üç.
S: (L) Biri Mars'ın yakın geçişinden kaynaklandı, değil mi?
C: Evet. Ve kometler.
S: (L) Mars ile kometler arasında bir çeşit etkileşim oldu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) İkinci yıkımın nedeni neydi?
C: Venüs.
S: (L) Peki üçüncü ve son yıkım neden kaynaklandı?
C: Kristaller.
S: (L) Kristaller hala etkin mi?
C: Bermuda üçgeni.
S: (L) Bunun bir efsane olduğunu sanıyordum?
C: Hayır.
S: (L) Peki o kristal ne yapıyor? Sürekli etkin mi?
C: Hayır. Düzensiz.
S: (L) Bilinçli, duyarlığa sahip bir varlık anlamında mı etkin?
C: Hayır.
S: (L) Etkinleştiren şeyler nedir?
C: Pek çok faktör.
S: (L) Etkinleştiğinde ne yapıyor?
C: Boyutötesi pencere açılıyor.
S: (L) Diyelim ki bir insan Bermuda Üçgeni'nde gemiyle seyahat ediyor ve o pencere açıldı ve bu kişi o pencereden geçti. Kendisini nasıl bir durumda bulur?
C: Askıda kalan bir canlılığa (Suspended Animation) benzer birşey.
S: (L) Askıda kalan kişiler, canlılıklarının bilincinde olurlar mı, yoksa bilinçleri de mi askıda kalır?
C: Biri veya diğeri.
S: (L) Bu durumda sonsuza kadar kalırlar mı, yoksa geri mi dönerler? Yoksa başka bir yere mi giderler?
C: Açık. Herşey olası. Aynı şey Philadelphia deneyi katılımcılarının başına geldi.
S: (L) Eğer bir kişi bu boyutlararası askılı hayatiyet durumuna gelirse, sonsuza kadar öyle mi kalır?
C: Belki.
S: (L) Ölemezler mi, bunu mu kastediyorsunuz?
C: Milyonlarca yıldır bekliyorlarmış gibi bir algıları olabilir.
S: (L) Onları bu durumda kurtaracak bir kişi veya bir yol yok mu?
C: O denizciler neden delirdiler sanıyorsun?
S: (L) Bermuda Üçgeni'ndeki kristal dışında başka etkin kristaller de var mı?
C: Evet.
S: (T) Devlet bunları biliyor mu?
C: Yarı.
S: (L) Diğerleri nerede?
C: Japonya açığında, Brezilya'da, Ural dağlarında, Kuzey ve Güney kutuplarında.
S: (T) Ay ve Mars'takiler de etkin mi?
C: Evet.
S: (V) Japonya'daki depremlerle bir ilişkisi var mı?
C: Evet.
S: (L) Eğer kristallerden biri bulunsa ve teknolojisi çözülseydi ve başka bir tanesi daha...
C: Şu şekilde cevaplayalım: Eğer Neandertaller bir Boeing 747 bulsalardı, onu nasıl kullanacaklarını bilebilirler miydi?
S: (L) Bu kristallerin fiziksel ebatları neydi ve yapay mı yoksa doğal mıydılar?
C: Çeşitli ebatlar. Yapaydılar.
S: (L) Yontuluyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (L) Yontulmada hangi şekil veriliyordu?
C: Piramit.
S: (L) Yani Gize'deki Büyük Piramit'le aynı orantılara sahip tam bir piramit miydiler?
C: Yakın.
S: (L) En büyüğü tabanından tepesine ne kadar uzunluktaydı?
C: 1500 metre.
S: (L) Ortalama uzunlukta olanları ne kadardı?
C: 150 metre.
S: (L) 1500 metre yükseklikte olan hala duruyor mu?
C: Evet.
S: (L) Peki nerede?
C: 600 kilometre doğunuzda.
S: (L) Birkaç yıl önce bir pilot suyun içinde bir piramit gördüğünü bildirmişti...
C: Gördüğü şey piramidin okyanus tabanından yukarıda kalmış olan tepesiydi. %90'ı gömülü.
S: (V) Meditasyonda Dünya değişimleri sırasında ortaya çıkan kristaller görmüştüm. Bu meydana gelecek mi?
C: Evet.
S: (L) Atlantis'in batışı sırasında bu kristal nasıl oldu da çatlamadı veya kırılmadı?
C: Sıradışı ölçüde güçlü. Bir atom bombası bile onu parçalayamaz. Kristal, termonükleer bir patlamanın zincirleme reaksiyonunu absorbe
eder ve saf enerjiye çevirir. Bu onun tasarımsal işleviyle ilgili.
S: (L) Peki sonra ne olurdu?
C: Atlantislilerin yaptığı gibi mühendislik yoluyla odaklanma olmazsa enerji dağılır.
S: (L) Bu teknolojiyi nereden elde ettiler?
C: Kendileri geliştirdi.
S: (L) Kendileri mi icat etti?
S: (L) Dünyadışılarla etkileşime girdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Hangi dünyadışılarla?
C: Kertenkeleler.
S: (L) Bu kristaller ne tür bir güç frekansı kullanılıyordu?
C: Tam bant genişliği.
S: (T) Kristallerden kaç tanesi dünyadaki devletler tarafından keşfedildi?
C: Tümü.
S: (T) Onları kullanmaya mı çalışıyorlar?
C: Boşuna.
S: (T) Deniyorlar mı?
C: Belki.
S: (T) Ay'dan çekilmelerinin ve uzay programını durdurmalarının sebebi bu mu?
C: Hayır. Devlet teknolojiyi anlamıyor.
S: (T) Ay'daki faaliyetlerini sona erdirdiler mi?
C: Açık.
S: (T) Mars'taki kristaller nedeniyle mi oraya gitmeyi bu kadar istiyorlar?
C: Evet.
S: (T) Kristaller yüzünden mi yoksa anıtlarda saklanan şeyler yüzünden mi?
C: İkisi de değil.
S: (T) Mars'a gitmeyi neden istiyorlar?
C: Keşif.
S: (T) İnsan ırkının tepesinde bulunanlar gerçekten göründükleri kadar aptallar mı?
C: Subjektif.
S: (L) Elektrik üretmek için o kristal şeklini kullanabilir miyiz?
C: Mümkün ve yapıldı.
S: (L) Karmaşık mı?
C: Evet.

----------------------------------------------------------------------

Kristal bahsini fazla açmak istemiyorum genel bir enerji oluşması ve dönüşmesi için son derece önemliler,ama zaten gerekli bilgi özellikle Bermuda şeytan üçgenindeki olayları yukarıda açmaları çok yerinde bilgi boşlukları doluyor,

Bir de dünyanın merkezindeki kristalik amonyumun olduğunu hatırlarsak ve yaratımda amino asitlere dönüşen ve canlı oluşumundaki başlangıçları hatırlarsak 4Y yaratım teknolojisi hakkında ip uçlarına ulaşırız ama sonra Boeing uçağını idareye kalkışmış Neandartel insan gibi bir duruma geliriz, zira kozmik ortam henüz 4Y gibi değil,

Tekrarı hatırlatma bakımından aldım yoksa celselerin ve kanal tartışmalarımızın büyük bir bölümünde kristali devreye alıp hep beraber çok şey söylemişiz, bu tekrarlarımın maksadını anlıyorsunuz eski dostlar, aramızdaki yenilerin ilgisini çekip olan bilgiyi şöyle bir harmanlayayım denilecek çabayı motive etmek,bu arada zihnimizde müphem veya geçiştirilmiş oturmamış bilgileri yerli yerine koymak,

---------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam, merhaba dediler. Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Kasyopya'dan Ceriponya
S: (L) Bu akşamın konu başlıklarına geçmeden önce birkaç ön soru sorayım. İlk soru: Jül Sezar'la konuştuğumuzu varsaydığımız son celsede Ark şakağındaki saçlarında birşeyler hissetti ve gözlükleri yamuldu. Neler oluyordu?
C: Ark'ın frekansı Sezar'ınkine en yakındı; bağlantı nedeniyle EM patlamaları oldu.
S: (L) Tamam, bu da beni bir sonraki soruma götürüyor. Bir keresinde bize 5. yoğunluktaki biriyle bağlantı kurmak için o kişiyle aramızda güçlü bir bağ olması gerektiğini söylemiştiniz. Peki Jül Sezar'la kurduğumuzu varsaydığımız bağlantıyı nasıl kurabildik?
C: Tüm grubun frekansı bu temas için elverişliydi.
S: (L) Bunun nedeni neydi?
C: Güçlü psişik bağlantı ve bu girişim öncesi uzun odaklanma süreci. Daha önce de belirtildiği gibi Sezar erişilmeye gönüllü oldu. O seviyede bu büyük bir fedakarlıktır. Bu arada, iletişim kurduğunuz kişi GERÇEKTEN Sezar'dı.
S: (Bubbles) "Varsaymak" lafınızdan incinmiştir!
(L) Sezar'la doğrudan iletişim kurmaya çalışmaya devam etmemizi tavsiye ediyor musunuz?
C: Zaman zaman olabilir.
S: (L) Neden yalnızca zaman zaman?
C: Az önce ne dedik?
S: (Perceval) O seviyede bu büyük bir fedakarlık.
(L) O seviyedeki ruhlar derin düşünmeye odaklanıyorlardı, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki Sezar'ı bu hizmet için gönüllü olmaya sevk eden neydi?
C: Ölümü sırasında çok sayıdaki keder çığlıkları ve yardım ihtiyacı. Denebilir ki, bu yoğun ihtiyaç ve kayıp duygusu, Hıristiyanlık haline gelen şeyin başlangıçlarının temeliydi.
S: (L) Yani kaybettikleri liderlerine olan çağrıları...
(Perceval) Bir anlamda, belki de bu sesleniş karşısında bir sorumluluk duygusu oluştu. İnsanlarda oluşturduğu farklı bir dünya, farklı bir yaşam türü fikri nedeniyle. Öldüğü zaman insanlar büyük bir boşluğa düştü ve kayboldular. Vaktinden erken gerçekleşmiş bir ölümdü.
Sezar'la gelen umut kısa sürdü.
(L) Yani ölene kadar o kadar çok sayıda insanın kalbinde o büyük ümidi oluşturmuştu ki, insanlar onun gidişini kabullenemediler, buna inanamadılar, öyle mi?
C: Evet.
S: (Perceval) Onun yerini alabilecek kimse yoktu.
(L) Evet.
(Bubbles) John F. Kennedy gibi.
(L) Daha da kötü. Yaşadığı dönemde ve ölümünden sonra, yani birkaç nesil boyunca Sezar'la ilgili farklı fikirleri okuyordum. Onu öldüren oligarşinin karalamalarına ve propagandalarına rağmen, kesinlikle nazik doğası, şefkati, affediciliği ve saygısıyla ünlüymüş. Yani gerçekten bunlarla ünlüymüş. Onu karalamaya çalışanlar bu gerçekleri silmeye çalışmışlar ama varlığını sürdüren ve elimize ulaşan bazı metinlerde bu gerçekler kendini gösteriyor. Pekala, başka sorusu olan? Şu anda Sezar'la konuşmak istemiyoruz çünkü başka sorularımız var. Gerçekten çok önemli sorularımız olmadığı sürece onu rahatsız  etmek  istemiyoruz.  Ve  sanıyorum  ki  Sezar'la  ilgili  her  sorumuzda  Sezar'ı  rahatsız  etmek  yerine  bu  soruları  Kasyopyalılara  da sorabiliriz. Doğru mu?
C: Evet.

----------------------------------------------------------------------

Sezarla celse mensuplarının konuşmasının doğruluğu yanında hristiyan dininin daha doğrusu Sezarın hümanist atağının din kalıpları arasına sıkıştırılma işlemleri ve daha sonra çeşitli müdahelelerle kısmen KH nın da işe karışarak özel olarak  düzenlenmesi işleniyor, bunun sebebi  insanlığın doğru ve düzgün insancıl bilgilere ve birliğe olan açlığı,

Ancak bu konuyu tekrar devreye almamın sebebi 5Y deki olanlara dikkat çekmek ve üçlü beden trinitesinin işleyişinin başka bir onayı,

Olay görüldüğü gibi yoğunluk değiştirince tamamen kapanmıyor ruhlar bu dünya denen vizyon olayındaki etkilerle belki acı kin,nefret,ihtiras veya mutluluk gibi hormonlarla da hareket kazanan dünya zaman mekan düzeyindeki etkileri aynı ölçüde duymuyor ama yaşarken olanları lineer zaman dışındaki o bahsi geçen 2. zaman ölçüsünde değerlendirme imkanı buluyor,

Bilgiler bize orada olanlar hakkında çok az da olsa bazı kapılardan sızarak gelebiliyor,

"(L) O seviyedeki ruhlar derin düşünmeye odaklanıyorlardı, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki Sezar'ı bu hizmet için gönüllü olmaya sevk eden neydi?
C: Ölümü sırasında çok sayıdaki keder çığlıkları ve yardım ihtiyacı. Denebilir ki, bu yoğun ihtiyaç ve kayıp duygusu, Hıristiyanlık haline gelen şeyin başlangıçlarının temeliydi.
S: (L) Yani kaybettikleri liderlerine olan çağrıları..."

Derin düşünce deyince bizdeki lineere zamana bağlı  anlayış gelmemeli onda bir evvelki veya bir sonraki olayların insansal etkisi gerçeği bulandırabilir, büyük bir ihtimalle ilgi platformuna çekilen her olayda yaşanmışın  enine boyuna incelenmesi yapılıyor gerekirse rehberlere meclislerdeki üyelere sorulup düzgün veya aksak taraflar tesbit edilip düzeltmek için imkan olup olmadığı veya olabileceği ortaya getiriliyor,

Görüldüğü gibi doygun etkin ve asil bir uğraşı,

Bütün bunları uydurmuyorum veya hikaye de yaratmıyorum K.ların verdiği bilgiler manzumesinde Ruhların Yolculuğu gibi çok defa tekrarladığım öte tarafta yani 5Y de neler olduğu bilgileri tahtında yorumlar yapıyorum,

Evvela Tiversonus dostumun vaktiyle celselerden öne çıkardığı bir cümle, ışıklar içinde ol ..

 "BEŞİNCİ YOĞUNLUK BAĞLANTILARINIZIN MESAJ VEREBİLMEK İÇİN YARATICI OLMALARI GEREKİYOR, ÇÜNKÜ O KADİM ÖZGÜR İRADE EMRİ BUNU GEREKTİRİYOR."

Beşinci yoğunluk,
https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=38#27985

Ara..


Tgur

#1270
Ortamımızda bilgi ve sezgi konularını sıcak görünce dostların harikulade yorumlarına ilave olarak ,yazılarımın arasına bir zaman koymayı düstur edinmiştim ama maalesef,

YORUMLAR LXII

S: (L) Olayların sonuçlarına ve aktarılan bilgilere bakarak bunun BH mi yoksa KH mi olduğunu anlayabiliriz, öyle mi?
C: Kısmen.
S: (L) İlgili öğretilerin doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu tespit etmede kullanabileceğimiz başka bir ölçüt var mı?
C: Sezgilerle desteklenen akıl; varolan herşey -- derslerdir.
S: (SV) Bugün bunun hakkında düşünüyordum. Eğer saldırı altındaysan, sezgilerinin doğru olup olmadığını nasıl bilebilirsin?
(L) Sezgiler duygulardan farklı mıdır?
C: Evet.
S: (L) Sezgisel bilgi ile duygusal tepkiler arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz?
C: Duygular arzulu düşünme içerir; sezgiler daha derinden gelen hislerdir, ruhsal niteliktedir ve daha güçlüdür. Arzulu düşünme olduğunda, aklınızı kullanırsanız ve geçmişteki derslerinizi incelerseniz, sızmakta olan ruhsal içgüdünün de varlığını algılayabilirsiniz.
S: (L) Örneğin Cumartesi günü MUFON toplantısındaki kadın TR'ye birşeyler söyledi; elimizdeki materyalin KH olduğunu, karanlık ve negatiflik üzerinde odaklandığımızı ve bunlar üzerinde odaklananların bunları deneyimleyeceğini iddia etti. Bunun hakkında yorumda bulunur musunuz?
C: İçgüdülerin sana ne söylüyor?
S: (L) İçgüdülerim bana o kadının, kendisini kaçıran dünyadışı varlıkların iyi olduğuna çok güçlü ve duygusal bir şekilde inanma isteğinde olduğunu, çok yoğun bir içsel suçluluk kompeksine sahip olduğu için o tür bir muameleyi hak ettiğine inandığını ve aksi yöndeki herşeyi yanlış ve kötü görerek reddettiğini söylüyor.
C: Evet.
S: (L) Ayrıca bana göre, karanlığa ona iştirak etmek için odaklanan bir kişi, ışıktan uzaklaşarak karanlığa doğru gider. Ama karanlığa onu azaltmak için odaklanan bir kişi, ışığı kendine yakın tutar ve ışığı kendi ışığını arttırarak karanlığı aydınlatmak için kullanır. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Sadece ışığa bakan biri karanlığa arkasını döner ve sürekli baktığı ışık yüzünden kör olmakla kalmaz, aynı zamanda ardında kapkaranlık bir gölge oluşturur.
C: "Kral yeni giysiler giyiyor."
S: (L) Kral'ın yeni giysiler giydiğini düşünen ben miyim? (F) Sadece ışığı görme isteğinde olduğu sürece sadece ışığın mevcut olduğunu sananlar, Kral'ın yeni giysiler giydiğine inanıyor. (L) F  haklı mı?
C: Evet.

----------------------------------------------------------------------

S: (SV) Ama eğer zaman yoksa? (J) Bizim algımız öyle. (L) Herşey eşzamanlı olarak oluyor. Tüm bu hayatları aynı anda yaşıyoruz. (SV) Diğer tüm benliklerimizle bağlantı kurmamızın bir yolu var mı?
C: Şöyle söyleyelim: hafıza bankalarınızın bir kısmına erişeceğiz ve ilginç bir şekilde daha önce tanımladığımız dikey gerçeklikle çok yakından uyumlu olan başka bir referans vereceğiz. Bir slayt göstericisinin nasıl birşey olduğunu biliyorsunuz değil mi? Gerçeğin bu geniş nitelikli yapısına dair bir sezgi edinmenizi sağlamak için, kendinizi büyük bir slayt çarkı olan projektörle bir sunum izlerken düşünün. Bu süreçte herhangi bir noktada, belirli bir slaytı izliyor olursunuz. Fakat, diğer tüm slaytlar da çarktadır, değil mi? Ve elbette bu aynı zamanda, daireler içinde daireler ve daireler içinde dairelerin olduğu dikey gerçekliğe, ve aynı zamanda Büyük Döngü'ye ve aynı zamanda daha önce anlattığımız şeye de uymaktadır: Var olan herşey / tek şey derslerdir. Herşey bundan ibarettir ve slayt sunumunu izlerken, derslerinizden keyif almanızı istiyoruz...
S: (J) Bu benzetmeye göre, slayttan geçerek ekrana giden ışık bizim algımız oluyor.
C: Ve, eğer projektörün slayt çarkına geri bakacak olursanız, tüm yaratımın esasını ve özünü, yani Bir ile birlik olduğunuz yedinci seviyeyi görürsünüz.

----------------------------------------------------------------------
C: Açık.
S: (L) Yardımcı olmuyorsunuz! Son zamanlarda herşeyi çok farklı görüyorum. Aslında bununla ilgili çok ipucu verdiniz ama şimdiye kadar çok dikkatimi çekmedi.
C: Laura lütfen gelişen sezgilerine güvenmeyi öğren. Sezgilerin sana giderek artan bilgi ve yetenekler kazandıracak. Ama ellerinden tutup götürmemizi istiyorsun. Bu nihayetinde bu kanalı bir KH aracı haline getirir!

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Bu konuyla ilgili iki ayrı sezgim var ve ikisi arasında bölünüyorum.
C: Bunu ele alacağız ama önce diğer bir meseleyi halledelim. Sezgilerin çok güçlü, değil mi?
S: (L) Evet.
C: Tamam, şimdi bir ormandaki bir açıklıkta olduğunu düşün. O açıklıkta bir grup kurt tarafından etrafın sarılıyor. Bu kurtlar zihnindeki bir engeli temsil ediyor. Engel duygu. Duygu 3. yoğunlukta hayatın gerekli bir unsuru. Çok yardımcı olabilir ama engel de olabilir. 3. yoğunluk bireylerin varlığıyla ilgili kritik durumlarda, bu duygular geçici olarak engelleyici etki yapar. Şimdi etrafını çeviren kurtları düşün. İçe ve dışa derin derince solunduğunda, kişi sakinleştirici ve güven verici bir şekilde kurtlardan ormana geri dönmelerini istediğinde, herşeyin yolunda olduğunu söylediğinde, kurtlar dönüp gider. Bu, duygunun engelleyici yönünü ortadan kaldırır ve sezginin güçlenmesini sağlar. Ve böylece kişinin sezgileri "bölünmez." Bunu anlayabiliyor musun?
S: (L) Evet.

----------------------------------------------------------------------
Sezgi konusu tartışma başlarından itibaren çok konuşuldu,isteyen tartışmaların taranmasında yakalayabilir,ilave edeceğim husus sezgi ve akıl bileşenlerini kullanırken dünya illüzyon ortamına bakan ve onunla arzulu düşünüş bulaşımına karışmış akıl sezgi diye çoğu kişiyi yanıltır,olaya sınırlama beklenti ve arzulu düşünüş karışırsa o aranan buldum denen şey sezgi değildir,

Misal ,bir konuda karar verirken içinizi dinlediğinizde çok karanlık duygular hissederseniz o sezgi değildir veya mutluluk hissettiren de sezgi değildir, onun seslenişinde duygulardan arınmış bir nötr lük vardır, bunu şöyle tanımlayabilirim,

Evden kapıyı kapatıp çıktınız bir süre ayrıldınız acaba kapıyı kapattım mı gidip bakmalıyım dediğinizde sezgi budur,dönüp bakın,ortada endişeye bağlı bir his olsa dense de o ikaz sessiz abartısız ve çoğunlukla nötrdür, durup dururken bir arkadaşınızı aramak kuvvetli hissini duydunuz ,arayın, o sezgidir,

Çok kere bu tip duyguları boş veririz ve yaşadığımız yaşama standartlarına uygun itilimler değildir duygularımızı pek kımıldatmaz ama sezgidirler ve fark edilirse bakılmalı uygulanmalıdır,

Bazı çalışmalarımı aniden sizlere sunmak hissi duyarım o sezginin beni iteklemesi ile olmakta ve sanırım çoğunlukla ilgi duyulmakta, duyulmasa da ilerde anlaşılacak üzerinde durulacak veya toptan es geçilecektir, bunların hiç biri benim o itilimimin devreye girmesine mani değidir ,zira ben onu sezgi olarak tanımladım ,belki ilave ettiğim benim yetişmeme anlamama gerekli bir bilgi taşıyor, kısaca belki benim ders alanıma aittir,

O dersi niye kaçırayım,

Sonra şu kaset olayına bakalım son derece ilginç ve yerindedir defalarca ele aldım,slayt çarkını anladınız bilgi alanı veya oluşmuş her şeyin bilgisi orada dolayısıyla sınırsız, 7Y,

Dostlarda şu arayışı hissediyorum neden geldik bu yaşama sebep ne,

Olayın tümü 7Y nin o slayt makinasından madde yaşam kasedini alıp işletmesi ile ilgili, madde oluşmuş ve uzun dalga ve kısa dalga uygulaması halinde işliyor ve 7Y bu işleyen kasedin her zerresi ile beraber,

Bu döngülerin neden olduğunu ,yavaşlığını, süratlenmesi istenmesi için arada  zaman ve mesafe deneyi olarak 309000 yıllık bölümlere tabi olması ve parça olan ruhların birleşip tekrar 7Ynin başlangıca geçmesi yani her şey olması (kim ve ne)gibi olayları ilgilendiğimiz bilgi mehazlarını defalarca yutarak anlamaya çalıştık, halen devam ediyoruz,

Uzun dalga döngüsünün yavaşlığını ileri sürmemizde de bir yanlışlık var ,o döngüde zaman işlemiyor ki ve bir ara her iki döngünün neticesi aynı şekilde bitiyor denmekte ,bakalım,

"Fakat, diğer tüm slaytlar da çarktadır, değil mi? Ve elbette bu aynı zamanda, daireler içinde daireler ve daireler içinde dairelerin olduğu dikey gerçekliğe, ve aynı zamanda Büyük Döngü'ye ve aynı zamanda daha önce anlattığımız şeye de uymaktadır: Var olan herşey / tek şey derslerdir. Herşey bundan ibarettir ve slayt sunumunu izlerken, derslerinizden keyif almanızı istiyoruz... "

Kısa döngünün Orion yaratımlarının yeni değişik bir deney programını ileri sürmesi ile ilgili ,sanırım maddenin o şu andaki indirgenmiş haldeki zevkleri devamlı tatmak ve onda kalmak üzerine kurulmuş ve insan DNA sında da oynanarak devreye alınmış bir program,

KH 4Y den sonraki yoğunluklara ulaşma peşinde değil işi ego ve zevklerin kümüle olduğu bir ortamı yaratıp 1,2,3Y i kontrolu altında tutup çitlerin dışına kaçmalarına mani olmak,bu da onun genişleme ile değil kök noktalara doğru yönelen davranışını izah ediyor,

Sonucu ne olacak bu kehanet değil ,kök noktaya doğru giden bir seyahat kara noktaya ve atomlara ayrılıp yeni bir yaratıma sebep olacak,
Bu da devinimin yani yaşadığımız doğada izlediğimiz döngülerin hiç bir zaman bitmediğini biteviye olduğunu ispat eden bir yaklaşımdır, yeter ki seçimimizi yapalım zira bu döngüler oluşlar evrende devamlılığını sürdürerek var,

Senelerce dirsek çürütüp yayın okuyup celse arştırıp geldiğim netice bu, başkaları değişik anlatımlar bulabilir özetlere düşkün olan ben bunu bulabildim,

Sonuçta o sınırsız dediğimiz slayt kutusunda başka kasetler var unutulmamalı, onların nasıl bir oluş şekli yaratacağı bilinmiyor,
Yukarıdaki alıntıların bir bölümünde 6Y faaliyeti olarak benimsediğimiz K. celselerinin safiyetini masumiyetini ve özgür iradeleri saptırıcı bir yolda olmadığını görüyoruz,

"C: Laura lütfen gelişen sezgilerine güvenmeyi öğren. Sezgilerin sana giderek artan bilgi ve yetenekler kazandıracak. Ama ellerinden tutup götürmemizi istiyorsun. Bu nihayetinde bu kanalı bir KH aracı haline getirir!"

Bunu neden söylüyorum her şeyi tamı tamamına dayatmacı olarak veren bunun haricindeki bilgi kaynaklarının büyük bir kısmında  (PLE-RA hariç) bu samimiyeti göremiyoruz,

Bu budur başka şeye bakmayın tarzındaki ifadelerle verilen bilgi gerçekten kanalı KH haline getirmekte, bunu K.lar bir başka soruda da itiraf etmişlerdi ,

Laura biz soru ve isteklerimizde bazen farkına varmadan aşırı kişisel yani egosal tarzda olduk mu diye bir soru yönelttiler cevaben evet biz de KH olmaya  başladık dendi,

BH ve KH nın nasıl dönüşümlü olduğunu anlamaya başladık yani ortamda oluşmuş her şey  birlik tahtında değerlendirilmeli ,

7Y ben her zerrede varım demekte ,bütünlük bütünlük feryatlarımızın sebebini  acaba izah edebildim mi,

Ara..


Tgur

#1271
YAŞARKEN 5Y YOLCULUĞU

LXII No.lu yoruma ilave etmem gerek diye ayırdığım bölüm,

Kısa dalga deneyi sürdürülürken  sigorta diyeceğimiz veya olayı maddenin zaman ve mesafe deneyi acımasızlığında sürerken evrensel bilgi alanı yasalarından kopmaması maksadı ile şu tedbir de alınmış,

Yaşama insan için kısa dalga döngüsü içinde tamamen ruhsal değerlerini  kaybetmemesi ve 4KH uğraşıları gösterisi ve dayatması ile bulunurken günlük yaşamın içinde sadece ölüm de ulaşacağımızı zannettiğimiz 5Y yolculuğu da konmuş,

Uyku hali,

Günlük uyanık yaşam müddetinin hemen yarısına kadar olan bir zaman kesidinde 5Y de bulunmak,

Görülen rüyalar hatırlansın hatırlanmasın bunun böyle olduğunun izleri inkar edilmeyecek şekildedir zira zaman ve mesafe işlememektedir,
5Y deki yaşam nasıldır, onu Ruhların Yolculuğu ve Kaderi kitaplarında ve K.ların celselerdeki kısa kısa verdiklerinden anlamak ve kısmen tanımlamak mümkündür,

Bunlardan bir kısmı bazen tekrarlar halinde öğretici uyarıcıdır ve madde dünya yaşamı donelerine bağlı olmadan yorumlanmaya bırakılmıştır, kişiye yön gösterir,

Bir kısmı saçma diyeceğimiz ama zaman ve mesafe tanımayan yaşam tarzımıza anlam veremeyecek şekildedir,bunlar kısa döngüde yaşarken şuuraltına atılıp bekletilen olayların dengelenmesidir, belki bir kısmı  ağır karma ,borç gerektirmiyorsa yaşananların bu hayattayken teraziye konması olarak da kabul edilebilinir,

Dünya yaşamı donelerine tıpatıp bağlı olmadan yorumlamaya örnek yakınlarda gördüğüm ve sizlere evvelce anlattığım rüyam,

7katlı apartmanın balkonundan göklere bakarken bir uzay gemisi gördüm uzunca idi ve küçük gemiler etrafında dolaşıyordu, o geminin yakınlarından iki adet dünya yapısı uçak etrafta dolaşmaya başladı ve biri burun üstü türbülansla geldi bulunduğum apt.nın dibine toprağa çakıldı ,patlama falan olmadı,

O günlerde bir şeyler oldu ve ben eşimle aynı apt nın 7 katındaki daireyi terk edip birinci katına taşındık ,şu anda oradayız .


Tgur

#1272
YORUMLAR LXIV

S: (L) Geçen gün ilginç bir konuşmada farklı bir zaman hattına geçtiğimize dair spekülasyonlarda bulunduk. Önceki yıllarda bir Putin'in, en azından şu andaki gibi bir Putin'in olmadığı veya olamayacağı bir zaman hattındaydık. Sonra bir şekilde kendimizi farklı bir zaman hattına taşıdık. Bir sinyal gönderme çabalarımızın bizi bu yeni zaman hattına geçirmiş olabileceğini ve bunun şu anda olmakta olan değişikliklerin tezahür etmesine yardımcı olduğunu söylemenin biraz egoistçe olduğunu biliyorum... Buna az da olsa yardımcı olmuş olma ihtimalimiz var mı?
C: Düşündüğünüzden daha fazla!
S: (L) Pekala. Birkaç yıl önce çeşitli toplantılarda yaptığım konuşmalarda, durumu değiştirmek için bir karar vermeyi, birşey yapmayı ve sonra bunu yapmaya devam etmeyi, günden güne seçimler yapmayı anlattım. Bu gerçekten insanı adım adım farklı bir zaman hattına taşır mı?
C: Evet.
S: (L) Yani bu günlük adımların, günlük seçimlerin, günlük faaliyetlerin bir birikimi aslında?
C: Evet ve eğer daha fazla üyeniz bunu öğrenip uygularsa son derece faydalı olacak.
S: (L) Bunu daha açık ifade edebilir misiniz?
C: Kendilerini arzu edilmeyen veya optimal olmayan bir yaşam hali içinde bulanlar için, başka bir gerçekliğe eğilimlerini beyan eden küçük gündelik eylemler birikerek bir faz geçişini tetikleyecektir.
S: (L) Pekala... Adımlar dediniz, günlük adımlar. İçinde bulunduğun gerçeklikten hoşlanmıyorsun, yani etrafına baktığında hoşlanmadığın bir gerçekliğe dair şeyler görüyorsun... Peki gündelik olarak ilk adımlar nasıl atılabilir? Eğer seni ve etrafındaki her şeyi kontrol altına alan bir gerçekliğin içindeysen bunun dışına nasıl adım atabilirsin? Pek çok insan böyle birşeyi bile yapamayacak bir durumda. İnsanlar en temel seviyede ne tür adamlar atabilirler?
C: En temeli kendini sunma ve temsil etme biçimini değiştirmektir.
S: (Galatea) Alışkanlıkları değiştirmek gibi mi mesela?
C: Evet.
S: (Galatea) Yaşam tarzında değişiklikler.
(L) Evet, yaşam tarzında değişiklikler.
(Perceval) Kendini sunuş şeklin kendini özdeşleştirdiğin şeyle ilgilidir. Bugün daha önce konuştuğumuz konuya benziyor. Eğer biri yaygın popüler kültürün belirli bir yönünü temsil eden giysiler giyiyorsa ve eğer insanlıkdışı faaliyetler ve çekilen acılar nedeniy le genel olarak dünyayla uyumsuzsan, değiştirilmesi gereken şeylerden biri bu olur: "popüler kültürle" özdeşleşme.
(L) Yani mevcut haliyle veya geldiği nokta itibariyle dünyada kendini evinde hissetmiyorsan, ŞİMDİ küçük bazı değişikliklerle kendini farklı bir dünyaya koyman gerekiyor.
(Perceval) En azından bu dünyayla özdeşleşmeyi bırak. Günümüzde popüler kültürün tüm unsurları insanları bu dünyanın yoksunlaştırılmış ve işlevsizleştirilmiş gerçekleriyle özdeşleşmeye zorluyor... İnsanlar bunu benimseyip özel giysiler giyip farklı bir şekilde konuşmaya başlıyorlar ve bu da bu dünyanın ve kültürün yozlaştırılmışlığıyla özdeşleşmekten başka birşey değil.
(L) Saç modeli, giyim... (Perceval) Herhangi birşey.
(L) Bu bir bakıma şu ortaçağı andıran örgütlere üye olan bazı insanların yaptıklarına benziyor. Hepsi belirli bir şekilde giyiniyorlar, toplantılar yapıyorlar, uyduruk savaşlara giriyorlar vs. (Perceval) Eğer onlara yönelik yeteri kadar sızıntı olursa, kendilerini 400 yıl öncesinde yaşıyor olarak bulacaklar sonunda! [kahkaha]
(L) Ve giysileri: Tüm o Gotiklik, siyah ojeler... Bu onları "Got" gerçekliğiyle özdeşleştiriyor, dolayısıyla gidecekleri zaman hattı da o olacak.
(Galatea) Yani kısacası görmek istediğin değişiklik ol.
(L) Evet. Görmek istediğin değişiklik ol. BENZEMEK veya BİRLİKTE OLMAK istediğin insanları model almaya başlaman gerekir sanırım.
(Pierre) Sunumun ve görünümün ötesine geçiyor o. Yani o ortaçağ tipleri örneğin... Bu aslında onların oldukları ve düşündükleri şeyin bir tezahürü.
(L) Evet, kendini sunuş şeklin belirli görünüm biçimleriyle bazı değerleri yansıtıyor, örneğin öz-saygı, öz-ilgi, hareket ederken başkalarını dikkate alıp almaman, vs. Bugünlerde o yapay saç modelleri kullananların bazıları tamamen... Bir kadın veya bir erkek veya en önemlisi de insan oldukları gerçeğine saygısızlık ediyorlar.
(Pierre) Temel güzellik kavramı bile. Neredeyse evrene saygısızlık içeriyor.
(L) Yani bunlar insanların yapabileceği küçük bazı değişiklikler. Bu değişiklikler yapıldığında ne olur?
C: Giderek yeni gerçekliği çeker.
----------------------------------------------------------------------

Değişikliklerin gerekliliği ve zaman atlaması yapması ve üzerinde son derece özel celse bölümü,

Yapılacak değişiklik sadece kılık kıyafette olursa ve bulunulan toplumun standartlarına uygun olmazsa bir miktar tepki çeker ve bunun bollaşması toplumda zamanla bir alışkanlık yapar hatta moda haline gelirse  benimsenir ,bu durum bahsedilen zaman atlaması denen şeyi gerçekleştirir mi ,hemen hayır diyemem,

En azından değişim denen kavramın toplumun genel düşünüş tarzına yerleşmesi olarak kabul etmeliyiz, insanlar bir başka şeye yönelebilir bulunduğu zaman kalıbından sıyrılabilir veya bu kabuk değiştirmenin gerekli olduğu bir tarz halinde eskiyi tekerrürden vaz geçiren ve yenilikleri kabul eden bir toplum yaratabilir,

Muhafazakar tavrın eski steplerinde yaşamak isteyenlerin doğal ve normal addedilen genel anlayışını kırabilir,

Muhafazarkarlık yani eskilere bağlı yaşayışı sürdürmek itaat nizam intizam ve toplu yaşamaın rahatlığını sağlar düşüncesine karşı yeniliklerle savaş açan bir halde kemikleşmiş kalırsa o toplum yerinde sayan bir hale gelir,

Yenilikleri benimsemek ve yaşayışa uydurmak bu muhafazakar bilinci kırıp sert uygulamalarla yok etmek anarşi ile değil tedricen ve değişimin ne kadar harikulade ve gerçek olduğunu göstererek hatırlatılarak yapılmalıdır,

Uzun yaşam hattında bir çok değişiklik oldu bunu zaman zaman sıraladım tekrara pek lüzum yok gevezeliğin de sınırı yok ama değiştiren doneler o kadar bol ki " biz vaktiyle şöyle yaşardık" yaşlı söyleyişinden çok beni tanımışsınızdır değişime aşık bir bilincim ve yeni yaşamı kabul eden ve isteyen  anlayışım var ,

Şu anda aklıma geldi Roma ve Türk hamam kültürünün esası olan yıkanma suyunu kurnadan alıp kullanmanın duşla tanışmaya kadar oldukça yakın zamanlara kadar devam ettiğini bilin ,hatta gençlik çağlarına kadar ben de tanışmadım,

Tarih ve nostalji için bu hamam kültürlerinin sergilenmesinden kullanılmasından bahsetmiyorum ,gelişimin bu basit hususlarda bile son yıllarda nasıl devreye girdiğini benimsendiğini ve artık vaz geçilmez olduğunu anlatmaktır derdim,

Bunlara bir çok yeniliği sıralayabilir bu muhafazakar denen yankı odalarda hapis olan zihinleri sorgulamaya doğru çekebiliriz, doğadaki değişiklikler bu durumu fark edilmiyorsa  yaşama yapışan yenilikler onlara ders olmalı,

04.06.2006
Hayat tarzlarımızı sorguladığımızda
Bazı yaşam şeklinin bizi zorladığını sandığımızda
Alışkanlıkların bir takılmışlık olduğunu fark ederiz
Hatta asırlardır kemikleşmiş olanları vardır yaşadıklarımızda

Neler anlatmaya çalışıyorum anlıyor musunuz
Değişimi yaşama uygulayabiliyor musunuz
Medeni ahlakı saptırmadan
Bıkkınlık veren şekilleri değiştirebiliyor musunuz

Zira öz bıkkınlık istemez , karakteri değil
Var oluşlara dalması bundandır, istemez sabit bir şekil
Değişerek bulunduğu kaptan daima taşar
Bu da çoğulla olur , terkedilmiştir artık tekil

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Data'nın sorusu var.
(Data) Batılılar Suriye'den ve Ortadoğu'dan insanların kitlesel göçüne uyanıyorlar. 4 milyon insan yer değiştirdi 180.000'i Almanya'ya gitti.
Bir kısmı ise başka ülkelerde kaldı. Batıdaki bazı insanların bunun şüpheli bir durum olduğunu düşündüklerine dair haberler o kuyorum. Neden hepsi Almanya'ya gitmek istiyor? Devlet tarafından bir şekilde yönlendirildiler mi, yoksa Almanya'ya gitmek istemeleri gerçekten göçmenler arasında kendiliğinden gelişen bir durum mu?
C: Kısmen çaresizlik, kısmen de özel olarak şekillendirilen bir durum. Şu kadarını söyleyelim, mültecilerin son derece gerçek ve zorlu durumları kötü güçler tarafından alay edici bir şekilde kullanılıyor.
S: (Perceval) Bu durumun bilinçli olarak manipüle edilen kısmı Avrupa hükümetlerini dengesizleştirmek veya onlara baskı uygulamak mı?
C: Evet ve bundan fazlası: gelecekte çeşitli hükümetler aleyhine faaliyet gösterecek ajanlar sokmak.
S: (L) Gerçek mültecilerin ajanlara oranını öğrenmek istiyorum.
C: 94
S: (L) Yüzde 94 mü?
C: Evet.
S: (L) Yüzde 94'ü gerçek mülteci ama geri kalanı onlarla birlikte gönderilen ajanlar. Peki Avrupa ülkelerine ajanlar sokmak için bu mülteckrizini alaycı bir şekilde suistimal eden kötü güçler kim?
C: ABD ve konsorsiyumun müttefikleri.
S: (Perceval) Yani Amerika ve onun Suudi dostları...
(L) Ve bankerler...
(Perceval) O zaman mülteciler arasındaki IŞİD mensuplarıyla ilgili söylenenler doğru denebilir?
(L) Bir ölçüde.
(Perceval) Ama IŞİD kontrol altında ve bunun ne anlama geldiğini biliyorsunuz.
(L) IŞİD ABD tarafından mı yaratıldı?
C: Evet.
S: (L) Sıradaki soru?
(Alana) Mültecileri Almanya'ya gönderiyor olmalarının sebebi Avrupa'nın merkezi güçlerinin istikrarını bozmak mı? (Perceval) Evet, Almanya ekonomik olarak merkezi bir güç.
C: Fark etmemiş olabilirsiniz diye söylüyoruz, Almanya doğrudan bir hedef.
S: (L) Yani Almanya'yı istikrarsızlaştırarak tamamen kukla bir hükümeti başa getirmek istiyorlar?
C: Yakın.
S: (L) Demek Bayan Merkel yeterince itaatkar değil?
C: Evet.
S: (L) Yani Merkel halen... (Galatea) Düşünüyor. [kahkaha]
C: Evet.
S: (Perceval) Almanya Avrupa'nın gücünün ve karar alma mekanizmasının merkezi.
(L) Yani eğer ABD Almanya'yı tamamen kontrol altına olabilseydi tüm Avrupa'ya sahip olurdu.

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Almanlar 2. Dünya Savaşı sırasında bir zaman makinesi yaptılar mı?
C: Evet.
S: (L) Gerçekten yaptılar mı? 
C: Evet.
S: (L) Almanların zamanda yolculuk deneyleri savaştan sonra ABD'ye mi taşındı?
C: Parçalı olarak.
S: (L) ABD, Almanlar tarafından yapılmış bir zaman makinesine el koydu mu?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Başka bir yere alındı.
S: (L) Nereye?
C: Mausenberg, Neufriedland.
S: (L) Makine hala Almanya'da mı?
C: Nein!
S: (L) Mausenberg nerede?
C: Antarktiklandt.
S: (L) Bu makineyi kim kontrol ediyor veya çalıştırıyor?
C: Klaus Grimmschackler.
S: (L) Şahıs olarak sormadım. Amerikalılar mı yoksa Almanlar mı?
C: Deutsche.
S: (L) Bu makineyi kendilerini zamanda oraya veya buraya taşımak için kullandılar mı?
C: Glophen'de uygulandı, bit, yie aire das gluppen und werstalt de vir seinderfor bidde.
S: (L) Neden anlamayacağımız bir şekilde cevap veriyorsunuz?
C: Üzgünüz, konu nedeniyle aktarımlarda bir karışma oldu.
S: (L) Bu Alman zaman makinesine dönecek olursak: Almanlar savaş sırasında düşmüş bir UFO'yu ele geçirdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Bu UFO'yu kim uçuruyordu -pardon- kim KULLANIYORDU?
C: Griler.
S: (L) Almanlar geri mühendislik yapıp bu aracın bir benzerini yapabildiler mi?
C: Buna ihtiyaçları yoktu. Bu tür şeylerle ilgili bilgileri kanallanan kaynaklardan edinmişlerdi.
S: (L) Almanlar bu bilgileri Vril Topluluğu'ndan mı aldı?
C: Kısmen. Ayrıca Thule Topluluğu.
S: (L) Antartika'da bu zaman makinesine sahip olan bireyler, bu makineyle ne yapıyorlar veya ne yapmayı planlıyorlar?
C: Silindir döngüsüyle zaman sektörlerini keşfediyorlar.
S: (L) Silindir döngüsü nedir?
C: Karmaşık ama 4'ten 6'ıncıya kadarki yoğunlukları kapsayan bir profil.
S: (L) Bu "zaman keşiflerini" yapmada herhangi belirli amaçları var mı?
C: Sizin ölçüm şeklinizle, şu ana kadar yok.
S: (L) Eğer Antartika'ya kaçıp zaman makinelerini de yanlarında götürdülerse, herhangi bir dünyadışı varlık grubuyla çalışıyorlar mı?
C: 4. yoğunluk KH.
S: (L) Bu Almanlar ve zaman makineleri, 4. yoğunluğa geçtiği zaman dünyayı ele geçirme planlarının bir parçasını mı teşkil ediyor?
C: Belki.
S: (L) ABD'deki komploların herhangi birinin arkasında Almanlar var mı?
C: Hayır.
S: (L) Demek bağımsız hareket eden bir Alman unsuru var. Fakat bu fenomenin temel özelliği olarak böyle birşeyin üzerinde odaklanmak, yanlış şey üzerinde odaklanmak olur, değil mi?
C: Belki.
S: (L) Thule ve Vril topluluklarındaki Almanlar'ın tartıştığı şeyler arasında "İçi Aydınlatan Siyah Güneş" de vardı. Bize "Siyah Güneş"in ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: KH yöneliminin nihai kaderi.
S: (L) Bu Siyah Güneş astronomik bir olay mı?
C: Temel olarak.
S: (L) Biz bu Siyah Güneş'i ne olarak biliyoruz? Kara delik mi?
C: Yüksek olasılık.
S: (L) Biraz alakasız ama Japonların bununla herhangi bir bağlantısı var mı?
C: Yalnızca "gizli" dünya devletine katılım seviyesi oranında.

----------------------------------------------------------------------

S: (L) SV Nordik anlaşmasıyla ilişkili olan bir yerden mi geliyor? Minesota mıydı o, neresiydi, oradan mı geliyor? Bu bağlantı hiç aklıma gelmemişti! Nordik Anlaşması bir düaliteydi... Bize Nordik Anlaşması'ndan ve bankacılık skandalından bahsettiğinizde, bu çift yönlü bir cümle miydi?
C: Belki, ama önemli olanı kaçırıyorsun! Nordik kökenli olan tüm kişilerin gizli güç merkezleri var. Bu merkezler karanlık da olabilir, ışık da olabilir... SV Thule Topluluğu gibi süper güç kaynaklarıyla doğrudan bağlantılı bir Cermen soyundan geliyor ve güçlerinin ve  misyonunun farkında. Pozitif yönelimli. Sen, devam etmek için gerekli güç ve bilgeliğe sahip olup olmadığının belirlenmesi için 4'ten 6'ncıya kadarki yoğunluklarda bulunan güçler tarafından test ediliyorsun!
----------------------------------------------------------------------

S: [Nazilerle nasıl bağlantı kurduklarıyla ilgili bir soru. Muhtemelen Hitler'i "yönlendiren" grupla ilgili bir soruydu.]
C: Teması Thule Topluluğu kurdu.
----------------------------------------------------------------------

C: Şimdi biraz tarih... Bildiğiniz gibi CIA ve NSA ve diğer kurumlar Nazi Gestaposunun çocuklarıdır. SS, nefalimi 3'üncü ve veya 4. yoğunluk dünyaya yeniden getirmek için prova yapmış olan Antareslilerin güdümü altındaki bir deneydi. Ve "Antareslilerle" temas, tam programlı kukla öncü olarak Adolph Hitler'i yetiştirmiş olan Thule Topluluğu tarafından gerçekleştirildi. Modern zamanlarda daha düşük bir ölçekte gördüğünüz benzer isimler: Oswald, Ruby, Demorenschildt, Sirhan Sirhan, James Early Ray, Arthur Bremer, Farrakhan, Menendez, Bundy,Ramirez, Dahmer vs...

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam, konuyu değiştiriyorum. Birkaç kez Antaresliler denen bir gruptan bahsettiniz. Bu insanlar veya bu dünyadışı varlıkların kim olduğunu söyleyebilir misiniz?
C: Antaresliler Birinci Dünya Savaşı sırasında ve öncesinde üçüncü yoğunlukta Thule Topluluğuyla temas içinde olan 4. yoğunluk grupları tarafından kendilerini tanımlamak için konmuş bir addı.
S: (L) Şu anda isimleri nedir?
C: Şu anda herhangi biriyle temas içinde olan ve kendilerini "Antaresliler" olarak isimlendiren kimse yok.
S: (L) Yani artık burada değiller?
C: O grup değil.

----------------------------------------------------------------------

Bildiğimiz konular ve mülteciler pek o kadar dört milyon gibi az değil şimdi on milyonlarca olarak tarif edebiliriz,

BOP projesi ile kışkırtılmış ülkemiz idarecilerinin de sabıkalı olduğu İşid meselesi var ,USA baş aktör, ama bilinç yönünden  yeni bir zaman atlatması yapan Putin en büyük engel,

Mültecilerin hedef olarak Almanyayı seçmesi dikkatimi çekti buna sebep olarak USA nın Almanyayı AB ülkeleri merkezinde itibarını kuvvetini sarsmak için kullandığı gerçeği ama Merkelin buna müsaade etmemesi ,o iktidarı bıraksa da yerine geçenlerin kalesini de yıkmak mümkün değil gibi geliyor,

Bu nedendir ,Almanlar neden kolay yıkılmayan yılmayan bir ulus,
Birinci dünya savaşında büyük bir Avusturya Prusya İmparatorluğu gibi orta Avrupada geniş bir yeri kaplamış halde iken yenilip topraklarının büyük bölümünü kaybetti ,aynı şeyler Müttefiki Osmanlıya da oldu ve biz Anadoluda ufak bir bölgeye ve Almanlar da aynı şekilde güdük bir toprak parçasına sıkıştırılmaya çalışıldı,

Bizim kurtuluşumuz son derece yüksek ruh olan Atatürk tarafından ve yenilgilerden bıkmış gerçekten kahraman olan ve ölmekten korkmayan bireyler yoluyla oldu ama toprakların büyük kısmı kaybedildi,

Bu arada onun hakkında en son duyduğum bir yazı,

"Dünya tarihi bir sıfatın sadece Mustafa Kemal'e verildiğini yazar..
Dünyada O'ndan başka hiçbir liderin alamadığı bir sıfattır bu..
Hangi sıfat mı?

Bir insan doğumundan ölümüne kadar ya bir askerdir, ya bir devlet adamıdır, ya çevrecidir, ya tiyatrocudur, ya sanatçıdır, ya arkeologdur, bir şeydir. Ama bunların hepsi birden olabilen dünyadaki tek lider Mustafa Kemal ATATÜRK olduğu için dünyada; "KÜLTÜR ANTROPOLOĞU" sıfatı verilebilen tek lider de Mustafa Kemal'dir.

'KÜLTÜR ANTROPOLOĞU nedir, ne değildir?Uzun uzun başınızı ağrıtmayacağım. Hadi gelin 5 Mayıs 1935, Ahlatlıbel'e gidelim.

Ahlatlıbel Ankara yakınlarındaki kazıların başladığı yer biliyorsunuz. Bütün arkeoloji kazılarının yapılma emrini veren Mustafa Kemal, müzelerin açılma emrini veren de Mustafa Kemal. Ama bugünkülerde olduğu gibi açın, kazın, imza, öyle değil. Nasıl yetişmiş inanın, 25 yıllık araştırmacıyım hiç anlamadım..#128542;

Bakıyorsunuz Efes kazıları başlıyor iki kere gidiyor. Konya'da Asar kazıları başlıyor başında. Bir de bakıyorsunuz Ahlatlıbel kazıları başlamış başında. Toprak alıyor, ölçüyor, biçiyor. "Ya, ne yapıyor Mustafa Kemal?" diyorlar. Çankaya'ya gidiyor, Çankaya'da üç gün üç gece hiç uyumadan; uyumamak için alnına ıslak bezler koydurmuş, birilerini çağırıyor, telefonlar ediyor, bir heyecan, bir telaş...

Üç gün sonra; "Gelin, diyor Ahlatlıbel'e gidiyoruz". Hemen geliyor, diyor ki; "arkeologlar toplanın.."

Biliyorsunuz başlarında büyük arkeoloğumuz Zübeyir KOŞAY var. Bu Zübeyir KOŞAY'ın bire bir anısıdır. Toplanıyorlar. Mustafa Kemal heyecanla;
"Kazdığınız yer yanlış, şurayı kazmanız gerekir" diyor.

Yabancı arkeologlar; "El insaf paşam. Anladık iyi askersin, iyi devlet adamısın ama yani bu iş de bizim işimiz, niye karışıyorsun" der gibi aralarında birkaç şey oluyor ama emir büyük yerden..

Başlıyorlar Mustafa Kemal'in gösterdiği yeri kazmaya. Sonuç mu?
Bütün bulgular oradan çıkar..

İnat uğruna, ceplerinden ödeyip kendi dedikleri yeri kazarlar hiçbir bulguya rastlanamaz.

Bunun üç gün sonrası, ATATÜRK Galip ARCAN'ın yazdığı "Sırat Köprüsü" adlı piyese davetlidir. Piyesin başında mutludur, biraz sonra sinirlenmeye başlar, bir müddet sonra bitince;
"Bana Galip ARCAN'ı çağırın!" der.

Galip ARCAN gelince;
"Bu piyesi siz mi yazdınız?" der. "
" Evet paşam, ben yazdım".
" Hayır, bu bir "Bolunun Flor Doranj" adlı Boldvilin'in aynen çevirisi. Neden bunu belirtmediniz? Hakkınızda soruşturma açtırıyorum" diyecektir.

Buna benzer pek çok anıyı da okuyunca ne dedim biliyor musunuz? Samimi konuşacağım inanın sizlerle. Dedim ki;
"A be Atam, Boldvilin'e varıncaya kadar ne zaman okursun?
Ne zaman kafanda tutarsın?"

Ve o sırada ne yaptım biliyor musunuz? Yirmi yıllık araştırmacıydım, ATATÜRK'le iddiaya girmek gibi, dedim ki; "Senin başında durmadığın, ilerletmeye çalışmadığın bir alan bulmak benim boynumun borcu olsun.."

O sırada da "Sanat ve ATATÜRK" adlı araştırmamı yapıyorum. Baktım resimde Türk tarihinde ilk resim sergisini o açıyor, heykelde dinin etkisini kaldırıyor!!!

Ama karşıma yedinci sanat dalı geldi. Ne? Sinema. Dedim; "herhalde burda iddiayı kazandım".

Heyhat, baş yönetmen Cezmi AR, başrolde Mustafa Kemal, film çekiyorlar. Ve Cezmi Ar Mustafa Kemal'e tabi Cumhurbaşkanı ya, diyemiyor; şöyle dur, böyle dur, diye. Diğer oyunculara şiddetle bağırıyor. Atatürk; "Gel Cezmi gel, diyor. Burda başkomutan sensin, ben bu işi bilmem. Önemli olan işin iyi çıkması. Bana da aynı şiddet ve hiddetle bağıracaksın.."

Cezmi AR hayatının son günlerinde "Ben bir daha asla öyle bir oyuncuyla çalışmadım.." diyecektir.....#10084;

Prof. İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI"

Almanyada ise bundan fena halde müteessir olan halk birinci harpte onbaşı olan birinin peşinde onun Eterik Alem KH yardımları (Thule Topluluğu tarafından desteklenen Nefalim ler yoluyla dünyada etkin bir ırk ve hakimiyet kurma programı)

Bu topluluk hakkında kısa bir cümle ile geçiş yapmak isterken vaz geçtim ve K.ların onlar hakkında söylediklerini de aktardım,

Bu eterik ve madde alemli itilimlar ile Hitler ikinci dünya savaşını başlattı ve sonra olanlar yani Hitlerdeki aşırı hırsın ve acımasızlığın etkin kök noktalara doğru iten KH karakterinin vaz geçilemez sonucu yüzünden yıkımı ve mağlubiyeti ile bir daha ayağa kalkamaz denen bir millet iken Almanya şimdi Avrupanın merkezinde ve ekonomik gücü ile hepsine hükmeden bir halde,buna sebep olarak halkın son derece disiplinli yaşam öğelerine bağlı ve çalışkan bir topluluk olmalarını söyleyebiliriz,

Tabiiki bu millet hakkında benim sathi görüşlerim, çok daha derin analiz yapacak ve anlatacak kişiler vardır ,özellikle onlarla beraber yaşamış olanlar,

Olayları biliyorsunuz ,gençler, çoğunlukta tarihe pek bakılmaz olunsa dahi bu savaşlar filim ve diğer medya yoluyla önünüze serildi, yalnız özellikle filim senaryolarındaki İbrani saptırma ve abartılarını fark ederek konular irdelenmeli,

Yakın tarih okullarda pek sıhhatli öğrenilmese de   sizlerin önünde her şekilde sergilenmesi önemlidir,

Bütün bunlardan son savaştan galip çıkan USA ve onun savaşan bir dünyayı unutturmamaya çalışan emperyalist ve Atlantis olayları hortlaması etkisinde adeta Nefalim kurgulanması gibi kendi ırkını dünyaya kabul ettirmeye çalışan emelleri kaldı, bu aşırı hırs ve devam ettirme isteği şimdilerde medendir derseniz onu ekonomik yokluğa düşmemek endişesini ortaya koymamız gerekli, tüketimin önünü açıp engellerini yıkmak ekonomik düşünüşlerinin ve yaşantılarının baş sebebi ,

Pearl Harbour baskını ile gelişen Japonlara ve müttefiki Almanlara karşı intikam alma istekleri onları çoktan terk ettikleri Birinci Dünya savaşındaki yardımlarının kendilerine vermiş olduğu zararları öne getirerek vaz geçmeye çalıştıkları Avrupaya yardım etme işine döndürdü ve ağır silah sanayiinde çok geliştiler ,savaş bitti ama onların ekonomik olmazsa olmaz yaşamı sürdürmeleri bu ağır silah üzerine kümüle olmuş fabrikaların ürettiklerini satmakla mümkün olurdu,

Onun için Soğuk savaş başlatıldı sonra Nato ve  bir gece ansızın gelebilirim rüyaları ile olanların dünya nüfusunda hala var olmaları yani savaşmanın süregelen subjektif mantığının bazı bilinçlerde etkin ve vazgeçilmez olması,

"C: Şimdi biraz tarih... Bildiğiniz gibi CIA ve NSA ve diğer kurumlar Nazi Gestaposunun çocuklarıdır. SS, nefalimi 3'üncü ve veya 4. yoğunluk dünyaya yeniden getirmek için prova yapmış olan Antareslilerin güdümü altındaki bir deneydi. Ve "Antareslilerle" temas, tam programlı kukla öncü olarak Adolph Hitler'i yetiştirmiş olan Thule Topluluğu tarafından gerçekleştirildi. Modern zamanlarda daha düşük bir ölçekte gördüğünüz benzer isimler: Oswald, Ruby, Demorenschildt, Sirhan Sirhan, James Early Ray, Arthur Bremer, Farrakhan, Menendez, Bundy,Ramirez, Dahmer vs... "

Neler olduğunu, olacağını görmektesiniz,

Olayın özetinde evrensel ve ruhsal bir dille konuşursak ,

*USA tarafından Atlantis hortlatılmaya çalışılıp eski yapılanlar sergilenmek isteniyor,üstün güç sağlayıp dünya hakimiyeti,
*İbranilerin Orion tarafından yerleştirilmiş bu deney dünyasında KH özellikli birinci derece karmik görevleri  olan Yılan Kardeşliğinin peşinde ortamı kargaşa ve savaşa bulaması istekleri,
*Şimdilik harpten sonra Antartika derinliklerine geçmiş Thule Topluluğundan enerji ve yardım alan yenilmiş ama uyanış bekleyen KH nazi tarafı ( Thulenin  BH tarafı da var ama bu halde sadece KH etkin)
*Geriye kalan insanların büyük kısmı KH atakları saptırmaları ile yankı odalarına hapsolmuş bir bilinçle dünya zevklerine tapıp yaşamaktan başka bir şey olamayacağı fikrinden vaz geçmemeleri,

Ara..


Tgur

#1273
YORUMLAR LXVI

C: Elbette! Kırım ve Rusya olayında neden geri adım attılar sanıyorsunuz?
S: (L) Yani o konuda daha saldırgan bir tutum izleme planları vardı ama... (Perceval) O uçağın kaybolmasının Malum Güçler'in korkmasıyla veya geri adım atmasıyla nasıl bir bilgisi var? "Geri adım" dediler, değil mi? O uçağın kaybolmasıyla ilgili olarak neyden endişelendiler de Kırım ve Rusya konusunda geri adım attılar? (Pierre) Tıpkı haksız bir savaş yaratma örneğinde olduğu gibi çok fazla yalan söylersen, çok fazla kaos yaratırsan bir sızıntının meydana gelme ihtimalini mi artırıyorsun?
C: Malum Güçler'in bu tür konularla ilgili "danışmanları" ve "yorumcuları" var.
S: (Pierre) Yani danışmanları dedi ki, eğer bu saldırıyı, yalanları, manipülasyonları sürdürürseniz...
(L) Öyle bir şeysöyleyeceklerini sanmıyorum. (Perceval) Elbette o şekilde söylemezler. (L) Yani o tür kelimelerle ifade etmezler. (Pierre) Ne söylerlerdi?
(L) Sanırım şey gibi... Bilmiyorum... "Şunu şunu yaptık ve geri adım atmazsak bundan çok daha fazlasını yapacağız!" gibi birşeyler söyleyen danışmanları ve yorumcuları vardır belki de. Yani onlara nasıl iyi çocuk olunacağını öğretmekten ziyade, tehdit edici bir şekilde...
C: Aşağı yukarı öyle.
S: (L) Dünyada psikopatlara "Eğer kaos yaratıp durmaya devam edersen herşeyi mahvedeceksin! Seni kötü çocuk!" diyen yüksek bir güç olduğunu düşünmekten hoşlanıyoruz hepimiz. Ama böyle birşeyin olması pek muhtemel değil, çünkü... (Perceval) Farklı güç seviyeleri fikri var burada. Birileri açık açık Kırım'ı karıştırıyor. Ve o güçlerin danışmanları var ve belki de o danışmanlar o güçlerin Bush ve ekibi için Kolombiya uzay mekiğini havaya uçuranlar gibi daha yüksek bir güç olduğundan şüpheleniyorlar. Bu uçak olayını da "o güçlere" atfediyorlar ve "Geri adım atalım" gibi bir yorum getiriyorlar. Çok geniş bir teknolojiye sahip olan ve örneğin bir uyarı göndererek Amerikan hükümetini ve politikalarını etkileyebilen daha yüksek bir gücün varlığı... Yani belki de bu tür olayları gözlemleyenler o uçağa baktı ve "Belki de bu bize yönelik bir çeşit uyarıdır" dedi.
C: Bir miktar boyutlararası şantaj oluyor olabilir. "Gerçekliği yaratan" Amerikan Malum Güçleri'nin dünyanın en büyük kabadayısı olmdoğal hallerinden geri adım atmaları ne kadar muhtemel birşey sizce?
S: (Pierre) Peki o daha yüksek varlıklar neden Malum Güçler'in Kırım ve Rusya konusunda geri adım atmasını istedi?
C: Sonuçların ne olacağını anlıyorlar.
S: (Perceval) Yani olay tamamen kontrolle ilgili... nükleer veya global savaş ve herşeyin sonu. Her zaman herşeyi kontrol altına almayı istediler ve insanları sürekli daha fazla sıktılar. (L) Bir psikopatı korkutan veya durduran şey daha büyük bir psikopattır. MOSSAD'ın tüm bu olaylarda parmağı olduğunu hissediyorum. O uçak olayında bile parmakları olabilir belki de...
C: Belki de sloganlarının hakkını veriyorlar?
S: (L) "Aldatarak savaşacaksın" Yani MOSSAD o danışmanlarla, yorumcularla da bağlantılı bir şekilde... (Perceval) Daha önce MOSSAD'ın hiyerarşide en üst seviyeye yakın olduklarını söylemişlerdi. (L) O halde MOSSAD'ın zirvesinde bir yerde üst boyut KH varlıklarıyla bir bağlantı var.
C: Evet.
S: (L) Demek... (Perceval) İsrailliler seçilmiş insanlar! Böyle bir iş için başka kim seçilebilirdi? (L) Evet. Tamam. Uçak konusu bu demek. Aa, telefon konusunu sormak istiyorum. Nasıl oluyor da uçak kaybolduktan üç gün sonra uçaktakilerin hala telefonları çalıyor?
C: Başka bir zaman/mekan "mekanında" olmak elektronik sinyallerin kapsama alanından çıkmak anlamına gelmiyor ve ayrıca zaman anomalisi durumu da var.
S: (L) Yani dünyadışı varlıklar gerçekten de dünyadaki birini telefonla arayabilirler? [Kahkahalar]
C: Evet.
S: (Perceval) Ama o kişi gelen aramayı o arama yapıldıktan önce veya sonra alabilir! (L) Evet, dün alacak gibi.
C: Onun gibi birşey.
S: (Chu) Şimdi konuyla ilgili haberleri susturabilirler ama bu konuda birşeyler uydurmaları gerekecek. (L) Sadece görmezden gelecekler. Her türlü şeyin insanların zihninden tamamen kaybolmasını sağlayan o büyük görmezden gelme taktiği. (Perceval) Evet. Hiçbir şey olmamış gibi. O şekilde kaybolan ve hiç bulunamayan yaklaşık 50 uçak var. (Chu) Ama uçaktakilerin ailelerinin açlık grevine falan başlayacakları söyleniyordu. (Perceval) Haberlerde o insanlara yer verilmezse kimse bunu bilmez. (L) Evet, haberlere çıkamadıktan sonra bu yaptıkları ne işe yarar ki? Facebook ve Twitter. (Andromeda) Bu türde daha çok olay görecek miyiz?
C: Oo, evet!!!
S: (Mr. Scott) Müthiş! (Perceval) Pentagon'un kaybolma ihtimali var mı hiç?
C: Onun farklı bir kaderi var!
S: (Chu) Bir göktaşı mı?!
C: Bekle ve gör!

----------------------------------------------------------------------
Bir zamanlar İslam dinini incelemeye karar verince  bir dostum şu tefsir kitabı detaylı dedi, aldım okudum ,Fatiha süresinin tefsiri idi ayetleri birkaç yoldan derinliğine inceleyen hali vardı,

Oldukça ilginç gelmişti en sonunda İbraniler ve Hristiyanlar hakkında o akıl almaz helak olacaklar sapkınlar v.s. kısmına gelince şaşa kaldım ve başka kişi tefsirlerine daldım aynı şeyler, nerede o her şeyi kaplayan merhamet ,bu ayrılık nedir,

Uzatmayayım zihnimde sorularla uğraşırken Yaşar Nurinin tefsirleri olayı biraz soğuttu ama tam değil içimde ayrılığa dair şiddetli bir isyan vardı ,olayı kabul edemedim, arayışa daldım,

Ayrılığın olmadığını devamlı sorgularken bir gece rüyamda (bunları evvelden bahsetmiştim ama olsun, aramıza katılan yeniler var zaman anamolisi gerçeğinde tekrarlar işe yarar) bir guruba imamlık yapıp çeşitli bölgelerde beraber namaz kılar dolaşırken ki bu yerler o sürvovir macerasında geçen palmiyeli sıcak kumsal ve şahane manzaralı sahiller boyunca olmaktaydı birden önümde İskandinav haritası belirdi ve sanki zoomlayarak hareket ve kalabalık ortamda olan dönme dolap rengarenk görüntülerle o özel oyuncakların olduğu bir Lunaparka girdik ve dolaşırken ezan sesi duydum ve oradakilere biz İslamız namaz kılmamız lazım bir yer gösterin dedim,

Onlar arada kum zemin ve çitlerle ayrılmış bir bölüm gösterdiler ve biz sıralandık ,tam secdeye varırken önümdeki yolda zıplayarak dans eden Bavyera tüylü şapkalı askılı kısa pantalonlu şişmanca biri alayı bir şekilde baktı ve önüme üç adet mangır fırlattı bunların birinde hilal, diğerinde haç  öbüründe ise düz ve ters üçgenli davidin yıldız amblemleri vardı, yani üç din,

Ben onları aldım hep beraber avuçlayıp alnımı secde edecek yere koydum ve secde ettim,rüya bitti,

Sabah uyandığımda zihnimde o ayrılıkla ilgili sorgulamalar aksak taraflı şüpheli bakışım bitti ve olaylara bu birlik bütünlük gözüyle tam inanarak bakmaya başladım,

Oldukça yoğun bu arayış senelerce birlik bilinci oturmasına rağmen beni meşgul etti zira aşırı şüphemi hala bırakmış değilim yani aldatılıyorsak, birlik bilincindeki şüphelerim yani ey gafil her şey birdir diyen o içimdeki ses var oluş maddesinde ne varsa hepsiyle bir olduğum vizyonu ile adeta tokatlanarak oturdu ,o vizyonu anlatmayacağım ama dün gece rüyamda yine hatırlatıldı,

İlginç bir şey belirteyim Fidelista dostumuz bir video aktarımı yapmış tümüyle uzay dışılarla ilgili ve KH uğraşılarının sergilenmesi ile ilgili zira zaman yolculuğu falan ihtiva ediyor izleyince anlayacaksınız ,başına gelen anlatan çok uygun sesli ve aklı başında  ve arayış içinde ,

Konu benim o anlatmadığım her şey birdir vizyonumun geçtiği Afyon yakınlarında geçmişti, yer hakkındaki beraberlik beni çarptı ve bu çalışmamı yine ileride vermeyi düşünürken şimdi veriyorum,

Sonra K.lara gelip durulmaya başladım ,

Gerçekler KH varlığı ve denge unsurları hakkında oldukça geniş idraklere gelince İbranilerin ne için geldiklerini okuyup anladıkça ve helak konusunda aynı neticeleri fark edince bütünlüğü fark edip olumsuzluklarının bir denge unsuru olduğunda duralayıp konuyu  bağışlayacak bir konuma geliyorsunuz,

KH nın kök noktalara giden gerçeği ve BH ı kabul etmeyen anlayışın süregelmesi halinde varlıkların bir kısmının helak yok olma ama sonra atomlar nezdinde var oluşa katılacağını özümseyince bir çok dinsel saptırmalar ve tenakuzları da içine alan anlatımların bazılarının aynı şeyleri değişik tavırlarda anlatmaya çalıştıklarını görmekteyiz,
Konular kanalı aktaranın bilinçsizliği yönünde her gelenin mutlak bir yerden geldiği inancını desteklemekte hitap edinilen toplum ve tarihsel ekolojik gerçeklere göre uyarlanmış ve mutlak itaati müeyidelerle emreden başka yola düşenleri toptan karşı gören  ve  tanrıların önünde kapaklanan insanlar halinde kilitlenmiş bir bilinç, sorgulama en büyük suç,

Çantaları olan o uzay dışıların tanrılar halinde kabul edilen  tavırlarını hatırlayalım, Atlantis Sümerlerle oluşan dünya yaşam şekilleri ,her neyse konuyu dağıtmadan bunları anlatmaya MOSSAD ın yüzünü ve yaptıklarını anlayınca ve İbraniler hakkında düşünülen anlatılanları görünce bilinç ufukları daha geniş açılıyor,

Yılan kardeşliği karmik KH görevleri,

"C: Belki de sloganlarının hakkını veriyorlar?
S: (L) "Aldatarak savaşacaksın" Yani MOSSAD o danışmanlarla, yorumcularla da bağlantılı bir şekilde... (Perceval) Daha önce MOSSAD'ın hiyerarşide en üst seviyeye yakın olduklarını söylemişlerdi. (L) O halde MOSSAD'ın zirvesinde bir yerde üst boyut KH varlıklarıyla bir bağlantı var.
C: Evet. "

Evde yardıma gelen bayanın gerçekten geniş bir enerjisi var her geldiği zaman benim bu evrensel gevezeliğim artıyor ve konulara daha sahih ve değişik yorumlar bulabiliyorum, belki de hüsnü kuruntum,

Bunu ona söyledim, kızım senin evrensel enerji kapakların açık geliştirmeni tavsiye ederim, zaten ben de bu olağanüstülere inanıyorum, ama dedi,

Bu amaların neyi kast ettiğini anımsarsınız ,sonra kendimi biraz kınadım illa birilerine evrensel açılım için bir şeyler söylemek mi lazım,

3Y mahmurluğunu yeni atmaya çalışan ve onun baskısı ve düşünüş tarzı ile dolu bir bilince yeni bir şeylere yöneltmeye çalışmak çok değişik uğraşılar gerektiriyor ,

K.ların bahsettiğine göre bu iş özgür iradeye müdahele etmek demek, bırakın bilinçler kendi başlarına açılırlarsa açılsın,

"Negatif Mekanizmaları " yazımda bunun KH tarafından nasıl yapıldığını ve kendi yaşantımda altı sene  bu işlere bir ara kapıldığımı çok anlattım, hem de verilen en üst payeler alarak, müeyyideler kişilere çeşitli unvanlar görevler vermek,anlatma dilini bir çok bilinmeyen tarz ve ilaveler vererek sunmak sonra bunları çözecek öğretecek dersler vermek, kurslar açmak ,böylece yan yollara saptırılmış bilinçlerde mantıksallaştırma sağlamak yapamayanları bir nevi evrensel yönden aşağılamak falan,

K.lar diğer yandan "ağ çalışması yapın çok önemlidir" demekteler buyrun buradaki ironiyi çözün,

İroni falan deyip işi fazla bulandırmadan ağ çalışmasında genel maksadın bu işe yönelmiş ve eski bilgilerdeki tutarsızlığı görüp yeni açılımlar arayan kahramanlara ,fikren özgürlüğe susamışlara elden geldiği kadar yardım ve bilinç kapılar açacak faaliyette bulunmak,

Bu işi şeyh- mürit şeklinde veya bir posta oturup karşıdakilere parmak sallayıp "bak çekirge bu iş böyledir" şeklinde guru çömez manzaralarında değil,

Bu tip saçmalıklardan sıyrılmış ve ritüeli reddeden ,masum sorulara samimi cevaplar vererek, işin özünde özgür iradenin sınırsız serbestliği içinde şahsın kendi hür gayreti ile gelişen son derece tatlı ve bilgi özümsendiğinde mutluluk yaratan ve bunun da bilgilenmeyi bir zevk ve aranan hale getirerek yapmaya çalışmak,

Bu işi Bozadi dostumuz çok iyi yapıyor, onun yılmadan nezaketli gayretlerini tekrar hatırladım ,takdir,

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Demek... (Perceval) İsrailliler seçilmiş insanlar! Böyle bir iş için başka kim seçilebilirdi? (L) Evet. Tamam. Uçak konusu bu demek. Aa,telefon konusunu sormak istiyorum. Nasıl oluyor da uçak kaybolduktan üç gün sonra uçaktakilerin hala telefonları çalıyor?
C: Başka bir zaman/mekan "mekanında" olmak elektronik sinyallerin kapsama alanından çıkmak anlamına gelmiyor ve ayrıca zaman anomalisi durumu da var.
S: (L) Yani dünyadışı varlıklar gerçekten de dünyadaki birini telefonla arayabilirler? [Kahkahalar]
C: Evet.
S: (Perceval) Ama o kişi gelen aramayı o arama yapıldıktan önce veya sonra alabilir! (L) Evet, dün alacak gibi.
C: Onun gibi birşey.
S: (Chu) Şimdi konuyla ilgili haberleri susturabilirler ama bu konuda birşeyler uydurmaları gerekecek. (L) Sadece görmezden gelecekler. Her türlü şeyin insanların zihninden tamamen kaybolmasını sağlayan o büyük görmezden gelme taktiği. (Perceval) Evet. Hiçbir şey olmamış gibi. O şekilde kaybolan ve hiç bulunamayan yaklaşık 50 uçak var. (Chu) Ama uçaktakilerin ailelerinin açlık grevine falan başlayacakları söyleniyordu. (Perceval) Haberlerde o insanlara yer verilmezse kimse bunu bilmez. (L) Evet, haberlere çıkamadıktan sonra bu yaptıkları ne işe yarar ki? Facebook ve Twitter. (Andromeda) Bu türde daha çok olay görecek miyiz?
C: Oo, evet!!!
S: (Mr. Scott) Müthiş! (Perceval) Pentagon'un kaybolma ihtimali var mı hiç?
C: Onun farklı bir kaderi var!
S: (Chu) Bir göktaşı mı?!
C: Bekle ve gör!
S: (L) Yani görecek miyiz? Gördüğümüz şeyden HOŞLANACAK MIYIZ?
C: Muhtemelen.
S: (L) Pekala, pek çok insanın aklındaki soru şu sanırım: Vladimir Putin konusunda ne söyleyeceksiniz?
C: Mükemmel değil ama şu anda ve mevcut durumda gezegeninizin sahip olduğu en iyisi.
S: (L) Yani bir psikopat değil?
C: Hayır.
S: (Perceval) Ona emir veren herhangi biri var mı? Şu anda yapmakta olduğu doğrudan bir kontrol altında mı yapıyor?
C: Kastettiğin manada değil ama vicdan anlamında, evet.
S: (Ark) Sanırım burada değerli olan şey, doğru bir danışman takımına sahip olması. Danışmanların olduğunda, danışmanların akıllı ve bilgili olduğunda, belirli alanlarda uzman olduklarında "Bunu yaparsan sonuç şu olacaktır, o nedenle benim tavsiyem şudur..." gibisinden tavsiyelerde bulunan danışmanlar.
C: Gerçekten de Rusya'da Batılılar için hayal etmesi güç bir zorlu gerçeklik okulunda dersler almış olan pek çokları var. En önemlisi de, genel anlamda daha eğitimli olmaları.
S: (PoB) Putin'in suikaste uğrama ihtimali yüksek mi?
C: O ihtimal her zaman var ama boşuna KGB olmadı.
----------------------------------------------------------------------
Baştan EM nin yani elektriğin var oluş genelinde etken olduğunu ve yoğunluklar arası kaybolan bir zihinsel fenomen olmadığını anlamaktayız, zaman anomalisi gerçeğinde telefon çalma işleri,

Danışmanları yani kıymetli yetişmiş bu tip yardımcıları olan liderlerin onların sözünü dinlemesi ve vicdanının devrede olacağı bir karar verme mekanizmasında BH yönlü ancak denge ve KH oluşmasının da farkında olarak işlemlere yönelmesi arzu edilen ve onaylanan bir tavır,

Uzun bir cümle ama söylemek istediklerimi betimliyor,

Bir çok despot her konuda kendini yeterli ve uzman olduğunu düşünür ve bu subjektivite ile emrindekileri, ülkeleri uçuruma doğru sürükleyen bir hale getirir,

Örnekler yakınımızda,

Askerliğim ve diğer mesleğimi uygularken buna çok önem verirdim ,yani bir karar alırken emir vermeden evvel etrafın ne söylediğine bakmak, onları kim olurlarsa olsunlar rütbeleri falan aldırmadan bilmediğim bir konuda bilgililerse dinler ve uygulardım,

Sahne Gaziemirde bir askeri birlik ve ben komutanım ,görevim askerlik eğitimi vermek yanında şöför de yetiştirmek ve eğitim alanında mustakil bir dersane yapma arzusundayım ,

Yüzlerce eğitim aracının park yeri arkasında üst komutanın Foça komando okulundaki arkadaşı bir komutandan  eğitim olarak Almanlar tarafından dikilmiş olan ve sökerek kendisine yani bana hediye ettiği kalın H şeklindeki demir putrellere bakıyorum bunlardan nasıl bir dersane yapımı için faydalanabilirim ve mühendislik tarafım da o zamanlar fazla yok,

Acemi erlerden biri yanıma yaklaştı ne var bakışlarıma komutanım sizi anlıyorum dersane yapmak istiyorsunuz bunlardan işe başlayabiliriz nasıl, soruma ,

Ben kaynak ustasyım ve ağabeyim sivilde hemen yakındaki kasabada bir tamirhanede çalışıyor ondan bu putrelleri kesecek şalome (bu iş için özel kaynak makinası ucu) alıp size göstereyim dedi komuta jeepini verdim ağabeyinden o şalomeyi aldı ve  o putrellerden iki T bir lama (düz) demir parça çıkarttı ,

Ben hayretle bu olanlara bakarken o işine devam etti ve bizim dersanenin A tipi yapabileceğimiz çatı ana maddeleri önümde oluştu,

Sonra eldeki imkanları ile bu çatı malzemelerini kullanıp 150 m  boyunda şirin bir dersane yaptık,

Yaptık diyorum bütün mühendislik ve inşaat işlerine böylece daldım ve sonra As .ayrılıp diğer mesleği uygularken müteahit mimar bir dostumun yardımları ile ve sonunda onun da ayrılması ile inşaat usta ve işçileri ile başbaşa kalıp 42 dairelik bir kooperatifi idare edip bitirdim şimdi insanlar o evlerde yaşıyor,

Bu anlattıklarım egosal olarak kendimizi hadsiz olarak bahsettiğim lider pozlarda değil özellikle bazı işleri yaparken mesela askerken bu kıdem ve rütbe işleri mekanik olarak kişiyi otomatik geçici lider haline getiriyor, mevcut bazı işleri yürütebilmek için bu sistemin içinde var oluyor mecbur oluyorsunuz, yardımcılarınız sizin bilemediği konularda kompedan ise onları dinlemek ve önlerini açmak yapılacak işleri başarıya doğru götürür,

O zamanlar ve her zaman Ziya paşanın şu Terkibi bent ten sıralaması aklımdan çıkmaz,

"Bed asla necabet mi verir hiç üniforma
Zerdüz palan vursan eşek yine eşektir."

Tercümesi,
Kötü soya üniforma hiç asalet verir mi ,
Altından semer koysan eşek yine eşektir,

Veya Hacı Bektaşın o meşhur tekerlemesi,
"Keramet baştadır taçda değil,"

Defalarca Putin anlatıyoruz ,sanki çok mükemmel bir lider imiş gibi ama emperyalist KH idareci kafalar yanında (beraber değil yani onlar gibi anlaşılmaması manasında ) şu anda mevcudun dünya içinde en iyisi, üst yoğunluğa açık vicdanını izliyor,

"C: Gerçekten de Rusya'da Batılılar için hayal etmesi güç bir zorlu gerçeklik okulunda dersler almış olan pek çokları var. En önemlisi de, genel anlamda daha eğitimli olmaları."

Ara..


bozadi

#1274
Afyon civarında sen de sıradışı bir deneyim yaşadığından bahsedince Tgur, aklıma orada belki sıradışı bir "elektromanyetik" durum olabileceği ihtimali geldi. Belki sürekli, belki zaman zaman etkinleşen bir durum olabilir. Tabi tesadüfi de olabilir ama bahsi geçen videoda, soru sorulan kişinin "buralarda ufo'lar/ışıklar gören, anormal şeyler yaşayan insanlar oluyor" gibi bir cevap vermesi de bu ihtimali destekliyor gibi.