Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 9 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#1230
Ayrıca ilgili celseye baktım 10.Şubat.2018 Bozadinin o celsede bir notu var ,ama geliştirilememiş arkadaşın fazla vakti yok dünyasal işi gücü arasında pek tabiidir ki fırsat bulamamış, notunu belirteyim,

["ekstra ahlaki tat alıcılar" meselesi, Binici-Fil benzetmesiyle ilgili olarak celsede bahsi geçen Jonathan Haidt adlı şahsın kullandığı "ahlaki tat alıcılar" (ideal çevirisi bu mu, bilmiyorum) kavramıyla ilgili görünüyor. Bir örnek: http://www.theemotionmachine.com/6-moral-taste-buds-that-shape-our-morality/ Müsait vaktimde inceleyip görüş bildirmek isterim.]

İşaret ettiği sitelerdeki kavramlar pozitif yönde olan düşüncelerin aşırılığı hakkında  sonuçları inceleyen bir site
Zaten aktarımda olay bu yönü ile izah ediliyor,

Yani radikal solcular ki sol ve sosyal eşitlik peşinde koşmak pozitif bir yoldur, işte ahlaki "zevk alıcıların" bu konudaki aşırılığı ve getireceği neticeler hakkında bir dialog,

"S: (Pierre) Gerçek Samiler, ekstra ahlaki tat alıcılara mı sahip?
C: Evet
S: (Pierre) Biliyordum!
(Joe) Yani bu radikal sol ideolojinin Batı toplumunda gerçekten aşırı bir noktaya gideceğini mi söylüyorlar?
C: Naziler gibi, deneyecekler.
S: (Pierre) Peki başaracaklar mı? (Joe) Açık! (Pierre) Bir afet onları durduracak.
(Joe) Nazileri durduran bir afet değildi. Rusya Anaydı.
C: Bekleyin ve görün!"



bozadi

#1231
İngilizcede "moral taste buds" olarak geçen, benim celsede "ahlaki tat alıcılar" diye çevirdiğim ama birebir çevrilecek olursa "ahlaki tat tomurcukları" denebilecek bu kavram, görebildiğim kadarıyla esas olarak Jonathan Haidt adlı bir sosyal psikolog tarafından kullanılmış ("ahlaki temeller kuramı" ile ilişkili başka isimler de var), çünkü google'da İngilizce kavramı arattığım zaman en başta ve özellikle bu şahsın adı karşıma çıkıyor.

Fizyolojik olarak "tat tomurcuğu", dilde farklı tatları almaya yarayan küçük yapılara verilen isimmiş. Haidh "ahlaki tat alıcılar" diye bir benzetme kullanarak, birkaç başka yazarla birlikte "ahlaki temeller kuramı" diye bir teori geliştirmiş. "The Righteous Mind: Why Good People are Divided by Politics and Religion" (Ahlaki Zihin: Politika ve Din İyi İnsanları Neden Bölüyor) diye önemli bir kitap yazmış.

Yukarıda belirtilen kuramı Türkçe olarak arattığınız zaman açıklayıcı bazı Türkçe metinler de bulunabiliyor ama ben şu İngilizce sayfayı ve Google çevirisini önermek istiyorum:

İngilizce: https://highexistence.com/how-jonathan-haidts-6-moral-tastebuds-can-heal-a-divided-world/

Google çevirisi: https://highexistence-com.translate.goog/how-jonathan-haidts-6-moral-tastebuds-can-heal-a-divided-world/?_x_tr_sl=auto&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=wapp

Makalenin sonuç kısmında şunlar söylenmiş (google çevirisi):


Alıntı Yap
Sonuç: Kabileciliğin Üstesinden Gelmek

Kabilecilik -"insanların kendi kabilelerine veya sosyal gruplarına (aşırı derecede) sadık oldukları bir düşünce veya davranış biçimi"- insan topluluklarında derin köklere sahiptir. Uzun tarihimizde, yalnız kurtların çoğu, yavrularına bakmayı, hayatta kalma kapasitesine zar zor sahipti. Bizler büyük ölçüde, hayatta kalmak için topluluğun gücünü kullanabilen başarılı kabileler oluşturan ataların çocuklarıyız. İstatistiksel olarak, bir kabile ne kadar uyumluysa, kıt kaynakları kullanma ve tehditleri savuşturma olasılığı o kadar yüksekti.

Bugün varlığımızı insanın kabilecilik kapasitesine borçluyuz, ancak aşırı seviyelerde kabilecilik kötüleşiyor . İnsanlar, kabilelerine, diğer kabilelerle aralarını bozan mutlak bir inanç yerleştirmeye başlarlar. Kabilelerine olan güvenleri mutlaksa, insanlar değerlerini korumak veya uygulamak için vahşet işlemeye istekli hale gelirler. Siyasi kutuplaşma, insanlar yeni, çelişkili bilgiler karşısında bile partilerine bağlılık sözü vermeye başladığında gerçekleşir. Siyasi sağ ve sol uçlardaki insanlar da aşırı derecede vokal olma eğilimindedir ve bu kabile liderleri, çok daha büyük orta kesimin yalnızca iki seçeneği varmış gibi görünmesini sağlar.

İnsanlığın karşılaştığı çatışma ve sorunların çoğu, kabileciliği bırakamama ve ahlakımızdaki ortak zemini göremememizden kaynaklanmaktadır. Siyaset, din ve diğer alanlardaki karşıt görüşlerin köklerini anlayarak tabu sayılan konular hakkında yapıcı konuşmalar yapmaya başlayabiliriz. İyi insanların dünyayı tamamen farklı şekillerde görmelerinin tamamen mümkün olduğunu anlayabiliriz. Sosyal, ekonomik ve küresel sorunlara uygulanabilir çözümler bulmamızı çok zorlaştıran duygusal ve kabilesel kilitlenmeden kurtulabiliriz.

2000+ yıl önce, İsa Mesih, "Kendi içinde bölünmüş bir ev ayakta kalamaz" dedi.  Pek çok yönden oldukça ilerlemiş olsak da, insanlığın kendisi henüz bölünmüş bir ev gibi görünüyor ve sonunda, bölünmelerimizi iyileştiremezsek artık ayakta kalamayacağız. Ahlaki Temeller Teorisi ve Haidt'in çalışmaları bize bir çıkış yolu sunuyor - sığ, tepkisel kabileciliği aşmak için bölünmemizin derin biyolojik ve kültürel nedenlerini anlamanın bir yolu. Alçakgönüllülükle, dünyadaki her insanın  The Righteous Mind'ı  okumasının ve fikirlerini kalpten almasının iyi olacağını kabul ediyorum. Geleceğimiz, içerdiği dersleri anlama konusundaki kolektif yeteneğimize bağlı olabilir.


bozadi

#1232
Celsede "Gerçek Samilerin" ahlaki olarak insanların geri kalanından daha gelişkin oldukları kastediliyor gibi görünüyor.

bozadi

#1233
Haidt'in teorisinde dikkat çeken başlıca hususlardan biri şu: Eğer yapay ideolojik bölünmeleri bir kenara bırakıp herkes için ortak olan ve gayet basit olan gerçek iyilik, gerçek ahlak doğrultusunda işbirliği yapamazsak, sonumuz iyi değil.

memed

#1234
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Celsede "Gerçek Samilerin" ahlaki olarak insanların geri kalanından daha gelişkin oldukları kastediliyor gibi görünüyor.

------------------------------------------------------

Ben de öyle anladım.

Tgur

#1235
memed, ilgi bahsinde sorduğunuz sorular ve konuları çözmek için yaptığınız gayretiniz beni aralıklarla vereceğim diye aklıma koyduğum çalışmalarımın bir kısmını beklemeden verme durumuna soktu,

Topyekün çabamız bilgileri oturtmak ve okurken atladığımız bölümlerden gerçeği yakalamak olduğunu fark etmiş bir dostumuzsunuz,bu maksatlarla bıktırıcı tekrarlar yaptığımın farkındayım,ancak sizin çekim konusuna yeni geldiğinizi sanıyorum ve belki soracağınız veya izah edeceğiniz faaliyetlerle bu bilgi anaforuna yardımcı olacaksınız , bu maksatla uzatmadan ,

YORUMLAR XVI

S: (A) Şimdi teknik soru: Fizik haberlerinde, bilimadamlarının gözlemleri sırasında, şu anda Dünya'dan 70 AU uzakta olan Pioneer 10'un yörüngesinde Güneş'e doğru uzun menzilli bir hızlanma keşfettikleri bildirildi ve bunu açıklayamıyorlar. Bunun çekim teorisindeki bir yanlışlığı gösteriyor olabileceği, yeni bir teorinin gerekiyor olabileceği iddia ediliyor. Pioneer 10'un bu beklenmedik davranışının nedeni nedir? 
C: Dalga yayımı. 
S: (A) Nereden? 
C: Kozmik enerji sizin yanlış tanımladığınız parçacıklardan oluşuyor. 
S: (L) Ne gibi? 
C: Ne "gibi" değil, "neyin." 
S: (L) Peki neyin parçacıkları? 
C: Parçacıklar... ? 
S: (L) Takyonlar mı? 
C: Arkadiusz lütfen! 
S: (L) Tamam, çenemi kapatacağım.
C: Bilimadamlarınız madde-antimadde matrisi hakkında ne düşünüyor? 
S: (A) Şimdi beni başka bir yöne yöneltiyorsunuz. Pioneer 10'un yörüngesindeki anormallikleri sordum ve siz madde ve antimaddeden bahsediyorsunuz. Konu Pioneer 10'un Güneş'e doğru olan hızlanması. 
C: Güneş'e doğru, Güneş'ten değil... 
S: (A) Bu konu ile bahsettiğiniz matris arasında hiçbir ilişki görmüyorum...
C: Evet, şimdi insanların neden "Ne?!?" olduğunu anlıyoruz.
S: (A) Tamam, bunun üzerinde düşüneceğim ve çözmeye çalışacağım. 
C: Hayır, bu kadar kolay bir şekilde kaçmayacaksın! Biz seni düşündürmeye çalışıyoruz ama sen yaklaşmıyorsun bile! 
S: (A) Tamam, bu "matris" sözcüğünü sürekli olarak kullanıyorsunuz. "Matris"in tam olarak ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum. 
C: Mükemmel bir şekilde simetrik, üç boyutlu bir paralelogram düşün.
S: (A) Bir küp.
C: Evet, şimdi bunu 4 boyuta çevir ve işte sana madde-antimadde matrisinin matematiksel bir sunumu. 
S: (A) Matematikte matristen anladığımız şey, içinde rakamlar konan yuvalar olan bir küp. Bu küpe kaç yuva koyuyoruz?
C: Phi veya sonsuz bir sayı koymayı dene. (ç.n.: "phi" = "fi sayısı")
S: (A) Yuvaların sayısının bir, iki veya üç gibi bir tam sayı olması gerekiyor, phi gibi kesirli bir sayı değil.
C: Dört boyutlu Arkadiusz, 4'üncü yoğunluk, anlıyor musun?
S: (A) Tamam, bunun hakkında düşüneceğim. 
C: Hayır, düşünmeyeceksin. 13'ün kare kökü nedir? 
S: (A) 13'ün kare kökünü sorarken, kesirli bir sayıya ulaşmamı mı istiyorsunuz?
C: Evet, yeni başlayanlar için eğlenceli olur.
S: (A) Tamam, 13'ün kare kökü 3.6005551275. Herhangi özel birşey görüyor muyum? Hayır. Ama iyi bir başlangıç. Tamam. 13'ün kare kökünün özelliği nedir? Örneğin 17'nin kare kökünden farkı nedir? (ç.n.: verilen sayıda geçen iki sıfırdan biri fazla. Muhtemelen celsenin yazıya geçirilmesi sırasında yapılmış bir yazım hatası.) 
C: Phi'nin nümerik değeriyle karşılaştır. 
S: (A) Sanırım phi bir artı beşin kare kökü bölü ikiydi. Bu da 1.610833989 yapıyor. Şimdi karşılaştırma. Bu sayılar arasında herhangi belirli bir ilişki görmüyorum. 
C: Çıkar... 
S: (A) Tamam, çıkarıyorum ve sonuç 1.982521138 diye devam ediyor. Bu sayıyla ilgili de özel birşey görmüyorum.
C: Şimdi tek yapman gereken matrisini nümerik olarak uyuşturabilmek...
S: (L) Bu sayıları kullanarak mı?
 C: Evet. 
S: (L) "Uzlaştırmak" kelimesinden kastınız nedir?
C: Siz bu kelimeyi kullandığınızda kastınız nedir?
S: (L) Bu üç sayı üç boyutu mu teşkil ediyor?
C: Bu sayılarla oynayın ve ne bulabileceğinize bakın. Rubik küpünden daha iyi olacak. 
S: (A) Tamam, bu sayılarla oynayacağım. Nasıl oynamam gerektiği net değil, ama evet, oynayacağım... 
C: Bilgisayar. 
S: (L) Bilgisayarda oyna.
-------------------------------------------------------------------

Arkadiusz ki topluma sonradan katıldı, çok ünlü ve fizik dünyasında namı geçen bir kişi ,K.larla yaptığı bu karşılıklı çalışmada  bilinçsel olarak bir yere doğru sevk ediliyor ama o başlangıç zamanlarında evrensel konuları dünyasal matematikle bağdaştırma merakı olduğundan anladığım kadarı ile konuyu o anda çözemiyor,

Biz mi çözeceğiz ,hayır bu fizik dehasının tırnağı bile olamayız ama K lisanına biraz yatkınlaştığımızdan veya bilinç üstüne kolayca çıkma paratikleri yapabildiğimizden (sağolsun enerjiyi taşıyanlar) bazı var sayımlarımızı sergileyebiliyoruz tabii her zaman hata payının olacağını kabul ederek,

"C: Evet, şimdi bunu 4 boyuta çevir ve işte sana madde-antimadde matrisinin matematiksel bir sunumu."

Anti maddeyi fiziksel somut donelerinin hiçbir yerine oturtamazsınız tamamen soyut ve kabule bağlı bir bilinç gerek, 

K.lar Ark.a bu anti maddeyi tarif için adeta çırpınıyorlar ,yani maddenin tamamen antimaddeye pencereler ve bunun diğer yoğunluklarla ilgili daimi olan bağlantısını "çekim" konusunun burada dünyasal gravitasyon anlamı ve kabulü dışında o sayfalarca anlatılan özelliğini göz önüne getirerek bir bilinç mimarisi yapmaya çalışıyorlar,

Çok basitçe hatırlayalım veya ne anlattığımız anlaşılmıyorsa "çekim" konusunu şu işaret ettiğim pencereden (görülüyor ki biz de izahatlarımızda bol bol pencere kullanıyoruz,burada Windovs'a teşekkür etmek lazım) anlamaya çalışıp onun maddeyle anti madde arasında yapıştırıcı bir bağ olduğunu idrak etmek, kabul etmek gerek,

Yalnız aktarımlar çok uzundur K.da çekim nerede geçiyorsa almışım ,bu zahmete girmek istemeyenler baştaki özeti okuyup bırakabilirler,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=29#25992

Bu hususu özellikle not ederken, pencerelerin, bulunmuş veya keşfedilmiş  oracıkta durup bekleyen varoluşun tabii yapısında olan sevgi/bilgi/ışık tan başka bir şey olmayan bölümüne alma verme şeklindeki ulaşım için olduğunu anlayabiliyor muyuz,

Anlayamıyorsak fiziki kabullerin dışında oluşan her şeyin takıntılı bir zihin dışına çıkanları da kabul eden bir inancı sorgulamak özümsemek gerekli olduğu üzerine çalışmak gerekli zira Newtonla kalıplaşmış vaz geçilmez gerçekler gibi  görülen fizik kaideleri ve anlayışı zaman gelmiş kuantum ve atom altlarını inceleyen fizik tarafından terk edilmeye başlanmıştır,

Bu yönden dördüncü boyutu izah ederken bahsedilen matris içine sonsuzluk veya sonsuzluk dışı (zira o da bir sınırı tanımlıyor adeta ona da bir sınır gelecek beklentisi koyuyoruz) içeren ve kişinin bilincini madde algılarının dışına çıkarabilen rakamlarla oynanması istenmiş,

Yani simya ebced hesabı veya diğer rakamsal gizemlerle uğraşan dostları takdir ile belirtmek lazım ruhsal bilgilere açılan kapının eşiğini geçirtecek çok önemli uğraşılar, ama takıntılı kalmadan, eşiği geçip yola devam gerekli,

----------------------------------------------------------------------
S: (A) 13'ün karekökü ile phi sayısı arasında bir ilişki aradım ama bulamadım. Sorum şu: 13'ün karekökü derken, olağan bir karekökü mü kastettiniz, yoksa bu p-adic sayı alanlarından birini kullanarak mı? 
C: İkincisi.
S: (A) Ama hesap makinesini alıp on üçün olağan karekökünü hesaplarken beni durdurmadınız. Bu olağan karekökten phi sayısını çıkarmamı söylediniz. Eğer dediğiniz gibi bu sıradan bir karekök değilse, neden yanlış bir sayıyla bir çıkarma işlemi yapmamı istediniz? 
C: "Yanlış" sayıyla çıkarma işlemi yapmanı istemedik. Ayrıca yapman gerekeni yaptın; düşündün!! Bu arayış senin için. Baş kanalımız zayıflıyor ve yoruluyor, o yüzden şimdi gitmemiz gerekiyor!
------------------------------------------------------------------------
Bu bölümde ise konu devam ediyor Arkadiuzs un bilinçsel eğitilmesi ile beraber toptan izleyenlerin ,ilgilenenlerin düşünsel maceralarındaki körü körüne bir yerlere takılma itkisinin parçalanmasını görüyoruz,

Yanlışa baştan ses çıkarmıyorlar ama konu muhatap olanın düşünce yoluyla elde ettiği unsurların sonradan sadeleşmesini ve gerçeğe yönelmesini adeta kendi gayretinin neticesinde elde etmiş gibi bir özelliğe sokuyorlar,

Daha açıkçası konuları insanlarca bilinmeyen ve KH tarafından da çarpıtılmış bilgilerin içinden saf ve gerçek olanlarının ne olduğunu kendi başlarına bulmasını sağlıyorlar, aksi olursa yani her şeyi bütün detayları ile verirsek sizin çalışmalarınızdaki dersler yoluyla idrak işini toptan devreden çıkarıp özgür iradenize müdahalede bulunmuş oluyoruz demekteler, hem de bir çok defa,

Buradaki P-adic sayıları denen Ark ın ilişki kurup bilgi alış verişlerinde olduğu bir Finli matematikçinin önerdiği matematik türü, K.lar üzerinde çalışmasını onaylamışlardı o bölümleri atladım aktarmadım ,bizim bilgimizin dışında ancak felsefe ile matematiği uyumlandıracak özellikte imiş,

Felsefe ile matematiğin bu ilişkisi üzerinde durunca, yani biraz düşününce , matematik neticeyi bulmak için bir çok yolu önerir ve bir denklem veya rakamlar gurubunun oynayışlarında kişiyi takıntılı bırakmaz ,ne demek ,

İki ile ikinin toplamı dört eder ama biz bunu bulmak için birkaç yolu kullanabiliriz ,yollar çeşitli, dört tane biri ardı ardına koyup toplayarak iki ile ikiyi çarparak ,üç ile biri toplayarak ilh..
Bunların yanında 2-2= 0 ,bu denklemdeki sıfır üzerinden akıl yürütürsek sol taraf maddede olanlar ve halleri eşitten sonraki sağ taraf anti maddeyi tarif eder ,maddenin anti maddeyle beraberliği ve dansı,

Matematiksel buluntuları ortaya sermek için bir çok düzenek icat edilmiştir veya aynı neticeye ulaşmak için bir çok yolu öneren matematiksel usuller var,

Abaküs , logaritma cetveli ,Çin matematiği, Hint matematiği(ulbas#363;tra), Japon matematiği v.s.
Ve daha derin incelemek isteyenlere Platon ve felsefecilerin matematiği üzerine,

https://dusundurensozler.blogspot.com/2009/09/platonun-matematigi.html

--------------------------------------------------------------------
C: Hayat dindir. 
S: (L) Bu ne anlama geliyor? 
C: Yaşam deneyimleri kişinin Tanrı'yla etkileşimini yansıtır. Uykuda olanlar, yaratılışla etkileşimleri konusunda çok az inanca sahiptir. Bazıları dünyanın hakkından gelmeleri, görmezden gelmeleri, susturmaları ya da sona erdirmeleri gereken birşey olduğunu düşünüyor. O bireyler için dünyalar sona erecek. Hayata ne veriyorlarsa tam da o olacaklar. "Geçmişteki" bir hayal olacaklar. Objektif realiteye her yönüyle sıkı bir ilgi gösterenler "Geleceğin" gerçekliği olacaklar. 
S: (L) JN ile yaşadığımız son olaya dair birkaç sorum var. Görünüşe göre olan biteni benim duyduğumdan farklı bir şekilde duymuş ve onun yazdığı şeyleri okurken kastettiği şeyi doğru temsil etmeyen bir perspektifle bakmışım. Bana demişti ki: "Karmaşaya dikkat etmiyorsun, sadece buraya yapmaya geldiğin şeyi yapıyorsun." Ben bunu tamamen farklı bir anlamda anladım. Onun bakış açısıyla "etraftaki karmaşaya dikkat etmemek ve yapmaya geldiğin şeyi yapmak" dünyayı yenerek ve görmezden gelerek "yükselmenin" yollarını ve araçlarını keşfetmek anlamına geliyormuş aslında. Bana göre ise "karmaşaya dikkat etmemek", olan bitene çok dikkat etmek ama kafanın karışmasına izin vermemek, karmaşanın ortasında gerçekliği görmek anlamına geliyor. (AM) Bir insanın karşılaştığı herhangi yeni bir bilgi, o bilginin gerçekliğiyle uzlaşana kadar karmaşaya neden olabilir. (L) Görünüşe göre burada önemli olan olayın "karmaşa" yönü üzerinde durmamak, karmaşanın içinde gömülü olan bilgiyi öğrenmeye konsantre olmak. Öğrenmen gereken şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmak. JN'nin fikrine göre eğer birşey karmaşaya neden oluyorsa, ona ilgini TAMAMEN kesmelisin, herhangi bir yönüne dikkatini harcamamalısın, sadece huzurlu hissetmeye konsantre olmalısın. Whitley Strieber'in söylediği şey de aynıydı: "Sahip olabileceğin tek özgürlük senin içinde." Sanırım K'lerin açılıştaki sözlerine neden olan şey, bu konu üzerinde kafa yormakta oluşumdu. O açıklamanız kafamda bu konuyla ilgili meselelere bir yanıt mıydı?
C: Aşağı yukarı.
S: (L) Üzerinde düşünmekte olduğum bir diğer şey, ruhsal olarak gelişmek için bir tür keşiş hayatına çekilmen gerektiği fikri. Benim gözlemlediğim şey şu ki, dünya tam da varoluş derslerinin öğrenilmesi için gereken şey. Ruhsal olmak için bir manastıra çekilmesi, meditasyon yapması, şu veya bu "ruhsal uygulamayı" yapması gerektiğini düşünenler Tanrıyla ve hayal edilebilen yaradılışla en büyük etkileşimden uzaklaşıyorlar. Büyük bir nimeti geri tepiyorlar. Dünyada yaşayarak ve herşeyin içindeki ruhu görmeye çalışarak başarılabilecek olanlar, hiçbir saptırmanın olmadığı, hiçbir denge ve kavrayış testinin olmadığı bir manastıra çekilerek başarılabileceklerden çok daha fazla. Dünyada olmak ve "ruhu" görüp deneyimleyebilmek bence çoğu insanın farkına vardığından daha dini birşey. Gerçek dünya uyduğumuz yerdir. Doğduğumuz yerdir. Eğer bu dersten kaçmaya çalışırsak, tekrar tekrar geri dönmemiz gerekir. (A) Belki de bu gerçekten onların dünyasıdır? Bir manastıra kaçarak veya dünyayı görmezden gelmek onlar için gerçekten de doğru olan şeydir. (AJ) Ama burada mesele, etrafımızdaki dünyayı anlamayı öğrenmeye çalışıp çalışmadığımız. Bazı insanlar dünyayı anlamayı umursamıyor. "Dünyayı umursamamak en güzeli. Bu sizin işiniz. Biz görmezden gelmek istiyoruz." diyorlar resmen. (L) Ve geçmişin bir anısı, primal madde oluyorlar ve döngüye baştan başlıyorlar. Bu alemde olmamız, buraya uyduğumuz anlamına geliyor. Ve öyle görünüyor ki bir sonraki seviyeye ulaşmanın tek yolu büyümek. Ve bu da büyüme aracının tam olarak kavranması, dünyanın kavranması, olduğun yerde nasıl ruhsal olunacağının öğrenilmesi anlamına geliyor. Kendini nerede bulduysan orada büyümek ama her zaman ışığa doğru.
C: Yuva kalbin olduğu yerdir. 
S: (AM) Yakın gelecekte başka bir ülkeye taşınmak fiziksel varlığım için hayati bir öneme sahip mi? 
C: Bedende olmak hiç "hayati" değil. Ama bu alemde görevi olanlar için fiziksel aracı korumak oldukça faydalı. Dolayısıyla, eğer kişi insanlığa karşı sorumluluk gömleğini giymeyi kabul ediyorsa, görev tamamlanana kadar fiziksel aracı korumak oldukça faydalıdır. Mevcut durumda bunun ihtimali ABD dışında daha yüksek olacaktır.
-------------------------------------------------------------
"Yuva kalbin olduğu yerdir,"

Kalbi bu dünyasal kalıp içinde taşımaktaysak yukarıda anlatılan uzun uzun yorumlar yapılanları iyice benimsememiz gerek,

Sık sık eller ensede bu illüzyonu seyretmekten bahsediyorum ve gerçekten bazen etrafta olanlarla fazla etkilenmeyen bir durumda oluyorum ve bu şekilde bahsi geçen "hayat dindir" olayının dışına taşmış hissediyorum , ama hayır, olanlardan etkilenmemek konumunda anlatmak istediğim tamamen ilgisiz değilim ,sadece olumsuzluklar beni fazla incitmiyor eskisi gibi hayatımı karartmıyor algı programlarından birini seçiyorum,

Mesela evdeki veya yaşamı sürerken olan mekanik bir arıza bir olumsuzluk yaşamımı zorlaştırmıyor çözecek çareler veya kendimi teselli edecek yollar buluyorum beceremiyorsam unutma işinin engin tedavisine işi bırakıyorum,

Zira bulunduğumuz madde dünyasındaki işlerin mutlaka aksi yani negatif olaylarla ivme kazandığını ve bu şekilde olanın dersler manzumesinde bir yeri olabileceği ve benim şu anda onu idrak edemeyeceğim gibi ruhsal felsefik konular içinde mütalaa ediyorum,

Mesela sık sık kendimden bahsetmenin utanılacak ve gereksiz olduğu düşüncesi ile fazla iç alemimi ortaya dökmekte olduğumu hissedip yazdıklarımı hemen siliyorum ama bir bakıma bunun faydalı olabileceği fikri beni sarıyor,

Öyle ya demekteyim kendi kendime hayatta bir çok badireden geçmiş dersler almış ve almaya devam etmekte olan ileri yaşta bir dinazorum beni izleyenlerin içinde gençler çoğunlukta ve  yaşamlarına kalibratik değişiklikler yapacak konuda ve streslerini yok edecek hususlar yakalayabilirler,

Yalnız bu işi yaparken ne olursak olalım bizim de bir çok hatalı davranış veya tavsiyelerimiz , bozuk gelecek idraklerimiz olabilir bunları ayıklayacak maharette olabilmek derslerin en önemli unsurlarından biridir, unutulmamalı,
 
Hakkımda kötülük yapmak üzere kalkışanlara gereken cevapları verecek tedbirler alıyorum , ülkenin parasal durumdaki yozlaşmasına karşı bir şeyler yapma ,alış verişi lüzumsuz olaylardan sıyırma ,tasarruf yapma v.s. gibi tedbirler alıyorum,

Yuva kalptedir ama şu anda bu illüzyonun ortasındayız yaşamaktayız, zaten yanı başımda her bozuk ülkesel dünyasal harekette korku ve endişeler içinde olan ve beni dürterek uyaran eşim var, uçmaya başladığımda balonun iplerini aşağıya çekiyor pek havalanamıyorum..

Paraya önem vermem o verir, ne olacağız endişesi hep bilincindedir her rastladığımıza evrensel konulara girme bak nasıl çarpıldılar, gözlerden bu konuşmadan nasıl kurtulurum ifadelerini görüyor her halde, anlatmak istediğim karşıdakinin asırlardır saplandığı yalanlar dışında ve bunu alelade biri olan söylüyor, gözlerini ve ilgilerini benden kaçırmaya başlıyorlar,

Sonuçta bu rolleri benimseyen bir çift halinde geçecek hayat tasarlamışız ve birbirimize bu yönden söz verip bu aleme yuvarlanmışız, teşhisim bu,

Özetle etrafta olan maddeye bağlı insan insafsızlığı acımasızlığı ve  illüzyonunun  farkında gibi olan ve o gerçeklik rolünü üstlenen o,
----------------------------------------------------------------

S: (L) Bu bana birşey hatırlattı! Neden sürekli mühendis ve bilgisayarcı tiplerle karşılaşıyoruz? (A) Bilgisayarcı tipler, açık: bir tek onlar vakit buluyor! [Gülüşmeler] (L) Bence K'ler mühendis gibi tiplere gerçekten çekici geliyor. (AJ) Polonya'da irkaç yıl boyunca aynı yerde ortay çıkan ekin çemberlerini sormak istiyorum. Son defasında insanlar kameralarını almış orada hazır bekliyorlardı. Bazı oluşumları ve geceleyin garip ışıkları çekmeyi başarmışlar. Pusula ibreleri hareket etmiş vs. Adamın bir tanesi bana mektup yazdı ve ekin çemberleri yapan gerçek bir UFO gördüklerini söyledi. (L) Herhangi somut cisimler çekmişler mi? (AJ) Sadece ışıklar. Tabi bu üç yıla yayılan bir fenomen ve bu süreçte bu ekin çemberlerinin aynı yöntemle yapıldığının bir garantisi yok. Soru şu: bu çemberleri kim yaptı? 
C: Bilinçli zihinlerinin bir başka seviyedeki "psişik" bir farkındalık itkisini mantıksallaştırmış olması, haklı oldukları anlamına gelmiyor. S: (L) Yani bu şahısların meydana gelen şeyle ilgili olarak başka bir seviyede psişik bir etki veya farkındalık deneyimlediklerini, bu nedenle birşeyin ortaya çıkmak üzere olduğuna dair bir ipucu sezdiklerini ve sonra da buna dair mantıksal bir açıklama türetmeye çalıştıklarını söylüyorsunuz, öyle mi? Ve bu mantıksallaştırma doğru olabilir de, olmayabilir de. Yani o farkındalığı deneyimlemeleri ve sonra da gökte ışıklar görmeleri, o ışıkların mutlaka UFO olduğu anlamına gelmiyor... 
C: Evet. 
S: (AJ) Anlamıyorum. Bu ekin çemberleri mevcut sonuçta. Bunları yapan birşey var. Nedir o?
C: Düşünceler.
S: (BT) Gözlemciler mi, başkası mı?
C: 6. Yoğunluk.
S: (AJ) UFO'lar da mı düşüncelerle yapılıyor?
C: Herşey öyle.
S: (AJ) Ama biz bazı düşüncelere madde diyoruz. Örneğin bu fincan bir madde. Ve bu fincanı üreten bir teknoloji var. Soru, bu ekin çemberlerinin yapımının ardında bir teknoloji olup olmadığı. 
C: Düşündüğün anlamda yok. 
S: (L) Sanırım buradaki problem, bu insanların ekin çemberleri yapılırken bazı ışıklar görmeleri neticesinde o çemberleri UFO'ların yaptığını ve o ışıkların UFO olduğunu varsaymaları. Mantıksallaştırma kısmı bu.
-------------------------------------------------------------
Bu tarif edemediğimiz bir olayı ortaya çıkaran önemli bir ifşa 6Ynin düşüncelerinin olan biteni yarattığı gerçeği ,

Ekin çemberlerinin oluşması ile ilgili insani düşünce ve neticelerin tamamen insanca psişik bir mantıksallaştırma olduğunun izahından sonra şu ana kadar neleri nelere bağladığımız insanca yapılan kabullerin bir anda yön değiştirmesi ,

Düşüncelerimizle tasarladığımız ve buldum dediğimiz şeylerin maddesel donelere bağlanmaktan başka yol bulamayan insanların bilinç yönünden biçareliği şu tanımlamaya bakalım,

"S: (AJ) Ama biz bazı düşüncelere madde diyoruz. Örneğin bu fincan bir madde. Ve bu fincanı üreten bir teknoloji var. Soru, bu ekin çemberlerinin yapımının ardında bir teknoloji olup olmadığı. 
C: Düşündüğün anlamda yok. "

Yani yaratım olayında biz şu ana kadar bildiklerimiz veya ona bağlı hayallerimiz dışında başka bir şeyler var ve biz ondan bilinç yönünden çok uzaklardayız,

Evet bir fincanı oluşturmak için dünyaca kullandığımız eritme ısıtma basınç altına tutma ve şekil vermek için yapılan bütün işlemleri bu "düşündüğümüz anlamda yok" ifadesinin içinde tanımlamalıyız, olay bunun dışında ve biz o raddelere gelmeden anlayamayacağız,

O raddeler dediğimiz bahsi geçen üst yoğunluklar ,burada kendinizi fazla zorlamayın üst yoğunluğa geçince anlayacaksınız ifadeleri, ancak şunu çok iyi biliyoruz ki o güç bizde ve açılması için madde hayatının benliğimizde DNA  mızda kurulmuş olan tuzak ve kilitlenmelerinden sıyrılmak gerekli,

Bunu şöyle tarif edelim , bizler bazı fauna elemanlarını ele geçirmek için tuzaklar kurup beklemiyor muyuz ve onların bilinçsizce bu tuzakları fark etmemelerini ,konuyu bilinç genişliği yönünden irdeleyip anlamaya çalışalım, ümitsizliğe kapılmayalım,

Diğer yandan bazı tuzak kurulmuş yakalanmak istenen hayvanların tuzağı fark edip yemi kapıp sıyrıldıklarını kurtulduklarını düşünün ve bu olağanüstü olayı bilgilenerek farkındalıkta yer kapmaya çalışan insanların da aklının şimdilik hiç ermediği ama ereceği ümidinin bilincine yerleştirmesi olarak alın,

Anlatmak istediğim olay bu varlık dediğimiz ve madde hayatında parçalı ruh olarak telakki ettiğimiz şu anda bu insan kalıbının içinde olanda, lütfen düşüncelerinizi monoteist tuzaklara sokmayın ve 7Y ni ne olduğunu hatırlayın,

İkaz ediyorum yine tekrarlar, dörtlüklerimle dolu ve uzunca..

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=39#28114


memed

#1236
bıktırıcı tekrarlar yaptığımın farkındayım demissiniz ama ben cidden her yazdıgınızı ve yorumlarken ki bakıs acınızı ilgiyle takip ediyorum.
Ve bu tarz konularda bir kaç kez okumak ,kendi adıma konusayım , bana yetmiyor .Her okuıdugumda daha farklı noktalara ulasıyorum.

Ark  celseleri kurtaran ve Laura nın cok yogun egosundan geriye BH ye ilerlemesini saglayan kişi oldu .
Laura Ark geldikten sonra birazcık kendine çeki düzen verdi . Celselerden birinde ARK ın daha bosanmadıgı karısının cinsel fantazilerini konu etmesi gercekten beni cılgına cevirmişti.
O yüzden bir fizikçi ve matematikcinin mutlak celselere katılma zorunlulugu ,konuları biraz daha BH ye kaydırdı diye düsünüyorum.Ki ilk basta ben de farklı düsünüyordum tüm celseleri okumadan önce.

bozadi

#1237
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed

 Ark  celseleri kurtaran ve Laura nın cok yogun egosundan geriye BH ye ilerlemesini saglayan kişi oldu .
Laura Ark geldikten sonra birazcık kendine çeki düzen verdi . Celselerden birinde ARK ın daha bosanmadıgı karısının cinsel fantazilerini konu etmesi gercekten beni cılgına cevirmişti.
O yüzden bir fizikçi ve matematikcinin mutlak celselere katılma zorunlulugu ,konuları biraz daha BH ye kaydırdı diye düsünüyorum.Ki ilk basta ben de farklı düsünüyordum tüm celseleri okumadan önce.
memed görüşüne saygı duyuyorum ama Laura'yı "gömmüşsün" gibi göründü bana. Ark'ın celselere bilimsel açıdan bazı katkıları olmuş olabilir ve bundan daha önemlisi, emin olmasam da, belki bilimsel objektiflikle bağlantılı, dengeleyici, BH niteliğinde bazı psişik katkıları olmuş olabilir. Celselerle bir bakıma bağlantılı, bir bakıma bunun dışında ve ötesinde, Laura'yı gerçekten seven, korunduğunu hissettiren, bütünleyen ve dolayısıyla psişik olarak sağlıklı işlev göstermesine çok yardımcı olan biri olabilir. Ark'ın celselerde çok değilse de Laura ve ekibi içinde aktif, sorgulayıcı ve faydalı bir etkisi olduğu şeklinde bir izlenimim var.

Ark'ın belki biraz da Laura ve ekibinin "bilimselci" çevrelere bakan bir tanıtım yüzü işlevi de olabilir. Yani bilim dünyası içinde olduğu halde sıradışı ve ruhsal konulara kapalı olmayan, açık zihinli tiplerle bağlantıları güçlendirici bir etkisi vardır muhtemelen.

Ama bu (önemli) hususlar dışında, ben şahsen celselerde Laura'nın varlığını, Ark'ın varlığıyla karşılaştırılamayacak düzeyde daha güçlü, daha coşkulu, daha sıcak buluyorum. Laura Kasyopya celselerinin ruhu, canı, herşeyi.

Ayrıca spiritüel kozmoloji, ufoloji ve tarih gibi celselerin belli başlı konularında Ark'ın Laura kadar ilgili ve bilgili olduğunu sanmıyorum.

Laura ile Ark arasında geçmiş yaşamlardan beri devam eden bağlantılar, ilişkiler olduğuna değinilmişti. Farklı yaşamlarda birbirleriyle ilişkilerinin, dayanışmalarının farklı yönleri yaşanmıştır. Ama mevcut enkarnasyonda, celseler ve bu celselerde paylaşılan belli başlı konular açısından düşünülecek olursa, Laura'nın "olmazsa olmaz"lığı, Ark'ınkinden çok daha yüksek gibi görünüyor bana. Ama işlerin arkaplanında farklı durumlar varsa, bilemem. Belki Ark Laura'nın "olmazsa olmaz"ıdır veya daha doğrusu karşılıklı olarak birbirleri için öyledirler, bilemiyorum. Ben sadece kendi sınırlı bakış açımdan, şimdiye kadar celseler yoluyla edindiğim bilgiler (potansiyel bilgiler) açısından düşününce, Ark'tan ziyade Laura'yı görüyorum karşımda, Kasyopyalılarla dans eden kişi olarak.


Tgur

#1238
memed,iltifatınıza çok teşekkür ederim,bu tip davranışlar şevk katıyor mutlu oluyorum,enerjinin alma verme sekansında daha doğrusu alıp başını gitmesinde bu tip olaylar beklenilen ivmeyi sağlıyor,

Ama maalesef Ark ve Laura konusundaki düşüncelerinize katılamıyorum,Bozadi nin anlattıklarına ben de imzamı koyarım,zaten bu son yorum bölümünün bazı yerlerinde Arkın sipiritüel anlayış moduna yapılan yorumlarım olduğunu görürsünüz ,

Neticede bu davranış ve Arkın celseler boyunca salt dünya bilimsel soru ve katılımlarına verilen cevaplar ve bazen Laura nın karışıp konuyu açıklamaya çalışması ortaya karışık ve ağdalı ama ruhsal/dünyasal özellikte bir öğreti ortaya koyuyor ve bu enfes bilgi ziyafeti izleyen bizlerin farkındalık kapımızı biraz daha açıyor,varsa takıntılarımızı dağıtıyor..


memed

#1239
1800  sayfa okudum . ilk 300 sayfa ya da 1998 e kadar gelen konular Laura nın cocukları sevgisilisi ,yeni sevgilisi ,yeni sevgilsinin eski karısı , köpekleri kedileri ,cevresi , alması gereken mülkler ,borsa paraları , yatırımlarının nereye gitmesi gerektiği , sırtının bacaklarının neden agrıdıgı ,kendi arakadasları vs vs vs vs  ,............................

Ben kılı kırkbesbin yararak bir cümle edinmek için gecemi gündüzüme katan bir insanım .
Kimseye bir şey sormadan söyleyemeden 5 yıl kimse tarafından desteklenmeden , insanlık için olduguna inandıgım bir sürecin içinde debelendim durdum.
1 bilgi verenin 40 yıl kölesi olurum düzleminde hayatımın herseyini ,bildiginiz herşeyimi ,saglıgım ailem param iş yerim arkadaslıklarım vs vs vs

6. boyuttan seslenişi hiçbir zaman yetke problemi yapmam .Çünkü ne ben bir kimsedeen üstünüm ne de bir kimseden aşşagıyım .

Ama  karsında 6. boyut varlıkları oldugunu iddia eden birileri var ve dünyaya bilgi getirmekle ilgileniyorlar.
Onlarca celsede tek bir tane insanlık için soru yok !

Ve C: ler yaklasık 25 kez , Laura bu senin celselerin anlıyoruz ama bu bilgiler dünya için artık bu kadar da KH ile ugrasma demelerine karsın.

Özür dilerim ,bir yerde bir teslik var ama anlamadım .

Belki de RA bilgilerinde aşırı BH oldugu için , o insanın basına agır bir şey geldi diye(intihar ) daha bencil ve egosu yüksek birini tercih etmiş olabilirler ya da benim bilmedigim bir şey olabilir .

Ama Laura karakter olarak BH den cok daha fazla  KH ,en azından benim için öyle.
Sadece cok cok üzüldüm . Sorulması gereken milyonlarca soru varken insanlık için ......

Neyse ki 1998 den sonra birazda C: lerin azarlarıyla birazcık kendine geldi . Yine de yazık ben ce .


bozadi

#1240
memed, kendinle ilgili yaşadığın ve içinden çıkmakta zorlandığın bir sıkıntının öfkesini Laura üzerinden kusmaya çalışıyormuşsun gibi bir algıya kapıldım.

Yaşadığın sorun her neyse, özellikle şu cümlenle bir şekilde bağlantılı gibi geldi bana:

Alıntı Yap
Kimseye bir şey sormadan söyleyemeden 5 yıl kimse tarafından desteklenmeden , insanlık için olduguna inandıgım bir sürecin içinde debelendim durdum.

Bu konuyu biraz açmak ister misin? Burada sindirmekte zorluk çektiğin bir haksızlık, bir kazıklanma veya aldatılmayla ilgili bir şikayetin var gibi geldi bana.

Sindiremediğin ağır bir kazık yemişsin ve bundan dolayı bilinçaltın öfke doluymuş gibi hissettim. Bu öfke, bu hazımsızlık neyin nesiyse, sana yanlış yaptığını, sana borçlu olduğunu düşündüğün birileriyle ilgili olabilir ama alacağını alamadığın (zararını tazmin ettiremediğin) için şu anda bunu Laura'dan almaya hakkın olan ama Laura'nın bencilliği yüzünden vermekte çok yetersiz kaldığı bilgiler şeklinde bir tema üzerinden yansıtarak ağır bir öfke kusma ihtiyacını gidermeye çalışıyormuşsun gibi...

Şu anda Laura konusunda eleştiri görüntüsü altında sergilemekte olduğun tavırda ağır "KH/ego" işaretleri var bence. Dediğim gibi bunun özellikle şiddetli bir öfkeyle ilgisi var gibi görünüyor ve bu da hazmedilememiş ağır bir kazık yeme veya belki daha ziyade bir aldatılma süreciyle bağlantılı olabilir gibi görünüyor bana.


memed

#1241
İşte bundan dolayı cok fazla konusmamak gerekiyor . Fazla anlatmamak gerekiyor .

Ben C. lerden aldıgım bilgiler için daha önce oldugu gibi teşekkür ederim .Laura bir şekilde bununla görevlendirildigi için de tesekkür ederim. Çok degerli bilgiler aldım .

Ama farkındaysanız yukarda ki hiçbir soruma yanıt vermediniz .

Bir insan 6 boyut varlıklarıyla konusurken ,onlardan bilgi alırken ,kendi sevgilisinin eski karısının fantazi dünyasını sorar mı ?

Hayatta en deger verdiğim şey , sorulan hiçbir soruyu geçiştirmemektir .Sorulan soruya yanıt veremeyip üstünden hızla gecis yapıp ,soruyu soran kişinin psikolojisi ile ilgileniyorsam , burda artık benim inançlarım devreye giriyordur . O konuda artık ben bilgi alamam .Çünkü blokajım devreye girmiştir ,görmek istemiyorumdur .

İzninizle ben bu konuyu kapatmak isterim .Sizlerin düsüncesine saygı duyuyorum ama  yıllarca RTE yi eleştirirken , O MAKAMA  gelmis bir insanın böyle şeyler yapmaması gerektiğini söylerken de buna benzer cok fazla tepki aldım. Hepinizin  '' tanrıları  ''  var !

Bu kadar kişselleşecegini bilseydim bu konuyu açmazdım .











bozadi

#1242
memed, Laura olmasaydı Kasyopya celseleri olmazdı. "Müteşekkirim" falan diyorsun ama Laura'ya karşı çok enteresan, ısrarlı bir çemkirme hali içindesin. Bu neyin hazımsızlığı? Bu nasıl teşekkür?

Ben de bu tartışmayı çok uzatmam istemem, sadece şunu söylemek isterim: Laura'nın BH eğiliminden gayet eminim, bunu insanlığa verdiği hizmetle kanıtlıyor ama senin eğilimlerin konusunda ne düşüneceğimden henüz pek emin olamıyorum. Sen insanlığa Laura'dan daha fazla hizmet ettiğini mi düşünüyorsun?

bozadi

#1243
K'lar Laura'nın varlığından ne kadar memnun olduklarını, onun (ekibiyle birlikte) varlığının insanlık için ne kadar değerli olduğunu söylüyor. Sen tutturmuşsun Laura şöyle bencil, böyle KH... Bizim celselere aşık olmamıza neden olan sayısız ve paha biçilmez bilgileri Laura başta olmak üzere çocukları o tabladan "harf harf" alıyor, inanılmaz enerji tüketici, yorucu bir süreç içinde. Geçmişte çektiği bir sürü ekonomik yokluğa, psişik saldırılara, ve 3y KH düzleminden saldırılara katlanarak. Ve sen ortaya konan bunca emeği, bunca paha biçilmez bilgiyi, eserleri terazinin bir kefesine koyuyorsun, diğer kefesine de Laura'nın şahsi hayatıyla ilgili ama kendisi için önemli olan ve aslında okuyan herkes için de bir "bilgi ve rehberlik" teşkil edebilecek bazı soru-cevapları terazinin diğer kefesine koyuyorsun ve senin için terazinin "kişisel sorular" kefesi mi ağır basıyor Laura'yı değerlendirirken?!! Eğer burada bir ego, bir KH'lik arıyorsan Laura'da değil, kendinde aramalısın bence.

memed

#1244
Bu konuyu biraz açmak ister misin? Burada sindirmekte zorluk çektiğin bir haksızlık, bir kazıklanma veya aldatılmayla ilgili bir şikayetin var gibi geldi bana.

Sindiremediğin ağır bir kazık yemişsin ve bundan dolayı bilinçaltın öfke doluymuş gibi hissettim. Bu öfke, bu hazımsızlık neyin nesiyse, sana yanlış yaptığını, sana borçlu olduğunu düşündüğün birileriyle ilgili olabilir ama alacağını alamadığın (zararını tazmin ettiremediğin) için şu anda bunu Laura'dan almaya hakkın olan ama Laura'nın bencilliği yüzünden vermekte çok yetersiz kaldığı bilgiler şeklinde bir tema üzerinden yansıtarak ağır bir öfke kusma ihtiyacını gidermeye çalışıyormuşsun gibi...

Şu anda Laura konusunda eleştiri görüntüsü altında sergilemekte olduğun tavırda ağır "KH/ego" işaretleri var bence. Dediğim gibi bunun özellikle şiddetli bir öfkeyle ilgisi var gibi görünüyor ve bu da hazmedilememiş ağır bir kazık yeme veya belki daha ziyade bir aldatılma süreciyle bağlantılı olabilir gibi görünüyor bana.
********************************************************************


-Hayatında beni gördün mü ? Görmedin !
- Kopyala yapıstırlar dısında size ukalalık ya da küstahlık yaptım mı ? Hayır !
-Herangi bir biçimde sizleri kırdım mı ? Ya da haddim olmayan bir şey söyledim mi ? Hayır !
-İçinizden herhangi birini görüslerinden düsüncelerinden dolayı itham ettim  ya da yargıladım mı   ? Hayır !
- 1800 -2000 sayfa boyunca kendimden söz edip ,kendi çıkarlarımla ilgili ya da benzeri bir durumda ifşa ettim mi ? Ya da bir '' Mevki '' üzerinden ,Laura gibi bir görev geregi ortaya cıkıp , elimden geldigince sizlerin önünüze cıktım mı ? Hayır !

Bir paragraf yazdım ;  ne egom kaldı , ne kendime hizmetim , ne aldanmıslıgım , ne bilinçaltım  ne de kişiliksizliğim !


Bundan sonra sizlerin degerli görüslerini okuyarak ,Laura sayesinde de bilgilenerek yoluma devam edecegim .
Sayfanıza teşekkür ederim . Varlıgınıza teşekkür ederim. Sizlerin özel yorumları  ve C: 'lerin bilgilerini okumaya devam edecegim.
Ama artık tek bir cümle bile yazmak istemiyorum , bunu da benim özgür irademe bırakırsanız ve yorumlamazsanız teşekkür edecegim.

Hoşçakalın .