Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

cqkq

#1200
Astrolojik olarak da bu değişimin zamanı geldi zaten. Bu konuda yardım etme olanakları çok yüksek olmasına rağmen şu an insanlığın ihtiyacı olanın yardım eli, yardımcı tanrılar veya melekler olduğunu düşünmüyorlar hatta bu daha da zararlı bir şey, insanlar hep kendi içindeki tanrıyı bastırıp kendilerini değersizleştirdi ve bir şeye tapmak zorunda hissettiler. Onların istediği insanlığın uyanması. Çoğu yerde sapan etkisi olarak duydum, insanlık şu an uyanış döneminde ne kadar kötüyü yaşarsa o kadar o sapan gerilecek, uyanışta da o kadar ileri fırlatacak bizi. Senin söylediğin izin verilen varlık grupları kendi negatifleri ile sadece bizim sapanımızı geriyor. Çok büyük felaket olması durumunda zaten ruhların bu tecrübeleri edinmemeleri için orada boş bedenlere bunu yaşatıyorlar. Ama tabi nedense bu varlıklar için kesin yine konuşamıyorum çünkü hiroşimadaki atom bombası sonucu ölen insanların ruhları içindeydi ve o ışınlar o güç o ruhların yapısında da bozukluğa neden oldu, siriusa gönderilen ruhlar kim bilir ne kadar zaman düzeltilecek. Gerçek olmayan bu dünyada gerçek zararlar da görebiliyor ruhlar yeri gelince.

memed

#1201
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Verdiğiniz ipuclarına dair araştırmalar da bulunacağım ama şu an bunlara dair elimde herhangi bir done yok maalesef. Bu yönde bir bilgi gelişmesi elde edersem, elbette bunları ileride paylaşmak isterim.[8D]

Herkese tekrar merhaba,

Efendim, son bir haftadır bir takım değişik bağlantılar sezinliyorum, ve maden paylaşacağız dedik, ne kadar doğrudur, anlamlıdır bilmiyorum ama şimdi benimde içimde paylaşmam gerektiğine dair bir hissiyat varken bu bağlantıları yazmak istiyorum. Bunlar tamamen tesadüf, algıda seçicilik veya başka bir şey veya hiçbir şey de ifade etmiyor olabilir, dediğim gibi bilmiyorum, emin değilim, olasılıklar sınırsız. Lakin Kasyopyalıların "Heryerde işaretler var." sözünden de güç alarak yazıyorum.

Efendim, öncelikle bir hafta önce bitirdiğim "Immanuel Velikovsky" nin "Çarpışan Dünyalar" kitabından bahsetmek istiyorum ki, Kasyopya celselerinde ilk önerilen ve içindeki bilgilerin gerçeğe yakın olduğunun ifade edildiği kitaplardan biri idi bu. Zaten bende bu sebeple okumam gerektiğini hissederek başlamıştım, şimdi okuyunca iyi ki de okumuşum diyorum ve sizlere de şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. Elbette bu uzun kitabın içeriğine ilişkin sayfalarca alıntı paylaşmayacağım ama özetle birkaç şey söylersem kitap genel olarak İbranilerin Mısır'dan çıkışı (Exodus) sırasında Dünya'da üzerinde gerçekleşen ve insan ırkını nerdeyse yeryüzünden silen, şu an içinde yaşadığımız yeni bir çağı başlatan, Dünya'nın adeta altının üstüne geldiği felaketler dizisinden bahsediyor. Bu felaketlerin sebebini ise Dünya'ya yakın geçiş yapan ve o sırada dev bir kuyruklu yıldız görünümünde olan Venüs gezegeni gösteriliyor. Kitapta antik metinlerde ki anlatılardan yola çıkarak Venüs'ün Jüpiter'den çıktığı söyleniyor ama Kasyopyalılar buna celselerde karşı çıkmış ve Venüs'ün Jüpiter'den doğmadığını ama Acturus yıldızı yakınlarındaki uzay boşluğunda  oluştuktan sonra, sisteme Jüpiter yakınlarından giriş yaptığını söylemişlerdi, sanırım kadim insan topluluklarının Dünya'dan bakınca o şekilde bir algıları oluştu, bilemiyorum. Yine Kasyopyalılar Venüs'ün şu an ki yörünge konumuna oturmadan önce sistemde 7 kez dönüş yaptığını ve Mars ile Dünya'yı yörüngelerinden çıkararak, Dünya'yı yeni bir yörünge konumuna taşıdığını belirtmişlerdi. Kitapta da bu bilgilerle örtüşen çok fazla veri var ve Venüs'ün ilk yakın geçişinden ve felaketlerden 52 yıl sonra yeniden yakın geçtiğini ama daha az yıkıma neden olduğuda belirtilmiş. Bu durumda 52 yıllık döngülerin gözlenmesine ve o zaman gelince, bir daha yıkım olmaması için  çeşitli kurban ve başka türlü törenlerin yapılmasına yol açmış hep ama tabii Venüs şu an ki stabil konumuna oturduktan sonra bir daha yakın geçiş yapmadı. Kitaptaki asıl ilgimi çeken noktalardan birinin, bu yakın geçiş ve felaketler sonrasında Dünya'ya üzerinde mitolojik ve dinsel binbir anlatı, inanç ve benzer durumların oluşmuş olması ki, bu dinsel ve mitolojik inaçların, fantastik denilebilecek anlatıların kökenine ilişkin kitapta çok güzel bir ışık tutuluyor. Yahudilerin dinsel anlatılarından, yunanlıların mitolojik anlatılarına, "Mitra" dinini kökenlerinden, "İnanna", "Lusifer",  Osiris, "İsis", "Horus" vs. vs. inaçlarına kadar pek çok, pek çok şey var. Bu sebeple ve bu yönü ile burdan kitabı bir kez daha şiddetle öneriyorum. Çok güzel çıkarımlar sağlayabilirsiniz. Herşey bir yana, ben şahsen hep merak ettiğim Hintlilerin neden ineği kutsallaştırdığına ilişkin ilk defa oldukça tutarlı bir açıklamaya bu kitap sayesinde kavuşmuş oldum...:)

Neyse efendim, kitap ve içeriğine ilişkin daha fazla detaya girmiyorum, istenirse ileri de bunlara dair konuşulur. Bunu burda bırakarak şuraya gelmek istiyorum ki, ben bu kitaptaki felaket anlatılarını okurken, bir yandan da "içimden gelerek" ne kadar felaket filmi varsa önceden izlediklerimde dahil, tekrar izleyemeye başladım ve iki gün öncede "Uzaylı işgali" konulu filmlere geçiş yaptım ve bakınız şimdi algıda seçicilik mi artık ne derseniz, bana internette nasıl bir sörf yaptırdı...

İlk olarak, yeni çıkan "The tomorrow war" filmini izledim, konusu olarak kısaca şu denmiş; "İşgal altında bulunan dünyada insanlar, uzaylılara karşı verdikleri savaşta büyük bir yenilgiye uğrar. Artık değişen düzende yaşayan bilim insanları, sistemi değiştirmek için asker yetiştirmeye karar verir. Savaşa hazırlanmak için yeni bir yol keşfeden bilim insanları tarafından yetiştirilen askerlerin vereceği savaş, insanlığın geleceğini belirleyecektir.

Bu filmde kendimle alakalı bazı bağlantılar sezinledim ama çok net değil, burda her ne kadar mevzu ilk başta Sevigili Bir_Den_İz ve benim konuştuğumuz ben ve benim sürekli gözlemlediğim Ufolara dair olsa da, yine de kişisel olduğunu düşündüğüm bu bağlantıları biraz atlayacak ve detaylara girmeden, oldukça genel bir şekilde asıl bu sörfün beni nereye götürğünü ve ilgimi çeken noktalarına değineceğim.

Bu filmden sonra daha önceden de seyrettiğim "Jupiter Ascending/Jupiter Yükseliyor" filmini seyrettim. Bilenler bilir filmde Kasyoplarıların anlatımlara benzer çok husus mevcut. Filmde hümanoit üstün bir ırkın, emri altındaki Kertenkele ve Grilere çok çok benzeyen varlıklar aracılığı ile insanları yetiştirip, zamanı gelince kendi ihtiyaçları doğrultusunda "hasat" etikleri bir evren anlatılıyor. Konusunda da şöyle yazıyor zaten; "Öyle bir evren düşünün ki insanoğlu besin zincirinin en alt basamağını oluşturuyor." Filmin bir yerinde Kasyopyalıların sürekli örnek verdiği sığırlar da örnek veriliyor ve ana karaktere olaylar açıklanırken, bunları iğrenç bulan ana karaktere "Eee sizde sığırları kesiyorsununuz" deniyor. Dünya bir "insan çifliği" olarak niteleniyor ki, Ksayopyalılarda 4KH'nin kendi gezegenlerinde "insan çiflikleri" olduğunu net bir şekilde belirtmişlerdi. Neyse, daha fazla detaya girmeden, bu filmi izlememiş olanlara tavsiye ederek, buradan bir sonraki durağa geçiyorum.

Aklıma önceki filmi izlerken, birden daha önceden çok izlediğim "Contact" filmi geldi. Bu filmde bilenler bilir, uzaydan, Dünya Dışı Varlıklardan gelen bir radyo sinyali alınarak olaylar başlar. Radyo sinyalinin alındığı yer, ilgiçtir ve buradaki mevzum ile bir alakası var mıdır bilemem ama "Vega"dan gelmektedir. Ayrıca mesajın alıntığı yer olan New Meksico'daki  S.E.T.İ. ensitütüsünün kullanadığı radyo teleskoplar Las Vega'sa da uzak sayılmaz.;) Detaylar yine çok girmeyelim ilgimi çeken bir iki küçük nokta var ki, kısaca söylersem bunlardan biri ana karakter teleskop başında yanındaki kişiye "M" şekilde takımyıldızları göstererek, Kasyopya'yı dile getirir. Yine başka bir yerde ana karakter babası ile birlikte iken, babasının "En sevdiğin yıldız hangisi?" sorusuna (ki benimde yıldız olmamasına rağmen cevabım aynıdır ve izlerken Venüs'de de tam olsun dediğim yerde) Venüs der.Beni gülümseten bu ayrıntıdan da sonra, asıl bu filmde değinmek istediğim ama tekrar izlediğimde ve başa dönüp sahneleri takrar tekrar incelememe rağmen bulamadığım bir yer var ki şudur; Filmde ana karakter, kendisine fon sağlayan, Dünya'daki kodamanlardan biri olan ilginç bir kişilikle konuşuyor. Bu konuşma sırasında benim hatırladığım, bu kişinin arkasındaki duvarda, açılmış bir Dünya haritası üzerinde, nerdeyse haritayı tamamen kaplayan şöyle bir şekil vardı; ">I<" . O kısmı bir türlü bulamadım. Bu sahne filmden kesildi mi yada ben yanlış filmdemi hatırlıyorum emin değilim ama bu şeklin benim için bir anlamı var. Şimdi oraya geçiyorum.

Efendim, daha önce de anlatığım şekilde matbaa işçisi babam bana zamanında rahmetli Ata Nirun"un çıkartmış olduğu "Bilinmeyen" sayılarınından oluşan 6. cilti getirip, hediye etmişti. Bu cilteki "Nostradamus" ve kehanetleri ile ilgili bir konuda, asılnda her konusu geçtiği yerde, ressam "Bruce Pennington" resimleri, Nostradamus kehanetleri ile birlikte hep paylaşılıyordu. Bunun şöyle bir sebebi var ki; Bu ressam söylenene göre Nostradamus kehanetlerini okuduktan sonra, bu kehanetlere dair vizyonlar görüyor ve resimlerini de bu vizyonlardan hareketle çiziyor. Yani aslında resimleri bir nevi kehanetlerdeki olayların, sembolizmde katılarak canlandırılması. Şimdi bu resimlerden birinde yerde üç büyük dinin sembollerinin olduğu ve içindeki şehirler yıkılmış ve yanar halde resmediliyorken, gökteki ufolarla ve resmedilen kertenkeleye benzer varlıklarla birlikte, ortada duran bir kule ve üzerinde de daha önceden bahsettiğim şekil vardı. Ata Nirun bu resimde savaşın ve kötülüğün üç dini yere yıktığının semboleştirildiği şeklinde yorumlamıştı bunu. Benzer bazı resimlerde de yine aynı şekil vardı ve bu resimler de nazileri sembolize ediyor denmişti ama bana göre pek öyle durmuyordu. Çünkü bazı burda paylaşacağım resimlerle birlikte hemen hepsinde Ufolar var ve genel konsept itibari ile bir uzaylı istilası resmedilmiş hep. Benim ilk resme uzun uzun bakıp düşünürken, kafama düşen jetonda bu olmuştu ve olayın gerçekliğine dair içimde oluşan yoğun hissiyatle birlikte ilk planda oldukça korkmuş ve dehşete düşmüştüm. ilginç bir tesadüfdür ki, tam o sıralarda "independence day" filmide yeni gösterime girmişti. O filmle alakalı da Kasyopya celselerinde ilginç anlatımlar mevcut, merak eden baksın, şimdi uzatmamak için girmiyorum o konuya. Velhasıl Ata Nirun'dan bahsetmişken şimdi aklıma geldi, baba ölmeden önce çıktığı son programda, son bir yorum olarak şöyle bir şey söylemişti; "Benim tüm bunlardan anladığım, (Önceki tüm inceleme ve araştırmalarını kastederek) Saldıracaklar"..." Ruhu şad olsun. Yine ilginçtir bu programlara katılan (genelde aynı isimler oluyor bunlar, Haluk özdil, Hamza Yardımcıoğlu, Serhat Ahmet Tan vs.) son zamanlarda onlarda artık olayın nihai olarak bu noktaya doğru gittiğini dile getirmeye başladı, ilginç. Neyse benimde bu zamana kadar defalarca kez gördüğüm "Uzaylı işgali" temalı ve kendi nazarımda meşhur olan Nostradamus ve gizli kehaneti ile alakalı rüyamı başka bir zamana bırakarak, bir sonraki noktaya atlıyorum efendim.

Bruce Pennington'dan örnek bazı resimler;





Dile getirmek istediğim bir film daha var ki, önceden izlemiştim ama bu satırları yazarken henüz tekrardan izlemedim, adı; "The 5th Wave/5. Dalga" Konusu kısaca şu şekilde özetlenmiş;

"İnsan görünümlü uzaylılar (ötekiler) Mars gezegeni yörüngesinde gözükürler ve dünyaya dalga dalga saldırırlar. 1. Dalga - Enerjiyi Kesip Dünyayı Karanlığa Gömme 2. Dalga - Şehirlerin İmhası 3: Dalga - Salgın Hastalıklar Yayma 4: Dalga - "Ötekiler" Tarafından İstila Cassie adındaki genç bir kız hayatta kalanlardandır ve kaybolan erkek kardeşini aramaktayken genç bir adamla tanışıp, onunla bir takım olurlar. Bu arada insanlık 5. ve insanları bu topraklardan silecek son dalgayı beklemektedir."

Bu filmde uzaylıların kendi pek ortada gözükmüyor ve daha çok ele geçirtikleri insanlar üzerinden süreci yönetiyorlardı. Beni yine bu filmde ilk izlediğim zaman gülümseten şöyle bir ayrıntı vardı, yine baş rol oyuncusu olan kıza soruluyor "En sevdiğin yıldız nedir?" diye (tam o sırada bende bekledim bu cevabı açıkcası ve geldi) Kasyopya...:) Kasyopya, Dalga, İstila vs. bazı başka ayrıntıların aynı filme denk gelmesi ilginç bir tesadüf gerçekten...

Neyse efendim, bunu da atlayarak Contact filmini izledikten sonra, PC'yi kapatıp yatmaya niyetlendiğimde, şöyle en azından bir internete bakayım dedim. Böyle yatmadan önce son bir kez twitter'a, ekşiye falan anlık bir bakarım "olağanüstü" bir gelişme falan var mı diye. Ekşi sözlüğe tıkladığımda şöyle bir başlıkla karşılaştım sabaha karşı: "Uzaylılar bizimle iletişim kuracak." tabii hemen ilk yorumlardan birindeki "Contact" Bakınızını görüp gülümsedikten sonra baktım konu neymiş diye. Şöyle imiş ki Nasa başkanı Bill Nelson'un açıklamaları. Bir linkte bırakacağım ki, kısaca Nasa başkanı Evrenin yaşından, büyüklüğünden bahsedip, uzaylıların bizimle iletişime geçeceğine inandığını söylemiş. Burada bir gelecek tahmininde ve temennisinde bulunmuş, bu kısım eh işte evet, lakin asıl dikkat çekici olan ve konuşulması gereken kısım şurası ki, pek çok kişi o noktaya dikkat etmemiş. Biliyorsunuz geçenlerde Amerikan Ulusal İstihbarat Dairesi Başkanlığı Ufolarla ilgili ABD kongresine bir rapor sunmuştu. Bill Nelson bu raporun gizli versiyonunu gördüğünü ve 'orada açıkça bir şey olduğuna' inandığını söylüyor. Ekşide paylaşılan ilk cumhuriyet gazetesinin haberinde buna dikkat çekilmemiş, şurda; https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/nasa-baskanindan-aciklama-uzaylilar-bizimle-iletisim-kuracak-1850941 ama bugün gördüğüm "pentagon'un gizli raporunu gördüm uzaylılar var" isimli başlıkta ve paylaşılan NTV haberinin başlığında direkt bu nokta seçilmiş, o da şurda; https://www.ntv.com.tr/galeri/teknoloji/nasa-baskanindan-ufo-aciklamasipentagonun-gizli-raporunu-gordum-uzaylilar-var,Miz5wDynT0O69QwHZeB4EQ/X5mrdUEK5UKofevdeyh3qg

Basına henüz açıklanmadığı sırada sızan rapora ilişkin, Amerikan hükümeti ve halkının görüşlerin dair Habertürkte, Amerikadan bağlanan Dış Politika Uzmanı Ali Çınarın izlenimlerinin yer aldığı bir haberi de ilginç bulduğum için şuraya bırakıyorum; bir göz atmak isterseniz burda; https://twitter.com/HaberturkTV/status/1408071916389376003

Açıklanan 9 sayfalık rapora ilişkin ingilizce içerikler mevcut ama türkçe bir değerlendirme ve yorumların bulunduğu sadece bir tek düzgün yayın buldum, onu da ekleyeyim. Raporu değerlendiren kişi Astrofizikçi Dr. Selçuk Topal, sayfa sayfa bu içeriğe değinmiş. İlginçtir haber tüm ana akım medyada yayınlanmasına rağmen bu konularla yıllardır ilgilenen Haktan Akdoğan, Erhan Kolbaşı, Farah Yurdözü vs. gibi kişilerden geniş bir değerlendirme göremedim.


Şimdi burdan başka son bir noktaya atlayacağım. Ekşideki "uzaylılar bizimle iletişim kuracak" başlığındaki yorumları okurken şöyle bir entry ile karşılaştım; "bilen bilir, throawaylien'a inananlardansiniz, temmuz 8 veya 18 ı beklemektesiniz." Dedim nedir bu "throawaylien" konusu ve 8, 18 Temmuz olayı, baktım konu redditde yer alan bir konu imiş, şurda: https://www.reddit.com/r/Throawaylien/

Efendim şimdi ben konu ile alakalı her mesajı, uyumaktan vazgeçip, google'dan çevirip çevirip okudum. Özetle şöyle ifade edeyim, hatta önce tüm mesajları 3 parti halinde bir araya getiren kişinin açıklaması vereyim, şöyle;

"All the below comments were in response to an AskReddit thread titled: "Alien abductees of reddit or people who have claimed to see a UFO, what's your story?" The comments are in chronological order. All times and dates are in PST (Pacific Standard time)."

Google çevirisi;

"Aşağıdaki yorumların tümü, "Reddit'in uzaylılar tarafından kaçırılması veya bir UFO gördüğünü iddia eden kişiler, sizin hikayeniz nedir?" başlıklı bir AskReddit ileti dizisine yanıt olarak geldi. Yorumlar kronolojik sıradadır. Tüm saatler ve tarihler PST (Pasifik Standart saati) cinsindendir."

Yanlış anlamadı isem, bende bir kez daha tekrarlayayım ki, anladığım kadarı ile UFO kaçırılmalarının konuşulduğu bir konu başlığına 2013 yılında "Throawaylien" nickli bir kişi mesajlar göndermeye başlıyor, kendi başından geçen ve griler tarafından gerçekleştiren kaçırılmalar ile birlikte birkaç farklı bazı başka bilgilere de değiniyor. Ki bunların en dikkat çekicisi 8 (bu tarih geçti tabii) veya 18 Temmuz 2021 tarihinde (tam orasının anlayamamış) bir olay olacağını (toplu iniş, istila vs. çok net değil) dile getirmiş. İlginç anlatımlar mevcut. Bu kişi o tarihlerden sonra uzunca bir süre iletişimi kesiyor, taki 4 ay önce yeniden yazıp, aynı tarihlere ilişkin iddialarını tekrar dile getirene kadar. Ve sonra deli olmadığını, herkesin o tarih gelince gerçeği göreceğini, farklı bir dünya gündemine uyanacağımızı vs. söyleyerek tekrardan veda edip gidiyor. Doğru mu söylüyor, yalan mı söylüyor, insanları trollüyor mü bilmiyorum. Ben sadece böyle bir şeyle karşılaştığımı dile getirmek istedim. Reddit yorumlarında da farklı farklı değerlendirmelerde bulunulmuş zaten. Şahsen bende o yönde bir inanç taşımıyorum ama olasılıklarda sonsuz tabii, neyse zaten az kaldı, bakıp göreceğiz gerçeği ama muhtemelen sadece gülüp geçeceğiz yine...

Throawaylien nickli kişinin gönderdiği tüm mesajlar, başka bir kişi tarafında 3 parti halinde şu başlıkta toplanmış, merak edenler bakabilir. Ne yalan söyleyeyim, açıkcası anlatımlar beni bi kıllandırmadı değil..

https://www.reddit.com/r/Throawaylien/comments/nzv3ty/uthroawayliens_comments_2013_part_1/?utm_source=share&utm_medium=web2x&context=3

Bir de son olarak, bu konuya gönderilen mesajlarda başka bir kullanıcının grilerle alakalı ve Kasyopya celselerinde verilen bilgileri ile de tutarlı gözüken uzun, detaylı bir gönderisi mevcuttu. Onun linkini de buraya bırakayım, inceleyin, sonra belki detaylı konuşuruz. lakin belirtmeden geçmeyeyim, bu tanımlar arasında yer alan "Their Strategies :" başlığı altında grilerin yönelimi açık bir şekilde "Kendine Hizmet" olarak tanımlanıyor. Bu kişi bu kavrama aşina ama bu bilgiyi Ra, Kasyopya veya acaba hangi başka bir kaynaktan aldı merak etmedim değil, enteresan. O kısmı google çeviri ile yazıyorum;

Their Strategies :

The militaristic doctrine of the greys is based on domination and colonization through covert mind control programs. they believe in the "Service to self" philosophy which grants them great power on the long term, but quickly dissipates at certain time due to the limitations and negativity. they focus on the colonization of unprotected civilizations which are unaligned with any other group/alliance/organization in space. the colonized worlds would then be used as supply depots, trading/exploiting populations as slaves, and for the use of biological material for study and experimentations. The Greys use the following methods/plan for the conquest of a planet :

    large reconaissance ships are sent in space to search for habitable planets with intelligent civilizations.

    once a planet is discovered, a base station is established near that planet.

    a timetable is set for the invasion and conquest of the planet.

    reconaissance and surveillance devices and vehicles are sent to determine the level of development of the civilization and the type of social memory complex they have.

    once enough data is collected about the civilization, scientific, intelligence and military groups are sent to start infiltrating the planet.

    the greys send representatives to establish contacts with the planet's leaders. they are given solutions regarding population control and survival problems, and are psychologically manipulated and convinced that they are the "chosen ones" or the "elite". the leaders who refuse to cooperate are forcefully replaced and eliminated.

Google çevirsi:


"Stratejileri:

Grilerin militarist doktrini, gizli zihin kontrol programları aracılığıyla tahakküm ve kolonizasyona dayanır. Kendilerine uzun vadede büyük güç veren, ancak sınırlamalar ve olumsuzluklar nedeniyle belirli bir zamanda hızla dağılan "kendine hizmet" felsefesine inanırlar. Uzayda herhangi bir grup/ittifak/organizasyon ile bağlantısız olan korumasız medeniyetlerin kolonizasyonuna odaklanırlar. Sömürgeleştirilmiş dünyalar daha sonra tedarik depoları, nüfusları köle olarak ticaret/sömürme ve çalışma ve deneyler için biyolojik materyal kullanımı için kullanılacaktı. Griler bir gezegenin fethi için aşağıdaki yöntemleri/planı kullanır:

    Akıllı medeniyetlere sahip yaşanabilir gezegenleri aramak için uzaya büyük keşif gemileri gönderilir.

    Bir gezegen keşfedildiğinde, o gezegenin yakınında bir baz istasyonu kurulur.

    Gezegenin istilası ve fethi için bir zaman çizelgesi belirlenir.

    Medeniyetin gelişmişlik düzeyini ve sahip oldukları toplumsal bellek kompleksinin türünü belirlemek için keşif ve gözetleme cihaz ve araçları gönderilir.

    Medeniyet, bilim, istihbarat ve askeri gruplar hakkında yeterli veri toplandıktan sonra gezegene sızmaya başlamak için gönderilir.

    Griler, gezegenin liderleriyle temas kurmak için temsilciler gönderir. nüfus kontrolü ve hayatta kalma sorunlarıyla ilgili çözümler sunulur ve psikolojik olarak manipüle edilir ve "seçilmişler" veya "elit" olduklarına ikna edilirler. işbirliği yapmayı reddeden liderler zorla değiştirilir ve ortadan kaldırılır."

Detaylı anlatımların ve çizimlerim yer aldığı link burada; https://www.reddit.com/r/Throawaylien/comments/ofbh7s/the_greys_their_origins_their_agenda_their/?utm_source=share&utm_medium=web2x&context=3

Evet arkadaşlar, velhasıl yaptığımız sörfün sonuçları kısaca böyle. Dediğim gibi çok uzatmamak adına pek çok ayrıntıyı ve detayı atladım ve kabaca anlatmaya çalıştım. Kendim ile alakalı gördüğüm özel bazı kısımlarıda şimdilik çıkardım. Sizler ne düşünürsünüz bunlarla alakalı bilemem, tamamen z kuşağı tabiri ile boş yapmışta olabilirim, olabilir yani neden olmasın ama ben içinden geldiği için yazdım işte. Bu tesadüfler, eş zamanlılıklar veya belkide sadece algımdaki seçicilikler son birkaç günde değil, nerdeyse kendimi bildim bileli yaşanıyor ve ben bunlar içinde, kafamın içide çorba olmuş vaziyette ordan oraya sürükleniyorum.Bunca denk gelişin ne anlamı var, benim için ne ifade ediyor, şu ana kadar çok anlamlı bir çıkarım yapabildiğimi düşünmüyorum. Kasyopya formunda biri sormuştu, eğer bir celseye katılsan ne sorardın diye, zamanında da dediğim gibi muhtemelen hiçbir şey dedim ama yine en fazla belki bu soru, olacaksa yine "Neden???" olabilirdi diye ekledim. Neyse zaten orası ile de bayağı kavgalıyız, beni atmadılar ama ilginç bir şekilde internette yanlızca kasyopya forumuna giriş yapmaya çalıştığımda patlıyor herşey, dönüyor dönüyor imleç ama giriş sağlanamıyor. Gerçi ben değişik bir yöntem deneyip giriş sağladım ve iki başlığa son olarak iki ayrı mesaj gönderdim ama moderatörler niyeyse onaylamadığı için öyle onaylanmamış şekilde duruyorlar hala. Forum yöneticilerine de sordum bu durumu, banlanmadım ama neden böyle oldu diye ama bir cevap gelmedi, bende saldım sonunda...

Yanlız inanmasam da adamlara ırkçısınız siz dedim ya birde, ulen, eyvahlar olsun, almazlar tabii...:)) İyi gülmüştüm, velhasıl onlar da güldü zaten. :) Zaten amacımda öyle oldukları gerçekten düşündüğüm için değil, sinirlendiğim için azıcık tahrik etmekti sadece ama daha çok güldürmüş olduk işte. :)

Lakin yine de, onu yazdıktan sonra içinde bunun çokta yanlış olmayabileceğine dair bir his oluştu, bilemiyorum. Acaba kendilerinin de farkında olmadıkları bir ayrımcılık mı mevcut içlerinde, bilemiyorum dostum bilemiyorum, tam bir muamma...

Ve ve ve son olarak az önce mailime girdiğimde karşılaştım bir reklam mesajıda ilginçti. GOG.com isimli site bana 2 ayrı "Uzaylı işgali" ile alakalı oyun indirim kodu göndermiş ve mesajda şu yazıyor;

"Keep your eyes open. Aliens can lurk anywhere.
No matter on earth or in space, the road to victory will not be easy."

Google çevirisi;

"Gözlerini açık tut. Uzaylılar her yerde gizlenebilir.
Dünyada veya uzayda olursa olsun, zafere giden yol kolay olmayacak."

Ne bu şimdi, neyse artık...

Herkese tekrardan selamlar, sevgiler ve sağlıklı günler dilerim.

NOT: Bozadi kardeşim umarım verdiğim linkler ve resimler için, z kuşağının tabiri ile fazla triggerlanmamışsındır. Sevgiler kardeşim.... [8D]
-----------------------------

Ben yorumlarınızı yeni yeni okuyorum ,o yüzden geriden sizi takip ettiğim için üzgünüm :)

Qui-gon jinn yazınızı okurken çok tuhaf kendim yazmıs gibi hissettim.
Ata Nirun"un çıkartmış olduğu "Bilinmeyen" sayılarınından oluşan ciltleri 2-3 kere cocukken okumustum.
Sözettiğiniz filmlerde ki ayrıntıların hepsi tamamı benim de dikkatimi çekmişti.
Bir film önerisi de ben yapmak istiyorum :1- KARAKULE . Ordaki rakamlar , cocukların ne için kullanıldıgı , 3. ve 4. boyuttta verilen savasın farklı nitelikleri , 4. boyutta olanın 3. boyuta etkileri vs vs vs nerdeyse hepimizin bildigi konular ..2- KADER AJANLARI : Bu filmin içinde illuminatinin agzından neden ve niçinleri dinleyeceksiniz ! İzleyin bir yer '' 17 '' den sonra herseyi oldugu gibi anlatıyor.

Venüs M.Ö. 2500 gibi ( tarih belki dogru ) çok agır bir darbe ile yörünge düzlemi tamamen sapmış ve günes sisteminin içinde bir o yana bir bu yana dolanmıs bir gök cismidir.
Çok tuhaftır astronomi fakültelerinden mezun birisine sorarsanız ikna olursunuz , güneş sistemi hakkında hiç ciddi bilgi verilmez.
Sanki Venüs'ün garipliklerini insanlardan saklama ihityacı duyan bir merkez varmıs gibidir.
Carl Sagan ( Saygım sonsuz ) gibi büyük astronomlar 1980 lerde Venüs 'te küresel ısınma ; sera etkisi gibi saçma sapan ,sadece cımbızla bilgi çekerek Venüs de olan biteni tamamen sansürledikleri bir süreç var .Teknik deyatına girmek istemiyorum sıkmamak için .
Venüs 'ü cözümleyen herkes istinasız güneş sistemi garipliklerine giris yapar . Ve artık sansürlenen bir bilim oldugunu keşfeder .

Sonra Ay konusuna gecis yapar ve Ay'da ki son gidişte ( 1972 temmuz) yapılan sismik deneyi de izlerse ( Canlı yayınlandı ) zaten yasadıgımız sistemin ,''BİRİLERİ'' tarafından  fiziksel olarak cok kolay çekip cevrilebildigini de anlar .

Bu arada Wachowski kardesleri hepimiz tanırız ( Matrix yönetmeni )
Jupiter Yükseliyor --- Bulut Atlası --- Matrix --Vandetta V ---

Vandetta dısında kalan tüm filmlerde hemen hemen aynı konu işlenmiştir.Köle insanlık ,parmaklarının ucuyla yardım eden üst boyutlar .v s v s  vs vs

Şimdi benim subjectif iddiam şu : Waycosski kardeşler  O.P. dir ve bir şekilde sistem içindekilere bilgi verme amacı güderek gezegende bulunmakta ve kullanılmaktadırlar. Ve bu zamanlarda gezegene bilgi tasıyan O.P. larda vardır.

Birde bu yükseliş ile ilgili sezgilerimi paylaşmak isterim..

Gecmişte tanrıcıklarımız BH ya KH farketmez , insanların arasından secilmiş öncelikli bir kitle yarattılar .İnsanların arasında bu kişi ya da kişileri alarak onları tanrıcıklarla aynı seviyeye cıkardılar ya da sistemi tanıttılar ve bazı güclerin kullanımını öğrettiler .

Ve gezegende, bu yeterli aydınlanma ve farkındalıga sahip olmayan kişilerden dolayı, tanrıcıklarımız cok rahatsız oldular . Haklı ya da haksız nedenler yüzünden bu kararlarından pişman oldular ve '' bilgiyi insanlıga tasıyan tanrıcıklar''la  aralarında büyük bir fikir ayrılıgı gelişti .( dinlerde ya da mitolojilerde''insanlığa bilgi veren'' ler diye gecen konu aslında ,bilginin verilmesinden cok yetenekleri artan insanlardır )

Bu anlatıklarım tabi ki oldukça kaba ve oldukça yukardan ,göz keskinliği olmayan mesafeden  malesef . Çünkü kimse saf ve gercek bilgiyi oldugu gibi vermemek istiyor ve hepsinin kendi bakıs acıları var.Bizler gibi ! Öyle bir mir değil hiçbir şey !!! . Ama bu bilgi(!)lere sahip olarak biz insanların hem sürü halinde h a s a t  edilmeleri hem yükselme anlamında bu kadar zorlanmalarının nedenini anlamak zorundayız diye düsünüyorum .

Yine afaki ,sezgisel olarak Plaides takım yıldızında ki humanoidler yani bizlerin ana soykökeni ve bir çogumuzun burda olma nedeni olan uygarlık , bir zaman bu gezegenin asıl kontrolcüsüyken , yaptıkları ağır hatalar , liyakate bakılmadan insanlığa  verilen ödünler sonucu belki de bu yüzden kontrol Sirius'a gecmiştir. Şu anda bu dünyanın ana kontrol mekanizması Sirius elindedir. Büyük ihtimalle hasada karar verecek de onlardır. Ve yapacaklar çünkü yapmak da zorundalar .

Bunlar benim izlemim gözlemim ve sezgimdir .
Sirius uygarlıgı,  bizi tohumlayan reptil plaides ya da orion vs vs vs  uygarlıklardan cok daha akıl ve sagduyuyu öncelikli tutar.Ve diğer tüm uygarlıklardan daha cok tarafsızlık ilkesi ve disiplini mutlak kabul eden bir uygarlıktır . Ve asla hak etmeyenin gözünün yasına bakmaz ,yapıları geregi.

İlluminati , Hermetik metinler ve simya .
Tüm kontrol öncelikle sirius tadır.Evet illuminati aslen sirius olusumudur( H.Akdoğan ın iddia ettiğinin tersine :)

İsterseniz tarihten örnekler vereyim : Paracelsus , Antoine Lavoisier ,  Bacon ( Şekspir'ın yazıkları Bacon a aittir ) ,Atatürk , Manly P. Hall , ABD Cumhuriyetçi parti Baskanı kurucusu  Abraham Lincoln ,kimya tablosunda ki elementleri bulanların nerdeyse tamamı ,Newton vs vs ilk aklıma gelenler .T.C ve ABD nin kurulusu ,kurucu anayasası vs ler de hep sirius izleri ve simgeleri görürüz ( KUŞ figürleri gibi yada göbeklitepe simgeleri gibi)



Dünya nın gecmişinde ki tekrar tekrar yeniden kuruluslar, bu uygarlıklarda  , yüksek deneyime ,yaptıkları hatalardan ders cıkarmalarına ve yogurdu artık üfleyerek yemelerine neden olmustur .
Liyakat ise artık sadece evrensel + tanrısal ilkelere saygı göstererek sadece kendi frekansını yükseltebileceklere ,yani bilgi frekansında kalabileceklere gösterilecektir.

Ama şunu unutmamalıyız : Bu cok acımasız bir yoldur .
Fakat acıma ya da merhamet ya da kayırma ya da taraf olma daha cok bizim boyut ve türümüze ait bir duyusal özelliktir.

Bizi yaratan , o  Kur'anı kerim deki '' BİZ '' lerin bu tarz duyusal özellikleri yoktur . Onlar için deney ,deneyimleme ,tür yaratma ,ruhların evrimi ,beslenme ve evrensel kus bakısı ve evrenin bütünlüğü  önemlidir.

Anlattıgım şeylerin tartısmaya acık ve net bilgiler olmadıgını ben de biliyorum .

Umarım sıkmamıs ve sacmalamamısındır :)

 




Qui-gon jinn

#1202
Hayır kardeşim sıkılmadım, tam tersine zevkle okudum. Bilgilerini, görüşlerini paylaştığın için çok teşekkür ederim. Ve aklımdaki birkaç noktaya da değinmek isterim.

Efendim, Güneş sisteminin geçmişi ile alakalı Velikovsky'de kitabında, bu konuda tüm söylenenlerin, ortaya konulanların bir teoriden ibaret olduğu ve kesin bilimsel açıklamaların olmadığını söyler. Kitabın yayınlanmasından günümüze kadar aradan geçen zaman içerisinde ne kadar bu teoriler bilimsel olarak kesinleşmiş vaziyette bilemiyorum ama bir yandan da varoluşun doğası, yapısı nedeni ile zaten hiçbir zaman kesin olmayabilir diye de düşünüyorum. Bizlere aktarıldığı şekilde geçmiş, gelecek tamamen şimdide mevcutsa şayet, herzaman alternatif gerçeklikler, olası geçmişler ve gelecekler daima mevcut olacaktır. Bu halde, özellikle de son zamanlarda, her zaman çok boyutlu bir bakış açısı içerisinde bulunmaya çalışıyorum.

Neyse, Sirius ile alakalı birşeyde eklemek istiyorum. Bunca zaman edindiğim bilgiler doğrultusunda farkındayım ve gördüm ki, Dünya üzerinde bir "Sirius Kültü", etkisi her daim mevcut gibi ve adı hep zikrediliyor, Lakin K'lara bakarsan yok ve Sirius'ta başkalarının (4KH) bir başka yüzü...

Bu konuda gerçek nedir bilemiyorum ama dediğim gibi bu konuya da çok boyutlu bir bakış açısı ile bakmaya çabalıyor ve hiçbirisini kesin budur diye almamaya çalışıyorum. Seninde dediğin gibi tartışmaya açık ve neyin objektif realiteyi içerdiği, neyin içermediğini bilmek, hele bu düzeyde bizler için çok zor gibi duruyor. Bu anlanda kendimizi maalesef hep yetersiz görüyor ve sanırım çok daha yukarı düzeylere çıkmamız lazım gerek diye de düşünüyorum.

Bu bağlamda dile getirdiğin diğer iddialarla alakalı olarakta, yine, yeni, yeniden olabilir tabii, neden olmasın noktasındayım. Hepsini okudum, aldım. Yorumların için tekrar teşekkür ederim kardeşim. Sevgiler.

memed

#1203
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Hayır kardeşim sıkılmadım, tam tersine zevkle okudum. Bilgilerini, görüşlerini paylaştığın için çok teşekkür ederim. Ve aklımdaki birkaç noktaya da değinmek isterim.

Efendim, Güneş sisteminin geçmişi ile alakalı Velikovsky'de kitabında, bu konuda tüm söylenenlerin, ortaya konulanların bir teoriden ibaret olduğu ve kesin bilimsel açıklamaların olmadığını söyler. Kitabın yayınlanmasından günümüze kadar aradan geçen zaman içerisinde ne kadar bu teoriler bilimsel olarak kesinleşmiş vaziyette bilemiyorum ama bir yandan da varoluşun doğası, yapısı nedeni ile zaten hiçbir zaman kesin olmayabilir diye de düşünüyorum. Bizlere aktarıldığı şekilde geçmiş, gelecek tamamen şimdide mevcutsa şayet, herzaman alternatif gerçeklikler, olası geçmişler ve gelecekler daima mevcut olacaktır. Bu halde, özellikle de son zamanlarda, her zaman çok boyutlu bir bakış açısı içerisinde bulunmaya çalışıyorum.

Neyse, Sirius ile alakalı birşeyde eklemek istiyorum. Bunca zaman edindiğim bilgiler doğrultusunda farkındayım ve gördüm ki, Dünya üzerinde bir "Sirius Kültü", etkisi her daim mevcut gibi ve adı hep zikrediliyor, Lakin K'lara bakarsan yok ve Sirius'ta başkalarının (4KH) bir başka yüzü...

Bu konuda gerçek nedir bilemiyorum ama dediğim gibi bu konuya da çok boyutlu bir bakış açısı ile bakmaya çabalıyor ve hiçbirisini kesin budur diye almamaya çalışıyorum. Seninde dediğin gibi tartışmaya açık ve neyin objektif realiteyi içerdiği, neyin içermediğini bilmek, hele bu düzeyde bizler için çok zor gibi duruyor. Bu anlanda kendimizi maalesef hep yetersiz görüyor ve sanırım çok daha yukarı düzeylere çıkmamız lazım gerek diye de düşünüyorum.

Bu bağlamda dile getirdiğin diğer iddialarla alakalı olarakta, yine, yeni, yeniden olabilir tabii, neden olmasın noktasındayım. Hepsini okudum, aldım. Yorumların için tekrar teşekkür ederim kardeşim. Sevgiler.
---------------------------

Sözettiğiniz filmlerin hepsini izledim .Eğer yine olursa paylaşırsanız sevinirim.
Bir de yukarda ''tanrıcıklar '' sözcüğü bir küçümseme aşagılama ya da bir kızgınlık ifadesi değildir . Benim ırkım köpek eti dahil herşeyi yiyebiliyor.Bizler hemen her tür otla beslenen hayvanı yiyoruz .Hepsinin ayrı bir kişiliği karakteri varken .Bunun dısında da , bizler gözleri algıları kapalı halde bütünün minik bir parcasını izlerken , tüm üstümüzde ki enerjiler varoluslar ,evrenin çeşit çeşit daha bütünsel farklı bilgilerini tasırken kimseye kızma hakkım olmadıgını düsünüyorum. Ama kendime ya da insan türüme bu kadar müsama gösteremiyorum malesef ! İnsanlıga kızgınım , onu mal gibi kullananlara değil .

Özünde evrenin tanrı enerjisi dişildir .Ve tüm bilgi ona akış halinde seyreder .
Bir kadın yumurtasını ve cevresinde milyonlarca sperm hücresini düsünün .Kendi kodunu iletmeye calısan bir dolu hücre ona dogru akıs halindedir.
Tüm evren eril enerjinin farklı farklı çeşitlemeleriyle doludur .Eril enerji analitiktir yaratıcıdır kavgacı ve savascıdır .
Tanrı saf dişil enerjiyken , içinde ki herşey kademe kademe eril ve dişil enerjinin birleşimidir.Evrende ki dişi enerjiler bile içinde belli oranda eril enerjiyi tasır.
Ve Tanrı bilgi ile beslenir .Bilginin her türlüsünü işler . Tüm sistem üstün altına destek ya da köstek oldugu ,alttakinin üstünü bilgilendirdigi besledigi bir sistem üzerinden yürür .
Bilgilenme , bir düğümün açılması gibidir . Düğüm olmus iplik bir yere baglanamaz .Düğüm acıldıktan sonra serbest hale gelen enerji diğer frekanslara baglanabilir.
Tanrı nın iplikleri her yerdedir .Çünkü her sey bilgidir .Düğümleri açtıkça ,tanrısal baglantılarımız artar . ( en iyi yol psikanalizdir ; BKNZ matrix 2  mimar = freud ..2 resmi yanyana getirin bir bakın lütfen  ) Tabi ki tüm bilim ve bilgi dalları bizi ipliklerle donatır .
 

Qui-gon jinn

#1204
Evrenin özündeki tanrı enerjisi dişil midir bilemiyorum ama öye ise şayet, bu gezegende daha etkin olmasını yürekten temenni ediyorum, çünkü sanırım tersi yönde bir dengesizlik söz konusu gibi...

Neyse, sevgili memed, eğer yine olursa, elbette yine paylaşırım tabii, neden olmasın. Sevgiler.

memed

#1205
Bu arada benim yazılarım neden böyle sacma sapan anlamlarla değişmiş olarak cıkıyor anlamadım :  '' Sözettiğiniz filmlerin günlerinde olsanız yine olsanız mutlu olurum. '' demedim yazmadım .

''Baska film önerileriniz olursa sevinirim'' yazmıstım.. ?? Anlamadım .



 ( Umarım yazı bu sefer dogru cıkar anlam bütünlüğü açısından)

Bu yazıyı yazan kişinin hiçbir zaman dinlere inanmadıgını aklınızda tutarak okumanızı rica ediyorum .

Kasyopya celselerine bir çogunuz kadar hakim olmasam da , aşşagı yukarı yazılan hemen herşeyi okudugumu zannediyorum.
+ Ben Kur'an'ı ,en az 10 kez okudum ve yaklasık 2500-3000 sayfalık elmalı tefisini de ayrıca bir kaç kez bazı özel yerlerini didik didik okudum.
İnanın bana o kadar cok örtüşen seyler var ki :Melekutlar , kıyamete kadar seytana izin verilmeler , Allah katına yükselmeler , kıyamet döneminde gelecek mehdiler ( mucize yaratanlar ) vs vs vs

Size bir zihinsel bir problem önermek istiyorum.

Laura = Hz Muhammed olsun !

Günümüzde karantinanın etkileri cok azalmıs bir durumda ve bu yüzden bilgi artık daha direk alınabiliyor .Karantina dediğimiz ise Dünya'yı merkez alan ama güneş sistemini de tam olarak cevreleyen elektromanyetik karantina :

'' Gökbilimciler Dünya'nın tam merkezde yer aldığı dev balonu haritalandırdı: "Delikli peynire benziyor" 

https://turkish.aawsat.com/home/article/3417771/g%C3%B6kbilimciler-d%C3%BCnyan%C4%B1n-tam-merkezinde-yer-ald%C4%B1%C4%9F%C4%B1-dev-balonu-haritaland%C4%B1rd%C4%B1

Ve burdan yola cıkarak 1400 yıl önce bu delikli yapının cok daha mukavemetli ve bilgi sızdırma konusunda cok daha dirayetli oldugunu çıkarabiliriz.



Laura bundan 1400 yıl önce göksel bilgileri insanlıga ulastırmak için medyumsal faaliyet içersinde olsun ( Hayal bu ya )

Gelen bilgiler asırı parazit altında cok karmasık bir dil yapısını ,insanlıgın basit kelimeleriyle acıklamaya calıssın .Ve bir de  ''ŞEYTAN AYETLERİ ''!! Yani araya giren kendine hizmet varlıklarının '' şeytani '' planları olsun ..

Ortaya cıkan sey Kur'an'ı kerim olurdu .

Kısacası kur'an  göksel bilgileri gercekten içeren ama araya cok fazla uygarlıgın girip , bilgiyi deforme etme cabaları da gerçek olabilirdi.
Bu yüzden Kur'an'ın dili BİZ dir . KH ya da BH tüm yaratıcılarımızın dili olabilir mi ?

Sanırım ne demek istediğimi anlatabildim .

gerçek tosun paşa

#1206
memed çok güzel bir yazı olmuş ben de zevkle okudum. Reptilyanların izlerini özellikle ABD büyük şehirlerindeki mimarilerde bile görmek mümkün. Anladığım kadarıyla bu 4KH varlıklar bir bebeğin aurasından ruhsal potansiyelinden bir ölçüm yapabiliyorlar ve ortalama bir potansiyel keşfedebiliyorlar. Bu kişileri çeşitli yöntemlerle ve çiplerle takip ediyorlar. Bu kişiler örneğin önemli bir kişi olabilecekse mesela yazar, yönetmen, siyasetçi, kamusal alanda görevli biri, bir lider ya da bunlara yakın bir kişi veya hiç gün yüzüne çıkmayan sıradan biri bile olabilir vakti geldiğinde çıkarları doğrultusunda kişiye yardım ediyor ve etki altında bırakıyorlar. Tabii bu filmlerdeki tüm etkiyi KH yapıyor mu dersen sanmıyorum illa BH etkisi de vardır ama BH daha çok ilham şeklinde kişinin iradesini doğrudan değiştiremeyecek şekilde bir etki bırakıyorlar. Daha ileri seviyede müdahaleler olarak walk-in ve 4BH tan gelen 3b reenkarnasyonlar var diye düşünüyorum.

memed

#1207
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

memed çok güzel bir yazı olmuş ben de zevkle okudum. Reptilyanların izlerini özellikle ABD büyük şehirlerindeki mimarilerde bile görmek mümkün. Anladığım kadarıyla bu 4KH varlıklar bir bebeğin aurasından ruhsal potansiyelinden bir ölçüm yapabiliyorlar ve ortalama bir potansiyel keşfedebiliyorlar. Bu kişileri çeşitli yöntemlerle ve çiplerle takip ediyorlar. Bu kişiler örneğin önemli bir kişi olabilecekse mesela yazar, yönetmen, siyasetçi, kamusal alanda görevli biri, bir lider ya da bunlara yakın bir kişi veya hiç gün yüzüne çıkmayan sıradan biri bile olabilir vakti geldiğinde çıkarları doğrultusunda kişiye yardım ediyor ve etki altında bırakıyorlar. Tabii bu filmlerdeki tüm etkiyi KH yapıyor mu dersen sanmıyorum illa BH etkisi de vardır ama BH daha çok ilham şeklinde kişinin iradesini doğrudan değiştiremeyecek şekilde bir etki bırakıyorlar. Daha ileri seviyede müdahaleler olarak walk-in ve 4BH tan gelen 3b reenkarnasyonlar var diye düşünüyorum.

-----------------------------
Evet güzel toparlamıssınız . İlginç tuhaf bir bilgi vereyim.  Kanada basbakanının oglunun , küba lideri fidel castronunun oğlu olması cok muhtemel. Çok ilginç baglantılar bunlar :)

memed

#1208
Özür dilerim yanlıs yazmısım  .Kanada basbakanı  Justin Trudeau'nun , Fidel Castronun oğlu olma olasılıgı cok yüksek.

Tgur

#1209
YORUMLAR XIII

"S: (L) Bir keresinde bu bağlantı kaynağını kişisel meseleler için kullanmanın, onu bozulmuş bir KH kaynağına çevireceğini söylemiştiniz. Bu kaynağı bazen kişisel meseleler ve sorular için kullandık. Bu herhangi bir şekilde bilgi akışını bozdu mu ve KH moduna doğru kaydırdı mı?
C: Yalnızca aşırı olduğunda."
-------------------------------------------------------------
Yukarıdaki KH ve BH dönüşümüne şu K.alıntısı ile destekleyeceğim, evvelce 2012 senesinde üzerinde yorum yapmışım o yorumu taşımayacağım şu anda siz dostlardan dikkatle üzerinde düşünmenizi rica edeceğim kanalların nasıl bir karakterde olduğunu tam anlayabilirsek başımızda ezoterik manada yoğunlaşan bilgilerin tümü hakkında bir fikir edinebiliriz sanıyorum ,

Bunu sitede yayınladım belki kaçıranlar olmuştur, üzerinde durulması icap ettiği ısrarı ile biraz daha üzerinde duralım,

Bir kere BH dan KH e dönüş bu kadar kolaysa bu işin esası nedir,

İki ayrı küme yok yani BH bir tarafta KH bir tarafta bunlar çatışmakla olayı yürütüyorlar ,öyle bir şeyi zihinlerden silmek gerekli,

Kanal dediğimiz sesleniş yukarılarda veya bir yerlerde değil bu sizin farkındalığınız içindeki solucan teorisine göre adlandıralım ince veya kalın yollar, özgür iradenizle idrakle tercih ettiğiniz yol sizi o bölüme götürür, yani BH veya KH ,farkındalığın çeşitleri,

6Y deki KH ve BH nin oluşunu ve bunların sadece bilinç kümeleri halinde yerleştiğini belirten bilgi olayın tek bir bilincin değerlendirme veya davranışları konusunda dengeyi devreye alan halleri olarak da tarif edebiliriz,

Bütün güç ve bilgi bizde dedik ve bir insan bedeninin bu muazzam bilgi hazinesini içinde taşır dedik veya bolca söylendi bunun kayıt edici unsurlarının yani DNA nın nasıl bir yapıda olduğunu farkındalık arttıkça iki diziden on iki dizi sıralaması gibi devamlı genişleyen evren dedikleri gibi açılım göstermekte, belki oniki dizi denilenin  dışına da taşmak var ,fiziki kalıplara takılmayalım,  konu bilginin o akaşik kayıt dediğimiz veya evrensel morfik alem olarak adlandırılan bilgi hazinesinin tümüyle birleşik,

Bu fizik alem bilgilerine dalıp ta kendimizi sadece bu subjektif olayın içinde hissettiğimizde bizler fiziğin ayırımcı elemanlarının esiri olarak her gördüğümüz şeyi eski veya yeni anlayışlarla katagorize etme merakındayız,

Hiyerarşik merdivensi sıralamalar futbol takımları gibi yahut ayrı uluslar gibi ayırımcı bir döşemede bir diğeri ile çatışmanın süregelmesini yaşam zannetmekteyiz, ayrı isimler lakaplar hükümranlıklar veya kölelikler gibi bu bir birinden kopuk olayı hayatiyetimizin bir numaralı meselesi gibi görmekteyiz ve bakış açımız görüşümüzü sınırlayan bu perdeli görüş devamlı değerlendirmelerimizin baş tacı,

Oysa her şey bir o anlayamadığımız Allahın ,Birin ,Evrensel Zekanın, Akılın, Zihnin ne anlam verirseniz verin sergilenmesi eski dilde tezahürü yani oluşu,

Zihnen alt uç dediklerimiz bakın yine izahı oturtmak için alt üst gibi kavramlar kullanıyorum, ilkel diyelim daha açılmaya namzet olanlar diyelim,

Zihin fizikte takılmışsa fizikle ilgili isteklerin kendisine gelmesinden son derece mutlu olur ve böyle arzularla dualarını doldurur, istekler gelir ama bu olay KH dır ,neden,

Evrensel olayda bir kutuplaşma hadi söyleyelim bir zıtlaşma çatışma vardır, neden,

Bir oluşum için durgunluk işe yaramaz ,o hiç bir netice vermeyen veya henüz anlam veremeyeceğimiz stabil haldir kıpırdanması dalgalanması lazım,buna frekans deniliyor kutuplar oluşumu için gereklidir ,

Biz bu var oluşun bir numaralı öğesini "denge" kavramı içinde anlatmaya anlamaya çalışırız,

O halde istekler kök noktasına doğru yönelmişse denge fonksiyonunda KH devreye girer ,bundan kaçınmak veya kaçınmamak özgür iradeyi kullanan evrensel aklın tercihidir ,

Seçilen gösterebileceklerini gösterecektir,fiziği seçtiyseniz onun atom ve moleküllerine kadar dağılan halini de göreceksiniz,yaşayacaksınız KH,

BH ı seçerseniz o bilmediğiniz genişleyen alemde başka yaratımların manzaralarına dalacaksınız ve "sevgi =bilgi" denen olayın şu anda tahayyül bile edemeyeceğiniz güzellikleri ile karşılaşacaksınız ve acı korku denen fiziki halden kurtulacaksınız,

KH alemi korku acı gibi olayları ihtiva eder zira fiziğe teslim olma bazı hediyeler verirken yani gülün güzelliği ve kokusunu verirken dikenlerini de sunar ,olayı bütün oluşumunuzla deneyebilmeniz için ,

Acıyı bilmeden tatlıyı nasıl tahayyül edeceksiniz, zevk denilenin esas bileşenleri budur, sonra acılar ve tatlılar kişinin algılamasına göre değişkenlik gösterir ,yani size acı gelen başkasının bütün mevcudatını ilgilendiren son derece tatlı bir şey veya oluştur,

BH aleminde zevk yok mu ,var,hep 3Y donelerine göre size aldatımlı şeyleri işaret ettiler buradakine benzer anlatımlarla yeşillikler huriler, nuriler üzümler v.s., orası bilinmeyen zevkleri ihtiva edecek ama fizik anlayış ve duyguların etkisi dışında ,

Duyguların devrede olmadığı bir ortamı şimdi nasıl tarif edeceğiz,

Ancak hassas bir konu var duygular yok fiziksel acılar v.s olmayacak ama fizik beden/genetik beden/eterik beden üçlü ilişkisini bir kenara atamayız, onlar yaratımın her kademesinde birbirine etki ederler,

Fiziğe dalınmış (Lucifer Düşüşü) ve bazı fiziksel deneyimlerin DNA ya işlendiğini anlıyoruz onların var oluş olayı içinde nasıl dengeleneceğini 4Y veya 5Y e eriştiğimizde anlayacağız ,veya rüya hallerinde fizik beden uygulamalarının etkisini pek görmeyiz yani acı ve tatlıyı tadarız ama bir başka değerlikte,yahut  uyanmamıza yakın halde,benzetebiliriz ,bu alemi yani fiziği yaşarken diğer eterik halleri de beraber yaşadığımızdan bahsetmiştim ,örneğin yaşamın yarısı veya üçte birini uykuda geçiririz o hal eterik yaşam halidir,

Aklıma 5Ydeki reenkarne fizikseli mecburen seçme olayları geliyor,cehenneme tekrar tekrar düşüş veya derilerin yani bedensel özelliklerin tekrar tekrar değiştirilip cehennem alevlerinde yanma olayı ,reenkarnasyon ,dünya yaşamına düşüş,

Bunlar yapılanların kendine mahsus ortamlarda ödentisi veya farkındalığa ulaşma çabalarında eksikliklerin giderilmesi dengelenmesi olarak kabul edilmelidir ,

(Ne ekersen onu biçersin),
---------------------------------------------------------------
25 Mayıs 2008 
Bu, Nisan 2008'de geçirdiğim ameliyattan sonraki ilk celse. Pepin/HBI davası süreciydi. Epeyce stres altındaydık. İskoç çoban köpeğim Cherie'nin doğarak aileye katılması, Şubat'taki doğum günüm için bir hediye gibiydi ve bu o süreçte hayatımızdaki belli başlı parlak noktalardan biriydi. 
Laura, Ark, Andromeda, Joe, S**, Psyche, Scotty, PoB, Patience 
C: Hoşgeldiniz! 
S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz? 
C: Kasyopya yakınında 5 kişi. 
S: (L) Neden beş? 
C: Özel bir olay! 
S: (L) Yeni bebeğimizle tanışmadınız henüz. Cherie doğduğundan beri yeni celse yapmadık. Cherie hakkında ne düşünüyorsunuz? 
C: Muhteşem! 
S: (L) İyi bir zevkiniz var. Sorulara başlamadan önce söylemek istediğiniz herhangi birşey var mı?
C: Yavaşlayın.
S: (L) İnsanlara ouija-tablası türü bir aracı güvenli ve etkili bir şekilde nasıl kullanacaklarını göstermek için bir video yapmamız gerektiği fikrine sahibim. Böylece insanlar kendi meselelerini halledebilir, bilinçaltı zihinlerinde dolaşan şeylerin farkına varabilir, belki kendileri üzerinde yapışık ruh temizleme terapisi yapabilirler (bunu yapmanın yollarından biri olduğu için). Yani bir kendini geliştirme aracı olarak tabla tipi bir aracı kullanma konusuna ışık tutmak için böyle bir video hazırlanabilir. Bu fikir hakkında ne düşünüyorsunuz? 
C: 5'imiz bunun harikulade bir fikir olduğunu düşünüyor!!! 
S: (L) Bu planın herhangi belirli tehlikeleri var mı? Cahil veya ruhsal olarak zayıf insanlar tabla tipi bir araç kullanmaya çalışırlarsa mutlaka bazı sorunlarla karşılaşacaklardır. Bu doğru değil mi? 
C: Elbette, ama asıl cahil ve zayıf olanlar, mutlak şekilde hiçbir uyarı sistemi olmaksızın trans kanallaması yapmaya kalkışanlardır. 
S: (L) Uyarı sistemi derken? 
C: Hiçbir bilinçli geribildirim olmaması. 
S: (L) Ouija tablası veya ruh tablasıyla oynadıktan sonra kötü bazı deneyimler yaşadığını, bu işte şeytani birşey olduğunu hissettiğini ve korkup kaçtığını söyleyen insanlar var. Bu tür hikayeler hakkında ne söylersiniz? 
C: Bazıları doğru, çoğu uydurma.
S: (L) Peki ya gerçek olanları?
C: "Uyarı sistemi" derken kastettiğimiz şey bu. 
S: (L) Yani? 
C: O tür varlıklar pek çok insanın çevresinde mevcut ve bu insanlar perdeyi kaldırıp gerçeği ortaya koyan tabla türü bir etkileşime girmedikçe bu durumun farkına varmıyorlar. 
S: (L) Yani bu tür insanlar bir tabla kullandıklarında, bu durum onlara orada ne olduğunu gösteriyor. Aksi durumda durumun farkına varmıyorlar, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) Eğer bu insanlar başka bir kanallama türünü denerlerse, bilinçaltı zihinlerinin iğrenç veya nahoş olarak algılamayacağı birşeyle etkileşim kuruyor olacaklar, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) Peki neden? 
C: "İçeri gir" daveti verildiğinde, negatif varlık bilinçli uyarı sistemini devredışı bırakan güzel hisler oluşturabilir. Tabla tipi bir araç kullanıldığında, bu durum bir mesafe ve koruma katmanı oluşturuyor. Çünkü teması sürdürmek isteyip istemediğini seçebiliyorsun. Varlık "içeri" davet edildikten sonra böyle bir seçeneğin yok. 
S: (L) Yani bu bir vampir filmi gibi. Vampir "Özgürce, kendi özgür iradenle gel!" diyor. Eğer girersen ayvayı yiyorsun. "İçeri gel, benimle konuş, sen benim yüksek benliğimsin!" dersen, ayvayı yiyorsun! Çok ilginç. Diğer bir deyişle, insanlar tabla kullandıklarında ve nahoş bir deneyim yaşadıklarında, bu aslında iyi birşey, çünkü devam etmemeye, o varlıkla daha fazla temas kurmamaya yönelik bir uyarı sistemi görevi görüyor. Böylece o varlıkla teması kesme seçenekleri oluyor. Temelde söylediğiniz şey bu mu? 
C: Evet. 
S: (L) Ve sonra başka bir varlık için çağrıda bulunabilir mi? Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Eğer o varlığa gitmesini söylerlerse, o varlık gider mi? 
C: Evet, normal olarak ve varlığın gitmemesi durumunda tam beden duyu sistemi uyarıda bulunur. Fakat şunun hatırlanması da önemlidir: bu şekilde rastlanan çoğu varlıklar zaten "orada" bulunmaktadır. Nahoş bir varlıkla doğrudan şahsi bir karşılaşma yaşayan bir kişi genellikle yalnızca "komşularla" karşılaşmaktadır. 
S: (L) Yani bu tür denemelerde insanların çoğunlukla rastladığı şey, kendi mekanlarında yaşadığının farkında bile olmadıkları yapışık varlıklar olacaktır, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) Yani gerçekten itici birşeyle karşılaşıp tablayı fırlatan kişi, aslında bu varlık hakkında farkındalığını geliştirme ve ondan kurtulma konusunda muhtemelen en iyi yöntemlerden birini fırlatıyor, doğru mu? 
C: Evet. 
S: (L) O tablayı atmaları, rastladıkları varlığın gittiği anlamına gelmiyor. Varlık konuşmaya cezbedilmişti ve tabla atıldıktan sonra arkaplanda çalışmaya devam ediyor. 
C: Evet. 
S: (L) Ne kadar berbat birşey. (J) Tabla kullanmanın, daha önce orada bulunmayan bir varlığı çektiği bir olay oldu mu peki hiç? 
C: Evet, eğer birey bilgiliyse ve varlığın yardıma ihtiyacı varsa. Şunun da netleştirilmesi gerekiyor ki, çocuklar doğal dissosiyasyon (bölünme) eğilimleri nedeniyle bu tür bir faaliyete yakın olmamalıdırlar. S: (Ark) Pasif katılımcılara ne olduğunu da soracaktık. (L) Ne anlamda pasif katılımcılar? (Ark) Celseyi yapan insanlardan bahsediyoruz. Onlar tablada "aktif" roldeler ama gözlemciler de oluyor ve onlara ilişen pek çok varlık var... 
C: Bu durum bazen sorunlara neden olabilir. İdeal olarak tüm katılımcıların "temiz" olması gerekir.
----------------------------------------------------------------------

Kanallamanın ve kanal bilgilerine maruz kalan insanların şüphe dolu farkındalık haline mani olan duygusal durumlar üzerine geniş bir açılım,

Laura ve ekibi bu işe giriştiklerinde oldukça geniş kanallama ve hatta ouija tablası ile çok alıştırma deneme çalışmaları yapmışlar kısaca ruh çağırma seansları dediğimiz olayı oldukça uzun denemişlerdir ,

Tabla ile olan kanallama işinde sağlam yol olarak K.ların defalarca önerileri yolları ve düzeltimleri ile belirli bir sağlam yol tutturmuşlardır,

Bu konuda irtibata geçilen ile  bir kontak kurmak için geri bildirim metodları geliştirmişlerdir ,hatta bazı celselerde bozuk bağlantı örneklerini olduğu gibi aktarıp olayın nasıl hassas bir şekilde yürüdüğünü belirtmişlerdir, onların neler olduğunu bulabilirsem aktarırım,

Bütün bunlara rağmen K. bilgilerinin yüzde yetmiş civarında doğruluğunu söylenmiştir ve onun da sebebinin celse başlarında beraber oldukları bir nevi robotik olan Frank ve Vincent gibi kişiler yüzünden olduğu ortaya çıkmış ve ayıklanmışlardır,

Konuyu yani K. celselerini takip edenler ne zaman ve nasıl olduklarını bilmektedirler,başlangıçta celselere katılmalarının özel kanallama yetenekleri ile Laura ve diğer ekibin bir nevi konuya alıştırma ve adapte işinde maharetlerini sergilemişlerdi zira her ikisinde projekte edilmiş 4KH teknolojisi var gibiydi,

Esasta bu da gücün bizlerde olduğunun ispatıdır,
Celse mensuplarınca tahminen Laura olayında belirli bir farkındalığa yani kanalın nasıl bir şey olduğu hakkında genel bir kavrama gelince mevut aldatma durdurulmuş ve bu varlıklar ayıklanmıştır,

Oysa dinler oluşturulup ilgili düzenler kurulduğunda  ve halen devam eden diğer kanal faaliyetlerinde bu gerçek anlaşılamadığında buna kanan mürit denen kalabalıklar kendi bilinç ve sorgulamalarını çalıştırmadıkça bu tuzakla beraber yürümeye ve maddedeki bu subjektif yaşam birilerinin peşinde sürüklenerek devam eder,

Meselenin en baştaki aktarımda da belirtildiği gibi tek bir bilincin genel bir varyasyonu halinde değerlendirirsek iyiler ve kötülerin birleşik bir anlatım ve dersler macerası içinde olduğunu anlar gibi oluruz..

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Neden geçen haftaki kişi yerine bu akşam siz bizimlesiniz?
C: Frekans dalgaları.
S: (L) Şu anda frekans dalgaları farklı mı?
C: Yakın.
S: (L) Geçen haftaki bireye göre sizin bizimle iletişim kurma yeteneğiniz daha mı fazla?
C: Aynı.
S: (L) Frekans dalgaları derken neyi kastettiğinizi anlamıyorum. Açıklayabilir misiniz?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Tamam. Bize bu akşam karmaşık cevapları vermeyecek misiniz yani? 
C: Fark yok.
----------------------------------------------------------------
S: (L) Tarihte Kantek, Martek ve Dünya'nın her üçü arasında birbirleriyle iletişim kuran varlıklar yaşadı mı hiç?
C: Hayır.
S: (L) Peki tarihte aynı anda her üç gezegende canlıların yaşadığı zamanlar oldu mu? 
C: Evet. 
S: (L) Neden farklı ırklar var?
C: Pek çok sebep. Deneysel yaratımlar. Kısmen.
S: (L) Doğulular nereden geldi? C: Diğer tümüyle aynı. Deney sonucu. 
S: (L) Bu gezegende mi var oldular? Bu gezegenin yerlileri mi? 
C: Her ikisi. Doğulular en gelişmiş ruhlar için, Ariler en agresif ruhlar için, Zenciler de dünya titreşimsel frekansına en doğal şekilde uyumlu ruhlar için ayrıldı. Kızılderili "yerliler" de öyle.
-------------------------------------------------------------------------
'Pleiades Öğretileri'ni (Bringers of the Dawn) okuyordum. Frekans tutuculardan bahsediliyordu. Bu doğru bir kavram mı?
C: Evet. 
S: (L) F  ve Ben frekans tutucu muyuz?
C: Evet.
S: (L) Tutmamız gereken frekansa yakınmıyız? 
C: Evet.
----------------------------------------------------------------------
C: Soruyu yanıtlaman gerekiyor.
S: (L) Hangi soru? Quorum ve İlüminati sorusu mu?
C: Cevapladığında büyük bir coşku duyacaksın.
S: (L) Pekala. Bir karışım. Ama iki yarı. 
C: Bir dairenin. 
S: (L) Bu daireyi kim tasarladı? 
C: Doğal frekans dalgası. Kavuşuma/birleşime yakın olan bazıları, mükemmel bir denge yaratmak için bu iki hizmet kalıbını, bu iki 'kampı' harmanlıyor. 
S: (L) Pekala. Yani İlüminati'dekiler kendine hizmet yolunun üst seviyesindeler ve bir şekilde bu üst seviyelere erişmiş olmaları, konumlarında bir değişim veya harmanlama meydana getirerek onların başkalarına hizmete dair bazı farkındalıklara veya frekanslara erişmelerini sağlıyor, doğru mu? 
C: Devat et. 
S: (L) Tamam, Quorum'dakiler başkalarına hizmete odaklanıyorlar ve onlar da başkalarına hizmet ederken bazı kendine hizmetlerin başkalarına hizmet olduğunu anlıyorlar. 
C: Yakın. 
S: (L) Yani buradaki fikir, oraya hangi yönden ulaşmış olursan ol, her iki yolu harmanlamak, öyle mi? 
C: Başkalarına hizmet, bu iki gerçekliğin mükemmel bir dengesini sağlıyor. Tam karşısındaki kendine hizmet ise büyük döngünün mükemmel bir dengede kapanmasını sağlıyor. 
S: (L) Yani başkalarına hizmet yolunun varolabilmesi için kendine hizmet yolunun da olması şart, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) Ve Quorum ve İlüminati'dekiler de...
C: Ortada harmanlanıyorlar.
S: (L) Işığın olabilmesi için karanlığın da olması gerekiyor, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) Ve Kasyopyalıların olabilmesi için Kertişlerin de olması gerekiyor...
C: Yakın.
S: (L) Ve her iki grup da Masonik örgütlenmeler yoluyla gelişiyorlar...
C: Özgür-Masonluk, bu süreçlerin fizik düzlemdeki insan yansımaları.
S: (L) Pekala, çok teşekkür ediyoruz. Sanırım bu gecelik bu kadar.
C: İyi geceler. 
----------------------------------------------------------------------
 
S: (L) Peki eğer bu enerji değişimleri meydana gelecekse, bu kehanetlerde değişeceği söylenen şey gezegendeki insanlar mı, ya da insan grupları ve belirli kitleler mi oluyor? Bu afetler bireysel ve veya kolektif bir temelde ruhta meydana gelecek afetleri mi yansıtıyor? 
C: Yakın. 
S: (L) Geçiş gerçekleştiğinde dünya üzerindeki insanların da 4'üncü yoğunluğa geçeceğini, bir çeşit gençleşme süreci yaşayacaklarını falan söylemiştiniz. Peki 4'üncü yoğunluktan tamamen habersiz olan ve 4'üncü yoğunluğa geçmeyecek olan insanlara ne olacak? Farkında olan ve frekansları değişen insanların desteğiyle dalga onları da mı taşıyacak, yoksa başka bir yere gidip başka şeyler mi yapacaklar? 
C: Adım adım (sorun). 
S: (T) Şimdi buraya gelen şey insan ırkını 4'üncü yoğunluğa taşıyacak olan bir dalga mı?
C: Ve gezegeni ve bütün mekan/zaman sektörünü.
S: (T) O zaman buradaki herkesi içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın tutucularıyız. Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi? 
C: Evet. 
S: (L) Bu meydana geldiğinde, hala tüm bunlardan habersiz olanlara yardım edecek miyiz?
C: Açık.
S: (T) Yani biz şimdi dünya değişimlerinden, hayatta kalacaklardan ve kalmayacaklardan, yıkımlardan, 3'üncü, 4'üncü, 5'inci yoğunluk realitelerinden bahsederken, burada asıl kastedilen şey 3'üncü yoğunluk bakımından gezegenin yok olması veya 3'üncü yoğunluktaki nüfusun %90'nın ölmesi değil. Çünkü insanlar 4'üncü yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi? 
C: Vau! "Isınıyorsun." 
S: (T) Evet, yani biz yeni yoğunluğun frekans tutucularıyız. Yani insanların %90'ının hayatta kalmayacak olmasından kastedilen şey, geçirecekleri yoğunluk değişimi oluyor. Çünkü bir üst seviyeye çıkıyoruz. Tüm bu konular bununla mı ilgili?
C: Veya diğer bir olasılık, fiziksel afetleri yalnızca 3'üncü seviye dünyada "kalanların" deneyimleyecek olması.
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler. 
C: Yakın. 
S: (L) Bu boyut değişimi sırasında bizim yaptığımız şey bir frekansın tutulup muhafaza edilmesi mi? Yani resmen 4'üncü yoğunlukta yeni bir dünyanın yaratılmasını sağlayacak bir "süper bağlantının" oluşturulması mı? Tıpkı tek hücreli bir organizmanın ikiye bölünmesi gibi; sadece yarımlardan bir tanesi frekansın yakalanması yoluyla diğer bir boyuta geçerken bir tanesi 3'üncü yoğunlukta kalacak. Öyle mi? 
C: Adım adım. 
S: (L) Bir bölünme meydana getirecek olan frekansı mı tutacağız?
C: Bu yönde gelişen bir kanal (conduit) açıyorsunuz.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa bir kanal mı açıyoruz?
C: Evet. Bir. 
S: (J) Kaç tane kanala ihtiyaç var peki?
C: Açık.
S: (T) Kanal kimin için? 
C: Siz ve sizi izleyecekler için. 
S: (T) Anladım, 4'üncü yoğunluğa geçecekler için. 4'üncü yoğunluğa ilerleyeceğiz ve onlar da bu kanal yoluyla bizi takip edecekler. (J) Yani buna hazır olan diğerleri de bu kanalı kullanabilecek, öyle mi? 
C: Grubunuz bu akşam burada. 
S: (L) Sadece bu akşam burada bulunanları mı kastediyorsunuz yoksa bizi takip edenler de mi olacak?
C: Açık. Size bağlı.
S: (L) Bu kanal... Bu, bütün gezegenin yeni boyuta geçeceği kanal mı?
C: Bir tanesi sizsiniz. Başka kanallar da var.
S: (L) Başka gezegenler mi? 
C: Hayır. Kanal.
----------------------------------------------------------------------

Bilinir ki  durgunluk harekete geçtiğinde var oluşun bir numaralı etmeni frekans dediğimiz dalgalanma olmuş ve her var olan belirli bir titreşim özelliği ile adeta parmak izi sahibi gibi o anda bulunduğu veya eriştiği veya erişemeyip kaldığı ,düştüğü frekanslarla anılmaktadır ,

Frekansların birleşimi, tutulması veya rezonans dediğimiz olaylar oluş katmanlardaki karakterleri belirler ,bu hal sadece ışığın düşürülmüş çöktürülmüş denilen madde aleminde değil eterik alemde de devrededir,

Frekans örtüleri boyutlar tarafından takviye görürse yani boyutların getirdiklerinin bilgisi ile  yoğunluk dalgaları dediğimiz farkındalık alemleri yaratırlar ve gelen dalga da bu frekansa uygun olanların gurupsal olarak bu yeni yoğunluklara adapte olmasını akmasını sağlarlar bazıları buna hasat da demekteler,

Yukarıdaki izahlarda boyut kavramını dile getirdim ,onlara ortamda çoklukla dolaşan "zarlar" da denmekte,bilgileri adeta taşıyan serbest olan ve frekansını uydurup o bilgileri idrak eden için bahsi geçen yoğunluk dalgasına geçiş imkanı veren hususlar, evvelce aktarımlar ve üzerinde kısa yorumlarla durduk,

Söylemek istediğim frekanslara değişiklik sağlayan etmenler insanda özellikle bilgiyle farkındalık sağlayarak yapılan uğraşılardır ve biz de bu yoldayız,

Bazen bu titreşim frekansına erişmeye çalışma sahasına düşük frekans diyeceğimiz (ki korkunç bir yargılama oluyor indimde ama tarif için başka yol bulamadım ) bilgilere yeni ulaşmaya çalışanların bizce eski dediğimiz inançlarda ısrarlarını görmekteyiz,

Bu kişilere son derece lütufkar ve bilgilenmelerinde takip ettiğimiz başlangıçta bizlerin de aynı ızdırapları  çektiğimizi açıkça söyleyip takip yolları tavsiye etmemize rağmen bazen kabul görmeyip ısrarlarla karşılaşıyoruz,

Israrlar can sıkıcı ve gelmeye çalıştığımız frekans eşiğinde zorlamaya başladığında Bozadi dostumuzun o harikulade ayarlı giden seleksiyon özellikleri devreye giriyor ve rahatlıyoruz,

Bunu neden şimdi dile getirdim frekans özelliğindeki bilgilenme çabalarının ne kadar önemli olduğunu ve maalesef evrensel konuları anlamaya çalışıp uğraşırken bu umumiyetle dinsel ve artık frekans seviyesinin neden düşük olduğunu çok iyi idrak ettiğimiz KH dayatmalarını terk etmeye doğru bir uğraşı içindeyiz veya ben öyleyim,

Kanal özelliklerinin inceliklerini açmazlarını çok detaylı anlatmamıza rağmen ve bu bazen ahlak ve toplum düzeni bakımından faydalı 6Y BH bilgilerini de karıştırmış kanalın serbest olduğunu ve KH ye de borazanlık yaptığını defarmasyon ve manipulasyon için kullanıldıklarını defalarca K.lar ve bizler belirttik ,

Ruhların yolculuğu kitabından frekansla ilgili bir pasaj aktaracağım frekansı tutturanların beraberliği, enerjinin frekansla tanınması ve her kişinin kendi frekansının onu aynı zamanda kontrol eden ve edilen  faktör olduğuna dair oldukça geniş bir farkındalık getiriyor,

*************************************
Dr. N: Seni hedefine ulaştıracak olan bu çekilme sürecini açıkla.
D: Bir dalgaya binmiş durumdayım... bir ışık huzmesine.
Dr. N: Bu huzme elektromanyetik mi ya da ne?
D: Eh... bir radyonun bantları ve birisinin de ayar düğmesini çevirip benim için doğru frekansı bulması gibi.
Dr. N: Yani iraden dışında görünmeyen bir güç tarafından yönlendirildiğini ve ölümünün hemen sonrasında yaptığın gibi şeyleri hızlandıramadığını mı söylüyorsun?
D: Evet. Işık dalga bantlarıyla birlikte gitmeliyim... dalgaların yönü var ve ben de onunla birlikte kayıyorum. Zor değil, kolay. Senin yerine her şeyi onlar yapıyor.
Dr. N: Kim yapıyor?
D: Kontrolü elinde tutanlar... Gerçekten de bilmiyorum.
Dr. N: O zaman kontrol senin elinde değil. Hedefini bulma sorumluluğu sana ait değil.
D: (ara) Zihnim söz konusu hareketle uyum içinde... Rezonansla beraber akıyorum...
Dr. N: Rezonans? Ses mi duyuyorsun?
D: Evet, dalga huzmesi... titreşiyor... Buna kilitlenmiş durumdayım.
Dr. N: Radyoyla ilgili cümlene dönelim. Ruhsal yolculuğun yüksek, orta ve düşük rezonans kalitesi gibi vibrasyonel (titreşimsel) frekanslardan mı etkileniyor?
D: (gülerek) Fena değil... evet ve ben bir hat üzerindeyim, sesle ve ışıkla yol gösteren bir radyo veya ışık sinyali gibi... ve o benim kendi ses perdesi modelimin bir eşi, benim frekansım.
Dr. N: Işık ve titreşimin kombine halde nasıl yönlendirici bantlar oluşturduğunu anladığımdan emin değilim.
D: Bir elektronik flaşın içindeki diyapazonu düşün.
Dr. N: Peki, o halde orada enerji mi var?
D: Enerjimiz var... bu bir enerji alanının içindeki enerji. Yani yolculuğumuz yalnızca hatların üzerinde gitmekten ibaret değil... enerjiyi kendimiz üretiyoruz... deneyime bağlı olarak bu güçleri kullanabiliriz.
Dr. N: O halde olgunluk düzeyin, yolculuğun derecesi ve yönüyle ilgili olarak sana da bir kontrol payı sağlıyor.
D: Evet, fakat tam burada değil. Daha sonra, yerime yerleştiğim zaman çok daha kendi başıma etrafta dolaşabileceğim. Şimdi ise çekiliyorum ve onunla gitmek durumundayım.
Dr. N: Tamam, şimdi bunu bırakalım ve bana bundan sonra olanları tanımla.
D: (kısa bir ara) Tek başına hareket ediyorum... benim için uygun yere yerleştiriliyorum... ait olduğum yere gidiyorum.

************************************************
------------------------------------------------------------------
S: (L) Şu an burada oturan herbirimiz, uzak bir geçmişte, bir bitki, ağaç ya da mahluk muyduk?
C: Hala mahluksunuz bebeğim!
S: (L) Yani zaman faktörünü bir yana bırakırsak, bizleri ayrı birer bireysel bilinç haline getiren farkındalık nehri aynı zaman da alt yoğunluklara da uzanıyor ve bir ağaç gibi onlara da bağlıyor ?
C: Belki.
S: (A) Bu kayalara ilişkin olarak, bazı Rusların yeni keşfetmiş olduğu DNA hayalet efekti hakkında bir şey sormak istiyorum. Bu adamlar bir vakum tüpünü alıyorlar ve içine lazer ışınları gönderiyorlar ve detektörlerle fotonları kaydediyorlar. Bir gürültü elde ediyorlar, çünkü vakum içerisinde bir şey yok. Sonra aynı tüpün içerisine küçük bir parça DNA yerleştiriyorlar. Bu DNA parçasının kendine has bir şekli var. Tekrar lazer bombardımanına tuttuklarında fotonlar, bu DNA molekülünden belirli bir dalga formunda yayılıyorlar ve bu form da DNA molekülünün iç yapısına göre şekilleniyor. Daha sonra DNA yı tüpten alıyorlar ve boş tüpe lazer göndermeye devam ediyorlar ve 1 ya da 2 ay boyunca vakumdan, sanki aynı DNA oradaymış gibi aynı dalga formunu elde etmeye devam ediyorlar. Ve buna 'hayalet DNA' adını veriyorlar.
C: "Hayalet" , DNA yapısının içerisinde bulunan bilinç tortusunun kalıntısı.
S: (A) Peki bu kalıntı nerede bulunuyor ? Vakumun içerisinde mi, vakumun titreşimlerinin içerisinde mi , vakumun içerisinde bulunan çekimsel bir alanda mı , bir takım doğrusal olmayan elektromanyetik alan içerisinde mi ? Nereye yerleşiyor bu kalıntı ? Neye tutunuyor ? Kendini nereye konumluyor ?
C: Son üçüyle hedefe iyice yaklaştın.
S: (C) Bu bir yastıkta iz bırakmak gibi değil mi ? (A) Evet ama bu vakum. (L) Sanıyorum bir vakum bizim düşündüğümüz gibi bir şey değil. Bizim algılama yeteneğimizin ötesinde bir şeye sahip. (A) Yani, DNA yapısı içerisinde bilinç bulunuyor. (C)

----------------------------------------------------------------------
Konu biraz teknoloji üzerinde geziniyorsa da üzerinde durmak gerekiyor ve sizlerden ricam şu sitedeki resimli mesajı görünüz çünkü aynen aktaramadım,

https://ne-np.facebook.com/Bilimdunyaniz/posts/1402051906816720/

DNA nın seyahatini ve evrendeki bıraktığı izlerin maddesel ortama bağlı olmadan da devam ettiğini izah için bu anlatımı ele aldım,

Burada foton madde değil mi soruları akla gelir zira dünya deneyinde görülebilmesi için işin içine girmesi gerekiyordu ,göz algısı ancak ışığın elemanları ile mümkün olmakta ,yalnız fotonun madde analizinde parçacık mı yoksa dalga mı ikileminde elektromanyetik özellik gösteren dalga formu olduğunu söyleyebiliriz ve kütlesi olmadığından parçacık kavramına girmez ama her iki alemde etkindir,yani madde ve anti madde dediğimiz eterik alemde,

Biraz daha atom fiziğine dalalım,

"S: (A) Evet. Ben de bunu düşünüyordum. Neden fotonlardan değil de nötrinolardan bahsettiğinizi merak ediyordum. Çünkü bence fotonlar da saf enerjiye giden bir köprü. Fotonlarla nötrinolar arasındaki fark şu ki, fotonlar bozon, nötrinolar ise fermiyon.Nötrinolar birbirlerine dokunmamak için dans etmek zorundalar. Bozonlar nötrino ve foton çiftleri gibiler. Bozonlar mekanda/boşlukta istedikleri gibi hareket edebiliyorlar."

Bundan ne çıkaracağız,

Evvela ruh nasıl bedene dönüşüyor ona bakalım,

"S: (L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu arzuladıktan sonra fiziksel varoluş nasıl gerçekleşti?
C: Önce maymunumsuydu.
S: (L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu varlıklarla ne yaptılar?
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler.
S: (L) Neyin transferi?
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal'i kullandı.
S: (L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler.
S: (L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S: (L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S: (L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S: (L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.
S: (L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar."

DNA merkezinde odaklandığımız izahat bölümümüzde varlığın madde alemini terk ettiğinde ise insanın öldüğünde madde unsurları burada kalır doğaya karışır fakat ruh yolculuğuna çıkar demekteyiz işte ruhun yolculuğu demek var oluşun başından beri parçalı ruh olarak maceraya girmiş olan insan bedeninde geçici olarak barınan ruh almış olduğu o muazzam kayıt birikimi ile eterik aleme geçer ,

Ve o bildiğimiz madde yapısında olan proteinlere bağlı olmadan sadece ama "iz" olarak aynı strüktürde,

Onun yolculuğu budur,

Üçlü beden izahımızda da belirtildiği gibi "fizik/genetik/ruhsal" trinitesinde DNA bütün kayıtları böylece taşınmış olur ,

Bu nedenle 4Y geçici fiziksellik ihtiva eden bir özelliktedir ve maddenin bazı uygulamaları orada devam eder niteliktedir ve tahminen görünen ve zannedilen ışıksal bazda olayların akışı şeklinde olacaktır yani zihnen yaratılan madde aleminin bazı tekrarları devamlı olmayıp zihnin geçici frekans değişikliklerinde kah eterik kah naddesel tarzda tezahür edecektir,

Olayın şu anda uygulanan bir nevi provasını "Metaverse" üzerinden tahayyül edebiliriz ,nedir,

" Öncelikle Metaverse kavramını anlamak için kelimenin kendisine bakmalıyız.  Yunanca "sonra, öte" anlamına gelen "Meta"  ve İngilizce "Universe" kelimelerinin birleştirilmesi ile türetilen Metaverse, kısaca "Evrenötesi" anlamına geliyor. Kısaca açıklamak gerekirse Metaverse, tüm dijital dünyaların birleştirilmesiyle oluşturulan kolektif bir sanal paylaşım alanıdır, yani içinde tüm dijital dünyaların bulunduğu kurgusal evren de diyebiliriz. Birçok piyasa paydaşına göre, gelecekte oluşturulacak olan bu Metaverse evrenine sanal gerçeklik veya artırılmış gerçeklik yoluyla ulaşmak mümkün olacak. Metaverse fikri, insan etkileşimlerinin boyutunu bundan çok daha farklı bir yere taşımayı planlıyor. İnsanlar, Metaverse sayesinde kendilerini, sanal gerçeklik veya arttırılmış gerçeklik yoluyla aktarıldıkları dijital bir evren içinde bulabilecek ve bu evrenin içinde tam manasıyla kaybolabilecekler. Sanal gerçeklik teknolojisi şu an için çoğunlukla oyunlarda kullanılıyor. Ancak Metaverse, sanal gerçekliğin ve artırılmış gerçekliğin kullanımını önemli derecede genişletecek. Yani bu dijital evrende, muhtemelen üç boyutlu bir avatar yaratılarak; çalışmak, gezmek, oyun oynamak, konsere gitmek, alışveriş yapmak gibi günlük birçok aktiviteyi yerine getirmenin mümkün olması bekleniyor.''

Bu izaha şu K. alıntısını koysam konu daha iyi anlaşılır,

"S: (L) Dışkı çıkarıyorlar mı?
C: Hayır. 4'üncü seviyedeler.
S: (L) Yani 4'üncü seviye olduğunda düzenli şekilde bir yeme veya dışkılama olmuyor, öyle mi?
C: Doğru. "

Rüyada olanlarla ruhun maceralarını Metavers ile benzerleştirebilir miyiz..

Devam edeceğiz ,


Gaia

#1210
Teşekkürler, faydalı hatırlatmalar. Zaman zaman hatırlamak lazım. Bazen sürekli değişim halinde olduğumuzu unutabiliyoruz. Her saat bir öncekinden yeni bir insanız. Bu da her an aynı görmediğimiz gerçeğini gösteriyor. İstesekte öğretiyor hayat istemesekte.. Dönüp dönüp aynı noktaya getiriyor ve ısrarla öğretiyor işte. Ama görebilmek lazım. Ki gördüğün zamanda artık aynı olmuyorsun, biraz daha ilerlemiş oluyorsun ve değişim devam ediyor, durmuyor...

Şu medyumluk ve obsesyonun oluşum kısmı ilgi çekiciydi. Umarım devam edersiniz bu konuya.

İlginizi çekerse şu sıralar ruh ve madde yayınlarından çıkma medyumluk isimli bir kitap okuyorum. Burada paylaştığınız bilgiler ile benzer bilgiler var. Kaynağın benzer bir temiz kanaldan geldiği belli yani. Araştırabilirsiniz dilerseniz.

İyi günler.

Tgur

#1211
Ben de teşekkür ederim,

Ruhsala açılmaya karar verip faaliyete geçen her birey eninde sonunda medyumik bir duruma gelir,tek handikap obsedasyondur ,

Bunu kanal hakkında yazılan bir çok materyalden ve bunca tecrübeden sonra söyleyebilirim ve bu hususta çok yorumlarım yazılarım oldu,sık sık hemen hemen her yazımda bu konu kendini bulur,

Olay yankı odasından çıkıp evrenselde ne var ne yok arayışında olanların başka kimliklere bürünmüş gibi zannedilen seslenmelerin bütünlük anlayışında ve siz/biz işini halletmişlerde kendi sesinin farkında ve aydınlanmış yoğunluklardan duyması iletişim kurması ve bulunduğu minimal ruhsal ortamdan çıkmasına yardım eden harikulade bir uygulamadır..


Tgur

#1212
GAİA kardeşim söylemeden geçmişim ,mudyumik hal bu oluyor galiba, konuyu en anlaşılır şekilde ifade edebilme gayreti içindeyken dünyasal veya sevgi bazlı evrensel manada senin geri dönüşünden oldukça fazla sevinç duyduğumu kaydetmemişim ,şimdi büyük bir coşku ile belirtiyorum ,


Sevgiler..


memed

#1213
Rap ile hiç aram yoktur .Ama bu parcayı seveceginizi zannediyorum . Son dönemleri güzel özetleyen bir protest parça  :  DEFOL  W H O ( D S Ö )

https://www.youtube.com/watch?v=DaKhqzmJFrI

Tgur

#1214
Sirius ve Orion hakkında eksik aktarım yaptığımı fark ettim tamamlayıcı olarak ilgilenenlere şimdi yakaladığım şu aktarımı sunuyorum ,

C: 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk evreninizin bu kısmında, özellikle sizin "galaksinizde", İnsan tipinde varlıkların tek tabii mekanı Oryon olarak bilinen bölgedir... bunun üzerinde düşünün! Tek yer değil, doğal merkez üs.Yeniden incelemeye en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, "dünyadışı varlık" verilerinizde doğru bir profil oluşturmak.
S: (RC) Ben insanların Lyra'da tohumlandığını ve sonra orada bir savaş olduğunu ve sonra da insanların kendilerini Oryon'da bulduğunu düşünüyordum.
C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru profili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir! 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk alanına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444 gezegen var.Bazıları sizin bildiğiniz gezegenler. Bazıları yapay olarak inşa edilmiş gezegensiler. Bazıları boşlukta süzülen ev-gemiler. Ve bazıları da "uydu"lar. 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukların tümünde birincil evler,seyahat istasyonları ve kuluçka laboratuarları var. 5'inci ve 6'ncı yoğunluklarda denetim bölgeleri var.
Yaklaşık yarısı BH ve yarısı da KH. Başka yerlerdeki diğer pek çok kolonilerle birlikte, çeviri olarak Oryon Federasyonu deniyor. Oryonlar, Grileri sibergenetik varlıklar olarak 5 türde yarattı ve onları Zeta Retikuli 1, 2, 3 ve 4'e ve Barnard Yıldızı yörüngesinde dönen 2 gezegene yerleştirdi. Sürüngenimsiler de (ç.n.:reptilians / kertişler) 4'üncü yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6 gezegende kalıyor ve Oryon KH'nin köleleri ve hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!! "Oryon" adı bu bölgenin gerçek yerel adıdır ve bu ad dünyaya doğrudan getirilmiştir. Paralellikler için "tanrı" Oryon efsanesini inceleyin.
S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar.
S: (L) Eğer bu, Nordik tiplerle başladıysa ve diğer hümanoit kombinasyonların kaynağı da buysa, insan varlıkları için hangi genetik kombinasyonlar kullanıldı? Örneğin Zenciler / Siyah insanlar "Nordiklere" hiç benzemiyor.
C: Nordik genler Neandertal olarak bilinen, Dünya'da zaten mevcut olan gen havuzuyla karıştırıldı.
S: (L) Doğu ırklarını elde etmek için hangi genetik kombinasyon kullanıldı?
C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim vekozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.
S: (L) Pekala, ya Sami ve Akdeniz halkları?
C: Yeni bir topluluğun "yerleştirildiği" her defasında, ilgili topluluklar yerleştirildikleri ortama en iyi uyumu sağlayacakları şekilde tasarlandılar. Ariler tek istisnadır çünkü Dünya'ya acil bir durumla getirilmeleri gerekti.
S: (L) Irklar Dünya'ya en iyi uyumu sağlayacak şekilde tasarlanıyorlarsa, Sami ırkıyla ilgili olarak hangi faktörler dikkate alındı?
C: Diğer hepsi gibi onlar da Dünya'da değil, Oryon laboratuarında tasarlandılar. Orta Doğu'ya "yerleştirildiler".
S: (L) Atlantisliler hangi genetik tipteydi?
C: Kızılderililerinkiyle aynı.
S: (L) Kızılderili tipinin kökleri nedir? Gezegende mevcut olan ve Oryon laboratuarına götürülüp genetik olarak değiştirilerek tekrar Dünya'ya yerleştirilen temel bir tür mü vardı?
C: Hayır!!! Söylediklerimize dikkat ediyor musun?!?!
S: (L) Neyi kaçırdım? Neden bazı Kızılderililer Pleyades'ten geldiklerine inanıyor?
C: Pleyades nerede?
S: (L) Oryon yakınında. (RC) Aa tamam, Pleyades'i Oryon'un bir parçası olarak kabul ediyorlar. Peki ya Siryus?
C: Bir yer olarak Siryus karıştırılıyor çünkü kuzey yarımküre göğündeki benzer bir yere benzetiliyor.Kızılderililer gözlem noktaları itibariyle benzer görünüşteki bir yer nedeniyle yorumlamada karışıklık yaşadılar.
S: (L) Tamam. (RC) Ama Siryus açık bir şekilde Siryus! Gökyüzündeki en parlak yıldız... tüm efsanelerde var!
(L) Belki yalnızca yanlış yorumlama değil, aynı zamanda bilinçli bir dezenformasyondur? (RC) Bu nasıl yanlış yorumlanabilir? Bu belli değil! Yıldız haritaları çok açık!
C: KENDİ efsanelerinizi SİZ nasıl yanlış yorumladınız?
S: (F) Görünüşe göre şu anki kültürümüzde herşeyi ve hatta yakın tarihimizdeki pek çok şeyi bile kolayca çok yanlış anlayabiliyoruz. Daha eski efsanelerin de çarpıtılmış, abartılmış veya yanlış sunulmuş olabileceğini düşünmek zor değil.
C: Bu celsenin başında söylediğimiz şeyi tekrar gözden geçirin.
S: (L) Dogon'lar Siryus'tan mı geldi?
C: Tüm hümanoit türlerin kökeni Oryon bölgesidir; milyonlarca koloni var oldu, oluyor ve olacak.
S: (RC) Siryus'un gökyüzü bizimkisi gibi mavi değil yeşil. (L) Yıldız mı?! (RC) Hayır, gezegenler. Evet, Siryus'un yeşil bir atmosferi var... açık yeşil. (F) Ben maviyi tercih ederim! (L) Bugünlerde propagandası yapılan bilgilerin pek çoğu kafakarıştırma ve dezenformasyon içeriyor. Tüm bunların amacı nedir?
C: Kendin yanıtladın. Kafakarışıklığı ve dezenformasyon.
S: (L) Bir tür geçişin hemen öncesine ulaşana kadar gerçeğin herhangi büyük bir ölçekte bilinmeyeceği şeklinde bir teorim var...
C: Peki "gerçeği" öğrenmeyi bekliyor musun o zaman?
S: (RC) Kesinlikle! (L) Gözlemlerime göre bu gerçekçi bir beklenti olmayabilir...
C: Varolan herşey / tek şey derslerdir, kestirme yok!
S: (L) Cevaplamadığınız soruma geri dönmek istiyorum. Sami halkının genetik anlamda tam olarak kim tarafından ve tam olarak neden tasarladığını ve onlar ile Keltler ve Ariler arasında neden böylesine zıtlaşan bir tutum olduğunu bilmek istiyorum.
C: Dikkat edersen yalnızca Yahudiler ile Keltler arasında değil. Ayrıca önemli olan bireysel aura profili;gruplar veya sınıflamalar değil. Ama sorunu yanıtlamak için: hem bu gezegendeki, hem de gezegen dışı pek çok nedenden kaynaklanıyor.
S: (L) Hitler tamamen mantık ötesi bir tutumla ve kendi ölümüne de neden olacak şekilde neden Yahudileri ortadan kaldırmak için bu kadar kararlıydı?
C: Pek çok neden ve çok karmaşık. Ama, hatırla, henüz bir çocukken Hitler Germen halklarını fethetme ve birleştirme arzularını gerçekleştirmek üzere "karanlığın güçleriyle" ilişki kurmak için bilinçli bir seçim yaptı. Bunun ardından zihin, beden ve ruh olarak tamamen KH güçlerinin kontrolü altına girdi.
S: (L) Peki Hitler'i kontrol eden KH güçlerinin onda tüm bir halkı ortadan kaldırma isteği yaratma amacı neydi?
C: Fetih daha zor ve daha az kesin olacağı için 4'üncü yoğunluğa yükselmeden önce 3'üncü yoğunluk dünyasını tam kontrol altına almak amacıyla Nefalim'in yeniden getirilmesine yönelik uygun bir "üreme ortamı" yaratmak.
S: (L) "Üreme ortamı" derken genetik anlamda mı?
C: Evet. Üçüncü yoğunluk.
S: (L) Bu amacı başadılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Demek Germen "Üstün Irk"ının yaratılması daha sonra bu "üreme ortamının" yaratılmasını sağlayacaktı?
C: Evet.
S: (L) Ve bunun için Yahudi'lerden kurtulmak önemliydi, öyle mi? Başka bir grubu yok etmeden bir Germen üstün ırkı yaratılamaz mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: 4'üncü yoğunluk ön kodlanmış misyon kader profili nedeniyle.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Bu, 4'üncü yoğunluğa yükselme sonrası etkinleşecek bir kodlama anlamına geliyor ve dolayısıyla eğer ortadan kaldırılmazsa Nefalim'in 3'ünü yoğunluktaki hakimiyetini engeller. Bireysel bazda olmakla birlikte, Yahudiler 4'üncü yoğunluğa geçiş sonrası bir misyonu gerçekleştirmek üzere önceden kodlandılar. Naziler 4'üncü yoğunluk KH tarafından kontrol edildikleri için neden Yahudileri tamamen ortadan kaldırmaya sevk edildiklerini tam olarak bilmiyorlardı. Ama Hitler Kertenkelelerle ve Oryon KH ile doğrudan iletişim kurdu ve "üstün ırkı" nasıl yaratacağına dair talimatlar aldı.
S: (L) Ve bunu, yeni bir Nefilim soyunu Dünya'ya getirmede bir temel olarak kullanacaklardı... (RC) Ve Yeni Dünya Düzeni... onların versiyonu. (L) Peki şimdiki planları nedir?
C: Henüz size bunu söyleyemeyiz çünkü vaktinden önce açıklama isteği duyarsınız ve bu da ortadan kaldırılmanıza neden olur!!!!
S: (F) Evet Laura, sana söyleyip duruyorum, bu merakın yüzünden bir gün kapımıza garip adamlar dayanıp "Bizimle gelin lütfen!" diyecekler! (L) Elimde değil! Bu arada Keltlere dönecek olursak: Eğer Kertenkele Varlıkları Arilerin/Keltlerin "Nefilim Üstün Irkı" için iyi bir üreme ortamı sağlayacağını düşündülerse, o zaman onlarda genetik olarak bu iş için uygun buldukları birşeyler görmüş olmalılar. Doğru mu?
C: Hayır, düşündüğün anlamda değil. Yansımaları üzerinde dikkatli bir şekilde düşünerek bu soruyu farklı biçimde tekrar sormanı tavsiye ediyoruz.