Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#270
Kanal bilgilerinden veya üst yoğunluktan beklenebilecek "bilgi" durumunda bir sakatlık içinde olunduğunu düşünüyorum. Bu birazda bu yoğunluğun yapısı hakkındaki bilgi eksikliğimizden ve aynı zamanda üst yoğunluğun yapısı ve do9layısı ile genel olarak varoluşun genel yapısı ve nitelikleri hakkındaki düşüncelerimizi ve bunlara dayalı olan beklentilerimizi ilgilendiriyor. Şöyleki: Çocuğu veya yakında çocukları olanlar ve özellikle öğretmenlik mesleğindekiler düşünsünler. Çocuk eve geliyor ve çocuğun öğrenmesi ve gelişmesi için verilen dersleri "büyükler" yapıyor...Evet evin büyükleri "doğru, ayağı yeren bilgileri ile" "dersleri, ödevleri" yapıyorlar...

Şimdi öğretmen olanlara gidelim ve soralım: "hocam bu nasıl geliştirir çocuğu veya geliştirir mi?"

Yapıların genel amaçlarını ve niteliklerini doğru bilgiler ile tesbit edelim ve bu duruma göre "beklenti" yani gereksiz beklenti içinde olmayalım diye öneriyorum.

Özel olarak; K'ların bu hareketlerini beğeniyorum. Şöyleki; bir kafa karışıklığı ve şüphe durumunu durduk yerde yaratıyorlar ve bir o kadar da "bilgi" veriyorlar. Bir noktaya geliyorsunuz ki; "ya bu adamlar pozitif mi, negatif mi? Varlar nı? Yoklar mı?" diye sorgulamalara yol açıyorlar ve bunun bizlere yapılan "büyük bir öğretme" olduğunu düşünüyorum. Aradaki nühansı düşünmenizi öneriyorum.

Verilen ile bilinmeyen arasında müthiş bir denge olması; geliştirici seçimleri, sorgulayıcı yapıyı ayağa kaldıran, güçlendiren bir durum bence.

Matematik denklemlerinde verilenler vardır ama bir sonuç yoktur değil mi? Ancak verilenler ile bir sonuç çıkarabilme isteği ve bilgisi ile sonuç çıkar yani problem çözülür. Sonuçta problem verilen ancak "kemiksiz" verilmeyenler üzerinden gidilerek ve onlar aşılarak yapılır. Bu geliştirici bir durumdur.

Tersini yani hepbiz ve tekbiz bilgisi ile kim ne kadar gelişebilir? Var mı şimdi dünyada bir tane bir kitap, böyle yapıda. Bilgileri direk vermek, çalışmayı sekteye uğratmaz mı? Üniversite sınavına giriyorsunuz ve cevap anahtarı yanıbaşınızda, nasıl bir fayda sağlar bu durum.

Başka bir konu ise; samimiyet durumu. Bir müslümana sorsak "arkadaş hırıistiyanların durumu ne, bozulma var mı?" işte burada alacağımız yanıtları ve yanıtlara ulaştıran kriterlerin ilk önce varlığın kendisine uygulaması bir samimiyet durumudur. Yani samimi ve dürüst olmak en azından kişinin kendisine olmalıdır. Bu örnekteki gibi, kendini sorgulamanın dışında bırakan bir düşünce kişiyi geliştirmek. Sorgulamak şarttır. Beğenip, beğenmeme durumu bir eleştiri değildir, beğenmediğinin bilgisini sunmadıkça. Ve tekrar ediyorum; şimdi bir savaşa gidilse ve savaşta 2 adet kadın esiri alsak ve seks kölesi yapsak ve bunu bir sosyal kitabın ve hatta hukuk kitabının içine koysak ve bu durum hoşunuza ne gidecek ve ne gitmeyecektir. Çünkü bu durumu sorgulama dürüstlüğü olmadığından bu durum olacaktır. Evet herşey bozulur veya aşılır. Mevcut paradigmaların neler olduğunu ve neye hizmet ettiklerini ve bunu kabul etmeyenleri (en azından bilinç olarak) ne ile tehdit ettiklerini sorgulamadıkça, bir samimiyetten bahsedilemez. Sadece bilgi temelli konuşuyorum. Çok güçlü paradigma oluşturucu bilinçlerin esir aldığı özgür ruhların dramı bu...

Arı'dan, sinekten, uçaktan lorkanlar vardır. Bundan daha tehlikelisi ise; sorgulamaktan -en azından eski paradigmaları- korkmaktır. O çok daha esir edicidir. Dünyayı ve yaşamı onurlandıran bir yaşama biçimi hayali ile eski paradigmaların içinde esir şeklinde yaşıyoruz. Bu eski paradigmaya bir şekilde bağlı olanın hoşına gider mi? Bu onların hoşuna gitmeme özgürlüğü. Benimde özgürlüğüm (istediğim ancak hala hakim paradigmalar içinde ayağı yere basamayan, yaşayamadığım, yaşanmamın önüne set çekilmiş, yasaklanmış) onurlu bir dünya düzeni içinde dengeli olabilecek bir seçim ortamıdır. Elbette dengedir. Yani herkes seçsin ve yaşasın, yani KH ve BH dengesi. İşte evet ben hala ayakları yere basamayan, bastırılmayan bir "hayal" içindeyim ve bir çok kişide...

Tiversonus

#271
Bir olaya/vaka'ya veya bilgiye yaklaşırken kendimce bir yöntem önermek için yaklaşık bir haftadır düşünüyorum:

Bir beşgen çizmek ve kenarındakiler yaklaşım kriterleri olacak ve ortada da olay veya vaka:

1. Kenar: Samimiyet :

*Varlık yaklaştığı olaya, genel olarak diğer olaylara yaklaştığı şekilde yaklaşmalı, samimiyet bunu gerektirir. Ayrıca; dürüstlük ve açık fikirlilik ve objektiflik.

Yani bir başka dinde "var" dediğin sen de var mı bir bakacaksın, ona ne yaklaşım ile nitelik büründürmüşsen kendine de uygulayacaksın.

2. Kenar: Yoğunluklar Öğrenme Yerleridir Veya Varoluşun Amacı Ben'liğin keşfidir.

* Dolayısı ile dersi, öğrenmeyi engelleyen yapılar yerine bunların dengeli bir şekilde; verilen ile bilinmeyen dengesi içinde olması beklenmelidir. Sınav ve cevap beklenmemeli.

3. Kenar : 3. Yoğunluk Dualite Evereninde (KH ve BH) Yaşıyoruz:

* Pildeki (+) ve (-) kutubun hangisi "doğru"; elbetteki her ikisi: Sonuç olarak sadece seçeriz: Birinde "samimiyet" diğerinde "no-samimiyet" durumu: Sakın "samimiyet" pozitif demeyin, herkes işini yapıyor. Zor bir bakış değil mi?

* Bunun anlamı basit, hiçbir şey KH ve BH değildir. Burada seçimini zorlaştıracak her türlü KH girişimine izin vardır. Bozulmamaışlık yerine belki yüzdeler ile konuşmalıyız ve bu durumda çok güzel bir durum ortaya çıkıyor: Seçmek

* Gerçeklik, doğruya bakılmaksızın (doğru yanlış yoktur) boşuna bir doğrunun peşinde gitmeyin veya ONU ARAMAYIN; sadece gerçeklik paradigmaları içinden seçeriz. Seçilen doğrudur. Kıyas gereksiz.

* Tek doğru peşinde hayatını bir arama için geçirenler için seçimi (Ruhsal frekansına göre) bir seçimi öneriyorum.

* Ruhsal gelişmişlik seviyeleri farklı farklı bir insanlık içinde yaşıyoruz, normal olan da bu elbette burada. Olaya yaklaşırken bunu unutmayalım.


4. Kenar: 4 Yoğunluk KH Etkisi

Acı, ızdırap, keder hayatımızda olmasın isteriz, işte bunun da bir amacı vardır ve bunu sağlayan ise 4KH merkezli izin verilen girişimlerdir ve burada bu hep olacaktır.

* Işık olan herşeye bunun müdahale hakkı vardır. Bir futbolcunun ağır engelleri gibi bu geliştirici bir etki yapar. Olacaktır, hele ki çok "ışıklı bir durumda" olmaz ise olmaz:))

5. Kenar: 5. 6. Ve 7. Yoğunluk

* İşte bu yoğunlukjların yukarıdaki düzeni kuduklarını ve bir parçamızın orada olduğunu unutmayalım. Her bir olaya bakarken

* Herşey bu noktadan bakıldığında bir ilüzyon, sanallık, "game" dir. Yani oyun.

* Herşey rüya içinde rüyadır. Adam adamı boğazlıyor, vuruyor,silahını çıkartıyor, büyük bir nefret ve hınç içinde bir didişme...Ve birden bir ses, tıpkı yönetmenin sesi gibi: "Stop, kestik"...

Sonra oyunda birbirini öldürenler, filmin çekilme arasında kahvelerini içmek için kol kola yürüyorlar ve aslında oynanan oyundaki performansa göre de bir oscar veye bir şey üretmenin zevki ile birbirleri ile sohbete dalıyorlar.

Birbirini boğazlayan sahneye göre; bir çok şey anlaşılmaz ve can acıtıcı. Filmde bir uçak düşüyor ve bunu gazetede okurken bu 5 gen yanımızda olsa; şevkat ile durumu bu bakış açısı ile görebilsek, daramların arkasını, sizce faydalı olomaz mı?

** Her olaya bizi yükseltecek bir fırsatın önümüze geldiği bakışı ile bakalım.


Tiversonus

#272
evet, iki mesaj kutuma da şimdi bir ayet geldi... Gerçekten... Gerçeklik paradigmaları seçimlerine hiç bir "kötü" duygum olamaz, aile içinde de öyle ancak ben seçmiyorum. Sorun burada; seçim özgürlüğünün yeniden sağlanmasında ve yaşanması da elbette...

Tiversonus

#273
Herhangi bir olaya bakış için geliştirmeye çalıştığım bu "yaklaşım" modelinde bir ek veya katkı (ki eksik, yanlışlık vurgusu da olabilir, bu da hizmet olu) da bulunursanız mutlu olurum, birlikte geliştirebiliriz diye düşünüyorum...

Tiversonus

#274
"hele herkes okusun, beğensin diye asla yazmayın. "

:)) Sakın yanlış anlaşılsın veya anlaşılmasın diye yazmadım, yukarıdaki cümle güzel ve hoş ve hatta kendim yazıp kendim okusam da:))

Şunun farkına vardım: yukarıda kurmaya çalıştığım bakış açısı; "bakış açısını kabul etmeyeni de kabul eder nitelikte" işte bu bir barış, sevgi, kabul ortamı getirecek bir yaklaşımdır diyorum: Kendin gibi düşünmeyeni belki bir nokta da "öteki" yapıyor ancak bir o kadar da ona "izin veren" bir yaklaşım...


Tiversonus

#275
HA BU ARADA (KENDİME KONUŞUYORUM); herşeye izin konusunun sınırında "verilen kölelik" ise bunu kabul etme; yani ne olursa olsun sevgi içinde ol, düşüncesinin bir tuzak olduğunu düşünüyorum. Yani dünyayı uzaylı KH ler istila edecekler ve "kabul" edecen; hayır kendimizi bir koruma durumunda konuşlandırmak gerekir diye; 4. yoğunluk BH bakışını daha makul buluyorum... Veya bir kişi enerjimizi çalarak; bir frekansı bünyemizde tutmamıza engel olucu davranabiliyor ise; buna "dur ben bunu seçmiyorum" demeyi haklı ve gerekli buluyorum, bu onu kabul etmek ancak kendimi de kabul etmek demektir aynı zamanda...Yani 4. yoğunluk BH gibi davranmak gerekir diye, bir çok olayda düşünüyorum...

Bunu nereden çıkarıyorsun diyenlere Ra bilgilerinde 4. yoğunluğun katıldığı BH ve KH savaşını ve Pleiades Öğretileri'nde "ışık savaşı kaybetti. Bunun izlerini şimdi verimsiz yerlerde görebilirsiniz, nükleer savaşın izlerini" sözlerinden çıkarıyorum...Elbette, bu kanal bilgileridir kabul etmeyenlere bir şey diyemem...

Alemtac

#276
Dünyanın bir oyun sahnesi olduğunu "İllizyonların Anımsanışı" nı okuduktan sonra algılamaya başladım ancak kabul edebildiğimi söyleyemem. Yaşananların içinde oyuna dahil oluken, az da olsa çekilip bakabilmeyi becerebildiğim zamanlar aslında olanların hiçbirinde kötülük veya iyilik olmadığını görebiliyorum. Eksi de artı da sadece oyunun içinde...de, kendimizi böylesine kaptırmasak, o zaman da oyunun anlamı ne? Farkettiğim şu ki bu oyundan çıkmak yok, hangi yoğunlukta olursak olalım...3.yoğunlukta dualite, unutma perdesi içindeyken, 4.yoğunlukta kh, bh oyununun içinde, 5,6 da birliğe varmak için çabalarken görüyorum kendimi ve sonrasını bilemiyoruz. 7.yoğunlukta son değildir, 12 yoğunluk olmadığını nerden bilebiliriz ki. 3.yoğunluk algısıyla bunları anlamaya çalışmanın da boşa olduğunu düşünüyorum; farkındalığın neresinde olursak olalım 4 boyutlu düşünemedikçe, göremedikçe ve henüz zamana bağlı bu bedende yaşıyor oldukça...

 

Tiversonus

#277
İşte demek istediğim bu:)) Yani "tam kesin bilsek" yani bunun bir ilüzyon olduğunu oynamazdık değil mi? Demek istediğim tam bu noktada: "Tam bilemeceğiz" ancak bir ekleme var burada; bazı işaretler ile de "tam yoktur=bu ta tam bilme durumudur" vardırı bir şekilde göreceğiz...Sonuçta :)) "bir var mış bir yokmuş" :)))

Ne muazzam bir oyun değil mi? Şüpheye düşmemiş avatar var mıdır acaba?

İşte benim önerim tam burada: Seçmek ve oyunu oynamak!

Olasılık 1: Her şey burada: Biz Işığı seçtik: Sonuç: Kaybedilen bir fiziksel zevki sefa::::::Eeeeeee nerede bu, zaten elimizden gasp edilmiş:))

Olasılık 2: Burası Rüya: Biz Işığı Seçtik: Sonuç: Muazzam bir realite:)))

Olasılık 3:


:))))Şimdi biraz fiziksel yakıt ve bilinç yakıtı zamanı...Eeee diğer olasılığı siz doldurun yahuuu:)))

Tiversonus

#278
Soru: Dünya'yı yönetenler (ve ülke temsilcileri) İnsan Ölümleri'ni kendilerine dert yaparlar mı?

Tiversonus

#279
4G Yeni Nesil Tekonoloji Yakında Hizmete Giriyor:))

Dünya, güneş sisteminin bir üyesi olarak, güneşin kontrolündeki bir bilgisayar sistemi gibidir. Dünya kuzeyden -bir tepe çakrası gibi- güneşe "online" internet bağlantısı ile -gibi- çalışır. Dünya "3G GSM gibi" bağlantısına geçecek:)) Merkezi kompütör gibi olan Alycyone güneşi ve Galaktik online sistemine:)) Yani yeni bağlantının adı: 4G online internet bağlantısı:)) 4, dördüncü yoğunluk, G ise galaktik surver oluyor. YYalnız ""cep telofanlarınızın 4G" uyumlu olması gerekiyor:))) 4G uyumlu cep telonları olmayanların devreleri bu online bağlantıyı alamayacaklar, devreleri yanar alimallah:))

İşte son güneş tutulması ile sisteme (dünya ya) yeni program yüklenmiş diyebiliriz. Hani PC ye cd takıp ta windows wista yüklüyoruz ya onun gibi işte:))

Galaktik uzmanlar frekansları ayarlamanın önemini vurguluyorlar.

wwww.galaktikpress/haberler??!!!!(&%+^.html

Kendin yaz kendin gül:))

Soru: 4G için alıcı aygıtlarımız hazırlar mı? Bi de Kaç Para?

Tiversonus

#280
Soru: "Tanrı ile Bir" miyiz? "Birleşik" miyiz? Fark var mı? Fark var ise biz bir "öteki" yaratarak nasıl Bir oluruz? "Fena fi-llah"  nedir?

Pınar

#281
Cevap: Tanrı yoktur.Bu çaresiz insanların kendilerini ayakta tutmak için oluşturdukları bir mittir. BİR kavramı dönüşüme uğramaya çalışan hristiyan öğretisinden başka bir şey değildir. Fenafillah ise, bir takım insanların kendilerini cahil insanlardan ayırmak amacıyla, değişik çalışmalar sonucunda sol beyni tamamen iptal edip sağ beyin ağırlıklı çalışmasıdır. Adam niye saldırıp kaçsın ki, tekkede ekmek elden su gölden.
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#282
Katılmıyorum ya sen bana:)))) Yani ben senin fikirlerine katılmayarak seçiyorum ve sana sevgi ile bakıyorum. Bak ne güzel bir "öteki"yim ben:))

Elbette ben de bir zamanlar benzer şekilde yaşamıştım, ama şimdi bilgi ile başka bir noktadayım. Ancak bu bilgi içsel bir bilgi. Sonuç olarak, Tanrı'nın inkarı da Tanrı'dandır. Benim için sorun yok...

Tiversonus

#283
Gerçek şu ki; akşam ki yazından sonra bir şeyin ayırdına varmadığımı veya tam bir ayıdını kelimeler ile ifade etmediğimi gördüm. Bir ile birleşik arasındaki benzerliğin ve/veya farkın ne olduğunu gerçek manada anlamak için ve de araştırmak için bu soruyu sordum, özellikle kendime...

Pınar

#284
Seçim senindir, ancak sorularına verdiğim cevaplara karşı savunma geliştireceksen yanıtlamama da benim seçimimdir.
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)