Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

rinda

#255
Beynimizdeki gri alan (veya gri sıvı) evrendeki karanlık maddeyle aynı işleve mi sahip? Ya da başka bir değişle kozmik havuza bağlantımız sağlayan sıvı mı? Ne de olsa su evrensel bir geçiş kanalıdır.
Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.

Tiversonus

#256
Soru: Bazı durumlarda anlamak için anlamı yıkmak gerekir! Tıpkı bir "duvarı yıkmak" gibi...Neden?

Soru: Anlamı bilinmeyen duyulmaz, neden?

Tgur

#257
Ben ona düşüncenin üstüne çıkmak diyorum, anlayış alışkanlığının ,bilinenliğinin dışından ,olana,anlatılana  bakabilmek.

Sonuçta, atomun alt parçalarındaki spin özelliğinin 180 veya 360 derece dönüş farklılıklarındaki
görünüş başkalılığı ,olanın anlaşılmasındaki görüş farklılıklarını ortaya döküyor, şeklinde bir cevap versek bahsettiğin anlam duvarını yıkar mıyız, yoksa anlamsızlık duvarı mı inşa ederiz.
Buradaki duvarı yıkmak meselesini, analitik düşünce için duvarın her bir tuğlasını tek tek incelemek şeklinde de alabiliriz,

Diğer yandan şu konuştuklarımızı anlamak istemeyen ,şizofren damgasını vurup ortamını değiştirir
bu da onu duyma mesafesinin dışına çıkarır,zaplama gibi..

Tgur

#258
Şizofren falan dedik ,bilmeyen başka yorumlar üretir ,haksız kalıplara yerleştiriliriz ,konuyu biraz daha kurcalayalım,

"Yalan dünya ,her şey boş"
Bu şarkının mantığı ile olan biteni anlamaya çalışmak ,bir çeşit düşünce kalıpları üzerine çıkmaktır.

Rüya mekanizmasını hepimiz az çok anladık ,kabaca bu dünya yaşamı esnasında şuuraltımıza yerleşmiş bilimum olayın dengelenmesi diye de bir yerlere oturtmaya çalışırız,

Bazılarını ise bir öğreti, mesaj verici özelliği mantığı ile değerlendiririz,
Kısaca rüya ile uğraşmak, biraz fantezidir .

Oysa bu düşünce veya anlayış kalıbını tersine çevirelim ,
Yani rüyadaki yaşamın esas olduğunu ,zamana ve mekana ,daha açıkçası lineer bir bakışa uymayan yaşam şekli halinde değerlendirelim ve şu anda soluklandığımız beş duyu algı frekansındaki bu dünya madde halinde bulunmanın geçiçi ,atlatılan, seçilen bir fantezi olduğunu kabul edelim,

İşte düşünce üstüne çıktık..

Sanırım  Kasyopya celselerinin bir yerinde de bu duruma değinilmişti,
Zamansızlığın olmadığı ,herşeyin bir anda olduğu o bir taraflara yerleştiremediğimiz gerçeğin o bölümünü bir an anlamış olduğumuzu farzedelim ve biz o haldeyken, önümüzdeki plak dolabından tesadüfi bir plak seçip dinlemeye başlamak gibi bir hayat  seçtiğimizi düşünelim,
Şu anda kapılıp gittiğimiz yaşam ,esasta bütün oluş hallerinden  sadece birisi, seçtiğimiz ve bir müddet (bir ömür) dinlediğimiz plak gibi..Ufacık bir bölüm..

Burada , dünyada bunun çekişmesini sergileyen bir yapıdayız ,yani bu söylediklerimi anlayan ile anlamayanların çekişmesi.

Bilgiye erişemeyenler ve gayret göstermeyenler ile  onların bilgiye eninde sonunda ulaşacaklarını  bilip, anlayıp ,yargılamama ,bekleme moduna geçmişlerin bu yaşam plağındaki müşterek döngüsü.


Tiversonus

#259
Eşzamanlılık ya da çok boyutluluk ve paralel hayatlar hakkındaki fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

Zaman dokusunda hep an'da bulunuruz. Bunu imgeleyebilmek için bir pusula düşünelim: Pusula bir kumaş üzerinde duruyor, metal göstergesinin orta noktası bir "an" şeklinde pusulanın metal, dairesel gtövdesine bağlı olsun ve pusulada zaman dokusunun üzerinde. Zamanı lineer algılamamıza yol açan fizik bedenlerimiz içerisinde bulunduğumuz için bu kavramın kafakarıştırıcı olması çok normal, sadece bir bakış açısı ile varolanın algılanmasında bir adım ileriye gitme çabamız olsun bu simgesel anlatım. Pusulanın demir okunun ucu geleceği, arka kısımıda geçmişi ifade etsin, demir okun ifade ettiği uzunluk ise lineer zamanı. Metal okun uçu gelecekte, arka kısmı ise geçmişte ancak bu iki lineer algılanan zaman durumu hep orta noktadaki yerden hareket kabiliyeti kazanıyor aslında. İşte o orta nokta "sonsuza açılan an" diye düşündüğümüz yer. Aslında bu bir "bilinç pusulası". An'dan geçmişi ve geleceği değiştirdiğimizde -ki bunu devamlı yapıyoruz, yapmadığımız algısı yoğunluğumuzun bir kısıtlaması, ancak perdenin inceldiğini de unutmayalım- hafızamızdaki kayıtlar da değiştiği için; aslında andan değiştirilmiş bir geçmiş te ve an'dan değiştirilmiş bir gelecekte yaşadığımızı anlamıyoruz. Değişiklik, değişikliğin algısını anlamayacağımız şekilde kayıtlanıyor:)) Devamlı değiştirdiğimiz bir zaman dokusu içinde seçiyoruz, mevcut olası olayları.

"Tanrı gücü" yukarıdan aşağıya doğru heryere ve herşeye nufus eder. Üst bakış açısıyla, geçmiş, gelecek diye nitelendirdiğimiz yaşamlarımız, canlı ve akışkan  (birbirlerini etkileyen bir ilişki içerisinde) devam ediyor aslında. Sadece algısal durumumuz derslerin bu yoğunluğunda, bu durumu kolayca anlayamıyor. Her değişmiş olan, "sanki tek olanmış" gibi algılanma modunda olduğu için bu böyle.

Perde inceldiği için bunu biraz daha fazla algılayabiliriz. Bu DNA ve fizik bedenlerimiz le de ilgili. DNA evrimleşmesinin bir anı'ında, bir odada otururken diğer bir odada uyanabileceğiz. Veya galaksinin bir yanında deneyim yapan Benliğimizin çok boyutlu parcası ile uyanabileceğiz. Çok kafa karıştırıcı gözükse de; bilgi ile travma azaltılabilir. Müthiş bir deneyim olacak gibi. Çok boyutlu (geçmiş, gelecek, dünyadışı) benliklerimiz ile; çok sayıda arabaya binen şöförler/ruhlar gibi ilginç bir deneyim olacak:)))) Elbette, gerçeklğin bu bölümüne kendini açabilenler için bu durum yaşanacak; açamayanlar için ise bu durum "yok" olacak veya algılarında olmayacaklar...

Tabi bu durum anne karnındaki bir ceninin bir boing uçağının çalışmasını anlamaya benzer şekilde, tam olmayan bir çabadır. Birleşerek geri dönüş hareketi için bir aşama kanımca; varoluş çok dengeli olduğunda ve açık fikirli ve önyargılı olmayan bir tutumdaki insan bu durumu hafif atlatabilir diye, yine çabalayarak anlamaya çalışıyorum:))

Tiversonus

#260
Bu kadar kafa karıştırıcı yazılanların yanında basitçe şunu vurgulamak gerekir diye düşünüyorum: Karşılaştığımız her an'da, sanki bir fırsat varmış gibi, bizi ileriye taşıyacak, yükseltecek bir fırsat varmış gibi olası olaylardan bir tanesini seçtiğimiz de bu kendimize yapabileceğimiz müthiş bir yaratım ve hizmet olacaktır...Hayatlarında çokça sıkıntılar içerisinde bulunan insanlar bazen şunu söylerler "ben şanssız bir hayat yaşıyorum, diğerleri doğuştan şanslı". Bu durumun kendilerinin herhangi bir an'daki seçimlerinin bir sonucu olduğunu bilseler..Hmmm ama bunu hissedemeyecek veya algılayamayacaklardır, gerçekliğin edilgen alanında kendilerinin ve seçimlerinin sahipliğine doğru bir "seçim" yapmadıkça.

Tiversonus

#261
Elbette, Gerçekliğin Bekçileri'nin çabalarını da unutmamak gerekir, insanlığın çektiği "edilgen" durum bir takım bilinçlere (ki özgür irade evreninde bu onların hakları ve bunu aşabilenler için geliştirici bir görev de yapıyorlar) fayda veya enerji sağlıyor: Her şey bir seçimden ibaret bir bakış ile; geçmiş ve geleceği şekillendiren an'daki bir seçim.

Tgur

#262
"Perde inceldiği için bunu biraz daha fazla algılayabiliriz. Bu DNA ve fizik bedenlerimiz le de ilgili. DNA evrimleşmesinin bir anı'ında, bir odada otururken diğer bir odada uyanabileceğiz. Veya galaksinin bir yanında deneyim yapan Benliğimizin çok boyutlu parcası ile uyanabileceğiz."

Demişsiniz Tiversonus,
Benim anlatmak istediğim ,
Şu anda bunu zaten uyguluyoruz,bir yaşam sürmek=odanın birinde oturmak ,yani bütünlüğün (ki sadece madde boyutu değil)diğer yanlarında başka uğraşılar halinde iken, dünyada ,yaşam denen zaman ve mekan oluşunda, hayat deneyimi yapmak ,ve bu hayat deneyimini sürdürürken, devrede olan kısıtlı işlevsel beynimizle anlamaya ,anlatmaya çalışmak,

Çok zor ,zaten Kasyopyalılarda bazı izahatta yetersiz olabilecekleri durumlarda "bu durumu izah,bir köpeğe tv tamiri yaptırmaya benzer gibi bir şey" deyip işin içinden sıyrılmıyorlar mıydı..

Tiversonus

#263
Perdenin giderek incelmeye devam ettiği bir an'da bir "veri patlaması" yaşanması beklenebilir, Ben'liğin çok boyutlu hayat deneyimlerindeki yaşam bilgisinin bir havuzda toplanması gibi. Örneğin bir müzisyen, Ben'liğinin diğer bölümünün hayat deneyimi ile (diğerini kaybetmeden) mühendislik bilgisine sahip olabilir. Veya matematikten anlamayan bir insan bakarsınız bir süre sonra matematik dahisi gibi Ben'liğinin diğer bölümünün hayat bilgileri ile uyanabilir...İşte bu bilgi havuzlarının birleşmesi gibi bir şey olarak karşımıza çıkabilir, sanırım çıkmaya başladı da bir çok insanda:)) Ben de henüz bişey yok, yanlış anlaşılmasın:)))) Daha bir şiir bile yazamadığımdan biliyorum, belki de şair olduğum benliğim yoktur:))

Selamlar, Sevgiler...

Tiversonus

#264
Hafıza bankamıza konulan bir perde vardır. Bu perde genellikle, belli bir farkındalık seviyesine erişene kadar gereklidir; yoksa, ruhumuzun buraya öğrenmek için geldiği şeyleri öğrenmeyi reddedebilirdik.

Tgur

#265
"C: Evet. Einstein sadece geleceğin değil, şimdinin ve geçmişin de açık olduğunu buldu. Şimdi onun neden korktuğunu daha iyi anlayabilirsin!!"

Sayın dostum,
Anlatmak istediğim senin de işaret ettiğin paralel hayatlar değil,
Seçtiğimiz hayat veya paralel hayatları da kapsayan plak (veya disket,cd v.s),plaklar zaten serbest seçim uygulama alanında ve şu anda yürütmekle meşgulüz,
Konu bunun dışındaki bir kavramı anlayabilmeyi içeriyor,Einsteinin de korktuğu dedikleri..

Gelecek,şimdi ve geçmişin devrede olduğu ,daha doğrusu devrede olmadığı durumun veya ortam diye tanımlayayım o ,sonsuz ,yedinci boyut ,bütünlük v. s. gibi isimler taktığımız kısım.

Zihnimize geldiğinde geçiştirip, takılan isimlerle kalıp üzerinde düşünme özelliğini kesintiye
uğrattığımız şey..

Bildiklerimizle ,kıyas donelerimizle tarife yetersiz olduğumuz ,altıncı boyut bilincine gelsek dahi erişmeye çalışacağımız kısım.

Bunun ne olduğunu anlamanın çok fazla olduğunun idraki ile sadece olduğunu bilmek ,benim izah etmek istediğimin ana noktası..
Bu oluşu kavrayan bir bilinç için dünyada bir veya paralel hayatlar yaşamak nedir ki..

Bunu böyle beyan edince ,yani bu çok bilmiş halime bakıp, hemen aklıma şu geldi;

"Büyüklük sende ise kork, sen büyüklükte isen korkma.."

Korkmuyorum..

Tiversonus

#266
Evet sevgili Tgur; kanımca bir ufuk çizgisine bakış bizimkisi; adım adım yoğunluk aşılmalı, her yoğunluğun dersleri sırası ile öğrenilmeli ve bilimçte yükseldikçe de elbise değiştirir gibi Ruh'u taşıyacak uygun bedenler ile devam edilmeli; işte bu yol da yürüken de "ya aslında bunların hepsi yanılsama, herşey bir an'da olup bitiyor" diye anımsayıp tekrardan yoğunluk derslerine odaklanmalıyız. Bundan başka da bir çare gözükmüyor veya bilincimiz gör dümü kaldıramaz yanar bir devre gibi:)) İşte okuyanlar sanmasın ki bunları konuşanlar "aşmışlar", "yoo hayır, bakın Mevlana'ya, nasıl bas bas yana yana Şems, Şems demiş zamanında" diyorum :)))) Zaten yazdıklarımız çok okunmuyor diye de bir sapma içindeyim, beğenilme, onaylanma veya yalnızlık, sevilmeme ilüzyonundayım herhalde:))


Alemtac

#267
Okumayanlar kendileri bilir :)) hani öyle denir ya...belki de zaten biliyorlardır :))) Her ne ise işte.. Ben çok şeyler öğreniyorum sayenizde dostlar. Neden kanal bilgileri okunmaz da, Alemtaç kendini dövecek rekor kırar ??? gerçekten sorguladığım bir olay bu. Ve uzun zamandan beri ilk defa yazıyorum. Çünkü çok sıkıldım, sürekli aynı şeyler...Herkes okadar iyi biliyor ki, öğretmekten kendini alamıyor :) İşte bu defa okumayanlar çoook şey kaçırıyorlar.
 

Pınar

#268
O halde hepimiz kenara çekilelim ve kimse okumasın..:))

Kanal bilgilerinden çok sıkılmış durumdayım, yazdıklarımın kimler tarafından okunup okunmadığını düşünmektense bu kadar birbirine tezat ve birbiriyle örtüşmeyen ve dünya üzerinde yaşamaktan ziyade ayakları yerden kesebilecek bilgilerin verilmesini de endişe içinde karşılamaya başladım.Zaten insanoğlu olarak, yaşadığımız hayatı kaosa çevirmek ve onun en ince ayrıntısına kadar içine ..mak zorunluluğu hissederken bir de ayaklarımızı kolayca yerden kesebilecek bu tür diğer boyut bilgilerinin de bizi yaşamdan daha fazla kopardığını gözlemledim. Bizler izleyerek, gözlemleyerek  yaşamımızın her anında öğrenirken, öğrenmek için ille de bir forumda okuma gereği duymaz oldum ben.:) Belki de fazlaca okuduğum ve kendimi sık boğaz ettiğim içindir. Belki de bir dönemdir bu bilemiyorum.Ama elimdeki kitapları okumaktan son derece zevk almaktayım, hatta yeni sorular ile yeniden araştırma yapmaya başladım.:)

Diyeceğim odur ki, kendi dibe vuruşlarımızda kimsenin suçu yoktur. Kendimizin bile suçu yoktur. Her dibe vuruş bir üst noktaya sıçrama tahtasıdır çünkü. Yazmak istemiyorsanız yazmayın, hele herkes okusun, beğensin diye asla yazmayın. Kendinizi ifade etmek için yazın, zevk aldığınız ve eğlendiğiniz için, ya da öğrenmek için... Ama birileri okusun da adam olsun diye değil!:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#269
Olur:)) Şimdi başlayayım o zaman:)) Yukarıdaki kriterlere göre yazmak için ve bunları epeydir ifade ederek öğrenmek deneyimini ve tepkisel durumları deneyimlemek istiyordum. Yani bir Plutzer ödülü almak değil ama kendime çok daha değerli bir ödül olan yazarak öğrenmeyi deneyimlemek:))