Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aoibheann

#1005
Ogenezis sana çok çok teşekkür ediyorum. Çok işe yaradı. Elbette hissettim hatta o sıra rahat bir yere uzandım ve çalışma sırasında uyumuşum. :D çok daha pozitifim şu an. Baş ağrım büyük ölçüde geçti. Bir süredir uykularım bölük pörçük çünkü geceleri saat başı uyanıyorum. Fiziksel değil ruhsal olduğunu düşünüyorum ya da uyku bozukluğu oluştu. Boyun ağrılarım var. :) Bu maalesef uzun süre bilgisayar başında oturmaktan kaynaklı diye düşünüyorum. Boyun fıtığım yok ama boyun düzleşmesi olabilir. Şu sıralar malumunuz hastaneler kalabalık gidemiyoruz. Daha ihtiyaçlı birinin hakkına geçmek istemediğinden böyle ufak bir şey için sağlık çalışanlarını rahatsız edemem. :) Sana bir soru sormak istiyorum, üzerimde temizlik yaptığın esnada varlık ya da varlıklarla karşılaştın mı?




Tgur, senin yazılarını okuduğumda sanki hepimiz bir araya gelmişiz de sen bize derlediğin topladığın notları aktarıyormuşsun gibi geliyor hatta sanki not kağıtlarının hışırtısını bile tahayyül edebiliyorum. :) Aktarımların çok değerli. Şu an yazıyı yarıladım. 'beynimin yanmaması için' biraz ara verip cevap yazıyorum. Ve şimdi okumaya devam ediyorum. :)
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

ogenezis

#1006
Aoibheann
Ogenezis  Sana bir soru sormak istiyorum, üzerimde temizlik yaptığın esnada varlık ya da varlıklarla karşılaştın mı?

Aoibheann Yazını okudum ve tekrar şifa için meditasyon yapmaya başladım.bide pozitif enerji ve olumlamalar gonderiyordum..gözlerim kapalıydı..tüylerim diken diken oldu birden ve gözlerim otomatikman açıldı..ben odaya bişey geldi diye aranırken birden kapıdan bağırarak bir adam girdi..hasta yakını..güvenlik çağırdım sakince adamın haberi olmadan.yanimdan uzaklaştırdık..ama beyfendinin işini hallettim..adam sakinligime hayret etti..oysa ben seninkilerin geldiğini biliyordum..adamı kullandılar..
Ama başladığım işi bitiririm yarım bırakmam..meditasyona devam ettim bu sefer direk konuştum ..çok yıllık bişey.seninki 10 yıldan fazladır yanindaymis..
.bendeki yapiskanin aynısıydı.benimkiler tek kişi degil.aklina estikçe sırasıyla geliyorlar.her seferinde farklı bir yapışkan geliyor...
 Sende bulunan hep aynı yapışkan .yıllardır senin yanında durmuş..ama zayıf çelimsiz..etkili ve baskın bir kişiliği yoktu...onu çoktan yok edersin aslında..sende bitkin düşmüşsun...seni ruhsal olarak çıkmaza sokup zayıflatıyor..
Lütfen hergun  sabah aynaya bakıp kendine olumlama yap.."harika ben iyi ki varim.. dünya bensiz çok şey kaybederdi.." filan de..:)))





 

Aoibheann

#1007
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogenezis

Aoibheann
Ogenezis  Sana bir soru sormak istiyorum, üzerimde temizlik yaptığın esnada varlık ya da varlıklarla karşılaştın mı?

Aoibheann Yazını okudum ve tekrar şifa için meditasyon yapmaya başladım.bide pozitif enerji ve olumlamalar gonderiyordum..gözlerim kapalıydı..tüylerim diken diken oldu birden ve gözlerim otomatikman açıldı..ben odaya bişey geldi diye aranırken birden kapıdan bağırarak bir adam girdi..hasta yakını..güvenlik çağırdım sakince adamın haberi olmadan.yanimdan uzaklaştırdık..ama beyfendinin işini hallettim..adam sakinligime hayret etti..oysa ben seninkilerin geldiğini biliyordum..adamı kullandılar..
Ama başladığım işi bitiririm yarım bırakmam..meditasyona devam ettim bu sefer direk konuştum ..çok yıllık bişey.seninki 10 yıldan fazladır yanindaymis..
.bendeki yapiskanin aynısıydı.benimkiler tek kişi degil.aklina estikçe sırasıyla geliyorlar.her seferinde farklı bir yapışkan geliyor...
 Sende bulunan hep aynı yapışkan .yıllardır senin yanında durmuş..ama zayıf çelimsiz..etkili ve baskın bir kişiliği yoktu...onu çoktan yok edersin aslında..sende bitkin düşmüşsun...seni ruhsal olarak çıkmaza sokup zayıflatıyor..
Lütfen hergun  sabah aynaya bakıp kendine olumlama yap.."harika ben iyi ki varim.. dünya bensiz çok şey kaybederdi.." filan de..:)))


Zayıf olmasının sebebi uzun zamandır beslenemiyordu. Ama bir tane değil. Sana kimi yolladıklarını da biliyorum, gerçek şeklini de. Bir daha görürsen 'sen hizmetkar mısın', diye sorar mısın ona? Bir de efendilerinin kimler olduğunu. Onunla kendim konuşmaya çalıştığımda kaçıyor yakalayamıyorum. Kaçma kovalamaca yoruyor. Zaten zor bir dönemdeyiz, gezegenin enerjisi bile yapış yapış yapıyor. Bir de bu sülük var. Melisa çayımı içerken yazıyorum. :) Ben yorulmam, hele onlarla uğraşırken asla! Çocukluğumdan beri uğraşıyorum bunlarla. Boşu boşuna galibiyeti onlara vermem.

Bu arada amca nasıl oldu? Yazık adamı da dahil ettik.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

ogenezis

#1008
Bu gece deliksiz bir uyku çekersin isallah:)) uyumadan önce korunmalarıni yap seni kimse rahatsız etmesin..
Amcaya gelince...Yapışkan varlıklar etkileyecekleri insanları çok iyi biliyorlar.. çabuk sinirlenen zayıf kişilikli öfkeli insanlar..
Bizleri avlamak ne kadar basit..bilgisiz ve cahil insan toplulukları arasında yaşıyoruz..
Adam bana bağırıyordu..bende adamın yüzüne bakıyordum o gözlerdeki öfkeden deliye dönmüş lügü görüyordum ..adamın dediklarini duymuyordum..yani duyuyorumda..içindeki varlıkta aynı anda konuşunca ben varlığın dediğine odaklandım..bizi rahat bırak..bizi rahat bıraaaaakk..sen kimsin ya ben seni ilk defa görüyorum..bende gülumsedim..o an ya çıktı gitti yada başka birinin bedenine  gitti..ses yokoldu.kapandi sanki..
Amca sakinlesti.neden bağırdın bana o kadar laf saydın dedim.ben bagirmadimki hiç sana ..konuştum sadece dedi..
Tamam geçmiş olsun dedim..fazla uzatmadan gönderdim onları...
Ekşınlı bir gündü..:))
 

ogenezis

#1009
Tgur 30.06.2020 tarihli yazinizi tekrar tekrar okuyorum.. muhteşem üstü..keşke ezberleyebilsem..
Elinize emeğinize sağlık efendim.saygilar..
 

Tgur

#1010
Sevgi ve saygı bizden de size ,var olun..:))



Tgur

#1011
PENCERELER HAKKINDA

Bu konu üzerinde evvelce bir açılımımız olmuştu ve ilaveler olacak demiştik ,taramalar devam ettiği müddetçe bazı konuları evvelce karışık ve çok teknik bulup üzerinde durmadığımız bir kenara ayırdıklarımızı farkındalık standına oturtunca ağ çalışması ile yayınlamak en tabii davranış ,

Yedinci yoğunluğun her var olanda olduğunu söylerken o izahtaki muğlaklığı (burada belirsiz diye yeni terim kullanacaktım ama çok basit geldi bu eski ifade daha geniş şeyler kapsıyor), kısaca izah edemeyeceğimiz sadece geçici bir kabule bıraktıklarımızı daha net anlaşılır izah yolları bulmamız gidermiş oluyor,

Pencereler yoluyla çekim her bölgede kendini gösteriyor ve düşüncenin madde oluşumunda olan faaliyet şu andaki dünya bilim terimleri ile az çok izah edilebilinir hale geliyor,

Bunu daha iyi anlayabilmek için yani atomun çalışma prensiplerinde ve madde oluşumundaki elektron proton ve diğer atom altı parçalarının elektriksel bir ivme ile ve pencereler yoluyla 7Y nin her oluşumunda olduğunu rahatça izah edebiliyoruz ,

Bu maksatla evvelce değindiğimiz "pencereler" izahına biraz bakmamız gerek ,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27173

Daha sonra şu aktarımdaki hususları dikkatle izlediğimizde maddenin oluşumunda bu bahsettiğim fenomenlerin birbiri ile ilişkisini anlayabiliriz,

Anlayamazsak bile madde ve eter denen bu harika oluşumun birbirleriyle mutlak bağlı olduğunu "her şey birdir" ifadesinin teknik bir anlatımının sunulduğunu söyleyebiliriz,

Nedir onlar,
Atom, Elektrik, Elektron,Proton,Atom altı parçalar, Süper iletkenlik, Çekim(Buradaki çekim gezegenlerin çekimi değil ) Pencereler ,Atomik patlama,Yoğunluk sınırı ve yeni yoğunluğa geçme, özetle,

"C: Atomik patlama yoğunluk penceresini harmanlayıp uyumluyor."
-----------------------------------------------------

S: (L) Bildiğimiz gibi, doğal durumunda bir foton etkileşime girebilir ve bunun sonucunda bir pozitron ve elektrona ayrışır. Doğal şartlarda elektronlar fotonlardan mı ortaya çıkar ?
C: Hayır.
S: Tamam, peki doğal şartlarda elektronlar nereden gelir ?
C: Eterin madde ortamı ile olan sınırından.
S: Protonlar nereden gelir ?
C: Yedinci Yoğunluk.
S: Demek proton Yedinci Yoğunluktan kaynaklanıyor ama elektron değil.
C: Birbirlerini engelleyici nitelikte değiller.
S: Elektriksel iletkenliği olan bir malzemeye, örneğin bir elektrik kablosuna akım verildiğinde, esasen elektronlar atomdan atoma tüm yol boyunca aktarılır. Ve aslında bu süreçte elektronlar eksilmez ya da tüketilmezler. Isıya ve bunun sonucunda akkorlaşmaya sebep olan şey yalnızca buna karşı oluşan dirençtir...
C: Gezegenin çekim merkezi, aynı zaman da tüm diğer yoğunluk seviyelerine ve varoluşun boyutlarına açılan bir "penceredir". Bu yüzden elektriklenen atomlar çekimsel bağlayıcı yoluyla diğer düzlemlere geçmek için 'topraklanır.
S: Tekrar, bir akım boyunca elektronların iletimi ile ilgili soruma dönersek; elektriği ortaya çıkaran, bir elektronun bir atomdan diğerine geçişini başlatan güç nedir?
C: Elektrik enerjisi yalnızca "yüklenir", biriktirilir, hapsedilir ve sonra kanallanır.
S: Eğer yüklenmişse, nereden yükleniyor ?
C: Elektron toplayarak.
C: Elektronları toplayan nedir ?
S: Kullananlar. Elektronlar bir çeşit "serbest" enerji. [ç.n. : İngilizcede free sıfatı serbest anlamına geldiği gibi bedava anlamına da gelmektedir.]
S: Tamam, ama nerede... Yani düşünüyorum da, elektriksel bir akımda, elektronlar zaten orada ve aynı elektronlar akımı başlatıyor, iletiyor ve akım kesildiğinde halen orada olmaya devam ediyorlar. Yanlış mıyım ?
C: Evet.
S: Tamam...o zaman...
C: Bir başlangıç ya da sonlanma yok.
S: Öyleyse elektrik özünde bir elektron akışı.
C: Evet.
S: Elektronların hapsedildiğini söylediniz. Nerede hapsoluyorlar ? Bu serbest elektronların kaynağı nedir ?
C: Tüm malzemeler. Tüm madde. Tüm eter.
S: İletken kendi elektronlarını iletiliyor ve bu da elektrik akımını ortaya çıkarıyor.
C: Belki.
S: Söylediğimde hatalı olan nedir?
C: Kavramı "iletkenle" sınırlandırmak.
S: Elektrik enerjisi herşeyin içerisinde mevcuttur. Ama özellikle bizim iletkenler olarak tanımladığımız bazı maddelerde, sizin de belirttiğiniz gibi; elektrik enerjisi yakalanır, hapsedilir ve sonra kanallanır, ki bu faydalı bir aktivitedir çünkü ışığı yaratır, makinaların çalışmasını sağlar vs vs.
C: Basit tanımlama.
S: Tamam, basit, bunu anlıyoruz. Peki, elektrik bir süper iletken boyunca iletildiğinde, normal bir iletkene, örneğin bakır bir tele göre, ortaya çıkan fark nedir ?
C: Akışı ivmelendirir, böylece elektronları ayrıştırır, böylece süreci "tahrik eder."
S: Bir süper iletkende bu ivmelendirilmiş akışa katkıda bulunan hangi farklı özellikler var ?
C: Manyetik darbe döngüsü.
S: Bir manyetik darbe döngüsünü yaratan şey nedir ?
C: Çekimin vakumu içerisindeki madde.
S: Çekimin vakumu nasıl yaratılır ?
C: Bahsedilen durum için, süper iletkenliğin bir yan ürünü olarak önceden tasarlanmadan ortaya çıkar.
S: Dediniz ki; süper iletken elektronları ayrıştırır ve bu da akışı coşkulandırır. Ayrıştırmakla kastettiğiniz nedir ?
C: Birbirinden.
S: Sıradan bir elektrik akımındakinden farkı nedir ?
C: O denli geniş mesafeli bir ayrıştırma değil. [ç.n. : normal bir elektrik akımında gerçekleşen ayrıştırma]
S: Elektronların birbirinden ayrıştırılması bu sürecin anahtarı mı ?
C: Evet.
S: Başka hangi şart ya da nitelikler elektronların ayrışmasına katkıda bulunuyor ?
C: Kendine sor, bir süper iletkeni tanımlayan nitelikler nelerdir ?
S: (L) Süper iletkeni tanımlayan nitelikler nelerdir ? (A) Sıfır direnç. (V) Çekim olmaması mı? (A) Sıcaklık olmaması. (L) Sıfır direnç noktasına nasıl ulaşılabilir?
C: Suni yapılandırma.
S: Neyi kastediyorsunuz; bu düşünce mi suni, yoksa sıfır dirence sahip olabilecek şeyler yalnızca suni olarak inşa edilenler mi olabilir ?
C: Her ikisi de.
S: Yani demek ki; mutlak sıfır dirence sahip bir gerçek süper iletken olması sözkonusu değil. Ama direnç çok çok düşük seviyelere düşürülebilir.
C: Yakın.
S: Soğuğun süperiletkenlikle mutlak bir bağlantısı var mı ?
C: Uzayda ne gibi şartlar hakimdir ?
S: ÇOK soğuktur.. (A) Hemen hemen vakum ortamıdır [ç.n. : havanın bulunmadığı boşluk ortam] (L) Çekim yoktur. (A) Hayır, çekim vardır, ama sadece bu. Düşündüğüm şey; süperiletkenlikle çekim arasında nasıl bir ilişki olduğu sorusunu sormaktı. Bununla ilgili bir şeyden bahsedilmişti... eterle ilgili olan şey neydi ?
C: Varoluşun gayrimaddesel alemi.
S: (L) Diğer bir ifadeyle, bilinç. Tamam, süperiletkenliğin bir yan ürünü olarak önceden tasarlanmadan ortaya çıkıveren, manyetik darbe döngüsünden bahsetmiştiniz. Ve ayrıca çekimsel vakum içerisindeki maddeden... Manyetik darbe döngüsünü tanımlayabilir misiniz ?
C: Kendi kendini tanımlıyor.
S: Çekimsel vakum içerisinde yer alan maddeden türediğini söylediniz. Süperiletkenliğin çekimsel vakum yarattığı anlamına mı geliyor bu ?
C: Evet.
S: (A) Nerede ? Süper iletkenin içerisinde mi, dışında mı ?
C: İçerisinde.
S: (A) Bildiklerimize göre, ayrıca bir elektromanyetik vakum oluşturuyor. Bir süper iletkenin içerisinde manyetik alan olmadığı doğru mu ?
C: Daha önce de belirttiğimiz gibi bu iki özellik içiçedir.
S: (L) Elektromanyetizma ve çekim. Yani, orada çekim yoksa, elektromanyetizma da yoktur. Peki, o halde manyetik darbe nerede ?
C: Darbe çekim vakumunun dışında yer alır ama süper iletkenin içerisindedir. Tüpsel bir yapı canlandır gözünde.
S: Süperiletkenlik hali çekim vakumu içerisinde midir, yoksa elektromanyetik darbe içerisinde mi ?
C: Hepsini içeriyor. Normal bir iletkenin, normal elekron iletim yapısı dolu bir "tüp" şeklindedir, bir süper iletkende ise "içi boş" tüptür. Bu da vakumu ortaya çıkaran şey.
S: Bu boşluklu tüpsel yapının tarif ettiğiniz gibi elektron ayrıştırıcı bir özelliği mi var ?
C: Aynı şeyin tezahürü.
S: Öyleyse bir süper iletkene sahip olmak için, uzaydaki sıcaklığa yakın bir sıcaklığa sahip olmak gerekiyor ve ayrıca kimyasal yapı olarak da uzaydaki ortam özelliklerine olabildiğince yakın ama büyük oranda yoğunlaştırılmış bir yapıya, doğru mu bu ?
C: Yakın.
S: (A) Süper iletkenin dışında sıfır çekim olduğunu mu kastediyorlar ? Vakum dediler, anlamı nedir ? Çekimin olmaması ?
C: İçinde.
S: (A) İçinde çekim yok.
C: "Yok" değil, sadece çok daha az ve yapı olarak parçalı.
S: (A) Ama diğer yandan vakum diyorlar... (L) Ama hayatım, mutlak vakum diye bir şey yoktur! (A) Evet haklısın, tamam. (A) Şu Yedinci Yoğunluğu anlamak istiyorum. Protonlar Yedinci Yoğunluktan mı geliyorlar ? Yoksa Yedinci Yoğunluğa açılan pencereler mi ? Ya da nedir ? (L) Protonların Yedinci Yoğunluktan geldiklerini söylediniz. Tam olarak hangi anlamda söylediniz bunu ?
C: Mutlak anlamında.
S: Öyleyse bir proton Tanrı'nın bilincinin küçük bir tezahürü mü ?
C: Hayır.
S: Açıkçası, mutlak anlamdan benim anladığım bu. Doğrusunu söyler misiniz ?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Tamam. (F) Örümcek. (A) Aynen, örümcek! [Tam bu anda bir örümcek iplikçiği ucunda tavandan aşağıya sarkmıştı] (L) Mini mini örümcekcik... (A) Bir casus! (F) Evet ama İkinci Yoğunluk türü olanlardan. (A) Ama bir çok protonu var! (F) Ve bu da Yedinci Yoğunlukla bağlantısı. [örümcek kurtarıldı ve başka bir yere konuldu.] (L) Tamam, şimdi sorulara dönelim, şu proton meselesi ile ilgili bana biraz fikir verebilir misiniz ?
C: Sor.
S: Tamam, bir proton bir elektronla eşlenmiştir. (V) Ne kadar sayıda protonun aşağıya ineceğine ya da belirli bir zamanda ne kadar proton bulunacağına Yedinci Yoğunluk mu karar veriyor ? (L) Sanırım bu soru bizi şu an bulunduğumuz noktadan epey uzak bir noktaya sürükleyecek bir soru olurdu.
C: Evet, öyle olurdu.
S: (L) Sakinleş V. Elimde örümcek ağı var. Tamam. Protonlar. (V) Protonlar enerji parçacıkları değiller mi ? (L) Bir proton fermiondur [ç.n. fermion moleküler fizikte parçacıkları tanımlayan bir kavram, kabaca anlamı, aynı yerde aynı zamanda bir arada bulunamayan parçacık türü.] (A) Evet, proton bir fermiondur. Tamam protonla ilgili bir sorum olacak. Ebedi midir yoksa sonlu mudur ? [ç.n. : bozunup, çürüyüp, yok olur mu] Eğer Yedinci Yoğunluktansa bir proton ne kadar süre yaşıyor ?
C: Atomik patlama yoğunluk penceresini harmanlayıp uyumluyor.
S: (A) Harmanlamakla kastettikleri nedir ? Patlıyor ! Ne ile harmanlanıyor ?
C: Atomik zincirleme reaksiyon denkleminde protonları nereye oturtuyorsun ?
S: (L) Atomik zincirleme reaksiyonda protonlara ne oluyor ? (A) Tamam. Buna bir bakmam gerekecek. Bakacağım. Fakat bununla ne ilgisi var ? (L) Eğer bir proton Yedinci Yoğunluktansa açıkça bu bir pencere. (A) Evet bir pencere. Çok küçük bir pencere. (V) Gitmem gerekiyor.




Tgur

#1012
İLLÜZYON ANALİZİNE İLAVELER II

İki tibetli rahip biri yaşlı  öğretmen diğeri yeni öğrenenlerden genç beraberce yürümekteler ve spiritüel konularda , her şeyin illüzyon hakkında olduğunu ve dünya yaşamında iken esas işin bunu fark etmekte olduğu üzerine tartışmaktalar birden arkalarından bir fil sürüsünün geldiğini fark ederler ,yaşlı rahip hemen kaçıp bir ağacın altına saklanır ,genç ise olduğu halde kalır ve fil sürüsü öldürmeseler bile gencin bedeninde oldukça fazla hasar bırakıp geçip giderler,sonrasında yaşlı sorar,
-Neden kaçmadın
-Her şey illüzyon dediniz onlar illüzyondu bana bir şey olmaz diye düşündüm
-Ama sen de bir illüzyonsun..

Yaşamak benim için bir roldür hele bu illüzyonun farkında olup dile getirdiğimde  çoğu kişinin bana yan baktığını hissederim ,ben de yukarıdaki genç gibi yaşam ortamında olan bitene aldırmadan illüzyonun ne olduğunu öğrendim artık bana değmeyeceğini düşünerek bir çok hata yaptım derslerimi acı acı aldım ve sonuçta bazen acı çekerek öğrenmenin ,yaşarken böyle irkilmenin, insanın bulunduğu  illüzyon ormanı içinden geçerken gerçeğin ışıklarını görmesine yararı olduğunu fark ettim ,

Bu durum herkesin mutlaka bir şeyler öğrenmesi için acılar çekmesi paranoyası demek değildir ama şu veya bu sebeple karşılaştığımız acılara başka bir yönden bakma farkındalığı oluşturur ve boşuna stres dalgaları içinde boğulmamayı sağlar, ve herkesin dehşetle baktığı ve üzerinde durup yoğunlaştığı şeyleri siz başka şekilde tanımlarsınız,

Aşağıda Lauranın sanırım biraz ertelediği ağ çalışmasını geçirdiği bir kaza sonunda biraz daha öne alma gerçeğini fark ettiğini görüyoruz, yanlış anlaşılmasın geçirilen kazanın özellikle yaratılan bir kaza olmadığını da ilaveten düşünüp bir yerlere koyabilmeliyiz,

Ancak geçirilen kazanın ağır olduğunu fakat hastanede fazla uzun kalınmadığını da göz önüne almalıyız,

-------------------------------------------------------------
S: (V) Diğer bir deyişle, eğer olacaksa olacak. Bunu zorlamanın gereği yok ha? Tamam, bunları yayınladığımızda ve insanlar yaptığımız şeyin farkına vardıklarında neyin arayışı içinde olacaklar?
C: Herşeyin.
S: (L) Bilgisayar ağına bağlandığımızda herşeyin aniden ve ciddi ölçüde değişeceğini söylemiştiniz. Bildiğiniz gibi ağa bağlandıktan sonraki gün otomobil kazası geçirdim. Şimdi sargılar içindeyim ve eminim güzel görünüyorumdur! Tuhaf olan şey, kazadan birkaç dakika önce arabayla giderken çok güçlü bir şekilde siz Kasyopyalıların benimle birlikte olduğunuzu düşünüyordum ve zihnimde de hastanedeki arkadaşım S--- 'ye yardımcı olmanızı ümit ediyordum. Yılbaşı hazırlıklarıyla uğraşmayı ve ayrıca hastaneye gidip ona reiki vermeyi planlıyordum. Ve sonra, Kowabonga! Arkadan feci bir çarpışma oldu. Bu neden oldu? Neyi yanlış yaptım? "Ani ve ciddi" derken kastettiğiniz şey bu muydu?
C: Herşeyin bir sebebi var.
S: (L) Bu kazadan öğrenmem gereken birşey mi vardı?
C: Eğer öyleyse, bunu meditasyonla öğren.
S: (L) Diğerleri hakkında sevgi dolu düşünceler geliştirdiğimiz için mi oluyor bu?
C: Meditasyon yap.
S: (V) Geçirdiği kazanın bilgisayar ağına bağlanmasıyla doğrudan bir ilgisi var mı? (L) Beni öldürmediler ama bunu denediler! (V) Soruma dönecek olursak...
C: Cevap gerekli değil.
S: (L) Cevabı bildiğim için mi?
C: Evet.
S: (L) Ve cevabım şu ki, kaza ile bilgisayar ağına bağlantı kurma arasında kesinlikle bir bağlantı var, değil mi?
C: İyi keşfediyorsun.
S: (L) Çarpışma sırasında tüm omurga sütunum kırbaç gibi şakladı ve beyin sarsıntısı geçirdim... ve omuzum gerçekten kötü durumda... Beni hastanede daha uzun süre tutmadıklarına gerçekten şaşırdım...
C: İyi bir "kırbaç şaklatıcısı" olmalısın.
S: (L) Bilgisayar ağından gerçekten pozitif sonuçlar çıkacak mı? Yani, bu gerçekten acılı bir başlangıç oldu.
C: Ne söyledik?
S: (V) Hemen şimdi açalım.
C: İyi fikir.
-----------------------------------------------------------------
Zaman konusu üzerinde çok konuştuk ve bağlı olduğumuz lineer zamanı aşacak düşünce kalıbına geçmek için hala uğraşıyoruz, oluşturduğumuz illüzyondaki zaman özelliğinden birden sıyrılmak güç oluyor,ancak bu hususta ortaya dökülen bilgi yoğunluğu bizim tasavvurlarımıza bir yol gösterir ümidindeyiz,

Bu konuya her temas ettiğimde başıma gelen o zamansızlık provası yaptıran her duygunun aynı anda hissedilmesi ve benim buna dayanamadığım vizyon aklıma geliyor,sonuçta zamansızlık diye bir şeyin olduğu ispatı olarak kabul ettim ,sizlere de büyük bir samimiyetle tekrar tekrar bildiriyorum bu bir dayatma olarak kabul edilmemeli düşüncelerde kemikleşmiş "böyle bir şey olamaz" illüzyonunu kırmaya yardımcı olur ,

Aşağıdaki alıntıda ruhların hiç bir zaman bu gezegene doğmadığını ve ölmeyeceklerini belirten bir vurgulama var ,işte onu bu lineer zaman dışında düşünüp bir yerlere konacak izah olarak kabul ediyorum,

-------------------------------------------------------------------
C: Ruhlar bu gezegene "doğmaz". Ruhlar hiçbir zaman doğmadılar! Ve hiçbir zaman da ölmeyecekler!
S:(V) Anlıyorum, sorum biraz gevşekti. Üzgünüm. (D) Yeni ruhlar yaratılıyor mu?
C: Eğer aklını kullanırsan bu soruyu da şimdi yanıtladık. D--- gerçek "zaman" kavramını bilmiyor.
 S:(D) Bu benim için çok zor bir kavram. (L) Herkes için de öyle. Zaman kavramından bahsedebilir ve onunla oynayabiliriz... ama aslında zaman yok. Bir ilüzyon, bir yalan... (T) Yarattığımız 3'üncü yoğunluk dünyasının bir parçası... (D) Anlamaya gerçekten çalışıyorum... (F) Bir örnek vereyim: Kendini bu gezegenden uzaklaştır ve güneşi yalnızca bir nokta olarak görebildiğin kadar uzak bir yere git. (D) Tamam, oradayım... (F) Uzay boşluğundasın... Yön yok, yol yok. Ne yukarı var, ne aşağı, ne de yanlar. Hiçbirşey... Nereye baksan yıldızları görüyorsun ama yön ve taraf diye birşey yok... Artık gezegende olmadığın için Güneş doğmuyor ve batmıyor. Ne saatin var, ne birşey... Neyin önce neyin sonra olduğunu nasıl anlayacaksın? (TR) Deney araştırmaları için derinlerdeki mağaralara inen insanları duydunuz mu hiç? 45 gün geçtiğini düşünerek yukarı çıktıklarında aslında 65 veya belki yüz gün geçmiş oluyor... Çünkü zaman yavaşlıyor ve sanki duruyor. Zaman bir insan kavramı. (F) Barbara Mackle olayıyla ilgili kitabı okumuştum. Adamın biri onu kaçırıp bir tabutun içine koymuş ve tabuta da hayatta kalması için gerekli araç gereci koyup kadını gömmüş. 83 saat sonra oradan çıkarıldığında o tabutta sadece bir gece geçirdiğini düşünüyormuş. (L) Şunu sormak istiyorum: gece ve gündüzün ilerleyişi gibi yapay kavramların olmadığı bir durumda uyku veya yemekle ilgili olarak insanın fiziksel bedeninin doğal döngüsü nasıl olurdu? Diğer bir deyişle, yapay zaman kavramı dışında yaşıyor olsaydık, doğal durumda ne kadar süre uyanık kalırdık, ne kadar uyurduk?
C: Tüm varlığınız çok farklı olurdu ve bahsettiğin döngüler de farklı olurdu.
S:(L) Nasıl olurdu, söyleyebilir misiniz?
C: Çevreye bağlı.
S:(L) Yani çevreyle o kadar etkileşim içindeyiz ki, neredeyse kendimizi ondan hiç ayıramıyoruz, öyle mi?
C: Yakın.
S:(L) Eğer mevcut zaman kavramlarımızla 48 saat gece, 48 saat gündüzü yaşıyor olsaydık, ömrümüz de buna göre daha mı uzun olurdu?
C: Belki.

----------------------------------------------------------
Zaman konusu üzerindeki anlayışı daha da geliştirecek bilgiler ve Lauranın "kuşatılma" diye tanımladığı harika bir vizyonu ,

------------------------------------------------------------

S:(TR) 4'teki zaman frekansı, bizim zamanı algıladığımız gibi mi?
C: Sizin algıladığınız gibi değil.
S:(TR) Biz zamanı lineer/doğrusal olarak algılıyoruz ama aslında duyu organlarımızın bu algısı pek sağlıklı değil, öyle mi?
C: Belki.
S:(L) Daha önce bize zamanın, "düşme" sırasında bize dayatılan bir ilüzyon, bir aldatma olduğunu söylemişlerdi. (J) Işığın spektrumunu hepimiz görmüşüzdür. Bizim gözlerimizle algılayabildiğimiz, ışığın yalnızca sınırlı bir kısmı. Gerçek de böyle birşey mi? Algılayabildiğimiz şey, titreşimler spektrumunun yalnızca küçük bir kısmı mı?
C: Yakın.
S:(TR) 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde bu elektromanyetik bandın daha fazlasını mı göreceğiz?
C: Çok daha fazlası.
S:(J) Yani farkındalığımızı genişletecek.
C: Evet.
S:(L) Birkaç yıl önce meditasyon yaparken "kuşatılma" olarak tanımladığım birşey yaptım. Tanımlanması çok zor bir durum. Durduğum yerden sanki kaybolup sonra geri gelmiştim. Önce kafamda güçlü bir elektriksel zınlama sesi duydum. Kafamda "varlık yaklaşıyor" gibi şeyler duydum ve hemen bunun Şekina yani "Tanrısal mevcudiyetin" bir "yaklaşması" olarak düşündüm. Biraz gerildim çünkü böyle bir deneyimi veya ziyareti deneyimleyecek bir hazırlık konumunda değildim. Kendimi daha "ciddi ve özenli" bir hale getirdim sonra feci şekilde sıkışmış olduğumu ve hemen tuvalete gitmem gerektiğini farkettiğim ana kadar neler olduğunu hatırlamıyorum. Arada ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum ama o kadar sıkışmış olmam için epeyce sürenin geçmiş olması gerekir. Yatağım yatak odasıyla tuvalet arasındaki bir duvara bitişikti ve arada küçük bir geçiş vardı. Kalkarken kafamı duvara vurmamak için dikkatli olmam gerekiyordu. Yataktan kalktım ve kafamın ve omuzlarımın duvarın içinden geçtiğini fark edince afalladım.Bunu fark eder fark etmez başka ne deneyimlemekte olduğumu incelemeye başladım. Tüm fiziksel nesnelerin saydam birer renk ve ışık parçaları olduğunu fark ettim. Evin duvarları mevcut değildi ve diğer odalarda çocukları yataklarında görebiliyordum; bedenleri ışıktı. Evden dışarıyı görebiliyordum ve bizim algıladığımız gibi bir karanlık değildi. Gece olduğunun farkındaydım ama ağaçlar, bitkiler ve diğer nesneler, renk ve ışık olarak görünüyordu. Uzaktaki birşeyi çok kısa bir an için aklıma geldiğinde sanki teleskopik bir bakışla ona zum yapabiliyordum. Ayrıca 360 derecelik bir bakış açım olduğunu fark ettim yani tüm yönleri aynı anda görebiliyordum. Tüm bunlar çok hızlı oldu veya öyle göründü ve sonra bedenimde olmadığımı fark ettim. Bu düşünce beni korkuttu ve korktuğum an lastik bir bantla fırlatılır gibi tekrar bedenime döndüm. Kendimi kafamda o elektriksel zınlamayı duymadan önceki halimde buldum. Sanırım 4'üncü yoğunluk bu tür bir algıyla ilgili.
(F) Hatırla, Whitley Strieber kitabında bedeninin dışında havada bulunduğundan ve elektrik hatları etrafındaki alanlar gibi farkına vardığı pek çok ilginç şeyden bahsediyordu.
(L) Çok garip bir deneyimdi, en hafif deyişle.
(TR) Trans durumunu tanımlarken "kuşatma olarak tanımladığım birşey. Tanımlayamıyorum" dedin. 4'üncü yoğunluğun nasıl birşey olduğunu sorarken Kasyopyalıların bize söylediği şey de bu işte. (J) Evet, fiziksel bir referans çerçevesi yok.
(L) Evet, bilinçsizdim diyemem, çünkü herşeyin yoğun bir şekilde farkındaydım. Ama herhangi birşeye odaklanmıyordum.
 (F) Tüm bu şeyleri neden açıklamayacaklarıyla ilgili olarak geçen celsede bazı ipuçları vermişlerdi. 1'inci yoğunluktaki bitkilerden ve kayalardan bahsederken... Bir hayvan, evreni bir insan gibi algılamaz. Bana öyle geliyor ki, köpeklerle, kedilerle vs aynı mekanı paylaşmamıza rağmen, onların evren algısı o kadar farklı ki, onlar adeta başka bir gezegende yaşıyor.
 (TR) Bilim, köpeklerin gözlerinin yalnızca siyah-beyaz olarak gördüğünü söylüyor.
(F) Sadece fiziksel olarak neyi görebildikleri ve nasıl gördükleri değil, nasıl algıladıkları ve anladıkları ve nasıl düşündükleri. Bir insanınkinden o kadar farklı ki... Bazı insanlar çok duygusal davranarak hayvanları da tıpkı insanlar gibi görüyorlar. Bir köpeğin, "Ben bir köpeğin, hmm, sanırım şimdi biraz uyuyacağım." diye aklından geçirdiğini düşünsenize. Hiçbirşey anlamıyoruz. Bence aynı şey üst yoğunluklar içinde geçerli. 4'tekileri düşünün. Bizi tamamen anlayabilirler ama görüşleri çok ama çok farklı.
(L) Artık iyi geceler diyelim.

------------------------------------------------------------
Aşağıdaki alıntıda yine zaman üzerinde derinlikler ve en sonda zaman diye bir şey yoksa özgür iradenin de gereği ne olabilir sorusu ve yanıtsız durumunu görüyoruz,

Kanaatime göre özgür iradenin konumu 7Y nin genel karakteri ve her oluşanda tecelli etmiş hali,

Yani "biri  hayal etmemiş olsaydı hiç bir şey olmazdı" ifadesinin eyleme geçmiş hali,

--------------------------------------------------------------

S:(L) Bu garip bir soru olacak ama, yanıtlayabilirseniz çok iyi olur. Evrenin yaşıyla ilgili ortalıkta pek çok teori var. En sonunculardan biri, evrenin yaşının 8 ila 25 milyar yıl arasında olduğunu söylüyor. Zamanın bir ilüzyon olduğunu söylediğinizi biliyorum, ama bilimadamlarının bu konuda bir uzlaşmaya varamamalarını göz önünde bulunduracak olursak... yaptıkları tahminlerden hangisi en doğru?
C: Hiçbiri.
S:(F) Bu, soruya bir yanıt sağladı mı? Bu, "Aa, ilginç bir dükkan, içinde neler var acaba?" demek gibi birşey.
(L) Eğer bilimin ürettiği rakamların hiçbiri doğru değilse, evrenin yaşının doğru tanımı nedir?
C: Kuantumsal olasılıklar.
S:(L) Nasıl yani? (J) Tahmini olan var mı? (L) Sanırım bununla ilgili bir açıklama yapacaklar.
C: Keşfedin. 
S:(J) Çok teşekkür ederiz! (T) Benim de bir fikrim yok! (S) Kim bilir kaç gazilyon (çok büyük bir sayı anlamında) yaşındadır! ...   (F) Kuantum ne demek? (L) Kuanta bir ölçü birimi... (T) Tüm olası ölçü birimleri... (L) Bu hususta bize yardım edin! ...   (F) Bir ormanın derinliklerindesin; döktüğün kırıntılara bakarak yolunu bul! (L) Kuantum olasılıkları derken neyi kastediyorsunuz?
C: Kapalı çember.
S:(L) Bir çemberde bir noktayla başka bir nokta arasındaki mesafeyi nasıl ölçeriz? Tesadüfi birşey mi?
C: Doğru kavram değil.
S:(L) O zaman yardım edin. Eğer kapalı bir çember varsa, ölçüm yapmanın da bir anlamı yok mu demek? (J) Evet.
C: Evet.
S:(L) Bu konuyu bırakalım mı, yoksa devam mı edelim?
C: Açık.
S:(L) Tamam o zaman, bırakalım. (J) Hep sınırsızdı ve hep sınırsız olacak, ne güzel! (F) Eğer bize söylendiği gibi zaman diye birşey yoksa ve özgür irade o kadar önemliyse, bu ne anlama geliyor olabilir? Eğer zaman yoksa ve geçmiş, şimdi ve gelecek, yani herşey bağlantılıysa ve herşey akışkansa, o zaman özgür irade diye birşeyin olmaması gerekirdi. Eğer özgür irade varsa ve geçmiş, şimdi ve gelecek yoksa ve herşey zaman/mekanda aynı noktada meydana geliyorsa, kilit nokta özgür irade ama yanıtsız.

------------------------------------------------------------

Zaman zaman siteye son derece ileri bilinçler gelir rüyalarını vizyonlarını başına gelenleri anlatır ve mevcut ağ çalışmamızda yapılanları görüp hayran kaldığını ve devam edeceğini söyler ve büyük kısmı kalır devam eder ( ki biz onlardanız) diğer kısım ise sessizliğe bürünür tahminen kendi programlarının içinde bilgilenme yolunda olduğunu sanırız ama bir kısmı ise ayrılmıştır çok zaman sonra tekrar ortaya çıkar ve ilh..bu böyle devam eder ,

Durup dururken bunu neden vurguladım ,

Son derece düzgün ifadeler ve farkındalıkla kendini belirten bu kıymetli dostların bazılarında üzerlerindeki "monoteizm" örtüsünü atmadığını görür ve üzülürüm ,sonra üzülmemin ve böyle sık sık monoteizmden bahsetmekten utanır kendime kızarım

Zira bilinç teşekkülünde başka bireylerin hiç bir önemi yoktur kişi kendi kapılarını açamadıktan sonra  ve bu özellik aklıma gelir ve bu israrlı dayatma haline gelen davranışım dolayısıyla kendimi kınarım,

Arayış potansiyelinde bir kısım yani bu ilk yaratıcıyı arama ve ondan kopukluk ,kendini ayrı ve onun yarattıklarından biçare bir varlık olarak görme konusunda KH nin nasıl müthiş bir kampanya ve mantıksallaştırma faaliyetinde  başardıklarını görür ve mevcut illüzyon dışına çıkabilmek için her şeyden evvel bu kemikleşmiş yanlış bilinç yapısının kırılması gerektiğini anlarım,
K.ların aşağıda anlattıkları gibi ,

"S:(L) Başka hangi ilüzyonlar var? C: Öncekilerle işiniz bitti mi? "

-------------------------------------------------------------

S:(L) Bir celsede zamanın, Cennetten Düşüş "sırasında" ortaya çıkan bir ilüzyon olduğunu söylemiştiniz ve bunu söyleyiş şekliniz, başka ilüzyonların da olduğunu düşündürdü bana...
C: Değiştirilen DNA'nız nedeniyle zaman sizin için doğruluğu olan bir ilüzyon.
S:(L) Peki diğer ilüzyonlar nedir?
C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç.
S:(L) Başka?
C: Fiziksel artış gereksinimi.
S:(L) Korunma için fiziğe odaklanmak... (T) Monoteizmle ilgili anahtar kelime ayrılık mı?
C: Evet.
S:(L) Başka?
C: Lineer/doğrusal odak.
S:(L) Başka?
C: Tekboyutluluk.
S:(L) Örtü... (J) Sadece tek bir boyutu algılamak... (L) Bu ilüzyonlar DNA'mıza genetik olarak programlandı mı?
C: Yakın.
S:(L) Başka hangi ilüzyonlar var?
C: Öncekilerle işiniz bitti mi?
-----------------------------------------------------------

Her şey bilinçse ,bilincin bu madde dediğimiz solid oluntular bolluğu ile nasıl bir ilgisi var ,bu ayırımın ne olduğu ve yerleşmiş olan bu illüzyondan kurtulmak her şeyin  enerjisel düğüm olduğunu anlayabilmekte yatıyor ,onu da kırık dökük bir izahla tek elektronlu hidrojen atomu ile erik benzetmesi ile "kanal bilgi tartışmalarında anlatmıştım"

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=40#28488

-------------------------------------------------------------------

Ve bununla ilgili illüzyon hakkında, daha doğrusu neyi illüzyon olarak tanımlayacağımız,

--------------------------------------------------------------------
S: (L) Işık ve çekim, optik ve atomik parçalar, madde ve anti-maddeden bahsederken ve tüm bunların hepsinin bu geçişi açıklamanın yolları olduğunu söylerken doğruya yakın mıyım? Bu üçü gerçekten birer çift mi?
C: Yakın.
S: (L) Dalga işlevini çökerten şey nedir?
C: ?
S: (L) Bilinç mi?
C: Evet...
S: (L) Dahası var. Bu bilinç... (T) Bir üçüncü yoğunluk kavramından, şu anki fizikselliğin mevcut olmadığı bir dördüncü yoğunluk kavramı elde etmeye çalışıyoruz. Dördüncü yoğunlukta bozulmadan ışık hızıyla gitmek gibi bir sorunları yok çünkü orada böyle birşey yok...
C: Yakın.
S: (T) Yani bizim için bunu üçüncü yoğunluk açısından düşünmeye çalışmak...
C: Anahtar; fizikselliğin değişkenliği.
S: (L) Fizikselliği değişken yapan şey nedir?
C: Bilinç ile madde arasındaki bağlantının farkındalığı.
S: (L) Bilinç ile madde arasındaki bağlantı nedir?
C: İlüzyon.
S: (L) İlüzyonun özelliği nedir? (T) Bilinç ile madde arasında herhangi bir bağlantı olmadığı. Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon. Üçüncü yoğunluğun sınırlı algısı...
C: Hayır. İlüzyon, bağlantının olmaması.
S: (L) Yani buradaki ilüzyon, bilinç ile madde arasında bir bağlantının olmadığının düşünülmesi.
C: Evet.
S: (T) İlüzyon, bağlantının olmadığının düşünülmesi. Üçüncü yoğunlukta... (L) Buldum! (T) Sakın bir anda yok olayım deme! [Gülüşme] (L) Aradığımız bağlantı, bilincin madde oluşu.
C: Yakın. Peki ya aynı zamanda tam tersine ne dersin?
S: (L) Ve aynı zamanda herşeyin tersi. Işık ile çekim, optik ile atomik parçalar, madde ile antimadde... Bir sonraki seviyeyi anlamak için herşeyi ters çevir... Bu kadar kolay olamaz. (J) Bir saniye, çekim eşittir ışık, atomik parçacıklar eşittir optik, anti-madde eşittir madde mi? Hepsi dengeyle ilgili. (L) Ve sonuç her zaman sıfır.
C: Ve sıfır da sonsuzluk.
S: (L) Yani diyorsunuz ki, buradaki ilüzyon, arada ayrım olduğunun sanılması. Arada fark yok, aynılar, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Mekan/zamanda sıçramalar yoluyla gideceğin yere hemen varabilirsin. (L) Veya bunu tersine çevirecek olursak anlayabiliriz ki, bizimle örneğin Alfa Sentauri arasında hiçbir mesafe yok. Mesafe ilüzyonunu yaratan şey, algının sapması.
C: Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey "teknoloji."
S: (T) Teknoloji şu anda geliştiriliyor. (J) Teknoloji muhtemelen zaten geliştiriliyordu. Sadece gizleniyor.
C: Evet.
S: (L) Bu etkileşimin önemli sonuçları olacağına dair garip bir his duyuyorum.
-----------------------------------------------------------

Yukarıda bahsedilen teknolojinin ne olabileceği hakkında tahminler yürütürsek,

Ses enerjisinin kullanılarak yer çekiminin kaldırılması( Coral Castel deneyi ile özel dönme) levitasyon tekniği ve dalga yerleşiminin gelişmesi ile tekno-sipirütüel kabiliyetlerin tekrar kazanılması ,uzun ömürler madde yaratma yolculuk v.s. bunları evvelki tartışmalar bahsinde oldukça fazla değinmiştik,

Slayt çarkını belirten bölümü tekrara aldım zira bu DNA mıza işlenmiş ama öğrenme çabalarımızla asla olmayan zaman illüzyonunu tam anlamayla zihnimizden ekarte etmeye  yönelmeliyiz K.lar 3Yde iken olan biteni fark edip yaşamı sürdüreceksiniz yani kolunuza saat takıp işe geç kalmamaya eve zamanında dönmeye falan çalışacaksınız ama farkındalık maceranızda zamanın olmayan bir illüzyon olduğunu da artık fark edeceksiniz ve tekrarlarla 3Y i fazla kazmayı artık bırakmalısınız demekteler,

3Y yaşantısı olarak kurgulanmış olan illüzyonların pek önemsenecek şeyler olmadığını anlayacaksınız yani soygun yapan idareciler onları devamlı faaliyette tutan cahilce düşünüp yankı odasından çıkamayanlar yapılan idari hukuki saçmalıklarını görüp kılını kıpırdatmayanlar tirancı davranışlarla yaşamı köle gibi yaşatmaya yöneltenler ve bunu yaparken vicdan denileni katiyetle devreye almayan organik portal davranışlarının bolluğu ,aynı gemide olup olanlardan etkilenmeyeceğini sanan emperyalist akıma kapılmış biçareler ve ilh. uzatmama gerek yok bilinen illüzyon macerasına kapılmışlık,

Bunları görüp de kendimizi bu grift içinde yaşamaya mı bırakalım yani intihar mı edelim demek akla geliyor ,cevaben, burayı kazmayın derken bu yapışık ruh gibi hayatımızı etkileyen unsurların onların illüzyon usullerine göre etkilenmek tepki göstermek ve strese girmek veya düzeltmek için uğraşmak yerine kendinize düşen dikkati elden bırakmayın bu salvolu ve düzgün ve doğaya uygun rotasını terk etmiş gidişin sizi sürüklememesini sağlayın demekteyim 

Mesela rüyalarında olan bitenle kabus görmelerle anormal varlıklarla karşılaşarak ve onlarla uğraşarak tepki göstererek onların olağan üstü davranışları yolunda düşünüp bir şeyler anlamaya çalışan dostlarla karşılaşıyoruz ve kurtulmak için yol göstermek için bu siteden ve bizlerden medet umuyorlar ve biz de onların karşılaştığı şeylerle evvelce karşılaşmış veya halen karşılaşan kişiler olarak samimi bir yol gösterme telaşındayız ve özetle ,

Benim şahsi işaretim, bilgilenme yolunda sakince yürürseniz ve bu yolda giderken size evvelki illüzyon doneleri ile yapışmış gerçekler dışında bilgiler gelip anlama yolunda terslikler görürseniz durmayın okumaya düşünmeye devam edin bir zaman gelip o takınılan konunun çözüleceğini ve seçim konusunda aklı selimle bir yerlere varır gerçeğe ulaşırsaınız tavsiyesi vermekteyim, zira ben bununla çok karşılaştım bir çok konuyu bu yolla çözdüm ama bitmedi devam etmekte malüm bilgilenmenin sınırı mevcut değil,

Slayt çarkı ile zamansızlığı veya sıfır zamanı anlayabilmek bence çok daha kolay bir yere sürüklüyor insanı ,benim anlayışım, o slayt çarkından bir kaset almış içine girmiş oynamaktayız zaman ve mesafe illüzyonu ihtiva eden ve o mozaik olguda tanrısal nefes tabir edilen ile insanlarca yaratılmış olan yaşam şeklini uygulamaktayız ve bu oyunun ana kuralı fizikselliği atom altındaki enerjisel olgudan  insan bilincinin farkındalık kazanmasına doğru yöneldiğini anlamaktayız ve projeksiyon ışığının gerisine baktığımızda yaratılan her şeyin sonsuz bir yapıda kasetler halinde slayt çarkında olduğunu anlıyoruz,

----------------------------------------------------------------

C: Şöyle söyleyelim: hafıza bankalarınızın bir kısmına erişeceğiz ve ilginç bir şekilde daha önce tanımladığımız dikey gerçeklikle çok yakından uyumlu olan başka bir referans vereceğiz. Bir slayt göstericisinin nasıl birşey olduğunu biliyorsunuz değil mi? Gerçeğin bu geniş nitelikli yapısına dair bir sezgi edinmenizi sağlamak için, kendinizi büyük bir slayt çarkı olan projektörle bir sunum izlerken düşünün. Bu süreçte herhangi bir noktada, belirli bir slaytı izliyor olursunuz. Fakat, diğer tüm slaytlar da çarktadır, değil mi? Ve elbette bu aynı zamanda, daireler içinde daireler ve daireler içinde dairelerin olduğu dikey gerçekliğe, ve aynı zamanda Büyük Döngü'ye ve aynı zamanda daha önce anlattığımız şeye de uymaktadır: Var olan herşey / tek şey derslerdir. Herşey bundan ibarettir ve slayt sunumunu izlerken, derslerinizden keyif almanızı istiyoruz...
S: (J) Bu benzetmeye göre, slayttan geçerek ekrana giden ışık bizim algımız oluyor.
C: Ve, eğer projektörün slayt çarkına geri bakacak olursanız, tüm yaratımın esasını ve özünü, yani Bir ile birlik olduğunuz yedinci seviyeyi görürsünüz.
------------------------------------------------------------

Bu aktarımda ise adeta K.lar tarafından bir ağır tenkit var gibi
"her şeyin illüzyon olduğunu farkında değil misiniz hala!?!

Konuya salim bir kafayla sanki çözmüşüz gibi bakalım,

Yoğunlukların özelliklerinin farkındalık seviyelerini çok ilgilendirdiğini düşünürsek burada bir üst yoğunluk varlığının kendi farkındalık yapısının altındaki bir ilkelliğe fiziksel olarak değişmesini, indirgenmesini düşünmeliyiz ,

Siz fizikselliği adeta unutmuş her oluşumu zihinsel olarak halledebilecek bir teknolojidesiniz ve 3Y şartlarına indirgenmek yani tamamen saf fiziksel bir kalıba kendinizi döndürmek istiyorsunuz KH bile olsanız bu gerçekten güç bir hadisedir dolayisiyle geçici bir an evvel kurtulunması istenen bir ağır hantal bir kalıptır,

Şu anda bile biz ruhun gerçekten geldiğimiz farkındalık yapısı ile anladık ki bu ağır koşullara yani bedene tahammül edemeyecek durumdayız kazara covid 19 yoluyla hastalığa yakalanıp solunup güçlüğü çekip o solunum makinalarına yahut "entübe" denilen uyutulup akciğere hortumları sokulduğunu ve kıpırdamaz bir şekilde günlerce aynı kalıpta kaldığınızı düşünün

Boşaltım sisteminizde inkıbazlık ile uğraşmak bile bu bedenin ağır koşullarını siz gençlere arada bir göster miyor mu cinsel yönden duyulacak zevkler veya pastoral dünya güzelliklerine dalma  dışında böyle hastalıklara yakalanmak ta var hayat denilenin içinde

Tabii bu kötü durumları düşünüp mental yönden karamsarlığa düşmemek ve algı değiştirebilme becerisi ile atlatılma gibi farkındalık fonksiyonlarını da işin içine sokmalıyız ,ama neticede neyin ne olduğunu biraz kavramışsak bu gerçekleri göz önüne getirmek  gerek

Bu yoğunluktan kurtulanlar 4Y e geçenler için pek cazip olmasa gerek..

Onun için 4KH,  3Y de kalmak değil 4Y de bizi idare etmek hazırlık yapıyor ,yer altında dünya anormal şartlarına dayanıklı bedenler hazırlasalar bile,

-------------------------------------------------------------------
S: 4. Yoğunlukta biyoloji var mı?
C: Evet.
S: Peki fiziksellik değişken değil mi?
C: Evet, ama burada varsaydığın nedir?
S: Ne varsaydığımı bilmiyorum. Ama sanırım, değişken bir durum olduğuna göre çok kolay bir şekilde başka bir biyolojiye de sahip olabilirler. Doğru değil mi?
C: Hayır.
S: Başka birşey olarak görünebiliyorlar mı? Fizikselliklerini değiştirebiliyorlar mı?
C: Geçici olarak.
S: "Geçici" derken tam olarak neyi kastediyorsunuz? "Geçici" zamansal birşey.
C: Yoğunluklar konusunda tek başına en önemli faktörün farkındalık seviyesi olduğunu açıklamıştık.
S: Farkındalık seviyesi. Peki bunun, onların geçici olarak fiziksel görünümlerini değiştirebilme yetenekleri ile ne gibi bir ilgisi var? BİZİM farkındalığımızı kontrol edebilmeleri bakımından mı?
C: Daha yakın. Herşeyin, tekrar ediyoruz, herşeyin bir ilüzyon olduğunun farkında değil misiniz hala?!?
-------------------------------------------------------------------
Aşağıdaki alıntı hakkında,
İllüzyonlardan lineer ölçü dediğimiz süregelenlik anlayışının dışına çıkabilmek için dairesel düzlemi anlamamız lazım,
İşin içine daire girince ve lineere karşı bir anlayış getirmek istendiğinde bu düzlemin de bir sınırı olmayacak mı düşüncesi akla geliyor,o zaman K.ların şu sözü üzerinde düşnmemiz gerek ,
"C: Eğer gerçeklikteki herşeyin yapısı daireselse, o zaman yön opsiyoneldir"
Ve bu durumda eski dostları biraz sıkacağım onlar için tekrar olacak, şu iki yorumlama üzerinde biraz durmamız gerektiğini düşünüyorum,yalnız bu tekrarlardan ben de ne yazdığımı unutmuş bir birey olarak bazen okuduğum hatırladığımda mutluluk duyuyorum, onu da itiraf etmeliyim,
https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=31#26346
https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=389#3898
-------------------------------------------------------------------------------------
S: (L) Her şey ilüzyon olduğuna göre, maddi dünyayı tanımlayan matematik aynı zamanda ruhsal dünyayı da tanımlıyor olabilir. Belki de yalnızca bir zıt görüntü halinde.
C: İlüzyonlar yalnızca kendi alemlerine uyar, ihtiyaç duyulduğu gibi. Neden sonsuzluk kavramınız var?
S: (A) Çünkü elimizde doğal sayılar var. Ve sonsuz sayıda doğal sayı olduğunu kolayca ispatlayabiliyoruz.
C: Ama bu, doğası gereği aslında dairesel olana lineer bir ölçek dayatmaya yönelik umutsuz bir çaba.
S: (A) Sonsuzluktan kurtulmamız gerektiğini mi söylüyorsunuz? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0 diye mi saymamız gerekiyor? Sonsuzluğa ihtiyacımız yok mu? Hayır, muhtemelen değil, çünkü soru bilinç hakkındaydı... ve sonsuzluk hakkında düşünmeye yönlendirilmedik – herşey dairesel. Az önce düzlemi düşünüyordum ve sonlu ve dairesel olan kürenin aksine düzlem sonsuz. Düzlemin iyi, kürenin kötü olduğunu söylediniz. O halde...   
C: Hayır.
S: (A) Ama düzlem kendi başına sonsuzdur. Sonsuzluğa da bu şekilde varıyoruz, çünkü sonsuz bir düzlemimiz var...
C: Dairesel düzlem nedir?
S: (A) Ne?! Bir disk. Bazen onlara sorduğumuzdan başka soruların yanıtlarını alıyoruz... Son soru: Genel bir hayalkırıklığı hali içindeyim çünkü öğrenecek çok fazla şey, izlenecek pek çok yol, araştırılacak pek çok şey, kanıtlanacak pek çok teori, geliştirilebilecek pek çok matematiksel kavram, ekin çemberleri örneğinde olduğu gibi matematiğin ve fiziğin dışında araştırılacak pek çok şey var ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hiçbir yere çıkmayan bir labirente girmek istemiyorum... Ne yapmam gerekiyor?
C: Böyle bir karmaşayla karşılaşıldığında, en iyisi önyargısız ve korkusuz bir şekilde sadece yapmaktır. Diğer bir deyişle, bırak yol kendini yaratsın. Ve bu yanıtla birlikte, iyi geceler.
-----------------------------------------------------------------------------------
C: B sahneyi alsın!
S: (B) Web sitesinde "Wave 6"yı okurken, 4. yoğunluk farkındalığı hakkında çıkarımda bulunmaya önelik bir çerçeve oluşturmak amacıyla 2. yoğunluk farkındalığı ile 3. yoğunluk farkındalığının karşılaştırılmaya çalışıldığı bir bölüm vardı. Orada söylenen şey şuydu; biz cisimleri benzerliklerine dayalı olarak algılıyor/tanıyoruz. 2. yoğunluk varlıkları ise cisimleri farklılıklarına göre tanıyor. Bu fikri ilerletecek olursak, 4. yoğunlukta tüm cisimlerin aynılığını mı bileceğiz? Ve bu da 3. yoğunluktaki şeylerin bilinçli bir manipülasyonunu mu sağlıyor? Ayrıca, eğer hayvanlar herşeyi iki boyutlu olarak algılıyorsa ve 3. boyutu tıpkı bizim zamanı algılayışımız gibi bir geçiş veya hareket olarak algılıyorsa, o zaman belki biz de 4. yoğunlukta zamanı 4. boyutsal bir ölçüm olarak algılayacağız. 2. yoğunluk varlıkları için üçüncü boyut bir ilüzyon faktörü. 3. yoğunlukta da öyle ama biz ilüzyonun farkındayız ve dolayısıyla onu gerçekliğe ekliyoruz. Buna göre, 4. yoğunlukta zaman artık bir ilüzyon olmadığı için somut ve manipüle edilebilir halde mi olacak?
C: Oldukça yakın. Şimdi dikkatinizi verin! Ya 2. yoğunluktaki varlık cisimleri benzerliklerine dayalı olarak algılıyorsa, 3. yoğunluktaki varlık cisimleri farklılıklarına dayalı olarak algılıyorsa ve 4. yoğunluktaki varlık da cisimleri kendisinin tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak algılıyorsa? (ç.n.: acaba "benzerlik/farklılık"derken, varlık ile cisim arasındaki benzerlik/farklılık mı, yoksa cisimlerin kendi aralarındaki benzerlikleri/farklılıkları mı???)
S: (B) Tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak mı? Bunun BİR SONRAKİ yoğunlukta olacağını sanıyordum.
C: Hayır.
S: (B) Yani 4. yoğunluk sadece gelişimsel bir adım değil, DEV bir adım mı? (L) Evet. Sanırım adımlar sıra sayılarından ziyade matematikteki kare artışına benzer bir şekilde ilerliyor. (B) Evet, 1. yoğunlukla 2.yoğunluk arasındaki farkı düşünecek olursak bunun doğru olması gerekir. MEGA bir sıçrayış! (A) "4. yoğunluktaki varlık da cisimleri kendisinin tüm o cisimlerle birliğine dayalı olarak algılıyorsa?" cümlesiyle ilgili bir sorum var. Cisimlerle birlik halinde olan kim?
C: Algılayıcı.
S: (L) Evet. İnsanın bedeni dışındaykenki algısına benziyor. Benim bununla ilgili deneyimim gerçekten ilginçti. Birşeyi düşünür düşünmez, onu hemen sadece dışından "görerek" değil, aynı zamanda "içini de" görerek algılıyordum. Sanki onun içine girmişim gibi. Onun bir parçası olmuşum gibi. Eğer bir küre düşünmüşsem, sadece "orada duran" bir top görmüyordum; onunla "birlik halindeydim." Kürenin "içindeydim" diyemem çünkü bu "dışarısı" ve "içerisi" ayrımını doğuruyor. Öyle birşey yoktu. Hepsi aynı anda. Burada konuşmakta olduğumuz şey bununla mı ilgili?
C: Bir kısmı.
-------------------------------------------------------------

Lauranın en son izahındaki sanırım 4Y sızıntısı deneyiminin özel olduğunun yanında ki bunu deneyen kişi bütünlükle bir olduğunu artık unutamaz bunun yanında  dikkat edilecek ve üzerinde durulacak husus 4Y nin bizim lineer anlayışımızın dışında DEV bilinç üstü özellikler taşıdığının vurgulanması

Yani eğer geçmek nasip olursa bizim azar azar üzerine koyarak ve bir evvelkine benzer ufak farklılıklar yaşanacağı sanmamız yanında olağan üstü açılımların sergileneceği bilgisi,

Hiper uzayı yaşayabilmek..

--------------------------------------------------------------------
S: (L) Yani ne yapıyorsak yapıyoruz ve ne yaptığımızın aslında bir önemi yok. Dalga gelecek, herşey değişecek, yeni olacak, bu mu?
C: En önemli olan şey diğerlerinin şimdiye kadar ne yaptığı, ne yapmakta olduğu ve ne yapacağı.
S: (L) Kim bu diğerleri?
C: Program yeniden-yazıcıları. Yani siz ve gelecekteki biz.
S: (L) Burada önemli olan "BİZ" miyiz? Sanırım birşeyi kaçırdım. Bizim ne yaptığımızın bir öneminin olmadığını söylediniz sanmıştım.
C: Diğerleri sizsiniz/olacaksınız.
S: (L) Bizim şu anda yaptığımız şey bu sürece nasıl yardımcı oluyor veya engelliyor?
C: Yardım/engel değil, sadece ne ise o.
S: (L) Tüm bunlar daha önce yapıldı mı yani? Herşeyin nasıl meydana geleceği zaten belli mi? Olmuş bitmiş birşey mi?
C: Hayır Laura, lineerliğini bırak!
S: (L) Anlamıyorum. Bizim yaptığımız şey bir fark yaratıyor mu?
C: "Zaman" nedir?
S: (L) Zaman bir ilüzyon. (A) Yapmak da mı bir ilüzyon?
C: Eğer lineer "zamana" göre düşünüyorsanız.
S: (L) Yani bir BH geleceğinin ortaya çıkması için en iyi yol, yaptığımız HERHANGİ birşeyin bir öneminin olmasını beklememek mi? Çünkü eğer yaptığımız şeyin bir fark yaratmasını beklersek, o zaman fark yaratmayacak. Bu arzulayış. (A) Yaptığım işin faydalı olacağını düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi! (L) Ben de öyle, çünkü bunu YAPIYORUM. Kendim oluyorum. Ama beklentiyi kesmemiz gerekiyor. Zaten içimizde olan şeyi, bir öneminin olup olmamasını beklemeden yapıyoruz.
C: Ve yaptığınızı yapıyorsunuz çünkü durumu bildiğiniz bir başka varoluş düzleminden kendinizi bunu yapmak üzere yönlendiriyorsunuz. Mevcut farkındalık düzleminde bulunduğunuz yerde, tamamen değilse bile büyük ölçüde bilinçsizsiniz.
S: (L) Yani BU realiteyi başka bir realite seviyesinden yaratıyoruz, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Şu andaki gerçeklik seviyemizde, geleceğin realitesini yaratma konusunda ne kadar girdiye sahibiz?
C: Yaklaşık olarak, küçük bir çocuğun, bindiği uçağı nasıl süreceğini düşündüğü sırada sahip olduğu kadar farkındalığa sahipsiniz.
S: (L) Daha önce Dalga'dan bahsetmiştiniz ve ben de yapmamızı önerdiğiniz bazı şeyleri yapmaya yetecek zamanımız olmamasından şikayet etmiştim. Sizse bunları yapacağımızı ve bunların bizi bu olaya "hazırladığını" söylemiştiniz. Olaya lineer bir bakış açısıyla baktığımızda, hala o sütunlu havuzu yaptırmamız, bir Nobel ödülü kazanmamız, ekin çemberleri konusunda bazı insanlarla çalışma yapmamız vs gerekiyor. Tüm bu şeylere içinde olduğumuz bu lineer zaman perspektifinden mi bakıyoruz biz şimdi?
Çok büyük bir uçaktaki küçük bir çocuğun o uçakla ilgili sahip olduğu kadar farkındalığa mı sahibiz?
C: Eğer uçmasına izin verirseniz uçacak.
S: (L) Siz gelecekteki bizsiniz ve biz de geçmişteki siz. Bunu söylerken, yani "gelecekteki biz" kavramında, TÜM insanlığı mı kastediyorsunuz, yoksa insanlığın belirli bir grubunu mu?
C: O sınırlı seçenekler arasında bir yer.
S: (L) Daha net olarak ifade edebilir misiniz? 
C: Hayır, çünkü "anlamazsınız."
S: (L) Web sitesine yolladığım materyalleri sıcak bulanlar, bu tanımın onları da kapsadığını düşünüyor. Bu yoğunluk açısından bakıldığında, bir Birleşik Düşünce Formu varlığının çok büyük bir grubu ifade ettiğini düşünüyorum. Sınırlı bir farkındalığa sahibiz, evet; ama bu tanım Kasyopya seçeneğini SEÇEN tüm insanları mı kapsıyor?
C: Uygulamayı kabul edenleri kapsadığını söylemek en iyisi belki de.
S: (L) Yani bunu kabul edenler, tanımlananların kendileri olduğunu bilenler bunun bir parçası. (A) Ama, lineer-olmayan şekilde düşündüğümüzde, bunu kesinleştirmek bize kalmış birşey. Soruyu soruş şeklin, sorunun kesin bir yanıtı olduğunu varsaydığını gösteriyor. Ama yanıtın tam olarak ne olduğu henüz seçilmemiş olabilir veya yanıtın o mu yoksa bu mu olduğuna karar verecek olan biziz.
----------------------------------------------------------------------------------------

Çok hassas bilgiler veren bir bölüm,

Programın sürdüğünü ve bu program yapıcılarının kendimiz olduğunu anlıyoruz en sonunda ,bu konuya girerken ben bu bilgi kaynak noktası olarak kabul ettiğimiz Laura ve ekibini bu işte ayrı bir yere koymuyorum ,bu ayrılığı koyarsam "uygulamayı kabul edenlerden" yani anlatılan onca şeyin doğruluğu üzerinde bir inanca sahip olanlardan değilim durumu ortaya gelir ama inancım olanlardanım yoksa bu kadar uğraşıyı neden ortaya koyayım, her neyse

Ama başka şekilde değil de K. ların tarif ettiği bir konumda "biz" inancı her şeyi büyük bir samimiyetle ortaya koymakla oluyor onun için davranışlarımda transparanım saklı gizli bir şey yok,
Sınırlama beklenti ve arzulu düşünüş yani bir faaliyette bulununca bunun neticeleri ne olacak diye beklemek tamamen illüzyon batağında lineer düşünmek olarak addediliyor

Zira bu yaşamda  yaptığımız şeylerin bir getirisi olduğunu düşünmek ve kazanç hanesine atmak bir illüzyon yani bir gayret gösteriyorsun ve karşısında hani benim bundan kazncım diyen bir varlık gibi zira bu gayreti gösterirken diğerlerinden farklı bir uygulamada oluyorsun ve ayrılığı kalın çizgilerle çiziyorsun,eğer yaptığın işin sonucunda o getiriyi maddi veya manevi olarak istemiyor sadece yapmış olmak yolunda sürdürüp duruyorsanız ve bundan mutluluk, olağanlık hissediyorsanız o hareket işte gelecekteki sizin bahsi geçen programı çizdiğinizi ortaya döküyor,

Zira evrensel durumda bir şey yap karşılığı gelsin anlayışı yok sadece yap var ,KH veya BH olması sadece bir seçim ,zira evren denge isteyen ve terazinin bir tarafının kaymış olmasını kutuplaşmayı kabul etmeyen devamlı düzeltmeye doğru yönelen faaliyetler özelliğinde,

Siz davranışlarınızda çoğunlukla pozitif olursanız negatif arka kapıdan girer, bu ne demek

Negatif olun demek değil, her zaman dikkatli olup negatif saldırıları gerekirse algı salvolarıyla savuşturmaya çalışın demek bununla ne anlatmak istiyoruz,

Bu negatif saldırmalar fiziki olarak sizi yok etmeye doğru geliyorsa elinizi kaldırın, kalkanlayın gerekirse fiziki olarak savuşturun ona meşru müdafaa denir, doğaldır, anlatmak istediğimiz bunun dışındaki olumsuzluklar

Mesela bir dost siteye yazı yazmak isterken siliniyor,elektrikler kesiliyor ,yazdıklarımı kaçırıyorum şeklinde bir şikayette bulundu ben siz de yazdıklarınızı sonuçlamadan ara ara kopya alın tavsiyesi verdim basit bir öneri anlatmak istediğim yaradılışın özü kutupların harekete geçtiği bir alanda denge ve düzde gidebilmek becerisi, bu da özellikle bu illüzyon batağında yaşarken dersleri alıp uygulamak konuya başka yüzünden bakabilmek

K.lar var oluşun tek sebebi derslerin alınıp alınmaması ile ilgili derler olay yeri neresi olursa olsun dersi alıp üst yoğunluğa geçebilmek ,yani farkındalığı geliştirip olana biraz üstten bakabilmeyi becerebilmek,

Bunları böyle bilmiş bilmiş anlatırken yarın mesane kanseri ile beden dersimin kontroluna gideceğim Covid 19 yüzünden oldukça geciktirdim, genelde böyle durumlarda endişe ve korku insanı kaplar beni de kapladı

Bunu aşabilmek için özellikle bu son yaşam yıllarında sizler verdiğim nasihatler ve başıma gelen olağan üstü olaylar rüyalar vizyonları düşündüm  ve şüphe faktörünü devamlı devrede tuttuğum kanaldan "sende bir şey yok" seslenişlerini dinledim ,o vizyonlardan en önemlisi ve durmadan "her zerreyle bütünüm" dedirten bir hafta boyunca ara ara yerle, doğayla bütünleştiğim vizyonu aklıma getirdim ve olabilecek bu yoğunlukta ölüme gitme bile olsa bulunduğun vizyonu değiştirme, "kurtuluş" olduğu tavsiyelerimi hatırladım,

Bahsettiğim algı salvoları bunlara benzeyen şeyler,

Kontrol (ertesi gün)başlangıç olarak bedenimde her şeyin normal olduğu izlerini verdi ve rahatlattı ancak yaşamı sürdürürken değişken çekim dalgaları etkisi altındayız, onun bir örneği ile karşılaştım tahlil neticelerini gören Dr. "bununla yetinmek olamaz bir de sistoskopi yapalım" dedi burada anormal ve değişken olan madem bu yolu deneyecektik neden başlangıçta ultrason ve rutin kan tahlili kafidir demişti başlangıçta sistoskopi önerisi verebilirdi hastane ve Dr. geliri arttırma taktikleri

Bunu neden anlattım 

Değişken çekim dalgaları diye başka grift şeyler aramaya lüzum yok işte böyle her zaman maalesef gördüğümüz  menfaatsi bir davranış bir diğer insanın yaşam şeklini değiştirir ,geçici strese sokar, rutin yaşam yolunda dalgalanma yaratır,

İki gün sonra Dr.un söylediğini yaptım ve her şeyin harikulade düzende olduğunu anladık ve ben Dr.a "neden baştan sistoskopi demediniz de  ultarason gibi tetkiki sadece dıştan ses dalgaları ile tarayan hali tercih ettiniz" dedim ( sistoskopi kamera ile ilgili organın içine girip olayı en yakından takip ve görme imkanı yaratır), Dr." o zaman bu habis hastalığın diğer organlara atlayıp atlamadığını ,böbreklere dalağa,pankreasa ,karaciğere atlayıp atlamadığını göremezdik dedi" ve ben iki gündür kişinin hakkında yanlış yorumlamalar yüzünden kendimi boşu boşuna endişeye strese sokan ve bir başkası için peşin hükümler yargılamalar yapan tarafımı görüp yeni bir ders almış oldum,

Bunları detaylı anlatımın sebebi ağ çalışmasının böyle samimi ve içten duygu ve davranışları sergileyen yanının okuyan izleyen kişilerin de bu hercümerç içindeki yaşamda karşılaştığımız bazen KH çarpıtmları ile dışarıdan dayatılan inandırılan ,bazen de KH ile yanyana olduğumuz bu yoğunlukta kendi negatif çıkarımlarımız ile yaşayışı sürdürdüğümüze bir örnek vermek için, stres ve sıkıntıların kaynağının nasıl saptırılmış duygular yoluyla olduğunu göstermek,

Bu arada dersimizi hatırlayalım, KH davranış değişken çekim dalgalarının toplanmasının yansıması,BH davranış ise dağılmasının yansımasıdır ,çetrefilli izahı daha iyi anlayabilmek için bu toplanma nereye doğru olmakta ,

Fiziğe maddeye yani kök noktalara doğru ,dağılma ise kök noktalara doğru olsa da karakteri gereği dengeyi savunduğundan o davranışın maddeye fiziğe takılı kalmasından kurtarır evrensel genişliğe doğru yöneltir, bu da farkındalık yolunda kazanılan bilinçsel algı çeşitliliğinin devreye alınması ile mümkün olur,

BH olduğunda KH isterse ona da verilir , KH yoluyla BH a yönelmenin veya BH olmanın diğer bir adı da budur, eğer KH bunlara aldırmayıp fizikte daha kök noktalara doğru gitmek isterse sonucu kara delikte "mutlak yokluğa" gidiştir,

Şu anda çıkardığım yorumu beğendim zira bu toplanma dağılma yansımasını evvelce tam izah edemiyorduk, havada bir bilgi olarak duruyordu,

"Kanat çırpsa bir kelebek evren duyar"

--------------------------------------------------------------------
Bu alıntıyı verirken parası olan olmayan ayırımı üzerinde fikir mütalaa etmek değil ,anlatılan teknikteki spiral halin işleyişine dikkat çekmek istiyorum ,bunda paranın banka veya borsada olup olmamasından çok spiralin BH olayındaki dağılmanın genişlemenin,çıktının genişlemesi ile olağan olarak girdinin de bu genişlemeye iştirak etmesi adeta anda yaşamın olağan dışı hareketini ifade ettiği üzerinde durmak istiyorum,

Zaman konusundaki lineer zaman dışı sıfır zaman hadisesinin spiral yoluyla izahı dikkatleri çekiyor,

Tabii bu arada illümunatinin bu işleyişe baskı yapıp ağırlaştırması durdurması  ile lineer zaman akımına uğrayıp bundan çıkmak gibi bir şey olmadığına inanmış halkın ekonomik dalgalanmaların esiri olarak etkilenmelerinin ne olduğunu da anlıyoruz,

------------------------------------------------------------

C: Evet. Parayı bankaya yatırdığınızda Kardeşliğin yani İlüminati'nin yani İsa Düşmanları'nın o parayı kendi amaçları için büyütmesine yardımcı oluyorsunuz ve bunun karşılığında tüm aldığınız biraz "kırıntı." Ve İsa Düşmanları paranızı istediği zaman "çekebilir!"
S: (L) Yatırım yoluyla parayı arttırmanın en popüler yollarından biri borsa. Ama görünüşe göre borsa da İsa Düşmanları sisteminin bir parçası ve oraya yapılan yatırımdan da netice itibariyle ancak birkaç "kırıntı" elde ederiz.
C: Evet ve hayır. Halka açık hisselerin hepsi İlüminati'nin doğrudan kontrolü altında değil.
S: (L) Parayı katlamanın yollarından biri olarak borsayı mı tavsiye ediyorsunuz?
C: Belirli birşeyi tavsiye etmiyoruz, sadece temelleri açıklıyoruz. Verdiğimiz genel ipuçlarına bağlı olarak ayrıntıları kendiniz belirleyeceksiniz ve bu da öğrenme anlamına geliyor ve ruhlar olarak bu şekilde ilerlersiniz.
S: (L) Paramızı katlamamız gerektiğini ve paramızı bankaya yatırmanın avantajlı olmadığını söylediniz...
C: Fark ediyorsanız, tüm başarılı iş insanları bunu yapıyor. Paralarını katlıyorlar, ufuklarını sürekli olarak genişletiyorlar. Çıktıyı katlıyorlar ve böylece girdiyi de katlıyorlar. Ve bu süreç asla sona ermiyor çünkü bunun döngünün bir parçası olduğunu içgüdüsel olarak anlıyorlar. Girdinin devam etmesi için sabit tutulmaması, spiral şeklindeki büyüme döngüsüyle uyumlu kalabilmesi için sürekli artması gerektiğini biliyorlar. Ve bunun olması için çıktının da sürekli olarak büyütülmesi gerekir. Bu durduğu zaman döngü çöker. Ve işte İlüminati yani Kardeşlik yani İsa Düşmanları akışı hafif bir şekilde bile olsa durdurarak "Panik" yaratıyorlar ve yaratılan izlenimin yoğun bir propagandasını yapıyorlar.

------------------------------------------------------------
S: (L) Bilmenizi istiyorum ki bazen kendimi küçücük, miniminnacık hissediyorum, sanki satranç tahtası üzerindeki bir piyon gibi.
C: Hissetmelisin de, 3. yoğunluk KH ortamında ikamet ediyorsun.   
S: (L) Bir piyon bile olsam, en azından oyunculardan bazılarının iyi adamlar olmasını umut ediyordum. Bu çok mu fazla bir istek ?
C: Evet.
S: (L) Bu cevabı hangi cümle için verdiniz?
C : İyi adamlar satranç oynamaz.
S: (L) Fakat çok tuhaf olaylar oldu, çok fazla eş zamanlı olay. İyi adamlar mı yardım ediyor yoksa kötü adamlar beni yoldan mı saptırıyor ?
C: İkisi de değil. Bu Doğa'nın kendi akışını sürdürmesi.
S: (L) OK. Tecrübe ettiğim duygulardan biri şuydu: 3.Yoğunluğun deneyimlerinden ve negatif enerjilerinden artık gına gelmişti. Ve sonraları düşündüm ki bu artık yeter duygusu, mutlak bir his olarak, içinde bulunduğumuz tuzaktan çıkış yolunu bulmak isteyen biri için temel güdülerden biriydi. "Bunun dışına çıkmak istiyorum!" Bu da, bahsettiğiniz "Doğa" nın bir parçası mı ?
C: Evet.
S: (L) Eğer bir grup insan...
C: 3. Yoğunluğun sınırlarının gereksizliğini gördüğünde bu demektir ki mezun olmaya hazırsındır. 3.yoğunluk hayatı içinde debelenenlere bak.
S: (L) Gerçekten bazı insanlar aşırı maddiyatçılığın içerisinde debeleniyorlar. Bir de bir başka tür var, daha zor farkedilen bir şey, büyümelisin ve aydınlanmalısın söylemiyle ilintili; lakin böyle kişiler de nasıl aydınlanılır konusunda kendi yarattıkları ilüzyonlarının perdesinin ötesini göremiyorlar ve bu ilüzyon da bir debelenme.
C: Debelenmenin bir çok çeşidi vardır.

----------------------------------------------------------------
Bazı arkadaşlara bulunduğunuz ortamın illüzyonlara kapılmış ve onlardan kurtulamayan yaşamı sadece bu sanan kişilerin heterojen yapılarını hatırlatarak etkilenmeden adeta rol yaparak durumu idare etmemiz gerekir tavsiyeleri veriyorum ve bunu sık yapıyorum,bazen de bu sık ikazlarım yüzünden kendimi de kınıyorum

Yukarıda anlatılan ve "debelenme" olarak tarif edilen bu halden kurtulmanın ve başka gerçeklikler de var demenin ancak bilgiyle farkındalığa erişme yoluyla olduğunu da çok sık tekrarlıyoruz burada da yine tekrar var ,ancak bunun "doğanın kendi akışını sürdürmesi" olduğu üzerinde biraz düşünürsek olayı başka taraflara doğru çekebiliriz ,

Var oluşun doğası üzerinde söylersek debelenme olayını yerinde sayma olarak kabul etmeliyiz ,yani nabızsal atma denen sarkaç hadisesi gibi dağılıp toplanmanın tersine işleyen durduran bir davranış,

Bu bahsi geçen doğalın aksine bir şey bunu artık anlamalıyız ve doğanın bu süregelen hareketine ayak uydurmalıyız,

Bu oyunda duran düşer
Daim halde olmalıdır beşer
Su beklerken kurusan da
Gayretinle su bul yeşer (su=bilgi)

Yine uzun oldu şimdilik kesip bir sonraki aşama nedir bakalım..

nava

#1013
Sevgili Tgur
Yazılarınızı hala takip edenlerdenim ve özellikle son yazınızda kendimden bir çok şey buldum. Ezoterik bilgiler alan ve içten içe buna inanan ama semavi dinlerden ve öğretilerden kurtulamayıp kendini şeytan ya da şeytanlaşmış ilan eden. Gören ama aslında kör olup ne gerçeğe ne de illüzyona uyum sağlayaman tam anlamıyla kapana kısılmış hisseden bir ruh. Son olaylardan sonra daha iyi anladım her şeyi çok fazla kişiselleştirip çok fazla tepki veriyormuşum. Son dünyada olan olaylar en azından buna yaradı. Özellikle lineer zamanı asla kavrayamıyordum. Özellikle bunun da üstünde çok fazla durmanız biraz da olsa anlamamı sağladı. Kimsiniz bilmiyorum ama tüm olaylar en azından sizi tanımamı sağladı. Emeklleriniz için kendi adıma teşekkür ederim.
 

Tgur

#1014
Ben de teşekkür ederim iltifatına Nava kardeşim,

Evvelce de tanışmıştık beni dostlarım tanıyor zannediyordum , biraz uzun seneler bu gezegende olan (yaşınızı bilmiyorum ama belki torunum gibisiniz) uzun müddet askerlik yapan en son  kırkbeş sene de eczacılık yapan kendini bu sitede siz gençlerle buluşup enerjinizle karmaş dolaş olmaktan mutlu olan biriyim,

Size evvelce verilen bol görüşmeler içinde bir ara bahsettiğiniz "perdenin yırtılmasına az kaldı "diyenleri tasdik eder gibi "o perde yırtıldı artık ışığa koşun" demekten başka tavsiye veremiyorum,

Yani bilgi yolunda yürüyün olanların hepsi bu bilgi yolunu aydınlatıp size fark ettirmek içindi ve eğer "Nedir bu kanal işi" isimli yazımı okumuşsanız bütün olan bitenler negatif zannettikleriniz de dahil sizin kendi benliğinizdi yüksek benliğiniz, karmik olarak kendinize yapmış olduğunuz programların açılması içindi ,bir nevi uyandırma programı ,

Uyandınız artık ..
Sevgiyle olun..


nava

#1015
Doğru perdenin yırtılma mesajı benim için bardağı taşıran son damla olmuştu söylediğimi bile yeni anımsadım ve hatırlamanıza sevindim. Sonradan farkettim çok yakınımdakiler dahi böyle mesajlar alıyormuş kişisel değilmiş. Bir şeyleri bilmek ama asla anlamamak gerçekten çok sancılıydı. Hala anlamadığım çok şey var ama yavaş ve sakin gitmek zaten anlayacağım zaman anlamlandıracağımı farketmek anlamam gereken en önemli şeymiş. Gözlerimi sımsıkı yummuşum görmemek için. Çoğumuz aynı süreçten geçiyormusuz ama her insana kendi sancısı daha acı verici geliyor işte. Yazılarınızda kendimi bulmak bu acıların normal olduğunu farkettirdi. Ayrıca kimsiniz derken tuhaf bi soru olmuş ama ben ruhsal olarak ifade etmek istemiştim. Bir şeyleri bilmek hele ki bu teknoloji çağında çok kolay zor olan kavramak ve uygulamak. Sizde kavrama yolunda bilge ve öğretici bir ruhsunuz. Yazılarınızı celselerden daha fazla merakla bekliyorum çok vaktinizi almayayım sizde sevgiyle kalın.
 

Tgur

#1016
İLLÜZYON DEVAMI III

S: (M) Aman ne kadar hoş!!! Peki o portal oraya nasıl geldi? (TM) Biri orada kötü birşey mi yaptı? (M) Kafamın tepesinde mi? (TM) Bir saniye, portal senin auranda mı görülüyor? (M) Evet, kafamın tepesinden aşağı doğru iniyor. (TM) Ooo!
C: Hayır, senin parçan değil.
S: (M) Tamam, yani sadece aura fotoğrafımda bir poz verdi! ...   Orada olmayı seviyor ve ne olduğunu bilmiyoruz. (T) Belki fotojenik olduğu için çekim sırasında aurana sıçramıştır! (V) Yapışık ruh temizliğiyle giderilebilir mi? (L) Hayır. M için bu noktada herhangi kişisel bir tavsiyeniz var mı?
C: Dersleri üçlü inceleme grupları halinde birleştir.
S: (L) Üçlü inceleme grubu nedir?
C: Üç konunun birlikte incelenmesi.
S: (L) Tamam konuları ayrı ayrı çalışmak yerine üçlü olarak çalışmayı kastediyorsunuz. Peki hangi dersleri veriyorsun? (M) Şifa, inisiyasyon ışınları ve auralar. (L) Sanırım her üçün birden öğretmekten bahsediyorlar! (M) Şifa ve auralar tamam ama inisiyasyon ışınları ayrı bir ders. Uymuyor! ...   (T) O portalın nereden geldiğini sormaya ne dersiniz? (L) Evet, portalın kaynağı neydi? M'nin evindeki portalın?
C: Birden fazla.   
S: (L) Birden fazla kaynak var. Yani çeşitli faktörlerin birleşimi. Evi tarihi bir yerleşim alanı üzerinde mi bulunuyor? Mekan-zaman noktası olarak?
C: Evet.
S: (L) Evde gerçekleştirilen metafizik faaliyetlerin de etkisi oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Peki M'nin de bunda doğrudan etkisi var mı? Yani farklı bilinç durumları?
C: M'den ziyade diğer varlıklar.
S: (M) Yaşayanları mı yoksa ölüleri mi kastediyorlar?
C: Her ikisi.
S: (M) Ben de öyle düşünmüştüm. (V) Peki bu portal nasıl çıkarılabilir? (L) O faaliyeti durdurup kendini iyileşme sürecine sokması için en iyi teknik nedir? ...
C: Yaşam tarzında değişiklikler.
S: (L) Yaşam tarzında değişiklikler... Spesifik olarak? Bir liste verebilir misiniz?
C: Hayır.
S: (M) Ah! (L) Bunu kendin öğrenmelisin! Bunu bir şekilde kendin biliyorsun!!! ...   (T) Bunu reddettikçe daha kötü hale gelir.
C: Kanal enerjisini düşürdüğü için bu celsede kişisel meseleler yanında diğer konuları tartışma fırsatına sahip olmak istiyoruz. Ama acil yanıt ihtiyacı olanların sınırlı sorularını kabul edeceğiz.
S: (L) Tamam, M'nin isteğini yerine getirmek için birkaç soru daha sorabilir miyiz?
C: Tek bir soru lütfen.
S: (L) M her yönden saldırılarla kuşatılmış bir durumda. Ve pek çok...
C: Kuşatılmışlık durumu bir ilüzyon.

------------------------------------------------------------------

(M) durumunda olan çok dostumuz var ,bir nevi kuşatılmışlık halinde olduğunu söyleyen ve bunu anlamak için dünya ezotorik bilgileri ve diğer uygulamalarla ,daha doğrusu bu yönde gelişmiş bilgiler ve anlatılanlarla poltergeist (şeytan veya kötü ruh çıkarma) hikayeleri ile bir yerlere gelmek isterler ve oldukça fazla kendilerini hırpalanmış bulurlar hatta pek yakında bir dostumuzda şahit olduk çok şükür gerçeği yakaladı ve bilgi yolunda sakin ve emin adımlarla yılmadan yürüyerek konuyu anlamaya çalışıyor buradaki konu bilmece değil yukarıda anlatıldığı gibi olay şunu anlamakta yatıyor,
 
"kuşatılmış hissetmek bir illüzyon"

Kabaca neden olduğunu yukarıda anlatılan (M) üzerindeki tesirleri incelersek anlayabiliriz ve çare olarak "yaşam tarzında değişiklikler" tavsiyesi veriliyor ve bunların ne olduğunu kişinin kendisinin keşfetmesi gerektiğini belirtiyorlar, görüldüğü gibi bizce bu durumda çare evi yani mekanı değiştirmek olarak gözüküyor, tabii doğrusunu kişi kendisi belirleyecek, bizimki yakıştırma,
Ben bu tip kuşatılmışlıkların sebebini o dosta da söylediğim gibi genellikle yüksek benlik tarafından uyandırılma senaryosu olarak kabul ediyorum ve kişi bunu kabul edebilecek mental yapısında ise kolayca bu kuşatılmışlık illüzyonundan kurtulur ,bilgi yolunda sakince yılmadan yürür,

Yaşamım boyunca kendim de aynı silindirden geçtiğim için kanalları açılmışlara yahut bu tip paranormal hallerle karşılaşmış kişilere çok kere doğruyu anlatmaya çalıştım ama söylediğim gibi bu tip olağan üstü durumlardan kurtuluş kişinin kendi gayreti ile olur,

Sık sık yaşımdan bu gezegende fazla kaldığımdan falan bahsederim bazılarına hatta  eşime bu durum kendini küçültmek olarak görülür ve bol tenkit yerim ,zira hanımlar bu yaş konusunda aşırı hassastırlar,onun benim üzerimdeki bu tip kuşatılmış baskılarını algı salvosuyla atlatırım yani aldırmış görünür esasta hiç üzerinde durmam, zihnimden silerim ,zira konu benim için  başka yönden değerlidir,

Anlattıklarımı dinleyenlerin söylediklerime dikkat edip üzerinde durmaları bu kişinin anlattığı konuları inanç yönünden araştırmaya doğru yöneltme yönünden etkili olur,

Konularımız görüldüğü gibi KH tarafından aldatılmış toplumun tamamen tersinde özellik taşıyor, bu kişi bunca senelik tecrübesi ile herhalde yalan ve saptırılmış şeyler söylemez denir,en azından bir bakalım denir, bilgi kapısı açılır,

---------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Zaten diğer bir konuya geçmek istiyordum. 3'üncü yoğunluk realitesinde zamanın bir ilüzyon olduğunu, zamanın 3'üncü yoğunluk ilüzyonu olduğunu ve bunun DNA'mıza işlenmiş birşey olduğunu, zaman algımızdaki sorunun bununla ilgili olduğunu söylediniz. Ama bir şekilde bu ilüzyon bir yöntem veya faaliyetle bir noktada somut gerçekliğe dönüşüyor. Bu dönüşüm noktasının ne olduğunu ve bunun nasıl olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Alakasız. Dönüştüğünü kim söyledi?
S: (L) Sonuçta somut bir gerçeklik algılıyoruz! Çarptığın zaman canını acıtan ŞEYLER var!
C: Bu algı da ilüzyonun bir parçası.
S: (L) Ama sonuçta MUTLAK ilüzyon değil. Bu ilüzyonun diğer parçaları neler? Eğer bir algı varsa, orada algılanan birşey vardır, öyle değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki algıladığımız şey nedir?
C: Algılamaya programlandığınız şey.
S: (L) Bu algı, kendimizin dışında olarak algıladığımız bu şeyler, bunların bir gerçekliği yok mu neticede?
Onları kendimize göre algılıyor olsak bile onların bir formu yok mu?
C: Elbette var, ama bunun "zamanla" ne ilgisi var?
S: (L) Oraya geliyorum! "Dışarıda" bir dünya algılıyoruz. Ağaçlar, arabalar, evler, tuğlalar, tahtalar, binalar,insanlar, köpekler, vs, vs.
C: Arka bahçe barbekülerini unuttun!
S: [Gülüşme] (L) Çok komik! Dışarıda birşeyler algılıyoruz. Bunların yapısı nedir?
C: Madde.
S: (L) Madde neyden oluşuyor?
C: Atomik yapı.
S: (L) Atomlar neyden oluşuyor?   
C: Düşünceler.
S: (L) Kimin düşünceleri?
C: Sizin.
S: (L) Herşey mi?
C: Herşey.
S: (L) Algıladığım herşey düşüncelerimden mi oluşuyor? V---'nin algıladığı herşey onun düşünceleri mi?
C: Evet.
S: (L) Onun düşünceleriyle benim düşüncelerim arasındaki fark nedir?
C: Sizi bağlayan şey de bu işte. Bu yalnızca bir program.
S: (L) Ayrı bireyler olduğumuzu düşündüren şey yalnızca bir program mı?
C: Onu kastetmedik.
S: (L) Neyi kastettiniz? Bizi bir arada tutan şey nedir? Program nereden geliyor?
C: Programlarınız nereden geliyor?
S: (L) 7'nci yoğunluktan mı? Kendimizden mi? Kertişlerden mi?
C: Bilgisayarlarınızdaki programları soruyoruz.
S: (L) Benim bilgisayarım mı? Farklı yerlerden. Alıyorum ve bilgisayara yüklüyorum. Programlar "düşünce merkezleri" olarak mı mevcut ve yaptığımız şey bunları kendimize yüklemek mi?
C: Neden unuttun? 309.000...
S: (L) Ou. 4'ncü yoğunluk KH'nin yönetimine girmeyi kastediyorsunuz. Ama anlamaya çalıştığım şey şu; sonuçta DNA'mız var. Eğer ortada bir DNA olmasaydı DNA'nın yeniden programlanmasından bahsedilemezdi. Eğer programlanabilecek birşey olmasaydı. İçinde bulunduğumuz bu gerçekliğin yapısı nedir?
C: Yeni cevapladın.
S: (L) Anlamadım.
C: Olmayan birşeye birşey yükleyemezsin.
S: (L) Güzel! Peki o ilk olarak olan şey nedir?
C: Önceki DNA yapınız.
S: (L) Önceki DNA yapısı nereden geldi?
C: Önceki program.
S: (L) O program nereden geldi?
C: Verilen bilgileri gözden geçir.
S: (L) Bir keresinde fiziksel bedenlerin molekülerize olması için süpernova olmaya hazır bir yıldızı olan bir gezegende olmak gerektiğini söylemiştiniz. Bilmek istediğim şey şu; düşüncenin madde olarak ortaya çıkma süreci nedir?
C: Bu bağlantı yöntemi için fazla karmaşık. Başka bir yönteme ihtiyacın var. Daha fazla kelime kullanımına izin veren birşey.
S: (L) Sadece bir ipucu verin: Düşünce nasıl madde oluyor?
C: İki taraflı.
S: (L) "İki taraflı" derken?   
C: İkili ortaya çıkış.
S: (L) Ne ve ne olarak ortaya çıkış?
C: "Ne ve ne olarak ortaya çıkış" değil, daha çok "neyden neye."
S: (L) Neyden ne çıkıyor?
C: Başlangıç sondan ortaya çıkıyor ve tersi.
S: (L) Peki başlangıç nedir, son nedir?
C: Bir ile birleşme.
S: (L) Bir nedir?
C: 7'nci yoğunluk, yani olan ve olmayan herşey.
S: (L) Bir sürü şey konuştuk ama hala maddenin nasıl ortaya çıktığını veya zamanın nasıl...
C: Hayır.
S: (L) Varmak istediğim şeye nasıl varabilirim?
C: Temel bilgilere sahipsin.
S: (L) Birkaç temel daha verebilir misiniz?
C: Başka temel yok.
S: (L) Bir keresinde zamanın çekim olup olmadığını sormuştum.
C: Parmaklık yer midir?
S: (L) Çekim Tanrı mı?
C: Hayır.
S: (L) Çekim 7'nci yoğunluk mu?
C: Hayır.
S: (L) Çekim nereden çıkıyor?
C: Düşünce merkezi.
S: (L) Pek çok kez düşünce merkezlerinden bahsettiniz. Birden fazla düşünce merkezi mi var?
C: Hepsi bir.
S: (L) Eğer bir düşünce merkezin varsa... düşünce merkezlerinin 7'nci yoğunlukla, Bir'le ilişkisi nedir?
C: Aynen öyle!
S: (L) Düşünce merkezleri 7'nci yoğunluk mu?
C: Herşey öyle.
S: (L) Herşey düşünce merkezi mi?
C: Hayır. Herşey 7'nci yoğunluk.
S: (L) Nereye varmaya çalıştığımı anlıyorsunuz sanırım ve bana burada biraz yardımcı olmanızı istiyorum...
C: Oluyoruz.
S: (L) Tamam. Zaman ilüzyon. Harika! Zamanı parmaklıklara benzettiniz...
C: Hayır. Senin atfettiğin şeye karşı kendi karşılaştırmamızı sunduk.
S: (L) Bu karşılaştırmayı kullanalım. Diyelim ki yer 7'nci yoğunluk. Zamanı bu yerdeki neye benzetebiliriz?
C: Toprak. 
S: (L) Toprak... Peki kendimizi neye benzetebiliriz?
C: Fazla belirsiz.
S: (L) Yaratılan varlıklar bu resimde ne olarak yapılırdı?
C: Zaman sizin ilüzyonunuz.
S: (L) Ama başka bir defasında da zamanın diğer yoğunluklarda da mevcut olduğunu, yalnızca "seçimli"
olduğunu, seçilebileceğini söylemiştiniz. Doğru mu?
C: Eğer zaman diye isimlendirmek istersen, ama aynı şey değil.
S: (L) Tamam. Tıkandım. Daha ileri gidemiyorum.

-----------------------------------------------------
Düşüncenin maddeyle ilgisinin olmadığına inanmak "illüzyondur" kısaca madde oluşumunda düşüncenin etkisi var ,şu şartlarda yani beyin yapımızın kısıtlanmış DNA ya bağlı yapısında bu işin teknolojisini şimdilik çözemiyoruz ,

Ortamımızda kısıtlanmış DNA dışına çıkan örnekler yok mu, tabii var, telekinezi yapanlar, madde yaratanlar ,enerjisel özellikle  bozulmaya uğramış bedenleri düzeltenler şifacılar , bozulmuş cihazları onaranlar,ve ilh.

Yani bu olağan üstü olanları devreye sokan insan varlıkların olduğunu görmekteyiz ,bunlar birer ispattır , her ne kadar bu kişilerin bazıları kendilerini uyandırmak için bu hasletleri programlarına koymuşlarsa da bazıları bu işin kendilerine üstün bir gaye verilmiş addedip diğer insanlar karşısında üstünlük taslayıp sonuçta bir çoğu şarlatan olarak anılacak çirkin davranışlarda bulunup dışlanmışlardır ,bazıları akıl hastanesini boylamışlardır, bazıları da etrafındaki insanları sömürüp durmaktalar,

Bazıları da doğru yolda deneylerini amlatmakla meşguller,

Neticede bu olumlu olumsuz örneklerle belirttiğim  yaratma işi , yedinci yoğunluğun genel uğraşısıdır her yoğunluk yani aşmış bilinç durumunda beraberdir,

Kısıtlanmış DNA lar ve bilinçler açılıp gerçek görülüp kabul edildiğinde ,bilincin maddeyi tezahür ettirdiği ve üzerinde oynamalar yaparak ,indirgeyip kök noktalarda neler var neler yok görülüp oralardan tekrar çıkışı devreye alıp bu mozaik var oluş programını üzerinde işleyecek bölümler bırakarak veya bırakmayıp başka oluş şekline dağılıp sonsuz ufuklara doğru yönelmesini fark ediyoruz,

Bu maceranın duraksayan bölümlerinde ufak girdaplaşmalar olduğunu ve bizim bu 3Y girdabında biraz kaldığımızı bunu aşmak için bilgiyle gayret gösterdiğimizi, anlarsak sınırlama ,beklenti,ve arzulu düşünüş maniasını aşabilirsek su gibi diğer yoğunluklara doğru akacağımızı bilebilmek fark etmek durumundayız,

Akan suda damla olma hepsi ol
Durduramaz seni hiç bir engel hiç bir kol
Kaynakta isen fark etmez zaten hepsi sensin
Boşalana dolarsın yoktur orada başka yol

-------------------------------------------------------------------

C: Üçüncü yoğunluktakiler mevcut olan tüm tehlikelerin her zaman farkında olabilseler iyi olurdu, ama o zaman da öğrenme aksamış olurdu, değil mi?
S: (A) Bu hiçbir şey. Temel olarak hiçbir şey. Soruları yanıtlamıyorlar. Bunu kendi kendime de açıklayabilirim. Herhangi yeni birşey olup olmadığını sordum, farkında OLMADIĞIM birşey!
C: Şu anda fiziksel konumundan dolayı daha az tehlikedesin.
S: (A) Tamam, bu yeni birşey. Peki neden?
C: Neden mi? Çünkü senin için oluşan tehlike vektörleri temel bağlantılarını kurduğun yerlerde.
S: (A) Burada olacağım bu iki ay boyunca ne yapmamı tavsiye ettiklerini söyleyip söyleyemeyeceklerini öğrenmek istiyorum. Dalganın aşaması sorunu üzerinde çalışmakla mı ilgili? Elektromanyetik, çekimsel veya hangi türdeyse...
C: Bu bağlantıyla ilgili yanıtlar sana şaşırtıcı bir berraklıkla gelecek ve her geçen gün giderek artan bir yoğunlukla "önünde açılacak."
S: (A) Tamam. Çok iyi. Bu devam eden birşey olacak. (L) Peki bunu neden sordun? (A) Çünkü bunun... (L)Çünkü yanıtı sana gümüş bir tepsi üzerinde hazır olarak vereceklerini düşündün... (A) Hayır hayır hayır! Bir ipucu istedim! Ama ipucu yok! (L) "Önünde açılacağını" söylediler. (A) Elbette! Arkamda değil önümde! (L) Şunu sormak istiyorum: Kullandığınız o kelimelerde gizli bir anlam var mı? Önünde açılmak?
C: Belki.
S: (A) Önümde ipuçları var. Beni bekliyor. Çok iyi. Belki de başka birşey sormamam gerekiyor. Tamam, benden pas. Çünkü hiçbir tam şey yok... Tam bir soru sormuştum. Tam bir yanıt olmasını bekliyordum.
C: Yanıtlanmasını çok istediğin soruları geride tutuyorsun. Yanıtın netliği sorunun spesifiklik derecesine dayalı! 
S: (A) O soruların ne olduğunu mu soruyorlar? Genler, birleşik alan teorisi, görelilik ve zaman. Sorular bunlar. Başka. Bir tarafta ihtiyaç duyulan şey açık bir şekilde ruhsal birşey yapmak. Bunun denklemlerleve matematikle bir ilgisi yok. Öneriye göre anladığım şey fizik veya matematiğe yer olmadığıydı... (L) Bunu kim söyledi? Kasyopyalılar değil! Matematiğin ÇOK önemli olduğunu söylediler! (A) Evet... Tamam. Öyle dediler. Ama sonra ne tür bir matematik olduğunu sordum... Birşey söylediler ama ben bu soruya teknik bir yanıt istiyorum... (F) Belki de sana bu yanıtları vermiş olsalardı ilk bakışta sana anlamlı gelmezdi.
Yanıtları daha derinlemesine incelersen altta yatan önemli şeyler keşfedebilirsin. Bir hazine avı gibi. Gömülü hazine. Eğer yanıtları doğrudan verirlerse öğrenemeyiz. Çok spesifik olabilirler, belki düşündüğümüzden çok daha spesifik. Ama verdikleri yanıtların çok yakından incelenmesi gerekiyor. (A) Hmm. (L) Birşey sorayım. Bir deneyimin eşiğinde olmaktan bahsettiler. Ve önünde birşeylerin açılacağını söylediler. "Eşik" ve "önünde açılma" cevapları bağlantılı mı?
C: Elbette!!!
S: (L) Tamam, Ark bir tür deneyimin eşiğinde. Bu deneyimi tespit etmemizin bir yolu var mı? Gözden kaçıramayacağımız kadar bariz birşey mi? Yoksa dikkat etmezsen kaçırabileceğin birşey mi?
C: "Eşik" ne düşündürüyor?
S: (L) Kapı. Bir kapıyı düşündürüyor. Fiziksel olarak, ruhsal olarak, psişik olarak bir kapıdan geçeceği anlamına mı geliyor bu? Birinin evine gitmek gibi?
C: Sadece "kapı" anlamına gelmiyor, aynı zamanda kişinin konumunu ve bir kaçınılmazlık durumunu ifade ediyor.
S: (L) Bu konuda yardımcı olmak için yapabileceğim birşey var mı?
C: Zaten yardımcı olmadın mı?
S: (L) Bu "eşik" ve "açılma" deneyimiyle ilgili spesifik bir yardımı kastediyorum.
C: Evet! Ve bu arada Arkadiusz, bilim aslında son derece ruhsaldır!
S: (L) Diğer bazı hususları da düşününce, yollarımız paralel mi olacak, yoksa ayrılacak mı merak ediyorum... Bu noktadan sonrasında nasıl olacağı...
C: Bize yollarınız içiçe geçiyor gibi görünüyor!
S: (L) İçiçe geçmek kelimesini kullanmaları ilginç. Bunu EM ve çekim arasındaki ilişkiyle ilgili olarak kullanmıştın. İlgisi var mı?
C: İsterseniz.
S: (L) Ben yorgunum, Ark da yorgun. Bu akşam söylemek istediğiniz herhangi başka birşey var mı?
C: Yanıt arayışlarınızı birleştirin, diğer herşey yerini bulur.
S: (L) Son bir soru: "enerjileri birleştirin" diyorsunuz. Bunun yanıt arayışımıza yardımcı olmasının bir nedeni var mı?
C: Bütünleyici ruhlar.

------------------------------------------------------------

Bu çalışmaya yeni katılan ve ileride Lauranın eşi olacak Ark ın  konuya hazırlanması için olan dialoglar ve onun somut cevaplar istemesi karşısında K.ların detaysız ama ip ucu veren davranışlarını görüyoruz bunun yani her şeyi hazır lop vermenin kişinin gelişmesine mani olan bir faktör olduğunu görüyoruz,yani bilgi düşünce motoru çalıştırılmayıp sadece alınırsa hiç bir işe yaramaz zira kişinin zaten kendisinde olan cevheri ortaya çıkmasını  bu şekilde geciktirip başka insanları tabulaştırmaya meyilli hale getireceğini fark ediyoruz, bilgi nasıl olsa veriliyor ben neden gayret göstereyim sadece sorarım o kadar ,

İnsanlık bu davranışı olağan kabul ettiğinden monoteizm yaratılmış ve tabusal davranışların normal olduğu gerekçesi ile bir kısım bilgileri açan kimseler baş tacı edilmiş o yüksek 7Y iradesi başka iradelere teslim edilmiştir acizleşme olağanlaşmış ,ortamda bu tip kişilerin cirit attığını ve ülkenin bu bataktan kurtulmak için çırpındığını görüyoruz,

Ne güzel ki enerjilerini birleştirmeye yönelmiş bütünleyici ruhların aramızda ve dünyada bir birini desteklediklerinde gerçek yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır zira marifet girdapta sabit bilgilerle dolanıp durgun suda sonsuza kadar durmak  değil ,

Elini ikinci daldırdığında akan su eski değildir
Bilgi su gibidir gidişi ileriye meyildir
Arada bir toplanıp durulsa da
Doldukça taşacak bu onun karakteridir

----------------------------------------------------------

Tv de fırsat buldukça belgesel programları izlerim ,pek yakında tas kebabı veya güveçte et pişirme yollarında tam lezzeti tutturmak için pişirme müddetleri hakkında bir üniversite araştırması izledim BBC kökenli ,bu tip ülkelerin neden dünyaya hakim olma illüzyonunda başarılı olduklarını anlıyor insan, bir nevi güç ihtirası, bitmek tükenmek ve detaylarda takılmak işi bitmiyor,her neyse ,bu pişirme müddeti en uygun 4 saatlik fırında pişirme imiş ve kolagen dokular iyice eridiğinden sonuç lezzetli oluyormuş,

Bir de fıkra,

Adam hasta olan arkadaşını ziyarete gitmiş ağır hasta ve yatağında yanına oturup teselli etmeye çalışıyor fakat hastanın konuşacak hali yok bir şeyler söylemeye çalışıyor sesi çıkmıyor ve işaretle kağıt kalem istiyor ve bir şeyler yazıyor tam arkadaşı okuyacakken fenalaşıp ölüyor ve kişi o kağıdı okumadan cebine koyuyor,
Cenazede hakkında konuşmak üzere söz alıyor ve arkadaşımız bana not bıraktı okuyamadan gitti çok acı şimdi okuyacağım deyip cebinden kağıdı çıkarıp okuyor,
"Oksijen borusunun üzerinde oturuyorsun.."

Bunları neden araya soktum ,zira beyin çalışmasını arada bir rölantiye almak gerek ,gençliğimde okuduğum romanların bir yazarı vardı aklıma şimdi ismi gelmiyor,konuyu anlatırken sevdiği bir yemek tarifine takılır enine boyuna anlatırdı ,ilgimi çekmişti,

Askerlikte de bu işi çok yaptım ders anlatırken uyku izlenimleri aldığımda talebeleri dershane dışına çıkarır değişik şeyler yaptırırdım veya bir fıkraya değişik konuya dalardım ,uyuşan beyni yerine getiriyor,

Konumuza geçelim,ciddiyeti fazla esnetirsek anlattığımızın önemi kaçar,

Çeşitli dostların kabus tipi rüyalar ve hatta rüyadan fazla para normal olaylarla karşılaştığını bilmekteyiz ve onlara bilgi yolunda sakin yürüdüklerinde her şeyin normale döneceğini sık sık söyledik bu alıntıda bunu destekleyen taraflar var sanırım o kişilerin düşünsel harmanlama konusuna yardımcı olur,

---------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala... Çok hafif deneyimler yaşayanlar var. Bu fazla deneyim yaşamayanların durumu nedir?
C: Tek tek küçük parçacıkları kaynak yapıyorlar. Onlara sabırlı ve azimli olmalarını söyle. Bir noktada geri bakıp katettikleri mesafeyi görecekler. Bu, hafif bir dağ yamacında yukarı doğru yürümek gibi.
S: (L) Onlar şanslı olanlar, desenize!
C: Yapıya ve güçlü duygu potansiyeline bağlı.
S: (L) Bu konu hakkında başka sorusu olan? Sorulması gereken herhangi bir husus? (Ark) Sanırım ben şanslılardan biriyim. (C---) Evet, ben de. (L) Yapmanız gerekeni azar azar yaptınız. (Keit) C---'deyken ben de çıldırıyorum sanmıştım. Şimdi iyi sayılırım. (A---) Ben geçen gece korkunç bir deneyim yaşadım. Joe ile birlikte programı uyguluyordum ve birden, işkence gördüğüm bir vizyona girdim. Tırnaklarım sökülüyordu ve bunu durduramadığım için ağlamaya başladım. Çok travmatikti. Böyle birşey ilk kez başıma geliyor. (DD) Programı ilk kez yaptıktan sonraki gece bir rüya görmüştüm. Tehlikeli bir adamla birlikte bir senaryonun içindeydim. Polis veya ordu gibi birşey tarafından takip ediliyordum. Ve bu kötü şahıs beni boynumdan yakaladı. Elinde ince telden yapılma bir kanca vardı. Kancayı sağ taraftan böbreğime soktu. Sonra geri çektiğinde, kanca bir elektrikli şok aleti gibiydi. Sabah yaklaşık saat 6'da çığlık atarak uyandırdım kendimi. Hayatım boyunca gördüğüm en garip rüyaydı. Ciğerlerimin yettiği kadar çığlık atarak kendimi uyandırdım. Tekrarlanmadı neyse ki. (L) Forumdaki insanların yaşadığı bu gerçekten üzücü rüya ve deneyimlerin bir bölümünün dayandığı belirli bir neden var mı?
C: İlgili geçmiş yaşamların sonunda çözülmeden kalmış acı ve sıkıntıların anıları. Maalesef bu tür bazı deneyimler acı verici, ama bu yöntem, bu amaca yönelik yöntemler arasında en az travmatik olanı. Karanlık rüyalar sistemden temizlendikten sonra herşey daha iyi olacak. Takılınacak ilüzyon kancaları olmayacak.
S: (L) Yani o zaman gizli, görünmeyen veya bilinmeyen duyguların insanlar üzerindeki kontrolü azalacak ve daha... (Keit) ...   daha iyi gerçeklik değerlendirmesi ve reaksiyonları gösterebilecekler?
C: Evet.
S: (L) Forumdaki pek çok insanın giderek zekileştiğini görüyorum. Gerçekten olayları anlıyor, parçaları bir araya getirebiliyor gibi görünüyorlar...
C: Artık ilüzyonu desteklemek üzere enerji gerekmediğinde, bu enerji bilgi ve farkındalık için kullanılabiliyor.
------------------------------------------------------------

"Nöronların uç terminalleri, içinde ufak molekülleri barındıran kesecikler gibidir. Bu keseciklerin içindeki moleküller, bizim "ruh halimizi" belirleyen kimyasallardır. Basit molekül yapılarında olanlarına "nörotransmitter" ve uzun molekül yapılarında olanlarına "nöropeptid" ismi verilen bu moleküler bileşikler, vücudumuzdaki aminoasitlerden sentezlenir. Nöronlar, birbirine gönderdikleri elektrik sinyalleri esnasında sinaptik boşluklarda bir nörondan diğer alıcıya aktarılan kimyasal bileşiklerle de gerekli mesaj iletilir.

 Aslında bizim üzgün, sinirli, takıntılı, mutlu, kendinden emin, dikkatli ya da dikkatsiz ... oluşumuzu bu nörokimyasallar belirler. Nörokimyasallar "yolak" adı verilen iletim kanallarından geçer. Her nörokimyasal beynin her nöron ucundan salınmıyor. İnsanın ruh halini belirlemede, bu kimyasalların geçtiği yolakların da önemi büyük oluyor. Fareler üzerinde yapılan araştırmalara ve makalelere göre öğrenme ve hafıza sistemlerini çalıştıran ana nörokimyasallar ve yolakları şöyle,

Öğrenme ve hafıza ile ilgili nörokimyasal sistemlerin en başında glutamat gelir. Glutamat, merkezi sinir sisteminin uyarıcı nörotransmitter madde olarak bilinir. Çok etkin çalışırsa kişi agresif, huzursuz bir psikolojik durum gösterir. Bilişsel işlevlerin azalmasında glutamat eksikliğinin etkisi olduğu üzerine araştırmalar yapılmaktadır.

 Gama amino butrik asit, beynin doğal sakinleştiricisidir. Glutamat ile tersi yönde çalışır. Böylelikle agresif, sinirli, her an panik atak krizi geçirmeye hazır kişiler olmak yerine sinirine ve neşesine hakim olan dengeli insanlar halinde yaşarız. GABA'nın az aktif olması, küçücük bir sorunda bile ciddi panikler ve ağır stresler yaşatır"

Tırnak içine aldığım yukarıdaki alıntıyı hem nöro kimyasalların nasıl çalıştığını hem de düşüncenin madde üzerindeki etkisini değiştirici şekil verdirici etkiyi ispat için koydum,

Buradan nereye gidiyoruz,
Monoteist akıma karşı olduğumu ve bütün gücün bizde olduğunu ,onu başka yerlerde arattırıp insanları tutsak yapan bir hale getiren KH dayatmaları olduğunu defalarca belirttim, ayrıca 7Y dediğimizin her yoğunlukta ve işlev görüp farkındalık yaratan insan beynindeki işleyişi sağladığını da,

Düşüncenin yani bilincin madde ile ilgisi olduğunu ve onun öyle olmadığı aldatmasına kapılan insanların bu illüzyondan kolay kurtulamadığını da tekrarladık, ve bu illüzyonu baş tacı etmenin insanlığı tutsaklıktan yani monoteizm ayırımından kolayca sıyrılamadığını,

Bu işte yani bu geri kalmada en büyük etken, mahmurluktan kurtulup bilgiler ne anlatıyor yanlış mı doğru mu diye sorgulamayan insan bolluğu ve onların bu cehalet aurasının dünya genelini kapladığı hususu da konularımın tekrarları içindeydi ,yani gayret yok, hazır anlatılan bilgiler sınırlaması dışına çıkmak büyük günah ve kötülük getirecek olamayacak şeyler,

Görüldüğü gibi düşünce madde üzerinde değişiklik yapacak karakterde bunun ispatı siz bilincinizle bedeninizde maddi veya manevi uyarılara hakim olup istediğinizi yaptırabiliyorsunuz ,bunun için madde dediğimiz bedeni teşekkül ettiren bir çok minerali nöro kimyasal hareket dediğimiz sinirsel uyarılarla devreye sokuyorsunuz,

Bu olayda düşüncenizle isteğinizi sinirler yoluyla elektriksel iletimle bir kısım amino asit dediğimiz madde guruplarından elde edilmiş enzimleri seçip ilgili organlara gönderiyorsunuz, bunlar çeşitli mineraller organik moleküller
Yani külliyen madde..

Bilinç ,düşünce maddeye etki edip yeni yaratımlar yaptırtabiliyor kolumuzu bacağımızı oynattırıyor veya olaylara değişik bakış açısı ile bakabilecek mutlu veya mutsuz edecek çeşitli neticelere kaydırabiliyor,

K.lar gerçeği bulmak ve inanmak için doğaya bakın demişlerdi,
Bu metodun daha etkin teknolojik gelişmelerle uygulanması üst yoğunluklarda daha kolay olmakta ve "siz evrenler yaratacaksınız" sözünün uçuk bir söz olmadığını anlamaktayız,

Şimdi insanlık yapay zeka üzerinde çalışarak bu yaratma işinin ne olduğunu hatta biokimyasal reseptörler denen aşkın buluşlarla robotlar yapmakta ve bir biolojik computer yapısında olan insan bedenine yaklaşmaktadır,

https://slideplayer.biz.tr/slide/9204360/

Üst yoğunluklarda dedik ,oralara farkındalıkla erişilince fizik beden kıstlamaları tamamen kalktığından eldeki mevcut güç daha aktif halde yaratıcı hale dönüşmekte,

Ruhların Yolculuğunda deneklerin bir bölümü sınıfta rehberlerinin verdiği dersle fareler yaratma işini öğrenme peşindeydiler ,başka bir ileri denek şimdilik teniz topu büyüklüğünde gezegenler yaratma halinden bahsediyordu,ve ilh..

Bunlar kurgu bilim masalları değil şu anlattığımız yollarla olan biteni değerlendirebilme becerisi ve gerçekliği, ne biz ne de Michael Newton kurgu bilim peşinde değiliz ,

Ve uzaylı istilası palavrası ,aşağıdaki alıntıda bu dostlar tarafından geniş bir şekilde belirtiliyor,kanaatimce anlatılan içinde en can alıcı kısım üst yoğunluk KH anatomisi 3Y de fazla kalacak özellikte değil sıkılıyorlar ,değinmiştik , detay aşağıda,

-------------------------------------------------------

C: Hatırla, bir keresinde dünya değişikliklerinden hemen önce insanların "işgale" karşı birleşeceğini söylemiştik.
S: (L) Evet, Nefalim'den, onların sersemletici silahlarından falan bahsediyorduk. Ama öyle görünüyor ki psikopatlar yeni Nefalim. Ve sersemletici silahları da var; şok tabancası. Sonra yöneticilerin sahte bir dünyadışı varlık istilası sahneleyip sahnelemeyeceklerini sorduk. Dünyadışı varlıkları ifşa çabaları insanları dünyadışıların istilası ihtimaline hazırlıyor. Bir tür sahte istilaya. Siz sorumuza evet diye cevap verdiniz ama gerçek bir istilanın daha önce olabileceğini ya da dünya değişimlerinin araya girebileceğini söylediniz. Şunu giderek daha çıplak bir şekilde görebiliyorum ki, 4KH güçleri boyutlararası birer aracı olarak psikopatları üzerimizde kullanabildiği sürece bir dünyadışı istilaya ihtiyaçları yok. Temelde istilanın zaten meydana geldiğini söylemiştiniz! Şimdi ve burada. Çünkü psikopatlar iktidarda!
Herkes dünyadışı bir türü arıyor, bekliyor. Dünyadışılar doğaüstü bir fenomen. Evet, belirli bir fizikselliği var ama bu fizikselliğin... ...kalıcılığı yok. Bizim realitemizde sürekli "titreşemiyor". Gelip gidiyor ama burada kalamıyor. O yüzden aracılara ihtiyaçları var. Her zaman aracılara/ajanlara ihtiyaçları vardı. Kontrol ve manipüle edecek insan-görünümlü varlıklara ihtiyaçları vardı. Sanki üst boyutların birinde bir kontrol panelinin başında oturuyorlar ve bizim uzaktan kumandalı oyuncakları kontrol etmemiz gibi onlar da ajanlarını kontrol ediyorlar.
Herkes ifşa gibi birşeyin olmasını bekliyor. Ama bu zaten oldu. ŞİMDİ ve burada! Gelip bunun doğaüstü veya üst-boyutsal bir fenomen olduğunu söylemedikleri sürece, herhangi bir "ifşa" bir aldatma olacak, ki bunu söylemezler, çünkü bu onların fiziksel evrene tapan dünya görüşleriyle tamamen çelişir. Darvinizm... madde bilimi... Bilimsel çalışmalarda paranormalle ilgili araştırmaları devredışı bırakmaları... Sebebi bu. Bu tür şeyleri asla samimi bir şekilde araştıramazlar çünkü bu onların gerçeklik algılarını yok eder.
İnsanları fiziksel, maddi dünyadışı varlıklara hazırlamaya çalışacaklar. "Uzaylı tanrı" numarasını deneyip "Uzaylı tanrıya tapın! Arkamızdan gelin! Bizler yüksek rahipleriz!" diyecekler. Ama bu işe yaramayacak. (Perceval) Gerekirse kullanmak üzere hazırda tuttukları bir proje gibi. İnsanları dünyadışı varlık fikrine hazırladılar. (L) Bu devasa bir karşı-casusluk programı. Ve özellikle örtmeye, gizlemeye çalıştıkları temel şey, bu fenomenin doğaüstü olduğu kavramı veya anlayışı. Daha doğrusu, bizim doğaüstü dediğimiz şey mutlaka "doğa üstü" demek değil, sadece üst boyutlara özgü demek. Binlerce yıldır bu şeylerin, o diğer gerçekliğin farkındayız. Gelip gidiyorlar. Flatland'deki parmak gibi. Flatland biziz! Yaklaştım mı? (ç.n.: flatland; bir roman ve film)
C: Doğrudan kehanette bulunmadan yaklaşabileceğin kadar yaklaştın.
S: (L) Werner von Braun muydu o? Bir uzaylı istilası ile ilgili bir ilüzyon yaratılacağı ve bunun büyük bir yalan ve aldatma olacağını söyleyen? Çünkü olayın temelde paranormal veya üst-boyutsal bir fenomen olduğunu bildiğini söylemiş. Kastettiği şey bu muydu?
C: Evet.
-----------------------------------------------------------

İllüzyon ve delüzyon açıklama aktarımın içinde, bunu evvelce başka şekilde incelemiştik,
---------------------------------------------

C: Kişinin körlüğünün ve cehaletinin farkına varması çok sarsıcı olabilir ama ilüzyon ve delüzyon kabuğunun kırılmasıyla kişi ışığa doğabilir!
S: (L) "İlüzyon" ve "delüzyon" sözcüklerini kullandığınızı farkettim. Normal sözlük tanımlarımızdan ayrı olarak bu iki kelimenin farkı nedir?
C: İlüzyon çoğunlukla kişinin kendisi tarafından üretilir; delüzyon çoğunlukla dışarıdan uygulanır.
S: (L) Yani kendi kafanda fantaziler yaratıp onlara inanırsan ilüzyon içinde yaşıyorsun. Ama hayatın koşulları veya başka insanların dedikleri veya yaptıkları nedeniyle yanlış şeylere inanmaya programlanırsan, delüzyon içindesin. Sanırım bu sözlük tanımından biraz farklı. Kullandıkları farklı kelimelerle ilgili görüşlerini almak ilginç. Başka sorusu olan?

---------------------------------------------

İnanç hakkında bundan evvel çok konuştuk ,neticede inanç kaygan bir zemindedir ,kişi sınırlamayı kabul ederse gerçeğe doğru giden bilgi akışı durgunluğa geçer bu da bireyin saymasını ,katılaşmasını ve en sonunda çölde kalan su  gibi buharlaşamasını yok olmasıdır  , aşağıda inancın nasıl olması hakkında geniş bir anlatım var ,

Evvelce çok konuştuk dedik ama takip eden yeni zihinler var ,onların bilgi edinmek ve genişlemek için duyabilecekleri telaşı anlayabiliyorum telaşı yeni farkındalıklar dindirir bu yönden evvelden inanç hakkında yazdıklarımdan bir bölüm aktaracağım,

**************************************************
İNANÇ VE ŞÜPHENİN DANSI

Bazı süslemelerle konulara değişik bir yaklaşımla gireceğim,
İnanç ve şüphe sarmalı, insan bilincini imar eden unsurların içinde bilgi harcıyla devreye konan en önemli ve vazgeçilemeyecek unsurlardır,sadece bilgi ve eşdeğeri ışık var oluşun en önemli öğesi yani bilinci oluşturur ama bilgiye uzaktan bakıp bulunulan seviyede kalıp izlemek ve böylece yetinmek evrenin genel karakteri değildir, evrenin parçası olan insan yaşantısında bu özelliği devreye koyduğu durumlarda insandır,

Bu gelişimi yani lineer ölçüde de olsa insan ilerlemeyi de şüphe ve inanç sarmalı yoluyla sorgulanma motorunu çalıştıran bu genişlemeye doğru hamleyi şüphe ile başlatır daha doğrusu merak ile başlatır,zira şüphe bulunduğu ortamı sorgulayan insanı motive edici bir faktördür ve bu da merak olarak anlatılır,bunu şu geldiğimiz kademede farkındalık olarak da tarif edebiliriz,farkındalık için malzeme bilgidir ve bu basamaklarda yükseliş sağlar ,basamakların zemini inanç ile sağlamlaşır ,zira inanç olmazsa yani henüz ulaşılmış bilgi etraflıca araştırılıp benimsenmemişse inanç yoktur basamak zemini bozuktur,

Bir basamağa adım atılıp zemin sağlamlaşmışsa da bir handikap mevcuttur ,basamak yanında aralık bir kapı ve bir oda düşünün orada dinlenmek için gayet rahat ve uygun bir ortam vardır , kıvrılıp dinlenebilecek bir yatak ,çıtır çıtır yanan odun alevleri sesleri ile dolu bir şömine ve battaniye v.s. vardır velhasıl hoş ve zevkli belki de uzun bir zaman geçirilecek ortam ,

Bu odaya tatmin=takıntı odası adını versek her halde uygun olur,

Bir zaman sonunda o birleşik sarmaldaki diğer unsur yani öz ile itilen şüphe yani bulunduğunuz ortamı sorgulamaya yönelik merak, o egosal tembelliğimizi sürdürmeye mani olur ve arayışa yöneliriz,

Anlatmak istediğim, iman ,inanç önemlidir saygı duyulur ancak sorgulama olmazsa yani akıl çalıştırılmazsa şüphe devreye girmezse takıntı odalarında çürüyen, yerinde sayan bir varlık halinde kalırız, zira bilgi denilen o ışık bizi kendine doğru çekmekte ve basamakların sonsuz olduğunu göstermekte..

Ve o bahsettiğim süslerden biri ,

O halde ne olacak ağlayacak mıyız
Biteviye hep böyle arayacak mıyız;
Evet , aramak varlığın değişmez kaderi
Yoksa bir tatminle duracak mıyız

Tatmine bir bakın, doyurur mu bizi
Yoksa sonra ne var diye aratmaz mı hepimizi
Şu halde tatmin de arayışta bir merhale
Anlayın aramak hep çeker ilgimizi

Bu başlangıç ile K.lardan inanç ve şüphe hakkında aktarımlar sunacağım,

Aşağıdaki inanç kaybı zihinleri karıştırmadan ele alınırsa sonsuza doğru ruhsal seyahatin olduğuna dair inanca ait ,bu husus cümlenin devamındaki "bilgisel ve fiziksel sınırlanmalara neden oldu"ile onaylanıyor

------------------------------------------
S: (L) Cennet'ten düşme ne kadar zaman önce oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
S: (L) Durum neydi... ne oldu... insanlığın durumu neydi?
C: İnanç kaybı, dış güçlerin etkisiyle bilgisel ve fiziksel sınırlanmalara neden oldu.
S: (L) Yılan veya 'ayartıcı' neyi temsil ediyordu?
C: Sizin Kertişler olarak bildiğiniz güçler; bu bilgiyi daha önce vermiştik.
----------------------------------------------------------

C: Bu gece 3'üncü seviyede takılı kaldın.
S: (L) Sadece bu değil. O kadar çok dezenformasyon var ki, kime inanacağını bilemiyorsun... Size güvenebileceğimizi nereden bileceğiz? Etrafta insanı aldatan bir sürü kaynak var ve bunu çok zekice yapıyorlar. İncil'e bak... insanlar 2.000 yıldır buna inanıyorlar...
C: Yalnızca izin verdiğinizde aldatırlar.
S: (L) Evet, bazı şeyleri inançla kabul edeceğiz... ama... Buradaki sorunu anlayabiliyor musunuz?
C: Evet, ama sen anlamıyorsun.
S: (L) Sorunum nedir?
C: Zihinsel blok.
------------------------------------------------------------
Ve can alıcı ve bir çok anlatılanı detaylandıran bir bölüm,
---------------------------------------------
C: Ritüeller faydasız.
S: (L) Kullanabileceğimiz herhangi bir teknolojik yöntem var mı?
C: Gerekli olan tek savunma bilgidir. Bilgi, sizi varoluştaki tüm olası zarar biçimlerine karşı korur. Daha fazla bilginiz oldukça daha az korkunuz olur, daha az acınız olur, daha az gerilim hissedersiniz ve herhangi tür veya biçimde daha az tehlike deneyimlersiniz. Şimdi bunu çok dikkatlice düşünün çünkü bu çok önemli:"Bilgi" sözcüğünün ardındaki kavramın herhangi bir sınırı var mı? Eğer bu kavramın sınırı yoksa okelimenin değeri nedir? Sonsuz. Bu tek kavramın, bu tek anlamın sizi bütün sınırlandırmalardan nasıl serbest kıldığını anlayabiliyor musunuz? Bilgi kelimesinin ve bu kelimenin manasının, ihtiyaç duyabileceğiniz herşeyi nasıl sağlayabildiğini anlamak için altıncı duyunuzu kullanın. Dikkatlice düşünürseniz, bunun doğruluğunun işaretlerini göreceksiniz.
S: (L) Bu, kitaplardan öğrenilen bilgileri kapsıyor mu?
C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı algılıyoruz. Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi elde etmek ve bilginizi arttırmak için sürekli olarak çaba gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu farkındalık o kadar güçlü ve o kadar kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir.
S: (L) Bilginin, edinilmesi veya kabulü dışında bir cismi veya bir varlığı var mı?
C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken, gerçekten bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi,tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar.Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir. Siz de bilginizi arttırmada son derece başarılısınız. Şimditüm ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna inanmanız ve bunu kavramanızdır.
S: (L) Bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak isterim.
C: Eğer imanınız varsa, edinebileceğiniz hiçbir bilgi yanlış olamaz çünkü böyle birşey yoktur. Size yanlış bir bilgi veya veri vermeye çalışan herkes ve herşey başarısız olacaktır. Tüm varoluşun kökünde olduğu için,bilginin kabul ettiği şey, sizi yanlış veriyi benimsemekten koruyacaktır. Yanlış veri bilgi değildir. Sadece açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığınızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku duymanıza gerek yoktur. Bilgi koruma sağlar -- ihtiyaç duyabileceğiniz tüm korumayı.
S: (L) Açık ve inançlı olduğu halde zarar gören ve arkalarından vurulan bir sürü insan var.
C: Hayır. Bu sizin algılamanız. Algılamayı başaramadığınız şey, o insanların gerçekten bilgi toplamıyor olduklarıdır. O insanlar ilerledikleri yolun bir noktasında takılıyorlar ve sizin takıntı dediğiniz gizli bir süreçten geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi takıntılı hale geldiğinde, ruhsal gelişimin sağlanması, ilerletilmesi durdurulmuş olur, çünkü bu ancak gerçek bilginin edinilmesiyle mümkündür. Kişi takıntılandığında korunması da azalır, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir. Ve kişi bunları deneyimler.
*************************************************************
Ve şimdi ilave edeceklerim,
K.ların üç evetli cevapları da çok yerinde,
-------------------------------------

(Mikey) Benim sorum da benzer. 1994'teki celselerden birinde K'lar kişinin bunu seçmesi halinde yalnızca olumlu duygulara sahip olabileceğini söylediler. Ve sonra inanç merkeziyle bağlantı konusuna değindiler. İnanç merkezini geliştirmenin yararlı olup olmadığını bilmek isterim çünkü fizikselliğimizi ve realitemizi değiştirmek için gereken en fazla gücün inanç merkezinde olduğunu da söylediler. Bu ilginç görünüyor. Üzerinde çalışmamız gereken birşey mi bu? Ve nasıl yapılır? İnanç bir gerçek midir yoksa ilüzyon mu? 
(L) Önceki bir celsede Joe böyle bir şey sormamış mıydı? 
(Joe) Tüm inançlarından kurtulman gerekiyor, eğer sınırlayıcı inançların yoksa gerçekliği değiştirebilirsin. Tamamen açık olmalısın, o zaman bilgi alanını okuyabiliyorsun veya bunun gibi birşey. O zaman birşeyi değiştirebilirsin belki. 
(L) Şeylerin nasıl olacağına dair beklentilerden veya varsayımlardan kurtulmak gibi. 
(Joe) Çünkü bunlar kısıtlayıcı ve resmin tamamına sahip değilsin. Öyle işlemiyor.İnsanlar adeta kafalarından çıkan bir ışınla gerçekliği veya istedikleri herhangi birşeyi değiştireceklerini falan sanıyorlar. Ama bu daha ziyade, bir şeye angaje olduğun çift yönlü bir süreç gibi. Zaten var olan, objektif bir şekilde gerçek olan birşeyle uyumlanman lazım o değişim potansiyelini tezahür ettirebilmek için. Birşey hayal edip onu gerçekleştirmek gibi birşey değil bu. Doğru mu? 
C: Evet 
S: (L) Gerçekliği değiştirme gücünün aklın inanç merkezinde olduğunu söylediler. Ama sonra duygularla ilgili birşey söylediler. Sınırlayıcı olan duygular ve ilerlemeye yardımcı olan duygular... Yani, belki de, eğer varsa, geliştirilmesi gereken inanç, sınırsız olasılıklara inanç ve aynı zamanda evrenin ve sürecin iyiliğine. Öyle mi? 
C: Evet evet evet! 
S: (Joe) Kullanılan bir diğer ifade, 4Y'ye geçmeden önce yapman gereken şeyin tamamen sınırsız bir şekilde düşünmek olduğuydu. Bu, var olan herşeyi düşünmek zorunda olduğun anlamına gelmiyor, ama... 
(L) Açık olman gerekiyor. 
(Joe) Evet, beklenti yok. Şeylerle ilgili katı ve dogmatik inançlardan kurtulmak gerektiği anlamına geliyor. 
(L) Ve sanırım konu ilginç bir şekilde bu "Gelişimsel Travmanın İyileştirilmesi" kitabına geri gelmiş oluyor. Erken travma sorunlarından biri, çocukların evrenin güvenli bir yer olmadığına veya korkunç olduğuna inanmaya başlamaları. Düşünme hatalarına yol açan tamamen yanlış fikirlere sahip oluyorlar. Daha konuşmaya bile başlamadan önce meydana gelen birşey bu.... 
(Pierre) Ve çok sınırlandırıcı.
(L) Ve bunlar muhtemelen nörolojik geri bildirimin başka herşeyden daha kolay düzeltebileceği şeyler, çünkü bunlar zamanla devam eden belirli bazı beyin dalgaları üreten şeyler. Onlara ulaşmanın başka yolu yok, çünkü daha konuşma yeteneği gelişmeden önce meydana gelen birşeyi konuşarak halledemezsin! Bir çeşit vücut terapisine girebilir, terapistle yıllar geçirebilirsin, fakat gidip doğrudan beyin dalgalarını değiştirmek varken bunu neden yapasın? Beyin dalgalarını değiştirirsen, beyin değişecektir. Doğru mu? 
C: Evet evet evet! 
S: (Mikey) Yani yapılması gereken, olumsuz inançlardan kurtulmak, sonra olumlu inançları bulmak ve böylece herşey yoluna girecek, öyle mi? 
(Artemis) Hayır 
(Joe) Hayır, olumlu inançlar değil. 
(Andromeda) İnançlar sınırlandırıcı. 
(Joe) Herhangi sabit, katı inançlar. Okuduğumuz tüm o kitapları düşünün. Bilgi toplamıyoruz, bildiğimizi sandığımız şeylerin yanlış olduğunu keşfediyoruz. Okuduğun kitaplardaki bilgiler, daha sınırlı olan inançların yerini alıyor, bu da sana herşeyle ilgili daha geniş bir perspektif sunuyor. Ancak bu hala gerçeğin tamamı değil. Ne kadar çok kitap okursa oku, "Bunu kesinlikle biliyorum!" diyemezsin.Aslında öğrenme süreci, sınırlandırıcı inançlarla ilgili şeylerden kurtulmakla ilgili. 
(Pierre) Bu tartışmadan anladığım, sağlıklı inançların sınırları kaldıran inançlar olduğu... 
(L) Neden herhangi birşeye inanalım? 
(Pierre) Evet, inançlar tanımı gereği sınırlayıcıdır. Buna inanmıyorsan, şuna inanıyorsun. Sanırım sınırsız inançlar, inanç kavramının kendisinin ötesine geçiş gibi. İnançların ötesine geçiyor. 
C: Küçük çocuklar gibi olun... 
S: (Artemis) Meraklı, ama önyargı veya inançlar olmadan. 
(L) Ve maceracı, deneyime açık ve herhangi bir inançla şekillenmemiş. Ve umulur ki, gelişim sürecinde travmaya uğramamış küçük bir çocuk! [kahkaha] (Chu) Bence bu, kitapların söylediklerine geliyor, yani eğer şu andaysan, yanlış inançları bırakıyorsun. Geçmişte yaşamak yerine, tekrar merak sahibi olduğun bir haldesin. Sonuç olarak bu olumlu bir duygu, ama normalde anladığımız, arzuya dayalı düşünceyle ilişkili pozitif duygular gibi değil. 
(Andromeda) Doğru. 
(Chu) Hayatı bir deney olarak yaşamak gibi ve... 
(L) "Şimdi ne olacak bakalım..." gibi 
(Andromeda) Fakat halen gerçekleşen birşeye yanıt olarak olumsuz duygular hissetme yeteneğin var. Ki bu normal birşey.
(Pierre) Pek çok PK olaylarında veya paranormal olaylarda çocuklar işin içinde. Ve yetişkinlere kıyasla çocuklar daha az sınırlayıcı inanca sahipler. Bu nedenle de daha geniş bir olay yelpazesine bağlanabiliyor ve deneyimleyebiliyorlar. 
(Artemis) Yani temel olarak, nörolojik geri bildirim artı okuma, insanların alıcılık yeteneklerini artırmalarına yardımcı olur... 
(L) Okuduklarını uygularlarsa... 
(Artemis)... evrendeki pozitif güçlerin kanalı haline gelmelerine yardımcı olur. 
C: Evet

Şimdilik kesiyorum.



Aoibheann

#1017
Yazdıklarım silindi. Neden oluyor bilmiyorum. :) Yeniden yazıyorum.


Paylaşımın için teşekkür ederim Tgur. Şu anki rehberliğimi senin paylaşımların ve fikirlerin yapıyor. Okuduğum sırada bir kaç yerde dönüp eskiden edindiğim fakat şu sıralar unuttuğum bilgilere göz attım. Bu bana geçenlerde gördüğüm rüyayı anımsattı. Yine bir öğretmen figürü ile "daha önceden gereksiz gördüğüm şeylerin şu an işe yarar şeyler olduğunu fark ediyorum" kelimeleri beynime işledi.

Pek çok şeyi teoride kabullenip hayatımıza uygulamada problem yaşıyoruz. Gerçekten zor bir dönem geçirdim ve ciddi migren atakları yaşadım. Bu sırada dönüp 'bunlar zor gelebilir ama gerçek olan gerçeği yansıtmıyor' demek oldukça zor oluyor. Arada basarabildim ve bunun için mutlu oldum. Yavas yavaş da olsa algımızı oldukça genişletiyoruz. Yanımızda kısıtlayıcı inanç sahibi insanlar oldukça bu süreç sancılı geçiyor. Zihinleri evrimleşmeye adapte etmek hali hazırda yorucu bir süreç, bir de çevreyi de dahil etmeye çalışmak, yavaşça çaktırmadan işlemek çoğu zaman daha da yorucu oluyor. Bu noktada 'k'lara katılıyorum. Gizlilik hususunda, bu insana korunma sağlıyor birazda olsa, hem mental hem de fiziksel olarak.


Şu dönem, özellikle korona döneminde eşimin de deyimiyle insanlar düşünmeye ve sorgulamaya başladı. Fiziksel efor azalınca zihinsel efor arttı. Bu da bir nevi planların ters tepmesi ve algıda açılmaya neden oldu. Evet, kaos ve negatiflik arttı fakat bunun yanında sorgulayıcı yaklaşım ve aydınlanma da arttı. Kaotik donemdeyiz ve Yunanlılara göre evren de caos'dan meydana geldi. Ben umutluyum, hepimiz gibi umut ediyorum ki ve bu konuda evrene aynı enerjiyi yaymaya devam edeceğim, hem bireysel hem toplumsal olarak sifalandirmaya devam edecegim-edecegiz. Hem dusuncesel olarak hem fiziksel olarak boyutsal planın parçaları olarak insanlari-benlikleri uyanışın bir parçası kılacağız. Ya bu yaşamda ya öteki yasamlarda bir şekilde görevimizi yerine getirecegimize inanıyorum. Ve evet, inanıyorum. :)
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

bozadi

#1018
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Aoibheann

Yazdıklarım silindi. Neden oluyor bilmiyorum. :) Yeniden yazıyorum.
Aoibheann, yaşadığın sorun için üzgünüm. Ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Bir defa mı yoksa birden fazla defa yaşadığın bir sorun mu bu? Veya sadece belirli bir zaman aralığında mı oldu, farklı zamanlarda, farklı günlerde tekrarlandı mı?

Bugün klavyemle ilgili bazı sorunlar yaşadım, acaba o süreçte farkına varmadan forumda bir (veya birkaç?) mesaj silmiş olabilir miyim endişelendim senin yaşadığın sıkıntıyı okuyunca.

Bir de son olarak şunu sorayım bu konuda: Bir mesajı/cevabı yazıp gönderdikten ve mesajının forumda sorunsuz olarak yayınlandığını gördükten sonra meydana gelen bir "silinme" sorunu mu oldu, yoksa tam gönderme aşamasında meydana gelen birşey mi veya daha farklı bir durum mu?

Aoibheann

#1019
Alıntı yapılan: bozadi - 21 Temmuz 2020, 00:38:10
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Aoibheann

Yazdıklarım silindi. Neden oluyor bilmiyorum. :) Yeniden yazıyorum.
Aoibheann, yaşadığın sorun için üzgünüm. Ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Bir defa mı yoksa birden fazla defa yaşadığın bir sorun mu bu? Veya sadece belirli bir zaman aralığında mı oldu, farklı zamanlarda, farklı günlerde tekrarlandı mı?

Bugün klavyemle ilgili bazı sorunlar yaşadım, acaba o süreçte farkına varmadan forumda bir (veya birkaç?) mesaj silmiş olabilir miyim endişelendim senin yaşadığın sıkıntıyı okuyunca.

Bir de son olarak şunu sorayım bu konuda: Bir mesajı/cevabı yazıp gönderdikten ve mesajının forumda sorunsuz olarak yayınlandığını gördükten sonra meydana gelen bir "silinme" sorunu mu oldu, yoksa tam gönderme aşamasında meydana gelen birşey mi veya daha farklı bir durum mu?


Göndermeden önce yaşanan bir sorun oldu. Hiçbir yere basmadigim halde aniden silindi. Benden kaynaklı bir problem de olabilir ama daha önce gönderdiğim halde gönderilmedigi oldu, bir kaç hafta önce.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi