Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 36 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ogenezis

#990
Sifalandirma çalışmam sayesinde bobrek üstü bezlerimdeki kistler yok oldu..beden detokslari ve ruhsal detokslar ise yarıyor..
 

ogenezis

#991
Tgur zor yaziyorum size.soyle şu cinlerine rahat dursunlar..:))).kesik kesik yazıyorum bu yuzden.mesajim toplu şekilde değil malesef..beynimdeki çınlama sesinden size yazılarımı kısa kesip forumu kapatmak zorunda kaldım..bundan 3 yıl önce bir rüya görmüştüm.dag başında bir evdeydim.kabala büyücüleri vardı..ben dışardan onlara bakıyordum.iclerinden biri beni farketti.eliyle omzuna dokundu ve çok pis sırıttı..birden enerjim yok oldu..güçsüz kaldığımı hissettim..halsizlik şikayetiyle doktora gittim.bobrek üstü bezimde kist oldugu çıktı..ben o varlığın yaptığını biliyordum.cok tuhaf ama hissettim.bu bana bişey yaptı dedim.zaten bu yüzden gittim doktorada..

Bir yıl şifa meditasyonlari detokslar vs şuan
İki yıldır hicbirseyim yok.ara ara baktiriyorum yok bişey..
 

Aoibheann

#992
Ogenezis, meditasyon çalışması algılarını açmak için bir nimet. Bundan korkmamalısın. Dune kitabında korkuya karşı dua vardır, komik ama benim işime yarıyor.


"Korkmamalıyım, korku akıl katilidir. Korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim. Üzerimden ve içimden geçmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiği zaman, geçtiği yolu görmek için iç gözümü ona çevireceğim. Korkunun gittiği yerde hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım." Frank Herbert

Bu arada üstada saygılar, sevgiler, hürmetler. :)

Detoks konusu benim çok ilgimi çekti ama bünyemi kötü etkiledi. Maydanoz ve limon denemesi yaptım, maalesef vücudum kabul etmedi. Bitkisel çaylar denedim kötü etkiledi. Mitral prolapsus var kalbimde en ufak şey çarpıntı yapiyor. Benden bu kadar dedim sonunda. Demek ki bunlar işime yaramayacak. :) Ben de doğal taşlarla sifalandirma yoluna gidiyorum. Zaten halı hazırda şifa yeteneği verilmiş, onu kullanmaya çalışıyorum. Kendimde başkasına olduğundan daha az etki ediyor ama çalışıyor en azından.:) Vardır bir nedeni.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Tgur

#993
Sevgili Ogenezis ,üzüldüm sürrenallerdeki adenomlara ,

(madem tıpçısınız ukalalık yapalım)..:))Böbrek üstü bezlerinin salgıları kortizol ve iç tarafı adrenalin salgılar ,endokrinolojik tetkikler yaptırmışsınızdır ,kortizol azlığı addison hastalığını doğurur ,arazları, halsizlik bitkinlik ciltte kararma ve devamlı uyku isteği ,

Tedavisi kortizol eksikliği varsa onu tamamlamakla olur şimdi en uygun olanı insanlar için "Genkort" jenerik isimli hidrokortizondur gerekirse ömür boyu tesbit edilen dozda sabah 5-6 civarında veya akşam üstü almalıdır

Siz gene meditasyon veya detoks fitoterapi yoluyla tedavinizi yapın ama bezler varsa mutlaka addison kendini gösterir ,

Kusura bakmayın çok bilmiş hallerime o hastalıkla çok uğraştım çünkü ,hatta bazılarında çok kişiyi yanlış teşhislerden kurtardım kolay anlaşılmaz ileri hassas tetkik gerekir,

O enerjinin alınması v.s hep bahsettiğim işaretlerin devreye girmesi ,
Geçmiş olsun..



Tgur

#994
"Orjinal Mesajı Ekleyen Aoibheann[/i]

Ogenezis, meditasyon çalışması algılarını açmak için bir nimet. Bundan korkmamalısın. Dune kitabında korkuya karşı dua vardır, komik ama benim işime yarıyor.


"Korkmamalıyım, korku akıl katilidir. Korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim. Üzerimden ve içimden geçmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiği zaman, geçtiği yolu görmek için iç gözümü ona çevireceğim. Korkunun gittiği yerde hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım." Frank Herbert

Bu arada üstada saygılar, sevgiler, hürmetler. :)

Detoks konusu benim çok ilgimi çekti ama bünyemi kötü etkiledi. Maydanoz ve limon denemesi yaptım, maalesef vücudum kabul etmedi. Bitkisel çaylar denedim kötü etkiledi. Mitral prolapsus var kalbimde en ufak şey çarpıntı yapiyor. Benden bu kadar dedim sonunda. Demek ki bunlar işime yaramayacak. :) Ben de doğal taşlarla sifalandirma yoluna gidiyorum. Zaten halı hazırda şifa yeteneği verilmiş, onu kullanmaya çalışıyorum. Kendimde başkasına olduğundan daha az etki ediyor ama çalışıyor en azından.:) Vardır bir nedeni."
---------------------------------
Sevgili Aoibheann ,teşekkür ederim ilginize ,sizin nickinizin anlamını da bulamadım ,derin bir anlam vardır tahmin ederim,

İyi ve güzel anlar..


ogenezis

#995
Sevgili Ogenezis ,üzüldüm sürrenallerdeki adenomlara ,

(madem tıpçısınız ukalalık yapalım)..:))Böbrek üstü bezlerinin salgıları kortizol ve iç tarafı adrenalin salgılar ,endokrinolojik tetkikler yaptırmışsınızdır ,kortizol azlığı addison hastalığını doğurur ,arazları, halsizlik bitkinlik ciltte kararma ve devamlı uyku isteği ,

Tedavisi kortizol eksikliği varsa onu tamamlamakla olur şimdi en uygun olanı insanlar için "Genkort" jenerik isimli hidrokortizondur gerekirse ömür boyu tesbit edilen dozda sabah 5-6 civarında veya akşam üstü almalıdır

Siz gene meditasyon veya detoks fitoterapi yoluyla tedavinizi yapın ama bezler varsa mutlaka addison kendini gösterir ,

Kusura bakmayın çok bilmiş hallerime o hastalıkla çok uğraştım çünkü ,hatta bazılarında çok kişiyi yanlış teşhislerden kurtardım kolay anlaşılmaz ileri hassas tetkik gerekir,

O enerjinin alınması v.s hep bahsettiğim işaretlerin devreye girmesi ,
Geçmiş olsun..



Teşekkür ederim tgur..ama iki yıldır sürrenal bezlerim temiz ne bir adenom var nede lezyon..kortizolum diğer hormonlarim hepsi normal ..ben tuz yüklemesi bile yaptım kendime..vücuda izotonik veriliyor saatte bir 4 kere kan alınıyor.o bile temiz çıktı..6 aya bir kontrolde yaptırdım yok bişey..tertemiz..

Ben iyi bir öğrenciyim söz dinlerim..:)))
 

Aoibheann

#996
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur
---------------------------------
Sevgili Aoibheann ,teşekkür ederim ilginize ,sizin nickinizin anlamını da bulamadım ,derin bir anlam vardır tahmin ederim,

İyi ve güzel anlar..



Merak etmek guzeldir. :) Bu eski bir isim, benim eski bir yaşamımdan. Parlak ışık demek, güneş gibi parlayan anlamı da var.
Işığımız daim olsun.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

ogenezis

#997

Ogenezis, meditasyon çalışması algılarını açmak için bir nimet. Bundan korkmamalısın. Dune kitabında korkuya karşı dua vardır, komik ama benim işime yarıyor.


"Korkmamalıyım, korku akıl katilidir. Korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim. Üzerimden ve içimden geçmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiği zaman, geçtiği yolu görmek için iç gözümü ona çevireceğim. Korkunun gittiği yerde hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım." Frank Herbert

Bu arada üstada saygılar, sevgiler, hürmetler. :)

eskiden ölümden çok korkar geceleri uyuyamazdım..meditasyon bile yapamazdım.çünki gözümü kapadığım an karanlıktı her yer...uyanamamaktan korkardım..
şimdi birşey hissetmiyorum tek bildiğim korkmuyorum artık..geceleri uyuyabiliyorum ..birtek şiirlerde okuyorum ölümü:

Şiir:Turgut  Uyar , birçok ölüm için rastlantı

tam üç gün sırt üstü yattım
ölmeyi düşündüm
ölümü değil ölmeyi
sular kara kara denizler
hiçbirşey olmamanın yeniliği
o arada radyoda dinledim gazetede okudum
içki bile içtim bolca bir boşluk gibi
iyi bir vatandaş iyi bir koca oldum
derken birden bildim
gülü değil ölüyü gözlüyorlar
Hüseyin doğru söylüyor
gülü değil ölüyü gözlüyorlar
ilk günden biliyordum ama gene bekledim
 gülü değil ölüyü gözlüyorlar
ölümle gül kardeştir çünkü bizim şiirimizde
 biri öbürüne kan verir
ve ölüm daha büyük ve daha kırmızı olur gülden.
ve sığmaz her mezara bunlar sadece ölüyü gözlüyorlar
gülleri değil
bir kötü mezara konan gülleri değil
yoksa gülün ne önemi var
bir açlığı koyulaştırmaktan başka
onlar ölüyü gözlüyorlar
çünkü gerçeklik katıyor halkın sözlüğüne
' eğer yarim ben giderde gelmezsem
kırmızı güllerde ara rengimi'
diyecek kadar
 o kadar ki
saçları bile uzamıyor korkudan
gülü değil ölüyü gözlüyorlar
ölüler gözleniyor...




 

ogenezis

#998
Aoibhann
Ogenezis, meditasyon çalışması algılarını açmak için bir nimet. Bundan korkmamalısın. Dune kitabında korkuya karşı dua vardır, komik ama benim işime yarıyor.
 
ben belki saçmalamış olabilirim ama '' durıd büyüleri '' eski rahipler  çağrılarak yapılıyor..toprakla yapılan  bir korunma büyüsü çok etkilidir  onu yapıyorum.. zamanı gelince tekrarlıyorum..vikkan  korunma büyüleride var ama ben  durıdleri kendime daha yakın buluyorum..

taşları çok istedim nasip olmadı bir türlü...hep bitkiler çıktı karşıma önce..beni al der gibi.. adaçayı tütsüsüyle evimi ve odaları negatif enerjilerden temizledim..defne  yaprağı tütsüsü ise şifası dillere destan....meditasyon için  bir yaprak Melissa otu beni demle diye bağırıyordu....misk,sandal,yasemin,lavanta...sırasını bekliyorlar..böyle işte  bitkilerden kopamıyorum....
 

Aoibheann

#999
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogenezis



Ogenezis, meditasyon çalışması algılarını açmak için bir nimet. Bundan korkmamalısın. Dune kitabında korkuya karşı dua vardır, komik ama benim işime yarıyor.


"Korkmamalıyım, korku akıl katilidir. Korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim. Üzerimden ve içimden geçmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiği zaman, geçtiği yolu görmek için iç gözümü ona çevireceğim. Korkunun gittiği yerde hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım." Frank Herbert

Bu arada üstada saygılar, sevgiler, hürmetler. :)

eskiden ölümden çok korkar geceleri uyuyamazdım..meditasyon bile yapamazdım.çünki gözümü kapadığım an karanlıktı her yer...uyanamamaktan korkardım..
şimdi birşey hissetmiyorum tek bildiğim korkmuyorum artık..geceleri uyuyabiliyorum ..birtek şiirlerde okuyorum ölümü:

Şiir:Turgut  Uyar , birçok ölüm için rastlantı

tam üç gün sırt üstü yattım
ölmeyi düşündüm
ölümü değil ölmeyi
sular kara kara denizler
hiçbirşey olmamanın yeniliği
o arada radyoda dinledim gazetede okudum
içki bile içtim bolca bir boşluk gibi
iyi bir vatandaş iyi bir koca oldum
derken birden bildim
gülü değil ölüyü gözlüyorlar
Hüseyin doğru söylüyor
gülü değil ölüyü gözlüyorlar
ilk günden biliyordum ama gene bekledim
 gülü değil ölüyü gözlüyorlar
ölümle gül kardeştir çünkü bizim şiirimizde
 biri öbürüne kan verir
ve ölüm daha büyük ve daha kırmızı olur gülden.
ve sığmaz her mezara bunlar sadece ölüyü gözlüyorlar
gülleri değil
bir kötü mezara konan gülleri değil
yoksa gülün ne önemi var
bir açlığı koyulaştırmaktan başka
onlar ölüyü gözlüyorlar
çünkü gerçeklik katıyor halkın sözlüğüne
' eğer yarim ben giderde gelmezsem
kırmızı güllerde ara rengimi'
diyecek kadar
 o kadar ki
saçları bile uzamıyor korkudan
gülü değil ölüyü gözlüyorlar
ölüler gözleniyor...



Daha önceki mesajlarımı okudum. Kafam ne kadar karışıkmış öyle. :) Bu platform çok iyi gelmiş. Bizlere yardımcı olan, bizlerin yardımcı olduğu herkese teşekkür ederim. Birbirimize basamak oluyoruz.

Ölümden neden korkasın ki? Daha önce defalarca kez öldün, doğdun, öldün, doğdun, öldün... Seni korkutan bilinmezlik ama bildiğin sürece korktuğunu da unutuyorsun.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Aoibheann

#1000
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogenezis

Aoibhann
Ogenezis, meditasyon çalışması algılarını açmak için bir nimet. Bundan korkmamalısın. Dune kitabında korkuya karşı dua vardır, komik ama benim işime yarıyor.
 
ben belki saçmalamış olabilirim ama '' durıd büyüleri '' eski rahipler  çağrılarak yapılıyor..toprakla yapılan  bir korunma büyüsü çok etkilidir  onu yapıyorum.. zamanı gelince tekrarlıyorum..vikkan  korunma büyüleride var ama ben  durıdleri kendime daha yakın buluyorum..

taşları çok istedim nasip olmadı bir türlü...hep bitkiler çıktı karşıma önce..beni al der gibi.. adaçayı tütsüsüyle evimi ve odaları negatif enerjilerden temizledim..defne  yaprağı tütsüsü ise şifası dillere destan....meditasyon için  bir yaprak Melissa otu beni demle diye bağırıyordu....misk,sandal,yasemin,lavanta...sırasını bekliyorlar..böyle işte  bitkilerden kopamıyorum....


Bir kaç yıl kadar cadılıkla uğraşmıştım. Bitkilerin tedavisel ve majikal kullanımlarını içeren botanik bilgileri ekledigim deri defterim vardı. Kayboldu gitti. Ben cadılığın pek iyi bir etkisini görmedim. Korunma büyüleri bende işe yaramadı ama çağırma ritüelleri var, maalesef onlar etki etti ve ben dahil bir kaç aile üyemi kötü etkiledi. O dönemden kalan tek iyi şey enerji alanımı hissetmeyi ve yönlendirmeyi öğrenmek oldu.

Sakıncası yoksa migrene ne iyi gelir? Lavanta hariç, bir de biberiye yağı...
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

ogenezis

#1001
Aoibheann
Eğer baş agrilarıniz stres kaynakliysa  birkaç adet defne yaprağı yakıp tutsusune durup içinize çekin..birkaç dakika sonra ferahladiginizi goreceksiniz.

Uykusuzluk ve anksiyete bozukluğu sebebiyleyse bir çay bardagina birkaç adet Melissa yapragi çayı öneririm...çok haşhaş tüketen yerde oturuyorsanız ..afyon ılı  filan ....yada sigara içen biriyseniz bu oranı biraz artırmamız gerekiyor..

Akşamseddin hazretleri ise " baş ağrısı anadan doğma bile olsa,bu macun şifa verir ,basagrisini izale eder demiş. Macun:
Sinameki (çoplerinden temizlenmiş) 60 Gr
Saf bal  60 Gr
Anason 2 Gr
Mesteki 15 Gr

Cümlesi birlikte toz haline getirilir,macun yapılır.
Kullanılışı: 15 er Gr yutulur

Bir yemek kaşığı 15 Gr dur.hesap ayarlamasını bu ölçuye göre yapın..

Başka bir tarif ise..tuzssuz tereyağı ve kına eritilerek mayi yapılır  sinüslerin üzerine konur..sinüziti ve cerahati iyi eder tabiri kullanılmış..tereyağı kınanın rengini vermesini önlüyor..minik yumurtalık kistleri içinde ben sanciyi kessin diye bunu denemiştim iyi gelmişti.
Tuzlu su burna çekip çıkarmakta iyi gelebiliyor..burun tikanikligi varsa buda baş ağrısı yapar ..

Bide ses terapileri var..size gönderecektim şimdi..ben açınca kedim koştu geldi..elimi yaladı sürekli miyavladi kapat diye.
Yalvardı resmen..kapattım..gondermemeye karar verdim..kedicik çok korktu ..iyi değil demek ki..

 

Aoibheann

#1002
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogenezis

Aoibheann
Eğer baş agrilarıniz stres kaynakliysa  birkaç adet defne yaprağı yakıp tutsusune durup içinize çekin..birkaç dakika sonra ferahladiginizi goreceksiniz.

Uykusuzluk ve anksiyete bozukluğu sebebiyleyse bir çay bardagina birkaç adet Melissa yapragi çayı öneririm...çok haşhaş tüketen yerde oturuyorsanız ..afyon ılı  filan ....yada sigara içen biriyseniz bu oranı biraz artırmamız gerekiyor..

Akşamseddin hazretleri ise " baş ağrısı anadan doğma bile olsa,bu macun şifa verir ,basagrisini izale eder demiş. Macun:
Sinameki (çoplerinden temizlenmiş) 60 Gr
Saf bal  60 Gr
Anason 2 Gr
Mesteki 15 Gr

Cümlesi birlikte toz haline getirilir,macun yapılır.
Kullanılışı: 15 er Gr yutulur

Bir yemek kaşığı 15 Gr dur.hesap ayarlamasını bu ölçuye göre yapın..

Başka bir tarif ise..tuzssuz tereyağı ve kına eritilerek mayi yapılır  sinüslerin üzerine konur..sinüziti ve cerahati iyi eder tabiri kullanılmış..tereyağı kınanın rengini vermesini önlüyor..minik yumurtalık kistleri içinde ben sanciyi kessin diye bunu denemiştim iyi gelmişti.
Tuzlu su burna çekip çıkarmakta iyi gelebiliyor..burun tikanikligi varsa buda baş ağrısı yapar ..

Bide ses terapileri var..size gönderecektim şimdi..ben açınca kedim koştu geldi..elimi yaladı sürekli miyavladi kapat diye.
Yalvardı resmen..kapattım..gondermemeye karar verdim..kedicik çok korktu ..iyi değil demek ki..



Kronik migren hastasıyım. Pek çok etken var, uykusuzluk, açlık, stres, mideme dokunan bir şey yiyip içmek, sigara dumanı, ağır kokular, özellikle kızartma tarzı besinler yediğimde oluyor sanırım. Ya da baharatlı. İlaç almam ve uyumam gerekiyor ama ilaç almak istemiyorum çünkü artık etkisi azaldı. Yavaş yavaş iğnelere geçmeye başlıyorum. Anne tarafından genetik miras.

Kedicik(ismi ne bilmiyorum) istemediyse bir sebebi vardır. :)
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Tgur

#1003
İLLÜZYON ANALİZİ KONUSUNDA İLAVELER I

Bu araştırmayı ve yorumlamayı geçen sene yapmıştım zaman geçti değerler değişmiş olabilir diyerek başka konulara önem vererek hep erteledim şimdi biraz göz gezdirince değişen pek fazla şey olmadığını gördüm bunu verdikten sonra devamını daha sonra vereceğim,

İllüzyon, üstünde neler var dedirtecek kadar ve her tarafından incelenip daha sonra gerekli bilinç tatmini olunca terk edilmesi gereken önemli bir konu ,

Analizi yaparken başlık olarak verdiğim doneler üzerinde biraz daha durmam icap ettiğini anladım,her ne kadar bu "alt yoğunluklarda fazla zaman kaybetmeyin ilgi ve bilginizi üst yoğunluklara yöneltin" dense de bazı konuların üzerindeki sis tabakasını kaldırmak ve üstte olanlara daha temiz ve temellenmiş bir zihinle bakmak ileriye bilgisel gidişi hızlandırır,

Evvela ömür üzerinde duracağım ,biliyoruz ki kısa döngü başladığında zaman denen olgu yaşamın büyük kısmını ilgilendiren bir husus haline gelmiştir ,yani diğer yoğunluktan bihaber bilinç bu yaşam ortamında yaşarken fiziğin zevklerinden azami istifade için uzun ömürleri devreye almıştır ,K.ların bahsettiğine göre atmosfer ve bazı doğal şartlar, kozmik olaylar da uzun ömürlere ortam yaratmıştır ve bilindiği gibi döngünün başlangıcında bazı insanların uzun ömürlerle anıldıklarını efsanelerden aktarılan rivayetlerden öğrendik ,sonra neden kısa ömürlere geçildi ,

Nuh Tufanından sonra atmosferik dünya şartlarının değişmesi ile beraber olduğu tahmin ediliyor(zira bu tufandan sonra 6 milyarlık nüfus bir iki milyona inmiştir),

Her ne kadar dünya ve atmosferik şartların değişimine uygun durumun kısa hayatlara mecbur bırakacak bir hale geleceğini var sayarsak da deney konusunun da devam ettiğini unutmamak gerek,uzun hayatlar yoluyla elde edilemeyen değişkenliğe bağlı tekamül belki de kısa hayat tarzının devreye konulmasıyla değişik bir gözlenmeye tabi tutulmuştur, bundan evvelce bahsettik ,diğer yandan,

Zevklerin veya bu dünya yaşamı mutluluğunun özsel itilim dışında kalan KH kısmı tatmin denilen bir bitiş ile karşılaşır yani bıkkınlık başlar bunu telafi etmeye yönelik davranışlar eğer özün sesini değil zevklerini sonuç ve her şey gören kısmını dinlerse KH nin kök noktalara, kara deliğe doğru gidişi sergilenir bu da tahminimce uzun ömürden vaz geçip kısa ömürü seçmek ve 5. yoğunluğa sık sık gidip bir ilerleme peşinde olmadan başka bedenlerde bu dünya yaşam zevklerine tekrar dönüşü ortaya koymuştur ,yani dünya macerası başka kulvarlarda başka KH seçimleri yaparak yürüsün istenmiş,bu husus rehberlerin o bahsettiğimiz meclisler mensuplarının ruhsal ilerlemeyi teşvik ve tavsiye etmelerine rağmen seçim işinin serbestliği ve müdahalesizliği ile devreye konmuştur,

Yankı odalarındaki o rahat ve konforlu yaşantıyı terk etmek istemeyenlerin genel seçimi,

Bu seçim şekline bermutad beden de iştirak etmiş ve seçilen bu kısa ömürlerle ve dünya yaşam isteğinden maksimum faydalanmak maksadı ile biyolojik saat ve organların ona uyumlu faaliyeti devreye girmiştir uyku esnasındaki diğer üst yoğunlukla kısa temas ve beden işlevlerin adeta şarj edilen bataryası tükenmiş bir cep telefonu gibi bu yolla tekrar güç kazanması sağlanmıştır ,bu nedendir diye sorguladığımızda yani bu güç kazanma niyedir diye baktığımızda ,mevzu bahis olan sadece fizik beden değil onunla beraber olan ve birle bağlantısı hiç kesilmeyen ruhsal faktörün fizik dışında da arayışı olduğunu ve bu bağlantıyı hiç kesmediğini kesmek istemediğini düşünmek icap eder,
Günümüzde uzun ömürleri sürdüren Quorum mensubu kontrol edicilerin olduğunu da unutmayalım simyacılar,

-----------------------------------------------------------------

S: (L) Quorum ve İlüminati'ye dönecek olursak'
C: Quorum çoğunlukla dünyadışı; İlüminati çoğunlukla insan.
S: (L) Quorum'u daha önce'
C: Birleştir; bütünün iki yarısı.
S: (L) Daha önce Quorum'un Kasyopyalılarla, yani sizinle, yani iyi varlıklarla bağlantı halinde
olduğunu söylemiştiniz. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) İlüminati ise Kertenkele varlıklarıyla bağlantılı olarak tanımlanan Yılan Kardeşliği ile ilişkili, değil mi?
C: Yakın. Ama o kadar basit değil.
S: (L) Eğer Quorum iyi adamlar ve İlüminati de kötü adamlarsa ve her ikisi de masonluğun en üst seviyesini temsil ediyorsa, buradaki hikaye nedir?
C: Şimdi önce bir daire veya döngü hayal et ve devam etmeden önce bunun üzerinde biraz düşün.
S: (L) Tamam, şu anda dönen bir daireyi düşünüyorum.
C: Dairedeki iki yarı, pozitif ve negatii temsil ediyor. İki yarı

-----------------------------------------

S: (RC) Ve birlikte olduğum adam öldü... (L) İlginç... Pekala, konuyu değiştirelim. Oak Adası'n
daki çukurdan bahsederken benden bu konuda bazı araştırmalar yapmamı istemiştiniz ve elde ettiğim sonuçlara göre bu işin sorumlusu simyacılardı. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) İlgili simyacılardan biri Nicholas Flamel miydi?
C: Evet.
S: (L) Pireneler'de bir yerde yaşayan, dışarıya kapalı bir grup simyacı olduğu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu, önceki bir celsede "Quorum" olarak bahsettiğiniz grup mu?
C: Kısmen.
S: (L) Bu simyacılar ömürlerini ve fiziksel sağlıklarını arttırmak için David Hudson'un bahsetti
ği gücü mü kullanıyorlar?
C: Ve kontrol için.
S: (L) Bu kapalı gruptaki insanlar resmen yüzlerce, hatta binlerce yıl yaşıyor mu?
C: Açık.

------------------------------------

S: (L) Andromedalılara göre "bizimkine en yakın 8 galakside 135 milyar insan bulunuyor. Başka ırklar da var. Bu ırklardan bazılarının insan ırkıyla pek çok çatışması var ve çatışma sürüyor. Ama bu sorunu hafifleteceği umulan bazı gelişmeler de var..."
C: Mevcut konumunuzda, mevcut fiziksel formunuz üzerinde gelişmiş biyogenetik mühendislikle çeşitli ayarlar yapıldı. Bu devam eden bir süreç.
S: (L) Burada şöyle diyor: "dünyadışı ırkların pek çok üyesi 1000 ile 1500 yıl arası ortalama bir ömre sahip."Siz 4. yoğunlukta bu tür ömür sürelerinin olabileceğini söylemiştiniz. Ama burada şöyle diyor:
"Andromedalılar ortalama olarak 2007 yıl yaşar. Onların zamana bakışı bizimki gibi değildir. Hakkında birşeyler bildiğimiz ve bilmediğimiz herşeyden oluşan evrenimizin 21 trilyon yıllık bir hologram olduğunu söylerler. Evrenimizdeki bütün maddenin karadeliklerden geldiğini söylüyorlar. Tüm galaksilerin altında, herşeyin geldiği bir karadelik olduğunu söylüyorlar." Galaksimizdeki herşey bir karadelikten mi geldi?
C: Yavaş! Bekle bir dakika! "Yıl" terimi 3. yoğunluk insan türüne özgü bir kavram.
S: (L) Yani diğer bir deyişle, burada yazan herşey gülünç mü?
C: Hayır, hepsi gülünç değil. Bazıları olabilir, ama hepsi değil.

---------------------------------------------------------

Hiyerarşi doğumu,
3B sınırlarında veya KH manipulasyonlarını da devreye alırsak insan varlıklarının yaşamsal tabloda en ehemmiyet verdiği ve yaşarken bu yüzden karmalar yaratıp ödentiler makasadıyla uzun enkarnasyonlar geçirmeye mecbur oldukları önemli bir illüzyon,

İşin içinde haksız kazanç elde etmeler, insanların yaşamlarını karmakarışık ve ızdıraplı yollara sürüklemeler ,kendini ilahlaştırıp bunun etkisiyle ıtaat etmeyi adet ve hatta mecburiyet zanneden toplumu şekilden şekile değişen anormal ve kısıtlı yaşam koşullarına bırakmalar,velhasıl şu an ülkemizde bir nevi akıl tutulmasına maruz kalmış toplumun seçimleri ile yaşadıklarımız dersek fazla uzatmamıza gerek olmadan hali hazır bir gerçeği açıklamış oluruz,

İnsanların bu hali istemelerini ruhsal yönden nitelersek, rehberlerin ve ruhsal yükselişe ve olgunluğa geçmiş yaşlı ruhların durumuna gıpta etme ulaşma isteğinin fizik aleme yansıması olarak da belirtebiliriz, tabiiki bu aleme yansıyan her bu tip anlayış gayret etmeyi esirgeyen yani çalışmadan sorgulamadan kendini yetiştirme yollarına girişmeden kolayca uygun makamlara yerleşme gibi narsist bir uygulama sahası bulur yani kendine yönelik yüceltmeyi bir KH uygulaması olarak ayırımın en katı çizgilerini çeken bir birey haline getirir ve toplum eğitim veya başka yaşam düzenleyici örf adet din kanun gibi usullerle bu yola adeta mecbur bırakılır ve bu da yaşamın en tabii uygulaması halinde zihinlere kazılır,

Günümüzdeki "para babaları" uygulaması bu temeller ve üst KH mensupları teknolojik yardımları ile bahsi geçeni başarmış ve yankı odalarında hapsi en kolay yaşam şekli seçen insan topluluğu dünya nüfusunun çoğunluğunu teşkil etmektedir,

Hiyerarşi hakkında K. aktarımları,

------------------------------------------------
S: (L) Siyahlar genel olarak, kayıt edilmiş olan tarihin büyük bölümünde neden bu kadar ilkel
bir zihin kalıbıyla ve bu kadar ilkel koşullarda yaşayageldiler?
C: Modern etkileşimlerden yalıtım.
S: (L) Neden?
C: Karma. Gaddar hiyerarşik eski toplum yapısının cezası.
S: (L) Siyah insanlar Kertenkeleler tarafından beyaz insanlar kadar sıkça kaçırılıyor mu?
C: Evet.
S: (L) Bu konuda neden yok denecek kadar az şey duyuyoruz?
C: Genel olarak siyahların kültürü hakkında çok az şey duyuyorsunuz.
S: (L) Siyahlar kendi kültür yapıları içinde dünyadışılardan ve kaçırılmalardan haberdarlar mı?
C: Daha az farkındalar ve daha az tartışıyorlar.
----------------------------------------------------------------
C:1nci, 2'inci, 3'üncü ve 4'üncü seviyenin ruhları, enkarnasyonları arasında 5'e gider.
S:(T) Yani 4'üncü seviyedeki varlıklar, bir sonraki enkarnasyonları için 4'e dönmeden önce 5'inci seviyeye gidiyor?
C: Aynen.
S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor. Gidip yaptığın şeyler hakkında düşünüyorsun. (TR) Peki ya 6'ncı yoğunluktaki ruhlar? (L) 6'ncı yoğunluk KH varlıkları var mı?
C: 6'ya ulaştığında artık 5'e kadar olan döngüye girmezsin.
S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.

-----------------------------------------
Hiyerarşinin bulunduğumuz ortamda etkin olduğu "bürokrasi" denen önemli bir illüzyon daha var ,bunu yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan döngüsü ile izah edebiliriz ve toplumun yüzde yetmişbeş yaşantısını kaplayan bir durumdadır ve insan bunun içinde yaşamayı en tabii bir olgudur düşüncesi ile devamlı destekleyip büyütmektedir sınırlama beklenti ve arzulu düşünce üçlüsü bu davranışın besleyici kaynaklarıdır ,idareci liderler ve bunlara bağlı olup müeyyide sopasının etkisi altında yaşamak durumunda olan insan gurupları kendi içerisinde de ufak hiyerarşik kısımlar yaratıp bürokrasi dediğimiz bu illeti, illüzyonu devamlı büyütme yolundadırlar,bu konunun en yakın şahidi olarak yaşamaktayız fazla üzerinde durmam lüzumsuz ama benliğimizi bunaltan faktörlerin üzerindeki sis bulutlarını atıp hür olma farkındalığı için bilmek gerekir,

Bununla nereye gideceğiz ne tavsiyen var şeklinde sorgulamalara, doğaya hayvana insana zarar vermeden elinizden geldiği kadar bu mantık dışı büyümüş palazlanmış bürokrasiyi parçalayıcı yok edici davranışlarda bulunun derim ,

Misal , boğazınızdan kesip mecburiyetle masum bir vatandaş olarak verdiğiniz vergileri birileri umursamazca ve hatta Cumhuriyetin temellerini yıkmak ,ülkenin en zor şartlarda kan dökerek elde ettiği ilkelerini hürriyetini yok etmek için usuller bulup adeta işgalci gibi barbarca harcamaktalar ve kişinin rahatını katiyen düşünmeyen "halka karşı devlet" pozisyonunda uygulamalarda bulunuyorlar ,işte bürokrasi içinde bulunup bu düşüncesizlerin tiranların ekmeğine yağ sürecek olgular varsa fark ettiyseniz görmemezlikten gelin yapmayın..

Tabii ki bu hususta çok dikkatli davranmak gerek bir vergi memuru iseniz kanserli bir hastayı iyileştirecek uygun ölçülerde bir hastane yapımı için o para toplum için gereklidir ama garantili hasta sayısı sınırlanması ile anlaşması yapılmış ve yapımına bin bir hile avanta girmiş ve sonuçta yeterli hasta sayısına ulaşılmayacağı gerçek olacağı mutlak olan bir uygunsuz uygulamada rol alacak biri iseniz işe girişmeyin gerekirse mani olun
Böylece ne tavsiye ettiğimi ve dürüst çizgilerde kalmak icap ettiğini hassasiyetle belirtiyorum,

Bakın bürokrasiyi parçalamak için K.lar rüşvet diyorlar, zira Arkadiusz'un orada bulunmasının o ülkeye faydalı olacağından bahsediyorlar, terazinin ağır basan bölümünü görebilmek,

----------------------------------------------------------

S: (L) Meksika'ya gidiş için gerekli hazırlıkları yaptık ve görünüşe göre tek sorun Ark'ın vizesini zamanında alamayabilecek olmamız. Bu işi nasıl hızlandırabileceğimizle ilgili bir tavsiyeniz var mı?
C: Bunu Meksika konsolosluğunda hızlandırın. Durumu açıklayın; ekonomik gelişim.
S: (L) "Ekonomik gelişim" derken?
C: Arkadiusz'un orada bulunması ülkeleri için faydalı olacak.
S: (L) Bu işe yaramaz! Oradaki adamlar bize herhangi resmi birşeyden veya konferanstan, fizikçi olmaktan
veya bir üniversiteyle bağlantılı olmaktan bahsetmememiz gerektiğini, yoksa bir sürü bürokrasi ağına
takılıp işin içinden çıkamayacağımızı söylediler! Ve sadece bir turist olduğun dışında herhangi birşey
belirtirsen asla vize alamazsın!
C: Eğer öyle diyorsan.
S: (L) Adam bize öyle söyledi. Hem de iki kere.
C: O zaman onunla yeniden konuşun.
S: (L) Sinirlenmeye gerek yok. Sadece vizenin zamanında çıkmasına çalışıyorum. Bunu yapmanın bir yolu var mı?
C: Rüşvet.
S: (L) Tamam, gerekirse birine rüşvet veririz. Kime rüşvet vermemiz gerekiyor?
C: Xavier.
S: (L) Artık o kimse! Meksika yolculuğuyla ilgili başka birşey? A--- burada güvende olacak mı?
C: Evet.

--------------------------------------------------------

Sanatçıların narsizmi de bazen özel bir illüzyon doğurur ,fanların taparcasına gereğinden fazla büyüttüğü çeşitli sanat dalındakiler aşırı mağrur ifade ve davranışlarla toplumda lüzumsuz bir ayırıma yol açarlar bu hem o sanatçının kendini ilahlaştırması ve sebep olan kişilerin de itaat altında olmaya alışmış bir varlık bilincini geliştirmesi yönünden gereksiz ve yaralayıcı bir illüzyondur, ayırımın kalın çizgilerle çizilmesine de yardımcı olur,

Sanatçıların insan psikolojisindeki etkilerini tabiiki bu narsist olumsuz davranışları tek örnek olarak veremeyiz ,yani burada kalamayız zira faydalı etkileri de çok çok fazladır,

Sanatçıların ruhsal yükselişe ve insan idrakinin mozaik oluşumu anlatma yolunda yaptıkları çabaları bulunulan ortamda insan bilinç takıntıları yaratan davranışlarını esnetme ve zihni üst çalıştırma yolunda oldukça etkilidir, Picasso Salvador Dali ve onlarla beraber bu tip değişik çizim ve faaliyetleri sergileyen sanatçıların ortaya döktükleri eserler incelendiğinde soyut görünüşleri somut hallere alışmış bir zihni alışılagelmiş sınır ötesine taşır bu da ruhsal yükselmeye doğru bir başlangıçtır, zira olayın özünde olağan üstlere yönelmek var,

Anlattıklarımızı bir nebze destekleyen ama daha çok sembolizmaya takılmış bilinç hallerinin üst bilince yönelip yönelmemesi ,

-------------------------------------------------------------

S: (L) Bu Dünya Değişimleri (Earth Changes) konusunda en ünlü kahinlerden biri Edgar Cayce. Ama
kehanetlerinden bir çoğu doğru çıkmadı gibi görünüyor. Örneğin Atlantis'in 1969'ta tekrar yeryüzüne
çıkacağı kehanetinde bulunmuştu ama çıkmadı. Ama Bimini sahili açığında çeşitli yapılar keşfedildi ve pek çok kişi bunların Atlantis'in kalıntıları olduğunu düşündü. Bu yapılar görünüşe göre gerçekten o tarihte kumlardan çıktı.
A: Sembolizma biçimlerinden birine örnek.
S: (L) Bu sembolizma örneği, Güney Karolina'da kaybolan iki küçük çocukla ilgili söylediklerinize de
uygulanabilir mi?
A: Evet.
S: (L) O sembolizmaya göre siz olayı 3'üncü yoğunluktan 6'ncıya kadar olan kavramlarla okuyup sonra tekrar 3'üncüye çevirip yorumladınız. Genel hatlarıyla doğru olmakla birlikte 3'üncü yoğunluktaki kesin ayrıntılar bakımından sonuç hafifçe farklıydı. Bu şekilde mi?
A: Konunun öğrencilerinin %99.9'u bunu anlayamazdı. Bu kişiler üst boyutlardan gelen bilgileri hep kelimesi kelimesine 3'üncü yoğunluk anlayışına çevirmeye çalışıyor. Örnek olarak bir sanat galerisine giden ama bu işin acemisi olan birini düşünün. Soyut resimlere bakıyor ve "Birşey anlamadım." diyor.
S: (L) Ama somut çevirileri veya en azından birşeyleri somutlaştırma çabalarını kötülemeyelim. Ben gerçekçi sanat eserlerinden hoşlanırım. Sanatsal tercihlerimde gerçekçiyim. Ağaçların ağaç gibi görünmesini,insanların iki kol ve iki bacağa sahip olmasını isterim. Dolayısıyla tahminlerimde de yeterli düzeyde somutluk ve gerçekçilikten hoşlanırım.
A: Bazılarında sorun yok ama dikkat et yoksa "Kaliforniya okyanusa batacak" kehanetini her zaman
Kaliforniya'nın gerçekten okyanusa batacağı şeklinde yorumlarsın.
[Ç.N.: Celsenin bu noktasında F---, T--- ve Laura arasında Kaliforniya kehanetine dair bazı yorumlar dile getiriliyor. Atlandı.]
S: (L) Bu kehaneti aynen söylendiği şekilde gerçekleşecekmiş gibi düşünmememiz gerektiğini anlıyoruz. Yani duyduğumuz kehanetlerin ardında daha büyük şeylerin olduğunu mu söylüyorsunuz?
A: Evet.
S: (T) Peki bize verdiğiniz tahmin ve kehanetleri doğru anlıyor muyuz?
A: Kısmen.
---------------------------------------------------------

Eserlerin uygulanmasında analog ve digital uygulamaların etkisi hakkında önemli bir pasaj,

------------------------------------------------------------
Bu ve bunun gibi pek çok paradoksal fenomenleri araştırdığımda bunların her durumda dijital kayıtların
kullanımıyla ilgili olduğunu buldum. Bunlar dijital kayalardan yapılmış vinil kayıtlardı (ve sonra da CD'ler). [4] Aynı eserlerin bazen aynı sanatçılar tarafından icra edilen analog versiyonlarını denediğimde pozitif tedavi edici etkiler tekrar ortaya çıkıyordu. Dijital süreçle ilgili "yanlış" birşey olduğu konusunda hiçbir şüphe yok gibiydi. Görünüşe göre dijital kayıt tekniği yaşam enerjisini artırmamakla ve stresi azaltmamakla kalmıyor, tam ters bir etkiyle stresi artırıp yaşam enerjisini azaltıyordu. Duygusal akupunktur sistemi üzerinde şiddetli olumsuz bir etki yapan bir tür mekanizmayla, dijital süreç bir şekilde müziğin tedavi edici etkilerini tersine çeviriyordu!
C: Eğer kişi bir 3. yoğunluk etkisine bağımlıysa, analog en iyisidir. Eğer daha üst veya "başka" alemlere
temas etmeye çalışıyorsa, dijitalin bu etkiyi yapması daha muhtemel.

S: (L) Yani bir kişiye ilaç veya ona benzer birşey verir gibi 3. yoğunluk birşey istiyorsan, kişiye gerçek fiziksel titreşimleri aktaran analog tip kayıtları kullanırsın. Ama eğer başka alemlere veya yoğunluklara özgü etkiler meydana getirmek istiyorsan dijital daha iyi. Örneğin eğer hayaletlerin ses kaydını almak istiyorsan ve hayaletli bir eve bir kayıt cihazı gibi birşey bırakırsan, bu ciddi bir yoğunluklar-arası enerji türü gerektirir bence. Mekanik. Yani analogda mekanik etkiler meydana geliyor. Dijital çok incelikli,
elektromanyetik olabilir...
(Joe) 3. yoğunluk dışı şeyler iletmek için kolaylıkla kullanılabilir.

--------------------------------------------------------------------

İnsan üzerindeki savaş hakkında ,insan üzerindeki mücadelenin yani fizik bedendeki uğraşıların üzerinde oynamak deney yapmak uğrunda bir uygulamanın yapıldığı bilgisini açan bölüm,

----------------------------------------------------------

S: (L) Önceki bir aktarımın bir noktasında Kertenkele varlıklarının kendi "beslenme" amaçlarına yönelik
olarak bir savaştan sonra insan ırkını değiştirdiği belirtilmişti. Bunu biraz açıklar mısınız?
C: Bu varlıkların sizin varlığınızı tamamen kontrol etmeleri mümkün değildi. Eğer öyle olsaydı, ırkınız
gerçekleştirdiği şeyleri gerçekleştiremezdi. Kertenkele varlıkları kendi çıkarlarına uygun olarak insan
varlıklarının fiziksel yapısına müdahalede bulundu. Daha önce söylediğimiz şeyi hatırlayın. Bu düzlemde deneyimlenen zaman döngüsüne de müdahale edilegeldi. 74 bin yıldır gelecekteki bir noktaya yönelik olarak kendileri için faydalı olarak algıladıkları koşulları oluşturabilmek için zamanda geri ve ileri giderek müdahalelerde bulunuyorlar. Bunu yaparken zaman döngüsünde askıda kalıyorlar. Onların, sizin ölçünüzle bir saat olarak algıladıkları süre 74 bin yıl kadar uzun olabilir.
S: (L) Yani burada bulunuşları 300 bin öncesine gitmiyor?

C: Kendi çıkarlarına uygun olan koşulları asıl olarak 309 bin yıl önce kurdular ama bu belirttiğimiz 74 bin yıllık belirli süreç içinde koşullara daha önce belirttiğimiz şekilde müdahale ediyorlar.

-------------------------------------------------------------

Günümüzde savaş yaparak yaşamayı düstur edinmiş bir anlayışın hala kaybolmadığını ve bunun için dünya yaşam mentalitesindeki kurgulanmanın ekonomik düzen ve düzensizliğin bu yolla manipüle edildiğinin ve huzur ve doğal bir yaşam sürebilmek için her elde mutlaka bir silah olması gerekliliğinin ne kadar ilkel ve 2. yoğunluk ilkelerinin insan zihin mecrasından temizlenmediğinin bir ifadesidir,

Yani insanlık gerekli ruhsal kademesine gelememiş hala eski hayvansal dürtüsünü kendine yol ve vazgeçilmez bir yaşam şekli yapmış, vahşi yaşamını buna kilitlemiştir ,seçimi BH yolunda yapmak bu ortamda yaşayanlar için bunun için oldukça zordur,

Bunun böyle olduğunu anlayabilmek döngüdeki derslerin tamamlanmasına bağlı bu dersi anlayabilmek insanların birbirini kırmaması gerekliliği üzerindeki bir farkındalığa ulaşması ile mümkün olacaktır,
---------------------------------------------------------------

S: (L) Dürüst olmak gerekirse, hayır. (T) Evet sürekli daha yukarı çıkmak için çabalıyoruz. Yani 6'ncı seviyeden yukarıda başka seviyeler de mi var?
A: Evet, bir tane.
S: (L) O da, Bir'le birleşme mi?
A: Evet.
S: (T) Peki geçmişte diğer tarafla yaptığınız savaşta...
A: Devam ediyor.
S: (T) Yani bu savaş devam ediyor... Işığın gücünü geri kazandınız mı?
A: Biz hiç kaybetmedik, siz kaybettiniz.
S: (T) Anlıyorum. Sanırım karşımızdaki ana güç Kertenkeleler, tabii yanlarında başkaları da vardır...
A: Evet.
S: (T) Demek sizin ışığınızı değil bizimkini aldılar, öyle mi?
A: Zorlayarak olmadı. Şu anda onlarla yanyanasınız.
S: (T) Yani biz tüm evrende sürekli devam eden bir mücadeledeki savaşlardan bir tanesinin içindeyiz, öyle mi?
A: Evet. Denge doğaldır. Unutmayın, tüm bunlar büyük döngüdeki derslerden ibaret.
S: (L) Çok merak ediyorum... Siz ve Kertenkeleler savaştığınızda ne yapıyorsunuz? Yani, herhalde birbirinize silahlarla ateş etmiyorsunuzdur, tanklarınız falan yoktur...
A: 4'üncü seviyede olmadığınız için anlayamayacağınız kadar karmaşık.
S: (J) Savaştığınızda bizim bu savaşı algılamamızın herhangi bir yolu var mı?
A: Öncelikle: biz "savaşmayız." İkincisi: Evet; doğada meteoroloji ve dünyasal değişimler yoluyla
algılayabilirsiniz.
S: (T) Sizin onlarla karşı karşıya gelme biçiminiz atmosferdeki ve dünyadaki fiziksel değişimler şeklini mi alıyor?
A: Ve uzaydaki.
S: (T) O şekilde mi anlıyoruz? Yani ne kadar çok hareketlilik varsa o kadar çatışma mı oluyor?
A: Unutmayın, biz ışığız. Onlar ise karanlık. Her iki taraf da, gerçekliğin tüm seviyelerine yansıyan yüksek seviyeli düşünce formları.
S: (T) Yani bizim algılayabildiğimiz şeyler üçüncü yoğunluğa gelen şeyler oluyor ama eğer 4'üncü veya 5'inci veya 6'ncı seviyeye bakabiliyor olsaydık farklı şeyler görürdük, öyle mi?
A: Evet.
---------------------------------------------------------------

İllüzyon diye hep takıldığımız konuların ne olduğu hakkında yorumlarla dolduk yani gördüğümüz maddi ve manevi hususlar hakkında durmak,

Oysa bunun dışındaki biraz ağır dediğimiz ve üzerinde düşünmekten çekindiğimiz kavramlar var ve bunların maddesel oluşumdaki yedinci yoğunluk bilinciyle anlaşılıp zihne oturtmak var ,

Evren yaratmak madde yaratmak konusunda çalışmaların nasıl olduğuna dair bazı açıklamalar ve örnekler verdik,kabaca izah etmek istersek bu işe yönelmede ortamın iklimin coğrafyanın ve yaratılmak istenen varlığın o koşullardaki mevcudiyetini yürütebilmesi için bedensel veya molekül yönlerinden ayarlamalar yapmak başka güçlerle koordine etmek evvelce yaratılmışların şablonlarından planlarından haberdar olmak ve gerekirse onların parçalarından istifade etmek gibi çalışmalar bu faaliyetlerin genel karakteri,

Bütün bunların geniş izahı özel bir teknoloji gerektiriyor ama bunu gerçekleştirmek için aşağıdaki alıntıda bahsedilen "fizikselliğin değişkenliği "konusundaki o hassas illüzyonun keşfedilip tam anlaşılması lazım,

Yani bilincin madde ile bağlı olduğu,

--------------------------------------------------------------

C: Anahtar; fizikselliğin değişkenliği.
S: (L) Fizikselliği değişken yapan şey nedir?
C: Bilinç ile madde arasındaki bağlantının farkındalığı.
S: (L) Bilinç ile madde arasındaki bağlantı nedir?
C: İlüzyon.
S: (L) İlüzyonun özelliği nedir? (T) Bilinç ile madde arasında herhangi bir bağlantı olmadığı. Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon. Üçüncü yoğunluğun sınırlı algısı...
C: Hayır. İlüzyon, bağlantının olmaması.
S: (L) Yani buradaki ilüzyon, bilinç ile madde arasında bir bağlantının olmadığının düşünülmesi.
C: Evet.
S: (T) İlüzyon, bağlantının olmadığının düşünülmesi. Üçüncü yoğunlukta... (L) Buldum! (T) Sakın bir anda yok olayım deme! [Gülüşme] (L) Aradığımız bağlantı, bilincin madde oluşu.
C: Yakın. Peki ya aynı zamanda tam tersine ne dersin?
S: (L) Ve aynı zamanda herşeyin tersi. Işık ile çekim, optik ile atomik parçalar, madde ile antimadde... Bir sonraki seviyeyi anlamak için herşeyi ters çevir... Bu kadar kolay olamaz. (J) Bir saniye, çekim eşittir ışık, atomik parçacıklar eşittir optik, anti-madde eşittir madde mi? Hepsi dengeyle ilgili. (L) Ve sonuç her zaman sıfır.
C: Ve sıfır da sonsuzluk.
S: (L) Yani diyorsunuz ki, buradaki ilüzyon, arada ayrım olduğunun sanılması. Arada fark yok, aynılar, öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Mekan/zamanda sıçramalar yoluyla gideceğin yere hemen varabilirsin. (L) Veya bunu tersine çevirecek olursak anlayabiliriz ki, bizimle örneğin Alfa Sentauri arasında hiçbir mesafe yok. Mesafe ilüzyonunu yaratan şey, algının sapması.
C: Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey "teknoloji."
S: (T) Teknoloji şu anda geliştiriliyor. (J) Teknoloji muhtemelen zaten geliştiriliyordu. Sadece gizleniyor.
C: Evet.
S: (L) Bu etkileşimin önemli sonuçları olacağına dair garip bir his duyuyorum.
C: Evet.

-----------------------------------------------------
Bilinç, her şeyi tarif eden ama bu tarifi yapabilmek için bilgiyle dolup inançlar geliştirip oluşturulup önüne konmuş ve mozaik oluntu diye tanımlanan illüzyona bin yüzünden bakabilecek bilinç ,

Böyle uzun cümleler kurup devrik cümleler karakterli izahlarım bazı dostlara zor geliyor biliyorum hatta bir dostum yakın zamanda ikaz etti cümlenin sonuna gelene kadar ortamdaki ana fikrin ne olduğunu kaçırıyorum demekte, haklıdır ,bunu düzeltebilmek için çaba sarf edeceğim, sonra diğer dostların yani yoruma yorum katan dostların sanki ortak bir dili var anlamakta güçlük çekiyorum demekte,onda da haklıdır ,neden olduğunu sizler tahmin edin çünkü yine benim bunu tarif için uzun bir cümle kurmam lazım,

Bilincin fizik üzerinde etkilerini anlayabilmek için teknoloji gerektiğini ve K.lar bunu daha sonra vereceklerini söylüyorlar sonra verdiler mi bilemiyorum, ama biz ilkel bilim ve teknoloji kafamızla bazı konulara girebiliyoruz, DNA ihtiva eden varlıkların DNA sına bilinçle müdahele edilebiliniyor, aşağıdaki alıntıda açıkça ve geniş bir şekilde Laura tarif ediyor ,onun ötesinde DNA ya müdahele konusunda kullanılan lazer ışınlarındaki renklerle oynanarak DNA strüktüründe değişiklikler yaratmış bilim adamları ve hatta bunu tıpta kullanım alanları varmış bazı kanser türlerinde kullanılıyormuş,

https://www.muhendisbeyinler.net/kodlamayan-dna/

Bu husus bize "fizikselliğin değişkenliği"konusunda uygulamanın olabileceğini ispat eder,

Bilinç varlığın DNA sında oynamalar yapabiliyor,

Solid varlıkların yani 1. yoğunluğun moleküler yapısı üzerindeki bilinç etkilerini ise ayrıca daha araştırıp izah edebilmemiz gerek,

------------------------------------------------------------------
C: Kanallama olmadığını kim söyledi ki ? Bazıları bunun farkında olmadan kanallama yaparlar.
S: (L) Eh, JW kanallıyor! [gülüşmeler] (A) Bugün, listede bir adam vardı, ismi Boyd, bu adam bizzat kayalarla konuştuğu , şamansı deneyimlerinden bahsediyor. Çatlak birine benzemiyor, ama her gün taşlarla konuşuyormuş ve taşlar da onunla, ve bu taşların bilinçleri ve anıları varmış. Ona cevap yazdım, ama öğrenmek istediğim; deneyimlediği şey gerçek mi yani kurduğu bir tür hayal değil mi ?
C: Bu çok geniş ve sınır ya da bariyerlerin hiçbirininin olmadığını farzeden bir soru.
S: (L) Herhangi birinin kendini bir kayanın bilincine uyumlaması olası mı ? [ç.n. uyumlanmak, kendi frekansını bir radyo gibi kayanın bilinç, farkındalık frekansına ayarlamak]
C: Ya eğer gerçekte, kayalar aracılığıyla bir başka bilince uyumlanıyorlarsa ?
S: (A) Bir bilince mi ? Kimin bilincine ya da hangi bilince ? Evrensel bilince mi ?
C: Başka bir bilince.
S: (A) Başka bir bilinç. (L) Kayaların bilinci [farkındalığı] var mı ?
C: 1. Yoğunluk ile ilgili bilgilere göz at.
S: (L) Evet, tamam, daha önce 1. Yoğunluğun farkındalığı olduğu söylendi... hatta taş ve kayaların da bilince sahip oldukları ve öğrenebildikleri. Tekrar Boyd' a dönecek olursak, o kendini kayaların, taşların bilincine uyumluyor, ya da uyumlayabiliyor mu, yoksa kayalar ARACILIĞIYLA başka bir bilinç formuna mı uyumluyor ?
C: Sonuncusu daha yakın.
S: (L) Yani, bir kayanın bilinci doğrudan iletişime geçmek için uygun değildir.
C: Doğru.
S: (L) Bir insan, bir kaya aracılığıyla başka hangi tür bir bilinçle bağlantı kurabilir ? HERHANGİ başka bir bilinç mi, yoksa spesifik bir bilinç mi ?
C: Birincisine daha yakın.
S: (A) Eğer bir bilinç varsa, bu demektir ki ortada bir bilinç birimi vardır ve bu bilinç birimi, herhangi yoğunluktan herhangi birinin (ya da onunla bağlı) bilinci olabilir. Herhangi biri, kayalar aracılığıyla, 3 ten daha yüksek yoğunluklarda bulunan bir bilinç birimiyle bağlantı kurabilir mi ? Bu mümkün mü ?
C: Yakın.
S: (A) Yani ölü dostlarla ya da Kasyopyalılar'la bağlantıya uyumlanabilirsin. (L) İnsanların bilinci, anladığımız gibi, minerallerden başlayarak, bitkilerden ve sonra hayvanlardan geçen bir döngü sonucu evrimleşip, 3. Yoğunluk bilinç, farkındalığına ulaşan bir şey mi ?
C: Dolambaçlı bir şekilde.
S: (L) Şu an burada oturan herbirimiz, uzak bir geçmişte, bir bitki, ağaç ya da mahluk muyduk?
C: Hala mahluksunuz bebeğim!
S: (L) Yani zaman faktörünü bir yana bırakırsak, bizleri ayrı birer bireysel bilinç haline getiren farkındalık nehri aynı zaman da alt yoğunluklara da uzanıyor ve bir ağaç gibi onlara da bağlıyor ?
C: Belki.
S: (A) Bu kayalara ilişkin olarak, bazı Rusların yeni keşfetmiş olduğu DNA hayalet efekti hakkında bir şey sormak istiyorum. Bu adamlar bir vakum tüpünü alıyorlar ve içine lazer ışınları gönderiyorlar ve detektörlerle fotonları kaydediyorlar. Bir gürültü elde ediyorlar, çünkü vakum içerisinde bir şey yok. Sonra aynı tüpün içerisine küçük bir parça DNA yerleştiriyorlar. Bu DNA parçasının kendine has bir şekli var. Tekrar lazer bombardımanına tuttuklarında fotonlar, bu DNA molekülünden belirli bir dalga formunda yayılıyorlar ve bu form da DNA molekülünün iç yapısına göre şekilleniyor. Daha sonra DNA yı tüpten alıyorlar ve boş tüpe lazer göndermeye devam ediyorlar ve 1 ya da 2 ay boyunca vakumdan, sanki aynı DNA oradaymış gibi aynı dalga formunu elde etmeye devam ediyorlar. Ve buna 'hayalet DNA' adını veriyorlar.
C: "Hayalet" , DNA yapısının içerisinde bulunan bilinç tortusunun kalıntısı.
S: (A) Peki bu kalıntı nerede bulunuyor ? Vakumun içerisinde mi, vakumun titreşimlerinin içerisinde mi vakumun içerisinde bulunan çekimsel bir alanda mı , bir takım doğrusal olmayan elektromanyetik alan içerisinde mi ? Nereye yerleşiyor bu kalıntı ? Neye tutunuyor ? Kendini nereye konumluyor ?
C: Son üçüyle hedefe iyice yaklaştın.
S: (C) Bu bir yastıkta iz bırakmak gibi değil mi ? (A) Evet ama bu vakum. (L) Sanıyorum bir vakum bizim düşündüğümüz gibi bir şey değil. Bizim algılama yeteneğimizin ötesinde bir şeye sahip. (A) Yani, DNA yapısı içerisinde bilinç bulunuyor. (C) Kayalarla ilgili konuyu hatırlarsak, tüm bilinçler bir birine bağlı değil mi ? (A) Evet ama burada tuhaf olan şey, kayaların bir bilinci başka bir bilince uyumlama yetenekleri, yani prensip olarak bütün bilinçler aslında tek bir bilinç dahi olsalar, farklı bilinç [farkındalık] birimleri var, bir seviyede birbirine bağlanan, bizim seviyemizde henüz ayrık olan. Kayalarla ilgili farklı bir şey var. (C) Belki de çok basit olmalarıyla ilgili bir şey. (A) Evet ama bir kayanın bu özelliği var, tozun yok örneğin. Yani kayaların, taşların özelliği nerden geliyor ? (L) OK, Michael Harner adında , saha araştırmalarında da bulunmuş bir antropolog var. Burada yazdığına göre Harner, Conibo Yerlilerinin kültürlerini incelemek için Peru'daki Amazon ormanlarına gitmiş. Bir yıl kadar sonra bu yerlilerin dinsel inanış sistemini anlama konusunda biraz yol katetmiş. Canibolardan biri ona 'eğer gerçekten öğrenmek istiyorsa ahayahuasca içmesi gerektiğini' söylemiş. Harner, bir çok kişi onu önceden bunun korkunç bir deneyim olduğu konusunda uyarmış olsa da, bunu içmeyi korkmadan kabul etmiş. Aynı akşam, yerli dostlarının sıkı gözetimi ve rehberliği altında, yaklaşık bir şişenin üçte birine tekabül edecek miktarda içmiş bundan. Bir kaç dakika geçtikten sonra, kendisini gerçek halisünasyonlardan oluşan bir dünyada uçarken bulmuş. Kutsal bir mağaraya ulaşmış, burada iblislerin cümbüşlü doğaüstü bir karnavalı sürmekteymiş. Sonra gökyüzünde süzülmekte olan 2 tuhaf gemi görmüş ve bunların baş tarafları , birlikte, viking gemilerindekine benzeyen bir şekilde dev bir ejderha başını oluşturuyormuş. Güvertede çok sayıda kişi seçebiliyormuş; bunların antik Mısır'ın kuş-başlı tanrı figürleri gibi, mavi renkli karga başları ve insan vücutları varmış. Şimdi burada anlatması uzun sürecek daha bir çok sahneden sonra, Harner ölmekte olduğuna iyice inanmış. Conibo dostlarına seslenmeye ve onlardan panzehir istemeye çalışmış ama tek bir sözcük bile çıkaramamış ağzından. Sonra aniden görmüş ki; bu gördüğü vizyonlar, beyninin en derinlerinde yaşamakta olan dev sürüngen yaratıklar tarafından oluşturulmakta. Bu yaratıklar onun gözlerinin önünde sahneler yansıtmaya başlamışlar ve ona bu bilginin ölülere ve ölmekte olanlara bahşedildiğini söylemişler. 'Önce bana çok çok uzun zaman önceki Dünya gezegenini gösterdiler, üzerinde yaşam başlamadan önceki halini. Bir okyanus gördüm, uçsuz bucaksız, çorak topraklar ve mavi parlak bir gökyüzü. Sonra gökyüzünden yüzlerce siyah benek düşmeye başladı ve gözlerimin önünde çorak topraklar üzerine iniş yaptılar. Bu beneklerin aslında dev-balina benzeri bir bedene ve pterodaktil [ç.n. pterodactyl-mezozoik döneme ait kanatlı sürüngen tür] tarzı küt kanatları olan, parlak siyah yaratıklar olduğunu gördüm. Bana; bir tür düşünce aktarımı yoluyla, uzaydaki bir şeyden kaçtıklarını açıkladılar. Düşmanlarından kaçmak için Dünya gezegenine gelmişler. Sonra, bu yaratıklar bana, çok sayıda yaşam formunun içerisinde gizlenebilmek ve böylece varlıklarını maskelemek için , gezegende yaşamı nasıl yarattıklarını anlattılar. Gözlerimin önünde, tarifi mümkün olmayan gerçeğe benzer canlılık ve ölçekte, milyonlarca yıl süren, muhteşem bitki , hayvan ve türlerin yaratılması süreci canlandırıldı. Öğrendim ki; ejderha benzeri yaratıklar bu yüzden, insan da dahil olmak üzere, bütün yaşam formlarının içerisinde yer alıyormuş' Harnes, bu sayfanın altında yer alan bir dipnotta demiş ki: " Geçmişe baktığımda, diyebilirim ki sanki DNA gibiydiler, ama bununla birlikte o zamanlar, yani 1961 de , DNA hakkında hiç bir bilgiye sahip değildim." Şimdi bu bağlamda sormak istiyorum; bu şamanik deneyimlerde ortaya çıkan, neredeyse evrensel vizyonların doğası ve kaynağı nedir ? Yılan, sürüngen ve kuş başlı yaratıklar vb ? Bu halisünasyonların kaynağı nedir ?
C: Daha spesifik ol.
S: (L) Nasıl daha fazla spesifik olabilirim ki ? (C) Bu tür kimyasallarla tetiklenen trans durumlarında, neden genellikle kuş-başlı ve sürüngen tipli varlıklarla ilgili deneyimler yaşanıyor ?
C: Fizikselliğe ulaşmış ve bunu yaşıyor olmakla birlikte, bir parçanız hala köklerine olan bağları devam ettiriyor.
S: (L) İnsanın sürüngen genetiğine sahip olduğunu söyleyen onca kişinin doğruyu söylediğini mi söylüyorsunuz ? Sürüngen genetiğine mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Aynı zaman da kuş genetiğine de mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Ve bu bizim fiziksel bağlantımız ya da temelimiz mi ?
C: Evet bio-mühendislikle yaratılmış 3. yoğunluk varlıkları olarak sizler, fiziksel gerçeklik içerisinde etrafı saran açık büfe cennetinde ön tarafta bulunuyorsunuz.
S: (A) Yani bizler 3. Yoğunluk bio-mühendislikle yaratılmış varlıklarız. (L) Bu başka bir soruya öneltiyor: Merovenj kan bağı ya da 'Nordik Kovenantı' kan bağı hakkında bir çok söylenti var, ya da ne isim takılırsa takılsın ama sürüngen genetik soyunun daha 'yeni' bir versiyonu hakkında. Bu Sümer mitlerinde yer alan, Tanrı Oannes ya da Merovenjlerin anasını, denizde yıkanırken hamile bırakan Quinotaur olarak temsil ediliyor. Hatta, çoklukla bir deniz kızı ya da su perisi olarak tarif edilen ve Anjoular'ın kurucusunun karısı olan Melusine'yi bile. Yani, ortada , bu kan soylarında çok daha güçlü ve kudretli bir sürüngen bağı olduğuna ilişkin bir iddia var. Bu doğru mu ? [ç.n. Anjoular = Angevin soyu]
C: Belki olabilir.
S: (L) Peki bir şekilde önemli mi ?
C: Materyalizme takıntılı olanlar için.
--------------------------------------------------------------------

Solid maddelerde bilincin rolü ne ve nasıl olacak sorumuz bunun üzerine ,organik maddelerde DNA yoluyla izah ettik ,her ne kadar DNA yı da inorganik madde yığınından ayrı tutamazsak ta ortamda yalın bulunan metal mineral gibi maddelerin moleküler yapıları üzerinde bilincin ne şekilde bağıntısı olabilir, düşünmek lazım,

Aşağıdaki alıntıya bakalım,

-------------------------------------------------------------------
S: (Pierre) Benim bir sorum var. Bilgi ile gerçeklerimiz arasındaki arayüz hakkında. Biliyorsunuz moleküllerde kiralite denen birşey var. Taraflar. Sol veya sağ. Aynı bileşen, aynı atomlar, kimyasal olarak aynılar. Ama geometrik olarak farklılar. Birbirlerinin aynadaki zıddı gibiler. İki molekül birbirinin neredeyse tamamen aynısı, yalnızca kiraliteleri farklı. Ama özellikleri tamamen farklı: biri bir zehirken, diğeri çok faydalı birşey olabilir. Tek fark geometri. Sormak istediğim şey şu: kozmik bilgi alanı ile bizim maddi gerçekliğimiz arasındaki temel arayüz geometri mi?
C: Çok yakın.
S: (Ark) Pierre, iki molekül var ve biri diğerinin aynadaki zıddı. Ve tamamen farklı özellikleri olduğunu söylüyorsun. Sabit bir kiraliteye sahip olan vücuda karşı tamamen farklı etkilere sahipler. Evrenimizin tercih ettiği belirli bir kiralite var. Ve DNA'mızın tercih ettiği belirli bir kiralite var. Bu nasıl oldu? Ya bizimkinin ayna zıddı olan başka bir evren varsa?
(Pierre) Geometrik sembolün özellikleri mutlak değil, çevreye mi bağlı diyorsun?
(Ark) Kesinlikle.
(Pierre) Tamam.
(Ark) Bilgi aslında her zaman göreceli.
(Pierre) Öyle mi?
(Ark) Evet.
(L) KH, BH. BH yolunda bilgi belirli bir şekilde algılanırken, KH yolunda başka bir şekilde algılanıyor. Bazıları karanlığı severken bazıları ışığı seviyor.
(Data) Sanırım K'lar bir keresinde 4Y'de var olmanın "daha kolay" olduğunu çünkü vücudun artık bir sınırlandırıcı değil yuva olduğunu söylemişlerdi. Yani herbir üst yoğunlukta varoluş daha kolay. Benim sormak istediğim şey şu: Bu mantığa göre 2Y'nin 3Y'den daha zor olması gerekir. Yoksa 3Y'deki varoluş daha mı zor?
C: Bilinç ve madde arasındaki potansiyel denge varlığı, yani düalite nedeniyle 3Y en zor olanı.
S: (Data) Sanırım zor kısmı seçimle ilgili. Değil mi?
C: Evet.
S: (Galatea) Düalitenin dengelenmesinden bahsetmeleri ilginç, özellikle de transların ve kadınlarla özdeşleşen erkeklerin ve erkeklerle özdeşleşen kadınların artışı düşünüldüğünde.
C: Evet. Kaos ve entropinin bir yansıması bu. Çözülme ve ruh parçalanmasının artmakta olduğunu söylemiştik.

----------------------------------------------------------------

Aşağı yukarı özet olarak dualite bilincinin ve geometrik yapı özelliğinin moleküler yapı üzerindeki etkisinden bahsedebiliriz, ayrıca dualitenin etkisi ile izotop ve izomer farklılıklar gösteren elementleri konu edebiliriz ,bu husus fazla teknik olduğu için sıkıcı olabilir o halde biz kabaca dualitenin yer aldığı bir bilinç yapısı maddedeki farklılıkları doğuran ona etki eden faktör olarak söyleyebiliriz,

Özetle bilincin dualite seçim özelliği yoluyla maddedeki etkisini gösteren bir konumda olduğunu belirtebiliriz, kaos ve entropinin yansıması eski düzene alışmış algılama bilincini, izotop maddelerin nükleer reaksiyona doğru yönelmesi gibi anormal enerji çıkarımı ve davranış hallerini doğurmakta..

Bunlarla beraber geometrik yapıların kozmik bilgi alanı ile bizim algıladığımız ve yaşadığımız maddi evren arasındaki ara yüz olması geometrik şekillerle bazı izahların yapılabildiğini de açıklamakta bu izahlardan bahsederken benim o söylemekten çok çekindiğim vizyonlara değinmem lazım mecburen,

Bazı şeyleri bu vizyonlar seyredip anlamaya çalışırken şekiller geometrik yapılar yoluyla aktarıldığını gördüm mesela eski hayatımın detayları anlatılırken Kaliforniyada ailem bir ara bulunmuş burada o coğrafi bölüm bana bir basit güneş çizimi ve etrafındaki ışınları gösteren çizgiler halinde gösterildi ve sinemaskop bir film perdesindeydi ,ben o görüntüden Kaliforniyayı anladım ,bu gibi şekil ve sesle aktarılan bilgilerin doğruluğu yanlışlığı üzerine çok kuvvetli indikatördür bunlar ,başka zamanlarda da böyle şekiller yoluyla uzun izahları özetleyen hallerle de karşılaştım ve bunların sebebi hakkındaki uzun sorgulamalarım bu bilgilerle cevaplandı netleşti,

------------------------------------------------------------------
(Pierre) Birkaç sorum var. Kısa bir süre önce, ses dalgalarının yukarı doğru, yani yerçekimiyle ters yönde gittiğine dair bilimsel bir makale vardı. Bunun nedeni nedir?
(L) Nedeni mi? Doğru olduğundan emin misin ki?
(Pierre) Doğru mu?
C: Kısmen.
S: (L) Çekimle ters yönde derken neyi kastediyorsun?
(Pierre) Yere paralel olarak giden bir ses dalgası yerden havaya doğru yükseliyor. Bunu ilginç buldum çünkü K'lar daha önce odaklanmış ses dalgalarının taşları havaya kaldırmak için kullanıldığını söylemişlerdi. Tamam, sonraki soru: önceki bir celsede,kiralite, yani moleküllerin geometrik şeklinin, moleküllerin kimyasal bileşiminden daha önemli olduğu söylendi. Peki, örneğin daha düşük bir atom ölçeği için de geçerli mi bu? Yani, nikel ve kadmiyum gibi elementlerin protonları, bu elementlerin geometrisiyle mi ilişkili temel olarak?
C: Evet
S: (Pierre) Mendeleev tablosunda yan yana iki element arasında tek bir nötron fark olduğu halde, birinin son derece faydalı, diğerinin son derece zehirli olabilmesinin nedeni bu demek ki. Tamam, sıradaki soru: Son celsede, DNA'nın genetik bedenlerimizi bilgi alanına bağlayan bir alıcı cihaz gibi olduğu söylenmişti. DNA'nın 3B spiral geometrisi, DNA'nın alıcılık kapasitesinde herhangi bir rol oynuyor mu?
C: Evet

------------------------------------------------------------------
Beyinleri fazla yakmadan bu konuyu burada sonlandırıyorum..

ogenezis

#1004
Aoibheann
Eğer baş agrilarıniz stres kaynakliysa  birkaç adet defne yaprağı yakıp tutsusune durup içinize çekin..birkaç dakika sonra ferahladiginizi goreceksiniz.

Uykusuzluk ve anksiyete bozukluğu sebebiyleyse bir çay bardagina birkaç adet Melissa yapragi çayı öneririm...çok haşhaş tüketen yerde oturuyorsanız ..afyon ılı  filan ....yada sigara içen biriyseniz bu oranı biraz artırmamız gerekiyor..

Akşamseddin hazretleri ise " baş ağrısı anadan doğma bile olsa,bu macun şifa verir ,basagrisini izale eder demiş. Macun:
Sinameki (çoplerinden temizlenmiş) 60 Gr
Saf bal  60 Gr
Anason 2 Gr
Mesteki 15 Gr

Cümlesi birlikte toz haline getirilir,macun yapılır.
Kullanılışı: 15 er Gr yutulur

Bir yemek kaşığı 15 Gr dur.hesap ayarlamasını bu ölçuye göre yapın..

Başka bir tarif ise..tuzssuz tereyağı ve kına eritilerek mayi yapılır  sinüslerin üzerine konur..sinüziti ve cerahati iyi eder tabiri kullanılmış..tereyağı kınanın rengini vermesini önlüyor..minik yumurtalık kistleri içinde ben sanciyi kessin diye bunu denemiştim iyi gelmişti.
Tuzlu su burna çekip çıkarmakta iyi gelebiliyor..burun tikanikligi varsa buda baş ağrısı yapar ..

Bide ses terapileri var..size gönderecektim şimdi..ben açınca kedim koştu geldi..elimi yaladı sürekli miyavladi kapat diye.
Yalvardı resmen..kapattım..gondermemeye karar verdim..kedicik çok korktu ..iyi değil demek ki..




Kronik migren hastasıyım. Pek çok etken var, uykusuzluk, açlık, stres, mideme dokunan bir şey yiyip içmek, sigara dumanı, ağır kokular, özellikle kızartma tarzı besinler yediğimde oluyor sanırım. Ya da baharatlı. İlaç almam ve uyumam gerekiyor ama ilaç almak istemiyorum çünkü artık etkisi azaldı. Yavaş yavaş iğnelere geçmeye başlıyorum. Anne tarafından genetik miras.

Kedicik(ismi ne bilmiyorum) istemediyse bir sebebi vardır. :)

Sevgili Aoibheann
kediciğimin ismi 'boncuk" ama oğullarım 'miya " diyorlar ona..tam bir yapışık ikiz gibiyiz.banyoya girsem kapıda çıkmamı bekler asla kipirdamaz..:))
Sen  farkettin mi bilmem .biraz önce negatif enerji temizliği yaptım sana..isallah geçmiştir basinizin ağrısı....Melissa çayı icmen gerekiyor..bir haftadır uyumuyormussun ben öyle hissettim..bide sırt ve boyun ağrın varmış..acilen uyku problemi ne çözüm bulman gerekiyor şuan.
Basagrin uykusuzluktan..boyun fıtığı var mı sizde? Bir baktirsaniz?..
Çok geçmiş olsun sevgiyle kalın:)))
İsallah şifa enerjisi ise yaramıştır..