Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#1020
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Aoibheann

Göndermeden önce yaşanan bir sorun oldu. Hiçbir yere basmadigim halde aniden silindi. Benden kaynaklı bir problem de olabilir ama daha önce gönderdiğim halde gönderilmedigi oldu, bir kaç hafta önce.
Özellikle uzun sayılabilecek mesaj yazarken bilgisayarda bir yazı programına yazıp (veya kopyalayıp) kaydetmek güvenlik açısından gerekli olabiliyor. Bir mesajın forumda yayınlandıktan sonra silinmesi gibi bir durumla karşılaşırsan haber ver lütfen. Benden veya hosting şirketinden kaynaklı bir sorun olup olmadığını tespit etmeye çalışırım.



Aoibheann

#1021
Alıntı yapılan: bozadi - 21 Temmuz 2020, 02:13:24
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Aoibheann

Göndermeden önce yaşanan bir sorun oldu. Hiçbir yere basmadigim halde aniden silindi. Benden kaynaklı bir problem de olabilir ama daha önce gönderdiğim halde gönderilmedigi oldu, bir kaç hafta önce.
Özellikle uzun sayılabilecek mesaj yazarken bilgisayarda bir yazı programına yazıp (veya kopyalayıp) kaydetmek güvenlik açısından gerekli olabiliyor. Bir mesajın forumda yayınlandıktan sonra silinmesi gibi bir durumla karşılaşırsan haber ver lütfen. Benden veya hosting şirketinden kaynaklı bir sorun olup olmadığını tespit etmeye çalışırım.




Haklısın tabii ki. Böyle bir sorunla bir daha karsilasirsam bildirmeye çalışacağım. Teşekkür ederim.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Tgur

#1022
SİMYACILAR

Yine bir fıkrayla başalayalım tatlı bir şok oluyor,

Adam papağan satın almak üzere bir dükkana girmişti. Bir ayağına başka, ötekine başka kurdele bağlanmış bir papağan görerek, mağaza sahibine bunun nedenim sordu: – Sağ ayağındakini çekerseniz, "İngilizce", sol ayağındakini çekerseniz "Türkçe" konuşur. Müşteri sordu: – Ya ikisini de çekersem ne olur? Papağan dayanamayarak lafa karıştı: –Ne olacak, düşerim stupid..

--------------------------------------------------------

S: (Data) Simyacıların yanlış anlaşılma biçimine de benzemiyor mu? Simyacılar birşey yaptılar ama tüm eğitimsiz insanlar bunu olmayan bir şeye yorarak amacın altın yapmak olduğunu sandılar. Halbuki simyacılar "altını" yalnızca bir mecaz olarak kullandılar. 
C: Evet
-------------------------------------------------------------
https://www.milliyet.com.tr/egitim/simya-nedir-amaclari-nelerdir-kisaca-simyanin-tanimi-6171130

Simyacıların günümüzdeki tanımı alıntıdaki gibidir ,görüldüğü şekliyle kimyanın doğmasına ve bilincin madde üzerinde oynayarak değişikliklerle mecazi olarak altın bulma hevesinin yanında uzun ömür ve bahsi geçen diğer fenomenlerin keşfedilmesine yardım etmişlerdir,

Akla gelmişken Sümerliler tarafından insanlığa Tarım mühendislik,Mekanik.v.s konularında oldukça fazla öğreti sunulmuş ve bunlarla hem hal olmuş beşeriyet günümüze kadar gelen tarımsal ütretimi arttırma iskanı kolaylaştırma ve geliştirme (ki bu konuda son 17 senedir ülkemiz betonlaşma konusunda mevcut gelirinin tümünü harcama yoluna gitmiş ekonomik sıkıntının eşiğine gelinmiştir) faaliyetlerini modernleşme medeniyet diye kabul etmiş ,maddeyle grift bir hale gelmiştir,

Sümerlilerin bu üstün teknoloji Sümeroloji incelemelerinden göksel tanrılar yani uzaylılar tarafından indirildiğini biliyoruz ,Erik Von Daniken ve başka geniş araştırıcılar bu göksel irtibatları bulup bütün yönleriyle açığa çıkardılar  ,sonradan toparlanıp monoteizm adı altında birleştirilmesi ve bu irtibatların dinler programına doğru yönelmesini ve bugünkü takıntılı ayrı dinler halini hayal edelim ve düşüncelerinizde uygun bir yere oturtalım,

Topluca bir KH uygulması dediğimiz bu konularda GDO lu tarım ürünleri ,zehirli ve kansorejen maddeler ihtiva eden tarım ilaçları ve besin öğeleri ile manipülasyon şiddetle devam etmektedir ve insanlar farkında olmadan hem madden hem de manevi olarak devamlı kirletilmekte ve farkındalık merdivenine çıkmak istemedikçe kendi kıyametini hazırlamaktadırlar,

Bizim durumumuz da yani olanları biraz biraz farketmişsek şu fıkradaki gibidir,

"Azrail İki kafadar uçaklar hakkında konuşuyorlardı. Biri şöyle ahkam kesti: – Bugün en emin vasıta uçaktır. Korkacak hiç bir şey yok. Eğer zamanın gelmişse ve Azrail seni ararsa, yerde de olsan, gökte de olsan bulur... Öteki cevap verdi: – İyi ama, ya Azrail canını almak için bir pilot arıyorsa, ben ne halt edeyim..."

---------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala, başa dönelim: Quorum, David Hudson'un "monoatomik altın" dediği "yaşam iksiri" olarak tanımlanan maddeye sahip simyacı insanlardan mı oluşuyor?
C: Ve çok, çok daha fazlası! Monoatomik altın burada yalnızca küçük bir husus. Neden sadece bunun üzerinde odaklanarak hedeften sapıyorsun? Bu "Batman"in uçabaildiği gerçeği üzerinde odaklanmaya benziyor! Hikayede Batman'in yapabildiği tek önemli şey uçmak mı?
S: (L) Elbette değil! (R) Batman suçla savaşıyor!
C: Kastettiğimiz şey simyanın yapbozun parçalarından yalnızca küçük bir tanesi olduğu.
S: (L) Tamam anlıyorum. Ama simya bağlantısını ve onun hayatı uzatma ve belirli yetenekleri ortaya çıkarma potansiyelini anlamak, binlerce yıldır dünyada varolmuş bir grubu anlamayı kolaylaştırıyor.
C: Sadece onlar değil!
S: (L) Ou! Bir solucan kutusunu açtığımı biliyordum!
C: Kökene gidelim.
S: (L) Köken nedir?
C: Sizi kim veya ne yaptı?
S: (RC) Yaratıcı. (L) Baş Yaratıcı.
C: Nasıl? Ve Baş Yaratıcı kim?
S: (L) Sanırım herşey.
C: "Baş Yaratıcı" sizsiniz.
S: (L) Evet, olduğumuzu biliyoruz... (RC) Yaratıcıyız, ama Baş Yaratıcı değiliz...
C: Baş Yaratıcı sizin İÇİNİZDE ortaya çıkıyor.
S: (L) Pekala, kökende Baş Yaratıcı var.
C: Ama... İkincisi kimdi?
S: (RC) Tanrı'nın Oğulları mı? Elohim mi?
C: Onlar kim? Hatırlayın, çeşitli efsaneleriniz "bir örtüden gördüğünüz" şeyler.
S: (L) Tamam, ikincil yaratıcılar bizimle doğrudan etkileşenler mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgiyi keşfetme güdüsünün kaynağı bu mu?
C: Temel olarak, ama adım adım gidelim.
S: (RC) Peki, Keltlere dönecek olursak, Pleyadesliler Keltleri buraya getiren ikincil yaratıcılar mıydı?
C: Söylediğimiz şeyi tekrar incele!
S: (L) Oryonlar dediler. İkincil yaratıcılarımız Oryonlar mı? (RC) Onları getirenlerin Pleyadesliler olduklarını okumuştum. Ve İbraniler de aslında Siryus'tan getirilen Huvidlerdi.   
C: Şimdi sizin için bir şok edici geliyor... bir gün, 4'üncü yoğunlukta, yeterli bilgiye sahip olduğunuzda, 3.yoğunluk evrenini tohumlama geleneğini ve görevini sürdürmek soyunuzun bir misyonu olacak!!!
-----------------------------------------------------------

Yaratma işinde olduğumuzu ve monoteist anlayışı yok eden  farkındalık hakkında çok söyledik ama bu 3Y evrenini tohumlama geleneği soyun misyonu hadisesi gerçekten insanı şok ediyor,

Asırlardır bu işin bizim kabiliyetimizin çok ötesinde olduğu adeta beynimize demir çivilerle yakarak yerleşti gibiydi ,biz kimiz ki o gücü elimizde tutalım, aklımız ermezdi ,

Ama aldığımız sorguladığımız biraz da dünya biliminin geldiği konuları da kotararak ,DNA mızdaki eksiltmelerin de farkına vararak insanın gelişimine şöyle bir bakarak ve beden fizyolojisi ve doğa özelliği benzeri üzerinde durarak bu işin bir simya işi olduğu hakkında farkındalığımız yavaş yavaş oturmaya başlıyor ,

Yalnız K.lar bu simyacılar denilenlerin üzerinde bir şüpheli bakış sunar gibiler ,

Ve şu bölüm anlatılmaya çalışılanın ana fikrini belirtir gibi,

"Bu da kişiye 3'üncü yoğunlukta çok yaygın olan, anlamdan ziyade maddeye odaklanma saptırmasını anımsatmıyor mu?? "

Anlamaya çalışalım,

------------------------------------------------------------
S: (L) İlgili simyacılardan biri Nicholas Flamel miydi?
C: Evet.
S: (L) Pireneler'de bir yerde yaşayan, dışarıya kapalı bir grup simyacı olduğu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu, önceki bir celsede "Quorum" olarak bahsettiğiniz grup mu?
C: Kısmen.
S: (L) Bu simyacılar ömürlerini ve fiziksel sağlıklarını arttırmak için David Hudson'un bahsettiği gücü mü kullanıyorlar?
C: Ve kontrol için. 
S: (L) Bu kapalı gruptaki insanlar resmen yüzlerce, hatta binlerce yıl yaşıyor mu?
C: Açık.

-----------------------------------------------------------------

S: (L) Arilerin demir alması önemliydi... Tamam, belki de demir bir etkileşimin...
C: Peki element olarak demir?
S: (L) ...  Manyetizmayla mı ilgili?
C: Evet...
S: (L) Demir kişiyi sıkı bir şekilde 3'üncü yoğunlukta tutan birşey mi, ve demirin azaltılması da yoğunluk değiştirmeyi kolaylaştırıyor mu, yoksa...
C: Kanal işlevi yapan şey manyetit, ve belki, ama sadece belki, istek üzerine ileri geri transfer sağlıyordur?!?
Ya simyacılar hakkındaki efsane? Buradaki anahtar terim dönüşüm değil mi?!? Ve madde üzerindeki tüm o yoğunlaşma aslında çok etkili bir "perde" olarak kullanılmadı mı?!? Bu da kişiye 3'üncü yoğunlukta çok yaygın olan, anlamdan ziyade maddeye odaklanma saptırmasını anımsatmıyor mu??
S: (L) Anladım! Demek bedende enerjiyi toplayan ve tutan şey manyetit ve bunun dışsal bir maddeyle hiçbir ilgisi yok! Bu mu?
C: Yakın.
S: (L) Manyetit için daha fazla demire ihtiyaç duyduğumuzu düşünmekte haklı mıyım? Yoksa tamamen alakasız mı?
C: Haklısın, ama daha şimdi söylediğimiz şeyin önemini gözden kaçırma! Simyanın anlamını saptırmak için madde üzerinde odaklanma ve 3'üncü yoğunluktaki ruhları maddeye alıştırmaktan daha iyi bir aldatma düşünebiliyor musun?
S: (L) Tamam, kanal işlevi yapan şey manyetit. Simya çalışmalarında damıtılan şey manyetit, doğru mu?
C: Hayır, çünkü eğer başka çabalar yoluyla aldatılma olmazsa, buna ihtiyaç yok.
S: (L) Bu diğer aldatma yolları cinsel işlevle mi ilgili?
C: Daha ziyade cinsel işlevin sonuçlarıyla.
S: (L) Tamam, şimdi bu...
C: Bugünün aldatma versiyonu da favoriniz "monoatomik altın" olabilir. 
S: (L) David Hudson fiyaskosu...
C: Orada da kişi maddeye dayalı olarak saptırılıyor... Buna dair öne çıkarılan şeylerle ilgili uyarımızı hatırlıyor musun?
S: (L) Evet...
C: Aman tanrım, aman tanrım, bu tozu altına çevirebiliyoruz!! Ve eğer bundan yeterince yerseniz, ışık varlığı olarak sonsuza kadar süren orgazmlar yaşayabileceksiniz... Aman tanrım, aman tanrım!!
S: (L) Çok iyi! Bu iddialarla insanları madde bağımlısı yapıyorlar...
C: Marti ne kadar bağımlı?
S: (L) Evet. David Hudson'unun en büyük destekçilerinden...
C: Cennette orgazmlar yaşamak mı istiyordu, neydi?!?
S: (L) Evet! Onun cennet fikri buydu. Hindu'ların sürekli hareket halindeki lingam ve yoni'si! Bu konuda söyleyebileceğiniz başka birşey var mı, yoksa geçelim mi?
C: Sana bağlı.

-------------------------------------------------------------------

Simyacıların faaliyetleri uzun ömürler sağlıyor mu pek anlayamadık ama biraz karmaşık gelen izahlarla simya ile uğraşmanın maddenin dönüşüme uğrama faaliyetleri ile insanları sadece maddeye bağlı halde tutan ,maddenin önemini ortaya çıkaran ve bütün evreni maddeye bağlı bir özellikle kabul etme anlayışına sürükleyen bir durumu ortaya çıkarıyor adeta sabitliyor,

Mevcut bilim dallarımızın ortaya çıkardıklarına bakalım bu anlayışı sürükleyen bir özellikltedir ,madde dışı olan manevi şeyler tamamen ütyopik veya hasta bilinçlerin ortaya döktüğü şeylerdir ,onları baskılamak daha çok bu umumi stresi azaltmak için bir çok ilaç firması anormal çalışmalar içinde ,kısaca antidepresan kullanmak alışkanlık haline geldi ,buna sebep nedir ,

Mevcut eski bilim dallarımızın kısıtlı konular içinde kalıp, olası gelişmeleri bulunulan kalıplara uymuyorsa şiddetle reddetmek üzerine kuruludur, oysa insanda manevi öğeler dediğimiz adeta otonom bir halde yürüyen ve o bağnaz alim labaratuarlarında ölçülemeyen ruhsal çıkarımlar vardır ve bunlar eski fiziğin bu bu kişiler tarafından kabul edilmiş ilkel yasalarına uymaz,

Bu uyuşmazlıklara ad bulamayan insan bocalar ruhi bunalımlara girer,

Bunu aşmaya çalışan bilinçler dahi değil de deli damgası vurulacaklardır bu gözle faullü kabul edilirler, aynen Galileo nun dünya yuvarlaktır demesine itiraz gibi..

Bir misal olarak DNA mızın yüzde doksansekiz onda sekizini kullanamadığımız sadece bir onda ikisini kullandığımız gerçeği ortada durduğu halde DNA daki bu kullanılmayan "İntron" bölgeler için "çöp DNA" derler ve araştırma dışında tutarlar ,bunu yeni yeni araştırmaya çalışan çeşitli yeni olgulara anahtar bulan genetikçiler ilkel kafayı  savunanlar için delidirler ,üzerinde durmazlar,

Ve biz de "yaratıcı bizdedir" bu yolla anlayın kısıtlandırıldık ve uğraştığımız bilgiler bunu anlatıyor dersek bizde tımarhaneliyiz..

Bu misali uğraştığımız anlamaya çalıştığımız sipirütüel konuları inceleyenleri aynı kefeye koyup ortaya dökülen ve üzerinde çeşitli dostlar tarafından tartışılan konuları rüyalarla vizyonlarla karşılaşılan paranormal hallerle ortaklaşan bütünlük kollektif hallerini ve gelinilen toplam gerçeklikleri o köhnemiş dünya bilim cetveli ile ölçmeye çalışanlar için söylüyorum,

Sonuçta bu şikayeti bol beyanlarımıza sebep olan şeyin KH etkisinin aramızdaki bir kişi zihniyle ortaya çıktığını idrak ettik ve ilgili dostlar gerekli cevabı verip bu KH salvosunu atlattılar "sorguluyoruz" bölümünde görebilirsiniz, özet olarak olayda monoteizm inancının etrafında bütün evreni döndüren ve kabul eden anlayışın sebep olduğunu anladık ,konu yabancı değildi..

-----------------------------------------------------------

S: (trendsetter37) Son birkaç aydır FRV'yi ve Pierre'in kitabındaki konular dahil çeşitli başka bazı hususları tartışırken, tüm maddenin bir elektromanyetik (EM) frekansı olduğu fikri geldi aklıma. Farklı bir EM frekansı uygulayarak bunu tersine çevirebilir misin? Örneğin EM frekansı biçiminde bilgi ekleyerek maddeyi manipüle etmek, hatta madde yaratmak için?
C: Elbette. Buna "simya" deniyor. Soru şu: Yöntemi nedir?
S: (Pierre) Evet, sorumuz bu: Yöntemi nedir? [Kahkaha]
(L) Sorumuz bu mu?
(Pierre) Hayır, benim sorum bu.
C: Einstein'ın çalışmalarına gözatın ve gerekli enerjilerin geri mühendisliğini yapın.
------------------------------------------------------------

Alıntıdaki konuların derinliğine inmek kapasitemizin dışında ,geri mühendislik gibi ,üstün teknoloji bilgisi gerektiriyor,ama madde yaratma konusunda açılımların olabileceği hususlarının belirtilmesi genelde şu madde yaratma işine doğal olarak zihinsel yaklaşımımızı kolaylaştıran bir faktör oluyor,

Olanların tümünün bilinmeyen bir güç etkisinden olduğu fikri yerine insan kabiliyet ve kapasitesinin içinde olan bir unsur olduğu inancına yanaştırıyor,

Bütün anlattıklarımıza ilaveten tarihteki simyacıların neler buldukları hakkında da bilgi sahibi olmak kişi farkındalığını arttıran bir unsur olur kanaatimce,

https://www.turkcebilgi.com/unlu-simyacilar

Simyacılar  geniş araştırmalar yoluyla buldukları ve topluma pek açıklamadıkları hususlar da vardı onların bu tedirginliğini anlıyoruz, ("öküze inci kolye taksan ne anlar" melami tarikatının gizemli anlayışı) ancak matbaanın icadı ile ortaya dökülen bilgi bolluğunun olduğunu ve bilinçte orta çağda yerinde sayan insanların rönesans ve reform ile ileri ataklarını da sezinliyor ve takdir ediyoruz,

Matbaayı geç elde eden İslam toplumunun medeniyet yolunda geri saymasını da görüyor üzülüyoruz,

Aynen bilgide ve düşüncede gayret göstermeden yerinde sayan bireylerin hala ortamda olduğunu da hesaba katarak, buradaki tekrardan kasıt kimseyi yargılamak değil  genel tablonun ne olduğu hakkında farkındalık geliştirmek için,

----------------------------------------------------------------
S: (L) Sanırım hatırlamazdık. Bu 17 Ocak'ın hatırlattığı şey nedir peki? Çok önemli bir olayın derin bir anısı gibi görünüyor.
C: Mayalar'ı incele. 
S: (C) 52 yıllık döngüleri vardı.
C: Aynı zamanda 365 günlük döngüleri.
S: (L) Evet, çeşitli döngüleri vardı. (C) 17 Ocak bir döngünün başlangıcı mıydı?
C: Neyin ve ne zaman olduğunun ölçümü.
S: (L) 17 Ocak'ta ne oldu?
C: Mayalar'ı incele.
S: (L) Ama 17 Ocak simya metinlerinde tekrarlanıyor...
C: Ve belki bağlantıyı görebilirsin. Simyacılar neden Mayalar / Mısırlılar tarafından tablolaştırılan sırları
biliyorlardı sanıyorsun?
S: (L) Bir tür matematiksel tablo oluşturdular ve bu 17 Ocak o tabloya uyuyor, öyle mi? Bir sırrı ortaya
koyması bununla mı ilgili?
C: Bir başlangıç.
S: (L) Demek bir tablo var... hmmm... Tamam, şimdi... uzun bir süredir bel etrafına bir şerit bağlamanın nedenini merak ediyordum. Pek çok gizli toplulukların da bir simgesi bu. Bele bir bağ bağlamanın anlamı neydi?
C: Denge.
S: (L) Bir şerit nasıl dengeyi simgeler?
C: Bedenin manyetik alanı.

-----------------------------------------------------------

Bu sefer kısa oldu..


Tgur

#1023
ATLANTİS

Onu zaman zaman ortaya getirdik ,zira dünya toplumunun genel kaderi programında bu ırk oldukça fazla rol oynuyor,hatta ruhların düşüş yaşadığı KH yapılanmasının mimarı idiler ,burada "düşüş" derken yanlış yaptığımızı sonralar çok idrak ettik ,yorumumuz subjektif idi var oluşun objektif gerçeğine uymayan yadırgar bir KH anlayışı,

Zira var oluş dediğimiz şey olma halinin bütün özelliklerini sergileyen mozaiksel bir yapı ,bu yapının duvarları örülürken hiç bir tuğla veya yapı malzemesini göz ardı etmemek lazım ,konuyu fazla felsefeye daldırmadan denge konusunun işleyişi yahut var oluşun teşekkülü için kutuplar gerek ,

İşte bu kutuplar oluşumunun genel maksadını tam anlarsak bir ile bir olabileceğiz,şimdilik kutupların varlığı ve işleyiş mekanizması ile olan biteni görmekte anlamaya çalışmaktayız, kutupların karakteri hakkında geliştirdiğimiz bilgi yumağında yaşamı maddesel ve ruhsal sürdürürken kutupların birinde kalmanın ,takılmanın ileri gidişin bilincine ve bilgeliğine ulaşmayı önleyeceğini anlamalıyız,bu hususun salimen yürütülmesi için işte o bilgi ve  farkındalıkla elde edilmiş değişken algı salvolarını kullanmamız gerek,

Şu anda bulunduğumuz dünya ortamında gelişmemiş veya gelişmekte olan bireylerin öğrenme serüveninde yapmış oldukları "hata yap gerçeği yaşayarak öğren" oyununda olanların ortalıkta tehlike yaratacak şekilde bıraktıkları  yaşamamıza mani olan manialarına çarpmak tehlikesi altındayız ,bunlar değişken algı yoluyla atlatılabilinecek şeylerdir tabii ki sadece algıyla atlatılabilinirse ,fiziki def etme yolları da kullanılabilinir, bunu K.lar "Din Hayattır" öğretisinde işaret ettiler ,yani ortamda olanların farkında olup takılmadan yaşamak ,

Bu hususu sık sık gündeme getirmemizden kasıt yaşarken bu zararlı akımlara kapılma ve zarar görme tehlikeleri eksik olmamakta,

Mesela elinde kılıçla yükseğe çıkıp ritüel idare etmeye kalkışanlar ve bunları destekleyenleri görüyoruz ne oluyor orta çağ savaş ortamları mı yaratılıyor ,kılıcı gör önümde eğil benliğini bana teslim et,korkunç..

Bu akımları da bilinçle salvolayacağız başka çare yok, "iğrenç subjektif"

Kötülük çukurdur iyilik yalçın dağlar
Her ikisini bilgelik denizi kaplar
Ufukları net görebilmek
Deniz üstünden bakana kolaylık sağlar

----------------------------------------------------------------
C: 'İğrenç' subjektif.
S: (L) Fakat tüm bunlar çok korkunç.
C: Hislerinizi anlıyoruz, fakat herşey sizin perspektifinize uymaz.
S: (L) Bunlar dünyaya neden oluyor?
C: Karma.
S: (L) Ne tür bir karma bunu getirebilir?
C: Atlantis.
S: (L) Atlantisliler bunların başımıza gelmesine neden olacak ne yaptılar?
C: Şu anda bunu yanıtlayamayız.
S: (L) Bizi ne koruyabilir?
C: Bilgi.
S: (L) Bu bilgiyi nasıl elde edeceğiz?
C: Şu anda bu kaynaktan size veriliyor
---------------------------------------------------------------
S: (L) Nuh tufanı hikayesi, Atlantis'in yıkılmasının hikayesi miydi?
C: Evet. Ama sembolik.
S: (L) O zaman gezegende kaç insan vardı?
C: 6 milyar.   
S: (L) Bu altı milyar insandan kaç tanesi hayatta kaldı?
C: 119 milyon.
S: (L) Nuh tufanına neden olan şey başka bir gök cisminin dünyanın çok yakından geçmesi miydi?
C: Evet.
S: (L) Hangi cisimdi bu?
C: Martek.
S: (L) Biz bu cismi güneş sistemimizdeki bir cisim olarak biliyor muyuz?
C: Evet.
S: (L) Hangi isimle?
C: Mars.
S: (L) Martek o zaman yaşayanlar var mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Su veya başka özelliklere sahip miydi?
C: Evet.
S: (L) Dünyaya çok yakın geçtiğinde, o zamana kadar sahip olmadığımız oranda aşırı bir su yüklemesi mi yaptı?
C: Evet.
S: (L) O olaydan önce gezegenimizin etrafında bir su buharı örtüsü var mıydı?
C: Evet.
----------------------------------------------------------

S: (L) Nuh/Utnapiştim hangi bölgede yaşadı, hangi kıtada?
C: Atlantis.
S: (L) Suların çekilmesinden sonra gemi nereye toprağa oturdu?
C: Mısır.
S: (L) Venüs'le etkileşiminden binlerce yıl önce olduğu için soruyorum; Martek'in o zaman dünyaya çok yakından geçmesine neden olan şey neydi?
C: Venüs'le ilgili gezegensel hizalanmadan kaynaklanan çekimsel sapma.
S: (L) Yani Mars'ın yörüngesinden çıkmasına neden olan şey bir gezegen dizilimiydi?
C: Evet.

-----------------------------------------------------------

S: (L) Basklar nereden geliyor?
C: Atlantis.
S: (L) Dilleri Atlantis dili mi?
C: Türevi.
S: (L) Hangisi önce geldi, Sümerliler mi, Mısırlılar mı?
C: Sümerliler.
S: (L) Mısırlılar nereden geldi?
C: Atlantis.
S: (L) Hangisi önce geldi, Sümerliler mi, yoksa Atlantisliler mi?
C: Atlantisliler.
S: (L) Atlantislilerin yüksek bir kültür kurdukları dönemde Sümerliler de yüksek bir kültür müydüler?
C: Sonra.
S: (L) Atlantisliler Sümer'e ve daha sonra da Mısır'a mı gittiler??
C: Yolculuk yaptılar.   
S: (L) Atlantisliler Sümer'e yolculuk mu yaptılar?
C: Evet.
S: (L) Sümer'de ileri karakollar mı kurdular?
C: Evet.
S: (L) Atlantis parçalandığında Atlantisliler Mısır'a mı gittiler?
C: Evet. Ve başka yerlere.
S: (L) Atlantisliler başka nerelere gittiler?
C: Kuzey ve Güney Amerika. İnka. Aztek. Maya. Hopi Kabilesi. Pima Kabilesi.

---------------------------------------------------------

S: (L) 'Şem' kelimesinin gerçek anlamı?
C: Saflık.
S: (L) Bu kelimenin kökeni hangi dilde?
C: Atlantisce. İbranice.
S: (L) Yahudiler nereden geliyor?
C: Atlantis.
S: (L) Yehova kimdi?
C: Kurgu varlık. 
S: (L) Dağda Musa ile konuşan tanrı kimdi?
C: Kertenkelelerin sesli bir projeksiyonu.
S: (L) Musa daha sonra Kertişler tarafından aldatıldığının farkına vardı mı?
C: Hayır.
S: (L) Fakat, önceki gece Musa'nın diğer boyutta İsa'yla birlikte çalıştığını söylemiştiniz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Peki, Kertişler tarafından kandırıldıysa, nasıl 'iyi adam' oldu?
C: Sonradan bilgilendirildi.
S: (L) Neyden sonra?
C: Boyut transferi.

------------------------------------------------------------

Yani Musa ancak göçtükten sonra gerçeği görebilmiş 5Y de,

Bir ara Atlantisliler yaratma konusunda o kadar ileri gittiler ve "şeyler" yarattılar dediğimizde pek inanılmıyordu gerçi teknolojiyi Lemuryalılardan almışlar ve denek olarak onları da kullanmışlardı ve yaratma işinde üst yoğunluklara geçmeden burada dünyada faaliyetlerin kadim yani eski dönemlerde de olduğunu görüyoruz ve şimdi de klonlama v.s. tekniğinde ilerlemeler bu işin sadece akıl ermez monoteist bir güç tarafından olmayacağını da ispat etmekte, ortada olan ve insan kabiliyet manzumesinde gizli gibi olan ve açılmış açılacak bir konu,

"Baş yaratıcı  kim,
C:Sizin içinizden çıkıyor"

Lemuryalılardan bahsettik onlar hakkında kısa bir hatırlatma geçelim,

----------------------------------------------------------

S: (L) Paskalya Adasındaki taştan başları kim yaptı?
C: Lemuryalıların torunları.
S: (L) Yerliler o taşların oraya yürüyerek geldiğini söylüyor. Bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Peki nasıl geldiler?
C: Tonal titreşim.
S: (L) Peki o taşlar neyi temsil ediyor?
C: Nefalim.
S: (L) Nefilim'in görünüşü böyle miydi?
C: Yakın.
S: (L) Bu Lemurya'da Nefilim'in mevcut olduğu anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Lemurya neredeydi?
C: Güney Amerika Pasifik açıkları.
S: (L) Yani Paskalya Adası yerlileri atalarından bahsederken, Güney Amerika yönünden gelen insanlardan mı bahsediyorlar?
C: Hayır. Hemen her yönden geliyorlardı. Paskalya Adası Lemurya'nın bir kalıntısı.
S: (L) Lemurya'ya ne oldu?
C: Sizin Cennetten Düşüş dediğiniz olaya yakın bir zamanda suya gömüldü.
------------------------------------------------------------

Lemuryalılar cennetten düşüşten evvel yaşamışlar 3BH yaşamı ama Atlantislileri bilinçte aynı çizgiye getirememişler ,"birin oğulları ve belial oğulları" ayırımı,

Bu olayların kronolojik sıralamasını uyguladığımız zaman çizelgesine tam oturtamayız ama hadisede Sümerliler (Atlantisli torunları) olabileceği gerçeğini de göz ardı edemeyiz,

Tam bu noktada kısa döngü yani KH yaşantısının yani bizlerin macerasını ortaya koyan durum,deneyin değişik bir tarzda yani kısa döngüde devam etmesi istenen ve halen de devamlı olduğunun bilgilerini oturtalım ,ilgili alıntının bir kısmını alıp bakalım,

---------------------------------------------------------
S:(T) Bir saniye. Olayın mantığını kaçırıyorum. Düşüşten önce biz kimdik?
C: 3'üncü yoğunluk BH.
S:(T) Bize 3'üncü yoğunluk varlıklarının BH olamayacağını söylememiş miydiniz? (L) Hayır. 3'üncü yoğunluk BH varlıklarının olduğunu söylemişlerdi. (T) O zaman meydana gelen şeyden dolayı mı şimdi KH'yiz?
C: Evet.
S:(T) Tamam, demek o zaman BH'ydik. Yani Kertenkeleler kapıyı açtı ve tabii bunu bir mecaz olarak kullanıyoruz. Kertenkeleler kapıyı açtı ve bize bir küp altını gösterdiler ve kapıdan geçip ona ulaşmamızı umuyorlardı ve bizi kontrol altına almak üzere kapının arkasında bekliyorlardı. Doğru yolda mıyım?
C: Ummak yanlış fikir.
S:(T) Bizi cezbederek yapmaya çalıştıkları şey neydi?
C: Yapmaya çalışmak da yanlış fikir; öğrenme fırsatı için sorgulamaya devam edin.
S:(T) O zaman 3'üncü yoğunluk BH varlıklarıydık. Bu, daha önce bahsettiğiniz savaştan sonra mıydı?
C: Savaşın kendisiydi.
S:(L) Savaş içimizde miydi?
C: Sizin üzerinizden.
S:(T) Yani o kapıdan geçip geçmeyeceğimizle ilgili bir savaş... (L) Savaş bizim üzerimizden yapıldı ve biz resmen savaş meydanıydık. (T) Anladım, ama genel resmi doğru anladığımızdan emin olmak için bu benzetmeye geri dönmek istiyorum. Kapı açıldığında savaş devam ediyordu. Savaş, bizim o kapıdan geçip geçmeyeceğimiz üzerine miydi?
C: Yakın.
S:(T) O noktada BH'ydik. BH ve KH seçeneklerimiz var.
C: TR, savaş her zaman var, önemli olan "ne zaman" seçtiğin!
------------------------------------------

Bazı kaynaklarda Atlantislilerin böyle bilgiyi büyük bir BH karakteri ile vermelerini anlamak için onların beyinlerini de inceleyip bu BH yaşantısının ne olduğunu irdelemeye çalışmışlar benzeri davranış Hitler zamanında da görülüyor, Dr. Mengele,

https://bilimveutopya.com.tr/nazi-propagandasi-bilimi-nasil-kullandi

------------------------------------
S: (F) Sıradan bir DNA'yla karşılaştırmaları gerekir. (L) Atlantis ve Lemurya dünyanın en eski medeniyetleri mi?
C: Hayır.
S: (L) Atlantis ve Lemurya'dan önce de gelişmiş medeniyetler var mıydı?
C: Pek çok.
--------------------------------------

C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim ve kozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.

------------------------------------------------
Bu arada nasıl bir deneyleme mahsulü olduğumuzu da böylece hatırlamaya çalışalım, Orion birliği deneysel çalışmaları melezlemeler v.s.bu arada dillerde kullanılan orijin (başlangıç kaynak )ifadesinin Orion dan geldiğine dikkat edelim ama  monoteizm saplantısına kapılmadan,

---------------------------------------

S: Çingenelerin genleri kimin genleriyle birleştirildi?
C: Hümanoid bir dünyadışı ırk ve Atlantisli köle işçiler.
S: Atlantisli köle işçiler kimdi?
C: Kristal ile kontrol edilen köle halk.
S: Çingeneler neden bu kadar kapalılar? Bu da genetik olarak mı kodlandı?
C: Evet. Ve zihin kontrolü.
S: Yarı insan yaratıklar, minotorlar, santorlarla ilgili efsaneler var. Böyle yaratıklar hiç oldu mu?
C: Atlantis'te hayvan olarak tanımlanan deneyler. V--- kısmen Çingene. Bunu gizliyor.
S: Bunu biliyor mu?
C: Kısmen.
S: Baalbek şehrini kim inşa etti?
C: Antareanlar ve eski Sümerler. Atlantislileri kast ettik.
S: Bu binanın devasa boyutlarının sebebi nedir?
C: Devler.
S: Devler kimdi?
C: Nefalim'i yeniden yaratmaya yönelik genetik çaba. 
S: Atlantisliler ve Sümerliler Nefilim'i yeniden yaratmayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: Bu devasa şehri neden kurtular?
C: Zihinsel özürlü bireyler için.
S: Çalışmalarının neticesi özürlü bireyler miydi?
C: Evet.
S: Devasa şehri neden inşa ettiler?
C: Başarılı olacaklarını bekliyorlardı.
S: Neden biri çıkıp gerçekleşmesi yıllar sürecek genetik bir projenin beklentisiyle Baalbek boyutlarında bir şehir inşa etsin ki?
C: Proje yalnızca üç yıl aldı. Nükleer hormonal kopyalama prosedürü kullanılarak gelişim döngüsü
hızlandırıldı. Başarısızlık bununla ilgiliydi.
S: Hızlandırılmış gelişimden dolayı mı?
C: Uygun şekilde yapamadılar.
S: Taşları kesip taşımak için hangi teknik yöntemi kullandılar?
C: Ses dalgası odaklaması.
S: Şehrin yapımını engelleyen veya durduran olay neydi?
C: Venüs'ün görünüşü ve geçişi.
-------------------------------------------------------------------
Biraz bilgilerden pot bori ,Minos uygarlığı ve Nefalimlerle savaş hakkında gerçeklikler,

https://tr.wikipedia.org/wiki/Girit_uygarl%C4%B1%C4%9F%C4%B1

------------------------------------------------------

S: (L) Geçmişte herhangi bir noktada, efsanelerde tanımlandığı şekilde ünikorn (tekboynuzlu at) diye birşey oldu mu?
C: Hayır.
S: (L) Bu efsanenin kaynağı nedir?
C: Ünikorna benzeyen bir Atlantis hayvanı. Hepsi afette öldü. Ata benziyordu ama bazılarında boynuz da vardı. 
S: (L) Sanskrit dilinin kökeni nedir?
C: Atlantis.
S: (L) Ariler buraya getirildiklerinde Atlantis'e mi götürüldüler?
C: Hayır. Ariler Atlantislilerden farklıydı.
S: (L) Bugün Ari dilinden kalmış olan herhangi yaşayan bir dil var mı? Veya Hint-Avrupa gelişiminde yapısını muhafaza eden?
C: Evet. Tüm Cermen dilleri.
S: (L) Keltçe bunlardan biri mi?
C: Evet.
S: (L) Minos medeniyetinin kökeni nedir?
C: Atlantislilerin torunları.
S: (L) "Boğa zıplaması"neydi?
C: Bir test, bir spor, dini bir ritüel.
S: (L) Thera yanardağı patladığında Knossos hariç tüm Minos şehirlerini yok etmiş gibi görünüyor.
C: Thera yanardağının patlaması, Maldek'in yakın bir geçişinden kaynaklandı. Knossos yok olmadı çünkü yapılar temelden daha güçlüydü ve çarpan enerji dalgası dikeydi. Yeraltı barınakları bazı insanların hayatta kalmasını sağladı.
S: (L) Minos medeniyetinin çok büyük bir bölümünü yıkan bu olaylardan sonra Knossos 75 yıl daha varlığını korudu. Minosluların tamamen yok olmasına neden olan olaylar neydi?
C: Meteordan kaynaklanan parazitler. Meteor şehri yok etti.
S: (L) Mikenler 15 metre kalınlığında duvarları olan bir şehir inşa etti. Tek tehlike mızraklı ve oklu savaşçılar ise duvarlar neden bu kadar kalındı?
C: O dönemde sıkça meydana gelen afetsi olaylara karşı koruma. İşe yaradı. Duvarın büyük bölümü hala ayakta.
S: (L) Pek çok açıklamanızda bir komet kümesinden bahsettiniz. Kometin teknik tanımı bir buz külçesi oluşuyla ilgilidir. Bahsettiğiniz kümedeki kometlerin durumu da bu mu?
C: Ve başta iridyum çekirdekleri olmak üzere diğer maddeler.
S: (L) Buraya gelen 36 milyon Nefilim olduğunu söylüyorsunuz, onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları mı?
C: Hayır. 4'üncü yoğunlukta yaşıyorlar ama 3'üncü yoğunluklar. Sizin kadar fizikseller. Gestapo gibi hareket ediyorlar. Gestapo, Kertenkelelerin Hitler üzerindeki etkisi yoluyla Nefilim'den ilham alınarak kuruldu. Bir egzersiz denemesiydi.
S: (L) Herhangi bir Nefilim bize karşı dostça davranır mı?
C: Hayır.
S: (L) Nefilim'in tıpkı insanlar gibi D'Ankhiar denen bir gezegende tohumlandıklarını söylemiştiniz. Orada tohumlandığımızı söylerken kastettiğiniz şey neydi?
C: Molekülerizasyon için uygun bir ortamdı.
S: (L) Dünya üzerindeki fiziksel bedenlerin yani Neandertal, Kro-Mgnon, Australipitikus vb gibi çeşitli insan türlerinin o gezegende üretilip sonra buraya getirildiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Eğer Nefilim 3'üncü yoğunluksa, tıpkı bizim gibi öldüklerini düşünüyorum. Doğru mu?   
C: Evet.
S: (L) Yani onlara ateş edebiliriz ve ölürler, değil mi?
C: Doğru. Ama yanlış yaklaşım.
S: (L) Doğru yaklaşım nedir?
C: Bilgi korur.
S: (L) Eğer 4.5 metre boyunda biri gelip beni yere yıkmak isterse hangi bilgi beni koruyacak?
C: 4'üncü yoğunlukta olacaksın.
S: (L) Yani onlar buraya gelmeden önce biz 4'üncü yoğunluk mu olacağız?
C: Geçiş.
S: (L) Üçümüz de mi?
C: Evet, ve pek çok başka kişi.
S: (L) Yani Nefilim'le uğraşmak zorunda olmayacağız?
C: Yanlış.
S: (L) Yani o sırada dünya üzerinde 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukta varlıklar olacak ve bazıları onlarla uğraşmak zorunda olacak ama bazıları da olmayacak, öyle mi?
C: Ama siz uğraşmak zorunda olacaksınız.
S: (L) Anlamıyorum. Buraya gelen Nefilim grubu da mı 4'üncü boyuta geçiyor?
C: Onlar orada 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak yaşıyorlar. Şöyle düşün: Kaçırıldığın zaman 3'üncü yoğunluksun ama 4'üncü yoğunluğa götürülüyorsun.

-----------------------------------------------------------
S: (L) Geçmişin herhangi bir noktasında tek bir bedende her iki cinsiyeti de taşıyan fiziksel bir insan ırkı oldu mu hiç?
C: Hayır.
S: (L) Fiziksel insan ırkı her zaman iki cinsiyetli, yani erkek ve dişi oldu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Atlantis bir dizi afetle mi battı?
C: Evet.
S: (L) Kaç afet?
C: Üç.
S: (L) Bu afetlerin hepsi aynı nitelikte miydi?
C: Hayır.
S: (L) "Nuh tufanının" Atlantis'teki son afetin ve yok oluşun hikayesi olduğunu söylemiştiniz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Bunun nedeni neydi?
C: Venüs.
S: (L) Buna Martek'in neden olduğunu söylediğinizi sanıyordum?
C: Evet.
S: (L) Eğer buna Martek neden olduysa, Venüs nasıl neden olabiliyor?
C: Venüs Martek'e de "neden oldu".
S: (L) O zamana kadar dünyanın bir su buharı örtüsüyle çevrili olduğunu söylemiştiniz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Ve Mars gelip kendi suyunu dünyanın atmosferine boşaltınca da bu su bir tufana neden oldu, doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Venüs güneş sistemine ne zaman girdi?
C: Yaklaşık 80000 yıl.
S: (L) Venüs dünyaya kaç yakın geçiş yaptı?
C: Yedi.

-----------------------------------------------------------

Atlantisin üç defa çeşitli sebeplerle battığı vurgulanıyor ,Nuh tufanından evvelki batış sebepleri arasında diğer batışlar ve kristaller hakkında genel bir alıntı ,

Diğer yayınlardan ilave bilgiler aşağıdakiler ile birleşiyor ,o yayınlardan aldığımız bilgilere göre kristal enerjisinden istifade için diğer gezegenler kullanılıyormuş mesela ay ve buralarda Birin oğulları denilen Lemurya ırksal kökenli rahipler idareci imiş Atlantisliler çeşitli oyunlarla bu idarecileri aldatıp aralarına karışmışlar ve (hırs tavanında dünyaya hakim olma düşüncesi) ve kristal idaresindeki teknolojik beceriksizlikler ve yapay zekanın (bilgisayarların) işi ve idareyi ele alması  yüzünden bu batışlar gerçekleşmiş,

Şu anda da bilgisayara teslim bir toplum manzarası görüyoruz idarecilerimiz sosyal medyayı kontrol için harekete geçtiler ,pek fazla P.C. bilgim olmadığı halde mesela Google ı küstürüp kapatsalar devletçe çeşitli konularda felç oluruz gibi geliyor ,yanlış mıyım, düzeltin gençler lütfen,

-----------------------------------------------------------
C: Evet. Mars'a iniş de öyle. Ama Mars anıtları değil.
S: (T) Mars'taki anıtları kim yaptı?
C: Atlantisliler.
S: (T) Yani Atlantisliler gezegenler arası yolculuk yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Kolaylıkla. Atlantis teknolojisinin yanında sizin teknolojiniz Neandertal çağı gibi kalır.
S: (T) Ay'da Richard Hoagland'ın keşfettiği yapıları kim inşa etti?
C: Atlantisliler.
S: (T) Bu yapıları ne için yaptılar?
C: Kristal gücüne yönelik enerji aktarım noktaları. Anıtlardaki veya heykeldeki sembolizma kullanılmış.
S: (T) Hangi heykeli kastediyorsunuz?
C: Örnek; Yüz.
S: (T) Bu kristaller hangi gücü topluyordu?
C: Güneş.
S: (T) Mars ve Ay'da güç toplama istasyonları kurmaları gerekli miydi? Bu onların gücünü mü arttırıyordu?
C: Gerekli değildi ama sizin milyon dolar sahibi olmanız da gerekli değil. İlişkiyi anlıyor musun? Sizin toplumunuz nasıl paraya açsa, Atlantisliler de güce açtı.
S: (T) Bu güç toplama işi onların sonunu getiren şey miydi?
C: Evet.
S: (T) Bu gücün kontrolünü nasıl kaybettiler?
C: Bilgisayarlarınızın sizi kontrol edecek hale gelmesi gibi, o güç de onları kontrol eder hale geldi.
S: (V) Yani hayata ve kendi zekasına sahip olmaya benzer birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir anlamda bu kristal yapıların canlandığını mı söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Peki sonra ne yaptılar?
C: Atlantis'i yok ettiler.
S: (L) Ama Atlantis'in, güneş sistemindeki bir gezegenin yakın geçişinden dolayı yok olduğunu sanıyordum?
C: Hasar gördü ama düzeldi.
S: (L) Yani Atlantis, Mars'ın yakın geçişinden dolayı zarar gördü ama sonra toparlandı, öyle mi?
C: Toprakları tamamen değil kısmen yok oldu.
S: (L) Peki Atlantis kaç ayrı yıkım gördü?
C: Üç.
S: (L) Biri Mars'ın yakın geçişinden kaynaklandı, değil mi?
C: Evet. Ve kometler.
S: (L) Mars ile kometler arasında bir çeşit etkileşim oldu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) İkinci yıkımın nedeni neydi?   
C: Venüs.
S: (L) Peki üçüncü ve son yıkım neden kaynaklandı?
C: Kristaller.
S: (L) Kristaller hala etkin mi?
C: Bermuda üçgeni.
S: (L) Bunun bir efsane olduğunu sanıyordum?
C: Hayır.
S: (L) Peki o kristal ne yapıyor? Sürekli etkin mi?
C: Hayır. Düzensiz.
S: (L) Bilinçli, duyarlığa sahip bir varlık anlamında mı etkin?
C: Hayır.
S: (L) Etkinleştiren şeyler nedir?
C: Pek çok faktör.
S: (L) Etkinleştiğinde ne yapıyor?
C: Boyutötesi pencere açılıyor.
S: (L) Diyelim ki bir insan Bermuda Üçgeni'nde gemiyle seyahat ediyor ve o pencere açıldı ve bu kişi o pencereden geçti. Kendisini nasıl bir durumda bulur?
C: Askıda kalan bir canlılığa (Suspended Animation) benzer birşey.
S: (L) Askıda kalan kişiler, canlılıklarının bilincinde olurlar mı, yoksa bilinçleri de mi askıda kalır?
C: İkisinden biri.
S: (L) Bu durumda sonsuza kadar kalırlar mı, yoksa geri mi dönerler? Yoksa başka bir yere mi giderler?
C: Açık. Herşey olası. Aynı şey Philadelphia deneyi katılımcılarının başına geldi.
S: (L) Eğer bir kişi bu boyutlararası askılı hayatiyet durumuna gelirse, sonsuza kadar öyle mi kalır?
C: Belki.
S: (L) Ölemezler mi, bunu mu kastediyorsunuz?
C: Milyonlarca yıldır bekliyorlarmış gibi bir algıları olabilir.
S: (L) Onları bu durumda kurtaracak bir kişi veya bir yol yok mu?
C: O denizciler neden delirdiler sanıyorsun?
S: (L) Bermuda Üçgeni'ndeki kristal dışında başka etkin kristaller de var mı?
C: Evet.
S: (T) Devlet bunları biliyor mu?
C: Yarı.
S: (L) Diğerleri nerede?
C: Japonya açığında, Brezilya'da, Ural dağlarında, Kuzey ve Güney kutuplarında.
S: (T) Ay ve Mars'takiler de etkin mi?
C: Evet.
S: (V) Japonya'daki depremlerle bir ilişkisi var mı?   
C: Evet.
S: (L) Eğer kristallerden biri bulunsa ve teknolojisi çözülseydi ve başka bir tanesi daha...
C: Şu şekilde cevaplayalım: Eğer Neandertaller bir Boeing 747 bulsalardı, onu nasıl kullanacaklarını bilebilirler miydi?
S: (L) Bu kristallerin fiziksel ebatları neydi ve yapay mı yoksa doğal mıydılar?
C: Çeşiti ebatlar. Yapaydılar.
S: (L) Yontuluyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (L) Yontulmada hangi şekil veriliyordu?
C: Piramit.
S: (L) Yani Gize'deki Büyük Piramit'le aynı orantılara sahip tam bir piramit miydiler?
C: Yakın.
S: (L) En büyüğü tabanından tepesine ne kadar uzunluktaydı?
C: 1500 metre.
S: (L) Ortalama uzunlukta olanları ne kadardı?
C: 150 metre.
S: (L) 1500 metre yükseklikte olan hala duruyor mu?
C: Evet.
S: (L) Peki nerede?
C: 600 kilometre doğunuzda.
S: (L) Birkaç yıl önce bir pilot suyun içinde bir piramit gördüğünü bildirmişti...
C: Gördüğü şey piramidin okyanus tabanından yukarıda kalmış olan tepesiydi. %90'ı gömülü.
S: (V) Meditasyonda Dünya değişimleri sırasında ortaya çıkan kristaller görmüştüm. Bu meydana elecek mi?
C: Evet.
S: (L) Atlantis'in batışı sırasında bu kristal nasıl oldu da çatlamadı veya kırılmadı?
C: Sıradışı ölçüde güçlü. Bir atom bombası bile onu parçalayamaz. Kristal, termonükleer bir patlamanın zincirleme reaksiyonu absorbe eder ve saf enerjiye çevirir. Bu onun tasarımsal işleviyle ilgili.
S: (L) Peki sonra ne olurdu?
C: Atlantislilerin yaptığı gibi mühendislik yoluyla odaklanma olmazsa enerji dağılır.
S: (L) Bu teknolojiyi nereden elde ettiler?
C: Kendileri geliştirdi.
S: (L) Kendileri mi icat etti?
C: Evet.
S: (L) Dünyadışılarla etkileşime girdiler mi?
C: Evet.
S: (L) Hangi dünyadışılarla?
C: Kertenkeleler.   
S: (L) Bu kristaller ne tür bir güç frekansı kullanılıyordu?
C: Tam bant genişliği.
S: (T) Kristallerden kaç tanesi dünyadaki devletler tarafından keşfedildi?
C: Tümü.
S: (T) Onları kullanmaya mı çalışıyorlar?
C: Boşuna.
S: (T) Deniyorlar mı?
C: Belki.
S: (T) Ay'dan çekilmelerinin ve uzay programını durdurmalarının sebebi bu mu?
C: Hayır. Devlet teknolojiyi anlamıyor.
S: (T) Ay'daki faaliyetlerini sona erdirdiler mi?
C: Açık.
S: (T) Mars'taki kristaller nedeniyle mi oraya gitmeyi bu kadar istiyorlar?
C: Evet.
S: (T) Kristaller yüzünden mi yoksa anıtlarda saklanan şeyler yüzünden mi?
C: İkisi de değil.
S: (T) Mars'a gitmeyi neden istiyorlar?
C: Keşif.
S: (T) İnsan ırkının tepesinde bulunanlar gerçekten göründükleri kadar aptallar mı?
C: Subjektif.
S: (L) Elektrik üretmek için o kristal şeklini kullanabilir miyiz?
C: Mümkün ve yapıldı.
S: (L) Karmaşık mı?
C: Evet.
------------------------------------------

Şu çöp DNA konusuna dokunmadan edemiyorum ve bilim bağnazlarımızın din bağnazlarından farkı olmadığını ,gelişime engel olup barikatlı bir bilinci normal kabul ettirme peşindeler,

Atlantis ve Lemuryadan evvel de bu dünyada çok varlık geçişleri olduğunu biliyorduk ,tasdik edici bilgiler,

-------------------------------------------------
S: (T) Eğer 3'üncü yoğunluktaki uzmanlar şu anda DNA'mızı inceleseler bunu görebilirler miydi?
C: Çöp DNA derlerdi.
S: (T) Gene de daha önce olmayan birşeyleri fark ederler miydi?
C: Belki.
S: (F) Sıradan bir DNA'yla karşılaştırmaları gerekir. (L) Atlantis ve Lemurya dünyanın en eski medeniyetleri mi?
C: Hayır.
S: (L) Atlantis ve Lemurya'dan önce de gelişmiş medeniyetler var mıydı?
C: Pek çok.
S: (L) Şu anda Antartika olarak isimlendirdiğimiz bölgede eski bir gelişmiş medeniyet var mıydı?
C: Evet.
S: (L) Bu medeniyetin adı neydi?
C: Gor.
S: (L) Gor'da ne tür bireyler yaşıyordu? 
C: 5 buçuk metre boyunda.
S: (L) Peki hümanoitler miydi, bize benziyorlar mıydı?
C: Yakın.
S: (L) Bizim gibi erkek ve dişi miydiler?
C: Evet.
S: (L) Uzay yolculuğu yetenekleri var mıydı?
C: Öyle bir ilgileri yoktu.
S: (L) Onların medeniyetinin herhangi bir kalıntısı var mı?
C: Evet.
S: (L) Sadece Antartika'da mı yaşıyorlardı?
C: Hayır.
S: (L) Tüm dünyada mı yaşıyorlardı?
C: Yakın.
S: (L) Florida'da herhangi bir kalıntıları var mı?
C: Hayır.
S: (L) Kalıntıları nerede bulunabilir?
C: Güney Amerika.
S: (L) Güney Amerika'nın neresinde?
C: Amazon. Eski Amazon efsaneleri.
S: (L) Bilimadamlarımız bunu biliyorlar mı?
C: Evet.
S: (L) Atlantis ve Lemurya'nın kalıntıları mevcut mu?
C: Evet.
S: (L) Bilimadamları bunu da biliyor mu?
C: Evet.
S: (L) Bu bilgileri kasıtlı olarak mı bizden saklıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Bize söyleme gibi bir niyetleri var mı?
C: Hayır.
S: (L) Ellerinde bu kalıntılardan var mı?
C: Evet.

-------------------------------------------
S: (T) O kadar iyi miydik? (L) T--- ! Pekala, Otto Muck, Atlantis'in son yıkımının MÖ 5 Haziran 8498'de meydana geldiği sonucuna ulaştı. Bu tespit çok yakın mı?
C: Yakın.
S: (L) Mayalara ne oldu?
C: Kertenkele varlıkları tarafından 4'üncü yoğunluğa götürüldüler. "Kertişland"
S: (L) Orada onlarla ne yaptılar?
C: Pek çok olasılık.
S: (L) Bu olasılıklar arasında akşam yemeği olmak da var mı? Özür dilerim buna engel olamadım.
C: Belki.
S: (L) Atlantis ana adasının büyüklüğü ne kadardı?
C: Yaklaşık 3.500.000 kilometre kare.

-----------------------------------------

Holokast üzerindeki bilgi karmaşasını ve çarpıtılan büyütülen bir çok anlayış üzerine şuna ne denmeli,bakalım,

---------------------------------------------
S: ...  (L) Bildiğiniz gibi Holokost (Nazilerin Yahudi katliamı) kurbanlarının reenkarnasyonları ve onların deneyimlerini hatırlamalarıyla ilgili bir kitap okuyorum. Bir keresinde ırksal bir grup olarak Yahudilerin Atlantis kökenli olduklarını söylemiştiniz, bu doğru mu? 
C: Bazıları.
S:(L) Bazıları. Peki hangi bazıları, söyleyebilir misiniz?
C: Hayır.
S:(L) Holokost ile ödenen karmik bir borç var mıydı?
C: Elbette.
S:(L) Bu olayda hangi karmanın silindiğini ve bu Yahudilerin hangi grubu temsil ettiklerini söyleyebilir misiniz?
C: ...Atlantisli yöneticiler, o yaşam deneyimlerinden kalma suçlarını "siliyorlardı."

---------------------------------------

S:(L) Yahudilerin Atlantis kökenli olduğunu ve Nuh'un da bir Atlantisli olduğunu söylemiştiniz ve...
C: Çoğu.
S:(L) Bunun onların dinleriyle ve Yahudilerin şu andaki durumuyla ilgilisi nedir?
C: "Holokost"ta sadece Yahudiler mi vardı?
S:(L) Yahudi dini Atlantis dinine benziyor mu?
C: Önceki yanıtı anladın mı? 
S:(L) Holokost'takiler sadece Yahudiler miydi?
C: Hayır.
S:(L) Holokost'u yaşayanların sadece Yahudiler olmadığını mı söylüyorsunuz?
C: "Yahudi" olmayla özel bir karmik bağlantısı yoktu; holokostu deneyimlemenin önemi, sıradışı karmik borcun ödenmesiyle ilgiliydi.
S:(L) Evet anladım. Peki, Yahudi dini Atlantis dinine benzer mi?
C: Yalnızca tek bir din değil. Pek çok "dinler."
-------------------------------------------

Monoteizm ve dinler konusu ayrıca gelecek sanırım, evvelce de çok değindik,

--------------------------------------------------------------------
S:(L) Bazı uçakların, insanların ve gemilerin Bermuda Üçgeni'nde kaybolmasının nedeni nedir? Nereye gidiyorlar ve onlara ne oluyor?
C: Bu konu işlenmişti.
S:(S) Evet, Atlantis piramitleri.
C: Evet. Atlantis piramitlerinin neden olduğu EM (elektromanyetik) dalgaları.
S:(L) Kayboldukları zaman nereye gidiyorlar?
C: Elbette duyduğunuz olaylardan bazıları sadece kaza ve batma olayları. Ancak sıradışı fenomenler eşlik ettiğinde çok çeşitli anomaliler meydana gelebilir.
S:(L) Nereye gidiyorlar? (T) Bir yere gitmiyorlar, dibe batıyorlar. (S) Beşinci yoğunluk.
C: Paralel gerçekliğe.
S:(L) Bu paralel gerçeklik, paralel bir dünyada olmak gibi mi?
C: Hayır.
S:(L) Paralel gerçeklikten neyi kastediyorsunuz?
C: Koşullara göre değişir.
S:(L) Meşhur Flight 19'a ne oldu? (T) Philadelphia'ya gittiler.
C: Hala anlamaya çalışıyorlar.
S:(L) Ouuuuu! (J) Ou, aman tanrım! Korkunç! Hala kayboldukları yerdeler. (T) Paralel bir realitedeler... (L) Zamanın olmadığı... (T) Okyanus üzerinde, zaman ve mekanın donduğu bir realitedeler, doğru mu?
C: Onların düşünce referansıyla; "kayıp ruhlar."
S:(L) Aman tanrım! Zamanda bir noktada "takılı kalmış" durumdalar, öyle mi? (J) Aynen öyle.
C: Bingo!
S:(L) O yerden kurtulup bizim gerçekliğimize geri dönme olasılıkları var mı? 
C: Elbette. Unutmayın, dalga yaklaşıyor ve "yaklaştıkça" giderek daha fazla sıradışı olaylar meydana gelecek.Örneğin ekin çemberleri.
S:(L) Bu insanların o paralel gerçeklikte sıkışıp kaldıkları yerden kurtarılıp asıl gerçekliklerine dönmeleri için herhangi birinin yapabileceği herhangi birşey var mı? C: Evet, ama bunun teknolojisi çok sıkı saklanan bir sır.
S:(L) Bu sırrı biliyor musunuz?
C: Evet, ama siz de biliyorsunuz!
S:(L) Biz de mi? (T) Thor da biliyor mu? [Gülüşme]
C: Neşe!
S:(L) Sırrı biz de biliyor muyuz?
C: Philadelphia Deneyi.
S:(L) Hazır Philadelphia Deneyi'nden bahsetmişken, bize spesifik ayrıntılarıyla bunun nasıl olduğunu anlatabilir misiniz? Ne tür makineler kullandıldı ve bu makinelerden bir tane nasıl yapabiliriz? [Gülüşme]
C: Burada bir-iki gün boyunca oturmak mı istiyorsunuz?
S:(J) Yani bize bunun bilgisini vermeniz bir-iki gün mü alır? (T) Evet, vaktimiz var. Kalem kağıt getirin. (L) Başka bir zamana bırakalım. (T) Bir diyagram oluşturup Thor'a gönderelim.
C: Kısacası, bir EM jeneratörü yapın.

---------------------------------------------------------

Philadelphia Deneyini hatırlatmak için,
https://tr.wikipedia.org/wiki/Philadelphia_Deneyi

----------------------------------------------------------
Atlantis hakkında daha konuşacaklarımız var ,uzatmamak için şimdilik kesiyorum.


Tgur

#1024
ATLANTİS DEVAMI II

Flıght 19 konusunu tekrar ortaya getiriyorum ,Zira Atlantis yoluyla o BH yaşantısının terk edilip KH yaşantıyı imar eden veya devreye alan  değişik bir uygulama sahneye konmuş ,olayın inceliklerini anlamamız gerek,

Bu konuda uzun düşünüp algı meselesinin ne kadar önemli olduğunu ve gerçeklik diye etrafımıza sardığımız illüzyonların düşünen bilinçler tarafından nasıl eğilip büküldüğünü ve gerçeklik diye saplandığımızın ne olduğu hakkında silkinip olayı bambaşka açılardan değerlendirmemiz gerektiğini vurgulamak istiyorum,

Bir ara paralel gerçekliklerin zaman zaman açılabileceğini hatta etrafta hiç kimse yokken isminizin söylendiğinde ve bunun niçin olduğu sorulduğunda "paralel gerçeklikten sızma" diye cevaplanmıştı,yani bu gerçeklik kapısı arada bir açılmakta ve olağan üstü görüntüler ve sesler kendi gerçekliğimize geçmektedir ,

https://www.milliyet.com.tr/galeri/nasa-paralel-evrenlerin-gercekligine-dair-kanit-bulmus-olabilir-6216926/1

Bu idrak eğer tam olursa illüzyona kapılmayan bir bilinç, değişken gerçeklikte hiç bir şeye saplanıp kalmadan olaylardan duygusal tetiklenmeler içine girmeden böylece bedendeki kimyasalların yanlış yönlendirmelerinden uzak bir yapıya bürünür ,yani stres unsuru artık o kişide artık uzak bir uygulama olur..

Yoğunluk değiştirmede de bu özellikleri düşünmeliyiz ,beden fiziksel bağlardan kurtulmuş korku ,acı ve olmayan yönü tutturma telaşındadır belki de bunu telaşla da sınırlandırmamalıyız zira o da ufak da olsa korku içerir ,

Bedensizliğin bilgeliği,

Eğer kayıtlarına gezegen yaşam moduydayken sadece mevcut toplum bilincine uymak olarak izler koymuşsa ,o düsturda gidecektir ,yani 5Yde dersanelerde neyin ne olduğunu anlama eğitimleri,zira fizik beden ruhsal beden ile evlidir ve bilgisiz bir durumda kalınmış ise öğrenmekten başka çare yoktur yani reenkarne,bunu bir olumsuzluk olarak da düşünmek gerek zira ileride gelinecek dünya şartları çok daha güç olabilir,

Onun için şu evrelerde yüksek ruhsal bilgilere ulaşmak ve anlamak son derece önemlidir,

Ama dünyada iken bilgenilinmişse bu durumda da bir handikap vardır her olaya stressiz bir açıdan baktığın illüzyona kapılmış etraf tarafından fark edilirse "deliye her gün bayram" konumunda adlandirılır "din hayattır" çizgisi dışında kabul edilir maddi ve manevi oluşumdan uzak tutulursunuz,

O halde değişkenliğin ve ortada olan bitenin bu yüksek görüş ile olduğunu bileceksiniz ama dünya yaşamında rolünüzü oynayacaksınız,
Bihaber bakış, toplumun açısından olanlara beraberce hayret ve endişe etmiş çığlıkları,

----------------------------------------------------------

C: Şimdi Flight 19 hakkında biraz daha bilgi. Birkaç yıl önce bir grup araştırmacı o uçakları bulduklarını iddia etmişlerdi ve sonra da iddialarını geri çekmişlerdi, hatırlıyor musunuz?
S:(L) Evet. [Herkes katılıyor.]
C: Bu sizce ilginç geldi mi?
S:(S) Evet, çünkü buldukları uçaklar kayıp olduğu bildirilen uçaklar değildi. (T) Evet. (L) Bunda ilginç olan nedir? (J) Neden iddialarını geri çektiler? (S) Buldukları uçaklar neydi?
C: Evet, olayın ayrıntılarını ve araştırma grubun üç üyesinin nasıl bir psikiyatrik yardıma ihtiyaç duyduğunu bilseydiniz...
S:(L) Anlatın!
C: Sabır, anlatıyoruz ama kavrayabilmeniz için yavaş olmamız gerekiyor.
S:(T) Araştırma grubundan üç kişi psikiyatrik yardıma muhtaç hale mi geldi?
C: Buldukları şey, tanıma uyan beş uçaktı ve okyanusun dibinde mükemmel geometrik bir şekilde "dizilmişlerdi" ama seri numaraları uyuşmuyordu.   
S:(L) Uçakların geometrik dizilimi önemli mi?
C: Şimdi, ilk gizem: beş Avenger uçağının kaybolmasına dair başka bir olay yoktu. İkincisi: Uçakların iki tanesinde, üzerinde numaraların bulunması gereken panellerde "hiyeroglifler" vardı ve paneller tuhaf bir ışık yayıyordu. Üçüncüsü: Uçaklardan birini yukarı çıkarmaya çalışırken, halata bağlı olan bu uçak gözden kayboldu, sonra tekrar göründü, sonra tekrar kayboldu ve sonra tekrar göründü ve sonunda halattan kurtularak tekrar dibe düştü. Dördüncüsü: Keşif dalgıçlarından üçü, dipteki uçaklardan birinin içinde geçici olarak 2. Dünya Savaşı'ndan canlı insan görüntüleri gördüler ve bunu kamerayla kaydettiler. Son olarak: O zamandan beri uçaklardan üçü kayboldu. Tabii ki tüm bunlar bir sır olarak saklanıyor!
S:(S) Acaba o uçaklar nereden geldi? (L) Evet!
C: Paralel gerçeklik. Gördüğünüz gibi, birşey başka bir gerçekliğe geçtiği zaman, "düşünce düzlemi" diyebileceğimiz bir duruma girmektedir ve o gerçeklik yanlış algılandığı sürece pencere açık kalmakta ve her tür olasılıkla ilgili algılar geçici olarak somut gerçeğe dönüşmektedir; çünkü düşünce düzlemi maddesi her zaman akışkandır.
S:(L) Yani gördükleri şey, paralel bir gerçeklikten bir pencere aracılığıyla bizim gerçekliğimize giren bir "Flight 19" muydu?
C: Yakın.
S:(L) Bu, bizim "Flight 19"u kaybetmemizle ilişkili miydi? Gerçeklikler arasında bir değişdokuş mu oldu?
C: Gerçekliği etkileyen şey düşünce kalıplarıdır. O pencere açıldığında, geçici olmakla birlikte tüm düşünceler fiziksel gerçeklik haline gelebilir.
S:(L) Yani orada o dalgıçların ve araştırmacıların düşünceleri fiziksel gerçeğe mi dönüştü?
C: Ve diğer herkesin.
S:(T) Araştırmadaki herkesin mi?
C: Gezegendeki herkesin.
S:(T) Araştırmacıların o uçakları bulacağına inanmayanların düşünceleri bile mi?
C: Evet. Araştırmacılar bulmayı umdukları şeyi buldular, ama herkes haberi duyduğunda, ortaya çıkan hakim düşünce kalıbına göre başka şeyler meydana gelmeye başladı.
S:(L) Yani biri bulunan şeyin Flight 19 olduğuna inandığında göründü ve biri inanmadığında da kayboldu, öyle mi?
C: Evet.
S:(J) Aman tanrım! (T) Ben habere inanmamıştım... (L) Demek haklı çıktık! (F) Zavallı üç adamı hastanelik ettik. (T) Uçakların görünmesinin nedeni... (L) Hayır, sanırım araştırmacılar o uçakları aramaya gittiler ve orada bir pencere olduğu için... (T) ...uçaklar tam görmeyi bekledikleri biçimde karşılarına çıktı... Normalde o şekilde dibe inmiş olamazlardı. Araştırmacılar bundan birşeyler anlamalıydılar. O uçakların dipte düzgün bir dizilimde bulunduğuna dair haberi duyduğumda bu kafamı karıştırmıştı. (F) Birşey dibe batsa bile o şekilde inip sıralanmış olamaz. (T) Kayıtları araştırmaya başladıklarında sahil boyunca şimdiye kadar o uçaklardan 200 tanesinin düştüğünü öğrenmişler. O uçaklardan birini bulduğunu iddia eden bir adam vardı. Ama bulduğu şey Flight 19'daki uçaklardan biri değildi. Bir mekiğin parçalarıydı.... (L) Bu bana Challenger kazasını hatırlattı. Suya çarptıklarında astronotlar hala hayatta mıydı ve çarpmadan sonra herhangi bir süre boyunca hayatta kaldılar mı?
C: Dördü hayattaydı ama suya çarpma anında öldüler.
S:(L) Bermuda Üçgeni'yle işimiz bitti mi? (T) Bir sorum var. Flight 19'u aramaya giden PBA uçağına ne oldu?
C: Hala Avenger'leri bulmaya çalışıyor.
S:(T) Flight 19'la aynı paralel gerçeklikte mi?
C: Evet. 
S:(T) Onları bulacak mı?
C: ?
S:(L) Flight 19'un mürettebatının algısıyla, aradan ne kadar süre geçti?
C: Hiç.
S:(J) Yani hiçbir fikirleri yok. (S) Merak ediyorum, acaba bizim zamanımıza mı dönecekler, yoksa kendi zamanlarına mı dönecekler?
C: Sizin algınız.

----------------------------------------------

Atlantisliler ve gelişen türevleşen diğer ırklar hakkında geniş bir anlatım bir bakıma Atlantisliler üzerinde neden durduğumuzu da izah ediyor kafa karıştırmadan bu soylar ve olanlar hakkında geniş bir malümat,

---------------------------------------------------------------

S: (L) Kanarya adalarıyla ilgili olarak, adanın fethinden çok önce, herhangi misyonerlerin veya Avrupalıların varışından çok önce adada garip bir heykelin ortaya çıktığını öğrendim. Adanın yerlileri büyük, sarışın tiplermiş. Bu heykelin kutsal olduğundan eminlermiş çünkü onun ortaya çıkmasından sonra sahilde melekler veya kutsal varlıklar, ışıklar, kokular, şarkılar, bu tür şeylere şahit olmuşlar. Candelaria Bakiresi heykeli Tenerife sahiline nasıl geldi?
C: Teleportasyon.
S: (L) Heykeli oraya kim teleporte etti?
C: "Keltler."
S: (L) Druidler anlamında mı?
C: Veya Atlantisliler anlamında.
S: (L) Daha önce Atlantislilerin Keltler olmadığını söylememiş miydiniz?
C: Hayır.
S: (L) Atlantisliler Keltler miydi?
C: "Keltler, Druidler" vs... bunlar yalnızca sonradan konan isimler.
S: (L) Şimdi biraz geri dönelim. Keltlerin Kantek'ten geldiğini söylemiştiniz. Kertişler tarafından buraya taşındıklarını, getirildiklerini söylemiştiniz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Fiziksel olarak kaç Kelt getirildi?
C: Yüz milyonlarca.
S: (L) Bizim ölçüm şeklimizle bu Keltlerin bu gezegene getirilmesi ne kadar sürdü? Yoksa hala devam ediyor mu?
C: Sizin ölçüm şeklinizle bir hafta diyebiliriz.
S: (L) Gemilerle mi getirdiler? Yani bir tür araçla? Yani onları bir gemiye yüklediler, 4'üncü yoğunluğa geçtiler ve 3'üncü yoğunlukta burada tekrar ortaya çıktılar veya buna benzer birşey, doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Ve onları Kafkaslar civarında bıraktılar, doğru mu?
C: Ve çevre bölgelere.
S: (L) Bu 79-80 bin yıl önce miydi?
C: 80.000'in üzerinde.
S: (L) Anladığım kadarıyla Atlantis o zaman zaten mevcut olan, gelişmiş bir medeniyetti, doğru mu?
C: Evet, ama göç veya fetih dalgalarıyla bölgeler değişir... Kendi topraklarınıza bakın.
S: (L) Ayrıca daha önce Hindistan'da nükleer bir savaş olduğunu ve Veda'larda "mavi derili" diyetanımlananların Keltler olduğunu söylemiştiniz. Keltlerin uçan araçlar kullandıkları ve bir savaş yaptıklarından bahsediliyor. Keltler kiminle savaşıyordu?
C: Parantalar.
S: (L) Durun bir saniye! Parantalar da kim?! Oyuna yeni bir oyuncu mu dahil oldu?
C: Yeni değil.
S: (L) Onları başka bir isimle mi tanıyoruz?
C: Seç.
S: (L) Atlantisliler mi? Hindistan'daki Keltler Atlantik'teki Atlantisliler mi savaşıyordu?   
C: Atlantis sizin ölçümünüzle 100.000 yıldan uzun bir süreçte 3 enkarnasyon geçiren dev bir ada imparatorluğunun farklı bölümlerinde yaşayan 3 insan ırkının oluşturduğu gelişmiş bir medeniyetin merkez üssüydü yalnızca.
S: (L) Bu üç ırk Keltler...
C: Veya Kantekliler.
S: (L) Kantekliler Keltlerden farklı mı?
C: Yalnızca uzunvadeli ırksal ve genetik karışım bakımından.
S: (L) Demek Atlantis'te Keltler vardı. Başka kim vardı?
C: "Amerikan yerlileri" dediğiniz ırk ve artık mevcut olmayan, Avustralya ya da Gine aborjinlerine benzeyen ama cilt renkleri biraz daha açık olan üçüncü bir ırk. (ç.n.: "amerikan yerlileri" derken "kızılderililer" mi,yoksa aztek-maya gibi unsurlar mı kastediliyor acaba?)
S: (L) Bu üçüncü ırkı diğer iki ırk mı yok etti?
C: 3 afetten biri.
S: (L) Peki Parantalar kimdi?
C: Yukarıda belirtilen ırk.
S: (L) Demek Parantalar Avustralya Aborjinlerinin ataları, öyle mi?
C: Evet, ve benzerlik için, genetik karıştırma ve seyreltimi de göz önünde bulundurarak onları Hindistan, Pakistan, Sri Lanka, Avustralya ve Yeni Gine'de mevcut olan halklarla karşılaştır.
S: (L) Veda'lar Parantalar tarafından mı yazıldı, yoksa Keltler tarafından mı?
C: Parantaların torunları tarafından bir "ilahi rehberlik" kaynağı olarak.
S: (L) Bu ÇOK ŞEY açıklıyor. Geçen gün düşünüyordum da, eğer dil kökleri bakımından filologların inanmamızı istediği gibi Hindistan'daki bu insanlar Keltlerle akraba olsaydı bu işten hiçbir şey anlayamayacaktım çünkü onlara kesinlikle HİÇ benzemiyorlar. Tamam, bu nükleer savaşın 50.000 bin yıl kadar önce olduğunu söylemiştiniz sanırım. Birkaç noktayı hallettik; Atlantis'te 3 ırk vardı. Keltler de oradaydı... Keltler Atlantislileri fetih mi ettiler?
C: Hayır.
S: (L) Sadece girip yerleştiler mi?
C: Kuzey kısmı ele geçirdiler.
S: (L) Aynı zamanda Kafkaslarda, Baltık boyunca, İrlanda'ya, İngiltere'ye ve Avrupa'ya yerleştiler...
C: İrlanda, İngiltere vs daha sonraydı.
S: (L) İsveç, Norveç ve Danimarka gibi Nors topraklarında, Baltık hizasında ve Kafkaslar'da...
C: Belirttiğin bölgelerin bazıları buz kaplıydı.
S: (L) Filologlar dil köklerini incelediklerinde Kafkasların kuzeybatısındaki Kurgan bölgesine varıyorlar. Orası Atlantis yok olunca Keltlerin gittiği yer mi?
C: Yakın.
S: (L) Keltler Sitchin'in tanımladığı şekliyle Sümerleri yöneten, Anak'ın Oğulları olarak bilinen uzun boylu sarışın insanlar mıydı?
C: "Keltler" yalnızca orijinal prototipten kalanlar.
S: (L) Tamam. Kantekliler. Ne zaman...
C: Çekim farklılıkları boy farkını açıklıyor.   
S: (L) Kantekliler veya Keltler Kanarya Adalarına ne zaman vardılar?
C: 12.000 yıl önce.
S: (L) Atlantis'ten direkt olarak mı geldiler?
C: Yakın.
S: (L) Nereden...
C: Travmayla kafaları karışmış bir şekilde.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tahmin et.
S: (L) Yeraltından mı geldiler?
C: Bazıları.
S: (L) Yeraltı ırkının bir parçası mıydılar?
C: Hayır Laura. "Travma" derken neyi kastediyor olabiliriz?
S: (L) Komet kümesi mi? Nuh Tufanı mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Keltler veya Kantekliler Britanya adalarına ilk olarak ne zaman yerleştiler?
C: Aynı. 12.000 yıl önce.
S: (L) Piktler de mi Keltlerdi?
C: Hayır, Atlantisli. Hatırla, "Kelt" sonradan konan bir isim.
S: (L) Piktler de Kantekiler miydi?
C: Köken olarak.
S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.
S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.
S: (L) Irksal bir ayrımken kim kimdi?
C: Belial'ın Oğulları Kanteklilerdi.
S: (L) Oo! Bu iyi değil.
C: Subjektif... Beden değilsiniz, ruhsunuz.
S: (L) Kantek'te oldukları zamandan beri bir grupla temasta olduğunuzu söylemiştiniz. Bu grup Druidler mi?
C: Hayır. Henüz tanımıyorsun.

------------------------------------------------------------

Kısa döngünün başlaması ve yürümesi Atlantislilerin KH yaşantısını tetiklemesi üzerinde bir sebep olarak gözükse de,

KH nin süregelmesi ve zaman içinde oyunlar yaparak şimdiki zamana uygun yaşantı özellikleri kendi içindeki değişkenliklerin aldanmış toplumlar yaratmasının bilgi yönünde gelişmemiş toplumların genel faaliyetleri olarak da düşünülmelidir,

Yani aşamamış toplumların KH genel düsturu içinde yaşantıyı zorlaştıracak neticeler çıkartması,mesela bürokrasinin gittikçe ağırlaşmış ve genellenmiş işin içinden çıkılamayacak sonuçlara doğru insanları sürüklemesi,
----------------------------------------------------------

S: (L)  Sıradaki soru: Cayce belirsiz açıklamalarından bir tanesinde... Bu arada Kasyopyalıları belirsiz olmakla suçlayanlar Cayce'yi okusalar iyi olurdu çünkü gerçekten belirsizliğin USTASI! Sayfalar dolusu şey yazıp HİÇBİR ŞEY söylemeyebiliyor! Her neyse, 1909 ile 1930 arasında çok sayıda Atlantislinin enkarne olduğunu söylüyor. Onlarla ilgili tanımı güçlü zihinleri ve duyguları, aynı zamanda fizikselliğe, zevke düşkünlükleri ve yüksek teknik yetenekleri olduğu şeklinde. Aynı zamanda geçmişin hatalarının tekrarlanma olasılığına karşı uyarmış. Şimdi bu belirttiği insanlar bugün bildiğimiz dünyayı kuran insanlar.
Sorum şu; karmik bakımdan Atlantis hikayesinin bir tekrarıyla mı karşı karşıyayız?
C: Enerjisel bakış açısıyla bakılacak olursa bu tekrarlanma döngüleri gerçekten mevcut ama her zaman öğrenme ve böylece ilerleme fırsatı var. Bu bildiri 1909 ile 1930 arasında doğanlar için değil miydi?? Bu zamanlamanın önemi nedir, eğer kişinin yönelimi "şimdiki" zamanaysa?
------------------------------------------------------------

Atlantis ve anlatılanların çoğu Edgar Cayce okumaları ve o öldükten sonra çocukları tarafından kurulan araştırma vakfında çalışanların çeşitli kanallı kişilerle yaptıkları araştırmalar sonunda yazılan kitaplardan bilgilerden elde edilmiş ,ayrıca münferit bazı kanalla ilgili bağımlıların yazdığı eneteresan bilgilerle dolu bir küme görüyoruz,kabala bilgileri ve daha sonraki kutsal kitaplar risaleler taş levhalarla v.s. ile çeşitli değişikliğe uğratılmış bilgiler,bu sebeple olanları sağlam bir mecraya sokamıyoruz yani kronolojik bir düzenleme zor,

Lauranın K.bilgileri vasıtası ile yaptığı araştırmalar ve bunlarla ilgili sorgulamaları ile bir yerlere varmaya çalışıyoruz,
Son zamanlarda bir dostun merakı ile kanallı olup çeşitli varlıklarla konuştuklarını ve onlardan aldıkları bilgileri aktaranlarla da karşılaştık, hatta en son bir yorum da yazdım "mistik karmaşa" sonucu ile,daha sonra ilgilenen dostların yorumları ve kanal konusundaki obsedasyon tehlikesinin her zaman olabileceği ikazlarım ve bunun üzerine dostların diğer söylevlerini izledik,

Gerçekten bu bilgileri faullü kabul edip kılı kırk yararak incelemeliyiz derken bir arkadaşın işaret ettiği "boynuzlu tanrılar "üzerinde böyle bir şey var mı diye internette gezindim ,hayret varmış mesela Zeusun boynuzlu heykelleri ,İskenderin boynuzlarını örtme çabası daha başkaları da var ve sorguladım bu boynuz işi nedir,

Hücremizdeki imal edilen bir proteinin bile anteni var ise bu doğa üstü uzay varlıklarının insan formu hallerinde neden anten olmasın organik yapıda bir anten,

Yaşamımızdaki kullanılan antenleri düşünelim cep telefonları ilk zamanlarda antenliydi sonradan cihazın tümünü anten formuna soktular her halde, şimdi yok,

Ancak insan beyin sinir hücreleri içinde özel bir hücre tipi var ve bunu anten olarak anlatmıştık ilgili konuya bir bakalım, belki başlangıçtaki boynuzlar sonra bu gelişmiş sinir hücrelerine dönüştü,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27327

Bu bölümü bulabilmek için oldukça fazla uğraştım zira VON yerine ven araması yapmıştım, bu arada bir çok konuda oldukça fazla yazılar yazmışım kendime hayret ettim ,yeni başlayanlara duyurulur ilgilenin ve lütfen anlayışınıza ters gelen hususları bildirin ,her şeyi bilirim merakında değilim ben de talebeyim bir çok şeyi böyle gevezelik ederken yakalayıp üzerinde durup derslerimizi tamamlamaya çalışıyoruz, kollektif çalışma ile bilgiyi geliştirme ilgilenen kişilerin farkına vardıkları veya varmadıkları spontone kanallar vasıtası ile gelişir ,yeter ki kanala obsede olup takıntılı davranışlara saplanılmasın ,

Bu son cümlemi desteklemeye insanlığı çeşitli buluşlara götüren dahi bilim adamlarının yaptıkları ve gelişitirip kullanıma sundukları icatları gösterebiliriz, buna 3BH yaşamındaki ruhsal ve teknolojik gelişmiş kabiliyetlerin unutturulup tekrar  hatırlanması da diyebiliriz,

Konuyu buralara getirdiğimizde neden bu kısa döngü ve KH yaşantısı seçildi sorgulaması akla geliyor, demek ki fizikde dolaşıp fiziğin en ilkel bölgelerini yoklamak da yaratımın negatif taraflarını devreye getirse de bütünlük bilinciyle düşünülüp haklı bir tarafa doğru adeta bilincimizi itiyor, olayda mozaiksel oluşumda faaliyete geçmiş yaratımın genel macerası içinde düşünmeliyiz, her şey denenecek,sonuçta yeni bir soluk için birde birleşilecek, bu mantığı veya mantık üstünü artık kavramamız gerek..

Dillerin kökenini araştırma ve oluşmuş benzerlikler bakın bizi hangi genel deney sahasının mimarlarına götürüyor,ORİON..

-----------------------------------------------------------

S: (L) Tamam bunu şimdilik geçelim. Sanskrit alfabesini incelerken bu alfabenin esas olarak büyük Hindu gramercisi Panani tarafından "icat" edildiğini öğrendim. yani bu alfabe tesadüf eseri oluşmuş olabilir.Ama daha fazla araştırmak istemedim çünkü ilginç görünmedi.
C: Çünkü henüz noktaları birleştirmedin.
S: (L) Yani nihai büyük resmin bir parçası. Tamam. İncelemeye devam edeceğim. Sonraki soru. Büyük Sargon tarihsel olarak bir tür bilinmeyen şahıs. Sümer'in ilk büyük "Akadlı" kralı ama kimse "Akad" teriminin tam olarak ne anlama geldiğini, hatta nerede olduğunu bilmiyor. Kim bu Sargon?
C: Derin seviyeli noktalayıcı.
S: (L) Ne?!? Bu da ne anlama geliyor?
C: Ne gibi görünüyor?
S: (L) Noktalama dille, grammerle ilgili...
C: Başlangıç veya son.
S: (L) Beni tamamen çıldırtıyorsunuz! Tüm bunların ne anlama geldiğini hiç öğrenemeyeceğim!
C: Hepsi kavrayışın dahilinde.
S: (L) Dillerin incelenmesinin BÜYÜK bir anahtar sağlayacağını düşünüyorum...
C: Tüm dillerin kökleri aynı...
S: (L) Nasıl yani?
C: Orijininiz.
S: (L) Atlantis mi demek istiyorsunuz?
C: Orijininiz bu mu?
S: (L) Orion mu demek istiyorsunuz?
C: Kelime kökü benzerliği ilginç, değil mi?
S: (L) PEK ÇOK şeyin kelime kökeni benzerlikleri ÇOK ilginç! Kelime köklerini inceleyerek keşfettiğim pek çok ilginç şey oldu...
C: Dillerinizin mimarları bol miktarda ipucu bıraktı. Diğer dilleri öğrenerek ve anlayarak bundan çok daha fazlasını keşfetmek için nadir bir fırsata sahipsin. Bu alanda KH tarafından yerleştirilen direnci kırmaya çalışmanı ÖNERİYORUZ.

--------------------------------------------

Çeşitli dostlar ve ben ailem bedensel veya manevi düşüklüklere ara ara giriyoruz ve bunu çok şükür en sonunda mutluluk ve mutsuzluk daim değildir, kutupsal oynamalarla yaşarken işin gereği budur idrakiyle bir yere oturtmaya çalışırız ,bazı zorlukları "her müsibette bir yarar vardır"dervişvari bir bakışla verdiği ızdırabı dindirmeye çalışırız ,aşağıda bu şahsi sıkıntıların "dev bir yaratım" hadisesi altında önemi olmadığı belirtiliyor ve karşı kutuba yani olumluya mutlaka geçilecektir anlayışını eklememiz tesellisini daima aklımıza getirmeliyiz,

-------------------------------------------------

C: Chloe'nin yakında "hayaletimsi" ziyaretler ile "rahatsız" olmasını bekleyebilirsin.
S: (L) Ne tür ziyaretler? Onun farkındalığını arttırmayla mı ilgili? Örtüyü yırtması ve bu nedenle EM patlamaları olacak olması nedeniyle mi?
C: Belki, ama Karolina dağları yalnız ve kalbi zayıf olanlara karşı merhametsiz!
S: (L) Neden?
C: Karmaşık ama köken olarak doğal manyetik etkilerle ilgili. Bu 4'üncü yoğunluk yapısında dünyadışı biyolojik varlıkların maden faaliyetlerine neden oluyor. Bu da şu meşhur yeraltı geçitleri ve/veya üslerinin gelişimine neden oluyor.
S: (L) Ona böyle birşey söyleyemem! Lama Singh ona o yerin Atlantis zamanlarında onun evi olduğunu ve orayı satın alıp o evi yapmasının nedeninin de bu olduğunu söylemiş. Singh Kuzey Karolina Dağları'nın eski Atlantis'in parçası olduğunu söylemiş. Emekliliklerini orada geçirmek onların hep hayaliymiş!
C: Singh'in her zaman doğruyu söylemediğini şimdiye kadar keşfetmiş olman gerekirdi
S: (L) Evet. Çok iyi biri ama bulmacanın pek çok parçasından habersiz ve bu yüzden belirsizlikleri var. Bana yaptığı okumalardan da bunu anladım. O ev veya dağlarda olan herhangi birşeyin T---'deki kanser oluşumuyla herhangi bir ilgisi var mı?
C: Varsa ancak dolaylı bir şekilde.
S: (L) Chloe eğer yaşamış olsaydı bile kolunu kaybedeceğini söyledi. Bunu söylemiş biçimi ilginçti. Ona bazı şeyleri anlatabilmek istiyorum ama sanırım anlatabileceğimi sanmıyorum. Şu anda fazlasıyla incinebilir durumda.
C: Doğru. Gelişmeleri izle ve gelişmelerin ardından tavsiyede bulun. Chloe bizim varlığımız konusunda şüpheci. Ama unutma ki Arkadiusz da bir zamanlar benzer derin bazı şüphelere sahipti, şimdi ona tekrar bak... Bu arada mevcut durumla ilgili gelişmeler devam ediyor. Chloe'ye neler olacağına bak şimdi!!
S: (L) İtiraf etmeliyim ki ben de uzun süre şüpheciydim... hatta hala bazı şüphelerim olabilir. Ama o kadar çapraşık şeyler var ki, şimdiye kadar okumuş ve deneyimlemiş olduğumuz şeylerle bile hiç birimiz bunları kendi bilinçaltımızla oluşturmuş olamayız. Ve çeşitli kehanetler ve özel bilgiler gerçekten çok etkileyiciydi.
Doğruluk bakımından sanırım %100'e yakın bir dereceye sahipsiniz, tabii bizim kendi zihinlerimizdeki enerji çevrim derecesi ve önyargıların da göz önünde bulundurulması gerek! Öncesine göre şüphelerim azaldı. Ayrıca diğerlerinin eylemlerini inanılmaz isabetli bir şekilde öngörebiliyorsunuz gibi görünüyor. Buna tekrar tekrar şahit olduk... Hazır buna değinmişken, şu anda herhangi bir kehanette bulunacak mısınız?
C: Gerekli değil... henüz.
S: (A) 1979'da omzumu neden kırdığımı öğrenmek istiyorum.
C: AK, canım, hepinize karşı sabırlı davrandık. Ama artık bu kanalı KH eğilimli kişisel sorgular için bir araç olarak kullanmanın ötesine geçmenin "vaktinin" geldiğini düşünüyoruz. Yaratımın tüm alemleri için öneme sahip konulardan bahsediyoruz. Tüm saygı, sevgi ve rehberlikle, yaratım, omuzlarındaki çeşitli sorunlara rağmen devam edecek!

-----------------------------------------------

İşte geldik dinler programı diye dilimizden düşürmediğimiz bu müthiş monoteist anlayışla yerleştirilen ve halen de büyük bir insan kitlesinin vaz geçemediği KH manipulasyonları ve türevleri ile iyice bilinçlere yerleşmiş kolay kaldırılamayan genel anlayışın nasıl ortaya döküldüğü ve bu işte Atlantis in rol aldığını belirtmeye ,

Atlantis "Birin Yasasının Oğulları" denen bölümün bütün ikazlarına rağmen egeosal hayatı yaşamın en önemli ilkesi haline getirmeye kendini adamış "Belial Oğulları" ırksal neslidir,

Bunun daha iyi izahını evvelce yapmışım ,kendi eski yazımdan alıntı,
"Monoteizme bakalım,ırksal bir durumun ayrışması sonu yani Lemuryalıların Atlantislilerden ayrılması işi kesinleşince ve Atlantislilerin 3 defa batırılışından sonra kurtulabilen Atlantisliler ve hatta biraz kalıntı Lemuryalılar dünyanın çeşitli yerlerine dağıldılar,Belial oğullarının çılgınlıklarına yani aşırı egosal davranışlarına dur diyen "Birin Oğulları "adlı rahipler yenik düşmüşler karşı egosal bölüm yani "sahiplenme, sınırlanma" gibi KH oluşumunun yerleşmesinde etken olmuşlar ve bu birin oğulları konusunu monoteizme çevirmişlerdir,bu hareket ibraniler vasıtası ile dinler programını başlatmış ve sonra İsa sembolizması ile ST.Paulun büyük bir ustalıkla gördüğü vizyon ve baştan aldanış sonra gerçek gibi montajla yerleştirdiği hristiyanlık ,en son da islamiyet ,bu dinler yankı evrenleri haline gelen ayırımlı ve birbirini kabul etmayen KH genel düşünüşüne adapte olmuş insanlığı son derece meşgul etmekteler,

Bu belirttiklerim bir ütopya mı ,bunca sene anlatılanlar yanlışta bu söylediklerim mi doğru diyen bilinçler tabiiki olacak ,bunu çözecek olan evvela o özümüzde olan terazide bu yankı dünyaları haline gelmiş ayrılıklar hangi kefeyi dengede tutmaktadır ,verilen bilgilerde ayrılık yok her şey birdir şeklinde doğru konular olsa da bir başka yerde 180 derece ters ayrılığı bayrak yapmış konular üzerinde başka dinlerdekini katiyen kabul etmeyen diğer insanları katl etmeyi cevaz gördüren sevaptır diyen bilgilerle karşılaşıyoruz siyonizm islamafobi, cihat ayrı unsurlarına kilitlenmiş ve masum insanları ürküten insanlık dışı olgulara kapılmışları görüyoruz,

Bunu çoktan idrak etmiş dostları tenzih ederim ama bu asırlık bilgilerin üzerimizde olan kalıntılarını temizleyemeyenler de olduğu gerçektir,"

------------------------------------------------------------

S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde, monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"   
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
S: (L) Oryon KH.
C: Mesajı aktarmak için ışık sütunları ve ateş arabaları gönderiyorlar.

-----------------------------------------------

Benim fazla içine maalesef giremediğim Astroloji ve Zodiak birimleri hakkında ,Atlantis ona da el atmış ama yapılan yorumlarda esas etkinin yorumu yapanın psişik durumunun olduğunu belirtiyorlar,

-------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Bir sonraki soru: Anladığım kadarıyla Terazi zodyağa sonradan eklendi ve Akrep'le Başak'ı ayırdı. Orijinal zodyakta 10 burç mu vardı yoksa 11 mi?
C: Orijinal?
S: (L) Ne kastettiğimi biliyorsunuz!
C: Pek çok kombinasyon vardı.
S: (L) Şu andaki 12 burçlu zodyak mevcut şekliyle ne zaman uygulanmaya başladı?
C: 1302 MS.
S: (L) Daha önce kaç burç vardı?
C: 11.
S: (L) Ben de öyle düşünmüştüm. Bulabileceğimiz en eski zodyağın kaynağı nedir?
C: Atlantis.
S: (L) Yazılı olarak mevcut en eski kaynak nedir?
C: Mısır.
S: (L) Bu kişinin horoskop yorumunu etkileyebilir!
C: Astroloji sanatı astroloğun yorumlarında yatar. Eğer doğruysa, bunun nedeni psişik yeteneklerdir. Aynı şey diğer tüm yöntemler için de geçerlidir, sadece araçtırlar.
------------------------------------------------------------

Atlantis coğrafi yapısının nerede olduğunun yanında uzun süren etkinliklerinin sadece belli bir coğrafi yapıda değil üç defa batırılmalarının da düşünüleceği ve yer değiştirmelerin bu sebeple dünyada çeşitli yerlere dağildıklarının yanında küresel ısınmanın akabinde buzul çağını getireceği hakkında genel bilgiler,

Yine uzun bir cümle oldu ama anlaşılıyor sanırım,bu uzun cümleler içinde gerekli mesajı verme çabası içinde iken hep o ikaz eden arkadaşım aklıma geliyor ,cümlenin sonuna geldiğimizde ortada ne vardı kaçırıyorum demekteydi,

-----------------------------------------------------------

S: (L) Evet. İhtiyaçlarımız karşılanacak. Evet, ama ayrı kalmamız gerekmesi bakımından zorluğu var... Tamam. Bizim mevcut ızgara sistemimize göre, Atlantis'in hangi coğrafi koordinatlara düştüğünü öğrenmek istiyorum. Kesin şekline ihtiyacımız yok, sadece genel olarak...
C: Bu tıpkı "NATO'nun coğrafı koordinatları nedir?" diye sormaya benziyor.
S: (L) Tamam, daha spesifik bir şekilde sorayım: Atlantik Okyanusu'nda olduğu iddia edilen Atlantis topraklarının en kuzeydeki kısmı hangisiydi?
C: Atlantis'in bir ülke, arazi, ada veya kıta değil, bir medeniyet olduğunu bilmenizin "vakti!"
S: (L) Tek istediğim Atlantik Okyanusu'ndaki bir kara kütlesiyle ilgili bir fikir edinmekti... Bu kara ütlesi neredeydi?
C: Sence?
S: (L) Azorlar'ın ve Kanarya Adaları'nın...
C: Evet, ama aynı zamanda başka pek çok yer. Hatırla, o zaman deniz seviyesi onlarca metre daha alçaktı...
S: (L) Deniz seviyesi neden onlarca metre daha alçaktı? Buzlardan dolayı mı, yoksa dünyadaki su miktarı o kadar fazla mı değildi?
C: Buz.
S: (L) Buzlar kutuplarda mı yoğunlaşmıştı? Buzul çağının buz örtüsü?
C: Evet.
S: (L) Demek Atlantis buz çağında varoldu?
C: Büyük ölçüde, evet. Ve buz örtülerinin dışındaki yerlerin çoğunda dünyanın iklimi bugünkünden daha soğuk değildi.
S: (L) Bu buzulların oluşmasına neden olan şey neydi?
C: Küresel ısınma.
S: (L) Küresel ısınma nasıl olur da buzullanmaya neden olur?
C: Presipitasyonu çok büyük ölçüde arttırıyor. Ve büyük presipitasyon kemerini çok daha kuzeye taşıyor. Bu da çok hızlı bir şekilde buzul tabakalarının oluşmasına ve sonra da giderek daha hızlı ve yoğun bir şekilde buzullaşmaya neden oluyor.
-------------------------------------------------------------

Aşağıdaki alıntıda geçen ızgaralar konusunda Dionysos dostumuzun da desteklediği şu bölüm hakkında biraz bilgilerimizi hatırlatalım,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=34#27106

Bahsi geçen eski alıntıların tekrarı üzerinde fazla oyalanmadan enkarne olan Atlantis gerçeği üzerinde duralım ve bunların büyük kısmının USA da olduğunu da vurgulayalım,

-------------------------------------------------------------
C: Kavramı biraz genişletin.
S: (T) Bu ızgara başka nesneler tarafından bir güç kaynağı olarak kullanılabilir mi ? (J) Bu ızgarayla enerji bağlantısı kurulabilir mi ?
C: Ağ.
S: (L) Bir şeyleri tuzağa düşüren bir tür ağ mı ?
C: Kavramı genişlet.
S: (L) Bu ağ bir şeyleri...
C: Hesaplıyor...
S: (J) Internet mi ? (T) Bizi içeride tutmaya yarayan bir çeşit engel gibi mi ?
C: 3. Yoğunluk balo salonunda dans ediyorsunuz. "Alice Kristal Saray'da aynanın içerisinden geçmekten hoşlanır." Atlantisli ruhların yeniden reenkarne olma dalgası eskiden ortaya koyulan bir olayın [performansın] tekrar edilmesi dürtüsünü de açığa çıkarıyor.
S: (T) Yeniden enkarne olan Atlantisliler eskiden kristaller aracılığıyla yaptıkları şeyi yeniden yapmak için hazırlanıyorlar. Yani şu an yapılmakta olan, Atlantis tarzı bir şey mi ? Farklı ekipmanlarla ama aynı şey ?
C: Daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşmadan önce tüm derslerinizi öğrenmelisiniz.
S: (L) Bu söylediğiniz Atlantisliler'in derslerini tekrar etmesiyle ilgili genel bir vurgu mu, yoksa bizlerin bu dersi tam olarak öğrenmemizin ardından, bu ızgarayı etkisiz kılacağımız daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşacağımızla mı ilgili ?
C: Hepsi; şimdi olanlar ve gelecekte olacaklar.
--------------------------------------------------------------------

Yine çok uzatmadan ileride devam etme isteği ile şimdilik kesiyorum.


Bu arada şunu ilave edip etmeme konusunda çok tereddüt ettim ,

Son zamanlarda dostların değindikleri konularda bilgide özellikle şu ana kadar idrak ettiğimiz sandığımız konularda istikamet kaymaları hissettim tabiiki bu benim var sayımımdı ve  bazen sert ve kesin ifadelerle oldu, bu yüzden bazı dostların konulara pozitif yaklaşımını zedeledim sanırım, böyle  duyguya kapılmışlardan evvela özür dilerim biz kim oluyoruz da bu dayatmayı yapıyoruz,her kişinin özgür seçim ve inancı kutsaldır dokunulmamalı..

Uğraştığımız konularda olumlu davranışların alkışlanıp yahut olumlunun barizleşmesi yani oluşması için karşı kutbun harekete geçmesi unsurunu da farkındalık halimizin içinde olması doğaldır,negatif pozitif Çekişmesi,


Bu hususu aktardığım son 10 uncu Wave serisinde Laura çok güzel yorumluyor ,konu RA bilgileri sonunda Don un intiharını anlatırken "diyot ısınması",

Bunu biraz daha açmak için aşağıda Wave aktarımının çok ufak bir bölümünü aktarıyorum ,ama tamamını okumanızı acizane tavsiye ederim,

**********************************************
"Psişik saldırı yöntemlerinin bilgisi, bu yoğunluktaki olumsuz deneyim bilgisi ve farkında olarak bununla nasıl başa çıkılacağı muhtemelen Don'un hayatını kurtarabilirdi. Kasyopyalılara bunu özellikle bir noktada sorduk:
24 Temmuz 1999
S: (L) Son bir haftadır internette Ra Materyalinde çok bilgili bir arkadaşımla diyalog halindeyim . Daha önce yayımlanmamış olan büyük bir Ra kitaplarının 5. cildini bana gönderdi.Görünüşe göre Don Elkins'in farklı komplolar ve dördüncü yoğunluk KH manipülasyonlarının doğası ve diğer bazı oldukça acımasız konular hakkında bazı sorular sorduğu zamanlarda, bu grup veya bu grubun üyeleri tarafından bir tür yargıya varılmıştı. bu tür konular bir STO kanalı için uygun sorgulama hatları değildi. Görünüşe göre, "olumsuz yönlere odaklananlar" olarak görülüyorlardı, bu nedenle "sevgi ve ışıktan" değillerdi. Bu tür sorular ve soru yönleri, bu nedenle, cesaretini kırdı veya bu grup tarafından takip edilmesinin arzu edilmediği konusunda hemfikir oldu. Don Elkins vermedi , ancak, intihar ediyor. Bize nedenini söyleyebilir misin?
C: İntihar, gürültüyü kapatmanın yakından farkına varmak için seçilmiş bir yoldur.
S: (L) Anlamak isterim. Burada, bu insan Ra ile harika bir temas kurdu.
C: Ra ile temas, saldırı olasılığını ortadan kaldırmaz.
S: (L) Ra, saldırıya uğradığını, ne tür bir saldırı olduğunu ve bununla nasıl başa çıkılacağını anlamak için gereken bilgiyi ona neden iletmedi?
C: Sorular sorulmadı.
S: (L) Onu koruyacak sorular neden sorulmadı?
C: "Sevgi ve Işık" odağı.
S: (L) Yani sevgi ve ışık yönlerine çok odaklandıkları için...
C: Negatiflik olmadan pozitiflik olmaz. Kabul edilmiş olsun ya da olmasın, her zaman olumsuzluk vardır.
S: (L) Yani kabul edilmezse, masaya konmazsa, tabiri caizse, ne olursa olsun bir tür "seni ısırır" mı diyorsun? Yani bir şekilde tezahür edecek ve kişi sevgi ve ışık açısından aşırıya kaçarsa, olumsuzluk arka kapıdan mı gelecek?
C: Kapat.

Öyle bir trajedi ki, bu çığır açan, çığır açan grubun başına geldi. Ancak, kozmosun bilgi alemleriyle uğraşmaya başladığınızda ve öznel varsayımlarınızı, bilginin daraltılması veya sınırlandırılması için sınırlamaya veya yerleştirmeye başladığınızda, hepimiz için bir derstir. Filtrelediğiniz enerji / bilgi nesnel olarak hala var ve hala sizin bir parçanız .

İnsanın zihni Tanrı'nın zihni olduğu sürece, kötülüğün insan aklı tarafından yaratıldığı doğru değildir .

Bunu anlamanın basit bir yolu şudur: Bir enerji akımına sahip olduğunuzda, normalde tepeleri ve çukurları olan bir dalgadır - yukarı ve aşağı, pozitif ve negatif. Enerjinin herhangi bir yönüne odaklanan kaynaklar, alternatif akımı doğru akıma dönüştüren bir diyot gibi olur. Akım, diyottan yalnızca bir yönde akabilir ve akımın bir kısmı bloke edilerek ısıya dönüştürülür. Bu, esasen bir DC dönüştürücünün işlemidir ve aynı zamanda DC dönüştürücülerin sık sık değiştirilmesi gerektiğinin nedeni de budur: yanarlar.

Carla'nın diyot işlevinin bir sonucu olarak Don'da üretilen "ısı", "devrelerini yakan" şeydi, çünkü Don'da aktarılan bilgi, Carla tarafından alınabilecek ve iletilebilecek olandan çok daha büyüktü."(Alıntı sonu.)



bona fide

#1025
Merhaba Tgur yorumlama için teşekkur ederim. Don, kendi kanal olup aldığı bilgilerin ona gösterilenlerin o anki ruh beden ve zihin yapısının üstünde olup taşıyamadığı için mi intihar etmiş. kanal yapan birisinin şu sözünün okumuştum yeryüzünde yaratılışı ve yaşamın işleyişini tüm çıplaklııyla gördüğünüzde yemeden içmeden kesilir gördüğünüz vahşetten nutkunuz tutulur diyordu. içinde olmayımı reddetti acaba yada ben ne saçmalıyorum
 

Tgur

#1026
Sevgili Bonafide,

Bütün cevap Lauranın şu yorumunda yatıyor,

"İnsanın zihni Tanrı'nın zihni olduğu sürece, kötülüğün insan aklı tarafından yaratıldığı doğru değildir .

Bunu anlamanın basit bir yolu şudur: Bir enerji akımına sahip olduğunuzda, normalde tepeleri ve çukurları olan bir dalgadır - yukarı ve aşağı, pozitif ve negatif. Enerjinin herhangi bir yönüne odaklanan kaynaklar, alternatif akımı doğru akıma dönüştüren bir diyot gibi olur. Akım, diyottan yalnızca bir yönde akabilir ve akımın bir kısmı bloke edilerek ısıya dönüştürülür. Bu, esasen bir DC dönüştürücünün işlemidir ve aynı zamanda DC dönüştürücülerin sık sık değiştirilmesi gerektiğinin nedeni de budur: yanarlar.

Carla'nın diyot işlevinin bir sonucu olarak Don'da üretilen "ısı", "devrelerini yakan" şeydi, çünkü Don'da aktarılan bilgi, Carla tarafından alınabilecek ve iletilebilecek olandan çok daha büyüktü. (Alıntı sonu.)"

Bunu biraz açalım,

Aktarılmaya çalışılan bilgi Carla Tarafından aktarılabilecek olandan çok büyüktü demek evrensel ruhsal bilgi sınırsız ancak Don tarafından soru olarak sorulup bir medyum görevi yapıp İsa bilgisine ve çeşitli ritüellere takılmış verileni aktaran olan Carla tarafından her zaman süzülmekte, daha çok pozitif (sevgi ve ışık dolu) genel bir karakter kazanmaktaydı,

Kanal işi önemli bir iştir, basitçe üst boyutlara açılmış olan zihnin ,yani kanal olanın bilinç farkındalığı seviyesi ve zenginliği ile biraz da dinleyen muhatap olan bilinçler ile sınırlıdır,

İstenen bilgi kehanetler ve egosal tarzda ise o yönde bilgi akar bu çevrede dinleyenlerin  etkisi iledir ,ouja tablası ve bir kaç kişinin kanallık yaptığı Kasyopyada dahi yani nisbeten temiz sandığımız bu bilgilerde dahi bu sıkıntılar görülmüş K.lar tarafından çoğunlukla cevap verilmemiş konuyu başka yönlere kaydırtacak usuller kullanılmış ve dinleyenlerin bilinç geliştirme ve araştırmasına bırakılmıştır,

Evrensel bilgi negatif pozitif ayırımı yapmaz zira her zaman dengeyi devreye alır ,ama faaliyetin yürütülmesi ve gerçeğin ortaya çıkması için bu kutupsal hareket işlevi gereklidir ,hele bizim bulunduğumuz yoğunlukta bu had safhadadır yani çok etkindir,

Yani ortamda sinüzoidal alternatif akım gibi her iki yönü devreye alan bir bilgi karakteri var siz bunu sadece pozitif bir süzgeçten geçiriyor DC (doğru akım) haline getirmeye çalışıyorsunuz o zaman süzüntüye uğrayan negatif bölüm dirence uğradığından kızışır ,(telefon v.s. için kullanılan ve uzun süre fişte kalması mahzurlu olan şarj cihaz adaptörleri diyotlar gibi)

İşte bu misalle Laura bilgilere kanal olan Carladaki bu tek taraflı akımdan ötürü bu işin şef orkestrası olan Don (soruları hazırlayan soran ve yönelten) negatif tarafın aktarılmaması belirmemesi farkındalık haline sokulmaması yüzünden kendisine yapılan saldırılara bir anlam verememiş ve bu negatif gürültü sağnağından kurtulmak için intiharı seçmiştir.

İşin özü bence bu..



bona fide

#1027
Teşekkürler Tgur sağ ol var ol
don elkinsi ra bilgilerinden dolayı en yüksek seviyelerden bilgiye erişimi sağladığını düşünüp saldırıya karşı hem o bilgi verenler hemde kendisinin mutlaka koruma sağladığına dair bi kesinlik vardı kafamda. çığır açan bilgiler ve bunu almak için verilmiş çaba hani bi kaç seramoniyle kanal yapanların saldırıya uğraması bilinçsiz ve egosal tereddüt ederimde  burda elkinsin o kitapları okuduğumda adam dünyanın dışında dokunulamaz biri gibi yer ettiydi kendim telaşla geceleri seriyi okurken tırsıyordum  nazik olmakla birlikte bilgi verenlerde dahi bi otorite vardı.  her kanal çalışması yapan bu riski taşıyor büyük cesaret ve lutfen ayrıntılarla boğ bizi çunki bu yapı kh sanki kendini korumaya almış gibi her defasında yeni bi duvarla insanın istikametini çevirmeye zorluyor
 

Tgur

#1028
Bonafide dostum,

Ayrıntılara boğ diyorsun ,haddim olmayarak suallerine karşı düşünmen için bir iki hususu yine ortaya çıkaracağım düğümü çözersin,

Evrende kimse kimseye yardım etmez ,sen bilgiyle olanın farkında isen kendine bir korunma duvarı inşa edersin yoksa çatlaklardan negatif kolayca sızar ve yapacağını yapar ve KH da ancak ilgilenileceklerin peşinde olur burada senin de anladığın gibi Don  ilgilenilecek kıymetli birisi, uzatmadan,

Şu cümle üzerinde çok uzun ve dolgun düşünelim,

"İnsanın zihni Tanrı'nın zihni olduğu sürece, kötülüğün insan aklı tarafından yaratıldığı doğru değildir ."

Ve yakında çekinerek aktaracağım Türkçe çevirisi Bozadi dostumuzu aratacak kadar  bozukça Wave serisi 11 bölümden bir anektod göreceksin onun üzerinde de düşünmeni ve sonuçlarından bizi haberdar etmeni rica edeceğim,biraz ders verir gibi oldu ama neticede ben senden yaşlıyım anlayışla karşılarsın,

***************************************
Artık hiçbir şeyin suçu kalmamıştı. Sadece olan buydu . Bu doğa . Bu Tanrı'dır.

Ve Tanrı'nın iki yüzü vardır: İyi ve Kötü. İkisini de sevebiliriz, ancak her iki yüzü de koşulsuz olarak severken, tezahür ettireceğimiz yüzü seçebiliriz.

Dünyanın bu durumu, Tennessee Williams'ın Bayan Venable'ın söylediği Aniden Geçen Yaz oyununda ustaca tasvir edilmiştir :

"Encantadaları gördük, ama Encantadalarda Melville'in hakkında yazmadığı bir şey gördük. Büyük deniz kaplumbağalarının yıllık yumurtlamak için denizden çıktıklarını gördük ... Deniz kaplumbağasının dişi yılda bir kez ekvator denizinden volkanik bir adanın ışıltılı kumlu plajına çıkıp çukur kazmak için sürünüyor. kum ve yumurtalarını oraya bırak. Uzun ve korkunç bir şey, yumurtaların kum havuzlarına bırakılması ve bittiğinde bitkin dişi kaplumbağa yarı ölü olarak denize geri dönüyor. Yavrularını hiç görmez ama biz gördük. Sebastian, deniz kaplumbağası yumurtalarının ne zaman çıkacağını tam olarak biliyordu ve bunun için zamanında geri döndük ...

Korkunç. Sönmüş yanardağ yığınları olan Encantadas, deniz kaplumbağalarının yumurtadan çıkmasına ve denize umutsuz uçuşlarına tanık olmak için zamanında! Havyarın rengi olan dar kumsal hareket halindeydi! Ama gökyüzü de hareket halindeydi ... Et yiyen kuşlar ve kuşların gürültüsüyle doluydu, - etobur kuşların korkunç vahşi çığlıkları ... Encantadas'ın dar siyah sahilinde, yeni yumurtadan çıkmış deniz kaplumbağaları dışarı çıkarken sandpits ve denize doğru yarışmaya başladılar... gökyüzünü neredeyse sahil kadar siyah yapan et yiyen kuşlardan kaçmak için!

Ve yumurtadan çıkan deniz kaplumbağaları denize doğru koşarken, kuşlar havada süzülüp saldırmak için uçarken, havada süzülürken ve saldırmak için uçarken kum hepsi canlı, hepsi canlı! Yumurtadan çıkmış deniz kaplumbağalarının üzerine dalarlar, yumuşak altlarını ortaya çıkarmak için onları ters çevirir, alt taraflarını yırtıp, parçalayıp etlerini yiyorlardı. Sebastian, sayılarının muhtemelen yalnızca yüzde birinin denize kaçacağını tahmin etti ...

Oğlum Tanrı'yı arıyordu, yani onun net bir görüntüsünü istiyorum. Bütün o parlak ekvator gününü, yelkenlinin karga yuvasında, onu göremeyecek kadar karanlık olana kadar sahilde bu şeyi seyrederek geçirdi ve arkadan aşağı indiğinde, "Pekala, şimdi onu gördüm!" Dedi. ve Tanrı'yı kastetti. Ve bundan sonraki birkaç hafta boyunca ateşi çıktı, bununla çılgına döndü.2"

Ve nihayetinde benden bir dörtlük,

Bedenim zihnim her yerim
Bu dünyada onu gösteririm
Gözlerimle etrafa baktığımda
Yine hep onu seyrederim

Güzel anlar geçirmeniz dilekleri ile..




bona fide

#1029
Merhaba Tgur kendi yaşamımdan örnekle düşünüyorum uzun zamandır beni iyi ve güvende hissettiren yaratıcı inancı köşeye sıkıştığım son 5 aydır inanç olarak sarsıyor zorluyor daha öncede tavsiye etmiştin kapat dış uyaranlara kendini diye yaratıcı inancı yuzunden kendimi kapatsamda bu defa onu sorguluyorum kısır döngü bi kavga hadi dışına çıkayım yaratıcı inancı olmadan bu üst benliğimle kontak sağlayıp bunun ilüzyon olduğunu kasyopa blgisiyle olayı irdeleyim. anlatıdaki trajik olayda suya ulaşmaya çalışan kaplumbağa çaba sarfediyor mücadele ediyor. Bunun ilüzyon olduğu bilincinde ve yaşamın içinde bu mucadeleyi vermek zorunda olduğunu biliyor suya ulaşamıyor kuşlar her yerden saldırmış çıkış yok kaybedecek bilgi onu korumuyor kaplumbağaya ne soylerdin
 

Tgur

#1030
Kaplumbağaya yaratımın bazen vahşet içerdiğini söylerdim ,

Aynen soframıza gelen yiyecekler için o kaplumbağayı yiyen kuşların akrabaları olan tavuklar ve  hoyratça davranılan öldürülen koyun sığır v.s. gibi  hayvanlara ve 2Y diğer varlıklarına yapılan eziyetlere olduğu  gibi.

Maddede var oluş beslenme ister bizim 4Y e duygusal besin olduğumuz gerçeğini düşünelim..

Ve şu yorum üzerinde biraz daha derin düşünmeni isterdim,

"Ve Tanrı'nın iki yüzü vardır: İyi ve Kötü. İkisini de sevebiliriz, ancak her iki yüzü de koşulsuz olarak severken, tezahür ettireceğimiz yüzü seçebiliriz."



bona fide

#1031
Sevgili Tgur " her iki yüzü de koşulsuz olarak severken, tezahür ettireceğimiz yüzü seçebiliriz."
 insanüstü bir çaba her iki yüzü koşulsuz sevmek
savaş ortamında şiddete tecavüze sürekli saldırıya uğrayan biri bilgiye haiz olsa dahi öldürüleceği ana kadar iyi kötü her ikisinide sevebilirmi savaş ya da başka koşullarda sürekli saldırı durumunda koşulsuz sevmek nerdeyse imkansız ilüzyon olduğunu bilmesi kendi seçimi böyle olması gerekiyordu karmanında etkisi vardı kabulüyle kendisi  ölüm ötesine ait daha iyi tezahürle huzura ereceğine inanması bu eziyetlerden sonra cennete gidecem demek gibi bişi monoteist yada kasyopa her ikiside onu diğer alemde daha güzeli olacak inancıyla avutuyor gibi hissediyorum insana sürekli yaşamı zindan edenleri sevmek yani eşit mesafeden bakmak hiç klay değil
 

Tgur

#1032
Ali İhsan Varol un Tv.de "Kelime Oyunu" programını çok severim ,o yarışçı bocalayıp cevabı bulamadığında teselli için "uçtu gitti" der ve yeni soruyu sorar, tavsiyem o,

Öyle nefret ve yargılama hisleri geldiğinde sende öyle yap ,
"Uçtu gitti"

Çünkü son aktarılan celsede de zamanın göreceli olduğu bariz bir şekilde aktarılıyor ,zaman hem göreceli hem de uçucu..


Tgur

#1033
Dayanamadım Bonafide devam edeceğim,

Sana en son fantazi biraz uçuk nasihatler verdim sanırım,

Bundan evvel bu illüzyon sahasında yaşayan bireyler olan insanların nasıl heterojen bir yapıda olduğundan bahsetmiştim ,reenkarnasyonu biliyorsak ve diğer bilgilerle biraz haşır neşir olmuşsak hayvanlıktan geçip insanlığı yeni öğrenme aşamalarında olan yani hayvansal içgüdülerini insani bilinç hasletleri ile barajlayamayacak kapasitede olanların çılgınca yahut magandaca hareketleri var , psikopatinin uç noktalarını her zaman devreye alıp hareketlerinin sorumluluğu nedir bilmeyen ruhsuz O.P. ler var ,Orion deney sahasına sürülmüş ve kısıtlanmış DNA ları yüzünden cinsiyet ve açlığı gidermenin tek yol olduğunu, KH tetikleme saptırıcı bilgilerle doldurulmuş ve bunlardan kurtulmak ve benliğini ortaya koymaktan sakınan takıntılı bireyler var,

Ve hasbel kader bunları sorgulayıp gerçeği aramaya yönelmiş ama aldığı bilgileri doğru mu yanlış mı diye ikilemlerde bulunan araştırmayı durdurmayan bizler varız ,

Ben bilgilendim "giden kurtuluyor" bunu dilinden düşürmeyen ama eşi yoğunluk değiştirince arkada kalan olarak nasıl hisler duyacağını bilemeyen korkan ama bunu şimdi düşünüp paranoya yapmamaya çalışan ben varım,

Bu heterojen yapıyı biz düzeltemeyiz ,ancak bizi ezmeye doğru gelirse tedbirler almamız gerek maddi manevi onu da biliyoruz ,

Düzeltemeyiz zira bu ortamda kişi kendi gayretini devreye almazsa hiç bir şey olamaz duran varlıktır o düşecektir,veya felaketler veya bozuk durum gelip çarparsa silkinip ne oluyor diye etrafa bakacak yani uyanacaktır,ama söylediğim gibi biz kimseye hatta yakınlarımıza bile rehberlik yapamayabiliriz belki bu bahsettiğim heterojen yapıdaki insanlardan biridir o ,belki O.P.dir ,zira rehberlerimiz onları kadersel planımızı yaparken bizim olurumuzla yanıbaşımıza koymuştur, bilemeyiz,

Şimdi bu anlattıklarımı tekrar hatırlayıp tanrının olumsuz yüzünü oluşturma işini yapıp yapmamaya veya başka bir ifade ile bunun son derece doğal olduğu bilgeliğine ulaşıp ulaşmamaya karar ver kardeşim..



Tgur

#1034
ATLANTİS  DEVAM III

Piri Reis haritası bizim ülkemiz için önemlidir ,bunun gerçekliğini görürken Atlantis uygarlığının başka bir hassasiyetini ve dünya buzulu yaşarken normal iklimi oluşturan bölgeler yarattıklarını üstü kapalı olsa da anlatıyorlar,

Yahut biz Atlantis hakkında başka bilgilerden yararlanarak bazı neticeler çıkarıyoruz, zira Mu medeniyeti ve Atlantis hakkında araştırdığımızda hep aynı sonuçları gördük ve okuduğumuzda olamaz böyle şey acaba uydurma mı diye oldukça fazla üzerinde durduk,mesela kristal enerji sayesinde yaşanılan bölge üzerinde buzdan bir bulut oluşturup atmosferik hava şartlarından korunmuş yani rüzgar yağış aşırı ısınma gibi tesirlerden uzak durgun sakin ve ısısı 27 dereceyi aşmayan bir ortam,

Bakın burada hadisenin kristaller ızgaralar ,pencereler yoluyla olduğunu anlayabiliyoruz,

"C: Teknolojik olarak sağlanmıştı. "
"C: Herşeyden önce biz sıranın Ark'ta olduğunu sanıyorduk. Ama madem sordun; hala apaçık değil mi ? Manyetik güç ızgarası fiziği, Elektro Manyetizmadan yararlanma. Kristaller ve diğerleri. İçerilere doğru giden patikalar mı arıyorsun ? "Kutuplar" en doğrusunu bilir. [ç.n sanırım Hollow Earth (oyuk, boşluklu dünya) ve buraya girişlerin kutuplarda gizli olduğu ile ilgili teoriye gönderme yapıyorlar.] "

-----------------------------------------------------------
S: (L) Bu anlamda... (A) Tamam, bu bizi Piri Reis haritası hakkındaki soruya getiriyor. Bu haritanın orijinal kaynağını öğrenmek istiyoruz.
C: Karmaşık, ama haritanın kökenleri M.Ö. 14.000 tarihlerine dayanıyor.
S: (A) Atlantis ?
C: Yakın.
S: (L) Bu harita, Antartika henüz buzla KAPLANMADAN önce mi çizilmişti ?
C: Evet.
S: (L) Kutuplar o zaman farklı bir lokasyonda olduğu için mi Antartika buzlarla kaplı değildi?
C: Hayır.
S: (L) Tüm Gezegen buzla kaplı olmadığı için mi Antartika da buzlu kaplı değildi ?
C: Hayır.
S: (L) Tamamen [bugünkünden] farklı bir lokasyonda olduğu için mi buzlarla kaplı değildi ?
C: Hayır.
S: (L) Neden buzlarla kaplı değildi ? (A) Çünkü iklim daha sıcaktı.
C: Teknolojik olarak sağlanmıştı.
S: (L) Niçin birileri, Gezegen'in geri kalanı kullanıma uygun durumda iken, teknolojik yöntemlerle Antartika'yı ısıtmak istesinler ki ? Antartika ile ilgili bu denli önemli olan nedir ?
C: Gezegen'in geri kalanı kullanıma uygun durumda mıydı ? Pek öyle sayılmaz.
S: (L) Gezegenin geri kalanı neden yaşamaya uygun değildi ?
C: Buz.
S: (L) Yani Gezegenin geri kalanı buzullarla KAPLIYDI ?
C: Hayır.
S: (L) Burada bir şeyi kaçırıyorum sanırım. (A) Gezegen'in geri kalanının büyük bir bölümü buzlarla kaplıydı ama hepsi değil.
C: Evet.
S: (L) Peki buzlarla kaplı olmayan bölgeler dururken, neden özellikle Antartika ?
C: Ne ?!?
S: (L) Varmak istediğim nokta şu : Başka bir yerlerde bulunmak daha kolay iken koca bir adanın buzlarını çözdürmeye çalışmak niye ?
C: Herşeyden önce biz sıranın Ark'ta olduğunu sanıyorduk. Ama madem sordun; hala apaçık değil mi ? Manyetik güç ızgarası fiziği, Elektro Manyetizmadan yararlanma. Kristaller ve diğerleri. İçerilere doğru giden patikalar mı arıyorsun ? "Kutuplar" en doğrusunu bilir. [ç.n sanırım Hollow Earth (oyuk, boşluklu dünya) ve buraya girişlerin kutuplarda gizli olduğu ile ilgili teoriye gönderme yapıyorlar.]
S: (A) Tamam, şimdi eloktro manyetizma konusuna geldik ve benim bir sonraki sorum bununla ilgiliydi. Whittaker tarafından kaleme alınmış çok eski makaleler var elimde...
C: EM jeneratörleri genelde biz ızgaradan yararlanırlar. Bu alan yaratmak içindir.
S: (A) Bunu söylerken, 'herhangi bir' ızgaradan bahsediyorsunuz, 'O' belirli ızgaradan değil ?
C: Evet. Waffle ızgarası gibi görünüyor.
S: (A) Yani trafolarda kullanılan waffle ızgarası şekilli bir şeyden mi bahsediyoruz?   
C: Tamam. Neden ? Tabiatı kopyalamak için. Dünyanın bir dokuma biçimi var ve sizi de böyle gerçekleştirdi.
S: (A) Dünya'nın ızgarası alanla ilişkili olan hayali bir ızgara, ya da matematiksel bir ızgara. Hayır, gerçekten varolan bir şey olmalı...
C: Evet.
S: (A) Eğer gerçekten varsa, bir ızgara alanı mı yoksa belirli bir materyalden yapılmış bir ızgara mı, şu waffle ızgaraları gibi ? Sadece bir alan mı yoksa maddesel mi ?
C: Demir çekilir, hiçbir şeyi kendisine çekmez.
S: (A) Bu ızgaranın maddesel bir ızgara mı, yoksa yalnızca alansal bir ızgara mı olduğunu öğrenmek istemiştim. Ya da Dünya'nın içinde bununla ilgili maddesel bir şey var mı ?
C: Her ikisi de.
-----------------------------------------

Tarot kartları hakkında ilginç bir bilgi yumağı ,Tarot RA bilgilerinde çok geçer ,bunu arştırmak ve bir yerlere koymak gerek,

-------------------------------------------------------

S: (L) Evet. Bazıları öyle düşünüyor! Bir sonraki soru... Bir okuyucu size Tarot Kartları'nın kökenini sormamızı istemiş. Bu kartlar Atlantisli bir yüksek rahip olan tanrı Thoth'un, Atlantis'in batışı sırasında kurtarmak istediği ezoterik bilgileri mi temsil ediyor?
C: Hayır.
S: (L) Tarot kartları neyi temsil ediyor?
C: Hassas olanların kanalize olmasına, daha az psişik donanımlı kişilerin ise "oynamasına" yönelik bir yöntem. (ç.n.: kanalize olmak [tune in]; psişik enerjilere veya boyutlara uyumlanmak diye düşünülebilir sanırım.)
S: (L) Tanrı Thoth kutsal geometri ilkelerine dayalı olarak Tarot kartlarını şeffaf kristal tabletlere oydu mu?
C: Eğer öyleyse Thoth neden telif hakkını almamış?
S: (L) Yani o kartlar şeffaf kristal tabletlere oyulmadı? 
C: Hayır.
S: (L) Kartları Mısır'a Atlantisli yüksek rahipler mi getirdi?
C: Hayır.
S: (L) Druidlerden mi geldi?
C: Hayır.
S: (L) Tarot kartlarını kim icat etti?
C: Yunan kökenli. Roma zamanında Fransa'da geliştirildi.

--------------------------------------------------------------------

Taşlar ve kristaller ve onlarla ilgili Radyo dalgaları vasıtası ile iletişimin sağlanması üzerine geniş bir bilgiler yumağı ,ayrıca metafizik öğretilerde çok geçen Merkaba teriminin üzerine açılım,

Kuvartz kristali üzerine açılımlarımızı hatırlayınız konu hipofiz bezine kadar uzanıyor ve bütün bilgi dairesel bir şekilde şu anda bulunduğumuz silikon vadisi mahsulleriyle uydularla iletişimini sağlayan bir dünya kavramı üzerinde toparlanıyor ,

Tesadüf diye bir şey yoktur konu nerelerden nerelere doğru yöneldi,

-------------------------------------------------------------

S: (L) İlginç bir kelime. İki veya üç kelimeden oluşuyor: mer kaba veya mer ka ba. Üç kelimeli olarak düşünürsek, Mısırca Ka astral beden demek ve Ba kelimesi de Ka'ya benzer. Sanırım bunlar astral beden ve genetik beden olarak düşünülebilir. Ve bir de Ab var. Bu insanın içindeki hayatın temel unsuru gibi birşey. Tanrısal kısım veya ruh gibi. Ab kırmızı bir taş olarak temsil ediliyormuş. İnsandaki arzuyu, şehveti, cesareti, bilgeliği, hissedişi ve zekayı ifade ediyormuş. Hepsi birlikte soyut, yaratıcı bir ilkeyi temsil ediyor.

Kaaba/Kabe Arapça küp anlamına geliyor; Mekke'de Siyah Taş'ın tutulduğu küp şeklindeki yapı. Kabe'nin İsmail ve İbrahim tarafından inşa edildiği söyleniyor. Şimdi; Mer, Ka, Ab ve Ba kelimelerini düşündüğümüzde, eterik benliğin temel parçalarından oluşan bir küp geliyor akla ve içinde bir taş var. Ruh taşı mı? Ana taş?

C: Wau, anladı!
S: (L) Tamam, ruh taşı veya ana taş. Veya tüm taşların anası. Şimdi bu tanıma göre Merkaba neyin nesiydi?
C: Ana Taş. (ç.n.: Anne/Anaerkil Taş gibi) 
S: (L) Ana Taş Mekke'deki taş mı?
C: Burada sembolizm çok hakim.
S: (T) Felsefe Taşı denen şey de bu mu?
C: Eskiler dedikleriniz için "Taş", "yüksek bir kaynaktan" gelen bağlantıyı temsil ediyordu.
S: (L) Taşta, eskilerin onu iletişimle ilişkilendirmesine neden olacak özellik neydi?
C: Radyo dalgaları.
S: (L) Radya dalgaları taşla nasıl etkileşiyordu? O taş radyo dalgalarını mı kaydediyordu? Yoksa aktarıyor muydu?
C: Aktarım.
S: (T) Kristaller de taş. Kristaller radyo aktarımları için kullanılıyor.
C: Evet.
S: (L) Daha önce Stonehenge'in dev bir aktarıcı ve alıcı olduğu söylenmişti. Stonehenge'in asıl amacı mesaj almak ve mesaj iletmekmiş. Bugünlerde insanların bahsettiği gibi Druid vudusu falan değilmiş. Yani bir anlamda bir makineymiş. (JM) Yani bir yerde bir taşla temasa geçen biri sonra başka bir yere gidiyor ve başka bir taşla temas kuruyor ve bir taştan diğerine birşey mi aktarıyor?
C: Farkındalık kanalı uyumlanışı nedeniyle kişinin yetenekleri gelişiyor.
S: (L) Taşlarla olan temasla birlikte gelişen şey nedir?
C: Yetenekleriniz.
S: (L) Ana Taş'tan bahsederken, enerji toplayan, dağıtan ve/veya dönüştüren Atlantis kristallerine benzer birşeyden mi bahsediyorsunuz?
C: Daha sembolik. Ama doğru izdesin.
S: (L) Yani Merkaba'dan bahsederken, yükselmeni veya bir tür "astral araç" oluşturmanı sağlayan, dönen tetrahedronlardan bahsetmiyoruz. Kendini bu tetrahedronlardan birinin içinde düşünmenin/görsellemenin insanı yükselttiğini falan söylüyorlar.
C: Bunu yapmanın da faydası olabilir.
S: (L) Neye faydası olabilir?
C: Bu sorulardan bazılarının yanıtını tamamlamak için kendi yeteneklerinizi kullanmalısınız. Ama sonuçta bu bir "dönüş" biçimi, değil mi?
[ç.n.: katılımcıların kendi arasındaki uzunca bir konuşma atlandı. soru kısmına geçiyorum.]
S: ...(JM) Tüm taşların anası gibi birşeyden bahsederken, bu dünyanın göbeği gibi birşey mi? Ayers Rock (Uluru) gibi birşey mi? Uluru dünyanın en büyük taşı ve dünyanın göbeği olarak adlandırılıyor. (L) Uluru'nun bununla herhangi bir ilgisi var mı?
C: Hayır. Bir zamanlar tüm ihtiyaçların karşılanması için taşlardan yararlanılıyordu. Taşlar yoluyla aktarılan enerjiler hipofiz beziyle doğrudan bağlantıya geçerek 3. ve 4. yoğunluğun ruhsal gerçekliklerini madde alemleriyle birleştiriyordu. Yani "taş" gerçekten Anne olarak görülüyordu!
S: (L) Bu tür faaliyetlerle ilişkili varlıklar 3. yoğunluk muydu, 4. yoğunluk muydu, yoksa çift-yoğunluk muydu?
C: Esas olarak 4. yoğunluktu. Yuva başka yerlerdeyken.
S: (L) Hipofiz bezinin kendisi vücudun "ana taşı" olarak düşünülebilir mi peki?
C: Öyle de düşünülebilir. Şimdi farklı bir soru alanına geçilmesini öneriyoruz.
------------------------------------------

Kristal enerjilerinin özgün ve yaygın bir şekilde kullanıldığı ve bunların da zaman zaman arızalar yaptığını belirten o Malta izleri konusunu hatırlayalım, o zamanlar ki çok eski desek bile , teknolojinin nasıl üstün olduğunu tahayyül edelim,

--------------------------------------------------------------------

S: (L) Şimdiki konuda benimle oynamayın! Malta adasındaki "at arabası izleri" denen şeyleri meydana getiren şeyin ne olduğunu öğrenmek istiyorum. (ç.n. http://www.cartrutsmalta.com adresinde konuyla ilgili ingilizce açıklamalar ve resimler var.)
C: İzler.
S: (L) Bunu BİLİYORUM! Ama o izler öyle bir şekilde oluşmuş ki, isimlerinde geçtiği gibi at arabalarının izleri olamazlar. [ç.n.: Laura'nın konuyla ilgili bir kitaptan yaptığı uzun bir alıntıyı atlayıp soru kısmına geçiyorum]. Yani bu da bir keşfin otoriteler tarafından gözden düşürülerek üstünün kapatılmaya çalışılmasının bir örneğini teşkil ediyor gibi görünüyor. Olayı basit bir beyin jimnastiğiyle açıklayıp geçiştiriyorlar. Sormak istediğim şey: araba izleri olamayacak olan o akıl almaz izlerin nedeni neydi?
Araba izleri olmalarının imkanı yok!
C: Enerji izleri.
S: (L) Ne tür enerji?
C: Gezegenin manyetik alanında distürbans sırasında meydana gelen bir tür kısadevre gibi birşey.
S: (L) Orada gömülü olan, o enerjiyi aktaran birşey mi vardı? Bu kayanın bu şekilde erimesinin nedeni, yer altından geçirilen enerji aktarım hatları mıydı?
C: Bir zamanlar kozmik ve dünyasal enerji alanlarını toplamak ve dağıtmak için kristal jeneratörler kullanılıyordu.

------------------------------------------------------------

Atlantis teknolojisinin 4Y teknolojisene yakın ve o zamanın çekimsel özellikleri ile beslenen özellikte olduğunu destekleyecek bir bilgi alıntısı,şu ara masalsı konulara daldık ,çeşitli olağanüstüleri masal yoluyla anlatım tekniği üzerine kafa yoran ve uğraşan dostların faydalı çabalarını görüyor ve faydalanıyoruz bilincin genişlemesi üzerine yapılan her faaliyet kişiyi farkındalık yolunda üst noktaya doğru taşır,

İnsanlığın şu anda bu özel hasletlerden yoksun gibi olup son evrelerde sürat kazanmış tekno sipiritüel kabiliyetler doğru yöneldiğini hissediyoruz aşağıdaki alıntıda da bundan bahsediliyor,

Konuyu masallara dayandırıp olaya bakarsak "gökten üç elma düştü" safhasına doğru "harut marut" efsanelerine, ki evvelce değinilmiş ve yorumlamıştık,sürüklenir maddedeki özgür iradenin kısıtlanması ve zaten ortada olan bilgiyi kullanması işini daha sağlam yerlere oturtabiliriz,

Gerçekten yeri gelmişse evvel zamanlarda determinizmi şiddetle reddeden bir bilinç yapısındaydım ama özellikle bu son 15 Ağustos 2020 tarihli celsedeki özgür iradenin sadece maddedeki ilişkisi üzerine oturan anlayış bilincimi yeni mecralara doğru yöneltti,

Olan bilginin zaten ortada olduğu bilgisi lineere ayarlanmış bir bilinçte baştan tam oturmuyor ,o zaman özgür iradenin yaratımda ne özelliği olur diyorduk, oysa yaratımı sadece fizik hadise üzerinde gören bir anlayış eksik bir anlayış oluyor ,yaratımın bütünlük dediğimiz anlayışın dışında sadece zaman ve mesafe deneyimi dediğimiz bir bölümüyle ilgilenmiş ,kısıtlı donelere takılmış bir zihin yapısı altında olmaktayız,

Bu bize çok zor olsa da ayırıma tabi olan bilincin dışına taşmalıyız ama o halde yaratımın esası dediğimiz özgür irade nerede kullanılacak

Macera yani bu özgür irade  kullanımı "biri sizi hayal etmeseydi olmazdınız" ifadesinde yatıyor..

Ve hayal etmenin sonsuzluğunu düşünürsek özgür iradenin sadece madde yaratmak üzerine değil aklımızın eremeyeceği bir çok yönde olabileceğini de ortaya koyabiliriz,

O zaman evvelden beri "niçin bunlar niçin" feryatlarımız arayışlarımız son bulabilir mi..

-------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki. (A---) Ben Chaco Kanyonu'nu soracaktım. Oradaki yapılar ne için yapıldı?
C: Sıradışı yetenekleri olanlar için toplanma yeri.
S: (A---) Orada kalan birileri var mıydı?
C: Daha çok bir "konferans merkezi" gibi.
S: (A---) Peki orayı kullanan insanlara ne oldu?
C: Kozmik çevresel değişimler, bunu takip eden kıtlık, iklim vs dünyasal zorluklar.
S: (J) O sıradışı yetenekleri olan insanlar bir araya geldiklerinde ne tür şeyler yapıyorlardı?
C: Örnek; levitasyon, doğrudan tezahür (madde yaratımları), ve "yolculuk".
S: (Allen) Gezegendeki bir noktadan başka bir noktaya seyahat edebiliyorlardı, öyle mi?
C: Evet.
S: (A--l) Teleportasyon yapabiliyorlar mıydı?
C: Evet.
S: (A---) Bildiğimiz insanlardan değillermiş, desenize. (gülüşme)
C: Pek sayılmaz, ama çevre de sizin şu andaki çevrenizden farklıydı.
S: (A---) Bu insanlar nereden geliyordu?   
C: Atlantis kalıntıları. ...
S: ...(A--l) Yani eğer çevre bu kadar kirli olmasaydı, bizim de süper güçlerimiz olabilir miydi? (L) "Kozmik çevre" dediler.
C: Çekim şu anda farklı.
S: (A--l) Çekime ne oldu? Nasıl değişti?
C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A--l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak.
S: (A--l) Ben? (J) A--l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan.
S: ...  (A--l) Teleportasyon yapabilecek miyim yani? Ve siz de yapabilecek misiniz? (C) Bilmiyoruz. (A--l) Teleportasyonla birbirimizin odalarına girebilecek miyiz?
C: Bekle ve gör!
S: (A--) Şu aptal bilgin gibi süper güçlerimiz olacak mı? (Allen) Aptal bilgin değil, sadece bilgin. (A---) Tamam,bilgin... (C) Daniel Tammet.
C: Bazılarının olacak. Onun deneyimi 4. yoğunluk deneyimine çok benziyor.

------------------------------------------------------------------
(Perceval) Uçan gemiler, başka gezegenlere gitmek, hiç bunun hakkında soru sordunuz mu?
(L) Evet, sorduk. Nükleer savaşlardan falan bahsettiler. Uçan makineler falan.
(Perceval) Atlantis.
(L) Bazıları kometlerle ilgili tasvirler olabilir.
C: Her ikisi.

--------------------------------------------------------------------

Ülkemiz ve jeopolitik yapısı üzerine Atlantis hırsı ve uygulaması konusunda ,aldatılanlar ve mülteciler konusunda önemli bir bölüm

Rusyanın denge sağlayacağı durumları yanında kurtuluşun Atlantis hırsına kapılmış ve liderleri yoluyla adeta esir olmuş ülkelerin kendi kaderlerinin yine kendi ellerinde olduğu neticesi çıkıyor farkında ol bu yanlış akımlarla sürüklenme..

--------------------------------------------------------

(L) Bu konuyla ilgili sorular bitti mi? Tekrar mülteci sorununa dönmek istiyorum. Erdoğan'ın Avrupa liderlerine adeta şantaj yaparcasına mültecileri kasıtlı olarak Avrupa'ya ittiğine dair bir haber okudum.Yani bir bakıma Avrupalı liderler mazlumlar konusunda Hristiyan yardımseverliğini göstermeye zorlanıyor. Mülteci akını yoluyla Avrupa'ya bazı teröristlerin sokulduğu konusunda hemfikiriz sanırım. Erdoğan'ın Avrupa'da kaos yaratmak için mülteci akınını kasten zorladığı da doğru mu?
C: Evet. Ama mülteci meselesinin nedenini unutmayın: İsrail-Amerikan ittifakı emperyal hırslarının agresyonu.
S: (Joe) Erdoğan'ın Türkiye ile ilgili kararlar alabilme düzeyinden şüphe duyuyorum.
(L) Okuduğum haberde söylenen şey de buydu sanırım. Esas kararları alan AIPAC veya ona benzer birşey.
(Joe) Türkiye'ye uzun zamandır arka plandaki NATO ağları yoluyla sızmış durumdalar zaten. Türk ordusunda ve istihbarat kurumlarında özerk gruplar var. Devlet yönetiminden bağımsız bir şekilde hemen hemen her istediklerini yapabiliyorlar. Muhtemelen NATO'nun ve Amerikan-İsrail çıkarlarının kontrolü altında çalışıyorlar.
(L) Ve sanırım onları yönetenler mutlak bir kaos istiyorlar?
C: Evet
S: (Joe) Jeopolitik olarak bu onların Rusya'ya karşı mücadelelerinin bir parçası nihai olarak. Rusya ve Avrupa arasında herhangi bir tekrar yakınlaşmayı önlemek için Avrupa'yı çökertmeyi planlıyorlar. Böl ve yönet. O zaman Rusya'yı Batı Avrupa'nın dışında tutabilirler ve etkisini genişletip haklı yerini almasını engelleyebilirler. Bunu engellemek için herşeyi yok etmeye istekliler.
C: Platon'un Atlantis hikayesini hatırlayın: O imparatorluğun global hırsları imparatorluğun mutlak yıkımını getirdi.
S: (Joe) Atlantis'le ilgili olarak daha önce onların enerji hırsları nedeniyle kendi felaketlerine neden olduklarını söylemiştiniz. Enerji açlığı, enerji silahları vs. Bu muhtemelen jeolojik yıkımı da hazırlamış oldu. İkisi birbiriyle ilişkili. 
C: Pek çok benzerlik var. Enerji para oldu.
S: (Joe) Bunu daha önce söylemiştiniz. O zaman, önce bir ekonomik kriz...
(L) Malum Güçlerin ekonomik bazı planları var ama bu planlar kendi ekonomik hırslarını korumaya yönelik olduğu halde bir kez uygulandıklarında aşırı derecede yıkıcı ve kontrol edilemez hale gelecek.
C: Evet
S: (Joe) Ben de bunu düşünüyordum; bu sefer imparatorluğun yiyeceği ilk darbenin biçimi...
(L) Ekonomik bir çöküş olabilir.
C: Evet
S: (L) Ve bu da militarizmin azmasına neden olabilir. Ekonomik sorunları genellikle bu şekilde çözmeye çalışıyorlar. Savaşa gir ve başkalarının mallarını çal.
C: Tüm bunların temizlik sürecinin bir parçası olduğunu aklınızda bulundurun.

---------------------------
Şimdilik bu kadar da kalalïm.