Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 8 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#75
Biyogenetik Müdahale / DNA Değişimleri / Bilinç Bilmektir



(...)İlk Yaratıcıya yaklaşmayı mümkün kılan, bilinç evrimi ve bilgiyi barındırmaktır. Dünya'da birçok kişi Tanrı ile bir olduğunu hissetmiştir. İlk Yaratıcının, o andaki titreşimlerine uyan bir kısmı ile bir olmuş olabilirler. İlk Yaratıcının toplam titreşimi, bu kadar çok bilgiyi barındıramayacağı için fiziksel aracı bir anda yok eder. Sizin için "Tanrı"yı temsil edenler, İlk Yaratıcının tek bir anlık bölümüdür.

(...)İlk Yaratıcı bile daha büyük birşeyin parçasıdır. İlk Yaratıcı, başka bir yaradılışın çocuğu olduğunu, kesintisiz bir öz-keşif ve farkındalık sürecinde bulunduğunu keşfetmektedir sürekli. Hatırlayın, bilinç her şeydedir ve hiçbir zaman icat edilmemiş, sadece olmuştur. Bilinç bilmektir ve bilişiniz sizin İlk Yaratıcıya en yakın yerinizdir. Bildiğinize güvenirseniz içinizdeki Tanrıyı harekete geçirirsiniz.


(...)Siz farkında olun ya da olmayın, Dünya üzerinde düzenler, hiyerarşiler olduğu gibi kozmosta da düzenler vardır. Belli bir bölgede yaşayabilir ve burada bir düzen olduğunu fark etmeyebilirsiniz. Toprağınızı işleyebilir, vergilerinizi öder, oy kullanmamaya karar verebilir ve herhangi bürokratik, siyasal bir düzenin varlığını unutabilirsiniz. Benzer bir şekilde Dünya da evrende geçerli olan bürokratik siyasal yapıyı unutuyor.


(...)Biyogenetik bir müdahale yapıldı ve büyük bir yıkım oldu. Özgün veri tabanları dağıtılmış ama yok edilmemiş deneysel tür örnekleri getirildi gezegene. Bir zamanlar DNA'nız eksiksizdi. Bilginin olduğu gibi sınıflandırıldığı ve birbiriyle ilişkilendirildiği, aradığınız herhangi bir şeyi anında bulabildiğiniz güzel bir kitaplık gibiydi. Bilginin kaynağından koparılması amacıyla biyogenetik değişiklik yapıldığında biri gelip referans sistemini saklamış, hiçbir düzen kalmamacasına bütün kitapları raflardan çekip yere yığmış gibi oldu. DNA'nız çok zaman önce yağmacılar tarafından işte böyle dağıtılıp karıştırıldı.


(...)Bu zamanda Dünya'da olmanın en heyecan verici yönlerinden birisi de DNA'nızda gerçekleşmekte olan yeniden düzenlenme. Gezegenin üzerine kozmik ışınlar geliyor, böylelikle bedenlerinizin içinde bir değişiklik yayılıyor, yeniden düzenleme gerçekleşiyor. İçinde tarihi ve Yaşayan Kitaplığın farkındalığını barından dağıtılmış bilgi toparlanıyor.

(...)Çoğu insan, bu enerjiyi hiçbir hazırlığı olmaksızın birdenbire hissetmeye başlayacak. Hepiniz veri ve bilgi demek olan ışığı gezegene çekiyor ve bunu yaptıkça da tek bir sözcük bile etmeksizin bilincin keşfedilmesine yeni yollar açıyorsunuz.

(...)Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, düzen içinde kimin kim olduğunu söylemeye gelmedik. Biz sadece yanılsamalarınızı yıkmak, inandırıldığınız şeylerin balonlarını patlatmak istiyoruz. Bunun yanlış olduğu değil söylemek istediğimiz, yalnızca daha büyük düşünmenizi önermek.

(...)Aranızdan giderek daha çoğu bu plana göre titreşmedikçe hakim enerjinin uğrayacağı kayda değer kaybı hissedin. Frekans değişikliği ya da mantıklı zihninizin ısrarının üstesinden geldiğinizde ve mükemmel bir şekilde bir Frekans Bekçisi kadar temiz olduğunuzda yapabileceklerinizi düşünün. Frekans olarak kimliğin, fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal bedenlerinizin elektromanyetik dalgalar halinde yaydığı toplam enerji olduğunu hatırlayın. Birisinin sizden çekip aldığı bir şeye kendi iradeniz doğrultusunda sahip çıkıp onu geliştirmeye başladığınız zaman gezegendeki titreşimi değiştirirsiniz.

(...)Enerjinin canlı hale geldiği son derece önemli bir zamanda yaşıyorsunuz. Hissettikleriniz bütünüyle, saklı potansiyelinizin harekete geçirilip uyandırılmasının sonucu. Rüzgar şiddetle esiyor ve size ortalıkta heyecan verici bir şeyler olduğunu gösteriyor. Tanrılar burada. Sizsiniz bu tanrılar.

(...)Bilinciniz tarihinize açıldıkça eski gözlerinizi açmayı öğreneceksiniz. Bunlar, bir insanın değil, tanrının bakış açısından gören Horus'un gözleridir. Birçok gerçekliği görebildiği ve resmi, tarihi bütünüyle bir araya getirebildiği için eski gözler varolan her şeydeki karşılıklı bağlılığı ve anlamlılığı görür. İçinizdeki eski gözleri açtığınızda kişisel tarihinizin bütünüyle ilişki kurabilecek hale gelmekle kalmayacak, gezegenin, galaksinin ve evrenin tarihi ile de ilişkinizi kurabileceksiniz. İşte o zaman gerçekten, tanrılarınızın kimler olduğunu ortaya çıkaracaksınız.

Pleiades Öğretileri Alıntısı

Buradan Çıkan Sonuçlar:

1. "Tanrı"yı temsil edenler, İlk Yaratıcının tek bir anlık bölümüdür.

2. Bilinç bilmektir ve bilişiniz sizin İlk Yaratıcıya en yakın yerinizdir.

3. Dünya evrende geçerli olan bürokratik siyasal yapıyının parçasıdır.

4. Biyogenetik bir müdahale yapıldı ve büyük bir yıkım oldu.

5. DNA'mızda gerçekleşmekte olan yeniden düzenlenme sözkonusu.

5. Birisinin sizden çekip aldığı bir şeye kendi iradeniz doğrultusunda sahip çıkıp onu geliştirmeye başladığınız zaman gezegendeki titreşimi değiştirirsiniz.

6. Bilinciniz tarihinize açıldıkça eski gözlerinizi açmayı öğreneceksiniz. Bunlar, bir insanın değil, tanrının bakış açısından gören Horus'un gözleridir. [/size=1]

Tiversonus

#76
Piskoposlarin Reiki Ile Ilgili Aciklamasina Yanit

 

William Lee Rand

 

Son gunlerde Katolik piskoposlar komitesi, Reiki'nin batil inanca dayandigini ve Katoliklerin Reikiyi kullanmamalari gerektigini soyleyen bir bildiri yazdi. Daha spesifik olarak, Reiki'nin Katolik hastanelerinde, saglik bakim merkezlerinde kullanilmamasi gerektigini veya Katolik okul, ordu ve hastane rahipleri tarafindan kullanilmamasi gerektigini soylediler. Bu ifade yanlis bilgiye dayanmaktadir.

 

25 Mart 2009'da ABD Katolik piskoposlari Katolik hastanelerine, saglik bakim kurumlarina ve Katolik hastane, ordu ve okul rahiplerine Reiki seanslarinin kullanilmasini desteklememelerini tavsiye eden bir bildiri yayinladilar. Bildiri "Alternatif Terapi Olarak Reiki'yi Degerlendirmek Icin Talimatlar" basligiyla ABD Katolik Piskoposlar Konferansinda "Doktrin Komitesi" tarafindan yayinlandi.

 

Bildiri komitenin aylar suren bir periyotta yapmis oldugu, Internet ve Reiki kitaplarinda bulunan bilgileri iceren arastirmasina dayaniyordu. Bu kaynaklara dayanarak, Reiki'nin Budist metinlerden geldigi ve dini bir temeli oldugu; Reiki sifa enerjisinin insan dusuncesi ve iradesi ile yonlendirildigi; Reiki'nin bilimsel arastirmalar tarafindan onaylanmadigi ve bilimsel aciklamasinin olmadigi ve Reiki'nin tip toplumu tarafindan kabul edilmedigi sonucunu cikardilar.

 

Piskoposlarin bildiriminin degeri dusunuldugunde, eristikleri kaynaklari not etmek onemlidir. Onlarin arastirmasinin cogu Internet Web sitelerinde yayinlanan bilgilerden geliyor. Internet gercekci bilginin iyi bir kaynagi degildir, cunku orada yayinlanan bilginin dogrulugunun kontrol edilmesi ve onaylanmasi gerekmez. Herkes bir Websitesi yapabilir ve diledigi her seyi yayinlayabilir. Cogu zaman olan sey, sitelerin yazarlarinin birbirlerinden kopya yapmalaridir, boylece eger bir sitede dogru olmayan bir bilgi yayinlanirsa, Internetteki bircok siteye kolayca yayilabilir. Eger arastirma icin Internet kullanilacaksa, sadece en saygin ve itibarli, taninmis Web siteleriyle sinirli olan bir secim kriteri kullanilmalidir. Aksi taktirde, kisi dedikoduyu ve yanlis bilgilendirmeyi gercek olarak kabullenme riskini ustlenir.

 

Bu ozellikle Reiki Web siteleri icin gecerlidir. Reiki bilgisi, Bati'daki uygulamasinin baslangicindan beri yanlis fikirlerle delik desik edildi. Bircok Reiki uygulayicisi, ogretmeni ve yazari, ogretilerini ve yazilarini dayandirdiklari bilginin dogrulugunu kontrol etmeyi basaramadi ve bunun hem Internette hem de Reiki kitaplarinda yayinlanan bilginin niteligine zararli etkisi oldu.

 

Reiki ile ilgili en iyi bilgi Japonya'da arastirma yaparak, orijinal dokumanlari okuyarak ve Japonya'daki Reiki organizasyonunun kurucu uyeleriyle goruserek Reiki'nin tarihini ve uygulamasini profesyonel olarak arastirmis olanlardan gelmektedir. Eger Reiki ile ilgili bildiriyi yazan piskoposlar bu uzmanlarin birkaci ile gorusselerdi, Reiki ile ilgili yayinlanan bilginin cogunun yanlis oldugunu kavrarlardi ve sonuclarini dayandiracaklari dogru, kanitlanabilir bilgiye sahip olurlardi.

 

Reiki'nin Kaynagi

 

Bayan Takata tarafindan Reiki'nin kaynagi ile ilgili anlatilan hikayelerden biri kurucu Mikao Usui'nin Reiki'nin sirrini Budist metinlerinde kesfettigini anlatir.1 Bu hikaye Reiki derslerinde, Internet Websitelerinde ve bircok Reiki kitaplarinda tekrar tekrar anlatildi. Bunun dogru olmadigini biliyoruz. Yillar boyunca, Bayan Takata Bati'dakiler icin Reiki ile ilgili tek bilgi kaynagi idi ve bircok uygulayici onun ifadelerini sorgusuz kabul etti. Japonya'daki dil, kulturel ve organizasyon ile ilgili engeller, Reiki'nin kaynaklari ve uygulamasi ile ilgili daha fazla bilgi ogrenmek isteyenler icin arastirmayi zorlastirdi. 90'li yillarin sonunda birkac arastirmaci atilimlar yapabildi.

 

To****aka Mochizuki, Hiroshi Doi ve Frank Arjava Petter'i kapsayan arastirmacilar orijinal Reiki organizasyonu ile temas kurdular, Mikao Usui'nin mezarini kesfettiler, bu anitmezarda yazili Reiki'nin hikayesini tercume ettiler ve Mikao Usui'nin yazdigi Reiki'nin dogasi ile ilgili orijinal dokumani ortaya cikardilar. Bu kaynaklar Mikao Usui'nin bir sifa yontemi aramadigini, sifa verme yeteneginin kutsal bir dagda ruhsal bir deneyim sirasinda ona kendiliginden geldigini belirtiyor. Bundan baska, Reiki Ryoho Hikkei'sinde (Reiki Sifa Sanati El Kitabi) Mikao Usui soyle belirtiyor: "Benim Usui Reiki Ryoho'm (sifa sanatim) orijinaldir, daha once asla kesfedilmedi ve dunyada emsalsizdir." Bu gercekler Reiki'nin Budist metinlerden gelemeyecegini, ne de herhangi bir dini veya inanc sistemiyle baglantili olamayacagini belirtiyor. Ilave olarak, Budizm bilgisine sahip olan Japon Reiki Masterlari, Reiki uygulamasinda Budizmden gelen hicbir sey bulamadiklarini ve Reiki'nin dini olarak tarafsiz oldugunu belirttiler. 2

 

Reiki Sifasinin Dogasi

 

Ilk Reiki dersimi aldiktan ve Reiki uygulamaya basladiktan sonra fark ettigim ilk seylerden biri, Reiki sifa enerjisinin kendisini yonlendirdigidir. Reiki enerjisini zihnimle veya irademle yonlendiremiyordum ve Reiki'nin benimkinden daha ustun olan kendi rehberlik formuna sahip oldugundan bunun gerekli olmadigini kavradim. Bu deneyim diger Reiki uygulayicilari tarafindan dogrulandi ve Reiki'yi kullanmanin en onemli anahtarlarindan birinin temelini olusturur: Eger Reiki'nin en iyi sifa deneyimini saglamasini istiyorsaniz, uygulayicinin kendi arzusunu, iradesini ve egosunu bir kenara koymasi ve Reiki enerjisinin kendisini yonlendirmesine izin vermesi gereklidir.

 

Reiki'nin Bilimsel Aciklamasi

 

Reiki'nin bilimsel arastirmalar ve gercekci bilgilere dayanan bilimsel bir aciklamasi vardir. Bu aciklama James Oschman, Ph.D. tarafindan test edilebilir bir hipotez olarak sunulmustur.

 

Dr. Oschman geleneksel ozgecmisi olan, enerji tibbi uygulamasina ilgi duyan bir bilim adamidir. Arastirma vasitasiyla, fizik ve biyoloji yasalarina dayanan enerji tibbi icin bilimsel bir temeli isaret eden onemli bilimsel arastirmalari kesfetti. Bu bulgular Reiki News Magazine'in Kis 2002 sayisinda yayinlanan "Bilim ve Insan Enerji Alani" roportajinda tartisiliyor.

 

Insan bedeninin her bolgesinde dolasan elektrik akimlari, Dr. Oschman'in hipotezinin temelini sagliyor. Bu akimlar bedenin sinir sisteminde, organlarinda ve hucrelerinde mevcuttur. Ornegin, elektrik sinyalleri bedenin tum dokularinda yolculuk yapan kalp atisini tetikler ve bedende herhangi bir yerde belirlenebilir.

 

Ampere yasasi, bir elektrik akimi bir iletkenden aktigi zaman, bir elektromanyetik alanin uretildigini belirtir; bu elektromanyetik alan, onu yaratan akimin dogasini yansitir. Bilimsel enstrumanlar ile yapilan testler, elektromanyetik alanlarin bedenin etrafinda ve beyin, kalp, bobrekler, karaciger, mide vs yi kapsayan bedenin organlarinin her birinin etrafinda bulundugunu gosteriyor. Kalp en kuvvetli alan sahiptir, bedenden 4,5 metre uzaklikta olculmustur.

 

Organlarin her birinin etrafindaki alanlar farkli frekanslarda titresir ve saglikli olduklarinda spesifik frekans araliginda kalirlar, ama sagliksiz olduklarinda bu araligin disina cikarlar. Sifacinin elleri, sifa isleminde iken titresen elektromanyetik alanlar uretir, oysa sifaci olmayanlarin elleri bu alanlari uretmez. Sifaci ellerini sifaya gereksinimi olan bir insanin uzerine veya yakinina koydugu zaman, sifacinin ellerinin elektromanyetik alani, tedavi edilen beden bolgesinin ihtiyaclarina dayanan frekans araliginda yayilir. Faraday yasasi, bir elektromanyetik alanin yakindaki bir iletkene akimlar indukleyebilecegini ve bu islem vasitasiyla, onun etrafinda benzer bir alan olusmasina neden olabilecegini belirtir. Bu sekilde, bir sifaci sagliksiz bir organin etrafinda saglikli bir elektromanyetik alani baslatabilir, boylece organda saglikli hali baslatir. Bilimsel arastirmalari, diyagramlari ve referanslari iceren bu hipotezin ayrintili aciklamasi, yukarida sozu edilen roportajda sunulmaktadir.

 

Tip Toplumu Tarafindan Kabul Edilme

 

Reiki tip toplumunda evrensel olarak kabul edilmese de, bircok tip uzmani, hastane ve saglik bakim servisleri onun yararlarini onayliyor ve tamamlayici terapi olarak kabul ediyor. Holistik Hemsirelik, Uygulama El Kitabi, Bolum 2 "Uygulamanin Amaci ve Standartlari" nda, Amerikan Holistik Hemsirelik Dernegi (AHNA) Reiki'yi kabul edilen bir tedavi sekli olarak listeliyor.3 Ek olarak, Amerikan Hastane Dernegine gore, 2007'de Reiki ABD'deki hastanelerin %15'inde veya 800 den fazla hastanede hasta bakiminin standart bir parcasi olarak sunuldu. 4 Doktorlar cesitli saglikla iliskili durumlarin iyilesmesi icin hastalarina Reiki tavsiye ettiler. Cerrahlar ameliyattan once, ameliyat sirasinda ve sonrasinda Reiki uygulayicilari kullaniyorlar. Bir ornek olarak, ABD'deki en saygin kardiyovaskuler cerrahlardan biri olan Dr. Mehmet Oz acik – kalp ameliyatlari ve kalp nakilleri sirasinda Reiki kullaniyor. Dr. Oz'e gore, "Reiki hastalar ve ana gorus tip uzmanlari arasinda ragbette olan bir sifa sanati haline geldi". 5

 

Etik Cikarimlar

 

Reiki'ye gereksinimi olan hastalarin Reiki tedavisini reddetmek etik bir sorun yaratir. Piskoposlarin bildirimine yanit olarak AHNA aciklamasina gore, holistik hemsirelik uygulamasi Katolik kilisesinin duzenlemesine tabi degildir ve AHNA'nin bir uyesinin Reiki'ye gereksinimi olan bir hastadan Reiki tedavisini esirgemesi etik bir ihlal olurdu; bu durum, Katolik hastanelerinde calisanlari da kapsiyor.

 

Bilimsel Arastirmalar

 

Reiki'nin tedavi edici etkisi oldugunun kanitini saglayan bir sayida saygin bilimsel arastirma vardir. Bu arastirmalar,  PubMed veya Cochrane Collection gibi uzman tibbi data verilerinden birini kullanarak bulunabilir.6  Tibbi ve bilimsel standartlari karsilayan arastirmalar genellikle 'peer-reviewed' dergilerde yayinlanir (yayinlanmadan once konunun uzmani tarafindan degerlendirilip onaylama yapilan dergiler). Reiki'nin tedavi edici degeriyle ilgili boyle 20 den fazla arastirma vardir. Bu arastirmalarin bazilarinin incelenmesi, Anne Vitale, Ph. D tarafindan yazilan "Reiki Dokunus Terapisi Arastirmasinin Butunsel Incelenmesi", http://www.nursingc enter.com/ pdf.asp?AID= 732068. linkinde bulunabilir. Simdiye dek yapilan Reiki arastirmalari baslangic dogasinda olsa da, ilave arastirmalar icin destek sagliyorlar.

 

Iyi tasarlanmis bir Reiki arastirmasi "Reiki Tedavisi sirasinda Otonom Sinir – Sistemi Degisimleri: Baslangic Arastirmasi"dir. 7  45 suje gelisiguzel olarak uc gruba ayrildi. Bir grup tedavi almadi, diger grup deneyimli Reiki uygulayicilarindan Reiki tedavisi aldi ve ucuncu grup Reiki egitimi olmayan, gercek Reiki alanlar tarafindan kullanilan ayni el pozisyonlarini kullanan birinden sahte tedavi aldi.

 

Kalp hizi, cardiac vagal ton (kalple ilgili vagus sinirine ait ton), kan basinci, baroreflex'e kardiyak hassaslik ve nefes alma olcumleri alindi. Kalp hizi ve diastolic (kalbin ritmik genislemesi) kan basinci Reiki alanlarda onemli olcude azaldi, sahte Reiki alanlarda veya tedavi almayanlarda azalmadi. Bu arastirma, bedenin Reiki enerjisine karsilik verdigini ve bu karsiligin tamamen psikolojik olmadigini gosteriyor.

 

"Reiki Laboratuar Farelerinde Kalp Hizi Homeostazini Gelistiriyor (Homeostaz: Organizmada normal sartlarin devamliligi)"8 bir diger degerli arastirmadir. Bu tur bir arastirmada hayvanlar kullanmanin degeri, onlarin inanctan veya Reiki ile ilgili kuskuculuktan etkilenmemeleridir. Ilave olarak, biyometrik verileri aktarmak icin yuksek dogrulukta telemetrik implantasyonlar kullanildi. Uc asilanmis laboratuar faresinin kalp hizini artirmak icin parazit (radyo) kullanildi. Fareler parazite maruz kalmadan once ve sonra bir Reiki uygulayicisi tarafindan ve sahte bir Reiki uygulayicisi tarafindan tedavi edildi. Prosedur, uygulayicinin kafesteki fareye 120 santim mesafeden ellerini uzatmasini kapsiyordu. Reiki alan fareler kalp hizlarinda onemli azalma deneyimlediler, hem kalp hizlari parazitle artirilmadan once hem de sonra. Sahte Reiki alanlarin kalp hizi azalmadi. Bu, hem stresli hem de stressiz hayvanlarda Reiki'nin kalp hizini azalttigini ve homeostazi tesvik ettigini gosteren en titiz Reiki arastirmalarindan biridir.

 

Reiki bircok dini gelenegin takipcileri tarafindan uygulanmaktadir. Bazi uygulayicilarin Reiki'yi mevcut dini inanclarina butunlestirmesine ragmen, Reiki bir din, doktrin veya dogma degildir. Reiki, tum dini gelenekler icin ortak olan sefkatli eylem prensibine oturtulmustur. Her din kendi kurallarini yaratma hakkina sahipken, hangi yolu izleyecegine ve kendileri icin hangi aktivitelerin uygun olduguna karar vermek her insanin ozgur iradesinin ve insan kiymetinin dogasi icindedir.

 

1 Paul David Mitchell, The Blue Book, revised edition for The Reiki Alliance (Coeur d'Alene, Idaho: 1985), page 13.

 

2 Personal communication with Japanese Reiki practitioners Hiroshi Doi and Hyakuten Inamoto.

3 page 56.

 

4 http://www.usatoday .com/news/ health/2008- 09-14-alternativ e-therapies_ N.htm and www.reikiinhospital s.org

 

5 http://healthcare- research. suite101. com/article. cfm/reiki_ in_hospitals

 

6 http://www.pubmedce ntral.nih. gov/ PubMed is the U.S. National Institutes of Health (NIH) free digital archive of biomedical and life sciences journal literature. http://www.lib. umb.edu/node/ 1353 The Cochrane Collection provides access to a collection of databases, which focus on the effects of health care and evidence based medical practice.

 

7 Nicole Makay, M.Sc., Stig Hansen, Ph.D., and Oona McFarlane, M.A., The Journal of Alternative and Complementary Medicine, Volume 10, Number 6, 2004, pp. 1077–1081. This study is also discussed in "The Science of Reiki" by Nicole Mackay, Reiki News Magazine (Summer 2005).

 

8 Ann Linda Baldwin, Ph.D, Christina Wagers, and Gary E. Schwartz, Ph.D., The Journal of Alternative and Complementary Medicine, Volume 14, Number 4, 2008, pp. 417–422.

 

William Lee Rand Uluslar arasi Reiki Egitim Merkezinin baskani ve Reiki News Magazine'in yonetici editorudur. Bes adet Reiki ogretmeni ile calisti, ikisi Japonya'dan, Reiki'nin tarihini ve dogasini arastirmak icin Japonya'ya uc yolculuk yapti. Rand 1981'den beri Reiki uyguluyor ve 20 yildir ogretiyor.

 

(Ceviri: Saffet Guler)

 

http://www.reiki. org/reikinews/ ResponseBishopsS tatement. html


Tiversonus

#77
ORTA ve DOĞU AVRUPA-BALKANLAR  ve  ORTADOĞU  4. ULUSLARARASI 

          "U F O ve YENİÇAĞ"                              KONGRESİ                     

     Tarih:  13 -14  Haziran  2009  (Ctesi-Pazar)                           Yer:  WOW  İstanbul Kongre Merkezi -Yeşilköy                  Saat:  09:00 / 18:30   

 

 KONGREMİZE  KONUSUNDA UZMAN  DÜNYACA ÜNLÜ   ARAŞTIRMACI - YAZAR - TEMASÇI  ve BİLİMADAMLARI KONUŞMACI OLARAK KATILACAKTIR...

Gezegenimizin ve insanlığın içinde bulunduğu  belki de insanlık tarihinin en önemli geçiş döneminde, yeni enerjilerin baskısı altında, farkındalık ve  aydınlanma çalışmaları  hızla artmakta. Şimdi tüm evrensel ve kozmik bilgilerin açıkça ortaya çıktığı ve paylaşıldığı bir zamanı yaşıyoruz. ..

Çok önemli bilgilerin açıklanacağı bu tarihi Kongre'de;

Dünyaca ünlü  araştırmacı  ve yazar,   Erich Von Daniken;                         
 " Tanrıların Dönüşü- Uzaylılarla Açık Temas Ne Zaman Yaşanacak? – İncil ve Tevrat'ta UFO'lar -  Yıldızlardan Gelen Tanrılar ve Eski Çağlarda UFO ve Uzaylı Ziyaretleri-   Daniken, Maya Takviminin Neden 21 Aralık 2012'de Sona Ereceğini Açıklıyor...2012 Maya Takvimi Sonu Neyi Anlatıyor, Neler Olacak?                       

Daniken Hepimizi, Olağanüstü Görüntüler ve Nefes Kesici Animasyonlarla Tarihten              Evrenin Derinliklerine Uzanan  Müthiş BirYolculuğa Çıkaracak!...."   

Temasçı - Araştırmacı - Yazar,     Dr. Norma J. Milanovich;                   

      " 2012 - Dünya Gezegeninin Yeni Çağ'a Girişi ve Kozmik Bilinç - Bu Tarihten Sonra Neler Olacak? - Bizi Neler Bekliyor?  Olacaklara Nasıl  Hazır Olmalıyız?  - Foton Kuşağı  -  5. Boyuta Yükseliş..Yeni Enerji ve Dünya'daki Ekolojik ve Manyetik Değişimler - DNA Değişimleri;

Dr..Milanovich 1984 Yılından Beri Temasta Olduğu Arkturuslular ve Diğer Üst Boyutsal Varlıklardan  Çok Önemli Bilgiler Aktaracak..

İngiliz Sav. Bknlığı UFO Masası Eski Şefi -Yazar-Araştırmacı Nick Pope

"İngiltere Hükümeti ve Sav. Bklığınca Gizlenen Resmi UFO Kayıtları ve Yakın Karşılaşmalar  - En Yetkili Ağız, İngiliz Sav. Bknlığının En Önemli  Gizli Dosyalarını İstanbul Kongresi'nde Açıklıyor ! "   

Bilimadamı - Araştırmacı -Yazar- Uzaylı Çipleri Uzm.   Dr. Roger Leir   

"Uzaylılarca Alıkonanlar ve Yaşananlar -Yerleştirilen Çiplerin Görüntüleri ve Dünyanın En Önemli Üniversite ve Laboratuarlarında  Çipler Üzerinde Yapılan Bilimsel  Analizlerin Şok Edici Sonuçları!- Kaçırılma Fenomeninin   Ardındaki Amaç..."

Dünyaca Ünlü UFO Araştırmacısı - Gazeteci-Yazar   Jaime Maussan 

" 'Alien Agenda'  Jaime Maussan, Güney Amerika'dan Bugüne Kadar Dünyada  Filme Alınmış  En Önemli UFO Görüntülerini Sunacak -Tarlalardaki Gizemli  İşaretler Bize Ne Anlatmak İstiyor? NASA'nın Gizlediği UFO Dosyası - Uzay Mekiklerinden ve Uzay İstasyonundan Filme Alınmış Olağanüstü UFO Görüntüleri- 

Güney Amerika'da filme alınan Uzaylıların İnanılmaz Görüntüleri - Meksika'da Ele Geçen Dünyadışı Varlık ve Yapılan DNA Testlerinin Şoke Eden  Sonuçları ve Bilimsel Kanıtlar-Uzaylıların Dünyamıza Gelme Amaçları ve  Mesajları "

Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merk. Bşk  Haktan Akdoğan

"Türkiye UFO Dosyası – İlk Defa Istanbul Kongresinde Gösterilecek Olağanüstü UFO Görüntüleri ve Gizlenen TC Resmi UFO Olayları -  Kutsal Metinlerde ve Kuran'da Uzaylılar  Gerçeği - Dünya UFO  İfşaatının Önemi  - 2012 - Uzaylılarla Temas" 

Askeri ve Sivil Pilotlar - Üst Düzey Yetkililer Açıklıyor! ...                                   "Havada Burun Buruna!  Askeri ve Sivil Pilotlar Yaşadıkları  UFO Karşılaşmalarını   İlk Defa İstanbul Kongresinde Açıklıyor -Üst Düzey Resmi Ağızlardan Çok Önemli Açıklamalar"

  Araştırmacı-Yazar-Belgesel Yapımcısı   Antonio Urzi  ve PierGiorgio Caria 

  "Urzi Olayı"  İtalya'da UFO'ların 8 Yıldır Takip Ettiği Antonio Urzi'nin Yaşadıkları ve Yaptığı 1700 den Fazla UFO Gözlemi ile Yüzlerce Saat Filme Aldığı Dünyanın En Yakın Olağanüstü UFO Görüntüleri -  İlk Defa Istanbul Kongresinde Açıklanacak, Italya'da yaşanan Uzaylılarla Açık Temas Olayı - İtalya ve Dünyadan Çok Önemli UFO Görüntüleri"

                               

"4. ULUSLARARASI  UFO  ve YENİÇAĞ  KONGRESİ" nde  çok değerli uzmanlarca  halkın bilgisine sunulacak olan tüm bu önemli konular, değişime ve gelişime duyulan gereksinimin geniş kitlelerce açığa vurulmasıyla büyük bir dinamizm kazandı. İnanıyoruz ki; İnsan Yaşamının, Gezegenimizin ve Evrenin doğasına ilişkin bunca önemli konu KONGRE'mizde detaylı bir biçimde ele alınarak, kitlelerin yoğun ilgisiyle karşılaşacak ve her insanın ruhunun derinliklerinden gelen ve bir türlü yanıtını bulamadığı sorulara bilimsel ve akılcı cevaplar oluşturarak bu alanda önemli bir bilgi paylaşımı yapılmış olunacaktır.

 

Günlük Katılım:    Tam 35.- tl  /  Öğrenci  25.- tl

 

Kongremizle ilgili detaylı bilgi için

www.siriusufo.org 

   

      SİRİUS UFO UZAY BİLİMLERİ ARAŞTIRMA MERKEZİ

SİRİUS ULUSLARARASI UFO MÜZELERİ

DÜNYA UFO İFŞAAT KAMPANYASI
Merkez Ofis : Çukurcuma-Beyoğlu / İstanbul - TÜRKİYE

Tel:    90-212- 252 86 46 / 252 86 82     Fax:   90-212- 252 87 07

http://www.siriusufo.org   

[email protected]

http://www.worldufodisclosure.org/       [email protected]   


Tiversonus

#78
'Evet, Domuz Gribi Bir Biyolojik Silah'



Mekanik silahlar, tank, top gibi savaş silahları bundan sonra kullanılmayacak! Peki o zaman ne olacak derseniz, bundan sonra virüsler aracılığı ile biyolojik savaşlar olacak!'' Gündemden düşmeyen virüsler hakkında tüm gerçekler... Mikrobiyoloji uzmanı Emekli Tabip Binbaşı Doktor Domuz Gribi'nı yorumluyor.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı Nükleer Biyolojik Kimya Okulu`nda 1985-87 yılları arasında biyolojik harp dersleri veren ve halen Konya`da özel tıbbi tahlil laboratuvarı işleten Mikrobiyoloji uzmanı Emekli Tabip Binbaşı Dr. Salim Calp iyibilgi'ye özel açıklamalar yaptı. Calp, "Bundan sonraki savaşlar nükleer ve biyolojik savaşlar olacak. Bir ülke öldürücü yapay bir virüs geliştirip, kendi insanlarını bu virüse karşı dayanıklı hale getirip, ele geçirmek istediği ülke topraklarına virüs yayabilir. O ülkedeki veya kendi ülkesi dışında dünyadaki tüm insanlığı yok etmek ve dünyayı ele geçirmek için uğraşabilir" dedi.

 İşte kuş, kene, fare ve domuzlardan yayılan virüsler biyolojik silah mı sorusunun cevapları, işte Dr Salim Calp'in açıklamaları:

"Mekanik silahlar, tank, top gibi savaş silahları bundan sonra kullanılmayacak! Bundan sonraki savaşlar nükleer biyolojik savaşlar olacak. Virüsü nasıl yaydığını tespit etmek mümkün değil! Hollywood filmlerinde bu tür felaket senaryolarından yüzlercesi yer alıyor... Bu bir mesaj bile olabilir!"

ABD, İngiltere, Belçika, Hollanda gibi ülkeler gelecekleri için güvenli topraklar arıyor!

"Buzulların erimesi ile önümüzdeki yıllarda İngiltere, Belçika, Hollanda gibi ülkeler sular altında kalacak. Bu herkesin bildiği bir konu! Peki bunu bilen ülkeler boş durur mu? İnsanlar artık gelecekleri için güvenli topraklar arıyor, yüksek rakımlı yerlerde ve göz koyduğu topraklara da, durup dururken top, tüfek gibi silahlarla saldırmaları da mümkün olmadığına göre, havadan, karadan veya denizden yapay bir virüs yayabilirler. Veya göz koydukları ülkeye saldırmak için bahane üretebilirler!  Afganistan ve Irak'ın bulunduğu coğrafyayı düşünün, ABD'deki ikiz kule saldırılarını hatırlayın, ardından gelişen olaylar kimin lehine oldu?"

Virüs deneme amaçlı da yayılabilir

"Yapay bir virüs yapılırken çeşitli deneyler yapılır, virüslerin yapıları zamanla değişikliğe uğrar ve teşhis edilmesi güçleşir. Teşhis edilmesi güçleştikçe de korunmak imkânsız hale gelir! İşte biyolojik harp silahı üreten ülkeler ürettikleri biyolojik silahın gücünü denemek için de virüs yayabilirler.

İşte son yıllarda sık sık ortaya çıkan, insan, hayvan ve bitki canlı hayatını tehdit eden, Kuş Gribi, Kırım Kongo, Hanta, Domuz Gribi virüslerin de deneme amaçlı yayıldığı da düşünülebilir."

Tespit etmek çok güç!

"Biyolojik silahlar hava, deniz veya karayolu ile herhangi bir ülkeye rahatlıkla bulaştırılabilir. Bunları tespit etmek son derece güçtür. Bu biyolojik harp maddeleri, ülkede çok büyük maddi ve sağlık sorunlarına yol açabilir. Aslına bakarsanız biyolojik silahlar 20.yüzyıl başlarından itibaren denenmeye başlandı.

1.Dünya Savaşı'ndaki Veba salgınını hatırlayın. Bir anda milyonlarca insan yok olmuştu. Bunun da fareler aracılığı yayılan bir biyolojik silah olduğu iddia edildi. Veba biyolojik silahlar listesinde ilk sıralarda yer alır.

10-15 yıl önce Ege Bölgesi'nde yetişen tütünlerde çok sık "mavi küp" hastalığı oluyordu. Tütünler ve yetiştirici çiftçiler büyük zarar görüyordu. O zaman da çiftçiler bunun Yunanlılar tarafından atılan bir biyolojik silah olduğunu iddia etmişlerdi.

AIDS virüsü çıktığı zaman yaptığımız araştırmalardan sonra, ABD'de "Biyolojik Harp Silahı" yapım yerinde bu yapay virüsün üretildiğini ve bir astsubay tarafından dışarıya taşındığını iddia etmiştik.

Tekrar ediyorum bundan sonra kimyasal silahlarla savaş olmayacak! Bundan sonraki devir biyolojik silahlarla (virüsler ve mikroplarla) biyolojik savaşlar devri!"

Bu virüsler nasıl ürüyorlar, korunmanın yolu yok mu?

Calp'in bu tip virüslerden korunmak için önerileri ise şöyle:

    * Virüslerden korunmak için öncelikle kapalı, güneş görmeyen, havasız ortamlardan uzak durmak gerekiyor. Virüsler güneş ışığına duyarlıdır, güneş ışığını görünce doğal olarak imha olurlar.

    * Sık sık elleri yıkamak da çok önemli. Yani temizlik... Kötü alışkanlıklardan uzak durmak, ayakta hızlı ve bilinçsizce yiyip içmekten sakınmak! Aslına bakarsanız bizim atalarımızın geleneksel yaşam tarzı bize tüm doğruları öğretiyor... Çünkü geleneksel yaşam tarzı insan bağışıklık sistemini güçlendiren etkiler içeriyor.

    * Cep telefonları da virüslerin yayılmasında etken! Ama bu hiç akla gelmeyecek şekilde, bir telefonunu ortalama iki yıl kullandığını düşünün, kaç defa temizleniyor? Neredeyse gün boyu kullandığımız bilgisayarları da aynı şekilde düşünmek gerek!

    * Zehirli kimyasallarla dolu tarım ilaçları da virüslerin yayılmasında büyük etken teşkil ediyor. Hem tabiattaki bitki ve topraktaki faydalı böcekleri yok ediyor hem de bağışıklık sistemimizi zayıflatarak virüslerin yayılmasına zemin hazırlıyor.

    * Vahşi kapitalizm, kenelerin çoğalmasında en büyük etkenlerdendir. Çünkü kenelerin çoğalmasına sebep kapitalizm ürünü zirai ilaçlardır. Tabiattaki canlılar öldürülerek canlı yaşam sürdürülemez! Tabiatın bir dengesi ve canlının da bir görevi var. Dünyada karasinekler olmasa dünya pislikten geçilmezdi! Neticede günümüzde insanlar para hırsı ile kendi kendini yok ediyor...

http://www.netpano.com/haber/3355/Evet/Domuz/Gribi/Bir/Biyolojik/Silah

Gregorsamsa

#79
merhaba arkadaşlar, yeni bir kasyopya celsesi çevirisi forumda ilgili başlık altına eklenmiştir. Konu kilitli olduğundan ve her halikarda en üstte göründüğünden, yeni eklenti , konuyla ilgilenlerin gözünden kaçabilir diye ayrıca belirtme gereği duydum.
 

Pınar

#80
Kaçar mı!!! Hatta kabayonca hakkında  bilgiyi eklemekte terettüt etmiştim.:))

KABAYONCA

Yonca (Medicago sativa), baklagiller (Fabaceae) familyasından uzun yıllar yaşayan, gerek yeşil ot gerekse kuru ot olarak değerlendirilebilen çok yıllık bir serin mevsim yem bitkisi türü.

Uluslararası terminolojide alfalfa (kelime kökeni Arapça #1575;#1604;#1576;#1585;#1587;#1610;#1605; veya #1575;#1604;#1581;#1580;#1575;#1586;#1610;, halk dilinde Şark yoncası veya Kaba yonca şeklinde de anılır.

Yonca çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 50-80 cm dir. Derin bir kök sistemi vardır. Uygun koşullarda 8-10 metre derine gider. Etkili kök derinliği 120-180 cm dir. Bu nedenle, anavatanı olan Ortadoğu bölgesinin şartları ile birebir özelliklere sahip olup, kuraklığa dayanıklıdır. Yonca önemli bir yem bitkisidir. Otlatılmaya da oldukça dayanıklıdır. Bu nedenle meraların ıslahında diğer bitkilerle karışıma giren ve meranın kalitesini arttıran bir bitkidir. Ahır besiciliğinde et ve özellikle süt verimini % 30'lara kadar artıran ve yem bitkileri içerisinde en çok besleyicilik değeri olan yoncada, içerisinde 10 kadar vitamin de vardır. Tetraploid genetik yapıya sahip bir bitkidir.

Genelde hasat edilerek hayvanlara yedirilir, daha ender olarak mera ortamında hayvanlara otlatılır. Köklerinde, diğer hayvan yemlerinde olduğu gibi, bitki bünyesindeki azot değerlerini artıran rhizobia gibi proteobakteriler bulunmaktadır. Bu bakteriler topraktaki azot miktarı ile sınırlı kalınmaksızın yüksek protein değerli bir besi kaynağı oluştururlar. Bu özellikleri nedeniyle etkin üretiminin bilimsel yöntemlerle geliştirilmesinde önemli ilerlemeler sağlanmış, üretiminde en yüksek verim düzeylerine ulaşılmıştır.

Türkiye'de TÜİK verilerine göre 2004 yılında 320 bin hektar yonca ekilmiş ve 2 milyon 300 bin ton yeşil ot, 2 milyon ton kuru ot elde edilmiştir.


Dehidrate edilmiş yonca yaprağı, kapsül, toz veya tisan şeklinde standardize edilmiş halde diyet katkı maddesi olarak yaygın surette kullanılmaktadır. Yüksek fiber düzeyi nedeniyle kolesterol düzeyleri üzerinde dengeleyici etki yaptığını, kötü kolesterolü düşürdüğünü gösterir bulgular bilimsel literatürde yer almaktadır. Baklagiller familyasındaki diğer bitkiler gibi protein, vitaminler ve mineraller açısından zengin bir kaynak oluşturan yüksek genel gıda değeri nedeniyle bünyede enerji eksikliğini önleyici, ayrıca içerdiği saponinler nedeniyle kanı ve karaciğeri detoksifiye edici özellikleri bulunduğu üzerinde durulmaktadır. Besin değeri yüksek bir besin olduğu için kansızlık çekenlere faydalıdır.


Vikipedi...
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gregorsamsa

#81
ama bu akşam itibarı ile celsenin tamamı eklendi, bir göz at istersen : )
 

Pınar

#82
Okudum, başarılı bir çalışma, eline sağlık.:) Başarılarının devamını diliyorum.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gregorsamsa

#83
estağfurullah, benim ya da 4BH ekibinin başarısı değil..tiversonus un azminin eseri bu kadar zaman sonra bir celsenin çevrilebilmiş olması : )
 

Tiversonus

#84
Aslında şu simya ile (yani bakırı altın yapan) formülüm olmasa zor azmim olurdu...Neyse bu formülü bir ara 2012 gibi burada paylaşmayı umuyorum:))

Pınar

#85
Anda yaşa Tiversonus, geleceğe niye yükleniyorsun ki! Ver bakiim şu formülü bana!:))Ama bakırın kilo fiyatı da az değil haa!Taştan altına çevrilmiyor mu?

Ama gerçekten nbu kadar uzun zamandan sonra Kasyopyalı dostları okumak bana işkence gibi geldi, açıkca söylemek istiyorum bunu.Hele uzun uzun anlatımlara verdikleri belirsiz cevaplar şok edici idi.Unutmuşum şakacı dostların cevap biçimlerini.:))Diliyorum diğer çeviriler bu kadar geç kalmaz.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#86
Yok nerde afedersin 2. yoğunluk gibi çalışıyorum:)) Ve kendi sigaramı bile kendim dolduruyorum, az önce o işi yaptım:))

Aslında "bilgi" temelli herşeyin inan çok büyük değeri var, yani istersen bunu hayatında kullanmasan dahi bu değer var. İşte bu nedenle sevgili Gregorsamsa ve sevgili Bozadi'ye "teşekür" ediyorum, yalnız daha önce de teşekür etmiştim ama işte bu farklı bir teşekür: Bu çeviri işinin zahmeti ve zihinsel sorumluluğu çok ağır bir yük, işte bunu gördükten sonra ki farklı bir teşekür bu...Ayrıca bunu gerçekleştirenlerin yaptıkları, bilgiye hizmetleri inanın bir "onur" ve ışık işi, bu zamansızlık algısı ile hep onların olacak, büyük bir şey bu, her ne kadar burada tam kavranamaz sa da, büyük sahip olunacak bir onur...

Pınar

#87
Elbetteki sevgili Gregorsamsa ve sevgili Bozadi'ye sonsuz teşekkürlerimi ve sevgilerimi gönderiyorum.Bunca zahmete girip, bu celseleri dilimize çevirdikleri için.:)Ben şu Arkadyalıları ekleyeyim şuraya bir bakiim, benden de bir destek olsun.Az önce baktım pek birşey anlamadım ama.:) Yolunu arayan üç adamdan ve bir kadından başka bir şey görmedim.:) Bir de buraya ekleyip, sizin fikirlerinizi alayım.:)

Arkadyalı Çobanlar I




Arkadyalı Çobanlar II


Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#88
Sal Rachele

Bu günlük yaşamın "insanlarının" kendi genetik deneylerine, melezleştirilmelerine, klonlanmalarına, karışmalarına ve genel olarak bozulmalarına sahip oldukları anlamına gelir; fiziksel benliklerimiz galaksi ve evrenin çeşitli sektörlerinden gelen ET ırklarının türlüsü (karışımı) oldu.

Bunun basitleştirilmiş versiyonu şöyledir: Pleiades'liler, Sirius'lular ve Orion'lular son 10 milyon yılda çeşitli zamanlarda Dünyanın genetiklerinin tohumlarını ektiler, çeşitli ırklar yarattılar, kristal veya nükleer savaşlar ile bu ırkların çoğunun nesli tükendi (veya asteoridler, kuyruklu yıldızlar veya Nibiru'nun her 3600 yılda geçişi ile). Maalesef, ET gruplarının çoğu Dünyayı ve Dünyanın kaynaklarını kontrol etmek için savaştılar ve onların savaşcı doğaları insanların genetiklerine sızdı (nüfuz etti).

İnsan için orijinal mavikopya "barışcıl, androjen bir varlık" idi, bu "eril, saldırgan savaşçı" tipine uyarlandı. Çoğu insan saldırganlık ve rekabetin insan doğasının bir parçası olduğunu düşünür, ama bunun çoğunluğu saldırgan Orion'lular ile (Orion'un Rigel sektöründen) melezleşmenin sonucudur. Kozmik dramada diğer oyuncular da vardır, bunlar Arkturus'lular, Andromeda'lılar, Alpha Draconian'lar (reptilian'lar), Antares'liler, Zeta Reticulin'ler (griler) ve diğerleridir. Her grubun kendi gündemi vardır. Zeta'lılar kendi ırklarının neslinin tükenmesini önlemek için melezleşmekteler (insan kaçırma, embriyonik aşılamalar ve genetik değişiklikler vasıtası ile), Alpha Draconian'lar Dünyanın nadir elementlerini çıkarmaktalar (ve insan zihnini köleleştirmek için kendi psişik güçlerini kullanıyorlar) ve Sirius'lular bir zamanlar kendi çok büyük egolarını tatmin etmek için (Eski Ahit ve Yunan mitolojilerinin Tanrıları) insan ırkını kasden köleleştiriyordu. Bazı daha hayırsever ırklar kendimizi havaya uçurmamızı önlemek için buradadırlar (örneğin, Arkturus'lular, Antares'liler ve Andromeda'lılar). (hehehehe! Bayıldım bu cümleye)

İnsan mühendisliğinin çeşitli kısımlarından sorumlu bir çok ET grubu vardır. Benim direkt bilgime göre, DNA 12 nci boyuttan Pleiades'li varlıklar (orijinal olarak Lyra/Vega'dan) tarafından yaratıldı, orijinal insansı formun yaratıcıları olan bu varlıklar genel olarak "Founders" olarak adlandırılır. Adem ırkı, genç Dünya üzerinde enkarne olmaya gönüllü olan 7 nci Boyuttan Pleiases'liler idi. Zaman dizilişimizde, bu 10 milyon yıl önce gerçekleşti. Hikaye devam ederken, (özünde 12 nci boyuttan Founders'in alt – benlik uzantıları olan) 7B varlıkların titreşimi hızla düştü ve 3B Dünya planı ile özdeşleşti. Tabi ki bu çok basitleştirilmiş hali, ama dini yazılarda sözü edilen "inayetten düşüşü" temsil eder.

Pleiades/Adem formları Dünyada binlerce yıl tekamül ettikten sonra, Rigel ve Betelguese'den Orion'lular geldi ve hem pozitif hem de negatif kutuplara katkıda bulundular. Orijinal Adem kök ırkı melezleştirilme yoluyla bozuldu. Rigel Konseyleri savaşçı bir grup idi ve Adem DNA gen havuzuna savaşçı – eril – saldırgan davranışı soktular. Adem ırkını kontrol etmek için Orion'lular ve Pleiades'liler arasındaki çatışma Lüsifer İsyanı olarak bilinir (yaklaşık M.Ö. 500,000'de).
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gülay

#89
Sevgili tiversonus

Bizim dışımızdaki uzaylı ırkların resimlerini koymuştun diğer forumda, burayada tekrar koymanı rica ediyorum:))

O resimler benim çok işime yarıyordu yani, konu mankenlerimdi o resimler:)))