Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#105
Vallahi bak Pınar ciddiyim ve şuna cevap ver lütfen: şimdi ben tepe çakrama pandülü tuttum havaya baktım ve ne taraf soldan sağ+saat yönü oluyor? Bak bazen vites takılır inan buna:))

Pınar

#106
Tamam anladım.Bak şimdi saat yönünü at gitsin.Ayakta dur ve kollarını aç.Sağ elinin yönüne dön, bu sağdan sola dönüş.Sol eline doğru dön bu da soldan sağa dönüş.

Olmadı, pandülü tekrar tepe çakrana tut, dönüş yönü ne tarafa sola mı sağa mı?Sağ omzundan sol omzuna dönüyor ise saat yönü, sol omzundan sağ omzuna dönüyor ise tersi.:)

Gene olmadı, bir saat al yere koy, dijital olmasın.akrep ve yelkovanın hareketini izle, sağa dönüyorlar ve bu saat yönü.Akrep ve yelkovan sola dönmez, bu da saat yönünün tersi.:)

Son çare, eline bir boş kağıt al, oraya bir saat çiz.Yelkovan 12den 1,2,3.. diye giderken saat yönü, yelkovanın gitmediği 12den 11,10,9... saat yönünün tersi.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#107
Aslında bak şunu çıkardım. Çember üzerinde yön tarif ederken 2 değil ama 3 nokta belirtilmeli. Tamam demekki bizim Pandül kazaran elimden fırlasa en az 4-5 metre uzağa gidecek kadar dönmesinde bir anlam var mı diye soraceğim (saat yönünde yani 12-1-2 istikamatinde) diye soracağım ve inan bak bazen takılır:)) Ve teşekür ederim...

Pınar

#108
Saat yönüne dönüyor, ve tepe çakra hızlı dönüyor evet.O her daim açık çünkü, kapanma ihtimali olmayan tek çakra.:) Bir de sana şiddetle topraklanmanı öneriyorum.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#109
:)) Teşekür ederim ve iyi geceler.

Tiversonus

#110
Ekim Çemberi (3 Haziran 2009 İngiltere)

İngilterede 3 Haziran 2009 günü, ekin tarlalarından birinde beliren gizemli, dev Yusufçuk resmini alttaki linkten
görebilirsiniz. ..

Sevgi ve ışıkla...

http://www.cropcircleconnector.com/2009/yatesbury/yatesbury2009.html


Suleyman Kaya


Tiversonus

#111
(...)Bu arada Tiamat yenilmez silahlar olarak canavar yilanlari yaratti. Gövdelerini kan yerine zehirle doldurdu ve onlara keskin, uzun zehir disleri verdi. Cok korkunc ejderhalar yaratti ve bakanlarin dehsetten ölmeleri icin, tipki tanrilar gibi onlarinda baslarina isik haleleri takti. Yilanlar bir kere ayaga kalktimi kimse onlara karsi aykta duramazdi. Toplam 11 canavar yaratti: Engerek yilani, ejderha, sfenks, büyük aslan, cilgin köpek, akrep adam, üc tane kuvvetli firtina canavari, yusufcuk böcegi ve kentaur.(...)

Enuma Elis destanindan



Tiversonus

#112
Esrarengiz turuncu noktalar ve Kaybolan AirFrance




Cambridgeshire'daki yüzlerce kişi gece yarısı gökyüzünde 50 esrarengiz nokta gördüklerini iddia ettiler.
Telegraph gazetesinin haberine göre; İngiltere'nin Cambridgeshire vilayetinde gece 23.30 civarı gökyüzünde görülen 50 esrarengiz turuncu nokta halkın panik yaşamasına neden oldu.

Olaya şahit olan Cambridgeshire sakinlerinin ifadelerine göre esrarengiz noktalar gökyüzünde yaklaşık yarım saat göründükten sonra kayboldular.

Eski bir pilot olan Scott Boswell (37) esrarengiz noktaların fotoğrafını çekebildiğini belirtirken, turuncu parlak noktaların hiç ses çıkarmadıklarını, düzenli bir şekilde ilerleyip birden gözden kaybolduklarını bildirdi.

Olaya tanık olan başka bir çift Auberon ve Suzi Hedgecoe ise, noktaların yaklaşık 1 km yükseklikte olabileceğini ve filo gibi düzenli hareket ettiklerini belirtti.

Yine aynı gece İngiltere'nin Lincoln bölgesinde de benzer turuncu noktalar görüldü. Lincoln bölgesindeki turuncu noktaları gören bir kişi, bir süre sonra bu noktaların yön değiştirerek uzaklaştığını söyledi. Benzer turuncu noktalara 11 Mayıs tarihinde Hollanda'da da rastlanmıştı.

Geçtiğimiz günlerde Rio de Janerio'dan Paris'e gitmek üzere havalanan ve Atlantik Okyanusu'nda kaybolan uçağı arama çalışmalarında Brezilya Hava Kuvvetleri'nden bir pilotun da okyanus üzerinde yine turuncu noktalar gördüğünü söylemesi akıllara soru işaretlerini getirdi.
http://www.sabah.com.tr/Dunya/2009/06/04/esrarengiz_turuncu_noktalar

Ayrıca okyanusta bulunan enkaz parçalarının kaybolan air france uçağına ait olmadığı belirlenmiş: http://www.ntvmsnbc.com/id/24973188/
Bölgede uçan pilotlar da turuncu noktalar gördüklerini söylemişlerdi. Bu noktaların uçağın patlama sonrası yanan parçalarına ait olduğu düşünülmüştü. Gerçekten ilginç:

"Brezilya hava yolları TAM'ın pilotu, okyanus üzerinde kaybolan Air France uçağının güzargahında, yangın olduğunu düşündüğü turuncu noktalar gördüğünü bildirdi.

Brezilya'nın resmi haber ajansı Agencia Brasil'in haberine göre, Hava Kuvvetleri sözcüsü Jorge Amaral, "bir TAM uçağının pilotunun Air France uçağının kaybolduğu bölgede uçarken çeşitli turuncu noktalar gördüğü bilgisini aldık" dedi.

"Pilot Brezilya'ya vardıktan sonra (Air France uçağının) kaybolduğunu öğrenmiş ve okyanustaki bu turuncu noktaların yangın olduğunu düşünmüş" diyen Amaral, bu bilginin soruşturulduğunu söyledi.

Brezilya'dan Fransa'nın başkenti Paris'e giderken Atlas Okyanusu üzerinde kaybolan Air France uçağında 228 kişi bulunuyordu.
Uçaktan sağ çıkan olmazsa, bunun 2001'den bu yana en büyük havacılık faciası olarak kayıtlara geçeceği belirtiliyor.

12 kasım 2001'de Amerikan Hava Yolları uçağı New york yakınlarında düşmüş, kazada 265 kişi hayatını kaybetmişti."
http://www.hurriyetport.com/news/124/ARTICLE/10036/2009-06-02.html


Pınar

#113
S: (L) 'Template' [türkçesi: kalıp,şablon] ve 'Templar' [Tapınakçılar] dediğinizde, muhtemelen buralarda olan şeylere işaret etmek istemiştiniz, buralardaki yapılar, ad ve kelimelerle ilgili ipuçları ve hatta meydana gelmiş olaylar dahi, başka yerlerde de aramamız gereken bir model oluşturuyor olabilir.
C: Tapınaklar da.

S: (L) Nedir peki...
C: Nedir peki tapınaklarınızın ardında yatan gerçek ? [ç.n Kasyopyalılar burada bir kelime oyunu yapıyorlar, Tapınak kelimesinin inglizcedeki anlamı olan temple kelimesi aynı zaman da şakak anlamına geliyor]

S: (L) Ardında derken, genel anlamda mı ? Bunların yaratıcıları, teşvikçileri ? Kilise ?
C: Parmaklarını üzerine yerleştir...

S: (L) Parmaklarını bir tapınakla ilgisi olan neyin üzerine yerleştirirsin ki ? Parmaklarını tapınağının üzerine yerleştir mi ? Başının üzerine mi ? Nedir peki şakaklarınızın ardında yatan gerçek ? Beynin...
C: Hangi bölümü ?

S: (L) TEMPORAL lob. Beynin manyetit bulunan bölümü. [ç.n. manyetit : siyah demir oksit minerali]
C: Evet...

S: (L) Peki buradan neye ulaşıyorsunuz ?
C: Biz değil, sen ulaşacaksın.

S: (L) Yani burada bulunabilecek bilgi veya ipuçları aslında bir başka lokasyona da uygulabilir, böyle mi ?
C: Veya bir ızgaraya. [ç.n grid]

-------------------------
Henüz celsenin tamamnını bitrmedim, ancak sizinle dikkatimi çeken bir şey paylaşmak istiyorum.:)Bugün SBS sınavında kardeşimi beklerken, Alemtacdan aldığım Osho'nun "Gizemli Sırları" kitabını okumaya başladım.Orada tapınakların sırlarından bahsediliyor, okuyanlar hatırlayacaktır.Çok eski zamanlarda tapınakların bir kubbe biçiminde ve küçük-dar kapılı yapıldığı ve bu yapının en önemli özelliğinin içeride ibadet eden/zikir/mantra çeken kişinin topladığı enerjiyi tek bir noktaya yani bulunduğu yere odaklaması olduğundan bahsediliyordu.Zikirler/mantralar de önemli olanın sesteki tını olduğundan da bahsediliyor.Kelimelerin söyleniş biçimi, vurgusunun enerji yükseltmek için gerekliliğinden, bu çalışmaların kişilerin öz benlikleri ile buluşturduğundan.Bugün konan celsede ise, temporal lop ile ilgili bir takım açıklamalar yapılmış üstü kapalı.Vikipedidan baktım temporal lop olarak,"Temporal lob ya da temporal korteks beynin yan taraflarında yerleşimli, konuşma, hafıza ve duymanın da dahil olduğu birçok görevi bulunan telensefalon bölgesi." Bingo! Konuşma, duyma, hafıza... Ses ile hafızayı canlandırma da diyebiliriz sanıyorum.Dikkatimi çeken başka bir nokta ise, Osho'nun bahsettiği eski dar girişli, kubbe şeklindeki tapınakların kafatasına benzedikleri.Sonuç olarak bizlerin sahip olduğu kafa tası da kubbe biçiminde.:) Buradan bir bağlantı kurdum, bakalım gerisi nasıl gelecek, düşüncelerinizi paylaşırsenız sevinirim.:)


Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gregorsamsa

#114
Şakakların ardında yönlendirmesiyle beyin epifizini (epifiz bezi) de kastediyor olabilirler. Geçtiğimiz sene David Willcock'un beyin epifizi ile ilgili bir konferans videosunu izlemiştim, sonrasında kendimce biraz araştırdım, belki bilenleriniz vardır konu şaşırtıcı derecede ilginç, aklımda kalanları aktarayım:
Herşeyden önce beyin epifizi bir salgı bezi ve bir kaç hormon salgılıyor ama en önemlisi melatonin, yani büyüme hormonu.



Yabancı dildedki adı pineal gland, yani türkçeye çevirirsek kozalaksı (kozalak şeklinde) salgı bezi. Çünkü şekli bir çam kozalağını andırıyor.


Bu beyin epifizinin 3. göz olduğu iddia edilmekte. Öğrendiğim kadarıyla dokusal olarak da göz yapısına benzemekte (kornea, retina). Tabii bir farkı var. Gözlerimiz ışığa duyarlıyken, yani organın fonksiyonları ışık girdiğinde devreye girerken, pineal gland ışık kesildiğinde işlevselliğine başlıyor (tıp uzmanları kullandığım terminolojiyi bağışlasın, tahmin ediyorum kafa göz yarıyorumdur).
İsa'nın bir sözü var : "Karanlıkta oturanlar gerçek (büyük) ışığı görürler" diye. Bu yine beyin epifizine yani pineal glande atfediliyor. Fakat yukarıda eklediğim resimde de farketmiş olabileceğiniz gibi bu organcık yaşlandıkça , özellikle günümüz modern dünyasında kireçleniyor ve işlevini yitirmeye başlıyor. Bunun en büyük sorumlusu olan kimyasal maddelerden biri de florür ve tabii ki sularımızdaki kireç.Ama bir numara florür ya da florüd.
Bunun da insanın farkındalığını artırmasını tökezletmek için bilinçli olarak koyulan engellerden biri olduğu düşünülüyor.
Tabii; bu kadarla bitmiyor, nedense, evet gerçekten nedense bütün antik dinlerde ve hatta günümüz dinlerinde kozalak ciddi ve muamma bir sembol.
Bakınız papanın asası


bakınız vatikanın orta yerinde duran kocaman kozalak heykeli



bakınız sümer tanrısının başında



bakınız babil



budizm



hint tanrısı şivanın saçı



yunan tanrısı dionysos



osiris'in asası



Bu konuyu araştırmaya çalışırken denk geldiğim diger bana ilginç konulardan birisi Fransız düşünür, yazar Voltaire'in de beyin epifizine kafayı takmış olması, hatta bu organcığın sırrını çözmek için bir çok otopsi yapması.
Bundan da önemlisi : Vatikan'ın ortasında kozalak heykelinin işi ne ?

 

Tiversonus

#115
Tek kelime ile "harika" bir paylaşım:))

Pınar

#116
Harika bir paylaşım, teşekkürler Grergorsamsa...

İşin bana ilginç gelen yanı, temporal lobun ses (konuşma-duyma) ve koku ile ilişkisi ve aydınlanma amacıyla yapılan çalışmaların karanlık ya da az ışıkta yapılması sonucu epifizin de işe dahil edilip uyarılaması. Işığın olmadığı bir ortamda ses ile yapılan çalışmalarda, bedenden yükselen bir koku oluyor(sesin uyardığı bölge hangisi ise, oraya has bir koku bu).Hatta çalışmaları güçlendirmek amacıyla bu içsel kokulara en yakın kokular tütsü olarak kullanılıyor.Epifiz ve tempolar lop işbirliği içinde görülüyor.

Acaba epifiz bezi, gökyüzü kapısını açan anahtar mı?
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gregorsamsa

#117
harika olan paylaşımı motive eden dostlar.

beyin epifizinin bir muamma olduğu bir gerçek.melatonin hormonunun da. bu hormonun kedilerin dilinde de olduğu söyleniyor. ben de kedim dikenli diliyle alnımı yalarken neden bu hoşuma gidiyor diye düşünür dururdum  : )
 

Alemtac

#118
Teşekkür ederim Sevgili Gregorsamsa :) şakaklarımda duyduğum şiddetli ve ani ağrıların nedeni bumuydu acaba? Çünkü bir süre önce geçirdiğim rahatsızlık sebebiyle konuşamıyordum, sonrasında ise hafızam o kadar güçlendi ki 2 yaş ve öncesini hatırlıyorum :))

Kasyopya celselerini okudukça da diyorum ki keşke bizlerle konuşsaydılar :) doğu ve batı kültürü arasındaki fark bu işte :)
 

Gregorsamsa

#119
Ben teşekkür ederim sevgili Alemtac. Ayrıca konuşuyorlar ya : )