Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 7 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tsunami

#60
Yasar Nuri Hoca'yi, bu ülkede bize bir seyleri "din" diye yutturanlarin takkesini düsürüp kellerini ortaya koydugu icin severim. Dinin spiritüalizmle omuz omuza olabildigini gösterecek kadar da yüreklidir. Ben bu programi izlemedim ancak Yasar Nuri Hoca'nin spiritüalist yaklasimlara olan kabul edici ve onaylayici tarzini biliyorum, onun yorumlari neospiritüalizmi bu kadar iyi bildigi icin, diger tefsircilerden daha saglam ve akla yatkindir. Kuran cevirisinde "namaz" sözcügünün gectigi yerlere parantez icinde "dua" yazmistir. Sekilden ve sekilcilikten uzaktir.Kötü adam olma pahasina,bildigi ve inandigi gercekleri savundugu icin , benim gözümde bir isik insanidir :) Kendini peygamber ilan eden sahte isik insani ve takiminin da isine hic gelmeyen bir adamdir.
 

Pınar

#61
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

1. "Kuran'ın dediğiyle tıpa tıp aynı"
2. "Ben o efsaneyi bilmiyorum, ben ancak kendi alanımda konuşabilirim. Ama Kuran'ın kullandığı tabir bu. Ayet aynen şudur: 'O gün yeryüzü bir başka yeryüzüne dönüştürülülecek' Yani ne olacaksa burda olacak. Bunu gözardı etmememiz lazım"
3. "Namaz kıldırmak için para alan insanların kıldırdığı namaz geçersiz"

Öztürk bu cümleleri söyledi mi doğrusu izleyenlerin yanıtlamasını isterdim, yardımcı olmalarını...

Yaşar Nuri hocam bunları söyledi, ancak karşısında soru sormayı bilmeyen ve abudik gubidik sorular soran(mail ile) bir halk olunca, her zaman ki hocam kızdı.Yıllardır konuşuyoruz, nereniz ile dinliyorsunuz, tarzında (tarzına kurban olduğum) cevap verdi.:)) Orada verdiği cevap, bir hasatın olacağına dair idi.Marduk'un tepemize ineceği değil.Ve evet, para ile kıldırılan namaz, namaz değildir.Keza, namazın asıl noktası surelerin okunup, iki üç tane cimnastik hareketinin yapılması değildir.Kaldı ki, cimnastik yapmak isteyen yapabilir.:) Namaz asıl itibari ile bir meditasyondur.Yapılan kültür fizik hareketlerinin ve okunan surelerin anlamı sudur ki, medite hale gelmeden önce nefes çalıştırılır ve zihin boşaltılmak için bir dizi kelime grubu okunur ve namazın asıl vuruş noktası sonundaki dua kısmıdır.Herkesin yalap şap yaptığı dua kısmı.İşte orada bütünle bir olma vardır.İçe dönüp, yaşamın maddeselliğinden kopuş vardır.Amaa, nerdeeee! Hoca, evine yaptıracağı jakujiye nasıl para ayıracağını düşünür, cemaat evdeki sorunları, çocuğun masrafına nasıl yetişeceğini, kimi komşuda olana ah ederek bakar, kimi gece çıkacağı mesaidedir.İşte bu nedenle, toplanan enerji dağılır, uff olur.Buna da Yaşar Nuri hocam, kültür fizik hareketlerini yapmak isteyen yapar, isteyen namaz kılar, buyurmuştur.hahahahhahahha!

Geçen gece tv de bir film izledim.Komet geçişi ile ilgili idi. Komet meğer bir yıldız patlaması sonucunda dağılan parçalardanmış, gelip aya konuveriyor arkadaş.Ay dünyadan ağırlaşınca, doğal olarak kütlesi büyük olan küçüğü ham ediyor.Uçan insanlar, arabalar, evler, gemiler falan filan.Neyse ki, henüz insanlar uçuyor, daha diğer maddelere gelmedi uçuş sırası.hehehe! Bir süre sonra sıkıntı bastı ve kapattım.heheheh! Ruhsuz bilimadamları, sürekli eli cebinde "aallam neden ben " ifadesi ile ortalıkta dolaşan bir başkan.Amaaaaan, dedim sonra nasıl olsa ABD bizi kurtarır, o da olmadı işi herzamanki gibi allaha havale ederiz, bir şeycik olmaz.Aklıma Bülent Ortaçgilin şarkısı geldi.

"Hiçbirşeycik olmaz,
hiçbirşeycik olmaz,
olmadı da bugüne kadar,
yine olmaaaaz, yine olmaaaz!"
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#62
Sevgili Pınar;

Konuştuğumuz her şey ruhsallıkla ilgili, yani anti madde alemi. Şunu düşünüyorum; başkalarının ruhundan bizler mi sorumluyuz, elbette değil, herkesin dersi kendine. İşte yapı bu kişilerin ruhsal seviyeleri ve seçimleri farklı farklı, doğal olanda bu, belki de şu da var; dünyada bazı insanların ruhsal seviyeleride senden veya benden ileri. Sonucu değiştirmiyor, gerek yaşadığımız aile ve gerekse toplum ve dünya farklı ruhsal seviyeli insanlardan ve onların seçimlerinden oluşuyor.

Herkes kendi ruhundan sorumlu ise evet bu doğru ise işte yapacağımız veya izleyeceğimiz yol da bu duruma göre şeklillenir. Başkalarına odaklanmak yerine jendimize odaklanabiliriz. Enerjimizin büyük kısmını buna ayırmak bence daha mantıklı; diğer türlüsü ne faydalı ve ne de gerekli değil.

Tiversonus

#63
Ve ilave:)) Oh be ne seyrediyorum ne de "niye böyle niye şöyle tuzağına kapılmıyırum" diyorum.

Tiversonus

#64
Marduk'un aslında bir "komet kümesi" olduğunu da televizyonda öğrenmedik, bağımsız internet kaynaklarından öğrendik, tavsiye ediyorum; tv vaktinin1/5 zamanını Kasyopya Celseleri'nin yeniden okumaya verilmesini:)) Laru'ya ve ekibine ve elbette Kasyopyalılara ayrıca "teşekür ediyorum". Neden bu bilgilere sahip dünyada ve aslında Türkiye'de az sayıda insanlarız. Hem de çok az...

Pınar

#65
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus[/i]
Sevgili Pınar;

Konuştuğumuz her şey ruhsallıkla ilgili, yani anti madde alemi. Şunu düşünüyorum; başkalarının ruhundan bizler mi sorumluyuz, elbette değil, herkesin dersi kendine. İşte yapı bu kişilerin ruhsal seviyeleri ve seçimleri farklı farklı, doğal olanda bu, belki de şu da var; dünyada bazı insanların ruhsal seviyeleride senden veya benden ileri. Sonucu değiştirmiyor, gerek yaşadığımız aile ve gerekse toplum ve dünya farklı ruhsal seviyeli insanlardan ve onların seçimlerinden oluşuyor.

Herkes kendi ruhundan sorumlu ise evet bu doğru ise işte yapacağımız veya izleyeceğimiz yol da bu duruma göre şeklillenir. Başkalarına odaklanmak yerine jendimize odaklanabiliriz. Enerjimizin büyük kısmını buna ayırmak bence daha mantıklı; diğer türlüsü ne faydalı ve ne de gerekli değil.

Yaşamın kendisi ruhsal, maddeyi görüyoruz, dokunuyoruz, analizini yapıyoruz ama anti maddeyi de hissediyoruz.Belki bu örnek yerinde bir örnek değil ancak, belli bir desibelin üstündeki ses titreşimlerini duyamıyoruz ama beden bir şekilde buna tepki veriyor.:)) Görünmeyen bizi etkilemiyor diye birşey yok, bilmiyor isek anlamayacağımız/algılamayacağımız anlamına gelmemeli.:)) Komet ya da marduk, ne farkeder.Tüm dinler aynı şeyi söylemiyor mu, sevin, paylaşın, birbirinizin enerjisini sömürmeyin(maddi/manevi).Bu ne demek, ruhsal anlamda birbirimize bağlıyız.Kendin yoksun ki, odaklanasın.BİR olmak demek, bambaşka birşey ben bunu farkediyorum.Birbirimizle ortak zihin aracılığıyla ya da bilinçaltı aracılığıyla ya da nernemenem aracılığıyla bağlantıdayız.Ağzımızdan çıkan her söz bir anlaşma aslında o an en uygun olan ruhla yapılan bir anlaşma." ben bunu deneyimlemek istiyorum, gel bana deneyimlet" sözü.:)) Kendimize nasıl odaklanabiliriz bu durumda, bunu nasıl yapabiliriz bir kendimiz dahi yok iken.:)) Oyunun tadını çıkarmaktan başka bir yükümlülüğümüz yok ki bizim.Bu oyunu kabusa da çevirmek bizim elimizde, keyife çevirmekte.:)) Bu nedenle iyi kötü yok, bu nedenle sadece seçimler var ve her seçim bir anlaşma.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#66
Ee peki niye benim alıntıma taş atıyon yani;)) Veya Tv lere kızıyon ya, gününü gün et yaşasana ya:)) Bazen seni anlamakta güçlük çekiyom:)))) Bırak o zaman tv den, yalan medyadan, "yanlış iş yapandan" ne istiyon:)))) Hadi bunu cevapla bakayim:))))

Pınar

#67
Zihinler arası bağlantı, Tiversonus zihinler arası bağlantı.Diyorum ya bir kişi düşerse herkes düşer, bir kişinin çıkışı herkesi yukarı çeker.İşte tüm olan bu!
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#68
Yani "Pınar da pişmez bana da düşmez" mi? :)))

Tiversonus

#69
Tekamül var mıdır? Dünya Arenasında ki İşimiz Nedir?

İnsanlık 6 milyar nufusa ulaşmış ve şimdiki medeniyetimizden çok daha ileri bir teknolojik seviyeye varılmıştır. Bunu, çok azının bugüne ulaştığı tarihi eserlere bakarak söyleyebiliriz. M.Ö.12000 yılına kadar uzandığı söylenen Naccal tabletleri, şimdiki üç büyük dinin anlattıklarının çok benzerlerini anlatıyorlar. Bu bence tesadüf değil. Simgeler ile anlatılan bir hikaye var ortada. Hikayeyi anlayabilmek için simgelerin anlamlarına ulaşmak gerekir kanımca. Günümüzde bir çok kişinin "kötü" olarak nitelendirdiği masonlar bile tarihlerini Aryan'a kadar uzatırlar. Sular yükselmeden önce dünyanın görünüşü oldukça farklı olduğu tahmin ediliyor. Karadeniz'in içerisinde ahşap ev kalıntılarının bulunması ve yeni İstanbul tüpgeçit projesi ile açığa çıka Yenikapı Limanı kalıntılarını düşündüğümüzde şimdiki görüntünün çok değişik bir görüntüye sahip olduğunu görüyoruz. Düşünün İstanbul boğazı yerine bir çay var, belki belinize kadar olan sudan karşıya geçiliyordu.

Tibet geçitlerinde bulunan bazı çizimlerde insanın ahşaptan bir uçan gemi yaptığı açıkça görülmektedir. 1970 lerin sonlarına doğru Meksika da bir üniversite profesörü olan Herhandez'in yayınlanan anılarında Lya isimli dünyadışı (Lyra'dan) kızın verdiği bilgilerde bugünkü Florida Miami açıklarında atlantise ait kalıntılar bulunduğu ve burada bir piramit içerisinde gizlenmiş büyük bir kristalin bulunduğu bilgisi, son birkaç yılda abd nin buradan çıkardığı tarihi kalıntılar ile ispatlanmış gibidir. Japonya açıklarındaki piramit kalıntıları, Mısır ve Maya piramitleri bizlere çok eski bir insanlık medeniyetinin varlığına işaret ediyor.

Geöen hafta dünyanın son gününü anlatan N.Cage'in Knowing (2009) kehanet ismli filminde, bir güneş patlaması ile dünyanın yaşadığı son gün anlatılıyordu. Güneş patlaması öylesine kuvvetli oluyor ki; binlerce derece sıcaklıkta tüm şehirler toza evet resmen erimiş kayaya dönüşüyordu. Gerçi ileri bir varlık grubu yeni bir gezegende dünya insanlığının devamını sağlamak için iki çocuğu gemileri ile felaketten önce alıp götürüyorlardı: Havva ile Adem gibi. Çocuklar yeni gezegende koşarken ki manzare ise muhteşemdi, cennet gibi bir yer veya çok güzel bir gezegen:))

2012(2009) Maya kehanetleri filminde ise dünyanın büyük bir su baskınına uğrayacağı anlatılıyor. Güneş patlaması mı, su basması mı? Hiçbir şey olmayacak mı? Bunlar arasında ilk ikisini bilmem, onlar fizik olasılıkları arsında var, hatta dünya tarihinde daha önce olmuş olan bir Nuh Tufanı olayı var, bulgularla bu açık. Yani burada en zayıf ihtimal "hiçbir şeyin olmayacak" olması snaryosu:))

Z. Sitchin'in Marduk diye isimlendirdiği, bizlerin celselerden "komet kümesi" olarak adlandırılan ancak kasyopyalıların 0-14 yıl arasında yüzde 86 dedikleri olay sonrası yeni bir boyutun açılacağını söylemeleri işte bunların hepsi birşeylerin olacağına işaretler. Birşeylerin olmayacağına değil. Ülkemizde 1960 larda ruhsal celse yapan Dr. Bedri Ruhselman'ın irtibat kurduğu "Önder" isimli varlık ise dünya nufusunun 7 mr. Olduğunda kıyameti yaşayacağını bildirmiştir. Şu anda nufus 6.777 mr. Burada da bir "su basması" söylenmekte. Kasyopyalıların söylediği başka bir şey daha var; "gününü ve saatini kimse bilmeyecek", bu sanırım insanlar arasıda kaos veya öğrenme süreçleri ve/veya insan bilinçlerinin etkisinin bir etken olması ile olabilir. Çünkü zaman canlı bir yapı gibi, insan bilinci ile şekillenmektedir. Veya daha doğrusu "düşüncelerin ve özgür irade kararlarının" diyelim. Ama Ra nın da dediği gibi "çalar saatin kurulu zamanı" gibi de bir şeyler olacak. Enson Y.Nuri Öztürk'ün Kuran'da "dünya da bir boyut" açılacağını söylediğini söylemesi ise başka bir bilgi. Yani hiçbir şey olmaması artık bu nufusla mümkün değil; bence olmayacak hiçbir şey:İnsanların "birbirlerini yemesi" dir. Yani hiçbir şey olmaz ise savaşlar olacaktır, bu nufus ve siyasi ve sosyal yapılar ile.

Kanal bilgilerini bir kenra bırakırsak; dünya da olan biten değişimlerin işaretlerini iz sürerek (nufus artışı, ekonomik dengesizliğe yol açan ekonomik ve siysi sitem, ekolojik değişimler ve galaktik hizalenma) ilginç bir döneme girdiğimizi ve yaşadığımızı söyleyebiliriz. Tüm bu yapıların eşliğinde hiç bir şey olmayacak yerine, dünya artık bu şekilde yürüyemeiyor diyebiliriz. Kısaca dünyayı kaotik günler bekliyor. Her eski sitemin dağılışı acılı süreçleri bünyesinde barındırmıştır, yeni ye yol açabilmek için. Sanırım insan nusfusu bir şekilde düşecek (gerek savaşlar ve gerk se ekolojik değişimlerden dolayı) işte Dünya arenasının bir ruhsal derslerin verildiği veya alındığı bir yer olarak düşündüğümüzde, yeni oluşan enerjilere ayak uydurabilenler ayakta kalbilecekler, diğerleri elenebilecektir. Belki de maya ların "bilinç takvimleri" bunu anlatmaya çalışıyordu.

Her şeye rağmen yeni enerjilere uym sağlamak bir bilinç değişikliği gerektirir ki bu da yeni bir dünya demek değil midir? Ayrıca ruhun tekamül etmesi de denilebilinir. Şartlar insanlara değişimi dayatmakta, bu ise bir bakışla yeni bir fırsat doğurmaktadır.

Eskinin dağıldığı ve yeniye yer açılan bu süreç (yaşanan ve gittikçe şiddetli yaşanması yüksek ihtimal olan) bence bir tekamüldür hem ruhsal ve hem de fiziksel.


Tiversonus

#70
Farkındalık Öncesi Astroloji Ve Farkındalık Sonrası Astroloji

"Astroloji, gezegen ve yıldızların insanların üzerindeki etkisini yorumlayan bir bilim dalıdır diyebiliriz. Gezegenlerin iyi açılar yaptığı şanslı dönemlerde, hiçbir şey yapmadan oturursanız bu fırsatları kaçırabilirsiniz. Aynı şekilde gezegenlerin zorlayıcı etkiler yaptığı dönemlerde gerekli gayret ve azmi gösterirseniz tüm zorlukları aşabilir, farkında bile olmadığınız içinizdeki gücü ortaya çıkarabilirsiniz. Sonuçta nasıl hareket edeceğiniz, neler yapacağınız hepsi sizin iradeniz içindedir." denilir.

Birde şu alıntılar aklıma geliyor:


"Önce düşünce gelir. Deneyim her zaman ikincildir. Asla tersi değil. Deneyiminiz her zaman düşüncenizin yansımasıdır. En önemlisi açıklık ve gücünüzün farkında olmaktır. Her zaman düşünceleriniz dünyanızı oluşturur. Bunca frekans kontrolü titreşimi ile bombardımana tutulduğunuz için inip çıkıyorsunuz. Bu sizi berraklıktan alıkoyuyor. Irk olarak son derece berrak, merkezlenmiş olmaya ve kendinizi her zaman yaşanan ana getirmeye kararlı olmak zorundasınız. Gelecek ya da geçmişte yaşamaya son verin, şimdinizde yaşayın. Kendinize, "Ben ne istiyorum?" deyin "Kişisel evrimimi hızlandırmak istiyorum. Ruhun artan bir kapasite için bana yardım etmesini istiyorum. Bedenimin kendi kendisini iyileştirmesini istiyorum. Sağlık dolu olmak istiyorum. Zorluktan vazgeçmeyi, böylece insanlığın ne olacağının canlı bir örneği olmayı arzu ediyorum." Bu düşünce şeklidir sizin için her şeyi hızlandıracak olan.

Davranış kalıplarınıza göz atın. Kendinizi, deneyiminizin bir parçasını yarattığınızı yadsırken ve onu sizin yarattığınız bir şey olarak sahiplenmeyi istemiyor bulursanız sadece izleyin. Şöyle söyleyin: "İlginç değil mi? Sürekli böyle yapıyorum. Yarattığımı sahiplenmek istemiyorum. Hoşuma gitmezse başkasını suçluyorum. Bakalım bu davranışı daha ne kadar sürdürecek ve başka bir davranış biçimi geliştirmek için bir çözüm bulma iznimi kendime ne zaman vereceğim."


-----------------


Yarattığınızdan korkmayın. Yarattığınıza güvenin. Onda sizin için her zaman bir şeyler olduğuna güvenin. Kirli, eski, korkunç şeylermiş de onları bir daha asla görmek istemiyormuşsunuz gibi dramalarınızı halının altına süpürmeyin. Bitirin işinizi bu dramalarla. Döngülerine girip kendinizi kaybetmeye bir son verin. Bununla birlikte, anneniz, kardeşiniz, sevgilinizle yaşadığınız dramanın yirmi yıl sonra yepyeni bir keşfe ulaşmak üzere kullanabileceğiniz bir şey olduğunu da anlayın. Onun için bırakın bu yaşam dramaları sizin için bir törpü olsun. Bitirin işinizi onlarla, yapabildiğiniz kadar çözümleyin, barışın, size düşen payı kabul edin, sonra bırakın, bilinciniz yoluyla size bir şey öğretmek üzere geri dönsün çember. Bırakın sizin için aşılmasını istediğiniz engellerden çok sürüp giden deneyim hazineleri olsun. Bunlara duygu bağlıdır, anımsayın, duygu sizi başka hareketlerin alanına götürebilir.


----------------------


Birisinin kurban gibi göründüğü dramalara karışanlar normal olarak duygularından o denli kopukturlar ki hissettikleriyle düşüncelerini birleştiremezler. Kurbanlar kurbanları bulur. Zafer kazananlar zafer kazananları. Onun için lütfen, insanların umutsuz kurbanlarmış gibi göründüğü herhangi bir gazetecilik olayında ya da dünya dramasında, onları ve kendi dramalarını yaratmalarını selamlayan kendinizi onurlandırın. Bir şeyler öğrenmenizi gerektirecek bir gerçeklik olmayabilir ya da katılma ihtiyacı hissedeceğiniz bir şey olabilir. Başkalarının ışığa ulaşmak için yoğun alemlerden geçmeleri gerektiğini anlamak zorundasınız. Kimi zaman aydınlanmaların en büyüğü en büyük felaketlerde, en büyük zorluklarda yatar.


------------------


Düşüncelerinizin sonucusunuz. Bu gezegende öğreneceğiniz başka bir şey olmasa bile bu gerçeklik ve başka birçok gerçeklikte kuralın bu olduğunu öğreneceksiniz. Düşünce deneyimi yaratır. Neden kendinize bu armağanı sunup varlığınızı olağanüstü, muhteşem, yüceltici bir yetenek içinde düşünmeye başlamayasınız. Toplumun geri kalanının sizinle aynı fikirde olmasına ihtiyaç duymaktan kurtulun. Kendi kendinizi onaylayın. Bazılarınız için çok güç bu. Alışkanlığınız yoksa kendinizi nasıl onaylayacaksınız?

---------------------------------------------------------------------
Pleiades Öğretileri 1, 11. Bölüm, Alıntılar





Astroloji ile tanıştığımda (bir dostun yolladığı bir kitap sayesinde) oldukça şaşırmıştım. Birazda kendimi bir "kukla" hissettiğimden dolayı bir huzursuzluk yaşadığımı itiraf etmeliyim.

Sonra kanal bilgilerinde "realitemizin yaratıcısı sadece bizleriz" bilgisi ve "yaratımın temel unsuru insan" gibi bilgileri düşününce acaba "biz" veya bir unsurumuz şu anda bulunduğumuz realitenin üstünde zamansızlık ve makansızlık boyutunda bütün bu yaratım işlerinden sorumlu bir parçamız ile mi bu işi yapıyoruz diye düşünmeye başladım. Yani hangi "biz" yartıcı idi?

Burada (3. yoğunlukta) bir deneyim ve öğrenme yaşıyor isek, kararlar alabilme ve realitemizi aldığımız bu kararlar ile değiştirebilme gücümüz olduğunu kabul etmeliyiz. İşte bu iş sonsuz mudur? Elbette güneşin ve ayın kontrolü bizlerde değil. Karma denilen öğrenme derslerimiz (hayat derslerimz) tamamen bizlerin kontrol ve onu değiştirebilme gücü bizlerdedir. Diğer türlüsü her şeyi anlamsız kılar. Karmik öğrenme süreçleri yaşıyoruz, işte burada öğrenme ve öğrenmeme  ve hatta hızlı öğrenme veya yavaş öğrenme tamamen kişinin kendisine bağlıdır.

Öğrenilecek hayat derslerinin genel bir açıklamsını işte bu astroloji de bulabiliriz.

Şimdi benim görüşüme göre; astrolojik veriler kişinin farkındalık sahibi olmadan sanki otomatik viteste giden bir araba gibi, hayat akışının niteliklerini ve ince ayarlarını belirliyor. Bir akış sağlıyor. Ancak kişi "farkındalık" sahibi olduğunda, ve realitesini kendisinin yarattığı bilgisine uyandığımda durum değişiyor. Teorik olarak, realitesini yaratan kişi; o astroloji haritasındaki herhangi bir kişi veya burca sahip insan dahi olabilir. Teori bence böyle, yani realitemizi istediğimiz yönlerde yaratabiliriz, elbette sınırsız etkilemeler veya toplu realitelerde pay sahibi olsak da "tamamı biz değiliz" şartını koyuyorum. Kamil insan, veya Yeni Çağ insanı veya 4. yoğunluk insanı olabilecekler sadece evet sadece 1 tek burçtan çıkmaz ki. Elbette her burçtan insan Kamil olabilir veya üst yoğunluğa hasat edilebilir. İşte burçlara bu bakış açısıyla bakılması gerektiğini; onun sabit ve mutlak olmadığını söylemek istiyorum: Realitemizi biz yaratırız. Her burçtan insan ortak bir noktada buluşabilir, bu onun ne kadar derslerini başardığı ile ilgili bir durum olmalı diyorum. Yani tekamülü ile...

Tiversonus

#71
Domuz gribi laboratuvarda üretilmiş

14 Mayıs 2009 Perşembe



75 yaşındaki virüs uzmanı Avustralyalı bilim adamı Adrian Gibbs, "Yaptığım incelemede bu virüsün bir laboratuvardan çıkmış olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirledim" dedi. Gibbs, grip aşısı ya da yeni grip ilaçları geliştirmek isteyen bilim adamlarının laboratuvar ortamında yeni grip virüsleri yapmaya çalıştığının bilindiğini, bu virüslerden birinin laboratuvardan "kaçmış" olabileceğini açıkladı. Gibbs, virüsün domuz gribinden 3 kat daha hızlı olduğunu, bunun da virüsün mühendislik eseri olduğu iddiasını güçlendirdiğini kaydetti. Dünya Sağlık Örgütü iddiaların çok ciddi bir şekilde inceleneceğini belirtti.

http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?haberid=408227

Tiversonus

#72
Pleiades İsmini Duyduğunuzda Bir Bağ Hissediyor Musunuz?



Siz, olağanüstü varlıklar, Işık Ailesi'nin bireylerisiniz. Bu zamanda Dünya'ya, bir değişim yaratmak, bir değişiklik yapmak, geçiş sürecine eşlik etmek üzere görevli olarak geldiniz. Anahtar sevgidir. Sevgi evreni oluşturandır. Dünya'da varolan teknoloji ancak bir dereceye kadar ilerleyecektir çünkü insanlık sevginin gerekli olduğunu henüz anlamış değil. Enerji yaratıcılığın bütün biçimlerini alabilir ama eğer birisi hırs, nefret ya da ışığa ulaşma amacı olmayan herhangi bir duygu taşıyorsa ilerlemesine izin verilmez. Sevgi temel taştır; eğer birisinin sevgisi varsa bütün olanaklar onun için mevcuttur. Plan, bilgi ve sevgi  -ki bu da yaratıcılıktır- olan ışık anlayışını geri getirmektir. Bu da, çağlar ve çağlar boyunca önceden karanlık olan bir sisteme gelip onu değiştiren Işık Ailesi gibi özgür ruhlar gerektirir.

Olduğumuz yerde gerçek anlamda özgür ruhlarız biz. Dediğimiz gibi, bizim kendi sistemimiz değişim gerektiriyor. Kendi sistemimizi değiştirebilmek üzere çeşitli sistemlerde Işık Ailesi yoluyla bir köprü ya da bağlantı olarak çalışıyoruz. Sizin bilincinizin sevgi ve sorumlulukla gelişmesi bizi besler, canlandırır ve gelişimimizi sürdürebilmemizi sağlayacak şekilde bilincimizi geliştirir. Onun için, biz nasıl sizlerin dostları ve rehberleri isek ve size yardım ediyorsak siz de bize yardım ediyorsunuz.

Bu dönüşüm sizi nerde içine alacak? Sizi, bilinçli bir şekilde dünyalar oluşturacak niteliğe gelmiş görmek istiyoruz. Bir çok yeni dünyada tohum ekmeye ve ekilecek yeni türler olmaya hazırlanıyorsunuz. Dünya'da olanların tarihi içinizde saklandığı için başkalarına öğretebilecek ve diğer dünyaların da tutmaları gereken yolda ilerleyebilecek durumda olacaksınız.

Katıldığınız plan, geniş bir plan. Başarabileceğinizden emindiniz. Buraya gelişinizden önce, çok yardım alacağınız, gelişiminizin farklı dönemeçlerinde süreci tetiklemek, ateşlemek ve -işinizi sizin yerinize yapmak değil- hatırlatmak için farklı varlıkların farklı görevlerle gezegeniniz üzerinde belireceği de size söylendi. Tetiklerden biri de bizleriz, biz katalizörüz. Ple ismini duyduğunuzda bir bağ hissediyorsunuz çünkü size kendi bilginizi geliştirmenizde eşlik ediyoruz.


Pleiades Öğretileri Kısa Bir Alıntı




Çıkan Sonuçlar:

1. Bu zamanda Dünya'ya, bir değişim yaratmak, bir değişiklik yapmak, geçiş sürecine eşlik etmek üzere görevli olarak geldik.
2. Bunun yapbilmenin anahtarı sevgidir.
3. Eğer birisi hırs, nefret ya da ışığa ulaşma amacı olmayan herhangi bir duygu taşıyorsa ilerlemesine izin verilmez.
4. Eğer birisinin sevgisi varsa bütün olanaklar onun için mevcuttur.
5. Plan, bilgi ve sevgi  -ki bu da yaratıcılıktır- olan ışık anlayışını geri getirmektir.
6. Bilgi ve sevgi nin birlikte kullanımı yaratıcılıktır, bu da ışık anlayışıdır.
 
[/size=1]

Tiversonus

#73
Tekamül


Tekâmül, sözlük anlamı "olgunlaşma", "gelişim" ve "evrim" anlamındadır. Tekâmül, çoğunlukla ruhun belirli evrelerde yükselmesi, gelişmesini tanımlar. Asıl olan ruhsal tekamüldür. Madde, ruhun tekamülü için bir araçtır.

Tekamülde amaç Tanrıdan varolan fakat onun kadar mükemmel olmayan insanın dünya üzerinde yaşadığı hayatlarının sonucunda tekamül ederek yeniden Tanrıya dönmesidir.

Mevlana şöyle der: "Kaynağından kopan her şey Kaynağıyla birleşmeyi arzular."

Bireyin kişisel ödevi kendi tekamülünü sağlamak , kolektif ödevi ise başkalarınınkini sağlamasına yardımcı olmaktır. Bu iki ayrı ödev birbirlerini tamamlar.

Bireysel tekamül için yaptıklarımız, mutlaka evrensel tekamüle de faydalı olacaktır. Tekamül etmiş "Ben" yoksa hiç bir zaman tekamül etmiş "Biz" de olmayacaktır.

Sevgi kavramı da insanın, kendisinin ve bir başkasının ruhsal tekamülünü desteklemek amacıyla, benliğini genişletme arzusu ve eylemidir.

Kant'ın da gösterdiği gibi, Aydınlanma, ruhun olgunlaşması, kendini bulmasıdır. İradesine sahip çıkması ve kendi iradesiyle aklını yönetebilmesidir. Aydınlanmak aynı zamanda özgürleşmek demektir. Aklın zincirlerini koparıp özgürlüğüne kavuşması demektir. Ve bu, insanlığın tarihi tekamülü, ilerlemesi ve gelişmesi demektir.

Yaradılış mutlak hakikat yolunda tekamülden ibarettir. Herkesin ruhsal tekamül derecesi farklıdır. Bizler tedrici tekamülün çocuklarıyız ve sürekli gelişim ile bir üst aşamaya doğru yolculuğumuz sürmektedir.

Sembolizm de yılan tekamül yolunu, bilgiye ulaşmayı, hakikat arayışını ifade eden simgelerden biridir; kılıç Tanrıdan inen rahmet, yılan ise insanın dönüş yolu yukarıya doğru ruhsal tekamülü gösterir. Yukarıdan aşağı inen ve aşağıdan yukarıya hareket eden bu iki güç birbirini tamamlar. Kişinin tekamül seviyesine göre sembollerin içindeki derin anlamı anlaması olanaklı olacaktır.

Akıl, tekamülün birincil aracıdır.Tekamülün amacı ise, hakikati aramaktır. Bireysel tekamül düzeyleri artan bireyler, bütün insanlık için çok daha büyük eserler yaratabileceklerdir.

Evrende her şey değişime uğramak zorundadır. Yani tekamül evrensel bir yasadır. Yaratılmış her şey kendi planı içinde tekamüle sevk edilmişlerdir.

Mevlana şöyle der:

"Her nefeste dünya yenilenir. Fakat biz bu dünyayı öylece durur gördüğümüzden, bu yenilenmeden haberdar değiliz."

Hiç kimse kimseyi tekamül ettiremez. Bilen bilmeyene ancak naçizane yol gösterir, ama sırtına alıp taşımaz. Ayrıca, tekamül işi bir sıçrama işidir; her an tekamül edilmez. O her an hazırlanmakta olan şeydir. Hazırlanırsınız...Zen öğretisindeki yayın gerilmesi gibidir; bırakır ve bir sıçramayla yol kat edilir.

İnsana ışık tutup yolunu aydınlatacak yegane iki rehber, aklı ve vicdanıdır. Vicdan ruhun sesidir ve insan maddi olarak zarar görse bile, bu sese uyduğu sürece tekamül eder. Gerçek sevgi, vicdan sesi güçlenince doğar.

Hayat, sonsuz bir tekamül silsilesi ve ölüm bu silsilenin tekamül halkalarından biridir. İnsan ölünce topraktan gelen bedeni tekrar toprağa, ruhu da geldiği ilahi kaynağa yönelir. Sonsuza dek devam eden bu tekamül safhalarından geçerek yüce varlığa doğru yükselir. İşte ölümsüzlük budur. Böylece ölümsüz ruhuyla tanrıdan bir parça olduğunu ve sonsuza kadar tekamül süreci içinde olacağını anlayan insan ölüm korkusunu da yener. Ölümün dünyaya kapanan bir pencere, ancak ilahi aleme, Tanrı'ya ve ölümsüzlüğe açılan bir kapı olduğunu idrak eder.

Bizler, araştırmacı bir ruhla, kıymetli olan zamanımızı özenle kullanmalıyız. Yolculuğumuz çıktığımız kaynağa yeniden kavuşmaktır. İçimizdeki gizli Tanrısallığa ulaşmaktır. Hayat ve ölümsüzlüktür. Işığa doğru tırmanıştır. Bize düşen, görev bilinci ile zamanı iyi değerlendirip, kozamızı örmektir.

İnsan olmak, kısaca kendini olduğundan daha iyi yapmaktır...

Berk Yüksel

Tiversonus

#74
Kaos ve Karmaşa Gerekli: Işıkla yeniden kurulmak üzere düzeni çökertmek üzere


Kimlikler, kültürler birleşecek, birçok "yeni dünya düzeni" birbirinin içine geçecek, büyük bir kaos ve karmaşa yaşanacak. Işık Ailesi'nin üyeleri olarak, kaos ve karmaşanın ışıkla yeniden kurulmak üzere düzeni çökertmek üzere gerekli olduğunu bilerek olanları izleyebilirsiniz. Işık Ailesi'nin üyeleri olarak, evrimsel bir sürecin gerçekleşmekte olduğunu ve frekans değişikliğine bütünüyle uyum sağlayabilenlerin evrimleştiğini anlayabilirsiniz. Dünya bu zamanda varolmak için son derece heyecan verici bir yer. İyi bir plan bu, değil mi?

Özgün Planlamacılar, Dünya'nın frekansının değişeceği bir zamanda kendi planlarını uygulamak için gerekli düzenlemeyi yaptı. Kendi frekanslarını dünyanın frekansının değişeceği bu zamana uyarlayamayan sahipler ise yok olup gideceklerdi. Duygular besin kaynağıdır. Besin kaynağı sevgi olanlar da vardır. Özgün Planlamacılar, Dünya'nın frekansını sevgiye göre değiştirmeyi istiyorlar. Şimdiki sahiplerin besin kaynağı olan korku, endişe, karmaşa, açlık ve ümitsizlik ortadan kaldırılmalı.

Pleiades Öğretileri Alıntısı


Buradan Çıkan Sonuçlar:

1. Dünyanın frekansının değişeceği bir zaman yaşanıyor.
2. Kendi frekansını buna uyarlamayanlar yok olup gidecekler.
3. Dünya'nın frekansını sevgiye göre değiştirmeyi istiyorlar.
4. Evrimsel bir süreç gerçekleşmekte.[/size=1]
[/color]