Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#555
Bahsettiklermize tanrıyı kendinde bulmak inancının ne kadar önemli ve izah edici olduğunu söylemekle devam edelim, yani var etme hadisesinde kişinin rolü çok büyük ve önemlidir ,siz bilincinizi açmaz şartlanmış kalıpta kalırsanız üçüncü yoğunluk gerçeği olan dayattırılmış ve ona göre yorumlanmış bilgilerden en korkutucu olan dağların yürümesi ,volkanların aktifleşmesi,depremler gibi felaketleri yaşamak zorunda kalırsınız ki K.lar da bundan bahsediyorlar ,diyeceksiniz ki şimdi bir deprem olsa ve biz de yıkıntıda kalıp ölürsek ne olur ,bana göre bu cehennemden kurtuldum olur, size göre,bilemem..

Diğer yandan "yüz maymunu" devreye alacağım eskilerden özür dileyerek,yani bir gurubun kanal tutup topyekün geçişte bütün dünyaya nasıl etkili olur sözünü izah eden deneylerle  tesbit edilmiş bir olgu, tabii bilinmiyorsa internete dokunup malümat edilinebilinir.Onun için bir kişi bilincini açıp ruhsal yükselişe geçse herkes geçmiş olur bilgisi aklıma geldi kaynağını hatırlamıyorum.Bu durumda oh ne güzel ruhsal yükselişe geçmişler varsa neden bu çabalar sorusu gelebilir ,işte o zaman üçüncü yoğunluk bilincinde kıvranmaktasınız demektir o..Ve buranın mantığı efendinizdir .

Bilincin üstüne çıkmak gerekir .



bona fide

#556
teşekkür ederim tgur. serzenişlerime bakıp, nato kafa nato mermer zaman kaybısın sadece demeyip sabır ve incelikle açıkladığın için. sen k celselerinden alıntılar yapıp kendi yorumlarını kattığında celsede geçen konular daha anlaşılır kabul edilir hale geliyor ve minnettarlıkla teşekkür ediyorsam benim açımdan bunun sebebi, 3. boyut algıma  senin kibirden ve böbürlenmeden uzak ifaden ki celseleri okurken düz mantıkla olduğu haliyle algıladığımda kendimi celselere dahil edemeyişimin, laura ve ekibine uzak hissetmemin sebebide onların bu ifadlerinde böbürlenmeyi hisetmem.

gerçek tosun paşa evet insanın kendisini bilmesi en zoru. celselere -sunumu açısından- önyargılı tanımlama aralığımda aidiyet hissedemeyişimin sebebi kendi algımın yetersizliği ve onları farkındalık açısından fazla bulmamdan kaynaklı birliğe çağrıda kanaldan beklentimde tgurda bulduğum tevazuyu bulamadığımı hissetmek. onlar zaten yaptıkları kanal çalışmasıyla ayrıcalıklılar bunu belirtmeseler de onları okuyan farkı hisseder öyle bir kaygılarıda olmamalı belki ortamın samimiyeti diyeceğim lakin herkese yayınlanan bir celsede, vuuv ısınıyorsun, bizmi kanal olacaz, evet siz ve size inananlar şeklinde dialog benim sığ seviyemde havalara bak olur. sen ve ben aynı algıyla değerlendirmiyoruz senin bunları hiç düşünmediğin etkilenmedğin noktada olman farkın zaten. ben hala kendi egomu yansıtan bu ne hava noktasındayım. bunu aşıp içselleştirebilme -ki ne kadar içselleştirdiğim sorumlarımdan belli-noktasında tgurun yorumlarına sarılıyorum. söylenene değil söyleyene bakıyorum güvenilirliği bütünsel anlamda her ifadesiyle vermiş olsun -ki burada ksursuzluk aradığım anlaşılmasın- kibir olmasın. şimdi sende kim oluyorsuna gider bu cümlem. öğrenciyim. yol arkadaşlarıma rehberlerime yakınlığı samimiyeti ulaşılabilir olduklarını hissetmeliyim. senin buna ihtiyacın yok benim var kendi başıma mantığıma, kendi benliğimin egosuna takılmış durumdayım. ve çok samimi söyluyorum, şu bakış açımla tgur k celselerini alıntılayıp yorumlamıyor olsa celseler saçmalıktan başka bi anlam ifade etmez bana. bunu aramızdaki algı farkını anlatmak için yazdım.

elbette illa birilerimi elimden tutacak hayır yol aldıkça tefekkür dua sessizlik şükür meditasyon kendime yönelmek zaman karma dersler yolumda kendimi tanımamı güçlenmemi eninde sonunda sağlayacak nerden biliyorum amaç bu birliğe inanıyorum yolum dolambaçlı olsada eninde sonunda aynı dilden konuşacağız ))herşey çok daha güzel olacak amin.ve yaratıcıya sonsuz şükürler.burası için herşey için.
 

bigsenfoni

#557
Güzel fikirlerinizi/bakış acılarızı paylaştığınız icin teşekkür ederim arkadaşlar ve zevlke okuduğumu belirtmek isterim.Özellikle  ucuk,kacık,cılgın kısmına cok güldüm...[:D]Kanallama konusunda,herkesin olduğu gibi!Kendi frekansıma/farkındalıgıma göre evrenle bilgi alışverişi yaptığımın farkındayım...Belki coğu bunun farkıda  değil ama ben bunun böyle oldugundan eminim.Bunun böyle olduğunu ileride kendinizi tanıma/bilme  calışmalarında belirli bir asamadan sonra fark edebilisiniz diye umuyirum/tahmin ediyorum.

Benim bu forumda olmamın tek sebebi iyi niyeti görmem  daha doğrusu ,amacın iyi niyet olduğuna inanmam,daha daha doğrusu iyi niyetin sevgiden kaynaklandigina inanmamdir!Osho`yu,Laura`yı,Mustafa Kemal`i,Celalettini`yi,Arabi`yi,Muhammed`i,Sezar`ı,Yaşar Nuri`yi....ve daha nicelerini  niyetlerinden ötürü severim takdir ederim.Benim icin kesinlikle niyet önemlidir gerisi hikaye!!!

Baktım bir yerde,yola uymayan! yada niyette bir art niyet, baskalarini/na yanlış yönlendirme,malipule etme,aldatma...  vs. var ise  ister uyarı,ister laf sokma,istereleştiri (bozadi`nin degisi ile yapici)reaksiyonumu gösteririm.Hatta kişinin hertürlü anlayacağı dilden! Yol kenarındaki uyarı levhaları misali...ve Yolu korumak,temiz tutmak gerekir ki arkadan gelecekler,...!Baktım yoldan cıkmak/istikamet değiştirmek istiyor,arkama bakmam bildiğim dogru yolda basar giderim!(kornam da söle olur hemde iki kere da,di,di,da,do,da [:D] )

Kanal bilgileri konusunda, söyle dünürseniz beni daha iyi anlarsınız.insanlar  ev antenleri gibi,bulundukları titresim frekanslarina göre bilgi cekerler yada o cektikleri boyutun bilgilerine göre düsunebilirler yada o bilgilere gore hayatlarini sekillendirirler,ice dönükse bilgileri kendilerine saklarlar disa dönükse paylasirlar.Sakralarda o boyutun daha genis bilgi seviyesini kontrol edebilir yada alicinin daha genis alana yaylilmasina olanak sagliyabilir.Ama yanlamasina!mesela ev antenleri 3 cakralıdır.Bilginin dengelenmesi cakralarin dengelenmesi ile alakalidir.Dengelenmis bir varlik 4! Cakrayi aktive edebilir buda artık ev anteninden canak anteni seviyisine cikabilir.Ama bu durum diğer üc cakranın dengesizlesmesine neden olabilir bütün toplanilmis bilgileri ya unutmak zorundadir ya 4. Cakranin cektigi bilgilere bir sekilde uydurmak zorundadir(medtasyon ,tevekkül,calisma.kendini yeniden dizayn etmek,dağitip birlestirmek..vs.)yada kh nin yaptigi gibi 4 cakrayı atlayarak direk 5 e gecmek zorundadir! Oradanda 6 ya(simdi neden khlerin asiri konuskan olduklarini daha iyi anliyorum.Hep mürid toplamak zorunda kaldiklari icin (enerjilerini cekebilmek icin ki 6 ya ulasabilsi ler!)Su evrensel kanunlar aslinda o kadar güzel ve dengeli ki...

  Her neyse bizgelelim yine 4 cakraya buda  varliğın artik uydu gibi evrensel bilgileri cekmesi anlamina gelir.Tabi hesaba 5 cakranin da minimum seviyede aktive olmasini hesaba katmamiz gerekir!Medyumlar,samanlar,kahinler...Uydular gibiler!

6 cakra evrenin kendisi yani evrensel akıldır!Sonsuz bilgi okyanusu!!!Bu okyanustan hem bilgi alınir hemde bilgi yayini yapilir! bu sonsuz bilgi okyanusuna yukarida anlattigim gibi 4. Cakrayi atlayarak gecebilen kh türü varliklarda olabilecegi icin uydu ayarlarini iyi ayarlayamayan  ve bilgisi imanı yetersiz varliklar hüsrana kapilabilirler!Hatta ele bile gecirilebilir!Bu tür varliklara yem olurlar... 6 cakraya ulasildiginda zaman da ``simdi``dedir!Söyle anlatayım; 6 cakraya ulasildiginda Osho ile Mustafa kemal ile Muhammet ile (İbni Arabi`nin yaptigi gibi)Sezar ile (Laura`nin yaptigı gibi)...telepatik olarak bağlanabilirsiniz.Frekansiniza ve arayısınıza göre Onlarda size bağlanabilir!Bunlar pozitiflerdi!Yani evrenin pozitif aydınlık tarafı/yüzü yada bilgilerini....

Negatifleri artik siz düşünün....mesela Cengiz han, hitler,stalin,Voyvoda,neron...mafya babaları,diktatötler...Ra bilgilerinde ister negatif,ister pozitif olsun 6 cakranın aktive olabilmesi icin varlığın doğru/dürüst olması gerektiği kosulu var idi!

Ra bilgileri ve kasyopya celselerinde negaif  saldırılardan sıklıkla söz edilmektedir!


Kanallama işinin nasıl olduğunu sembolik olarak anlatmaya calıştım.Umarım az olsada bu işlerin nasıl yürüdüğünü kavrayabilirsiniz.Bence kesinlikle saygıyı hak ediyorlar ve  benim gözümde ister negatif yolda olsun ister pozitif yolda/yapıda olsunlar diğer ``ben``lerim.

Ben evrenin icindeyim,evren benim icimde!
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

gerçek tosun paşa

#558
bona fide senin çabana büyük saygı duyuyorum ve durmak yok yola devam dediğin gibi elbet bir yerde hepimiz aynı yola çıkacağız.

bigsenfoni açıklamaların için teşekkürler bir varlık dengeleme ipuçlarımı yayınlasan acaba :)

bigsenfoni

#559
Asıl ben size teşekkür ederim arkadaşlar,sayenizde bende konunun bilgi parcacıklarını farkındalığımda/aklımda/zihnimde  birleştiriyorum/dengeliyorum/mantıksallaştırıyorum.Varlık dengeleme konusu,Ra bilgilerin de derinlemesine sorgulanıyor,okumanızı ve sembolik anlatımı gözünüzde canlandırdığında zamanla kavrıyacağınıza inanıyorum.Kasyopya celselerinide üzerine cila misali cekerseniz güzel bir resim oluşturursunuz.

İpucu olarakta,ne kadar bilgi varsa bi o kadar ağırlik/kütle ve sorumluluk var.Ve bilgilerin birbirini desteklemesi gerekiyor.Objektif gercekliğe odaklanmak,  ekilen bilgi tohumunun sağlam zemine ekilmesi anlamına gelir.Cöküsleri ve parcalanmaları önlemek icin bu cok önemlidir.Bunlar akıl icindi.Vücut icin duyguların farkında olunması,boş  ve tehlikeli yüklemeler yapılmaması gerekir(iceriden ve dışarıdan yüklemelere dikkat!)özellikle bir duygunun iradeden daha güclü olmamasına dikkat edilmesi de gerekir.İradeyi güclendirmeye kücük bir örnek;bu düşündüğüm,uzun vadede bana faydalımı yoksa zararlı mı sorusu her zaman sorulmalı!bu sekilde ic duygu programlaması/güclendirilmesi de önlenebilir.Gizli duygusal programları(dısarıdan ve iceriden yapılmıs) keşfetmek icin meditasyon/derin düşünme calışmaları yapılması gerekir.

Kendini Farkındalik....gerisi hikaye [:)]

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Tgur

#560
"S: (L) Sandra'yla küçük bir sohbet yaptık ve bunun için size teşekkür ediyoruz. Şimdi, burada pek çok farklı şeyi tartışıyorduk ve temel konu da duyguların meydana getirdiği tuzak hakkındaydı. Bu tuzağın bize dış güçler tarafından mı kurulduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Kurulan şey bir formül.

S: (L) Peki formül nedir?
C: Kurulu bir set; bir labirent gibi.

S: (L) Tamam. Bu duygusal kontrol labirentinden çıkmanın en etkili yolu nedir?
C: Düşün.

S: (L) Bir kişi kendini duygusal bir tuzaktan çıkarma ve acısını hafifletme sürecindeyken yapılabilecek herhangi birşey var mı?
C: Hafifletmeye gerek yok.

S: (L) Sanırım bunu bir kez yaptığında, bir kez aştığında, daha doğrusu bir kez bunun tuzak olduğunu anladığında artık acıtmıyor veya hafifliyor. Diğer birşey de, hepimiz duygusal tuzaklar nedeniyle enerjimizin tükenmesi deneyimini yaşamışızdır sanırım. Bu tüm insanlar için yaygın bir durum mu?
C: Tüm insanlar? Hayır. Çoğu? Evet.

S: (L) Kendini toparlama ve içinde bulunduğumuz gerçeği anlama bakımından çok pozitif şeyler yapma potansiyeline sahip insanların, bu duygusal karmaşa için başlıca hedefler olabileceğini söylemek makul müdür?
C: Evet.

S: (L) Duygusal tuzağa yakalanmayan bir kişinin karakteristiğinin ne olabileceğini söyleyebilir misiniz?
C: Kucaklayıcı? Hayır. Birleştirici? Evet.

S: (L) Duygusal tuzakları temizleyen kişilerin daha üst seviye bir duyguda birleşebileceklerini mi söylüyorsunuz?
C: Duygular yalnızca kimyasallardır.

S: (L) Duygular yalnızca kimyasallar... Peki bir kişi belirli insanlara fiziksel olarak yakın olduğunda, onların titreşim frekanslarının bizde bu kimyasalların stimüle edilmesine veya üretilmesine neden olduğu doğru mu?
C: Evet.

S: (L) Ve bu fiziksel etkiye karşı koymak büyük bir irade ve zihin gücü gerektiriyor, doğru mu?
C: Hayır, yalnızca pratik.

S: (L) Bunu birkaç kez küçük ölçekte yaptığında, daha büyük etkilere karşı da aynı şeyi yapabilirsin, değil mi?
C: Tam olarak doğru kavram değil.

S: (L) İnternetten gönderilen bu Cosmic Awareness (Kozmik Farkındalık) mesajını okuyordum. Bu kaynağa göre pozitif varlıklar dışarıdan özgür iradeye müdahale edemedikleri için pek çoğu enkarne oluyor, fiziksel deneyim içine giriyor ve sonra uyanıp gezegende gerekli olan şeyleri yapıyorlar. Burada önemli olan husus da bu varlıkların amaçlarına uyanmalarını sağlamak. Negatif varlıkların ise onların uyanmasını önlemek için duyguları ve duygu tuzaklarını sürekli olarak kullandığını söylüyor. Varmak istediğim nokta şurası: Uyanmak için yapabileceğimiz şeyler nelerdir? Bize pek çok kez uyanmamız gerektiğini söylediniz. Açıkça görülüyor ki tam olarak uyanmış değiliz. Bunun farkındayız. Yapabileceğimiz başka birşey var mı?
C: Doğal bir şekilde olmasına izin verin. Eğer yoldaysan, havaya sıçrayıp yolun sonuna uçmayı mı istersin? Bunu yapsaydın "yolun kalanını" kaçırmış olmaktan dolayı pişmanlık duyardın."

-------------------------

Sanırım insanlığın en büyük problemlerinden biridir duygusal tuzaklar,ve bunun KH tarafından bir formül halinde uygulanması da çarpıcı "labirent tarzı" bir formül, tetiklemek için her türlü dezenformasyon denedikleri yanında yanınızdaki veya ortamınızdaki negatif havadan da etkilenip bu tuzağa düşüyorsunuz. Labirent özelliği depresyona düşüşlerde kişinin çıkamadığı o çukur,düşünceler yumak haline geliyor ve karmaşık düğüm bir türlü çözülemiyor,

Anti depresan ilaçlar bazen işe yarıyor kişi bazı takıntılarını atabiliyor ama onun da mahzurları var nekadar alışkanlık yapmıyor desek de kişi eninde sonunda müptelası oluyor ,ayrıca aldırmazlık tavan yaptığında obesite problemleri de oluyor..

Biraz itici bir tekrar olacak ama bu tuzakdan kurtuluş yolu bilgilenmek ama aldığın bilgiyi iyice tartarak bir inanç geliştirmek,diğer yandan pozitif bir yayın yapmak için özel bedenlenmeyi kabul eden gezginlerin de rolü büyük,ama onun burada yani dünyada kendine geldiği vakit uyanması lazım yoksa o da bu sahte yaşam gürültüsünde sürüklenip işlevsiz bir hale gelir.
Yukarıda "C: Kucaklayıcı? Hayır. Birleştirici? Evet"  cevabında olduğu gibi onların bu görevi üstlenebileceğini görüyoruz.

İşte çeşitli yollarla belirttiğimiz "yüz maymun fenomeni" "bir kişinin kurtuluşu herkesin kurtuluşana yarar" ifadeleri biraz da bu hususlarla destekleniyor ,yani pozitif yönde etkilenmeler veya etkilemeler  yanı başımızdakinin veya ortamın titreşimsel ruhsal yükselişinden ötürü olmaktadır..


Tgur

#561
"S: (L) Hastalığı olduğunu kabul bile etmeyen insanlardan bahsediyoruz! Hasta olduğunu düşünmeyen bir insana nasıl doktora gitmesini söylersin? Çoğu insan diğer yoğunluklardan kontrol veya manipülasyona maruz kaldıklarına inanmıyor! Pek çok kişiye saldırı ve manipülasyona maruz kalacaklarını söylediniz ve o insanlar da tasasız bir şekilde "Oo, bizim hayatımızda buna izin verecek hiçbir şey yok" dediler...
C: İyileştirmekten vazgeçene kadar inkar iyileştirilemez değildir. Sabırla kişiyi öğrenme sürecine katılmaya nazikçe davet etmek, kurbanın uyanmasını ve böylece tedaviye açık olmasını sağlar. Bu, aradığın "orduyu" kurmaya yardımcı olur. İzolasyon hiçbir şeyi iyileştirmez. Herkes sonunda "portal" olarak görüleceği için ilerlemeyi engeller. Boşa kürek sallamak gibi olur, değil mi?"

-----------
Bu gün  zihnimin yorum yapma kapağı açıldı galiba,
İş yerime gelip uzun oturup bekleşenlere evrensel bir iki cümle ile takılmam ve eğer dinlemeye devam ederse evrensel konularda sözlerime devam etmem ama sonradan kendi kendime pişmanlık stres dalgalarını göndermem ,keza sizlere çeşitli konulardaki tekrarlar yapmam, meğer uygun bir yolmuş uyanıp bildiklerimi açmak.
Teselli buldum.


Tgur

#562
Söylediklerimizi tasdikleyen yorum yapamıyacağım bir aktarım,
-------------------
S: (TK) O halde, sanırım, önemli olan nasıl bir hareket yörüngesi seçeceğimizi bilmek için doğru soruları sormak. Yani ilerlemek mi istiyorsun? 4'üncü yoğunluğa geçmek mi istiyorsun? Yoksa burada kalmak mı istiyorsun? Eğer gerçek koşulları ve seçeneklerini bilmiyorsan nasıl bilinçli bir seçim yapabilirsin ki? (L) Dinler insanların kendilerinin dışındaki birşeye güvenip başka hiçbirşeyi umursamamaları için, böylece bilgi aramalarını, gözlerini açmalarını, varlıklarının gerçekleriyle yüzleşmelerini önleyip esaret içinde kalmaları için mi tasarlanıp insanlara yutturuldu?
C: Her zaman olduğu gibi, sadece engeller var. Bunları 2'nci yoğunluk arkadaşlarınız için de kullanıyorsunuz!!

S: (TK) İlerlemek için nasıl bir zihin durumunda olman gerekir? (F) Yazılı kelimelerin hayatın gerçekleriyle uyuşmadığını görebildiğinde doğru yolda olduğunu bilirsin. Felsefi bir sohbet yaptığın tüm insanları düşün. Kaç tanesi "Tek ihtiyaç duyduğum şey İncil. Tek önem verdiğim şey bu" der? (TK) İnsanlarla pek felsefi sohbet etmiyorum çünkü genelde söylenen şeylere nadiren katılıyorum. (F) Bu konuda bir karar verdin demek ki, yani denedin ve işe yaramadığını gördün. (TK) Gerçekten bir sorunum var... Evet, İncil uzun zamandır mevcut ve din uzun zamandır mevcut... ama bariz bir şekilde kendi gündemleri olan insanlar tarafından üretilmiş birşeye inanmakta gerçekten sorun yaşıyorum! (F) Ama çoğu insan sana "Oo hayır! İncil'i insanlar yazmadı, Tanrı yazdı!" der. Ya da tamamen ateist olabilirler ve yalnızca bilim dinine inanıyor olabilirler. (TK) Bence bir insanın bazı kurallara göre yaşamsı ve hayata saygı duyması, onu onurlandırması gerekir... ve dinin bazı fikirleri iyi... ama bazı fikirleri sınırı aşıyor. (F) İnsanları bu şekilde sömürüyorlar zaten. Yalanları gerçeklerle karıştırarak. (L) Evet, iki doğru arasına sıkıştırılmış bir yalanı yutmak daha kolay. (F) Eğer TAMAMI sahte olsaydı, insanların çoğu bunu hemen anlardı... (TK) Çoğunluğun umrunda değil. Sadece koyun gibi güdülmek istiyorlar. Hiçbir sorumluluk istemiyorlar. (F) Ve sığırların çoğunluğuna ne oluyor? Bir kamyon gelip onları kasaba götürene kadar otlaklarında katır kutur otluyorlar. (TK) Orduda geçirdiğim onca yıldan sonra, hiçbir otoriteye güvenmeme noktasına geldim. (F) Ve o dinci tiplerle konuştuğunda "Benim verebileceğim bir cevabım yok... Ben sadece İncil'i izlerim." diyorlar. (L) Sadece cevapları değil, hiç soruları da yok zaten. Ve sanırım ipucu da bu. Tüm dinlerin ve mistik fetişlerin bataklıklarında yürüdükten sonra mutlak yanıtı bulduğunu sananlar öğle yemeği oluyor! (TK) Bana göre hayatın tek amacı bilgi elde etmek ve ilerlemek. Bunu anlayana kadar bu seviyede takılı kalıyorsun. Peki bunu nasıl anlayacaksın? (L) Bence bilmek yapmak demek. (TK) "Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak." Bu İncil'de yazıyor!!! (L) Anahtar bilmek mi?
C: Evet.

S: (L) Sanırım bilmek insanın frekansını değiştiriyor. Doğru mu?
C: Evet.

S: (L) Onaylıyorsun, görüyorsun ve frekansın değişiyor, öyle mi?
C: Evet."

Tgur

#563
Bir dostla yaptığımız söyleşide şu notları almışım ,paylaşayım,
Varoluşu başlatan bilinç bitişi de isteyecektir                       
Zira her olgu bir faaliyet içeriyor                       
Bu faaliyetlerin süregelen doğasında bir ara bizim şu an uyguladığımız göreceli zaman da var                       
Süregelen dediğimizde, varoluşun bu faaliyet sahası belki de kendine özgü bir zaman kesidini devreye alıyor                       
Tabii bizim bu algılama platformumuzda onu anlayacak uygun bir done yok                       
K.lar gerek ruhsal gerek maddesel varoluş süreçlerinde uzun ve kısa döngünün yarı yarıya aynı zamanda uygulandığını ancak her iki faaliyet sonuçta aynı neticeyi doğurmakta veya eşit olmakta demekteler                       
. Tek bir zaman yok anladığım kadarıyla zamanlar var   Kesit,                     
Veya zaman esasta hiç yok   ,bu illüzyon ,varoluş olgularından bir çeşit  uygulama şekli,                 
Buradan biraz bizim zaman ölçüsü dışındaki zaman hakkında fikir sahibi oluyor gibiyiz                       
Öyle ya her iki döngü eşit zaman ihtiva ediyor                       
Eşit çünkü oluşun kaynağı bir ve illüzyonlar farklılıkları içerir
Bu farklılıklara duyulan ilgi, onun farkedilmesine veya o farklılıklarla yaşamı izah eder,
İşte biz de belki bu dünya yaşamı farKlılığına ilgi duyduk ,istedik ve yaşıyoruz..
K.ların söylediklerinden şu kısım bunu kastediyor gibi yani seçtik ve..
---------
"S: (L) Bunların hepsi mükemmel ve kulağa harika geliyor, küçük bir husus dışında. Aynı zaman da dediniz ki; monoteist konseptler, bunu bilmemizi engellemek için bize EMPOZE edildi. Ve eğer hepimiz söylediğiniz şeysek, bize böyle nahoş bir şeyi empoze edebilcek bir şey nasıl varolabilir ?
C: Seçimler, arzu temelli dengesizlikleri takip ediyor"
---------------
Yani dünya yaşamını şu veya bu sebeple arzu edip seçtik,geldik,buradaki yaşam şeklinin her birini seçtik ve yine arzu temelli dengesizlik addedilen diğer seçimlerimizi devreye koyduk ,ömürler baştan uzun iken kısaldı yaşam doğayla bütünleşik ve ayrı olmazken ayrıldık diğer yoğunluk mensuplarından koptuk ve onları menfaatlerimiz için hırpaladık ,velhasıl bu cehennemi biz inşa ettik ,alevlerde yanılabilecek başka cehennemler yarattık ve bu aldatma ve aldanış senaryosunu genişletmekle meşgulüz ve buna dünya yaşamı demekteyiz ve toz kondurmamaya çalışıyoruz.
--------

Farkettim ki şiirlerim okunmuyor ,parça parça ilgili konularda okuyacaksınız başka yol yok..[8D]
12/08/2010
Zaman sıçraması yapabilmek
Kolay mı bunu hakkıyla anlayabilmek
Zamanın göreceli olduğunu
Öncelikle zihnimize oturtabilmek

Göreceli veya mutlak nedir
Mutlak dediğiniz nasıl belirlenmelidir
Tutunduğumuz donelerle olana bakarsak
Bu çaba baştan terk edilmelidir

Donelerden sıyrılırsak bilinç boş bir kaptır
Bununla ne anlaşılmaktadır
Her yeni bilgi ile anlayış
Yeni temellere oturmaktadır

Her yeni gelen anlayış tazedir ,kusursuzdur
Kusur aranırsa boşaltma olayı hiç yoktur
Kusurların dengelenmesi için ,hatırlayın,
Bu dünya yaşamı oluşmuştur

Zihni boşaltmak için ritüel var, nefes var
Ama dikkat etmeli, ritüele takılmak da var
İmgelemeye kökten inanılırsa
Bu olayda muvaffakiyet de var

Ritüelle, nefesle uyarlanan zihin
Yaşamınızı tümden kaplasın bekleyin
Yani dünya yaşamının boş bir kesit olduğunu
Benliğin tümüyle irdeleyin

Mesela bu bakışla karşılıklı atışmalar
Ben buyum, sen busun gibi ayırımlar
Bu dünya tortusudur aldırılmamalı
Her iki yöne boş göz ile bakılmalı   

Baştan şunu söylemeyi unuttuk
Bilgi yoksa bu sözler oldukça uçuk
Kuantum nedir hiç anlamıyorum
Diyen için sonsuzda bir ufuk

Kuantumu şöyle basitleştirelim
Kişi bakışı ile eşitleyelim
Küçük boylu için uzun isem
Bir dev için cüceyim

İşte doneler böyle kaygandır
Tek done ile bu yaşam ,yavandır
Doneleri terk eden ise
Zihin boşaltmayı anlayandır

Zihni boşalttık ,ne olacaksa olsun
Artık zihnim şu zaman sıçramasına otursun
Şeklinde aceleci isek
Bırakın derim ,bütün bu olanlar dursun

Zira beklentide isek hala bu zamandayız
Acele ,yavaş kutupları arasında sıkışmaktayız
Zamana aldırmazsanız
Sıçrama başka bir zamana kayar ,anlamayız

Dünya saatleri dışındaki bir kavram
Düşünülür mü, anlattıklarınızda yok bir anlam
Serzenişlerine yoktur cevabım
Başka bir zamandayım ,sizi hiç duyamam 
                   

gerçek tosun paşa

#564
Çok sağol Tgur abi eline sağlık.

Aslında gözünün önünde olanı görmekten aciz durumdayız. İlüzyon ve zaman konusu derin. İlüzyon bir mevcut düzen olarak yaratıldıktan sonra tekrardan bir iç yaratıma uğruyor. Burada yaratım kelimesini açma gereği duymuyorum. Bu yeniden yapılandırma temellerini içeren KH kaynaklı bir yaratım süreci oluyor. Mevcud olanın şahsi menfaatler doğrultusunda uyarlanması gibi düşünmek en sade ve öz şekilde kavranılmasına yardımcı olabilir. Burada Matrix bir felaket senaryosu olarak düşünülebilir. Zira bizim için öyledir ama K. ların dediği gibi aslında olağan sürecin dışında herhangi bir şey olmadığını kavramak sanırım oldukça zor. Bu hem ilüzyonun doğası gereği (ilüzyon zaten doğanın 3B algıya yansıması olarak kabul edilebilir-basit bir 3B tanımıyla tabi-) hem uğradığı çarptırılma gereği 3B canlılar için (3B canlılara yapılan sınırsız müdahale -müdahale yalnızca fiziksel temas, eterik etki, kaçırılma vs. değil, gündem maddeleri, medya, dini öğretiler, bilim ve teknoloji olarak mevcut ve bunları algılayabilecek medya okuryazarlığı seviyesine gelmek çok mühimdir- edilmesi zihin ve algıyı nasıl kapayıp bizi madde odaklı ve yüzeysel yapıyor bunları çok sık tartıştık) içinden çıkılamaz bir labirent halini alıyor.

Zaman konusunda yine çok basit örnekler var. Zamanı biz fiziksel yitirilenler ve dünya-güneş-ay hareketleri bazında gözümüzün algıladığı şekilde değerlendiririz.Aslında bu çok basit şekilde SİZİN ALGINIZA GÖRE YAŞIYORSUNUZ HEEY! diye bağırmakta olan bir durum. Bunu fark edebilen insanların sayısı dünyada ne yazıktır ki çok az. Çünkü bunun ne demek olduğu bile düşünülmeye değer bulunmaz.Ben yine çarptırılmış bilimin neden bunu önemsiz gibi algıladığını anlamıyorum yani aslında anlıyorum :)  İnternetten basit bir araştırmayla her gezegenin farklı zaman birimleri olduğunu çok basit bir şekilde öğrenebildiğimize ve bu bilgi çok temel seviyede olduğuna göre ilüzyon içinde zaman kavramları ufak ipuçlarıyla ortaya çıkıyor aslında.Kendi güneş sistemimiz bizim algımıza göre bile sabit bir zaman kavramı olmadığını çok net ortaya koyuyor. KH "olanı çarptırma sistemiyle son derece etkili algı oyunları" yapıyor. Bu "olanı çarptırma" dediğimiz ilüzyon türü belirli bakış açısına göre farklı bir yaratıcılık deneyimini kapsıyor. Bu 3b bakış açısına göre olduğu gibi daha yüksek boyutlardan dereceli olarak yine böyle algılanabilir.

Tgur

#565
Sen de sağol kardeşim..

Tgur

#566
Son zamanlardaki aktarımlarda ve özellikle "tanrıyla sohbet" aktarımında çeşitli seviyelerde hazırlanan bedenlere beden değişimlerinden bahsedildiğini görüyoruz ,hatta bu husus başka spiritüel öğretilerde  de geçmekte ve bu durumun insanlar için ayrıcalıklı bir özellik olduğu pompalanmakta ..

Bu değişimin ne için ne zaman nasıl gerçekleşeceğine aşağıdakileri okuduktan sonra ve KH mı BH mı olduğuna siz kıymetli arkadaşlarım karar veriniz.
---------------------------------------------------
S: (L) T___ son kez buradayken bahsettiğimiz şeylerden biri yeraltı üsleri, sivil konulardaki askeri müdahaleler ve askeri konulardaki sivil müdahalelerdi. Bize bunun hakkında başka ne söyleyebilirsiniz?
C: Spesifik sorular sor lütfen.
S: (L) Üzerinde durduğumuz konulardan biri, bedenlerin alınıp çeşitli amaçlar için kullanılabileceği durumlar yaratmak üzere savaş koşullarının kullanılmasıyla ilgiliydi.
C: Savaşların pek çok "kullanımları" var.
S: (L) Savaşların en yaygın kullanımlarından bazılarını söyleyebilir misiniz?
C: Fark edilmeden gen havuzu değişikliği yapmak için gerekli ortamın oluşturulması. Gebelik teşviki yoluyla paradigma değişimi etkileri, kilit personelin titreşim frekansı önokumalarına göre değiştirilmesi...
S: (TH) Gen havuzunda kim veya ne değiştiriliyor? (TK) Kimi değiştirmek isterlerse. (L) Bilirsin, filmlerde gösterdiği gibi... Erkekler savaşa gitmeden önce herkesin birbiriyle sevişmesi... (F) Evet, "gebeliğin teşviki yoluyla paradigma değişimi" dediler... (L) "Kilit personelin titreşim frekansı önokumalarına göre değiştirilmesi..." Yani savaşın...
C: Hem fiziksel hem de eterik faktörlerdeki büyük ölçüde artan alışveriş nedeniyle fark edilmeyen genetik modifikasyonlar için "ortam" sağlıyor.
S: (L) "Kilit personelin değiştirilmesi" derken neyi kastediyorsunuz? Kimin tanımına göre kilit personel?
C: 4'üncü yoğunluk KH.
S: (L) Bu kilit personel insanlar mı?
C: Evet.
S: (L) Değiştirme derken, örneğin bir devlet başkanının öldükten sonra değiştirilip yerine başka birinin getirilmesi gibi birşeyi mi kastediyorsunuz? Sanırım bu, yaptığınız tanımınıza uyan en basit senaryo olur.
C: Belirttiğin senaryo basit değil.
S: (L) Sadece işin mekanik yönüyle ilgili basitliğini kastediyorum...
C: Her iki türlü.
S: (L) Kilit personel kopyalama yoluyla da değiştirilebilir mi?
C: Evet. Ve asıl personelin gizli faaliyet yerine götürülmesi. Tamamen yeni ve etkili bir "yeraltı insan ırkı" yaratmaya yetecek kadar savaş yapıldı; hem belirli kişilerin doğrudan ele geçirilip "tekrar eğitilmesi" ve bu kişilerin üremede kullanılması yoluyla, hem de diğer yollarla.
S: (L) Üremede kullanma derken?
C: Ele geçirilenlerin çocukları oldu. Henüz sizin dünyanızı hiç görmediler.
S: (L) Yani bu... (TK) Gizli yerlere alındıktan sonra çocukları oldu ve bu çocuklar bizim dünyamızı hiç görmedi... (L) Yüzeyde yaşayan 6 milyar insan hiçbirşey anlamadan nasıl oluyor da bu gezegenin yüzeyi altında bütün bir ırk veya insan grubu oluşturuluyor? Bu çok çılgınca bir fikir...
C: Hayır. Yüzeydeki alan miktarı ile yeraltındaki alan miktarını karşılaştır.
S: (L) Epey çok sanırım. Dünyanın içinin boş olduğunu söylemiyorsunuz değil mi?
C: Hayır.
S: (L) Bu yeraltı şehirlerinin en derinde olanı ne kadar derinde?
C: 5000 km.
S: (L) Epey derinmiş! Ama o kadar derinde ortam aşırı sıcak olmaz mı?
C: Hayır. Sıcaklık ortalama 20 derece.
S: (TK) Oldukça konforlu! (L) Aydınlatmayı nasıl sağlıyorlar?
C: Manyetik rezonans.
S: (L) Bu şehirler depremlerde ezilip parçalanmıyor mu?
C: Hayır, yeraltının derinliklerinde depremler hissedilmiyor!!
S: (L) Bu yeraltı medeniyeti faaliyetinin Rusların inşa etmekte olduğu büyük yeraltı üssüyle herhangi bir ilgisi var mı?
C: Hayır.
S: (TK) Okyanus altında bu yeraltı şehirlerinden var mı hiç?
C: Evet.
S: (TK) Okyanusun altındaki şeylerin çoğunu keşfedemeyeceğiz. (L) Bunun hakkında düşünmek beyni afallatıyor. Bu insanları ne için kullanmak istiyorlar?
C: Sizin yerinizi almaları için.
S: (TK) Peki neden? Onları daha rahat kontrol edebildikleri için mi?
C: Aynen öyle.
S: (L) Bu yeraltı şehirlerinde doğan ve büyütülen insanların ruhu var mı?
C: Evet, çoğunun.
S: (TK) Sadece biraz farklı bir şekilde büyütülen bizim gibi insanlar mı?
C: Bundan daha karmaşık.
S: (L) Bunu ne zamandan beri yapıyorlar?
C: Yaklaşık 14.000 yıldır.
S: (L) Bunu bu kadar uzun bir zamandır yapıyorlarsa, başlangıçta aldıkları kişilerin artık dünyadaki diğer insanlarla değiştirilmede bir faydası kalmamıştır herhalde. Eğer bu insanları zaman zaman değiştirmiyorlarsa...
C: Hayır, onların teknolojisi yanında sizinki Neandertal gibi kalır! Hibernasyon tüpleri... Örneğin bir saatte bir kalp atışı.
S: (TH) Yani bizim yaşadığımız her yıl başına 4200 yıl yaşıyorlar... (L) Bunun Oak Island'daki o çukurla herhangi bir ilgisi var mı?
C: Doğrudan bir ilgisi yok.
S: (L) Peki bizim bu resimdeki yerimiz nedir? (TK) Yok!
C: Siz de "hazırlık komitesi" olmuş oluyorsunuz.
S: (L) Yaptığımız şey nedir? Bize düşen de gezegeni mahvetmek, ozon tabakasını delmek, denizleri kirletmek ve dünyayı onlar için daha uygun bir yer haline getirmek miydi?
C: Bunlar önemsiz ve kolayca onarılabilir şeyler.
S: (TK) Ellerindeki teknolojiyle bütün bu sorunları kolayca çözebilirler. (L) Bu gerçekten korkunç, değil mi! Bütün bunları düşünmek... (TK) Anladığım kadarıyla doğrudan gelip bizi ortadan kaldırıp diğerleriyle değiştiremiyorlar çünkü "kurallar" buna izin vermiyor.
C: Ama olayların doğal düzeni çerçevesi içindeki doğal döngüler, tüm bunların gerçekleşmesini sağlıyor.
S: (L) Bu 4'üncü yoğunluk KH varlıkların boyutunda, örneğin yerçekimi yasası gibi, gelip dünyanın yöntemini ele geçirmelerini engelleyen bir yasa var mı?
C: Hayır.
S: (TK) Yerçekimi yasası gibi olduğunu sanmıyorum...
C: Sizin 2'nci yoğunluk varlıklarını istediğiniz gibi kullanmanızı hangi "yasa" engelliyor?
S: (L) Ben çıkıp hiç kimseyi veya hiçbir şeyi bilinçli olarak böyle bir amaç için kullanmıyorum. (TK) Sürekli yiyecek stoğu sağlamak için bu "yaratıkları" kontrol altında tutuyoruz... (TK) Bence bu oyunun kuralları var. Satranç gibi. Hemen gelip herşeyi istedikleri gibi değiştiremiyorlar, bir şekilde sürecin geliştirilmesi gerekiyor. Ama sızıp bazı şeyleri manipüle etmelerini ve fark edilmeden geri dönmelerini sağlayan delikler var... (TH) O halde kesin kurallar yok, genel bazı koşullar var.
C: İki önemli husus: 1) "Siz" dediğimiz zaman kolektif olarak 3'üncü yoğunluğu kastettik. 2) Doğal döngü ve şeylerin düzeni ile ilgili cümlemizi neredeyse tamamen kaçırdınız. Tekrar okumanızı ve üzerinde düşünmenizi öneriyoruz... Ayrıca, ya ırkınız kendini tamamen yok etmeye manipüle edilirse ya da bir sonraki doğal afette tamamen silinirse?
S: (TK) Sanırım onların kontrolü ele geçirmelerini önlemeye çalışan başka bir taraf var. (L) Benim anladığım kadarıyla özgür irade nedeniyle iyi adamların yapabildiği tek şey yardım istenmesini beklemek ve ondan sonra da gerçekten yapabildikleri tek şey bilgi vermek. (F) Eğer doğru zamanda doğru kişiler tarafından kullanılırsa bu bilgiler değerli. Gerekli bilgilerin verildiğinden eminim. Yeraltında tuttukları insanları yüzeye çıkarıp bizimle değiştirmek ve dünyayı yönetmek isteyen bir grup var. Bu grup 4'üncü yoğunlukta olmayı seviyor. İlerlemek istemiyorlar. İlerleyişi engellemek istiyorlar. Ve bir de ilerlemek isteyen grup var. Doğal düzeni takip etmek istiyorlar. Negatif grup ise orada kalmak ve tutabildikleri herkesi orada kontrolleri altında tutmak istiyor. (L) Ve kendi kendilerini tüketiyorlar ve sayı olarak da azalıyorlar. Varlıklarını sürdürmek ve ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli büyük çabalar harcamak zorundalar. (TK) Eğer bir ihtimalle dünya insanların ilerlemek için gelebildikleri tek yerse, bu er geç sona erecek, eğer bu adamlar gelip burayı ele geçirirlerse... (TH) Dünya 4'üncü yoğunluk temalı bir park! (L) Evet, bu aklımıza gelmişti, disneyland gibi! (TK) Görünüşe göre epeyce bilgimiz var ama henüz yeterince derine inemedik ve sormamız gereken soruların ne olduğu bilmiyoruz. Bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (TK) Gerçeğe yakın mı?
C: Evet. Mutlak gerçeğin kavranması zor.
S: (TK) Yani dediğim gibi, dünyayı muhafaza edebilmemiz için yapılması gerekeni anlayıp yapmamız gerekiyor...
C: Ne yapacaksanız onu yapacaksınız.
S: (TK) Elbette.
C: Genel olarak, dünyadaki 2'nci yoğunluk varlıklarını kontrol altında tutuyor musunuz?
S: (L) Evet.
C: Bu "adil" mi?
S: (L) Hayır.
C: Peki fark nedir?!?!???
S: (TK) Yani temel olarak biz 2'nci yoğunluğu kontrol altında tutuyoruz, 4'üncü yoğunluk da bizi. İyi adamlar var ve kötü adamlar var. (L) Ve ne yapacaksak onu yapacağız. Ya iyi adamların tarafında olacağız, ya da kötü adamların.
C: Karar size ait.
S: (TK) Ama eğer çok fazla insan kötü adamların tarafında olursa o zaman denge onların lehine dönüyor ve o zaman da ilerleme duracak. Yani insanların bunu anlaması için eğitim...
C: T___, yakın, ama asıl noktayı kaçırıyorsun.
S: (L) Asıl nokta nedir?
C: Asıl nokta hiçbir şeyin olmak "zorunda" olmaması. Ne yapacaksanız onu yapacaksınız. Siz seçiyorsunuz. Bunu size defalarca söyledik, ama hala kendi-merkezli perspektifin sıkıntısını çekiyorsunuz.
S: (TK) Herkes kendisi için endişeleniyor. Herkes kurtarılmak istiyor ve diğerlerini umursamıyor.
C: Daha doğrusu KH alemindeki herkes kendini bir şekilde "özel, seçilmiş veya korunan" olarak görüyor. Bu doğru değil!!
S: (TK) Ne olacaksa o olacak. İnsanlar...
C: Beden önemli değil. İlerleyen veya ilerlemeden uzaklaşan ruhtur. S___'ye sorun!
S: (L) S___ ilerledi mi, yoksa ilerlemeden uzaklaştı mı?
C: Açık.
S: (L) Yani oturup hayatımızı yaşayabiliriz ve iyi vakit geçirip hiçbir şey için endişe etmeyebiliriz. Anlatmak istediğiniz bu mu?
C: Hayır.
S: (L) Önemli olan seçimlerimiz mi?
C: Evet.
S: (TK) Bunun...
C: Ama pek çoklarının inanmak istediği gibi sizin adınıza müdahale edecek kimse yok.
-----------------------------
Sonuçta  bir dörtlüğüm de var,

Geçit kapısı dar tektir geçişi
İnsanlık yalnız yapar bu yükselişi
Aşağıdan iten yukarıdan çeken çok olsa da
Sıyırırlar bu aradan sadece kendini bilmişi






Aoibheann

#567
Farkli bir bakis acisi oldu. Tesekkurler. :)

"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Tgur


bozadi

#569
Celselerden güzel alıntılar... Şiirler eşliğinde güzel yorumlar... Teşekkürler Tgur :)