Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 11 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur


Tgur

#586
S: (L) Geçiş gerçekleştiğinde dünya üzerindeki insanların da 4'üncü yoğunluğa geçeceğini, bir çeşit gençleşme süreci yaşayacaklarını falan söylemiştiniz. Peki 4'üncü yoğunluktan tamamen habesiz olan ve
192
4'üncü yoğunluğa geçmeyecek olan insanlara ne olacak? Farkında olan ve frekansları değişen insanların desteğiyle dalga onları da mı taşıyacak, yoksa başka bir yere gidip başka şeyler mi yapacaklar?
A: Adım adım (sorun).
S: (T) Şimdi buraya gelen şey insan ırkını 4'üncü yoğunluğa taşıyacak olan bir dalga mı?
A: Ve gezegeni ve bütün mekan/zaman sektörünü.
S: (T) O zaman buradaki herkesi içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın tutucularıyız. Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi?
A: Evet.
S: (L) Bu meydana geldiğinde, hala tüm bunlardan habersiz olanlara yardım edecek miyiz?
A: Açık.
S: (T) Yani biz şimdi dünya değişimlerinden, hayatta kalacaklardan ve kalmayacaklardan, yıkımlardan, 3'üncü, 4'üncü, 5'inci yoğunluk realitelerinden bahsederken, burada asıl kastedilen şey 3'üncü yoğunluk bakımından gezegenin yok olması veya 3'üncü yoğunluktaki nüfusun %90'nın ölmesi değil. Çünkü insanlar 4'üncü yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi?
A: Vau! "Isınıyorsun."
S: (T) Evet, yani biz yeni yoğunluğun frekans tutucularıyız. Yani insanların %90'ının hayatta kalmayacak olmasından kastedilen şey, geçirecekleri yoğunluk değişimi oluyor. Çünkü bir üst seviyeye çıkıyoruz. Tüm bu konular bununla mı ilgili?
A: Veya diğer bir olasılık, fiziksel afetleri yalnızca 3'üncü seviye dünyada "kalanların" deneyimleyecek olması.
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.
A: Yakın.
S: (L) Bu boyut değişimi sırasında bizim yaptığımız şey bir frekansın tutulup muhafaza edilmesi mi? Yani resmen 4'üncü yoğunlukta yeni bir dünyanın yaratılmasını sağlayacak bir "süper bağlantının" oluşturulması mı? Tıpkı tek hücreli bir organizmanın ikiye bölünmesi gibi; sadece yarımlardan bir tanesi frekansın yakalanması yoluyla diğer bir boyuta geçerken bir tanesi 3'üncü yoğunlukta kalacak. Öyle mi?
A: Adım adım.
S: (L) Bir bölünme meydana getirecek olan frekansı mı tutacağız?
A: Bu yönde gelişen bir kanal (conduit) açıyorsunuz.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa bir kanal mı açıyoruz?
A: Evet. Bir.
S: (J) Kaç tane kanala ihtiyaç var peki?
A: Açık.
S: (T) Kanal kimin için?
A: Siz ve sizi izleyecekler için.
193
S: (T) Anladım, 4'üncü yoğunluğa geçecekler için. 4'üncü yoğunluğa ilerleyeceğiz ve onlar da bu kanal yoluyla bizi takip edecekler. (J) Yani buna hazır olan diğerleri de bu kanalı kullanabilecek, öyle mi?
A: Grubunuz bu akşam burada.
S: (L) Sadece bu akşam burada bulunanları mı kastediyorsunuz yoksa bizi takip edenler de mi olacak?
A: Açık. Size bağlı.
S: (L) Bu kanal... Bu, bütün gezegenin yeni boyuta geçeceği kanal mı?
A: Bir tanesi sizsiniz. Başka kanallar da var.
S: (L) Başka gezegenler mi?
A: Hayır. Kanal.
S: Kanallardan biri biziz ve başka kanallar da var.
A: Sizin kanalınız henüz gelişim aşamasında.
S: (J) Yani bu aşamada bir kanal geliştiriyoruz.
A: Evet.
S: (T) Bu gezegen üzerinde kendi kanallarını geliştiren başka gruplar da mı var?
A: Evet.
S: (T) Tüm bu kanallar 4'üncü yoğunluğa geçişin sağlanmasını sağlamaya yönelik öyle mi?
A: Kanal geliştirmenin anahtarı bilgidir.
S: (T) Burada hepimizin ışık ailesinin bir parçası olduğumuz varsayımı üzerinde duruyorum, bu doğru mu?
A: Evet.
S: (T) Yani daha önce bulunduğumuz yerlerden, bu kanalı oluşturmak için bir araya getirildik, öyle mi?
A: Evet.
S: (T) Bu bölgede başkaları da var mı?
A: Evet.
S: (T) Bize katılmaları mı gerekecek yoksa kendi başlarına mı çalışıyorlar?
A: Açık.
S: (T) Yani onların mı bize katılacağı, bizim mi onlara katılacağımız yoksa her grubun ayrı mı çalışacağı henüz belirsiz.
A: Ne kadar tanınacağınıza bağlı.
S: (T) Bu hususta tanınmaya ihtiyacımız var mı?
A: Açık.
S: (L) Bu işimizi kolaylaştırır mı?
A: Açık.
S: (T) Bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa taşıyacak bir kanal geliştiriyoruz. Bu kanalı oluşturup 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde buraya gelme amacımız olan frekans tutma işini tamamlamış mı olacağız?
A: Kısmen.
S: (T) Bu kanal bizim için bir çeşit kaçış tüneli, öyle mi?
A: Yakın.
S: (L) Şunu netliğe kavuşturalım. Bu kanaldan diğer boyuta ilerlediğimizde diğer...
194
A: 3'üncü seviye dünya değil, 4'üncü seviye dünyada olacaksınız.
S: (L) Eski pratik Laura olarak somutlaştırmaya çalıştığım şey şu; 4'üncü yoğunluk dünyası ile 3'üncü yoğunluk dünyası yanyana mı var olacaklar?
A: Yanyana değil. Tamamen "farklı dünyalar".
S: (L) Bu dünyalar iç içe olacak ama farklı boyutlarda olacaklar yani?
A: Yakın.
S: (L) Diğer bir deyişle, örneğin bir 6'ncı yoğunluk varlığı bu gezegene baktığında bu gezegeni görür, uzayda dönüşünü görür, dünyanın çeşitli boyutlarını görür ve tüm bunlar mekan-zamanda aynı anda gerçekleşiyor olur. (J) Onlar aşağıyı görebiliyor ama biz yukarıyı göremiyoruz.
A: Evet.
S: (L) 3 boyutlu dünyada tüm o afetler meydana gelirken biz 4 boyutlu dünyada olacağız ve bu olaylar orada meydana gelmeyecek. 3'üncü yoğunluk insanlarını görmeyeceğiz ve onlar da bizi görmeyecekler. Çünkü başka boyutlarda olacağız.
A: Evet, kavramı anlıyorsunuz, şimdi bunun gerçek olup olmadığına karar vermeniz gerekiyor.
------------------------------------------------------------
Ve Ra dan bir bölüm,
DÖRDÜNCÜ YOĞUNLUĞA GEÇİŞE YARDIMIN YOLU

SORU: Bazı teknikler ya da başka yollarla, bir varlığın bu son günlerde dördüncü yoğunluk derecesine erişmesine yardım edilebilir mi?

RA: Başka bir varlığa doğrudan doğruya yardım etmek olanaksızdır. Ancak, hangi şekilde olursa olsun, bir katalizör ortaya konabilir. En önemli katalizör, varlığın Yaratan ile bir olduğunun idrakine ait yayınlardır; bundan sonra sizinle paylaştığımız bilgilere benzer bilgiler gelir. Biz, kendimiz bu bilgilerin yaygın olarak, geniş bir alana dağıtılması konusunda bir aciliyet ya da zorunluluk duymuyoruz. Bunları üç, dört, beş kişiye iletebilmiş olmamız yeterlidir. Bu son derece büyük bir sonuçtur, bir ödüldür. Çünkü, eğer bir tek varlık bile bu katalizörü kullanarak dördüncü yoğunluk idrakine eriştiyse, biz hizmet yönünde Bir'in Yasası'nı yerine getirdik demektir. Biz bilgileri paylaşmak için, sayıya bakmaksızın ve başka yandaşlar toplanıp toplanmadığına aldırmadan, hislere kapılmadan soğukkanlı bir çaba gösterilmesini öneririz. Sizin bu bilgileri dağıtmaya çalışmanız da sizin hizmetinizdir. Bu çaba, bir kişiye bile erişebilirse, herkese erişmiş demektir. Aydınlanmanın kestirme yolu yoktur. Aydınlanma, şu anda sonsuz zekâya giden bir geçittir. Bu da ancak insanın kendisi tarafından ve kendisi için yapılabilir. Bir başkası asla aydınlanmayı öğretemez/öğrenemez, ancak bilgiyi öğretip/öğrenebilir, ilham verebilir ya da sevgiyi, gizemi, bilinmeyeni paylaşabilir. Bu da karşıdakinin ileri doğru uzanıp aramaya başlamasını sağlar. Bu çaba belki bir an sonra sona erebilir, ama bir varlığın "şimdi'ye giden kapıyı ne zaman açacağını kim bilebilir ki?

-------------------------------------------------------------
Bahsi geçen yukarıda aktardığım konular üzerinde çok duruldu , tekrar yapıyoruz,olsun..

Geçişi hep üçüncü yoğunluk bilincimizle deniz dalgası gibi bir dalga gelecek veya bir enerji hışırtısı etrafı ve bedenlerimizi saracak ve biz titreşerek yeni oluşumda olduğumuzu hissedeceğiz gibi kurgu bilim mentalitesi ile değerlendiriyoruz yahut ben öyle düşünüyordum,oysa hadise, derin düşüncenin o harikulade meşgul eden derinliklerinde başka gerçekleri anımsatıyor gibi geliyor.

Ama ne kadar zorlu düşünürsek düşünelim ortaya çıkarmaya çalıştığımız şeyler varsayım karalaması ile bir ölçüde silineblinir..Donelere bakıp netice çıkarma zavallı düşüncesindeyiz ,bundan kurtulabilmeliyiz.

Zannımca kurtuluş yine dönüp dolaşıp bigide noktalanıyor.Salt bilginin salvosu ne kadar alışılmamış olursa olsun kişiyi sarsmadan düşünceye sevk ederse o kadar değerlidir ,varsayım veya takıntı barajlarına çarparsa  bilginin geldiği o bilinçle ilgilidir ,burada anlatmak istediğimiz korku ve kehanet veya ona benzer dinsel doğmalara takılmış ve oralarda  sonsuz çalışmasını durdurmuş bilinçlerin bu gelişmeye ayak uyduramıyacağıdır.Burada dinsel doğmanın ayırımını da doğru yapmalıyız doğma olarak bahsettiklerimiz verilen altıncı yoğunluk bilgilerinin insanlarca çarpıtılmış ve mevcut donelere uydurulmuş saplantılı hale gelmiş olanlarıdır."mesela ben her yerde tezahür etmişimdir "diyen bir bilgi aslında ben sizim, siz de bensiniz şeklindeki durumun açıklanmasıdır ve bilgiyle hakiki manada uğraşan tasavvuf ehli veya sufiler tarafından fark edilen  açıklanandır halbuki bu gerçek çarpıtılmıştır söylenenler edebi platformda güzel sözler şeklinde kalmış "din başka tasavvuf başka" diyen bağnazların ve siyasetçilerin ağzında gevelenen bir halde kalmış esas anlatılan üzerinde düşündürtülmemiştir..

Sonsuz düşünmeye kendini adamış bilinçlerde de problemler olabilir öyle ya, siz bütün yeni bilgiye safiyane bir şekilde açılmış kabul eder durumdasınız ,halbuki her yeni gelen bilgi doğrudur diye bir genelleme yoktur. Burada şüpheyle karşılamak ama gerektiğinde kabul edebilecek yaklaşım önemlidir.Şüphe ,yeni bilgiyi değerlendirirken yine paralel veya karşı fikirleri, bilgileri zihinde incelikli bir şekilde yoğurarak yapılır ,karşı fikir veya bilgiler barajlı zihinlerden geliyor ise ayıklanmalıdır, zira onların değeri barajlanmış yapıyla sınırlıdır ve matlup değildir.

Ne demek istiyoruz,
Mesela monoteizm barajına kapılmış bilincin sınırlı bir şekilde getirdiği ortaya döktüğü bilgiler,
Bunun hakkında oldukça fazla söz ettik ,biz monoteizmin ne zaman ortaya çıktığını ve insanlara nasıl dayattırıldığını ve çeşitli maniplasyon bilgiler ile nasıl pekiştirildiğini biliyoruz ve toplumumuzun büyük kısmının bu etki altında olduğunu da görüyoruz, bu baz altındaki bilgiler saplantılı bilgilerdir,kişinin inanç sistemini sağlayacak bilgi yine başka bir bilgidir .Yani zihnin yoğurulması icap eden olgularını sağlayan materyal yine başka  bilgilerdir.

Yukarıdaki alıntı üzerine gelelim,

Yoğunluk değişiminde görüldüğü gibi dürdüncü yoğunluğu kazanan bilinçler ve hala üçteki bilinci kaybetmeyenler,
Bu iki ayrılmış bilinç kümesi şu anda ayrı değil yani üçüncü yoğunluk etkilerinde biz kendimizi üst yoğunluk özelliklerini idrak ettik, ama zelzeleler seller v.s  bizi etkileyecek gibi gözüküyor şeklindeki düşünceler içindeyiz zira zelzelede beraber sallanıyoruz, o zaman bahsi geçen ayrılık devrede değil daha doğrusu topyekün KH durumundan henüz kurtulmamışız,

Dörde kanal açmak ,beraberce sürüklenmek ancak açılan kanal mensuplarının bilinç yapısındakilerinin inancına paralel olmak ile mümkün olur,yani bilgi soğurulup taptaze bir inanç şekline gelmemişse zihinde acabalar varsa sağlam temeller üzerinde değiliz demektir. İşte bir kanal tutmak ve bu kanalda dördüncü yoğunluğa sürüklenmek bu hal tamam ise olacaktır, o zaman dalga "zaman ve mekan olgusunu tamamen değiştirecek" şekilde gelmiş olacaktır,

Bu ifadeyi bile söylerken hala arzulu düşüncede olduğumu görüyor musunuz ,bir bekleyiş var ve cekli caklı bir zaman arayışı var halbuki olay ,o kapıldığımız zamanın dışında bilincin gelmiş olduğu durumla ilgili tamamen madde dışı bir hal, "dördüncü yoğunluğun tam idrakinde olanlar bulunduğunuz ortamdan birden görünmez olacaklar" ifadesini düşünün..Bu durum ölümle ile de olabilir ,kişinin karma borcu bitmiş veya hiç yok gezgin olarak gelmiş bir hayat geçiriyor ve gerçeğe uyanmış da olabilir,ölümü bahsettiğimiz tutulan kanalda sürüklenmek ve yoğunluk değişimine geçmek olarak tarif ettiğimiz de olabilir.

Sonuçta,
"S: (L) 3 boyutlu dünyada tüm o afetler meydana gelirken biz 4 boyutlu dünyada olacağız ve bu olaylar orada meydana gelmeyecek. 3'üncü yoğunluk insanlarını görmeyeceğiz ve onlar da bizi görmeyecekler. Çünkü başka boyutlarda olacağız.

A: Evet, kavramı anlıyorsunuz, şimdi bunun gerçek olup olmadığına karar vermeniz gerekiyor."


bona fide

#587
merhaba tgur. bu 4. boyut insanlarının dünya yaşamındaki fiziksel vahşet saldırı ve zarar veren herşeyden korunuyor olmaları durumu mu acaba efsunlu gibi. hani kaosun çıkarın kıyımın felaketlerin en ortasında olsa dahi bi şekilde zarar görmeden yaşamda kalmaları da olabilir mi? yaşam standardı ne olursa olsun tüm risklerin içinden sağsalim çıkmak gibi her şeye rağmen iyi yaşamak güvende zarar görmeden yaşamak şanslıydı direkten döndü yada kimse farkına varmadı dediklerimizden sanki yaratıcı ona yardım ediyor hep koruyor gibi. 3. boyut algımlayım ve bazen dünyada yaşamlara baktığımda haksızlık deriz hani bende derdim -zihnimde hala diyorum-zulumleri açlığı savaşı görenler içinde olup ızdırap çekerek ölenler ve diğer yanda tüm bu olayların gereksizliğinin farkında kendi halinde yaşayanlar.
buraya üye olduğumda çok yazmak istiyordum içimden gelenleri hatta bazen utanıp sildim gereksiz luzumsuz bulduğumdan. her olayın öyle çok anlamı varki ve sizler başkasını yargılamayan bireyin benliğine zarar vermeyen upuzun yazılar yazıyorsunuz farklısınız. sen bozadi bgsenfoni beyrutkapı bu sitenin kurucusu zamanın ötesinden gelmişsiniz iyikide gelmişsiniz.eleştirmeyen düşünce yapısına sahip olmak gibi en önemli meziyete sahipsiniz ve bende öyle olmak istiyorum. "eleştirmeyen düşünce yapısı" yaşamın akışında olup zihni gerçek manada terbiye etmek susturmak zihindeki o kavgayı ahkam kesmeyi susturmak nasıl gerçekten nasıl yapılır bu meditasyon sessiz ortam değil farklı birşey var.
 

Tgur

#588
Bonafide kardeşim,

Dördüncü yoğunluk bildiğimiz kadar ile değişken fiziksel yoğunluk, bundan ne anlıyoruz veya ben ne anlıyorum,
Orada fizikseli isteyen yine fizikle buluşacak veya oluşturup yaşayacak ,bunun dışında yani fiziğin maddenin dışında da bir şeyler olduğunu bilenler veya hatırlayanlar fizik dışı ne demek onu deneyecekler,

Hatırlayın biz bu yoğunlukta hep fiziksel ızdıraplardan yakınırız bedensel fiziksel aksaklıklar yaşamımızın büyük kısmını kaplar ,hele sindirim ve boşaltım sistemimiz bizi maddesele takan en önemli unsurlardır.

Ruhsal sıkıntılar ise başka bir alemdir ,onların da yaşamımızın büyük kısmını kapladığını inkar edemeyiz ve hele bilgide sapkın aldatışlar altında olduğumuz gerçeği ve bütün bunların şiddetli bir şekilde işlemeye ayarlanmış hale sokulduğu GDO lu bir DNA ya sahip olmamız.

Bu GDO mevzuu şimdi gerçekten çok güncel sanılıyor,oysa hadise negatif varoluş kolunun bizler üzerine tatbik ettiği ve DNA körleştirilmesi ve lineere kapıltma ayarları ,enseye kıskançlık ve birbirine düşman olma hissi yaratan düğümler atılması şeklinde kısa döngünün başlatılma macerasıyla devreye girmiştir.

Yani GDO konusu yeni değildir..

Hatta bu güzide genetik yapımızın zaman içerisinde açılacak ve devreye girecek özel uygulamaları da taşıması onu adeta saatli bomba haline sokmaktadır ,bunlar ne zaman oldu derseniz zamanla ölçümde hatalı oluruz,zira bu negatif kolda zaman yok ve yetmişdörtbin yıllık  (bizim zaman ölçümüzle)  ileri ve geri gidişlerle gerekli düzenlemeleri istedikleri şekilde tatbik etmekteler.

Peki bu korkunç uygulamalardan nasıl uzakta kalır ve kurtuluruz,
Evvela maddede negatif ve pozitifin devrede olduğunu ,olumsuz ve bizi boğan her türlü unsurun negatif yönden geldiğini kabul edeceğiz ,bu anlayışı öteleyen veya üste çıkaran hususun maddeden başka şeylerin de olduğu bilgisi ve inancı ile  maddi ve manevi etkiye tepki olayından kurtulmaya çalışacağız, velhasıl bilgi ile(yine başladık) zihnin işleyiş sonsuzluğuna set çeken her türlü barajı bertaraf etmeye çalışacağız, hani ilk şiirlerimde de belirtmiştim ,

"Düşüncenizde sınır yok, ileriye baksanıza
Bilinmeyene doğru uzansanıza
Korkmayın uçuruma düşmezsiniz
Korkulukları var, bilgidir,tutunsanıza

Bilgi her yerde arayın size gelir
Ancak bu korkuluk düşünceyle lehimlenir
Böyle inançla sağlanan bilgi basamakları
İleri doğru sizi şevkle yönlendirir"

Barajı yıkmak bilgiyle olur dedik ama o bilgi bir inanç haline gelirse o zaman bizi esir eden bu inanılmaz dediğimiz negatif güçle hemen hemen eşit bir duruma geliriz ,zihin dediğimiz sonsuzluk ve artık zaman tanımayan o mükemmel halle yaşamımıza müdahele eden her türlü engel yaratan duygu veya davranışı yok kabul eder o sonsuz bilinç kulvarında emekler ,yürür veya koşarız.


Tgur

#589
"S: (A) Kuantum teorisinin tüm bunlarla ilişkisi hakkında bir ipucu daha istiyorum. Hilbert kuantum teorisiyle ilgileniyordu. Einstein'ın hayal ettiği gibi, BAT'dan bir kuantum teorisi türetilebilir mi?
C: Evet.
S: (A) Hilbert uzayı konusunun çoklu gerçekliklerle ilişkisi nedir? Bunu anlamadım. Bir ipucu verebilir misiniz?
C: Neyi anlamadın?
S: (A) Hilbert matematiğinin Çoklu Gerçekliklerle ne ilgisi olduğunu. Bildiğim kadarıyla çoklu gerçekliklerde çeşitli solucan delikleri ve köprüler var ve...
C: Solucan delikleri köprü. Hilbert'in matematiği, aynı evren içindeki uzak mesafeleri algılanan zaman geçişini değiştirmeden katetmek için paralel evrenlerden nasıl geçileceğiyle ilgili.
S: (A) Üzerinde düşünülebilecek ilginç bir konu.
C: Yani "sıfır zaman" ve uzayın katlanması. Tam Birleşik Alan Teorisi'nin devreye girdiği yer de burası. Görüyorsun ya, burada çözüme ihtiyaç duyan soru, tüm alemlerden eşzamanlı olarak yararlanmada elektromanyetik alan uygulamaları anahtar olarak kullanılarak, mekan ve zamanın değişdokuş edilebilirliğini, ve çekim ve manyetizmanın aynı kaynaktan nasıl doğduğunu göstermek. Hoşçakalın."

-------------------------------------------------

Şu kısaca BAT diye tanımlanan teorinin neyle ilişkillendireceğimize dair bir alıntı buldum ,doyurucu bilgiler içeriyor kanaatimce onun için alıntılar sayfasından ayrı tuttum,

https://www.youtube.com/watch?v=S62L9Hdk36o

-------------------------------------------------
Bu teklikteki bir dalga olan "ben" de nefsine esir olup ara ara kendini göstermek istiyor,öyle ya ben olmazsa biz de yok,

11.07.2015

Birleşik alan ve çekim nedir basitleştirelim
Her ikisini birbirine eşleştirelim
Birleşik alana teklik olarak bakılırsa
Çekimi ise oluşturucu etki diye düşünelim

Çekim parçada da bütünde de etkendir
Birleşik alan ise bu kavrayışa gelmektir
Parçadan bütüne yönelen farkındalık
Yoğunluk denen aşamalardan geçmektir

Burada her yoğunluk her şeyi kapsar
Farkındalık ise gözleri alabildiğine açar
Bilgiyle fark edilen alanlar
Kişiye var oluşun gerçeklerini saçar

Keşfet diye haykırır bu açılan alanlar
Keşfet ki bilinç yükselsin ,kalsın geride olanlar
Takıntılardır onlar
Terk edince kararmış alanlar ışıldayarak yanar

Terk etmek zordur inancı niye değiştirelim
Şiddetle sarıldıklarımızı niçin yok edelim
Bilgi neden var sadece olanı izah etmeye mi
Oysa olanın içinde değişim var, bırakmayı bilelim


Tgur

#590
S: (L) Geçen hafta ben de birkaç rüya gördüm. Bir tanesinde bir telefon kulübesi vardı ve içi bir konser salonu gibi birşeydi. İnsanlar dinlemek için bize doğru geliyorlardı ve biz bu telefon kulübesinin dışında, anti-çekim üretecek sesi olan birini bulmak için bu dinletileri dinliyorduk. Rüyanın sonraki kısmında ayak parmaklarım üzerinde Erik Perisi dansı yapıyordum! Müziği duyuyor, ayaklarımı izliyordum. Rüyada uyandım ve Ark bana "Gördün mü tatlım! İşe yarıyor! Ayaklarına bak!" dedi. Bacaklarımla ilgili birşey vardı. Gerçek hayatta fark ettiğim tek şey, bacaklarımın gerçekten çok acıyor olmasıydı. Bazen yürümek çok zor oluyor.
C: Sevgili Laura'm, anlattıklarını eleştiriyor gibi görünmek istemiyoruz, ama, lütfen bu forumu "Rüya Analiz Merkezi" haline getirmeye çalışma. Hatırla, bazı rüyalar, ne kadar içe işleyici, güçlü görünürse görünsün, aslında sadece önemsiz ve karmaşık bilinçaltı malzemelerinden ibarettir!

S: (L) Tamam, ayrıca ertesi gün kendimi sahilde gördüm ve bir köpek zincirle bir yere bağlıydı. Köpeğin zincirini çözmek için oraya gittim. Erkek kardeşimle görümcem boşanıyordu ve kardeşim köpeği kurtardı. Rüyalarımıza önem vermemizi siz söylemiştiniz. İlginç rüyalar ve vizyonlar da görebileceğimizi söylemiştiniz. O yüzden ben de bunlara dikkat etmeye çalışıyorum!
C: Evet ama birbirinden ayırt edebilirsin.
------------------------------------------------------

Rüyalar hakkında malüm ,evvelce çok duruldu hatta özel bölüm bile ayrıldı , konuyu burada tekrarlamak isteğinde değilim ancak K.ların çarpıcı bir şekilde ikazları dikkate değer,

Rüyaların bilinç altına atılmış doneler veya yaşam sürerken üzerinde durmadığımız ama bilinç altımızın objektifin görüntüleri kaydettiği gibi algılayıp depoladığı unsurların uyku halinde dengelenmek üzere ortaya çıktıkları biliniyordu, onun için gayri tabii hatta bazen saçma denilecek özellikte olduğunu da söylüyorduk veya ben etrafa böyle anlatıyordum,bu arada unutulmayan özel olduğu belirlenen rüyaların da olduğunu biliyorduk ,mesela benim hayatımda görüş ve dolayısıyla yaşantımı tümden etkileyen renkli bir film gibi bütün ayrıntıları ile hatırladıklarım vardır.Bunları evrensel konularda açılım isteyen ve takıntılarından kurtulamayanlara özellikle gevezelik belki ama mutlaka anlatırım ,tahmin ediyorum faydalı oluyordur ,zira bazıları beni öyle etkilemişlerdir ki bir gün evvelki kapılmış olup içinden çıkamadığım zihnimdeki konular ertesi günü yani rüyanın akabinde tamamen çözülmüş ve beni yeni bir bilince  sokmuştur.

" İlginç rüyalar ve vizyonlar da görebileceğimizi söylemiştiniz. O yüzden ben de bunlara dikkat etmeye çalışıyorum!
C: Evet ama birbirinden ayırt edebilirsin."


Tgur

#591
Birleşik alan ve yaşam(=akış)hakkında ve bilgilerimizi toparlayacak şu aktarıma da bakmanızı tavsiye ediyorum,sade ve basit ama doyurucu bir anlatım,

https://www.youtube.com/watch?v=vsk6ColpO-c


Tgur

#592
"S: (L) Eh, JW kanallıyor! [gülüşmeler] (A) Bugün, listede bir adam vardı, ismi Boyd, bu adam bizzat kayalarla konuştuğu , şamansı deneyimlerinden bahsediyor. Çatlak birine benzemiyor, ama her gün taşlarla konuşuyormuş ve taşlar da onunla, ve bu taşların bilinçleri ve anıları varmış. Ona cevap yazdım, ama öğrenmek istediğim; deneyimlediği şey gerçek mi yani kurduğu bir tür hayal değil mi ?
C: Bu çok geniş ve sınır ya da bariyerlerin hiçbirininin olmadığını farzeden bir soru.
S: (L) Herhangi birinin kendini bir kayanın bilincine uyumlaması olası mı ? [ç.n. uyumlanmak, kendi frekansını bir radyo gibi kayanın bilinç, farkındalık frekansına ayarlamak]
C: Ya eğer gerçekte, kayalar aracılığıyla bir başka bilince uyumlanıyorlarsa ?
S: (A) Bir bilince mi ? Kimin bilincine ya da hangi bilince ? Evrensel bilince mi ?
C: Başka bir bilince.
S: (A) Başka bir bilinç. (L) Kayaların bilinci [farkındalığı] var mı ?
C: 1. Yoğunluk ile ilgili bilgilere göz at.
S: (L) Evet, tamam, daha önce 1. Yoğunluğun farkındalığı olduğu söylendi... hatta taş ve kayaların da bilince sahip oldukları ve öğrenebildikleri. Tekrar Boyd' a dönecek olursak, o kendini kayaların, taşların bilincine uyumluyor, ya da uyumlayabiliyor mu, yoksa kayalar ARACILIĞIYLA başka bir bilinç formuna mı uyumluyor ?
C: Sonuncusu daha yakın.
S: (L) Yani, bir kayanın bilinci doğrudan iletişime geçmek için uygun değildir.
C: Doğru.
S: (L) Bir insan, bir kaya aracılığıyla başka hangi tür bir bilinçle bağlantı kurabilir ? HERHANGİ başka bir bilinç mi, yoksa spesifik bir bilinç mi ?
C: Birincisine daha yakın.
S: (A) Eğer bir bilinç varsa, bu demektir ki ortada bir bilinç birimi vardır ve bu bilinç birimi, herhangi yoğunluktan herhangi birinin (ya da onunla bağlı) bilinci olabilir. Herhangi biri, kayalar aracılığıyla, 3 ten daha yüksek yoğunluklarda bulunan bir bilinç birimiyle bağlantı kurabilir mi ? Bu mümkün mü ?
C: Yakın.
S: (A) Yani ölü dostlarla ya da Kasyopyalılar'la bağlantıya uyumlanabilirsin. (L) İnsanların bilinci, anladığımız gibi, minerallerden başlayarak, bitkilerden ve sonra hayvanlardan geçen bir döngü sonucu evrimleşip, 3. Yoğunluk bilinç, farkındalığına ulaşan bir şey mi ?
C: Dolambaçlı bir şekilde.
S: (L) Şu an burada oturan herbirimiz, uzak bir geçmişte, bir bitki, ağaç ya da mahluk muyduk?
C: Hala mahluksunuz bebeğim!
S: (L) Yani zaman faktörünü bir yana bırakırsak, bizleri ayrı birer bireysel bilinç haline getiren farkındalık nehri aynı zaman da alt yoğunluklara da uzanıyor ve bir ağaç gibi onlara da bağlıyor ?
C: Belki.
S: (A) Bu kayalara ilişkin olarak, bazı Rusların yeni keşfetmiş olduğu DNA hayalet efekti hakkında bir şey sormak istiyorum. Bu adamlar bir vakum tüpünü alıyorlar ve içine lazer ışınları gönderiyorlar ve detektörlerle fotonları kaydediyorlar. Bir gürültü elde ediyorlar, çünkü vakum içerisinde bir şey yok. Sonra aynı tüpün içerisine küçük bir parça DNA yerleştiriyorlar. Bu DNA parçasının kendine has bir şekli var. Tekrar lazer bombardımanına tuttuklarında fotonlar, bu DNA molekülünden belirli bir dalga formunda yayılıyorlar ve bu form da DNA molekülünün iç yapısına göre şekilleniyor. Daha sonra DNA yı tüpten alıyorlar ve boş tüpe lazer göndermeye devam ediyorlar ve 1 ya da 2 ay boyunca vakumdan, sanki aynı DNA oradaymış gibi aynı dalga formunu elde etmeye devam ediyorlar. Ve buna 'hayalet DNA' adını veriyorlar.
C: "Hayalet" , DNA yapısının içerisinde bulunan bilinç tortusunun kalıntısı.
S: (A) Peki bu kalıntı nerede bulunuyor ? Vakumun içerisinde mi, vakumun titreşimlerinin içerisinde mi , vakumun içerisinde bulunan çekimsel bir alanda mı , bir takım doğrusal olmayan elektromanyetik alan içerisinde mi ? Nereye yerleşiyor bu kalıntı ? Neye tutunuyor ? Kendini nereye konumluyor ?
C: Son üçüyle hedefe iyice yaklaştın.
S: (C) Bu bir yastıkta iz bırakmak gibi değil mi ? (A) Evet ama bu vakum. (L) Sanıyorum bir vakum bizim düşündüğümüz gibi bir şey değil. Bizim algılama yeteneğimizin ötesinde bir şeye sahip. (A) Yani, DNA yapısı içerisinde bilinç bulunuyor. (C) Kayalarla ilgili konuyu hatırlarsak, tüm bilinçler bir birine bağlı değil mi ? (A) Evet ama burada tuhaf olan şey, kayaların bir bilinci başka bir bilince uyumlama yetenekleri, yani prensip olarak bütün bilinçler aslında tek bir bilinç dahi olsalar, farklı bilinç [farkındalık] birimleri var, bir seviyede birbirine bağlanan, bizim seviyemizde henüz ayrık olan. Kayalarla ilgili farklı bir şey var. (C) Belki de çok basit olmalarıyla ilgili bir şey. (A) Evet ama bir kayanın bu özelliği var, tozun yok örneğin. Yani kayaların, taşların özelliği nerden geliyor ? (L) OK, Michael Harner adında , saha araştırmalarında da bulunmuş bir antropolog var. Burada yazdığına göre Harner, Conibo Yerlilerinin kültürlerini incelemek için Peru'daki Amazon ormanlarına gitmiş. Bir yıl kadar sonra bu yerlilerin dinsel inanış sistemini anlama konusunda biraz yol katetmiş. Canibolardan biri ona 'eğer gerçekten öğrenmek istiyorsa ahayahuasca içmesi gerektiğini' söylemiş. Harner, bir çok kişi onu önceden bunun korkunç bir deneyim olduğu konusunda uyarmış olsa da, bunu içmeyi korkmadan kabul etmiş. Aynı akşam, yerli dostlarının sıkı gözetimi ve rehberliği altında, yaklaşık bir şişenin üçte birine tekabül edecek miktarda içmiş bundan. Bir kaç dakika geçtikten sonra, kendisini gerçek halisünasyonlardan oluşan bir dünyada uçarken bulmuş. Kutsal bir mağaraya ulaşmış, burada iblislerin cümbüşlü doğaüstü bir karnavalı sürmekteymiş. Sonra gökyüzünde süzülmekte olan 2 tuhaf gemi görmüş ve bunların baş tarafları , birlikte, viking gemilerindekine benzeyen bir şekilde dev bir ejderha başını oluşturuyormuş. Güvertede çok sayıda kişi seçebiliyormuş; bunların antik Mısır'ın kuş-başlı tanrı figürleri gibi, mavi renkli karga başları ve insan vücutları varmış. Şimdi burada anlatması uzun sürecek daha bir çok sahneden sonra, Harner ölmekte olduğuna iyice inanmış. Conibo dostlarına seslenmeye ve onlardan panzehir istemeye çalışmış ama tek bir sözcük bile çıkaramamış ağzından. Sonra aniden görmüş ki; bu gördüğü vizyonlar, beyninin en derinlerinde yaşamakta olan dev sürüngen yaratıklar tarafından oluşturulmakta. Bu yaratıklar onun gözlerinin önünde sahneler yansıtmaya başlamışlar ve ona bu bilginin ölülere ve ölmekte olanlara bahşedildiğini söylemişler.
'Önce bana çok çok uzun zaman önceki Dünya gezegenini gösterdiler, üzerinde yaşam başlamadan önceki halini. Bir okyanus gördüm, uçsuz bucaksız, çorak topraklar ve mavi parlak bir gökyüzü. Sonra gökyüzünden yüzlerce siyah benek düşmeye başladı ve gözlerimin önünde çorak topraklar üzerine iniş yaptılar. Bu beneklerin aslında dev-balina benzeri bir bedene ve pterodaktil [ç.n. pterodactyl-mezozoik döneme ait kanatlı sürüngen tür] tarzı küt kanatları olan, parlak siyah yaratıklar olduğunu gördüm. Bana; bir tür düşünce aktarımı yoluyla, uzaydaki bir şeyden kaçtıklarını açıkladılar. Düşmanlarından kaçmak için Dünya gezegenine gelmişler. Sonra, bu yaratıklar bana, çok sayıda yaşam formunun içerisinde gizlenebilmek ve böylece varlıklarını maskelemek için , gezegende yaşamı nasıl yarattıklarını anlattılar. Gözlerimin önünde, tarifi mümkün olmayan gerçeğe benzer canlılık ve ölçekte, milyonlarca yıl süren, muhteşem bitki , hayvan ve türlerin yaratılması süreci canlandırıldı. Öğrendim ki; ejderha benzeri yaratıklar bu yüzden, insan da dahil olmak üzere, bütün yaşam formlarının içerisinde yer alıyormuş'
Harnes, bu sayfanın altında yer alan bir dipnotta demiş ki: " Geçmişe baktığımda, diyebilirim ki sanki DNA gibiydiler, ama bununla birlikte o zamanlar, yani 1961 de , DNA hakkında hiç bir bilgiye sahip değildim." Şimdi bu bağlamda sormak istiyorum; bu şamanik deneyimlerde ortaya çıkan, neredeyse evrensel vizyonların doğası ve kaynağı nedir ? Yılan, sürüngen ve kuş başlı yaratıklar vb ? Bu halisünasyonların kaynağı nedir ?
C: Daha spesifik ol.
S: (L) Nasıl daha fazla spesifik olabilirim ki ? (C) Bu tür kimyasallarla tetiklenen trans durumlarında, neden genellikle kuş-başlı ve sürüngen tipli varlıklarla ilgili deneyimler yaşanıyor ?
C: Fizikselliğe ulaşmış ve bunu yaşıyor olmakla birlikte, bir parçanız hala köklerine olan bağları devam ettiriyor.
S: (L) İnsanın sürüngen genetiğine sahip olduğunu söyleyen onca kişinin doğruyu söylediğini mi söylüyorsunuz ? Sürüngen genetiğine mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Aynı zaman da kuş genetiğine de mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Ve bu bizim fiziksel bağlantımız ya da temelimiz mi ?
C: Evet bio-mühendislikle yaratılmış 3. yoğunluk varlıkları olarak sizler, fiziksel gerçeklik içerisinde etrafı saran açık büfe cennetinde ön tarafta bulunuyorsunuz.
S: (L) Ve bu bizim fiziksel bağlantımız ya da temelimiz mi ?
C: Evet bio-mühendislikle yaratılmış 3. yoğunluk varlıkları olarak sizler, fiziksel gerçeklik içerisinde etrafı saran açık büfe cennetinde ön tarafta bulunuyorsunuz.
S: (A) Yani bizler 3. Yoğunluk bio-mühendislikle yaratılmış varlıklarız. (L) Bu başka bir soruya yöneltiyor: Merovenj kan bağı ya da 'Nordik Kovenantı' kan bağı hakkında bir çok söylenti var, ya da ne isim takılırsa takılsın ama sürüngen genetik soyunun daha 'yeni' bir versiyonu hakkında. Bu Sümer mitlerinde yer alan, Tanrı Oannes ya da Merovenjlerin anasını, denizde yıkanırken hamile bırakan Quinotaur olarak temsil ediliyor. Hatta, çoklukla bir deniz kızı ya da su perisi olarak tarif edilen ve Anjoular'ın kurucusunun karısı olan Melusine'yi bile. Yani, ortada , bu kan soylarında çok daha güçlü ve kudretli bir sürüngen bağı olduğuna ilişkin bir iddia var. Bu doğru mu ? [ç.n. Anjoular = Angevin soyu]
C: Belki olabilir.
S: (L) Peki bir şekilde önemli mi ?
C: Materyalizme takıntılı olanlar için."

-------------------------------------------------------------------

Beni dinleyenlere hep şöyle söylerim ,toprak kokusunu ,çim kokusunu yeşili neden hepimiz severiz onların soru soran bakışlarından sonra masal anlatır gibi ,çünkü zamanında biz de topraktık ,hatta belki sodyum atomuyduk molekül olduk tek hücreli olduk bitki olduk hayvan olduk nihayet insan olduk ve bu iş yani evrim belki milyon sene sürdü derim ve masal anlatana bakar gibi bana bakarlar ,çoğu inanmaz bakışları da hep yakalarım.

Yukarıda bunun onayını görüyoruz  ve müthiş önemli diyebileceğimiz varoluş ve yaradılış DNA özelliklerinin izahları ile dolu  bir potpori..Bunu K.lar en güzel şu şekilde izah ediyorlar,

"C: Evet bio-mühendislikle yaratılmış 3. yoğunluk varlıkları olarak sizler, fiziksel gerçeklik içerisinde etrafı saran açık büfe cennetinde ön tarafta bulunuyorsunuz."

Bu alıntıyı yaptıktan sonra genetik hazinemizde kuş veya sürüngen izleri olması baştan benim de içimi soğuttu gibi ama sonradan bilginin temelinde daha doğrusu geniş tabloya bakıldığında işin içinde yahut doğasında , bir enerjinin insanlığa kadar geçirmiş olduğu bir evrim güzergahında sürüngen olmuşsunuz , hamam böceği olmuşsunuz veya fare olmuşsunuz durumlarına takılmak ve yüksünmek K.ların da en sonda söylediği gibi "materyalizme takılmak" tan başka bir şey olmuyor..


Tgur

#593
"S: (R) EEQT teorisinde kullanmakta olduğumuz dedektörler gerçek mi? Dahil etmemizi tavsiye eder misiniz? (A) Bence bu dedektörleri kullanma biçimimiz geçici ve henüz modellemediğimiz farklı bir yoğunluk veya boyuta geçişi temsil ediyorlar. (R) Yani geçici bir basitleştirme olarak kullanıyoruz. (A) Evet.
C: Ortaya çıkacak!
S: (Ark ve Rickard önceki bir celseden bir yanıt okuyor) (R) "Alterasyonlar göz önünde bulundurulmak koşuluyla, kuantum sıçramalarının anahtarı her zaman yeni matematiğin keşfine bağlıdır." (ç.n. 10 Ekim 98 celsesinden. O zaman o cümleyi biraz farklı çevirmiştim.) Benim ilk sorum bu "alterasyonlar göz önünde bulundurulmak koşuluyla" ifadesi. Çok şüpheli göründü bana. Bir ipucu veriliyor gibi. Burada çiftli bir anlam olduğunu tahmin ediyorum. Doğru mu?
C: Di/bi/çift.
S: (L) Di dipol, bi bipol ve çift. Üçlü bir anlam. (A) Asal sayılarla ilgili olan p-sel sayılara dair sorumu sorduğumda, bu yeni matematik cevabı verilmişti. P-sel sayılar hakkında bir kitap aldım. Ve bu yeni matematiğe atlamaya hazırım ama yanlış bir şeye atlamak istemiyorum. Soru şu: "yeni matematik" nedir? Kuantum sıçramalarıyla ilişkilendirilebilir mi?
C: Bu anlamda, yapbozu pek çok parçayla birleştirmen gerekecek.
S: (L) Yani herşeyi kapsayan belirli bir matematik biçimi yok. (R) Fraktallar var, p-sel sayılar var, asallar var, halkalar ve gruplar var. Aa! Benzen halkasının grup matematiği veya halka matematiği ile ilişkili olup olmadığını sorabiliriz. (A) Evet, cebirin önemli lduğunu biliyoruz. Cebirin ana matematik olduğunu biliyoruz. Cebirle ilgili sorarsak, yanıt kesinlikle "evet" olacak ama spesifik bir yanıt olmayacak. (R) Pekala. Halka matematiği ile asal sayıların kombinasyonunu sorabiliriz. (A) Bunun da yanıtı kesinlikle "evet" olacak, çünkü asal sayılar üzerinde çalıştığımız zaman otomatik olarak halkalarla karşılaşıyoruz. Bundan kaçmanın yolu yok. (R) Bu konuda tek bir sorum kaldı ve o da, dedektörlerin bilinç arayüz noktaları olup olmadığı. Dedektörler bilincin gerçeklikle karşılaştığı yerler mi?
C: Frekans farkındalık sınırları.
S: (L) Frekans farkındalık sınırları neyden yapılıyor? Kimin farkındalığı? (R) Evet, güzel soru. (L) Evet, ama kimin farkındalığının sınırı? (R) Sanırım bizim. (A) "Biz" kimiz? Kimin farkındalığı? Evrensel mi?
C: 7. yoğunluk yapı/bölümler.
S: (A) Pekala, bu Gurdjieff'in dünyalar dediği şey mi? Çok güzel bir tanım yapıyor. (R) Benim sorum şu: örneğin bu odadaki üçümüz. Biz, bu frekans farkındalık sınırlarını kullanan 7. yoğunluk aracılığıyla mı gerçeklikle etkileşiyoruz? Nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum.
C: 7. yoğunluk sizin üzerinizden bölümlerle/parçalarla etkileşiyor.
S: (R) Yani biz gerçeklikle 7. yoğunluk üzerinden etkileşmiyoruz, tam tersi. 7. yoğunluk bizim üzerimizden bölümler kavramıyla etkileşiyor. (A) Bu şekilde işliyor. (L) Biziz. (R) Arayüz biziz. (R) Elbette, hıh! "
-----------------------------------------------------
Yeni matematikle ilgili önermeler var ,her ne kadar tahsil hayatımızda matematiğin bahsi geçen terimleri ve kavrayışları ile karşılaşmışsak da şu anda büyük kısmını unutmuş, anlamaz durumdayız.Dedektörlerin bu soyut anlatımlarında ne işe yaradığı hakkındaki sorgulamalar ve cevaplar arasında beni en çok ilgilendiren "ara yüz"tanımlaması ,daha çok 

"C: 7. yoğunluk sizin üzerinizden bölümlerle/parçalarla etkileşiyor" cevabı,

Bu durumla insan faktörünün varlıklar içinde gerçekten çok önemli olma durumunun bir başka ifadesi..

Bahsettiğim zihin sonsuzluğunun insanda olması ve bu sonsuz kıymetin çeşitli manipülatif davranışlarla barajlı hale getirilmesi ve bundan kurtulma çabalarının sadece ve sadece bilgi yüklenmesi ve onların muhakemesi ile ilgili olduğu hususu.

Burada bir ironi ile mi karşılaşıyorum ,yani barajlayan ve bu barajdan kurtulmaya çalışan aynı değil mi. Bu olanlar niye..

Konuyu biraz derinlere yönelttiğimizde, ortaya konan var oluş oyununun kendi içindeki bilmeceleri çözmeye yönelik genel bir faaliyet ,zira durgunluktan harekete geçmiş bir olayın bu hareketle  bilinmezlerle karşılaşıp onları çözmeyi odaklayan  genel bir macerasının içindeyiz..

Farkındalık sınırları bir üst oyunu oynayabilme için kazanılan avantajlar veya pek bilgi sayar oyunu oynamaya alışmadığım ve bilmediğim için siz oynayanlar ona "besin" "hayat" falan diyorsunuz.

Sonuçta o kadar var olmuş içinde "neden insan" diye feryadıma bir cevap bulabildim,

Kanat çırpsa bir kelebek evren duyar
Bu hallerden bilgi doğar
Bilgi sonsuz bir sahnedir
Herkes oyunun onun için oynar

Bu oyunda duran düşer
Daim halde olmalıdır beşer
Su beklerken kurusan da
Gayretinle su bul yeşer    (su=bilgi)


bozadi

#594
Bu güzel alıntılar ve yorumlar için teşekkürler Tgur.

Tgur

#595
Sağol dostum[:)]

Tgur

#596
"(L) Bir diğer soru, 3. ve 4. yoğunluğun birleştiği alanlarda Siyahlı Adamlar'ın kendilerini ortama projekte etmelerinin daha kolay olup olmadığıydı.
C: Elbette.
S: (J) Bir keresinde çift yoğunluklu varlıklardan bahsetmişlerdi. 4. yoğunluk varlıklar ile 3. yoğunluk varlıklar arasındaki melezler gibiler denmişti. Yoksa bu tür birey genetik olarak gelişmiş bir insan mı aslında?
C: İnsanlar bir zamanlar "çift-yoğunlukluydu." Ve bazıları doğal şekilde tekrar olabilir. 4 KH "üretimi" olanlar da benzer nitelikte. Onları motoru güçlendirilmiş bir tür OP olarak düşünün.
S: (L) Sorum şu: son zamanlarda web sitesinde epeyce gevezelik yaptım. O kadar çok yalan ve sahtekarlık görünce ve pek çok insanın potansiyel olarak bundan görebileceği zararı fark ettiğimde ağzımı kapalı tutamıyorum. Biliyorum, herşey olacağına varıyor ve ne yapacaksak onu yapacağız ama gördüğümü gördüğümde sessiz kalmak mümkün değil benim için. Faaliyetlerimin herhangi birinin faydalı olma ihtimali nedir?
C: Fark yaratıyor gibi görünmeyebilecek olmakla birlikte, bazen eylemler gelişimi hızlandırır.
S: (C) Şahsi gelişim mi yoksa herkesin kolektif gelişimi mi? (B) Yoğunlaşmış dersler biçiminde mi? (L) Evet! (gülüşme).
C: Şahsi gelişim. Ve bunun sonu derslere çıkabilir ama aynı zamanda testi geçme nedeniyle bir yıldıza da çıkabilir."
-------------------------------------------------------
Lemurya ve Atlantisten çok bahsedildi /bahsediliyor ,Özellikle Lemuryalıların "çift yoğunluklu" oldukları hakkında bilgilerle onların sanki geçici bir macera yaşamak için 3 yoğunluğa geçen ve daha çok 4 cü yoğunluk güçleri ile dünya ortamında faaliyetlerde bulunduklarını bu hususta Edgar Cayce okumaları ve diğer medyumik alıntılarla kitaplar yazan kişilerden öğrendiğimizi biliyoruz.

Ve Atlantislilerin onlarla temas ile üstün bilgileri alıp KH yaşamındaki seçimlerini yapıp insanlığın bu duruma gelmesini yaratanlar olduğunu da tesbit ettik.Yani düşüş Atlantislilerle başlamıştır.

Bu husus bir bakıma uzun döngüden kısa döngüye geçişi tarif ediyor gibi de gözüküyor ,pek tabiidir ki bunun kesin bir kronolojisini veremiyoruz , belki maddesel yaşamın oturtulması ve çeşitli varlıkların yaratılması ve dünyaya adapte edilmesi bu çift yoğunluklu yaşam sayesinde olmuştur,

Kadim bazı bilgilerden ve efsanelerden tanrısal gücü olanlara bazı hayvanlar ve bitkiler yapma görevi verildiklerini de hatırlıyorum

Özetle çift yoğunluklu yaşamın gerçek olduğunu K. bilgilerinden böylece onaylanmış olduğunu görüyorum .

İkinci olarak, bildiklerimizi başka ortamlarda açıklamanın tepkilerinden bahsedeceğim ,
Yakın zamanda  bir arkadaşımın ısrarı ile ve belki değişiklik olur diye bazı dörtlükler ve yazılarımı blog halinde vermeye çalıştım bizim gibi evrensel bilgilere aşina olmayan ortama.Tepkiler, olumlu olan ve "kafamda lambalar yaktınız diyen" birkaç kişi dışında umutsuzluk verici, Sığ ve takılı oldukları ortamı bilinç olarak aşamayan o kadar fazla kişi var ki hayretler içinde kalırsınız..

Ancak bütün bunlar da bir ders niteliğinde ,bir başkasına durup dururken ışık gönderme v.s. gibi tamamen "arzulu düşünce" ve "sahip olma "gibi tamamen KH davranışı olduğunu tokat gibi yüzümüze çarptırmakta.

Doğrusu yaşayarak öğrenme işinin bu kadar "el yakıcı" olduğunu tahmin etmemişim..



gerçek tosun paşa

#597
Tgur yine çok güzel çıkarımlar yapmamıza aracı oldun teşekkür ederim. Çift yoğunluğun tam bir melezlenme gibi düşünülmemesi gerektiğine inanıyorum. Basitçe açıklayabilmek için bu kelime seçilebilir ama eylem açısından uzun döngü-kısa döngü arası geçişi çok yerinde bir tespit olarak gördüm. Bedensel farklılık (dna bazında) vardı ve ortam farklıydı bunu zaten biliyoruz. Belirli bir grup cesur bir kararla madde alemine gelip kolonileşmiş ve onlara düzenlerini kurmak için elbette ilahi bir yardım fazlasıyla gelmiştir. Uzun döngüden bu yeni bedenlenmelere geçmek bizden farklı bir dna yapısına sahip oldukları için melezlenme olarak algılanabilir. BH tan KH a geçişlerin genel olarak ilk evrelerde krizler yarattığından eminim. Sonrasında KH a evrilme ve yozlaşma peşinden gelip bizim Atlantis felaketi dediğimiz şeyi oluşturduğunu düşünüyorum.

Söylediklerine ek olarak neredeyse emin olduğum bir kaç şeyi eklemek istiyorum. Çift yoğunluk etkisi diye tanımladığın şey kronolojik olarak aynı zamana denk gelmiyor. Tanrısal gücün yansıması her bir varlık için hangi döngü ve boyuttaysa (3 ten itibaren) kullanılmak üzere hazır durumda fakat belirli bir eğitim sürecinden  sonra yoğunluklar arası kullanılıyor ve üst yoğunluklar buna öncülük ediyorlar. Dolayısıyla bizim gezegene bu maddesel yaşam gelmeden önce zaten BH sıkça ziyaretler yaparak burada yaşanacak ortamı ve biyolojik çeşitliliği oluşturmuşlardı sadece planın olgunlaşma evresi uzun döngüden kısaya geçenlerin burada bedenlenmeleriyle başladı. Tabi daha farklı özelliklere sahiplerdi telepatik olarak. Bu aşamalara hiçbir şekilde KH müdahalesi olabileceğini zannetmiyorum ama planın uygulama aşaması ve şekillendirilme noktalarında çok kritik müdahaleler üst yoğunluk KH etkisini ortaya koyuyor.

Tgur

#598
"Tanrısal gücün yansıması her bir varlık için hangi döngü ve boyuttaysa (3 ten itibaren) kullanılmak üzere hazır durumda fakat belirli bir eğitim sürecinden sonra yoğunluklar arası kullanılıyor ve üst yoğunluklar buna öncülük ediyorlar."
---------------
Bu tesbitinde tamamen haklısın kardeşim, bunu neden söylüyorum o kadim dönemde olan biteni bütün açıklığı ile anlatmamıza imkan yok bu bilinmekte zira bir çok manüpülatif bilgiyle karışmış bir kirli bilgi yumağı kafa karıştırmak üzere KH tarafından insanlığa enjekte edilmiş durumda,ancak biz yaratıcı özelliğinin DNA mızın tümünde olduğunu ve bunu kullanabilecek yoğunluklara geçişimizde bahsettiğin gibi yardımlarla da devreye alabileceğiz.

Bunu açıklayan bilgiler "Ruhların yolculuğu" bilgilerinde de var Michael Newton'un üstün bir denekle yapmış olduğu hipnozda bu hususta çarpıcı açıklamalar görebiliyoruz ,kişi yaratma denemelerine başlıyor mesela gezegenler yaratıyor ama hala tenis topu büyüklüğünde ve başka buna ait başka şeyler..

Diğer yandan insanın sizin gibi dostlarla anlaşabileceği bir ortamda olması gerçekten yuvada olduğunun hissini alabildiğine kalbinde coşkunluklar yaratarak barizleştiriyor..


Tgur

#599
"C: Hayat dindir.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Yaşam deneyimleri kişinin Tanrı'yla etkileşimini yansıtır. Uykuda olanlar, yaratılışla etkileşimleri konusunda çok az inanca sahiptir. Bazıları dünyanın hakkından gelmeleri, görmezden gelmeleri, susturmaları ya da sona erdirmeleri gereken birşey olduğunu düşünüyor. O bireyler için dünyalar sona erecek. Hayata ne veriyorlarsa tam da o olacaklar. "Geçmişteki" bir hayal olacaklar. Objektif realiteye her yönüyle sıkı bir ilgi gösterenler "Geleceğin" gerçekliği olacaklar.

S: (L) JN ile yaşadığımız son olaya dair birkaç sorum var. Görünüşe göre olan biteni benim duyduğumdan farklı bir şekilde duymuş ve onun yazdığı şeyleri okurken kastettiği şeyi doğru temsil etmeyen bir perspektifle bakmışım. Bana demişti ki: "Karmaşaya dikkat etmiyorsun, sadece buraya yapmaya geldiğin şeyi yapıyorsun." Ben bunu tamamen farklı bir anlamda anladım. Onun bakış açısıyla "etraftaki karmaşaya dikkat etmemek ve yapmaya geldiğin şeyi yapmak" dünyayı yenerek ve görmezden gelerek "yükselmenin" yollarını ve araçlarını keşfetmek anlamına geliyormuş aslında. Bana göre ise "karmaşaya dikkat etmemek", olan bitene çok dikkat etmek ama kafanın karışmasına izin vermemek, karmaşanın ortasında gerçekliği görmek anlamına geliyor. (AM) Bir insanın karşılaştığı herhangi yeni bir bilgi, o bilginin gerçekliğiyle uzlaşana kadar karmaşaya neden olabilir. (L) Görünüşe göre burada önemli olan olayın "karmaşa" yönü üzerinde durmamak, karmaşanın içinde gömülü olan bilgiyi öğrenmeye konsantre olmak. Öğrenmen gereken şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmak. JN'nin fikrine göre eğer birşey karmaşaya neden oluyorsa, ona ilgini TAMAMEN kesmelisin, herhangi bir yönüne dikkatini harcamamalısın, sadece huzurlu hissetmeye konsantre olmalısın. Whitley Strieber'in söylediği şey de aynıydı: "Sahip olabileceğin tek özgürlük senin içinde." Sanırım K'lerin açılıştaki sözlerine neden olan şey, bu konu üzerinde kafa yormakta oluşumdu. O açıklamanız kafamda bu konuyla ilgili meselelere bir yanıt mıydı?
C: Aşağı yukarı.
S: (L) Üzerinde düşünmekte olduğum bir diğer şey, ruhsal olarak gelişmek için bir tür keşiş hayatına çekilmen gerektiği fikri. Benim gözlemlediğim şey şu ki, dünya tam da varoluş derslerinin öğrenilmesi için gereken şey. Ruhsal olmak için bir manastıra çekilmesi, meditasyon yapması, şu veya bu "ruhsal uygulamayı" yapması gerektiğini düşünenler Tanrıyla ve hayal edilebilen yaradılışla en büyük etkileşimden uzaklaşıyorlar. Büyük bir nimeti geri tepiyorlar. Dünyada yaşayarak ve herşeyin içindeki ruhu görmeye çalışarak başarılabilecek olanlar, hiçbir saptırmanın olmadığı, hiçbir denge ve kavrayış testinin olmadığı bir manastıra çekilerek başarılabileceklerden çok daha fazla. Dünyada olmak ve "ruhu" görüp deneyimleyebilmek bence çoğu insanın farkına vardığından daha dini birşey. Gerçek dünya uyduğumuz yerdir. Doğduğumuz yerdir. Eğer bu dersten kaçmaya çalışırsak, tekrar tekrar geri dönmemiz gerekir. (A) Belki de bu gerçekten onların dünyasıdır? Bir manastıra kaçarak veya dünyayı görmezden gelmek onlar için gerçekten de doğru olan şeydir. (AJ) Ama burada mesele, etrafımızdaki dünyayı anlamayı öğrenmeye çalışıp çalışmadığımız. Bazı insanlar dünyayı anlamayı umursamıyor. "Dünyayı umursamamak en güzeli. Bu sizin işiniz. Biz görmezden gelmek istiyoruz." diyorlar resmen. (L) Ve geçmişin bir anısı, primal madde oluyorlar ve döngüye baştan başlıyorlar. Bu alemde olmamız, buraya uyduğumuz anlamına geliyor. Ve öyle görünüyor ki bir sonraki seviyeye ulaşmanın tek yolu büyümek. Ve bu da büyüme aracının tam olarak kavranması, dünyanın kavranması, olduğun yerde nasıl ruhsal olunacağının öğrenilmesi anlamına geliyor. Kendini nerede bulduysan orada büyümek ama her zaman ışığa doğru.
C: Yuva kalbin olduğu yerdir."
-------------------------------------------------------------
Bu konuda fazla yoruma gerek yok zira cevabı alan dostlar bolca gerekeni söylemişler,benim dikkat çekeceğim husus "Yaşam deneyimleri kişinin Tanrı'yla etkileşimini yansıtır."  ifadesinin analizi,

Buradaki tanrı monoteist anlayış veya dayattırması ile ilgili o önünde diz çöktüğümüz ve çok korkulan tanrı mı yoksa her varlıkta olup bizim de içimizde olup olmadığını anlamaya çalıştığımız tanrı mı

Israr ederek bu mevzuya değinmemin sebebi idraki konusunda şüphe duymadığım kıymetli dostların yanında hala bahsi geçen diğeri hakkında takıntıdan kurtulamayan bilinçlere de rastlamamız veya benim o konudaki hissiyatım..Kimsenin bilincine girip gerekli ayarlamalar yapacak halimiz yok ,haddimiz de değil ,ancak beraber yorumlamaya çalıştığımız konularda olduğumuz dostlarla gerekli rezonansa girmemiz herkese muazzam kazançlar sağlar düşüncesi ,

Bu rezonans konusu önemlidir ,gerçekten belirli bir anlayış ve idrakte olmamak ve bu halle bulunulan toplumun dışında hissetmek kişiye oldukça güç anlar yaşatır ve bu iki yönlüdür yani ortak koordinata girmemiş bir ortamdaki bilinçler olanı yorumlamada karışık duygu ve anlayıştadır ,zor anlar bu durumda kişinin benliğini kaplar ortak koordinata yani aynı titreşimsel frekansta olup rezonansta olanlar için ise bu karışık durum ayrı bir sıkıntı unsurudur zira üçüncü yoğunluk bilinci ile mücadele kişiyi yorar,

Bu durumda ne yapılabilir ,ortamı yok görmek ,yukarıda bol bol bahsettikleri gibi söyleneni hiç anlamamış bir durumdur ,bilinçlere müdahele etmek, malüm mümkün değil ,tamamen ters bir şekilde karşılanırsınız zira yüksek perdeden davranmak sizi deli hastanesine bile göndertir,o halde ortamı anlamaya çalışmaktan başka yol yok ,şu halde kendi ortamımızı yani ülkemizi düşünürsek hastalıkları hemen hemen belli, eğitimin türlü sebeplerle akamete uğratılmasından yozlaşmayı arttırmaktan başka bir şeye yaramamaktadır ,yani sorgulama yapmaya alıştırılmamış bilinçler ortalığı kaplamaktadır..

Bu ortamda rol yapalım dediğimizde ise riyakarlık uçurumlarına düşme endişesi veya umursamazlık ikilemi bazen kişiyi tedirgin eden bir yaşantıya sürükler ,

Analiz derken kendi içselimize dalmayalım,

Çekeceğiz bu hayatı bazen sürünerek
Umut ile umutsuzluk arasında gidip gelerek
Bulutsuzluğun önemini anlayana dek
Örteceğiz kara bulutları üzerimize yorgan gibi gererek

Zikzak yapmadan nasıl olabilirim
Bilinç sonsuzda beden bu yerde
Düşkünlük yapmadan yaşayabilir miyim
Gönül aldırma der ,akıl ise tenkitlerde

Ama beden neredeyse oranın malıdır
Ve o mahallin kurallarına uymalıdır
Kafesteyim sanıp çırpınan bilinç
Bol bilgi ile her yandan tokatlanmalıdır