Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 7 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

JCA

#525
Tartismalardan anlasiliyor ki bu karantina durumu zannedersem dikenli tellere sahip okul duvari misali azmedenin girip cikabilecegi bir yapi. Hatta icerden guclu cagrilar olursa ozgur iradeyi engellememek icin acildigi da oluyor. Toplum bilincinin zaman zaman negatif kutuplasma icerisine girdigi durumlar, guclu grup cagrilari vs vs. Izgaralar ise karantinayi gecen kh nin yapay olarak olusturdugu bir mekanizma olsa gerek. Karantinayi bir kez gectiklerinde zaten dusunce kontrolu ile etkiledikleri elitlere haarp gibi yapilar yaptiracak dusunce tohumlarini ekmek zor olmasa gerek.

Boylece kafamdaki soru isareti buyuk olcude son buldu.

 



 

bozadi

#526
Tgur, aslında K'ların o cevapta o cümleyi (bozuk değilse onarma) kullanması bana da biraz tuhaf gelmişti. Yani manyetikleşmenin anlamının sorulduğu bir durumda "deniz feneri" cevabı verildikten sonra öyle bir ifade kullanmaları biraf tuhaf geldi ama sanırım alıcılardan bazılarının zihninde bununla ilgili bir şüphe görmüş olacaklar ki, o açıklamayı yapma gereği duydular. Çünkü "Grubun zaten yapmakta oldukları dışında yapgereken birşey var mı?" gibisinden bir soru sorulmuş biraz öncesinde, sanki ona dair ek bir açıklama yapmış oldular, "rahat olun, doğru yoldasınız" gibisinde.

Bu arada, "bozuk değilse onarma" (if it ain't/isn't broke, don't fix it) ifadesi İngilizcede deyimsel bir ifadeymiş. Ekşi sözlükte birkaç yorum yapılmış bu deyimle ilgili.

bozadi

#527
JCA, evet, ben de kabaca öyle düşünüyorum/varsayıyorum karantina ve ızgara meselelerinde. Yanlış biliyorsak da, inşallah meseleye daha fazla ışık tutacak açıklamalarla karşılaşırız...

JCA

#528
@bozadi

Aynen. Doğrulayacak bir bilgi alana kadar eldeki veri ile yapılabilecek yorum ancak bu kadar olabilir.
Ekşi sözlük deyince aklıma geldi. Forumca deli ilan edilmişiz. :)

https://eksisozluk.com/entry/63493772
 

bozadi

#529
:) Herkes kendine hitap eden kaynakları izlemekte serbest.

gerçek tosun paşa

#530
JCA bende geçenlerde  kendi kendime demiştim nasıl herhangi bir sözlükte yada blogta hala ergen kafalı, anti-sosyal, gerizekalı, imansız vs. şeklinde ağır giydirmeler olmuyor. Hiç yüzeysel bile olarak ilgi mi yok diye düşünüyordum. Arkadaş taktik vermiş yardımcı olmuş herkes cevabını aldı sayesinde sağol go easy man. Arkadaşta eski hackerlardan aman dikkat :)

Tgur

#531
"(Arky) Suyla ilgili değil. Diyalektik mantıkla ilgili birşey sormak istiyorum. Hegel diyalektiği icat etti. Çelişkilerin önemli olduğu şeklinde özetlenebilir. Tez, antitez ve sentez... Tamam... idealist ve materyalist diyalektik vs var. Ve elbette bunun saçma olduğunu, tek iyi mantığın Aristo mantığı olduğunu, diyalektiğin tamamen saçmalık olduğunu iddia eden eleştirmenler de var. Bir ipucuna ihtiyacım var. Diyalektik mantığı ve Hegel'i incelemeli miyim?
C: Üç Yasası önemli!
S: (Arky) Üç yasası mı?
(Pierre) Tez, antitez, sentez. "
-----------------------
Sorgulama diye defalarca dile getirdiğimiz kavramı bu üç yasası üzerinden izahı kanaatimce uygundur ,

Olan ve yaşamımızda   anlaşılmak için beliren her halin değerlendirilmesi için zihni çalıştırma işine sorgulama demekteyiz ancak sorgulamayı bahsi geçen üç yasaya uygun bir kalıpta yaparsak sentez adı altındaki üçlü yasanın  aşaması bizi farkındalık diye de adlandırılan sonuca ulaştırır.

Bu konuda dikkati çekmek istediğim diğer bir husus, bu üçlü yasanın dışında olan değerlendirmelerin bizi ne kadar eksikli bıraktığı hakkında , tez ve anti tezin devreye alınıp sonuçlandırılmayan görüşlerin bu halde sentezi sağlamadığı ,ortaya çıkan değerlendirmenin sadece bir kutuba takılı olduğu, takıntılı durumu aşamayan bir hale getirdiğidir.İnsanlığın çektiği, özellikle işaret edip anlatmakta çalıştığımız ,kutsal yazıtlarda anlatılanların bu üçlü özellikteki sorgulamaların dışında tutulması maalesef toplumu bağnazlar kümeleri halinde guruplamış ve bu bağnazlık halinin etken olduğu ortamların hakimiyetindeki beldeler içine ülkemizin de kaymakta olduğudur.

Üçlü yasayı var oluşu tarif etmekte de kullanabiliriz ,oluşan her şey ikizi ile birlikte anılmaktadır dualite yani artı eksi tez antitez şeklinde tarif edilebilir ,madde anti madde ,mikro cosmos maksi cosmos ve daha bir çok özellik ikilidir ,bütün bu ikiler birbirleriyle yaptıkları etkileşme sonunda sentezi oluşturur yani bütünlüğü..

Artı eksi alanında yani madde yoğunluklarında senteze ulaşmak mümkündür ,bu da birliğin bütünlüğün farkındalığına erişmek demektir bu farkındalık olan bitene bir başka bakmayı öne getirir.Ve Yunusa "yaradılanı aynı gözle görmeyen şehrin evliyası olsa gerçekte dağ başındaki şakidir "dedirtir.Bu yoğunluklarda artı eksi ile uğraşıp bu arada birliğin farkında olma halinin bir handikapı vardır, kişiyi nisbi bir böbürlenmeye götürür, bu sahte gurur bir anda bağlı olduğu kişiyi tekrar tez antitez aralığına düşürür hapseder obsede bir varlık haline sokar, bahsettiğimiz farkındalık bu değildir..

Yine Yunusun dediği gibi "Hamdım, piştim ,yandım" halinin gerçek tezahürü, bulunulan ortamın farkına varmak ve mevcut bilinçsizlik kıskacında kıvranıp zarar vermeye yönelmişlere karşı durabilme ,özetle her yoğunluk maddi ve manevi gerçeği nedir bilebilmek gerekirse tedbirler almak,savaşmaktır.

Ancak "bozuk değilse onarma"sözünü de hatırlayarak..


Tgur

#532
S: (L) Yani kredi kartım yoksa bu sisteme ait olmak zorunda kalmayacak mıyım?
C: Hayır. Tercih hakkın olmayacak: ait ol veya açlıktan öl.
S: (L) Özgür iradeye ne oldu?
C: Yılan Kardeşliği, yani Kertenkeleler, yani İsa-Düşmanları özgür iradeye 309.000 yıldır müdahale ediyorlar. Değişim yaklaştıkça gözleri kararıyor.
S: (V) Kendim için iyi olmadığını hissettiğim şeylere karşı hep isyan etmişimdir. Bu sisteme karşı isyan etmek mümkün mü?
C: Eğer bedenini terk etmek istiyorsan.
S: (L) Yani bunun neticesi ölüm olacaktır...
C: Evet.
S: (L) Eğer taşınmamız gerekirse...
C: Karmaşayı değişimler izleyecek, sabırlı olun.
S: (L) Kırsala taşınmak istiyoruz. O şekilde bir yaşam sürerek bu kredi/borç kartı olmadan yaşayabilir miyiz?
C: Hayır.
S: (L) Nerede olurlarsa olsun herşeyi ve herkesi kontrol etme kapasitesine mi sahipler?
C: Evet.
S: (L) Guyana'ya taşınsak, yağmur ormanında kütükten bir ev yapsak ve kimseyi rahatsız etmesek bile bu şeyden kurtulamaz mıyız?
C: Laura, Kertenkele varlıklarının mutlak kontrole yönelik var güçleriyle yapacakları girişimin etkisinden, nereye gidersen git kurtulamayacaksın.
S: (L) Bu kelimelerle ifade edilemeyecek kadar moral bozucu. Anlıyor musunuz?
C: Neden? Bunu değişim takip edecek.
S: (L) Değişim kısa sürede olacak mı?
C: Konudan sapıyorsun. "Bringers of the Dawn" (Pleiades Öğretileri) kitabını okuyun. Uygun bakış açısıyla bakıldığında, tehlike coşkuya dönüşür. Ama bu bakış açısı, tekrarlıyoruz, üçüncü seviye gerçekliğin bakış açısı değildir.
S: (L) Belirttiğiniz kitapta Jeanne d'Arc, kazıkta yanarken coşku içinde tasvir ediliyor. Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Gibi, ama sizin kazıkta yanmanıza gerek yok.
S: (L) Bu az da olsa ferahlatıcı. Ölmenin başka yolları da var.
C: Biz ölmekten bahsetmiyoruz, Laura. Sımsıkı bir şekilde 3'üncü seviyeye yapışmış olanları dinlersen, bilincinin sapması riskiyle karşılaşırsın, niyetin ne kadar iyi olursa olsun; L___.
S: (L) L___ hakkında neyi kastediyorsunuz?
C: Guyana.
S: (L) "Tehlike coşku olur" derken neyi kastediyorsunuz? Ne çeşit bir tehlike?
C: Yaklaşan karmaşada yaşam.
S: (L) Okuduğum çeşitli kitaplar kırsal bölgelere taşınmayı, gruplar oluşturmayı, yiyecek stoklamayı falan tavsiye ediyor.
C: Dezenformasyon (Ç.N.:yanıltıcı bilgi; yalan). Bunlardan hemen ve tamamen kurtul. Bunlar 3'üncü seviye saçmalıkları.
S: (L) İstedikleri zaman gelip bizimle beslenecek olan varlıkların insafında kendimizi oldukça çaresiz hissediyoruz. Bizim tarafımızda olup bize enerji veya başka şeyler verecek birileri yok mu?
C: Kiminle iletişim kurduğunuzu sanıyorsunuz?
S: (L) O karşamada bize yardım edebilir misiniz?
C: Evet.
S: (L) Peki edecek misiniz?
C: Size bağlı.
S: (L) Çağırırsak, yardımınızı alabilir miyiz?
C: Tüm yapmanız gereken istemek.
S: (L) Yardımdan mahrum kalacağımız dönemlerden geçecek miyiz?
: Bağlantı asla kopmaz.
S: (L) Of, acı çekmek istemiyorum.
C: Acı çekmek zorunda değilsiniz. 3'üncü seviye düşünmeyi bırak.
S: (L) Sevdiğim herhangi birinin de acı çekmesini istemiyorum. Hiçbir acı istemiyorum. Yeterince acı çektim!
C: Bu gece 3'üncü seviyede takılı kaldın.
S: (L) Sadece bu değil. O kadar çok dezenformasyon var ki, kime inanacağını bilemiyorsun... Size güvenebileceğimizi nereden bileceğiz? Etrafta insanı aldatan bir sürü kaynak var ve bunu çok zekice yapıyorlar. İncil'e bak... insanlar 2.000 yıldır buna inanıyorlar...
C: Yalnızca izin verdiğinizde aldatırlar.
S: (L) Evet, bazı şeyleri inançla kabul edeceğiz... ama... Buradaki sorunu anlayabiliyor musunuz?
C: Evet, ama sen anlamıyorsun.
S: (L) Sorunum nedir?
C: Zihinsel blok.
------------------------
Bu durumda fazla yorum yapmayacağım üçüncü yoğunluk havasıyla dolu olan endişeli zihinlere (ben dahil) bir teselli için kaydettim,

Konunun inancımızı yönelten ve bizden ayırıp bizi esir eden "zihinsel blok'a" sokan saçmalıkların dışında sadece ve sadece kendi irademiz, müsaademiz nisbetinde kuarabileceğimiz inanç sistemimiz ile ilgili olduğunu vurguluyorum.




gerçek tosun paşa

#533
Tgur bu celseyi çok net hatırlıyorum paylaşım için teşekkürler.Okuduğumda bir süre üstüne düşünmeme neden olmuş kafamı çokça meşgul etmişti. İşin güzel yanı o zaman hissettiklerimle şuan hissettiklerim farklı. Konuya getirdiğin özete herkesin dikkat etmesi gerektiğine inanıyorum.

Tgur

#534
Bu aktarımda ölüm korkusu üzerine tabii acı çekme konusuna ters bir cevap almışlar ,jeanne d'ark gibi kazıkta yanıp acı çekmek şeklindeki bir durumda dahi coşkudan bahsediliyor ,gerçekten bu yoğunluk bilinciyle bakarsanız ürpertici ve haksız bir yorum,

Ancak bilgi torbasına dalıp araştırma yaparsak "Ruhların yolculuğu"kitabında deneklerin birinin cadı diye yakıldığında acıdan ziyade sadece yakanlara karşı öfke duyduğundan bahsettiğini , belki aynı kitapta veya başka bir bilgiden, ölüm esnasında kişinin isteğinin önemli olduğunu, arzuladığı anda astral bedene geçebileceği özelliğini hatırlıyorum ,

Netice olarak o korkulan acıların çok kısa bir ana sığan bir durum olduğuna inanmalıyız veya hiç olmadığını,ve bütün bunların dışında bahsi geçen "coşku" işini tanımlamaya çalışırken Mevlananın "ölüm günüm düğün günümdür"sözünü hatırlamalıyız ,bulunduğumuz yoğunluğun o bahsi geçen cehennem olduğunu da unutmamalıyız tabii innancınızda genişlik sağlarsanız burası cennet olur o da ayrı bir bakış,

Ve en sonunda K.ların o çok tekrarladığımız deyişi,
"Önemli olan beden değil ruhtur"..


bozadi

#535
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Bu aktarımda ölüm korkusu üzerine tabii acı çekme konusuna ters bir cevap almışlar ,jeanne d'ark gibi kazıkta yanıp acı çekmek şeklindeki bir durumda dahi coşkudan bahsediliyor ,gerçekten bu yoğunluk bilinciyle bakarsanız ürpertici ve haksız bir yorum,

Ancak bilgi torbasına dalıp araştırma yaparsak "Ruhların yolculuğu"kitabında deneklerin birinin cadı diye yakıldığında acıdan ziyade sadece yakanlara karşı öfke duyduğundan bahsettiğini , belki aynı kitapta veya başka bir bilgiden, ölüm esnasında kişinin isteğinin önemli olduğunu, arzuladığı anda astral bedene geçebileceği özelliğini hatırlıyorum ,

Netice olarak o korkulan acıların çok kısa bir ana sığan bir durum olduğuna inanmalıyız veya hiç olmadığını,ve bütün bunların dışında bahsi geçen "coşku" işini tanımlamaya çalışırken Mevlananın "ölüm günüm düğün günümdür"sözünü hatırlamalıyız ,bulunduğumuz yoğunluğun o bahsi geçen cehennem olduğunu da unutmamalıyız tabii innancınızda genişlik sağlarsanız burası cennet olur o da ayrı bir bakış,

Ve en sonunda K.ların o çok tekrarladığımız deyişi,
"Önemli olan beden değil ruhtur"..
Teşekkürler Tgur. Değerli yorum ve bilgiler.

Tgur

#536
Keskin ve acımasız bir dille kendi bildiklerime ait gerçekleri dile getiriyor gibi bir duruma düşmüşüm gibi geliyor ,hele cinsellik konusunda değindiklerim okuyanları ürkütmüş gibi,oysa bulunduğumuz yoğunluğun bir dalga ile üst yoğunluğa doğru yaptığı macerada neler olacak nelerle karşılaşacağımız konusunda bilgilenmenin doruğunu analizleyen bir sitedeyiz ,defalarca belirttiğimiz gibi ışık-bilgi-sevgi üçlemesinin hiçbir fonksiyonunun önemsiz olduğu gibi bir hisse kapılmadım ve bu yoğunlukta sevgi ile buluşmanın bilgi yolunda idrak mertebelerini aşmakla mümkün olduğunu bilmekteyiz. bütün çabamız hem kendimizi hem burayla ilgilenenleri mevcut aldatılmış seviyedeki mahmurluk dışındaki realiteyle buluşturmaya çalışmak gibi oluyorsa da bu halin de esasta egonun devreye girişi olarak da mütalaa etmeliyiz, ve itiraf etmeliyiz ,ama öteden beri içimde kaynayan arzu bildiklerini duyduklarını saklama açmaya çalış dürtüsü şeklinde tezahür ediyor ve bazı ruhları şoklamamız lazım ancak bulundukları mahmurluk aurasından ancak kurtulurlar şeklinde..

Tabiiki bu da bizim müthiş bir yanılmamız olabilir ,zira hayatımın büyük kısmında bu tavrı terk edemedim..

Cinsellik konusunda bazı açılımlara yardım edeceğini sandığım Kas. bilgilerinden  bir kısım aktarıyorum bunlara ilaveten dördüncü yoğunluk özellikleri hakkında açıklama yaparken "akşam erkek yatıp sabah kadın halinde uyanabilirsiniz" şeklinde bir bilgiyi de aktardıklarını sanıyorum bu ve buna benzer açıklamalarla öte alemde "huriler nuriler "diye bir kavram olamayacağı anlatılmak istenmiş ve tek gerçek sevgiyi deneyimleyen bir ruh halinin devrede olduğundan bahsedilmiş ,bu kavramlar bizim şu anda bulunduğumuz ortamda çok keskin ve yıldırıcı, dudak büktürücü gibi geldiğini de bilmekteyim bu acımasızlığım için de mazur görülmemi rica ederim..

--------------------------------

"S: (L) Cinsel enerji yöneliminde "yenilenme"; bu kadınların erkeklerle seks yapmayı bırakacakları anlamına mı geliyor?
C: Pek sayılmaz.
S: (L) Peki yakın mıyım?
C: Evet. Erkeklerin cinsel güdülerinin büyük bir bölümü daha ruhsal nitelikte arayışlara yönelecek. Tarihteki agresyonların (saldırganlık, yıkıcı dürtü) ve erkeklerle ilişkili his yetersizliklerinin çoğunun kökeninde yatan şey cinsel güdüdür.
S: (L) Bunu diğerleriyle paylaşabilir miyiz?
C: Karmaşaya neden olabilir ama size kalmış.
S: (L) Meditasyon çalışmalarımı yoğunlaştırmamla birlikte benim cinsel güdümde de ciddi bir düşüş oldu. Bunun nedeni meditasyon muydu?
C: Evet. Kadınların cinsel güdülerinde de bir miktar kayıp olacak. Ama acaba insanlar bu duruma nasıl tepki gösterecekler, asıl soru bu. Buna hazırlar mı?
S: (L) Yani herkesin sekse olan ilgisini yitireceğini mi söylüyorsunuz?
C: Ciddi ölçüde azalacak ve insanların birbirleriyle daha ruhsal bir şekilde ilişki kurmayı öğrenmesi gerekiyor.
S: (L) Yani diyorsunuz ki insanın en temel güdülerinden biri temas kurmaktır ve şimdiye kadar bu kendini temel olarak cinsel birleşme yoluyla gösterdi ve cinsel güdü olmadığında ise ilişki kurmanın başka yollarını bulmak zorunda kalacaklar, öyle mi?
C: Öyle umalım. Hepiniz, fizikselliğin daha az olduğu 4'üncü seviyeye doğru ilerliyorsunuz ve bu geçişin olması için bu varoluş biçimini öğrenmeniz gerekiyor.
S: (L) Bunu öğrenmeyenler 4'üncü seviyeye geçemeyecek, öyle mi?
C: Evet. Bazılarına yardım edilecek. Bu, kişilerin ilerlemişlik derecesine bağlı.
S: (L) Kertişlerin bazı faaliyetlerinden ve Griler yoluyla gerçekleştirdikleri kaçırmalardan çıkardığım bir sonuç var. Bana öyle geliyor ki, bu sayısız jinekolojik vs muayeneler, bazal çakra, cinsel çakra veya bir şekilde hayat enerjisinin girdiğini tahmin ettiğim yerden kişilerin hayat enerjilerinin emilmesi sürecinde kullanılan sahte bir görüntü. Bu fikir doğru mu veya doğru yönde mi?
C: Yakın.
S: (L) Griler ve Kertişler insanların cinsel faaliyetleriyle anormal derecede ilgileniyorlar, bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bununla neden bu kadar aşırı şekilde ilgileniyorlar, neden bu derecede cinsel sapkınlık gösteriyorlar? 4'üncü yoğunluk varlıkları olmalarına rağmen neden bu kadar fazla cinsel güdüleri var?
C: Çok fazla sayıda soru; bir kerede bir soru.
S: (L) Dördüncü yoğunluk olmalarına rağmen çok yüksek bir cinsel güdüleri mi var?
C: Hayır.
S: (L) Cinsel enerji hayat enerjisi olduğu için mi bununla bu kadar ilgileniyorlar?
C: Kısmen ve ayrıca kontrolü yitirmemek için bu konuda meydana gelen değişimi umutsuz bir şekilde durdurmaya ve geciktirmeye çalışıyorlar.
S: (L) Bunu bu jinekolojik incelemeler yoluyla mı yapıyorlar? Uyguladıkları teknik bir yöntem mi var?
C: Evet. Fazla karmaşık.
S: (L) İnsanların, yaşadıkları kaçırılmalardaki muayenelerine dair hatırladıkları, o insanların hayat enerjilerinin alınması işleminde kullanılan yanıltıcı birer görüntü, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Kaçırılan kişilerden aldıkları doku örneklerini veya parçaları ne yapıyorlar?
C: Klonlama."



Tgur

#537
İlaveten K.ların şu aktarmasına dikkati çekerim,herhalde karmaşa yaratan ben oluyorum bu halle, Ben masumum..[:(]
---------------------

"S: (L) Bunu diğerleriyle paylaşabilir miyiz?
C: Karmaşaya neden olabilir ama size kalmış"

bozadi

#538
Cinsellik konusundaki tartışmayı destekleyici süper bir alıntı Tgur, teşekkürler.

bona fide, tartışmaların içeriğinden ziyade tartışmalarda kendi aramızda kullandığımız bazı terim veya ifade biçimlerine alışkın olmadığı için bununla ilgili biraz zorluk çekti/çekiyor sanırım. Bu da zamanla çözümlenecek birşey :)

bona fide

#539
merhaba herkese. evet zorlanıyorum çözeceğim sizi çok gayretliyim bozadi. ruhsal sevginin ifade edilmesinin sakıncası ne olabilirki, zaten kh lar yada belkide kapitalizm, herşeyi tüm değerleri yozlaştırdı çıkara dayalı görsele odaklı bir yaşam peşinde insanlar herşeyin en iyisi kafasıyla.bu tercihle yaşayanlardan doğacak sakıncayla, ruhsal yönden bu sizin yazdığınız gibi düşünen ve uygulayan insanlar arasında doğacak sakıncalı durumlar nedir onu bilemedim.