Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#495
Daire simgesinin sonsuzlukla ilişkisi üzerinde zaman zaman düşünürüm. Dümdüz bir doğru/çizgi sonsuza kadar uzansa, ucu gözükmese, o çizgi sonsuzu daha iyi temsil edermiş gibi bir his de uyanmıyor değil içimde ama bir yandan da, daire şeklinin bir başı ve sonu olmadığı için, bunda da döngüsel bir sonsuzluk iması var. Ama dümdüz (lineer bir şekilde) sonsuzluğa uzanan çizginin/doğrunun da başı ve sonu olmadığını hayal edebiliriz,  yani o çizginin başını/sonunu göremediğimizi, bu iki ucun zıt yönlerde bir bilinmezliğe/gizeme uzandığını düşünebiliriz ve bir sonsuzluk atfedebiliriz. Ama nedense zıt yönlerde görünmez ve adeta hiç bilinemeyecek şekilde uzanan bir çizginin bize ait olmayan, biz olmayan bir yönü varmış gibi geliyor bana. Daire kavramında bir tamamlanma, bütünlenme ve birlik hissi var. Zıt yönlerde birbiriyle hiç birleşmeyecek şekilde sonsuza kadar uzanan iki uçlu bir çizgide birlik ve "şimdi-burada" hissini almakta zorlanıyorum. Hiç kavuşmayacak/uzlaşmayacak bir düalite hissi doğruyor. Tabi konu hakkında daha pek çok şekilde yorumlar, spekülasyonlar, zihinsel pratikler yapabiliriz. Şu anki basit görüşümü değiştirebileceğimi veya geliştirebileceğimi hissediyorum.

mep ve macka'nın yukarıda değindiği "Dalga'nın ne zaman dünyaya ulaşacağı veya etkinleşeceği" ile ilgili hesaplama konusunda, Kasyopya foruma nihayet bir gözattığımda ne yazık ki bu konuda net bir bulguya/açıklamaya rastlamadım. Plotting the Wave (Dalganın haritasını çıkarma) gibi bir başlık var ama orada da bu konuda biraz çaba harcanmakla birlikte somut bir sonuç çıkmamış görebildiğim kadarıyla. Belki forumun başka yerlerinde daha ilginç veriler, bilgiler, yorumlar paylaşılmış olabilir ama henüz tespit edemedim.

Tgur

#496
https://youtu.be/hJnfTAs4BtM

Maçka dostumuzun göndermiş olduğu bu ufo görüntüsünü izleyin ve "DALGA" serisinin 5.bölümünü okuyunuz,ve aradaki kurduğunuz ilişkiyi değerlendiriniz,
Sağol Maçka dostum ve varolun bilgide birleşen tüm dostlar..

5. bölüm:
http://tr.cassiopaea.org/2011/04/20/dalga-5-bolum-dikey-gerceklikler-dort-boyutlu-kupler-ve-diger-tuhaf-olgular%E2%80%A6/


Tgur

#497
"C: KH hakimiyetinin nasıl yaratıldığına ve muhafaza edilme şekline dikkatlice bakın. Niyet bilgiyi tanıtmak değildi. Bildiğiniz gibi, niyet gerçeği saklamaktı. Karanlıkta olanlara daha geniş bilgi potansiyelinin bulunduğu kapıyı göstermenin nesi yanlış? Kapıdaki ışığı yakabilirsin. Onu açma veya önünden geçip gitme seçimi, gerçeği arayan kişiye kalmıştır.

S: (BT) Sanırım burada önemli olan niyet. Buzdolabı süsü, tişört, kitap ayıracı vs kullanmak neyi değiştirir? Bütün bunlar, yaşadığımız gerçeklikte bir ürüne insanların dikkatini çekmek için kullanılan tekniklerdir. Gerçek şu ki işe yararlar. İnsanları sözcüklere, temalara, ifadelere alıştırırlar. Bu kesinlikle "kapının ışığını yakmak" olarak görülebilir. (L) Son günlerde Boris Mouravieff'in eserleri üzerine çalışıyorduk. Pek çok ilişkiyi görebiliyoruz. Onun politik görüşleri ve Kutsal Ruh döngüsü adını verdiği seviyeye dünyayı çıkarmak için elit bir sınıf yaratma fikri hakkında sormak istiyorum. Mouravieff'in görüşleri ne kadar isabetli?
C: Mouravieff, "gelenekten" yetişmiş ve geleneği koruyan pek çoğu gibi ancak taşıyıcıdır, bir üstadın kapasitesinin yorumcusu değildir. Gerçek üstad, gerçek anlamda Çok Boyutlu ve İç İçe Geçmiş "dünya"ların doğasını anlar. Dolayısıyla, Mouravieff ve diğerleri geçerliliği olmayan 3. seviye hiyerarşik terimlerle düşünerek, yanlış anlarlar ve yanlış yorumlarlar."
------------------------------------
Baştaki ifade ilgimi çekti ve Mauravieff konusundaki yorum,
Kh hakimiyetini yaratmak ve muhafaza etmek için asırlardır insan zihnine sokulan ,üzerinde oynanan ve ne yapacağını bilemeyen paralize zihinler oluşturma faaliyetinin asıl maksadı gerçeği saklamakmış,

Burada gerçeğin ne olduğu hemen akla gelmekte ,sahiden gerçek nedir,
Gerçek her ne kadar göreceliliğin sınırsız ortamında çok yüzlü ise de basit madde hayatını yaşayanlar için özümüzden gelen o dayanılmaz itilimle ortaya çıkmak isteyen  o kendini bilmek diye çeşitli yorumcular tarafından benzetilen, yaratıcı ile bir olduğunun hissedilmesi değil midir..

Kh hakimiyetinin oluşması için en önemli yol maddeye esir olan insan gurubu yaratmak değil midir,zira KH maddeye tapar. Önünde sürü halinde yaşayan insanları gütmenin birinci yolu ayırmaktır ve bu da defalarca çeşitli şekillerde belirttiğimiz gibi "monoteizm" çıkarımını bir çok ezoterik bilgi kaynaklarının bu böyle değil denen kısımlarını bulutlayarak ,çarpıtarak sergilenmesi şeklinde yayılmıştır.

Altıncı yoğunluktan seslenenlerin akatrımlarını çarpıtarak ,dinsel ayırımları devreye sokarak ,biat kültürü gibi çarpık bir yapılanmayı doğurarak kişilere tapan guruplar oluşturulmuş ve en son zamanlarda gördüklerimiz bu hususun bir absenin patlaması gibi gözlerimizin önünde oluşmuştur..

Bu biat hadisesi tarikat ,tarikat ehli,şeyh, mürit ve yeni yeni tapınılacak insanları doğurmak beslemek ve başa getirmek hevesi ile çılgın bir hale gelmiştir,

Esasta Biat,  idarecilerin idareyi sürdürebilme ,adaleti ve emniyeti tesis etme yolunda seçilmiş kişilere cevaz verme müsaade etme şeklinde anlaşmanın, kabul etmenin ifadesidir, bimem neresinin suyunu içmek kendini benliğini şuursuzca teslim etmek için değildir..

Bu tabiiki heterogen  enkarnatif benliklerin sergilendiği dünyada sık sık bahsettiğimiz gibi insanlığı yeni öğrenenlerin de olduğunu kabul eden birlik bilinci ile bir dereceye kadar mazur görülebilir ama  aklını kullanmasını bilen toplumun topyekün zararına gelişebilecek durumda adrenali yükseltip dikkati elden bırakmamayı da gerektirir.

Mazur görmeyi toplumun eğitimi için de söyleyebiliriz ,zira biat edilip tapınılanların topluma neler yaptığı ve yapacaklarını görüp o bahsi geçen gerçeği anlamaları için "koru tutmak" hali şeklinde de düşünebiliriz, ateşten elini yakan o ateşe bir daha elini uzatmaz bu bir eğitimdir ama acı ile edinilen.

"Gerçek üstad, gerçek anlamda Çok Boyutlu ve İç İçe Geçmiş "dünya"ların doğasını anlar. Dolayısıyla, Mouravieff ve diğerleri geçerliliği olmayan 3. seviye hiyerarşik terimlerle düşünerek, yanlış anlarlar ve yanlış yorumlarlar."

Bu cevapta takdir ile izlediğimiz Mauravieff in gerçek üstad olmadığı gibi bir izlenim ediniyoruz, sebep, içiçe geçmiş dünyaların doğasının anlaşılamaması ve düşüncelerini 3. seviye hiyerarşik terimlerle düşünmesi ,

Kanaatimce iç içe geçmiş çok boyutlu dünya tabiri boyutların birbirine grift olması ile ilintili yani bu yoğunlukta dahi üst boyutların ,yoğunlukların etkilerini hissediyorsak ,1,2,3 te madde özellikleri ile haşır neşir isek ,farkındalığımızı arttırarak yedinci yoğunluk dahil diğer yoğunluk etkileri ile az çok tanışmış isek yahut en azından bilgi kırıntıcıklarına sahip isek 3. yoğunluk takıntılarından bir nebze sıyrılabiliyorsak bahsi geçen hiyerarşik terimlerin dışında düşünebiliyoruz demektir .
Yanlış anlaşılmasın kendimizi Mauraviefften yukarı gördüğümüz falan yok ,biz o üstadın tırnağı bile değiliz ancak "monoteizm"takıntısı var mıydı hatırlayamıyorum anlattıklarını o düzlemde sürdürdüyse işte bunu 3. seviye hiyerarşik düşünce şeklinde ilan edebiliriz..

Diğer yandan bu kıymetli şahsın yaptıklarını sıralayan sevgili Bozadinin çabalarını da biliyoruz ve çok takdir ettiğimiz çalışmalardı aktardıkları, ilgi ve zevk ile izlemiştik.Burada oluşan kafa karışıklığını gidermek için o çalışmaları tekrar izlersek daha iyi olur diye de düşünüyorum..



bozadi

#498
Bu değerli alıntı, yorum ve sorgulama paylaşımların için teşekkürler Tgur. Evet, "Gnosis" üçlemesinin yazarı olan Mouravieff'le ilgili Hıristiyanlık önyargısı veya çarpıtması denebilecek bir sorunun varlığına değinilmişti celselerde.

Tüm dünya insanlığı olarak maruz kaldığımız KH faaliyetlerinin başlıca amacının "Gerçeğe dair farkındalığımızı" köreltmek, yani Gerçeği karartmak olduğu hususuna dikkat çekmiş olmanı özellikle sevindirici buldum. Fark etmişsindir, "felsefeyle" ilgili bir diğer başlıkta da bunun üzerinde odaklanmaya çalışıyorum. Gerçeğin karartılması hususu bir yönüyle "Güneş'in balçıkla sıvanması" olarak da ifade edilebilir.

Çok boyutlulu gerçek üzerinde düşünürken, bu sonsuz döngünün sonsuz nihayetiyle ilgili sunulan bilgileri gözardı edemeyiz. Yani gerçek ne kadar çok boyutlu olursa olsun, nihai özelliği tüm varoluşun mutlak birliği ve bütünleşmesi olduğuna göre, şu an içinde bulunduğumuz ara seviyelere yönelik bakış açımızı oluştururken de o nihai duruma dair bize verilen bilgilerden ve buna dair sezgi ve farkındalıklarımızdan yararlanmamak pek akıllıca olmazdı.

İçinde bulunduğumuz koşullarla ilgili olarak şunun çok iyi farkındayız: Çok fazla KH etkisi var. Yani negatiflik, yıkıcılık, travmalar, ezicilikler, yok edicilik, baskılar, işkenceler çok fazla. Ve yine senin de çok önemli bir şekilde dikkat çektiğin gibi, içinde bulunduğumuz koşullarda çok yaygın olan şeylerden bir diğeri "biat" kültürü, ki bu da KH ile yakından bağlantılı bir kavram gibi görünüyor. Evet, tavsiye olabilir, yardım olabilir, rehberlik olabilir, disiplin istenebilir ama "kontrolün" aşırı düzeylere çıktığı, özgür iradenin anlamını yitirdiği, sevgi ve saygıdan ziyade nefretin, korkunun, şiddetin egemen olduğu bir biat anlayışının BH ile ve Kozmik Gerçeklikle pek örtüşmeyeceğini anlamak bizler için zor olmamalı.

Peki boyutlarötesi Gerçek nedir? En pozitif, en sevgi ve mutluluk dolu anlarımız sırasında eriştiğimiz veya "sızıntısını" yaşadığımız birşey bence. O yüzdendir ki KH güçleri sevgiyi, mutluluğu, sevinci boğmaya yönelik hareket ediyor temel olarak. İnsanların kendilerini "özgür" ve tüm varoluşla "özdeş" hissetmelerinden, bu farkındalığı güçlendirmelerinden nefret ediyorlar.

Forumun felsefe bölümünde yazmak üzere aldığım bazı notları buraya yapıştırmak istiyorum konusu açıldığı için:

Alıntı YapAslında bu yaşadığımız hayat biçiminde neredeyse kesintisiz bir şekilde "şirk" halindeyiz. Çünkü varoluşun temel gerçeğini "inkar" eden bir haldeyiz. Varoluşun gerçeği büyük bir güzellik, zenginlik, sonsuz imkan ve sevgi ve bilinç dolu. Yani her an bir kutlama ve sevinç hali içinde olmamızı engelleyecek birşey olmaması gerekir. Kendi bireysel/grupsal varlığımızı da kapsayan Varoluşun sonsuz gerçeğini kutlamak yerine kesintisiz ve marazi üzüntü, acizlik, yoksunluk, berbatlık hali içinde olduğumuz her an aslında varoluşun temel karakterini, yani gerçeği inkar hali içinde oluyoruz ve gerçeğin doğasından kopuyoruz, kendimizi bir anlamda yokoluşa doğru sürükleme tehdidi yaratıyoruz.

Lokal gerçeklikler bizi öylesine esir almış, bu sorunlu gerçekliği o kadar mutlak gerçek olarak kabul eder haldeyiz ki, esas sonsuz gerçeğe olan inancımızı yitirmişiz, inanmıyoruz ve kendimizi bir berbatlığa mahkum ediyoruz. O yüzden bir bilinç/inanç yeniden programlaması yapmamız gerekiyor. Öncelikle kendimizde bunun farkına varmalıyız, testini yapmalıyız. Ne kadar zor değil mi? Durup sonsuz gerçeği hatırlayıp çok sevinç duymak ne kadar zor ve hatta imkansız görünüyor. Çünkü sorunlu lokal gerçekliğe feci şekilde "iman" ediyoruz. Onu "bırakamıyoruz". Feci şekilde programlanmış, zehirlenmiş, bloke edilmiş durumdayız. "Şirki" bırakamıyoruz. Esas gerçeği gerçek olarak kabul edemiyoruz. Bütün mesele bu gibi görünüyor. Büyük gerçeğe dönüp lokal marazi duruma dışarıdan / yukarıdan bakma cesareti gösteremiyoruz, çünkü "inanamıyoruz", gerçeğin bu kadar basit, bu kadar güçlü, erişilebilir ve varlığımızla özdeş olduğuna inanamayacak, güvenemeyecek hale gelmişiz.
Elbette eksik pek çok yönü var henüz dikkat çekmeye çalıştığım şeyle ilgili bahsettiklerimin. Yani aceleyle bir paradigma değişimine zorlamamalıyız kendimizi. Ama fırsat buldukça kendi kendimize ve aramızda ciddi ciddi üzerinde düşünmemizi hakeden bir olasılık olduğunu düşünüyorum. Nedenlerini, nasıllarını konuşalım.

Majisyen

#499
Çok güzel fikir teatilerinin zuhur ettiğini gördüm ve ziyadesiyle istifade ettim. Bunun için her birinize müteşekkirim. İçinde yaşadığımız düzenek ziyadesiyle zifiri bir karanlığın, kör bir kuyunun ortasına bina edilmiştir. İblislerin sinsi oyunları her birimizi yoldan çıkarmaya çalışmaktadır. Şöyle bir etrafımıza, komşularımıza, ailemize hatta kendimize baktığımızda her bir şahsın kendine has dünyevi/günlük kaygıların içerisinde kaybolduğunu görmekteyiz. Lakin bunun bir panzehiri vardır ki çoğu zaman unutmaktayız, bu panzehir ki yoğunlukların yedincisidir bozadi dostumuzun da pek çok mesajında belirttiği gibi. Bu bakımdan felsefemizi netleştirip BH yolundaki kararlılığımızı artırmamız son derece elzemdir.  BHde ilerledikçe daha bir sıkı sarılacağız yediye ve yediye sarıldıkça daha bir muktedir olacağız mesafe kat etmeye BH yolunda. Biliyoruz ki yediye yani hayata, şahdamarımızdan bile ruhumuza yakın olan bu hedefe varmak hepimizin kaderidir, yeter ki bu istikametteki müspet irademizi, dirayetimizi muhafaza edelim. Dolayısıyla, dörde mezun olup olmama hususunda endişelenmek bir bataklıktan çıkmak için debelenip daha da derinlere batmaktır şahsi kanaatimce. Yediye varmak büyük savaşın ta kendisi ise, dörde varmak bu savaşın içerisindeki kritik bir muharebe/savaşın kritik bir cephesidir. Dörde ilerlemek bizleri yediye yaklaştıracağı gibi, yediye ilerlemekte aynı nispette bizleri dörde ilerletecektir. Ve ilginçtir ki dörde daha yakın olsak da, yedi adeta bir güneş gibi apaçık ortadır ve varoluşun aslında ne kadar da gizemsiz olduğuna, her anın/her şeyin mucize olduğuna, aynı zamanda da mucizelerin de varoluşun doğal bir parçası olduğuna delalettir, hakikati apaçık bir şekilde gözler önüne sermektedir.

 Biraz damdan düşer gibi konuyla alakasız olsa da zihnimde toparladığım bu hususları siz çok değerli dostlarımla paylaşmak istedim. Sürç i lisan ettikse affola :)
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

bozadi

#500
Görüşlerini paylaşmakla iyi ettin Majisyen :)

Osmanlıca etkisine girme eğiliminde görünen ifade tarzı değişikliğin dışında yazdıklarında "damdan düşme" veya "alakasızlık" algılamadığım gibi isabetli buldum. İfade/konuşma şeklindeki değişimden sen memnunsan, böyle kendini daha iyi hissediyorsan bunda çok büyük bir sorun görmem kendi adıma :)

Evet dostum. 7'den "hiza almamız" gerektiğini düşünüyorum. Elbette biz halihazırda 7. yoğunlukta değiliz. İçinde bulunduğumuz seviyenin kendine özgü sınırlılıkları dahilindeki 7. yoğunluk algımızı paylaşıyoruz doğal olarak. Ve aynen belirttiğin gibi, hayatın, varoluşun ne anlama geldiği konusunda aşırı bir belirsizlik, gizem ve kaos havası yaratıldığını düşünüyorum ve bu kompleksi aşmamız gerektiğine inanıyorum. Elbetteki mevcut bilgi ve sezgilerimizi giderek geliştirmemiz gerekecektir ama varoluşun ve kendi bireysel varlıklarımızın ne anlama geldiği konusundaki mevcut potansiyel farkındalığımıza güvenerek artık daha somut adımlar atabileceğimize inanıyorum. Bu hususta fazla acele etmeyelim, mümkün olduğunca dikkatli bir şekilde durumumuzu gözden geçirip birlikte ne yapabileceğimize bakalım.

Seninle daha önce aramızda konusu geçtiği gibi, yakın denebilecek bir tepenin veya binanın ardını göremiyoruz ama Güneş kadar uzak birşeyi ne de kolay görebiliyoruz. Bunda bir hikmet olduğuna inanıyorum. Şöyle yorumluyorum: Hayat bize yolun sonunu berrak bir şekilde gösteriyor ve onun varlığımızla özdeş, iyi, doğru, güzel, zengin birşey olduğunu hissettiriyor. Ama hedefe doğru ilerlerken geçeceğimiz aşamalarla ilgili bir sürü belirsizlik, gizem, korku ve endişe olabiliyor. Dahası, içinde bulunduğumuz lokal gerçeklikte öylesine berbat koşullara maruz bırakılıyoruz ki, bununla ilgili olarak varlığımızda oluşan negatif etkiler ve izlenimler, tüm yolculukla, tüm varoluşla, tüm gerçekle ilgili algılarımızı da ciddi ölçüde kirletiyor. İşte, şimdi ve burada karşı karşıya olduğumuz büyük zorluklarla mücadelede, resmin/yolculuğun/gerçeğin bütününe dair edindiğimiz bilgi ve sezgilerden yararlanmamız gerektiğini düşünüyorum. Birileri yerel koşullarda bizi sürekli maruz bıraktıkları korku ve endişeler yoluyla, varoluşun bütünüyle ilgili de korku ve kaos içinde olmamızı, aciz olmamızı, varoluşun özüne ve bütününe dair güçlü ve derin bir pozitif inanç/güven sahibi olmamamızı istiyor gibi görünüyorlar. Belki de mevcut sorunlarımızı daha etkili bir şekilde çözmemizin yolu Kozmik Gerçeklikle ilgili farkındalığımızdan geçiyordur?! Öyle değil midir; tüm varoluşla ilgili derin bir pozitif inanç ve güven sahibi olmadığımızda, hayatımızda birşeyler yolunda gitse bile bu bize gerçek bir tatmin sağlamaz. Ama o bütüncül inancı ve güveni içimizde duyduğumuzda, en büyük dertler bile bizi yıldırmaz, aksine o dertlerle mücadele etmekten mutluluk duyarız. Yani esas mesele şimdi ve buradaki lokal dertlerin çözümü değil. Esas mesele Büyük Resimle ilgili farkındalığımızın, inancımızın, kabulümüzün ne olduğu.

İçinde yaşadığımız düzende bilincimiz öylesine hastalıklı ve acizleştirici şartlara maruz bırakılıyor ki, öylesine korkutulup aptallaştırılıyoruz ki, varoluşun bütünüyle ilgili güçlü bir pozitif inanca sahip olmak ve ısrarla ona yönelmek, ondan güç ve moral bulmak anlamsızlaştırılarak zorlaştırılmış oluyor. İşte bununla mücadele etmemiz gerektiğine inanıyorum. Artık varoluşun ne anlama geldiğiyle ilgili olarak, elimizdeki kaynakların verdiği bilgilere ve kendi sezgilerimize ve özgür irademize dayalı olarak kendi inancımızı ifade edip paylaşabilmemiz ve buna dayalı olarak dayanışabilmemiz gerektiğine inanıyorum.

Tgur

#501
"S: (A) Bu, kuantum teorisinin, bilincin modelini anlamak için alakasız olduğunu mu gösteriyor ?
C: Kuantumun öncelikle 'teoriler diyarından mezun olması' gerekiyor.
S: (C) 'Teoriler diyarından mezun olması' gerekiyor dediklerinde, düşündüm ki, öncelikle kanıtlanması gerekiyor. Peki öyleyse nasıl mezun olacak ? Teoriden bir sonraki diyar nedir ?
C: Hayır canım, bir noktayı gözden kaçırıyorsun. Teorileri "Kanıtlamak" için halihazırda kullanılan, empoze edilen protokollerin artık biraz demode olduğunu düşünüyoruz. Bir uçağı uçurmak için önce gökyüzünün varlığını kanıtlamak gerektiği gibi bir şeyi hayal edebiliyor musun ?
S: (C) Yani , kuantum teorisini kanıtlamaya çalışmayın, ondan yararlanın, kullanın, sanıyorum.
C: Oldukça yakın."
------------------------------------------
Bir alıntı,

Kuantum Nedir?
Kuantum Düşünce üst nitelikli bir düşünme biçimidir. Sıradan düşünce biçimleri kendisini tekrar eden, etkisiz ve sınırlı enerjilerdir. Değiştirme ve oluşturma güçleri yoktur. Daha çok vehim, kuruntu, başıboş hayaller biçiminde akar. Oysa Kuantum Düşünce derin düzeyde, atom altı alanda etkili olabilecek tarzda bir yaratıcı düşünme biçimidir.Özel bir bilinç düzeyine girerek, özel olarak kurgulanmış sözel ve imgesel oluşumları içerir.
Bu düzeyde insan, kendi hayatının efendisi durumuna geçer.
Kuantum Düşünce daha da ilerisi ortak zeka alanında işlem yapar. Bütün evreni tekamül ettiren enerjiyle işbirliğine girildiğinde siz bir "kişi" olmanın sınırlı olanaklarını aşar, "bütün" ün gücüne ulaşırsınız.

O zaman da gücünüz tabii ki bütünün gücüne eşit olacaktır.
Bu teknik pratik olarak hayatımıza ne gibi yararlar sağlar?
Bizim gelişmemiz için gereken bütün araçlar: uygun iş, eş, yaşam alanı,ev, bedenimizin sağlığı bu yüksek frekanslı enerjiden nasibini alır.

Siz, sınırlayıcı, engelleyici düşünce kalıplarınızı fark edip bunların yerine güçlendirici inançlarınızı koyduğunuzda hayatınız bu yeni inançlarınız doğrultusunda değişmeye başlayacaktır. Sizin için en uygun kişi, en uygun imkan,en uygun zamanda karşınıza çıkacaktır. Yapmanız gereken şey uzanıp onu almaktır.
Doğuştan doğal olarak hakkınız olan mutluluğu, bereketi, bolluğu ve sevinci yaşamanıza imkan tanımış olursunuz.

Kuantum Düşünce, sağlıklı ve güçlü bir beden için de uygun bir zemin hazırlar. Bizim düşünce ve kabullenişlerimiz direkt olarak bedene etki yapar. Bedenimiz aslında bir enerji okyanusundan başka bir şey değildir. Korku,kaygı,öfke, suçluluk duyguları bütün hücrelerimizin beslendiği enerjide azalmalar yol açar.
Kuantum Düşünce Tekniği; kendimizi tanımaya, başkalarını anlamaya, evrensel sistemin işleyişini fark etmekten doğan bilgeliğe ulaştırarak beden enerjimizi de düzene sokar. Kişiler daha güçlü canlı ve güzel olurlar. Hayat misyonumuzu fark etmek ve ona adım adım ulaşmak yönündeki çabalarımızı destekler. Kendi içsel kodlamanızdaki yapmanız gereken işinizle ilgili ipuçlarını yakaladıkça adımlarınız hızlanır.

Kuantum Düşünce kişiler arası iletişimin en derin boyutunu bize sunar. Ortak insanlık alanında gerçekleşen bu iletişim, derin ve etkili bir uzlaşma sağlar. Beden dili ve sözel iletişimden daha da öte Kuantumsal İletişimle düşüncelerimizin direkt muhataba ulaştığı bir yöntem geliştiririz.

Kuantum Düşünce hayatımıza daha çok bolluk ve bereket çekmemizi de sağlar. Kendimizle ilgili derin içsel vizyonumuzu değiştirdikçe daha çok bolluk hayatımıza akmaya başlar. Genel anlamda zenginlik; sahip olduğumuz şeylerle ruhsal varlığımıza kattığımız değerler arasındaki dengeyi anlatır. Çok paraya sahip olmak tek başına zenginlik işareti olmayabilir. Önemli olan bu parayla ne yaptığınızdır. Daha çok kahkaha, daha çok dostluk, daha çok sevgi, daha çok deneyim ve daha çok hayır üretebiliyorsanız o zaman zenginsiniz demektir.

Özetle Kuantum Düşünce Tekniği, yaşamın temel amacı olan sevinç duygusunu yüreğimizde hissetmemiz için bize imkanlar sunar.
(Kişisel gelişim)

---------------------------------------
Ve bir dörtlük ,
         15.08.2001
Mantık efendin değil hizmetkarın olunca
Kuantum anlayışı yavaşça yerini bulunca
O anlaşılamayan gerçek zihinlerde belirir
Bütünlüktür o , ayrılardan sıyrılınca



Tgur

#502
Karalamalar bahsinde eskilerden kaydettiğim şu dörtlük aklıma geldi ve iliştirdim ,sonra düşündükçe yanlış mı yapıyorum dedim,

Maxımalde sonsuzluk varsa minimalde de vardır
Yaşam bunu ortada bağlayandır
Dengede olmak ise
Pozitif olanı alkışladığımız gibi
Negatiftekini yargılamamaktır
---------
Bu yargılamama işini çok zor yapıyorsak da ve negatife güç ve hak veriyor gibi olsak da kasyopyalıların şu önerisini akılda tutmak gerektiğini hissediyorum,

 "YARGILAMA EYLEMİ KH'DİR."

Esasata biz olumsuzu yargılamakla kendimizi kalkanlamış gibi hissediyoruz bu yoğunluk yaşamını sürdürürken ve bundan bazı dersler çıkarıyor biz bu tuzaklara düşmeyelim ,sakınalım şeklinde bir anlayış yürürtüyoruz,

Tamamen hata imiş..

Bu hatayı analizlediğimizde, eylemi kendi görüş ve üçüncü yoğunluk mantığı ile yorumlamış ,kendimizin çizdiği bir senaryoya otırtmuş ve bahsi geçen kendi ölçülerini baş tacı edip sahiplenen bir KH örneğini göstermiş oluyoruz.

Oysa ortaya dökülen olumsuzlukların başka öğretilere gebe olabileceğini veya karmik oluşumda bazı hesaplamalar içerebileceğini ,kişi veya toplumun bu olumsuzluk yolu ile belki istikametini çok çok daha olumlu yerlere yöneltebileceğini göz ardı etmiş oluyoruz.

Böylece evrensel denge denen o anlamakta güçlük çektiğimiz hususu bozmuş oluyoruz ,ve yine bir K sözü,

"VAROLAN HER ŞEY DENGE ARAR"



bozadi

#503
Sevgili Tgur, bir hususta belirsizlikte kaldığım için danışmak istiyorum. "Yargılamanın KH olduğu" ile ilgili genelgeçer, net, kesin bir beyan var mıydı acaba celselerde? Kastettiğin şeyi anlıyorum ve bu konuda senden çok farklı düşündüğümü sanmıyorum ama yine de "yargılama" kavramının BH anlamında da doğal ve gerekli yönleri olabilirmiş gibi geliyor bana. Yani yargı kavramının her halükarda KH olması gerekmezmiş gibi algılıyorum. Belki de yanılıyorum. Yargıdan, yargılamaktan neyi kastettiğimize göre de değişebilir belki bu.

Tgur

#504
Bozadi dostum,

Yargılamanın yanlış bir şey olduğunu evvelden beri hissediyor ve bazı bilgilerden aktarılmış bir husus olduğunu hatırlıyorum yoksa o dörtlüğü tahminen 15 sene evvel falan yazdığımı biliyorum , devreye girmezdi,

Geçenlerde sitede dolaşırken Tiversenus dostumuzun Kasyopya bilgilerinden derlediği önemli sözler bahsinde gözüme çarptı,
Malüm o da senin gibi bu konuya ağırlığını vermiş hatta benim bir ara şu kasyopyadaki önemli kısımları derleyeyim dediğim ama hiçbir zaman onun gibi senin gibi muntazam uğraşamadığım bölümleri yaratmış/yarattınız bu vesile ile sizlere tekrar şükranlarımızı sunmaktan başka bir şey yapamıyoruz,

Bir de hatırlarsın herhangi bir konuyu yığının içinden kolayca bulmak konusunda sıkıntıyı hala gideremedim arınmak dostla uğraşmıştınız ancak bir bakıma tarama yoluyla aramak işinin başka faydaları da olmuyor değil,

Neticede yargılama bahsi yorumda belirttiğim gibi bizim şu anda kendimizin bilgi derecesinin ölçümüne de yaradığı gibi bulunduğumuz ortamdaki olanı farketmemizi de sağlıyor yani faydalı  gözüküyor onun için  senin ve diğer arkadaşların aktarımlarını ilgi ile okuyor bilgileniyoruz,

Bunun dışında evrensel bilgilerle donanan bir bilgisel yapımız olduğunu hatırlamalıyız yani daha salt objektif ve bütünlük yanından değerlendirme aşamasına da ulaşabilmeliyiz, bu konuda yaptığımız yorumlar tamamen alıştırma kapsamındadır zira KH yaşamın ortasında çırpınırken bahsi geçen KH düşkünlüklerini her zaman sergilediğimiz de gerçektir..


 

bozadi

#505
Açıklamaların için teşekkürler Tgur. Aslında aklımda kaldığı kadarıyla, görüşünü destekler nitelikte, celselerde İsa'ya atfedilen "yargılanmak istemiyorsan yargılama" gibisinden birşey söylediğini hatırlıyorum K'ların. Yine de yargılamak çok çeşitli düzeylerde anlamları olabilen bir ifade ve bazı anlamlarda son derece kaçınılmaz ve gerekli olabileceğini düşünüyorum. KH varlıklarının örneğin bizim üzerimizdeki faaliyetlerinin yargılanması konusunda da yargılamanın çeşitli düzeyleri olabilir sanırım ve bazı bakımlardan bu yargılama son derece gerekli ve faydalı olabilecekken, bazı türde yargılamaların kendisi KH eğilimli olabilir aslında. Sanırım  yargılamaktan neyin kastedildiği önemli. Ama senin kastettiğini tahmin ettiğim görüşte seninle aşağı yukarı aynı görüşte olduğumu da belirtmem gerek. Teşekkürler.

Tgur

#506
Ne zaman bir yorum yapsam saldırılar eksik olmuyor , sübjektif bir bakışla kötü dediğimiz ancak olanı başka yönleri ile değerlendirebilen objektif analiz haline dönüştürdüğümüzde bu olaylar beni artık fazla strese sokmuyor ,yine de büyük konuşmayalım zihnimizin derin yönleri strese sokacak bir taraf bulabilir..Duyguları yok etmek kolay değil tabiiki.

Şu alıntıya bakalım,
-----------------------------------

"S: (A__l) Çekime ne oldu? Nasıl değişti?
C: Uzayda güneş sistemi yolculukları. Bu tür değişikliklere tekrar yaklaşıyorsunuz.
S: (A__l) Yeniden süper mi olacağız?
C: Bazıları olacak.
S: (A__l) Ben? (J) A__l tekrar süper olacak mı? (gülüşme)
C: Eğer hazırsan.
S: ... (A__l) Teleportasyon yapabilecek miyim yani? Ve siz de yapabilecek misiniz? (C) Bilmiyoruz. (A__l) Teleportasyonla birbirimizin odalarına girebilecek miyiz?
C: Bekle ve gör!
S: (A__) Şu aptal bilgin gibi süper güçlerimiz olacak mı? (Allen) Aptal bilgin değil, sadece bilgin. (A___) Tamam, bilgin... (C) Daniel Tammet.
C: Bazılarının olacak. Onun deneyimi 4. yoğunluk deneyimine çok benziyor.
S: (A___) Yani sayıları hissedip görebilecek miyiz?
C: Renkleri duyabileceksiniz...
S: (A___) Harika! (C) Peki Daniel Tammet ileri bir tür insan mı, yoksa...
C: Mutlaka ileri denemez, daha ziyade genlerin neden olduğu bir şans. Pek çoklarında bu tür şeyler ve pek çok başka şey kodlu ve bunlar şu veya bu zamanda etkinleşiyor.
S: (A___) Yani geçirdiği nöbet onda kodlanmış olan şeyi etkinleştirdi. Geçirdiği nöbet beynine birşey mi yaptı?
C: Kısmen, evet.
S: (A___) Wau, o adamdan biraz istiyorum! (C) Evet... (A__l) Nöbet geçirmek mi istiyorsunuz?! (A___) Adam bir haftada bir dil öğrenebiliyor!
C: Bir gün bunu siz de yapacaksınız.
S: (A___) Yapabilecek miyim? Buna ihtiyacım var!
C: Sabır faydalı olur.
S: (C) Pratik yaparak benzer yetenekler elde edilebilir mi?
C: Pek sayılmaz."
-----------------------------------------

Kişinin kendi kaderini yaptığını biliyoruz ancak bunun karmik özellikler göre değerlendirilmesi rehberlerin devreye girmesi yoğun çalışmalar ile düzenlenecek bir hayatın hazırlanması oldukça zorlu ve olmakta bu zorlu dediğimiz faaliyetlerde genler üzerlerinde oynanmakta olduğunu da biliyoruz, bir nevi istenen hayata göre dizayn,
Genler ile oynanıp olağan üstü özellikler ile gelmek çok cazip gelse de bu donanıma sahip olmayanların çoğunluğunda olan bir toplumda toplum dışı bir halle yaşamak ızdırap verebilir Bunu da gözardı etmemeliyiz,

Genlerin oynanması ve alıntıda geçen kod ların şu veya bu sebeple açılması bahsini bir maksatla öne getirdim o başka yerlerde aranan ve monoteizm batağı olarak tekrar tekrar devreye aldığım ve kişiyi kendinde olmayan diğer  bir güce doğru şartlandıran diz çöktürten aldatmanın ne yönde olduğunu gösteren oldukça belirgin başka bir belirti ..

Bütün kabiliyet ve akıl, erişilemeyen o kapasite bizde mevcut, ancak yine kendi isteğimiz ile indirgenmiş nefsi isteklere düşkünlük daha doğrusu  denemek amacı ile bu yoğunluğa geldiğimizi ve KH olmayı böylece kabul ettiğimizi ve üst yoğunluk KH mensupları tarafından gen kapatılması/yakılması  ve kısıtlamasına tabi tutulduğumuzu artık çok iyi biliyoruz.

Bu konuda şu hatırlatmayı uygun görüyorum, bahsi geçen total tanrısal kapasitenin oluştaki başlangıçtan insan formuna gelene ve geldikten sonraki reenkarnatif kayıtların DNA mızda kayıtlı  olduğunu ,şimdiki dünya biliminin bunun böyle olabileceği hakkında (çöp DNA üzerindeki araştırma ve bu hususta bazı gelinilen sonuçlar) tereddütlü çıkarımlarının olduğunu ,ancak bizim bunların üstünde evrensel akan bilgi sistemimizle kabullerimizin olduğundan bahsediyorum,hatta bir ara genetik araştırmalar üzerine DNA daki yüzde doksansekize ulaşan intron denilen işlev görmeyen DNA nın bunun ispatı olduğu hakkında yorumlarda bulunmuştuk.

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=308

Denemek derken sanki önemsiz üzerinde durulmayan olsa da olur olmasa da olur bir davranış olarak kabul etmemek lazım ,burada olma diye kabul ettiğimiz her akla gelen veya gelemeyen her şeye doğru yönelmek şeklini düşünmeliyiz, zira var oluşun kastı, esas sebebi budur ,bir zamanlar "merak yoksa helak vardır" demiştim, yine eskilere dalarsak "daim hal de olmalıdır beşer"şeklinde (temcit pilavı ısıtır gibi )beyanlarda bulunmuşum ,burada bahsini geçirmeye çalıştığımız bir dinamizm var ve bu dinamizm minimal düzeylere daldığı kadar maxımalle de dengelenme özelliği göstermekte,

Konuyu buralara getirince kendi kısır ve bilebildiğimiz donelere dayanarak var olma halinın karakteristiğini artık kolayca tarif edebiliyoruz "brahmanın nefesi" veya "sarkaçın gidiş gelişleri" şeklindeki izahlar bilinç mozağimizde yerini bulmaktadır.Eksi ve artı kutupsallara dokunarak oluş hallerinde bulunmak olmak veya olmamak ın bir başka ifadesi, buradaki eksilere fazla dokunmak isteği yani KH liğin vazgeçilmezliği ve BH yı seçmede geri kalmak kişiyi olmama bölümüne kadar götürebilir..


Tgur

#507
"S: (L) Tamam, ilk sorum, bizimle iletişim kuran Armando adlı bir adam hakkında. Oğlu 10 Ağustos 1996'da doğmuş ve 7 Ekim 2011'de Santa Barbara'da (Kaliforniya) ölmüş. Armando'nun bazı soruları var ve çok perişan halde olduğu için bir istisna yaparak onun sorularını sormak istiyorum. İlk soru: "Oğlu 5. yoğunluğa mı geçti, yoksa burada kalmaya mı karar verdi?"
C: Bedeninden ayrıldıktan sonra dünyada kalması iyi birşey olmazdı. Sergio bir süre karmaşa içindeydi ama babasının soruları yola devam etmesini sağladı.
S: (L) Babası soruyor: "Ona yardımcı olmak için yapabileceğim herhangi birşey var mı?"
C: Babası sakinleşip oğlunun seçimini kabul etmek dışında yardım sunacak bir konumda değil.
S: (L) Oğlunun ayrılmayı seçtiğini mi söylüyorsunuz?
C: Bir seviyede, evet.
S: (L) Ama korkunç bir kazaymış. Yani kazayla gitmeyi nasıl seçebilirsin ki?
C: Ruh seviyesinde, normalde bu tür olayları önleyen farkındalığı engelleme kararı alındı.
S: (L) Yani kaza spesifik olarak ayarlanmamış olsa bile, ruh bir seviyede gerçeklikle ilgili farkındalığını kesintiye uğratma seçiminde bulunarak bir kazanın daha muhtemel veya mümkün olmasına izin verebiliyor, öyle mi? 
C: Evet.
S: (L) Bu vakada da öyle mi oldu?
C: Evet.
S: (L) Oğlu neden bu seçimi yaptı?
C: Yaklaşmakta olan olayları biliyordu ve bir sonraki hizmet seviyesine hazırlanmayı seçti.
S: (L) Babası soruyor: "Ölümüne neden olan şey, KH'nin biz ve toplum üzerinde acı ve ızdırap yaratarak bu negatif duygularla beslenmeye çalışması mıydı?"
C: Hayır.
S: (L) Acısıyla baş edebilmesi için Armando'ya söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı?
C: Ölüm, mental boyutlarda bulunan varlıkların dışındakiler için erişilebilir olmayan bir kapıdan geçiştir sadece. Eğer babası oğlunu ve oğlunun seçimini tam olarak onurlandırmak istiyorsa, bu olayı kendini ruhsal olarak daha tam bir şekilde geliştirmek için bir motivasyon olarak kullanması iyi olur. Bundan fazlası, oğlu için, oğlunun yerine diğerlerine yardımcı olabilir.

-----------------------------------------------

Aktarımın en sonundaki bölüm çok ilginç ve üzerinde düşünülmesi gereken bir cevap,

Yorumlamak için mental boyuttan kasıt nedir ona bakalım, mental zihinsel demek zihnin özelliklerini sergileyen davranışların tümünü bu anlam içinde kabul etmemiz gerekir, bu 3 boyut dışı 1.2 boyutlar mı hayır, bir taşın bile atomik ve çekim özelliği ile ilgili kendine özgü mental faaliyeti vardır bitkilerin hayvanların keza ,

O halde madde yoğunlukları dediğimiz 1,2,3 ve değişken fizikseli içeren 4. yoğunluklar mental boyutlar oluyor ,zaten zihinselin işlemesi için kutbiyeti devreye alan bölümlerin faaliyet sahası bu yoğunluklar ,yani birşeylerin anlaşılabilinmesi için kıyaslamayı devreye almak mecburiyeti ,

Doğrudur,

Peki "mental boyut dışındakiler" kim veya ne oluyor ,çok kritik ve gerçeği yansıtan cevaplar bulmalıyız, bunlar ölüm kapısına erişebilemiyorlar acaba bu tercüme kifayetsizliği mi ,(terimin tam manasını orijinalinden yakalayıp incelemek gerekir) ,zira biz mental boyut varlıkları erişebilme derken ulaşabilmeyi de düşünüyor ve lineer sıralamaya aşık zihnimiz bunu erişemeyen aşağıdakiler olarak kabul ediyor..

Bence yine sıralamaya düşkün zihnimizle bu hususu o anlamaya çalıştığımız mental boyut dışındakilere de adapte edebiliriz ,zira onlarca (ki bu benzetmemiz de bireyselliği devreye aldığı için yanlış olabilir şahsi zamir ifadeleri geçersiz gibi geliyor), bizim için son derece önemli olan bu bahsi geçen kapı biliniyor, ama kullanılması düşünülmüyor .

Kullananlar bizim gibi KH da işi olanlar

Tam bu noktada madde yoğunluklarının üstündeki /dışındaki varoluş bölümlerine bakmamız lazım , kanaatimce ve K. ların da defalarca belirttiği gibi bunlar bilinç kümeleri ,
Yediye kadar olan(4 den 7 ye) bölümdeki KH bölümleri ise büyük bir ihtimalle varoluşu dengelemek üzere devrede olan adeta özel bir mekanizma ,böylece madde yoğunlukları üzerindeki KH a da böyle bir tanımlama koymuş olduk.

Netice olarak ölüm, madde yoğunluklarının birliğin ne olduğunu anlamaya doğru kullandıkları (hem de defalarca kullandıkları)  eğitim faaliyetindeki bir eşik /kapı ,onun için alıntının en sonunda ölen oğlu için birşeyler yapmak duymak isteyen babaya sadece bu madde eğitim sahasındaki davranışları daha doğrusu öğrenimi  hakkında tavsiyeler veriliyor..




Tgur

#508
Yazdığım yorumu tekrar okuyunca genel bir ifade olarak varoluş hadisesine giren bütün unsurların bu ölüm kapısını kullandıkları sanki başka yol yokmuş gibi bir yanlış sonuç fark ettim ,
Yorumda cılız belirttimse de tekrar vurguluyorum,yanlış, zira bu indirgenmiş bölümü hiç kullanmayan veya kullanmaya ihtiyaç duymayan bölüm mutlaka var.. 


bozadi

#509
Paylaşım için teşekkürler Tgur. Evet, vurguladığın kısımda biraz belirsizlik var:

"Ölüm, mental boyutlarda bulunan varlıkların dışındakiler için erişilebilir olmayan bir kapıdan geçiştir sadece."

4 Mart 2012 celsesindeki orijinal cümle şu şekilde:

"Death is just passing through a door that is not accessible to the living except on the mental planes."

Maalesef cümlenin İngilizcesinde de "the living except on the mental planes" kısmı benim için biraz belirsizlik taşıdığı için bu durum çeviriye yansımış.

"the living" ifadesinden "yaşayanlar" anlamının çıkarılması gerektiğinden eminim kendi adıma ve burada genel olarak tüm bedenli (ve dolayısıyla "ölen") varlıklar veya özel olarak dünya insanlığı (3KH'deki yaşam) kastediliyor diye anlıyorum.

"a door that is not accessible to the living" ifadesi "yaşayanlar için erişilebilir olmayan (yaşayanların erişemediği) bir kapı" diye çevrilebilir.

"except on the mental planes" kısmı meseleyi biraz karmaşıklaştırıyor. Bu ifade normalde "mental planlar hariç" veya "mental planlar dışında" gibi bir anlama sahip ama bu ifadenin cümlenin geri kalanıyla tam olarak nasıl bir ilişkisi olduğundan emin olamıyorum.

"Mental plan" (veya mental düzlem, mental boyut) ifadesi de başlı başına bir belirsizlik burada belki de. İngilizce vikipedi'de Mental Plan (Mental Plane) tanımına baktığımda, pek çok spiritüel akımda bu terimin "tamamen düşünceden oluşan (fiziksellik içermeyen) deneyim boyutları" anlamında kullanıldığı sonucuna ulaşıyorum.

Dolayısıyla, şu anda çıkarabildiğim en muhtemel anlam şu: Bedenli varlıklar bedenlerindeyken ölüm kapısına erişemezler, o kapı ancak öldükleri zaman gördükleri ve geçtikleri bir kapıdır. Ama bunun şöyle bir istisnası olabilir; bedenli bir varlık henüz ölmediği halde, belki bedendışı bir deneyim veya uzak-görü gibi bir yolla fizik realiteden mental planlara erişip o kapıya erişebilir.

Bu konuyu aramızda biraz daha tartışıp muhtemel manayı elimizden geldiğince netleştirdikten sonra çevirisinde de buna uygun bir değişiklik yapmak istiyorum.

"Bundan fazlası, oğlu için, oğlunun yerine diğerlerine yardımcı olabilir." cümlesinde ise "daha da fazla birşey yapmak isterse (olayı kendi ruhsal gelişimi için kullanmak dışında) oğluna nasıl yardım edebileceğini düşünmek yerine (oğlunun artık öyle bir yardıma ihtiyacı yok) başkalarına yardım etmeye odaklanabilir gibi bir anlam var. Belki o cümlede de buna uygun bir değişiklik yapabilirim. Yaptığım celse çevirilerinde buna benzer pek çok belirsizlik ve muhtemel yanlışlar olabilir. Dikkatinizi çeken durumlarda birlikte inceleme yapmamız ve benim buna uygun geliştirmeler ve düzeltmeler yapmam faydalı olacaktır şüphesiz. Ama bazen Laura ve ekibi bile K'ların bazı açıklamalarını tam olarak anlayamıyorlar ve üzerinde de fazla durmuyorlar. Ben ise Laura ve ekibinin bildikleri çoğu şeyi bilmiyorum. Bu da kusursuz bir çeviriyi imkansız kılıyor benim açımdan. Ama normalde çok belirsiz olmadığı halde veya biraz düşünülüp veya araştırılıp kavranabileceği halde benim kendi basit bir dikkatsizliğim yüzünden yanlış veya eksik veya belirsiz bir şekilde çevirdiğim şeyler mutlaka olmuştur :(