Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kasyopya Karalamalarım

Başlatan Tiversonus, 15 Nisan 2009, 16:22:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
bigsenfoni, gerçekten giderek gözü dönen 3 ve 4KH güçlerinin giderek çıldıran saldırılarının, baskılarının etkisi ve tırmanan doğal afetlerle birlikte giderek tuhaflaşan ve zorlaşan zamanlarda birbirimizi hakkın, hukukun, sonsuz gerçeğin, mutlak gerçeğin bir parçası olarak görüp dayanışmamızı giderek güçlendirmek çok önemli hale geliyor. İnşallah bu forum da bu amaca giderek daha iyi, daha fazla hizmet edecek şekilde evrilir.

K'ların evrimle ilgili söylediği birşeyler vardı ama itiraf etmeliyim ki anlamlandıramadım. Biraz muğlak konuştular gibi geldi bana veya ben birşeyleri gözden kaçırdım. "Torunlarınız (veya sizden sonra gelenler) mızrak bile sallıyor olacak olsalar, bu bile evrimdir" gibi birşey söylediler sanırım. Ama bundan neyi kastettiklerini anlayamadım.

bigsenfoni

#16
Zannedersem Kasyopyalilar derslerin Dünyanin kolektif bilincine Özgü oldugunu vurgulamak istediler.Gurdjieff\'in bir sözü vardi \"ne kadar yüksege ciktigini anlaman icin assagiya düsmen/atlaman gerekir\"o sözlerin bununla ilgili oldugunu saniyorum sevgili bozadi...Birde Dünyanin 3 afet gecirdigini göz önünde bulundurmak lazim bu üc tane ana kolektif düsüs anlamina geliyor...

Birde bireysel düsüslerimiz var,düse kalka ögreniyoruz...:-)
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

ağaçkakan

#17
Bozadi teşekkürler.,. Bilgi edinme sürecinin başındayım. Ayrı fikirlerde olma durumunda değilim dolayısıyla seninle. Yazdıklarını dayatma olarak görmüyorum. Yararlanıyorum.

Yukarıda verilen linki açıp okurken şu muhabbete çok güldüm:

S: (L) Ehh, benim özgür iradem diyor ki, varoluşun bütün sırlarının cevaplarını istiyorum! Yani, başka kimselerin kanalladığı varlıklar her konudaki soruya sonsuz cevaplar döktürüyor...
C: Başka kimseler ıvır zıvır saçmalığı kanallıyor.

Çok hoş! K'ların espri anlayışı, "bebeğim" diye kadınlara hitap edişleri ilginç. Galiba K'lar gerçekten de bizlerden oluşuyor. Aynı mizah anlayışı. :)
 

bozadi

#18
Celselerin özellikle İngilizcesinde K'ların mizahi bazı vurguları daha iyi seçiliyor. Bazı şeyleri çevirmek çok zor. Ve mutlaka iyi anlayamadan çevirdiğim (çevirmeye çalıştığım) şeyler olmuştur ve oluyordur. Nispeten verimli bir şekilde o celselerde geçenleri birkaç yıldır paylaşmaya çalışıyorum. Çok şey söylendi, çok komik, çok korkutucu, çok kafa karıştırıcı, çok ilham verici, bilinçlendirici bir sürü malzeme var celselerde. Genel olarak, okuyanların çoğu için faydalı etkiler yaptığını umuyorum. Elimizden geldiğince yorumlamaya, yararlanmaya çalışıyoruz.

bona fide

#19
merhaba bozadi şu iletinde:

"Sevdiğimiz hayatı yaşamak veya sevdiğimiz şeyi yapmaktan ziyade yaşamak zorunda olduğumuz hayatı yaşamak, yapmaya mecbur olduğumuz şeyleri yapmak zorundayız gibi bir zihinsel programlama var. Hayat bu değil. 7. yoğunluk bile aslında bize "gidin falanca yoğunluk seviyelerinde şu görevleri görün gelin" demiyor. İstediğimiz için, sevdiğimiz için yapıyoruz bunu. Keyifli geldiği için. "Zaman yok" biraz da bununla ilgili. Bize yetiştirilmesi gereken acil ve çok önemli bir işi dayatan birşey değil Hayat veya Tanrı. Aksine, ne kadar öyle yaşıyorsak, gerçeklere o kadar ters düşmüşüzdür. Bunu gerekirse daha ayrıntılı olarak da ele alabiliriz."

demişsin.  düşüncelerin değiştimi yoksa aynı fikirde misin. yani ruhsal boyuttan bedensel boyuta geçmemiz sorumluluklar ve dersler için değil mi. senaryoyu ortamı seçiyoruz evet ödememiz gereken dersler ve farkında olmakta sorumluluk değil mi? bir yerde zaman yok sözcüğü tüm herşeyin hareketi değişii dönüşümü ve bizim aşamaları adlandırmak için kullandığımız kelimedir belkide.dünya ile sınırlı değerlendirdiğimizden bilgi olarak öğrensek dahi kavrayamamak tahayyül edememek birde egoya saplanmamız yani kendi açımdan yeryüzünde vasat köylü işsiz sefil yada hasta olduğumu  varsaysam hayat mı bu be diye hayıflanmadan burda öğrenmem gereken şey nediri sorgulamayı durumu kabullenmeyi buna razı olmayı varlığıma hakaret saymadan kabullenme erdemi ne kadar uzak gerçekten ne kadar uzak. demek istediğim illaki bir musibet ve dersle yelkenler suya iniyor buda sınav bir yerde. misal ağlayıp sızlamadan isyan etmeden olanı kabullenmeyi hayvanlardan öğrendim. utandım kendimden.
sana katılmadığımı belirteceğimde yanlış anlamışta olabilirim seni.
 

bozadi

#20
Evet bona fide, hala aynı fikirdeyim, daha doğrusu olmak istiyorum. Yani bu fikri bir inanç olarak iyice benimsemek üzere çalışıyorum.

Ders/öğreniş meselesi var tabi ama bu bir angarya/dayatma/görev değil. Eğer buna bir görev olarak bakacaksak bile bu görevi veren varlık senin dışındaki bir varlık/otorite değil. Çünkü varlık bir. Nihai anlamda birden fazla varlık yok, dolayısıyla birinin birine emir/görev vermesi diye birşey de anlamlı olmuyor.

"Madem ben o Bir'im, neden bunca acı çekiyorum, anlamsızlık, korku, işkence yaşıyorum?" diye sorabiliriz. Bu bizim kendi varlığımızın hakikatine ciddi oranlarda yabancılaşmış, hatta ters düşmüş olmamızdan kaynaklanan bir durum. Ego. Yani varlığın birliğinin ve niteliğinin farkında olmamak. Yani elimizdeki kaynaklardan anladığım ve sezdiğim kadarıyla bizler varlığımızın, yani Varlığın mutlak hakikatini hatırladığımız, inandığımız, güvendiğimiz ölçüde, Varlığın gerçek doğası olan engin farkındalık ve pozitifliği deneyimleyebiliriz. Hem de 3KH koşullarında olmamıza rağmen. Bu bizim hiçbir olumsuzluk, hiçbir kötülük deneyimlemeyeceğimiz anlamına gelmez ama hakikatin farkındalığının/inancının gücüne bağlı olarak hiçbir negatiflik bizi kontrolü altına alamaz.

Tüm hayatın, tüm evrenin, tüm varlığın sahibi sensin, sahipliğinden de ziyade "O sensin." Sana dışarıdan "hayat veren/dayatan" birşey yok. Şu anda içinde bulunduğumuz 3KH ortamındaki olumsuzluk ve acizlik koşulları durup dururken meydana gelmedi, bir geçmişi, bir hikayesi var. Bunu insanlık kendi özgür iradesiyle ve egosal seçimleri yoluyla kendi kendine dayatmış oldu. Özgür irade ("maalesef" mi demek lazım?) iki kenarı da keskin kılıç gibi. Çünkü ego (birlik farkındalığından kopuş) yoluyla kendi kendine zarar vermeye de imkan sağlıyor. Maharaj da bizi içine düştüğümüz bu durum ve bu durumdan çıkış konusunda bilgilendirmeye çalışıyor. Meseleye tam olarak vakıf değilim tabi ki, açıklama yaptığımı sanarken kafanı iyice karıştırıyor da olabilirim. Umarım konuştukça, tartıştıkça meseleyi netleştirebiliriz.

bona fide

#21
tüm değer yargılarından arınıp ilüzyon diyerek kabullenmek acı çekmeden misal suriyede yaşayan kendi halinde bir aile bir anda evine baskın yapılıyor evdeki kadın kızı kaçırılıyor büyük anne ve iki küçük erkek torun göçetmek zorunda kalıyor. kaçırılan kadınlar belki on kez değişik erkeklere satılıyor ailesinden haber alaıyor yaşlı kadın ve torunlar başka bir ülkede kampa yerleşiyor. maharajda sevdiklerimiz ve kayıplarımız için acı çekmenin normal olduğunu söylüyordu zamanla değişen koşullara ayak uydurulup yoğun duygusal tepkilerinde azalacağı zaman gelecek, geliyorda.

ego değil bahsettiğim dayanma eşiği mutsuzluk acı çekmek okul olduğunu bilsek dahi hani yukarda kasyopyalılarda diyor ya
"
Lütfen biraz sabırlı olun; size daha önce de söylediğimiz gibi evren yalnızca bir okuldur. Ve bu okul herkesin öğrenmesi için var. Herşeyin varolma sebebi bu. Başka bir sebep yok. Şimdi, eğer bu ifadenin gerçek derinliğini anlarsanız, deneyimlemesi mümkün olan tüm yoğunluk seviyelerini, deneyimlemesi mümkün olan tüm boyutları, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız "

sabır sabır sabır karşımıza çıkan tüm engellere direnç göstermeden yola devam etmek mangal gibi yürek gerektiriyor yani aslında bozadi bu engeller, arzulardan vazgeçirmek için önümüze sunuluyorsa tebrik ediyorum evrensel yasayı acaip güzel işliyor.hatta bazen karşımızdaki yanlış anladığı için normal giden akışta herşey alabora olveriyor. umursamadan bireylere karşı hislerde değişiklik göstermeden yaşamk için izole olmak yani tamamen yalnızlık değilde mesafeli ama ulaşılabilir olsakta çevremizdeki yoğun olumsuz ve acı verici şeyleri hissediyoruz yani herşeyde kendimizi bulunca duyusadıklarımızın gerçek olmadığının bilincinin bi faydası olmuyor sonuçta ruh öğrenmesi gerekenler için maddi alemde bu dünyada bakış açımız olayları ele alışımız ruhsal alemde de bu seviyede o yüzden rehberlere ihtiyacımız var.dünyada ki durmuuz daha zor tek başına bu dünyada kendi cennetimizi yaratmak komşu açken tok olmak gibi mümkün değil  o cennetin hzur vermesii ilüzyon olduğu bilinse dahi