Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_Gaia

Deniz Feneri Olmak...

Başlatan Gaia, 20 Mart 2017, 19:35:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Gaia

Herkese Selamlar,

Dün gece yaptığım bir meditasyon sonunda yaşadığım bazı arınma anlarında aklıma düşen bir konu üzerine yazı yazdım. Bir süre önce gene meditasyon sırasında deniz feneri imgesi görmüştüm. Dün gecede buna odaklanarak bir meditasyon yaptım ve bazı detayları zihnime düştü. Bende yazmaya karar verdim. Burada da bunları paylaşmayı istedim. Ve konu hakkında da fikirlerinizi merak ediyorum.

...........


İnsan tıpkı bir dalga gibidir. Hayatlarımızdaki küçük gitgeller,bir anda yükselirken diğer yandan düşen ruh halleri, bizleri gerçeğe biraz daha yaklaştırır. Bu süreçte
gitgellerimize karışan zehirli atıklar,dezanforme edici bilgiler ve programlar da irademizin güçlülüğünü,sağlamlığını sınayıcı niteliktedir. İradeler güçlendikçe,kişi
maddesel illüzyonun daha çok farkında oldukça hayatın gitgelleri,dalgaları bizleri sarsarak negatif tortumuzu,egolarımızı atmamızı sağlıyor.

Her insan kendi düşündüklerinden sorumludur derler. Bu doğrudur. Düşüncelerimiz tekamül yolumuzda bizlerin haritalarıdır adeta. Düşüncelerimiz ile kararları belirler
ve yeni yollara saparız. Dümenimizin yönü herzaman kafamızın içindeki düşünce dalgalarıyla belirlenir. Bazen karamsarlaşırız,bazen umut dolarız. Bazen sorunlarımız
bizi yönetir,bazen de biz sorunlarımızı eğlenceye çeviririz. Bunlar bakış açılarımızın önemini gösterir.

Bir olaya,eyleme bakarken bakış açınızın berraklığı orantısında objektif olarak bakabilirsiniz. İnsan alemi özümsemeyi ve egolarına yeni parçalar katarak modifiye
etmeyi sever. Çünkü bu kolay yoldur. Egoları modifiye etmekten ziyade, onların yani kimliklerimizin sahteliğinin farkına varmanın yarattığı özgürlük hissine sahip
olabiliriz. Bu öyle bir coşkunluk halidir ki hiçliğin ve aynı zamanda herşeyle bir olmanın verdiği hisler kelimelerle anlatılamayacak büyüklüktedir. Bu özgürlük
hissine içimize dönerek ve bizi sınırlandıran kimliklerimizden kurtularak ulaşabiliriz.

İçimizde bir gözlemci vardır. Objektif bir bakış açısıyla herşeyi olduğu gibi kabul eden,zamandan ve mekandan yoksun bağımsız bir yanımızdır bu gözlemci. Tüm
varoluşu içinde barındıran işte budur. Meditasyonlarda veya benzeri çalışmalarda yaşadığımız \'hal\' durumları işte bu gözlemci olduğumuzun farkına varma durumlarıdır.
Yargı yok,subjektif bir şekilde özümseme ve ona takılı kalma yok... Sadece kusursuz bir gözlem var. Geçip gitmesine izin vermek var. Eylem var. An var.

Bu hal durumlarını deneyimlediğimiz vakit belirli dönemler geçiririz. Kimliklerimizin beslendiği yapılar bir bir yıkılmaya başlar,çevremiz değişir ya da yalnız
kalmak isteriz. Şifa her deneyimde içimize akar ve negatif tortularımızı bir bir temizlemeye başlar. Bağımsızlaştığımızı hissetmeye başlarız. Bizin için ırk,
dil,din ayrımı artık bir şey ifade etmemeye başlar. Daha büyük bir şeyin parçası olduğumuzu anlamaya başlarız.

Tüm bu deneyimlerinizin yanında kimliklerimizde hayatta kalmaya çalışır,yapılarını onarmaya ve bizi tekrardan sınırlı halde tutmaya çalışır. Bunlar genelde
maddeselliğin verdiği arzular,vazgeçemediğimiz bağımlılıklarımızla irademizi sınarlar. Fakat sabırlı bir birey içindeki gözlemciliğini kullanarak kendini tekrardan,
cennetten düşüşten önce olduğu gibi bir bütün haline getirebilir. Kolektif bilince tekrardan kendini ulaştırabilir. Çünkü o içeride bir yerlerde bizi beklemekte.

Soğanın en dış katmanında olduğumuzu düşünelim. O katmanlar geçmiş yaşamlardan,bu yaşamımızdan birikmiş karmik tortular. Onlardan arınarak en merkeze geldiğimiz zaman
varoluş içimizde parlayacak. Böylece bir deniz feneri gibi insanlığa ışıldayacağız. Yollarını kaybetmiş gemilerin yani insanların rotalarını bulmalarında yaptıklarımızla,
ürettiklerimizle,vizyonumuzla ilham kaynağı olacağız. Onlarında içindeki öze ulaşmalarında ön ayak olacacağız belkide. Böylece bir zincirin halkaları misali büyüyecek
fenerlerin ışığı.

Gün gelecek öyle bir an olacak ki,fenerlerin ışığından yeni bir güneş doğacak. Kolektif güneş. Bu işte bilincin evrimi olacaktır. Kimliklerimizden,egolarımızdan,negatif tortularımızdan arınma sürecinde deniz feneri adaylarıyız hepimiz.
Katmanlarımızdan,tortularımızdan kurtulduğumuzda bir yıldız gibi parlayacağız evrende.


bozadi

#1
Paylaşım için teşekkürler Gaia. Deniz feneri güzel bir simge ve deniz fenerlerinin ışıklarının birleşerek yıldız gibi parlaması da güzel bir imgeleme :)

"Objektif gözlemci / tanık" konusu Maharaj'da da çok geçiyor. Hatta bu "saf farkındalık" konusunun, kitapta daha önce anlamakta çok zorlandığım bazı hususları aydınlatabilecek şey olduğu sonucuna vardım. Örneğin Maharaj sıkça En Yücenin tüm kutbiyetlerin, zıtlıkların, hatta "herşeyin" ötesinde olduğunu söylüyor. Hatta, "O olmanın da olmamanın da ötesindedir" diyor ve bu bana biraz garip geliyor. Çünkü hem mutlak varlıktan bahsedip hem de "olmanın ve olmamanın ötesinde" deyince, burada ciddi bir çelişki varmış gibi geliyor. Ama olaya objektif "farkındalık/tanıklık" açısından bakınca, o zaman bu ifadeler daha makul geliyor. Yine örneğin Ra'da, "Bir'in Yasası ne başkalarına hizmete göz kırpar, ne de kendine hizmete" diye bir ifade var ve Maharaj'ın yukarıda belirttiğim beyanlarını çağrıştıran bu ifadenin de benzer bir açıklaması olduğu sonucuna vardım. Saf farkındalık/tanıklık öyle birşey ki, tamamen objektif birşey. Bu bir yanda varlık ile diğer yanda varlığın kendisi (veya herşey) hakkındaki objektif farkındalığı arasındaki fark gibi birşey sanırım.

Hani, elektronlar (-) var, pozitronlar (+) var, bir de "nötronlar" var atomda. Saf farkındalık/tanıklık denen şeyde mutlak bir nötrlük var herhalde. Atom modeline göre elektronlar atomun gövdesini veya dış kısmını oluştururken, pozitronlar ve nötronlar bir arada atomun çekirdeğini oluşturuyorr. K'ların "BH dengedir" dediği şeyle de bağlantılı sanırım bu, yani pozitronlarla nötronların içiçe olması. Ve bu konunun Ra'da ve Maharaj'da geçen yukarıda belirttiğim beyanlarla yakından ilgili olduğunu anlıyorum ama pozitiflik ile nötrlük arasındaki ilişkiyi henüz tam olarak anlamlandıramadım.

Bu arada, duygu ve düşüncelerini, ilhamlarını yazıya dökmenin objektifliği, farkındalığı artırıcı bir etki yaptığını tahmin ediyorum.

Gaia

#2
Evet. Duygu ve düşüncelerimi,ilhamları yazıya dökmek gerçekten objektifliği arttırıyor. Öyle birşey ki içe dolan yaratıcılık suyunu boşaltmak gibi. Boşaltmadığım sürece boğulma tehlikesi yaşıyorum,kafa karışıklığı vs. gibi durumlar yani. Fakat yazdıkça,o yazdıklarımı da okudukça büyüdüklerini görüyorum. Her seferinde yeni anlamlar çıkartıyor insan okudukça.

Şu saf farkındalık dediğin,benim de kendi kendime 'hal' adını taktığım duruma ulaştığım kısa süreli anlar yaşıyorum meditasyonda. Öyle birşey ki herşey oluyorsun,sırtından yukarıya serin bir enerji yükseliyor ve ağlamak isteği geliyor ama öyle yoğun ki aynı zamanda gülüyormuş gibi de oluyosun. Hani bir arada herşey. Çok değişik bir yoğunluğu var.

Buradan çıkardığım anlamsa kelimelerin yetersiz oluşuydu. Bu açıklanacak bir durumdan ziyade yaşanacak bir durum. Çünkü o an da vuku bulan neyse sadece oluyor. Onu tanımlamaya çalıştığım anda kesintiye uğruyor. Kafamdaki 'otomatik' düşünce ve imgeler gelmeye başladığı zamandaysa gidiveriyor. Nasıl desem,hareket halinde devinen bir şey gibi bu. Dünya ve diğer herşey o an önemini kaybediyor. Fakat kesildiği an yeniden hissetmeye başlıyorsun matrixin ağırlığını üzerinde.

Arındırıcı birşey,insana yeni ilhamlar katıyor. Özellikle dün geceki durum tabiri caizse efsaneydi benim için. Beraberinde gözüm açıkken gördüğüm yeşil renklerde ayrı bir olaydı. Bu konu ile ilgili 4. yoğunluk sızıntısı olabileceğini düşünüyorum. Sanırım sınırları zorladıkça ve maddeselliği bırakma güdüsünün şiddetini arttırdıkça,paralel olarak,bu renklerde de artış oluyor. Mavi ve yeşil renkler bolca dolanıyor çevremde.

Bu tür,özellikle gözler açıkken, gün içinde renk görme deneyimleri yaşayanlar varsa konuya olan bakış açılarını,fikirlerini merak ediyorum ayrıca.

bozadi

#3
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Gaia

 Bu tür,özellikle gözler açıkken, gün içinde renk görme deneyimleri yaşayanlar varsa konuya olan bakış açılarını,fikirlerini merak ediyorum ayrıca.

Diğer bir tartışma başlığında bona fide meditasyon deneyiminde renkler görmeyle ilgili şunu söyledi:

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

 çunki meditasyon denemelerinde çok garip oluyorum gözlerimi kapadığım o sessizlikte bir tünel ve o koyu eflatun ışıkla hızla akarken aydınlatılıyor gibi yol aldıkça o renk sanki açıyor yolu hızlı çok hızlı ben bu aşamada kesiyorum meditasyon denemelerini ve gece yapmadım korkumdan hiç.

Ben de şunu söyledim:

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

 Ben de bazı meditasyonlarımda veya benzer dinginlik, sükunet hallerimde, özellikle ortam loşsa mor ve yeşilimsi sarı şeklinde iki rengin dansı denebilecek birşey görüyorum. Çok somut bir şekilde görebildiğim birşey değil ama gevşedikçe ve sakinleştikçe daha belirginleşiyor bazen. Bu hep pozitif bir ruh halindeyken oluyor, ille hepsinde olmasa da.

Bu arada ben söz konusu renk dansını gözüm açık olarak da görüyorum, kapalı olarak da. Yani aslında bir şekilde zihin ekranımda olan birşey ama gözüm açıkken de baktığım herhangi bir yerde gözümün önünde oynuyor.

Aura görme gibi bir yeteneğim hiç olmadı. Renkler görmeyle ilgili tek sıradışı deneyimim bu sanırım.

Gaia

#4
Mesela iki gün önce arkadaşımla derin bir sohbet yapıyorduk. Baya kafa patlatıyorduk. O gün mesela,muhabbet sırasında mavi renkler gördüm. Onun dışında yoğun duygu halleri sırasında,özellikle sevgi, yeşil renk açığa çıkıyor. Birkaç gün önce de kırmızı renk görmüştüm,ondan sonra da öfke oluşmuştu içimde. Kendimi aşırı dünyasallığa kaptırdığımda sarı renk çıkıyor açığa. Böyle enterasan bi düzeni var.

Kırmızı:Öfke , Mavi: Derin Sohbet yada düşünce , Yeşil: Derin duygusallık,huzur  , Sarı: Maddesel arzular vs.  diye katagorilendirebilirim deneyimlerime göre.

Acaba duyguların renklerini görme diye bir şey var mı ? Yada diyorum bu renkler zaman ve mekandan bağımsız da,bir sonraki yaşayacağımız duygu durumunu mu veriyor bize ? Kafamda deli sorular.

bozadi

#5
Çakra renkleriyle uyumlu görünüyor yaşadıkların :)

Aoibheann

#6
Eterik bedene ait çakra rengi genelde stabildir.

Duygu durumuna göre imajine ediyor olabilirsiniz ya da dışarıdan size etki eden enerjiyi algılıyor olabilirsiniz.

Yani en azından tecrübelerim bu yönde.

Bir de bu gözler açıkken enerji geçişlerini nasıl yakalıyorsun? Bende genelde aniden belirip kayıp geçiyor. Siz nasıl tecrübe ediyorsunuz?

Bir de beraber turuncu rengi yorumlayabilir miyiz? Çünkü ne zaman gözlerimi kapasam ya da şifa çalışması yapmaya çalışsam ne renk imajine etmeye çalışırsam çalışayım turuncu hep baskılıyor.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Gaia

#7
Renkler genelde beklemediğim anlarda geliyor. Geldiği zamanlarda da yaşadığım duygu durumlarını yazdım yukarıda. Onun dışında bazende bu duygu durumlarından bağımsız mavi ve yeşil renkler geliyor. Hem bu duygusal hallerde geliyor,hem de bu duygusallıktan bağımsız kendiliğinden çıkıyor ortaya.

Farkında olmadan imajine ediyor olabilir miyim bilemiyorum. Fakat bilinçli bir imajine ile bunları üretmediğimi biliyorum. Dışarıdan bir etki,enerji olabilir aslında. Fakat bunlar genelde direk bedenime etki ediyor. Dışarıdan enerji girişleri vs. amacına göre çeşitli çakra kanallarından giriyor içeri. Mesela negatif bir enerji girişi oluyorsa genelde cinsel çakram(karın çakrası,2. çakra) üzerinden giriş yapıyor. Daha sonra giren bu enerji zihinde bazı programlara neden oluyor. Hani oluşunu çok gözlemledim bunların. Durdurmanın yolu var mıdır bilmiyorum ama mücadelenin yolu var. Sağlam bir irade geliştirdiğiniz zaman kayıtsız kalabiliyorsunuz bu programvari durumlara.

Gözler açıkken özellikle bir şey yapmıyorum dediğim gibi doğal gelişiyor. Turuncu renk ikinci çakraya(karın çakrasına) tekabül ediyor sanırım. Belki de içsel görünüz niyetiniz eşliğinde bu çakranız üzerinde şifa çalışmanızı öneriyordur size. 


bozadi

#8
Linklerini paylaştığımız Ra Bilgileri'nin PDF versiyonlarını indirerek Ra'nın 7 yoğunluğa ve 7 çakraya tekabül eden 7 renkle ilgili çeşitli yorumlarını okuyabilirsiniz. PDF'leri indirdikten sonra metin arama kutucuğundan renk adlarını (kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, çivit/indigo ve mor) tarayarak çok çeşitli yorumları bulabilirsiniz ama tek bir yoruma takılmamak lazım, mümkünse hepsini okuyup bir değerlendirme yapmak sağlıklı olur. Çünkü belirli bir yorumda sadece KH enerjileri/potansiyelleri açısından, bir başka yorumda ise sadece BH enerjileri/potansiyelleri açısından yorum yapılıyor olabilir.

Gaia

#9
Evet bozadiye katılıyorum. Sonuçta buradaki yorumlarımız subjektif.