Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

BH’leşmek için ne yapmak gerek?

Başlatan bozadi, 13 Eylül 2021, 13:45:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#120
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Teşekkürler bozadi yorumların için.

Alıntı YapC: Önce seçimin farkındalığı gelir. Sonra seçimin yapılması. Sonra mezun olmak için enerjinin arttırılması. 3. yoğunluğun sorunu,
seçenekleri tanımlamada. Çünkü pek çok şey perdelenmiş durumda.
S: (R) E-grupta sanırım birkaç hafta önce yaptığımız tartışmayla ilişkili bu. Mümkün olan çok şey var ama bunları bilmezsen, seçemezsin.
Bilmediğin birşeyi nasıl seçebilirsin? (B) Seçimin faydalarına erişmek için burada seçimi yapman gerekiyor. (L) Evet. Eğer bir seçeneğin
olduğunu bilmezsen seçim yapamazsın. (R) Kirlenmiş sudaki balık gibi. (L) Evet. O ortamda yaşamayı öğreniyorsun, ona alışıyorsun ve artık
alternatif algılamıyorsun.

Sanırım güzel bir nokta oldu. Farkında olmadan seçemezsin. Seçsen de enerjini arttırmalısın notu çıktı buradan o zaman.
Çok güzel bir hatırlatma oldu sybleman.

Alıntı Yap
Önce seçimin farkındalığı gelir. Sonra seçimin yapılması. Sonra mezun olmak için enerjinin arttırılması. 3. yoğunluğun sorunu, seçenekleri tanımlamada. Çünkü pek çok şey perdelenmiş durumda.

Bununla bağlantılı olarak, son zamanlarda celselerden birkaç kez alıntıladığım bir açıklamayı da tekrarlamak istiyorum:

Alıntı Yap
C: ... Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4. yoğunluk BH'ye ilerleme mümkündür.


İki alıntıdaki açıklamayı birleştirince, "pozitifliğimizi artırma" niyetinin bizler için gayet doğal, faydalı, gerekli bir çaba olacağı izlenimini ediniyorum.

Dünya hayatında epeyce sorun parayla çözülüyor. Yeterli paran varsa, karşılaştığın çoğu sorunu kolayca çözebiliyorsun. Manevi olarak ise bunun karşılığının "pozitiflik" olduğunu düşünüyorum. Pozitifliğin ne kadar (kalıcı bir şekilde) yüksekse, manevi/ruhsal olarak karşılaştığın sorunları çözme veya atlatma konusunda o kadar avantajlı olursun. Ve elimizdeki tüm temel kaynaklar bize sürekli pozitifliğimizi, huzurumuzu, sevincimizi, moralimizi yükseltme ilhamı vermeye çalışıyor. Pozitiflik arttıkça (ki elbette KH yönelimli bir kendini eğlendirmeyi kastetmiyorum), negatif varlıkların üzerimizdeki etki gücü de giderek zayıflıyor. BH dediğimiz şey ile pozitiflik arasında çok doğrudan bir ilişki var. E bu durumda? Hayatta pozitifleşmekten başka ne işimiz var ki? Ve bundan daha güzel bir iş, uğraş olabilir mi? "Pozitifleşme" ile "bilgi artışı" arasındaki ilişkiye de değinmek gerektiğini düşünüyorum. Bence arada çok önemli bir ilişki, etkileşim, uyumluluk var.

bozadi

#121
Alıntı Yap
Geçen attığım frekanslarla ilgili olan videoda bir konu geçmişti ve mantıklı gelmişti. Bir frekansa yükselmek için önce onun gibi davranmak, hissetmek lazım demişti. Yani belki ilk başta zorlarsın bunun için ama gittikçe o frekansa uyum sağladıkça bu doğal gelir ve artık senin frekansın odur.

Aslında BH olunca nasıl davranılması gerekiyorsa o mantıkta düşünüp öyle davranmaya başlamak da bunun için bir adım olabilir? Tabii bu dünya algısında ne kadar yapılabilirse... Yapabileceğimiz kadar. Kendimizi tamamen soyutlamadan. Belki sadece düşünce boyutunda bile yapabilsek, onun bile faydası olur diye düşünüyorum.

[/size=3]
Çok doğru bir çıkarım, çok doğru bir öneri diye düşünüyorum.

Hatta bir ara bununla ilgili olarak şöyle bir diyalog oluştu kafamda otomatik olarak:

Soru: Ne olmak istiyorsun?
Cevap: Pozitif.

Hani çocuklara "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" derler ya, onun gibi. Kendimize "Ne olmak istiyorum?" diye sormalıyız. Amacımız nedir? Hayatta, varoluşta niyetimiz nedir? Gönlümüzün en derininden geçen nedir? Cevap pozitifleşmedir. Bana sorarsan hayatta başka hiçbir işimiz yok. Kaynağa dönüş en doğal ve güçlü güdüdür ve "bilgi/bilinç artırarak" kaynağa dönüş, pozitifliğin artırılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. BH kutbiyeti arttıkça 7y'ye doğru ilerleniyor. "BH kutbiyeti" ile "pozitiflik" arasında doğru orantı ve hatta özdeşlik var.

bozadi

#122
Alıntı Yap
Mesela atıyorum şuanda. Sohbet sırasında, aslında olayların arkası böyle değil, şunlar şunlar olmuş deyip, kendi edindiğin bilgiyi verdiğinde bu bile KH yönelimi mi oluyor acaba?

Evet, bazı durumlarda öyle olabilir. Bir bilgiyi (doğru da olsa) öne sürme şekline ego bulaşabilir. Hepimiz ego taşıdığımıza göre, bu hatayı potansiyel olarak hepimiz yapıyoruz veya yapabiliriz, sanırım. Pozitifleşme (BH kutbiyeti) arttıkça, bu konudaki sorunlar da azalacaktır diye düşünüyorum.

bozadi

#123
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi
Şubat 2023'ü merak ettirmeye başladın sybleman :) Ne tür değişiklikler olabileceğine dair bir sezgin var mı? Gerçi bunun kesin değil, sadece olası bir gelecek algısı/sezgisi olduğunu kabul etmekte fayda var sanırım. Geleceğin akışkanlığı/değişkenliği faktörünü göz önünde bulundurmak gerek.

Söylemeyeyim bozadi, ben bile kendimden emin değilim ki. Rüyamda tarih bilgisi geliyor sürekli ama ben de benliğimden uyduruyor da olabilirim tabii, bu da bir ihtimal.

Ama ilginci bir Rus medyum vardı. Kasyopya forumda paylaşmış birisi. O da Şubat ayını söylüyordu.
Tamam. "Bekleyelim ve görelim" :)

bozadi

#124
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Alıntı YapS: (L) 4. yoğunluğa geçiş fırsatı bakımından, insanlar için odaklanması en önemli olan şey nedir?
C: Böyle birşey yok!
S: (L) Anlamıyorum. (A) EN önemli diye birşey yok. Bir birey için önemli olan şey o birey için önemlidir ve bu her birey için farklı olabilir.
C: Evet, teşekkürler Ark!!!

Demekki yapılabilecekler arasında bahsettikleri şeylerde önem sırası kişisel. Her bir kişi için farklı bir önemi var.
"İnsanların" büyük çoğunluğunun 3. yoğunluğu tekrarlamak durumunda olacağını da göz önünde bulundurmak gerek bu konuda. K'lar bazen benzer sorulara farklı zamanlarda biraz farklı cevaplar verebiliyor. Yani örneğin bir durumda "4. yoğunluğa hazırlık için ne yapmak gerek?" gibisinden bir soruya "Hazırlık için birşey yapmaya gerek yok, olması gereken olacak" gibisinden bir yanıt verirken, bazen bu konuda gayet spesifik bazı tavsiyelerde de bulunabiliyorlar. Bazen soruların tek bir cevabı olmuyor. Uygun zamanlarda cevabın çeşitli parçalarını veriyorlar gibi. Tüm cevap parçaları, ilgili konuda gerekli kavrayışın bir parçasını oluşturuyor. Parçaları birleştirmek gerekiyor. Tabi bu her tür soru-cevap için geçerli olmayabilir. Konusuna bağlı sanırım.

sybleman

#125
Evet bu farklı cevap verme durumlarını ben de tam çözemedim. Mesela bir yerde 4.boyuta geçmek için makine yapmalı mıyız demişlerdi. K'lar da evet bu gerekli gibi bir konuşma geçmişti. Ama önceki konuşmalarda sanki bu puf diye olacak gibi bir algı var. Veya kişi boyut değiştirme kabiliyetine ulaşınca seçimini yapıp geçicek gibi bir algı oluşmuştu bende.

Yukarıdaki soru için düşündüğümde K'ların detaylı sorulara güzel cevaplar verdiğini bu soru da genel olduğundan böyle geçiştirilmiş olabileceği aklıma geldi. Çünkü bu kişisel bir durum, herkesin yapması gerekenler farklı gibi duruyor.

Yani burada deseler ki, Bh'laşmak için her gün meditasyon yapın. Bu herkes için doğru seçenek olmayabilir. Genele cevap verdikleri için bu tarz konularda tam bilgiden kaçınıyorlar gibi geldi bana.

Aslında burada herkesin kendi tekamül sözleşmesi dahilinde yapacakları ve yapması gerekenlerin de farklı olduğunu düşünürsek, burada verecekleri önem düzeyi herkes için farklı olacak gibi.

Sanırım bunu da belki kendi ön sezilerimizle ve ihtiyaç duyduğumuz alana yönlenerek kendimiz bulmalıyız gibi geldi.

Ben öyle algıladım okuduklarımdan sanki.

Ya da o hiçbir şey yapmanıza gerek yok kendiliğinden olacak dedikleri durumda algıladıkları zaman dolayısıyla belki de bir şey yapmamıza gerek yoktu. Ama sonraki sordukları tarihte bu durum değişti.

Farklı cevaplarını böyle algılıyorum, zamandaki alternatif gerçekliklerin olma olasılığı değiştikçe cevapları da değişiyor gibi.

Sanki Laura da bunu farketmiş, genelde celse sonunda Dünyaya yaklaşan komet var mı? Bir afet geliyor mu diye sürekli sormuş [:D] Belki gerçeklik değişirse yakalarız diye mi acaba?

sybleman

#126
Evet burada da gülmenin etkisinden bahsetmişler, BH yolunda yapılabilecek kolay şeylerden sanırım :D Ve eşik aşılınca kendiliğinden olan birşey gibi.

Alıntı YapS: (I) Hiç bu kadar gülmemiştim! BH'nin nasıl olabileceğiyle ilgili küçük bir örnek. Farkında olduğumuzdan çok daha fazlası.
(S) Gülmeyle, kahkahayla ilgili özel birşey var mı? (I) Enerji mi üretiyor?
C: Saf kahkaha sizin aleminizde nadir deneyimlenir. 4. yoğunluğu bekleyin!
S: (I) Dediğim gibi, bekleyemiyorum... (H) Kendi kendime güldüğüm o an, buna yakın birşey miydi?
C: Kısmen. Daha çok bir blokajın kalkmasıydı.
S: (L) Benim durumum da öyle birşey mi? Gülmeyi engelleyemiyorum.
C: I____'da farklı. Büyük bir bloğu aştın bile.

sybleman

#127
Farklı bir konuya denk geldim. Başkalarına yardım etme isteği içerisindeyken, eğer kaybetme korkusu ile bunu yapıyorsak, bu da bir KH eğilimine dönüşüyor. Sevgiyi, saygıyı ve bence en önemlisi "öz-imajı" kaybetme korkusuyla yardım etmemek gerekiyor anladığım kadarıyla.

Alıntı YapS: (T) Pekala, bir sorum daha var. Biliyorum herkes çok yorgun. O vazgeçtiğim amaçlarda, sebep sadece kendimle ilgili basit bir salaklık
mıydı, yoksa o sırada gerçekten birilerine yardımcı oluyor muydum?
C: Çoğunlukla ilki. Ve bu çoğu durumda kaybetme korkusuyla ilgiliydi.
S: (T) Söyledikleri şeyi anlamaya ve hayatımla ilgili olarak bir perspektife sokmaya çalışıyorum. Bu amaçlardan vazgeçerken KH eğilimi
içinde miydim, yoksa BH mi? KH eğilimi içindeydim gibi görünüyor. Yani kendimi incitiyordum.
C: Eğer derin seviyelerdeki neden korkuysa, diğerlerine yardım etme isteği sıkça KH olabiliyor.
S: (T) Ne korkusu?
C: Kaybetme.
S: (T) Hmm, bunun üzerinde biraz düşünmem gerekiyor. (L) Neyin kaybedilmesi? (T) İyi soru. Neyin kaybedilmesi?
C: Saygı, sevgi, diğerlerinin fikirleri. ve büyük bir tane daha: öz-imaj (ç.n.: kendiyle ilgili sahip olunan imaj)
S: (L) Sanırım diğerlerine yardımcı olmak için yapman gerektiğini düşündüğün bazı şeyler vardı ve bunlardan vazgeçtin çünkü eğer
kendinden, isteklerinden, ihtiyaçlarından, takip etmek istediğin şeylerden fedakarlıkta bulunmazsan insanların sana verdiği değerin
azalacağından, artık seni sevmeyeceklerinden, senden hoşlanmayacaklarından, seni bencil, adi biri olarak göreceklerinden korktun. (J) Ve
öz-imajını yitireceğinden. (L) Ve öz-imajın bir kurtarıcı, çözücü, yardımcıydı. (T) Bu herşeyi özetliyor sanırım, değil mi? (L) Hepimiz aynı şeyi
deneyimliyoruz. Kaybetme korkusu. Öz-imajını kaybetmek. (T) Tamam, bunun üzerinde çalışabilirim. B

Celselere ilk başladığımda çok basit mantıkla "Başkalarına Hizmet" ne olabilir ki dedim? Yani diğerlerinin istediklerini yapmak mı? Diğerlerini kırmamak mı? değil, şuanda bunu açıkça daha net görüyorum.

Hani derler ya, birisi açsa ona balık verme balık tutmayı öğret. (Sözün aslını hatırlayamadım böyle birşeydi sanırım)

O Mantık aslında, yani elinden tutup yürütmek değil, ona nasıl yürüyebileceğini anlatmak, destek olmak, yanında olmak tabii istediğinde. Ama kesinlikle elinden tutup yürütmek değil.

Zaten celselerdeki sorulara cevap şekilleri bile bunu yansıtıyor. Cevabı direkt olarak vermiyorlar, eğer öğrenilmesi gereken, keşfedilmesinin daha iyi olduğu bir yer varsa. Ufak ipuçları verip kendilerinin bulmasını sağlıyorlar.

Kendi 3y hayatımızda bunu nasıl yansıtabiliriz? En yakını aile ve arkadaş çevremizle ilişkilerde bu yolu seçmeye çalışabiliriz gibi. Bir yardıma ihtiyaçları olduğunda, destek olup, nasıl yapabileceklerini söyleyebiliriz, ama müdahele etmeden. Doğru yolu kendisinin bulmasına izin vererek. Yardım istediği yerde müdahil olarak.

Gibi? Doğru bir çıkarım yaptım mı acaba?

Öz-imajı kaybetmemek için yardımcı olmak da çok ilginç bir konu oldu. Burada kastettikleri şu mu acaba? Kendimiz için kabul ettiğimiz imaj. Yani ben buyum imajı. Ben yardımseverim imajı. Egoyu kullanarak kendimizi iyi hissetmek için yapılan yardım buna giriyor, sanırım.

bozadi

#128
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Evet burada da gülmenin etkisinden bahsetmişler, BH yolunda yapılabilecek kolay şeylerden sanırım :D Ve eşik aşılınca kendiliğinden olan birşey gibi.

Alıntı YapS: (I) Hiç bu kadar gülmemiştim! BH'nin nasıl olabileceğiyle ilgili küçük bir örnek. Farkında olduğumuzdan çok daha fazlası.
(S) Gülmeyle, kahkahayla ilgili özel birşey var mı? (I) Enerji mi üretiyor?
C: Saf kahkaha sizin aleminizde nadir deneyimlenir. 4. yoğunluğu bekleyin!
S: (I) Dediğim gibi, bekleyemiyorum... (H) Kendi kendime güldüğüm o an, buna yakın birşey miydi?
C: Kısmen. Daha çok bir blokajın kalkmasıydı.
S: (L) Benim durumum da öyle birşey mi? Gülmeyi engelleyemiyorum.
C: I____'da farklı. Büyük bir bloğu aştın bile.
"Kahkaha terapisi"ni hatırlattı bana. İlgili youtube videoları için: https://www.youtube.com/results?search_query=kahkaha+terapisi

bozadi

#129
Alıntı Yap
Celselere ilk başladığımda çok basit mantıkla "Başkalarına Hizmet" ne olabilir ki dedim? Yani diğerlerinin istediklerini yapmak mı? Diğerlerini kırmamak mı? değil, şuanda bunu açıkça daha net görüyorum.

Hani derler ya, birisi açsa ona balık verme balık tutmayı öğret. (Sözün aslını hatırlayamadım böyle birşeydi sanırım)

O Mantık aslında, yani elinden tutup yürütmek değil, ona nasıl yürüyebileceğini anlatmak, destek olmak, yanında olmak tabii istediğinde. Ama kesinlikle elinden tutup yürütmek değil.

Zaten celselerdeki sorulara cevap şekilleri bile bunu yansıtıyor. Cevabı direkt olarak vermiyorlar, eğer öğrenilmesi gereken, keşfedilmesinin daha iyi olduğu bir yer varsa. Ufak ipuçları verip kendilerinin bulmasını sağlıyorlar.

Kendi 3y hayatımızda bunu nasıl yansıtabiliriz? En yakını aile ve arkadaş çevremizle ilişkilerde bu yolu seçmeye çalışabiliriz gibi. Bir yardıma ihtiyaçları olduğunda, destek olup, nasıl yapabileceklerini söyleyebiliriz, ama müdahele etmeden. Doğru yolu kendisinin bulmasına izin vererek. Yardım istediği yerde müdahil olarak.

Gibi? Doğru bir çıkarım yaptım mı acaba?

Balık vermek yerine balık tutmayı öğretmek başkalarına hizmetin önemli bir bileşeni sanırım. Veya yerine göre ikisinin bir dengesi ama özellikle "balık tutmayı öğrenmenin/öğretmenin", mevcut şartlarda kıymeti daha fazla gibi geliyor bana. Bunun dışında, "misafirperverlik" kavramı da "başkalarına hizmet"le ilgili önemli ipuçları barındırıyor sanırım. Aslında hayatımızda BH kavramıyla ilgili bir sürü benzer örnek bulunabileceğini tahmin ediyorum. Tabi tartışılması, çeşitli açılardan ele alınması gerekebilir.

Alıntı Yap
Öz-imajı kaybetmemek için yardımcı olmak da çok ilginç bir konu oldu. Burada kastettikleri şu mu acaba? Kendimiz için kabul ettiğimiz imaj. Yani ben buyum imajı. Ben yardımseverim imajı. Egoyu kullanarak kendimizi iyi hissetmek için yapılan yardım buna giriyor, sanırım.

Evet, öz-imaj, kişinin kendisiyle ilgili sahip olduğu imaj, algı, resim anlamında. Celsede "T" kısaltmasıyla geçen kişi yanlış hatırlamıyorsam, eşiyle birlikte katıldığı birçok celseye önemli katkıları olan Terry adlı şahıs. O alıntıda tam olarak neyden bahsedildiğinden emin değilim ama şöyle bir izlenim edindim alıntıyı okurken: Terry sanki "başkalarının onayına, sevgisine" fazla bağımlı olma sorunu yaşamış. Bir "bağımsızlık" eksikliği sorunu gibi. Sırf başkalarının ona olan ilgi, kabul, onay, destek ve sevgisini kaybetmemek için, belki de bağımsızlaşma, biraz içe çekilme, bireysel olarak kendi üzerinde çalışmayla ilgili bazı faaliyetleri ihmal etmiş olabilir.

Qui-gon jinn

#130
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Evet burada da gülmenin etkisinden bahsetmişler, BH yolunda yapılabilecek kolay şeylerden sanırım :D Ve eşik aşılınca kendiliğinden olan birşey gibi.
Alıntı YapS: (I) Hiç bu kadar gülmemiştim! BH'nin nasıl olabileceğiyle ilgili küçük bir örnek. Farkında olduğumuzdan çok daha fazlası.
(S) Gülmeyle, kahkahayla ilgili özel birşey var mı? (I) Enerji mi üretiyor?
C: Saf kahkaha sizin aleminizde nadir deneyimlenir. 4. yoğunluğu bekleyin!
S: (I) Dediğim gibi, bekleyemiyorum... (H) Kendi kendime güldüğüm o an, buna yakın birşey miydi?
C: Kısmen. Daha çok bir blokajın kalkmasıydı.
S: (L) Benim durumum da öyle birşey mi? Gülmeyi engelleyemiyorum.
C: I____'da farklı. Büyük bir bloğu aştın bile.
İyi en azından bir konuda muvaffak olabilmişiz gibi duruyor, hem de master degree, hahaha!...

- Neye gülüyosun bu kadar yav! Gülme artık Qui, yeteeer!
- Puhahaha!
- Evren cezanı verecek!
- Ahahaha!... [8D]

sybleman

#131
[:D][:D][:D][:D]

Evren cezanı verecek! Çok iyiydi [8D]

Dionysos

#132
Alıntı YapBH'leşmek için ne yapmak gerek?

Soruyu aktif gönderilerde görünce anlık olarak ister istemez tam bunun üzerinde düşündüm de ilk an da çağrışan şu oldu.
Tüm insanların bilgilendirilmesi. Yani öncelikle bh diye bir kavramın varlığı, evrendeki varoluş biçimlerini açıklanması bunu bilgisi ya da ifşası gerekirdi. Yani herkesin kulağına açık su kaçması. Evrensel bilişin resmiyet hürriyet açıklık kazanması gibi bir şey. O durumda bunun nasıl öğrenilip öğretileceğine dair de geniş perspektif eminim sağlanırdı.

Bunun dışında tek başımıza kendimiz olarak bireysel bir ruh grubunun ya da insanlık olan ruh grubunun parçalı üyeleri iken nasıl tek başına bh olunur bu mümkün mü_? çünkü kh gerçekliğini paylaşıyoruz. Bir ruh grubunu paylaşıyoruz. Ortak ya da bireysel bir kader misyon profili var?
Sonuç olarak ben bunu düşünüce her defasında işi bh ın kavranışıyla aramızdan ayrılırdı gibi gelir.  ya da kendimiz onu parçalarken mi bulacaktık? Aramızda bir bh olsa on ne yapardık? Sanırım hepimizle savaşması gerekir ve kh olarak hepimiz ona saldırıyor olurduk hatta bh ı kavrama arama süreci bile öyle olurdu. Laura'lara söylenen bir şeyde kh olan savaşa ara verme. Bunu kendiyle savaş olarakta görüyorum. Bh olma ya da olmaya çalışma demek kendi kh ıyla, o yönüyle kişinin kendiyle savaş demek gibi görünüyor.

Başka bir seçenekte sanırım k'ların biz ancak sizin üzerinizden hareket edebiliriz ,titreşim uygunsa görüşürüz ve kanallama demesindeki gibi süreçler ve üzerimizden hareket edilmesi ve kanallama sağlama yoluyla bu arada bilgi transferinden biraz öğrenme ve edinim belki olabilirdi. Yıllarca ve saatlerce kanallayan ve bu anlamda bedeni/zihni/enerjisi direkt olarak uzun bir süre bh a bir ölçüde kanal olan onlar bile  ne kadar bh öğrenebildi bilmiyoruz.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#133
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

 Soruyu aktif gönderilerde görünce anlık olarak ister istemez tam bunun üzerinde düşündüm de ilk an da çağrışan şu oldu.
Tüm insanların bilgilendirilmesi. Yani öncelikle bh diye bir kavramın varlığı, evrendeki varoluş biçimlerini açıklanması bunu bilgisi ya da ifşası gerekirdi. Yani herkesin kulağına açık su kaçması. Evrensel bilişin resmiyet hürriyet açıklık kazanması gibi bir şey. O durumda bunun nasıl öğrenilip öğretileceğine dair de geniş perspektif eminim sağlanırdı.

Bunun dışında tek başımıza kendimiz olarak bireysel bir ruh grubunun ya da insanlık olan ruh grubunun parçalı üyeleri iken nasıl tek başına bh olunur bu mümkün mü_? çünkü kh gerçekliğini paylaşıyoruz. Bir ruh grubunu paylaşıyoruz. Ortak ya da bireysel bir kader misyon profili var?
Sonuç olarak ben bunu düşünüce her defasında işi bh ın kavranışıyla aramızdan ayrılırdı gibi gelir.  ya da kendimiz onu parçalarken mi bulacaktık? Aramızda bir bh olsa on ne yapardık? Sanırım hepimizle savaşması gerekir ve kh olarak hepimiz ona saldırıyor olurduk hatta bh ı kavrama arama süreci bile öyle olurdu.
İnsanlık "cennetten" düşmeden önce bir grup ruhuymuş ama düşüşten sonra işler biraz karıştı sanırım. Dünyadaki mevcut nüfusun tümünün o cennetten düşen gruba mensup olmadığı kesin gibi görünüyor çünkü hem Ra'da hem de K celselerinde, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının, 2y'den 3y'ye "nispeten" yakın zamanlarda mezun olmuş insanlar olduğuna değiniliyor. "Yakın zaman" derken, bunların büyük çoğunluğu biz dünyanın fiziksel ortamına düşmeden önce de dünyada bulunuyordu belki de ama yine de evrim anlamında bizden çok çok geride oldukları anlaşılıyor. K'lar bunlara OP ("ruhsuz" veya belki ruhsal olarak "reşit olmayan") diyor, Ra'da ise bu insanların "hayvani" eğilimlerinden bahsedilmişti sanırım. Bu grubun bu hasat/mezuniyet döneminde 4'e (BH'ye) mezun olma ihtimallerinin bulunmadığı anlaşılıyor. Onları boş verelim, geri kalan "ruhlu" grubun bile çoğunluğunun 4'e mezun olamayacağı anlaşılıyor. Zaten dünyanın ruhlu yarısının da kendi aralarında bir ruh grubu teşkil edip etmedikleri şüpheli sanırım çünkü bu grubun içinde ağırlıklı olarak KH yönünde kutuplaşmakta olanlar da var, BH yönünde olanlar da var. Ama çoğunluğun ne BH ne KH yönünde etkili bir şekilde kutuplaşma göstermediği anlaşılıyor hem Ra'da hem de K celselerinde anlatılanlara bakılınca; veya ben öyle anladım. Belki de 4BH dünyaya mezun olacak olanlar kendi aralarında bir ruh grubu oluşturacak.

Hem Ra'da hem de K celselerinde, bireysel olarak 4BH'ye mezun olunabildiği ve bunun çok sınırlı ölçekte de olsa meydana geldiğine dair bazı açıklamalar geçti. Yani işin içinde bir ruh grubu olsun veya olmasın, BH kutbiyetini %51'e ulaştıran herhangi bir birey hemen 4'e mezun oluyor gibi görünüyor.

Evet, gerçekten BH'ye geçen (en az %51 BH kutuplaşmasına ulaşan) kişinin artık dünyada kalamayacağı anlaşılıyor. Bunun ancak çok istisnai bazı durumlarda olabileceği izlenimini edindim; örneğin üst yoğunluklardan bir BH varlığı, "walk-in" (dünyada yaşayan birinin terk ettiği bedeni devralma) şeklinde, muhtemelen özel bir operasyon amacıyla dünyada bir süre faaliyet gösterebiliyor sanırım. Veya belki bir şahıs %51 BH kutbiyetiyle mezun olabilecekken, belki de kasıtlı olarak BH kutbiyet derecesini %51'in biraz altında tutarak (eğer böyle birşey mümkünse) 3y'de kalma süresini (muhtemelen bazı BH amaçları doğrultusunda) uzatıyor olabilir. Kimbilir başka ne seçenekler vardır. İstisnai durumların her zaman olduğu anlaşılıyor ama genel kurallar değişmiyor.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Laura'lara söylenen bir şeyde kh olan savaşa ara verme. Bunu kendiyle savaş olarakta görüyorum. Bh olma ya da olmaya çalışma demek kendi kh ıyla, o yönüyle kişinin kendiyle savaş demek gibi görünüyor.
KH frekans sınırları içinde yaşıyor olmasına rağmen BH yönünde kutuplaşmakta olan bir kişi kendi KH benliğiyle (veya belki "egosuyla") çatışıyor olabilir gerçekten hatta bu son derece yaygın bir durum olabilir. Ama BH yönünde istikrarlı bir kutuplaşma artışı oldukça, bunun artık kendiyle bir çatışma durumunu aşacağı izlenimine sahibim. Yani BH'yle bağlantı arttıkça, o aleme doğru çekim gücü arttıkça, KH kutbiyeti azaldıkça, egodan arınma süreci zorlu bir mücadele olmaz sanırım.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

 Başka bir seçenekte sanırım k'ların biz ancak sizin üzerinizden hareket edebiliriz ,titreşim uygunsa görüşürüz ve kanallama demesindeki gibi süreçler ve üzerimizden hareket edilmesi ve kanallama sağlama yoluyla bu arada bilgi transferinden biraz öğrenme ve edinim belki olabilirdi. Yıllarca ve saatlerce kanallayan ve bu anlamda bedeni/zihni/enerjisi direkt olarak uzun bir süre bh a bir ölçüde kanal olan onlar bile  ne kadar bh öğrenebildi bilmiyoruz.
Çok ilginç bir tartışma konusu. Laura'lar belli ki henüz BH'ye mezun olmuş değiller. Yani henüz %51 BH kutbiyetine ulaşmış değiller. Onların dünyada, dünyanın geçmişinde, bugününde ve geleceğinde ve boyutlar veya yoğunluklar arası platformlarda olan bitenler hakkında edindikleri bir sürü bilginin çok çok daha azına sahip oldukları, hatta belki bu konularda neredeyse "zır cahil" denebilecek bir durumda oldukları halde, BH'ye doğru Laura ve ekibinden daha hızlı bir şekilde kutuplaşmakta olan birileri olabilir gibi geliyor bana. Dünya tarihi, dünyanın bugününde siyasi/ekonomik/dini konularda olan bitenler, insanlıkla uğraşan uzaylılar vs. hakkında bilgi edinmek BH'ye mezuniyet şartları arasında olmayabilir, hatta bence değildir. BH "Başkalarına Hizmet" eğilimidir. Yani kendinden ziyade başkalarına, toplumsal bütüne hizmet etme eğilimidir. Bu da bir bilgi şeklidir ve hatta muhtemelen dünyevi kitap bilgilerinden daha derin, daha önemli, daha belirleyici bir ana bilgi damarıdır.

Peki, bu durumda Laura'ların dünyevi ve boyutlararası gerçekliklerle ilgili bilgi artışı eğilimi "boşuna" mı? Değil elbette. Onlarınki bir "misyon". İnsanlığın az-çok okumuş, dünya gündemini az-çok takip eden kitlelerine hitap etmeye, onları ilgilendikleri bilgi sahaları üzerinden etkilemeye, aydınlatmaya çalışıyorlar. Egemen güçlerin hemen her konuda yaymaya çalıştıkları dezenformasyonlarına karşı doğru bilgileri yaymaya çalışıyorlar. Bu yolla insanların önemli bazı gerçekleri öğrenmelerini, KH güçlerinin çevirdikleri işler hakkında bilgilenmelerini, nasıl bir bataklığın içinde olduğumuzun farkına varmalarını ve böylece "kazanda yavaş yavaş pişirilmekte olduğunun farkına varamayan kurbağa" durumundan kurtulmalarını, bağımsızlaşmalarını, BH yönündeki kutbiyetlerini artırmalarını amaçlıyorlar. Aslında BH'ye mezuniyet için ille bu bilgileri edinmeye gerek yok. Bence BH'ye mezuniyet açısından hakkında en çok bilinç sahibi olmamız gereken şey "pozitifliktir". Gerçek pozitiflik. İyilik eğilimi. Yani kendi bireysel çıkarından, keyfinden ziyade, etrafını saran toplumun, potansiyel olarak tüm insanlığın iyiliği için faaliyet gösterme eğilimi. Laura'ların izlediği yol bunun yollarından biri. Ama tek yol değil bence. Onların izlediği yol Batı medeniyetine mensup kişilerin daha çok ilgilendikleri bir yol. Ama aynı Batı medeniyetinde örneğin Eckhart Tolle, Mooji gibiler de var. Bu kişilerden belki çok daha önce ismi söylenmesi gerektiği halde şahsen bilmediğim veya şu an aklıma gelmeyen başka isimler de olabilir. Bunlar Laura'ların aksine akademik ağırlıklı bilim dallarından ziyade doğrudan pozitifliğin kendisine odaklanıyorlar gibi geliyor bana. Ve bunun reklamını, tanıtımını yapmaya çalışıyorlar. Laura'larınkinin biraz daha meşakkatli ama toplum ve dünya geneline doğrudan veya dolaylı olarak daha fazla tesir eden bir faaliyet türü olduğu izlenimine sahibim.

Doğu'da, Maharaj gibi bilgelerin öğretisi de o veya bu şekilde pozitifliğin kendisine odaklanma ağırlıklı bir öğreti gibi görünüyor. Bu öğreti aslında bir çeşit "kaçış" öğretisi olarak da düşünülebilir belki. Dünya egoyu feci şekilde besleyen bir bataklık ve bu bilgeler bataklıktan en kısa çıkış yolunu gösteriyorlar. Yani KH güçlerini tanımaya ve onlara karşı mücadele etmeye yönelik değil de, doğrudan BH alemine odaklanıp oraya geçmeye yönelik. Laura ve ekibi sadece bataklıktan kaçmaya teşvik etmekten ziyade "bataklığın sahipleriyle" açıkça mücadele de ediyorlar gibi görünüyor bana. Bu Batı ve Doğu tipi faaliyet türünden biri iyi, diğeri kötü değil elbette, ikisi de gayet faydalı olabilir, ilgilenenler için, ama Laura'larınki daha zor ama daha kudretli ve insanlığın geneli için daha tesirli bir yol bence.

Paylaştığım bu izlenimler, hakkında çok ayrıntılı düşündüğüm şeyler değil, bazı çok genel ilk izlenimler. Güncellemeler, değişiklikler, düzeltmeler yapmam gerekecektir muhtemelen ama yine de bu kaba izlenimlerimi paylaşmak istedim.

bozadi

#134
Ben Laura'ların örneklediği şekildeki Batı tipi ruhsal aydınlanma ile Maharaj'ın örneklediği Doğu tipi ruhsal aydınlanma arasında kafa karışıklığı yaşadığımı söyleyebilirim sanırım. Sosyo-ekonomik durumum Laura'larınki gibi bir aydınlanma biçimini ayrıntılı ve adanmış bir şekilde takip ve iştirak etmeme müsait değil. O yüzden "kaçış" diye betimlediğim türde bir aydınlanmaya odaklanmam gerektiği izlenimine sahibim ve dolayısıyla forumdaki deneyim paylaşımlarım ve önerilerim de daha çok buna dönük. Ama elbette Laura'ların faaliyetlerine "büyük" bir ilgi duyuyorum ve etkileniyorum. Ama onların hareketinin doğrudan bir mensubu olmaya pek ilgi duymuyorum açıkçası. Buna çok imkanım da yok. Ne bir sürü İngilizce kitap satın alabilirim, ne de alsam bile tümünü dikkatle okuyup tartışmaya ayıracak vaktim var. Türkiye'deki ortalama yaşam koşulları belli. Pek Batı tipi aydınlanmaya elverişli şartlar değil. Ne ekonomik olarak, ne de akademik veya yarı-akademik bilgi sahalarına ilgi ve katılım düzeyi açısından.