Toplumdan uzak, izole bir yaşama geçme fikri

Başlatan bozadi, 25 Mayıs 2014, 01:00:23

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Bu açtığım başlık yerine daha uygun bir başlık (adı) aklınıza geliyorsa ve o olsun derseniz başlığı değiştireceğim.

Bu başlığı yine Spiritüalizm forum ana başlığı altındaki \"BİR ÇALIŞMA PRATİĞİ GELİŞTİRME ÖNERİSİ\" başlığında geçen bir konu üzerine açtım. Ciddi bir konu olduğunu düşündüğüm için, rahat tartışılabilmesi için kendi başlığı olması gerektiğini hissettim. Yanlış düşünmemişimdir umarım.

Benim o başlıktaki son mesajlarımdan birinde BH\'ye yönelmek veya konsantre olmak  amacıyla toplumdan izole bir yaşama geçme fikrine sıcak olmadığımı belirtmem üzerine Alemtaç bu fikri makul bulduğunu söyledi yanlış anlamadıysam.

Bu fikri gerçekten ciddiye alıyorum. Sıradan bir konu değil. Sadece nasıl olur, artıları-eksileri neler olabilir diye tartışmanın faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Tam izolasyon, yarı-izolasyon da düşünülmeli belki de. Yani toplumdan tamamen kopmak ile ilişkileri kısmen sürdürmek arasındaki etkileşim seviyeleri de düşünülebilir belki. Ne düşünüyorsunuz? Belki de geleceğimizin somut realitelerini konuşuyoruz.

beyrutkapı

#1
Sevgili alemtac, fikir güzel ve uygulanabilir bence. Bozadininde bu fikri ciddiye aldığı ortada. Hatta bozadi ile konuştuk bunu diye hatırlıyorum ama yanılıyor da olabilirim.
Ben de bu fikri ciddiye alanlardanim ve hatta önümüzdeki donemde oluşturulan bu gurupların zorunlu ve hayatı olabileceğini bile düşünüyorum. Ama bunu yapabilmek İcin bir guruptan çok daha fazlası lazım. Bunu ancak büyük bir aile haline gelmiş insanlar başarabilir. Yoksa icimiZdeki kh herseyi dagitacaktir. Eğer böyle bir şey basarilacaksa, öncelikle bunu yapacak insanların bir araya gelip bir sinerji olusturabilmeleri gerek sanırım. Eğer bu oyun icinde bir rolümüz varsa, gerekli insanlar mutlaka bir araya gelecektir zamanı geldiginde.  İşaretleri okumalı sevgili dostlar, gerisi bence gelecektir.
 

Qui-gon jinn

#2
Kasyopyalıların fikrinide alırsak;

S: (L) Okuduğum çeşitli kitaplar kırsal bölgelere taşınmayı, gruplar oluşturmayı, yiyecek stoklamayı falan tavsiye ediyor.
C: Dezenformasyon. Bunlardan hemen ve tamamen kurtul. Bunlar 3'üncü seviye saçmalıkları.

Tabii buradaki itirazın son celselerde bahsedilen "bir araya" gelmekle karıştırılmaması gerektiğini düşünüyorum.Bu "Toplumdan uzak, izole bir yaşama geçme fikri"nin her ne kadar benim "profilime" çok iyi oturduğunu düşünsemde, bu yaşam tarzının herkese uygun olamayabileceği kanaatindeyim.

Velhasıl sevgili dostlar, ayrıca bir çalışma pratiği olarak bu celselerin tekrardan baştan sona gözden geçirilmesini tavsiye ediyorum.Bunun hepimiz için çok faydalı ve yeni yeni anlayışlar getirecek bir çalışma olacağına inanıyorum.Bilemiyorum bu fikrime siz ne dersiniz? Şahsen benim şu an ki yaptığım en önemli çalışma bu...

bozadi

#3
maglor, konuyla ilgili görüşlerini paylaşmana ve verdiğin örneğe sevindim. Hızlı ve radikal bir hareketle böyle bir yaşama geçmenin çok tehlikeli olabileceği konusundaki görüşüne tamamen katılıyorum. Hakikaten, özellikle şu son yayınlanan celselerde geçen konular bu konuda önemli bazı fikirler veriyor gibi görünüyor. Yani insanların büyük şehirlerde bile olsalar yavaş yavaş aynı yere veya yakın yerlere taşınmaları "kısmen" izole bir yaşama geçişe dair örnekler sanki. Yalnız şu konuda bilgim yok; yani örneğin Kuzey Karolina'da oluşturulduğu söylenen grup tam olarak nerede yaşıyor acaba? Şehir içinde veya şehre yakın bir yerde mi? Yoksa yalıtık bir yerde mi? Hatta Laura'ların ekibinin Fransa'da Toulouse'da yaşadıkları yerin de çok izole bir yer olup olmadığını bilmiyorum ama çok da izole bir yer olmadığını tahmin ediyorum. Sitelerinin bazılarında yaşadıkları yerleri gösteren bazı fotoğraflar vardı. Bahçesi çok geniş şatomsu bir yerdi sanırım. Ama celselerde bazı komşularıyla olan ilişkilerinden bahsediyorlardı. Yani tamamen yalıtık bir yerde değiller. Ama belki çok kalabalık bir yer de değil.

Neyse, sonuç olarak, senin de belirttiğin gibi, toplumdan ister tamamen yalıtık, ister kısmen-yalıtık bir yaşama geçmeye niyet edecek olalım (edeceksek yani), bunu aşamalı bir şekilde yapmanın en iyi fikir olduğuna katılıyorum. Çünkü bunun kesinlikle ağızla söylendiği kadar kolay olmayacak birşey olduğu ortada. Düşünsenize. Özellikle de toplumdan tamamen yalıtık bir halde hayatta kalmak hiç kolay olmaz. Para sisteminden tamamen yalıtım özellikle kısavadede mümkün olamaz. Bir de alışkanlarımız var, farkında olmayabileceğimiz bağımlılıklarımız var. Psikolojik olarak bile toplumdan tam yalıtımı kaldıramayabiliriz, bazı yönleriyle çok çekici görünebilecek olmakla birlikte. Tabi neyden bahsettiğimi çok iyi biliyormuşum gibi konuşuyorum. Bilmiyorum. Sadece aklıma ilk gelen şeylere dair rastgele görüşlerimi paylaşıyorum. Şu anda hesaba katmadığım hem olumlu, hem de olumsuz pek çok önemli, hayati faktör vardır.

İmece Evi'nden ilk kez haberdar oluyorum. Demek bu arkadaşlar İzmir Menemen'de kırsal bir bölgede farklı bir yaşam denemeleri yapıyorlar. Tanıdığıma sevindim her ne kadar haklarında, yaptıkları ettikleri şeyler konusunda henüz yeterince bilgi sahibi olmasam da. Bu insanlar yıl boyu orada kalmıyorlar sanırım. Doğal ve tarımsal üretime dayalı ve bunların eğitimine dayalı bir anlayışları olduğunu algılıyorum. İnsanların geneline yönelik bir "tanıtım" ve "örnek olma" nitelikleri var gibi görünüyor.

Sonuçta bu insanların yaptıkları ettikleri şeylere bakınca, örnek aldığım ilk şeylerden biri, hayatta kalma yöntemlerine dair bilgi sahibi olmanın ne kadar önemli olduğu. Kasyopyalıların dediği gibi, bilgi koruyor gerçekten! : )

beyrutkapı, senin söylediklerin de aşamalı bir geçişin gerekliliğine işaret ediyor gibi algılıyorum. Ve böyle birşeyi başarabilmek için "herhangi bir gruptan ziyade büyük bir aile olma" gerekliliği konusunda sana tamamen katılıyorum. Ve yine, böyle birşeyi yapmamız gerekecek olması durumunda buna dair işaretler göreceğimize ben de inanıyorum. Bunlar sadece sezgi düzeyinde olabileceği gibi, gayet somut fiziksel mecburiyetler sonucu da olabilir, kimbilir.

Qui, yaptığın alıntı benim de çok dikkatimi çekmişti o celseyi okurken. Yalnız, Kasyopyalıların farklı zamanlarda bir meselenin farklı yönlerine dair birbiriyle zıt gibi görünen yanıtlar verebildiğini hatırlatmak isterim. Örneğin bir celsede 4. yoğunluğa hazırlanmak için birşey yapmak gerekip gerekmediğine dair bir soruya "hazırlık falan gerekmez, geçeceksen geçeceksin" gibi bir yanıt verilirken, daha sonraki celselerde "belki de artık bu konuda bazı hazırlıklar yapmanın vakti gelmiştir" diye bir yanıt veriyorlar. Kasyopyalılar insanlara genel bilgiler verdikleri gibi bu gruba özel bir yönleri de olduğu için, bu grubun başarıyla ilerlemesi için belirli koşullarda ne duymaları gerekiyorsa onları söylüyorlar belki de. Belirli bir zamanda belirli bir konu üzerine odaklanmamaları gerekiyorsa, verilen yanıt ona göre oluyor. O konuya odaklanma vakti geldiği zaman ise daha önce söyledikleri şeyle zıt birşeyler söyleyebiliyorlar gibi görünüyor. Nitekim, bir başka örnek olarak şunu hatırlatabilirim; Laura bir celsede bir kalp (veya benzer kritik bir organ) sorunu konusunda birşey yapması gerekip gerekmediğini soruyordu. Kasyopyalılar "bedene konsantre olma, ruhu iyileştir" diyordu. Ama ruhsal konularda pek çok şeyi oturtmuş olmalılar ki, son yıllarda bedensel çalışmalar ekibin hayatında çok önemli bir yere sahip oldu. Ve Kasyopyalıların da bunu desteklediğine şüphe yok. Yani bazı durumlarda mutlak genel-geçer doğru bilgilere konsantre olmak yerine, grubun başarısı için ne zaman neye odaklanması gerekiyorsa, ona yönelik tavsiyelerde bulunuyorlar.

Ve yine, daha önce senin son alıntında geçtiği gibi birşeyler stoklama fikrine hemen olumsuz bir yanıt geldi ama son celselerde parayı biraz da ihtiyaçlara yönelik olarak kullanma konusunda gelen yanıt, stoklama fikrine nispeten açık bazı işaretler veriyor gibi görünüyor. Yani Kasyopyalıların her söylediği her zaman her durumda mutlak doğru olarak kabul edilmesi gereken şeyler değil. Duruma, zamana bağlı doğrular var söyledikleri arasında. Çünkü hayat bunu gerektiriyor. Ben açıkçası ne izole veya yarı-izole bir yaşama geçme konusunda kesin bir fikre sahibim şu anda, ne de gıda ve diğer ihtiyaç maddelerini stoklamaya girişme veya buna hazırlık yapma konusunda. Önümüzdeki günlerde kendi aramızdaki gelişmeler de bize bu konuda fikir verecektir sanırım.

Celselerin tekrar okunmasının olağanüstü derecede faydalı olacağı konusunda ise tamamen aynı fikirdeyim. Bir ara bunu yapıyordum, sonra bıraktım. Tekrar başlamalıyım. Belki forumda da buna dair bir çalışma yapmak, tartışmak, bilgileri toparlamaya çalışmak lazım.

Hepinize iyi geceler arkadaşlar.

beyrutkapı

#4
Sevgili dostlar, sanki aynı anda çok farklı yerlerde ve belki çok farklı sartlardaki kisilerin kabaca birbirine benzer seyler söylediğini görüyoruz ve bunu görmek beni mutlu ediyor. Maglorun aceleci olmamak fikri çok onemli ki zaten sanirim herkes öncelikli olarak bir araya gelme konusunda hem fikir. Tüm bunları yapmaya çalışırken farkındalık çemberini etrafımıza doğru genişletmek konusunda da herkes hemfikir diye umuyorum.
Kendi icine kapanmanın KH olduğunu hepimiz biliyoruz. Sadece ilizyonun ve icinde yasadigimiz koşulların etkisini hafifleterek, olabildiğince uretken bir tavrı benimseyerek yol almalı sanıyorum. Son celsede engeller konusunda söylenenler önemliydi.
Hiçkimseye besin olmadan ve hiç kimseyi sömürmeden varolma cabası bu. Yürünecek cok yol var elbette. Ancak biraraya geldikçe, guclendikce kısalacak bir yol bu. Bunu en iyi sekilde nasıl yapabiliriz? Herkesin fikri ve katılımı onemli. ASLİNDA TÜM BU TARTİSMALARI YAPARKEN BİR ARAYA GELMEYE BAŞLADIK BİLE.
 

Qui-gon jinn

#5
Sevgili Bozadi, dile getirdiğin hususlar hakkındaki görüşüm kısaca o dur ki, bu zıt gibi görünen bilgilerin aslında aynı noktalardan bahsetmediği ama çoğunlukla birbirine karıştırılan mevzular olduklarıdır.Bana göre burda yine kasyopyalıların değişiyle "elmalar ve portakallar" durumu mevcuttur.Bu bağlamda, önceki mesajıma bakarsanız o celse bilgisindeki itirazın, son celselerde bahsedilen biraraya gelmek ile karıştırılmamasına yönelik düşüncemi de zaten ortaya koymuş idim.Celselerin tekrar baştan sona incelenmesini tavsiye edişimde hattı zatında bu düşünceme yöneliktir.Şahsi görüşüm olarak, pek çok olgunun bende dahil iyi irdelenmediği ve zihinlerdeki bilgilerin bir karmaşıklık içinde olduğu düşüncesindeyim.Ki bu karmaşıklığın en büyük sebebininde bütün bu bilgilerin aynı düzlem ve seviyedeki bir noktaya işaret ettiği, bana göre yanlış algısıdır, ki düşünceme göre pek çok ince ve ayır edici noktanın üzerinden atlanılmaktadır...

Evet, her ne kadar benim inandığım gerçekten böyle bir durumun varlığı olsa da, elbette tamamı ile yanılıyor olabileceğim gibi, sizin yorumunuz da bunların tam tersi olabilir.Daha önceden de söylediğim gibi, tek temennim bu durumların sanki aramızda bir karşıtlık varmış gibi algılanmamasıdır sadece.Şuna emin olunuz ki, ben pek çok yorumdan sonra, o hususun söylendiği şekilde daha doğru olduğunu algılayıp, görüşümü o yönde değiştirmişimdir.Bir zamanlar elma iken, armut olmuş ve bu saçlar böyle dökülmeye devam ederse yakın bir zamanda da kel mahmut olucağım gün gibi aşikardır...:)

Alemtac

#6
Başkalarının varlığına daha çok ihtiyaç duyan kent yaşamından bağımsız kırsal yaşamda olmak her zaman bana cazip gelmiştir. Maskesiz'in çiftlik modeline de uyan bu düşünce şimdilik bir hayal gibi görünse de, Sevgili maglor'un örneklediği imece evini çok beğendim.

Aslında kolaylıkla yapılabilecek, yapabileceğimiz bir düşünce değil bunlar, hatta biraz ürkütücü bile; Bozadi'nin de değindiği gibi biyolojik ailelerimizden ayrı kalmak...aslında ailelerimizden vazgeçmek anlamında değil ki...On ailenin birleşip, bir site oluşturduğu örnekler var zaten...bunun gibi yada daha geniş olanı :) şekline, yerine karar vermeye daha çok var.

Rusya'da çoluk çocuk ormanlık alanda yaşayan ailelerle ilgili haberi aradım fakat bulamadım. Hatırladığım haber şöyleydi: Birkaç aile çocukları ile birlikte Rusya'nın ormanlık alanlarında kendi imkanları ile bir köy kurmuşlar ve çocuklarının eğitimini de kendi içlerinde hallediyorlarmış, her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkanları olan bir köymüş, paraya da az çok ihtiyaçları varmış...aramaya devam edeceğim, şimdilik kalsın çünkü eski bir haber olduğundan sanırım bulamıyorum.

Bu arada Qui'nin haklı olduğu, Beyrutkapı ve Bozadi'nin de söylediği gibi, toplumdan tamamen ayrı olacak bir yaşam tarzı bence de Bh fikrine aykırı bir düşüncedir. Belirli bir topluluğu, kendi anlayışımıza göre izole etmek... geri kalanlardan uzak durmak fikrinin oluşturduğu resim bile çekici gelmiyor. (Biz kurtulduk, geri kalanına ne olursa olsun)...

Fethiye civarindaki bir köyde bir aile topraklarını her yaz gönüllülere açıyormuş...gelirken içinizden ne geliyorsa paranızla satın alıyorsunuz, genellikle ailenin yetiştirmediği, evlerinde olmayan şeyler satın alıyorsunuz...kamp alanına adım attığınız andan itibaren parayı unutuyorsunuz. Keçilerden süt sağıp içiyorsunuz, bahçeden salatalık biber domates topluyorsunuz, getirdiğiniz zeytini, etinizi, yağınızı paylaşıyorsunuz. Tv yok, net bağlantısı yok, elektrik yok, doğal gaz yok...yemeklerinizi ya çiğ tüketiyorsunuz yada odun ateşinde pişiriyorsunuz...çadırlarda yada doğrudan doğanın kucağında uyuyorsunuz.

Harika bir yaşam ama sürekli nereye kadar dayanabiliriz. Bunları paylaşan ve bizzat katılmış olan arkadaşım çamaşır, beden temizliği konusunda herhangi bir şey anlatmadı.

Bizlerin yaşayacağı böyle bir şey mi olacak?

Her ne ise, yavaş yavaş şekillenecek, güzel fikirler oluşacak :) Aslında izah etmeye çalıştığım yaşam modeli verdiğim örneklerle de çakışmıyor...hani dilimin ucunda dediğimiz gibi bir şey.



 

Qui-gon jinn

#7
Malesef ben iyi bir hatip olmadığım gibi, iyi bir yazar da olmadığımı düşünüyorum.Bu sebeple çoğu zaman ifade etmek istediklerimi tam olarak yansıtamadığım kanaatindeyim.Velhasıl, üstat Cibran'ın deyişiyle bir varlığın anlayışını, bir başkasına devretmesinin mümkün olmadığına da inandığımdan, bu benim için iyice zor bir hal almaktadır.Lakin bizim birbirimizi tam manası ile anlayacağımız bir noktanın da var olduğuna inanıyorum ki, bu da elbette mutlak olarak "Bir" olduğumuz yerdedir...

Buna rağmen elbette düşüncelerimi paylaşmayacak değilim, özellikle şimdi bazı noktalardaki görüşlerimi daha fazla detaylandırmak istiyorum ki, bu da, bu gazetenin pazar sabahı eki olsun..:)

Şimdi ilk planda alıntıladığım celse bilgisine gelirsem, buradaki itiraz edilen noktanın, yinelersem son celselerdeki "bir arada" olmaya yönelik mesajlarla aynı olmadığı kanaatindeyim.Çünkü, aynı bakış açısına yönelik cevaplar değil görüşündeyim.Burda ilk planda ortaya konulan bakış açısı, tamamen, yer değiştirmenin, dağda bayırda tecrit hayatı yaşamanın, kişileri dünyevi sorunlardan uzaklaştıracağı, bunları geride bırakıp mutlu olabilecekleri hatalı varsayımı üzerine kurulu.Hatta doğrusu bence burada asıl yapılmak istenen şey "derslerden kaçış" olgusu ki, bunun imkansızlığı da kanaatimce ortadadır.Çünkü bana görede var olan herşey/tek şey derslerdir ve dersler varlıklar bunları tamamlayıncaya kadar, nerede olurlarsa olsunlar tekrarlanacaktır...

C: Yer değiştirmenin kaderi değiştirdiği illüzyonuna pek çok kişi kapıldı ama hepside yanıldı.

C: Nerede olduğunuz önemli değil. Kim olduğunuz ve ne gördüğünüz önemli.

Son celseler de bahsedilen, kişilerin birbirleri ile iletişim kurması ve bir fikir paylaşım ağı oluşturmalarına yönelik mesajlarda da (ki en başından beri vardı), ben tecrit hayatı yaşayın gibi bir nokta olduğunu hiç hatırlamıyorum."Toplumdan uzak, izole bir yaşama geçme fikri"nin ne maksatla ve hangi bakış açısıyla ortaya koyulduğu ve bundan ne gibi bir fayda beklenildiği muallakta, bu netleştirilmeli diye düşünüyorum.Lakin o celse bilgisinde ortaya konulan bir şekil mevcut ise şayet, bunun düşünülen anlamlarda pek bir faydası olmayacağı gibi, tersine düşünülmeyen pek çok sorunu ortama ekleyeceği kanaatindeyim...

Ve kişilerin "ruhsal ilerleme"yi amaç edindiği halde, İsa'nın da deyişiyle "Ruha Bak!"mayı bırakıp yanlızca bedendeki hayata odaklanmalarına karşı getirilen bir itirazın, son celselerde "ruhu iyileştirmeye" yönelik bedensel faliyetlere verilen veya tamamen bunların dışında sadece sorulduğu için cevaplanan hususlara ilişkin yerler arasında da bir zıtlık bulunmadığı kanaatindeyim...

Ve 4. yoğunluğa hazırlanma ile şimdi ve burada sadece olabildiğin kadar tam bir şekilde OLMAKTAN başka herhangi birşey YAPMAYI istemek" sözü arasında da bir zıtlık bulunduğunu düşünmüyorum.Çünkü 4.yoğunlukğa hazırlanmakla ilgili sözün takip eden "mutlak gereklilik durumları dışında üçüncü yoğunluğa ait tüm "nerede"lerle, "nasıl"larla ve "neden"lerle ilgilenmeyi bırakmaya başlama "zamanıdır." devam eden sözüyle beraber, bunun bir şey yapmaktan çok, birşeyler yapmamayı, doğrusu artık "bırakmayı" işaret ettiği düşüncesindeyim...

Hazırlık yapmaktan ne anlaşılıyor? Belirtilen durumun dışında 3 yoğunlukta ne gibi bir şey yapılabilir de, 4.yoğunluğa hazırlanabilir? Acaba 3.yoğunlukta yaşamanın salt kendisi bir şey yapmak veya 3.yoğunluk derslerini almak ve 4.yoğunluğa hazırlanmak değil midir zaten?...

Lakin kişisel kanaatimce görülüyor ki, şimdi ve burada bulunup dersleri tamamlama, tamamlanılmış olanı artık bırakma ve yeni derslere ilerleme bir yana, tamamen egosal bir zihnin ve sahte bir benliğin peşinde, gelecekteki hayali bir noktadan bunlar sağlanılmaya çalışılmaktadır.Oysa ki var olan tek zaman şimdidir ve bunları yapabileceğimiz tek yer de burasıdır...

---

Ve aklıma gelmişken bir not; Eğer bir horoz, bir uzay gemisi içinde yolculuk ediyor olsa idi, sizce "ne zaman" öterdi?...:)

Alemtac

#8
Uzayda doğmuş olsaydı acaba öter miydi? Uzay gemisindeki horoz, biyolojik saatine göre, uykudan uyandığında öterdi. [:o)]

2010 yılındaydı yanlış hatırlamıyorsam, Bozadi Makesiz ve ben gerek biraraya geldiğimizde, gerekse yazışmalarımızda, tel kouşmalarımızda oluşan ve olduğu yerde kalan ortak düşüncemizdi. Hiçbir celsede yazılı olduğunu sanmıyorum. Daha doğrusu ilk Maskesizin hayalinden gelişen bir fikir demeliyim. Sizlerin bebeklerini yani torunlarımı da orada büyütücektik.

Tamamen toplumdan izole bir yaşamdan bahsedince Amerika'da yaşayan bir klan geldi aklıma hatta onlarla yada benzeri olanlarla ilgili birde roman var:  http://gunesiuyandiralim-zeze.blogspot.com.tr/2012/01/gosteri-peygamberi-chuck-palahniuk.html  ve biraz okuyabileceğiniz başka kaynak : http://www.birazoku.com/gosteri-peygamberi

İzole yaşamdan çok bir güç birliği oluşturmak, birbirimize doğrudan destek olmak diye adlandırırsam daha doğru tanımlamış olurum...

Aslında Maskesiz'den dinlesek diyorum  [;)]
 

maskesiz

#9
Yine mi taşınıyoruz:))))
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Alemtac

#10
Hahaha....görünenin bir yüzüde bu aslında :)))
 

bozadi

#11
Kimsenin hemen toplumdan tamamen yalıtık bir yere kaçıp hep orada kalmak gibi bir isteği veya acil planı yok sanırım Qui. Sadece zaman içinde böyle bir ihtiyacın hasıl olma ihtimali durumunda neler olabileceğine, neler yapılabileceğine dair görüşlere bakıyoruz diye düşünüyorum.

Bu arada Kasyopyalıların her söylediğini "her durumda" mutlak geçerli yargılar olarak görmemek gerektiğini belirtme gereği hissediyorum yine. Örneğin "yer değiştirmenin kaderi değiştirmeyecek olması" hususu da mutlak bir yargı değil. Nitekim Laura ve ekibinin ABD'den Fransa'ya kaçması bizzat Kasyopyalılar tarafından desteklenen bir süreçti çünkü ABD'de uğradıkları saldırılar giderek tırmanıyordu ve öldürülme ve/veya misyonlarını gerçekleştirememe tehlikesi ile karşı karşıya kaldılar. Burada "yer değiştirmenin kaderi değiştirmesinin" açık bir örneği ile karşı karşıyayız. Yani verilen mesajların hepsi değilse de, önemli bir bölümü duruma göre değişebilecek, yorumlanabilecek nitelikte.

Bunu söylüyorum, çünkü şu anda ilk bakışta bana da hızla gerçekleştirilmesi mümkün veya makul gelmeyen izole veya daha muhtemel olarak yarı-izole bir yaşam moduna geçme fikri de zaman içinde pek çoğumuz için gayet gerçekçi, çekici ve hatta gerekli bir seçenek haline gelebilir. Bunu ancak zaman gösterecek. Şu anda yapılması gereken en doğru şeyin kendi aramızdaki uyum ve işbirliğini geliştirmek olduğunu herkes kabul ediyor diye düşünüyorum. Kısacası Kasyopyalıların söylediği birşey yüzünden bazı seçeneklere veya ihtimallere kapıyı tamamen kapatmanın kendi kendimize dayattığımız zoraki bir sınırlama da olabileceğini düşünüyorum. Her türlü ihtimali değerlendirebiliriz. Değerlendirmeliyiz ki sonuçlara dair çıkarımlar yapabilelim, farklı ihtimallerle ilgili çıkarımlarla karşılaştırmalar yapabilelim.

Çıkarımlarıma göre Laura ve ekibi fiziksel olarak toplumdan yarı-yalıtık bir yaşam modundalar. Toplumla iletişimleri daha çok internet ve kitap yayınları yoluyla oluyor.

Yine üstat Gurdjieff'in de ekibiyle yarı-yalıtık bir sürece girdiğini hatırlıyorum okuduklarımdan, izlediklerimden.

Yani ihtimallere mutlak evet veya hayırlarla yaklaşmak gereksiz ve hatta zararlı bir sınırlandırıcı etki yapabilir zihinlerimizde.

bozadi

#12
Hakkın var maglor. Aslında ben de "şekil-şema" olayına çok takmama taraftarıyım. En temel dertlerimize en gerçekçi çözümleri aradığımız sürece zaten doğru yolda olacağız. Bu demek değil ki dışarıdan hiçbir bilgi/rehberlik yardımına veya tavsiyelerine ihtiyacımız yok. Elbetteki var ve alıyoruz ve minnettarız da. Ama gerçekten olay bizde bitiyor. Aklımız, kalbimiz, sezgilerimiz bize yapmamız gerekenleri söylüyor zaten. Sorunlarımızı teşhis edip iradeli bir şekilde çözüme doğru ilerlediğimizde, bence 4. yoğunluğa ilerliyor olacağız.

Mesele şudur: İçinde bulunduğumuz sosyo-ekonomik-askeri-dini düzenin temel ilkeleri, 7 milyar insanı etkili bir şekilde sömürmekte olan karanlık bazı güçlerce belirlenmiştir. Bu güçler insanların büyük bir aile şeklinde kendilerini koruyabilecek, haklarını savunabilecek hale gelmesini istemedikleri için, sosyal, siyasi, ekonomik, askeri, dini ve başka çok çeşitli biçimlerde insanları kontrol, baskı ve işkence altında tutmakta, onları kendi hayatlarının efendisi olamayacaklarına ikna etmeye çalışmakta, onları her fırsatta her bakımdan düşmancıl gruplara bölerek daima birbirileriyle kavga-dövüş halinde olmalarını sağlamakta, onları tam itaatkar birer köle haline getirmek için var güçleriyle çalışmaya devam etmektedir. Siyaseten tepemizdeki Tayyip adlı aşağılık faşizm kuklası (mesele sadece AKP veya sadece Tayyip değil elbette) dahil olmak üzere siyasi-askeri-dini yöneticiler ve kurumlar da dünyada egemen olan şerefsiz şeytanlara köpeklik ederek ayakta kalabilmekteler ancak.

Kısacası hayat diye yaşamakta olduğumuz şey sandığımız manada "hayat" değildir aslında. Kurtlar sofrasında kurtlara birer gıda olarak geçirmekte olduğumuz günlere hayat demeye koşullandırıldık.

Gerçeklerin farkına vararak kendimizi "gerçekten korumaya" başlamanın yollarını bulmamız gerekiyor ve bu konuda işbirliği yapabilmemiz çok çok gereklidir. Öncelikle, hepimizin hala belirli bir hipnoz altında bulunduğumuz ve hala nasıl birşeyin içinde olduğumuzla tam olarak yüzleşememekte olduğumuzu da anlamaya çalışmamız gerekmektedir. Ne yazık ki son derece negatif/şeytani varlıkların bizi maruz bırakmakta oldukları işkence sürecini "normalleştirme" (normal birşeymiş gibi görme) eğilimindeyiz hala. Şeytan yüzünü açıkça göstermeden, yani tamamen ortaya çıkmadan önce gücümüzü, kudretimizi bulabilmemiz gerekiyor. Karanlık gerçeğimizle ne kadar erkenden yüzleşirsek, işkencemiz o kadar kısa sürer, kurtuluşumuz o kadar çabuk olur. Evet, yine de sabırlı ve dikkatli hareket etmemiz çok önemli.

bozadi

#13
İnsanlığın yozlaşma hikayesine dair bazı bilgiler mevcut elimizde. Ra'da ve Kasyopyalılarda konuyla ilgili verilen bilgilerin bir kısmı Zihnimiz ve Arkonlar başlığı altında ele alınmıştı kısmen. İnsanlığın "Düşüş" hikayesine dair Ra'da ve Kasyopya bilgilerinde verilen bazı bilgiler.

beyrutkapı

#14
Sevgili dostlar, bence en öncelikli konu suan yaptığımız çalısmayı sürdürmek. Yani herkesin samimi bir sekilde kendi görüş ve düşüncelerini paylaşması cok onemli. Yargılamanın ve hiyerarşinin olmadıgı bir ortamda ilerleme cok daha hızlı ve daha sürekli olacaktır.  Bu anlamda daha cok bir araya gelmeli ve calışmamızı daha bir ciddiyetle ele almamız gerek belki. Bence farkındalığı arttırmaya yönelik her türlü adım çalısmanın bir parçası. Kendi çevremizde ozellikle bazı insanların kasyopya ile tanışmasında belkide aracı bizizdir. Ve sonuçta aldıkları bilgiyle ne yapacağına herkes kendi karar vermeli.
Bu anlamda bu grup bir harekete dönüşecekse, belki burada insanlar İcin bir misyon varsa, bh yolunda ilerleyecek neler yapılabilir? Dışa doğru açıldığı ve ilerlediği sürece her şey ele alınıp tartışılabilir bence. Bu anlamda izole olmak  mümkün degilsede, atılacak tüm adımların korunmayı ve sahte Guvenlik tuzaklarını ihmal etmeden ihtiyacı olan baskalarına doğru atılması belki en onemli konu.