Toplumdan uzak, izole bir yaşama geçme fikri

Başlatan bozadi, 25 Mayıs 2014, 01:00:23

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Qui-gon jinn

#15
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Uzayda doğmuş olsaydı acaba öter miydi? Uzay gemisindeki horoz, biyolojik saatine göre, uykudan uyandığında öterdi. [:o)]

Bilemiyorum sevgili Alemtac, belki de bunu horoza sormalıyız.:) Bu konuda gerçekten bizden ileride bulunduğunu düşünüyorum.Ki bana göre işin enteresan noktası, bunu bizim "sahip olduğumuzu düşündüğümüz şeye" sahip olması ile değil, tersine onun için böyle bir şeyin "hiç mevcut olmaması" hali ile gerçekleştirdiği kanaatindeyim...

Her ne kadar bu konu da kendisine karşı bir imrenti duysam da, yine de 2.yoğunluğa geri dönmek gibi bir niyetim yok tabii.:) 2.yoğunluk algısının (ki bence buradaki asıl mesele bu) bizim için açılımının çok uzun olacağı gibi, artık geride kalmış bir mesele olduğunu düşünüyorum.Lakin hiç değilse, bu mevzuyu tavsiye niteliğindeki bir  düşüncemi paylaşarak kendi adıma noktalamak istiyorum ki, o da; Üstat Tolle'nin vakvaklarla yaşadığı bir deneyimi ve ondan edindiği derin dersleri incelemenin, bizlere ışık tutabilecek faydalı bir çalışma olabileceğidir.Nihayetinde her şeyin birbirine bağlı olduğuna inanarak, bazen bir horozun, belki de aradığımız cevaba ilişkin en güzel rehberliği bize sunuyor olabileceğini düşüncesindeyim...

Velhasıl bu mevzu, bu konu deyip duruken, bu konuda da, yani "Ana konu"da da bana ilginç ve komik gelen bir noktayı ekleyip bitirmek istiyorum ki, o da; hali hazır da zaten tam izole veya tama yakın bir halde yaşadığımı düşünmemdir...

Neyse, başkada bu konularda ifade edeceğim pek bir şey kalmadı gibi, selamlar sevgiler dostlar, sağlıcakla kalınız...

bozadi

#16
2. yoğunluk ile 4. yoğunluk arasında özel bir uyum olduğunu düşünüyorum. Hatta, 2, 4 ve 6 arasında. Aynı şekilde 1, 3, 5 arasında. Çift sayılı yoğunlukların daha "kitlesel", "dişil" ve "doğaya uyumlu" bir niteliğe sahip olduğunu düşünüyorum. Son derece güçlü olan sezgilere tam bir güvenle, akış halinde, grup ruhuyla tam bir uyum halinde ilerlemek gibi. Hayvan seviyesinde ve 4. yoğunlukta temel bazı ilkelerin birbirine benzer/uyumlu olduğunu tahmin ediyorum ve özlem duyduğun şeyin ne olduğunu tahmin ettiğimi düşünüyorum Qui. İzolasyon 2. yoğunluğun da, 4. yoğunluğun da ana temasıyla çok uyuşmayan bir kavram. 3. yoğunlukta ise izolasyon son derece anlamlı bir terim. Bu başlıkta arkadaşların da vurguladığı gibi, milyonlarca insanın içinde bile korkunç bir izolasyonu deneyimleyebiliyoruz. Ruhumuzun özlem duyduğu bir ait olmak, güvenmek, rahatça yaslanabilmek, birey vurgulu olarak değil grup eksenli olarak birlikte güçlü ve güzel bir şekilde akabilmek ihtiyacı ve arzusu var.

4. yoğunlukta bunun olacağından hiçbir şüphem yok ama Alemtaç'ın kastettiğini düşündüğüm manadaki "güven" konusunun bununla çok yakından alakalı olduğunu düşünüyorum. Kendimizi birbirimize tam olarak açabildiğimiz, kendimizi birbirimize tam olarak teslim edebildiğimiz bir duruma uzağız halen. Ne yazık ki 3. yoğunlukta, özellikle de bizimki kadar güçlü KH etkilerinin egemen olduğu bir 3. yoğunlukta milyonlarca insanın arasında şiddetli bir izolasyon yaşamak bir kader gibi. Ama sorunlarımızın çözümü için göstermekte olduğumuz bu çaba, bizi doğru yöne götürecektir inancındayım.

Fikirlerimizde bazen ne kadar ciddi uzlaşmazlıklar veya çatışmalar olsa da, lütfen duygu ve düşüncelerini, görüşlerini, eleştirilerini paylaşmayı bırakma Qui. Son derece ciddiyim bu konuda. Bazen çok zorlu hale gelse de tartışıyoruz sonuçta ve bunun olumsuz bazı yönleri olsa da son derece olumlu yönleri de var ve biz sabırla olumlu yönlere konsantre olmaya çalışalım. Sana sabredemediğimi düşünme lütfen ve sen de bana sabret sevgili dostum.

Alemtac

#17
Sevgili Qui; seni gayet iyi anlıyorum ve herkes gibi ne düşündüğümü, senin görüşlerinin karşısında ifade etmeye çabalıyorum ve senin söylemlerin de, bana göre haklı olduğun kısımlarda kendime bir şeyler katıyorum. Söyleyecek şeyler kolay kolay biter mi? Seni kırdıysam özür dilerim...
 

Qui-gon jinn

#18
Sevgili dostlar bence fazlaca katı varsayımlar da bulunmuş olduğunuzu düşündüm ki, ben bir kırgınlık veya kızgınlık duyduğumu belirtip, yorum yapmayacağım gibi bir ifade de bulunduğumu sanmıyorum.Sözlerimden nasıl veda mesajı gibi bir şey çıkarımladığınızı anlayamadım açıkcası.Sanırım "ifade edeceğim pek bir şey kalmadı" sözü buna yol açmış olabilir, ki bu benim nazarımda bahsettiğiniz duruma işaret eden bir söz değildi.Velhasıl, Bozadi kardeşimde hatırlayacaktır ki, onun nezlinde de ifade etmiş olduğum gibi ben hep buradaydım ve buradayım...

Neyse, fakat açıkcası şöyle bir durumda mevcuttur ki, son geliştirdiğim bazı anlayışlarımın, özellikle derslere daha az müdahil olma hususunda bana bir çıkarım sağladığı düşüncesi de nazarımda yok değildir, fakat bunun yine, küsüp, gidip, hiç yorum yorum yapmamak gibi bir şeyi öngördüğünü düşünmüyorum...

Ne diyeyim başka, o da öyle bir şey işte.Hepinize sevgiler, saygılar arkadaşlar...

Alemtac

#19
Yanlış anladığıma sevindim :) Zaten uzak olan, şimdilik nasıl olurdu düşüncesiyle tartıştığımız bu konudan bence çok daha öncelikli çalışma pratiği geliştirme konusu var...hepsinden önce; yaşamak var.
 

bozadi

#20
Ben de sevindim. Dediğim gibi, Qui ile çok ciddi bazı fikir çatışmaları yaşıyorum bazı durumlarda ve bu nedenle "bu konularda söyleyecek başka sözüm yok, sağlıcakla kalın" mesajını bir tepki/veda mesajı gibi algılamıştım, neyse ki yanlış anlamışım. Çünkü muhtemelen devam edeceğini düşündüğüm "fikir" ve "yaklaşım" uzlaşmazlıklarının ve çatışmalarının zorlu olabildiği kadar da geliştirici, öğretici yanları var.

Konuşmalarımızın, tartışmalarımızın akışı içinde gelişmesi muhtemel örnekler yoluyla, Qui kardeşimle tam olarak hangi hususlarda veya neden sürekli çatışma halinde olduğumu masaya yatırabilmeyi umuyorum. Her tartışma konusunu bir "mesele" haline getirmekten ziyade, konudan bağımsız olarak karşılıklı olarak tekrarlanan muhtemel bazı kalıpları gözlemleyip hepimiz için geliştirici, şifalandırıcı gözlem ve çıkarımlar yapabilmemizi umuyorum. Benzer şeyleri forumda veya forum dışında herkes yaşayabilir. Başka şahıslar arasında da olabilir, gelecekte de yaşanabilir. Ben durumun kısırdöngüye dönüşmemesi ve hasıraltı edilip muhtemel bir "birikim etkisi" yapmaması namına, belirttiğim gibi bir izleme, masaya yatırma, mümkün olan durumlarda öz-gözlem ve öz-eleştiri geliştirme çabası da göstermeyi umuyorum. Qui kardeşim için, benim için ve tüm forumdaşlarımız için manalı, faydalı olmasını dilerim.

"Toplumdan uzak izole yaşam fikri" başlığının akışını olumsuz etkilememek için bu ilginç duruma dair bir başlık açacağım sanırım. Qui kardeşim iştirak etmek istemezse sorun değil. Ben bunu yapmaya ihtiyaç duyuyorum ilişkimizin gerçekten giderek daha yapıcı hale gelebilmesi için. Anlayışınıza sığınıyorum.

zülkarneyn

#21
Selamlar,
Bu önemli bir konu. Hepimiz içgörüsel olarak bu konuyu bir yerde cazip görüyoruz. Çünkü bizim kendi iç dünyamıza yönelme çabalarımızı; bir yerde sıkıcı veya bazen de boş bulduğumuz yozlaşmış günlük ve toplumsal hayatın engellediğine inanıyoruz. Engelliyor da. Ama şunu unutmayalım ki sevgili dostlarım ayrı ve bağımsız bir sistem kurarak -ki bu başarılabilir- BH'ye odaklanamayız. Aslında BH için bir şeyler yapmaya çalışmak kılık değiştirmiş bir KH'dir bunu gözardı edemeyiz. Bu dünyanın muhteşem bir deneyim yuvası olmasını sağlayan şey bizim içinde bulunmaktan sıkıldığımız o yozlaşmış toplumdur, üstü dumanlı şehirlerdir. Evet burada yolumuzda ilerleyemiyormuşuz gibi hissedebiliriz. Bizi engellemesini bir ayakbağı olarak görebiliriz. Ama bizim oyun sahamız burası. Arkasından çekilerek koşan bir adamla sadece kendini taşıyarak koşan arasında fark vardır. Eğer varılacak bir yer olsaydı bu engellerden kurtulmak sadece kendimizi taşımak güzel bir çaba olurdu. Ama varılacak bir yer yok. Sırtında toplumu da taşıyan koşucu daha güçlenecek ve ustalaşacaktır ki önemli olarak güzel koşmaktır çok yol almak değil.
Evet gün gelecek ve şehirler dağıldığında bahsettiğiniz şekilde yaşamayı ve o yolu izlemeyi öğrenmemiz gerekecek. İnanıyorum ki bizim bu hevesimiz ta içimizdeki o günlere duyulan özlemin ve kendimizi asıl o zaman ifade edebilecek olmamızın heyecanıdır. Ama şimdi deplasmanda oynamak zorundayız ve bu bizi kendi düzenimizi, insanlığın hakettiği onurla ve sevgiyle işleyen toplumu kurabilmek için güçlendirecektir. Bu deneyimlere ve sıkıntılara hatta boş işlerle uğraşmaya ihtiyacımız var yeter ki özümüzü koruyup deneyim arzumuzu diri tutalım. Gerisi zaten sabırla gelecektir.
 

Qui-gon jinn

#22
Fevkalade yorumlar da bulunmuşsunuz sevgili zülkarneyn, katılmamak elde değil...

Şahsi kanaatimce, 3.yoğunluk KH dünya ortamına çok fazla odaklanıldığı düşünüyorum çoğu zaman ve "KH dünyayı değiştirmek" gibi bizler için gereksiz bir illüzyonun peşinde koşunulmasının da BH değil, asıl BH'den uzaklaştıran bir olgu olduğu kanaatindeyim.

Velhasıl, daha önce alıntıladığım celse bilgisini, o noktaya kadar genişleterek tekrar hatırlatmanın bizlere faydalı çıkarımlar sağlayabileceği düşünüyorum;


S: (V) Kendim için iyi olmadığını hissettiğim şeylere karşı hep isyan etmişimdir. Bu sisteme karşı isyan etmek mümkün mü?
C: Eğer bedenini terk etmek istiyorsan.

S: (L) Yani bunun neticesi ölüm olacaktır...
C: Evet.

S: (L) Eğer taşınmamız gerekirse...
C: Karmaşayı değişimler izleyecek, sabırlı olun.

S: (L) Kırsala taşınmak istiyoruz. O şekilde bir yaşam sürerek bu kredi/borç kartı olmadan yaşayabilir miyiz?
C: Hayır.

S: (L) Nerede olurlarsa olsun herşeyi ve herkesi kontrol etme kapasitesine mi sahipler?
C: Evet.

S: (L) Guyana'ya taşınsak, yağmur ormanında kütükten bir ev yapsak ve kimseyi rahatsız etmesek bile bu şeyden kurtulamaz mıyız?
C: Laura, Kertenkele varlıklarının mutlak kontrole yönelik var güçleriyle yapacakları girişimin etkisinden, nereye gidersen git kurtulamayacaksın.

S: (L) Bu kelimelerle ifade edilemeyecek kadar moral bozucu. Anlıyor musunuz?
C: Neden? Bunu değişim takip edecek.

S: (L) Değişim kısa sürede olacak mı?
C: Konudan sapıyorsun. "Bringers of the Dawn" (Pleiades Öğretileri) kitabını okuyun. Uygun bakış açısıyla bakıldığında, tehlike coşkuya dönüşür. Ama bu bakış açısı, tekrarlıyoruz, üçüncü seviye gerçekliğin bakış açısı değildir.

S: (L) Belirttiğiniz kitapta Jeanne d'Arc, kazıkta yanarken coşku içinde tasvir ediliyor. Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Gibi, ama sizin kazıkta yanmanıza gerek yok.

S: (L) Bu az da olsa ferahlatıcı. Ölmenin başka yolları da var.
C: Biz ölmekten bahsetmiyoruz, Laura. Sımsıkı bir şekilde 3'üncü seviyeye yapışmış olanları dinlersen, bilincinin sapması riskiyle karşılaşırsın, niyetin ne kadar iyi olursa olsun; L___.

S: (L) L___ hakkında neyi kastediyorsunuz?
C: Guyana.

S: (L) "Tehlike coşku olur" derken neyi kastediyorsunuz? Ne çeşit bir tehlike?
C: Yaklaşan karmaşada yaşam.

S: (L) Okuduğum çeşitli kitaplar kırsal bölgelere taşınmayı, gruplar oluşturmayı, yiyecek stoklamayı falan tavsiye ediyor.
C: Dezenformasyon (Ç.N.:yanıltıcı bilgi; yalan). Bunlardan hemen ve tamamen kurtul. Bunlar 3'üncü seviye saçmalıkları.

bozadi

#23
Sevgili zülkarneyn, görüşlerin arasında katıldığım hususlar da var, katılmadıklarım da. Katıldığım husus, koşullarımızda çok şiddetli bir değişiklik olmadığı sürece olağan yaşantımızda çok büyük ve zorlu bir değişikliğe kalkışmanın faydadan çok zarar getirebileceği olasılığıdır. Hızla böyle birşeye kalkışmanın pek çok açıdan mümkün olamayacak olması da benim için bir gerçeklik gibi görünmektedir.


Söylediklerin arasında katılmadığım, daha doğrusu bana tartışmalı gibi görünen bir husus şu:

Alıntı YapAslında BH için bir şeyler yapmaya çalışmak kılık değiştirmiş bir KH'dir bunu gözardı edemeyiz.

Bu çok ciddi bir iddia. Ve özellikle de ifade edilmiş biçimi itibariyle bana çok dolu bir söz gibi görünmedi doğrusu.

Neyi kastettiğini açıklayabilir misin? Kendin ve bağlılık hissettiğin insanlar için iyi olduğuna inandığın birşeyi yapmak kılık değiştirmiş bir KH midir gerçekten? İyi bir amaca, bir çözüme yönelik olarak gösterilen bir gayret, bir çaba KH midir? Aynı denklemi tersten ifade edecek olursak "KH için birşeyler yapmaya çalışmak, kılık değiştirmiş bir BH" midir örneğin?

Bu söylediklerim bağlamında söz konusu denklemle ilgili iddia bana en masum ifadesiyle "absürt", biraz daha ciddi bir manada ise "dezenformatif" göründü açıkçası. Belki yapacağın bir açıklama, yanlış anlıyor/yorumluyor olabileceğim birşeyin doğrusunu anlamama yardımcı olur.

Sevgili Qui, senin bu spesifik konuya veya tartışma başlığına yaklaşım biçiminde bana sorunlu görünen şey ise celseler içinden konuyla ilintili en "mutlakiyetçi", en "yargılayıcı" ifadeleri ısrarla tekrarlamandır. Bu "mutlakiyetçi" tavrın, pek çok başka tartışmada da tekrarlanan bir kalıp olduğunu düşünüyorum. "Kasyopyalılar"ın söylediği birşeyin söz konusu tartışma konusuyla ilgili sorgusuz kabul etmemiz gereken mutlak bir yargı olduğunu ima eden bir "göze sokuş" çabası sergiliyorsun gibi görünüyor. Özellikle de Kasyopyalıların söylediği pek çok kritik şeyi kabul etmeyen biri olarak, Kasyopyalıların söylediği birşeyi cımbızlayıp bu kadar mutlakliyetçi bir havada tekrarlayıp durman bana "tuhaf" geliyor. Özellikle de Kasyopyalıların yine aynı konuda söylediği ve konuya o kadar tek yanlı ve mutlakliyetçi bir şekilde yaklaşmanın doğru olmayacağını ortaya koyan celse alıntıları da yaptım tutumunu eleştirerek ama senin bütün yaptığın daha önce yaptığın celse alıntısını tekrarlamak oldu. Anlıyor musun? Konuya bu kadar mutlakiyetçi ve reddedici yaklaşmak yerine, tartışılmakta olan farklı olasılıklara dair daha esnek, daha olumlu, daha yapıcı bir tutum da gösterebilirsin ama nedense bunu yapmıyorsun şu anda. Burada konunun içeriğinden de ziyade "tutum"la ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorum. Yargılayıcı, mutlakiyetçi ve tartışma konusu olasılıkları tek kalemde reddedici, dayatmacı bir tutum sergiliyorsun bana göre.

Burada tartışılan konu sadece "dağa bayıra kaçıp ihtiyaç maddeleri stoklama" fikri üzerine kurulu değil. Yarı-tecrit diye ifade edilebilecek, topluma yakın ama ortalama toplumsal tutum/davranış kalıplarını tekrarlamak yerine, bilincimizdeki KH temelli sorunları teşhis ve tedavi etmeye yönelik organize bir çabanın gösterileceği bir ortamda (veya ortamlarda) buluşma ve mümkün olursa ve koşullar da bunu destekleyici yönde gelişirse böyle bir ortamda giderek daha fazla zaman geçirebileceğimiz şekilde organize bir "hareket" geliştirme ihtimalinden bahsediyoruz. Son Kasyopya celselerinde de geçtiği gibi ABD'de ve Fransa'da kurulmakta olan özel ortamlar var. Bu insanlar muhtemelen mutlak bir tecrit fikriyle hareket etmiyor ama kısmi de olsa toplumsal normlardan tecrit anlamına gelen bir yaşam biçimin test ediyorlar. Bizzat Kasyopyalıların da teşvik ettiği böyle olasılıklar da aynı tartışmanın konuları. O halde bütün bu olasılıklar dururken, sanki yarın öbür gün bir dağ başına kaçıp mutlak bir tecrit hayatına kaçmayı planlıyormuşuz gibi "sakın öyle birşey yapmayın, sonu çok kötü olur, bak Kasyopyalılar da böyle demiş, mahvolursunuz" gibi bir tavır takınmanın tuhaf ve sorunlu olduğunu gözlemliyorum kendi adıma.

Kasyopyalıların ve Laura'nın üzerine basa basa tekrarladığı birşey varsa, Gurdjieff'in öğretisinin de temelini oluşturan "ÇALIŞMA" adlı realitedir. ÇALIŞMA denen şeyse "BH İÇİN BİRŞEYLER YAPMAK" anlamına geliyor. Madem Kasyopyalıların söylediklerini önemsiyorsunuz, neden Kasyopya celselerinin bir anlamda temelini oluşturan bir kavrama bu kadar karşısınız (Zülkarneyn ve Qui) merak ediyorum doğrusu.

Qui-gon jinn

#24
Sevgili dostum, böyle diyorsun ama benim de şöyle ifadelerde bulunduğumu atlıyorsun sanırım;

"Bu "Toplumdan uzak, izole bir yaşama geçme fikri"nin her ne kadar benim "profilime" çok iyi oturduğunu düşünsemde, bu yaşam tarzının herkese uygun olamayabileceği kanaatindeyim."

Buradaki ifademden rahatlıkla anlaşılabileceğini düşündüğüm gibi, reddedici tavır bir yana, tersine kendi namıma bunun benim için harika bir şey olduğu, yanlız bu yaşam tarzının herkeze de uymayabileceği uyarısını da "mutlakiyetçi" değil, tersine her olasılığı düşünmenin bir gereklilik olduğu inancı ile peşi sıra ortaya koydum.

Ve o mesajımda ki celse alıntısı da, sen öyle olmadığını söylüyorsun ama katılmadığım o anlayışları bünyesinde barındırdığı hissiyatı ile paylaştım.Ki hala da öyle hissediyorum, yoksa son celselerde bahsedilen durumlara ilişkin bir itirazda bulunmadım.Ki hissetiğim o durumla alakalı olarak da şöyle sormuştum;

"Toplumdan uzak, izole bir yaşama geçme fikri"nin ne maksatla ve hangi bakış açısıyla ortaya koyulduğu ve bundan ne gibi bir fayda beklenildiği muallakta, bu netleştirilmeli diye düşünüyorum."

Eğer hissetiğim gibi bir şey gerçekten mevcut ise de, buna ilişkin uyarımı da şu ifadelerimle belirtmiştim;

"Lakin o celse bilgisinde ortaya konulan bir şekil mevcut ise şayet, bunun düşünülen anlamlarda pek bir faydası olmayacağı gibi, tersine düşünülmeyen pek çok sorunu ortama ekleyeceği kanaatindeyim..."

Ve nihayetinde ortaya attığın bu hayat tarzını yaşayıp yaşamamaya ilişkin tartışmalardaki görüşümü, şu ifadelerle zaten yaşadığımı belirterek noktaladığımı düşünmüştüm;

"hali hazır da zaten tam izole veya tama yakın bir halde yaşadığımı düşünmemdir..."

Sevgili dostum, bana neden söylediğin şekillerde davrandığımı soruyorsun, fakat benim nazarımda düşündüğün şekillerde bir hal taşımamakta olduğumu söyleyebilirim ki, bu konuda bana göre tek yaptığım şudur; düşünülmediğini veya dikkat edilmeyip üzerlerinde çabucak geçildiğine inandığım bazı noktaları ortaya koyma çabası.Evet bence çabam bu idi, çünkü düşüncem o dur ki, eğer pek çok riski ve değişik olasılığı göz önünde bulundurmadan atılacak bir temel olursa, bu durum ileride üzerine bina edilecek yapıya tehlike yaratabilecek bir olasılığın olmasını kuvvetlendirecektir.

velhasıl, gözünüze gözünüze soktuğumu düşünerek kör etmeye çalıştığımı ima ettiğiniz şeyin, bana göre "gözü kapalı" bir hareket tarzıyla etraflıca düşünülmeden ve "bakmadan atlanacak" bir tavırla eylemde bulunmanın hatalı olabileceğini durumuna dikkat çekerek, daha geniş bir bakış açısı kazandırma çabasıdır.

Son olarak diyebileceğim şunlardır ki, bunları da zaten bu konu başlığı altında söylediğimi görüyorum;

"Evet, her ne kadar benim inandığım gerçekten böyle bir durumun varlığı olsa da, elbette tamamı ile yanılıyor olabileceğim gibi, sizin yorumunuz da bunların tam tersi olabilir.Daha önceden de söylediğim gibi, tek temennim bu durumların sanki aramızda bir karşıtlık varmış gibi algılanmamasıdır sadece."

Neden aynı şeyi düşünmemiz ve aynı tavrı ortaya koymamız gerektiğini düşünüyorsun bilemiyorum ama sanırım sizlerin söylediğine mutlak bir şekilde katılıyor olsa idim, işte o zaman hiç bir şey yapmaz ve yazmazdım heralde.Neyse...

İyi geceler ve iyi "çalışmalar"...

maskesiz

#25
Toplumdan uzak, izole bir yaşama geçme fikri nden vazgeçebiliriz arkadaşlar Sevgili Qui-gon jinn ve Sevgili Zülkarneyn öyle karar verdiler.....
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bozadi

#26
Numunelik bir cümle "yanılıyor olabilirim", numunelik bir cümle "ama eğer şunu kastediyorlarsa..." Ama tevazu ve objektiflik iması yaratan bu numunelik cümlelere rağmen, karşı eleştiri getirildiği halde ısrarla ve uzun uzun tekrarladığın ve olumsuzlayıcı ve yargılayıcı ve son derece mutlakliyetçi "öyle yapmayın, çok kötü olur" alıntıları. Eleştiri konusu olan gereksiz bir tekrar ve batıcı bir mutlakliyetle getirdiğin şiddetli eleştirilerini Kasyopyalıların (öğretilerinin çok temel bazı kavramlarına inanmadığın Kasyopyalıların) ağzıyla söylüyor olman, sergilediğin (dostça uyarı görünümlü) olumsuzluğu meşru kılmadığı gibi çok daha samimiyetsiz ve çirkin hale getiriyor bence.     

Kesinlikle seninle aynı şeyi düşünmemiz gerektiğini düşünmedim, düşünmüyorum ve düşünmeyeceğimde. Dediğim gibi, konu içeriğinden ziyade "tutumunla" ilgili bir anormallik olduğunu düşünüyorum.

Alıntı Yapsizlerin söylediğine mutlak bir şekilde katılıyor olsa idim, işte o zaman hiç bir şey yapmaz ve yazmazdım heralde.

Bunca insan belirli bazı konularda aynı şeye büyük ölçüde katıldıkları için açılıyor bu başlıklar, konuşuluyor tüm bunlar. Bu forumun varlık amacı bu. Ortak noktalarda birleşip eylemde işbirliği yapabilmek için. Eksikliği duyulan birşey değil mi bu sence?

Alıntı Yapiyi geceler ve iyi "çalışmalar"

"İkili" oynuyorsun. Kasyopyalıların ve Laura ve ekibinin insanlara tavsiye ettiği en önemli şeylerden biri "ÇALIŞMA" denen şey. Zülkarneyn arkadaşımızın savunduğu ve senin de çok isabetli bulmuş gördüğün, benimse alıntılayarak eleştiri konusu yaptığım "BH için birşeyler yapmaya çalışmak kılık değiştirmiş bir KH'dir" beyanı var. Sevinçli bir şekilde katıldığını söyledin bu görüşe, öyle değil mi? Sorularımdan/eleştirilerimden bir bölümüne itinalı cevap vermişsin ama en temel tartışma konusunu müstehzi bir "ima" fırlatarak pas geçmişsin: İyi "Çalışmalar"!

Celsede, öğretilerde geçtiği şekliyle "Çalışma", yani KH egemen bir halden, BH egemen bir hale doğru ilerleme çabasını manasız ve hatta zararlı diye etiketliyorsun. Eckhart Tolle'nin "Şimdinin Gücü" öğretisini Kasyopya öğretisini benimsediğinden çok daha fazla benimsiyorsun ki, Kasyopya öğretileri "Şimdi"yi inkar etmediği halde Echkart'ın öğretisi Kasyopya öğretisini ve bu öğretide desteklenen pek çok temel kavramı inkar, ret ve karalama manasına gelen beyanlar içeriyor. Ve sen de aynı nedenle Kasyopya öğretilerinin çok önemli bazı yapıtaşı bilgilerini/kavramlarını benimsemiyorsun. Burada farklı bir öğretiyi benimseyenlerin bulunması hiç sorun değil. Ama burası herhangi bir forum da değil. Burada farklı ve hatta ciddi ölçüde zıtlaşan içeriklere sahip öğretileri benimseyen kişiler memnuniyetle karşılanacaksa, bu ancak işbirliği imkanlarını tıkayan uzlaşmazlıkların samimiyetle tartışılmasına bağlıdır. Ama kendi benimsediğin öğretinin Kasyopya öğretisinin temel bazı kavramlarıyla olan çatışmasını ele almaktan kaçıyorsun gibi geliyor bana, tıpkı bu tartışmada "BH için birşeyler yapmaya çalışmak kılık değiştirmiş bir KH'dir" görüşüne getirilen karşı eleştiriye yanıt vermekten kaçtığın gibi. Yalan mı? Bu kadar ciddi suçlamalar getirmemi lütfen "samimiyet" olarak gör. Forum üyeliğinin sonlandırılması için bir "mazeret" arayışı olarak değil. Gerçekten belki biraz "fazla" açık sözlü olmakla birlikte çabamın DOSTANE bir fikir tartışması olarak gör ve tartış farklı görüşünü. Çünkü söz konusu farklılık, bu forumda geliştirilmeye çalışılan ÇALIŞMA ortamını sabote eden bir niteliğe sahip olacak gibi görünüyor bana. Bu forumun kurulma nedenini ve/veya ilhamını oluşturan başlıca kaynak olan Kasyopya öğretisinin son derece temel bir yapıtaşı olan "KH'liğin kabulü" ve "KH egemen durumdan BH'ye doğru (çok muhtemel olarak zorlu) bir arınma ve bilinç geliştirme ÇALIŞMASI içine girme gerekliliğine (bunu isteyenler için tabi) karşı olmanın nedeni nedir? Senin alternatifin nedir? Senin benimsediğin öğreti veya öğretiler senin hayatına ne katıyor? Bizden farklı veya daha iyi, daha faydalı bir deneyim seviyesinde veya modunda bulunduğunu düşünüyor musun? Benim yaptığımı yapın, çünkü bakın ben örnek alınabilecek daha ileri bir duruma ulaştım diyor musun? Çünkü diyorsan ciddi ciddi bunun düşünülmesi, faydalanılması icap eder. Eckhart'a yakın olsam, bütün kalbimle söylüyorum, ben o adamla çok iyi dost olurum. Onun öğretisindeki bazı yönleri/kavramları benimsemememe rağmen, o adamın inandığı, güvendiği yolda bir mesafe katettiğini biliyor, buna güveniyorum. Onunla ciddi manada anlaşabileceğim, onu sevmekte zorlanmayacağımı tahmin ediyorum. Ama onun mevcut felsefesinin bütün yönlerini kabul etmiyorum. Onunla tartışırım da. Sen, Eckhart'ın felsefesine sıcak olman itibariyle bu forumun temelini oluşturduğu söylenebilecek öğretinin çok temel bazı yönlerini benimsemiyor ve sürekli de eleştiriyorsun. Ama tartışalım deyince de bunları tartışmaya yanaşmak istemiyorsun. Bu dürüstçe olmuyor bana göre. Dediğim gibi, samimiysen, inandığın görüşü deneyimliyor olman gerekiyor, öyle değil mi? Şimdinin gücü sana hissettiriyor? Şimdinin Gücü'nü veya Birliğin gücünü ne kadar deneyimleyebildiğini düşünüyorsun? Hayatını ne kadar etkiliyor? Günlük yaşam realitendeki deneyimlerini ne ölçüde etkiliyor?

Bütün bunları söylememin, sormamış, sorgulamamın sana düşmanlık yaptığım, seni "ezmeye" niyet ettiğim anlamına geldiğini mi düşünüyorsun? Ne düşünüyorsun? Sence ben ne yapıyorum? Alternatif ve zıt bazı görüşlere sahip bir öğretiyi ve popülerliğini çekemediğim için o öğretinin bir mensubuna ceza vermeye mi çalışıyorum? Lütfen bunları tartışalım! Samimi olalım!

Başka bir başlık altında tabi. Uygun mu senin için? Hayırsa, neden? Neden kaçasın?!

zülkarneyn

#27
Sevgili Bozadi ve değerli dostlarım,
"Aslında BH için bir şeyler yapmaya çalışmak kılık değiştirmiş bir KH'dir bunu gözardı edemeyiz." cümlesi hakkında konuşmak istiyorum. Hassas davranmanız ve sorun oluşturabilecek şeylerde tüm düşüncelerinizi ifade edebilmeniz beni çok memnun etti. Bozadi bu cümleye neden katılmadığını kavrayabiliyorum. İşin aslı bu denli sert algılanmasının ve dezenformasyon kokmasının nedeni ifade ediş tarzım ve meseleyi yeterince detaylandırmamam. Bu cümlenin eksik olan önünü ve arkasını doldurmak isterim çünkü aslında hepimizin bildiği bir şey bu.
Öncelikle şuna deyinmek isterim ki sevgili Bozadi Laura ve arkadaşlarının çalışması ve bir yerde bizim de şunları konuşuyor olmamız bir çalışma evet ama başka türlüsünü yapamayacağımız bir çalışma. Şöyle ki içimizdeki sesi varlığımız özünde attığına inandığımız BH nabzını dinleyerek tüm bunları yapıyoruz. Hepimiz biliyoruz ki bu zor bir iş. Gerçekten zor olmasına, bizi derinlerimizden sarsıp bazen acı ve ızdıraba bazen de insanüstü uygulamamız gereken bunca gayrete neden katlanalım? Çünkü biz bunu yapıyoruz. Biz insanoğlunun böyle bir dünyada yaşamasının ardındaki nedenleri gerek celseler gerekse kendi içgörümüzle görebildiğimize inanıyor ve bunu düzeltme içgüdümüzün peşinden gidiyoruz. Bunu mükemmel yapamıyor olabiliriz. Bazen egomuza takılıp günlük ilişkilerde kullanılan iletişim silahlarımızı birbirimize doğrultuyor olabiliriz. Ama yine buradayız. Öyle ya da böyle birbirimize sarılıyoruz ve birbirimizden ve birbirimize bakarak kendimizden öğreniyoruz. Bir şekilde kendimizi aşmaya çalışıyoruz çalışma dediğimiz şey bu değil mi?
Laura da bunu yapıyor Bozadi de bunu yapıyor Maskesiz de bunu yapıyor. Başarmak veya başarmamak değil ne yapmaya çalıştığımız belli. İşte kastettiğim şey bu dostlar. Dünyada marjinal bir akım yaratalım BH olmaya çalışalım demiyoruz. Benim cümlem bunun içindi. Etrafımda gördüğüm için söyledim bunu.
Ego kişinin toplumdaki kimliğidir. Kendi özünde arayamadığı veya aramadığı şeyi çevreden 'beklemektir'. BH nin bir toplumsal kimliğe sağ sol ayrımı gibi bir oyuncağa dönüşmesi -şimdi tepkilerinizden anlıyorum ki gündemde değil- yolun bir yerinde karşımıza çıkacak önemli bir sorun olarak gördüğüm bir durum. Toplumdan izole yaşama fikrini burada verimli ve anlamlı bir şekilde ele almaya çalışıyor olsak da bu forum dışında tartışılan sanal veya gerçek ortamlarda o kurduğum cümleyi ifade ettiğim ortamlar gördüm ve bu beni rahatsız etti. Bu konuya değinmem ondandır arkadaşlar.
Burada Laura ve arkadaşlarına ve bize saldırmıyorum yani Bozadi. Kendimi açık olarak ifade edebildiğime inanıyorum.

Bu arada arkadaşlar yukarıda da deyinmeye çalıştım. Bu ortamda düşünerek mesaj yazılmasını ve üyelerin yani nihayetinde gelecekte anlamlı işler yapacağına gönülden inandığım bu grubun birbirine saygılı olmasını, ilişkilerimizde araya şahsi tatminlerin sokulmamasını seviyorum. Rica ediyorum ki yine sokulmasın. Şimdilik buradaki davranışımız yazışmak üzerine kurulu. Bunun avantajlarını kullanabilirsek bize daha çok şey katar. İstemeden kırıcı veya grubu alçaltıcı bir şey söylediysem özür dilerim. Ve herkesten aynı şeyi beklerim.
Sevgiler
 

Qui-gon jinn

#28
Sevgili dostum, mesajlarınızı okuduğum da aklıma o şekillerde olmadığı düşüncesinden başka değişik hiç birşey gelmedi açıkcası.Ne demeliyim diye düşünürken, zihnimde en çok benimsediğim kasyopya celselerinden bir bölüm beliriverdi sadece.Ne anlama geliyor emin değilim ama malesef kafamda başka da bir düşünce yok şu an.Belki çok anlamlıdır, bilemiyorum, kendi adıma da üzerinde uzun uzun düşüneceğim diyebilirim.Velhasıl bu sebepler dolayısı ile sadece o alıntıyı paylaşarak, sizlere sevgilerimi ve iyi bir gün geçirmeniz dileklerimi iletiyorum.

C: Eğer gelişip bilgi kazanmayı seçerseniz, hiçbir noktada hiçbir şey hakkında asla bloke olmaz veya takıntılanmazsınız. Fakat eğer bilginizi sınırlandırmayı ve takıntılanmayı seçerseniz, o zaman kendinizi sürekli bloke olmuş halde bulursunuz ve bu durum tüm yaşam deneyimlerinizde kendini gösterir. Bu, bireysel ruh gelişimi kalıbının bir parçasıdır. Tamamen seçime dayalı birşeydir. Bu nedenle bir başkasının bilgi edinme seçimine veya bunu nasıl yaptığına veya yapmadığına müdahale etmeniz mümkün değildir. Bir başkasının algılarını değiştirmeye çalışmanın gereği yoktur çünkü özgür iradeye müdahale anlamına gelir. Eğer biri aydınlanmak yerine takıntılanmayı seçiyorsa, bu onun seçimidir!

bozadi

#29
Sevgili zülkarneyn, açıklaman için teşekkür ederim ama halen beyan ettiğin ("BH için birşeyler yapmaya çalışmak kılık değiştirmiş bir KH'dir") görüşünün açıklaması olarak verdiğin örnekler, konuyla ilgili nasıl bir duruşun olduğuna dair belirsizliği ortadan kaldırmıyor diye düşünüyorum. Buna özel bir başlık açarak konuyu daha net ve gerekirse çok daha uzun bir şekilde ele almamız gerektiğine inanıyorum. Bunun aramızdaki olası yanlış anlamaları giderebileceğine inanıyorum.

Ben bu konudaki meselede, görüşünü/tutumunu sorunlu bulduğum kişilerde şu "görüşün" varlığını algılıyorum:

KH ve BH seçimi yapılması gereken birşey değildir. Hepsi aynı bütünlüğün, birliğin parçaları olduğuna göre, ve hayatımızın olağan akışı içinde bazen olumlu, bazen olumsuz deneyimler/hisler/haller deneyimlediğimize göre ve bu son derece doğal birşey olduğuna göre, bu "doğallığı" değiştirmeye çalışmak, bu iki kutuptan bir tanesini seçmeye hayatın adanması gerektiğini düşünmek ve savunmak sorunludur. KH'yi de yaşıyorum, BH'yi de yaşıyorum, ikisini evrenin temel yapıtaşları olarak seviyor ve benimsiyorum. Biri birine üstün değildir ve birinin diğerine bir yol olarak tercih edilmesi ve bu uğurda gerekirse savaşılması gerektiğini düşünmek sorunludur. Sen de bu görüşü veya "aşağı yukarı" bu görüşü benimsiyor olabilirsin ve o durumda bunu ciddi bir şekilde tartışmak gerekiyor. Qui'nin de "o veya bu şekilde" böyle bir görüşü benimsiyor olabileceğinden şüpheleniyorum. Bu görüşün içindeki bazı verileri kabul edebilirim ama bu görüş geneli itibariyle, Kasyopyalıların, Laura ve ekibinin ve bu forumda geliştirilmeye çalışılan sürecin temeliyle uyuşmuyor ve hatta şiddetli bir şekilde çatışıyor bazı yönleriyle.

Alıntı YapSevgili dostum, mesajlarınızı okuduğum da aklıma o şekillerde olmadığı düşüncesinden başka değişik hiç birşey gelmedi açıkcası.Ne demeliyim diye düşünürken, zihnimde en çok benimsediğim kasyopya celselerinden bir bölüm beliriverdi sadece.Ne anlama geliyor emin değilim ama malesef kafamda başka da bir düşünce yok şu an.Belki çok anlamlıdır, bilemiyorum, kendi adıma da üzerinde uzun uzun düşüneceğim diyebilirim.Velhasıl bu sebepler dolayısı ile sadece o alıntıyı paylaşarak, sizlere sevgilerimi ve iyi bir gün geçirmeniz dileklerimi iletiyorum.

C: Eğer gelişip bilgi kazanmayı seçerseniz, hiçbir noktada hiçbir şey hakkında asla bloke olmaz veya takıntılanmazsınız. Fakat eğer bilginizi sınırlandırmayı ve takıntılanmayı seçerseniz, o zaman kendinizi sürekli bloke olmuş halde bulursunuz ve bu durum tüm yaşam deneyimlerinizde kendini gösterir. Bu, bireysel ruh gelişimi kalıbının bir parçasıdır. Tamamen seçime dayalı birşeydir. Bu nedenle bir başkasının bilgi edinme seçimine veya bunu nasıl yaptığına veya yapmadığına müdahale etmeniz mümkün değildir. Bir başkasının algılarını değiştirmeye çalışmanın gereği yoktur çünkü özgür iradeye müdahale anlamına gelir. Eğer biri aydınlanmak yerine takıntılanmayı seçiyorsa, bu onun seçimidir!

Sevgili Qui, son derece açık bir soruya ve meydan okumaya tıpkı (iyi "çalışmalar") dileğinde olduğu gibi, 180 derece zıt yönlere imalar içeren ve en masum ifadesiyle "kafa karıştıran" ve "kaçan" yanıtlar vermeye ve bunu da "Kasyopyalıların ağzıyla" yapmaya (ki bu hiç hoş değil) devam ediyorsun kardeşim.

"Manidar" yeni Kasyopya alıntın üzerinden gidecek olursak takıntılananın kim olduğunu düşünüyorsun şimdi burada? Bu konuda bir takıntın olabileceğini mi ima/kabul ediyorsun? Yoksa burada asıl takıntılanan ben olduğumu mu söylüyorsun? Yoksa her ikisi mi? Ne?! Niye meselenin netleştirilme çabasından kaçıyorsun? İşte bu tutum, yukarıda belirttiğim, "KH-BH'den bir tanesinin yol olarak seçilmesi gerektiğine inanmayan, ve dolayısıyla BH'ye yönelik yol/kanal açma çabasını bir aptallık olarak görüp aşağılayan (ki, zülkarneyn'in eleştirdiğim beyanı da aynı anlama geliyor) görüşe mensup kişilerin sıkça yaptığı birşey gibi görünüyor bana. Aynı anda hem KH hem BH olmayı (ne şiş yansın, ne kebap) bir yol olarak gören kişilerin sıkça yaptığı birşey bana göre. İkili oynama sanatında ustalık geliştirmeye çalıştıkları için, temel felsefi konularda netlikler ve ayrımlar geliştirilmesinden hiç hoşlanmıyorlar. KH'nin ve BH'nin birbirinden ayrılmasını, iyiliğin ve kötülüğün teşhis edilmesini hiç uygun bulmuyorlar! Ve ifadelerinde, yorumlarında, sonu gelmez bir belirsizlikler ve kaçışlar son bulmuyor! Hiçbir görüşü gerçekten tam olarak benimseyip savunmadıkları için, bir eleştirilmezlik zırhına sahip olduklarına sahip olduklarını düşünüyorlar! Ve bu donanımlarla gelip bir karar, bir irade geliştirmeye çalışanların çalışmalarını sabote etmeye girişiyorlar! Peki o kadar belirsizlik ve kararsızlık silsilesi üzerinden hareket ettikleri halde bu "kararlılık" nereden geliyor acaba? Kendini "gizleyen" güçlü bir KH eğilimi olabilir mi acaba?

Dediğim gibi, bu bir tartışma ve tartışmanın ciddi ithamlar içerdiğinin farkındayım. Görüşlerin, hislerin, fikirlerin açıkça ifade edilmesini, netlik sağlanmaya çalışılmasını savunuyorum çünkü her iki taraf da son derece kendinden emin ve iddialı şeyler söylüyor. O halde tartışmanın devamından neden kaçılsın? Tiversonus'un özellikle Kasyopya bilgileri ilhamıyla kurduğu ve benim de uzun süredir yöneticiliğini yaptığım bu foruma kimseyi zorla çağırmış değilim. Gelip bu öğretinin temel bazı taşlarının altını oymak anlamına gelen şeyler söyleniyorsa ve sorulduğunda, tartışma daveti yapıldığında "sorgulanmasını istemiyorum, sadece düşünce ve ifade özgürlüğü namına yaptığımı yapmaya devam edebilmek istiyorum" deniyorsa, bundan şüphelenmek ve bir koruma motivasyonu geliştirmek için her türlü hakkım olduğuna inanıyorum.

Lütfen kardeşlerim, hepimizin KH yönleri var. Muhtemel bazı KH yönlerimizin tartışma konusu olması için harika bir yer burası. Bunun yargılayıcı bir tonda yapılması çok hoş bir görüntü vermiyor, farkındayım, özür dilerim, ama İsa dedi ki, "Yargılanmak istemiyorsanız, yargılamayın."