ruhum kim, ben kimim?

Başlatan bozadi, 15 Temmuz 2009, 19:17:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

ruha, öz varlığa atfettiğimiz ve negatiflik içermeyen çeşitli özellikler vardır; sevgi dolu, bilgelik dolu, aşkın, korkusuz, coşkulu... ama bu gezegen üzerinde, fiziksel bedenler içindeki deneyimlerimiz çok sayıda negatif duyumlar da içeriyor. bu negatiflikleri deneyimleyen, korkan, korkutan, incinen, inciten, endişeye kapılan, endişe veren, kızan, kızılan kim? bunlar öz varlığın, ruhun niteliği olmadığına göre, ve biz bunları da deneyimleyebildiğimize göre biz kimiz? gerçek varlığımız olduğunu kabul ettiğimiz, ruh dediğimiz pozitif varlık kim? şimdiye kadar bu konuda yeterince tatmin edici bir bilince ulaşmadım. buna dair yanıt arayışımı varlığın çok boyutluluğu kavramına dayandırdım. üzerinde düşünmeye, tartışmaya devam ettiğim bir konu. aklımdaki bazı olasılıkları ifade edeyim.

ruh denen öz varlığın aslında varoluştaki tüm bilgiye erişimi olduğu kabul edilir. ama bir yandan da her ruhun bir öğrenci olduğu, sürekli bir öğreniş, ders işleme durumu içinde olduğu kabul edilir. benim bu durumun yarattığı soru işaretine dair tahminim, ruhların bilişinin bir anlamda teorik bir biliş olduğu, bu bilişlerin korunabilmesi ve geliştirilmesi için somut, eylemsel bazı deneyimlerle \"pekiştirilmesi\" gerektiği şeklinde. işte bu durum her ruhu bir öğrenci durumuna getiriyor ve aynı zamanda her ruh, işlediği pekiştirmeli öğreniş alanı, durumu, koşulları ve işleyiş biçiminin de katkısıyla kendine özgü karakterini ortaya koyuyor.

eylemsel öğreniş için mutlaka madde alemine girmek gerektiğini sanmıyorum ama insanlık bir şekilde bu deneyim moduna girmiş. buna göre biz şu anda, varlık merkezimiz 5. yoğunlukta olmakla birlikte, varlığımızın bir deneyim organı olarak insan bedenleri içinde 3. yoğunluktayız (3. yoğunluk ders ortamında). bu uzantı öz varlıktan ayrı/gayrı değil, ama özellikle madde aleminde ve negatif koşullarla çevrili olduğunda, bu deneyim duyargasının karmaşaya düşmesi, neyin parçası olduğunu, yani ne olduğunu unutması mümkün olabilir. hatta kendine iyice yabancılaşıp, varlıksal kökenini algılayamayıp, o korku ve kaos içinde, hayatta kalma endişesiyle ilkel, negatif bir varlıksallık (ego) türetmeye çalışması da mümkün olabilir. belki de egonun gelişimi bu şekilde oluyordur. ölümde, ego etrafında oluşmuş sahte kişilik özelliklerinin de öldüğünü (bireyselliğin değil tabii), ama eylemsel derslere kalınan yerden devam etmek üzere tekrar enkarne olunduğunda bu egonun ve etrafındaki sahte kişiliğin kolayca yeniden türediğini düşünüyorum.

6. yoğunlukta, 7. yoğunlukla doğrudan ilişki içindeki rehber yüksek benlikler var. 5. yoğunlukta asıl benlik. alt benliğimiz ise şu anda 3. yoğunlukta. aradaki anlam bağlantılarını henüz tam olarak çözebilmiş değilim ama böyle bir yapı olduğunu düşünüyorum.

5 sayısının/kavramının bu varlıksal merkeziyetle ilişkisine ipucu teşkil ediyor olabilecek bazı şeylerden bahsetmek istiyorum kısaca. 5. yoğunluk kasyopya celselerinde, enkarnasyon aralarında gidilip dinlenilen ve değerlendirmeler yapılan \"yuva\" olarak geçti. buna göre 5. yoğunluk, maddesel olmayan ilk yoğunluktur (madde alemindeki deneyimlerin değerlendirildiği yer olması dışında). beşgen şekli bir ev silüetini andırır. yıldız bir beşgendir, aynı zamanda hümonit biçimselliği gösterir, her varlığın bir yıldız olduğu söylenir. 5 astrolojide aslan burcuyla ve güneş\'le ilişkilidir. güneş varlığı temsil eder. aslan güçlüdür, varlığın sonsuz gücünü temsil eder. insanların tesiri bir yana bırakılacak olursa, hayvanlar aleminde aslan kral\'dır. aslan\'ın gücünün temsili \"pençe\"sidir (beş). kedilere olan düşkünlüğümüz, eski mısır\'da kedilerin kutsal sayılması ve bir dönem bir kedi tanrıya tapılması da bununla yakından ilişkilidir herhalde (bu yüceltimin ve tapınımın ne kadar yerinde olduğu tartışılabilir).

astrolojide 7 burç olsaydı, belki 7 yoğunluk kozmolojisiyle daha doğrudan ilişkiler kurulabilirdi. ama her karşıt burcun, aynı şeyin iki yüzü olduğu düşünüldüğünde astroloji ile 7 arasındaki ilişkiye biraz daha yaklaşılabiliyor. karşıt burçlar tek kabul edildiğinde 6 çift burç meydana geliyor. bu 6 parçanın oluşturduğu bütünlük ise 7\'yi ifade ediyor olabilir. burçların karşıt burçlar halinde ikili olması, insanlığın düalite içinde olması kavramıyla yakından ilgili belki de. ekin çemberlerinde altıgen şekillere çok vurgu yapılıyor. muhtemelen altı parçanın birliğinin oluşturduğu dairesel bütünlük vurgulanıyor.

bu konu başlıkta niyetlendiğim konudan uzaklaşıyor tabii. yüksek benlik, benlik, alt benlik üçgeni/birliği hakkındaki algılarımı paylaşarak geliştirmeye devam etmeyi diliyorum.