Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Celseler Hakkında Tartışma

Başlatan Anhora, 20 Kasım 2014, 03:22:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Neron

#135
Bona fide'nin Laura hakkındaki hatalı beklentileriyle ilgili özeleştirisi ve Muhammed peygamberle paralellik kurması üzerinden devam edecek olursam, Laura da bu yeni "din"in peygamberi bir yerde. Yanındakiler de havarileri. Kaç kişiler bilmiyorum, belki sahabeler de diyebiliriz. :)

Bir zamanlar bu forumda da yazan birisi geçenlerde başka bir forumda K celseleri için "peygamber tahta" demiş. Oysa tahta sadece araç. Sorulara cevaplar o tahtadaki harfler önünde durularak veriliyor. Medyum aracılığıyla da iletişim kurulabilir. O da bir araç. Zaten medyum da kelime anlamı olarak araç demek.

Peygamber hz. Laura! :) veya azize Laura. Bence bu görevini de layıkıyla yerine getiriyor. Bozadi'nin kullandığı ifade çok doğru. "Köpek gibi çalışarak" demiş. Ben de dün eski bir celseyi okurken bunu düşündüm. Kadın ve ekibindekiler o kadar kitap okuyorlar ve kafa yoruyorlar. Sorgulayıcı bir gözle bunu yapıyorlar. Bizde tv'lere çıkan sözde uzmanları ceplerinden çıkaracak bilgiye sahipler muhtemelen. Bunu da keyfî olarak değil, sorumluluk ve görev gereği yapıyorlar.

Son celselerdeki soruların ilgi çekici olmaktan çıkmasının nedeni ilginç soruların sorulmuş ve bitirilmiş olması değil bence. Mesela islamiyet ve Muhammed hakkında sormadılar veya sormuşlarsa da bizlere aktarmadılar. Bu az ilginç bir konu olmasa gerek. Bence asıl neden, temel bilginin, ana çerçevenin sindirilmiş olması, K'lerden o konuda bir gelişme bilgisi beklenmesi. Hepimizde o konuda bir gizli beklenti var. K'ler "yakında" demişti, ama çeyrek yüzyıl geçmiş, yine de yakında denilenler gerçekleşmemiş.

Mesela 1994 yılında veya sonraki yıllardaki bir celsede K'ler yakında alzaymır hastalığının tedavisinin bulunacağını söylemişti. Ama henüz bu gerçekleşmedi. K'lerin sözünü ettiği o malum dalga da henüz kendisini pek hissettiriyor değil. Diğer öngörüler de öyle; sanki az sonra gibi bir ifadeyle anlatılmiştı veya bizler öyle anlamıştık.

Bunun dışında ekibin biraz new age tarzı konulara geçmesi de bizlerce yeterince önemsenerek karşılanmıyor. Taşlar, enerjiler, meditasyon, aynalar, vb...

Yine de bence k celseleri önemini koruyor. Hiç bir şeyden olmasa bile, önemli politik gelişmelerin arka planını öğrenmemiz açısından önemli.
 

beyrutkapı

#136
Hepimiz çeşitli derecelerde subjektif bakıyoruz kendimize ve çevremize. Mükemmel bir insanın bu yoğunlukta olması imkansız. Elbette hatalar olacaktır. Fakat laura ve grubunun çalışmalarıyla negatif kutbun ve yağmacıların fütursuzluğunu gözler önüne serdiğini ve 25 yıl öncesine göre dünyaya çok daha fazla pozitif olasılık imkanı sağladığını düşünüyorum. Tüm mesele, temel mesele biz, kendimiz çevremize baktığımızda ne görüyoruz? Temel mesele bu. Bu farkındalığa ulaşmayan bir insana dalganın etkilerinin zaman zaman arttığını zaman zaman azaldığını, her durumda sürecin işlediğini, gerek gezegensel değişimlerin gerekse enerjileri yada çevremizdeki paranormal değişimlerin dalgayla etkileşim içinde olduğunu bu farkındalığa ulaşmamış birine anlatabilmek zor. Belki de imkansız. Geleceğin değişken/akışkan doğası celselerde sık sık vurgulandı. Laura ve grubunun yaptığı çalışmalar gezegenin olası gelecek senaryolarını etkiledi ki, bu da celselerde geçen bazı kehanetlerin neden gerçekleşmediğini açıklıyor.          İşin garibi, Neron un yukarıda New age yöntem olarak saydığı meditasyon, sadece meditasyonun kendisi bile bir insana tüm varoluşun kapısını açabilir. Bu yetenek ve güç her insanda, her ruhlu bireyde var. Peki ama kimde bu kadar azim irade kararlılık yada adanma var. Kişi kendi kendinin peygamberi olmalıdır. En azından herkeste bu potansiyel var. Ama bu potansiyel gerçekleşmiyorsa ve enerjimizin yağmalandığı bir çamur içinde debelenip duruyorsak... Ra, plaides ve kasyopya celseleri çamurda debelenip duran insana verdiği bilgilerle ayağa kalkma şansı veriyor işte. Bende bu korkunç tablo karşısında bu bilgilerin bana ulaşması için emek veren herkese minnettarım. Laura nın yada bir başkasının kişiliği, ki doğru tahlil yapacak kadar kimseyi gerekli süre ve olaylarla tanımıyoruz, beni ilgilendirmiyor. Peygamberler dahil kimseyi de kusursuz görmüyorum. Birilerini kusursuz görme çabası aslında kişinin kendi kusursuzluğuna yaptığı bir vurgudur ki, çapraşık ve karmaşık insan psikolojisinde bu kavramı anlamak önemlidir. Eskilerin dediği gibi, eksiğim kendi özümde.
 

beyrutkapı

#137
Budala isimli romanında dostoyevski şöyle der: " SEN KRİSTOF KOLOMB OLUP AMERİKAYI KEŞFETSEN BİLE, BİRİLERİ ALNINDAKİ SİVİLCEYLE DALGA GEÇMEYE DEVAM EDECEKTİR."
 

gerçek tosun paşa

#138
New age taşlar, enerjiler, meditasyon ve geometrik şekiller demek değildir. New age bir akım olarak yorumlama biçimine daha yakın bir tanımdır. Laura ve ekibi new age yorumlamalardan hiç hoşlanmıyor. Konulara enteresan yaklaşıyorsunuz. Örnek vermek gerekirse ; enerji yönlendirim ve kullanımlarıyla ilgilenmek bir new age akım değildir. New age boş bir sevgi furyası ve yapılan eylemin sebebini bilmeden beklenti kurmaya yönelik bir düşünce yapısının temelini atar. Yoksa meditasyonun, duanın önemi, geometrik şekiller ve taşların (kristallerin) önemi ve kullanımı çok fazla kaynakta geçer. RA celseleri buna dahil edilebilir. Son zamanlarda celselerde konuların ilgi çekici olmaması bence tamamen kişisel ve göreceli bir söylem. Yani kimine arabalar çekici geliyor diye herkes arabalar üzerine sohbetten hoşlanacak diye bir şey yok. Konuyu objektif ele almak gerektiğine inanıyorum. Şahsen siyasi konularda konuşmaları da bana çok çekici geliyor ve celseleri takip etmeyle ilgili bir sıkıntım yok.

Ayrıca şunu belirtmekte gerek; bozadinin söylediği "köpek gibi çalıştırma" konusu ve grubun bunu kendi isteğiyle elinden geleni yaparak bu yolda devam etmesi sonucu perspektif ve resim değişir. Edindikleri yeni bilgiler farklı bir yaklaşımı beraberinde getirir ve resim daha geniş açılı bir hal alır. Bu durum celselerin konularını ve konuları ele alış şeklini değiştirir. Büyük resimde artık efsanevi konular üzerine gitmenin gerekli olmadığını görmeleri çok şaşırtıcı değildir. Bir çok kişi celselerle yeni tanışıp heyecanla okuyor ve hazmedemiyor. Unutmamak gereken nokta bu celselerin yıllarca sürdüğü ve insanların gelişerek değiştiği önem sıralarının ve yaşantılarının bambaşka haller aldığıdır. K. celseleri 94 senesinden beri yapılmakta bu hatrı sayılır bir süreyi geçmiş olduğunu gösteriyor.

bozadi

#139
Neron, Laura ve ekibinin çalışmalarını genel olarak faydalı ve/veya ilham verici bulmana seviniyorum.

Bunun dışında, ifade ettiğin görüşlerin bazılarına katılmakla birlikte bazılarına katılmıyorum. Katılmadığım belli başlı hususlara beyrutkapı ve GTP neden katılmadıklarını ifade etmişler, benzer düşünüyorum.

Neron

#140
New age tarzı demem doğru olmamış olabilir. Yâni demek istemiştim ki, o tür konular gördüğüm kadarıyla burada biz Türk'lerin pek ilgisini çekmiyor. Batı'lılar bunlarla daha çok ilgileniyordur, bizlerse pek de ilgilenip uygulamak istemiyoruzdur.
 

Neron

#141
Evet bozadi, mesajımı gönderdikten sonra senin son mesajını gördüm; Laura ve ekibine saygı  ve sevgi duyuyorum ve çalışmalarına değer veriyorum.

Ilahi nizam ve kainat sitesinde bedri ruhselman'ın kitabı orjinal hâliyle ve günümüz türkçesiyle okunabiliyor. Şu aralar onu da okumaya çalışıyorum. Goruyorum ki sanki bir nevi bir fizik kitabı gibi madde hakkında uzun uzun bilgiler verilmiş. Niye bu kadar üzerinde durulmuş diye düşündüm ve bedri ruhselman'ın bilim adamı kimliği aklıma geldi. Yani ona bu bilgiler iletildiği için bunlara ağırlık verilmiş.

K celseleri de ilgi alanlarına göre cevaplar veriyor. Içinde kuantum fiziği de var, meditasyon da, politika da. Bence hepsi de çok değerli.
 

bozadi

#142
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Astre herkesin sorgulanabilir olduğuna katılıyorum.Mesela bi partinin genel başkanı var.Gençlerin önünü açacağız diyor ama 70 yaşına gelmiş ve 8 tane seçim kaybetmiş olmasına rağmen koltuğunu gençlere bırakmıyor.Ama ağzını her açtığında demokrasiden bahsederken kendi seçtiği delegelerle partide genel başkanlığı kormaya devam ediyor.Oyunu 1 puan bile arttıramamış olmamsına rağmen önümüzdeki seçimde iktidar olucağız diyor ve seçmenleri bunu yemeye devam ediyor.Mesela bak ben burada egoist çıkarları için çalışan birini somut örneklerle kanıtladım.Seninde Laura için bunu yapman gerekir.Ayrıca kişisel tartışmalara girmek bu platformun yapısına hiç uymuyor
ogeday sorması ayıp olmazsa hangi partiye oy verdiğini veya hangi partiyi daha fazla desteklediğini paylaşabilir misin?
Pardon, aslında biraz fikir yürütünce, en muhtemel olarak AKP'yi (Adalet ve Kalkınma Partisi) destekliyor olabileceğin sonucuna vardım. Eğer öyleyse gerçekten, bunu "kötü" birşey olarak görmem otomatik olarak. Herhangi bir partinin mensubu veya taraftarı olmak otomatikmen iyi veya kötü bir anlama gelmez.

Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirini az-çok anlıyorum ve çok yanlış veya "yapılmaması gereken" bir eleştiri olduğunu düşünmüyorum ama yine de biraz abartılı bulduğumu belirtmem gerek. Yani en azından, "egoist çıkarları için çalışan birini somut örneklerle kanıtladığın" iddiasına katılmıyorum kesinlikle. CHP'de Kılıçdaroğlu'nun yerini alabilecek kapasitede bir genç çıkarsa, emin ol o gencin çok uzun olmayan bir süre içinde başa geçmesi zor olmaz ama öyle biri çıkmadı henüz. Aynı şekilde bu görüşü genişletip CHP-AKP ikilisine yönelik bir eleştiri olarak formüle edecek olursam, şunu söyleyebilirim: Eğer CHP gerçekten ve kesin olarak AKP'den daha iyi bir parti olsaydı, iktidara gelmesi çok uzun zaman almazdı, ama değil işte. AKP neden iktidar partisiyse, Kılıçdaroğlu da o yüzden CHP'nin iktidarı. İkisinin de daha iyisi (veya "optimali") yok bence bu koşullarda. Tabi yarın öbür gün koşullar değişir, bilemem. Şu anki veya son dönemdeki durumlara bakarak konuşuyorum. Ama "CHP AKP'den daha iyi değil" derken, AKP'nin sayısız berbat politikası ve/veya icraati olduğu düşünceme de engel değil bu durum. CHP'nin AKP'den daha iyi olmayışı tamamen kendi içindeki bazı zihniyet ve uyum sorunlarından kaynaklanıyor ve tabi geçmişinin bazı lanetli yönleriyle yüzleşemiyor olmasından, kendi ideolojisine fazla takık olmasından falan. Bununla birlikte, Kılıçdaroğlu CHP'sinin AKP'ye yönelttiği "her" eleştiri haklı olmayabilecek olmakla birlikte, ben pek çoğunun gayet isabetli ve "elzem" olduğunu düşünüyorum ve Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan'a ve AKP'ye gayet güzel ve gerekli bir ağır muhalefet baskısı yaptığına inanıyorum. Ha, AKP'nin iyi yaptığını, doğru yaptığını yeterince takdir etmiyor falan, evet, o bir sorun, bahsettiğim diğer sorunlarla bağlantılı olarak ama yine de CHP'nin ve özellikle de Kılıçdaroğlu CHP'sinin yaptığı muhalefeti ben çok başarılı ve gerekli buluyorum. Birileri AKP'ye yaptığı bazı şeylerin veya içine girdiği bazı durumların çirkinliğini, berbatlığını söylemese, bu konuda biraz "can yakıcı" bir baskı yapmasa, AKP'nin o bazı berbat yönleri bundan kat be kat daha berbat durumda olurdu.

Kılıçdaroğlu'nun CHP başkanlığına uygun olup olmadığını CHP'ye bırakmak en iyisi.

ogeday

#143
Bozadi ben meclisteki hiç bir partiyi desteklemiyorum.Bir parti hakkında çok olumsuz yorum yapmam karşısında ki parti hakkında çok daha olumsuz yorum yapmama engel değil.Bu konuda uzun bir açıklama yapmam gerek madem sordun sebeplerini anlatırım.Şuan çok uykum var sonraya kalsın.
 

bozadi

#144
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogeday

...Mesela bi partinin genel başkanı var.Gençlerin önünü açacağız diyor ama 70 yaşına gelmiş ve 8 tane seçim kaybetmiş olmasına rağmen koltuğunu gençlere bırakmıyor.Ama ağzını her açtığında demokrasiden bahsederken kendi seçtiği delegelerle partide genel başkanlığı kormaya devam ediyor.Oyunu 1 puan bile arttıramamış olmamsına rağmen önümüzdeki seçimde iktidar olucağız diyor ve seçmenleri bunu yemeye devam ediyor.Mesela bak ben burada egoist çıkarları için çalışan birini somut örneklerle kanıtladım.Seninde Laura için bunu yapman gerekir.

http://www.medyafaresi.com/haber/umit-kocasakal-chp-genel-baskan-adayligini-aciklayacak/855226

Bu muhabbetin üzerine ilginç bir gelişme, Kılıçdaroğlu'ndan pek hoşlanmadığı anlaşılan Ümit Kocasakal CHP genel başkanlığına adaylığını açıklayacakmış. Hayırlısı.

Kocasakal, Kılıçdaroğlu'nun liderliğindeki Adalet Yürüyüşüne birkaç HDP'li katıldı diye "Atatürk Düşmanlarıyla yürümem" diye ilginç bir tepki göstermesiyle haber olmuştu. CHP'nin iç çatışma konularından bir tanesi. Bu meselede mutlak bir şekilde haklı-haksız yorumu yapmak istemiyorum ama nedense Kocasakal'ın "Atatürkçülüğe" dayandırdığı "şahin" tavır-tutumları bana biraz itici geliyor. Kılıçdaroğlu'nun yeterince güçlü ve yırtıcı bir Atatürkçü tavır sergilemediği, hatta bu anlamda CHP'yi yozlaştırdığı şeklinde bir anlayışa sahip pek çok CHP'li var, aynı şekilde Kılıçdaroğlu'nu pek sevmeyen, hatta muhtemelen nefret eden, yıkmak isteyen. Peki şimdiye kadar neden yıkamadılar? Tek bir kesin neden var mı bilmiyorum ama CHP'nin eski bazı alışkanlıklarında biraz değişiklik yapması, daha geniş halk kesimlerini kucaklaması gerektiğine inanan CHP'liler Kılıçdaroğlu'nun böyle bir etkisi olduğuna inandıkları için onu desteklediler gibi geliyor bana. Kocasakal'ın tarzında da o "azaltılmaya" çalışılan etki fazlasıyla var gibi görünüyor, ki bence bu CHP'yi "marjinalleştirme", seçkincileştirme, şahinleştirme tehlikesi yaratan bir etki. CHP'nin, CHP'lilerin kendi bileceği iş. Kim ne yapmak, ne denemek istiyorsa yapsın, denesin. Ben Kılıçdaroğlu'nu "harika" bulmasam da, CHP'yi daha bir "halk partisi" haline getirme yönünde olumlu, dengeleyici etkileri olduğuna inanıyorum. AKP'ye muhalefet baskısı performansının da hiç fena olmadığını, giderek de daha etkili olduğunu düşünüyorum. CHP'nin "iktidar olamaması" yeni bir mevzu değil, bunun çok köklü nedenleri var. CHP'nin iktidarda örgütlenmekten ziyade, muhalefette etkili örgütlenip siyasi iktidar olmadığı halde halkın giderek daha büyük bir kısmının gönlünde iktidarlaşmayı başarması gerekiyor. Bence Kılıçdaroğlu'nun bu yönde şu veya bu düzeyde olumlu bir etkisi var ve bence Kocasakal gibi "Şahin Atatürkçülük" havalarındakiler, CHP'yi eski dar, seçkinci ve karanlık çerçevesine geri sürükleme tehlikesi arzediyor. Barış Yarkadaş, Eren Erdem gibilerin tavırlarını daha çok beğeniyorum çünkü muhalefetleri de gayet güçlü olduğu halde aynı zamanda halka, halkçılığa daha yakın bir tutumları olduğunu düşünüyorum. Yanıldığım hususlar varsa umarım bunu açık ve net bir şekilde görürüm. Karar CHP'ye, CHP'lilere ait tabi ki.