düşünce atölyesi

Başlatan bozadi, 25 Kasım 2010, 20:30:19

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi


bozadi

#1
nasıl birşey kastettiğimi mi soruyorsunuz? biraz düşüneyim! :)

bozadi

#2
düşüncenin ne olduğu hakkındaki fikirlerle başlarız belki. belki doğrudan öneri düşüncelerimizi sunarız.

bozadi

#3
veya ne kadar sağlıklı düşünebildiğimizi tartışırız.

bozadi

#4
bir düşünceden bir düşünceye herşeyin ne kadar fark edebildiğini...

bozadi


sirera

#6
Düşüncenin gündelik hayatımızda kullandığımız sözcüklerle açıklanamayabileceğini düşündüm.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#7
Düşünmeye değer bulduğum ve bu konuda araştırma yapıp deliler gibi anlamaya uğraştığım halde, uykuda benliğimin bunun hiç umurunda olmadığını farkettim. Sözcükler sıra sıra diziliyorlar ve anlatıyorlar, benliğim ne kadar sıkıcı bir uğraş bu söz dizimi diyebiliyor mesela. Yineleneyior habire. Muhtemelen bu nedenledir bu güvensizliğim.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#8
Soru soran benlik soruyu sözcüklerle kurmuyor gibi. Sözcüklerle bunu seslendirebilmek kişisel deneyim için gerekli elbette tamam, öylesine tamken bu kadar ayrık dendiği anda sözcükler de sapabiliyor. Hani şu söz işte, cennetin beşiğinde sallanırken cehennemin eşiğinde gibi hissedilebiliyor.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#9
Vikipedi
Dünya modellerinin var oluşuna izin veren ve böylece etkin olarak onların amaçlarına, planlarına, sonlarına ve arzularına bağlı olan uğraştır. Kelimeler bilmeye, sezgiye, bilinçe, idealarına ve imgeleme içeren benzer kavramların ve süreçlerine başvurur.
Kavramaları biçimlendirdirirken ploblemlerin çözümlerinde sebeplerde ve kararlar vermede meşgul olmak gibi düşünce bilginin beyinsel işletiminin ortaya çıkmasıdır. Düşünce biliş psikolojisinin bir parçası olan bir yüksek biliş işlevi ve düşünce sürecinin analizidir.


büyük türkçe sözlük
a. 1. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea: "Anlaşmazlıklarda aracılığına, zor durumlarda düşüncesine başvurulur." -T. Buğra. 2. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. 3. Niyet, tasarı. 4. mec. Tasa, kaygı, sıkıntı: Sınıfta kalma düşüncesi uykumu kaçırdı. 5. fel. İlke, yönetici sav
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#11
gerçekten düşüncenin şöyle sade ve doyurucu / ikna edici bir tanımına ben de rastlayamadım. :)

ama büyük türkçe sözlüğün ilk tanımındaki ifadeler ilginç gerçekten. "uzay ve zamanın ötesinde", "öznenin dışında" (objektif?), "yalnızca ruhen algılanabilen..." vay vay vay... güzel!

'dünya modelleri' konusunu ben de anlayamadım. :)

düşünce bir süre daha şöyle sade ve etkili bir tanımı yapılamayacak bir kavram/şey belki de. bunda bizzat yaşam koşullarımızda bu kavramın ifade ettiği realitenin baskı altında tutulma çabasının payı olabilir gibime geliyor. bu kadar materyalist bir anlayış hakim olmasaydı dünyada (ki tam tersinin, örneğin 'dini anlayışın' aşırılığı da aynı sonuca geliyor), o zaman düşünce çok daha itibarlı, çok daha derinlemesine keşfedilmiş bir alan olurdu.

Alıntı YapDüşünmeye değer bulduğum ve bu konuda araştırma yapıp deliler gibi anlamaya uğraştığım halde, uykuda benliğimin bunun hiç umurunda olmadığını farkettim. Sözcükler sıra sıra diziliyorlar ve anlatıyorlar, benliğim ne kadar sıkıcı bir uğraş bu söz dizimi diyebiliyor mesela. Yineleneyior habire. Muhtemelen bu nedenledir bu güvensizliğim.

bu alıntıda söylediklerini biraz daha açıklayabilir misin sevgili sirera? "konu" derken, "düşünce" konusu mu? sözcükler/söz dizimi derken, düşüncelerle ilgili olarak mı? o anlamdaysa, evet, düşünce kavramını 3. yoğunluk dil/sözdizimi cenderesi içinde ele almaya çalıştığımız zaman, çok sınırlayıcı, aşırı derecede sol beyin egemenliğinde, aşırı lineer, kalpten uzaklaşan, soğuk bir durum meydana gelir sanırım.

benim bu problemle ilgili geliştirmeye çalıştığım çözüm, hangi konuyu ele alıyor olursam olayım, "dertlerimin çözümüne" hizmet etmesini talep etmektir. ilgilenilen şey ve/veya ilgilenme biçimi, güveni arttırıp endişeleri, korkuları azaltıcı olmalıdır, buna doğru ilerlemelidir, gibi. bu bir sıcaklık, doğallık, samimiyet duygusu uyandırıyor bende. aynı zamanda sadece bana özel olmamalı/kalmamalı, paylaşılabilir olmalıdır. tabi her zaman bu kadar diğerkam (bh) düşünebildiğimi iddia etmiyorum kesinlikle. ama giderek buna yönelme çabası. ailemsi bir doğallık, sıcaklık, koruma, güven, dayanışma amacına yönelmeli herşey diye bakıyorum. düşünce de olsa aynı, bilgi de olsa aynı, sevgi de olsa aynı. hangi konu olursa olsun. bana ve bize gerçekten hizmet etmeli. eğer hayatımızda belirgin güvensizlik, korku, endişe, derin huzursuzluk problemleri varsa, acil hizmet bekleyen alanlar bunlardır ve ele aldığımız her konuda öncelikle bunun göz önünde bulundurulması, belirleyici olması gerektiğine inanıyorum. aksi durumda her konu, uzak/soğuk bir akademiklik çizgisine kayabiliyor ve o zaman giderek pozitiften ziyade negatifliğe hizmet etmeye başlıyor diye algılıyorum.

'pozitif hizmet' konusuna biraz fazla idealize yaklaştım yukarıda aslında. hayatımızdaki herşeye bir anda bu koşulu dayatırsak, bu da pek yapıcı bir netice doğurmayabilir. :) öncelikle şunu itiraf etmemiz/sormamız gerekiyor: "biz kendimize her zaman böyle muamele ediyor muyuz?" hiç sanmıyorum. dışarıdan hiçbir şey beklemeden, bu yönde bir etkileşime/dayanışmaya girmeden, önce "kendimizi" tamamen düzeltmemizin mümkün olduğuna inanıyor muyum? hayır, bunun mümkün olduğunu da sanmıyorum, gerekli olduğunu da sanmıyorum. karışık. sadece dengelemeye ihtiyaç duyuyor.

bozadi

#12
ne kadar zor görünse de, önce kendimizdeki negatiflikleri kabul etmeye, tespit etmeye istekli olmamız gerekiyor. new age akımı ve benzer şeylerde / kaynaklarda en çok eleştirdiğim şey budur. birşey anlatıyorlar arkadaşlar, ondan sonra kendimizi bir anda ve sürekli olarak tertemiz, pos-pozitif görmemiz gerektiğini ima ediyorlar doğrudan ve dolaylı şekilde. hangi niyetle yapılırsa yapılsın, bu aslında neticede bir çeşit hakaret ve işkence haline geliyor. kendimize ve birbirimize yapabileceğimiz belki de en büyük iyilik, kendimizin ve birbirimizin kh'liğini, negatifliğini "kabul edebilmekten" geçiyor bana göre.

biraz "aşırılığı" var yukarıdaki iddiamın, evet. şöyle bir ayar çekeyim: kendimizi pozitif olarak görsellemekte bir sakınca yok, ama bunun bir anda ve kalıcı olarak imkan dahilinde olan birşey olduğunu düşünmek, böyle bir beklenti içine girmek, bu beklentiye yapışmak, kendine ve başkalarına işkenceye dönüşüyor. [ bkz. deneyimler ve gözlemler :) ]

bozadi

#13
negatifim ben, heyyoooo! oh be, rahatladım! :)

bozadi

#14
beni bir anda pozitif kılmaya çalışan (?), pozitif geçirmediğim her saniyenin bir eşşeklik olduğunu ima eden kitapların/öğretilerin bilincimde yol açtığı tahribata karşı bir panzehir olarak kullanıyorum bunu. pozitif eğilimim varsa vardır, yoksa yoktur. varsa, o eğilimimi yapıcı görünen hoyrat (bazı durumlarda farkındalık eksikliği nedeniyle hoyrat) bakış açılarına teslim etmek istemediğimden eminim artık. bu kadar köklü bir geçmişi olan bir negatifliğin öyle bir kitap okumayla, bir ilham almayla, bir nefes-meditasyon vs uygulamasına girmekle giderildiğini sanmak, böyle ('artık pozitifim!' diye) düşünmeye teşvik edilmek kadar büyük bir eşşeklik yok bence. ('bir miktar' aşırılık/eşşeklik olabileceğini kabul edebilirim bu iddiamda da) ve bu beklentinin bize psişik olarak ne kadar pahalıya malolduğunun farkında değiliz.