3 Mayıs 2014

Başlatan bozadi, 08 Mayıs 2014, 01:18:59

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

3 Mayıs 2014

Tabladakiler; Laura ve Andromeda
Pierre, Perceval, Possibility of Being, Chu, Data, Kniall, Mr. Scott, Alana

Skype'dan katılanlar:
Mr. Premise, Echo Blue, Falling Water, Nienna, Menna

S: (L) [Selamlaşmalar] Bugün 3 Mayıs. Celseye uzaktan katılanlar arasında Echo Blue, Falling Water, Nienna, Menna ve Mr. Premise bulunuyor. Burada hazır olarak ise Kniall, Possibility of Being, Chu, Perceval, Pierre, Alana, Mr. Scott, Data ve tablada ben ve Andromeda varız. Pekala artık başlayalım... Bir Pink Floyd müziğinin geldiğini hissediyorum. (Pierre) Hangisi? (L) Orada kimse var mı?!
C: Ay'a bakan deli!

S: (L) Orada bir Pink Floyd hayranı var galiba, ha? Tamam. Bu gece kimle birlikteyiz?
C: Honilya

S: (L) Nereden veya nere yoluyla bağlantı kuruyorsunuz?
C: Kasyopya

S: (L) Tahmin ettiğim gibi az önce Pink Floyd'a mı referansta bulundunuz?
C: Evet.

S: (L) Tamam, aramızda Massachusetts ve New England bölgesinden üyelerimiz var ve sanırım bazı soruları var. Mr. Premise, senin sıran! (Mr. Premise) Teşekkür ederim. Geçen haftaki celseyi Kuzey Karolina'dakilerle yapmıştık. Onlar orada bir ağ halinde yaşıyorlar ama buradaki durum farklı. Burada yürüttüğümüz çeşitli faaliyetler için çeşitli çabalar harcıyoruz fakat yaşantımız biraz daha dağınık durumda ve bu da işleri zorlaştırıyor. ABD'de frekans çitinin etkilerini çok yoğun bir şekilde hissediyoruz. Fransa'dan döndüğümden beri bunu sürekli fark ediyorum. Birkaç hafta boyunca enerjiktim, sonra çamura saplandım. Bu yüzden bu konuda yapılabilecek şeyler olup olmadığını merak ediyoruz. Biliyorum, muhtemelen tüm dünyada benzer durumda başkaları da var. Daha fazla yapmamız gereken şeyler var mı? Daha fazla enerji kazanmak için, çakraları birleştirmek için?..
C: Yeni yerinizde ne kadar alanınız var? Bir "aile kabilesi" kurmak için yeterli mi?

S: (Mr. Premise) Öyle sanıyorum, evet. 370 metre karelik bir evimiz ve ayrıca yaklaşık 50 metre karelik bir alanımız daha var .
C: O zaman sorun nedir? İnsanlar var ve biraz da yer var... Yayılın!!

S: (L) Neyi kastettiklerini anlıyorsun, değil mi? Bir kabilenin çekirdeğini teşkil edebilecek bir aileniz var. Kabile büyüyen bir aileye ihtiyaç duyuyor. Genişlemeye ihtiyaç duyuyor, yere ihtiyaç duyuyor. Çünkü zor zamanlarda bu tür ilişkiler çok değerli olabilir. Özellikle de ekonomik çöküntü, karmaşa ve hatta siyasi kargaşa zamanlarında. Belki de tüm ihtiyaç duyulan şey geniş bir aile... Herkesin geniş ailesi yok... Yani birlikte yaşamak istedikleri gerçek aileleri. Ruh ailesi gibi olan insanlar arasından kendi aileni kurmak zorundasın bir bakıma. Burada yaptığımız şey de buna benziyor. Bir tür çekirdek ailemiz var: ben ve Ark ve çocuklarımız. Ben buradakileri geniş bir aile olarak görüyorum. Buradaki diğer tüm insanlar çocuklarımız gibiler. Çok sayıda çocuğum var. Sadece hepsini doğurmak zorunda kalmadım! Böyle birşey. Ama bu da gerçek bir ebeveyn olma sorumluluğunu getiriyor. Gerçek manada bir ebeveyn olma sorumluluğu. Heveslerinin, duygularının, rekabet tarzı şeylerin sana egemen olmasına izin veremezsin. Gerçek sorumluluk alman gerekiyor. Neyse, sıradaki soru.

(Falling Water) Aynı konuyla ilgili bir sorum var. Bu topluluğu oluştururken, Kuzey Karolina grubuyla ilgili söyledikleri gibi koruma altına girebilmek için bu insanların fiziksel olarak topluluk içinde olması gerekiyor mu?

C: Daha iyi ve daha hızlı olur çünkü gerçek bir kanalın gelişmesi için sürekli girdi bazında güçlü geri bildirim gerekir. Destek ve iyileşme gerektiren sürekli günlük mücadeleleri de düşünün.

S: (L) Eğer insanlar sürekli seninle birlikte olmazsa, sorunlar insanı bunaltır. Birbirimize sahip olmasaydık hayatta kalamazdık. Herhangi bir insanın hayal edebileceği en şiddetli iftira saldırılarından birine maruz kaldık. Öyle ki çadırını toplayıp eve gitmek istiyorsun. Eğer birbirimize sahip olmasaydık, bunu çoktan yapmış olurduk! (Mr. Premise) Mantıklı. (L) Pekala, sıradaki? (Echo Blue) Buna yanıt verilip verilmediğini bilmiyorum ama eğer aynı yerde fiziksel olarak birlikte yaşayamıyorsak, yapılacak bir sonraki en iyi şey nedir? Mümkün olduğu kadar sık bir şekilde bir araya gelmek mi? Bundan emin olamadım.
C: Evet.

S: (Echo Blue) Tamam.

(Perceval) Ayrı ayrı olan yaşamlarınızdaki sorunları paylaşmanız gerekirse... Birlikte olduğunuzda, günlük hayatta birbirinize karşı daha gerçekçi ve samimi olarak o "birlikte yaşam" yönünü taklit edebilirsiniz...

(L) Bence ideal olarak, hepiniz aynı evde değilseniz bile mümkün olduğunca birbirinize yakın olmanız iyi olur. Birbirinize çok yakın olabilirsiniz. Benim anladığım şeylerden biri şu ki, dünyadaki en muhteşem şeylerden biri birlikte kahvaltı yapmak. Kalkmak, birlikte yemek yapmak, birlikte kahvaltı yapmak, haftada bir kere bir Film Gecesi yapmak. Oturuyoruz, bir film seyrediyoruz, tartışıyoruz veya... Hepimiz sürekli web siteleri veya projeler üzerinde çalıştığımız veya kitaplar yazdığımız veya araştırmalar yaptığımız için, herkesi sıkça bir araya getiriyoruz... neler üzerinde çalıştığımızdan bahsediyoruz, fikirlerimizden bahsediyoruz, bizi nelerin strese soktuğunu anlatıyoruz... Keşke diğerleri de böyle yapabilse... bu genişleyen bir spiral meydana getiriyor; genişleyen bir fikirler, enerjiler ve karşılıklı destek spirali. Ve elbette gerçekten aptalca bir fikrin olduğunda, bunu herkes hemen anlayıp söylüyor ve boşu boşuna aptalca bir fikrin peşine düşüp kendini rezil etmiyorsun. Ama eğer fikirlerinde yalnızca birkaç sorun varsa, onun hakkında konuşabilirsin ve insanlar hemen sorunlu kısımları söylüyor, bilirsiniz. Pek çok şey oluyor ve hep birlikte oturabileceğin ve birlikte yemek yiyebileceğin, herşey hakkında konuşabileceğin bir yere sahip olmak gerçekten harika. Belki de çok sayıda insan için ideal olan şey bağımsız yaşam birimlerine ama aynı zamanda insanların birlikte yemek yedikleri bir yemek salonuna sahip olmak. Birlikte yemek yemek gerçekten dinamik birşey... Ve birlikte yemek yapmak! Birlikte yemek yapmak için mutfağa girdiğimizde... kaç kişiyiz? Yedi kadın. Mutfağa girip yemek yaptığımızda bu harika birşey! Yedi tane kadın var ve hepsi birbirine yardım ediyor. Bu dehşet birşey.

(Chu) Erkekler de yemek yapıyor!

(Andromeda) Onlar da yapım-inşaat projelerinde bir araya geliyor.

(L) Çoğunlukla birşeyler yapıyorlar ve tamire ihtiyaç duyduğunu düşündüğümüz şeyleri tamir ediyorlar!

(Pierre) Ve tanrım, çok erkek var! [kahkaha]

S: (L) Herşeyi ortaklaşa yapıyoruz. Öyle bir noktaya varıyor ki, birlikte çalıştığın zaman konuşmak zorunda bile kalmıyorsun, çünkü diğer kişinin senden ne yapmanı istediğini anlıyorsun. Ve yapıyorsun. İyi yağlanmış bir makine gibi oluyorsun. "Çakraları birleştirmek" dediğimiz şeyin kısmen bununla ilgili olduğunu hissediyorum. Mr. Premise, sen burada bulundun ve bunun nasıl birşey olduğunu biliyorsun. Bir sürü şey yapıyoruz ve bu gerçekten harika. Elbette, bir mutfakta yedi kadın kulağa yaklaşan bir felaket gibi gelebilir ama eğer sevgiyle hareket ediyorlarsa felaket diye birşey olmuyor. LG'yi düşünün, tamamen bölgeci, kıskanç bir tipti! Biri gelip onun "fincanına" bile dokunsa, isteri nöbeti geçiriyordu! [kahkaha] Öyle olamazsın. Bölgeci olamazsın, sürekli "O benim! Benim! Benim!" diye bakamazsın herşeye. Bu öğleden sonra ön kapının önünde bir araba olduğunu gördüğüm zaman biraz moralim bozuldu ama. "Benim evimin önünde kim park etmiş?!" dedim. [kahkaha]

(Perceval) O bölgecilik değil. Estetik.

(L) Evet bu estetik yönetim çünkü ön kapının önüne araba park edilmez.

(Perceval) Doğru anlıyorsam, hepinizin Mr. Premise'le aynı yere taşınması pek mümkün görünmüyor, öyle değil mi? Şu anda yaptığınız şey yarı düzenli bir şekilde bir araya gelmek. Ama bunu yapıyorsunuz... Mr. Premise, ailen şu anda nerede?

(Mr. Premise) Yaklaşık 20 dakika mesafedeler. Şu anda Echo Blue'nun evindeyiz ve Echo Blue'nun evine 10 dakika mesafeye taşınıyorum. Nienna yaklaşık 15 dakika mesafede. Falling Water bir saat mesafede. Menna burada Echo Blue ile aynı kentte yaşıyor.

(Perceval) Yani Mr. Premise'in yeni evi bir tür merkez olacak gibi görünüyor ve yakınlarda oturan diğerleri de teorik olarak orayı ziyaret edip geniş bir ailenin üyeleri olacaklar. Akşam yemeklerini daha sık bir şekilde birlikte yersiniz...

(Andromeda) Doğum günleri...

(Perceval) Evet, doğum günleri, ve bu sadece basit bir buluşma konusu değil. Evin bir çeşit merkez haline geliyor.

(L) Ve karın da pek çok şeyle ilgileniyor ve çocuklarının da geniş bir aileye maruz kalmaması için bir neden yok. (Laura Andromeda'ya) Ben bunu size yaptığımda bundan nefret ettiniz mi?

(Andromeda) Hayır.

(L) Çok sayıda erkek ve kız kardeşin, halaların, teyzelerin, amcaların, dayıların olması gibi birşey.

(Perceval) Giderek büyüyebilir. Başlangıçta yalnızca yakın arkadaşların bir araya gelmesi gibi. En önemlisi de, sanırım karının bu konuda öncü bir rolde olması gerekir.

(L) Anne olması gerekecek.

(Mr. Premise) Yeni ev insanları ağırlama gibi birşey için çok daha iyi bir yapıda. Harika bir fikir gibi görünüyor.

(L) Dolayısıyla buradaki iki bayan da teyze/hala olmak durumunda olacak. (...)

(Perceval) Eğer herkesin bir aile gibi bir arada yaşaması mümkün değilse, o zaman evinde buna mümkün olduğu kadar yakın birşey yap.

(L) Eğer yerin yeterince büyükse, uzun ziyaretler için bir tür misafir yeri inşa edebilirsin. Örneğin bizim burada grup üyelerinden uzun ziyaretlere gelenler için bir yerimiz var. Belki de hep birlikte katkıda bulunarak bir prefabrik satın alabilirsiniz. Ve Falling Water bir mimar ne de olsa! Tasarlayıp yapabilir. O adamın odunlarla çalışmasını görmeniz lazım! [kahkaha]

(Mr. Premise) Evet, tamamen kurulu vaziyette gerçekten harika prefabrik şeyler gördüm. Bu harika bir fikir.

(Chu) Kaçınız aynı yere taşınabilecek durumda? Hiç biriniz mi?

(L) Sanırım bunun üzerinde durmaları gerekiyor. Bunun organik bir şekilde gerçekleşmesi gerekiyor. İnsanlar bir araya gelir... Kniall'ı düşünün. Kniall ayrı bir dairede kalıyordu. Hatta bir süre Belçika'da kaldı. Tatillerde geliyordu ve vaktini burada çalışarak ve yardım ederek geçiriyordu. Sonra yakın bir yerde kendi dairesine taşınmayı başardı, çünkü bize daha yakın olmak istiyordu ama hala düzenli işinde çalışıyordu çünkü işini internetle yapıyordu. Sonra burada giderek daha fazla vakit geçirmeye başladı. Vaktinin yarısında geceleri burada oluyordu. "Neden eve gidiyorsun Kniall, yemeğini ye, bir duş al ve bir yatak bul!" Bir süre sonra ise "Ne diye o dairede kalıyorsun ki; hiç oraya gitmiyorsun, hep buradasın!" Bu oldu. Ve başka insanlarla da oldu. Örneğin Pierre. Hastalığın iyileşene kadar gel bizimle kal dedik. Bir süre sonra da "Marseille'deki o dairede ne diye kalıyorsun hala? Oraya hiç gitmiyorsun ki; o yüzden bırak orayı!" oldu. Yani insanlar geliyor, uyum sağlıyor, kendilerini rahat hissediyorlar ve herkesle uyuşuyorlar. Birlikte olmaktan, birleşikte çalışmaktan hoşlandığında, projeleriniz olduğunda bu organik bir şekilde meydana geliyor.

(Perceval) Aşamalı bir ilerleme.

(Pierre) Adım adım.

(L) Evet ve bu tamamen organik bir şekilde oluyor. Pekala, başka soru?

(Echo Blue) Kuzey Karolina grubuyla yaptığınız son celsede bir Ölme Sanatı kitabı yazmaktan bahsettiniz. Ben bir düşkünler evinde çalışıyorum ve orada genellikle ölüm sürecindeki insanlar var. Gerçekten orada değiller çünkü onlara ilaç veriliyor. Ya ağrıları olduğu için ya da olan biten şeylerle ilgili olarak çok endişeli oldukları için ilaç alıyorlar. Onlarla çalıştığım için birşeyi merak ediyorum. Yoğun bir şekilde ilaç alarak ölmek yerine, bu geçişi onlar için daha kolay hale getirebilecek başka birşey var mı? Bunun mümkün olup olmadığını bilmiyorum, ama...
S: (L) İlaçlar bilinci kapatmıyor. Bilinçsiz "görünseler" bile onlarla yine de konuşabilirsin.

(Echo Blue) Evet, biliyorum, ölmek üzereyken yapabilecekleri son şey duymak. Bir sonraki sorum: Onlarla konuşmanın en iyi yolu nedir?
C: Laura bunu yaptı.

S: (L) Annem ölürken ne yaptığımı söylemiş miydim sana hiç? Telefonlaştım. Birkaç günde bir ona telefon ettim.

(Echo Blue) Aa, şarkı söylemiştin!

S: (L) Şarkıları kaydettim. Çocuklar onun en çok sevdiği şiirleri kaydetti. Ben ona telefon ettiğimde kardeşim telefonu onun kulağına tutuyordu, böylece onunla konuşuyordum. Ona o süreçte ne bekleyebileceğini anlattım. "Ölüm son değildir, yalnızca bir başka oluş durumuna geçiştir. Kendini kaybetmiyorsun, bilincini kaybetmiyorsun, algılama, sevme, hissetme yeteneğini kaybetmiyorsun. Bırakabilirsin, bedenini bırakabilirsin." Ona bedenini bırakmanın çok sıkı bir ayakkabıyı çıkarmak gibi birşey olduğunu anlattım. Kendini çok özgür hissedeceksin; vücudun tüm ağrıları ve sınırlandırmaları sona erecek... Bunları anlatırken bunu kalbimde hissettim ve hatta bunu yaparken ağladım. Ama ölüm süreci boyunca annemle bunları konuşmak zorundaydım çünkü ölmekten çok korkuyordu. Kendimi bir bakıma çocuğuyla ilgilenen bir ebeveyn gibi hissettim. Yeni bir deneyim yaşayacak olan çocuğu rahatlatarak. Sanırım en önemli olan şey bu.

Onlara ne bekleyebileceklerini anlatın: "Oraya doğru gittiğinde bir ışık göreceksin. Ve ışığa bakarsan, sevdiğin insanları göreceksin." Ona çoktan ölmüş olan ve çok bağlı olduğu kişilerin adlarını söyledim ve orada onları göreceğini, onun için orada olacaklarını söyledim. "Oraya doğru git, elini uzat, seni elinden tutacaklar, onlarla yeniden birleşeceksin..." Vesaire vesiare. Ölen grup üyemiz DW'yi hatırlıyor musunuz? Aynı şeyi onun için de yaptım. Korkunç bir şekilde acı çekiyordu ve direniyordu. Sonunda onu aradım, konuştum, muhtemelen ne olacağını anlattım. Ona artık savaşmak zorunda olmadığını söyledim. Çok şiddetli bir şekilde mücadele ediyordu. Çünkü ölmeyi bir başarısızlık olarak görüyordu! Ona bunun başarısızlık olmadığını, bu tarafla karşılaştırıldığında öbür tarafta bizim için daha fazla şey yapabileceğini açıkladım. Bedensel olarak tüm o sorunları yaşarken...

Onlarla kalpten konuşman gerekir. Sadece bir yerden bir formül okuyup "şimdi şunu yapacaksın, sonra şunu yapman gerekiyor" gibi değil. O kişiye gerçekten yardımcı oluyorsun ve onu seviyorsun. Anneme söylediğim şeylerden biri "Bedeninden ayrılır ayrılmaz bana gel. Evet, ben okyanusun diğer yanındayım ama öbür taraftayken bu tür şeyler sorun teşkil etmez. Tüm yapman gereken beni düşünmek, ve burada olacaksın." Ve tahmin edin! Yatak odasındaydım ve onu hissedebiliyordum. "Anne, gerçekten çok yorgunum, şu koltuğa uzanıver" dedim. Bir yastık ve battaniye çıkarıp uyuması için koltuğun üzerine koydum ve ona konuşmayı sabah yapacağımızı söyledim.

Ertesi gün bir celse yaptık ve annemle iletişim kurdum ve kapanış türü pek çok şey yaşadım. Ve o seans boyunca ağladığım türde seanslardan biriydi çünkü bu gerçekten çok duygusal. Bunu yapmanız gerek. Kendiniz halletmeniz gerek... Kendi kendine şefkat gösteremezsin. Bu, kendini kötü hissetmesine rağmen bir çocuğa bakmak zorunda olan bir ebeveynin durumu gibi. Kendini kötü hissetsen de bunu yapmak zorundasın. Kendini toplayamıyor gibi hissetsen de, o ölen kişi için bunu yapmak zorundasın.

Yani eğer orada ölen biri varsa, onunla konuşamaman için bir neden yok. Tamamen bilinçsiz bir durumda bile olsa seni duyacaktır. Bu hayattan ayrılmaya çalışan parçasıyla konuşuyorsun. Kısık, rahatlatıcı, sakinleştirici ve çok destekleyici bir şekilde onlarla konuşmamanız için bir neden göremiyorum. Onlara korkacak hiçbir şey olmadığını söyleyin. Bu korkunç birşey değil. "İyi olacaksın. Seninle birlikte olacağım, sana eşlik edeceğim." Bunu söyleyebilirsin çünkü söylüyorsun.

Aynı şekilde burada grubumuzdan herhangi biri herhangi bir ameliyata gireceği zaman, hastaneye gidiyoruz ve bir tür zihinsel koruma formunda onları sarıyoruz. Eğer biri ilaçlar nedeniyle bilinçsiz durumdaysa veya zayıf bir durumda iseler, herhangi bir ilişik ruhun veya başka garip şeylerin olmasını istemezsin. Yaptığımız şeylerden biri de bu; bir ameliyat olduğunda veya biri ölürken grup halinde orada bulunmak... Bence bu çok büyük bir hizmet.

Pekala, sonraki soru?

(Falling Water) Aynı konuda ama daha kişisel bir şekilde birşey sormak istiyorum. Babamın hayatının son birkaç gününde doğru karar alıp almadığımızı merak ediyordum.

C: Evet.

S: (Falling Water) Teşekkür ederim.

(L) Karar neydi?

(Falling Water) Parkinson'u vardı. Ve bize önceden uyarıda bulunmuştu. Herhangi birşey olursa, hiçbir bir yaşam desteği vs istemiyordu. Babalar Günü'nde kalp krizi geçirdi ve tamamen yatalak hale geldi. Onu eve getirdik ve ölmesini bekledik. Ne yemek yedi, ne de su içti. Kalbi güçlüydü ve bu yüzden de 12 gün daha hayatta kaldı. Bize 2 ila 10 gün içinde öleceğini söylemişlerdi.

(L)) Anneme olan şey de buna çok benziyor. Ona yemek vermeyi bıraktığımızda son dakikaya kadar herhangi bir ağrı ilacı almayı reddetti. Ve sonunda onun isteklerini dinlemedim çünkü acı çekiyordu. 2 gün sonra da öldü. O noktada o ilaca ihtiyacı olduğunu düşündüm.

(Falling Water) Evet, biz de tüm o süreç boyunca ona her birkaç saatte bir morfin veriyorduk.
C: Güzel bir geçişti.

S: (L) Sıradaki? Ya sen Nienna?

(Nienna) Soracak birşeyim yok gerçekten.

(L) İyi görünüyorsun!

(Nienna) Teşekkür ederim. Hmm, tamam, bekle. Çok kişisel birşey. Kısa bir süre önce bir hastalığı atlattım. Yedi gün boyunca hiçbir şey yemedim. Gerçekten acıkmadım. Ve hastalık ciğerlerime oturdu. Gerçekten çok zayıf ve yorgundum. Yemek yemediğimde tüm semptomlar konusunda kendimi daha iyi hissediyorum. Şimdi tekrar yemeye başladım ve semptomlar önceki kadar kötü değil. Ama hastalık sırasında yemeği bıraktığım zamankinden daha kötü. Ne oluyor?
C: Aralıklı perhizin faydası olur.

(L) Ama daha yeni yaptığımız şeyi biliyorsun, değil mi? Hindistan cevizi sütü ve Hindistan cevizi yağı içeren yağ bombalarını almayı bıraktım çünkü sanırım beni rahatsız ediyordu. Chu sadece su, domuz yağı, tereyağı, yumurta sarısı ve biraz ksilitol ve kakao ile deneysel bir yağ bombası yaptı. Ve çok lezzetliydi. Su ve yağ kullanıp bol miktarda yumurta sarısı ekleyip blendırla karıştırırsan, neredeyse hiç karbonhidrat içermeyen o harika kremsi şey haline geliyor. Tek karbonhidrat, yumurta sarısından ve biraz da ksilitolden veya eritritolden gelen az miktardaki karbonhidrat. İnanılmaz. Hindistan cevizi olmasa bile hatta tereyağı olmasa bile, sanırım aynı şeyi saf domuz yağı, su, yumurta sarısı, kakao ve biraz tatlandırıcı ile yapabilirsin. Ve böylece günlük yağ ihtiyacını karşılayabilirsin. Çünkü enerji ihtiyaçların için birşey yapman gerekiyor. Hiç yemeden yapamazsın.

(Chu) MKScarlett domuz ayağı ve kemik suyu içeren bir tarif verdi bu tarif mineral dolu. Öğleden sonra 3'te yemeği bırakıp sonra da yatağa gidebilirsin ve 13 saat boyunca birşey yememen gerektiği için bu da aralıklı perhiz sayılır. Ve sabah da açsan bir yağ bombası veya daha fazla kemik suyu, sonra 3'te tekrar yemeği bırakıyorsun.

(L) Domuz pastırması ve sosisle de iyi bir kahvaltı yapabilirsin. Perceval ve Andromeda kahvaltıda yumurta yiyor fakat yumurta akını ayırıp köpeklere veriyorlar çünkü yumurta akı onları rahatsız ediyor. Ama sarısını yiyebiliyorlar. Ama kahvaltı yaptıysan, belki öğleden sonra 2-3 gbi Chu'nun tarifini aldığı koyu, zengin et suyundan büyük bir kase alabilirsin. Blendır kullandığında kremalı çorba gibi oluyor, sonra tatlı niyetine bir yağ bombası alıyorsun ve 3'ten sonra başka şeye ihtiyacın olmuyor. Ertesi sabah 8'e kadar birşey yemezsen, aralıklı perhize başlamış olursun ama sıkıntısız. Çünkü aç değilsin ve perhiz yaptığın sürenin büyük bir bölümü boyunca uyuyorsun.

(Nienna) Ben de ne yaptığımı anlatayım. Henüz domuz eti yiyemiyorum ve yumurtaya alerjim var. Yumurta sarısı deneme konusunda da şüpheliyim. Sığır eti ve don yağı yiyorum. Sabah saat 8 veya 8 buçuk gibi yiyorum. 4'e kadar tutuyor ve benzer şeyler yiyorum ve sonra ertesi sabaha kadar başka birşey yemiyorum. Yağ bombasına ihtiyacım yok çünkü etle birlikte domuz yağı yiyorum. Kulağa iğrenç geliyor olabilir ama alıştım. Ve tok hissediyorum. Şu anda yiyebildiğim tek şey sığır eti çünkü başka herşey sinüslerimi etkiliyor.

(L) Eğer öyle rahat ediyorsan öyle sürdür. Hindistan cevizi sütü konusunda çok hevesliydim ama bir de baktım ki benim için iyi değil. Birşey bana yaramadığında bunu kolayca anlıyorum çünkü çok miktarda balgam üretmeye başlıyorum. Öksürüp duruyorum. Bu arada Gotu Kola'yı denediniz mi?

(Nienna) Ben ona gerçekten kötü reaksiyon gösteriyorum.

(L) Öyle mi?

(Nienna) Sadece bir gün denedim ama aldıktan sonra çok kötü gitti. Sinüsler kaşınıyor. Hasta olmadan hemen önceydi.

(L) Pekala, sıradaki?

(Perceval) Menna uyudu!

(L) Menna! Menna orada mı?

(Menna) Birşey sormak için üye olmak gerekmiyor, değil mi?

(L) Hayır.

(Menna) Tamam, Çalışma'yla beş yıl önce tanıştım. Üç dört şeyi uyguladım. Yani doğru bilgiler aldım, olumsuz duyguları temizlemede EE ciddi bir ilerleme sağladı, diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri... Alkol ve uyuşturuculardan uzak durmanın da faydası oldu. Sorum şu:  Çalışma'nın, hayatımı daha verimli hale getirmeme yardımcı olabilecek herhangi bir yönü var mı?
C: Diğerlerinin öğrenmesine yardımcı olmak ve onları sizin geride bıraktığınız bir önceki basamağa yerleştirmek.

S: (Menna) Tamam. Referansı Gurdjieff üzerinden almıştım. Öğretmenler merdivende önümüzde bulunuyor. O yüzden bilgiyi paylaşmak önemli. Belki de bilgiyi diğerleriyle paylaştığında, bu yardım sayesinde sana da yeni bilgi geliyor. Dolayısıyla sanırım neyi kastettiklerini anladım.

(Perceval) Birkaç Padawan bulup onlara yardımcı olman gerektiğini söylüyorlar! Padawan'ı bul.

(L) Herhangi başka bir soru?

(Echo Blue) Kişisel bir soru sorabilir miyim?

(L) Evet.

(Echo Blue) Muhtemelen cevabı biliyorum ama bu konuda ne yapabileceğimi merak ediyorum. Özet geçeyim. Kızım evlenirken sol omzumda tutulma yaşadım. Bir süre sonra geçti. Kızım şu anda hamile ve bu sefer de sağ omzumda tutulma yaşıyorum. Beden-zihin bağlantısı konusunda birşeyler okumam gerektiğini biliyorum ama bu konuda ne yapabilirim?
C: Onun kendi derslerini öğrenmesine izin vermen ve onu omuzlarında taşımayı bırakman gerekiyor.

(Echo Blue) Bunun üzerinde çalışıyordum...
C: O yalnızca bu yaşamda kızın...

S: (Echo Blue) Teşekkürler. Kızım 3 yaşındayken bir kayanın üzerine oturmuş güneşi izliyorduk. Bana "Ben senin erkek arkadaşın mıydım?" dedi. Ben de ona "Evet, sanırım!" dedim. Bu konu bir daha açılmadı.
C: Akıllı çocuk.

S: (Echo Blue) Gerçekten öyle. Teşekkürler.

(L) Başka birşey? Ya sen Falling Water?

(Falling Water) Tamamen farklı bir konuda birşey vardı aklımda. SOTT'da 2001 yılından beri dünyaya nükleer güçte 26 asteroit çarptığını söyleyen 3 astronotla ilgili bir makale vardı. Bu beyan ne ölçüde doğru?
C: Yakın ama sayı aslında daha fazla.

S: (L) Pekala, bu gecelik kapatıyoruz. İyi geceler Gracie! Şimdi hepiniz ne yapacaksınız? Karaoke mi yapacaksınız?

(Mr. Premise) Herşeyle ilgili birkaç tartışma. Karaoke makinemiz yok. Sanırım bir tane alacağız.

(Menna) Ve Laura, o kitabı tavsiye ettiğin için teşekkür ederim [Gabor Mate, "When the Body Says No" (Beden Hayır Dediğinde)] Bana yardımcı oldu.

(L) Söyledim ya, o kitap benim için bir işkenceydi. Romatoit artritim var ve tüm o kadın sorunlarım var ve çocuklarımda otoimmün durumları var... Kendimi gördüm, etrafımdaki herkesi gördüm, tanıdığım herkesi gördüm ve dedim ki "Aman TANRIM! Hepimiz MAHVOLMUŞUZ!!" [kahkaha] Bu kitabı okuyup bu konunun üstesinden gelmemiz gerekiyor! Pekala demek eğlenceli vakit geçireceksiniz. Herkesi görmek çok güzeldi ve hepiniz harika görünüyorsunuz. Pekala, iyi geceler!

Scyth

#1
Eline emeğine sağlık, Bozadi.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Gaia

#2
Çeviri için çok teşekkürler. Gerçekten güzel bir celse.

Qui-gon jinn

#3
Sevgili Bozadi,

Arkadaşların teşekkür mesajlarını görünce gözümün önüne geldi, onca zamandır ne olursa olsun bıkıp usanmadan bu celseleri (sanırım 300 ila 400 sayfa arası vardır) çeviriyorsun, ki tahminimce de çoğu zaman pek çok işinin ve çok sıkışık olan zamanının arasında.Teşekkürün yanında, bu konuda gösterdiğin tutum ve yoğun gayretin için bilahare takdirimi ve şükranlarımı sunduğumu bilmeni isterim.

Burada en önemlisi, bildiğim kadarı ile bu işi tamamen gönüllü olarak yapıyor olman, nitekim bunları çevirmeni direkt sana söyleyen benden başka bir patavatsız da gördüğümü hatırlamıyorum.:) İstesen yapmayabilirsin, lakin şaşmaz bir şekilde yapıyorsun.Ki asıl üzerinde durulması gereken şeyin de bu durum olduğunu düşünüyorum ve bence bu durum diğer herkez için asıl dikkati çekmek istediğim "adanmışlık" olgusu için güzel bir örnek teşkil ediyor.Umarım bu celseler kesilmez (ki zamanından önce) ve bu konudaki gayretin neticesinde bilgi edinmeye devam edebiliriz.

Neyse, böyle dedim ama aslında bakarsan öyle fazla yorulduğunu veya zorlandığını da düşünmüyorum pek, çünkü sen celselerin sıklaşmasını "yaşasın!" nidasıyla karşılayan bir adamsın dimi.Yaparsın yani, yaparsın, yaparsın...:)

Şaka bir yana, kanımca eğer bir insan sevdiği ve kendini adadığı bir işi gerçekleştiriyorsa şayet, şüphesiz yorulmak nedir bilmez bir gayret içinde zevkle yol alacaktır...

Velhasılkiram celse hakkında ise pek fazla yorumum olmayacak, hem zaten kasyopyalılarda pek fazla yorum yapmamış gibi, daha çok "laura knight-jadczyk ile gece sohbetleri" tadında bişey olmuş sanki, maşallah...:))

İşte toplaşın, bir arada yatın kalkın demişler (vallahi süper oluyo! :) Prefabrik yapılardan da söz etmişler ayrıca.Şerefsizim benim aklıma gelmişti hepsi, lakin imkan verilmiyor işte, ne yapalım...:)


Sevgiler, saygılar herkeze.

Bugünde ölmedim kasyopya anne! Saat sabahın dokuzu...


bozadi

#4
Desteğiniz için hepinize teşekkür ediyorum arkadaşlar.

Celse gerçekten daha çok katılımcılar arasındaki bir sohbet şeklinde gerçekleşmiş olsa da bu aslında bizzat Kasyopyalıların önerdiği birşey. Yani sorunların ilgili bireyler arasındaki açık, samimi, dürüst sohbetler, sorgulamalar, fikir yürütmeler, yani "ağ çalışması" yoluyla çözülmesi ve ilerleme sağlanması. Kasyopyalılar giderek arkaplanda genel bir danışma noktası olarak kalmayı tercih ediyor gibi görünüyor.

Bu celseyi başta tahmin etmediğim kadar beğendim, çünkü dünyada olan biten ve giderek olup bitecek şeyler hakkında, nasıl koşullar meydana gelebileceği hakkında ve buna karşı nasıl bir yol izlenebileceği hakkında olağanüstü değerli bilgiler paylaşılmış gibi göründü bana. Yarın ne olacağı, nelerle karşılaşacağımız belli olmasa bile, celsede paylaşılanlar hem özel hem de genel manada zaten gayet mantıklı ve güzel görünen şeyler bence.

Celselerin çevirisi için harcadığım emek için asla bir pişmanlık duymadım gerçekten de Qui. Kendim için büyük bir iyilik yaparken bunun diğerleriyle de harika bir şekilde paylaşılan birşey olması, kendime yaptığım iyiliği katlayarak artırıyor. Çünkü ilgi ve sevgi duyan herkesin de işine yarıyor ve aramızda bir buluşma noktası ve işbirliği imkanı meydana getiriyor. Daha ne isterim! :)

Kendilerine verdikleri geçici isimlerden biriyle "Kasyopyalılar" olsun, diğer üst seviye pozitif varlık grupları olsun, bizlerin büyük büyük büyük anne-babaları, ebeveynleri gerçekten de onlar. Ve bu bağlamda Kasyopya bağlantısının sağlanmasında belki de başlıca katalizör olan Laura da Kasyopyalılar ile bizler arasında bir ebeveyn sorumluluğu görevi görmüş oldu bence ve bu paha biçilmez birşey.

beyrutkapı

#5
Emegin İcin tesekkurler bozadi. Bu celse bir kez daha ozellikle ag çalısmasının onemini ortaya koyuyor. En azından bir araya gelebilmek onemli. Bu bizim icinde onemli bir ornek bence. Bu hafta sonu İcin program netleşti mı acaba?
 

bozadi

#6
sevgili beyrutkapı, senin Scyth'in ve Qui-gon jinn'in forumda kayıtlı eposta adreslerinize bir mesaj attım buluşma detaylarıyla ilgili.

Qui-gon jinn

#7
Bozadi, buluşma işi ile alakalı cevabımı az önce mail yoluyla ilettim.Burdan diğer arkadaşlara da duyurayım ki, hafta başından beri çeşitli sağlık sorunları ile boğuşuyorum ve istanbul dışı olmam neticesiylede katılabilmem pek olası gözükmüyor.

Velhasıl bozadi'ye de attığım mail'de dile getirdiğim temmennimi bir kez de burda yineleyeyim ki, eğer aranızda olamasam bile, kalbimin ve tüm iyi dileklerimin sizlerle olduğunun biliniz lütfen...

Herkeze selamlar, saygılar.

bozadi

#8
Çalışmalarımızı beğenmene, takip etmene sevindim maglor. Katılımın, desteğin için teşekkürler.

Önümüzdeki günlerde yeni toplantıları mümkün olduğu kadar düzenli hale getirmeye çalışacağımızı tahmin ediyorum. Ve yeni bir buluşma ayarlanması durumunda forumda mutlaka duyurusu yapılacaktır. Umarım katılma fırsatı bulursun.

Çalışmalarımız güçlenip daha organize hale gelirse, ülke genelinde faaliyetlerimiz de olur mutlaka. Yine de bu forumun sağladığı ortak platform üzerinden iletişim kurabilip fikir alışverişinde bulunabiliyor olmamız da son derece önemli birşey.

bigsenfoni

Namaste sevgili dostlarim....

Sizinle gurur duyuyorum.

KALBINIZ TEMIZ GÖZÜNÜZ ACIK OLSUN.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

maskesiz

#10
Sevgili Bigsenfoni seni de aramızda görmek istiyoruz.
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bigsenfoni

Zamani geldiginde o da olacak...
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Qui-gon jinn

#12
10 Mayıs 2014 tarihli celse yayında, Bozadi kardeşimin yardımlarını bekliyoruz...:)

bozadi

#13
Yeni celse yayınlandığıyla ilgili mesajını şimdi okudum Qui. Müsaitim, hemen çevirmeye başlıyorum. 12'yi geçmeden yayınlamış olmayı umuyorum.