Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

28 Mart 2010

Başlatan 4BH, 05 Nisan 2010, 01:16:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

4BH

28 Mart 2010

Laura, Ark, Perceval, Andromeda, PoB, Burma Jones, Belibaste, Ailén, Mr. Scott, Psyche

S: (L) Bugün 28 Mart 2010. Sorularımız var ve önce ben başlamak istiyorum. Sonra diğer konuya geçeceğiz.
C: [uzun bekleyiş; hiçbir harf gelmiyor]

S: (L) Merhaba?
C: Enerji düzensizliği.

S: (L) Enerjiyi düzensizleştiren nedir?
C: Devlet Dalgaları. Enerji toparlanıyor.

S: (L) Yardımcı olmak için yapabileceğimiz herhangi birşey?
C: Hayır. Bekle [uzun bekleyiş] Merhaba!

S: (L) Kimle birlikteyiz?
C: Sorun çözücü Finovroya. Sen ve diğer grup üyeleri üzerinde sinyal bozucular odaklandırıldı. Sorularınıza başlayabilirsiniz.

S: (L) Bu sinyal bozucuları belki birkaç haftadır bazılarımızın yaşadığı hissin ve gördüğümüz rüyaların da nedeni mi?
C: Evet. HAARP'ın negatif etkileri.

S: (L) Tamam. Önce sen sormak ister misin? (Ark) Hayır. (L) Neden? (Ark) Çünkü o enerji rahatsızlığı beni rahatsız etti. [gülüşme] (L) Tamam, topladığımız bazı sorularımız var. İlk soru: "Genetik olarak değiştirilmiş besinler insan DNA'sını etkiliyor mu?"
C: Evet! Çok kötü.

S: (L) Tamam. Farkındalık ve ruhsal gelişim bakımından bu problemin sonuçları nelerdir?
C: Pavlov'u hatırlıyor musun?

S: (L) Evet... Ne olmuş Pavlov'a?
C: Eğer önce sağlıkları bozulursa, güçlü köpekler bozulabilir.

S: (L) Yani bu etkilerin öncelikle sağlıkla ilgili olduğunu söylüyorsunuz?
C: Evet.

S: (L) Eğer sağlığın tehlike altına girerse, bu senin herhangi bir farkındalık veya ruhsal gelişim elde etmeni zorlaştırıyor. Bu mu?
C: Evet. Her zaman öyle değil mi?

S: (L) Yani sağlık meselelerinin, insanların sağlığının mahvedilmesinin, buğdayın ve sağlık için uygun olmayan diğer şeylerin yaygınlaşmasının farkındalık ve ruhsal gelişimi önlemenin yolları olduğunu söylüyorsunuz?
C: Evet. 4 KH'nin uzun ve dikkatlice düşünülmüş planı.

S: (L) Bir okuyucu şu soruyu soruyor: "Eşcinsellik erken bir belirlenim aşamasında mı belirleniyor?" (ç.n.: early imprinting stage: çocuklukta izlenimlerin/düşüncelerin şekillendiği süreç anlamında sanırım).
C: Bazı durumlarda. Pek çok neden var.

S: (L) Sorunun ikinci kısmı: "Eğer değilse, erken bir yaşta cinsel yönelimi belirleyen şey nedir?" Pek çok neden olduğunu söylediler. O diğer nedenlerden bazılarını sayabilir misiniz?
C: Geçmiş hayat etkileri ve daha nadir olarak genetik.

S: (L) Bu üç nedenden en sık gerçekleşeni hangisi?
C: Erken belirlenimin en sık neden olduğu söylenebilir.

S: (Ailén) Çok yaklaşmışsın Laura. (Perceval) Erken belirlenimin çocuk suistimalleriyle ilgisi var mı?
C: Suistimalden ziyade yüksek hassasiyet anlarında uygun girdinin eksikliği. Ayrıca bazı bireylerde belirlenim dizilerinin sıralaması farklıdır ve çoğunluğun kalıplarıyla eşzamanlı değildir. Dolayısıyla bir anlamda bu genetik birşey ama bu tür tüm bireyler mutlaka homoseksüel olmaz.

S: (L) Sanırım soruyu soran bunun değiştirilebilir bir durum olup olmadığını öğrenmek istemiş. Bireyin değişmeyi istediği varsayılarak.
C: Genellikle hayır.

S: (Ailén) Uygun girdinin eksikliği derken, gelişimin bir şekilde normal olmadığını varsayıyorum. Bu, eşcinsellerin ruhsal gelişimde herhangi bir engeli olduğu anlamına gelir mi?
C: Hayır, bu kastedilmedi.

[ç.n.: katılımcıların kendi aralarındaki bir konuşma atlandı]

S: (L) Genel bir anlamda, bir bireyin cinselliğini belirleyen şey nedir?
C: Spesifik hormonların ve beyin kimyasallarının salgılanmasıyla eşzamanlı olarak belirlenim penceresinin açıldığı bir anda veya sırada, bir yetişkin modeliyle hoş bir etkileşim.

S: (Perceval) Yani bir çocuğun var. Diyelim ki erkek. Eğer pencere açıksa, o zaman daha çok annelerinden dişi ilgi görürler. Eğer pencere daha sonra açılırsa, babanın çocukla daha çok ilgilendiği, ona "bir erkek gibi" davrandığı sırada başlarsa, "Kız gibi ağlama" gibi şeyler söylerse... (L) Yani geciken bir belirlenim penceresi. (Perceval) Evet, ilgili kimyasallar üretilirken eğer çocuğa o şekilde davranılırsa, dalga geçilirse, sanki bir kızmışsın gibi davranılırsa... (Burma Jones) Yetişkin modelleriyle "hoş" bir etkileşim dediler. (Perceval) O ideal olanı. (Belibaste) Bu pencere genellikle hangi yaşta açılır?
C: 18 aylık ile 2.5 yaş arası.

S: (Burma Jones) Bu büyük bir pencere. (L) Evet. Bütün pencere değil, olası tarih aralığı. ... (Burma Jones) Eğer o belirlenim bir yetişkin modeliyle gelirse, o şahıs aynı zamanda senin birlikte olmak isteyeceğin kişi türünü mü oluşturuyor?
C: Evet.

S: (Burma Jones) Yani bu aynı zamanda kişinin kendi cinsiyet grubundan biriyle birlikte olmaya karar vermesine de neden oluyor...
C: Kontrol sistemi modifikasyonu.

S: ... (PoB) Bir insan belirli bir davranış biçimiyle başka bir insanı eşcinsel yapabilir mi yani?
C: Evet.

S: (L) Yani eğer birinin belirlenim hassasiyetini fark edersen... onun belirlenimini belirleyebilirsin. ... (Andromeda) Aynı cinsten bir rol modelini mi kastettiler, yoksa karşı cinsten mi?
C: Genellikle karşı cinsten.

S: (L) Yani eğer o belirlenim anı sırasında karşı cinsten bir üyeyle hoş bir deneyimin olursa, karşı cinsin üyelerine çekiliyorsun. ...
C: Şunu da belirtmek gerekir ki bebek, belirlenim penceresini tetikleyebilecek feromon tipi maddelere hassastır. Bunun bir belirleyiciliği oluyor.

S: (L) Diyelim ki bir kız bebek bir erkeğin feromonunun varlığı ile belirlenim yaşıyor ve etkileşim hoş, o zaman devreye yazılması gereken şey yazılıyor ve herşey iyi. Eğer feromon pencereyi açarsa ve o etkileşimde olan şey son derece nahoşsa, o zaman herşey berbat oluyor. Eğer bebekte genetik bir fark varsa ve penceresi bir kadının feromonlarıyla da açılabilir. Yani çeşitli olasılıklar var. (Ailén) Bazı gay'lerin gay barları ve o tür şeyler yoluyla cinsel kimliklerini aşırı vurgulamaları kültürel birşey olmalı o zaman?
C: Gay "hareketi", antipati ve farklılıklar oluşturmak ve bireyleri daha fazla sıkıntı meydana getirme amaçlarıyla ilişkilendirmek üzere 4 KH tarafından yönlendirilen bir CIA programı.

S: (L) Hıh.
C: Önemli olan ruh.

S: (L) Bu konuda başka bir şey? Tamam. Martha Crow'un ölüm nedenini öğrenmek istiyorum.
C: Farkındalık eksikliği ve bilgiyi uygulayamama nedeniyle etkisi altında kaldığı dalgalar.

S: (L) Yani bir ışın faaliyeti vardı ve o ışınla vuruldu bir anlamda, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Spesifik olarak mı hedeflenmişti?
C: Spesifik olarak değil.

S: (Ark) Farkında olmak nasıl yardımcı olabilirdi? Ne yapabilirdi? (L) Sağlığına dikkat edebilirdi. (Ailén) Bizimle ağ çalışması yapabilirdi. (L) Birlikte takıldığı o psikopatik erkek arkadaşından kurtulabilirdi.
C: Partneri bir vektördü.

S: (L) Yani bir başka bir insan, seni öldürebilecek dalgalar için bir vektör olabilir resmen? (ç.n.: vektör derken, bir şekilde o zararlı dalgaların hedeflenmesine/aktarımına katkıda bulunacak biri anlamında sanırım.)
C: Bazı durumlarda, evet. Bugünlerde bu vektörlerden oldukça çok var.

S: (L) Bir sonraki soru: "Manyetizma bitki büyümesini gerçekten geliştiriyor mu?"
C: Hafif ölçüde.

S: (L) Peki manyetizma değilse nedir? (ç.n.: kendi bildikleri bir örneğe dair soruyorlar sanırım)
C: Elektrik akımları ve akıma çekilen kozmik radyasyon.

S: (Burma Jones) Ne kadar akım?
C: Hafif.

S: (Burma Jones) Yani teller bitkilerin üzerinde bir seviyeye konabilir?
C: Evet.

S: (Burma Jones) İki akım tabakasının birini yere, birini 6 metre yukarı koysak, işe yarayacak bir akım elde edebilir miyiz?
C: Sıkıntıya değecek kadar değil.

S: (Ark) Yüksek akım kabloları altındaki ağaçların veya bitkilerin daha hızlı büyüdüklerini görmüyoruz. (Perceval) Belki spesifik bir kozmik radyasyon türüdür. (L) Tamam, bir sonraki soru: Son zamanlarda hepimiz eski benliklerimize dönmüş gibi hissettik. Forumdaki birçok kişi kendini depresyon altında hissetti, kazalar geçirdi vs. Bu durum Dünyanın manyetik kutuplarının yer değiştirmesiyle mi ilgiliydi, yoksa bir tür saldırı mıydı?
C: Her ikisi. Çevre değişiyor ve belirli güçler bunun farkında ve bu durumu engellemeye veya bundan yararlanmaya çalışıyor.

S: (L) Bir dizi sorumuz daha var ve hepsini bu gece halledip halledemeyeceğimizi bilmiyorum. İlk soru: "Bir çocuğu memeden kesmek için optimal yaş nedir?"
C: Ne tür bir çocuk yetiştirmek istediğine bağlı.

S: (L) Genel teori şu ki, bazı kültürler çocuklarını üç yaş, dört yaş veya daha sonrasına kadar emziriyorlar. Maymunlarda ve şempanzelerde de böyle bir model var. Çocuklarını uzun süre emziriyorlar ve bu durum çiftleşmeyi azaltıyormuş ve çok fazla bebekleri olmamasını ve böylece sağlıklarının bozulmamasını sağlıyormuş.
C: Maymun büyütmek mi istiyorsunuz?

S: (L) Hayır!
C: Ayrıca maymunlar eğlence için seks yapmaz.

S: (L) Peki sorunun yanıtı nedir? Bir çocuğu memeden kesme için optimal yaş?
C: Optimal koşullar altında, sütten kesme, çocuk kendi başına yemek yiyebileceği hale geldiğinde başlamalı.

S: (Andromeda) Mantıklı. Dişleri çıkar çıkmaz. (L) Kendi başlarına yemek yiyebildikleri zaman dediler. Dişin olması mutlaka kendi başına yiyebildiğin anlamına gelmez. Pratik yapman gerekir. Bence bu bir yıl falan anlamına geliyor. O zamana kadar, yemek yiyebilecek yeterince dişin olur muhtemelen. Bu sanırım her bebek için farklı olabilir. Ne zaman bir bebeğin yeterince dişi ve pratiği olursa, sanırım o zaman memeden kesmek gerek. Ama muhtemelen genel bir zaman çerçevesi olabilir. Bir sonraki soru: "Uzun süreli meme emzirme, çocuğun duygusal gelişimini nasıl etkiler?"
C: Zaten bildiğiniz nedenlerle meme emzirme sorunludur. Annenin toksisitesinin göz önünde bulundurulması gerekir. Çocuk kesinlikle doğanın sunduğu besinlerden fayda görür fakat yine, şunu soruyoruz: ne tür bir çocuk yetiştirmek istiyorsunuz?

S: (L) Sanırım ruhsal olarak gelişebilecek çocuklar yetiştirmek isteriz.
C: Öyle mi? O zaman temeli ve kalıbı oluşturmanız gerekir. Bir soru soralım: Eğer belirli travmalarınız olmasaydı, insanlığın çektiği sıkıntıya yanıtlar bulmaya bu kadar kararlı olur muydunuz???

S: (L) Hayır, herhalde eğer mükemmel bir çocukluğum olsaydı ve eğer herşey mükemmel ve hoş olsaydı, o zaman bir patates olurdum. [gülüşme] Sanırım bir maymun olurdum!
C: Evet.

S: (L) Yani önce bir güvenlik temeli oluşturursun ve sonra çocuğun kendisinin yüzleşmek zorunda kalacağı hayalkırıklıkları kalıplarını sunmaya başlarsın? (Ark) Zorluklar. (L) Çocuğun yüzleşmesi gereken zorluklar mı ayarlarsın?
C: Evet. Ve erkenden!

S: (L) Erkenden derken?
C: Sütten kesmeyle birlikte.

S: (L) Sıradaki soru: "Bebeğin ebeveyn(ler)le birlikte uyuması tavsiye edilir mi?"
C: Bazı durumlarda, sınırlı periyotlarda. Kalıbı erkenden, güvenilir ve sevecen bir şekilde oluşturduktan sonra, çocuk gerçeklikle yüzleştiğinde fazla travmatize olmaz. Eğer çocuk doğarsa ve dışsal bir "rahmin" içinde yaşarsa, aslında daha doğmamıştır, öyle değil mi?

S: (L) Bir sonraki soru: Birlikte uyumanın negatif sonuçları nelerdir?
C: Önceki yanıtlardan anlaşılmış olmalı.

S: (L) Çocuk üzgünse veya hastaysa, zaman zaman ebeveynleriyle birlikte yatması iyi olabilir mi?
C: Elbette!!!

[ç.n.: katılımcılar arası bazı diyaloglar atlandı]

S: (L) Bir sonraki soru: Hayatımızın ilk haftaları, ayları veya yılları sırasında "herşey belirleniyor" mu gerçekten (Evren görüşümüz)?
C: Aşağı yukarı. Belirlenim hakkındaki tartışmayı hatırla. Bebeğin, evrenin bir yaratıcılık ve bolluk yeri olduğunu bilmeye ihtiyacı var. Bu izlenim ilk altı ayda şekilleniyor. Altı ay boyunca, ebeveynin anında yanıt vermesi ve hatta bebeğin ihtiyaçlarını tahmin etmesi önerilir; yalnız olmama ihtiyacını bile.

S: (L) Sanırım bu yeterli. Ezildik. Bazı sorularımızı sonraya erteleyeceğiz. Olur mu?
C: Evet. Hoşçakalın.
 

yucelulu

#1
Çeviriler için yaptıkları çalışmadan dolayı 4BH ya teşekkür ederim.Yeni çevirileri merak ve heyecanla bekliyorum.
 

Rekalis

#2
Bende çok teşekkür ederim. kolay değil vakit harcanıyor ve benkentisiz yapılıyor bu. Keşke yabancı dil bilseydimde benimde faydam dokuna bilseydi.
\"Doğduğun zamanı hatırla, sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde. Sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin yine sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine karşın bu dünya yine de insanoğlunun biricik, güzel mekanıdır.\"

Deja

#3
Çeviri için çok teşekkürler.

S: (L) Enerjiyi düzensizleştiren nedir?
C: Devlet Dalgaları. Enerji toparlanıyor

Burada bahsedilen "devlet dalgaları"nı daha açık anlattıkları bir celse var mı acaba? Ne kastedildiğini anlayamadım da.
 

Bonanza

#4
haarp dan bahsediyor sanırım...
 

Gregorsamsa

#5
Merhaba arkadaşlar, evet HAARP (The High Frequency Active Auroral Research Program)'tan bahsediyorlar. 95-96-97 tarihli celselere bakabilirseniz o dönemde (HAARP henüz tam faal değil iken) Kasyopyalıların yaptığı yorumları görebilirsiniz.
Sözlük yardımıyla da olsa bu konuda ingilizce bir makale okumak isterseniz Sott.net'te geçenlerde yayımlanan bu makaleyi tavsiye edebilirim :

http://www.sott.net/articles/show/205721-US-Military-Scientists-Study-Ionosphere

(bilmeyenler için Sott.net Laura ve Ark'ın başında bulunduğu bir çok araştırmacının çalıştığı QFS (Quantum Future School) in haber sitesi.

Aslında yeri gelmişken bir şeyi daha belirtmekte yarar var (daha önceden bilmeyenler için) :

Laura ve ekip Kasyopya celselerinin , klasik anlamda spritüel bir kanal bilgisinden ziyade araştırmaya ve öğrenmeye, bilgiye, bilime dayalı bir deney olduğu konusunda ısrarcılar. Kasyopya bilgilerinin %90'ı araştırma, %10'u ilhamdır (spritüel etkileşim) . Kabaca söylemek gerekirse , Kasyopyalılar araştırmaya yöneltmeyen bir bilgi vermez, verse bile ekip bunu o haliyle kabul etmez araştırır. Kanıtlar toplar, bilgiyi geliştirir, sonraki celselerde bu bilgiler eşliğinde sorular sorar, Kasyopyalılar yine yeni bir yol açar ve bu böyle devam eder. Bir örnek vermek gerekirse, bilinmeyen tarihle, mitolojiyle vs ile ilgili bir ipucu ele geçirildiğinde, QFS bünyesinde bulunan ve çeşitli ülkelerden, kendi dillerinde, farklı kültürlerde araştırma yapabilcek kişiler devreye girer ve konu didiklenir ve böylece de geliştirilir.

Aslına bakarsanız, Laura ve QFS, yukarıda açıkladığım sebeplerle, celselerin bu ham haliyle ve kendisini tamamlayacak içerik, bağlam olmaksızın yayımlanmasına karşılar. Hatta bunun bu şekilde olduğu tek yer burası, yani Türkiye. Bir kaç ay önce Laura ve QFS celselerin büyük bir bölümünü Türkçe'ye çevirip, internette yayomladığımızı öğrendiğinde önce bunları kaldırmamızı istediler (telif vs gibi sebeplerden değil, yukarıda bahsettiğim bağlam eksikliği sebebiyle) , sonra da (sanırım bunca emeğin boşa gitmesine içleri elvermediğinden ve o bağlamı tamamlayacak unsurları da zamanla çevirip, aktaracağımızı düşündüklerinden) bu isteklerinden vazgeçtiler.
Bu bağlamın oluşturan kaynaklar nelerdir diye sorarsanız, öncelikle Laura'nın kitapları. Celse parçaları o kitaplar içerisindeki bölümlerde uzun anlatımların, başka bilimsel kaynaklardan alıntıların ve araştırma yazılarının arasında serpiştirilmiş olarak geçer. Bu kitapların en önemlisi de Wave (Dalga) serisidir. Şu an için 7 kitaptan oluşuyor. Yukarıda bahsettiğim bağlam olmaksızın Kasyopya celselerinin tam anlaşılamayacagı kaygısının bu kitapların satışı kaygısıyla ilgisi yok (gerçi bir kaç kitap alıp bu bilgiyi bize getirenlere destek olmak son derece yerinde ama) çünkü Wave serisi online olarak da bedava okunabilen bir kitap.

Biz şu an Eiriu Eolas videolarının altyazılarını tamamlamak için uğraşıyoruz (aslında aylar önce tamamladık ama sürekli format değişikliği geldiği için QFS tarafında sonlanmadı) Öyle sanıyorum ki onlar tamamlandığında Eiriu Eolas nefes ve meditasyon videolarını web den türkçe altyazılı olarak izleyebilecek ya da dilerseniz türkçe altyazılı dvd lerini sipariş edebilceksiniz. Bundan sonra zaman ve enerjimiz yeterse Wave'in en azından gücümüz yettiği kadar kısmını çevirip sizlere ulaştırmaya çalışacagız. Çünkü bu çok önemli, bir çok şey daha fazla yerine oturacak. Kasyopya celselerindeki bilgileri faydalı buluyorum, okurken heyecan duyuyorum diyorsanız bir de Wave'i okusanız derim.
Bu arada, biraz ingilizcem var, çat-pat, sözlük yardımıyla ingilizcesini okumayı deneyebilirim diyorsanız linklerini gönderebilirim.
Ayrıca İngilizce bilmeyip , almanca bilenler varsa , Wave 'in almanca web sayfalarının linklerini de gönderebilirim (Die Welle).

İçeriğin diğer önemli bir ayağı kasyopya forumdaki paylaşım (networkin) olayı. Küçük bir örnek olması açısından yukarıdaki celsede geçen buğday (tahıl) ve ürünlerinin -aslında Glutenin-  zararı konusu 100 lerce sayfalık tartışmanın, paylaşımın, alıntıların, araştırmaların, 10larca bağımsız (Kasyopya bilgileriyle ya da spritüel konularla ilgisi olmayan) bilim adamının, beslenme uzmanının makale ve kitapları üzerinde yapılan okumaların, araştırmaların ve nihayetinde de QFS ve Kasyopya forum bünyesindeki 100 lerce kişinin uygulamaya geçirmeleri sonucunda elde ettikleri deneyimlerin sonucudur. Kasyopyalılar ise bu konuda yönlendirici bilgi, ipuçları ve onaylamalar vermişlerdir. Yukarıda bahsettiğim "%90" araştırmaya dayanma gerekçesinin açıklaması bu.
[Bu arada gluten içeren beslenme özellikle ülkemizde, aslında halen tüm Dünya'da yalnızca çölyak hastalarının bir sorunu olarak görülüyor, ama Dünya da bu görüş kısmen de olsa değişmeye başladı. Aman beslenme deyip geçmeyin; sırasıyla sağlıklı bir bedenin --> bundan kaynaklanan sağlıklı bir zihnin --> bundan kaynaklanan sağlıklı bir psikolojinin  --> ve bundan kaynaklanan sağlıklı bir farkındalık ilerleyeşinin en önemli bileşenlerinden biri "doğru" beslenme olayı ve ne yazık ki bu konuda sağlıklı ve doğru olduğunu düşündüğümüz bir çok besin ve yöntem yanlış. Kasyopya sitesinde celselerde çok geçen "kertişlerle" ilgili 1 tartışma başlığı bulursanız, bu beslenme olayı ile ilgili 10 başlık bulursunuz.]

Umarım önümüzdeki dönemlerde bu konularda da aramızda güzel paylaşımlar olur.

Sevgilerimle
 

Tiversonus

#6
Bende konu açılınca daha önce (yakın zamanda) düşündüklerimi paylaşmak istiyorum. Gerçi sevgili Gregorsamsa güzel açıklamış, ben de kitap basım ve maliyetleri ile ilgili bir küçük araştırma yapmıştım kısa bir süre önce, bunu da cassiopaea.org un satış kanalında satılması seçeneğinide devrede tutan bir çok olasılıklı bir plandı. Yani aynen diğer dillerdeki Dalga serisi formatında. Uzunca düşündüm ve bunun türkçe talipçilerinin ve girişimcilerinin olması gerekiyor, belki ikibin ya da beşbin adet gibi bir sayı hedef olabilir. Her ne kadar adanmışlık içinde yapılsa bile bu profosyenel bir iş ve asla kar amaçlı olamaz. Ve bir banka soymam gerekse bile(! şaka, yani şartlar zorlansa bile), bir de işin talipçileri tarafı var, ben Ra Bilgilerini satın alıp dağıttığımda bir daha o dağıttığım kişileri göremiyorum veya daha az görüyorum, yani kısaca iş düşünsel bir jimnastik halinde hala kafamda. Ama beni üzen şey ise talepçiler konusu ya da bunun azlığı. Yani ülkemizde imece iş yapmanın zorluğu v.s. Yani en azından çevirinin maliyeti karşılanır ve Dalga'nın basıldığı yerde basılır ve türkçe alternatifi olarak uygun yere konulabilir, hepsi olabilir. Burada önemli olan hizmetin bireysel alınması değil arzu edenlere ulaştırılması ve arzu edenlerin sayısı ve isteği çok önemli. "İsteyin verilecektir" sözü bir çok altyapısı ile birlikte çalışır, buna inanıyorum. Yinede bunların hepsi bir zihin jimnastiği olarak aklımdan geçenler olarak kaldı. Ve işi akışına bıraktım, bu bir kaç kişiyi ezmeyecek bir kooparatif türü bir girişim olamadıkça, bunu kimseden talep edemeyeceğimi gördüm. Kısaca ben de bunları düşünmüştüm...