Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

18 Mayıs 2019

Başlatan bozadi, 20 Mayıs 2019, 20:35:52

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Celse Tarihi: 18 Mayıs 2019

Tabladakiler Laura, Andromeda ve Artemis

Pierre, Joe, Chu, Ark, PoB, Scottie, Niall, Kedi Pikabu, Harik Köpek Noko, Prenses Leia, Ay Modülü

S: (L) Bugün 18 Mayıs 2019. [Mevcut olanların gözden geçirilmesi]

C: İyi akşamlar çocuklar! Kasyopya'dan Coyeya sonsuz yaratımın sevgisiyle burada sizinle.

S: (Andromeda) Ne giriş ama!

(Artemis) Çok güzel.

(L) Öyle umuyoruz çünkü dünyanın durumu ... biraz ilginç. Pekala, ayrıntılı konulara girmeden önce hızlı sorusu olan var mı?

(Ark) Karşı-çekimle ilgili soru. Hızlı bir soru olur mu?

(L) Karşı-çekimle ilgili sorunu sor. Senin ilk olman gerekiyor. [kahkaha]

(Ark) Burada küçük bir Möbius şeridim var; tek taraflı. Ama prensipte iki tarafı var. Bu tek tarafına "A" yazdım ve diğer tarafına da (aynı taraf) 27 Mayıs 1995 yazdım. Diğer tarafını bu taraftan görebiliyorum denebilir, yani iletişim halindeler. Sormak istediğim şey, evrenimizin temelde buna benzer olup olmadığı ve bu tarih Roger Santilli'nin şu soruyu sorduğu celsenin tarihi:

Eklenti:

27 Mayıs 1995 celsesinden:

S: (RS) Madde alanındaki bir anti-parçacığın karşılaştığı çekim çekici midir, yoksa itici mi?

C: Senin çalışmalarına paralel olarak düşünüldüğü zaman itici, ancak önceki yanıtta kastedildiği gibi, sizlerin çok aşina olduğu bu boyutun dışında da boyutlar var.



(Ark) Soru, karşı-parçacıkların aşağı mı düştüğü yoksa yukarı mı çıktığı şeklinde. Verilen yanıt, itici oldukları yönünde ama bu tam bir yanıt değil. Fakat benim sormak istediğim şey... çünkü eğer durum buysa, Einstein'ın çekim teorisinde birşey yapmamız gerekir çünkü onun teorisine göre herşey aynı yörüngeyi izleyecektir; ama burada Einstein'ın çekim teorisinde birşey yapmamız gerekir ve son zamanlarda bimetrik (ikili) çekim fikri öne sürüldü. İki geometri gibi...

C: Tablanın ohoalo dufile.

S: (L) Bu neydi?

(Ark) Ne?

(L) Bilmiyorum ama sanırım sorunu kısa ve net hale getirmen gerekiyor.

(Ark) Sorum şu: Sabine Hossenfelder'in karşı-çekimle ilgili makalesi ve arkadaşımız Jean-Pierre Petit'nin aşağı yukarı aynı konudaki makalesi yaklaşık olarak doğru fikirler mi içeriyor?

C: Doğru "yönde" gidiyor.

S: (L) Çok ilginç.

(Ark) Tamam ama soruma yanıt alamadım. Sanırım daha kısa ve öz hale getirmem gerekiyor, şimdilik çekiliyorum.

(L) Sonraki sorunu sor! Sorunu parçalara ayır.

(Ark) Parçalara...

(L) Spesifik ol.

(Ark) Bimetrik çekim teorisi doğru mu?

C: Yeterince yakın ama onu genişletebilir ve geliştirebilirsin.

S: (Ark) Tahmin ettiğim de buydu. Yani temelde doğru ama onu geliştirmem gerekiyor. Teşekkür ederim. Başka sorum yok.

(L) Tamam, en çok sormak istediğimiz şeylerden biri Ark'ın şapkasıyla ilgili. Birkaç gün önce Ark'ın çok sevdiği beyzbol şapkasıyla ilgili ilginç bir olay yaşadık. İki şapka da duruyor mu hala?

(Ark) Sanırım. Bugün kontrol etmedim.

(L) Neyse, birden ikinci bir şapka çıktı ortaya. Hikaye şu: Yaklaşık 21 yıl önce kan grubuna göre diyet denemek için kan grubumuzu öğrenmek istedik. Bunu öğrenmek üzere kan vermek için Ark\'la birlikte Florida'daki yerel kan bankasına gittik. İşlemi yaptık ve Ark neredeyse bayılacaktı, o yüzden bunu bir daha hiç yapmadı ve ben de yalnızca Fransa'ya geldikten sonra yaptım. İşlemden sonra erkekler ve kadınlar için küçük hediyeler veriyorlardı: Ark'a üzerinde "FBS" ve altında "Florida Blood Services" (Florida Kan Hizmetleri) yazılı bir beyzbol şapkası verdiler. Sanırım ben de bele takılan cüzdan gibi birşey aldım.

Yıllar geçti ve Ark o şapkayı çok seviyor çünkü ideal ağırlıkta ve açık renkli. Gittiği her yere şapkasını da götürüyor. Birkaç yıl önce İtalya'ya gittiğimizde de yanına aldı. Bir otobüs turundayken şapka başından uçtu ve Joe şoförden otobüsü durdurmasını isteyip şapkanın peşinden fırladı. Bir yabancı şapkayı yakalayıp Joe'ya verdi ve böylece Ark şapkasını aldı. O zamandan beri onu çok koruyor.

Ark yaklaşık 3 hafta önce PoB ile birlikte onun arabasında markete ve bankaya gitti. Gitmeye hazırlanırken şapkasını bulamadı, dolabına gitti ve şapka rafta duruyordu. Marketten dönerken şapkayı PoB'nin arabasının koltuğunda bıraktı. Kısa süre sonra bisiklet turu yapmaya karar verdi ve sırt çantasını hazırlarken şapkayı arabadan alıp başına taktı. Bisiklet turuna çıktı, geri döndü ve şapkayı masasına koydu. Hemen sonrasındaysa PoB arabadan şapkayı alıp ona getirdi. Yani şimdi iki FBS şapkası vardı. Birinin diğerinden biraz daha temiz olması dışında tamamen aynılar ve kirli olanın iç tarafındaki bant üzerinde, bir süre önce Ark'ın başını kirişe çarpmış olmasından kaynaklı küçük bir kan lekesi vardı.

Şimdi, mutlak bir şekilde netleştirilmesi gereken şey şu: yalnızca TEK bir şapka vardı. Bu mutlak bir şekilde kesin; şüphe yok. Oradan yalnızca tek bir şapka aldı; yaklaşık 20 yıldır aldığı şapkaları takip ediyorum ve sizi temin ederim ki yalnızca tek bir FBS şapkası vardı. Kendisi de bir tane olduğunu biliyor ve Joe Roma'da o şapkayı kurtarmak için canını dişine taktı çünkü Ark'ın en sevdiği şapkaydı ve başka yoktu.

Burada bazılarımız "süper koklayıcı" ve şapkaları kokladığımızda ikisi de Ark gibi kokuyor. Aralarında tespit edilebilen tek fark, bir tanesinin tepesindeki düğmenin merkezden hafifçe sapmış olması. Diğer her bakımdan kesinlikle tamamen aynılar.

Ama şu anda 2 şapkamızı var.

Sorum şu: Nasıl oluyor da aynı şapkadan iki tane oldu?!

C: Zaman hattı birleşmesi.

S: (L) Yani bir zaman hattı birleşmesi olduğunda, iki farklı yönde giden zaman hattının... Bu zaman hattının geçmişteki bir zaman hattıyla birleşmesi gibi mi?

C: Kısmen.

S: (L) Zaman hattı birleşmesi olduğunda, bu, birleşmiş zaman hattının iki ayrı zaman hattından daha güçlü olduğu anlamına mı geliyor?

C: Evet!

S: (Ark) Yani bu iyi birşey mi?

C: Evet.

(Joe) Bir tane daha bul! [kahkaha]

(Ark) Bu zaman birleşmesinin birşeyin sonucu olup olmadığını sormak istiyorum.

C: Pozitif nitelikli güncel olaylar.

S: (L) Yani diğer bir deyişle... Bir his doğdu içime... Bunu söylemekten hoşlanmıyorum ama enerji emici bazı aile bağlarını kesmek beni toparladı sanki.

C: Evet

S: (L) Son birkaç yıldır sağlığım giderek bozuluyordu çünkü tüm enerjimi önem verdiğim insanları desteklemeye harcıyordum. Sonra bunu artık yapamayacağımı fark ettim; yapamazdım. Devam etseydim, işimi tamamlamadan öleceğimi biliyordum. Fakat bunu yapmak çok zor; "Yeter artık" demek için kalbini söküp çıkarmak gibi. Ancak ondan sonra fark ettim ki, ilgili şahısların kendilerini aldatıcı bir şekilde acındırmaları yüzünden veriyormuşum tüm o enerjiyi.

(Joe) Ve ikinci şapkanın ortaya çıktığı gün, o meseleyi sona erdiren haber geldi.

(L) Evet, şapka tam da o gün ortaya çıktı.

C: Evet

S: (L) Evet sanki sembolizma bize gösterilmiş gibi.

(Joe) Ve bu herkes için olumlu birşeydi.

(L) Ark'ın ikinci bir şapkası oldu. Şapka taç gibi birşey sonuçta! [kahkaha]

(Artemis) Birşey söylemek istiyorlar...

C: Bir keresinde kitlesel insan davranışının kozmik koşulların bir yansıması olduğunu söylemiştik. Şimdi herkesin daha da dikkatli olması gereken zaman. Şunu da belirtmiştik ki, KH güçleri kehanet kalıplarının tamamen farkındalar ve dikkat konusunda gevşek olanların cesaretini kırıp uyutmak üzere değişiklikler ve saptırmalar yapacaklardır. İnsan ortamına bakın ve bunun yukarıda neyi temsil ettiğini hayal etmeye çalışın!!!

S: (Joe) İnsan ortamı ne yapıyor?

(L) Resmen çıldırıyor!

(Joe) Peki bu yukarıda neyi temsil ediyor?

(Pierre) Kaos.

(Andromeda) Kaçıklar! BÜYÜK kaçıklar!

(PoB) Kozmik kaçıklar!

(L) Şu anda, durum...

(Artemis) Sanırım birşeyler daha söylemek istiyorlar.

C: Bu daha önce bahsettiğimiz akıllı ve aptal bakirelerin hikayesi gibi. Getsemani bahçesindeki İsa'nın hikayesi bir diğer örnek. Kim uyurken bulunacak?

S: (L) Bu hikayeden çıkarılacak ders nedir?

C: Daha önce konusu geçen protein antenleri ile sizin gerçekliğiniz arasındaki ilişkiyi düşünün. Bu sizin kim olduğunuzu ve ne gördüğünüzü belirliyor.

S: (Pierre) Bunun anlamı şu mu? Kaos zamanlarında üst yoğunluk KH varlıkları insanları ışınlıyorlar ve...

C: Hayır. Kişinin antenleri kozmik amaçlara ayarlamaya çalışması gerektiği anlamına geliyor.

S: (L) O zaman...

(Joe) Önceki yanıtta kehanetlerin çarpıtılması...

C: Gelecek ve şimdiki frekans arasında bir eşleşme var.

S: (L) Yani şu anda kendi antenlerimizle ilgilenmeniz gerektiğini çünkü bunun bizim mevcut frekansımız olduğunu ve bunun geleceğimizi belirleyen şey olduğunu söylüyorsunuz. Gelecekteki sonucun arzu edilebilir bir sonuç olması için, mevcut frekansı kozmik amaçlara ayarlamamız gerekiyor, öyle mi?

C: Evet

S: (Artemis) Bir bakıma, biz olacağımız şeyiz. Olacağımız şeyi şimdi olmamız gerekiyor anlamına geliyor.

(L) Bu da sormak istediğim şeyle ilgili zaten.

(Andromeda) Tüm yollar... [kahkaha] ...o soruya çıkıyor!

(L) Frekansımıza zarar verebilecek veya suları bulandırabilecek boyutlararası manipülasyondan korunmak için ne tür uygulamalar, düşünüş, davranış veya herhangi birşey bize yardımcı olur? Örneğin buraya Katoliklerin yaptıkları şeyleri yazdım: Dua, günah çıkarma, dini törenler, terapötik ritüeller, cisimlerin kutsanması, zaman zaman yapışık ruh temizliği ve bu tür şeyler. Bu tabi ki bütünsel veya kesin bir çözüm değil ama kötü de değil ve bu uygulamalardan bazıları kesinlikle etkili. Burada pire için yorgan yakmayacağım. Dolayısıyla iyi, faydalı, koruyucu uygulamaların neler olduğunu bilmek istiyorum.

C: Üzerinde düşünülebilecek bir liste çıkardın, o yüzden onu oku!

S: (L) Tamam. Bir liste yaptım. Bence kendini boyutlar arası manipülasyonlardan ve zararlardan korumak için yapılabilecek başlıca şeylerden biri disosyasyondan sakınmak.

C: Evet.

S: (Artemis) Ve negatif düşünce döngülerini beslememek.

(L) Evet, disosiye oluyorsan, öncelikle bir fantezinin içindesin demektir, yani gerçekliğe dikkat etmiyorsun. İkinci olarak negatif düşüncelerin oluyor ve negatif düşünce döngülerine giriyorsun. Sanırım en önemli şeylerden biri bu. Doğru mu?

C: Kesinlikle!

S: (L) Tamam. Bir sonraki husus diyet. Eğer diyetin berbatsa ve KH güçlerinin bizi zehirlemek üzere dünyadaki temsilcilerinin yemeklerimize katmalarını sağladıkları tüm o kimyasalları alıyorsan, o zehirler birikip proteinlerimizi ve antenlerimizi mahvedebiliyor. Yani diyet ikinci önemli şey, doğru mu?

C: Evet!

S: (L) Tamam. Diyetle bağlantılı olarak, uyku saatlerini de mümkün olduğu kadar düzenli hale getirmek, dengeli bir bağırsak florası... bu tür şeyler. Pekala, listemdeki bir sonraki şey izlenimlerini ve sıkıntılarını paylaşmak.

C: Çok önemli! Pek çok kişi düşünceleri, izlenimleri, endişeleri, korkuları vs. paylaşma konusunda isteksiz. Bu, içsel durumu ciddi şekilde değiştiriyor ve hatta reseptörleri kapatabilir ve o durumda KH'nin mekanik yollarla yaptığı düşünce ve duygu manipülasyonlarına daha fazla maruz kalırsınız!!

S: (Artemis) Paylaşmak ÇOK önemli.

(Joe) Mekanik yollarla derken?

(L) Sanırım kimyasallar, ışınlar vb. Yani başkalarıyla iletişim veya bağ kurmanın veya paylaşmanın, o mekanik müdahale yollarından bazılarının üstesinden gelmeye yardımcı olabileceğini mi söylüyorsunuz?

C: Evet

S: (Artemis) Eğer paylaşmıyorsan, bir yankı odasıyla içsel diyalog halindesin demektir. Gerçek bir geribildirim, bilgi veya bakış açısı almıyorsun. O durumda yanlış bir düşünüşe kaymak kolaylaşıyor.

(L) Evet önemli bir husus: Paylaşmıyorsan, yankı odasındasın demektir! Eğer kendini kendine saklayıp kapanıyorsan, yankı odasındasındır. O zaman KH manipülasyonlarına ve manevralarına daha açık hale geliyorsun.

(Andromeda) Ve hiçbir şey bunu düzeltmeye yardımcı olamıyor.

(L) Evet. Listemdeki bir sonraki şey: Mümkün olduğunda, yanlış yaptığın kişiye yönelik telafi edici birşeyler yapmak ve bu mümkün değilse o telafi edici şeyleri genel olarak dünyaya yönelik olarak yapmak. Çok, çok büyük pişmanlıkların olabilir ve telafi edici birşey yapmaya çalışmak mümkün olmayabilir ve hatta herşeyi daha kötü hale getirebilecek olabilir. O yüzden, bence o koşullarda yapılabilecek şey...

(Artemis) ...başkalarına yardımcı olarak telafi etmek.

(L) Evet evrene ve ihtiyaç halindeki başkalarına vererek telafi sağlamak. Yani düşünceler, zaman, enerji vb. yoluyla.

C: Evet.

S: (L) Tamam, en önemlilerinden biri değilse de faydalı yani bu. Bir sonraki husus, enerjini korumak ve KH dinamiklerini beslememek.

C: Yine çok önemli ve en zorlarından biri çünkü KH, insanları yemek haline gelecekleri negatif dinamikler içine çekmek üzere pek çok numara ve tuzak kullanır.

S: (L) Tabi yemek haline geldiğinde KH tarafını besliyorsun ve onu yalnızca kendi en yüksek çıkarlarına karşı değil, aynı zamanda BH'nin en yüksek çıkarlarına karşı güçlendirmiş oluyorsun. Sanırım psikopati gibi. Her türlü blöfü, bayağılığı ve berbatlığı deniyorlar. Psikopatın tüm o berbat eylemleri veya muameleleri karşısında güçlü durduğunda, seni başka herhangi bir yolla ele geçiremediğini anladığında başvurduğu son çare kendini acındırmak. Kendini suçlu hissetmeni sağlamaya çalışır. Onlar karşısında kendini suçlu veya üzgün hissetmen temelde KH besini sağlar.

C: Suçluluk duygusu esasen çok gizli nitelikte bir ego özelliğidir.

S: (L) Bu ne anlama geliyor?

(Pierre) Yani kurban çok zayıf ve sefil görünüyor ve...

(L) Ve onların istek ve ihtiyaçlarını karşılayabileceğini düşünmek egona iyi hissettiriyor.

(Artemis) Veya merhametli olduğunu hissediyorsun. Neredeyse sahte empati gibi.

(Pierre) Ve kendini acındıran kişi çoğu durumda ego tatmini yapıyor. Bundan besleniyor.

(L) Bu onun için bir ego tatmini ve sen onun suçluluk hissettirme oyununa geldiğinde, öncelikle onun KH tarafını beslemiş oluyorsun. Ve sanırım ikinci olarak da kendi egonu beslemiş oluyorsun çünkü kendini bir kurtarıcı olarak görüyorsun veya birşey elde edeceğini hissediyorsun. Dişi vampir dinamiği! Avını çekmek için kendini acındırıyor. "Eğer bu kişiyi kurtarırsam veya istediği veya ihtiyaç duyduğu şeyi yaparsam, o zaman BENİM için birşey olacak!"

(Pierre) Gerçeği olduğu gibi görmenin ne kadar önemli olduğuna dair epeyce konuştuk kendi aramızda. Fakat bu konuşmalardan anladığım kadarıyla, düşüncelerin ötesinde, doğru bağlamda doğru kişiye karşı doğru hislere sahip olmak da çok önemli. Doğru mu?

C: Evet.

S: (L) Tamam, listemdeki bir sonraki hususa geçelim. Bunu listeye ekledim ama çok emin değilim. Faydalı olacağını düşündüm: 5Y'deki atalarla ve evliya gibi kişilerle korunma amacıyla bağlantı kurmak. Bunun faydalı birşey olacağını düşündüm. Bence insanlar ataları veya ölmüş yakınları vb. arasında iyi ve saygın birileri olup olmadığını araştırmalı ve onlara mektup yazarak veya rüya iletişimi yoluyla zihinsel bağlantıyla onlardan koruma istemeli.

C: Evet

S: (L) Ve kendi atalarını bulamıyorsan başkalarınınkini bul!

(L) Doğru. İyi ataları olan biriyle bağlantıya geçersen, gerçekliklerin paylaşılması nedeniyle onların ataları senin ataların olur. Açılırsın, endişelerini ve sıkıntılarını paylaşırsın. Herhangi bir grubun iyi ataları veya herhangi bir gruptaki herhangi bir kişi, grubun diğer üyelerinin iyi ataları haline gelir bir bakıma.

(Pierre) Ve burada TÜM ataları değil, sadece iyi olanları belirttin. Aynı şey evliya gibi olan kişiler için de geçerli. Bence insanlar şunu farkında olmalı ki, aslında evliya olmayan pek çok evliya var ve kötülendiği halde aslında çok iyi olan kişiler de var.

(L) Başkaları tarafından evliya yapılan ama aslında çok iyi olmayan kişiler var. Ve o sıfatı hak ettiği halde öyle görülmeyen başkaları da var. Bu iyi bir tartışma konusu. K'larla değil insanlar arasında tartışılacak bir konu. İnsanların yapmasının faydalı olacağını düşündüğüm bir başka şey ise yeni ölmüş kişilere rehberlik etmek. Tanıdıkların vb. arasında ölüm sürecinde olan veya yakın zamanda ölmüş olan biri varsa, esasen yaşamları sırasındaki düşünce kalıpları nedeniyle alışık olmayabilecekleri o gerçeklikte onlara bir şekilde rehberlik yardımı sağlayabilirsin. Maddeciliğin egemen olduğu bu dünyada pek çok kişi ölümden sonra yaşam olduğunu veya başka bir dünya olduğunu düşünmüyor. Oraya gittiklerinde ne yapacaklarını bilmiyorlar! Kim veya ne olduklarını veya nereye gideceklerini bile bilmiyorlar. Bunu yapmak önemli mi?

C: Evet ama bazı kişiler için tabi.

S: (L) Herkesin yapması gereken birşey değil. Ama ölmekte olan, sevdiğiniz bir kişi varsa, içinden geçmekte oldukları süreç ve ne bekleyebilecekleri konusunda onlarla dürüstçe konuşmanın zararı olmaz kesinlikle. Listeme eklediğim bir diğer hususa gelince... insanların gerçekliklerinin tam olarak farkına varmalarını sağlamada her zaman kullanmaya çalıştığımız şeylerden biri, ayna dediğimiz şey. Bu bazı durumlarda çok hassas bir süreç. Bazı durumlarda ise biraz nahoş. Hatta ASLA hoş değil. Birisinin sana herşeyi berbat ettiğini söylediği bir noktaya varıp da cevaben samimiyetle "Söylediğin için teşekkür ederim!" demedikçe tabi. Ama neredeyse hiç kimse bunu samimiyetle yapmıyor çünkü bu o sözcükleri söylemek kadar basit birşey değil. Bana öyle geliyor ki, üstlendiğimiz bu süreç bir tür inisiyasyon. Peki bu yol...

C: Evet ama dikkatli yaklaşılmalı çünkü pek çok kişi o kadar ileri düzeyde çalışma için hazır değil.

S: (L) Listemin sonundaki husus sanırım diyet konusuna dahil. Haftada bir gün oruç tutmak iyi bir fikir diye düşündüm.

C: Aralıklı oruç diyeti işe yarar.

S: (L) Ve tabi dua iyi birşey. Atladığım başka birşey var mı?

(Chu) Birlikte şarkı söylemek.

C: Evet! Chu'nun belirttiği gibi, yakın zamanda farkına vardığınız birşey!!

S: (L) Birlikte şarkı söylemek ve tabi doğru şarkıları söylemek. Geçen gece karaoke yaparken, insanları belirli şarkılarla başlatıp sonra farklı seviyelere geçince insanların nasıl olduğunu görmek üzere gözlem yaptım. Herkes oldukça iyi gitti sanırım. Oldukça rahattılar. Sanırım şarkıları türüne göre belirli bir şekilde sıralamak faydalı olabilir. Eğer dünyadaki herkes aynı şarkıları söyleseydi, bu yüksek frekanslarla bir tür limbik bağlantı sağlar mıydı?

C: Evet!!

S: (L) Sanırım tüm hususları ele aldık. Listede fal da var... Günlük kullanım için I Ching kullanıyoruz ve sanırım çok sayıda grup üyesi de aynı şeyi yapıyor. O konuyu ele aldığımızı sanıyorum. Küçük listeme not aldığım şeylerden biri de, Havari Pavlus'un önce sakınılacak şeyleri, sonra da artırılacak şeyleri sıralamış olması. Sakınılmasını söylediği günahlar listesinde şunlar var: Zina, şehvet düşkünlüğü, husumet, kavga, kıskançlık, öfke, bencillik, geçimsizlik, çekememezlik, sarhoşluk. Bunların hepsi oldukça standart. Sanırım iyi bir temel liste ve kendi koşullarına bağlı olarak farklı şekillerde de uygulanabilir. Sonra da erdemleri sıralamış: Sevgi, neşe, huzur, sabır, nezaket, iyilik, sadakat, inançlılık, yumuşaklık, kendine hakimiyet. Pavlus'un kendine hakimiyeti de listeye eklemiş olması ilginç. Ve kendini kandırmamak, birbirini kışkırtmamak ve kıskanmamak. Listenin sonunda da şöyle demiş: "Ne ekersen onu biçersin" ve "Yılmayalım, ümidimizi kaybetmeyelim." Bunlar üzerinde düşünülebilecek oldukça olumlu şeyler bence.

C: Bu tartışma bağlamında "ekme" kısmını hatırlamak çok önemli.

S: (L) Antenlerimizin geleceğimizi belirlemesini kastediyorsunuz. Ne ekersen onu biçersin. İç dünyana ve birlikte yaşadıkların anlamında dış dünyana özen göstermezsen antenlerini mahvedersin ve kötü bir geleceğin olur çünkü antenin yanlış şeyler çeker. Bunu mu kastediyorsunuz?

C: Evet

S: (Artemis) Temelde öngörü çok önemli.

(L) Evet. Pekala, kısa bir mola verelim.

[MOLA]

(L) Kimse herhangi bir soru düşündü mü?

(Chu) Bir başka şey de birlikte Eiriu Eolas ve kristal çalışması falan yapmak. Ama bunlar zaten yapılıyor.

(L) Evet, onu eklemeyi düşünüyordum. Soralım o zaman...

C: Bunlar gerçekten de kendini uyarlama sürecinin önemli bir parçası.

S: (L) Tamam. Listemde olmayan ama listeye eklemem gereken herhangi birşey var mı?

C: En önemli hususlar ele alındı.

S: (L) Sanırım uygun gördüğümüz şekilde genişletebiliriz. Neyse, bu uzun vadeli Dalgadan geçiş süreciyle ilgili olarak... Yani, evet, havanın çıldırdığını görüyoruz, insanlığın çıldırdığını görüyoruz. Göktaşları artıyor, depremler, yanardağ patlamaları ve bu tür pek çok şey. Bu şeyler aşamalı olarak arttığı ve aşinalaştığı için insanlar sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi düşünmeye başlıyorlar sanki. Olabilecek en kötü şeyin bu olduğunu, aslında hiçbir şey olmayacağını düşünüyor olabilirler. Bunu her yerde görüyorum. Ama eski kehanetler yeni bir gerçekliğe geçişin doğum sürecindeki bir kadın gibi olduğunu söylüyor. Önce küçük sancılar başlıyor ve sonunda bir zirveye ulaşan vahşi düzeyde zor doğum gerçekleşiyor. Şu anda insanların kaosa alışık hale geldikleri o uzun süreçteyiz gibi görünüyor bana. Şöyle düşünüyorlar, "Hm, o kadar da kötü değil. Eğer olabilecek en kötü şeyi buysa, normal bir hayatım olacak demektir."

(Pierre) Kaosun normalleştirilmesine yardımcı olan bir başka şey de evrimin doğrusal olmaması. 10 kasırga oluyor, sonra 15, sonra 20. Bazen sakin dönemler araya giriyor. Bu da arzuya göre düşünme kısmına yardımcı oluyor.

(L) Evet. Öyle oluyor. Sanırım insanların kolayca sapmasının veya olabilecek en kötü şeyin bu olduğunu, yollarına devam edip normal bir hayat yaşayabileceklerini sanmalarının nedeni bu. Bazı bakımlardan normal bir hayat yaşayabilirsin gerçekten ve biz de insanları dünyada yapabilecekleri şeyleri yapmaya teşvik ediyoruz zaten, yaptıkları şey onları mahvetmedikçe veya kayıtsızlığa veya uykuya çekmedikçe.

C: Dikkate alınması gereken şeylerden biri şu: "Normal hayat" denen şey BH'nin genişlemesi mi yoksa KH'ye daralma mı?

S: (Artemis) Bu kişinin bakış açısına bağlı. Normal bir kişi için normal bir hayat daha KH nitelikli sanırım.

(L) Sanırım normal bir hayat yaşamaya çalışan bazı kişiler için en büyük sorun, bunu yaptıkları zaman, maddeci paradigmaya göre normal bir hayat yaşamaya çalışan başka kişilerle etraflarının çevrilmesi. Bu onlar için açılmayı, iletişim kurmayı, paylaşmayı ve yaptığımız listedeki şeyleri yapmayı imkansızlaştırıyor genellikle. Çünkü etraflarındaki insanların çoğunun ayarları bunları yapmaya uygun değil. O yüzden de Mouravieff'in dediği gibi asimile oluyorlar. Uyanıklıkları, farkındalıkları giderek azalıyor ve antenleri kapanıyor. Bir tür KH kara deliğine doğru düşüyorlar.

(Joe) Tabi kendilerine bunun olmayacağını söylüyorlar.

(Ark) Bir yorumda bulunmak istiyorum. Bence etrafımızda ne olduğunu büyük ölçüde bilmiyoruz aslında. Dışarı çıkıp insanların ne yaptığına baktığımda, tüm o gençler aynen bu şekilde [ellerindeki akıllı telefona bakarak etrafta dolaşmalarını taklit ediyor]. Onların normal hayatı bu!

(L) Ellerinde telefonla. Veya kulaklarında kulaklık, başkalarıyla etkileşimleri kesiyorlar.

(Ark) Ve bu normal hayat. Normal hayat diye birşey yok!

(Joe) Aynen öyle.

(L) Yani normal denen hayata gitmek aslında anormal hayata gitmek demek. Gerçekten normal bir hayat yaşayabileceğin tek yer, samimiyetle büyümeye ve değişmeye çalışan bir grup insanla mümkün yalnızca.

(Chu) İnsanların sorması gereken soru bu. Normal bir hayat fikirleriyle cezbolan insanlar var. Hatırlamaları ve kendilerine sormaları gereken şey, içinde yaşamak istedikleri dünyanın normal olup olmadığı. Normal DEĞİL. Şu anda hayal ettikleri herşey, dünyanın aslında nasıl olduğuyla ilgili romantik bir fikir fakat durum öyle değil.

(Joe) "Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür" sendromu. Tüm yapmaları gereken etraflarındaki dünyaya bakmak ve o dünyaya girmeden önceki hayatlarını düşünmek, büyümeye, gelişmeye ve antenlerini ayarlamaya çalışmak.

(Scottie) Gurdjieff miydi başkası mıydı hatırlamıyorum ama bir kez "uyandıktan" sonra o önceki "normal" hayata dönmenin mümkün olmadığına dair bir söz vardı. Yapamayacağın için değil, yapabilirsin! Ama ne pahasına? Her zaman ödenecek bir bedel var. Romantikleştirmeden bile daha kötü olacaktır, en azından bazı durumlarda.

(Joe) İnsanlar ne kadar uzun süre boyunca gerçek olmaya çalışırlarsa ve bunun neyin çalışması olduğunu bilirlerse, daha önceki hayatlarını o kadar az hatırlıyorlar ve o kadar çok romantikleştiriyorlar.

(Chu) Çekim o kadar güçlü.

(Pierre) Peki ya Ark'ın söylediği şey: Bu onların hayatı. Yüzü ekrana sabitlenmiş. Nasıl sağlıklı bir hayat yaşayabileceğimize ve kendimizi KH etkilerinden nasıl uzaklaştırabileceğimize dair konuştuklarımız bağlamında ilginç bir durum. Bunu yapan insanların antenlerini düşünün. Zararlı şeyler yiyen...

C: Elektronik cihazlar konusunda yıllar önce önemli bir uyarı yaptık!

S: (Pierre) Salgın boyutlarına ulaşmış durumda. Olduğumuz, gördüğümüz ve düşündüğümüz şeyin çoğu, temelde protein yapılarının oluşturduğu alıcılık kapasitemizle belirleniyor; temelde birer alıcıyız. Bir alıcıyı, elektronik cihazların zararlı radyasyonlarıyla doldurduğunuzu düşünebiliyor musunuz? KH için ziyafet olmalı.

(L) Ve buna karşı birşey yapmak ve sorunları gündeme getirmek üzere herşeyi konuşabileceğiniz bir grubunuz yoksa... İçinde bulunduğumuz bu gerçeklikte, diyetiniz, uyku saatleriniz ve sizden talep edilenler konusunda birşeyler yapabilecek bir pozisyonda değilsen, tost olursun! Başka sorusu olan?

(Pierre) Notre Dame de Paris yangınını sormak istiyorum. Kaza mıydı?

C: Hayır

S: (Pierre) Devasa emlak projesi, para kazanma vs. ile ilgili epeyce komplo teorisi var. Notre Dame'daki bu kundaklamanın temel nedeni neydi?

C: Sembolün yok edilmesi: Yüce Ana, yani Dünya.

S: (Pierre) Sahte bayrak operasyonlarında önceden geniş kitlelere yönelik bir komplo teorisi hazırladıklarını sıkça fark ediyorum. Buradaki komplo teorisi de para. Petrol ele geçirme komplosu, fantastik binalara sahip olma komplosu vs. Ama tüm bunların ardında asıl suçlular çok daha derin şeyler üzerinde çalışıyorlar, örneğin simgeler, ideolojiler, duygular.

(L) Çok önemli. "V for Vendetta" filmi gibi. Parlamentonun bir simge olduğunu söylüyordu.

(Chu) Kolektif bilinçaltı. Peki bunu nasıl yaptılar? Termitle mi, başka birşeyle mi?

C: Sıradan yakıcı unsurlar. Bundan fazlası gerekmedi.

S: (L) Bir tür yanma hızlandırıcısı. İtfaiyeci sokmanın da zor olduğu bir yer ve gecikmeler oldu. Yangını çıkaran kişilerin akıllarının ve kalplerinin KH güçleri tarafından kontrol altına alınmış olması mümkün mü?

C: Evet!!

S: (L) Pekala, başka soru?

(Pierre) Ama normal bir vatandaşın düşünebileceği birşey değil...

(L) Hayır, kontrol altına alınmış şahıslardı.

(Pierre) Bağımsız bireyler mi yoksa istihbarat grubu tarafından örgütlenen kişiler mi?

(L) Pek çok insana etki eden, kripto-coğrafi şeyle ilgili muhtemelen.

(Pierre) Mossad değil mi?

(L) Her defasında Mossad olması gerektiğini sanmıyorum.

(Pierre) Çok kabalistik görünüyor ama. Hristiyanlığın eski düşmanları.

(Joe) Eğer bu bir sosyal mühendislikse, sembollerden birini yok ederek kitle zihnini etkilemeye yönelik bir teşebbüsse...

(Pierre) Soralım: Kim yaptı?

C: Tek bir grup değil. Yangın, manipüle edilmiş bir Müslüman grup tarafından çıkarıldı.

S: (L) Peki o grubu manipüle eden kimdi?

C: En sevdiğiniz KH istihbarat örgütü.

S: (Joe) Mossad mı?

C: Evet

S: (Pierre) Evet.

(Joe) Temelde bir terör saldırısıydı yani.

C: Evet

S: (Joe) Aynı yöntem: Bir grup manipüle edilmiş Müslüman.

(Pierre) Fakat benzer senaryoların aksine medya bu defa parmağını hemen Müslüman teröristlere doğrultmadı. Müslümanları iyice şeytanlaştırıp medeniyetler çatışması çıkarmak için harika bir fırsattı aslında. Neden kalabalık kitlelere bir Müslüman kurban sunmadılar?

(L) Fark etmemiş olabilirsin ama son zamanlarda bunu pek yapmıyorlar. Charlie Hebdo ve Muhammed Merah gibi bazı Müslüman olaylarından sonra herşey tersine döndü! Şimdi Müslümanlar mazlum! Korunan tür oldular!

(Joe) Geçen yıllar sürecinde amaç, Batılı Hristiyanların zihninde Müslümanların şeytani teröristler olduğu fikrini yaratmaktı. Ve ardından ne zaman programlanmış birileri ortaya çıkıp "Müslümanlar kötü! Onları burada istemiyoruz!" dese, manipülatörler onlara kötü ırkçılar olduklarını ve çenelerini kapatmaları gerektiğini söylüyor. Sanırım insanlar zaten yangını Müslümanların çıkardığını düşündü...

(L) Durumu Müslümanlarla ilişkilendirdiler çünkü bu bilişsel uyumsuzluk.

(Pierre) Yani bu düşünce kalıplarını düşünmeye o kadar programlanmış durumdalar ki, önlerine bir kurban koyman gerekmiyor.

(Joe) Notre Dame yangını dışında başka Hristiyan kiliselerinde de yangın veya saldırılarla ilgili pek çok olay oldu. Bunu Müslümanların yaptığı yönünde epeyce görüş var.

(L) Hristiyanları Müslümanların terörist olduklarını düşünmeye manipüle etmeyi başardıktan sonra şimdi de Hristiyanlığın şeytanlaştırılıp yok edilebileceği bir düzeyde manipülasyon yapıyorlar. Düşünmeye manipüle edildikleri şeyi düşündükleri için kötü adam oldular şimdi. Kendilerini yıkıma maruz kalma pozisyonuna soktular temelde.

(Chu) İnsanları kendilerinden şüphe edecek hale getirmenin süper şeytani bir yolu.

(L) Sinsice. Israel Shahak'ın yazdıklarından anlayabildiğim kadarıyla, günümüzde uygulandığı şekliyle İslam ve Yahudilik, materyalist satanizme en yakın şeyler. Hristiyanlığı da aklamıyorum ama Hristiyanlıkla ilgili gerçekten iyi olan temel bazı şeyler var.

C: Evet

S: (L) İnsanlar orijinal Paleohristiyanlığa dönebilselerdi, dünya farklı bir yer olurdu. Ama oraya maddeci Darwincilikle ulaşılamaz kesinlikle.

(Pierre) Tarihe yeterince uzaktan baktığımda görebildiğim en temel dinamik bu: Hristiyanlığın yok edilmesi. Ve bugün tüm gördüğümüz şey...

C: Sizce Hristiyanlığı yok etmeyi nasıl mümkün hale getirebilirler?

S: (L) Tam da şu anda yapmakta oldukları şeyi yaparak. Bir muhalefet oluşturmak ve sonra da onu ezilmiş bir azınlık olarak savunmak.

(Joe) Bir medeniyetler çatışması olacak gibi görünüyor ama esas mesele bu değil. Bugün sosyal medyaya baktığında, Hristiyanların temelde atavist, ırkçı, gerici kaçıklar olarak suçlandıkları bir noktaya ulaşmış durumdalar.

(Artemis) Sanırım konuşmak istiyorlar...

C: Plan hep buydu. Dikkatli olun! Meyve verme aşamasına geliyor ve yalnızca uyanık ve farkında kalanlar yoluna devam edebilir. KH güçleri, farkındalığı ve yeni bir gerçekliğin tohumlanma olasılığını ezmeye kararlı.

S: (L) Yani diyorsunuz ki ve sanırım bunu daha önce de söylediniz, bir grup insanın antenlerinin ayarlanmasının önemi, uyanık ve farkında kalmanın önemi, yaratıcı enerjilerin alıcısı haline gelecek olmaktan kaynaklanıyor, değil mi?

C: Evet evet evet!!!

S: (Joe) Bilgiye veya belirli bir dünya fikrine veya kavramına tekabül eden belirli bir farkındalığa sahip kişiler yeni bir gerçekliğin yapı taşlarını mı oluşturuyorlar?

C: Sonuna kadar dayanacak olanlar kurtarılacak değil; sonuna kadar dayanacak olanlar başkalarını kurtaracak. Yeni gerçekliğin öncü kolunun bir parçası olmayı seçenler arasında bulunmak sizin seçiminiz!!!

Hoşçakalın.

(L) Bu mesaj sanırım bu celseyi okuyan herkese yönelik.

(Andromeda) Tek mesele hayatta kalmak veya dayanmak değil.

(L) Hayatta kalmak ve diğerlerine hizmet etmek!


https://cassiopaea.org/forum/threads/session-18-may-2019.47219/


ogeday

#1
K ların daha önce fallar ile ilgili bir şey söylediklerini hatırlamıyorum.Laura I ching denen bir çin falından bahsetmiş.K lar buna itiraz etmemiş..e hani gelecek her zaman AÇIK tı..
 

Dionysos

#2
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

(Pierre) Notre Dame de Paris yangınını sormak istiyorum. Kaza mıydı?

C: Hayır

S: (Pierre) Devasa emlak projesi, para kazanma vs. ile ilgili epeyce komplo teorisi var. Notre Dame'daki bu kundaklamanın temel nedeni neydi?

C: Sembolün yok edilmesi: Yüce Ana, yani Dünya.

Bunu anlamadım. Celseye daha önce google translate ile de bir göz atmıştım ve

A: Destruction of symbol: Our Lady Mother, i.e. Earth.
C: Sembolün imhası: Meryem Ana, yani Dünya.
karşılığını veriyordu
Yandex böyle diyor
C: sembolün yok edilmesi: Leydi annemiz, yani dünya.

Kilise ve yapı Paris'in yani, Fransanın ruhsal-ruhani ve coğrafi anlamda kalbi ve merkezi sayılıyormuş. Yani Fransa'nı nve ya da Hristiyanlığın kalbine mi saldırıyorlar.

Bu linkte şöyle diyor

https://gezipgordum.com/notre-dame-katedrali/

Alıntı YapEklenti:
Fransızca'da "Kutsal Bakire" veya "Meryem Anamız" anlamına gelen, tarihte dönüm noktası sayılan olaylara tanıklık etmiş, kendi başından da çeşitli badireler geçmiş bir yapı

Yani sanırım vurgu bu mu?

Alıntı YapEklenti:
Koro mahallinin girişinde bulunan 14.YY'dan kalma "Bakire ve Çocuk Heykeli"nin bir diğer adı da "Notre Dame de Paris", yani bu heykel kiliseye ismini veren eser.


Yani Notre Dame ismi sanırım "Bakire" ve "Çocuk" anlamına mı geliyor

Alıntı YapEklenti:
böylesine bir eserin bir şehirden yok olması veya karakteristik özelliklerini yitirecek ölçüde zarar görmesi, bir şehre kimliğini kaybettirecek niteliktedir; hele ki bu şehir, paris gibi bir dünya şehriyse.

gelelim notre-dame de paris'in hikayesine
île de la cité adasında, seine nehri kıyısında yer alan notre dame, fransızcada "our lady" (hanımefendimiz) anlamına gelen ismiyle, meryem ana'ya atıfta bulunur.

https://seyler.eksisozluk.com/yanan-notre-dame-katedrali-neden-benzersiz-bir-kultur-mirasi


Bir de romana konu ve

Alıntı YapEklenti:
romanda; katedralin çirkin, kambur, yarı engelli fakat iyi kalpli zangocu quasimodo ile, manevi babası konumundaki, bakir kalması gereken, iç dünyası karanlık, çirkin ve yaşlı başrahip claude frollo'nun, genç, güzel ve çekici çingene kızı esmeralda'ya duydukları karşılıksız aşk sonucu yaşanan çatışmalar ve garip olaylar konu edilir.


Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi
(Pierre) Çok kabalistik görünüyor ama. Hristiyanlığın eski düşmanları.

(Joe) Eğer bu bir sosyal mühendislikse, sembollerden birini yok ederek kitle zihnini etkilemeye yönelik bir teşebbüsse...

(Joe) Notre Dame yangını dışında başka Hristiyan kiliselerinde de yangın veya saldırılarla ilgili pek çok olay oldu. Bunu Müslümanların yaptığı yönünde epeyce görüş var.

(L) Hristiyanları Müslümanların terörist olduklarını düşünmeye manipüle etmeyi başardıktan sonra şimdi de Hıristiyanlığın şeytanlaştırılıp yok edilebileceği bir düzeyde manipülasyon yapıyorlar. Düşünmeye manipüle edildikleri şeyi düşündükleri için kötü adam oldular şimdi. Kendilerini yıkıma maruz kalma pozisyonuna soktular temelde.

C: Sizce Hristiyanlığı yok etmeyi nasıl mümkün hale getirebilirler?

S: (L) Tam da şu anda yapmakta oldukları şeyi yaparak. Bir muhalefet oluşturmak ve sonra da onu ezilmiş bir azınlık olarak savunmak.

(Joe) Bir medeniyetler çatışması olacak gibi görünüyor ama esas mesele bu değil. Bugün sosyal medyaya baktığında, Hristiyanların temelde atavist, ırkçı, gerici kaçıklar olarak suçlandıkları bir noktaya ulaşmış durumdalar.

C: Plan hep buydu. Dikkatli olun! Meyve verme aşamasına geliyor ve yalnızca uyanık ve farkında kalanlar yoluna devam edebilir. KH güçleri, farkındalığı ve yeni bir gerçekliğin tohumlanma olasılığını ezmeye kararlı.


Şimdi buradan bir Müslüman Hristiyan çatışmasını mı, bunların birbirine karşı kışkıtılmasını mı, bunun üretimini mi ya da Hristiyaların Müslümanların üzerine salınması ve bunun gözdağını mı neyi anlamalıyız? Zelanda daki sorulmayan cami taraması ve bu yangınla aynı anda sorulmayan Kudüsteki, anlık cami yangını

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

C: Sonuna kadar dayanacak olanlar kurtarılacak değil; sonuna kadar dayanacak olanlar başkalarını kurtaracak. Yeni gerçekliğin öncü kolunun bir parçası olmayı seçenler arasında bulunmak sizin seçiminiz!!!
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#3
Bu arada çeviri için teşekkürler Bozadi
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#4
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogeday

K ların daha önce fallar ile ilgili bir şey söylediklerini hatırlamıyorum.Laura I ching denen bir çin falından bahsetmiş. K lar buna itiraz etmemiş..e hani gelecek her zaman AÇIK tı..
Evet, gelecek açık ama sanıyorum ki geleceğin açık olması, geleceğe dair tahmin veya kehanetler yapmayı imkansız veya anlamsız hale getirmiyor.

Örneğin meşhur kahin Edgar Cayce'nin kehanetleriyle ilgili bazı onaylamalar yapılmıştı daha önce. Astroloji, Tarot ve I Ching gibi gelecek öngörü araçlarıyla ilgili de olumlayıcı bazı yorumlar yapılmıştı. Kehanetlerin yapılma amaçlarından birinin, gelecekteki olası kötü gidişatların farkına varıp o gidişatı engellemek olduğu yönünde bir açıklama paylaşılmıştı.

bozadi

#5

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

(Pierre) Notre Dame de Paris yangınını sormak istiyorum. Kaza mıydı?

C: Hayır

S: (Pierre) Devasa emlak projesi, para kazanma vs. ile ilgili epeyce komplo teorisi var. Notre Dame'daki bu kundaklamanın temel nedeni neydi?

C: Sembolün yok edilmesi: Yüce Ana, yani Dünya.


Bunu anlamadım. Celseye daha önce google translate ile de bir göz atmıştım ve

A: Destruction of symbol: Our Lady Mother, i.e. Earth.
C: Sembolün imhası: Meryem Ana, yani Dünya.
karşılığını veriyordu
Yandex böyle diyor
C: sembolün yok edilmesi: Leydi annemiz, yani dünya.

Kilise ve yapı Paris'in yani, Fransanın ruhsal-ruhani ve coğrafi anlamda kalbi ve merkezi sayılıyormuş. Yani Fransa'nı nve ya da Hristiyanlığın kalbine mi saldırıyorlar.

Evet, Yüce/Kutsal Ana ifadesi Hz. Meryem'le ilgili. "Notre Dame" Fransızca "Hanımımız, Leydimiz, Anamız" manasında sanırım ve Meryem kastediliyormuş. Ben daha önce bir anne karakteri olarak Hz. Meryem ile büyük ölçekte ana figürü olarak Dünya gezegeninin birlikte ele alındığına, sembolü olarak kullanıldığına rastlamamıştım, belki o anlamda da bir kullanımı/anlamı vardır Hristiyanlar arasında.




Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Orjinal Mesajı Ekleyen bozadi

(Pierre) Çok kabalistik görünüyor ama. Hristiyanlığın eski düşmanları.

(Joe) Eğer bu bir sosyal mühendislikse, sembollerden birini yok ederek kitle zihnini etkilemeye yönelik bir teşebbüsse...

(Joe) Notre Dame yangını dışında başka Hristiyan kiliselerinde de yangın veya saldırılarla ilgili pek çok olay oldu. Bunu Müslümanların yaptığı yönünde epeyce görüş var.

(L) Hristiyanları Müslümanların terörist olduklarını düşünmeye manipüle etmeyi başardıktan sonra şimdi de Hıristiyanlığın şeytanlaştırılıp yok edilebileceği bir düzeyde manipülasyon yapıyorlar. Düşünmeye manipüle edildikleri şeyi düşündükleri için kötü adam oldular şimdi. Kendilerini yıkıma maruz kalma pozisyonuna soktular temelde.

C: Sizce Hristiyanlığı yok etmeyi nasıl mümkün hale getirebilirler?

S: (L) Tam da şu anda yapmakta oldukları şeyi yaparak. Bir muhalefet oluşturmak ve sonra da onu ezilmiş bir azınlık olarak savunmak.

(Joe) Bir medeniyetler çatışması olacak gibi görünüyor ama esas mesele bu değil. Bugün sosyal medyaya baktığında, Hristiyanların temelde atavist, ırkçı, gerici kaçıklar olarak suçlandıkları bir noktaya ulaşmış durumdalar.

C: Plan hep buydu. Dikkatli olun! Meyve verme aşamasına geliyor ve yalnızca uyanık ve farkında kalanlar yoluna devam edebilir. KH güçleri, farkındalığı ve yeni bir gerçekliğin tohumlanma olasılığını ezmeye kararlı.


Şimdi buradan bir Müslüman Hristiyan çatışmasını mı, bunların birbirine karşı kışkıtılmasını mı, bunun üretimini mi ya da Hristiyaların Müslümanların üzerine salınması ve bunun gözdağını mı neyi anlamalıyız? Zelanda daki sorulmayan cami taraması ve bu yangınla aynı anda sorulmayan Kudüsteki, anlık cami yangını

Söylediğin tüm ihtimallerin gayet ciddi olduğu vurgulanmış görebildiğim kadarıyla ama asıl hedefin Hristiyanlar/Hristiyanlık olduğu yönünde vurgular var:

Alıntı YapEklenti:

(L) Hristiyanları Müslümanların terörist olduklarını düşünmeye manipüle etmeyi başardıktan sonra şimdi de Hıristiyanlığın şeytanlaştırılıp yok edilebileceği bir düzeyde manipülasyon yapıyorlar. Düşünmeye manipüle edildikleri şeyi düşündükleri için kötü adam oldular şimdi. Kendilerini yıkıma maruz kalma pozisyonuna soktular temelde.

(Chu) İnsanları kendilerinden şüphe edecek hale getirmenin süper şeytani bir yolu.

(L) Sinsice. Israel Shahak'ın yazdıklarından anlayabildiğim kadarıyla, günümüzde uygulandığı şekliyle İslam ve Yahudilik, materyalist satanizme en yakın şeyler. Hristiyanlığı da aklamıyorum ama Hristiyanlıkla ilgili gerçekten iyi olan temel bazı şeyler var.

Tgur

#6
Bozadi emeklerin için çok teşekkürler,

Monoteizm ve dinlerin nasıl çıktığına dair farkındalığımız olunca ayırımı devreye alıp KH yolunda bir hizmete dönüşen faaliyetlerin tümünü aklamak yolunda bir düşünce olmaması lazım kanaatimce, her ne kadar bu yolla 6. yoğunluk seslenişleri insanlığa parti parti sunulmuşsa da neticede hepsi KH nin manipülasyon aracı haline gelip insanlıkta ayırımı sabitleyen bir hale getirilmişlerdir..


Dionysos

#7
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Evet, Yüce/Kutsal Ana ifadesi Hz. Meryem'le ilgili. "Notre Dame" Fransızca "Hanımımız, Leydimiz, Anamız" manasında sanırım


Yo bazen seçtikleri kavramlarla bir şeyler vurguluyorlar o anlamda ben düşündüm. Yani "Bakire" "Çocuk" Hanım/Kadın" Anne ve Dünya gibi kavramları yanyana getirip düşündüm.

Sembolün imhası kavramı beni çok zorladı bir şey anlayamadım. Bunu çok düşündm. Sembol sözcüğü geçtiği içinde o kavramlar üzerinde fazlasıyla durdum, düşündüm.
Yorumlarım var ama tam değil.

Bu vurgu da var.

Alıntı YapEklenti:
C: Bu daha önce bahsettiğimiz akıllı ve aptal bakirelerin hikayesi gibi. Getsemani bahçesindeki İsa'nın hikayesi bir diğer örnek. Kim uyurken bulunacak?


Şimdi celselerde şu var. Bakire Meryem görünme olaylarının arkasında Kertenekeleler varmış. Laura'nın neden kendilerini böyle tanıtıyorlar gösteriyorlar sözüne karşı "Aşinalık için" diyorlar. Gerçi ona bakarsak kendini Mikail -Başmelek olarak tanıtan da KH odağı olabilir..

Bu var.
Alıntı YapEklenti:

S: (P) Conyers GA'daki Bakire Meryem hayaletleri ve "Meryem'in Dünyaya Mesajı" adlı bu kitap ve her yerden gelen dünyanın sonuyla ilgili mesajları hakkında bilgi istiyorum.
C: Burada çalışan güçler bu kadar kolay öngörülmek için fazla zeki. Ne tür dönüş ve sapmaların olacağını asla bilemezsin ve kehanet ve filozofik kalıplarınızın farkındalar ve genellikle sabitlenmiş geleceğe inananları kandırmak ve cesaretlerini kırmak için yön değiştiriyorlar.
Alıntı YapEklenti:

S: (P) Hep bu dua işinin bir saçmalık olup olmadığını merak ettim. (L) Ou, hayır. (Pz) Bir tespih boyunca dua ediyorum. Bakire Meryem'e dua ediyorum. Bakire Meryem kim? Nerede?
C: O da burada.
S: (P) Ona edilen dua doğrudan ona mı gidiyor ve o da seni yapman gereken şeye mi yönlendiriyor?
C: "O" düşündüğün biçimde o değil. "Ann Landers"e yazdığında o bunu görüyor mu? Ve iyi geceler. (ç.n.: (P) isimli kişi "o" derken, bizim anladığımız şekliyle bir kadından bahsettiği için ingilizce'de dişil "o" tanımını(she) kullanıyor. kasyopyalılar da 6'ıncı yoğunlukta cinsiyet ve buna benzer şekilselliklerin
olmadığını ima ediyor. yani meryem olarak bilinen varlığın 6'ıncı yoğunlukta bizim hayal ettiğimiz gibi bir varlık olmadığını söylüyor. "ann landers" isimli kişi "güzin abla" gibi kalıpsal bir anlama sahip sanırım.)


Alıntı YapEklenti:

(L) Sanırım şu çok önemli; eğer insanlar bu geçişi yapmak istiyorlarsa [ç.n.: İncil'de bahsedilen] akıllı bakireler gibi olmaları gerekiyor: inançlarını korumalılar, çabalarını sürdürmeliler ve kendileri için hemen netice elde edemeseler bile bir günden bir güne bir adım atmalılar. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Tamam.
(Perceval) Tam kabile gücü, Gurdjieff'in bahsettiği "200 kişi" ile alakalı bir kavram mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Aklıma getirdiğiniz, sormak istediğim başka birşey vardı ama aklımdan uçtu gitti. Oo! Bu tam kabile gücü daha önce "daha geniş alıcılık/algılama kapasitesi" diye anlattığınız şeyle mi alakalı? Yani bu bir bireyle sınırlı değil; bu bir dizi antenden oluşan bir ağ oluşturmak gibi...
(Perceval) Alınan sinyal antenler dizisi boyunca yayılıyor...
C: Evet evet evet!

Getsemani, Bahçesi Hikayesi

https://www.jw.org/tr/yayinlar/kitaplar/kutsal-kitaptan-oykuler-dersler/13/isa-tutuklaniyor/

https://www.jw.org/tr/yayinlar/kitaplar/isa-mesih/son-hizmet/getsemani-bahcesinde-dua-eder/

----------
Yani Getsemani hikayesi ile birleşince, uyumayan 200 kişi, antenlerin birleşmesi, -kabile, ağ vb. anlamı mı çıkıyor? bilmiyorum

---------

Bir de aralıklı diyetle ilgili tek bir soru sormadılar bu caımı sıktı. Nedee o önerilmişken ,lafı geçmişken nasıl-hangisi kaç saat vs. gibi bir şeyler sormuyorlar ki?


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi
(L) Hristiyanları Müslümanların terörist olduklarını düşünmeye manipüle etmeyi başardıktan sonra şimdi de Hıristiyanlığın şeytanlaştırılıp yok edilebileceği bir düzeyde manipülasyon yapıyorlar. Düşünmeye manipüle edildikleri şeyi düşündükleri için kötü adam oldular şimdi. Kendilerini yıkıma maruz kalma pozisyonuna soktular temelde.

(Chu) İnsanları kendilerinden şüphe edecek hale getirmenin süper şeytani bir yolu.

(L) Sinsice. Israel Shahak'ın yazdıklarından anlayabildiğim kadarıyla, günümüzde uygulandığı şekliyle İslam ve Yahudilik, materyalist satanizme en yakın şeyler. Hristiyanlığı da aklamıyorum ama Hristiyanlıkla ilgili gerçekten iyi olan temel bazı şeyler var.



Bu yoruma soru cevaba -belki yarı alakasız ama- internette rastladım.

Soran

Krupps,Rheine Metak, Thysen, Ford gibi sanayi devleri beyaz protestan ve güçlü iken Yahudilerin sanayide ve üretimde payı yok iken Nazi Almanyasında yahudilerin hedef gösterilmesi örtbas etmekten başka birşey değildir diye düşünüyorum haklımıyım ?

Yanıtlayan

Bazıları beni Yahudi düşmanı sanabilirler bu yazıdan sonra ama öyle değil. Aslında en faşizan ve ırkçı Kavim İsrail oğullarıdır. Her zaman kendilerinin Tanrı tarafından seçildiğini vurgularlar. Bu ve diğer Millet ve Kavimlere yukarıdan baktıkları, diğer semavi Dinlerin Musevilikten törediği, vs. hep vurgularlar. Bundan dolayıdır ki Orta Çağdan başlayarak güçlenen Hristiyanlık Yahudileri baş düşman ilan etmiştir. Merak eden bu konuda yüğzlerce yayın bulur. Yahudiler bir taraftan yaşadıkları topluma entegre olmaktan hep çekinmişler ve gettolaşmayı seçmişler (Almanya hariç) diğer taraftan da yaşadıkları Ülkenin temellerini sarsmakla meşğul olmuşlar (Osmanlı, Rusya, Avusturya-Macaristan). Yahudilere karşı laf söylediğin zaman Antisemit oluyorsun ama onlar kendilerini tüm Milletlerden üstün gördüklerinde _Sionist oluyorlar. 19. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa'da Sömürü ve Kapitalizme karşı başkaldırıda Yahudiler hep ön sıralarda olmuşlar ve büyük katkılar sunmuşlar. Dünya Sionist Kongrelerinin de temeli o yıllarda atılır. İlk Dünya Sionist Kongresi İsviçre'de yapılmış (1897, Başkan T. Hertzl) ve Sionizmin temelleri o zaman atılmıştır. Ayni zamanda Yahudi Müstemleke bankasını kuruyorlar. Bu arada Yahudilerin en çok sıkıntılı oldukları Ülkelerin başında Rusya geliyormuş. Rusya'da Yahudiler resmen 2. nev vatandaş sayılıyorlardı.Çar Rusya'sında böyle bir slogan vardı "Yahudileri öldür, Rusya'yı kurtar". O zaman tüm Çar Rusya'sında Yahudi POGROMLARI yaşanmış. Ondan dolayıdır ki Rus Devrim harekatına katılanların ağırlıklı olarak yahudi asıllı Rusya vatandaşı olduğudur. Lenin'den Troçkiye kadar, vs. Daha sonra ister 1. Cihan Harbi öncesi, Harp zamanı ve sonrasında Avrupa Yahudi önderleri ister Osmanlı (Türkiye'de çok az kişi biliyor ki, İttihadı-Terakki'nin kurucusu hem İngiliz istihbaratı hem de Alman İstihbaratı ile dirsek temasında olan bir Yahudi imiş - Emmanuel Karasou, diğerleri arasında Rus tebası olan da var), ister Avusturya-Macaristan isterse de Rusya'nın yenilgisine katkılar sunmuşlar ve bu Ülkelerin yok olmasına ve yeni düzenin kurulmasına katkılar sunmuşlar. Bundan dolayıdır ki Hitler Almanyası Avrupa'daki Yahudilere karşı olan bu nefreti İdeolojiye dönüştürmüşler. 1923 yılından itibaren bu tez Nasyonel-Sosyalistlerin tüm toplantılarında ve Hitlerin yazdığı Mein Kampf'da kendisini net olarak göstermiştir. Ama 1933'den 1938'e kadar Almanya'daki Yahudi nüfusa karşı olan baski ayyuka çıkmamış idi. 1933 yılında yapılan sayımda Almanya Yahudi nüfusunun 500 bin civarında olduğu ve bir de 2. kuşakda veya Dinini değiştirerek Protestan olmuş Yahudi nüfusunun da 400 bin civarında olduğu bilinyirdu. 1938 yılında Paris'te bir genç Yahudi teroristin Alman diplomatı öldürmesi ile Hitler Almanyası'nda düğmeye basılır ve topyekun tüm Yahudiler toplama kamplarına alınır (bu provokasyonda Dünya Siyonist Kongresinin parmağı olduğu da bilinen bir gerçek). Şu da bir gerçek ki o zamanlar bile Hitler Almanyası Ordusu, İstihbaratı, ve diğer önemli Kurumlarında oldukça fazla Yahudi asıllı Almanlar var idi. Örnek olarak, ancak Nazi Almanya'sında 150 bine yakın farklı rütbe ve görevlerde Yahudi Askeri vardı hatta Hava Kuvvetleri Komutan Yrd. Mareşal, 174 General bile vardı. En çok Yahudilerin katline imza atan Üst Düzey Naziler Adolf Eichmann (Himmler'in Gestapo yrd.) ve Reinhard Tristan Eugen Heydrich (Prag'da 1942 de suikaste kurban gidiyor) - aslında Yahudi asıllı idiler. Eichmann 2. Cihan harbinden sonra saklandığı Arjantin'den MOSSAD ajanları tarafından kaçırılarak İsraile getirildi ve orada idam edildi (1962). 2. Cihan harbinde katledilen Yahudilerin büyük bölümü Doğu Avrupa (Polonya, Çekoslovakya ve Baltik Çumhuriyetleri) ve SSCB mekanında yaşayanlar oldu. Doğu Avrupa'daki Yahudilerin ise ağırlıklı olarak Karayımlar (Türk asıllı Museviler) olduğu biliniyor. Ama bu konuyu çok kişi ya gündeme getirmiyor veya bilerek saklıyorlar. Bir çok araştırmacı da bu konuda hemfikir ki aslında Avrupa'daki Askenazi veya Seferad Yahudilerin büyük bölümü korunup kollandı, Filistine yerleşmesi için teşvikler verildi, kalanlara ise Nazilerin eli ile "doğal" seleksiyon yapıldı. Bu da 1897 yılındaki Dünya Siyonist Kongresinde alınan kararlar doğrultusunda ve o kararlara paralel olarak gerçekleşti. Zengin Yahudi ailelerin hiç biri mağdur olmadı, genel olarak tüm bu kaçışlar Macaristan üzerinden yapılıyordu. Yani, bir Facia ve soykırım yaşandı ama bu "çorbada" Siyonistlerin de tuzu olduğu net olarak bilinmektedir. Bu böyle bilinmelidir. Vaad edilmiş toprakları VATAN yapmak için verilen kurbanlardır Naziler tarafından bu soykırımda katledilenler ve ne hikmetse ağırlıklı olarak da KARAYIMLAR...Lakin, şimdi bu Soykırım sürekli olarak gündemde tutuluyor, yüzlerce film çekiliyor, kitap yazılıyor ve diğer sanatsal etkinlikler gerçekleşiyor...... Nedeni ise günümüzde İsrail'in yaptıklarının haklılığını temin etmek ve kamuoyunda onları haklı çıkarmak.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#8
Şimdi "kim uyurken bulunacak" lafını (sondaki vurgu ile de birleştirerek) kesin olarak şöyle yorumluyorum. diğerlerine güvenmemek
Bu şu anlamda İsa havarilerine güveniyor. ama aslıdna Havarileri İsa'ya güveniyor. yani İsa gibi bir koruyucu güçlü varlık, onlara bilgi veriyor, Tanrının sevdiği kulu ve oğlu onlara yardım eden biri var. Bu onların yumşak karnı. Yani herşeyi İsa'dan beklemek/beklememek. Herşeyi develetten bekleme gibi ve bunu nataleti gibi. Bence bunun vurgusu bu. bu sondaki vurgu ile vurgulanıyor yani sen kendini kurtaracaksın, sorununu çözeceksin, biri seni kurtarmayacak hatta kendin kurtarıcı olacaksın-kurtarılmaycaksın.
Yani İsa diye birini sorunların başına tayin edip/atayıp/terkedip (o sorumlu deyip) kurtulamıyorlar. Yani işte biz de mesela nasıl olsa Laura diye biri ordan alıp bilgi veriyor ya da onlar uyumuyor, onlar var çalışıyor bir şeyler yapıyor, bilgi gönderiyor ağları var felan diye düşünüyoruz belki. Belki bu yanlış bir yorum ama olsun. Birileri nasıl olsa bizi uyandırır korur, öndedir-öncüdür, iyidir-hızlıdır, güçlüdür vs. ben sorumlu değilim, güçlü değilim-hazır değilim gibi durumlar..

Dİğer taraftan "sembolün imhası" kavramını hala düşünüyorum. sembol ne? imha edilen ya da edilmeye girişilen ne?

Sembol kavramını, mit kavramına yakın buldum ve figür gibi kavramlar. Semboller ve mitler mitoslar denir. Buradaki figür ve mit ne?
Bir çok şey düşündüm ama öncelikle bekaret temizlik-saflık, çocukluk gibi kavramları düşündüm.
Bu bir inancın, umudun, güvenin yıkılması ve iyiliğe ve değişime olan inancın mı onu düşündüm yani iyi bir gelecek olasılığına ve güzel bir dünyaya geleceğe inancın kırılması mı?
Bir de Hristiyanlığın temsil ettiği, iylik sevgi şefkat, tanrının çocuklarını sevmesi, temiz saf bakire meryem gibi sembol ve kavramlar var. Buradan Hristiyanlığın Yahudilik/Musevilik karşısında bir güç ve anti-tez olup olmadığı oluşturup oluştrmadığı (ne olduğu) gibi bir düşünme yaptım. Yani Museviliğin Hristiyanlığı yengisi mi ve yenmesi. Yani iyi Tanrı ve insanların sevgisel kardeşliği yumşaklığı gibi bir kavramın imhası ve çöküşü mü;? bilmiyorum
Yani Hristiyanlığın güç kaybı-küresel güç kaybı, Tanrıya (ya da iyi bir Tanrıya-kurtacılara vs.) güvenin sarsılması dahil.

Sonra Paris ve Avrupa gibi kavramların (çünkü Paris modern medeniyet ve Avrupanın uygarlığında kalbini ve cazibe merkezini oluşturuyor temsil ediyor) mitolojik incelenmesi, mitolojik karakterlerdeki isim babalarını incelemeyi düşündüm.,
Yine Kasyopya Anne kavramını ve Ana Tanrıça kültünü, kadınlık-dişillik erillik kavramını düşündüm.

Buralarda Paris'in öyküsü var.
http://www.antandros.org/mitoloji/uc-guzeller.html
https://okuryazarim.com/paris-uc-guzeller-ve-helen/
http://ozhanozturk.com/2018/02/03/paris-yunan-mitolojisi/

Bu hikayenin özünde de (başını geçersek) kendinin en güzel olduğunu düşünen bir kaç tarihi figür hadi bunu Zeus'a soralım Zeus bu sorunu çözsün diyor. Zeus ta aman aman ben çözemem gidin başımdan diyor ve bu işe yapsa yapsa Paris yapar diyor ve bu işi çözme ve en güzeli seçme yetkisini Paris'e veriyor. Dertleri bu yani. Kim en güzel? Sonra bu güzeller beni en güzel seç diye Paris'e yapmadık teklif bırakmıyorlar ama Paris dünyanın en güzel kadınına sahip olma vaadine kandırılıyor kanıyor...

Alıntı YapEklenti:
Zeus'un hakem olarak seçtiği kişi, Paris idi. Paris hakem olarak seçildiği haberini Zeus'un habercisi olan tanrı Hermes'den alır. Hermes, Zeus'un haberini verdikten sonra Paris'e bir elma verir. Paris'e bu elmayı hangi tanrıçayı güzel bulacaksa ona vermesi söylenir.

Tanrıçalar, güzellik yarışmasını kazanabilmek için Paris'e bir sürü rüşvet teklif ettiler. Hera, Asya Krallığını vadetti; Athena, sonsuz akıl ve başarı teklif etti. Afrodit ise, dünyanın en güzel kadının aşkını vereceğini söyledi. Bu kadın, Sparta Kralı Menelaos'un karısı Helena idi.

Her neyse Paris sonsuz aklı ve başarıyı ters tepmiş, tercih etmemiş..

Buralarda Eurpo'nın öyküsü var.
http://yunanmitolojisi.blogspot.com/2007/12/europa.html
http://www.arkeorehberim.com/2016/09/adini-askin-verdigi-kita-europa.html
http://blog.milliyet.com.tr/europa/Blog/?BlogNo=357796
https://tarihinizinde.com/europa/

Özetle Avrupa'nın güzelliği Zeus'un başını döndürmüş ve Zeus güzel karısı ve biricik eşi Hera'yı Avrupa (Europa) ile mi aldatmış? Girit'e gitmiş üç çocuk doğurmuş. Bunlar kıtalar ülekler mi? bilmiyorum.. Nasıl yorumlanmalı onu da...

Şimdi burdan ne anlamalıyız?
Avrupanın, medeniyetin, Hristiyanlığın çöküşü geri sarışı mı? Yani gerilemesi...
Bilmiyorum düşünmeye devam edeceğim. Hala fikirlerim var...
Yani Museviliğin Tanrısı parelel figürünü mü yokediyor. Kötü yüzünü mü gösterecek öyle mi anlamalıyız. bilmiyorum yani kötü bir dönem mi? bilmiyorum.. Yani yumşak sahip, iyi sahip kötü sahip. Avrupa el bebek gül bebekti... Bilmiyorum..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Tgur

#9
C: Bu daha önce bahsettiğimiz akıllı ve aptal bakirelerin hikayesi gibi. Getsemani bahçesindeki İsa'nın hikayesi bir diğer örnek. Kim uyurken bulunacak?
S: (L) Bu hikayeden çıkarılacak ders nedir?
C: Daha önce konusu geçen protein antenleri ile sizin gerçekliğiniz arasındaki ilişkiyi düşünün. Bu sizin kim olduğunuzu ve ne gördüğünüzü belirliyor.
S: (Pierre) Bunun anlamı şu mu? Kaos zamanlarında üst yoğunluk KH varlıkları insanları ışınlıyorlar ve...
C: Hayır. Kişinin antenleri kozmik amaçlara ayarlamaya çalışması gerektiği anlamına geliyor.
S: (L) O zaman...
(Joe) Önceki yanıtta kehanetlerin çarpıtılması...
C: Gelecek ve şimdiki frekans arasında bir eşleşme var.
S: (L) Yani şu anda kendi antenlerimizle ilgilenmeniz gerektiğini çünkü bunun bizim mevcut frekansımız olduğunu ve bunun geleceğimizi belirleyen şey olduğunu söylüyorsunuz. Gelecekteki sonucun arzu edilebilir bir sonuç olması için, mevcut frekansı kozmik amaçlara ayarlamamız gerekiyor, öyle mi?
C: Evet
S: (Artemis) Bir bakıma, biz olacağımız şeyiz. Olacağımız şeyi şimdi olmamız gerekiyor anlamına geliyor.
(L) Bu da sormak istediğim şeyle ilgili zaten.
(Andromeda) Tüm yollar... [kahkaha] ...o soruya çıkıyor!
(L) Frekansımıza zarar verebilecek veya suları bulandırabilecek boyutlararası manipülasyondan korunmak için ne tür uygulamalar, düşünüş, davranış veya herhangi birşey bize yardımcı olur? Örneğin buraya Katoliklerin yaptıkları şeyleri yazdım: Dua, günah çıkarma, dini törenler, terapötik ritüeller, cisimlerin kutsanması, zaman zaman yapışık ruh temizliği ve bu tür şeyler. Bu tabi ki bütünsel veya kesin bir çözüm değil ama kötü de değil ve bu uygulamalardan bazıları kesinlikle etkili. Burada pire için yorgan yakmayacağım. Dolayısıyla iyi, faydalı, koruyucu uygulamaların neler olduğunu bilmek istiyorum.
C: Üzerinde düşünülebilecek bir liste çıkardın, o yüzden onu oku!
--------------------------------------------------------------------

Protein antenlerini kozmik unsurlara bağlamak denilince bir evvel belirttiğim monoteizm dinler v.s. konusu ikinci planda kaldı ,

Zira hayatiyetimizde proteinlerin rolleri çok büyüktür ,beden fizyolojisinde bir çok işi yapmak üzere amino asit dizilerinin hücrenin fabrikasında imalatı esnasında bir çok strüktür yapıya da kavuşmuşlardır ve kan yoluyla taşındıkları ilgili görev bölmelerinde birçok işlevi yapacak bileşikleri bıraktıktan sonra katlanır geriye kalan strüktürleri ile başka görevlere gider sonuçta kalan kısımları tekrar fabrikaya hücreye dönerler bazıları ilgili görev yerinde tamamen harcanırlar ,bu harika milyonlara varan yapının en son dünya biliminin bilmediği anten konusunu öğrendik ve sadece imalat esnasında üst yoğunluklardan verilen talimatlara göre varlık oluşumunda iş görür sınırlı bilgisinde kalmıştık,

Oysa gelecek yapımıza kozmik aktarım yapacak bir frekans eşleşme yapma kabiliyeti de varmış ,yani çift taraflı bir faaliyet ve bunun uygun ölçüde yapılabilmesi ,ileriye düzgün bir yaşam ve anlayış farkındalık gönderilebilmesi hakkında insan psişesinin bu 3B ortamında hazırlanması gerekir imiş ,

Bu hazırlık hallerinin nasıl olacağını Laura dostumuz çok mükemmel sıralamış K.lar ona dikkat çektiriyorlar ,neticede "ne ekersen onu biçersin"konusunda insan sorumluluğunu şimdiden anlaması gerektiği üzerine son derece bir alarm manifestosu gibi bir celse bu celse..

Uyuyan insanların uyumaması gerektiği konusunda ilgili üstatların yaptığı uyarıların bu yönde olduğunu anlıyoruz ,halbuki biz evvelden bu işin tatlı bir sarhoşlukla 3B den göçüp gittiğimizde akaşik kayıtlarımızdan veya 5 yoğunluğun o bilemediğimiz usullerine göre otomatikman yapılacağını sanıyorduk ,bu gerçekle her bulunulan yerin orada kazanılmış olan idrakle biz gelecekte sanıyoruz oysa o anda kaderi planımıza işlenen farkındalık haline göre bina edildiğini anlamaktayız.

Her yaşanan hal ve alınan idrak için ayrı dershanelere gitme gibi bir ilkokul çocuğu heyecanı duymanın çok gerilerde kalmış olduğunu bu bilgi yoğunluğunu hissedip ona inanmışsak çok iyi anlıyoruz..
-------------------------------
"S: (Joe) Bilgiye veya belirli bir dünya fikrine veya kavramına tekabül eden belirli bir farkındalığa sahip kişiler yeni bir gerçekliğin yapı taşlarını mı oluşturuyorlar?

C: Sonuna kadar dayanacak olanlar kurtarılacak değil; sonuna kadar dayanacak olanlar başkalarını kurtaracak. Yeni gerçekliğin öncü kolunun bir parçası olmayı seçenler arasında bulunmak sizin seçiminiz!!! "


bozadi

#10
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Sembolün imhası kavramı beni çok zorladı bir şey anlayamadım. Bunu çok düşündm. Sembol sözcüğü geçtiği içinde o kavramlar üzerinde fazlasıyla durdum, düşündüm.

...

Bir de aralıklı diyetle ilgili tek bir soru sormadılar bu caımı sıktı. Nedee o önerilmişken ,lafı geçmişken nasıl-hangisi kaç saat vs. gibi bir şeyler sormuyorlar ki?


Sembol konusunda seni zorlayan şeyin ne olduğundan tam emin değilim ama "sembol" meselesinde bariz olanı bir ölçüde gözden kaçırıyor olabilirsin belki. Buradaki başlıca sembol "Notre Dame Kilisesi". Notre Dame'ın yakılması, temsil ettiği şeylere yönelik bir saldırı teşkil ediyor. Bu kilise Hristiyanlar arasında önemli bir dayanışma, inanç birliği simgesiymiş. Ve görünüşe göre Meryem'in kendisi de annelik yönüyle Dünya Anayı simgeliyormuş. Aslında bu anlamda burada birbiriyle bağlantılı birkaç simgesel durum var ama yine de yorumlanan yangın olayı açısından düşünüldüğünde, başlıca simge kilise.

"Aralıklı oruç diyeti" diye birşeyin olduğundan yeni haberdar oldum ama Türkçe web kaynaklarında hakkında epeyce şey paylaşıldığını görüyorum:

https://www.google.com/search?q=aralikli+oruc+diyeti

Emin olamasam da, öneride bulunan birkaç kaynak incelendikten sonra herkesin kendine uygun bir orta yol / yöntem bulması mümkün olur sanırım.

Bu arada, Yahudilikle ilgili alıntıladığın soru-cevapta kısa ve öz bir şekilde epeyce önemli bilgiler var gibi göründü bana.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos
Şimdi "kim uyurken bulunacak" lafını (sondaki vurgu ile de birleştirerek) kesin olarak şöyle yorumluyorum. diğerlerine güvenmemek
Bu şu anlamda İsa havarilerine güveniyor. ama aslıdna Havarileri İsa'ya güveniyor. yani İsa gibi bir koruyucu güçlü varlık, onlara bilgi veriyor, Tanrının sevdiği kulu ve oğlu onlara yardım eden biri var. Bu onların yumşak karnı. Yani herşeyi İsa'dan beklemek/beklememek. Herşeyi develetten bekleme gibi ve bunu nataleti gibi. Bence bunun vurgusu bu. bu sondaki vurgu ile vurgulanıyor yani sen kendini kurtaracaksın, sorununu çözeceksin, biri seni kurtarmayacak hatta kendin kurtarıcı olacaksın-kurtarılmaycaksın.
Yani İsa diye birini sorunların başına tayin edip/atayıp/terkedip (o sorumlu deyip) kurtulamıyorlar. Yani işte biz de mesela nasıl olsa Laura diye biri ordan alıp bilgi veriyor ya da onlar uyumuyor, onlar var çalışıyor bir şeyler yapıyor, bilgi gönderiyor ağları var felan diye düşünüyoruz belki. Belki bu yanlış bir yorum ama olsun. Birileri nasıl olsa bizi uyandırır korur, öndedir-öncüdür, iyidir-hızlıdır, güçlüdür vs. ben sorumlu değilim, güçlü değilim-hazır değilim gibi durumlar..
Bence çok iyi bir yorum yapmışsın.

Yunan mitolojisindeki semboller üzerinden de içinde bulunduğumuz süreçteki bazı olayları adeta kehanetimsi bir şekilde yorumlamak mümkün olabilir gibi göründü bana yazdıklarına bakınca ama bilgimin de, ilgimin de az olduğu bir konu olduğu için üzerinde pek odaklanamıyorum.

bozadi

#11
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur
Monoteizm ve dinlerin nasıl çıktığına dair farkındalığımız olunca ayırımı devreye alıp KH yolunda bir hizmete dönüşen faaliyetlerin tümünü aklamak yolunda bir düşünce olmaması lazım kanaatimce, her ne kadar bu yolla 6. yoğunluk seslenişleri insanlığa parti parti sunulmuşsa da neticede hepsi KH nin manipülasyon aracı haline gelip insanlıkta ayırımı sabitleyen bir hale getirilmişlerdir..


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Protein antenlerini kozmik unsurlara bağlamak denilince bir evvel belirttiğim monoteizm dinler v.s. konusu ikinci planda kaldı ,


Paylaşımların için teşekkürler Tgur. Monoteizmin karanlık yönünün ifşası konusunun öneminin azaldığını veya azalacağını sanmıyorum şahsen. K'ların ve Laura ve ekibinin Hristiyanlık üzerinden bir söylemde ve davette bulunmasını anlamaya çalışıyorum ve sanırım anlıyorum da. Dünyanın en kalabalık dini Hristiyanlık ve üstelik Laura ve ekibinin kendi toplumlarının dini. K'lar celselerde bir yerde "hasadın artırılmaya çalışılmasından" bahsetmişlerdi. Bana öyle geliyor ki bir tür Hristiyanlığa (paleohristiyanlık/kadim hristiyanlık) dayalı bu davetin başlıca nedenlerinden biri de bu hasat artırma çabası. İnsanlığın çoğunluğu dinlerden bağımsız bir şekilde evrensel bir ahlaki/dini inanç sahibi olma ve bunun kardeşliğini gütme konusunda hala çok zayıf durumda, dolayısıyla da egemen inançlar üzerinden o varoluşsal kardeşlik inancı yönüne hasat/mezuniyet artırılmaya çalışılıyor. Laura ve ekibi üzerinden bu Hristiyanlık vurgulu oluyor ama bana öyle geliyor ki aynı K'lar veya başka 6Y grupları aynı şeyi farklı ilham yöntemleriyle başka dinler üzerinden, örneğin İslam'da belki Sufi eğilim üzerinden de destekliyor olabilirler, bundan emin olamayacak olsam da. Tabi yine bambaşka inançta olanlar, örneğin deist, ateist vs olanlar üzerinden de aynı yönde (dinler ötesi evrensel/varoluşsal bilinç veya inanç) ilhamı aşılamaya çalışıyorlardır herhalde. Asıl niyet edilen şey, eninde sonunda tüm bu farklı inançlarda gibi görünen insan kitlelerini, en başından beri temelde zaten tamamen evrensel/varoluşsal bir birlik hali içinde olduklarını anlayacakları bir noktaya yönlendirmek.

Bu arada "protein ve anten" konusunu araştırırken, bitkilerin fotosentezinde proteinlerin ışığı çekmede nasıl anten görevi gördüklerine dair açıklamalar dikkatimi çekti. Tabi bu işin daha çok fiziksel yönü ama "ruhsal anten" konusu da bir şekilde bununla bağlantılı gibi geliyor bana. Benzer şekilde, sanırım insanlarınki dahil tüm hücrelerin zarlarında da antenimsi işlevler yapan proteinlerle ilgili bazı açıklamalara rastladım. Yine, bu işin maddesel yönüyle ilgili olsa da, ruhsal yanıyla doğrudan veya dolaylı olarak bir bağı var sanki.

Alıntı YapEklenti:

https://www.psikopatolojibilimi.com/2018/10/22/fotosentez-nedir-cesitleri-ve-daha-fazlasi/
Pigment molekülleri, proteinlere bağlanır, bu da onlara ışığa ve birbirlerine doğru hareket etme esnekliğine izin verir. 100 ila 5.000 pigment molekülünden oluşan geniş bir koleksiyon "antenler" oluşturur . Bu yapılar, ışık enerjisini güneşten, fotonlar biçiminde etkili bir şekilde yakalar.

https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Br_XTptK8CZ70f0JGX9xEhcUOMts40VJpNXjbI_w3i87tai7dvHrOl00eWWkVql0
Bitkilerdeki klorofillerin yaklaşık olarak %60'ı LHC gen ailesi tarafından kodlanan ışık toplayıcı anten kompleks proteinlerine bağlıdır. Bu anten kompleksleri güneş ışığını soğurur ve fotosentetik elektron akışının sürmesi için uyarılma enerjisini PS1 ve PS2'nin çekirdek kompleksine aktarır [Andersson ve ark., 2003].

https://www.frmtr.com/biyoloji/6630117-hucre-zari-proteinleri.html
Hücre zarlarının dış yüzeylerinde bulunan glikoproteinlerin serbest yüzeyleri anten gibi iş görerek,hücreye alınacak ve hücreden atılacak maddelerin tanınmasını sağlarlar.Ayrıca hücrelerin birbirlerini tanıyarak,dokular meydana getirmelerine yardımcı olurlar.

https://sites.google.com/site/sendromlar/genetik-ve-kanser-ilis
Hücre, çevresi ile ilişkisini hücre zarı vasıtasıyla sağlar. Hücreler; doğrudan temas, salgıladıkları kimyasal maddeler (hormonlar,enzimler) ya da elektriksel impulslar yoluyla, komşu hücreler veya uzaktaki hücre ve hücre gruplarıyla iletişim halindedir. Hücre zarlarına yerleşmiş, protein yapılı alıcılar, gelen mesajları hücrelere iletirler. Hücrenin bir nevi anten vazifesini gören zardaki alıcı proteinler (reseptörler) ile gelen mesajlar, hücre tarafından değerlendirilir, ardından kendine uygun olan davranışı sergiler. Hücrenin çevresi ile ilişkisi, hem çevrede ortaya çıkan değişimlere ayak uydurması hem de günlük yaşamı yönüyle gereklidir.

bigsenfoni

#12
Emeklerin için teşekkürler sevgili bozmadı :)
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Dionysos

#13
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi
"Aralıklı oruç diyeti" diye birşeyin olduğundan yeni haberdar oldum ama Türkçe web kaynaklarında hakkında epeyce şey paylaşıldığını görüyorum:



Aralıklı ya da fasılalı orucun/açlığın en yaygın biçim 5/2 yani 5 gün yiyorsun cumartesi Pazar yemiyorsun.Bu mümkün değilse daha az bir saat. Yani 16 saatten 48 hatta 72 saate kadar yenmeyebiliyor. Bunu hafta da bir ya da ay da bir tekrarlıyorsun.
Bir diğer biçimi de her gün saat 12:00 ike 16:00 ya da 12:00- 18:00 arası yemek ve bu saatler haricinde hiç bir şey tüketmemek
Hatta günde bir ya da iki öğün yeme bile olabilir.

Bir Japon'un günde bir öğün yiyin yaşlanmayın diye bi kitabı bile var.
2016 Nobel Tıp Ödülü, Japon hücre biyoloğu Yoshinori Ohsumi'ye açlık ve Otofaji (hücre yenilemesi ya da yaşlı ve hücrelerin ve çöplerin temizlenmesi) ilişkisi üzerine bir çalışması sebebiyle verildi. Bu adam 3 gün kadar su orucu tutmanın vücutta otofaji denilen süreci tetiklediğini ve bu durumda kök hücrelerden yeni bağışıklık sistemi hücreleri geliştiğini bunun kanser vb. hastalıklar için umut verici olduğunu söylüyor.

Ayrıca açlık konusu üzerine Mark Mattson ve Valter Longo gibi isimler araştırılabilir.

Ben 3-4 günlük bir kez denedim ve 2. ve 3. günler çok çok iyi hissettiğimi biliyorum ama şu var. Yeşil çay, kahve, kaya tuzu, az limon suyu, toz zencefil hatta çaya ve kahveye zeytinyağı ve tereyağı eklemeleri ile....
Özellikle depresyondayım, yorgunum, bitkinim (kronik yorgunum) mutsuzum, halsizim, kötü hissediyorum (vücut serotonin üretmiyor) diyenler desinler-deneyebilir.
Bu kadar uzun bir süre denenebilirse (2-3 gün kadar) ayrıca bağırsak lavmanı ve temizlikte oluyor. Bunun için genelde yanılmıyorsam magnezyum tuzu mu ingiliz tuzu mu bir şey var bolca alınıyor açlıktan önce . Bu konu da facebook "Sağlıklı Yaşıyoruz" grubunda asılı bir iki konu ve kişisel deneyimler yorumlar mevcut...
Öncesinde uygun şekilde karbonhidrat azaltılır ve yağ tüketilirse bu tip diyetler denenebilir kolaylıkla yapılabilir.
Eğer kan şekeri sorunu olursa ki baş dönmesi ağrısı vb. etkiler olur oruç bozumadan da bir-iki kesme şeker (bir kaşık bal vb.) alınabilir. Ya da hem kana geç karışan hem iyi yağ barındıran yağlık tohumlar (susam, çörekotu,haşhaş vb.) kuruyemişler gibi şeyler, toz baharatlar az az (50-100 gram kadar) ilk açlıkta tüketilebilir.

Kahve (Türk kahvesi ya da filtre kahve) gerçekten hem çok uzun süre tok hem zinde tutuyor.

Yeşil çayı da genel de şöyle demliyorum. Sevmeye noalbilri böyle denesin..
Çaykur'un 100 gr.lık Metal paketi var başka çay almam. (Yine siyah çay gibi demliğin üstüne çok ama çok az katarak bir fincan için bi-iki tutam kadar) Altını kesinlikle kaynatmam ya da 1 dakika kadar ilk soğudunda kaynatır kapatırım ve içine kabuklu limon (içi çok az kabuğu çok) az da portakal kabuğu (yine içi çok çok az) katıyorum. Çok keyifli oluyor...
Yeşil çay siyah çay gibi uzu nsüre altını kaynatılınca gerçekten tatsız oluyor..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

zeytin

#14
Emeklerin için çok teşekkürler bozadi ...