Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

23 Mart 2019

Başlatan bozadi, 26 Mart 2019, 19:36:05

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#30
Ne yazık ki bu bağlı olduğumuz ve aldatıldığımız ve bedeni fonksiyonların büyük kısmı özel yazılımla ayarlanmış bir halde sanat romantizm hatta yaşamın bütün yollarını bu cinsel haz dürtülerinin kurgulanmış bir halindeyiz bu kapılıştan kurtulmayı kolay kolay kabul edemiyoruz ama K.lar bu hali KH a hizmetten başka şey olmadığını bir şamar gibi önümüze çıkarıyorlar ,aşağıdaki kısa ilave yorumumla ilgili celseyi dikkatlice bir daha okuyalım derim,


Kemikleşmiş dedim, gerçekten sex fenomeni özelliğinde fizyoloji ve anatomi ve zihinsel primitif bağlantı yapılmış bir beden ile açlık ve cinsellikten başka bir şey düşündürmeyen illüzyon bütün yaşantımızı kilitlemiş gibi bunun dışına çıkmak şimdilik terk etmek değil de ancak farkındalık yolu için devreye alınan bir çok zihinsel ataklar yapmamıza bağlı.
O zaman bazı şeyleri dönüştürebilecek algı kabiliyetlerine yönelebileceğiz.
-------------------------------------------

S:(L) "Ultimate Frontier" adlı kitabı yazan adam o bilgileri kanalladı mı veya anlattığı olaylar gerçekten
meydana geldi mi?
C: Evet ve evet.
S:(L) İddia ettiği gibi Davut'un reenkarnasyonu mu?
C: Öyle tercih ediyorsa.
S:(L) Kadınlar hakkında söyledikleriyle ve ruhların yalnızca tek cinsiyette reenkarne olduğuna dair açıklamalarıyla beni kaybetti. (J) Hayır, öyle değil ve sanırım cinsiyet değiştirme eşcinsellikle de yakından ilgili. (L) Evet. (TR) Ama bence ruhlar belirli bir cinsiyette bedenlenmeye daha eğilimli.
C: Hayır.
S:(L) Sanırım netice itibariyle dengeleniyor.
C: Herşey sadece ders.
S:(J) İnsanın cinsellik durumunun, örneğin eşcinselliğin, bir yaşamdan diğerine geçerken cinsiyet değiştirilmesiyle ilgisi var mı?
C: Bazen.
S:(L) Tüm cinsel ifade şekilleri arasında, 4'üncü yoğunluğa daha hızlı olarak ilerleme olasılığı en yüksek olanı hangisi?
C: Cinsellikten tamamen uzak oluş.
S:(D) O zaman benim durumum iyi! [Gülüşme] (V) Neden cinsellikten tamamen uzak olmak, açıklayabilir misiniz?
C: Çünkü o zaman fizikselliğe olan arzularınızdan kurtuluyorsunuz.
S:(TR) Yani seks, insanı iyice 3'üncü yoğunluğa cezbeden bir 3'üncü yoğunluk eylemi. (L) Peki ikinci en olası cinsel ifade hangisi? [Gülüşme] (D) Benim durumum hallolduğuna göre şimdi sizin durumunuzu ele alabiliriz! (J) Önem sırasına göre... [Gülüşme]
C: Bir önemi var mı?
S:(D) Laura için önemli, cevap verin lütfen. (L) Sanırım herkesin cinsellikten tamamen uzak olmayı isteyeceği ve tüm fiziksel şeylerden kurtulacağı bir noktaya ulaşması gerekiyor ama şu noktada elimizdeki seçenekler karşıtcinsellik, eşcinsellik, çiftcinsellik ve çokcinsellik. [Gülüşme] (D) Bu cinsellik şekilleri arasında kendi fiziksel bedenlerimizden zevk alma yeteneği de var. Bizim fizik bedenden zevk alma yeteneğimiz var ama onların yok. Ve bir yerde okuduğuma göre bunu kıskanıyorlarmış. (L) Bu doğru mu, bizim fizikselliğimizi kıskandığınız?
C: Hayır. Hiç!
S:(L) Bir yerde okuduğuma göre yüksek ruhsal seviyelerde olduğunda ruhsal birleşmeyi deneyimleyebiliyorsun ve bu orgazmdan daha iyi. Bu doğru mu?
C: Herhangi bir orgazm türüne neden ihtiyacınız olsun?
S:(L) Orgazm, fizikselliğin mutlak deneyimlerinden biri gibi görünüyor. (TR) Evet, aynen bu, fiziksellik... (L)Fizikselde, 3'üncü yoğunluk dünyasında varolan herşey bir şekilde daha yüksek boyutlardaki deneyimlerin ve varoluş durumlarının bir yansıması değil mi?
C: Sizin deneyimlediğiniz şekliyle 3'üncü yoğunluk, bu yoğunluk içindeki esaretinizi sürdürmek üzere beslenen bir ilüzyon.
S:(L) Diğer bir deyişle sonsuza kadar sevişen Vişnu ve Şiva örneğinde olduğu gibi varoluştaki dünyaların devamını sağlayan kozmik bir orgazm falan yok?
C: Zırva! [Gülüşme]
S:(L) Doğu dinlerinde öğretilen birşey bu, hatta bu şekilde yaptıkları heykeller var...
C: İlüzyonu sürdürmeye yönelik bir mantıksallaştırma.
S:(L) Yani orgazm deneyimi bir yem, bizi... (D) Kontrol altında tutmak için... (TR) Ve üçüncü seviyede tutmak için... (L) Bu doğru mu?
C: Evet.
S:(L) Başka bir celsede bu konu hakkında sorduğum başka bir soruya dönelim: orgazm anında enerjimize ne oluyor? Bu enerji nereye gidiyor?
C: 4'üncü seviye KH'ye gidiyor.
S:(TR) Bu Kertenkelelerin bizimle beslenmesinin bir ifadesi mi?
C: Oradaki KH varlıkları bu enerjiyi alıyor.
S:(TR) Yani orgazm, 4'üncü yoğunluğun 3'üncü yoğunluktan beslenmesinin 3'üncü yoğunluktaki bir ifadesi,öyle mi?
C: Yöntemlerinden biri.
S:(D) "Pleiades Öğretileri"nde (Bringers of the Dawn) seksten bahsediliyor ve bunun sevginin bir ifadesi olduğu, seni gerçekten sevmeyen biriyle seks yapmaman gerektiği söyleniyor.
C: İhtiyaç duyulan tek şey sevgi.
S:(L) Eğer iki birey, birbirlerine duydukları yüksek seviyeli sevgiyi fiziksel bir şekilde ifade etmek isteseler, bu enerjiyi 4'üncü seviye KH varlıklarını beslemeden, pozitif bir şekilde yapmaları mümkün mü?
C: Hayır.
S:(L) Yani ne yaparsan yap, ne düşünürsen düşün, bu enerji oraya gidiyor öyle mi?
C: Seks kuvvetli bir fiziksel arzudur.
S:(V) Büyük geçiş geldiği sırada seks yapan veya herhangi cinsel bir ilişkisi olan kişiler bu yüzden geçişi gerçekleştiremeyecek mi? (L) Sanmam... (V) Bunu öğrenmek istiyorum. Bu doğru mu?
C: Hayır. İncil'inizde "Bin Yıl" olarak bahsedilen şey, geçişin 3'üncü yoğunluk yorumudur.
S:(L) Yani bir anlamda 4'üncü yoğunlukta bin yıl boyunca fiziksel varlıklar olarak yaşayacağız. Geçiş bu süre içinde gerçekleşecek ve bu süre bittiğinde fiziğe olan iştahımızı geride bırakmış olacağız, öyle mi?
C: Yakın. Bazıları 4'üncü yoğunluğa hemen geçecek, bazılarının ise biraz daha "zamana" ihtiyacı olacak.
S:(T) Yani 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde ve hala fizikselken, ihtiyaç duyduğumuz besinleri yine 3'üncü
yoğunluktan mı edineceğiz?
C: Kısmen.
S:(D) Tamamen BH olsak bile mi?
C: Tamamen BH iseniz fiziksel besine ihtiyacınız olmaz.

S:(D) O zaman nasıl enerji alırız... Birbirimizden. Başkalarına hizmet ediyor oluruz. (L) BH böyle çoğalıp büyüyor... KH parçalıyor ve parçalanıyor ve giderek küçülüyor... (J) Uyguladıkları parçalamalar, yasa gereği onlara dönüyor. (D) Kendi enerjimizi başkalarına verirken biz de başkalarının enerjisini alabilecek miyiz?
C: Evet.

ogeday

#31
Paylasim icin Tesekkurler.Reankarnasyon konusunda Laura ya katiliyorum ayni cinsiyette en karne olma zorunlulugu yok.Hatta bi yerde okumustum ruhlar tercih yaparken daha hizli dersler almak isteyenler kadin bedenine giriyordu.Kadinlarin yasami daha zor oldugu icin dersleri almak daha hizli oluyor
 

sercany

#32
Dionysos önceki celselerden konuyla ilgili bulduğun değerli paylaşımlar için teşekkür ederim, gerçekten çok kritik noktalardan alıntılar yapmışsın ...
Açıkcası Dionysos'un yaptığı alıntılardan dolayı önceki celsede bozadi'nin müslümanlık tarihi ile ilgili paylaştığı kritik linklerden sonra yaşadığım şaşkınlığı yaşamadım dersem yalan olur, çünkü şartlanmalarımıza ağır darbe indiren cevaplar vermişler K'lar.

Hatta bunları okuyunca nedense aklıma sapkın ilan edilen ortaçağda yaşamış Hristiyanlığın alt kolu Katharlar geldi. Sırf bu dünyaya fiziksel olarak gelmeye devam etmek istemedikleri için sapkın ilan edilip koca şehir dolusu insanları vahşice katletmişlerdi. Sanki bununla ilgili de bir celse de bir takım ifadeler vardı ama emin olamadım ...

Bozadi teşekkür ederim sorularıma cevap verdiğin için. K'lar gerçekten biz tasarladık dedilerse o celseyi merak ettim, bulabilirsen sevinirim.

Haklısınız tam ifade edememişim aklımdakini, eğer ki bizi 6Y varlıkları tasarladı ise bu durumda çift cinsiyetli olmamızın gerekliliği ne idi, o boyutta planladıkları bir dna dizilimi cinsiyetsiz insan ruhları için 3Y'de varolmak için yeterli olmuyor muy? Ya da önceki celselerden hatırladığım kadarı ile KH'lar biz insanları 3Y'ye çekebilmek için cinselliği ve bunun cazibesini kullandıklarını ifade ediyorlardı sanırım, eğer durum böyle ise 6Y'nin tasarladığı 3Y bedenlerine 4Y'deki KH'lar bizi manüple ederek mi getiriyor?

Bu bilgiler pek oturmadı sanırım bende, bu durumda 6Y varlıkları tarafından tasarlandı isek bu çift cinsiyetli ilüzyondan öğrenmemiz gereken dersler olmalı, ama ben henüz bununla ilgili çıkarımda bulunamadım ...
 

bozadi

#33
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sercany

Bozadi teşekkür ederim sorularıma cevap verdiğin için. K'lar gerçekten biz tasarladık dedilerse o celseyi merak ettim, bulabilirsen sevinirim.
Evet, celselerde o yönde bir bilgi geçiyormuş:

Alıntı YapEklenti:

7 Ekim 1994

...S: (L) İnsan ırkının asıl genetik mühendisleri kimdi?

C: Biz.

S: (L) Kasyopyalılar, doğru mu?

C: Evet.

S: (L) Bizi ne amaçla genetik olarak oluşturdunuz? Tanrı'nın bir emri miydi?

C: Ruh gelişimi veya ilerleyişi...
Yalnız, Kasyopyalılar bu soruya "biz" diye cevap verirken genel olarak 6. yoğunluk varlıklarını kastetmiş ve bu aktarımla ilgili meydana gelen bir sapma nedeniyle sanki spesifik olarak bizi tasarlayanlar "Kasyopyalılar"mış gibi algılanmış olabilir veya belki gerçekten verilen cevap budur, yani herhangi bir 6. yoğunluk grubu değil de Kasyopyalılar olabilir. Şahsen bu konuda çok emin değilim ama K'lar başka bazı celselerde her ne kadar farklı 6Y gruplarının varlığına dair şeyler söyleseler de, "siz mi, başka bir 6Y grubu mu?" gibisinden bazı sorulara "fark yok" gibi cevaplar veriyorlar.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sercany

Haklısınız tam ifade edememişim aklımdakini, eğer ki bizi 6Y varlıkları tasarladı ise bu durumda çift cinsiyetli olmamızın gerekliliği ne idi, o boyutta planladıkları bir dna dizilimi cinsiyetsiz insan ruhları için 3Y'de varolmak için yeterli olmuyor muy? Ya da önceki celselerden hatırladığım kadarı ile KH'lar biz insanları 3Y'ye çekebilmek için cinselliği ve bunun cazibesini kullandıklarını ifade ediyorlardı sanırım, eğer durum böyle ise 6Y'nin tasarladığı 3Y bedenlerine 4Y'deki KH'lar bizi manüple ederek mi getiriyor?

Bu bilgiler pek oturmadı sanırım bende, bu durumda 6Y varlıkları tarafından tasarlandı isek bu çift cinsiyetli ilüzyondan öğrenmemiz gereken dersler olmalı, ama ben henüz bununla ilgili çıkarımda bulunamadım ...
Bu hususlarda belki de hiçbirimizin çok netleşmiş, kesin bilgisi yok denebilir. İlgili celse alıntılarını bir araya getirerek, belirsizlikte kaldığımız hususlarda K'ların birbirini bütünleyen, nispeten doyurucu bir açıklama yapıp yapmadıklarına bakabiliriz umarım.

Mevcut izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. Bizi 6Y varlıklarının tasarlamış olması, 3Y'nin kendine özgü ders koşullarından bağımsız olma hakkı vermiyor diye düşünüyorum. Yani kim tasarlarsa tasarlasın, 3Y öğrencilerinin tıpkı 2Y öğrencileri gibi çift cinsiyetli olmaları icap ediyor gibi görünüyor. Üstelik, anladığım kadarıyla bu sadece maddesel 3Y ortamı için değil, eterik 3Y ortamı için de geçerli belki de. K'lar dünya insanlığının, "uzun dalga döngüsü" denen tamamen eterik bir 3Y aleminden, "kısa dalga döngüsü" denen ruhun fiziksel bedenler içinde işlev gösterdiği maddesel 3Y ortamına geçiş yaptığını söylüyorlar. Ra Bilgileri'nde aynı gibi görünen husus "Perdelemeden Önce" ve "Perdelemeden Sonra" gibisinden tanımlarla verilmiş.

Yanlış anlamıyorsam, insanlık eterik (ruhsal) 3Y'deyken de bölünmüş (erkek/kadın) cinsiyetliymiş. (Gerçi K'lar dünya insanlığının eterik 3Y alemindeki durumunun 3Y'den ziyade 4Y'ye yakın olduğunu da söylemişlerdi, o bu konuyu nasıl etkiler bilmiyorum.) Yani cinsiyet, genetik, beden, tasarım gibi kavramlardan bahsetmek için ille de "maddesellik" olması gerekmiyor olabilir. Eterik durumda da "form/biçim/içerik/tasarım" var sonuçta. K'lar "sizi biz tasarladık" derken, eterik 3Y zamanlarında yaptıkları bir tasarımdan mı bahsediyorlar, yoksa "cennetten düşüş" diye de tanımlanan kısa dalga döngüsüne geçişle birlikte fiziksel bedenlerin içine girilirkenki veya girildikten sonraki bir süreçte yapılan maddesel bir vücut tasarımından mı bahsediyorlar ondan emin değilim. Şu an için, esas tasarımın eterik 3Y'de yapıldığını, maddi bedenlere geçişten sonra eterik vücut formu tasarımının maddesel bedene kendiliğinden yansıdığını, ona uygun olarak tezahür ettiğini tahmin ediyorum.

Cinsiyet bölünmesinin 2Y ve 3Y dersleri için anlamları, gereklilikleri olsa gerek, evet, öyle algılıyor ve düşünüyorum. Önceki yanıtımda buna kısmen değinmeye çalışmıştım. Bu konuya pek çok farklı açıdan yaklaşılabileceğini, pek çok olası açıklamalar ve yorumlar yapılabileceğini sanıyorum.

Merak ve keşif duygusu uyandırmak bunlardan biri olabilir. Düalite varoluşun çok önemli bir mekanizması. Düalite olmadan, bölünme olmadan, çeşitlilik olmadan hayat, varoluş, deneyim olamazdı. İnsan denen varlığın fiziksel ve psikolojik bakımdan kadın ve erkek şeklinde iki cinsiyete bölünmesi de, özellikle maddi alemlerde daha somut, daha keskin bir şekilde kendini gösteren düaliteyi gözlemlemek, keşfetmek, onun üzerinden varoluştaki daha derin veya daha büyük düalite yapılarını anlamaya doğru ilerlemek açısından bir katalizör, yani kolaylaştırıcı, teşvik edici bir imkan sağlamış oluyor muhtemelen. Ve nasıl erkek ve kadın ciddi farklarına rağmen aslında "insanlık" bağlamında tamamen bir ve aynı varlıksa, varoluştaki sonsuz düalite bölünmelerine dayalı sonsuz çeşitlilik de özü itibariyle bir ve aynı şeydir.



Bu pek çok evrensel bilginin kapısını açan bir anahtar, bir ipucudur aynı zamanda. Nasıl gökkuşağının 7 rengi varoluş döngüsünün 7 aşamasını temsil ediyorsa, erkek-kadın-insan üçlemesi de varoluştaki pek çok düalitenin sırrına vakıf olmaya yönelik ipuçları taşımaktadır bana göre.

Bunun dışında cinsiyet bölünmesinin işlevleri konusunda akla gelebilecek bir diğer açıklama, insanın insanı sevmesini kolaylaştırmak, teşvik etmek olabilir. İnsanlık cinsiyetsiz veya diğer bir deyişle aynı cins olsaydı, bu durum sıkılmayı, bunalmayı, nefreti kolaylaştırabilirdi. "Aynı kutuplar birbirini iter, zıt kutuplar birbirini çeker" ilkesiyle bağlantılı olabilir bu. İnsan denen varlığın kadın ve erkek şeklinde iki cinsiyete bölünmesi, hayatı, toplumsal yaşamı çok daha ilginç, keyifli ve yaşanabilir kılmaktadır. Elbette zorlukları da vardır ama bunlar da derslerin parçası sonuçta. Hayatın, varoluşun en önemli ilkelerinden biri "denge"dir ve erkek ve kadın arasındaki denge ve eşitlik kavramları da derslerimizin çok önemli bir parçasıdır. Sevgililik ve özellikle de evlilik bağı veya kurumu çok önemli. Derslerle dopdolu.

4Y ve özellikle 5Y'de artık toplumun cinsiyet bölünmesine ihtiyacı kalmıyor. Özellikle BH açısından düşünecek olursak, bireyler ve toplum cinsiyet bölünmesi olmadan da birbirini en güzel şekilde sevip dayanışacak hale gelmiştir ve o durumda ihtiyaç duyulan "çeşitlilik" ihtiyacı bambaşka şekillerde karşılanmaktadır. Yaratıcılık ve yetenekler çok daha gelişmiş olduğundan, varlıklar daima birbirlerine pek çok zenginlik sunabilmektedir ve dahası, 3Y ile karşılaştırıldığında o seviyelerde varoluşun geri kalanının çok daha büyük bir kısmı keşfedebilir olduğundan, çeşitlilik, zenginlik konusunda bir sıkıntı yaşanmıyor zaten.

Bunlardan çok daha ufuk açıcı örnekler düşünülebilir, ilk aklıma gelen hususlar bunlar.


bozadi

#34
Ra Bilgileri 82. celsede şöyle bir açıklama geçiyor:

Alıntı YapEklenti:

Ra: ...Üçüncü yoğunluk derecesinin doğası değişmez. Onun yolları şimdi de, her zaman da aynı şekilde öğrenilecektir. Yani, bu derslerle karşı karşıya gelen varlık hangi şekilde olursa olsun, dersler de, mekanizmalar da daima aynıdır. Yaratan Kendi Kendinden öğrenecektir. Her varlığın tezahür etmemiş bilgileri ve en önemlisi, başka-benliklerle (başka varlıklarla) ilgili dersleri bulunur.


Dionysos

#35
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sercany
K'lar gerçekten biz tasarladık dedilerse o celseyi merak ettim, bulabilirsen sevinirim.

C: Her bir ruhun gücü sonsuz ve eğer nasılını bilirse tüm mevcudiyeti yaratabilir veya yokedebilir. Siz ve biz ve diğer herkes, varolan herşeye ortak sahip oluşumuzla birbirimize bağlıyız. Eğer istersen yeni evrenler yaratabilir ve o
evrenlerde yaşayabilirsin. Hepiniz içinde yaşadığınız evrenin bir kopyasısınız. Aklınız varolan herşeyi temsil ediyor. Ne kadar çok şeye erişilebileceğini görmek "eğlence."

-------------

S: (L) Genel anlamda, kişinin yaşadığı ve evreni algıladığı biçim anlamında.
C: Bu yanıtlaması son derece zor bir soru, çünkü evreni algılama ve kişinin hayatını yaşaması gibi şeyleri belirlemede doğruluk tamamen yoruma açıktır. Herhangi biri verilen bilgiye uygunluk gösteren bir paralel evrene referansta bulunarak doğruluğa karar verebilir. Ve daha önce belirttiğimiz gibi, düşünce
enerjisiyle paralel evrenler yaratmak mümkündür ve doğal bir şekilde yaratıldığında, bu paralel evrenler
onlara verilmiş anlamla uygunluk gösterir.

--------

S: (L) Herhangi potansiyel bir evren herhangi bir anda seçilebilir mi? (T) Hayır, "müzik kutusu" fikri zamanla ilgiliydi. Değişken ve seçimli kavramını açıklar mısınız lütfen?

C: Nasıl olduğunu bilenler için, gerçeklik birleşimini dönüştürmek için istendiği anda evrenler yaratılabilir.

----------

S: (L) Gerçek yaratıcı tanrılar kimdi?
C: Biz. Altıncı yoğunluk.
S: (L) Kasyopyalılar mı? Pleyades'liler de asıl yaratıcı tanrılar mıydı?
C: Aynı. Altıncı yoğunluk.

-------------

S:(L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu
arzuladıktan sonra fiziksel varoluş nasıl gerçekleşti?
C: Önce maymunumsuydu.
S:(L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu
varlıklarla ne yaptılar?
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler.
S:(L) Neyin transferi?
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal'i kullandı.
S:(L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler.
S:(L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S:(L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.
S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim değişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir
gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.
S:(L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı?
C: Bir'le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini duydunuz mu?
S:(L) Lusifer kim?
C: Siz. İnsan ırkı.
S:(L) İnsanların ruhları daha büyük bir ruhun parçaları mı?
C: Evet. Yakın. Bir. Tüm düşenler "zor yolu" öğrenmek zorundadır.
S:(L) Fiziksel gerçekliği deneyimleme isteğinin aslında düşme eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Sizler parçalı bir ruh biriminin üyelerisiniz.

--------------

Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sercany
Haklısınız tam ifade edememişim aklımdakini, eğer ki bizi 6Y varlıkları tasarladı ise bu durumda çift cinsiyetli olmamızın gerekliliği ne idi,


Bu genel dualitenin bir yansıması/parçası olabilir mi?

Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sercany
o boyutta planladıkları bir dna dizilimi cinsiyetsiz insan ruhları için 3Y'de varolmak için yeterli olmuyor muy? Ya da önceki celselerden hatırladığım kadarı ile KH'lar biz insanları 3Y'ye çekebilmek için cinselliği ve bunun cazibesini kullandıklarını ifade ediyorlardı sanırım,


Cinselliği bilmiyorum ama cinsiyetçiliği ve seksi manipüle ediyorlar

Cinsiyetçilik katı KH hiyeralşinin bir parçası ve sekste enerji sömürüsünün
bu soruda aranan nedir?

Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen sercany
eğer durum böyle ise 6Y'nin tasarladığı 3Y bedenlerine 4Y'deki KH'lar bizi manüple ederek mi getiriyor?

Bu bilgiler pek oturmadı sanırım bende, bu durumda 6Y varlıkları tarafından tasarlandı isek bu çift cinsiyetli ilüzyondan öğrenmemiz gereken dersler olmalı, ama ben henüz bununla ilgili çıkarımda bulunamadım ...


Biz 6Y nin bir parçasıyız ve onlar bizim parçamız ama aslında bütünümüz. Yani parçalı bütünümüz
6Y diye ayrı bir şey yok ya da yok ve var
(Bir ölçü de ve bakışta) Kendimiz tarafından tasarlandık
Tüm bunlar dersler ya da ilüzyon deniyor
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#36
Arkadaşlar ve sevgili Bozadi yeni celse var. Saygılar...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#37
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Arkadaşlar ve sevgili Bozadi yeni celse var. Saygılar...
Haber verdiğin için teşekkürler Dionysos. Bugünlerde bir celse gerekiyordu hakikaten. Yarın bu saatlere kalmadan çevirisini paylaşmış olmayı umuyorum. Metin miktarı olarak oldukça yüklü bir celse olduğu için biraz gecikebilir paylaşmam. Genelde olduğu gibi celse katılımcılarının kendi aralarındaki tartışmalardan kaynaklı olarak metin miktarı bu sefer daha da artmış. İnşallah o kısımlarda da ilham verici, geliştirici içerikler olur, genelde oluyor aslında bence.

sercany

#38
Değerli dostlar geç cevabım için kusura bakmayın, verdiğiniz cevaplar çok derin ve yoğun olduğu için fırsat bulup sakin zihinle okuma fırsat bulamamıştım.
Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim, benim için gerçekten faydalı ve değerli bilgiler oldu, cevaplarınızı okuyamadığım bu süreçte zihnimde bu Kathar topluluğu meselesi dönüp dolaşıyor,binlerce insanın avrupadaki ilk soykırıma uğramış olmaları ve bunun esas nedeninin sırf 3Y kısmına bedenlenmek istemiyor oluşları esasında biz insan birliğinin içindeki 4Y'ye nispeten daha yakın olan insan topluluğunu temsil ettiklerine inanıyor ve düşünüyorum. Ve fakat topluluk ruh halimiz buna hazır değilmiş ki bu bilinç acımasız şekilde bastırılmış, kim bilir belki de bizler cevap arayan insanlar o dönemdeki insanların toplumların içine dağılmış reankarnasyonları olabiliriz.

Sizlere genel olarak bu celseden edindiğim fikirleri paylaşmak istiyorum:
Ruh olarak eğer belli bir gelişime yaklaşabildi isek KH'ları beslememek adına seks ve cinsiyetcilikten uzak durabiliriz. Ama bunun dinlerdeki gibi bir baskı unsuru şeklinde olmaması gerekiyor, doğal bir süreçte insan ruhu kendisi keşfetmeli. Dualite kadın/erkek ayrımı 3Y için gayet doğal bir süreç, bunun 3Y derslerinden birisinin olduğunu idrakine varıp ve BİR olmaya odaklanıp bilginin peşinde koşmaya devam etmeliyiz..

Kusura bakmayın henüz yeni celseye bakmadım, okuduktan sonra yeni celse de sorularımla sizlerin bilgilerinden faydalanmaya devam edeceğim :)
 

bozadi

#39
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sercany

Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim, benim için gerçekten faydalı ve değerli bilgiler oldu, cevaplarınızı okuyamadığım bu süreçte zihnimde bu Kathar topluluğu meselesi dönüp dolaşıyor,binlerce insanın avrupadaki ilk soykırıma uğramış olmaları ve bunun esas nedeninin sırf 3Y kısmına bedenlenmek istemiyor oluşları esasında biz insan birliğinin içindeki 4Y'ye nispeten daha yakın olan insan topluluğunu temsil ettiklerine inanıyor ve düşünüyorum. Ve fakat topluluk ruh halimiz buna hazır değilmiş ki bu bilinç acımasız şekilde bastırılmış, kim bilir belki de bizler cevap arayan insanlar o dönemdeki insanların toplumların içine dağılmış reankarnasyonları olabiliriz.
Katarlar konusu benim de çok ilgimi çekiyor sercany ama çok derinlemesine araştırmadım hiç. 3KH'de olan bitenler ve bu bataklıktan kurtulmak için yapılması gerekenler konusunda oldukça dikkat çekici bir farkındalıkları varmış gibi görünüyor.

Bu arada Laura ve ekibinin şu an yaşamakta oldukları Fransa'nın Toulouse kenti de geçmişte Katarların başlıca bölgelerinden biriymiş sanırım. Katarlara karşı düzenlenen "haçlı seferlerinin" Avrupa'daki ilk soykırım olabileceği iddia ediliyor.

Soykırıma uğramaları kendilerindeki dikkatsizliklerden, tedbirsizliklerden, egosal açıklardan vs'den mi kaynaklandı bunu çok merak ediyorum.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sercany

Sizlere genel olarak bu celseden edindiğim fikirleri paylaşmak istiyorum:
Ruh olarak eğer belli bir gelişime yaklaşabildi isek KH'ları beslememek adına seks ve cinsiyetcilikten uzak durabiliriz. Ama bunun dinlerdeki gibi bir baskı unsuru şeklinde olmaması gerekiyor, doğal bir süreçte insan ruhu kendisi keşfetmeli. Dualite kadın/erkek ayrımı 3Y için gayet doğal bir süreç, bunun 3Y derslerinden birisinin olduğunu idrakine varıp ve BİR olmaya odaklanıp bilginin peşinde koşmaya devam etmeliyiz..

Kusura bakmayın henüz yeni celseye bakmadım, okuduktan sonra yeni celse de sorularımla sizlerin bilgilerinden faydalanmaya devam edeceğim :)
KH'leri hiç beslememek sanırım bizim açımızdan henüz mümkün olan birşey değil ama evet bunu giderek azaltma sürecinde olacağız umarım. Seksten ve/veya karşı cinse duyulan ilgiden sakınmak KH'yi beslemeyi durdurmayı sağlayacak etkili bir formül olabilir de, olmayabilir de. Senin de dikkat çektiğin gibi bunu kendimize ve başkalarına yönelik bir baskı veya kompleks unsuru haline getirmekten sakınmak gerekir sanırım.

Karşı cinslerin birbirine ilgi ve çekim duyması pek çok yönüyle doğal ve sağlıklı bir durumdur. Şahsi bakış açım itibariyle, cinsiyet farkını mutlaklaştırma eğiliminin sorunlara neden olduğunu düşünüyorum. Yani karşı cinsler sanki aynı insan varlığı değilmiş, sanki birbirini asla tam olarak tanıyamayacak çok farklı iki varlık türüymüş gibi bir yaklaşım eksik veya sorunlu bana göre. Aşırı gizeme bürüme hali. Meseleyi karmaşıklaştıran ve zorlaştıran hususlardan biri de "aşırı arzu" hali doğal olarak. Bu sadece karşı cinsler arası ilişkilerde değil, hayatın her alanında, "ego" temel sorunuyla ilgili birşey sanırım. Sanki konuya ermişim, aşmışım gibi bir edayla konuştuğum için özür diliyorum, kesinlikle aşmış değilim ama teorik olarak şunun doğruluğundan giderek emin oluyorum ki, insan kendi varlığının mükemmelliğini ve sonsuz zenginliğini hatırlamadıkça, buna inanamadıkça, kendini sadece yüzeyde değil, özde de eksik, aciz bir varlık olarak gördüğü sürece, o onulmaz boşluk arzu ve korku döngüleri üretmeyi asla bırakmayacaktır. "Ego" denen sorun budur özü itibariyle bence. Biz arzu ve korkuların bize birer saptırıcı olarak sadece dışarıdan empoze edildiğini sanıyoruz veya sanıyor olabiliriz ama bu aslında bizim kendimizden kaynaklı bir sorun ve bu mesele dışarıdan sadece "besleniyor ve sömürülüyor". Sorunun kaynağı dışarıda değil, içeride.

Kendi içimizde, varlığımızda o büyük eksikliği (bu algıyı, bu inancı), büyük boşluğu, aşırı edilgenliği yenemediğimiz, aşamadığımız sürece şiddetli arzular ve korkular yakamızı asla bırakmayacaktır. Çünkü onları çeken, davet eden, isteyen biziz. Sebep de içimizdeki o büyük, hastalıklı boşluk; varlığımızın aslı, esası, gerçeği ile ilgili yanlış ve acizleştirici düşünce ve inançlarla yıkanmış olan beynimiz, zihnimiz, bilincimiz.

Karşı cinse duyulan doğal ve güzel ilgiyi aşırı bir şehvet haline getiren, karşı cinsi "sahip olunması gereken" şiddetli bir arzu objesi haline getiren şey bu. Tıpkı büyük egosal "boşluğumuzu" doldurmak veya gizlemeye çalışmak için "sahip" olmaya çalıştığımız pek çok başka şey gibi.

Sanırım adeta bir gizem ve bilmece olarak "karşı cins" konusu özellikle anlamaya, çözmeye çalıştığım bir husus olduğu için konunun bu yönüne bu kadar girme gereği duydum.

bozadi

#40
Bu sabah yeni bir celse yayınlanmış, bir aksilik olmazsa bugün çevirisini paylaşmış olacağım.