11 Ekim 2014

Başlatan bozadi, 13 Ekim 2014, 23:02:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#45
Alıntı için teşekkürler sevgili Ka. Bu Sirius celsesinde bahsedilen Romalı varlığın kim olduğu sanırım çok belirsiz. Ve İnternetteki Türkçe kaynaklarda tarihsel Sezar karakteri ile İsa karakteri arasındaki ilginç paralelliklere dair pek birşey yok.

Ama İsa ile Sezar arasındaki ilginç benzerlikler, hatta bunun da ötesinde İsa hikayesinin tamamen Sezar'a dayalı olarak uydurulduğuna dair iki İngilizce kitap dikkatimi çekti:

http://www.amazon.com/Jesus-Was-Caesar-Christianity-Investigative/dp/9059113969

http://www.amazon.com/Caesars-Messiah-Conspiracy-Flavian-Signature/dp/1461096405


Bu kitaplardan ilkinin yazarı olan Francesco Carotta adlı İtalyan şahıs neredeyse hayatını bu teoriye adamış biri anladığım kadarıyla.

Diplomatik Gözlem adlı bir derginin internet sitesinin sayfalarından birindeki yorumlarda Carotta'nın araştırmalarına dair geçen bir cümle:

Alıntı YapCarotta, yoğun bir tarama çalışmasından sonra tesadüfî olması çok zor olan benzerlikler tespit etmiş. Bu benzerlikler bir hayli dikkat çekici. Bu garip benzerliklerin başında Hz. İsa ve Jül Sezar var.

Scyth

#46
Bh varlığı denilince aklımıza gelen ilk örnek İsa olurdu hep. Bir yanağına vurana ötekisini uzat; vejeteryan bir hippi karakterini andırıyordu. Halbu ki Sezar bu tiplemenin tamamen zıttı. Bu konu İsa'nın gerçekte kim olduğundan da öte bizler için Bh'nin ne olabileceğine dair bir rehberlikte sunuyor.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#47
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Bh varlığı denilince aklımıza gelen ilk örnek İsa olurdu hep. Bir yanağına vurana ötekisini uzat; vejeteryan bir hippi karakterini andırıyordu. Halbu ki Sezar bu tiplemenin tamamen zıttı. Bu konu İsa'nın gerçekte kim olduğundan da öte bizler için Bh'nin ne olabileceğine dair bir rehberlikte sunuyor.
Katılıyorum. Aslında Sezar da çok merhametli biriymiş. Ama bu onun gerektiğinde kötülüğe karşı kılıcına başvurmasını engellememiş. "Denge" biraz da böyle birşey. İlüminati unsurları İsa karakterini yaratırken Sezar'ın sadece merhametli kısmını alıp savaşçı kısmını silmişler çıkarları doğrultusunda.

bozadi

#48
Zeitgeist adlı belgeselden alıntı olduğunu tahmin ettiğim Türkçe altyazılı bir videoda, doğrudan olmasa da, dolaylı olarak İsa'nın bir ölçüde Sezar'a dayalı olarak modellenmiş (uydurulmuş) bir efsane olabileceği fikrini destekleyen bazı bilgilere rastladım.


Evet, bu videoda Yusuf örneği verilmiş. Başka videolarda başka bazı bireylerle veya varlıklarla da paralellik kurulmuş. Sezar konusuna doğrudan değinilmemiş ama videoda şu cümle çok dikkat çekiciydi:

"Bizce Hristiyanlık, politik olarak empoze edilmiş bir Latin hikayesinden başka birşey değildir."

Eldeki bilgilere göre İsa Sezar'dan sonra doğmuş. Sezar hakkında pek çok tarihçinin kitaplarında ayrıntılı bilgiler varken, Sezar'dan sonra doğmuş olan ve Sezar'dan çok daha "popüler" (mucizeler vs) bir iş yapımış olan İsa hakkında, İncil dışında doğru-dürüst bilgi veren bir tarihsel kaynak veya tarihçi yok! Çok ilginç...

macka

#49
" Beslenmemizde değişiklikler yapıyoruz, soğuk terapisi uyguluyoruz vs. Peki bu yaptıklarımız bazı DNA'larımızı değiştirmek suretiyle normal vücut sıcaklığımızı da değiştirecek mi? Böylece farklı bir sıcaklık derecesiyle ilişkili INTRON veya vücuttaki başka birşey etkinleşip mevcut blokajı ortadan kaldırabilir mi? Sıcaklıkla bağlantılı böyle bir mekanizma var mı?

C: Evet.

Yani sıcaklık meselesiyle ilgili olarak göze görünenden çok daha fazlası var. Soğuğa giderek daha dirençli hale geldiğimi fark ediyorum. Vücudumdaki ısıtıcı daha iyi görünüyor. Anlaşılan birlikte ilerliyorlar. Sanki kendini soğuya maruz bırakmak aslında seni ısıtıyor.

(Perceval) Evet, vücudun soğuk ortama reaksiyonu.

(L) Sanırım daha yüksek bir normal vücut sıcaklığında etkinleşen birşey.

(Perceval) Soğuğa adaptasyon iç vücut sıcaklığını artırıyor mu?

C: Nihayetinde, evet.

S: (Pierre) Ne kadar mesela?

C: Bir-iki derece."

Selam.Yaklaşık 3 haftadır banyo sonunda kademeli olarak soğuk suyla duş yapamaya alıştım.Ben ki çok üşüyen bir insanımdır,askerde ellerim şişerdi.Çok kısa sürede alıştım hemen hemen tamamen soğuk su duşuyla bitirebiliyorum.Duş sonrası hemen kurulanmasam dahi üşümediğimi diken diken olmadığımı hayretle gördüm.Bir süre hatta bekleyebiliyorum.Eskiden olsa hemen üşürdüm.Genel olarak da dışarıda az üşümeye başladım.Zaten bu konuda bazı büyüklerimiz eskiden bizi uyarmıştı kışın da soğuk suyla duş yapın nezle olmazsınız derlerdi.Artık hoşuma gitmeye başladı sıcak su sonrası kesin istemeye başladım soğuk duşu.
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

bozadi

#50
Çok sevindim bu öneriyi test etmiş ve olumlu sonuçlara ulaşmış olmana sevgili macka. İtiraf etmeliyim ki ben soğuk duş alma konusunda müthiş çekingenim (hatta korkağım). Çok zor geliyor. Banyo sonrasındaki üşüme beni müthiş aciz hissettiriyor. Bu konuda disiplin geliştirmem gerektiğini çok daha iyi anlıyorum son zamanlarda. Forumdaki arkadaşlarımın bu konuda attıkları adımlara, katetmekte oldukları ilerlemelere dair paylaşımları bana teşvik oluyor, teşekkürler.

Televizyonda, internette bazı haberler oluyor ya, neredeyse çırılçıplak bir şekilde karda dolaşıp buz gibi sulara atlayan insanlara dair... Olağanüstü birşey... Celselerden ve konuyla ilgili tartışmalardan anladığım kadarıyla, insan soğuğa direncini artırıp giderek daha da fazla soğuğa alıştığı zaman, vücut bu durumu dengelemek için iç sıcaklığını artırıyormuş ve vücudumuzdaki pek çok mikrop veya virüs de o artan iç sıcaklık nedeniyle pasifize oluyormuş. Ne kadar ilginç bir dengeleme ve fayda olayı...

Gaia

#51
Sevgili bozadi;

Soğuk duş konusundaki çekingenliğin için bir tavsiyede bulunmak istiyorum izninle. Bende senin gibi çekingelere sahiptim,hatta birkaç kezde banyo sonrası titreme durumunu yaşadım ve daha sonra anladım ki kendime boşuna işkence ediyorum. O andan sonra kademeli olarak sıcaklığı düşürerek duşlara devam ettim. Şu sıralar ılık - soğuk arasına alıştı bedenim. Her seferinde dereceyi düşürerek devam ediyorum. Bizim gibi çekingenler için daha iyi bir yol bu bence. :)

bozadi

#52
Haklısın sevgili Gaia. Gözümde soğuk suyu sürekli olarak büyüttüm ve daha korkunç hale getirdim. Halbuki tüm bu süreçte kendime işkence etmeden, çok yavaş bile olsa aşamalı bir geçişle şimdiye kadar çok daha fazla yol katetmiş olabilirdim. Zararın neresinden dönülse kardır diyerek bundan sonraki ilk banyomda suyun sıcaklığını çok hafif bile olsa azaltarak bunu deneyeceğim. Bu konudaki irade ve disiplin eksikliğimin üzerine gitme vakti geldi :)


macka

#53
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Çok sevindim bu öneriyi test etmiş ve olumlu sonuçlara ulaşmış olmana sevgili macka. İtiraf etmeliyim ki ben soğuk duş alma konusunda müthiş çekingenim (hatta korkağım). Çok zor geliyor. Banyo sonrasındaki üşüme beni müthiş aciz hissettiriyor. Bu konuda disiplin geliştirmem gerektiğini çok daha iyi anlıyorum son zamanlarda. Forumdaki arkadaşlarımın bu konuda attıkları adımlara, katetmekte oldukları ilerlemelere dair paylaşımları bana teşvik oluyor, teşekkürler.

Televizyonda, internette bazı haberler oluyor ya, neredeyse çırılçıplak bir şekilde karda dolaşıp buz gibi sulara atlayan insanlara dair... Olağanüstü birşey... Celselerden ve konuyla ilgili tartışmalardan anladığım kadarıyla, insan soğuğa direncini artırıp giderek daha da fazla soğuğa alıştığı zaman, vücut bu durumu dengelemek için iç sıcaklığını artırıyormuş ve vücudumuzdaki pek çok mikrop veya virüs de o artan iç sıcaklık nedeniyle pasifize oluyormuş. Ne kadar ilginç bir dengeleme ve fayda olayı...
Sevgili Bozadi dediğim gibi ben çok üşürüm genetik,dedemler falan da öyle yazın battaniye örterlerdi:), örneğin sağ elim benim buz keser tokalaşmak pek istemezler beni bilenler:).geçen sene bir yüzme kulübüne gittim kışın da yüzdüm havuz sıcaklığı 25 derece civarı, baktım oluyor, son celselerde de bu konu gelince denemeye karar verdim.Asla soğuk suya önce giremiyorum tabi,önce normal sıcak başlıyorum,sonra ılık bu aşamada vücut hakikaten kendini hazırlamış gibi tepki vermeye başlıyor, istiyor adeta ve bir süre sonra yalnız normal musluk sıcaklığı na geçiyorum 30-60 sn de bitiriyorum.Tabi kalp vs sorunu varsa çok soğuk da tavsiye edilmiyormuş,ihtiyatlı olmak gerekir.Sonuç hakikaten dışarıda da az üşümeye başladım özellikle bu ellerin üşümesi olayı zamanla biterse yıllardır kafama takılan bu mevzu da cevaplanacak gibi,tabi bağışıklık vs faydalarını inşallah görürüz.
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

beyrutkapı

#54
Sevgili dostlar soğukla başlayıp soğuk suyla bitiriyorum ve harikulade bir terapi gibi geliyor bana duş almak. İlginç bişey yazdan beri soğuk su ile duş alıyorum ve havaların soğumasını direk banyo suyundan anlıyorum. Şu aralar su deli soğuk ve yazdan beri hiç bu kadar zorlanmamıştım. ;) ancak su ne kadar soğuk olursa duştan hemen sonra ki meditatif etki o kadar artıyor sanki. Uzun vadede etkisi nedir bilmiyorum ama boyle hoş bir pozitif etki deneyimliyorum. Bir şey daha, şu ana kadar gittiğim şehirlerde suların etkileri de farklı oluyor sanki. Ve maalesef en az pozitif etki istanbulda. Sular yoğun şekilde klor kokuyor. Elbette son değerlendirmemin tamamen kişisel olması kuvvetle muhtemeldir.
 

bozadi

#55
Foruma hoşgeldin Turuk.

Bahsettiğin celseden veya celselerden örnek verir misin?

isiklidusler

#56
Alıntı YapBu celselerde adı geçen V kim biliyor musunuz arkadaşlar ? Yeni yeni takip etmeye başladım da onu pek anlayabilmiş değilim :) sanırım en güçlüsü aralarında v ama sanki onlarla arasında bir kopukluk varmış gibi o olursa dahada çok mu güçleneceklermiş gibi. yanlış mı anlamışım yoksa

hoşgeldiniz;
(V) bi grup üyesi ya da katılımcı (celse katılımcısı yada tanıdık-Laura ve ekip için) olmalı ama siz güçlü reiki yeteneği olduğu vb. gibi bi amaçla mı/düşünceyle mi soruyorsunuz? anlamadım; ya da neden, ne amaçla;

sanırım celseleri okursanız/okumaya devam ederseniz aydınlanacaktır;

yani tüm bunlar-katılımlı-(katılımcı) grup etkileşimi ve grup dinamiği-
birlikte yapılan bir iş ve birlikte yapılan bir kanallama; ya da kanallama oturumu-celsesi verisi;
grup katılımcıları; oturum katılımları ve celseler katılanlar-ziyaretçiler ve konuklar oluyor; olabiliyor; İsimler ve kimlikler-kişiler değişebiliyor ve bunun gibi bi çok isim-baş harf ve kısaltma var;
Ya da benzer kişisel sorular ve etkileşimler; de var,

 sanırım sevgili bozadi bir açıklama yapabilir bu konu da; Ama belki de sorunuzu biraz açmalısınız;
 

isiklidusler

#57
Turuk bence okumaya devam; celseler birbirine bağlı; kopuk gibi ya da birbirini tamamlıyor ilerledikçe; Okudukça ve okudukça anlamlanıyor yada birleşiyor bazı şeyler;
Ya da daha fazla ve geniş yorumlamak için daha fazla veri var ilerledikçe;
Çoğunluğunu okumadan ya da incelemeden yorumlar yapmak çok zor oluyor bazen,
 

bozadi

#58
Celselerin ilk yıllarında bazı celselere katılan V kısaltmalı şahıs, Violette adlı bir kadın (Laura'nın bazı makalelerindeki celse alıntılarında ismi o şekilde verilmiş). Soyadına rastlayamadım. Evet, görünüşe göre bu şahıs çok güçlü bir reiki yeteneğine ve başka bazı psişik yeteneklere sahip. Celselerin birinde Laura'ların ekibine bir "köstebek" olarak katıldığı ama sonradan bu durumu aştığı belirtilmişti. Yani kendisi bilinçli olarak farkına varmadan, üst seviye KH güçleri Violette adlı şahsı bir köstebek olarak kullanmış ama Laura ve ekibi yoluyla, celseler yoluyla deneyimlediği bilinç artışı yoluyla köstebeklik programlamasını kırmış bir şekilde bilinçaltında. Laura'nın psişik tedavisine katkısı olmuş gibi görünüyor ve celselerin frekansını da bir parça yükseltmiş olabilir. Söz konusu kadın celselere katılmaktan ne zaman vazgeçti ve ne şekilde vazgeçti, hatırlamıyorum; bu konuda bir bilgi verilip verilmediğini de hatırlamıyorum. Bir incelemek gerek. Açıklayıcı birşeye rastlarsam paylaşacağım.

"Çoban" örneği, bu başlık altında, önceki sayfada yürütülen bir tartışma sürecinde sevgili Küçük Ağaç'ın verdiği bir örnekti. Dünya üzerindeki temel meselenin iyilik (pozitiflik) veya kötülük (negatiflik) yönünde örgütlenmeyi gerektirdiğine dair bir iddiama ilişkindi. Küçük Ağaç, "Madem dünyadaki temel mesele veya yapılması gereken şey bu, dağın başında tek başına, yalıtık bir hayat yaşayan bir çobanın bu süreçle nasıl bir bağlantısı var?" gibi bir soru sormuştu ve ben de söz konusu pozitif-negatif kutuplaşma deneyiminin tek bir enkarnasyonda, yani tek bir yaşam içinde gerçekleşmeyeceğini, diğer insanlardan o kadar kopuk bir yaşamın, özel nedenleri olan istisnai bir yaşam biçimi olduğunu söyledim. Benim inandığım varoluş nizamı bu. Temel aldığımız bilgi kaynakları da bu paralelde bilgiler sunuyor. Herkes aynı şeye inanmak zorunda değil elbette.

Yani sonuçta insan güçlü bir sosyalleşme eğilimi olan bir varlık. İnsanlığın çektiği en büyük sorunlar, onun KH (negativite) ile BH (pozitivite) arasındaki seçimde çok zorlanmasıyla bağlantılı. Bu seçim yapıldıkça, güçlendikçe, bu kadar çok belirsizlik, sürümceme ve işkence olmayacak. Sorulara, yorumlara, eleştirilere göre açıklamalarımı, görüşlerimi derinleştirebilirim.

believer planet

#59
foruma hoşgeldin turuk

bu insanlara ulaşabilmen  elbette  mümkün kendilerini gizleyen yada gizemliyi oynayan kişiler değiller.
en basiti facebook dan twitter dan bulabilirsin.
hatta ilginçtir lauranın twitterda  beni takibe aldığını da yeni farkettim :)
sanırım nickimden dolayı.
eğer ingilizce biliyor olsaydım bikaç sorumda olurdu kendisine malesef yabancı dilim yok
sadece bu forumda değil bir çok sosyal paylaşımda da kendisini takip ederim ve paylaştıklarını arkadaşlara çevirtip  anlamaya çalışıyorum.
tabi böyle birşey her zaman mümkün olmuyor. birçok arkadaşım da onu takip etmeye başladı ilgilerini çekti:)
bu arada bol bol oku ve farklı yönleri birleştir turuk.
hepimiz gerçeği arıyoruz ve hiç birimiz herşeyi kesin biliyor değiliz.
bu forumun derinliklerinde bir çok konunun binlerce boyutu da tartışıldı,  oralardan da beslenmeni tavsiye ederim.
herşey mümkün