Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Sorular Kapıları Aralar

Başlatan Tiversonus, 04 Nisan 2009, 17:18:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Pınar

#135
hahahahah!Bende de oluyor bu ki! Bekleyip yeniden deniyorum açılıyor.:) İlahi Tiversonus yaa! Az önce elektrik süpürgesi devrildi, söyleyin bana onu kim devirdi!hahahahahah! Kabloyu zorlayınca devrildi işte, hepsi bu kadar!hahahahahahhaah! Bu gülme çok iyi geldi, günümü aydınlattın, sağol varol!:)

Bak sonradan aklıma gldi.Bizim pc 4 kişilik.3 kişide şakır şakır çalışır, bir kişi geçince kasılır, tutulur, inler.:)) Böyle birşey olmasın, topraklanmanı öneriyorum.hahahahahaha!
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#136
Pınar bişi yaratta beni tam istediğin tipe çevir anam:))))
Bak özgür irademle izinde veriyorum: Pınar beni eşeğe de çevirse izin veriyorummmm ne ye isterseeee aminnn:)))

Pınar

#137
hahahahahahahahah! Niyee? Anlamadım, neden benim çevireceğim bir şeye dönüşmek istiyorsun. hahahahhahha! Bugün senden iyi çekiç olur haa, tek vuruşta çiviyi olduğu yere mıhlarsın!:))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#138
Yok ya bakalim herşeyi yaratabiliyor musun diye deney yapıyordum:)))

Pınar

#139
:)) Şiddetle topraklanmanı öneriyorum dostum.
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#140
Tamam, büroda ayakkabılarımı çıkarıyorum ve çoraplarımı hemen, vallahi dostları dediği tutulmalı ve hatta eve de ayakkalın gitsem mi acaba:))

Tiversonus

#141
Sanırım Dünya'nın manyetiklerindeki dalgalanmalar ve süpernova patlamasının uzun vadeli etkileri biz daha duyarlı spiritüelleri etkiliyor. Başka bir ifade ile dördünyü yoğunluk sızıntılarını enerjisel olarak daha fazla hissediyoruz. Doğal olan bu sürecin farkındalığına ise bir süre sonra gelebiliyoruz. Herşey doğal sürecinde ilerliyor. Bu nedenle yaşama şükürler olsun diyor ve dengelenme için nefes egzersizleri ve topraklanma imgelemeleri yapmalıyız diyorum. Nereden biliyorsun diyorsanız, sadece gülüyorum:))

Alemtac

#142
Çok mutlu oldum :)) teşekkürler Sevgili Tiversonus.
 

Tiversonus

#143
İzmir'in üzümleri de iyidir yani, şimdi İzmir köy düğününde olacan, Giritli kardeşlerimiz sirkeleri getirecekler ve biz onları salataya dökeceğiz:))) Hmm ya bu film senaryosu yanlış oldu galiba:)))

Tiversonus

#144
Sorular, evet sorular zihnin bir yöne doğru odaklanmasını sağlarlar. Bu odaklanma, daha doğrusu sorgulama ile cevaplara ulaşırız. ANvcak ulaştığımız her cevap bizleri mutlu eder mi? Dağa doğrusu mutluluk nedir? Sanal bir dünya yaratıp, sorgusuz sualsiz sanal bir mutluluk yaratmak varken neden gerçeklerin, acıtan, can yakan gerçeklerin peşinde koşar bazı insanlar? İşte o gerçeğin peşinde koşan bazı insanlardan biriyim ben! Gerçek bir deniz ise insan bu denizde neden boğulmak ister? Aklıma gelen tek kavram, özgürlük, acıda olsa, can yakıcı da olsa özgürlük!!! Özgür müyüz, sanmıyorum, ne sanmaması tam tersi hiç özgür değiliz...Akıl/Beden/Ruh üçlemi, bedeni doyurmak kolay, diğerlerine göre, yedirirsin, ısıya göre giydirisin, eve sıcak-soğuk klima takarsın, onun ihtiyaçlar bir şekilde karşılanır...Zorda olsa ihtiyaçları bellidir bedenin...Evet sorum şu:

"AKIL ve RUH un ihtiyaçları nelerdir?"

Tiversonus

#145
Aklı tamamen dışlayan felsefi akımlar, kanımca bir çelişki içerisindedirler. Şöyleki felsefe akıl işidir. Yani bir izahın yapılması dahi aklın kullanıldığının göstergesidir. Hakkında kitap yazılan ruh, sözkonusu bir akıl işlevinin devrede olduğu bir süreçle anlatılabilinir. Bir yandan izah edilenin içeriği ve bir yandan da izah edilirken kullanılan metodun çelişkisi ortaya çıkar. Kanımca günlük hayatımızda işlerliği olan ve elbette insanları yüksel bir farkındalığa götürebilecek öneriler dışındaki "çelişkili" öneriler; zarar verici, oyalayıcı, enerji çalan ütopik şeylerden öteye geçemez. Bu ise insanlara faydadan çok zarar veren bir sürece dahi yol açabilir. Düşünün ki, yaşamın günlük 24 saatini planlayacak bir akış, yapılacaklar sırası verilse -ki bu bile aklın kullanılmasını gerektirir- (aklı dışlayanlar için) nasıl bir yaşam şekli ortaya çıkardır. İşte bunun pratikliği ve uygulanabilirliği üzerinde herkesi düşünmeye davet ediyorum. 24 saatte kaç dakika meditadif halde kalınması önerilebilir bir insana, saatler önerilse dahi ne kadar uygulanabilir. Düşünün sufi saatlerce ve hatta günün tamamında dönüyor veya tam gün vecd halinde(!). Aslında kafakarışıklığı yaratan ve uygulanmaması -ki imkansızdır akılsız yaşamak- ile de insanları mutsuzluğa düşürecek bir tuzak görevi yapar.

Kanımca dengeli bir akıl/beden/ruh birliği daha kullanuşlı ve pratik olur, öyle olmasa idi ne gereği vardı ki aklın:)))

Bunları neden paylaşıyorum? Elbette ben kendimce doğru bulduğumu yapıyorum, ancak ortadaki tuzak gibi öğretileri ortaya koyarak, bunların zararları hakkında katalizör bilgileri paylaşarak, zarar görmesini istemediğim insanlara hizmet ediyorum. Hatta çeşitli türlü eleştirilere aldırmadan.

Alemtac

#146
Sevgili dostum bende size daha önce yazmış olduğum yazımla katılıyorum :) Kendi içimde verdiğim mucadelenin komik açıklaması :)

Mesajın Eklenme Tarihi - 09/05/2009 :  10:54:17         
--------------------------------------------------------------------------------
 
Sahip olduğumuz tüm elemanların bir bütün olduğu idrakine vardiğimiz an...beden/ruh/zihin. Onları ayri parçalar halinde görüyordum. Bedenim, zavallı bedenim...ne çok katlandi ruhuma ve zihnimin oyunlarına. Ruhum ayırmak istedi zihnimi, zarar veren zihindi, ruhumca...zihin, ayırmak istedi ruhumu...nasılsa yeterince zarar görmüştü beden, sebebiyse ruhumdu...epey bir mücadele ettiler kendi aralarında. Zihin neredeyse galip geliyordu da. Bedenim bir kalıp, düşünemez, yaratamaz. Ruhum binlerce yıllık tecrübesiyle, kapatıverdi zihnimi, ben tek başıma ayakta tutarım bu bedeni diyerek. Ruh/beden, zihinsiz olarak...3. boyutta :)) boşlukta gibi...uçuyor muyum ne ? :)) Sonunda karar verdi, ruhum ve zihnim, hiç olmazsa 5. boyuta kadar beraber olmaya...hala geçinemiyorlar :) Bunu yazan mı kim ? ruh ve zihin, bedenin ellerinden :))
 

Tiversonus

#147
Ah keşke saf bir vecd, esrime halinde kalabilsem ve aslında evrende oktavlar kanununa göre hareket devamlı artmaz, yani bir geri iki ileri veya çan eyrisi çizen bir grafk gibi, bir ses frekansı gibi tepe ve dip noktalar vardır. Dağa doğrusu bir spiral ve spiralin içinde de düşüşler bir sıçrama tabanı oluştururlar...İşte alaka şu Ruhsal sıkıntılar, ateşler, v.s gibi düşüşlerimiz de olacak ve bu çok doğal:)) Evet bunu okumuştum ve anlamını bilmeden de okumamıştım, bilgi üzerinde derin düşünceye girmiş, bilginin ağacın köklerine varması gibi zihnimin derinliklerinden bedene(genetik) ve oradan da ruhuma dokunmasına izin vermiştim:))

rinda

#148
Sayın Tiversonus,

bu yakarıdaki yazınız bana yıllar önce birinin benim için söylediklerini hatırlattı... Bir gün Sultanahmette bir işi halletmek için bir yere gitmiştim ve dönerken arkadaşlardan biri dükkanın önüne çıkmış ve beni görmüş ve bana benim için şöyle bir tanımlama yapmıştı "öyle bir yürüyorsun ki sanki karmaşanının içindeki dinginlik gibisin" demişti. Çok utanmıştım ama içten içe yürüdüğüm yolda doğru (benim için belirlenmiş doğru) sokakta olduğumu anlamış içten içe kendimle gurur duymuştum.

Saygılarımla
Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.

Tiversonus

#149
Sevgili rinda, aslında öyle bir kelime yazmışsınız ki, beni mahcup ettiniz: "saygılar". Yani ben şimdi yarın birgün bunu haketmek için veya kaybetmemek için çabaya girerim ve bu durum beni sınırlar:)) Yani cıvıklık/espri yapamam:)) Yinede sevginin bir türevi olarak kabul ediyor ve biliyorum ki; siz frekans ailemizdensiniz:)) Siz de de "Ple" kelimesi bir karşılık buluyor, bildiğim bu:))

Sevgiler