Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kur’an'da 19 Sistemi & Rashad Khalifa

Başlatan kerem, 02 Kasım 2021, 03:16:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Qui-gon jinn

#15
Öyle tabii ki, katılıyorum.

Dionysos

#16
Merhaba

Kuran'ın nasıl yazıldığını bilmiyorum ama ilk izlenim onun Tevrat Sümer gibi aktarımların birleşimi olduğu..

19 gibi bir sistem var mı yok mu? Bu saatten sonra varsa da yoksa da tartışmak bizim için zaman kaybı olmalı çünkü Kasyopya okuduk ve kaynak olarak Kuran bizim için artık İbrahimi monoteizmin uzantısı ve kulluk, kölelik, teslimiyet fetih ve savaştan bahseden/beslenen ilkel karanlık ve vahşi bir din, bilgi ya da öğreti sistemini vurguluyor. Ne olduğunun önemi yok.

Kuranda bir sistem mucize vs bile olsaydı eminimn bu saatten sonra arkasında 4KH manipülasyonu arardık

Sevgiler
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

kerem

Arayabilirsin tabii ki fakat beni tatmin etmiyo bu teoriler.

bozadi

#18
"Üç büyük din" başta olmak üzere genel olarak dinlerin evrensel denebilecek "ahlak" ilkeleriyle ilgili ciddi bir sorunu var gibi görünüyor, daha önce başka başlıklarda da değinmeye çalıştığım gibi. Apaçık, dosdoğru, evrensel ahlak (iyilik, doğruluk, adalet, kardeşlik, birlik) ilkelerini savunmak, insanları temelde sadece buna teşvik etmek yerine, aşırı dengesiz ölçüde "şekilsel" denebilecek şeylerin savunusu üzerinden, epeyce negatiflik (düşmanlık, yıkıcılık, fetih, istila) yüküyle dolu bir iddialar ve tavsiyeler bütününü "hayatımızın öğretisi" olarak benimsemek pek kolay değil; özellikle böyle bir forumda temel alınan spiritüel kaynaklar, inançlar, görüşler bakımından.

Tüm bu belirsizlikleri, kararsızlıkları, tatminsizlikleri yaşadığın halde Ra'nın öğretisinin sana sezgisel olarak daha "doğru" geliyor olmasının başlıca nedeni, yapılan açıklamaların evrensel / doğal "ahlak" ölçütlerine uygunluğunu seziyor ve buna ilgi duyuyor olman, bence. Ama insan "toplumsal" bir varlık ve evrensel / varoluşsal hakikate çok daha yakın olduğunu seziyor olmana rağmen, tamamen veya büyük ölçüde tek başına uyman gerekebilecek olan bir öğreti (bilgiler ve tavsiyeler sistemi) yerine, toplumun genelinin kabul ettiği veya ediyor gibi göründüğü ve saygı duyduğun pek çok tanınmış kişi tarafından da savunulan bir öğretiyi benimsemek çok daha çekici gelebilir, doğal olarak. Ra Bilgilerini genel itibariyle seven, benimseyen kişiler arasında birçok Müslüman da vardır. Bir şekilde iki öğretiyi (eğer ikisine de "öğreti" denebilirse) harmanlıyorlar. Aslında bu "harmanlama" işini pek çok farklı (ve "uyumlulukları" tartışma konusu) dini ve siyasi ideolojiler arasında yapan "çok" birey var. Bunun "kaçınılmaz" bir yönü var sanırım, bu şartlarda. Pek çok insan pek çok "çelişkiyi" görmezden geliyor, gelmek zorunda kalıyor, bir şekilde açıklamaya çalışıyor, açıkladığını iddia edenlerin görüşlerini savunuyor. Bu biraz "günü kurtarma" yaklaşımı gibi geliyor bana ama çoğunluk için gayet doğal ve hatta zorunlu bir yönü de var gibi. Topluma, çevreye, mahalleye uyum sağlamak, belirli bir kimliğin ve aidiyet bağlarının konforunu ve imkanlarını kullanabilmek için insan çelişkilerle dolu pek çok şeyi benimseyebilir ve/veya benimsiyor gibi görünebilir.

Mesele nihai olarak evrensel "ahlak" ölçütlerine göre çözümlenebilir ancak. Ki bu K'ların "hayat dindir" dediği şey aslında. Hayatın kendisi dindir. Bu dinin adının "ahlak" olduğu söylenebilir bence. Din dediğimiz yapılar, en çok vurguladıkları şeyler bakımından çok büyük ölçüde "kültürel" yapılardır, "ahlaksal" değil. Daha önce de dikkat çekmeye çalıştığım gibi "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" adı bile dinlerin "kültür" vurgusunu, ahlakın dinden "ayrıştırılmasını" itiraf eder nitelikte biraz. Hakikatte asıl (tek) din "ahlaktır", öz ahlaktır. Kültür çok büyük oranda şekilseldir, kabuktur, ambalajdır. Ama özellikle "üç büyük din" önem bakımından ambalajı içeriğin önüne geçirme konusunda olağanüstü efor harcayageldi gibi görünüyor. "Ahlak" kavramı "din" kavramı yanında ikincil birşey gibi duruyor. Dinin kültürel, şekilsel emir veya tavsiyelerine uyum, ahlaki emir veya tavsiyelere ("pozitif" nitelikte olanlar; bunlardan ne kadar varsa artık) uyumdan daha önemliymiş gibi bir durum ortaya çıkıyor, ki bu da örtülü bir biçimde ahlakın sabote edilmekte olduğuna işaret ediyor.

Deizmin popülerliğinin artışı ve belirli bir dine mensup görünen kişilerin bile epeyce bir kısmının aslında "dindar"dan ziyade "deist" denebilecek bir durumda olmasının başlıca nedenlerinden biri budur sanırım.

bozadi

#19
Spiritüel olanlar da dahil olmak üzere insanların genelinin "ahlak" sözcüğünü veya vurgusunu genellikle biraz "rahatsız edici" bulması da dinsel ve/veya siyasi ideolojierin çok büyük ölçüde "şekilci" olan tavırlarının benimsenmesine yardımcı oluyor sanki.

Ahlak kavramının biraz rahatsız edici bir tınıya sahip olmasının başlıca nedenlerinden biri hiçbirimizin ahlakının mükemmel veya hatta mükemmele çok yakın bile olmamasıdır.

Ahlak kavramının çok "yargılayıcı" bir tınısı var sanki. Halbuki bu forumda esas alınan kaynakların böyle yargılayıcı bir ahlaki dayatması yok. Örneğin K'lar "hepiniz KH'siniz" diyor. Ra'da da buna paralel bir mana ihtiva ettiğini düşündüğüm şu açıklama var:

Alıntı YapEklenti:

SORU: Anladığıma göre, bir bireyin üçüncü yoğunluk derecesinden dördüncü yoğunluk derecesine geçebilmesi için Bir'in Yasası'nı idrak etmesi şart değildir. Doğru mu?

RA: Bir varlığın hasat edilebilmesi için, bilinçli olarak anlamadığını idrak etmesi kesinlikle gereklidir. İdrak, bu yoğunluk derecesine ait bir olay değildir.

SORU: Bu çok önemli bir nokta. Ben yanlış sözcüğü kullandım. Benim söylemek istediğim, bir varlığın, üçüncü yoğunluk derecesinden, dördüncü yoğunluk derecesine geçebilmesi için, Bir'in Yasası'nı bilinçli olarak fark etmesinin şart olmadığı idi.

RA: Söylediğiniz doğrudur.

Ra'dan alıntıladığım bu beyanları, yukarıda değindiğim konu bağlamında şöyle yorumluyorum: Ahlak dininin (hakikat dininin, ışık dininin, sevgi dininin) mensubu olmak için mükemmel ahlaklı olmanız gerekmiyor, ahlakınızın mükemmel olmadığının farkında olup o yolda (ahlakını mükemmelleştirme yolunda) ilerlemeye samimiyetle niyet ve çaba göstermeniz gerekiyor.


kerem

#20
Söylediklerine genel olarak katılıyorum Bozadi fakat bir dini inancı benimsemeye çok iştahım yok açıkçası,yani bu konuyu forumda açmamda böyle bir motivasyon yoktu. Hatta tam tersi geçerli,meseleden bir nevi kurtulmak niyetiyle bu konuyu açtım:)

bozadi

#21
"19'culuktan" kurtulmaya çalışıyorsun ama çok ikna edici bazı argümanları olduğunu düşündüğün için etkisinden kurtulamıyorsun sanırım. Aslında burada 19'culuğun iddiaları üzerinde yoğunlaşsak, iddia edildiği gibi bir "mucizenin" olmadığına dair epeyce bulguya ulaşabilirmişiz gibi bir algım var ama buna girişmek için çok motivasyon hissetmiyorum açıkçası. Kuran'da birkaç kritik sözcüğün veya surelerin/ayetlerin sayısının 19'un çarpanları olması bana "mucize" gibi görünmüyor ama sen işin bir de çok ikna edici görünen "kehanet" boyutu olduğunu söylüyorsun. Kehanet olsun, olmasın, sana en ikna edici gelen hususlardan paylaşmak istediğin, tartışılmasını istediğin birşey varsa tartışabiliriz.

Daha önce de belirttiğim gibi ben aslında şimdiye kadar 19'cularla ilgili ciddi bir olumsuzluğa rastlamadım, fazla araştırmamış olsam da. Ama örneğin onlarla ciddi fikir çatışmalarına giren Yakup Deniz'in çabalarında da kötülük görmüyorum. Çatışmalı tarafların tümünün ciddi bir alıcı/dinleyici kitlesi var muhtemelen ve taraflardan biri %100 haklı, diğeri %100 haksız, biri iyi, diğeri kötü olmayabilir. İki taraf da kendi kitlesi içinde az çok pozitif sayılabilecek bir eğilimi desteklemeye çalışıyor olabilir aynı anda.

fidelista

#22
Kuran'ın içinde birçok pozitif bilgi var bunların başında tek tanrıdan bahsetmesi ama bir çok negatif yıkıcı bilgilerde var,bunlsrı ayrıntıları ile inceleyen bir çok araştırmacı var üstelik arapça biliyorlar bazıları eski din adamları akıl ve mantık süzgecinden geçiriyorlar öldürülen Turan Dursan gibi,Kuran en iyi ihtimalle bile karışık bir mesaj,tamamen insan üretimi bile olabilir,orada insanlara selenen Tanrı bana uymazsanız sonsuz dek sizleri ateşte yakacağım diyor bunu bu devirde aklı başında poziitf kimse kabul etmez,kin ve şiddet dolu söylemler var,ayrımcılık var ,var oğlu var,asrı saadet dedikleri devirde dönen entrikaların haddi hesabı yok dört halifeden üçü öldürülmüş bazılarına göre dördü,barış hoşgörü ve sevgi dini deniyor ama göremiyoruz İslam tarihi kılıç ve savaşla kanla dolu ,güç kontrol korkutma ve yayılmacılık var.
Türkler Anadolumuzun insanları hep pozitif yana odaklanarak bundan nispeten pozitif yönde sonuçlar çıkarmışlardı.Bozadi'nin dediği gibi isteyen bundan pozitife doğru kutuplaşabilir ama bütünüyle kabul edilebilecek bir durumda değil.Bir harfini reddersen bile kafir oluyorsun zaten o zaman negatif şeyleride kabul etmeye zorlanıyorsun.pozitif şeylerin ardında negatif şeyleri kabule ,halkımız tam bilmediği için kendini nispeten koruyabilmiş,derinlemesine analiz edip radikal olarak yaklaşırsan Taliban gibi olmaya itilirsin.Büyük ihtimalle içine negatif kutup sızmış.Halkımız isteğe dayalı düşünme benzeri yarı sanal bir kutsallık yüklemiş durumda bilseler belki böyle olmayacaktı.namaz kılan oruç tutan kurban kesn bir çok temiz vatandaşımız var bu kişiler dini yüreklerindeki pozitifliğin iyiliğin bir nesnesi olarak görmekteler,böyle kişilerede saygı ve sevgi duymak lazım,diğer yanda güç peşinde hırsla dincilik yapan ayrıştıran kin ve nefret kusan yobaz takımda var maalesef.
Bugün dini eleştirmeye kalkanları ölümle tehdit edip üzerine çullanıyorlar hatta öldürüyorlar,çünki bunun altyapısın oradan alıyorlar .Muhiddini Arabi "arif için din olmaz" lafını belki bir seviyeye gelince farkedip söyledi.

Pozitif yönde kutuplaşmak isteyen varlıklar için tartışma götürmeyecek yasalar bellidir,varoluşun birliği,sevgi,özgür irade ve sonuçta başkalarına hizmet ,bunlar her saniye göz önünde tutulmalı ,bu durumda sapıtma olmaz yada doğru yolda ilerlenir (BH iseniz).Herhangi bir çelişkili negatif kitap yada mesajda yada öğretide ayrıntılardada olsa bunlarla çelişen bir şey görünce bırakmak lazım.Bu on bin sayfalık bir kitabın arasında gizlenmiş küçücük bir cümeldede olsa virüs gibi insanı mahvedebilir uyanık olmak lazım. Ra nın deyişiyle pozitifliği taklit etmeye çalışan bir çok şahte yada karışık mesaj ortalıkta.

Kasyopya bilgileri bile benim için bir çok çelişki ve şüpheli durumlar var(örnek yirmi yıla yakın İsa dan bahsedip hemde ayrıntılı şekilde sonra yok öyle bir kişi yaşamadı sen kendin inanıyordun demeleri ,İsa varolmuş olmasa bile bunca yıl söylenen her cümleyi şüpheli hale getirir,bundan iki yıl sonra Laura aslında İsa var sen inançsız bir dönemden geçiyordun demeyeceklerinin garantisi yok bu yol açık) ama bir açıdan değerli buluyorum,Kuran'ada böyle yaklaşmalı.

Enerjinizi bir gruba inanca tamamen yatırmayın ,yasalar bellidir.
Sadece bilgi edinmek,öğrenmek,biriktirmek te yeterli değil bu bilgileri günlük hayatta yaşamak gerek.

kerem

#23
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


"19'culuktan" kurtulmaya çalışıyorsun ama çok ikna edici bazı argümanları olduğunu düşündüğün için etkisinden kurtulamıyorsun sanırım. Aslında burada 19'culuğun iddiaları üzerinde yoğunlaşsak, iddia edildiği gibi bir "mucizenin" olmadığına dair epeyce bulguya ulaşabilirmişiz gibi bir algım var ama buna girişmek için çok motivasyon hissetmiyorum açıkçası. Kuran'da birkaç kritik sözcüğün veya surelerin/ayetlerin sayısının 19'un çarpanları olması bana "mucize" gibi görünmüyor ama sen işin bir de çok ikna edici görünen "kehanet" boyutu olduğunu söylüyorsun. Kehanet olsun, olmasın, sana en ikna edici gelen hususlardan paylaşmak istediğin, tartışılmasını istediğin birşey varsa tartışabiliriz.

Daha önce de belirttiğim gibi ben aslında şimdiye kadar 19'cularla ilgili ciddi bir olumsuzluğa rastlamadım, fazla araştırmamış olsam da. Ama örneğin onlarla ciddi fikir çatışmalarına giren Yakup Deniz'in çabalarında da kötülük görmüyorum. Çatışmalı tarafların tümünün ciddi bir alıcı/dinleyici kitlesi var muhtemelen ve taraflardan biri %100 haklı, diğeri %100 haksız, biri iyi, diğeri kötü olmayabilir. İki taraf da kendi kitlesi içinde az çok pozitif sayılabilecek bir eğilimi desteklemeye çalışıyor olabilir aynı anda.




19'culuk diye bir şey olduğunu düşünmüyorum,üstelik mesele rastgele seçilen harf ya da kelimelerin 19'un katı olmasından ibaret değil. Ortada tutarlı bir sistem var ve örneğin belirli harfleri belirli oranlarda kullanarak bir söz yazmak göründüğü kadar kolay bir iş değil, 40-47.ci surelerdeki ha-mim harfleri tablosuna bakabilirsin iyi bir örnek olarak;

https://youtu.be/EtusYIMyW5k

bozadi

#24
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

19'culuk diye bir şey olduğunu düşünmüyorum,üstelik mesele rastgele seçilen harf ya da kelimelerin 19'un katı olmasından ibaret değil. Ortada tutarlı bir sistem var ve örneğin belirli harfleri belirli oranlarda kullanarak bir söz yazmak göründüğü kadar kolay bir iş değil, 40-47.ci surelerdeki ha-mim harfleri tablosuna bakabilirsin iyi bir örnek olarak;

https://youtu.be/EtusYIMyW5k
Güzel, ilginç ama "kesin ikna" için çok yetersiz. Kuran'da "19 sistemi" diye birşey varsa bile bu bize neyi gösterir? Kuran metninin Allah'tan veya bir şekilde insanüstü veya yüce veya çok çok zeki bir kaynaktan geldiğini ve uyulması gerektiğini mi? 19 sisteminin keşfine devam ederek Kuran'ın evrensel ahlak ilkelerine şu anda göründüğünden çok daha uygun veya bir şekilde insanlığa (en azından Kuran'a uyanlara) büyük faydalar sağlayacağını mı? 19'cuların (evet, bence "19'culuk" çok yanlış bir ifade sayılmaz, en azından hakaret değil sanırım ve kısa ifade için gerekli görüyorum şu an için) nihai mesajı ve amacı nedir?

19 sisteminin keşfi tam olarak bitmeden Reşad Halife öldürüldüğü için, bu sistemin keşfinin devam edip belki de şimdiye kadarkilerden çok daha büyük keşifler yapılabileceği mi düşünülüyor? Yani hala keşif bekleyen bir bilmece/bulmaca/gizem meselesi mi var Kuran'la ilgili?

kerem

#25
Kur'andaki 74.cü surede üstü örtük bir biçimde 19 sayısından bahsediliyor ve bu sayının "inananların imanını arttıracağından" bahsediliyor.Yani kur'an açısından bu sistemin tasarlanma amacı bu; inananların imanını arttırmak,şüphe edenlerin şüphesini gidermek.
"19'cular"ın nihai bir amacı yok,İslam inancının ana metninin ilahi bir kaynaktan geldiğine güvenleri artıyor kur'anın dediği gibi,tek fonksiyonu bu..
Velhasıl Kur'anı kim ya da ne tasarladıysa tarihin belirli bir döneminde(20.yyda) bu sistemi açığa çıkarmayı hedeflemiş ve bunun için de bir elçi seçmiş kendine(Reşad). Bu kaynak bir'in yasasındaki gezegen gardiyanı Yahweh olabilir yahut tamamen bir KH varlığı olabilir-ki bu ihtimal beni pek tatmin etmiyor-veyahut Kur'anın tanımladığı gibi her şeyin Yaratıcısı olabilir.Velhasıl asıl soru da bu zaten. Kur'anın kaynağı tam olarak ne idi,kim idi? Bu forumun bilgi kaynaklarına göre bu konu nasıl bir çerçeveye oturtulabilir?

bozadi

#26
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Velhasıl asıl soru da bu zaten. Kur'anın kaynağı tam olarak ne idi,kim idi? Bu forumun bilgi kaynaklarına göre bu konu nasıl bir çerçeveye oturtulabilir?


Bu forumun bilgi kaynaklarında bu sorunun spesifik olarak yanıtlandığını hatırlamıyor, sanmıyorum; K'ların İslamı Yahudilik ve Hristiyanlığın problemli bir karışımı olarak ifade etmiş olması dışında. (Tabi Yahudilik ve Hristiyanlıkla ve bunların kitaplarıyla ilgili de pek çok problemli husus var.)

Ama daha önce bu konuda kendimiz dış bazı haber/iddia kaynaklarından alıntı yapıp tartışmıştık. Örneğin Kuran'la ve İslamla ilgili çeşitli hususlar, kuruluşun veya ortaya çıkışın iddia edildiği gibi Mekke-Medine'de değil, çok daha kuzeyde, Suriye-Filistin-Irak civarlarında, hatta belki kısmen bugünkü Türkiye topraklarıyla bağlantılı olarak (Harran, Sabiiler, Ay/Sin tapınağı vs) gerçekleştiğine işaret ediyor. Bu tartışmalardan bazılarını görmüşsündür. Dan Gibson'ın "Petra" belgeseli. Kuran'da üzerine yemin edilen bazı yiyeceklerin (örn. zeytin ve incir) Hicaz'dan ziyade Akdeniz'e kıyısı olan Filistin ve Suriye gibi yerleri çağrıştırması.

Kuran'ın Süryanice (Aramice) ile çok enteresan bir ilişkisi var gibi görünüyor ki bu da yine coğrafya olarak özellikle Suriye civarına işaret ediyor. Kuran'ın bazı içeriklerinin Süryani-Hristiyan metinlerinden alıntı olduğu iddiası var.

Ne kadar ciddidir bilmiyorum ama Kuran'ın aslında Arapça değil Süryanice veya Arapça-Süryanice karışımı bir metin olarak derlendiği, sonradan Arapçaya çevirisinin yapıldığı ve bu çeviri sürecinde kasıtlı veya kasıtsız epeyce hatalar meydana geldiği görüşü var. Belirsiz/gizemli görünen pek çok unsurun Süryanice değerlendirme yoluyla anlam kazanabildiği iddiası...

İslamın ilk ortaya çıkış sürecinde yeni bir din/kitap olarak değil, çeşitli "hanif din" mensupları arasında yavaş bir evrim geçirdikten sonra nihayetinde "Arapların yeni dini İslam" haline getirildiği şeklinde, çok da desteksiz görünmeyen görüşler var.

kerem

#27
Bir'in yasası kaynakları (ra ve q'uo)ya göre Yahweh ruhsal olarak daha güçlü varlıklar oluşturmak için genetik bir değişim yapıyordu.Kasyopya celselerine göre bu değişimi yapanlar kertenkele falan denilen negatif varlıklar sanırım. Yani bu genetik değişim mevzusunda bir çelişki var Kasyopyalılar ve Ra arasında.
Eğer Ra'nın önerdiği modelden gidersek Yahwe'nin din kurumunu daha da güçlendirmek için Kur'ana böyle bir sistem yerleştirdiğini ve bunu da "daha güçlü ruhsal işçiler yaratmak"amacıyla yaptığı düşünülebilir.
Q'uo"Yahweh,yarattığı tahribatı onarmak için hala çaba gösteriyor"tarzı bir şeyler söylemişti bir celsede. Ortadoğuda,Arap toplumu üzerinde,yahut bu inancı taşıyan dünyadaki toplumlar üzerinde belirli bir program yürütülüyor hala yani q'uo ya göre. Buralardan bi yerlerden ipuçları çıkabilir diye düşünüyorum bu konuya ışık tutabilecek..
Diğer yandan K celselerinde asal sayı,bazı sayılarla oynamak ve insanların kafasını karıştıran negatif varlıklardan bahsediyordu,müsait olunca o celselerden alıntı yapıcam. Fakat K celselerine çok sıcak bakmıyorum,bunun da başlıca sebebi Laura. Sağlıklı birisi olduğu izlenimi almadım hiç. L/L Researchtekiler aldıkları bilgiyi yaşayan insanlar,hepsinin yüzünden sevgi okunuyor;Carla,Jim,Austin.. Lauradan tam tersi bir izlenim edindim.BH eğilimli olduğunu düşünemiyorum pek.

bozadi

#28
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen kerem

Bir'in yasası kaynakları (ra ve q'uo)ya göre Yahweh ruhsal olarak daha güçlü varlıklar oluşturmak için genetik bir değişim yapıyordu.Kasyopya celselerine göre bu değişimi yapanlar kertenkele falan denilen negatif varlıklar sanırım. Yani bu genetik değişim mevzusunda bir çelişki var Kasyopyalılar ve Ra arasında.
Eğer Ra'nın önerdiği modelden gidersek Yahwe'nin din kurumunu daha da güçlendirmek için Kur'ana böyle bir sistem yerleştirdiğini ve bunu da "daha güçlü ruhsal işçiler yaratmak"amacıyla yaptığı düşünülebilir.
Q'uo"Yahweh,yarattığı tahribatı onarmak için hala çaba gösteriyor"tarzı bir şeyler söylemişti bir celsede. Ortadoğuda,Arap toplumu üzerinde,yahut bu inancı taşıyan dünyadaki toplumlar üzerinde belirli bir program yürütülüyor hala yani q'uo ya göre. Buralardan bi yerlerden ipuçları çıkabilir diye düşünüyorum bu konuya ışık tutabilecek..
Diğer yandan K celselerinde asal sayı,bazı sayılarla oynamak ve insanların kafasını karıştıran negatif varlıklardan bahsediyordu,müsait olunca o celselerden alıntı yapıcam. Fakat K celselerine çok sıcak bakmıyorum,bunun da başlıca sebebi Laura. Sağlıklı birisi olduğu izlenimi almadım hiç. L/L Researchtekiler aldıkları bilgiyi yaşayan insanlar,hepsinin yüzünden sevgi okunuyor;Carla,Jim,Austin.. Lauradan tam tersi bir izlenim edindim.BH eğilimli olduğunu düşünemiyorum pek.
Laura'yı, Kasyopya bilgilerini sevmek zorunda değilsin. Her zaman tartışmaya açık. Ben Laura'nın şahsından ziyade Kasyopya celselerinde verilen bilgilerle ilgileniyorum ve genel itibariyle bu bilgilere olağanüstü bir ilgi, sevgi, saygı duyuyorum. Bu bilgilerin ortaya konmasına, paylaşılmasına öncülük ettiği için de Laura'ya da müteşekkirim. Ra, Pleiades ve Kasyopya bilgileri benim için bir bütün oluşturuyor. Tabi ki her zaman tartışmaya açık konular.

Ra ve K bilgileri arasında temel hususlarda bence olağanüstü ilham verici bir uyum olmakla birlikte çoğunluğu ayrıntı denebilecek bazı hususlarda çeşitli uyumsuzluklar da var. Ra bilgilerinin kendi içinde çelişkili yönleri de var gibi görünüyor bana. Nitekim bu Yehova meselesinde Ra'nın anlattıkları oldukça karmaşık ve muhtemelen çelişkili görünüyor bana. Bu olası karmaşa ve çelişki durumları medyumun veya diğer grup elemanlarının inançsal eğilimlerden, komplekslerden kaynaklanıyor çok büyük olasılıkla.


kerem

#29
Yabancı bir forumda bu Yahweh çelişkisi üzerine bi konu açılmıştı. Aslında hiçbir çelişki yok Ra'nın anlattıklarında aksine çok tutarlı. Q'uo nun anlattıkları da bu görünürde olan çelişkiyi çok iyi açıklıyor. Bence LL Research'e göre Laura'nın önyargıları daha yoğun gibi geliyor,dolayısıyla aldığı mesajı Laura'nın da çarpıtma olasılığı yüksek.