Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 11 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#885
Teşekkürler Tgur.

Ruhların nasıl yaratıldığı konusu çok ilginç ve benim de merakımı celbeden ve kafamı karıştıran bir husus. K celselerinde konuyla ilgili bir açıklama olduğunu hatırlamıyorum. Newton'un anlattıkları belki de bu konuda elimizdeki en değerli açıklama.

Ruhların tekamülsel seviyeleriyle ilgili olarak Newton'da dikkatimi çeken hususlardan biri, temel olarak insan ruhlarının tekamül seviyeleriyle ilgileniyor olması ve mineral, bitki ve insan gibi farklı varlık türleri arasında evrimsel bir geçiş olmadığına inanıyor gibi görünmesi. Daha önce kısmen değinmiş olabilirim. Yanlış anlamıyorsam, Newton'a göre ruhlar mineralden bitkiye, bitkiden hayvana ve hayvandan insana doğru bir tekamül sergilemiyor. Hepsi kendi içinde kapalı birer kategori ve kategoriler arasında geçiş yok. Ruhların Kaderi'nden:

Alıntı Yap
Deneklerim her hayvanın kendine özgü belli bir zeki enerji düzeyine sahip olduklarını ve insan ruhlarının bu düzeyler arasında aşağı ya da yukarı hareket etmediklerini bildirmektedir. Bu enerji parçacıkları, şempanzelerde olduğu gibi karmaşık yaşam formlarıyla basit yapılar arasında değişiklik gösterir. Deneklerim tenasüh fikrini reddettikleri halde, belki de organik ve inorganik maddelerin tümü yeryüzünde titreşimsel enerji yaymakta ve muhtemelen birbirleriyle anlamlı bir şekilde ilişki kurmaktadırlar.

Ruh dünyasında çeşitli hayvanlarla bağlantı kurmuş olan danışanlarım bana bu hayvanların hepsinin gerçekten de bir çeşit ruh enerjisine sahip olduklarını söylemişlerdir. Bunlar insanların ruhlarına benzemez, ayrıca birbirinden de farklıdır. Ölümden sonra, bu hayvanların enerjisinin "insan ruhundan farklı kürelerde varoldukları" bildirilmiştir.


Newton görüşünü danışanlarının verdikleri bilgilere dayandırıyor ama bu hususta ciddi şekilde yanıldığını sanıyorum. Örneğin Ra ve Kasyopyalılar çok açık bir şekilde bu farklı kategoriler arasında, tabi ki giderek daha gelişmiş formlar yönünde tekamülsel dönüşümler olduğunu vurguluyor.

"Yeni yaratılan ruh" kavramıyla ilgili bilgim, algım, sezgim son derece az ve belirttiğim gibi Newton'un bu konuda yaptığı ve senin alıntıladığın açıklama muhtemelen bu konuda şu ana kadar sahip olduğum en iyi bilgi veya bilgi olasılıklarıdır, bu nedenle çok kıymet veriyorum ama teorik olarak yeni yaratılan ruhların tamamının veya büyük bir kısmının yolculuklarına "1. yoğunlukla" başlaması icap eder diye düşünüyorum. Doğrudan 2, 3, 4 veya sonraki yoğunluklarda bir ruh olarak var olmak veya var edilmek ne kadar mümkün ve anlamlı bilmiyorum ama "imkansız" gözüyle de bakmıyorum.

Örneğin Gri denen 4KH varlıklarının doğal, bağımsız birer varlık olmadıkları, robotik oldukları ve Kertişler tarafından yaratıldıkları ve onların "uzantısı" olarak faaliyet gösterdikleri belirtiliyordu celselerde. Ve yine, Grilerin çok az bir kısmının da olsa BH'ye geçiş yaptığına değinilmişti. Ve BH derken, 4BH'ye geçtikleri izlenimini ediniyorum her ne kadar bu konuda açık bir ifade geçtiğini hatırlamasam da. Eğer gerçekten öyleyse, yani 4KH'deyken BH'ye geçen Griler 4BH'ye geçiş yapıyorsa, bu durumda o Grilerin artık Kertişlerin uzantısı olmadığı, bağımsızlaşmış olması gerekir diye düşünüyorum. Bu durumda 4. yoğunlukta yeni bir ruh yaratılmış veya varolmuş olmuyor mu? Tabi BH'ye geçen Griler ne ölçüde "Gri" kalıyor, orası şüpheli sanırım. Enkarne hallerinde hala o Gri bedenlerini mi kullanıyorlar yoksa giderek "insanlaşıyorlar" mı? Kimbilir...

Yaratılıp belirli bir eğitimden sonra 1 ve 2. yoğunluğu hiç deneyimlemeden doğrudan 3y bir "insan" olarak bir gezegene enkarne olan varlık var mıdır, varsa bunun açıklaması nedir çok merak ediyorum. Ama sonuç olarak, ruhların yaratılış biçimi konusunda verdiği bilgilere şu an bir itirazım olmasa da, Newton'un yaratılan ruhların hayvan veya insan alemine uygun görülüp, hazırlanıp gönderildiği fikrinin ya tamamen, ya da en azından kısmen yanlış olduğunu sanıyorum.

Newton bu konuda yaygın Hristiyan teolojisinin etkisinde kalmış olabilir veya o teolojiyle çatışmak istememiş olabilir. Sanıyorum ki "üç büyük din" de, hayvan ruhlarının tekamülle zaman içinde insan seviyesine geçtiği yönünde bir bilgi veya inanç taşımıyor. Hatta sırf insana hizmet etmek için var edilmiş "geçici varlıklar" olarak tanımlanıyorlar.

Hem Newton'un hem de K'ların mozaik konusuna söylediklerine katılmamak mümkün değil sanırım. Varoluş küresinin sonsuz zenginliği, güzelliği.
 
Newton'dan alıntıladığın, "otobüs durağındaki kadın" hikayesi müthiş ilham verici geldi bana, teşekkürler.

Umarım bu ruhların yaratımı konusundaki merakımızı giderecek bilgileri edinir veya bunun için gerekli parçaları tespit eder birleştiririz.

Tgur

#886
Sağol Bozadi,

Ruhların 1 nci yoğunluktan itibaren gelişen bir var oluşta var olduklarına ben de inanırım bu insan dediğimiz bu formda yani fiziksel dünyadaki en tekamül etmiş olan insan formunun maddesel yapısında ve hatta zihinsel yapısının her bölümünde mevcut zihinsel yapısı dedim kafa karıştırmadan fiziğe bağlı bir yaşamdaki KH yapısının fiziğe tapan özelliği ile bu dünyanın ihtiva ettiklerine bağlı olması, ile izah edilir

"doğa benden ayrı değil ben oradan şekillendim"

Bu sebeple bulunduğumuz KH ortamının dışına doğru taşmaya doğru  zihin yapısı bahsi geçen ruh yapısının bambaşka bir yönünü doğurur ve insan denen bu ara yüzün diğer var oluşlara doğru yönelme  ve bir ile birleşmeye olan macerası,

Aldığımız celse bilgilerinde ve kitaplarda bu ruhun teşekkülü ve genel karakteri hakkında sağlam değil kopuk kopuk bilgiler alıyoruz ama biliyoruz ki 7Y her parçada mevcut ve işlevi onun vaz geçilmez durumu, o halde bizim ruh kavramımız bu doğrultudan hiç bir zaman kaymadı kaymayacak ,

Kitap ve celselerdeki ruh kavramı evvelce belirttiğimiz Newton alıntılarında ve şimdi tekrarlayacağım K. celselerinde insan formu üzerinde kümeleşmekte ben bunun Orion deney hareketindeki insan bazlı bir fenomeni asıl alan ve konuları bu yönden işlemeye ve geliştirmeye bağlı ve sadece bizim ilgilendiğimiz gurup için geçerli olduğunu sanıyorum ,yani oluşun başka safhalarında başka faaliyetler var ,durum onu gösteriyor ,

Bu tabiiki bizim biraz genişçe düşünmeye çalışarak ortaya çıkardığımız bir kanaat, netice,

Newtonun Kuluçka bölümüne dikkat ederseniz insan halinde işlenebilecek hale gelmiş tekamül etmiş bebek oluşumundan  bahsediliyor ve onların doğduğu kaynağın koyu mor ve tarif edilemez oldukları söyleniyor ,Newton o vaz geçilmesi zor monoteist anlayışla bunu tek kaynağa bağlama gayretinde olsa da verilen cevaplarda ve diğer denek çalışmalarında bunun böyle olmadığı adeta yüksek sesle belirtiliyor,

Maymundan tekamül,

------------------------------------------------
S:(L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu arzuladıktan sonra iziksel varoluş nasıl gerçekleşti?
C: Önce maymunumsuydu.
S:(L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu varlıklarla ne yaptılar?
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler.
S:(L) Neyin transferi?
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal'i kullandı.
S:(L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler.
S:(L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S:(L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim değişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.
-------------------------------------------------------------
(L) Evet, mikroevrimle bile yapılabilecek fazla şey yok. Birşeyi daha iyi hale getirebilir ama genellikle pek çok şeyi bozar. Bunu biraz daha netleştirmeye çalışacak olursak, belki de başlangıçta biri bu gezegende deney yapıyordu. Ve baktığında tek birşeyden veya tek türde birşeyden oluşan büyük çağlar olduğunu görüyorsun ve bir sonraki çağ biraz daha gelişmiş birşeyin çağı. Bir süre boyunca tüm gezegen belirli birşeyle kaplı ve sonra BUM! Tükeniş. Sonra bir süre gezegen başka birşeyle kaplı ve sonra BUM! Tükeniş. Her bir seviyede herşeyin kompleksliğinin ve çeşitliliğinin arttığını görebiliyorsun. Dolayısıyla evet, evrim izlenimi veriyor ve bir bakıma öyle: 4Y yaratıcıların/mühendislerin zihinlerinde evrim geçiriyor ve sürekli yeni şeyler deniyorlar. Ve evet, ortak ata görünümü var çünkü mühendisler işe yarayan birşey bulduklarında bu şablonu, hatta DNA'yı tekrar tekrar kullanıyorlar. Yani birileri birşeylerin nasıl yapıldığını öğreniyordu.Çılgınca deneyler yapıyordu! Sonra dediler ki, "Oo, bu işe yarar! Bunu şunun için kullanalım!" Hatırlayın, K'lar insanların bu gezegen üzerinde var olan herşeyin DNA açık büfe teşhirine öncülük etmekte olduğunu söylemişlerdi. Solucanlarda,sineklerde, balıklarda, maymunlarda vs. bulunan genleri taşıyoruz. Bu tür açıklamaları duyduğumda gerçekten çok üzülüyordum. Bu beni gerçekten iğrendiriyordu. Ama doğru. Pek çok başka familyayla ve türle pek çok genimiz ortak. Çünkü o parçalar bir şekilde işe yaradı ve istenen bazı işlevleri gördü ve 4Y mühendisler bunları tekrar tekrar kullandı, bazı şeyleri değiştirdi ama temel olarak DNA talimatlarının aynı olması gerekiyordu çünkü bu bir bilgi kodu.
(Joe) Biz bu gezegende pek çok girişimin, pek çok yaşam tekrarının ürünü olan en karmaşık organizmayız.
(L) Çünkü kurbağada bacak yapan kontrol genleri insanda da bacak oluşturuyor.Ama insan bacağını kurbağa bacağından farklı kılan başka şeyler de var ve burada mühendislik devreye giriyor. Talimatlar üzerinde ince ayarlar yapıyorlar.
(Chu) Iyy!! [kahkahalar]
(L) Üzgünüm Chu, ama doğru: Kurbağa bacakların var! [kahkahalar]
(Joe) İnsan ruhlarının, inkübasyon ve doğrudan DNA değişiklikleri meydana getirmek üzere Neandertal içine yerleştirildiğine dair birşey söylenmişti. Bu farklı.
(L) O biraz farklı çünkü burada daha bilinçli bir şeyden bahsediyorsun ve çok ileri bir aşamaya zaten varmış bir organizmadan bahsediyorsun. Dolayısıyla, o tür bir değişikliğin meydana getirilmesi işe yarayabilir. K'lar KH'nin yaklaşık 300 bin yıl önce yönetimi ele geçirdiğini söylemişti. O zamana kadar, şu anda bildiğimiz şekliyle başlıca tüm yaşam formu yaratım ve mühendislik işleri tamamlanmıştı.
Eğer sevgi yaratıcılığın gücüyse, 4KH bu yüzden yaratamıyor; tek yapabildikleri değiştirmek, müdahale etmek, bastırmak vb. Dünyamız gerçek manada Sevgiyle yaratılmış ve insanı hayretler içinde bırakacak kadar muhteşem.
(Scottie) Bu yine de bir tür mühendislik. "Süper köpek tipi bir ruh" alıp onu bir kurdun içine koyarsan belki de köpek olur.
(Joe) Soralım. Bu sadece insanlar için mi geçerli? Hayvanların içine konup onları değiştirebilecek bir ruh veya öz yok mu?
(L) Neandertallerle ilgili şey sadece insanlar için mi işe yarıyor yoksa hayvanlar için de işe yarayacak birşey mi?
C: Bazı durumlarda, evet.
S: (Artemis) Onları durdurmadan önce ne söylemek istiyorlardı? Birşey söylemek istiyorlardı. Öyleyse devam edin.
C: Nasıl düşünüleceğini öğrenmek, kaderin büyük bir parçası olageldi. Şimdi bunun belirli bir inançla birleştirilmesi gerekiyor. Subjektif arzulu düşünceye dayanan inanç entropiktir. Doğanın kesin bilgisine dayanan inanç güçlendiricidir.
Grubunuzda eksik olan şey buydu. Artık bunu değiştirmek için gerekli fırsata ve araçlara sahipsiniz.



Tgur

#887
DENGEYİ ANLAMAK

Denge için tekrar döneceğim demiştim,

--------------------------------------------------------
"S: (L) İsa'nın etrafındaki insanlarla olan etkileşimiyle ilgili yaptığınız yorumu açıklar mısınız?
C: Kişilerin faydalı enerjilerinin, pozitif veya negatif tarafa doğru dengesizleşmesinin deneyimlenmediği bir seviyeye eriştirilmesine yönelik kitlesel bir meditasyon biçimi."

------------------------------------------------------------
Her ne kadar İsa nın olmadığını öğrendiysek de başlangıç transkriptlerdeki bu alıntıyı denge nin önemini vurgulamak için aldım işin özünde kutuplara kayıp oralarda kümelenmemek gerek bu neyi sağlayacak, var oluş dediğimiz ve özelliklerini ruhsal manasal olarak öğrenmeye çalıştığımız olgudaki bilgilerde dolaşırken objektifliği yakalamak ve o raylar kulvarlar üzerinde sapmadan yürüyebilmeyi sağlamak o zaman hadiselerin özündeki masumiyeti saflığı ve hakiki gerçeği ortaya çıkarmış oluruz ,yoksa bir uca doğru kümelenmiş ve o ucu yüceltip diğer tarafın varlığını perdeleyen gerçeğini göremeyen oluruz ve bu da doğal dediğimiz veya denen oluşumun ne olduğunu anlamamıza set çeker,

Ellibeş sene kadar sigara içtim ve zatürre hastalığına yakalanıp yoğun bakıma düşünce ve orada oldukça sıkıntılı ama ders verici deneylerle karşılaştıktan sonra bir daha o sıkıntıyı çekmemek için (belkide bu yorumumda denge dışıyım) bıraktım şimdi halimden memnunum ama arada bir yürüyüş eksersizi yaparken kıyıda balık tutmaya bir nevi meditasyona yönelmiş ve ufka bakarken sigara içenleri görünce imrenir gibi oluyorum ama yine de o yoğun bakımdaki oksijen veren hortumlar arasındaki bocalayışımı hatırlayıp duruyorum,

--------------------------------------------------------------
C: Sigaranın mutlak bir şekilde tavsiye edilebilir olduğunu söylemedik. O yanıt, Laura'nın kilo vermede çektiği sıkıntıyla ilgili bireysel bir soruya yanıttı. Ve bunun sürekli bir çözüm olduğunu da söylemedik.
S: (L) Ama sigaranın hastalıklara direnci arttırdığını ve başka faydalı özellikleri olduğunu söylemiştiniz.
C: Evet, ama bu etkiler en iyi olarak saf tütün ürünleriyle sağlanır, piyasa genelinde mevcut olan bozulmuş çeşitlerle değil.

----------------------------------------------------------------

Sanırım dengeli halin ne olduğunu anlatan en belirgin bir bölüm dünyadaki yaşam halimizde ,

Gelir denen veya her bireyin ihtiyacı olan doğal zenginlikten istifade etmek işi para denilen sembolik bir tutku moduna bağlanmış olsa da bunu gereğinden fazla elde edip kümeleştirip sahiplenmede kullanan insan dünya nüfusunun yüzde biri bile değil ve bu işin olağan olması dayatması yolunda ve mantıksallaştırılması yolunda KH nın illümunati dediğimiz bölümü oldukça etkin davranıyor ülkemizde de bunun etkilerinin nasıl yaygınlaştığını ve ülke idare mekanizmasını dahi ele geçirdiklerini görüyoruz toplumu uyuşturan "cambaza bak" uygulamaları dini istismar yani "zenginin rahat olması için fakire şükür etme duygusunu yerleştirme" çeşitli ata sözleri veya davranışlarını bu aşırı sahiplenmeyi makul gösterme usullerine bağlama "bal tutan parmağını yalar" "devletin malı deniz yemiyen domuz" gibi ve şu anda aklıma gelmeyen bir çok usuller töre veya atasal davranış "benim memurum işini bilir" diye rüşveti olağanlaştıran idareciler sözleri cahil toplumun zihnine yerleşmiştir ve bu anlayışı sürdüren kişiler o yankı odasındakiler oy çokluğu ile ülkenin idarecisi olarak yerleştirme mantığındalar,

Bu çarpık uygulamanın yani zenginliğin her bireye eşit olmasa dahi gereği kadar dağıtılması yolunda dünyada sosyalizm v.s. gibi fikirler ortaya atılmış ama KH nin aşırı çarpıtma taktikleri yüzünden komunizm gibi bozuk yollara adapte edilip toplumun zihninden silinip emperyalizmin kapitalizm normalliği ile şu anda kotarılmakla meşguller ama ülkemizde de dahil bu aşırı soygun ve bunlara karşı düşünceler biraz da sosyal medya denen o iletişim kolaylıkları yüzünden (yalnız KH bilhassa orada da etkin olma yolunda unutulmamalı) yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaktadır, bir de çarpık uygulamalar ekonomik güçlükleri ayan beyan ortaya çıkarınca yani toplum zahiri zenginlikten açlığa doğru sürüklenince "gerçek" örtülmüş halinden sıyrılmaya başlamıştır,

Son zamanlarda Çin-İran-Rusya üçlüsünün birbirini destekleyen ve buna katılacak Türkiye -Orta Asya Türkleri ve düzelecek Orta Doğu Ülkeleri emperyalist USA ve İsrail paktınının etkilerini silecek atılımlar gözleyenleri biraz ferahlatmaktadır,

İşte bu halleri objektif bir halde görüp değerlendirmeye başladığımızda hakiki mutluluğun denge denilen hususun insan bilincine salimen oturması ile olduğunu anlarız tabiiki reenkarnasyon bilinci v.s gibi metafiziksel bilgilere de vakıf olmaya başlamışsak,

Burada BH ı tarif ederken kök noktaları dahil dokunarak dışa doğru genişlemek ifadesinde "denge"yi oturtmalıyız ,kök noktalarına dokunmak gerekirse KH ile de meşgul olmak onların eğer tireşimleri müsaitse yani sizi dinler ve anlamaya çalışan birileri varsa ve daha açık ifade ile bilgi almaya açıklar ise bu kök noktasına bir nevi dokunuş oluyor konuşun anlatın,

Konuya bir başka yönden bakalım,daha gerçekçi olarak, 6. yoğunluk varlıkları özellikle K-RA-PLE. ve diğerleri bilgi vermek yolunda fiziğe tapan 3Y varlıklarına doğru yönelmişler yani kök noktalarına kayanlara ve onlara incitmeden ve bazen 3. yoğunluk bilinçlerini zedelemeden özellikle K.lar bilgiyi ip uçları yoluyla ve bazen de mizahi veya sertçe üst yoğunluk bilgilerini harmanlayarak vermekteler işte bu dengenin harikulade bir KH ve BH sarmalının ifadesi değil midir,

Mesela Lauraya uzun müddet onun İsa düşkünlüğünü bozmadan gerçeği tam vermediler zira baştan verseler program akamete uğrayacaktı, hatta bizler de bu bilgiyi alınca başlangıçta şok ve negatif duygular besledik ama meselenin alt katmanlarındaki gerçek yaprak yaprak açılınca kabul durumuna geçtik diğer yandan KH nin bilgileri çarpıtma işinde özellikle peygamberler ve monoteizm yoluyla ve korku biatla karışık itaat eden ve kendiliğinden yankı odalarına giren insanları görünce çok kolaylıklar gördüler ve yanıltma bilgiler adeta saf bir gerçekmiş durumuna büründü..

----------------------------------------------------------------
S: (T) Hem BH'den hem de KH'den söz ediyorsunuz. Ama BH olmamız için öğrenmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bizim yapmamız gereken şeyle sizin yaptığınız şey arasında neden böyle bir fark var?
C: Bh dengedir çünkü kendinize diğerleri yoluyla hizmet edersiniz.
S: (T) BH olarak KH olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu doğru mu?
C: Evet. Zaten yanıtlandı.
S: (T) Yani giden şey dolanıp geri mi geliyor?
C: Evet.
S: (T) BH, KH'nin amacına mı hizmet ediyor?
C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.
S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?
C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur.

---------------------------------------------------------------
Şu yoğunluklarda neyin nerede olduğunu anlatan belki de çok tekrar ettiğimiz bir bölüm ,ancak bir şeyi vurgulamak için tekrarlıyorum  gerçekten "hayat dindir" etrafta olan biten hakkında farkında olmalıyız ve gerekli önlemleri almalıyız ama 3 .yoğunluk dünyasındaki o ilkel davranışları ve insan psikolojisinin pişmemiş hallerini büyütüp yaşamımıza konu etmemeli ve eğer ruhsal hayatın özelliklerini anlamak istiyorsak "fosfatın suda çözünmesi acaba acı verir mi" gibi hususlara da zihnimizi kapatmalıyız adamlar hala "oy ver bana cennet sana" veya çok affedersiniz "cennetin musluğu benim aletimdir gelin zemzemi için" diyenlere biat edeyim mi etmeyeyim mi gibi düşüklüklere kapılmışlar ,bir kısmı da bu biat edenlere yaslanıp toplayıp oy verme kaynağı olarak kullanmak peşindeler biraz hırçın ifadeler ama gerçekten zihnimizin o ruhsala açılmış bilgilerle terütaze hürriyet havaları koklamak isteyen tavrını bozmayalım

----------------------------------------------------------------
S:(L) Belki örneğin fosfatın suda çözünmesi, onun için bir nevi ölümdür...
C: Yakın. Yalnızca 3'üncü seviyede algıladığınızda ve varolan tek algının bu olduğunu düşündüğünüzde kendinizi sınırlandırıyorsunuz.
S:(L) Yani diğer bir deyişle, 4'üncü seviye anlayış üzerinde çalışırken 1'inci, 2'inci ve 3'üncü seviyeyi de algılayabilmeliyiz, öyle mi?
C: Hayır. 4'üncü, 5'inci ve 6'ncı üzerinde çalışın.
S:(L) Altımızda ne olduğunu anlama egzersizi olarak 1'inci ve 2'inci yoğunluk seviyelerini de anlamak faydalı olmaz mı?
C: Her zaman yükselmeye çalışın.
S:(V) Gelişen ruhlar olarak 1'inci ve 2'nci seviye çalışmalarımızı zaten tamamlamadık mı?
C: Evet.
S:(V) Geri adım atmaya gerek yok. (TR) 4'üncü seviyedeki Kertişleri kim yiyor?
C: Kimse. 4'üncü seviye, KH'nin tam ifadesinin mümkün olduğu son yoğunluktur.
S:(TR) Yani 5'inci ve 6'ncı seviyedeki varlıklar saf enerjiyle besleniyorlar.
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü seviye tam KH için son aşama. Peki "düşünme ve değerlendirme" seviyesi olarak tanımladığınız 5'inci seviyedeki bir KH varlığının durumu nedir?
C: 1'inci, 2'inci, 3'üncü ve 4'üncü seviyenin ruhları, enkarnasyonları arasında 5'e gider.
S:(T) Yani 4'üncü seviyedeki varlıklar, bir sonraki enkarnasyonları için 4'e dönmeden önce 5'inci seviyeye gidiyor?
C: Aynen.
S:(T) Bu yüzden düşünme ve değerlendirme seviyesi olarak isimlendiriliyor. Gidip yaptığın şeyler hakkında düşünüyorsun. (TR) Peki ya 6'ncı yoğunluktaki ruhlar? (L) 6'ncı yoğunluk KH varlıkları var mı?
C: 6'ya ulaştığında artık 5'e kadar olan döngüye girmezsin.
S:(L) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
S:(L) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmiş melekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
S:(L) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
S:(L) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
S:(L) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç.
S:(TR) 6'ncı yoğunluğa ulaştığımızda bizim işlevimiz, tıpkı sizin şu anda yapmakta olduğunuz gibi 3'üncü yoğunluktakilere yardım etmek mi olacak?
C: Evet. Biz gelecekteki siziz.
S:(TR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.
S:(J) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.
S:(L) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin tamamlanması.
S:(J) Evet. (TR) Tüm ruhlar 7'nci yoğunluğa geçtiğinde tüm ruhlar tek bir ruh haline mi gelecek?
C: Yakın.
S:(TR) O yüzden herkesin gelmesi gerek, çünkü hepimiz 7'nci yoğunlukta bir olacağız. (D) O zaman oyunu değiştirip tekrar ilgi çekici hale getirmek için ne yapmamız gerekecek?
C: Birşey "yapmak" zorunda değiliz, yaptık, yapacağız, yapıyoruz!!!

----------------------------------------------------------------
S: (L) Keltik kökenli bireyler tarihsel olarak ve bariz bir şekilde oldukça agresifler, ama agresyonlarının sonucunda suç işleme oranları daha düşük. Bu neden böyle?
C: Elbette birden fazla yanıtı var. Herkesin kimyasal yapısı doğal ortamına dayalıdır. Siyah ırk, kökenleri olan coğrafyada binlerce, hatta milyonlarca yıldır yaşamış oldukları için, tumoxifen'in daha yüksek miktarda bulunmasının, o ortamda hayatta kalma için gerekli olduğu düşünülebilir. O ortamdan uzaklaştırılıp tamamen farklı bir kimyasal denge gerektiren bir ortama getirildiklerinde, bu hormonun yüksek miktarda olması, belirli bir veya iki türde agresif davranışın meydana gelmesine neden olabilir. Diğer ırk veya kültürlerin bireyleri çeşitli beyin kimyasallarını arttıran veya değiştiren herhangi uyarıcılara maruz kaldığında ise, bu durum ilgili toplumda daha kabul edilebilir olan davranışlara dönüştürülebilen cinste farklı bir agresif davranışın meydana gelmesine neden olabilir.

--------------------------------------------------------------
C: Yılanların Tanrısı kendi taraftarlarına sonsuz bilgiyi arayıp bulma yoluyla sonsuz güce ulaşmayı vaadediyor. Sonsuza kadar sahip oldukları şeyi sonsuza kadar aramak için sadakat yemini ediyorlar.
S: (L) Bu bir kısırdöngü!
C: Ve aldanma da burada ortaya çıkıyor! Hatırla, sonsuz güçle kendine hizmet etmeye çalışanlar yalnızca kendine hizmet eden diğerlerine hizmet etmeye mahkum ve yalnızca görmek istediklerini görebilirler.
S: (L) Önceki bir celsede bununla ilgili konuşurken bu düşünce aklıma gelmişti. KH yolu kendine hizmet etmeye çalışan bireylerden oluşuyor. Bencil ve ego-merkezliler. Diğerlerini onlara hizmet etmeye zorlamak istiyorlar. Diğerlerini köleleştirmek istiyorlar ve diğerlerini onlara hizmet etmeye manipüle etmenin yollarını arıyorlar. Ama sonunda kendilerinden daha yüksek bir gücün kontrolüne giriyorlar.İnanarak ve gücünü teslim ederek "kurtulunacağını" savunan popüler dinler dahil bu tür öğretiler yoluyla kendilerine güç çekebileceklerine inanıyorlar. Ama kandırma ve aldatma yoluyla diğerlerinden ALAN bir kontrol piramidi çıkıyor karşımıza. Alanlardan da sonunda alınıyor. Piramidin dibindeki çoğunluğun alacağı kimse yok ve o yüzden bir sonraki yoğunluğa çekiliyorlar ve bu zirveye ulaşana kadar devam ediyor ve herşey yok oluyor. BH modunda sadece verenler var. Ve eğer diğer BH varlıklarıyla ilişki içindeysen herkes herşeye sahip ve kimse dipte veya tepede değil, bir boşlukta. Sonunda herkes başkasına hizmet ediyor galiba ve buradaki prensip NİYET. Ama BH'de daha ziyade bir daire var gibi ve kimse dışarıda kalmıyor.
C: Denge, yin-yang.
S: (L) Yani 33 Yılan'ı, Medusa'yı falan temsil ediyor...
C: Piramidi belirtmiş olman ilginç... Piramidin tekabül ettiği tek boyutlu geometrik şekil nedir?
S: (L) Üçgen. Ve bir ucu yukarı bakan bir üçgen 3 yapıyor ve ucu aşağı bakan bir üçgenle birlikte 33 yapıyor. Burada anlatmak istediğiniz şey bunun gibi birşey mi?
C: Evet.
S: (L) 33 rakamı ile Mısır'daki Büyük Piramit arasında bir bağlantı var mı?
C: Evet.
S: (L) Peki bağlantı nedir? Piramidi yapanlar gizli topluluk faaliyetlerine mi katıldılar?
C: Evet. Matrix kitaplarında gördüğün, Yılanları ve Grileri temsil eden sembol neydi?
S: (L) İçinde Yılan kafası olan üçgen mi?
C: Evet.
S: (L) Bu 33 bir grup dünyadışı varlığı mı temsil ediyor, yoksa yüksek bilgili ve yetenekli bir grup insanı mı?
C: Biri veya diğeri. (ç.n.: "ikisi de" anlamında mı acaba?)
S: (L) Bu Bramley'in kitabında Yılan Kardeşliği olarak belirtilen şey mi?
C: Evet.
S: (L) Quorum dediğiniz şey de bununla ilgili mi?
C: Yakın.
S: (L) Yani burada matematikle ve yüksek bilgiyle oynayıp o insanların kafasını meşgul eden ve daha üst bir seviyede kontrol edildiklerinin farkına varamamalarını sağlayan bir grup varlık var öyle mi? Yoksa yaptıklarını bilinçli olarak mı yapıyorlar? Bu bir aldanma mı yoksa bilinçli bir tercih mi?
C: Her ikisi.

----------------------------------------------------------
Dengenin Orionun insanların evi olmasına dair son derece ilginç bir bölüm aşağıdaki,

Deneylerin merkezinin Orion olarak ayrılan bölüm olması ve tek ana tema ışık ve karanlığın dengelenmesi ,düşününce ve efsanedeki ayrıntları izleyince saf gerçek ortaya çıkıyor ve hatta "sadece ışık olan bölgede her dev'in ışığını geçici karartması"şeklinde tarif edilen evvelki K. transkriptlerindeki bölümü de izah edebilecek kapasitede ,

Işık gören gözün köreltilmesi negatife KH ye düşüşü ve karanlıkta kalanın ışık tanrıçasını araması BH a yöneliş,ve bu arada böylece dengenin teşekkülü çabaları Orion deneylerinin ana tema olduğu gerçeği,

------------------------------------------------------------
S: (L) Bir sonraki soru şu: Oryon efsanesini araştırmamız gerektiğini söylediniz ve birkaç kaynağa baktım.Mükemmel bir adam var ve bu adam bir kadına aşık oluyor ve kadının kıskanç babası Oryon'u kör ediyor.Tekrar görebilmesi için tek çare ışığa, tanrıça Aurora'ya bakmasıdır. Bunun Oryon'un insanların doğal evi olması fikriyle ilgisini söyleyebilir misiniz?
C: Cevapları aramak sana kalıyor.

-------------------------------------------------------------
Şu Monoteizme ile ilgili yorumlarla o kadar doldurulmuşuz ki ben de bazen kendimi yadırgıyor gibi oluyorum ,kolay değil nereye baksan bu inanışın izlerine bulaşmış yaşam şekilleri ve bireyler ve içinde uzunca geçen bir ömür ,

Halbuki gerçeği gören göz geçici olarak  köreltilmiş ve karanlık ortaya çıkmış ama özdeki o hakiki gerçeğe bağlı yön yani ondan ayrılmış ama "kaçamazsın bana döneceksin ben senim" diyen o öz sesine bilgiyle kulak kabartan parça  köreltilmeyi yok edip ışığı aramak peşinde,

--------------------------------------------------------------
C: Konu şu ki: Farkındalığını, çok uzun zaman önce varoluşunuzu hapsetmek için ekilmiş olan monoteist felsefelerle doldurmaya son ver. Öğrendiğin bunca şeyden sonra bir kaynağın, bir liderin, bir temelin, bir denetmenin vs olmadığını hala göremiyor musun? Sen, farkındalık profilin içerisinde, tam olarak tüm yaratılışın içerisinde var olan tüm güce sahipsin!! Kesinlikle tüm var olan, var olmuş ya da var olacaklara sahipsin, bilincinin içerisinde. Tek yapman gereken onu nasıl kullanacağını öğrenmek ve bu olduğunda sen harfi harfine, tüm olmakta olan, olmuş olanlar ve olacak olanlar olacaksın!!!!!!!!

S: (L) Bunların hepsi mükemmel ve kulağa harika geliyor, küçük bir husus dışında. Aynı zaman da dediniz ki; monoteist konseptler, bunu bilmemizi engellemek için bize EMPOZE edildi. Ve eğer hepimiz söylediğiniz şeysek, bize böyle nahoş bir şeyi empoze edebilcek bir şey nasıl varolabilir ?
C: Seçimler, arzu temelli dengesizlikleri takip ediyor
S: (L) Eğer durum buysa, neden herhangi biri ışıkları söndürüp ilüzyona bir son veremiyor, ve herşey hiçbirşeye dönüşmüyor ?
C: Öncelikle, herşey hiçbirşeye dönüşmez. İkinci olarak, bazıları halihazırda herşeye dönüştüler.

--------------------------------------------------------
C: Genel olarak, dünyadaki 2'nci yoğunluk varlıklarını kontrol altında tutuyor musunuz?
S: (L) Evet.
C: Bu "adil" mi?
S: (L) Hayır.
C: Peki fark nedir?!?!???
S: (TK) Yani temel olarak biz 2'nci yoğunluğu kontrol altında tutuyoruz, 4'üncü yoğunluk da bizi. İyi adamlar var ve kötü adamlar var. (L) Ve ne yapacaksak onu yapacağız. Ya iyi adamların tarafında olacağız, ya da kötü adamların.
C: Karar size ait.
S: (TK) Ama eğer çok fazla insan kötü adamların tarafında olursa o zaman denge onların lehine dönüyor ve o zaman da ilerleme duracak. Yani insanların bunu anlaması için eğitim...
C: T---, yakın, ama asıl noktayı kaçırıyorsun.
S: (L) Asıl nokta nedir?
C: Asıl nokta hiçbir şeyin olmak "zorunda" olmaması. Ne yapacaksanız onu yapacaksınız. Siz seçiyorsunuz.Bunu size defalarca söyledik, ama hala kendi-merkezli perspektifin sıkıntısını çekiyorsunuz.
S: (TK) Herkes kendisi için endişeleniyor. Herkes kurtarılmak istiyor ve diğerlerini umursamıyor.
C: Daha doğrusu KH alemindeki herkes kendini bir şekilde "özel, seçilmiş veya korunan" olarak görüyor. Bu doğru değil!!
S: (TK) Ne olacaksa o olacak. İnsanlar...
C: Beden önemli değil. İlerleyen veya ilerlemeden uzaklaşan ruhtur.

-----------------------------------------------------

S: (L) Bu son dönemde herşeyi olduğu gibi, berrak bir şekilde görme süreci çok uyandırıcı oldu ve insanlarla etkileşimlerle ilgili büyük resim ve bunun ne kadar çirkinleşebileceği... Korkunç bir depresyonun içine girdim. Bir kerede bu kadar çok şey görmekten dolayı dengemi tekrar kurmam gerekti. Bu süreçte bana ne olduğunu açıklayabilir misiniz?
C: Gelişim.
S: (L) Bu algıyı diğer insanlarla paylaşmaya çalıştım ve insanlara sonunda herşeyi gerçek hallerinde gördüğümü ve bunun HİÇ güzel bir resim olmadığını söylediğimde neredeyse istisnasız olarak hepsi "sen ciddi bir negatif varlığın kontrolüne girmişsin ve tüm bunları onun gözüyle görüyorsun" dedi! Neden böyle söylüyorlar?
C: Öncelikle "herşeyi böyle karanlık ve felaket havasında" algılamak doğru değil. Bu yalnızca çıkmakta olduğun sahtelikler kozasından kaynaklanan birşey. Dengeyi kutla. Dengesizlik ilüzyonunun ölümü için yas tutma.
S: (L) Buradan nereye gidiyorum? Hepimiz nereye gidiyoruz?
C: Heryere.

------------------------------------------
S: (L) Bu gece 5'inci yoğunluk hakkında birşeyler sormak istiyorum. 4 fiziksel yoğunluk ile 5'inci yoğunluk arasındaki "ayrım çizgisi" nasıl işlev gösteriyor?
C: Çevrim döngüsü bölgesi. 1'den 4'e kadar olan yoğunluklardaki enkarnasyonlar arasında düşünme/öğrenme ihtiyacını karşılamak için kişinin 6'ncı yoğunluktaki varlıklarla mükemmel dengede doğrudan bir iletişim kurması gerekir.
S: (L) Bir kişi 1'inci yoğunluktan 4'üncüye kadarki tüm deneyimlerini tamamladıktan sonra 6'ncı yoğunluğa geçmeden önce bir süre 5'nci yoğunlukta mı kalıyor?
C: Evet.
S: (L) 3'üncü yoğunlukta ölüp 5'inci yoğunluğa giderken 4'üncü yoğunluktan mı geçiyorsun veya onu görüyor musun?
C: Hayır.
S: (L) 5'inci yoğunluk seviyesinde bulunan varlıkların hizmetinin bir bölümü bir rehber görevi görmeyi mi gerektiriyor? Yani 5'inci yoğunlukta iki tür varlık mı var; çevrim için orada bulunanlar ve kendi bilinç seviyesi 5'inci yoğunluk olanlar?
C: Hayır. 5'inci yoğunlukta herkes varolan herşeyin zamansız kavrayışına sahip.
S: (L) Eğer 5'inci yoğunlukta herhangi bir varlığın zaman ötesi bir kavrayışı varsa, o varlığın 5'inci yoğunluktan 6'ncı yoğunluğa geçmek yerine "çevrim döngüsüyle" önceki bir yoğunluğa dönmesini belirleyen şey nedir?
C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
S: (L) Yani 5'inci yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun...
C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği... "Büyük Dengeleyici!"
S: (L) Zihnimdeki resme göre döngü dışarı yayılıyor, sonra giderek birleşip kaynağa dönüyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Varolan herşeyin tam olarak yarısı dengesizliğe doğru hareket ediyor ve diğer yarısı da dengeye doğru hareket ediyor. Bu doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Tüm kozmos mu? Varolan herşey mi?
C: Evet.
S: (L) Kozmosun bir bölgesindeki enerji daha çok denge arayan bir enerjiyken, diğer bölümünün daha çok dengesizlik arayan enerjiyle dolu olması mümkün mü?
C: Ou evet!
S: (L) Dünya şu anda dengeden ziyade dengesizliğin hakim olduğu bölgelerden biri mi?
C: Evet, ama hızla dengeye geri dönüyor.
S: (L) Yoğunluk Sınır dalgasının geçişi bu dengelenmenin bir parçası mı?
C: Evet.
S: (V) Birkaç hafta önce birkaçımız içsel ısınma, uykusuzluk ve diğer sorunlar yaşadık. Bu neydi?
C: Zihinde canlandır. DNA yapısındaki derin lif bağlantıları birleşimi.
S: (V) Sıcak basması deneyimini zihnimde mi yaşıyorum yoksa gerçekten beden ısım mı yükseliyor?
C: Yalnızca 4'üncü yoğunlukta.
S: (V) Anlamadım.
C: Sızıntılar, bunlara alışın!
S: (L) Yani gerçekten bir 4'üncü yoğunluk sızıntısı mı deneyimliyoruz?
C: Zihninde canlandır.
S: (V) Gördüğüm küçük ışık parıltıları bunun etkileri mi?
C: Olabilir ama bunun fizikselden ziyade eterik önemi üzerinde yoğunlaşmaya çalış.
S: (L) "Lif bağlantılarının derin birleşimi" derken, bu birer 4'üncü yoğunluk bedeni geliştirmekte olduğumuz anlamına mı geliyor?
C: Yavaşça ama kesin bir şekilde. Şimdi mesaja hazır olun: Yaklaşmakta olan "değişimlerin" çok popülerleştirilen fiziksel faktörlerden ziyade ruhsal ve farkındalıksal faktörlerle ilgili olduğunu söylemiştik. Sembolizm öğretmede her zaman gerekli bir araçtır. Ama önemli husus, semboller ile sunulan gizli dersi
okuyabilmektir, sembollerin birebir anlamlarına takılıp kalmak değil!
S: (L) Sembolojinin gizli anlamlarla ilgili olduğunu söylüyorsunuz. DNA'daki derin lif bağlantılarını zihnimizde canlandırmamızı söylerken bu da fizikselden ziyade sembolik mi?
C: Evet.
S: (L) Sizin "zihinde canlandırma" tanımınız nedir? Bizim pek çok tanımımız var.
C: Tekrar tekrar gördüğün gibi Laura, öğrenmek eğlencelidir!
S: (L) ...Neden herşeyi bulma görevi sürekli bana veriliyor?
C: Çünkü gerçekliğin tümündeki en önemli konuları anlama "gücünü" istedin. Ve biz de güçlenmene yardımcı oluyoruz.
S: (L) DNA bağlantısı... (V) "Güç" kelimesini tırnak içine aldılar.
C: Bunu şimdilik bir kenara koyun, yeteri kadar yakında bileceksiniz.
S: (V) Bu 4'üncü yoğunluk bedeni zaten mevcut olan ve bizim iletişim kurduğumuz birşey mi?
C: Habeas Corpus? (ç.n.: "İhzar emri" anlamına gelen hukuki bir terim.)
S: (V) Bu ne anlama geliyor? (L) Sanırım sen zaten osun. Yavaş yavaş dönüşüyorsun ve yaşadığımız tüm küçük nahoş yan etkiler de bunun bir parçası.
C: Evet.

------------------------------------------------------

Bu bölüm kısa ama yorumlanması bence epeyi derin olmalı ,4. yoğunlukta eğer 3Y için istek ve arzulu düşüncenin getirdiklerine doymamışsak onu yaratıp yaşayacağız yani yeşil çimenli çiçekli ortamlar ,huriler veya nuriler envai çeşitlilikte istenen yiyecekler yatlarla denizlerde lüx yaşamlar v.s gibi cennetsi imaj altında bahsedilenler, belki 1000 yıllık yaşam dedikleri,

Bunların tabiiki tahminimce sıkıntılı bölümlerin devamı gibi handikapları var yani boşaltım işi belki devam edecek eskisi gibi bazı bedeni sıkıntıları yine çekmek olacak ama bir yönü var eğer anti madde bölümüne yani farkındalıkla geçilip o maddesel hususlardan kopmayı becerebilirsek madde bedeni sıkıntılar kalmayacak ruhsal yaşantının saflığı ve o özel şimdi tarif edemiyeceğimiz mutluluğu sevginin o şeklini tadacağız ve bütün bu işlerin sadece ve sadece inanç dolu bir seçim ile olabileceğine bilirsek ve farkında olursak

-------------------------------------------------------
S: (L) 4. Yoğunluk hem madde hem de anti-maddenin denge içerisinde olduğu bir yoğunluk mu ?
C: Denge içerisinde olduğu değil, görülebildiği.
S: (L) Yani madde ve anti-maddenin her ikisi de istek ve farkındalıklarına bağlı olarak varlıkların kullanımına
açık ?
C: Yakın. Anti-madde ve madde her yerde dengededir.

------------------------------------------------------

Orionu incelemeye ve düşünmeye başladım bu aralar ,Ra bilgilerinde Orion tamamen KH doğrultusunda hatta "Haçlı Kuvvetler"şeklinde hüküm sürmeyi sembolizma eden bir tavırla anlatılıyor, son zamanlarda sitemize takılıp biraz yargılayıcı bir ifade ile "kanal obsedasyonuna takılı"dediğimiz dost, aldığı kanal bilgisi ve takılı kaldığı bu Ra'nın Orion hakkındaki olumsuz aktarımlarından K.ları benimseyemedi ve sonunda isrardan vaz geçmeyince ayrıldı,

Bundan da etkilenerek yaptığım inceleme sonunda Orion KH ve Orion BH ayırımı ile ve her ikisinin bazen eşit konumda etkili değerlendirilmeleri K. literatüründe konuyu dengeleme yolunda israrları bazı yeni oluşum kanaatlerine doğru beni itti ,

Yanılıyorsam bilgilendiriniz,

Orionun geniş bir sahada insan formu üzerinde yaptığı deney faaliyetlerini çeşitli kademelerde aktardım yorumladım
Takip edenler hatırlarlar antik çamurdan DNA açık büfesi ve yaratma yolunda yapılan çalışmalara ve kuluçka modundaki bebek ruhlara  ve bu ruhların tekamülü gezegenlerden insan ırkını dünyaya taşımak ve kaynaşmalarını beklemek ve uzun döngüden kısa döngüye geçmek bu arada enkarnasyon yoluyla insan formunun farkındalık yolunda yapılan yaşam yoluyla geliştirici ve bu işlerde serbest seçim uygulamalarına katiyen müdahele etmeden mozaiksel bir var oluşun hür yollarla oluşumunu izlemek ve dünyaya geliş gidişlerde insanları kapalı bir bilinçle örtülü perdeli bir zihin içinde olmaları ve bu yolla bilgiye doğru hamle yapmaları veya yapmayıp diğer enkarne olma halini beklemeleri ,
Bütün bu anlatımın arkasında olan bazı şeyleri açıklama isteği var,

*Biz var oluşun insan varlıkların deneylendiği bir bölümünün içindeyiz,

*Bundaki maksat tahminimce yaratıcı gücün kullanılmasının serbest seçim uygulama isteğindeki çeşitlilikte kazanılan tam tanımlayamayacağımız bir özel bir güçle sonsuza doğru açılma isteği olabilir,

*Bunu ele alan faktörlerin tanımlandığı oluşum Orion diye adlanıyor,

*Orion geniş bir Astrolojik bir bölge olduğu gibi çeşitli birleşimlerin değişik adlar halinde federe meclisler v.s.şeklinde sınıflanması da devrede ,

*Yine aynı güçler tarafından kutupların KH yönünden barizleşmesi için insan varlıkların DNA sında eksiltme yapılarak kısa döngünün genel işlevi devreye konmuş ,tahminen bu da  BH yönünden aşırı yüklenilmeye mani olmak ve bu büyük ve akıl almaz deneyimi denge içinde sürdürmek için olabilir,

*Var oluşun biz "oluş" diye tanımladığımız ama yetersiz kaldığımız tanımlayamayacağımız başka bölümleri de var ,

Orion hakkında alıntılarla devam var ama unutmadan bir noktayı özel olarak vurgulamalıyım,

Orion veya hiç bir bilgi kümesine bağlı ve takılı kalmayan o "özel ve hür bilinç" benim ve K.ların çeşitli çıkarımlarıyla insanlıkta ortaya dökmeye ve o doğrultuyu göstermeye ait bilgiler ve oluş hadisesidir, bunu bir ara şöyle belirtmişlerdi,
 "nereye gidiyoruz" "her yere"

"S: (L) Buradan nereye gidiyorum? Hepimiz nereye gidiyoruz?
C: Her yere."

Diğer bir tesbit ve vurgulama,

Kısa döngü deneyindeki insan formu dünya yaşamına neden örtülü bilinçle gelmekte ,

Açık bilinç gelse gerçekten uzun döngü için bahsedilen tekamülün imkansızlığı veya gecikmesi olacaktı veya BH halinde yaşam tekamülünü güç duruma sokan bir vaziyetteydi,

Bu konuyu daha açık izah etmek istersek, ki evvelce de bundan bahsetmiştik,

BH durumunda insan açık bilinçle dünyaya geliyor ama birle irtibatı olduğunu onun bir parçası olduğunu veya rehberleri vasıtası ile  teması kesmediğinden farkında olmanın ne olduğu hatırlatılmakta dünya yaşamındaki en ufak bir zorlamada yoğunluk değiştirmekte doğaya hayvana insana verdiği zararları nasıl olsa döner tekrar öderim telafi ederim düşüncesinde,

Gerçekten hem kendisinin hem de insan formuna ulaşmak için uzun evreler geçiren 1 ve 2. yoğunluk varlıklarının tekamülü gecikecekti burada biz şimdiki izafi zaman ölçümüzle gecikecekti diyoruz ama belki de hiç olmayacaktı zira dağılmış parçaların serbest seçim serbestisinde müdahale yok, sınırlama isteği yok, beklenti diye bir şey bilinmiyor hele arzulu düşünce katiyetle bilinç dışı, görüleceği gibi genel deneyin yürümesini aksatacak bir durumdu,

Mizahi bir örnek ,
"ben mutlu ve rahat birle irtibatını bilen bir sodyum atomuyum niye klorla birleşip tuz olayım"

Sonuçta ne lüzum vardı bunlara ve  bu deneylere şeklinde bir düşünce üretebiliriz ,

Bir KH olarak dünya zevklerinden hoşnut değil misiniz ,
Yahut farkına varmış bir BH adayı olarak bir le birleşmek ve onun ne olduğunu anlamak istemiyor musunuz, bu dertli zor dünyadan çıkıp gitmek istemiyor musunuz ,birleşmeye doğru giderken etrafta ne başka oluşumlar var görmek geçici yaşamak istemiyor musunuz,

Bazıları da atomlarıma ayrılayım ben bıktım bu oluş macerasından demekte sanırım, onu da kabul etmeliyiz,serbest seçimdir,saygı duyulur..
-------------------------------------------------

(L) Neredensiniz?
C: Kasyopya (Kraliçe Takımyıldızı).
S: (L) Bu takımyıldız nerede?
C: Oryon yakınında.
S: (L) Oryonluların 'kötü adamlar' olduklarını duymuştum. Oryon grubu kötü mü?
S: (L) Kendinize mi, yoksa başkalarına mı hizmet ediyorsunuz?
C: Ben her ikisine hizmet ediyorum.
S: (L) Felsefeniz nedir?
C: Bir.

-----------------------------------------------------
C: Oryonlular ve onların insan ortakları, yeni bir ırk yaratmak ve bu ırkı insanlığın geri kalanı ile birlikte kontrol etmek üzere büyük bir çaba harcıyorlar.
S: (L) Ruhlara ne oluyor? Bu proje yalnızca iziksel mi?
C: Fiziksel. Ruhlar devam ediyor.
S: (L) Ruhlar nereye gidiyor?
C: Çoğunlukla buraya geri dönüyorlar.
S: (L) Bir kısmı başka yerlere mi gidiyor?
C: Bazıları diğer gezegenlere gidiyor.
S: (L) Bu projeden kim sorumlu?
C: Konsorsiyum.
S: (L) Bu iğrenç!
C: 'İğrenç' subjektif.

------------------------------------------------------
C: Çeşitli faktörler. Çok sayıda ruh, fiziksel varoluşu arzuladı ve başlangıçta Griler yoluyla Kertenkeleler olmak üzere, Nefalim ve Oryon birliği tarafından değiştirildi.
S:(L) Bize tekrar Nefilim denenlerin kim olduğunu söyler misiniz?
C: Baskı gücü. Oryon'un köleleri. 3C gezegeninden veya 3. yıldız, 3. gezegen.
S:(L) Geçen gece Nefalim'in Akrep takımyıldızı civarından geldiğini söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Esas olarak orada tohumlandılar. Siz de öyle.
S:(L) Aslen başka yer de mi tohumlandık? Nerede? Oryon'da mı? Gezegenin adı nedir?
C: D'Ankhiar. Ankh, bu gezegenin eski bir sembolüdür. Ana gezegen anlamına geliyor.
S:(L) O gezegen bizim asıl evimiz mi?
C: Evet.
S:(L) Eski evimizin durumu nedir?
C: Tükendi. Kül oldu. Yandı.
S:(L) Yani evimize dönemeyiz, öyle mi?
C: Evet.

----------------------------------------------
Çok verdiğimiz alıntı tekraren,

-----------------------------------------------
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi  neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim değişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.

----------------------------------------------
S: (L) Anladım! Yani diyorsunuz ki siz Arkturuslularsınız, Pleyadeslilersiniz ve şimdi de Kasyopyalılarsınız çünkü neredeyseniz osunuz! Ve dalgayla birlikte ilerliyorsunuz. Bu dalga tüm bu takımyıldızları birleştiren düz bir çizgi şeklinde mi ilerliyor?
C: Dairesel bir rotada.
S: (L) Yani spiral gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bir yıldız haritası alıp rotayı çizebiliriz, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Oryon'dan konuştuğumuzda Oryonlarız. Pleyades'ten konuştuğumuza Pleyadesleriz ve  bunun gibi.
Yani belirttiğiniz tüm bu kanal kitapları aynı kaynaktan farklı kanallar yoluyla geliyor.
C: Evet. Size dalganın tepe noktasının yerini söyledik. Neredeysek oralıyız ve o şekilde konuşuyoruz.Anladınız mı?
S: (L) Siz dalganın tepesi mısınız?
C: Biz Marciniak'ın Pleyadeslileriyiz. Neredeysek oyuz.
S: (T) Yani aslında Kasyopya Takımyıldızı'nda yaşayan Kasyopyalılar değilsiniz?
C: Biz Gezici Yolcularız.S: (T) Yani dalga dünyaya ulaştığında dünyadaki başka biriyle iletişime geçip kendinizi "dünyalı" olarak mı tanıtacaksınız?
C: Dalga dünyaya ulaştığında sizinle birleşeceğiz.
S: (L) Oryon'dayken Oryonlarla birleştiniz mi?
C: Boyut sınır geçişine uygun frekansta değiller.
S: (L) Peki dalga Oryon bölümünde ne etki yaptı?
C: Hiç. Zaten 4'üncü yoğunluk.
S: (L) Dalga nereden çıktı?
C: Bir yerden çıkmadı.
S: (L) Evrende sürekli bir döngüde mi?
C: Yakın.
S: (T) 6'ncı yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?
C: Evet. Biz 6'ncı yoğunluktaki siziz.
S: (T) Biz misiniz? Yani T---, Laura, J--- ve F--- mi?
C: Evet.
S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?
C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.
S: (T) Biz sizin kaderiniz miyiz?
C: Ve tersi.

-------------------------------------------------
Ve Oryon hakkında geniş bir bilgi kümesi

---------------------------------------------------
C: Yavaş!! Durun bir saniye, bulunduğumuz yerden çok ileriye atlamayalım. R---'nin söylediği şey tam olarak gerçek değildi. Hatırlayın, elenecek çok dezenformasyon var.
S: (RC) Gerçek olmayan ne söyledim?
C: 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk evreninizin bu kısmında, özellikle sizin "galaksinizde", İnsan tipinde varlıkların tek tabii mekanı Oryon olarak bilinen bölgedir... bunun üzerinde düşünün! Tek yer değil, doğal merkez üs.
Yeniden incelemeye en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, "dünyadışı varlık" verilerinizde doğru bir proil oluşturmak.
S: (RC) Ben insanların Lyra'da tohumlandığını ve sonra orada bir savaş olduğunu ve sonra da insanların kendilerini Oryon'da bulduğunu düşünüyordum.
C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değil dir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru proili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir! 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk alanına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444 gezegen var.Bazıları sizin bildiğiniz gezegenler. Bazıları yapay olarak inşa edilmiş gezegensiler. Bazıları boşlukta süzülen ev-gemiler. Ve bazıları da "uydu"lar. 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukların tümünde birincil evler,seyahat istasyonları ve kuluçka laboratuarları var. 5'inci ve 6'ncı yoğunluklarda denetim bölgeleri var.
Yaklaşık yarısı BH ve yarısı da KH. Başka yerlerdeki diğer pek çok kolonilerle birlikte, çeviri olarak Oryon Federasyonu deniyor. Oryonlar, Grileri sibergenetik varlıklar olarak 5 türde yarattı ve onları Zeta Retikuli 1, 2, 3 ve 4'e ve Barnard Yıldızı yörüngesinde dönen 2 gezegene yerleştirdi. Sürüngenimsiler de (ç.n.:reptilians / kertişler) 4'üncü yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6 gezegende kalıyor ve Oryon KH 'nin köleleri ve hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!! "Oryon" adı bu bölgenin gerçek yerel adıdır ve bu ad dünyaya doğrudan getirilmiştir. Paralellikler için "tanrı" Oryon efsanesini inceleyin.
S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar.
S: (L) Eğer bu, Nordik tiplerle başladıysa ve diğer hümanoit kombinasyonların kaynağı da buysa, insan varlıkları için hangi genetik kombinasyonlar kullanıldı? Örneğin Zenciler / Siyah insanlar "Nordiklere" hiç benzemiyor.
C: Nordik genler Neandertal olarak bilinen, Dünya'da zaten mevcut olan gen havuzuyla karıştırıldı.
S: (L) Doğu ırklarını elde etmek için hangi genetik kombinasyon kullanıldı?
C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim ve kozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.
S: (L) Pekala, ya Sami ve Akdeniz halkları?
C: Yeni bir topluluğun "yerleştirildiği" her defasında, ilgili topluluklar yerleştirildikleri ortama  en iyi uyumu sağlayacakları şekilde tasarlandılar. Ariler tek istisnadır çünkü Dünya'ya acil bir durumla getirilmeleri gerekti.
S: (L) Irklar Dünya'ya en iyi uyumu sağlayacak şekilde tasarlanıyorlarsa, Sami ırkıyla ilgili olarak hangi faktörler dikkate alındı?
C: Diğer hepsi gibi onlar da Dünya'da değil, Oryon laboratuarında tasarlandılar. Orta Doğu'ya "yerleştirildiler".
S: (L) Atlantisliler hangi genetik tipteydi?
C: Kızılderililerinkiyle aynı.S: (L) Kızılderili tipinin kökleri nedir? Gezegende mevcut olan ve Oryon laboratuarına götürül
üp genetik olarak değiştirilerek tekrar Dünya'ya yerleştirilen temel bir tür mü vardı?
C: Hayır!!! Söylediklerimize dikkat ediyor musun?!?!
S: (L) Neyi kaçırdım? Neden bazı Kızılderililer Pleyades'ten geldiklerine inanıyor?
C: Pleyades nerede?
S: (L) Oryon yakınında. (RC) Aa tamam, Pleyades'i Oryon'un bir parçası olarak kabul ediyorlar . Peki ya Siryus?
C: Bir yer olarak Siryus karıştırılıyor çünkü kuzey yarımküre göğündeki benzer bir yere benzetiliyor.
Kızılderililer gözlem noktları itibariyle benzer görünüşteki bir yer nedeniyle yorumlamada karışıklık yaşadılar.
S: (L) Tamam. (RC) Ama Siryus açık bir şekilde Siryus! Gökyüzündeki en parlak yıldız... tüm efsanelerde var!
(L) Belki yalnızca yanlış yorumlama değil, aynı zamanda bilinçli bir dezenformasyondur? (RC) Bu nasıl yanlış yorumlanabilir? Bu belli değil! Yıldız haritaları çok açık!
C: KENDİ efsanelerinizi SİZ nasıl yanlış yorumladınız?
S: (F) Görünüşe göre şu anki kültürümüzde herşeyi ve hatta yakın tarihimizdeki pek çok şeyi bile kolayca çok yanlış anlayabiliyoruz. Daha eski efsanelerin de çarpıtılmış, abartılmış veya yanlış sunulmuş olabileceğini düşünmek zor değil.
C: Bu celsenin başında söylediğimiz şeyi tekrar gözden geçirin.
S: (L) Dogon'lar Siryus'tan mı geldi?
C: Tüm hümanoit türlerin kökeni Oryon bölgesidir; milyonlarca koloni var oldu, oluyor ve olacak.
S: (RC) Siryus'un gökyüzü bizimkisi gibi mavi değil yeşil. (L) Yıldız mı?! (RC) Hayır, gezegenler . Evet, Siryus'un yeşil bir atmosferi var... açık yeşil. (F) Ben maviyi tercih ederim! (L) Bugünlerde propagandası yapılan bilgilerin pek çoğu kafakarıştırma ve dezenformasyon içeriyor. Tüm bunların amacı nedir?
C: Kendin yanıtladın. Kafakarışıklığı ve dezenformasyon.
S: (L) Bir tür geçişin hemen öncesine ulaşana kadar gerçeğin herhangi büyük bir ölçekte bilinmeyeceği şeklinde bir teorim var...
C: Peki "gerçeği" öğrenmeyi bekliyor musun o zaman?
S: (RC) Kesinlikle! (L) Gözlemlerime göre bu gerçekçi bir beklenti olmayabilir...
C: Varolan herşey / tek şey derslerdir, kestirme yok!


Tgur

#888
ANTİK UZAYLILAR MİTOS TANRILAR VE BAŞKALARI

Tv de Antik Uzaylılar belgeselini hiç izlediniz mi ,tavsiye ederim,

http://belgeselx.com/belgeseldizi/antik-uzaylilar

Bu konu üzerinde bir şeyler belirtmem gerekli olduğu düşüncesindeyim bu belgeselde özellikle tapınaklar tanrılar ve yaratımın üzerinde durdum oldukça bilgilendirici bir çok bilinmeyeni açıyor ,ekin çemberleri ile açılamayan sorgulamayan bir bilince nasıl etki eder bilemiyorum ama hasbel kader merak edip takılınırsa zihinsel açılıma belki sebep olabilir,

Konuların magazinsel anlatımı olduğu gibi ilgili bölümlerde insan üstü bilinç zorlamaları ile bazı gerçeklere objektif dokunulmuş, ama biz biliyoruz ki tarihsel radyo karbon testi ve insan lineer algılaması izahlardaki paranormal yorumlar bizlerin bir miktar açılmış bilgi ile algılamamızda farklılıklar yaratmakta, çoklukla tarihler üzerinde,
-------------------------------------
S: (L) Neredensiniz?
C: Kasyopya.
S: (L) Spesifik olarak nerede yaşıyorsunuz?
C: Her zaman ve her yerde.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tüm yoğunluklarda.
S: (L) Ortamınızın nasıl bir yer olduğunu bize anlatabilir misiniz?
C: Şu anda çok zor.
-----------------------------------------------
S: (L) Dün gece onları gördüğüm için mi kaçırılacağım?
C: Kısmen. M--- ve J--- seni bildirdi.
S: (L) Uzaylılarla işbirliği mi yapıyorlar?
C: Bilinçli olarak değil.
S: (L) O zaman nasıl?
C: Bilinçaltı. İmplantlar.
S: (L) Bizde implant var mı?
C: İki implant; biri izleyici.
S: (L) İzleyici ile implant arasındaki fark nedir?
C: Hepsi izleyici. İmplant süreklidir. F--- ve Laura'nın sürekli implantları var. S---'ye üç ay önce bir izleyici
takıldı. Sırada implant var.
S: (L) Neden?
C: Sizi izlemek ve gözlemlemek için.
S: (L) Neden?
C: Hepiniz dünyaya göre üst seviye varlıklarsınız.
--------------------------------------------------
S: Uzaylılar bu olayda duygusal bir kargaşa yaratmak için herhangi birşey yaptılar mı?
C: Her zaman yapıyorlar.
S: Yardımcı olmak için bu durumla ilgili yapılabilecek herhangi birşey var mı?
C: Herkes öğreniyor.
---------------------------------------------------

Kısa döngü üzerindeki izahtan bir parça
----------------------------------------------------
Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir.
----------------------------------------------------
C: Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanda çeşitli noktalarda insanlarla doğrudan etkileşime girdiler. Bu koşullar, insanların tamamen yabancı bir yerden gelen tanrıları kabul etmeye ve tapınmaya hazır, istekli ve muktedir oldukları noktalarda gerçekleşti. Yakın geçmişte böyle birşey olması söz konusu değildi. Ama dikkat edin, çok yakında bu tekrar gerçekleşebilir.
------------------------------------------------------
C: Korsoka dediğiniz şey aslında sizin anlayışınızla gezegen olarak tanımlayabileceğiniz birşey değildir. Çünkü bu altıncı yoğunluk seviyesinde olan birşeydir ve sizin altıncı hissiniz dışındaki hislerinizin erişimi dışındadır. Bu nedenle altıncı yoğunlukta olmayla ilgili konuları kavrayamazsınız. Bu nedenle de burada "gezegen" kavramı anlamsızdır. Ama gerçekten de bizim kaldığımız yerdir. Fakat bunu burada sonlandırmak en iyisi çünkü oranın nasıl olduğunun size tanımlanması hayal gücünüzün ötesinde birşeydir.
--------------------------------------------------------

Zamanın izafi yani göreceli olduğunu ve K.ların bunun dışında düşünmemiz icap ettiğini çok duyduk bunun üzerinde artık fazla durmayacağım bazı cımbızlamalarla önemli addettiğim yani görüşümüzü ve algılama kapasitemizi ayarlamamız gereken bir platforma doğru çekmek istiyorum,

Gençliğimde o eskiden Direklerarası denen semt yani Şehzadebaşında tiyatrolar yerini sinemalar almıştı ve ağabeyimle birlikte kumbaradaki paralarımızı tırtıklayıp o sinemalarda günde sekiz filim birden seyrederdik sanki uzaylının gelip bilgisayara elini basıp bütün dünyasal bilgileri özümsediği gibi bizi o yaşta bu durum oldukça geniş yetiştirmişti, "Saba Melikesi Belkıstan" tutun "Baytekin uzay maceraları 51 kısım tekmili birden" filimlerine kadar ,hayal dünyamız çok genişledi,onun için evrensel konulara dalıp bilgilenme çağında bu ultra şüphe dolu şahıs yani ben bazı konularda çözemediğim bir yere oturtamadığım bilgiler için öğretici rüya veya vizyonlarla karşılaştım gençliğimde çok film seyrettim hayal bunlar halisunasyonlar görüyorum herhalde deyip es geçtim ama çapraz başka ispatlar veya teyit eden bilgilerle karşılaşınca inanç haline geldi, ama yine de şüphe ışığım devamlı yanıktır,

Her neyse yine kendimden istemediğim halde bahsetmeye başladım ama konularda bolca edebiyat ve insan hatıralarına dalmam yazım işinde uğraşanlarda konulara ara verme bir nevi tatlandırma "tenevvu" denen araları vermek alışkanlığından olsa da ayrıca konumuza sinema perdesinden gireceğim,

Platform dedim meramımı anlatmak için olayları sinemaskop bir perdede düşünün,  dinazorlar bir yerde mitos tanrılar yaratma işleriyle uğraşırken bir bölümde maymunlar ,mağara adamları ayrı bir yerde ,homo sapiens bir yerde ,piramitler sümerlilerin çivi yazıları, uzaylıların ufoları v.s bilip mevcudiyetlerini öğrenmeye çalıştığımız bütün varlıklar ve olaylarının bizim algıladığımız zamanda değil de anda olduğunu ve işlediklerini hayal edin,

Lineer bakış, dairesel düzlem,bunun üzerinde biraz durmalıyız,
Kantekliler/Belialoğulları/Atlantisler/Sümerler kısa döngüyü başlattıklarında ,yani altın kapıdan atlandığında ,Havva o elmayı yediğinde veya Oryon deney üstadları maddesel oluşumun yeni bir uygulamasını deney sahasına sürdüklerinde tekamülün kobayı olan bizler yani bu biçare homo sapiensler genlerindeki o oldukça fazla eksiltmeden başka lineer olguya kilitlenen bir anlayışı düzenleyen algılamaya büründük ve zaman denen göreceli bir tarihlemeye bulaşır olduk,

Böyle mizahi anlatım nedense hoşuma gidiyor bazen konuları araştırırken ekşi sözlükte harikulade çıkarımları mizahi bir şekilde anlatan bilge insan manzaraları ile de karşılaşıyoruz işte sırası gelmişken lineeri tarif eden birisinin alıntısı,
------------------------------------------------

"ayrışmayan her ne varsa, niteliği, örneklerle çoğaltılamamasında saklı. aklı ve ötesinde olanları ayıran doğrultuda olup bitenleri anlamlı kılma çabasına eklenirken sayılar tarafından çoğaltılır, uzaklaşır, derinleşir ve yakınlaşır belki de eksiltilir orda olan. aslında bu nicel tavrın yerinden oynatamadığı yalan da gerçek de aynıdır: yerli yerindedir.
bu makul bir yalnızlık tanımı olabilirdi ya da akla aykırı bir masumiyet tasviri. sebebi.
bir doğrultu boyunca...
22.02.2019 02:34 darkpoe"
-------------------------------------------------------

Üzerinde derin düşündüren harika bir anlatım ,bize kalan tortu lineerin bir doğrultu boyunca mesafeyi zaman içinde hapsedip içine düşüp yaşadığımız ve hayat bu başka türlü olamaz denilen algılama, oysa bu algılama dışında her olayın aynı anda olduğunu düşünmek "dairesel düzlem"in ne olduğunu anlayabilmek gerekiyor,

Sinemaskop perdede olanlar aynı anda oluşuyor, dinazorların yediği insanlar da var mitos tanrıların atmosferi denizleri ve antik çamuru kullanıp binbir çeşit olguları ve varlığı yaratmaları da var,sodyum atomunun klorla birleşeyim mi birleşmeyeyim mi tereddütü de var velhasıl akla gelebilecek oluş denilen her şey hepsi aynı anda sergileniyor ,ortada dairesel bir düzlem var ama onun başlangıç veya sonuç diye bir derdi yok,
-------------------------------------------------------

S: (L) Matematiğin KENDİSİNİN ruhsal dünyanın ifadesi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Köprü.
S: (L) Her şey ilüzyon olduğuna göre, maddi dünyayı tanımlayan matematik aynı zamanda ruhsal dünyayı da tanımlıyor olabilir. Belki de yalnızca bir zıt görüntü halinde.
C: İlüzyonlar yalnızca kendi alemlerine uyar, ihtiyaç duyulduğu gibi. Neden sonsuzluk kavramınız var?
S: (A) Çünkü elimizde doğal sayılar var. Ve sonsuz sayıda doğal sayı olduğunu kolayca ispatlayabiliyoruz.
C: Ama bu, doğası gereği aslında dairesel olana lineer bir ölçek dayatmaya yönelik umutsuz bir çaba.
S: (A) Sonsuzluktan kurtulmamız gerektiğini mi söylüyorsunuz? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8,9, 0 diye mi saymamız gerekiyor? Sonsuzluğa ihtiyacımız yok mu? Hayır, muhtemelen değil, çünkü soru bilinç hakkındaydı... ve sonsuzluk hakkında düşünmeye yönlendirilmedik – herşey dairesel. Az önce düzlemi düşünüyordum ve sonlu ve dairesel olan kürenin aksine düzlem sonsuz. Düzlemin iyi, kürenin kötü olduğunu söylediniz. O halde...
C: Hayır.
S: (A) Ama düzlem kendi başına sonsuzdur. Sonsuzluğa da bu şekilde varıyoruz, çünkü sonsuz bir düzlemimiz var...
C: Dairesel düzlem nedir?
S: (A) Ne?! Bir disk. Bazen onlara sorduğumuzdan başka soruların yanıtlarını alıyoruz... Son soru: Genel bir hayalkırıklığı hali içindeyim çünkü öğrenecek çok fazla şey, izlenecek pek çok yol, araştırılacak pek çok şey, kanıtlanacak pek çok teori, geliştirilebilecek pek çok matematiksel kavram, ekin çemberleri örneğinde olduğu gibi matematiğin ve iziğin dışında araştırılacak pek çok şey var ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hiçbir yere çıkmayan bir labirente girmek istemiyorum... Ne yapmam gerekiyor?
C: Böyle bir karmaşayla karşılaşıldığında, en iyisi önyargısız ve korkusuz bir şekilde sadece yapmaktır. Diğer bir deyişle, bırak yol kendini yaratsın. Ve bu yanıtla birlikte, iyi geceler.
--------------------------------------------------

Lineere kısılmış bir bilinçle anda oluşumu anlamak kolay değil mevcut donelerimiz müsait değil bir şeyi anlamak için mutlaka o mantık dedikleri kurguyu akla getirmek gerek onda da anlamak için kıyaslama yani karşılaştırma yapmak gerek karşılaştıracak sağlam bir done olmazsa konu ütyopik denilen çöp kutusuna atılır,
Halbuki çöp DNA dediler senelerce ilgilenmediler ancak ilerleyen bilinçler yani ütyopyayı dahi nedir diye bakanlar bazı genetik alimleri, belgeselin "yaratım" bölümünü izlerseniz göreceksiniz bu DNA da bilinmeyen çok şey var demekteler,

O zaman "mantık efendin değil hizmetkarın olunca" "Spinoza"nın sözüne kulak vermek lazım yani algılamayı geliştirmek için mevcut kısıtlı donelere yapışmış lineer mantık dışına çıkmak gerek olan her şeyi bütün açıklığı ile izah edemiyor çünkü,

Belgeselde Piramitlerin ,tapınakların, dikilitaşların sadece süs mezar ,anıt olarak değil mükemmel bir şekilde astrolojik sıralamalar ve düzenlemeler ile birer enerji yaratan ve ileten öğeler olduğuna da dokunuyorlar o zaman konuyu uzaysal müdaheleler ile teknolojinin alabildiğine geniş bir şekilde devrelerin uygulandığı bir dünya aklımıza geliyor ve ilgilendiğimiz RA-PLE-K.bilgilerinde verilenlerin bir ütyopik aktarımlar değil gerçekleri verdiklerini ispat ediyor ,bu izahlarımız tabiiki bunları anlayan zaten bilen dostlar için değil yankı odalarında hapsolmuş anlayışını kilitlemiş ve bazen bizim uğraştığımız bilgiler için adeta "deli bunlar" damgası vuran biçareler için söylüyorum,

-----------------------------------------------------

S: (L) Başarısız olacaklarından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
C: Çünkü bunu görüyoruz. Biz sadece görmek istediğimizi değil herşeyi görebiliyoruz. Onların başarısızlıklarının sebebi sadece görmek istediklerini görmeleri. Diğer bir deyişle bu "arzuya dayalı düşünme" olarak tanımlayacağınız şeyin en yüksek ifadesidir. Ve dördüncü yoğunluk seviyesinde deneyimlenen arzuya dayalı düşünme, o seviye için gerçek olur. Ne kadar arzuya dayalı bir şekilde düşündüğünüzü biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pekbilmezsiniz, fakat eğer dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor olsaydınız sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi göremezler çünkü biz kendimiz e değil,başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını istediğimiz gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz.
S: (L) Zechariah Sitchen büyük piramidin güneş sisteminde yolculuk etmeye yönelik sabit bir işaretleme sistemi olarak inşa edildiğini iddia ediyor, bu ikir hakkındaki yorumlarınızı söyler misiniz?
C: Bu yanlış. Piramitler enerji depolama ve nakletme tesisleri olarak inşa edildiler. Ruh konularında sizin atalarınız olan Atlantislilerin torunları tarafından inşa edildiler. Herhangi birşeyi işaretlemek için inşa edilmediler.

--------------------------------------------------------------
S: (J) Mısır'daki piramitlerle ilgili bir program seyrediyorduk ve piramit matematiğinin oluşturulmasında hiçbir sıradışı şeyin olmadığını söylüyorlardı. Başlangıçta uzatılan ölçüm şeritlerini kullandıklarını ama hesapların yanlış çıktığını ama sonra bir ölçüm tekerleği kullanarak çok büyük matematiksel hesaplara gerek olmadan sonuca ulaştıklarını söylüyorlar. Bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (L) Bunu biliyordun. (T) Piramit matematiğinde pi sayısının ortaya çıkması bununla ilgili mi?
C: Ortalama konusunu ele alın. Yani konuya farklı açılardan yaklaşın.
S: (J) Konuya farklı bir açıdan yaklaşmamız gerekiyor. (LM) Tüm ders kitaplarında, taş blokları kütükler üzerinde taşıyarak piramitleri inşa eden yüz binlerce köle resmediliyor.
C: Ders kitapları propaganda.
S: (T) Piramitler, Coral Castle ile aynı yolla mı yapıldı?
C: Yakın.
----------------------------------------------------

"Coral Castle" anlatılmıştı kısaca ses enerjisi ile, ve piramitlerin aynı zamanda bir inisiye mekanizması ihtiva ettikleri ve dinler programı başlarındaki Musanın İbrahimin inisiye edilip topluma çıkarıldığını da ispatlayan kısım,
-------------------------------------------------------

S: (L) Kral'ın odasının işlevi neydi?
C: Kraliçe'nin odasının dengeleyicisi.
S: (L) Kraliçe'nin odasındaki oyuk neydi? Arkadyalı Çoban tablosundaki taştaki çatlağa ve St.Anthony tablosundaki pencereye benzeyen şey? İşlevi neydi?
C: Zihin hızlandırıcı.
S: (L) Oturabildiğin ve enerjinin yoğunlaştığı sandalye gibi birşey mi vardı?
C: Yakın.
--------------------------------------------------------

Ahit sandığına da geleceğiz,
Çok kapsamlı anlatılıyor,
-----------------------------------------------------------
S: (L) "Ahit Sandığı" (Ark of the Covenant) neydi?
C: Güç hücresi.
S: (L) Bu güç hücresinin aslı nedir?
C: Kertenkeleler, diğer insanları manipüle etmeleri için Yahudilere vermişti.
S: (L) Bu nesneye yaklaşanların veya dokunanların ölmesinin nedeni neydi?
C: Aşırı enerji yüklemesi; ters elektromanyetizma yoluyla etki.
S: (L) Ters elektromanyetizma nedir?
C: İçe dönme.
S: (L) Bunun yarattığı etki nedir?
C: Maddenin sıvılaşması.
S: (L) Evet, çok hoş. Bu "hücre" bir çeşit süslü bür kutuda saklanıyordu, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Yalnızca rahiplerin dokunabilmesinin nedeni neydi?
C: Yalnızca bencil bir amaç için kullanmayacak olanlar dokunabiliyordu.
S: (L) Yani bu nesneye yaklaşmak bile insanı yaralayabiliyordu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Peki rahipler nasıl yaklaşabiliyordu?
C: Bencilce olmayan enerji alanı.
S: (L) Yani düşünce alanlarıyla etkileşebiliyordu?
C: Evet.
-------------------------------------------------------
S: (L) Hmmm, okumayı yeni bitirdiğim bu ilginç kitapta Ahit Sandığı'nın Etiyopya'da olduğu yönünde
geleneksel bir kabul ifade ediliyor. Ahit sandığı gerçekten Etiyopya'daki Siyon'lu Azize Meryem Kilisesi'nde mi?
C: Hayır.
S: (L) Peki nerede?
C: Eğer bu bilgiyi sana ifşa etseydik, bu bir bebeğe el bombası vermeye yakın birşey olurdu!!
-------------------------------------------------------------

"Bir şey biliyorum o da hiç bir şey bilmediğimdir"

--------------------------------------------------------------
S: (L) Sadece bir sorayım dedim işte! Kanarya Adaları'ndaki tuhaf olayların tarihini yazan bu harika Hakluyt
Derneği'nin Etiyopya'da olan şeylerin de kaydını tuttuğunu gördüm. Söyledikleri şeylerden biri, Ahit Sandığı'nın kırmızı veya sarı kafalı adamlardan oluşan bir grup tarafından taşındığıydı. Bir de Etiyopya'daki çeşitli nesneler üzerinde Tapınakçı haçı varmış. Gül Haç. Tapınakçılar gerçekten orada bulundular mı,veya neler oldu? Sandık oradaydı da başka bir yere mi götürüldü?
C: Ahit Sandığı düşündüğün şey değil.
S: (L) Bir güç hücresi olduğunu söylemiştiniz. Bununla ilgili romantik bir ikrim yok. Bunu kabul edebilirim.
Ama hakkında çok hikaye var ve pek çok efsanede geçiyor. Bunu neden söylediniz? Sandık nedir?
C: Oak Island'ı incele.
S: (L) Görünüşe göre Chartres'deki katedrali Tapınakçılar inşa etmiş. Melkizedek ve Saba Melikesi bir sundurmada resmedilmiş. Tam aralarında ise bir araba içinde Ahit Sandığı. Melkizedek kutsal kase olduğu iddia edilen bir kap tutuyor. Bu kabın içinde silindirik bir taş cisim var. Bu nedir?
C: Daha derin ve geniş görüş.
S: (L) Ne?! (A) Bir sembol mü yoksa bir cihaz mı?
C: Neden her ikisi olamasın?
S: (A) Her ikisi olabilir tabii, ama her ikisi mi?
C: Evet.
S: (A) Yani daha büyük bir görüş elde etmek için kullanılan kristal bir küre gibi bir cihazdı, öyle mi?
C: Yalnızca tam olarak işlevine uygun şekilde kullanıldığında.
S: (L) Bu cihazla bir işi nasıl hallediyorsun?
C: Biri neden bu cihazla birini "halletmek" istesin?
S: (L) Anlamadık...
C: Laura "halletmek" dedi.
--------------------------------------------------------

K. celselerinin yüzde yetmiş doğru olduğunu doğruluğu bozmaya yönelenlerin baştan ve bir müddet kanalın oturtulması ve Lauranın hazırlanmasında etken olanların Frank ve Vincent olduğunu öğrendik KH davranışları fark edilince dışlandı çıktılar, Vincent ile yapılan ayna celsesinde esas maksat ve tehlikenin savuşturulduğu bölümün muhakemesi ile ilgili,

------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Vincent'ın eyleminin ardındaki güç neydi? 4. yoğunluk manipülasyonları mı?
C: Yakın.
S: (L) Herhangi bir satanik tarikat faaliyetiyle bağlantısı var mı?
C: Hayır.
S: (L) Ayna celsesinde gördüğüm gibi çok sayıda yapışık ruhu var mıydı gerçekten?
C: Evet.
S: (L) Bu ilişik ruhların kaynağı neydi?
C: Ritüeller.
S: (L) Pekala. Beni "ahit sandığının" gömülü olduğu yeri keşfetmeye zorlamasının ardındaki amaç neydi?Onu bulmaya yönelik kendi arzusu mu yalnızca?
C: Evet.
S: (L) Bu soru sormaya veya aramaya programlandı mı?
C: Evet.
S: (L) Eğer benden yanıtı almayı başarmış olsaydı bunun sonuçları ne olurdu?
C: Öldürülürdünüz.
S: (L) Kendisi bu olasılığın farkında mıydı az da olsa?
C: Evet.
S: (L) Görünüşe göre yeterince farkında değilmiş. Hala bunun bir oyun olduğunu düşünüyor.
C: Evet.
S: (L) Sırra çok yaklaşırsan ölürsün. Hala bunun ne kadar ciddi olduğunu anlamıyor.
C: Evet. Sen de anlamadın.
S: (L) Pek çok soruyu yanıtlamamanızın nedeni bu mu?
C: Evet.
S: (L) Bu iyi bir neden sanırım. Bizi hayatta tutmak. (Ark) Vincent'a bu emri kim verdi? Programlandığını biliyoruz. 4. yoğunluk tarafından mı? (L) Şöyle sorayım. Bu bilgiye ulaşmaya programlandığına göre ve 4.yoğunluk KH bu sırrı ya bilmiyor veya erişemiyor, öyle mi?
C: Evet.S: (L) Keşfetmek için sabırsızlanıyorlar. Hem de çok.
C: Evet.

-----------------------------------------------------------
S: (L) Kral Davut konusunu da incelemem gerekiyor. Robin Hood gibiymiş. Peki, İbrahim'in Tanrı'yla konuşması konusu nedir? Monoteizm bundan mı doğdu?
C: Yakın.
S: (L) Yani İbrahim ve kabilesiyle birlikte başladı. Hitit diyarından gelip kabilesine katılan Levi kardeşleri oldu
mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu hikayede değinmem gereken ama değinmediğim herhangi bir ayrıntı var mı?
C: Davut bir Levi'ydi.
S: (L) İbrahim'in soyundan mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) "Hitit diyarından" mı geldi?
C: Yakın.
S: (L) Ailesi Filistin bölgesine geldikten kaç nesil sonra doğdu?
C: 5.
S: (L) İbrahim'in akrabaları mıydılar?C: Kısmen.
S: (L) Uzaktan akrabalık. Peki Davut ne yaptı? Gelip insanları mı birleştirdi?
C: Evet.
S: (L) Ahit Sandığı onlarda mıydı? Bu cisim 4. yoğunluk tarafından bu insanlara mı verildi?
C: Yakın.
S: (L) Esas olarak kime verildi?
C: İbrahim.
S: (L) Kim verdi?
C: Sara.
S: (L) Rachel'in babasının evinde yaptığı hırsızlık hikayesi aslında Sara'nın Akhenaton'dan Ahit Sandığı'nı çalması hikayesi mi?
C: Evet.
S: (L) Akhenaton'un hırsla onları takip etmesine şaşmamak lazım. Demek Sara'nın peşinde değilmiş, Ahit Sandığı'nı geri almak istemiş.
C: Evet.
S: (L) O cismi Akhenaton'a kim verdi?
C: KH 4. Yoğunluk.
S: (L) Burnuma kötü kokula geliyor! Davut'un büyükannesi Ruth'un bir Moablı olduğunu okuduk. O hikayede başlıbaşına bir gizem. Pekala, Yahudi'lerin hapsedilme, köleleştirilme, ezilme vs ile ilgili anlattığı hikayenin kökeni nedir? Esaretle ilgili bu kabile anısının kaynağı nedir?
C: Sümer kavramı.
S: (L) Bu anlamlı. Sümerlerin Kutsal Kitap hikayelerindeki karışıma katkıları bu esaret ikri yani. Sümerlilerin genetik olarak kölelik için yaratılmayla ilgili kadim bir efsaneleri var. Tanrıların hizmetçileriydiler...

----------------------------------------------------
S: (L) Vincent Bridges'in Ahit Sandığı veya Kutsal Kase'yi aradığı yönünde bazı teorilerimiz var. Bunun çeşitli önemli faydaları olan bir tür lensing (ç.n. lensleme?) cihazı olduğunu düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) KH gruplarının, evet dünyadaki herkesin KH olduğunu biliyoruz, ama, şu daha ağır KH gruplarının bir zamanlar bu cihaza sahip olduğunu, sonra onu kaybettikleri veya kontrolünü kaybettikleri tahminini ifade etmiştik daha önce. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Nasıl kaybettiler?
C: "Kaybolmaktan" ziyade "alınıp" emniyetli bir yere götürüldü.
S: (L) Kim aldı?
C: 4. yoğunluk BH misyonu.
S: (L) Şu anda arayanlar kim? 3. yoğunluk KH mi, yoksa 4. yoğunluk mu?
C: Her ikisi.
S: (L) Eğer 3. yoğunluk bir cihazsa, 4. yoğunluk varlıklar onu neden istiyor?
C: Her iki boyutla da bağlantısı olan bir cihaz.
S: (L) Eğer 4. yoğunluk KH teknik olarak o kadar ilerilerse, neden başka bir tane yapamıyorlar?
C: Bu cihaz bilinç ile ayarlanıyor. Öyle bir frekansta ki, KH yetenekleri böylesine bir kesinlik üretemiyor.Frekans genişliği çoklu olasılık vektörlerini kapsıyor. KH dar bir frekans aralığında faaliyet gösterir.
S: (R) Yani yenisini yapamıyorlar, ama kullanabilirler. Yapılmış olanı bulmaları gerekiyor. (L) Bu mümkün mü? (A) Bilinçle mi çalıştırılıyor? (L) Çalıştırılıyor demediler, ayarlanıyor dediler. [bu konunun tartışılması]
...Ayarlanıyor derken, yaratımın ayarlanması mı, yoksa cihazın çalışma için ayarlanması mı? (ç.n. cihaz yoluyla yapılan bir yaratım mı kastediliyor?)
C: Yaratım.
S: (A) Yani bir kez ayarlanınca, ayarlanmış oluyor. (R) Evet. Ve eğer bizim bilgisayar simülasyonumuza benziyorsa, benzer frekanslara maruz bırakılarak ayarlama yapılıyordur. (L) Veya kendi ürettiği frekanslar yoluyla. Ama KH'lerin onu görüp göremediklerini anlayamadık henüz. O cihazı bulamama ne denleri, ya bir frekansla veya birşeyle korunuyor olması, ya da cihazın nerede olduğunu bilmiyor olmaları. Doğru mu?
C: Çoğunlukla. Genel bir ikirleri var.
S: (L) Cismin kesin yerini tespit edip ele geçirmelerini önleyen şey nedir tam olarak?
C: Oklüzyon. (ç.n.: örtme/kapatma)
--------------------------------------------------------

Bundan sonraki bölümler ahit sandığının kimlere aktarıldığı ve KH saptırmaları ile monoteizmin dinlerin nasıl yaratıldığına dair geniş bilgiler bunlara evvelden çok dokunduk ve İbrahimin Musanın Saranın Neferettinin Truvalı Helenin Akhenetonun karmakarışık yapılmış birleştirilmiş veya ayrı olan kişilikleri ile bilgiler oldukça fazla yer tutuyor ,yazdıklarımızı izleyenler bunlar hakkında çok aktarımlar yaptığımı biliyorlar ,burada tekrar almayacağım ve bu anlatıma şimdilik son veriyorum.



bozadi

#889
Paylaşım için teşekkürler Tgur. Kadim uzaylılar temasına rastlıyordum yerli-yabancı bazı belgesellerde ama linkini verdiğin belgesel dizisini izlediğimden emin değilim, kontrol etmeye çalışacağım.

Gençliğinde yaşadığın vizyonlar konusu da ilginç geldi :) Daha önce herşeyin birliğini hissettiğin vizyon tarzı birşeyden bahsettiğini hatırlıyorum ama başka ilginç vizyon deneyimlerin de olduysa, duymak, bilmek isterim doğrusu.

Tgur

#890
Bozadi sağol,

Anlattıklarımız aktardığımız yorumladığımız konular yeni okuyanlar varsa onlara kurgu bilim gibi geliyordur hele vizyonlar rüyalar v.s. ile desteklediğimizi görünce okumaktan vazgeçsem mi ikilemi ile kalırlar ama düşünme,doğrulama araştırma faaliyetlerine girerlerse büyük ve harikulade bilgiler kapısını açmış olurlar,

Bunca sene yani biraz uzun seneler bu gezegende kaldığımız ve şüpheci bir varlık olduğumuzu defalarca belirttik (ifadeler bile gizemli gibi, dünya demiyorum gezegen diyorum) her yeni bir bilgi kapısını açmak için olağan üstü rastlantılarla beraber araştırma doğrulama kısmına düşüncemi ve mevcut bilgimi yanlış yapma korkularımı katarak daldım ve bilgiyi doğrulamak üzere sağlam bir yol bulamadığımda öğretici rüyalar ve vizyonlar veya olağanüstü şeyler söyleyen ama tam ilgilenmekte olduğum konularla ilgili konuşan davranan kişiler ve hadiselerle karşılaştım,bu olayların tümü pozitif yolda değildi içlerinde abartılı yollara sokmak isteyen özel durumlarla da karşılaştım ve her zaman söylediğim gibi böyle durumlarda daha fazla bilgiye doğru uzanarak ve öz sesini dinleyerek doğru yolu buldum sanırım ,ama bütün bunların sonunda mülahazat hanesi açıktı eski terimdir yani şüphe vardı ve var,

Bu şüphenin olmaması kişiyi rahata ve takıntıya gelinilen son bilginin yankı odasına sokar yani merak dürtüsünü tamamen yok eder,o zaman edindiğim anlayışa göre varlık durmaktadır bu da doğanın oluş maksadına tamamen ters bir durumdur ,mozaik oluşumda varlığın serbest seçim ile yürüyebileceği alan artık tıkanmıştır,

"Bu oyunda duran düşer
 Daim halde olmalıdır beşer
 Su beklerken kurusan da       (su=bilgi)
 Gayretinle su bul yeşer"

Araya bir dörtlüğümü sıkıştırmak meselenin izahına tam oturduğundandır,

Bütün bu olanlar her fert için kendini açmaya doğru karar veren yürüyenler için geçerlidir yani biz müstesna bir varlık değiliz yakın zamanda meditasyon yaptıklarında çeşitli renkler v.s gören dostlar var onlar bilgi yolunun harika yolculuklarında olduklarının idrakinde olan kıymetli dostlar ve gördüklerini açıklıyorlar olağan üstü arayan yeni başlayan diğer dostlar için birer ispattır yani bilinç üstüne çıkma gayretleri öyle korkulacak çekinilecek bir şey değildir,o kişilerin beyanları  bilgi ve idrak dolu hürriyet havasının ortaya konmasıdır,

Yine fazla uzatmadan o istediğin vizyon veya olağan üstü olayları çeşitli izahlarımda araya sıkıştırıp parça parça vermiştim ama madem istek duymuşsun çok eskiden diğer sitede belirtmiştim son anlattıklarıma destek olan bir vizyonumdan kaleme aldığım bir parça,

               21.05.2006
Bazen ejderhanın alev dili,bazen bir ceylan gözünün irisi
Bazen bir beygirin akciğer alveolü, bazen gergedanın derisi
Bazen taşta sert bir molekül,bazen toprak serpintisi
Bazen bunları okuyanın hayret etmiş beyin hücresi
Bazen Mozartın prelüdünde bir mezür
Sahi bu yazılanlar nedir
Bilinç okyanusuna bunları hissedince girilir



Tgur

#891
ÇEKİMİN TOPLANIP DAĞILMASI YANSIMALARI HAKKINDA VE BAŞKA BAKIŞLAR

Çekim konusu yine karşımıza çıktı ,zihinsel olarak ne kadar kaçarsak kaçalım madde denilen şu ortamda maddelerden müteşekkil beynin işleve soktuğu bilinç karanlık noktalar halinde kalan kısımları aydınlatmak için biteviye çalışıyor,var sayımlar dahi olsa bir şeyler yakalamaya çalışıyor,

Çekimin ne olduğunu K.lara dayanarak anlatabildiğimiz kadar anlattık akılda kalan en önemli özet bilgi fizik ve eteri birleştiren yapıştıran bir bağ ama bunu tarif edecek nicelik bilgilerinden yoksunuz ,yani uzun mu kısa mı elastik mi sert mi ,elektromanyetizma veya düşünce enerjisinin harekete geçmesi gibi soyut kavramlarla tarif etmeye çalışıyoruz ne derece başarıyoruz belli değil ,ancak maddenin oluşumunda asıl bir görevi olduğunda hemfikiriz,

Sahneye bir big bang hadisesi ile çıkıyor ve yaratılan her gezegenin başlangıç kısmını bu füzyon hadisesi ile tarif etmeye başlıyoruz, daha sonra oluşan fiziksel olgularda çekimin toplanıp dağılmasının yansıması olarak adlandırılan ama hiç bir nicelik olgusu konduramadığımız toplanmada negatif olgular dağılmada pozitif olgular kısaca toplanmanın KH, dağılmanın BH olarak adlandırıldığı bir sahaya geliyoruz yani düşünce ve anlama platformu ,konuyu bu yönden incelemeye koyuluyoruz,

Toplanmanın KH olgusu fizik üzerine varlığını idame ettirmek isteyen faaliyetler yönünde olduğundan beş duyu ile temas edip yaşadığımız olguları didikleyip incelemek dünya mevcut bilimi olarak devrede ve az çok sınırlandığı ortamlarda neler olduğunu anladık işin kötüsü bu bilim denilen çoğunlukla sınırlanmış bir anlayışa hapsedilmiş dünya bilimi olgularıyla çekimin dağılmasının yansımasını anlamak durumundayız ,buradan yola çıkarak ve her şeyin biraz da ruhsal alem anlayışıyla bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz tabiiki bu bölümde mevcut inanç kalıplarından biraz ileriye yönelmiş kurgu bilim izahlarını kabul edip etmemek var,

Evvela dünya bilimi big bang tarifinde lazım olacak fisyon olayı hakkında ne demekteler,
-------------------------------------------------------------------

Fisyon (Çekirdek Parçalanması):

Fisyon Olayı
Fisyon bir nötronun, uranyum gibi ağır bir element atomunun çekirdeğine çarparak yutulması, bunun sonucunda bu atomun kararsız hale gelerek daha küçük iki veya daha fazla farklı çekirdeğe bölünmesi reaksiyonudur. Dolayısıyla Fisyon, bir çekirdek tepkimesidir. Parçalanma sonucunda ortaya çıkan atomlara fisyon ürünleri denir. Bunların bazıları radyoaktiftir. Bir nötron yutulması ile başlayan fisyon tepkimesi sonucunda, büyük miktarda enerji ile birlikte, birden fazla nötron ortaya çıkar. Çekirdek tepkimeleri sonucunda açığa çıkan enerji, kimyasal tepkimelere göre yaklaşık bir milyon kat düzeyinde daha fazladır.
Zincirleme Reaksiyon: Fisyon sonucunda ortaya çıkan nötronların, ortamda bulunan diğer fisyon yapabilen atom çekirdekleri tarafından yutularak, onları da aynı reaksiyona sokması ve bunun ardışık olarak tekrarlanmasıdır. Kontrolsuz bir zincirleme reaksiyon, çok çok kısa bir süre içinde çok büyük bir enerjinin ortaya çıkmasına neden olur. Atom bombasının patlaması bu şekildedir. Nükleer santrallarda ise zincirleme reaksiyon kontrollu bir şekilde yapılır. Bu kontrolun kaybedilerek nükleer yakıtın bir bomba haline dönüşmesi fiziksel olarak olanaksızdır.
--------------------------------------------------------------

Bu bilimsel açıklamanın ötesinde biz bilinç üzerini de çalıştırarak "nötrinolar" kısmına geçeceğiz gerçi K.lar bu konuda aşağıdaki aktarımlarda oldukça geniş bilgi ve ip uçları vermişler bizdeki sorular dünya bilimcilerinin "Cern Deneyi , Higgs Bozonu" arşatırmalarıyla karıştırarak bir sonuca veya izah edilebilir bir konuma gelebilir mi ,

Bilindiği gibi Higgs Bozonu araştırması maddenin yapısını belirleyen bir özel partikülü bulabilmek ve bulduk ta diyorlar ve kütlesini belirtecek ölçüm birimlerinin en küçüklerinden birini vererek tanımlamaya çalışıyorlar,bunun için fisyon olayının benzerini ortaya çıkarıp nötron bombardımanı yani atom bombası uygulamasındaki açığa çıkan enerjinin benzerin ulaşmak ama aşırı tahripkar olmaması için çeşitli düzenekler kurma yolundalar ,görüldüğü gibi konu mevcut bilim sonuçlarının içinde bir ispatı elde etme yolunda ,fiziksel bir partikülü dünyasal birim ölçekleri ile tartmak peşindeler, ufo gerçeğini ekin çemberlerini ,izah edilemeyen antik yapıları piramitlerın olması ve gizleri gerçeği V.S.  ortada dururken, metafizik adı üstünde, fizik dışında,

Bahsi geçen nötrinoların taşıdıkları enerji diye tanımladığımız şey bir bing bang sonucu ortaya çıkmış enerjinin insana farkındalık yaratmak üzere veya maddesel bir ortamda bir şey oluşturmak için veya oluşturulanı onarmak değiştirmek için  diğer yoğunluklardan pencerelerden gelen veya gönderilen bir yapıcı DNA kodonu parçası olamaz mı ve biz buna düşünce enerjisi ile maddeler veya farkındalık pıtırcıkları yaratmak için diyemez miyiz,

Nötrinoların taşıyıcı özelliklerine geçelim ,pencerelerin nasıl geniş bir yelpazede olduklarını (atomun içinde, hücre çeperinde) dünyanın merkezinde ve etrafında çeşitli bölgelerde ve birçok yerde  biliyoruz hücre içindeki protein antenleri ,bedendeki sinir sisteminde VEN hücrelerinin radar özelliklerini anlattık bütün bunları düşünce enerjisi denen bir kavramda toparlayıp anlayabiliyoruz ,o halde,

--------------------------------------------------------------
C: Atomsal ilkelerle ilgili. Atomsal ilkelerle birlikte çekim, maddesel olanla olmayanın sınırını oluşturuyor.Sizce burada temeli oluşturan hangi teorik atomik parçacık olabilir?
S: (L) Takyonlar mı?
C: Belki nötronlar?
S: (A) Nötronlar mı yoksa nötrinolar mı?
C: Nötrinolar.
S: (A) Önce nötronlar dediler, sonra da nötrinolar. Daha doğrusu "Belki nötronlar" dediler. Ben "nötrinolar mı" dedim, onlar da "evet" dedi. Yani "belki" kelimesi yalnızca bir yönlendirici. Nötrinolar tuhaf parçacıklar, çünkü kütlesizler. Ama bazı insanlar nötrinoların var olduğuna inanmıyor. Benim tahminime göre varlar. Nötrinolar var mı?
C: Tamam, dikkatliliği bir kenara bırakıp "evet" diyeceğiz. [Gülüşme]
S: (L) Nötrinolar ve ruh bileşimi... Anılar bu nötrinolarla nasıl oluşturuluyor veya tutuluyor?
C: Uygun olduğunda bırakılmak üzere nötrinolar içinde tutuluyor.
S: (L) Anılar nötrinolar içinde mi depolanıyor?
C: Yakın.
S: (L) Nötrinoların oluşturduğu kalıplar içinde mi?
C: Daha yakın.
S: (L) Yani eğer bir "bilinç birimi" veya ruh başka bir bilinç biriminden daha fazla anıya veya deneyime
sahipse, o zaman onun daha fazla nötrinosu var demek oluyor, öyle mi?
C: Hayır.
S: (B) Kalıplar mı farklı oluyor?
C: Hayır.
S: (L) Fark nedir?
C: Birim başına daha fazla veri, gibi.
S: (L) Yani bir nötrino veri içeriği bakımından başka bir nötrinodan daha "yoğun" olabiliyor mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu artan veri yoğunluğu o nötrinonun yapısını veya işlevini değiştiriyor mu?
C: Belki de farkındalığın işlevini değiştiriyor, böylece de çevreyi.
S: (L) Bir bilinç birimi veya ruh meydana getiren belirli bir nötrino sayısı var mı?
C: Sayının doğru kavram olduğu pek söylenemez. Oryantasyon/yönelim daha yakın.
S: (L) Yönelim seçenekleri nelerdir?
C: Titreşim frekansları.
S: (L) Veri yoğunluğunun artmasıyla birlikte titreşim frekansları artıyor mu, yoksa azalıyor mu?
C: Değişiyor; nicelememek daha iyi.
S: (A) Ruhtan bahsediyoruz. Kavramsal olarak ruhun yoğunluğu nedir?
C: Ark, nötrinolar bir şekilde saf enerjiye giden köprü kavramıyla ilgili mi?
S: (A) Evet. Ben de bunu düşünüyordum. Neden fotonlardan değil de nötrinolardan bahsettiğinizi merak ediyordum. Çünkü bence fotonlar da saf enerjiye giden bir köprü. Fotonlarla nötrinolar arasındaki fark şu ki, fotonlar bozon, nötrinolar ise fermiyon. Nötrinolar birbirlerine dokunmamak için dans etmek zorundalar. Bozonlar nötrino ve foton çiftleri gibiler. Bozonlar mekanda/boşlukta istedikleri gibi hareket
edebiliyorlar.
C: Bu tartışma bağlamında fotonlardan bahsedebilirdik ama Web Sayfalarını okuyan bazılarının "sevgi ve ışık" fantazisi temelinde konuyu yanlış yorumlama eğilimi nedeniyle bahsetmiyoruz.
S: ... (A) Nötrinolar herşeyin temel yapı taşları mı? Yani en temel parçacık?
C: Daha ziyade küresel dışa genişleme niteliğine sahip bir orta nokta. Tetrahedron, beşgen, altıgen.

----------------------------------------------------------------
S: (A) Lodz ile ilgili ipuçları ararken tanıdığım Lodz'lu birinin internet sayfasına denk geldik. Işıktan ızlı
parçacıklar hakkında spekülasyonlarda bulunuyor. Temel hipotez, nötrinoların aslında ışıktan daha hızlı
seyahat ettiği. Bu doğru mu?
C: Bu hiper uzaya bir kapı açıyor.
S: (A) Bu konunun araştırılması mı?
C: Yakın.
S: (A) Yoksa nötrinoları kullanmak mı?
C: Solucan deliklerinin yolundakilerle birleştir
----------------------------------------------------------------
C: Enerji merkezleri çakıştığında olan şey.
S: (L) Hangi enerji merkezleri çakışıyor?
C: Düşünce enerjisi merkezleri.
S: (L) Kimin düşünceleri?
C: Ahh, biraz fazla hızlı gitmiyor muyuz? Düşünceler tüm yaratımın temelidir. Düşünce olmadan hiçbirşey olmazdı. Olur muydu?
S: (L) Doğru.
C: O nedenle, çatışan enerji merkezleri düşünce kalıplarıyla ilgilidir. Düşünce kalıbı enerjilerinin kesişimi olarak da adlandırılabilir.

------------------------------------------------------------------
S: (L) Veda'larda verilen bilgilerin doğruluk yüzdesi nedir? Genel?
C: Hangi seviyede doğru?
S: (L) Üçüncü yoğunluk.
C: Hangi ölçekte veya hangi biçimle doğru?
S: (L) Genel anlamda, kişinin yaşadığı ve evreni algıladığı biçim anlamında.
C: Bu yanıtlaması son derece zor bir soru, çünkü evreni algılama ve kişinin hayatını yaşaması gibi şeyleri belirlemede doğruluk tamamen yoruma açıktır. Herhangi biri verilen bilgiye uygunluk gösteren bir paralel evrene referansta bulunarak doğruluğa karar verebilir. Ve daha önce belirttiğimiz gibi, düşünce enerjisiyle paralel evrenler yaratmak mümkündür ve doğal bir şekilde yaratıldığında, bu paralel evrenler onlara verilmiş anlamla uygunluk gösterir.
S: (L) Mantra'ların kullanımından elde edilebilecek herhangi bir fayda var mı?
C: Özellikle zihin bu faydanın olduğunu söylediğinde. Hatırlayın, gerçekliği ve fizikselliği değiştirmek için gerekli gücün çoğu zihnin inanç merkezinde bulunur. Bu, fizikselliğin artık bir hapishane değil, istediğiniz gibi değiştirebildiğiniz için eviniz gibi olduğu 4'üncü yoğunluk gerçekliğine ulaştığınızda daha yakından anlayacağınız birşeydir. Mevcut durumunuzda, gerçekliğin sonlu olduğuna dair bir inançsal yanlış yorumlamanız var ve sonlu fiziksel varoluşla ilgili çektiğiniz sıkıntı da bundan temelleniyor. Bu kavramı hala tam olarak kavrayamamış olman bizi şaşırttı.
--------------------------------------------------------------
C: Evet. Öğrenmek mi istersin, yoksa varsaymayı mı tercih edersin?
S: (L) Bu görünen şeyler nedir?
C: Görünenler 5'inci yoğunluk düşünce projeksiyonu enerji dalgaları.
S: (L) Yani ailesi, bu 5'inci yoğunluk düşünce enerjisi dalgalarını alıyor.
C: İyi takip etmiyorsun.
S: (S) Yani aile üyeleri negatif şeyler gördüğünde, bu onların kendi suçu mu?
C: 5'inci yoğunlukta zaman yok. Tüm olay dizileri sonsuza kadar ve bir an içinde, bir kerede olur.
S: (L) Bunun soruyla ilgisi nedir?
C: Huzur içinde olup olmadığını, kendini oraya "ayarlayıp ayarlamadığını" sordunuz. Sizin birinin "öldüğünün" farkına vardığınız "zaman" içinde, o temel olarak tüm 5'inci yoğunluk enkarnasyon döngüsünü, öğrenmeyi ve düşünme deneyimini "sıfır zamanda" yapmış oluyor!
--------------------------------------------------------------------

Bu "sıfır zaman" anlatmaya çalıştık lineer bir bilince odaklanmış insanın bunu idrak etmesi çok zor ,bir iki vizyonla bunu gördüm ve sizlere muhtelif zamanlarda aktardım ,bu vizyonlarımdan bahsetmek gerçekten bana utanç veriyor şu adama bakın olağanüstüyüm ben demek için fırsat arıyor dedirtecek kadar ve böyle anılacak bir kişi olarak  aşağılık his ettiriyor bana, aşağılık diyorum zira kendinde böyle bir iki özellik görüp insanları şahsi menfaatleri yönünden sürükleyen kişiler bana öyle gelmekte ,şiddetle kınıyor ve o istemediğim yargılama moduna giriyorum, herkesin kendine göre kabiliyet ve kapasitesinde başkalarından üstün vasıfları vardır mesela ben yaşlandım siz gençler görünüş veya beden olarak ve yaşanacak deneyler ve duyulacak hayal yönünden benden kat kat üstünsünüz ,daha dün bir ileri bilinç dostumun PC konusundaki bilgi ve atakları konusunda ne kadar aciz olduğumu anladım gençlerin düşüncesi şimdi şöyle herhalde "bilgisayarı bilmeden yaşanır mı yahu" konuya bir de böyle bakalım haklı değil miyim,

Her neyse, vizyonlardan falan bahsetmekten kastım, ilgilenmekte olduğumuz konunun tecrübe ve görgü ile desteklenmiş bir obje olduğunu vurgulamak bir nevi doğruluğunu ispat içindir ama malüm inanç haline getirmek kişinin serbest iradesi ile ve yapacağı şahsi faaliyetlerle ilgili,
 
Bu sıfır zamanı anlamak için her olgunun "olmuş /olmakta/olacak" hallerini ortadan kaldırmak lazım bunlar zaman faktörüne ait donelerdir ve biz onun içindeyiz ,bu durumda bu ortamda bunu tarif etmek anlamak imkansızdır ,zira ben onlarla ilgili durumlarla karşılaştığım ve anlamaya çalıştığım vakit deliriyorum sandım ve o halden kısa bir anda uykuya dalmayı seçerek kurtuldum çok şükür, ama  deneylemem böyle bir durumun ispatını çok zor da olsa bana yaptı, o halde bu şartlarla ilgili yoğunluk özelliklerine geçtiğimizde bunu bilmenin verdiği rahatlıkla o delirme nöbetlerine girmeyeceğiz demektir bilinen şey artık korku endişe veya akıl tutulması teşevvüş gibi hususları ortadan kaldırır ,

Bilgi bunun için koruyucu ve kurtarıcıdır ,

Aşağıdaki alıntıyı belki evvelce verdim ama kaçırmalarda olan bitenleri ne olduğunu ve sıfır zaman konusu iyi işlendiği için hatırlatmaktan çekinmiyorum,
---------------------------------------------------------

C: Öncelikle, çok acele sonuç çıkarıyorsun. Gerçekten bir ışık sütununun gelip "seni parçalara ayırdığını",bedenini fiziksel olarak bir uzay aracına taşıdığını, bir çeşit muayene veya buna benzer birşey yaptığını ve sonra da bir acı giderici olmadan bedenini tekrar bir araya getirdiğini mi düşünüyorsun?
S: (L) Bunun bana olduğunu söylemedi, kendisine olduğuna söyledi. ... Böyle birşeyin mümkün olup olmadığıyla ilgili ne düşündüğüme gelince, şimdiye kadar yaptığım araştırmalardan öğrendiklerime göre sanırım bu mümkün. Söylenen varlıkların zamanı manipüle etme yeteneklerini göz önünde bulunduracak olursak, böyle birşeyin hiç zaman kaybı farkındalığı olmadan gerçekleşmesi tamamen mümkün.
C: Evet, bu doğru, fakat, önceki celselerde "kaçırılma" olarak ifade ettiğiniz şey için kullanılan metodolojiyi ayrıntılı olarak anlattık. Eğer şimdiye kadar elde ettiğiniz transkriptlerin içeriğini kavradıysan, bunun nasıl yapıldığını gayet iyi biliyor olman gerekir. Belirttiğin hipnoz celsesinde söylenenle ilgili yaptığın tanımlama tam olarak doğru değil, ya da en azından, hipnoz celsesi sırasında verilen bilgileri yorumlayış şeklin yanlış.
Burada şu da belirtilmeli ki, "bu doğru değil," veya "o doğru değil" gibi tanımlar kullanmak çok yaptığımız birşey değildir çünkü sizin ve diğerlerinin varlık durumunuzun niteliği, çeşitli derecelerde bağlı ilüzyon içeren türdendir. Bu nedenle çoğu durumda herhangi ve tüm olasılıklar mevcuttur. Fakat, bu bağlı ilüzyonlardan iki veya daha fazlası yanlış hizalandığında, mutlak doğruluk veya mutlak yanlışlık mümkündür. Bu olayda, bağlayışta bir yanlış hizalama var ve gerçekten tam bir yanlışlık var. Ayrıca, kendiniz öğrenmenizi çok istememize rağmen süreci tekrar açıklayacağız çünkü öğrenme eğrisinde fazla erken bir şekilde sonuca atlıyor olabilirsin, ki bu sıkıntı yaratan birşey ama bununla sonra ilgileneceğiz.Lütfen bu bilgiyi unutmamaya çalışın çünkü geçmişiniz olarak tanımladığınız gerçekliğinizde meydana gelmiş olabilecekler yanında, şimdinizin çeşitli olası varyasyonlarında olanlar ve geleceğiniz olarak tanımladığınız gerçekliğinizdeki olaylar için de bu çok önemli. Bu deneyimlerin niteliği bir bütün olarak bilinmelidir. Normal olarak, fiziksel bir üçüncü yoğunluk varlığı olarak bir yerden diğerine taşınmazsınız. Olan şey çok basittir. Normal olarak zaman çerçevesi dondurulur ve "donma" terimini, daha iyi bir terim olmadığı için kullanıyoruz. Bunun anlamı, üçüncü yoğunlukta fiziksel bedeninizde bu süreçte zaman algısı durur ve bu, insan ırkınızın çeşitli üyeleri tarafından "sıfır zaman" olarak tanımlanmaktadır. Fiziksel bedeni kullanan ruh uzantısı bedenden zorla çıkarılır, başka bir yere taşınır ve inceleme, implantasyon ve diğer amaçlarla ayrı bir fiziksel beden olarak remolekülerize edilir. Sonra da demolekülerize edilir. Ruh uzantısıyla beden kopyalama yapılır. Sonra klonlanan beden demolekülerize edilir ve ruh uzantısı asıl bedene tekrar yerleştirilir. Süreç bu şekilde gerçekleşir. Bazen, kaçırmayı gerçekleştiren dördüncü yoğunluk varlıkları üçüncü yoğunluk ilüzyonunun zaman referansı noktalarını belirlemede hata yapabilirler. Bu durum, kaçırılma sonrasında, kaçırılma öncesindekinden farklı bir deneyime girme veya aynı deneyimin tekrarlanması gibi bir etki yaratabilir, aslında tek bir deneyim yaşanıyor olmasına rağmen.
Sizin durumunuzda da bu gerçekleşti. Sen iki "geminin" geçtiğini algıladığın sırada aslında tek bir gemi vardı ve burada gemi sözcüğünü, daha açıklayıcı bir terimin olmaması nedeniyle kullanıyoruz. Bunun nedeni, sıfır zamanda olayın başlangıcındaki ve sonundaki zaman çerçevesi referansı ilüzyonu arasındaki farklılıktı. Bu olayda fazla sorun yaratmaz. Nadir de olsa bazı durumlarda, kaçırılma deneyimini yaşayan kişi, kaçırılma sonrası kendini olayın başladığı noktadan birkaç saat, birkaç gün, birkaç hafta, veya hatta ne yazık ki birkaç yıl öncesinde bulabilir, ve tabii bu da akıl sağlığını yitirme veya benzer sonuçlar doğurabilir. Neyse ki sizin durumunuzda bu olmadı, fakat yine de zaman çerçevesi referansı ilüzyonunda hafif bir kırılma vardı. Aslında tek bir gemi görmüş olmana rağmen iki gemi gördüğünü düşünmenin nedeni buydu. Bu deneyimin tam olarak fiziksel bir üçüncü yoğunluk olayı olmadığını anlamanız çok önemli. Tüm birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü yoğunluk varlıklarının sahip olduğu ruh uzantısı vardır ve kaçırılma sırasında bu uzantı bedenden çıkarılır. Ruh uzantısı aracılığı ile dördüncü yoğunlukta görünen bir kopya veya klon beden yapılır ve beden incelenir ve sonra ruh uzantısı alındığı yoğunluktaki asıl bedene geri konur. Normal olarak süreç bu şekilde gerçekleşir. Çoğu durumda, eğer üçüncü yoğunluk varlığı fiziksel bedeni ile birlikte bütün olarak alınırsa, üçüncü yoğunluğa geri bırakılmaz. Sürekli olarak dördüncü yoğunlukta kalır. Nadir durumlarda geri bırakılma olsa da, bu istisnaidir. Tüm inceleme, algı değiştirme ve implant yerleştirme işlemleri dördüncü yoğunlukta kopya beden üzerinde gerçekleştirilebildiği için, bunların üçüncü yoğunlukta gerçekleştirilmesine ihtiyaç yoktur. Anlıyor musunuz?
S: (T) Yerleştirilen bir implant, üçüncü yoğunlukta aynı yerde durmakta olan asıl bedene nasıl girer?
C: Remolekülerizasyon içeren süreçle. Dördüncü yoğunluğun üçüncü yoğunluğa çevrilişini size tanımlamak çok karmaşık olur, fakat şöyle söyleyebiliriz ki, istendiği durumda, dördüncü yoğunluktaki klon bedende gerçekleştirilen herşey üçüncü yoğunluktaki bedende aynen gerçekleşir. Yalnızca bedenin içindeki bir nesne değil, üçüncü yoğunluğa ait olan bedenin tamamı üzerinde etki edilmektedir.
S: (L) Yani diğer bir deyişle ruh uzantısı dördüncü yoğunluğa gittiğinde fiziksel bedenin bir kopyası üretiliyor ve kopya üzerinde yapılan herşey, ruh uzantısı asıl bedene geri gönderildiğinde o bedende de meydana geliyor.
C: Aynen öyle. Ekleyebileceğimiz tek şey, dördüncü yoğunluktan gelen implantların veya eklenen
maddelerin, remolekülerizasyon yoluyla üçüncü yoğunluğa aynı şekilde çevrilmesini sağlayan bir
teknolojinin kullanıldığıdır.
-------------------------------------------------------------

Bu alıntıda Laura özel bir felç gibi hal geçiriyor bunun üzerindeki soru ve cevaplar ilginç, sıfır zamanı akışkan olmayan bir durum olarak belirtiyor ,bir nevi donmuş gibi ,akışkan olmayan bir var oluş hali,

Pekala algılama kayıtlarımızda akışkan hayatın izleri halen durmakta ise ve biz bunu yaşamın tek ve vaz geçilmez hali olarak kabul eden bir anlayışta isek olayı deliriyoruz olarak kabul eder telaşlanırız,

Bu noktada bunları aktarırken bir yeni idrake geldim ,bunun hakkında o meşhur vizyonlardan birini aktarmıştım bir önce de bahsettim bütün hislerin aynı anda duyulduğu bir hal ve deliriyorum dedim ve kurtarıcı olarak bir şeyler daha gördüm ve bana uyku işaret edildi uyudum kurtardım diye şu ana kadar oyalanır oldum  ama zihnimde "neden bu hali deneyledim" sorusu silinmemişti ,aşağıdaki alıntıda göreceksiniz düşünün deniyor ve ben konu üzerine tekrar uzun düşündüm ve soruma cevap buldum ,

Akışkan algılamayı, lineer hayatın tek hayat şekli olarak değil de olabilen var oluş hallerinden biri olarak kabul etmek ve bizim KH manipülasyonu ile zorlandığımız bir durum olduğu bilgisini hatırlayınca yani her şeyin olabilirliği farkındalığına gelince bu sıfır zamanın telaşı ve delirtecek unsurları ortadan kalkıyor olsun bir de bu hali görelim denen o mozaik oluşturma macerasındaki her şeyi coşku ile izleyen hale geliyorsunuz ve ne olacak bundan sonra korkusu yok oluyor,

İlave olarak bir başlangıç ve sonun olmadığını mevcut gerçekliğin bittiğinde bilinmeyen bir çok şey olabilir endişesini de bırakmak gerek her türlü gerçekliğe ve duruma dönebilme serbest seçimine haiz olduğunuzu kabul etmeniz ve buna inancı kuvvetlendirip gerçekleştirmek için ne yapmamız lazımsa yapmak gerek,

Bu samimi itiraf ile öyküyü niçin anlattım, hani durmadan bilgiyi alın ama evirin çevirin vaazları veriyorum, onlara bir örnek olsun görüldüğü gibi insan bilgi yolunda yürürken her an yeni bir idrak ve anlayışa kavuşabiliyor,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Peki bu deneyimdeki olay neydi?
C: Çakışan düşünce merkezlerinin neden olduğu bir enerji kesişimiydi.
S: (L) Hangi enerjilerin kesişimiydi?
C: İki zıt gerçeklik birimi ne zaman kesişse, bu durum sürtünme denen bir duruma neden olur ve bu da,aslında mevcut olmayan zaman ile ilgili kavramınızın ölçülemeyecek kadar küçük bir miktarında, tüm işlevlerin ortadan kalkmasına veya durmasına neden olmaktadır. Bizim çakışma dediğimiz şey budur.Arada, veya herhangi kesişen, karşıt varlıklar durumunda daima sıfır zaman, sıfır hareket, sıfır aktarım,sıfır alışveriş vardır. Şimdi bunun üzerinde düşün. Dikkatlice düşün.
S: (L) Yani temel olarak bir mevcut olmayış durumunda mı kaldım?
C: Mevcut olmayış uygun bir terim olmaz. Akışkan olmayan varoluş daha yakın. Anlıyor musun?
S: (L) Evet. Donmuş gibi mi?
C: Donmuş gibi.
S: (L) Bu deneyimin bana herhangi bir faydası oldu mu?
C: Tüm deneyimlerin fayda potansiyeli vardır.
S: (L) Bu deneyimin bana herhangi bir zararı oldu mu?
C: Tüm deneyimlerin zarar potansiyeli vardır. Paralellikleri görüyor musun? Doğadaki çatışan herhangi
güçlerden bahsediyoruz. Karşı karşıya geldiklerinde sonuç hem faydanın en uç seviyesine, hem de zararın en uç seviyesine kadar gidebilir. Veya ortada simetrik olarak mükemmel bir şekilde dengede kalabilir veya tarafların bir tanesinde kısmen dengede kalabilir. Dolayısıyla, gerçekliğin kesişen noktalarında tüm potansiyeller gerçekleşebilir.
-------------------------------------------------------------------

Anlattıklarımızı desteklemek hakkında,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Hadi sor. (T) Yanlış soru diye birşey yok. Hepimiz aptalca olduğu ortaya çıkan sorular sormuşuzdur.Hepimiz utandığımız durumlar yaşadık, o yüzden çekinme. Bunu bizim için gayet iyi idare ediyorlar. (TK)Bilmiyorum, bu şey gibi görünüyor... Bu tür şeyleri bilmek gerçekte ne fark yaratır ki? (L) Çünkü... (J)Sadece farkında olarak... (L) Daha fazla... (TK) Farkında olmak, evet, tamam. Anlayabiliyorum. (J) Bazen herşey bundan ibaret... (L) Ayrıca bize dediklerine göre daha fazla bilgi topladıkça, o bilgi frekansını gerçekten değiştiriyor, temel bir seviyede varlığına, kimliğine güç katıyor. Fiziksel olarak değil, psişik olarak. ... İncil'de ne diyor? "Halkım bilgisizlikten yok oluyor..." diyor ve "gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak." diyor. Bilgin arttıkça kozmik ve psişik bir anlamda büyüyorsun, daha güçlü oluyorsun, ve...
--------------------------------------------------------------------
C: 5'inci yoğunlukta zaman yok. Tüm olay dizileri sonsuza kadar ve bir an içinde, bir kerede olur.
S: (L) Bunun soruyla ilgisi nedir?
C: Huzur içinde olup olmadığını, kendini oraya "ayarlayıp ayarlamadığını" sordunuz. Sizin birinin "öldüğünün" farkına vardığınız "zaman" içinde, o kişi temel olarak tüm 5'inci yoğunluk enkarnasyon döngüsünü, öğrenmeyi ve düşünme deneyimini "sıfır zamanda" yapmış oluyor

--------------------------------------------------------------
S: (T) Kasyopya'dan aktarım yapmayla ilgili bir sorun vardı Arkadiusz. Soru neydi? (A) Sanırım soru aktarım yapmak için neden evrende belirli bir yere ihtiyaç duyduklarıydı.
C: Sizin bulunduğunuz yerden görüldüğü şekliyle Kasyopya takımyıldızının 300 ışık yılı arkasındaki pulsardan dolayı Kasyopya'dan dünyaya olan güçlü sinyal yayını açıklığını kullanıyoruz. Bu, 6'ncı yoğunluktan 3'üncü yoğunluğa bir temiz kanal aktarımı olanağı sağlıyor.
S: (A) Kasyopya'dan Dünya'ya olan aktarımın ne kadar zaman aldığını sormak istiyorum.
C: "Sıfır" zaman.
S: (A) "Sıfır zaman..." Neyi kullanarak? Elektromanyetik mi, çekim mi ya da ne?
C: Her ikisi. Birbirleriyle ilişkililer, ya da "birleşik" de diyebilirsin.
S: (A) Neden sıfır zaman? Mekan/zamanın yapısından dolayı mı? Zaman eğrilmesinden dolayı mı?
C: Mekan ve zaman seçimli ve esnektir.
S: (A) Bunun arkasındaki şey nedir? Aktarımı sağlayan araç/aracı nedir?
C: Eğer bir araç olsaydı buna şaşırman daha yerinde olurdu, ama araç yok. Görüyorsun ya, sıfır zaman kullanıldığında, aynı zamanda sıfır mekan var.
S: (J) Sıfır mekan ve sıfır zaman varsa, aktarımın neden burada 'üncü yoğunlukta belirli bir yerde sabitlenmesi gerekiyor?
C: Gerekmiyor, "aktarım amaçlarına" yönelik. Belirli bir yere olan ihtiyaç, daha önce açıklandığı gibi, sizin algılamanızla, psişik farkındalık profiliniz için faydalı titreşim frekansları nedeniyleydi
-------------------------------------------------------------------
Yukarıdaki alıntının başında bizim zaman ve mekan algılamamıza göre verdikleri bilgiyi yani ışık yılı v.s olarak tarif ettiklerini aktarımın en son cümlesinde açıklıyorlar ,

 "Belirli bir yere olan ihtiyaç,  sizin algılamanızla farkındalık profiliniz için faydalı titreşim frekansları nedeniyleydi"

Matematikçi falan değiliz ancak bazı zorlamalarla şu bilinç denilen kısıtlanmış bilgiyle doldurulmuş zihni anlatılmaya çalışılan sıfır zamandaki BAT v.s. hakkındaki bilgiyle çakıştırıp bazı neticelere varmak istiyoruz bu maksatla aşağıdaki alıntıyı dikkatle izlemeli ve düşünmeli kanaatimce,
--------------------------------------------------------------------
S: (A) Kuantum teorisinin tüm bunlarla ilişkisi hakkında bir ipucu daha istiyorum. Hilbert kuantum teorisiyle ilgileniyordu. Einstein'ın hayal ettiği gibi, BAT'dan bir kuantum teorisi türetilebilir mi?
C: Evet.
S: (A) Hilbert uzayı konusunun çoklu gerçekliklerle ilişkisi nedir? Bunu anlamadım. Bir ipucu verebilir misiniz?
C: Neyi anlamadın?
S: (A) Hilbert matematiğinin Çoklu Gerçekliklerle ne ilgisi olduğunu. Bildiğim kadarıyla çoklu gerçekliklerde çeşitli solucan delikleri ve köprüler var ve...
C: Solucan delikleri köprü. Hilbert'in matematiği, aynı evren içindeki uzak mesafeleri algılanan zaman geçişini değiştirmeden katetmek için paralel evrenlerden nasıl geçileceğiyle ilgili.
S: (A) Üzerinde düşünülebilecek ilginç bir konu.
C: Yani "sıfır zaman" ve uzayın katlanması. Tam Birleşik Alan teorisi'nin devreye girdiği yer de burası.Görüyorsun ya, burada çözüme ihtiyaç duyan soru, tüm alemlerden eşzamanlı olarak yararlanmada elektromanyetik alan uygulamaları anahtar olarak kullanılarak, mekan ve zamanın değiş tokuş edilebilirliğini, ve çekim ve manyetizmanın aynı kaynaktan nasıl doğduğunu göstermek. Hoşçakalın.
---------------------------------------------------------------

Sinemoskop perdede gördüklerimdeki anlatmıştım hani dinazorla insanlar mitos tanrılar v.s aynı alanda meğer BAT ı tasvir ediyormuşum ,paralel evrende olanlar ve onların bulunduğumuz gerçekliklere taşınması için solucan deliklerine zaman tünellerine lüzum yok "sıfır zaman" olgusunda olanların hepsi burada

Bozadinin sık sık söylediği gibi "şimdi burada"

Hemen hınçla bir soru geliyor tahmin ediyorum ki,
Şimdi niye görmüyoruz hani neredeler
Uykunuzda görüyorsunuz yaşıyorsunuz ama uyandığınızda maalesef bu örtülü ve unutturulmuş dünya gerçeğini yaşamaktayız ,
Yine hınçla dolu bir cümle,"ben görmediğim şeye inanmam"
O zaman buyurun  dünyada dolulukla o güzel odanızda yaşayın ve merak etmeyin 5. yoğunluktaki o harikulade öğretmenlerin olduğu masalarda tabletlerin etrafta kitapların bol ve çeşitli olduğu pırıl pırıl bir ışıkla aydınlanmış  dershaneler sizi bekliyor,

Yeter ki bilin inanın ve derslerinizi böylece tamamlayın,

Bu istihza dolu sözlerden bilen dostları tenzih ederim, neşe her zaman iyidir..

Şimdilik burada bırakıyorum..


Tgur

#892
EGZERSİZ  DANS VE AÇILAN KANAL

Neandertal insan halimizden evveli artık biliyoruz ve bedensel fonksiyonların kaçma koşma gibi av olmadan kaçma veya avlanma mecburiyetlerine göre dizayn edildiğini kısaca buna uygun olduğunu, buna karşı her yapılan ve zihinlerin normal modernleşme olarak kabul edip hareketsizliğe doğru yönelten her davranış ve keşfedilen  hareketten uzaklaştıracak kolaylama araçları insanı zihnen ve vücut olarak hantal ve hastalıklı hale sokmakta ,bu gerçeği de idrak ettik,

İnternet ve akıllı telefonlar şu anda bunların en çılgın bir şekilde devrede olduğunu bizlere gösteriyor,dedemizin ismini bile unutup telefondan aramaya yöneldik, yemeklerimizi yemek sepetinden temin etmek çok daha cazip,

Hantallığa doğru yönelmek o bahsi geçen KH spiralinde kök noktalara gidişi arttırmakta ,neticede istenen robotlaşmış duran bir insanlık figürü,

Oysa beden hazırlanmış olduğu hareketleri uygulayan bir ruhla birleşirse yani kişi bu gerçeğe yönelirse harekete yönelerek bir çok avantaj kazanır ,bunlardan en göze çarpanı haraket eden bu biolojik yapı hele yürüyüşe exersize yönelmişse vücudunda üretilen endomorfin ile buluşacak bedenen ve zihnen mutluluğu tadacaktır, aldığımız kök tıp bilgilerine göre endorfin morfin benzeri bir kimyasaldır ve exersizde üretilen bu uyşturucu alışkanlık yapar ama konu sadece egzersizle sınırlıdır ,yani yürüyorsanız yürümeye, koşuyorsanız koşmaya alışır ve istersiniz ve bu da hiç bir zamam zararlı ölçüde değildir,

Arada burada durmam lazım, sebep, egzersiz yoluyla bedende "Endokannabinoid Sistem" denen bir sistem de harekete geçermiş ,bu husus yeni bir tıp açılımı ,cannabidiol kenevirden elde edilen ve "esrar" dediğimiz uyuşturucunun adı aynı sistem bedende de var ve ismi bu, tıp alanında üzerinde çok çalışma yapılıyor ve bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesinden tutun hücre yenilenmesi yaşlılığa karşı koyma gibi faydaları bulunmuş ve bedenin hareket halinde olması ve bahsi geçen salgılamalar ile daha konforlu bir vücut özelliğine ulaşılıyor,

Buradan dansa ve açılan kanallara yöneleceğiz,

Ancak ondan evvel bu çalışmaları yaparken ülkemizin ordusu bir harekete girişti ve kurgulanmış ve dönülmez bir hale gelmiş bu durum bahsettiğimiz gibi açılmamış bilinçleri kendine ram eden KH güçleri ve uğraşılarıyla hayatımızı idame ettirmek için tasvip edilecek bir hale gelmiştir ,yapılan hareketin ülkemiz insanı ve diğerleri için olumlu yolda olması yönünde dualarımız olacak ve olaydan yoğunluk değiştireceklerin mümkün olduğu kadar az olmasını arzulayacağız,

Böyle ifadelerle ne demek istiyoruz,

Konuya maximal açıdan bakarsak,

Savaşmak ordu beslemek mecburiyeti insanların her ne farkındalık yapısına gelmişse gelsin, hayvansal içgüdülerindeki av bulma ve hayatiyetini bu yolla devam ettirme gerekliliğinin mutlaka insan yaşamına da monte etmek zorunluluğu gibi bir hali gerçek zanneden ilkel bilinçlilerin içinde yaşarken ele almakta olduğu bir husus,

Yakın tarihe bir bakalım dünya insanı iki cihan harbi görüp milyonlarca insanın telef olmasına rağmen halen bu yolla hayatiyetini devam ettirme yolundaki davranışı en doğal davranış kabul edenlerin itkisiyle sürüklenmekte, bu itkiyi de evvelce bahsettik ve görenler artık rahatça görebilmekteler harb ağır sanayisini ekonomik yaşantısında bir numaralı davranış haline getiren USA ve onu takip edip bu yolla kazançlarını devam ettirmeyi genel ilke olarak kabul eden diğer batı ülkeleri ve Rusya ,

USA nın güney sınırımızdaki teröristleri beslediğini ve anormal silah yardımı yaptığını görmekteyiz eğer başka bir kavimle anlaşsa yine aynı yardımı yapacaktı ,bize yapamazdı zira biz o zokayı Natoya girdiğimiz zaman yedik ve yapılan her yardımı bu yeni cumhuriyette gelişmeye çalışan fakirlikten çıkmaya çalışan muhteşem  halkımız son kuruşuna kadar arızalanan aracın gerecin her bir cıvatasına kadar geri ödedi ve USA depolarındaki çürüyen eski model araç ve silahı böylece bize kendi paramızla harcattı bu hayatımın bir kısmında yaptığım askerlikte şahsen şahit oldum,

O halde USA oradaki  teröristler olmasa denize dökse bile bu harcamayı yapmak mecburiyetindedir zira ağır sanayi depoları doldu taşıyor ve fabrikalarındaki işçiler işsiz kalmamalı ,bu işte Trump istemese bile derin devlet dediğimiz o savaştan pasta yiyenler, aletleri CİA ve ekonominin çarklarını elde tutanlar mutlaka etkin olmak durumdalar ancak USA askerini kırdıracak  bir savaş durumuna da giremez ,Kore Vietnam belki de yakın zamandaki Irak onlara bu yönde negatif ders oldu ,

Bu ara bilgiden sonra konumuza dönelim ,

Böyle danslarla exersizlerle anlatmak istediğimiz, maddede karnını doyurmaya mecbur olan insanlık bu gereksinimini daha yumuşak yollarla bedenini zinde tutarak ve aşırıya kaçmanın negatif yanlarının olduğunu görerek tıpkı 3BH toplulukları gibi gerektiği kadar ve mevcut olan 2. yoğunluk varlıklarından istifade edecek ve onların yaşamlarını şimdiki gibi acıya sokmadan sağlayacak  Aborjinler Kızılderililer ve tekno -spirütüel teknikleri uygulama sağlayan farkındalık kazananlar gibi ,

Tahmin ediyorum ki insanların büyük kısmı  bu çoğumuzun çok romantik ve imkansız gördüğümüz usuller ve hallerden bahsetmeme bıyık altından gülüyordur ,ama sipiritüel konulara aşina olanlar bu yolla enerji temin etme yolunda olanların bu uygulamalarının bilincindelerdir , geçmiş kavimler (Harut Marutlar)ve belki de hala bu yolla yaşayan olduğunu bildiğimiz (Avusturalyada Aborjinilerle bir ay kadar beraber yaşayıp gördüklerini "Bir Çift Yürek "isimli kitabında yazan Amerikalı bir yazara istinaden ) kişiler her hangi bir 2. yoğunluk varlığını mecburen tüketmek durumunda toplu oturup düşünce yoğunluğu sağlayarak o varlığın ruh havuzundan müsaade istiyerek yapmaktalar ,ayrıca efsaneler ve dinsel anlatımlara da girmiş olan asa vurup yerden su çıkarmalar ve gökten besinler sağlamalar gibi tekno spiritüel uygulamalar,toprağı üzen tarımsal uygulamalara kapılmadan sadece ortamın doğal şekilde üretmiş olan meyve ve diğer besinlerden istifade etmeler ,

Anlattıklarımın masal olduğunu benliğimin  KH tarafı bağırarak belirtse dürtse de aldığımız bilgilerle o bahsi geçen sadece enerji ile beslenme kademelerinden evvel bu yolların olduğunu ve tatbik edildiğini biliyoruz,ve farkındalık yolundaki genişlemenin bu yolları açacağını tahmin ediyoruz,

Tekno spiritüel uygulamalar,
-----------------------------------------------------------
S: Michael'ın insanlığın başlangıcını 58.000 yıl öncesine dayandırması meselesi hakkında ne söyleyebilirsiniz?
C: Hayır. 58.000 yıl önce, sizin algıladığınız şekliyle, dünya üzerindeki insan türleri çok uzun süredir kök salmış güçlü bir tekno-toplum durumundaydı.
---------------------------------------------------------------
Böylece Lemurya Atlantis ve batırılmaları sonrası Sümerler Firavunlara kadar olan dönemdeki uzaysal yardımlarla da güçlü olan teknolojide çok üstün olan insan topluluğunun var olduğu ortaya çıkmakta,
-------------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, bir başka soru: "Psyche'nin [Cassiopaea.org forumunda] yayınladığı makale gerçekten ilginçti. Yazarlar tahıl tarımının insanlar arasında yakın zamanlı bir icat olduğunu, son yalnızca 10 bin yıl içinde geliştirildiğini söylüyor. Belki de bu konuda K'lere sorulabilecek soru, daha önceki medeniyetlerin herhangi bir tahıl ürünü yiyip yemedikleri veya hatta bugün bildiğimiz şekliyle tarım yapıp yapmadıkları. Veya, önceki medeniyetler, tahıl diyetinden etkilenmedikleri için, bizim bilmediğimiz bilgilere mi sahipti?" C: Bu okuyucunun transkriptleri veya sizin yazılarınızı neden okumadığını merak ediyoruz, çünkü yanıt orada.
S: (L) Yani bunun "Secret History of the World" kitabımda yazdığım 19-yıllık döngü, ana taş ve boyutötesi konuyla ilgili olduğunu söylüyorsunuz, değil mi? C: Evet.
S: (L) Yani daha önceki medeniyetler tarım yapmıyordu, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Tahıl tarımı ve genel olarak tarım yalnızca son 10 bin yıl içinde geliştirildi, ve tekno-spiritüalite uygulayabildiğimiz o durumdan "düşüşümüzün" bir sonucu olarak meydana geldi, doğru mu?
C: Evet. Yakında tekrar ulaşılması planlanan durum!
S: (Perceval) Kamut yemek bizim için uygun mu? "Eski buğday" gibi birşey.
C: Evet. Roma'dayken...
S: (L) Diğer bir deyişle, 3. yoğunlukta, tekno-spiritüalite yapamazken, insan yapması gerekeni yapmalı. Kastettiğiniz şey bu mu, temel olarak?
C: Evet.
S: (Bubbles) Bir zamanlar tekno-spiritüalite yapabiliyor muyduk? (L) Evet, insanlık, evet. (Bubbles) Demek o kadar geriledik ki artık yapamıyoruz?
C: O ve de kozmik ortamdaki değişiklik.
S: (L) Yani bu kozmik ortamdaki veya titreşimlerdeki veya birşeydeki bir değişimle ilgili. (Bubbles) Ama titreşimler yakında tekrar geri dönecek, öyle mi?
C: Evet.
S: (Bubbles) Harika! (Andromeda) Ve o zaman kendi yiyeceğimizi materyalize edebileceğiz ve bu bizim için iyi olacak. (Perceval) Kendi sağlıklı yiyeceğimizi materyalize edebileceğiz. (Mr. Scott) Sağlıklı pizzalar yaratabileceğiz!! [gülüşme]
C: Evet.
S: (Mr. Scott) Wau, GÜZEL!!! Ve hatta mozzarella peyniri gibi tat verebilecek?!
C: Evet, isterseniz!
S: (Mr. Scott) Aman tanrım... (Bubbles) Kendi cinimiz olacağız yani? (ç.n. Alaaddin'in lambası)
C: Aşağı yukarı.
S: (Bubbles) Bir soru sorabilir miyim? Burada herkesin yaptığı şey ve gelecekte yapmakta olduğumuz şey,
gelecek üzerinde bir etki yaratacak mı? Bunlar hatırlanacak mı?   
C: Öyle umulur!
S: (L) Sanırım bu evet anlamına geliyor. (Bubbles) Bundan en az yüz yıl sonrasında, dünya üzerinde bir etki yapmış olacak mıyız?
C: Plan bu.
S: (Bubbles) Harika. (Perceval) Şimdi tek yapman gereken bunun olmasını sağlamak.
------------------------------------------------------------

Dansa geçelim ,evvela dünyasal alıntılar,güzel tarif edilmiş,

****************************************
Dansın tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Mağara duvarlarına çizilmiş resimlerden, tarih öncesi çağlarda dahi insanların çeşitli sebeplerle dans ettikleri bilinmektedir. Arkeologların bu resimler üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucunda, insanların konuşmaya başlamadan önce dans ettikleri anlaşılmıştır. Sevinçlerini, duygularını beden hareketleriyle ifade ediyorlardı.

******************************************
Yazılı tarihin başından beri dansın izlerini bulageldik. Öyle görülüyor ki; bizim dans etmek ile olan ilişkimiz aslında onun ibadet ve şifa amaçlı olmasından kaynaklanmaktadır. Animistik kültürler doğanın ve doğadaki bütün elementlerin "Büyük Ruh"un bir ifadesi olduğuna inanır. Hareket ve ses aracılığıyla doğayı taklit etmek, söz konusu "Büyük Ruh" ile bağlantıya geçmenin güçlü ve etkili bir yoludur.  Dansın kaynağı da burasıdır.
Ruhsal dans kültürlerarası bir fenomen olarak bireyin gücünün ve özgünlüğünün kanıtıdır.

Gezegenimizdeki tüm kıta kültürleri,  aynı zamanda yaşam buldukları doğa çevresinde varolan tüm hayvanları ve elementleri temel alan benzersiz dans formlarını kucakladılar. Onların dans etmekteki temel amaçları "idrak" kabiliyetlerini geliştirmek veya güneş, ay ve çeşitli bitki ve hayvanların ruhlarını hissetmekti. Onlar tüm bu dans ritüelleri aracılığıyla doğadaki ruhların, insanın cesaret ve merhamet gibi yeteneklerini güçlendirdiğini ve geleceğe dair bir önsezi yarattığına inanıyorlardı.

Binlerce yıllık spiritüel danslar bizlere, dünyamız ile ilişkimizin korunması ve geliştirilmesinin gerekliliğinde ve dansın bunun önemli bir parçası olduğunu kanıtladılar. "Doğa gibi dans etmek", yaratıcının titreşimi ile dolmak gibiydi, sanki yeni doğan bir bebeğin varoluşun sevgisi ve hazzı içerisinde etrafını taklit etmeye çalışması gibi.

Dans, dua etmek ve saygı göstermek ile eşanlamlı hale gelirken, düzenli dans etmek ruhsal ve fiziksel sağlığımızı ve canlılığımızı yükseltti.

Yazan: Wilbert Alix, Trance Dance International

*********************************************
Ülkemiz halk danslarına bayılırım her yörenin kültürünü buram buram aksettirirler

https://tr.pinterest.com/pin/536913586802400790/

*********************************************
http://www.shamandancetheatre.com/

*********************************************
https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2019/03/19/saldiri-sonrasi-neden-haka-dansi-yapiyorlar/

*********************************************
Ve K. ların dans hakkında fazla ilaveler gerektirmeyecek çok şey anlatan bölüm,
----------------------------------------------------------------

S: (L) Pekala o halde! Şimdi... Forumda iyi sorular soran insanlar var. Ama şu anda bu sorulardan hangilerini soracağımıza karar vermedik. Aklımızda kendi bazı sorularımız var. Bugün son celseyi yayınladıktan sonra, forum üyelerinden biri, Labirent Dansları, Ariadne Dansı veya Turna Dansı denen dans hakkında bir makale yayınladı. (ç.n.: labirent dansı: halaysı/spiral danslar anlamında sanırım.) Bu dansın download edilebileceği veya izlenebileceği bir link bile koydular. (Ark'a) Download ettin mi? (Ark) Senin için hepsini indirdim. (L) İzleyebilir miyiz? (Ark) İzleyebiliriz. (L) Tamam, onları sonra izleriz – ya da, şimdi izlesek daha iyi olur sanırım. Bir mola vereceğiz ve bu danslar hakkında soru sormadan önce onları izleyeceğiz. (5 dans videosunu izlemek için mola) (L) Hala orada mısınız?
C: Oo, evet! İlham vericiydi, değil mi?
S: (L) Evet. Bu danslardan herhangi biri asıl labirent danslarına yakın mıydı?
C: Birkaçında eski tekno-spiritüel uygulamanın unsurları vardı. Birinci ve ikincisi, adım ve hız olarak en
yakınıydı.
S: (L) Orijinale daha yakın hale getirmek için adım ve hız nasıl olmalı?
C: İki yoldan biriyle: ortadan dönüşte "köprüyle" birlikte spiral biçimde dans yap veya gerçek bir labirentte dans et ve dönüşlerde aynı hareketleri yap. (ç.n.: henüz, kastedilen videoları tespit edip hareketleri izlemediğim için, bu cümlede anlatılan manevralarla ilgili talimatları doğru çevirmemiş olabilirim.)
S: (L) Sanırım köprü, ellerini birleştirip içten dışa döndükleri yer. (DD) Evet, çok güzeldi. Bu dansın yapılışında uyulan temponun herhangi bir önemi var mı?
C: Evet, fakat amaca göre farklı olabilir. Bu hareketlerin, katılımcıların hareket etmekte olduğu "alanı" gerçekten değiştirdiğini hatırlayın. Herşeyi pek çok seviyede değiştirebilir, ve buna DNA'nın açılıp kapatılması dahil. S: (L) Neredeydi hatırlamıyorum ama bir keresinde her insanın morfik alan gibi belirli bir alanı olduğunu ve insanların alanlarının, etkileşime girdikleri alanla çeşitli şekillerde bağlantı kurduğunu söylemiştim. Yani herşeyin bir alanı olduğunu ve tüm bu alanların etkileşime girdiğini... Ve şu anda bilmediğimiz veya anlamadığımız bir teknolojiye dayalı bazı hareketleri yapan insanların.... çünkü biri bana bir bilgisayarda bilginin, bir mikroçipte belirli bir şekilde hareket eden tek bir elektron tarafından depolandığını veya çıkarıldığını, o elektronun izlediği belirli bir yol olduğunu söylemişti. İşte bu yüzden insanların da bir anlamda, belirli bir alanda hareket eden elektronlar gibi olabileceğini düşündüm. Eğer bir grup elektron belirli şekilde dizilir ve belirli şekilde hareket ederse, bu çok önemli birşey ortaya çıkarır, büyük bir enerji akımı gibi, yani bir akım yaratır. Ve bu akım yaratımı, insanın diğer boyutla, diğer yoğunlukla bağlantı kurmasını sağlayan birşey. Bu tıpkı bir kordon, bir bağlantı borusu veya bir tür...
C: Bir "kanal" belki? (ç.n.: üst seviye varlıklarla kurulan iletişim anlamındaki kanal ("channel") değil, bir üst yoğunluğa geçiş için açılan bir çeşit boyut köprüsü anlamındaki kanal ("conduit").
S: (L) İşte, her neyse, bu doğru mu? (Ark) Teorik olarak anlamlı. Ama diyelim ki bu yapıldı. Ve belki de pek çok insan tarafından yapıldı. Bunun görünür sonuçları ne olur? 
C: Doğru koşullar altında, bilgiyle, farkındalıkla, ve en önemlisi de OLUŞLA (mesajın çok hızlı gelen diğer kısımlarının aksine, bu harfler çok yavaş bir şekilde geldi), pek çok amaç için pek çok portal açılabilir. Marutları ve sepetlerini hatırlıyor musunuz? Eğer pozitif bir amaç için ihtiyaç duyuluyorsa, küçük bir "yolculuğa" ne dersiniz?   
S: (L) Tamam, Marutlar belirli özel bir soydan geliyordu, dans ediyorlardı ve dansları tüm kabile için bazı faydalar sağlıyordu. Gökler açılıyordu, içi yiyecek ve ihtiyaç duydukları şeylerle dolu sepetler iniyordu. Gökyüzünden kudret helvası inişiyle ilgili hikaye gibi. Ama Marutlarınki tatsız-tuzsuz birşey değilmiş. Tam istedikleri veya ihtiyaç duydukları şeymiş. Çıtır çıtır (lezzetli mısır gevreği)! (gülüşme)
C: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, "soydan" insanların arınması/saflaşması ve çakralarının
"birleşmesi" gerektiğini aklınızda bulundurun. Eğer bu yapılırsa, daha da önemli işlevler vardır. Örneğin: 4B KH saldırılarına karşı zihinsel blokaj. 200 kadar insanın bu biçimde toplanıp yağmacılara karşı bir blok oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dalga yaklaşıyor ve "dansçılar" bunun gezegeninizi ve realiteyi nasıl etkilediğini çok iyi bir şekilde anlayabilirler. Dünyanızın "eliti"nin 4B KH güç kaynaklarının kesilmesi durumunda ne olacağını hayal edebiliyor musunuz? Uyguladıkları zihin kontrol teknikleri ve frekans çitleri "bozuluverirse"?
S: (L) Wau, bu çılgınca! (Ark) Güç kaynaklarının kesilmesi nasıl olabilir? Anlamadım.
C: Zihinsel blokaj.
S: (DD) Kendi kendilerini mi bloke ederler? (önceki yanıt yeniden inceleniyor) (A---) Danstan bahsediyorlar. Birlikte bu dansı yapan insanların bir tür blok meydana getireceğini söylüyorlar.
C: Kesinlikle.
S: (A---) Bu, dans yapmayı öğrenmek için iyi bir neden! (Ark) Blokajı yeterince sürdürmek için ne kadar uzun süre dans etmek gerekir?
C: Bunu dansla, ilahiyle, müzikal halle yaratırsınız ve sonra sadece ihtiyaç duyulduğu kadar güç eklersiniz.
S: (S) Biraz uzatma kablosu koyarız, ve... (gülüşme) (L) Peki ne kadar sıklıkla güç eklenir?
C: Akım dengesizken, yaklaşık haftada bir. Sonra, akım dengelendiğinde, ayda bir kez olabilir... Ay döngüsü sonunda (ç.n.: Yeniay'dan önceki birkaç gün.)
S: (S) "Güç eklemek" derken neyi kastediyorlar? (L) Tekrar yapmak. (P) Haftanın belirli bir günü mü? (L) Ayda bir kere, ay döngüsünün sonunda... Oo, eğer haftada bir yapılıyorsa demek istiyorsun. Hangi gün?
C: Ay-günü. (ç.n.: Pazartesi. Moon-day/Monday)
S: (L) Bunlar çok ilginç şeyler. Neden bunları bize daha önce anlatmadınız? (gülüşme)
C: Sanırız bunun nedenini biliyorsunuz! Güç kazanmak için kendi başınıza öğrenmeniz gereken çok şey vardı ve ayrıca güven faktörü vardı. İnsanlığın defalarca yanlış yönlere sevk edildiğini ve çok miktarda metafizik "gürültü" olduğunu görüyoruz. Geleceğin ve gerçeğin "açık" yapısını göz önünde bulundurarak bile, biz sizi yanlış yönlendirmediğimizi düşünüyoruz. İlk 6 yıl, farkındalığınızı arttırmaya çalışarak ve ilüzyonlardan kurtulmanıza yardım ederek geçti. Şimdi dünyanızda, bahsettiğimiz değişiklikleri görüyorsunuz. Şimdi, ümidin var olduğunu anlamaya başlayacağınızı ümit ediyoruz, fakat biz ve diğer tüm BH varlıkları, yalnızca, kolektif anlamda sizin üzerinizden hareket edebiliriz.
S: (L) Anlıyorum. (Ak) Ne anlıyorsun? (L) "Kolektif" kelimesi dikkatimi çekti. (Ark) Ümidin olduğunu mu söylediler? (ç.n.: cevaplar ouija tablasından harf harf alındığı ve biri tarafından kağıda not edilerek
anlaşıldığı için, bazı katılımcılar verilen cevapları hemen öğrenemiyor. Ark'ın soruları bununla ilgili
olabilir.) (L) Sanırım ümit dalgayla nasıl buluştuğumuza ve dünyanın dalgadan sonraki durumuna bağlı. Bir dalga, bir tsunami olduğunda, Krakatoa filmindeki adam gibi yapabilirsin. Demir atarsın, gemini dalgaya doğru çevirirsin, kendini dümene bağlarsın ve dalgayla yüzleşirsin! Çok iyiydi! Demek burada temel olarak bundan bahsediyoruz? Dalga olacak ve onunla nasıl buluştuğumuz ise hazırlanmak için ne yaptığımıza bağlı, ve...
C: Evet. Ve "elit"ten pek çokları dalganın altında kalacak. Bir keresinde dediğimiz gibi, Rockefeller ve onun türündekiler için "üçlü kötü bir gün" olacak.
S: (L) Yani dans etmeyi öğrenmemiz gerekiyor. HERKESİN mi dans etmeyi öğrenmesi gerekiyor?! (gülüşme)
C: Hayır, yalnızca genç ve bunu yapabilecek olanlar. Gerçekten güçlü olur!   
S: (Ark) Evet, bilirsin, birinin bunu yapması gerekiyor (bağdaş kuruyor ve çok zor görünen sıçrama
hareketleri yapıyor)... (L) Aslında kimsenin canını acıtacak bir dans değil. Aşırı çaba gerektirmiyor. (DD) Dizlerin yere inme hareketleri dışında. (Ark) Tamam, yarın egzersiz yapmaya başlayacağım! (C) Bu 200 kişinin hepsinin aynı yerde olması gerekmiyor değil mi? Yoksa gerekiyor mu?
C: Bir grupta en az yedi kişinin bulunması iyidir. 8 daha iyi.
S: (L) En az. Yani ne kadar çok, o kadar iyi, öyle mi?
C: Evet.
S: (Ark) Bu tıpkı şamanların yağmur yağdırmak için dans etmesine benziyor, değil mi?
C: O yozlaştırıldı. Bunun bir grup işi olduğu ve 3B'de hiçbir bireyin (4B'ye karşı) tek başına duracak "varlığa" sahip olmadığı bilgisini çoktan yitirmişlerdi.
S: (L) Ama Kızılderililer yağmur dansını birlikte yapıyorlardı, değil mi?
C: Evet. Ama onlar da çok bilgi yitirdiler.
S: (L) Bulunulan yerin, dansın etkililiği üzerinde bir etkisi var mı?
C: Olabilir, ama üzerinde çok fazla düşünecek kadar önemli değil. Ama negatif enerjili yerlerinden sakınmak isteyebilirsiniz.
S: (DD) Buradaki gibi göle doğru yeraltı sularının aktığı bir yerde değil belki...
C: Akan su iyi.
S: (A---) Bugün çardağı taşıdığımız yer, orada güzel bir açıklık var. (Joe) Bu odadaki yedi kişi şu anda buna benzer birşey yapabilir mi?
C: Bu çaba, buradaki herkes için, DNA ve diğer faydalar bakımından özellikle ve son derece faydalı olur. Fakat küresel amaçlar için daha büyük bir sayı gerekiyor. Her bir bireyin eklenmesiyle güç üssel olarak artıyor. Şu deyişi hatırlayın: Nerede iki veya DAHA FAZLANIZ (harfler yavaş geldi) bir araya...
S: (L) Planşet bu küçük, yavaş, ilginç hareketi yaptığında, büyük harfleri vurguluyorsunuz sanırım, değil mi?
C: Evet.
S: (DD) Pazartesi günleri dans etmek için belirli bir zaman var mı, gündoğumu veya günbatımı gibi?
C: Günbatımı daha iyi. Hatta küçük bir güneşe bakma uygulaması yapabilirsiniz.
S: (L) Güneşe bakıyorsun, kendini şarj ediyorsun ve sonra da dans etmeye başlıyorsun, öyle mi?
C: Evet.
S: (Joe) Bunun öncesinde nefes egzersizi yapmak iyi bir fikir mi?
C: Kesinlikle!
S: (L) Dans adımlarını atarken biraz Pipe Breathing (ç.n.: kasyopya forumda tanımlanmış bir soluyuş biçimi sanırım) nasıl olur?
C: Belki. Dene!
S: (DD) Dans adımlarını belirledik mi? (L) Birinci ve ikinci danslardaki adımların doğru olduğunu söylediler. Veya bunların bir kombinasyonu. (Joe) Ya müzik?
C: Amaca göre değişir. Bunu belirlemek için ağ çalışması yapabileceğinizi düşünüyoruz. (ç.n.: ağ çalışması /networking, herhangi bir konuda bilginin arttırılması, birşeyin kararlaştırılması veya bir sorunun çözülmesi için bir grup insanın birbiriyle görüşmesi, konuşması, tartışması, yardımlaşması vs).
S: (Joe) Eğer amacın şöyle birşeyse (agresif duruşları gösteriyor)... (L) Savaş seslerine ihtiyacın olur sanırım. (S) Ve kötü adamları bloke etmek için 200 kişiyle yapılacak son dans için, Pink Floyd'un the Wall şarkısını kullanabiliriz! (gülüşme) (L) Duvara bir tuğla daha, ha? (ç.n.: yapılmaya çalışılan şey için katkı sağlayan birşey.) 
C: Öyle.
S: (gülüşme) (L) Fena fikir değil! (Allen) İnsanlara bu dansların nasıl yapıldığını öğretmek için seminerler mi düzenleyelim?
C: Önce kendiniz öğrenmeniz daha iyi.
S: (L) Sanırım o ilk iki videoyu tekrar tekrar izlemeniz gerekecek. (A---) Kolayca çözeriz. (L) Pekala millet, bitiriyor muyuz? Yoksa, sadece bir mola mı veriyoruz? (Mola) (L) İnsanların solumayı öğrenmeleri gerektiğini vurgulamamız gerek. Soluyuş, fizyolojilerinde birşeyleri değiştirebilir. Ayrıca kendilerini meditatif bir hale veya biyoenerjitik soluma yapabilecekleri bir duruma getirecek şekilde soluma yapmaları gerekiyor. Bu da karmik ve mevcut yaşam programlarından kurtulmalarına ve arınmalarına yardımcı olacak. Temizlenmeye başlar başlamaz, sürekli veri ve bilgi girişine müsait hale gelecekler ve geldikçe de temizlenecekler. Bu meditasyon ve soluyuş bir kaçış değil, iyileşme. Ayrıca gün boyunca, realiteye dikkat etmeniz ve ilüzyona düşmemeniz gerekiyor. Tamam, programın bu bölümünü hallettik.İnsanlar travmalarından ve programlarından arınıp ilüzyonlardan kurtulduklarında, realiteyle daha iyi bir şekilde yüzleşebilecek ve düşünce güçleriyle çakralarını birleştirebilecek. Sanırım bu, üst entellektüel merkez ve üst duygusal merkezle bağlantı kurmak anlamına geliyor. Elbette önce duygusal merkezle bağlantı kuruyorsun ve zeka da onunla birlikte geliyor. Diğer bir deyişle, insanlar bu yolla bir anlamda gelecekteki kendileriyle birleşiyorlar. Doğru izde miyim?
C: Evet. Ama tüm "ruhlu" bireylerin, parçalı bir 6B ruhunun/varlığının üyeleri olduğunu belirtmek istiyoruz. Gelecekteki/yüksek merkezleriyle bağlantı kurmaya başladıklarında, bu aynı zamanda, ruh gruplarının diğer üyeleriyle de doğal bir bağlantı kurulması anlamına geliyor.
S: (L) Tamam, ve insanlar bu bağlantıları yapmaya başlar başlamaz, bu spiral veya labirent hareketini
yapmaya başlıyorlar... Aman tanrım, bu tıpkı insanların, toprak üzerinde ekin çemberleri haline gelmesi
ve dünyanın zihninde veya bedeninde sinir devreleri yaratması gibi birşey. Veya şu anda anladığım şey
böyle. Ve bu da onların zihinsel blokaj gibi şeyler yapmalarını sağlıyor... Bu zihinsel bloklamayı etkili bir şekilde nasıl yaparsın? Sadece "Ben zihinsel blokajım! Ben zihinsel blokajım" diye düşünüp dans mı
edersin?
C: Hayır hayır hayır! "Ruhun Duası"nı hatılıyor musun?
S: (L) Yani dans ederken bunu söylememiz gerekiyor, öyle mi?
C: Bazen. Bazen de kelimeler farklı olacaktır. Bazen ilahi, bazen şarkı gibi olacaktır.
S: (L) Peki bu kelimeleri nereden bulacağız?
C: Bunları rüyalarınızda size veriyor olacağız.

------------------------------------------------------------------

Sonuçta hareketin beden için çok gerekli olduğu ve fiziksel meditasyonel yönlerinin yanında ondan bir sonraki adım yani" dans" kişinin bedeni ile beraber zihnini de çalıştıran ve hele toplu şekilde yapılırsa çok daha etkileyici birleştirici yönleri ile kuvvetlenen bir özelliği sergiliyor,

İnsanın dil bile bilmeden en ilkel haldeyken doğayı taklit etme isteği ve iletişimle birleşen tavrı ile olan başlangıç yapması ve bunu yaparken şahsi meditasyonal öğelerini de ortaya çıkaran çok özel durumu bize dans üzerinde oldukça fazla durmamızı icap ettiriyor,

Yukarıdaki alıntıda açık bir şekilde belirtildiği gibi ruhların üst merkezleri ile irtibatını sağlayan  kanalın açılması ve farkındalık yolundaki yaptığı yolculukta çok avantajlı bir zihinsel blokaj yanında bir ile bütünleşmede önüne çıkacak maniaları atlatacak bir özellik arz ediyor..



Tgur

#893
PARANORMALLE UĞRAŞANLARIN ACILARI

(Bu çıkarımımı evvela acı devresinden henüz çıkmış sevgili Sirera ve bütün diğer acı çekmiş çekmekte olan dostlarıma ithaf ediyorum bütün acılar sonlansın )

Başlık ürkütücü gelmesin ,konunun üzerindeki sisi kaldırınca yani bilgilenince sis falan kalmaz zira karanlık ışıkta barınamaz (ışık =bilgi),

Acı üzerine çok şeyler söylenir ,yankı odasındakiler onun bir yerlerden kendi hayatına biçilmiş bir kader kabulündedir ,o kaderin kendi seçimi olduğunu idrak edenler ise ona başka bir gözle bakarlar düştüğüm bu madde ortamında enkarnatif bir ödeme şeklini seçtiğinden bahsederler eski hayatlardan kalma bir ödenti, bir diğer ileri bilinç negatif saldırı bu dikkat etmedim başıma geldi der,daha daha geniş düşünenler acıya başka roller biçerler ,inceleyelim ve K.larla bilgiyi özdeşleştirelim,

Saldırının çeşitlerinden ve KH faaliyetlerinin üzerimizdeki zararlı etkilerinden ve korunmak için dikkatli olmak v.s gibi hususlardan çok bahsettik hatta bu saldırının sadece KH dan değil kendi kendimize bazı konularda bilgisiz olma hallerinden yaratılmış olduğundan ,yüksek benliğin ikazlarını yanlış yorumlamaktan falan söz ettik, her müsibetin bir hayır doğuracağı yönünden bakışımızı algımızı ayarlamalıyız şeklinde eski sözleri de hatırlayarak,

Ama bunu da "new age" saçmalığının anlayış sınırı dışında tutmamız gerektiğini yani negatif olgunun karakteri gereği gerçekten o algı ortamında yaşarken negatif olduğunu ve dikkat edilmesi gerektiği bilincini de unutmadan ,

-------------------------------------------------------------------
S: (L) Çağırırsak, yardımınızı alabilir miyiz?
C: Tüm yapmanız gereken istemek.
S: (L) Yardımdan mahrum kalacağımız dönemlerden geçecek miyiz?
C: Bağlantı asla kopmaz.
S: (L) Of, acı çekmek istemiyorum.
C: Acı çekmek zorunda değilsiniz. 3'üncü seviye düşünmeyi bırak.
S: (L) Sevdiğim herhangi birinin de acı çekmesini istemiyorum. Hiçbir acı istemiyorum. Yeterince acı çektim!
C: Bu gece 3'üncü seviyede takılı kaldın.
S: (L) Sadece bu değil. O kadar çok dezenformasyon var ki, kime inanacağını bilemiyorsun... Size güvenebileceğimizi nereden bileceğiz? Etrafta insanı aldatan bir sürü kaynak var ve bunu çok zekice yapıyorlar. İncil'e bak... insanlar 2.000 yıldır buna inanıyorlar...
C: Yalnızca izin verdiğinizde aldatırlar.
S: (L) Evet, bazı şeyleri inançla kabul edeceğiz... ama... Buradaki sorunu anlayabiliyor musunuz?
C: Evet, ama sen anlamıyorsun.
S: (L) Sorunum nedir?
C: Zihinsel blok.
---------------------------------------------------------------
 
Cımbızlama alıntı,

---------------------------------------------------------------
 Aynı şekilde, üçüncü yoğunluk seviyesindeki varlıklar, ikinci yoğunluk seviyesindeki varlıklardan enerji çekebilir. Bu enerji alış biçimi diğeri kadar gerekli değildir ama gene de yapılıyor. Üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunan insanların ikinci yoğunluk seviyesindeki hayvan krallığındaki varlıkların sıkça sıkıntı ve acı çekmesine neden olmalarının sebebi de budur; çünkü sizler de esas olarak kendine hizmet eden varlıklar olarak ikinci seviye ve birinci seviyedeki varlıklardan negatif ruh enerjisi çekiyorsunuz.
------------------------------------------------------------------

Acının öğretiye kaynak olması,

-------------------------------------------------------------------
S: (L) Güney Kaliforniya'daki o iki çocuğun anneleri tarafından öldürülmesinin karmik neticesinin ne olacağını öğrenmek istiyorum. Belki Katmandu'dakiler değil ama, ABD'deki herkes bununla ilgilenecektir.
C: Acı öğretir.
S: (L) Bu olayda anne mi acı çekiyor?
C: Ve tüm ülkedeki ilgili herkes. Herşey derslerden ibaret.
S: (L) Bu iki çocuk bu amaçla buraya gelmiş gönüllüler miydi?
C: Evet. Görevle gelmiş daha üst yoğunluklardan varlıklardı.
------------------------------------------------------------

Çekilen acı zannedilen durumların iç sesi dinlememe yoluyla geldiğini belirten başka bir aydınlatma,

------------------------------------------------------------

C: Eğer sadece projeye odaklanmış olsaydın bu sonuçların hiç biriyle karşılaşmayacaktın. Ve daha da önemlisi bu KH yaklaşımı değildir. Hem de hiç bir şekilde!!! Eğer iç "sesini" dinlersen, gerçekten faydalı olacak bir yardım çağrısı ile bir başka tuzak ya da başka deyişle saldırıların gelmesi için bir geçiş kapısı arasındaki farkı ayırt edebilirsin.

--------------------------------------------------------------------

Acıyla gelen kanal açılımı ve bu yoldaki bizlerin genel çektiklerini çoklukla saldırı haricinde bir durum olduğunu artık anlamamız gerek,

----------------------------------------------------------

C: Bu hayattaki değişimin sonucu. Çocukluğunda ve gençliğinde nasıl olduğunu, o zamanla şimdi arasındaki büyük değişimi grupla paylaşmak ister misin? Bunu ilginç bulabileceklerini düşünüyoruz!
S: (TA) Bu farkındalık... Üç yaşındayken geçirdiğim çocuk felciyle ilgisi var mı?
C: Hayır, ama o durum yüksek ateş ve acı zamanlarında bir kanal açtı.
S: (L) Yüksek ateş ve ağrılar mı yaşadın? (TA) Evet, 42-43 derece. İki bacağım birden ve sağ tarafım felç olmuştu. (L) TA'nın bayağı ciddi deneyimleri olmuş!
C: Söyledik! Dahası var, uygun hissettikçe anlatsın.
S: (TR) Değişimin bir kerede olmuş olması gerekmiyor. O deneyimden sonra da dereceli olarak gerçekleşmiş olabilir. (J) Bir dizi olayla... (TA) Ve tüm o stresten, sinir çöküntülerinden ve üç hastane ziyaretinden sonra... (L) Hepimiz o veya bu şekilde benzer deneyimler yaşamış gibiyiz! Böylesine uyumsuz olduğumuz bir dünyada normal olmaya çalışmak! (TA) Hayır. Biz mi uyumsuzuz, yoksa dünyanın geri kalanı mı? (L) Onların dünyası... Buraya gelmeyi seçtik, ama... (TR) Biz de buraya aitiz, bizim de dünyamız! (TA) İş bakımından şu anda üzerinde bulunduğum yol, devam etmem gereken yol mu?
C: İlginç deneyimlere giden bir yol. Sıradışı bazı deneyimlere, rüyalara, vizyonlara ve daha büyük bilinç ve farkındalığa hazır ol.
----------------------------------------------------------

Acının DNA açılımı üzerine etkisi, sıkıntıların sonunda bedenin faydalı bir tepki doğurması,

--------------------------------------------------------------------
C: Acı çekmek, DNA reseptörlerini açan nöro-kimyasalları harekete geçiriyor.
S: (A) Acı çekmek istemiyorum. (L) Buna özel bir acı çekme icat etmemiz gerekiyor. (gülüşme) Bu Vincent Bridges işinde Temmuz'dan Ocak'a kadar çektiğimiz acıyla çok zekileşmiş olmalıyız. Ama artık başka enfeksiyonlar yaşamak istemiyorum. Bu doğru bir acı çekme yöntemi değil. Belki de nöro-kimyasalların etkinleşmesinin kanıtıydı! ...Ark da ben de çok zorlu bir enfeksiyon geçirdik. Ciddi antibiyotikler almak zorunda kaldık. Ağrı korkunçtu. Bu enfeksiyonların nedeni neydi? 
C: İlk açılış stresti. İkinci kısım, yönlendirilmiş negatif enerji dalgasıydı. Üçüncüsü, bu frekansla etkinleştirilen bakterilerdi. Sonuç, sisteminizin verdiği tepkiydi, ki faydalı bir tepkiydi.
S: (R) Sol kulağımın üzerindeki başağrımın nedeni nedir?
C: Psişik stres.
S: (R) Teşekkürler. (L) Psişik stres mi? (A) Evet, çevre. (R) Doktorun söylediğiyle aynı.
-------------------------------------------------------

Organik portalların acıya verdikleri tepki,

------------------------------------------------------------
S: (V) Sanırım empatiden bahsediyorlar. Bu ruhsuz insanlar başkalarının başına gelenleri umursamıyor. Bir başka insan acı veya sefalet içinde olduğunda, ne yapacaklarını bilmiyorlar.
C: Deneyimledikleri tek acı "besinin" veya konforun veya istedikleri şeyin "geri çekilmesidir." Aynı zamanda, empatik görünebilmek için, diğerlerinin algılarını çarpıtma konusunda ustadırlar. Ama genel olarak bu eylemler sadece kontrolü sağlamak içindir.
-------------------------------------------------------------

Bu kısımda biraz fazla özümsenecek bilgi var ,kristalize olmak veya bölünmek tabirleri üzerinde durmak gerekli ,
Kristalize olmak tahminimce üzerinde durduğun konu üzerinde sıkıca durmak çekilen acının bununla ilgisi olduğunu bilsek dahi vaz geçmemek ,

Bölünmek ise ilginilen özellikle evrensel konudan acı bundan geldi diye vaz geçmek kaçmak ,

Gerçekten bu ikinci kısıma kapılıp uğraştığı bu farkındalığını arttıracak bilgilerden kaçmış ve ama hala arayış içinde oldukları ama korku duvarlarını aşamadıkları için o yankı odalarında bekleşen kişileri çok gördük, görüyoruz,

------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Öncelikle, A--- {Nefes/meditasyon programını uygulayan bir arkadaş} çok zor bir zaman
geçiriyor. Bir tür duygusal çöküntü yaşıyormuş. Aklını kaçırmakta olduğunu düşünmüş. Ona söylediğim
şeyler dışında, yaşadığı şey hakkında bilgisel olarak ekleyebileceğiniz birşey var mı?
C: Katı inatçılığı nedeniyle onun deneyimi seninkine benziyor.
S: (L) Tamam, benim katı inatçılığıma benzer katı bir inatçılığı var. Bu nedenle de, benim yaşadığım
çöküntüleri yaşayacak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Anlıyorum.
C: Eğer kişi yanlış temel üzerinde kristalize olursa, bu, çok daha fazla acı anlamına gelir. 
S: (L) Onun bir tür temel üzerinde kristalize olduğunu söylüyorsunuz. Ve benim de?
C: Evet.
S: (L) Benzer temeller mi?
C: Hayır.
S: (L) Ama bunun bir tür kristalizasyon durumu olduğunu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu kristalizasyona neden olan neydi? Veya özelliği neydi?
C: Travma durumunda hayatta kalma ihtiyacı.
S: (L) Benden kesinlikle çok daha fazla, en azından eşit derecede travma yaşamış insanlar var, ama onların benzer nitelikte, gerçekten sıradışı ölçüde herhangi bir acı çektiğini görmedim.
C: Onlar kristalize olmadılar, bölündüler.
S: (L) Yani bazı insanlar hayatta kalmak için kristalize oluyor, bazıları ise bölünüyor. Öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Sanırım eğer hayatta kalmak için bölünürsen, tüm yapman gereken kendini tekrar bir araya getirip
birleşmek. Ve dolayısıyla bu, kristalize olmuş olan ve herşeyini paramparça eden birinin durumundan daha kolay oluyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Forumdaki insanlar arasında, örneğin, farklı deneyimlerin bazılarının nedenlerinden biri de bu sanırım?
C: Evet.
S: (Joe) Belki de bölünen insanların durumunda, tekrar bütünleşme olayı uzun bir süreçte, yavaş yavaş
oluyor ve acı miktarı da az oluyor. Kristalize olanlarsa, herşey birden kırılana kadar acıyı bekletiyorlar. (L) Evet, kristalize olanlar muhtemelen daha fazla direnç gösteriyor. Sanırım benim durumum da buydu...
C: Evet.
S: (L) Pekala... Çok hafif deneyimler yaşayanlar var. Bu fazla deneyim yaşamayanların durumu nedir?
C: Tek tek küçük parçacıkları kaynak yapıyorlar. Onlara sabırlı ve azimli olmalarını söyle. Bir noktada geri bakıp katettikleri mesafeyi görecekler. Bu, hafif bir dağ yamacında yukarı doğru yürümek gibi.
S: (L) Onlar şanslı olanlar, desenize!
C: Yapıya ve güçlü duygu potansiyeline bağlı.
S: (L) Bu konu hakkında başka sorusu olan? Sorulması gereken herhangi bir husus? (Ark) Sanırım ben
şanslılardan biriyim. (C---) Evet, ben de. (L) Yapmanız gerekeni azar azar yaptınız. (Keit) C---'deyken ben de çıldırıyorum sanmıştım. Şimdi iyi sayılırım. (A---) Ben geçen gece korkunç bir deneyim yaşadım. Joe ile birlikte programı uyguluyordum ve birden, işkence gördüğüm bir vizyona girdim. Tırnaklarım sökülüyordu ve bunu durduramadığım için ağlamaya başladım. Çok travmatikti. Böyle birşey ilk kez başıma geliyor. (DD) Programı ilk kez yaptıktan sonraki gece bir rüya görmüştüm. Tehlikeli bir adamla birlikte bir senaryonun içindeydim. Polis veya ordu gibi birşey tarafından takip ediliyordum. Ve bu kötü şahıs beni boynumdan yakaladı. Elinde ince telden yapılma bir kanca vardı. Kancayı sağ taraftan böbreğime soktu. Sonra geri çektiğinde, kanca bir elektrikli şok aleti gibiydi. Sabah yaklaşık saat 6'da çığlık atarak uyandırdım kendimi. Hayatım boyunca gördüğüm en garip rüyaydı. Ciğerlerimin yettiği kadar çığlık atarak kendimi uyandırdım. Tekrarlanmadı neyse ki. (L) Forumdaki insanların yaşadığı bu gerçekten üzücü rüya ve deneyimlerin bir bölümünün dayandığı belirli bir neden var mı?
C: İlgili geçmiş yaşamların sonunda çözülmeden kalmış acı ve sıkıntıların anıları. Maalesef bu tür bazı deneyimler acı verici, ama bu yöntem, bu amaca yönelik yöntemler arasında en az travmatik olanı.Karanlık rüyalar sistemden temizlendikten sonra herşey daha iyi olacak. Takılınacak ilüzyon kancaları olmayacak.
S: (L) Yani o zaman gizli, görünmeyen veya bilinmeyen duyguların insanlar üzerindeki kontrolü azalacak ve daha... (Keit) ...   daha iyi gerçeklik değerlendirmesi ve reaksiyonları gösterebilecekler?
C: Evet.
S: (L) Forumdaki pek çok insanın giderek zekileştiğini görüyorum. Gerçekten olayları anlıyor, parçaları bir araya getirebiliyor gibi görünüyorlar...
C: Artık ilüzyonu desteklemek üzere enerji gerekmediğinde, bu enerji bilgi ve farkındalık için kullanılabiliyor.
S: (L) Yani insanlar için, sandıklarından daha fazla ümit var. Kendi sandıklarından bile, öyle mi?
C: Yavaş solumanın ve meditasyonun ve duanın en önemli bileşenler olduğunu hatırlayın. Eğer birşeyler fazla hızlı giderse, yuvarlak nefesi kesin ve yalnızca ara sıra yapın.
-------------------------------------------------------------

Ruh parçalanması ve dünya insan yoğunluğunun büyük kısmının bu yola düşerek karşılaşacakları haller karşısında iyice özümsenmesi gereken bir bölüm,

Ülkemizde din yolunda yapılan dayatmalar ve maddi ve manevi zorlamalar bahsi geçen ruh parçalanması kavramı altında düşünülmeli buna bağlı adet ,görenek diye dinsel zorlamaya karıştırılanlar da,
------------------------------------------------------------

S: (Allen) Tekrar açıklayabilir misin, çünkü ben okumadım. (Keit) Darkness over Tibet'ten bir alıntı yapmıştım. Yazar gelişimde iki ihtimal olduğunu söylüyor: yukarı ya da aşağı. Ve bir bireyin ruhunu kaybetme olasılığı var ama bunun bilinçli bir karar olması gerekiyor. Bu bir seçim. Ve bu karar zorla alınamaz. (L) Ama seni yıpratarak bu kararı aldırabilirler. (Keit) Kesinlikle, ve ben de kendimden örnek verdim zaten. Yaşamlarımızdaki travmatik deneyimlerimizin bizi aşağı doğru gelişimi seçmeye sevk edici bir etkisi olduğunu düşündüğümü söyledim. Ve bu aslında kendi varlık seviyemizin aleyhine birşey. Ruh için çok travmatik. Ruhu çarpıtıyor ve onu aşağı doğru bir konuma koyuyor. Bu olayın nihai sonucu ruhun parçalanması. Dünyada bu kadar çok acı ve patoloji olmasının nedeni de bu, çünkü bu durum ruhları seçmeye zorluyor ve manipüle ediyor. (L) Kendi doğalarının zıddına. (PL) Illion'a göre bir insan varlığı için en kötü şey, kendi ruhuna karşı günah işlemek. (Keit) Ve ruha karşı günah işlemek, kendi varlık seviyenin veya niteliğinin zıddına gitmek demek. Ve kendi iyiliğimiz adına, kendimizi narsist eğilimlerden vs temizlememiz gerekmesinin nedeni de bu. (DD) İnsan kültürüne bu kadar uyuşturucu yerleştirmelerinin nedeni insanları zayıflatmak mı?
C: Evet ve transmarjinal inhibisyon prensiplerini de hatırlayın. (ç.n. transmarginal inhibition [TMI], wikipedia'da psikolojik bir terim olarak, "bir organizmanın güçlü/yoğun çevresel uyaranlara karşı gösterdiği tepki" biçiminde tanımlanıyor.)
S: (L) Bu prensiplerden birine göre, normal şekillerde iradesi kırılamayan köpekler bile, cerrahi, hastalık veya benzer fiziksel travmalara maruz bırakılarak iradeleri zayıflatılabiliyor ve nihayetinde saptırılabiliyor. Yani işkence de bu sürecin bir parçası.
C: Evet.
S: (L) Ve biz şu anda bir işkence kültürü içinde yaşıyoruz. Ruh parçalayıcı bir kültür.
C: Evet.
S: (L) Yani, çarpıtılan, deforme edilen ruhlar var ve bu öyle bir noktaya gelebiliyor ki... Bu insanların pek çoğu, tanrının iradesini insanlara empoze ettikleri için cennete gideceklerini sanıyorlar. Mesih İsa'nın çarpıtılmış bir versiyonunu dünyaya dayatmak için her ne yapıyorlarsa, kendi kendilerini ruhlarının parçalanacağı bir duruma sokuyorlar çünkü sadece İsa'nın öğretilerine zıt gitmekle kalmıyorlar, kendi doğalarının da zıddına gidiyorlar. Bu insanların pek çoğunun iyi niyetli olduğunu düşünüyorum ama otorite konumlarındaki ve kiliselerdeki yüksek konumlardaki patolojik bireyler, doktrinler ve patolojiler yaratan patolojik bireyler tarafından yavaş yavaş, giderek artan şekilde öylesine saptırılıyorlar ki, temelde ruhlarını şeytana satmayı kabul ediyorlar. (Joe) Acaba bu durum, buna doğrudan eşlik etmeyen, zihinleri çarpıtıldığı için bu duruma uyum gösteren popülasyonun sıradan üyeleri olan insanları da kapsıyor mu? Sonuçta gerçekleri görüyorlar. İşkenceyi, CIA'yı, işkence kamplarını görüyorlar...   
C: Daha yüksek bir amaca hizmet eden bir sessizlik için iyi bir neden olmadığı sürece, "kötülük" karşısında sessizlik, kötülüğe katılmaya eşittir.
S: (Joe) Bu gerçekten ilginç, çünkü işkence ile ilgili tüm tartışmayı açıklıyor gibi. İnsanlara işkenceyi kabul ettirmeye çalışıyorlar. Ve CIA'nın işkence uyguladığı ve gerçekleri çarpıtarak insanları vicdani olmayan birşeyi kabul etmeye yönlendirdiğine dair ortaya sürekli yeni bilgiler çıkıyor.
C: İşkencenin kabul edilmesi "canavarın işareti."
S: (DD) "24" gibi dizilerin popülerliğinin nedeni de bu olmalı. (Joe) İnsanları koşullandırıyorlar. (DD) O dizi aşırı popüler. (Joe) Tüm bu insanlar başka bir insanın uğradığı işkenceyi izliyorlar ve bundan neşe duyuyorlar. Ve eğer bu katılım ile eşanlamlıysa, o zaman bu insanlar o aşağı doğru giden spirale konuyorlar.
C: Vahiy Kitabı'ndaki "ateş gölü"nü hatırlıyor musunuz? Kılıçla yaşayanların kılıçla öleceklerini hatırlıyor musunuz?
S: (Keit) "Ateş gölü" nedir? (Allen) Vahiy'de İsa'yı kabul etmeyenlerin fırlatılacağının söylendiği göl. (Joe) Yani cehennem.
C: Ruh parçalanması.
S: (L) Ürkütücü. (Allen) İşkenceyi tasvip etmeyen ama yine de gerekli olduğunu düşünerek kabullenen, ya da hiç düşünmemeye çalışan insanları düşünüyorum da... (Joe) Bence bunun gerekli olduğunu düşünen insanlar... (L) Kaybettiler bile. Yalanı yuttular. Eğer bir bilgiye veya benzer birşeye ihtiyacın varsa, ve haklı bir neden varsa, bunu bulmanın yolu işkence değildir! Bir çok engizisyon kaydı var. Bilimsel kanıtlar var. On binlerce insana işkence edildi ve en çirkin yalanları kabul etmeye zorlandılar. O kadar işkence görsem istediğin şeyi söylerim! Ve onlar da uçan süpürgelerde uçtuklarını, şeytanlarla çiftleştiklerini, ay ışığında çıplak dans ettiklerini, birbirlerinin arkasını öptüklerini itiraf ettiler! İşkenceyi sona erdirmek için bunları itiraf ettiler. Ve kabul ettirilen şeylerin hepsi birer saçmalıktı! (Allen) Bilimsel kanıtlar bunu göstermese bile, ve biz "Evet, bilgi elde etmede işkence gerçekten işe yarıyor" diye düşünsek bile, insanlara işkence ediyor oluyoruz! ...   (Keit) Patolojik bir durum. Narsist ailelerin çocuklarına yapılan şey, işkence gibi. (L) İşkence! (Keit) Bu bir anlamda onları zehirliyor ve işkence ortamını kabul etmelerini sağlıyor. Bu şeytanın dokunuşu gibi. (L) Kendi ilkelerine aykırı birşey söyletmeye veya yaptırmaya zorlamak için başka bir insana işkence etmek yanlıştır, hangi perspektifle bakılırsa bakılsın. Ve eğer bunu değiştirmek istiyorsan veya bu insanların bakış açısında seni tehdit eden birşey olduğunu düşünüyorsan, bunu değiştirmenin yolu konuşmak, eğitim, bilgi ve veri paylaşımıdır. Onları ruh seviyesinde sahip oldukları şeyin zıddına gitmeye işkenceyle zorlamak değildir! Birini bu şekilde zorlamak temelde ruhun kendi kendini öldürmesidir. İsa Yeni Ahit'te insanlığa ihanet edenler için "hiç doğmasalardı onlar için daha iyi olurdu" diyor. Bu sanki onların ruhunun parçalanacağını söylemek gibi birşey. Gerçekten çok şaşırtıcı. (DD) Parçalanan ruh ne oluyor?
C: Primal madde. Döngüye en baştan başlama. Bilinç kazanmak için geçirilen milyonlarca veya milyarlarca yıl.
S: (DD) Hidrojen atomu gibi birşey olarak mı başlıyorsun? (Joe) Taş oluyorsun. (PL) K'lerin bu yılın başında 2009 için bildirdiği "yıkıcı bir yıl" ifadesiyle bir ilgisi var mı bunun acaba? Böyle birşey söylemişlerdi ve şimdi de ruh parçalanmasından bahsediyoruz. (ç.n.: henüz çevirmediğimiz bir 2009 celsesine referans. parçalanma olarak çevirdiğim 'smash/smashing' fiili, belirtilen celsede diğer bir anlamı olan çarpıcı/olağanüstü/yıkıcı gibi bir anlamda kullanılmış sanırım.) (L) Çok ilginç. Bir sabah kalktığımda kafamda bu sezgi vardı; insanların ruhlarını parçalayıp primal maddeye çevirebileceklerini sanıyorlardı. Ve bu benim için şaşırtıcı bir düşünceydi. Ve bu sezgi, K'lerin bu nitelikte geçeceğini söyledikleri yıl içinde geldi. ...   (Joe) Demek onlar için herşey baştan başlayacak...
C: Hepsine olmayacak.
S: (Keit) Ben de bunu sormak istiyordum. Bireysel bir seviyede mi, yoksa hepsine mi olacak şeklinde. (L) Demek bireysel nitelikte olacak.
C: Evet.
--------------------------------------------------------------------

Acı çekmenin sebepleri üzerine yine ilginç bir alıntı ,hızlı öğrenebilmek için yaşamına acı koymak veya KH nın verdiği acıları bertaraf edip öğrenme yolunda bir ivme olarak kabul etmek,
---------------------------------------------------------

S: (Chu) "Healing Developmental Trauma" (Gelişimsel Travmanın İyileştirilmesi) kitabı hakkında... Daha önce bununla ilgili tartışıyorduk ve geliştirdikleri hayatta kalma tarzı ne olursa olsun hemen herkesin bağlantı sorunları var gibi görünüyor. İhtimallerden biri, insanların bu gerçeklikte buna "yaşam planlarının" bir parçası olarak ihtiyaç duyuyor olmaları, yani acı çekme yoluyla öğrenmeyi hızlandırıyorlar. Ve/veya bir diğer olasılık olarak, 4KH varlıkları acıyı artırmak için müdahalede bulunuyorlar.
C: Bazı durumlarda ikisinden de bir miktar neden olmasın? Ve "geçmiş yaşam" etkilerini unutmamak gerekir.
-------------------------------------------------------------------

Ve daha ilginç bir alıntı daha, pozitife doğru gidiş arada acı çekmeyi de gerektiriyor ,denge sen ne müthiş şeysin yeterince anlayabilmek için çok acı çektik, çekiyoruz,

--------------------------------------------------------------------

L) Bu kristal projesine başladığımızdan beri giderek kötüleşmeye başladım. Yani ağrılar, ıstıraplar, enfeksiyonlar ve her türlü korkunç şey yaşadım. İçim dışıma çıktı resmen. Bunun nedenini öğrenmek istiyorum.
C: Tartışmanızda belirttiğin son seçeneği yeterince vurguladık: saldırı. Fakat denge unsuru da var: büyük pozitif enerjilerin indüktörlüğünü yaparken buna tekabül eden bir acı çekiş olmak zorundadır.
S: (Pierre) Tartışmada söylediğin şey buydu; bunun ödenmesi gereken bir bedel olabileceği.
(Joe) Neden acı çekiş indüktör işlevi yapıyor?
(Galatea) Dengeyi sağlamak acı çekmeyi gerektiriyor.
(Pierre) Laura kristallerin faydasından bahseden, acıları azalan pek çok insan olduğunu söylüyordu. Görünüşe göre dengenin sağlanması için, yani kristal ağı yoluyla üyelerin acılarının azalması için bir kişi acı çekiyor (bu durumda Laura).
(L) Hatırladığım birşey daha var. Mouravieff'in negatif duygularla ilgili söylediği birşey. Eğer negatif duyguları kontrol altına alabilirsen, yüksek merkezlerden pozitif enerji akımı sağlıyormuşsun, enerji "indüklüyormuşsun". Doğru hatırladığımdan emin değilim. Müsait zamanında sendeki kitaba bakıp o cümleyi bulsana. Mouravieff'in bu konuda söylediği şeyi görmek ilginç olacaktır. "İndüktör" kelimesi dikkatimi çekti. Her neyse... bir keresinde dedikleri gibi "Işık ateşten gelir", değil mi? {bir de "temas potansiyeli farkı" unsuru var}
(Galatea) Bu durum neden Andromeda'nın bazen aşırı yorgun düştüğünü ve benim neden bu kadar ağrılarım olduğunu da açıklıyor mu?
C: Evet ama daha düşük bir derecede.
S: (L) Çünkü onlar gençler ve çok hassas değiller.(Galatea) Sebep bu mu? Sanmıyorum.
C: Yakın
S: (L) Ama tam olarak değil.
(Galatea) Laura bir seviyede gerekli acının çoğunu almayı seçtiği için mi?
C: Evet
S: (Galatea) Bizi koruyorsun. Teşekkürler!
(L) Ah, harika.
(Galatea) "Ah, harika! Çocuklarım var, dolayısıyla hayatım boyunca acı çekebilirim!" Öpücük öpücük öpücük!!
--------------------------------------------------------------------

Sonuçta anlamaya çalıştıklarımızda bir özet ,kristalize bir netice çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum ,

Durup dururken kim acı çekmek ister ,mazohist sadist miyiz, hayır,konunun özünü yakalamak gerekli kanımca hadise dengenin o tahtaravalli gibi iki ucundan birinde oturmak gibi ,bir taraf fazla yükselmişse karşı taraf dengeyi sağlamak için bir şeyler yapmalı, olmalı ,

Bu husus dualiteyi seçmenin yani maddedeki oluşumun vaz geçilmez kaderi ,bu ortamda yüreğe su serpecek bir durum var o da başlangıç ve sonun olduğu gerçeği ,hiçbir şey bu zamanı uygulayan ortamda biteviye devam etmez mutlaka sonlanır ve karşı durum etkili olur ,

Bu gerçekleri kabul eden bir anlayış acılarına bir değer verir yanlış anlaşılmasın, kutsayıp başka acılar arama mazohizminden bahsetmiyorum gelen acıya bu bilgi dolu farkındalıkla bakmak,

Bunun karşısında olan hal ise ufacık bir acı çekince gittiğin yolu terk edip yankı odasına kapanmak "ruhun parçalanması" olarak düşünülmeli veya "bölünme",

O zaman iş daha zorlaşıyor ve maddesel hayatın tuzaklarına kapılmış ömür veya ömürler sürme döngüsünde sabitlenmek,

Acizane bu yaptığım araştırmaların sonunda  kanaatim bunlar ..


sirera

#894
Sevgili Tgur acı devresinden çıkmak kolay değil. Şikayet etmeyi bırakmalı buna rağmen yazdığım da şikayet gibi algılanabilir, bu akışa teslim olmak, çünkü bu akışın mükemmel tasarlandığını iyinin de kötünün de mükemmel organize edildiğini biliyorum. İyi ki biliyorum içim rahatlıyor bir ölçüde ve korunuyorum ancak bu da yetmiyor. Miskinim çocukluğumdan beri yorgun hissediyorum, oğlum da öyle. Geçen bi celseyi okuduktan sonra saldırılara karşı  evin her yerini sabunlayıp temizlemek sonra her kenarına tuz dökmek gibi bir düşünceye kapıldım ne kadar faydalı olacak aslında ama bunu yapabilmem nerdeyse imkansız yine de bir umut yapabilirim diyorum. Tam aydınlanacaktım bi  gülme geliyor töbe  karikatürü var ya Selçuk Erdem' in ne kadar doğru,  orada gülebilmek burada olmak şimdide. Gülmek iyi geliyor.
Bazı sabahlar ağrı ve acı ile uyanıyorum, bedensel olmadığını nice sonra farkediyorum. Bazen büyük enerjilerin indüktörlüğünü yapmak yerine yankı odasında olmak olmak bile istenebilir o durumda. Yankı odası ismi sanırım B etkilerinden kaynaklanıyor. Ruh bölünürken zihindeki dağılmalar başka zihinlere bulaşıyor ve etrafında adeta yankı yapan kişiler oluyor. Veya televizyon ve buna benzeyen aletler, internet gibi. Yeter ki ağa takıl. Bunların B etkisi olduğunu bilmek bile rahatlatıcı. Yoksa çıldırmak kaçınılmaz. Aslında bence pek çok ruhlu varlık bu etkilerin farkında ve çıldırmış gibi görünüyor bazen herşey.
Denge emek istiyor, bilgi ve denge iki önemli hayat kurtaran fonksiyon yaşamda. Bir bulut olsan, denge ile birlikte bulutlara olan algın  bir anda değişiyor etrafında birleşen tüm fırtına bulutlarını umursamadan iyi hava bulutu gibi süzüle süzüle dolaşıyorsun.
Kristal projesi 10.aralık .2016 celsesinde anlatılmış. Kristallere reiki sembolleri yükleyip dağıtmak, yüklenen kristalleri çevreye gömmek, minik paketlere koyup  arabaya eve takmak, yağmur yağdırmak için bir yerlere göndermek gibi birşeyler yapmışlar. Sanırım bahsedilen kristal projesi bu.
Yeterince kristalize olduğumuz öz varlığımız dengede oluyor. Çin de bir uygulama vardı tai chi ye benzeyen adını unuttum. Bunu yapanları başta ödüllendirmişler sonra tutuklamışlar ve işkence etmeye başlamışlardı. Kasyopyalılar bunlar için bedenlerinde oluşturdukları kristalin KH amaçlı olduğunu söylemişlerdi. Oluşan kristal de BH veya KH olabiliyor demek ki. Zaman bulduğumda gerekirse buna bir daha bakmak isterim.
Yoga üniversitesine adını veren Swami Vivekananda nın yazdığı kitap yok ama gezerek anlattıklarından toparlayıp bir kitap yapmışlar. O elimde bugünlerde, ordan alıntı;
 ' Amerika' da soylu, agnostik bir konuşmacı vardı, öteki dünyalar için neden kafamızı yoralım ki diye sorarak şu benzetmeyi yapardı. "Burada bir portakal var ve sıkarak suyunu tamamen çıkarmak istiyoruz". Swami Vivekananda ona şöyle der; size tamamen katılıyorum, benim de bazı meyvalarım var, ben de bu meyvaların suyunu sıkmak istiyorum. Bense mangoyu tercih ediyorum. Siz burada yaşamanın, yiyip içmenin, biraz entelektüel bilgi sahibi olmanın yeterli olduğunu söylüyorsunuz. Fakat bunların herkesin ağız tadına uygun olduğunu söylemeye hakkınız yok çünkü bu arzular benim için hiç bir şey ifade etmiyor. Ben tüm yaşamım boyunca bir elmanın yere nasıl düştüğünü veya bir elektrik akımının sinirlerim üzerinde etkisini öğrenmekle kalırsam yaşayamam. Ben, her şeyin kalbinde olanı, yaşamın özünü anlamak istiyorum. Sizin çalışmalarınız yaşamın tezahürüne aittir, benimki ise yaşamın kendisidir. Tanrı bilim adamlarını araştırmalarında kutsasın. Fakat kişi hepsi budur diyorsa budalaca konuşuyordur ve yaşamın varlık nedenini bilmeyi  ve varoluş üzerine çalışmayı umursamıyordur. Herkesin pratik olacağı bir zaman gelecek ve Bir'liğin bu uyumu tüm dünyayı kaplayacaktır. Böylece insanlığın tamamı Jivanmukta( yaşarken özgür olanlar) olacaktır. '

Karşılaştığımız zorlukları aşabilmek, zihinsel blokajları aşabilmek için harika alıntılar sevgili Tgur şükran dolu teşekkürlerimle.  Ben de acı çekmekte olan tüm dostların acılarını aşıp dengede olabildikleri, kalabildikleri o anın bir an önce gerçekleşmesini diliyorum. Ve Bir' liğin uyumu ile titreşeceğimiz zamanı.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#895
Çok güzel ve beni etkileyen bir söz aktarmışsın  Sirera ,

" Herkesin pratik olacağı bir zaman gelecek ve Bir'liğin bu uyumu tüm dünyayı kaplayacaktır. Böylece insanlığın tamamı Jivanmukta
( yaşarken özgür olanlar) olacaktır."

Teşekkürler her şey için, özellikle bana bu acılar  çıkarımıma ilham verdiğin için..

Her oluşan acı dahi olsa bakışları değiştiriyormuş meğer ,sana yine de acısız günler dilerim.


Tgur

#896
YAŞARKEN ÖZGÜRLÜK

Sirera dostumla söyleşirken bu ifade dikkatimi çekti ,yalnız her şeyden evvel bu konuda daireler içinde daireler içinden fırlayan dikey gerçekliğinin rolünü hatırlamalıyız ve geniş düşünmeliyiz dostumuzun acısının bu işte bir rolü ile beraber bu maksatla ortaya dökülen çıkarımların kısaca ağ çalışmasının ve düşünce motorlarının sorgulama ve araştırma faaliyetleri ile bu kabil konuları irdelememize sebebiyet verdiği gerçeği,

Evrensel bilgilere atılım çağımın başlangıçlarında her takıntılı durumu terk ettiğimde mesela bir ritüele takılmışım ve o ritüelden medet umar vaziyetteki bilincimin o tutsaklıktan kurtardığımda, bahsetmeye çalıştığım o özgürlük halini hissederdim, sanki kanatlarını açmış bir kuş gibi dar bir bölümden bulutlara doğru uçarmışım gibi, ve evet bu bir vizyondu, kendimce uydurduğum ve yakıştırdığım aşırı hayal durumu dışında bir şey,ve bedenimi mutluluk enerjisi ile  yıkanmış gibi hissederdim ,

Romantik misallerden bahsetmemden kasıt o özgürlük duygusunun bildiğimiz dünya yaşamındaki "ya istiklal ya ölüm" anlatımındaki insan esaretinden kurtulma bir savaş kazanma ve böylece bir bağımlılıktan kurtulma dışında daha değişik başka bir duyguyu anlatmak içindir,her ne kadar bu benzetmeye uyar gibi görünse de insanın kendi bilinci içinde kendi kendine yaptığı bir savaşı kazanması yönünden önemlidir ve başkadır,

Bu otonom savaş epey zorludur zira maneviyat dediğimiz oldukça geniş sahası olan ,kırılgan olan ve hayvansal içgüdüleri mesela korkuyu yenmeye doğru götüren yönleri vardır ancak bilgilerle uğraşmak ve yeni inanç zeminini kurmayla ilgili son derece hassas bölgeleri kazanmak gibi hedefleri vardır,

Dış tesirlere de çok açık ve kabiliyet kapasite gibi faktörlerin, hayatlar süren mecburiyetlerinde olan mücadeleyi öngörür, ölmeyen ruh bu işte bilgiyle işlenip  kapsamı ve kalitesi büyütülen en önemli hazinedir,

Ne demek istiyoruz,
-----------------------------------------------------

S: (L) Oryon kaçırılmalarını önlemeyebilmemizin herhangi bir yolu var mı?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evrensel özgür irade kanununa ve kendine hizmete müdahale etmek anlamına gelir bu.
S: (L) Fakat biz kaçırılmak istemiyoruz. Bunu durduramaz mıyız?
C: Olası değil. Sizden daha fazla güçleri var.
S: (L) Peki o zaman siz bize neden yardım etmiyorsunuz?
C: Sizin ırkınızın ve onların ırkının doğal ilerleyişine müdahale etmek olurdu. Yahudiler onlara yardım etmemiz için bizi çağırdılar fakat bunu yapamazdık. Ve, sizin ülkenizin yerlileri bizden yardım istediler fakat onları sizin ırkınızdan koruyamazdık; bunu da yapmadık. Bu doğal ilerleyiş, anlıyor musunuz?
S: (L) Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu olarak silinip gidecek miyiz?
C: Belki. Özel olduğunuzu düşündüren şey nedir?
S: (L) İsa Tanrı'nın bizi sevdiğini söylemişti. Bu doğru mu?
C: Fakat önemli olan ruh, beden değil. Beden ölür fakat ruh ölmez.
--------------------------------------------------------------------

Ve insanı eski düşünceler ve bilgilerle bağımlı halden çıkarmaya çalışan yani monoteizm ayırımından kurtarmaya düşünmeye zorlayan  şok bir alıntı, seçilmelerle, yönlendirilmelerle kaderin bu, bunu yaşa demelere tabi değiliz, tek seçen biziz ,ortada başka bir şey yok..

------------------------------------------------------------------

S: (L) Biz seçildik mi?
C: Seçilmek nedir ki? Yalnızca siz seçebilirsiniz. Seçim doğayla, özgür iradeyle, bakmayla, dinlemeyle gelir.
Nerede olduğunuz önemli değil. Kim olduğunuz ve ne gördüğünüz önemli.

---------------------------------------------------------------
Yukarıdaki alıntıda kim olduğunuz önemli deniyor "ben Hasanım ne olacak" dersek yanılırız burada kişinin kendini bilme noktasında hangi farkındalık bilincine geldiği söylenmekte,takıntı odasında kalmış ve bulunduğu halde "ben mutluyum dokunmayın bana" diyen bir kimlik mi yoksa "bunlar benim bilincimin hudutları olamaz başka şeyler olmalı" diyen ve sorgulayan bilgileri almaktan korkmayan zihne sahip olmak mı, o zaman  sorgulayan ve arınmış bir gözle olanlara bakan ve değerlendiren kişinin gördükleri ve üzerinde yaptığı  yorumların zenginliği önem kazanır,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Şeytani varlıklara direnmede en büyük gücümüz özgür irademizde mi bulunuyor; hayır deme
gücümüzde mi?
C: Hayır.
S: (L) En büyük gücümüz nedir?
C: Bilgi.
S: (L) Anahtar ruhsal bilgi birikiminde mi?
C: Evet.

--------------------------------------------------------------------
C: Öyle umalım. Her zaman hata olasılığı vardır. Unutmayın, özgür irade, yaratılıştaki en önemli bilinç
yasasıdır.
--------------------------------------------------------------------

Bu en önemli bilinç yasasını zedeleyen ve kendi istikametinde yürütmeyi zorlayan başka faktörlerin olduğunu fark etmeye başlıyoruz

---------------------------------------------------------

C: Eğer bunun bir şekilde onun veya aktardığı bilgilerin üzerinde bir gölge veya bir leke oluşturduğunu düşünüyorsanız, söylediklerimize yeterince dikkat etmiyorsunuz demektir. Bilgi karşısında takıntı ile ilgili olarak söylenenleri duymadınız mı? İçlerinde, gelişimin tüm noktalarında daha fazla bilgiye erişmek için gerçekten çaba gösterenler, belirttiğiniz gayrımeşruiyet ile ilgili herhangi bir fikir ile bloke olmazlar. Eğer gelişip bilgi kazanmayı seçerseniz, hiçbir noktada hiçbir şey hakkında asla bloke olmaz veya takıntılanmazsınız. Fakat eğer bilginizi sınırlandırmayı ve takıntılanmayı seçerseniz, o zaman kendinizi sürekli bloke olmuş halde bulursunuz ve bu durum tüm yaşam deneyimlerinizde kendini gösterir. Bu,bireysel ruh gelişimi kalıbının bir parçasıdır. Tamamen seçime dayalı birşeydir. Bu nedenle bir başkasının bilgi edinme seçimine veya bunu nasıl yaptığına veya yapmadığına müdahale etmeniz mümkün değildir.

Bir başkasının algılarını değiştirmeye çalışmanın gereği yoktur çünkü özgür iradeye müdahale anlamına gelir. Eğer biri aydınlanmak yerine takıntılanmayı seçiyorsa, bu onun seçimidir!
----------------------------------------------------

Yine yukarıdaki alıntıda hassas bir nokta var ,bir başkasının bilgi edinmesine  müdahele edemezsiniz ve onun serbest seçimine karışamazsınız bu yalın vurgulamaya başka gözlerle bakabilir miyiz,

Meseleyi genişliğine irdelediğimizde hiç kimse  kim ve nerede olduğunu anımsarsa bu yörenin yani seçip geldiğimiz ve KH olmayı baştan kabul ettiğimiz bu dünyanın KH karakterine uygun yani "sahiplenme,beklenti,ve arzulu düşünce" üçlüsü etkisindeki düşünceleri üretmiş olduğunun farkına varır ,bu kısa döngü yaşam bölgesinin illüzyonik kurgulu zaman döngüsünden kurtulamamış düşünceler çıkardığımız ve onların tesiri altında olduğumuzu anlıyoruz ,bu gözle bakarsak  müdahele edilmeyip kendi seçimine bırakılmış bilinçler eninde sonunda yani belki binlerce enkarnasyon geçirip gerçeğe vakıf olacaklardır ,

Evrenin gerçekte "an" denilen zaman özelliğinde,hatırlayınız ve onlar için endişelenmeyiniz,

--------------------------------------------------------------------
C: 5'inci yoğunlukta zaman yok. Tüm olay dizileri sonsuza kadar ve bir an içinde, bir kerede olur.
S: (L) Bunun soruyla ilgisi nedir?
C: Huzur içinde olup olmadığını, kendini oraya "ayarlayıp ayarlamadığını" sordunuz. Sizin birinin "öldüğünün" farkına vardığınız "zaman" içinde, o kişi temel olarak tüm 5'inci yoğunluk enkarnasyon döngüsünü, öğrenmeyi ve düşünme deneyimini "sıfır zamanda" yapmış oluyor

----------------------------------------------------------

Müdahale edemezsiniz  konusu üzerinde paradoxal olarak düşünürsek ve bu "sıfır zaman" gerçekliğinde genel bir kanıya sahip olsak dahi bu bilgiler yani şu anda üzerinde yoğun bir şekilde uğraştığımız ve bir çok konuyu çözdüğümüz "ple-ra-kasyopya" bilgilerine neden düşkünüz ve bu site niçin var ,

Ayrıca toplumun büyük kısmı bilgisiz kalıp ve haksız uygulamalar altında eza çeker gibi bir hayat yaşıyorsa ve buna müsait ortam mevcut olup bir şeyler yapabilme kabiliyetinde olanlar eğer sessiz kalıyorsa o yapılan ezalı davranışlara yapanlarla bir olmuşlardır, K.larda da böyle bir ikaz vardı sanırım, şöyle,

"C: Daha yüksek bir amaca hizmet eden bir sessizlik için iyi bir neden olmadığı sürece, "kötülük" karşısında sessizlik, kötülüğe katılmaya eşittir."

Düşünceyi bu mecralarda da dolaştırmak ve bu tip ağ çalışması konusunda bir hüküm vermek ama o hükmü de "değişken gerçeklikler" kapsamında yapmak gerekli, yani "bir şeyler yapmalı" şarkıları söyleyen, feryatları çıkaranların da haklı. tarafları olabilir,

 ------------------------------------------------------------

C: Yakında dünyada kredi ve borçtan başka birşey kalmayacak. Yeni visa borç kartlarını duymadınız mı? Bu,dünya bankacılık sisteminin, yani yılan kardeşliğinin, yani Kertenkelelerin, yani İsa-Düşmanlarının kontrolü altındaki geleceğin para sistemi.
S: (L) Yani kredi kartım yoksa bu sisteme ait olmak zorunda kalmayacak mıyım?
C: Hayır. Tercih hakkın olmayacak: ait ol veya açlıktan öl.
S: (L) Özgür iradeye ne oldu?
C: Yılan Kardeşliği, yani Kertenkeleler, yani İsa-Düşmanları özgür iradeye 309.000 yıldır müdahale ediyorlar. Değişim yaklaştıkça gözleri kararıyor.
S: (V) Kendim için iyi olmadığını hissettiğim şeylere karşı hep isyan etmişimdir. Bu sisteme karşı isyan etmek mümkün mü?
C: Eğer bedenini terk etmek istiyorsan.
S: (L) Yani bunun neticesi ölüm olacaktır...
C: Evet.

--------------------------------------------------------------------

Kişinin gelmiş olduğu farkındalık yapısında inandığı su götürmez hale gelmiş bilgileri makul başka aktarımları da içine alan bir genişlikte yapmaya çalışmak yani aldığını saçmak BH ,yok kendine saklamak ve öylece kalmak KH imiş ,burada bu aktarımı yapmaya yetkili veya yetkisiz olma seçimi var ,bu yetki karmaşasını çözecek olan kişinin öz benliği ve seçimi ,yani bu sitenin kuruluşu ve çok kıymetli dostların çabaları tercümeleri ve yorumları ile olan genel faaliyetin BH adayı olma yolunda bir davranış olduğunu idrak ettik ,

Ancak bunun da aşırılık ve takıntılı bilgilerin karmaşası halinden de çıkarılması gözlemlenip esas maksadının dışına taşmaması lazım bu da çok şükür Bozadi dostumuzun üstün faaliyetleri ve dostlarımızın hassas davranmaları  ile yürüyor,

--------------------------------------------------------------------

L) Bizden ne istiyorsunuz?
C: Saf BH iken birşey istemeyiz. Geldik çünkü SİZ istediniz. Diğerleriyle paylaşana kadar bu da KH.
S: (L) Yani bu bilgileri paylaşmamız gerekiyor, öyle mi?
C: Size kalmış, bu bir özgür irade seçimi.

--------------------------------------------------------------------

S: (L) Diğer bir deyişle birşeyler yapmamızı, bu projeleri yürütmemizi, transkriptleri düzenlememizi, labirenti inşa etmemizi, kendi eksenimizde dönme egzersizleri yapmamızı...
C: Yapacağınızı yapmanızı istiyoruz.
S: (L) Evet... (D) Çok teşekkür ederiz.. (L) Sanırım tüm bunların vardığı nokta; özgür ol, mutlu ol...
C: Hepsinden önemlisi, öğrenin.
S: (D) Diğer insanlara yardım etmek için yapabileceğimiz birşey var mı?
C: İçgüdülerinizi dinleyin, ağ çalışması yapın.
S: (D) Bilgisayar ağından mı bahsediyorsunuz?
C: Genel anlamda.
----------------------------------------------------------------

Aşağıdaki alıntıda enteresan bir diyalog bize bazı konulardaki özgür irade bakışının nasıl sıfır zaman içinde değerlendiği konusunda bir fikir, algı veriyor tabiiki anlayabilmek için lineer dünya yaşam bilincinin üstüne çıkmak gerek,

Konuda babanın olup olmaması ,melez olmak veya olmamak konusundaki içiçe geçmiş bir 5 yoğunluk yaşamından örnek algılamaya çalışıyoruz,

-----------------------------------------------------------

S: (L) E--- P---'nin bize benzediklerini söylediği onu kaçıran varlıklar kim?
C: 4'üncü yoğunluk Oryon KH.
S: (V) Ama o onların Pleyadesliler oldukları izlenimini edinmiş. Neden...
C: Herkes yanlış izlenim yaratabilir.
S: (V) 6 ay içinde ailesinden ve dünyadan ayrılarak Pleyades'e gitmeyi planlıyor.
C: Özgür irade.
S: (V) Yani özgür iradesi onu Pleyades'e mi taşıyacak? 
C: Sizi bir yerlere taşıyan güç her zaman özgür iradedir.
S: (DM) Bahsettiği Pleyadesli onun babasıymış, bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (DM) Yani o bir melez değil, doğru mu?
C: Eğer melez olmayı seçerse, o zaman bu onun seçimi.
S: (L) Yani... (DM) Melez olmak nasıl seçim olabilir?
C: Herhangi bir şey nasıl olabilir?
S: (L) O şekilde algılamasının subjektif bir seçim olduğunu mu söylüyorsunuz? (DM) Babası bir Pleyadesli mi?
C: Hayır.
S: (L) Peki neden öyle düşünüyor? (DM) Yalan mı söylüyor?
C: Söylediğine inanıyor.
S: (DM) Yani söylediği şeyin gerçek olduğuna inanıyor mu?
C: Evet.
S: (L) Peki gerçek mi?
C: Gerçek, ama hangi seviyede? Asıl soru bu.
S: (L) Hangi seviyede? (DM) 5'inci yoğunluk mu?
C: Tamam, öğrenme zamanı... Geçmiş ve gelecek tamamen şimdide!
S: (DM) Yani tüm farklı seviyelerin aynı an içinde mevcut olduğundan bahsediyoruz, değil mi?
C: Bunu zaten biliyorsun D---.
S: (L) Tamam, belirli bir seviyede... (DM) Onun seviyelerinin hepsi şu anda birlikte mi?
C: İçiçe.
S: (DM) Ve o şu anda bu seviyelerdeki deneyimlerini belirli bir yönde odaklıyor, doğru mu?
C: Yeterince yakın.
S: (DM) Yani odaklanma gerçekleştiğinde bu gezegeni terk mi edecek?
C: Eğer bunu seçerse.
S: (DM) Ve seçecek, değil mi?
C: Açık.
--------------------------------------------------------------
S:(L) Bir celsede özgür iradenin, yaratılıştaki en önemli bilinç yasası olduğunu söylemiştiniz. Neden özgür irademizi kullanıp kaçırılmayı ve üzerimizde deneyler yapılmasını reddedemiyoruz?
C: Kaçıranlar özgür iradelerini kullanıyor.
S:(L) Neden onların özgür iradesinin bizim özgür irademiz üzerinde bir önceliği var?
C: Neden sizin özgür iradenizin 2'nci ve 1'nci yoğunluk varlıkları üzerinde bir önceliği var?
-------------------------------------------------------------------

Bu aktarım da anlamaya çalıştığımızın konusu eğer 3B deki insan çaresizliğinde kalırsa orada durmamız ve düşünmemiz gerekli,
Evet kafesteki bir tavuk veya ağıldaki bir kuzu bizim yapabileceklerimize karşı çaresiz ve biz onlara genelde hoyratça davranmaya devam eden bir konumdayız ,aynı şekilde 4KH lı bir varlık  üzerimizde acımasızca kaçırılma deneyleri yapıyor ve  karşı koyamıyoruz ,ama diğer  deneylerin dışında hatırlayınız bizi izlemek ve gerekirse müdahele etmek üzere planşet falan yerleştirebiliyorlar ve eğer o planşet vasıtası ile yaptıklarının farkında olup hiç bir şekilde negatif üretmezsek onlar işlevsiz kalmakta, zira 4KH nın besini hem de en lezzetlisi insanların çeşitli sebeplerle çıkardıkları negatif enerjiler yani yankı odasında takılı kalıp birbiri ile savaşan ve ayrılık senaryosunda didişen ve illüzyon diye uzun uzun bahsettiğimiz fenomenlerle beraber yaşamı sürdürüyorum sanan bilgisizlik hali, ayrıca 4KH nın negatifi motive eden öğrenmeye çalıştığımız faaliyetleri,

 Mesela bu anlattıklarımı kurgu bilim görüp "negatif de besin nasıl olurmuş" diyen, bence o ağıla kapatılmış kuzu gibidir ,

Ama belki de o şahıs bizim için müsait bir akıl hastanesi planlamaya başlamıştır, bilinçlerin bu heterojen yapısı belki mozaikteki renkleri parlatıyordur çıkan renk cümbüşünün de başka bir değeri vardır belki ,

--------------------------------------------------------------------
S:(TR) 4'üncü yoğunluktayken KH'yi seçersen, daha sonra BH'ye geçebilir misin?
C: Evet.
S:(TR) Yani ikisi arasında istediğin kadar fikir değişikliği yapabilirsin, bu tamamen özgür irade, öyle mi?
C: Eğer 4'üncü seviyede KH'den BH'ye geçersen, KH'ye geri dönmezsin.
S:(TR) 4'üncü yoğunlukta eğer bir kez KH olmuşsan öyle kalman mı gerekiyor? (L) Hayır. (J) Eğer 4'üncü
yoğunlukta KH'den BH'ye geçersen KH'ye geri dönmüyorsun, BH'de kalıyorsun, doğru mu? (TR) Ben de onu kastediyorum, bir kez BH'ye geçmeye karar verince orada kalıyorsun çünkü artık KH'ye geri dönme isteğin kalmıyor, öyle mi?
C: Evet.
S:(TR) Yani seçeneğin olmaması meselesi değil, sadece kendin KH'ye geri dönmek istemiyorsun?
C: Evet.
S:(TR) 4'üncü yoğunluğa çıkarsan ve Kertenkelelerin yaptığı şeyleri yaparsan ve sonunda bundan sıkılırsan veya farklı bakmaya başlarsan veya aydınlanırsan, BH'ye geçiyorsun ve orada kalmak istiyorsun, öyle mi?
C: Açık.
S:(TR) BH'den KH'ye geçilebilir mi? Biliyorum, geçilemeyeceğini söylediniz ama sadece geçmek istemediğin
için mi?
C: Doğal faktörler bunu engeller.
S:(L) Sanırım bir kez BH doğal faktörlerine ulaştığında, o konumun özelliği gereği bir şekilde... öyle birşey
olmuyor...
--------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntının can alıcı noktası 4B de BH olursan artık KH olamıyorsun, sebep ,"doğal faktörler bunu engeller", doğal faktörler ne olabilir onu açalım,

Bunu açmak için düşünürken kendimi ortaya koydum ,bahsi geçen özgür iradenin hürriyetini hissedip mutluluk hissiyle doluyken bir ara evvelce takıldığım ritüellere tekrar bağlı mıyım acaba diye duygusal davranışlarımı test ettim ,bir günün başlangıcında evvelce takılı kaldığım bir ritüele tekrar baş vurdum ve günün geri kalan devamında o ritüeli terk ettim ve neler hissettiğimi inceledim ,pişmanlık veya o eski takılı kalmaktaki sınırlayıcı hisler artık yoktu ,yani o ritüele bağlı olan sahiplenme beklenti arzulu düşünce üçlüsü zihnimden tamamen sıyrılıp gitmişti velhasıl genelde çok rahat ve huzurluydum,
Bu örneği bahsi geçen "doğal faktörlere" eş tutabilirim,
Yine bu neticeye bakarak BH ı seçip edinilen her yeni hürriyet bağımsızlık, takıntıdan uzak hali yani bu genel inanç durumu, velhasıl "yaşarken özgürlük" hali doğal faktörler olarak düşünülmeli,

Özgür yaşamla ilgilenirken kuantumsal gerçeklere doğru da biraz göz atmamız gerektiğini düşünüyorum mesela aşağıdaki alıntıda geçen "kuantumsal olasılıkların " ne olabileceği üzerinde fikir yürütebilmeliyiz,burada "kapalı çember" olarak verilen gerçekliği düşünürken "kapalı" sıfatı bir sınırlanma olarak kabul edilmemeli zira bir dairenin çember uzunluğunu tesbit için yapılan hesapta "pi" sabitesi vardır ancak onun da (3,1416...sonsuz) virgülden sonrası rakamlar sonsuza gider ve herhangi bir çemberi bu sabitedeki virgülden sonraki rakamların bir kısmını seçip seçmeyerek kuantumsal bir özelliği devreye koyarız kısaca "kuantumsal olasılıklar" her şeyin sıfır zamanda olduğunu kabul edinilen bir ortamda seçimin önemli olduğunu, ortada açık büfede olan sonsuz oluşların hepsiyle birden değil seçtiğiniz biri ile meşgul olur onun gerçekliği ile uğraşırsınız demektir ,sonra eğer özgür iradenizi devreye sokarak bir başka oluşu seçer ilgilenirsiniz ve o, sizin o an için gerçekliğiniz olur,

Burada çok hassas bir nokta var, yeni bir oluşu seçerken siz bir evvelki seçimle ilgili detay ve takıntılardan kurtulamamış iseniz seçtiğiniz oluş halinin inceliklerine gereği gibi vakıf olamazsınız mesela lineer dünya yaşamıyla ilgili takıntılarla hala dolu bir zihinle iseniz seçtiğiniz yeni oluşum nedir anlayamazsınız,

Tabiki bu varsayımımız bu dünya illüzyonundaki bir bilincin çıkardıkları, siz 4 veya 5 .yoğunluğa geçmeden orada bu hallerin nasıl olacağını tam bilemezsiniz K.ikazını akıldan çıkarmamak lazım, onun için derslerinizi tamamlamanız lazım önerileri devamlı veriliyor, ancak yeni oluşumlara karşı bilgili olmak yani konuyu bu şekilde incelemek te belki bir avantaj sağlayacak, kim bilir,

-------------------------------------------------------------

S:(L) Bu garip bir soru olacak ama, yanıtlayabilirseniz çok iyi olur. Evrenin yaşıyla ilgili ortalıkta pek çok teori var. En sonunculardan biri, evrenin yaşının 8 ila 25 milyar yıl arasında olduğunu söylüyor. Zamanın bir ilüzyon olduğunu söylediğinizi biliyorum, ama bilimadamlarının bu konuda bir uzlaşmaya varamamalarını göz önünde bulunduracak olursak... yaptıkları tahminlerden hangisi en doğru?
C: Hiçbiri.
S:(F) Bu, soruya bir yanıt sağladı mı? Bu, "Aa, ilginç bir dükkan, içinde neler var acaba?" demek gibi birşey.
(L) Eğer bilimin ürettiği rakamların hiçbiri doğru değilse, evrenin yaşının doğru tanımı nedir?
C: Kuantumsal olasılıklar.
S:(L) Nasıl yani? (J) Tahmini olan var mı? (L) Sanırım bununla ilgili bir açıklama yapacaklar.
C: Keşfedin. 
S:(J) Çok teşekkür ederiz! (T) Benim de bir fikrim yok! (S) Kim bilir kaç gazilyon (çok büyük bir sayı
anlamında) yaşındadır! ...   (F) Kuantum ne demek? (L) Kuanta bir ölçü birimi... (T) Tüm olası ölçü birimleri... (L) Bu hususta bize yardım edin! ...   (F) Bir ormanın derinliklerindesin; döktüğün kırıntılara bakarak yolunu bul! (L) Kuantum olasılıkları derken neyi kastediyorsunuz?
C: Kapalı çember.
S:(L) Bir çemberde bir noktayla başka bir nokta arasındaki mesafeyi nasıl ölçeriz? Tesadüfi birşey mi?
C: Doğru kavram değil.
S:(L) O zaman yardım edin. Eğer kapalı bir çember varsa, ölçüm yapmanın da bir anlamı yok mu demek? (J)
Evet.
C: Evet.
S:(L) Bu konuyu bırakalım mı, yoksa devam mı edelim?
C: Açık.

--------------------------------------------------------------------

O çok tekrar ettiğimiz ve meseleyi bütün detayları ile anlamaya çalıştığımız altın kapıdan geçme yani "lücifer düşüşü" olayı ,tekrar bir kısmını alıntılıyorum,

-----------------------------------------------------------------
S:(J) Yani dikkatli olmamız gerekiyor. (T) Yılan neydi? (J) Cazibeye teslim olmanın sonucu... (L) Yani
diyorsunuz ki, cennetteki cezbolma hikayesi, insanoğlunun cezbedilerek bu realiteye yönlendirilmesinin hikayesiydi. İyi ve Kötünün Bilgisi Ağacı'nın meyvesinin yenmesi de...
C: Cazibeye teslim olmaydı.
S:(L) Ve bu bir kandırmaydı...
C: Hayır! Kandırma yok!
S:(L) Ama burada dönen birşey var. (T) Tuzak mı?
C: Hayır! Tuzak da yok. Seçmeseydiniz, özgür iradenize müdahale edilemezdi.
S:(T) Bir saniye. Olayın mantığını kaçırıyorum. Düşüşten önce biz kimdik?
C: 3'üncü yoğunluk BH.

------------------------------------------------------------

 Bu kısmın devamında bu KH a esir olmak ve yaptıklarını yapacaklarını kabul etme seçimimizin her zaman yeni bir seçimle BH a dönebilme avantajının olduğunu anlıyoruz ,mesajın diğer kısımlarında uzun müzakereler sonunda çıkan önemli husus bence bu,

İşte bu seçimi yapabilmek için bu KH ortamında bize zihnimize yaşam dediğimize kalıplar halinde konmuş olan ve bir türlü terk edip etmeme konusunda tereddütler yaşadığımız ve yapışkan halde bulunulan takıntılar dediklerimizden kurtulabilme konusunu işlemekteyiz ve o zaman "yaşarken özgürlük" dediğimiz ve vurgulamaya çalıştığımız özgürlüğe kavuşabileceğiz ,ve 4BH a devam edeceğiz zaten normal doğrultumuz o imiş..Ama mozaik oluşumun o merak ile işleyen ve özgür irade dediğimiz her oluşana veya oluşacağa  dokunma isteği belki bu durumlara bizleri sürükledi ,konuyu bu yönden kabul edebilecek farkındalığa gelmişsek en kısa zamanda 4BH yolu seçimini yapabilmek için çabalamaktayız kendimizi biteviye suçlamak bizi KH nın kollarına tekrar atar,
------------------------------------------------------------

S:(L) Dalga büyük döngünün bir parçasından ibaret. (T) Ve biz de belirli bir frekans oluşturarak dalga geçtiği
sırada mümkün olduğu kadar çok kişiyi öteye geçirmek için buradayız ve burada bulunmamızın başka
hiçbir amacı yok... öyle mi?
C: Bu, özgür iradeye müdahaleyi ima ediyor.
S:(L) Burada bir frekans oluşturuyoruz ve diğerleri de bize katılıp katılmayacakları konusuna bir seçeneğe
sahip oluyor... (J) Ve 4'üncü yoğunluğa geçişimizde de KH'den BH'ye geçme seçiminde bulunuyoruz.

------------------------------------------------------------

Bu kısa aktarımda da önemli bir vurgulama var ,kişinin bir ölçüde gelmiş olduğu farkındalık yapısından ötürü diğerlerini de elinden tutup götürecek kurtaracak beklentisine ve arzulu düşüncesine kapılma durumu  bu bile özgür iradeye karışma gibi bir istenmeyeni teşkil ediyor yani bu düşüncede isen hala KH sın ,yankı odasında kalan sana bakacak ve aynı yolu tutup tutmama seçimini yapacak veya yapmayacak bu durumda o bakan kişiye ancak girmiş olduğun bu yeni BH yolunda samimi ve kati bir inançla yürüyüp yürümediğin örneğini vermen kafidir,beklentisiz bir halde,

Bu aralar tv de "altın peşinde" belgeselini çok izliyorum bu lüzumsuz konu neden hoşuma gidiyor diye de kendi kendime sorular soruyorum cevabı şu vereceğim alıntıda gizli olabilir veya daha sonra karşılaşacağım başka şeylerde,

Farkındalık yolunda yürürken sıçrayıp zamanda geri gelip kendi benliğini kaçırmak gibi bir çok şeyleri kaçırma hatası,

------------------------------------------------------------

S: (L) Bir "kaçırılma" deneyimlediklerini algılayan veya algıladıklarını düşünen kişilerin aslında kendi kendilerinin bir parçasıyla etkileşmiş oldukları durumlar oluyor mu hiç?
C: Bu çok muhtemel. Şimdi başka bir soru sormadan önce durup biraz düşün: bu hangi olasılıkları açıyor? Herhangi bir sınır var mı? Varsa nedir? Keşfetmeye değer bir alan değil mi?
S: (L) Tamam, bana burada biraz yardım edin...
C: Örneğin, üzerinde durman için tek bir örnek verelim. Ya, gelecek olarak algıladığınız yerdeki ruh uzantınızın geri gelip şu an olarak algıladığınız yerdeki ruh uzantınızı kaçırdığı senaryolar olabiliyorsa?
S: (L) Aman tanrım! Bu oluyor mu?
C: Bu, kendine sorman ve üzerinde düşünmen için.
S: (L) Neden kendime böyle birşey yapayım ki? (J) Gelecekle ilgili bilgi almak için.
C: Ne kadar çok olası yanıt var, değil mi?
S: (L) Bu çok korkutucu ve negatif bir deneyim gibi göründü bana. Eğer durum buysa: a) belki bu sadece benim algımdır, veya b) gelecekte çok hoş biri değilim! (J) Veya gelecek çok hoş değil. Ve bununla ilgili aldığın bilgi hoş değil.
C: Veya acaba olası geleceklerin hepsi değil de, sadece biri miydi? Ve özgür irade yolu tüm bunlarla bağlantılı değil mi?
S: (L) Tanrım! Umarım öyledir.
C: Şimdi, büyük öneme sahip sorular sorarken yavaşlamanın ve önyargılı olmamanın faydasını görüyor musun? Öğrenme ve bilgi toplama sürecinde çok çabuk hızlandığında, bastığın zemine bakıp düşünmeden, yolu atlayarak geçmeye benziyor bu. Böyle bir durumda kişi yoldaki çatlakların içindeki altınları ve değerli taşları kaçırır.
-------------------------------------------------------------------
İlaveten belgesellerden izlediğim kadarı ile umumiyetle altın, bazı kayaların ki bunlara ana kaya da deniyor altlarındaki yarıklarda çatlaklarda çok oluyormuş,

Altınla neden bu kadar ilgilenme sorgulamama karşı başka şeyleri de hatırlamalıyız ,

Her ne kadar K.lar Zekharia Sitchini pek tasvip etmeseler de K.ların verdiği ip uçlarını da kullanarak şu özeti yapabiliyoruz
Atlantislilerin klonlamayı çok iyi bildiklerini ve işlerine uygun insan başlı hayvan gövdeli "şey"ler yarattıklarını da bilerek,

Biz Sümerlilerin yani Atlantis Soylarının altın madeninde çalıştırılmak üzere DNA sı yüzde büyük kısmı tahrip edilmiş ve sadece cinsiyet ve açlıktan başka şey düşünemeyen "tanrıların hizmetkarı" olarak hazırladıkları ve tarım ve sair teknoloji üzerinde öğretiler yapıp dünyada KH prensipleri doğrultusunda yaşamaya bırakılan bedenlere o altın kapıdan bakmadan cazibeye kapılıp gelip giren ruhlardan bir kısım değil miyiz..

Altının önemi,

--------------------------------------------------------------------
S: Başka bir şey : Emerald kelimesini araştırdım. Ve orient sözcüğünden türemiş [ç.n doğu] ki bu da Orion. Ve bunların kökeni de daha eskilerde aura ve altın [ç.n ing. Gold] sözcüklerinin türediği sözcüklere dayanıyor. Altınla ilgili bir şeyler mi var, yani atom numarası gibi, ya da ışığın belirli bir frekansı gibi önemli bir şey ?
C: Altın ergime sıcaklığına getirildiğinde, öyle enerji dalgaları yayar ki, uygun şekilde kanallandığında yüksek yoğunluk deneyimlerine açılan kapıları aralar. Altının radyo dalgaları ve boyutlar arası iletişimlerde çok etkili bir alıcı olması buna ilişkin bir göstergedir.

S: (L) Altını ne için istiyorlardı?
C: 4. Yoğunluk altını teknoloji için kullanıyor.
S: (BT) Antik zamanlarda altın madenciliği yapan "tanrılarla" ilgili pek çok efsane var. (L) Kayıt derken, somut nesneler mi?
C: Kısmen.

------------------------------------------------------------

S: (Galatea) Üslerden bahsetmişken... Yukon'un altında çok sayıda üs mü var acaba?
C: Hayır
S: (Galatea) Sadece merak ediyordum. Orada bir sürü garip şey oluyor ve kimse oraya gitmiyor. Altın da var ve dolayısıyla madencilik yapmalarını beklersin ama yapmıyorlar.
C: İpucu altın!
S: (L) Sanırım orada altın madenciliğini dünyadışı varlıklar yapıyor ve muhtemelen insanları uzak tutmak için gerekli koşulları da hazırlıyorlar.
C: Evet
S: (Galatea) Demek insanlar bu yüzden oraya gitmiyorlar; çünkü uzaylılar el koydu.
(Pierre) Altın kullanıyorlar. Celselerde var.
(Perceval) Altını yoğunluklar arasında geçiş yapmak için veya buna benzer amaçlarla kullanıyorlar.
(L) Evet, çeşitli farklı amaçlarla.
---------------------------------------------------------------------
S: (L) Sorun şu ki, sürekli endişe durumu, her gün başka bir kriz yaşamak insanı sonunda yıpratıyor ve insan artık başka herhangi bir konu üzerinde odaklanamıyor.
C: Belki kişi diğer konular üzerinde odaklanarak krizleri çözebilir. Görüyor musun, akışı sınırlandırdığın zaman, kanalı sınırlandırıyorsun. Ve kanalı sınırlandırdığında, olasılıkların önünü kapatıyorsun. Ve orada olanı görmek çok zor, hatta imkansız hale geliyor. Bu yüzden tüm ritüelleri bırakmanız gerektiği konusunda uyardık. Çünkü ritüel akışı sınırlandırıyor, dolayısıyla da olasılıkları sınırlandırıyor. Senin tanımladığın şey de, sizin deyişinizle ekonomik sıkıntı ve büyük ölçekli finansal baskılar ve bunlar sizi sınırlandırıyor. Fakat aslında sınırlandırıcı olan bu durum üzerinde yoğunlaşmandır, durumun kendisi değil. Ve şunun farkına varıyoruz ki, ilgi enerjini odaklamakta ve kanalın akışını açmakta zorlanıyorsun.Fakat bu kesinlikle imkansız değildir. Özellikle senin kadar güçlü bir insan için. Önemli olan neyi seçtiğindir, ne yapmak ZORUNDA olduğun değil. Önemli olan ne yapmayı SEÇTİĞİN.
S: (L) Yani bu durumun bir saldırının sonucu değil, kendi sınırlandırmamın bir sonucu olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Hayır, durum herhangi birşeyin ve herhangi sayıda şeyin bir sonucu olabilir. Fakat çözüm aramak üzere kanalları açmak yerine sorun üzerinde odaklanman, çözüm iradesini engelleyebilir. Ekonomik durumunun tek sorumlusunun sadece kendin olduğunu söylemedik, sadece sorunun çözümünün engellenmesinin parçalarından biri olabileceğini söyledik, hepsi bu.
C: Bunu sen keşfedeceksin!
------------------------------------------------------------------

"Yaşarken Özgürlük" üzerine bahsi geçen takıntılardan veya yoğunlaşmış olumsuzluk durumlardan kaçmanın yolunu belirten önemli bir alıntı ,yukarıdaki alıntı üzerine ve verilen tavsiyenin ne olduğuna iyice bakmak gerek,kritik cümle aşağıda ,takılı kalmak ve sorunun bıraktığı izlerle oyalanmak adeta hareketi durduran bir girdap yaratıyor,

"Fakat çözüm aramak üzere kanalları açmak yerine sorun üzerinde odaklanman, çözüm iradesini engelleyebilir."

Bu konuda o meşhur seçim konusu ortaya çıkıyor ,girilen bu girdapsı olumsuz durumda seçimi yapıp o düğümden çıkmak zordur, ağır bir yükün altında kişi çaresiz çırpınmaktadır ,bundan kurtuluş, kutuplar hadisesinin mutlak devrede olduğu bir madde yoğunluğunda olduğumuzu bilmek hissetmek ,eğer kutubun negatif yönünde olduğumuzu ve bunun pozitife doğru bir kutbunun olabileceğini bilmek,tahteravallinin sadece bir tarafında olduğunu anlayabilmek ve seçimi dengeye ulaşamak için karşı yöne yöneltmek, kişiyi o negatif blokajdan çıkarır ve önü açılmış olur ,

Hastalık geldi mesela ,ilaçla doktorla iyileşmek mümkün değil deniyor, bu ümitsiz düğümden kurtuluş kişinin ölse bile daha değişik ve fiziki bağlar ve ızdıraptan kurtulacağı ruhsal alemin olduğu bölüme gideceği bilgisi ve inancı seçmesi ve ona yönelmesi onun o kısıldığı negatif ortamdan sıyrılmasını sağlar ,

İnanç sağlam ise düğümden çıkış gösteren bir ışık bir bilgi olarak çözüm sağlayabilir,bu keşfi yapmamız lazım,

Bunu tarihte yapan bilgeler var "ölüm günüm düğün günümdür-Mevlana"
------------------------------------------------------------------
C: "Tutku" bireyi "özgür" kılmaz. Tam tersi!
S: (L) Peki ya tutku bilgi içinse?
C: Bu tutku değil, ruhun arayışı.
------------------------------------------------------------------

Çok kimse bilgi peşinde olanlara delice bir tutku altında bunlar şeklinde bir yafta yapıştırır ,oysa bu arayıştır ve hakiki idrakte olan bunu önüne geçemez,

Şimdilik burada sonlandırıyorum ,



sirera

#897
Alıntı YapBu otonom savaş epey zorludur zira maneviyat dediğimiz oldukça geniş sahası olan ,kırılgan olan ve hayvansal içgüdüleri mesela korkuyu yenmeye doğru götüren yönleri vardır ancak bilgilerle uğraşmak ve yeni inanç zeminini kurmayla ilgili son derece hassas bölgeleri kazanmak gibi hedefleri vardır.
Neden özgürleşmeye ihtiyaç duyduğumuz bu anlatımın ve alıntılarla  iyi bir açıklık kazanmış sevgili Tgur. Kendimizi hatırlamak sürecinde her yeni gün eğer başarılı olur da yenilenebilirsek, bize yeni dersler kuran ilahi oluş da yeni hediyeleri ile geliyor. Anlamı sanırım  iman olan kalbimizdeki minik bir bölgede yansıyan alan genişliyor, sürece olan güven de artıyor.  Zorlayarak kapı açılmıyor, kapının olduğunu bilmek bile bir adım. Tutkulu arayışlar, istek ve arzu ile atılan adımlar akışı durduruyor. Veya hiçbir şey yapmadan bir şeylere takılıp kalmak da. Her ikisi de saldırıya maruz kalmamıza sebep. Ne yapmayı seçtiğimiz önemli. Takılıp kalmak yerine odağımızı değiştirmek ve çözüme olan niyetimizin saflığını kalbimizde koruyabilmek önemli. İlham kendiliğinden geliyor böylece. B etkileri göz kırpmaya başlıyor. Özgürleşme adına ne güzel alıntılar Ka. lardan.  Madem bu keşif yolunu seçtik yaşayıp göreceğiz düşünce kalıbı değişimi yaptığımız bu alanda 
Simyacı' nın öndeyişinde anlatılır. Oscar Wilde' ın Narkissos hikayesinde göle kendini seyretmeye giden yakışıklı delikanlı kendi görüntüsüne vurgunken göle düşüp boğulur. Orada nergiz çiçeği oluşur ve yanıbaşında da acı gözyaşından oluşan bir kavanoz vardır. Gölün gözyaşlarıdır bunlar. Tatlı suyun kıyısına gelen orman perileri Oryaslar göle neden ağladığını sorarlar. Oryaslar Narkissos un peşinden koşmuşlarsa da onu hiç görememişlerdir. Oysa göl hergün Narkissos un güzelliğini görebilme şansına sahip olmuştu. Göl Narkissos un güzelliğinin hiç farkında değilmiş ki sormuş Oryaslar' a o gerçekten güzel miydi diye şaşkınlıkla. Çünkü Narkissos için ağlama nedeni sularına eğildiği zaman gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğinin yansımasını görebilmesi ve onun yok oluşuyla da bundan mahrum kalışıydı.
Bu hikayeyi zihnim 3Bh den çıkıp buralara gelmemizle özdeşleştirdi. Kandırılmadan buraya geldik. Göl (sonsuz yaradan) hala bizimle kendi yansımasını görebilmekte. Ve tüm olanla.


Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#898
YARDIM ETMEK VE YARDIM İSTEMEK

Bu bahis oldukça ilgimiz dahilindedir ,yardım etmek isteriz veya birileri bana yardım etsin dileklerimiz vardır,

Bu hal evrensel bir davranışın ruhumuzu dolduran ve yüceleştiren veya acıma duyguları altında başka güçlere el açma gibi hisleri kapsayan en basit ama etkili bir insansal durumdur ,başkalarına yardım etme isteği hümanist ve çokluğun içinde bireyselliğin verdiği bencilleşme duygularını kıran  ruhsal yükselişi kaliteleştiren bir davranış şeklidir ancak bir handikapı vardır böyle davranmakla kendinizi iyi hissetiriyorsa beklentinin kucağına düşürtür bu da KH tavırıdır, samimi olup karşılıksız vermenin basiretine gelinip gelinilmediği içsel testlerle devamlı denenmelidir,

Bir ironi olarak konuyu maximal sahada irdelersek 6 yoğunluktan seslenen BH varlıkları bile zaman zaman biz size yardım etmekle aslında kendimize hizmet etmekteyiz demekteler ve böylece düşünceyi geniş bir alana çekmekteler ,verme alma döngüsünü ying yang çarkı ile eşitlersek dengenin o eşsiz anlayışındaki kriterin esasına vakıf oluruz,

Neler anlatıyoruz,

Var oluşun doğasındaki o nabız atışını yani nefesin verilip tekrar toplanmasını yani o ritmi tahmin ederim anlamaya başladık, dağilan zannettiğimiz 7. yoğunluk zerrelerinin parça deneyimi yaparken bütüne yönelme özelliğinin gerçekleşmesi ancak farkındalık kriterlerinde üst noktaya gelmiş bölümleri bir alttakine yardım etmeyi kendine görev tutar şekilde gerçekleştirir ,bu da neticede bir yardım isteme ve verme döngüsünde tezahür eder, birleşimin o görünmez bağın izleri ki onu çekim olarak inceledik var olmuş en ufak bir zerrede bile mevcuttur,

---------------------------------------------------------------

C: Bu konuyla ilgili tavsiyede bulunmuştuk ve sabır, gücü arttıran bir erdemdir!
S: (L) Mike Lindeman yaptığımız kanallamayı "sıkı testlere" tabii tutmamızı tavsiye etti.
C: Mike Lindemann kanallama yapmıyor, öyle değil mi? Ne tür bir sıkı test öneriyor?
S: (L) Bunu söylemedi. Sanırım kısavadeli kehanetler ve o tür küçük testler istiyorlar.
C: Aynen öyle, peki bu sana ne anlatıyor?
S: (L) Kanıt istiyor.
C: Tekrar tekrar ifade ettiğimiz gibi üçüncü yoğunluk "kanıtı" anlamsız. Şimdi dikkatle dinle: Eğer bu tür bir kanıt mümkün olsaydı, özgür irade, yani öğrenme, Birinci Seviye Karmik Direktif ne anlama gelirdi?
S: (L) Sanırım kanıt meselesinde olayın ruhundan ziyade kanıta yönelik bir inanç var. Güven maddi birşeye yönlendiriliyor. Özgür iraden kayboluyor. Biri sana birşeyi KANITLAYARAK özgür iradeni sınırlandırıyor.
C: İnanıp inanmamak herkesin kendi seçimi!
S: (P) [Anlaşılmayan bir söz]
C: Önceki yanıtı tam olarak anlamadın Pat. Kanıtı teşkil eden şey nedir?
S: (L) Doğru çıkan kehanetler ve birkaç şeyle ilgili doğrulanan bilgiler.
C: Bunların bile pek çoğu tesadüfle açıklanabilir. Tahminlerde bulunduk, bulunmaya da devam edeceğiz ama hatırla, "zaman" mevcut değil. Bu bir 3'üncü yoğunluk ilüzyonu. Biz bu ilüzyonda oynamayız, oynayamayız ve oynamayacağız. Sizinle kurduğumuz iletişimin temel nedeni, kendinize öğrenmeyi öğreterek öğrenmenize, böylece ruhsal enerjinizi güçlendirmenize ve ilerlemenize yardımcı olmak.
S: (L) Temel nedeninizin yalnızca bize birşeyler öğretmek olduğunu mu söylüyorsunuz? Bu küçük gruba?
C: Çünkü yardım istediniz.
S: (L) Yani geldiniz çünkü istedik. Bu materyal diğerlerine de veriliyor mu, yoksa diğerleriyle paylaşmamızı mı istiyorsunuz?
C: Eğer uygun şekilde isterlerse. Size verdiğimiz mesajları paylaşmanız, milyonlarca başka kişiye pek çok şey öğretir.
S: (L) "Uygun şekil" nedir?
C: Bu sizin için ne kadar zaman aldı?
S: (L) Hepimiz hayatımız boyunca uğraştık ve ÇOK çalıştık.
C: Tamam, peki "milyonlarca" diğeri dediğimiz zaman neyi kastettik?
S: (L) Bu bilgilerin bir şekilde milyonlarca diğerine aktarılacağını mı söylüyorsunuz?
C: Hangi şekilde?
S: (L) Düşünebildiği tek şey kitaplar yoluyla.
C: Bingo!!
S: (W) Bu çok çalışma gerektirir.
C: Çalışma devam ediyor W!

------------------------------------------------------------

S: (L) Peki ruhlu bir bireyi şarj eden enerji de benzer bir havuzdan, örneğin bir "insan" havuzundan mı geliyor? 
C: Hayır, yüksek bir yaratıcı enerji merkezi olan cinsel merkezden enerji şarjı yapılıyor. Uyku sırasında alt zihinsel merkez ve hareket merkezi tarafından bloke olmayan duygusal merkez, cinsel merkezden enerji alıyor. Ve yine uyku sürecinde, yüksek duygusal ve zihinsel merkezler, alt merkezler tarafından çok sevilen sinir bozucu organik portallarla etkileşim nedeniyle o merkezlerde meydana gelen enerji boşaltımına karşı dinlenebiliyor. Sadece bu ara bile bir fark yaratmak için yeterli.
Ama bundan da fazlası, uyku sırasında cinsel merkezin enerjisi diğer yüksek merkezlere de gidiyor. 
S: (L) O halde bir sonraki soru şu: "cinsel merkez" denen merkez enerjisini nereden alıyor? 
C: Cinsel merkez, "dişil" yaratıcı "Seni seviyorum" düşüncesi içinde, 7.yoğunlukla doğrudan temas içindedir. Kısıtlanmanın giderilmesini sağlayan "Tanrısal nefes." Nabız. Değişken Çekim Dalgaları.
--------------------------------------------------------------

L) Tamam. Yani bu bir karışım. Bunun şeyle ilgisi var mı... Sizin durumunuzda başkalarına hizmet, kendine hizmet edenlere hizmeti de kapsıyor, doğru mu?
C: Evet; biz size hizmet ediyoruz; Kertenkeleler ise sizin ırkınızı kendine hizmete programladı.
S: (L) Anlayamadığım birkaç husus var. Ben hala bir ölçüde kendine hizmet eden bir varlığım, doğru mu?
C: Ama yavaşça başkalarına hizmete doğru ilerliyorsun. Ama bütün insanlar değil.
S: (L) Yani Quorum'un veya İlüminati'nin üyeleri olan kişiler bilgi veya yardım istediklerinde siz, başkalarına hizmet yöneliminizden dolayı kim olursa olsun yanıt vermek zorundasınız, öyle mi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) 'Hayır' kısmı nedir?
C: Eğer titreşim frekansları düzensizse bağlantı kurmuyoruz.
S: (L) Kertişlerin yaptıkları şeyler daha büyük bir plan veya tasarımın bir parçası mı?
C: Herşey öyle.
S: (L) Geçelim. Moralim bozuldu çünkü bana kötü bir insan olduğumu söylediniz.
C: Kötü bir insan değilsin.
S: (L) Şu anda kendimi çok sefil hissediyorum.
C: Kertenkele telkini.
S: (L) Buhranlı berbat hisler Kertenkelelerin telkinleri mi? 
C: Her zaman olduğu gibi.
S: (L) Kendimi berbat hissediyorum çünkü benim bu sefil gezegendeki sersemlerle aynı batan gemide olduğumu söylüyorsunuz. O gemiden çıkmak için çok sıkı çalışıyordum.
C: Saçmalık; sen kendi gemindesin.
S: (L) Dr. Usui'nin reiki sembollerini nereden aldığını öğrenmek istiyorum.
C: Soruyu yanıtlaman gerekiyor.
S: (L) Hangi soru? Quorum ve İlüminati sorusu mu?
C: Cevapladığında büyük bir coşku duyacaksın.
S: (L) Pekala. Bir karışım. Ama iki yarı.
C: Bir dairenin.
S: (L) Bu daireyi kim tasarladı?
C: Doğal frekans dalgası. Kavuşuma/birleşime yakın olan bazıları, mükemmel bir denge yaratmak için bu iki hizmet kalıbını, bu iki 'kampı' harmanlıyor.
S: (L) Pekala. Yani İlüminati'dekiler kendine hizmet yolunun üst seviyesindeler ve bir şekilde bu üst seviyelere erişmiş olmaları, konumlarında bir değişim veya harmanlama meydana getirerek onların başkalarına hizmete dair bazı farkındalıklara veya frekanslara erişmelerini sağlıyor, doğru mu?
C: Devat et.
S: (L) Tamam, Quorum'dakiler başkalarına hizmete odaklanıyorlar ve onlar da başkalarına hizmet ederken bazı kendine hizmetlerin başkalarına hizmet olduğunu anlıyorlar.
C: Yakın.
S: (L) Yani buradaki fikir, oraya hangi yönden ulaşmış olursan ol, her iki yolu harmanlamak, öyle mi?
C: Başkalarına hizmet, bu iki gerçekliğin mükemmel bir dengesini sağlıyor. Tam karşısındaki kendine hizmet ise büyük döngünün mükemmel bir dengede kapanmasını sağlıyor.
S: (L) Yani başkalarına hizmet yolunun varolabilmesi için kendine hizmet yolunun da olması şart, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve Quorum ve İlüminati'dekiler de...
C: Ortada harmanlanıyorlar.
S: (L) Işığın olabilmesi için karanlığın da olması gerekiyor, öyle mi?
C: Evet.
------------------------------------------------------------

C: Her şey gerçektir, dolayısıyla ilüzyon gerçektir.
S: (L) Her şey ilüzyonsa, bu ilüzyon nereden çıkıyor ve nereye çıkıyor?
C: Bilinciniz.   
S: (L) Bu bilinç nereden çıktı?
C: Bilinç mutlaktır, merkezi noktadır.
S: (L) Merkezlendiği yer neresi?
C: Erişim dahilinde.
S: (L) Erişim nedir?
C: Enerjiye yol açan istem.
S: (L) Bu enerji neyden yapılma?
C: Bilinç.
S: (L) Bu bilincin var olmadığı bir zaman oldu mu hiç?
C: Hayır, ama zaman hiç olmadı.
S: (L) Bilinci tüm bu ilüzyonları hayal etmeye iten neden neydi?
C: Denge ihtiyacı. Enerji bir boşluk içinde var olamaz, bu nedenle (nabız gibi) atması gerekir. Dalgaların
varlığı da bundan kaynaklanıyor.
S: (L) Demek tüm ilüzyonların yaratılma nedeni denge ihtiyacıydı. Bu da dengesizliği akla getiriyor; boşluğun içinde dengesizliğin olduğunu...
C: Hayır.
S: (L) Denge ihtiyacının arkasındaki neden nedir?
C: Tam olarak ihtiyaç değil, sadece doğal bir işlev.
S: (L) Nabızsal atma olduğunda dalga var oluyor ve dalga da zamanı ima ediyor.
C: 3. yoğunluk ilüzyonunuzun düğüm noktası da burası. Neden atışın herhangi bir parçasının diğer tüm
parçalarla eşzamanlı olarak meydana gelmediğini varsayasınız? Parçalardan herhangi biri (herhangi
birşey) olduğunda, tümü olur. Zaman ilüzyonunu tamamen terk edene kadar ilerleme kaydetmeyeceksiniz.
--------------------------------------------------------------------

S: (L) İstedikleri zaman gelip bizimle beslenecek olan varlıkların insafında kendimizi oldukça çaresiz
hissediyoruz. Bizim tarafımızda olup bize enerji veya başka şeyler verecek birileri yok mu?
C: Kiminle iletişim kurduğunuzu sanıyorsunuz?
S: (L) O karşamada bize yardım edebilir misiniz?
C: Evet.
S: (L) Peki edecek misiniz?
C: Size bağlı.
S: (L) Çağırırsak, yardımınızı alabilir miyiz?
C: Tüm yapmanız gereken istemek.
S: (L) Yardımdan mahrum kalacağımız dönemlerden geçecek miyiz?
C: Bağlantı asla kopmaz.
S: (L) Of, acı çekmek istemiyorum.
C: Acı çekmek zorunda değilsiniz. 3'üncü seviye düşünmeyi bırak.
S: (L) Sevdiğim herhangi birinin de acı çekmesini istemiyorum. Hiçbir acı istemiyorum. Yeterince acı çektim!
C: Bu gece 3'üncü seviyede takılı kaldın.
---------------------------------------------------------------

Bilgi yoluna samimiyetle baş koyup bu yolda yankı odasından çıkıp bilgi almaya yönelmişlere verilecek yardım tipleri hakkında,

------------------------------------------------------------

S: Kanallama işi biz farkında bile olmadan genetiğimizi veya DNA'mızı veya varlığımızdaki bir unsuru
gerçekten de değiştiriyor mu?
C: Evet, dereceli olarak.
S: Bu kanallama yaşamlarımızda ve yaşam biçimimizde değişikliklere neden olacak şekilde etki edecek mi?
C: Evet.
S: Kendimizi buna adarsak, bu bir şekilde korunacağımız ve yardım alacağımız anlamına gelir mi?
C: Yakın.
--------------------------------------------------------------
Cinsiyeti sürdürmek ve açlığı gidermek ,3 yoğunluğun en önemli doğal kimyası ,bunun üzerine yaşamımızı bina ettik ve DNA eksiltmeleriyle bunun ötesindeki kapasite ve kabiliyetlerin mümkün olamıyacağı bir illüzyon perdesi ile kuşatıldık ve bilgilerle bunu aşıp aşamama seçimini yapabilecek miyiz o meraktayız ,o çabadayız,

-----------------------------------------------------------

S: (L) Yani herkesin sekse olan ilgisini yitireceğini mi söylüyorsunuz?
C: Ciddi ölçüde azalacak ve insanların birbirleriyle daha ruhsal bir şekilde ilişki kurmayı öğrenmesi gerekiyor.
S: (L) Yani diyorsunuz ki insanın en temel güdülerinden biri temas kurmaktır ve şimdiye kadar bu kendini temel olarak cinsel birleşme yoluyla gösterdi ve cinsel güdü olmadığında ise ilişki kurmanın başka yollarını bulmak zorunda kalacaklar, öyle mi?
C: Öyle umalım. Hepiniz, fizikselliğin daha az olduğu 4'üncü seviyeye doğru ilerliyorsunuz ve bu geçişin olması için bu varoluş biçimini öğrenmeniz gerekiyor.
S: (L) Bunu öğrenmeyenler 4'üncü seviyeye geçemeyecek, öyle mi?
C: Evet. Bazılarına yardım edilecek. Bu, kişilerin ilerlemişlik derecesine bağlı.

-----------------------------------------------------------------

Ruhsal ilerleyişe bilinçli giren ve yılmadan yürümeyi düstur edinmiş her birey gerektiğinde üst yoğunluktan yardım da isteyecek ve alacaktır ancak karmik bir ders gizleyen başa gelecek herhangi bir hal kişiyi yardımsız bırakacaktır zira o hal belki dengeyi sağlayacak bir ödenti veya öğrenilmesi gereken önemli bir ders olabilir bu durumda yardım yapılırsa bu önemli olay atlanmış, ertelenmiş olabilir,

İleride başka konu alıntılarında bu konu üzerinde parça parça duracağız,
--------------------------------------------------------------------

C: Karmik 1. seviye süreçlere yardım edemeyiz.
S: (L) Karmik 1. seviye süreç nedir?
C: Önemli kadersel ders veya görev.
--------------------------------------------------------------

S: (L) Oryon kaçırılmalarını önlemeyebilmemizin herhangi bir yolu var mı?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evrensel özgür irade kanununa ve kendine hizmete müdahale etmek anlamına gelir bu.
S: (L) Fakat biz kaçırılmak istemiyoruz. Bunu durduramaz mıyız?
C: Olası değil. Sizden daha fazla güçleri var.
S: (L) Peki o zaman siz bize neden yardım etmiyorsunuz?
C: Sizin ırkınızın ve onların ırkının doğal ilerleyişine müdahale etmek olurdu. Yahudiler onlara yardım etmemiz için bizi çağırdılar fakat bunu yapamazdık. Ve, sizin ülkenizin yerlileri bizden yardım istediler fakat onları sizin ırkınızdan koruyamazdık; bunu da yapmadık. Bu doğal ilerleyiş, anlıyor musunuz?

-------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda Yahudilerin yardım istekleri tahminimce Atlantis İdarecilerinin evvelce olumsuz şeyler yaptıklarının dengelenmesi için esasta "nazi soykırımında" ödenti için olmayı istemeleri ama 3B kapalı hafıza bölümünde yaşandığından bu durumdan kurtulmak için istedikleri yardım hakkında olabilir,Amerikan Yerlilerinin kırdırılmaları denge  sebebini bilemiyorum,

-------------------------------------------------------------------

S: Güney Amerika'da görülen, kabilelerle konuşup bir gün döneceklerini söyleyen ve Tanrı olarak tapınılan beyaz adamlar kimdi?
C: Mısırlılar ve Atlantislilerin torunları.
S: Atlantisliler üzerimize böyle bir karma getirecek ne yaptılar da griler ve kertenkeleler...
C: Aşırı derecede kendine tapınma ve kendine hizmet.

--------------------------------------------------------------------
Bazı yeni dostlar 4KH nın illüzyon yaratma ve mevcut olanı da karıştırma  faaliyetlerindeki genel maksadı anlayamıyor ve asırlardır kendilerine verilmiş ve aldıkları yanlış olarak bahsettiğimiz izafi dünya zamanına yapıştırılmış bilgilerdeki karıştırmaları kabul etmiyorlar haklı olabilirler zira işin içinde 4KH nın son derece akıl almaz zamanda  kolayca ileri geri oynanıp mantıksallaştırılacak çok ileri bir teknoloji var anlattığımızda kurgu bilime fazla benziyor denip zihinsel barajlar yapılıp konu atlanıyor,

Bu sefer onlara elli sene evvelki dünya insanı bilincine o çok sevdikleri akıllı telefondan bahsedeni nasıl karşılayacakları benzetmesi falan yapmak gerekiyor ,neyse ne demek istediğimizi anladınız ,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Georgia'da Conyers'teki Bakire Meryem hayaleti olaylarına neden olan şey ne veya kim?
C: Yanıltıcı bir enerji alanı.
S: (L) Bu enerjinin ardında kim var?
C: Kertenkeleler.
S: (L) Neden?
C: Daha büyük bir resmin ve planın parçası olan bir zihin karıştırma girişimi.
S: (L) Büyük resim ve plan nedir?
C: Fetih.
S: (L) Bu onların yapacakları fethe nasıl yardım ediyor?
C: Bilgi yayarak.
S: (L) Sahte bilgi yayma yoluyla mı yani?
C: Pek çok yönden etki ediyor. Akıl çeliyor. Bu çağda akıl çelme bombardımanları altında yaşıyorsunuz.
------------------------------------------------------------------

O çok sorulan soru "ne oluyor"ve bunlar neden ,

------------------------------------------------------------------
S: (T) Evet, yani biz yeni yoğunluğun frekans tutucularıyız. Yani insanların %90'ının hayatta kalmayacak olmasından kastedilen şey, geçirecekleri yoğunluk değişimi oluyor. Çünkü bir üst seviyeye çıkıyoruz. Tüm bu konular bununla mı ilgili?
A: Veya diğer bir olasılık, fiziksel afetleri yalnızca 3'üncü seviye dünyada "kalanların" deneyimleyecek olması.
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.
A: Yakın.
S: (L) Bu boyut değişimi sırasında bizim yaptığımız şey bir frekansın tutulup muhafaza edilmesi mi? Yani resmen 4'üncü yoğunlukta yeni bir dünyanın yaratılmasını sağlayacak bir "süper bağlantının"oluşturulması mı? Tıpkı tek hücreli bir organizmanın ikiye bölünmesi gibi; sadece yarımlardan bir tanesi frekansın yakalanması yoluyla diğer bir boyuta geçerken bir tanesi 3'üncü yoğunlukta kalacak. Öyle mi?
A: Adım adım.
S: (L) Bir bölünme meydana getirecek olan frekansı mı tutacağız?
A: Bu yönde gelişen bir kanal (conduit) açıyorsunuz.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa bir kanal mı açıyoruz?
A: Evet. Bir.
S: (J) Kaç tane kanala ihtiyaç var peki?
A: Açık.
S: (T) Kanal kimin için?
A: Siz ve sizi izleyecekler için.   
S: (T) Anladım, 4'üncü yoğunluğa geçecekler için. 4'üncü yoğunluğa ilerleyeceğiz ve onlar da bu kanal yoluyla bizi takip edecekler. (J) Yani buna hazır olan diğerleri de bu kanalı kullanabilecek, öyle mi?
A: Grubunuz bu akşam burada.
S: (L) Sadece bu akşam burada bulunanları mı kastediyorsunuz yoksa bizi takip edenler de mi olacak?
A: Açık. Size bağlı.
S: (L) Bu kanal... Bu, bütün gezegenin yeni boyuta geçeceği kanal mı?
A: Bir tanesi sizsiniz. Başka kanallar da var.
S: (L) Başka gezegenler mi?
A: Hayır. Kanal.
S: Kanallardan biri biziz ve başka kanallar da var.
A: Sizin kanalınız henüz gelişim aşamasında.
S: (J) Yani bu aşamada bir kanal geliştiriyoruz.
A: Evet.
S: (T) Bu gezegen üzerinde kendi kanallarını geliştiren başka gruplar da mı var?
A: Evet.
S: (T) Tüm bu kanallar 4'üncü yoğunluğa geçişin sağlanmasını sağlamaya yönelik öyle mi?
A: Kanal geliştirmenin anahtarı bilgidir.
-----------------------------------------------------------------
"Deney dünyalar" bahsinde geçen konuları tamamlamak maksadı ile aşağıdaki alıntıyı sunuyorum Atlantis ,Kantek,Keltler ve bir çok ırkların yayılım ve kökenleri, Dinler Programının ve monoteizmin nasıl başladığına dair ,İbrahimin kökeni v.s hakkında oldukça geniş malümat bölümü ,

-------------------------------------------------------------------
C: Atlantis sizin ölçümünüzle 100.000 yıldan uzun bir süreçte 3 enkarnasyon geçiren dev bir ada imparatorluğunun farklı bölümlerinde yaşayan 3 insan ırkının oluşturduğu gelişmiş bir medeniyetin
merkez üssüydü yalnızca.
S: (L) Bu üç ırk Keltler...
C: Veya Kantekliler.
S: (L) Kantekliler Keltlerden farklı mı?
C: Yalnızca uzunvadeli ırksal ve genetik karışım bakımından.
S: (L) Demek Atlantis'te Keltler vardı. Başka kim vardı?
C: "Amerikan yerlileri" dediğiniz ırk ve artık mevcut olmayan, Avustralya ya da Gine aborjinlerine benzeyen ama cilt renkleri biraz daha açık olan üçüncü bir ırk. (ç.n.: "amerikan yerlileri" derken "kızılderililer" mi, yoksa aztek-maya gibi unsurlar mı kastediliyor acaba?)
S: (L) Bu üçüncü ırkı diğer iki ırk mı yok etti?
C: 3 afetten biri.
S: (L) Peki Parantalar kimdi?
C: Yukarıda belirtilen ırk.
S: (L) Demek Parantalar Avustralya Aborjinlerinin ataları, öyle mi?
C: Evet, ve benzerlik için, genetik karıştırma ve seyreltimi de göz önünde bulundurarak onları Hindistan,Pakistan, Sri Lanka, Avustralya ve Yeni Gine'de mevcut olan halklarla karşılaştır.
S: (L) Veda'lar Parantalar tarafından mı yazıldı, yoksa Keltler tarafından mı?
C: Parantaların torunları tarafından bir "ilahi rehberlik" kaynağı olarak.
S: (L) Bu ÇOK ŞEY açıklıyor. Geçen gün düşünüyordum da, eğer dil kökleri bakımından filologların inanmamızı istediği gibi Hindistan'daki bu insanlar Keltlerle akraba olsaydı bu işten hiçbir şey anlayamayacaktım çünkü onlara kesinlikle HİÇ benzemiyorlar. Tamam, bu nükleer savaşın 50.000 bin yıl kadar önce olduğunu söylemiştiniz sanırım. Birkaç noktayı hallettik; Atlantis'te 3 ırk vardı. Keltler de oradaydı... Keltler Atlantislileri fetih mi ettiler?
C: Hayır.
S: (L) Sadece girip yerleştiler mi?
C: Kuzey kısmı ele geçirdiler.
S: (L) Aynı zamanda Kafkaslarda, Baltık boyunca, İrlanda'ya, İngiltere'ye ve Avrupa'ya yerleştiler...
C: İrlanda, İngiltere vs daha sonraydı.
S: (L) İsveç, Norveç ve Danimarka gibi Nors topraklarında, Baltık hizasında ve Kafkaslar'da...
C: Belirttiğin bölgelerin bazıları buz kaplıydı.
S: (L) Filologlar dil köklerini incelediklerinde Kafkasların kuzeybatısındaki Kurgan bölgesine varıyorlar. Orası Atlantis yok olunca Keltlerin gittiği yer mi?
C: Yakın.
S: (L) Keltler Sitchin'in tanımladığı şekliyle Sümerleri yöneten, Anak'ın Oğulları olarak bilinen uzun boylu sarışın insanlar mıydı?
C: "Keltler" yalnızca orijinal prototipten kalanlar.
S: (L) Tamam. Kantekliler. Ne zaman...
C: Çekim farklılıkları boy farkını açıklıyor.   
S: (L) Kantekliler veya Keltler Kanarya Adalarına ne zaman vardılar?
C: 12.000 yıl önce.
S: (L) Atlantis'ten direkt olarak mı geldiler?
C: Yakın.
S: (L) Nereden...
C: Travmayla kafaları karışmış bir şekilde.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Tahmin et.
S: (L) Yeraltından mı geldiler?
C: Bazıları.
S: (L) Yeraltı ırkının bir parçası mıydılar?
C: Hayır Laura. "Travma" derken neyi kastediyor olabiliriz?
S: (L) Komet kümesi mi? Nuh Tufanı mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Keltler veya Kantekliler Britanya adalarına ilk olarak ne zaman yerleştiler?
C: Aynı. 12.000 yıl önce.
S: (L) Piktler de mi Keltlerdi?
C: Hayır, Atlantisli. Hatırla, "Kelt" sonradan konan bir isim.
S: (L) Piktler de Kantekiler miydi?
C: Köken olarak.
S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.
S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.
S: (L) Irksal bir ayrımken kim kimdi?
C: Belial'ın Oğulları Kanteklilerdi.
S: (L) Oo! Bu iyi değil.
C: Subjektif... Beden değilsiniz, ruhsunuz.
S: (L) Kantek'te oldukları zamandan beri bir grupla temasta olduğunuzu söylemiştiniz. Bu grup Druidler mi?
C: Hayır. Henüz tanımıyorsun. 
S: (L) Gülhaçlıların Druidler'in yeni enkarnasyonu olduğu sonucuna ulaştım. Yani Druidler ortadan kayboldu ve kısa sayılacak bir süre sonra Gülhaçlılar ortaya çıktı.
C: Kısmen.
S: (L) Jül Sezar dini hoşgörü konusunda standart bir politikaya sahipti. Görünüşe göre tek istisna Druidlermiş. Onların kökünü kazamaya kararlıymış. Neden?
C: Gizemli güçleri nedeniyle.
S: (L) Bu gizemli güçleri nereden elde ettiler?
C: Nesilden nesile geçen bilgi.
S: (L) Kanaryalar'da ortaya çıkan "meleksi varlıklar" Druidler miydi yoksa Gülhaçlılar mı?
C: 4'üncü yoğunluktular.
S: (L) KH miydiler yoksa BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) KH ve BH birlikte takılıyor mu?
C: Sen sizin dünyanızdaki tüm tiplerle takılıyor musun?
S: (L) Adadaki Guançelerin gördüğü varlıklar KH miydi, BH mi?
C: Her ikisi.
S: (L) Önce birini sonra da diğerini mi görüyorlardı demek istiyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Beni rahatsız eden birşey; Keltiklerin/Kanteklilerin kafa avcılığı eğilimi. Buna dair yapılan çeşitli açıklamalar var ama hiçbiri bana anlamlı gelmedi. Düşmanlarının ve kahramanların kafalarını kesmek onlar için adeta genetik birşey. ...   Bunu negatif enerji veya güç toplamak için mi yapıyorlardı?
C: Temel olarak.
S: (L) Televizyondaki o dizide olduğu gibi yani; "The Highlander." Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Yanıt için araştır. Ve bu yanıtla birlikte...
S: (L) Ama başka sorularım da var! Henüz bitirmedim!
C: İyi geceler.

--------------------------------------------------------

C: Hepsinden önemlisi, öğrenin.
S: (D) Diğer insanlara yardım etmek için yapabileceğimiz birşey var mı?
C: İçgüdülerinizi dinleyin, ağ çalışması yapın.
S: (D) Bilgisayar ağından mı bahsediyorsunuz?
C: Genel anlamda.
S: (D) Bir dakika. İnsanlar arası iletişimleri kastediyor olabilirler. (L) Ağ çalışması D---'nin söylediği gibi insanlar arasında bağlantı kurma, mesajımızı yayma, grubumuza insan kazandırma anlamında mı?
------------------------------------------------------------

Yukarıdaki en son D' nin yorumuna bir cevap gelmemiş kritik husus guruba insan kazandırma peşinde olmalı mıyız olmamalı mıyız şahsen bunu çalışmamızın didaktik (öğretici) olup olmaması durumu hakkında beni düşünüp karar vermeye doğru itti ,zira konularla yeni ilgilenen bir dostum sitenizde her açılmış konu başlıkları ile ilgili biraz almanaksı açılımlar yapsanız yani tarifler giriş ve mahiyet tarzında açıklamalarda bulunsanız iyi olmaz mı şeklinde bir öneri getirdi bunu inceleyelim ve bir neticeye varalım,

Mevlevilerin dergaha girmeden evvel çilehanelerde uzun bir zaman geçirmesi ,budistlerin rahip olmadan evvel yalnızlık mağaralarında veya odalarında meditasyon yaparak uzun süreler geçirme mecburiyetleri,Yunusun dergaha uzun müddet odun taşıması ,ritüeller  içinde perhiz safhaları olması , Kasyopya bilgilerinde her soruya cevap verilmemesi ve ilgilenenlerin cevabı anlamak için uzun uzun araştırmalara sevk eden bir özelliği olması ,hele hele insanın kapalı bir bilinçle dünya ortamında yaşayarak dersler almaya mecbur eden bilgilenme atakları yapmaları istenmesi gibi unsurları göz önüne getirince bilginin alınıp hazım edilmesi yani idraki için insanın kendi gayretinin ortaya konması ,ve Kasyopyalıların yardım istendiğinde "size yardım edemeyiz zira 1. derece karmik kadersel kuralına uymamış olurduk" demelerini de hatırlayarak bazı neticelere varabiliriz,

Karmik kadersel kuralında kişinin rehberlerinin de yapmış olduğu kaderi programındaki alması gereken dersleri ve ödentilerin verilen sözlerin görevlerin tümü vardır ve onu kapalı bilinçle dünyada özgür iradesi ile bulup, seçip işlemesi gerekir ,kaçırırsa tekrar gelecek ve illaki o mozaiğin o bölümünü yaratacaktır işleyecektir,

Konu kişinin kendi çabasına hareket vermesi olayında düğümleniyor,bir çaba gösterilmeden alınan bilgi bir kulaktan girip bir diğer kulaktan çıkıyor , bilgi verenin postu önünde minnet duygular ile o şahsa bir nevi tapmak gibi kişiyi aşağılaştıracak şekillere sokuyor ve kişinin kendinde olan gücü bir başkalarına teslim etme neticeleri doğuruyor ,

İşte bu durum KH nın peşinde olup dünya yaşamına kilitlenmiş insan topluluklarını adeta yere kapaklattıran köleleştiren ayırımı barizleştiren hallerin yaşam genel karakteri yanlış inancını doğurmaktadır,

Oysa bilgi insanın kendi gayreti ile elde edildiğinde kendinde olan güç şahlanıp o kopartılmış işlevi karartılmış DNA nın 7. yoğunluk birleşimini ortaya çıkarak yeniden bağlantılar sağlar ,buna o istenen üst yoğunluklarda benlik yardımı uygun zemin bulmuş olur ve "yardım et" isteklerimiz cevap bulmuş olur,

Kişi yankı odalarında kapanmış halde ise ve bunda ziyadesi ile memnun ise, bizim bu sitemizin aşırı tarifsel hareketi TV de izlenen o basit programlar gibi olur ,değersizleşir, sabun köpüğü gibi dağılır, garnitür bilgi halinde kalır,
Konu "sahiplenme ,beklenti, arzulu düşünce" kalıplarını aşamamıştır çünkü..
----------------------------------------------------------
S: (T) Şunu sorayım: Diana gerçekten öldü mü?
C: Evet.
S: (L) Onun ölümünde, monarşiyi çökertmek isteyen herhangi gizli gruplarla ilgili bir faktör var mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Yani bu, monarşiyi yıkmaya yönelik bir planın parçası değildi, öyle mi?
C: Ruh eşleri.
S: (L) O ve Dodi ruh eşi miydi? 
C: Evet.
S: (L) Ve birlikte dünyadan ayrılmaya karar verdiler...
C: Evet, başka bir seviyede.
S: (L) Ruh eşleri olmalarının herhangi özel bir anlamı var mı?
C: Hayır. Tek çıkış yolları buydu ve diğer herkes tarafından da değerli dersler alındı.
S: (L) Yani bu herkes için avantajlıydı?
C: Ve BH. Aynı şey Rahibe Teresa için de geçerli. Sizin fark ettiğiniz şeyi herkesin fark etmesi için uygun zamanı bekledi.
S: (T) Bu tür olaylar hep üçlü olur... sıradaki kim?
C: Bu genelde bir kocakarı masalı.
S: (L) Yani bir bakış açısıyla, prensesin ölümü trajik bir kazadan başka birşey değildi...
C: Öyle söylemedik.
S: (L) Bu yolu seçti çünkü başka çıkış yoktu... (T) Ona bu çıkışta yardım edildi mi? Bu olayın, zamanının ve şeklinin seçilmesi dışında bir anlamı var mıydı?
C: Her zaman vardır.
S: (L) Bunlardan bazılarını söyleyebilir misiniz?
C: Dersler... yani varolan herşey / tek şey!!
S: (T) Prenses öldürüldü mü?
C: Katil onlarla birlikte kazada ölmeyi kabul eder miydi?? Bu yönde sorgulamada bulunabilecek fazla şey yok.
S: (L) Bu yönde sorguda ÇOK şey bulunabileceğini düşünen bazı Orta Doğulular var. İntihar bombacıları... her türlü şeyi yapmaya programlanan insanlar... Bu olayın arkasında başka herhangi biri veya birşey var mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Şoför sarhoş muydu?
C: Evet.
S: (AH) Diana bize birşeyler söylemek ister mi?
C: Bu tür bir bildirim bu çalışmaya fayda sağlamaz.
S: (L) Dodi iddia edilen yüzüğü Diana'ya bir nişan yüzüğü olarak mı verdi?
C: Evet, ama bu "büyük resim" yanında önemsiz.
S: (L) Büyük resim nedir?
C: BH.
S: (L) Bunun bir BH eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz? (T) Öyle söylediler...
C: Hayır.
S: (L) Hayır öyle söylemediler. Bu eylemin, diğerlerinin BH'yi düşünmelerine neden olabileceğini kastediyor olabilirler.
C: Evet.
S: (L) Yani Diana bunu diğerlerine bir hizmet olarak mı yaptı?
C: Kısmen. 
S: (L) Sanırım burada anlamadığımız birşey var...
C: Belki bunu kendiniz anlamanızı bekliyoruz!
S: (L) Rupert Cornwell'in yazısında, benim önceki web sitesinde yazdığım birşeyle tamamen aynı nitelikte bir paragraf vardı. Ayrıca Prense Charles'ın bir tehlike çemberi içinde olduğundan bahsediyor. Bu çok dikkatimi çekti. Çeşitli aileler ve soyların zaman zaman birbirlerini öldürmesiyle ilgili teoriler var. Diğer yeraltı meselesi, CIA, KGB, kimbilir başka neler... Basın olayları bu komplo grupları lehine izlenim yaratacak şekilde mi sunuyor?
C: Eğer öyleyse, bu yeni birşey değil.
S: (L) Cornwell Charles'ın tehlikeli adamlarla çevrili olduğunu ve bu olayı onu indirmek için kullanacaklarını söylüyor.
C: Hayır.
S: (L) Bu ölümler, insanlarda BH hisleri uyandırma dışında, sistemlerin değişimi, yeni boyutlara geçiş sürecini
de hızlandırıcı bir etki mi yapıyor?
C: Yakın.
S: (L) Hala anlamadığımız birşey var. Ve bizim anlamamızı bekliyorlar. Ama bir ipucu verin!
C: Uygun olduğunda anlayacaksınız.
-----------------------------------------------------------

Öteden beri Diananın ölümü üzerindeki yapılmış olan "yardım" zihnimi kurcalar ve burada "zamanla anlayacaksınız" konusundaki düğümü çözmeye çalıştım ve araştırdığımda Diana nın ölümü ile aynı evrede bazı dünya için felaket denecek tsunamiler depremlerin v.s olduğunu ve sanki felaketler oluşum hattının açıldığını gördüm K.celselerini tararken bulduğum bu neticelerde o sevilen Diana nın ölümünün nasıl bir iilişkisi olabilir şeklinde soruları çoğalınca  şu şekilde bir neticeye bağladım,

Bazı felaketler kozmik olaylar ve bunların insanlar üzerindeki ayırımı kaldıran etkilerinden evvelce bahsetmiştik ,bütünlük hissinin çoğu insanlarca hatırlanması gibi faydalı etkileri olur demiştik, işte Diana gibi çoğunluk tarafından sevilen ve haksız muamelelere maruz kalmış kabul edilen bir kişinin bir kazaya kurban gitmesi  büyük bir insan kitlesi yönünden BH vari birleştirici hislerin aşkın bir hale gelmesini sağlamıştır ,

Bu da diğeri gibi bütünlüğün farkına varılması gibi birleştirici, insanlar arasındaki o mahut ayırımı kaldırmaya yöneliktir, KH hali silen bir özelliktedir,
------------------------------------------------------------

S: (L) Prenses Diana 1997'de öldü, o tırmanıştan bahsetmemizden önce. Ukrayna'yla ve diğer çeşitli şeylerle ilgili o kehanetler ne zaman verilmişti? 1994'te mi? Birkaç yıl öncesinde sanırım. O kehanetlerde Ukrayna'yla ilgili söylediklerinizin şu andaki durumdan kötü olmadığını söylüyorsunuz. Ve Prenses Diana'nın o korkunç araba kazasında ölmesi aslında yaşayıp belki bir intihar girişiminde bulunup biraz danışmanlık yardımı alarak hayatına devam etmesinden, çocuklarının yalnız kalmamasından falan çok daha kötü bir sonuçtu. Bana öyle geliyor ki birilerinin 1996'da veya 1997'de yaptığı birşey yüzünden daha kötü bir zaman hattına geçtik aslında.
(Pierre) O kehanetlerin verildiği zamanla şu an arasında.
(L) Peki kehanetler hala benzer mi?
C: Evet
S: (L) Ukrayna'da hala patlamalar oluyor ama niteliği farklı. Hawaii'de havacılık kazası da vardı listede. Ama başka şeyler de vardı. Yani bazı şeyler daha kötü olabilir ve bazı şeyler de o kadar kötü olmayabilir. Öyle mi?
C: Evet
----------------------------------------------------------

Son zamanlarda sitemize bir yeni dost girdi ve başına gelenler hakkında bizlerden yardım istedi ve dostlar ve benim tarafından yardım isteğine çeşitli tavsiyeler ile cevap vermeye çalıştık o tavsiyelerin büyük kısmı sonuçta faaliyetinde bir müddet ara vermesi geri çekilmesi hakkında idi,isabetli bir tavsiye imiş,

----------------------------------------------------------
S: (A) Önceki celselerdeki soruları ve konuları düzenlemeye başladım ve bununla ilgili bazı sorunlar yaşıyorum. Bundan sonraki soruları nasıl hazırlayacağımı, nasıl düzenleyebileceğimi, hangi bağlantıyı veya ipucunu esas alacağımı bilemiyorum. Bundan sonraki sorularımızı hazırlama ile ilgili olarak biraz yardım veya ipucu alabilir miyiz? Belki zaten yolunda gidiyordur ama eğer daha iyi olması için yapabileceğimiz birşey varsa bir ipucu rica ediyorum.
C: Geri çekildiğinde yanıtlar gelir ve endişe etme.
S: (A) Geri çekilme derken neyi kastediyorsunuz?
C: Geri gitmek.

----------------------------------------------------------

S: (L) Karar verdim; ben insüline karşı dirençliyim, ki bu sonrasında hiper-insülinizme [ç.n. vücuttta aşırı derecede insülin salgılama] dönüşüyor, bunun sonucunda da yediğim en ufak, basit şey yağa dönüşüyor. Bunun çözümü nedir ?
C: Bu konu, şimdiye dek bu konuda okuduklarından çok daha karmaşık, ama RH faktörün bu konunun
anahtarı.
S: (L) Gelecekte bu konuda daha fazla ızdırap çekmemem için bilmem gereken başka bir şey var mı ?
C: Daha fazlası var, ama hatırla; bu bir mozaik.

-----------------------------------------------------------

Doğrusu yukarıdaki alıntı beni gururlandırdı  zira mozaik bahsini coşkuyla işlemiştim ,anlaşılacak odur ki özgür iradenin serbest bırakılması daha doğrusu bazı yardımların istense dahi verilmemesi mozaik olgusundaki bilinmezler bölümüne yeni bilgi kapıları açacaktır serbest özgür iradesi ile varlığın yaptığı gayretler ve karşılaştığı olumlu olumsuz durumlar ve bunlara karşı davranışları mozaik olgusu dediğimiz yaratımın en önemli faktörüdür,

Mozaik olgusunun karşı düşünsel özelliği "determinizm" dir ,dünya filozof ve felsefecileri bunu her şeyin evvelden bilindiğini, olmuş olduğunu, özgür iradenin kullanılması o bilinene nedensellik seçimleri ile ulaşılması şeklinde izah etmişlerdir ,zira lineer zamana kilitli bir bilinç bu sınırlar kapsamında  işler ve olayları neticelendirmeye çalışır ,

Oysa "sıfır zaman", "zamansızlık" kavramı bu kişilere çok ütyopik gelse de bazı aktarımlardaki olayları çözmeye ve anlamaya çalışırsak algılarımızı zorlayarak bizi bir yerlere getirir, şu aktarıma bakalım,
-------------------------------------------------------------------

S: (L) Pardon, ben sustum. (C) Kişilerin ön-varsayımları olduğundan ve (ölüm sonrası) yaşanılan deneyimlerin bunlara bağlı beklentiler doğrultusunda gerçekleştiğinden bahsettik. Bir kişinin en hızlı ve kolay biçimde 5. Yoğunluğa uyum sağlayabilmesi için nasıl bir düşünce yapısı ya da ön-varsayıma sahip olmalı ?
C: Ehh bu da kendi içerisinde bir ön-varsayım içeriyor. Ama diyebiliriz ki açık fikirli ve araştırmacı biri bunu en iyi şekilde gerçekleştirebilir. Ama eninde sonunda herkes bunun üstesinden gelir.
S: (L) S-- kalp krizi geçirdiğinde, tıbbi yardımın ulaşması 20 dk. sürmüştü. Onu yaşam ünitesine bağlayıp bitkisel hayata döndürdüklerinin çok öncesinde beyin ölümü gerçekleşmişti zaten. Ben hastanede bir süre yanında kaldım. Onula konuşarak, geri getirmeye çalıştım. Ona reiki verdim ve daha bir çok şeyi denedim. Ve sonra onunla konuşup konuşamayacağımızı Kasyopyalılar'a sorduk ve Kasyopyalılar, onunla konuşabilmemiz için kendilerinin aradan çekilmeleri gerektiğini söylediler.
Onunla konuştuk. Ve konuştuğumuz varlığın o olduğuna, oldukça ikna edici bir konuşmaydı. Onunla konuşurken bir radyo istasyonundan ve yakında duyacağımız, Yeni Zellenda ile ilgili bir haberden ve bir de 'genç kıza zarar verme!' gibi bir şeylerden bahsetti. Bana o kadar çok şeyden bahsetti ki, iletişim kurduğumuz kişinin gerçekten de o olduğundan emin olmuştum, her ne kadar bedeni tamamen yaşam destek ünitesine bağlı olarak canlı bir şekilde hastanede yatıyor olsa da. Ona geri dönüp dönmeyeceğini sordum ve dönmeyeceğini söyledi. Sebebini sordum ve bana çok fazla keyif aldığını söyledi ve işin doğrusu bu benim de onun keyif alıp, neşelendiğini hatırlayabildiğim en son zamandı. Ona, bulunduğu yerin nasıl olduğunu sordum. Bana bir okul gibi olduğunu söyledi. Ne öğrenmekte olduğunu sordum ve bana bunu açıklamasının bir yolu olmadığını ve bu yüzden de açıklayamayacağını söyledi. Ama bedenlerimiz içerisindeyken belirli bir sınıf içerisindeymişiz ve bedenlerimiz dışındayken farklı bir sınıftaymışız. İletişimi sonlandırdık ve sonra, ertesi gün haberlerde,
Yeni Zellanda' da kiliseye dalıp bir sürü insanı vuran delirmiş kişiyle ilgili haberi duyduk ve olay tam olarak bizim onunla iletişimde olduğumuz sıralarda gerçekleşmekteymiş ve küçük kızın incitilmesi ile ilgili verdiği şey de bununla ilgili bir referansmış. Anladığım kadarıyla, bir ağacın ardına saklanmış küçük bir kız varmış. Yani bir yandan bizlerle konuşurken, Yeni Zellanda'da olan biten bu olayı da GÖRMEKTEYMİŞ. Hatta bundan bahsederken haykırıyordu bile. Kısa ve tuhaf bir konuşmaydı. (C) Yani, o artık oradaydı. (L) Kesinlikle. (F) Ve 'Geri gelmeyeceğim' dedi. (L) Evet. 'Hayatta olmaz!' dedi. Öyle şeyler söyledi ki tam olarak onun bir şeyleri ifade ederken kullandığı tarzdaydı. Aynen ölümü sonrası K-- ile konuşurken yaşadığımız deneyim gibiydi. O seferde de konuştuğumuz kişinin o olduğundan tamamen emin olmuştum, çünkü kelimelerle oynayış tarzı aynen hayatta iken yaptığı şekildeydi. Kelime oyunlarını (cinas) severdi ve sürekli kullanırdı. (C) Biz de bir kaç kez ouija tahtasıyla T-- ile konuşmayı denedik ve karşı taraftan bir takım bilgiler aldık. O zamanlar biz de gerçekten T-- ile mi konuşuyorduk ?
C: Gerçekten onunla konuştuğunda bunu bilirsin.
S: (L) Sanırım onunla konuşmuş olsaydın, bunu BİLİYOR olurdun ve bu soruyu sormazdın. (C) Yani , sanki oymuş gibiydi. Onunla şimdi konuşabilir miyiz ?
C: Hayır.
S: (C) Neden konuşamayız ?
C: Seninle aynı noktada buluşmayı mümkün kılacak bir pozisyonda bulunmuyor. Anlamanız gereken şey; 5. Yoğunlukta bulunan birinin 3. Yoğunlukla iletişime girebilmesi için tefekkür (derin düşünsel) frekansını kaydırıp, değiştirmesi lazım, hatta olay böyle bir medyum aracılığıyla gerçekleşecek dahi olsa. En iyi sonuçlar ruhlar 3. Yoğunluğu henüz "yeni terketmiş" olduğunda alınır ve aynı zamanda sizler de onun ilahi düşünsel (tefekkür) frekans değişimi sürecinin bir parçası olursunuz. Bunun sebebi de frekans
değişiminin yoğunluk derecesinin (şiddetinin) "geride bırakılanlar" dan kaynaklanmasıdır.
S: (C) Tamam, bu mantıklı. (L) Öyle mi ? (C) Yani ruh diğer tarafa yeni geçtiğinde, 3. Yoğunluk düşünsel yapılarına ve frekanslarına daha yakın oluyorlar ve onlar için daha kolay oluyor. (L) Ve sonrasında onları  rahatsız etmemek daha doğru çünkü onları o frekansta tutmak istemezsin. (C) Doğru! Ve sanıyorum frekans değişiminin yoğunluk derecesi onları teşvik eden kişiden kaynaklanıyor. Ben ona, gitmesini ve ortalıkta dolanmamasını söylemiştim. (L) Evet, ortalıkta dolanmaları iyi olmaz. (C) Tamamdır, sanırım benim soracağım sorular bunlardan ibaretti.
----------------------------------------------------------------

Belki bu kısımı evvelce aktardık veya üzerinde yorum yaptık ama "mozaik "olgusu bahsi geçince tekrarlama ihtiyacı doğdu ,

Takip edenleri fazla yormamak için burada şimdilik kesiyorum.


bona fide

#899
Tgur lütfen kusura bakma inan kavrayamadım

"Konu kişinin kendi çabasına hareket vermesi olayında düğümleniyor,bir çaba gösterilmeden alınan bilgi bir kulaktan girip bir diğer kulaktan çıkıyor , bilgi verenin postu önünde minnet duygular ile o şahsa bir nevi tapmak gibi kişiyi aşağılaştıracak şekillere sokuyor ve kişinin kendinde olan gücü bir başkalarına teslim etme neticeleri doğuruyor"

üstteki parafa kendimce çıkarım yaptığımda oldukça olumsuz sonuçlara vardım yanlış anlamış olma ihtimali adına sormak istedim aşağılanma yaşayan hangi taraf minnettar olan mı minet edilen mi zira köpeğim yaşamımda yer ladığı için ona minnettar olduğumu söyluyorum ama bu tapınma gibi gibi değil sevgiyle kucaklama gibi.yaşamımda iletiştiğim insanlarla  surekli teşekkur minnet içeren sözler ediyoruz aşağılanma hissi yaparkende yapılırkende hiç duymadım  burada kasyopayla ilgili yazılarda oldukça ters gelen bilgileri ve felsefeyi sizlerle dialog kurarak yorumlarda verdiğiniz bilgilerle kavramaya çalıştım ve bu yüzden minnettarlığımı sevincimi bilmenizi istedim yazdım tapma gibi bakmadım olaya sevgiydi hissettiğim kusursuzluk bahşetmedim hayranlık evet bu tapmaysa oda olur da bana göre tapma daha başka adanmayla alakalı. tersini düşündüm minnet edileni mi kastediyorsun acaba diye içinden çıkamadım

ve şu kısım;

"kişinin kendinde olan gücü bir başkalarına teslim etme neticeleri doğuruyor" bunun sakıncası nedir?