Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#900
Sevgili Bonafide hiç minnet ve beraberindeki sevgi dolu hislerini kast eder miyim,

O aşağılama ifadeleri tapınmayı düstur etmiş kişilere ve bunu dindar monoteizme olan tapınmayla ilgili davranışı kendine yol gösterenlerde de uygulayan ve gücünü onlara teslim edenlerle ilgili benim de insafsızca davrandığımı fark ettiğim  yargılayıcı bir ifade ,

Buradaki gücü teslim etmek demek hiç bir şahsi gayret etme göstermeden kula kul olma iradesizliği toplumumuzda tatrikatlar ve şeyhler yolunda yapılan ve dillerde olan olumsuz davranışlardan bahsediyorum "fetoculuk, şehveti tarikatı v.s."

Oysa kişinin kendini bilme pozisyonunda tanrısal güç dediğinizin her insanda tezahür etmiş olduğu inancı, yani Mevlananın dediği gibi "meğer kapıyı içeriden tıklatıyormuşum", özetle tapınılacak güç bizde,
Bilgiyi bu yönde alıp olgunlaştırıp bu gerçeğe doğru  gayret göstermeyi belirtiyorum,

Yargılayıcı diyorum neticede bu hususta ne kadar aksine kelam eden olsak da biz de KH iz ve çirkin dil kullanma ve kutuplaşma ifadelerini dilimizden düşüremiyoruz hani hiç bir varlığı yargılamayacağız bağışlayacağız herkesin karmik kadersel bir yolu olabilir tavsiyeleri,

Görülüyor ki hiç kimse mükemmel değildir o halde  anlayışların ve inançların heterojen anlamda olduğu toplum içindeyiz,hatırlamak lazım,

Dersler dersler hiç bitmeyecek,

Teşekkür ederim bunu bana hatırlattığın için Bonafide..

 

bona fide

#901
)) Tgur, dar açıdan bakıp, forumda istenen yardımı ele aldığını -sıg-düşünerek evet ama mazeretimde hazır hani nava arkadaşın paylaşımlarından sonra senin yardım etmek -istemek yazını okumuş olmam hemen şahsi değerlendirmeye götürdü. buraya ilk geldiğinde sudan çıkmış balık gibi çırpınıp soru yağmuruna tutan kendimi hatırladım genele ifade olarak düşünemedim ki kendini önemseyen bencil bonafido devredeydi hayır böyle olunca bi gıdım yol almadığım da ortaya çıkıyor bu haldeyken navaya dün yorumlama hatalarımızdan negatif düşüncelere geçiyoruz bakış açısını değiştirdikçe pozitif dönüşler sağlanır gibi telkinde bulunmuştum.kendim bu çıkmazı sana doğrudan sorabilme imkanıyla anlayabildim ki evet heterojen anlayışla dolu dünya ve fersah fersah uzaktan bana göre daha üst frekanslardan senin ne kastettiğini alt seviyede algısı düşük benim gibi insan ve varlıkların  evrensel ve herkesi kapsayacak ifadeleri kendine göre yorumlama hatası. bu yaşadığım mevzu dahi bilginin bilmeyen ellerde ne kadar tehlikeli sonuçlar doğuracağının en basit örneği kitleyi yanlış yönlendime babında yani sorun mesajı verende mesajda kanalda değil, dediğin gibi sorun alanda heterojen yapıda seviyelerde, inançların yanında algı kapasitesi. birini eleştirdiğimde beni vurun nasıl bi kepazelik  bencilce değerlendirme yazık onca zamana kendime hayret ediyorum yazını okurken uyukluyordum ondandır kesin, mikemmel alıcılarım açıkken böyle bir gaflete düşmem düşemem mümkünatı yok. op merkezinden sevgiler bizim birimde katalizör olarak foruma teması ben sağlıyorum

bu kaçıncı yerin dibine geçiş unuttum artık.
nava buradaki son dört mesajı okusun seviye farkını görsün ))
 

nava

#902
Açıkçası yardım mesajını hazırladığım an bu mesajla karşılaştım ve önce okuyup sonra iletmek istedim. Bir çok soruma ciddi manada cevaplar ve alıntılar içeren, özenle hazırlanmış mesaja gerçekten sevindim. Ancak seninde ifade ettiğin gibi sevgili bona fide tam olarak aynı yerde takılı kaldım. Ancak ben kendimi ifade edemedim sanırım diye de kendimi daha açık ifade etmeye çalıştım. İyi ki sormuşsun diyelim o zaman bende cevap almış oldum senin sayende. Evet yolun çok başındayım hatta yolda mıyım onu da bilmiyorum. Sorgusuz sualsız kabul eden bir birey olsaydım kesinlikle şuan bu kadar sorgulayan biri olacağımı da sanmıyorum. Sevgili Tgur eminim hayatında benim gibi yolun başında olan çok insanla karşılaşınca cevaplarının keskinleştiğini düşünüyorum ve bu konuda haksız da sayılmaz.
 

Tgur

#903
Bonafide dostum kendini op paraleline sokmak şaka bile olsa bence kendine yaptığın büyük insafsızlık,senin gibi bir başka varlık için içi maksimum seviyede titreyen empati yapan zor bulunur bunu çeşitli durumlardaki izahlarından anladık,her şeyin özü olan sevgi ışık, bilgi üçlüsü ancak böyle kristalleşir,

Heterojen algı meselesi sadece sende değil hepimizde mevcut, görüyorsun hayatımız zikzak duygusal fenomenlerle dolu,bu da yine büyük laf edeyim, var oluşun özünün tarifi o olmazsa yaratılış olmazdı yani kah dibe vuracağız kah semalara çıkıp alemin seyrine bakacağız  (güzel ve çok şey anlatan türküdür çok severim),

https://www.youtube.com/watch?v=F8CA-tE6m48

Nava kardeşim dilimin keskinliği bu ve evvelki hayatımın bir kısmında askerlikten kalma bir alışkanlık bir takıntı, bu vesileyle kimi kırdıysam mazur görsün genelde saydam bir insanımdır,

Evet senin gibi kanalı açılmış veye açılmakta olanlarla fazla karşılaştım eğer işaret ettiğim bu konudaki yazı ve yorumları okumuşsan konuyu anlamaya başlamışsındır olay  bu sitedeki çalışmalardan sonra idrak ettiğim ve anlatmaya çalıştığım gibi "karmik kadersel" bir olaydır kısaca bazı kişiler kaderi programlarını 5. yoğunlukta hazırlarken bu hususta dünyada yaşarken "kanalım açılsın" işreti koymuşsa bu gerçekleşir kişinin anlayıp kendine gelmesi için adeta standart dediğim o açılış yetiştirme faaliyeti başlar konuyu oturtmak bu hususta bilgi sahibi olmak ve bu anlattıklarıma inanmak ile olur inanç bilgi ile gelişmemişse ki sende bunu teşhis ediyorum (belki de yanılıyorumdur), bilgi peşinde olmanı ve okuduğunu anlamayı tavsiye ettim ,anlamadıklarını sorabilirsin bu yolla bir gelişmişlik olursa o sana musallat olan dediklerini bir seleksiyona tabi tutabilir farkındalığına gelebilirsin yani bu konuda da seçim gerekir,

Bazı insanların kanalları niye açılmıyor dersek o da onların kendileri için biçtikleri bir kadersel işaret tabiiki en makbul dediğimiz o yol yani farkında olmadan farkındalığa erişmek,

Netice olarak dikkat ederseniz bu izahatımda bile bazı olağan kabul edilmeyen şeylerden bahsettim mesela reenkarnasyonu bilmeyen anlamayan kişi, kaderi bir başka kuvvetin yaptığına inanan kişi için bu söylediklerim ütopiktir,

Yine sivri laflara dalmadan sevgiyle burada kesiyorum ne demek istediğim anlaşılmıştır tahmin ederim..


nava

#904
Yardımcı olmaya çalıştığınızı anlıyorum bu yüzden kırılmak ya da kızmak gibi bir şey hissetmedim. Çoğu bilgiye sahibim ama sizinde dediğiniz gibi inanç ve kabullenme de ciddi sorunlar yaşıyorum. Bir şekilde içinde bulunduğum toplumun bilinciyle hareket ediyorum. Elimdeki kontrolsüz güç başıma sadece bela oluyor. Hiç tanımadığı birini bu kadar bilgilendirmeye çalışmanıza diyecek bir kelime bulamıyorum. Elimden geleni yapacağım.
 

Tgur

#905
Sevgili Nava sabah yazdıklarımda epey kabalaşmışım senli benli dialoga bir de askerlik bahaneleri falan koymuşum kusura bakmayın insan görüldüğü gibi bazen endazeyi kaçırıyor ,

Stres altındayım yakında sistoskopi yaptıracağım mesanede sorun var rutin kontrol ama oldukça fazla meşgul ediyor ,belki ondan dildeki bu sertlik,dünya fizik bedeni malüm etkilerle her zaman baskı altında kırkbeş sene eczacılık  yaptığım halde bir çok konuyu bilgilerimle ve ilaçla tedavi yoluna gitsem de bir noktada biçare kalabiliyorsunuz olsun olan her şeyin bir sebebi var düşüncesi majör bilgimdedir ve fizik beden macerası daim değildir ama ruhsal hayat devam eder ,kişilerin karmik macerasına maalesef kapalıyız ve onu da bir yorumumda belirtmiştim her şeyi bilen bir bilinçle bu kısa döngü macerası bazı eksik noktaları denemeden bıraktığımızda yani bazı deney yapıp öğrenmemiz icap edenleri kaçırmış olabiliriz neticesini doğurabilir,

Yine derslere başladık, nedense öğretmenlik hevesimden kurtulamıyorum onun da bir sebebi vardır zamanla buluruz ,

İyilikler diliyorum..



nava

#906
Hiç sorun değil sevgili Tgur içinizden geldigi gibi ifade edin. Saygıyı kelimelerde aramıyorum. Bende zaten neye göre üslup belirlemişim belli değil. Üstelik bu yoğun vaktinizle yardımcı olmaya çalışmışsınız. Şifalar diliyorum. Her şeyin sebebi tabiki vardır demekki benimde bunların üzerinde durmam gerekiyordur.
 

bozadi

#907
Sohbetinizi okumak güzeldi arkadaşlar, teşekkürler. Tgur ben de geçmiş olsun deyip şifa dileğimi paylaşıyorum.

sirera

#908
Sevgili Tgur. Yılların tecrübesi ile yaptığın rehberlik gerçekten harika ve sonsuz değerli. Acil şifalar diliyorum.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#909
Şifa dileyen dostlarıma gönülden sevgiler sunarım,

Kontrol tamam asayiş berkemal yani endişe edilecek bir şey yok bir miktar daha bu gezegende yaşamı sürdüreceğiz ,sürdüreceğiz diyorum kalbinden  endişe ettiğim eşimin de geçen gün kontrolunu yaptırdım hayret edilecek derecede sağlam koroner damarları var gözlerimle iki uzman Dr. ile gördük ve tanı için bu tip girişimsel olmayan "kardiak bt" yani "sanal anjio" işini siz arkadaşların eğer gerekirse anne baba dedelerine tavsiye ederim biraz tuzlu ama hiç bir sıkıntı vermeden neticeye gidiyorsunuz ,

Anadoludan bir deyim ile sonlandırayım geçen gün unutmuşum hatırlayayım diye epeyi uğraştım şimdi telefonumun not defterine işledim ,Süleyman Demirelin o hem işe yarar ama bir şey çözemeyen deyimlerine benziyor, "Mazot va dı da biz mi içtik" gibi,

"Diyacaksınız ki bu niye böyle ,işte öyle.."


Tgur

#910
DOĞAL OLAYLAR VEYA DOĞAL OLMAK

Bilgileri incelersek doğal olmak veya doğal olaylar bol miktarda karşılaştığımız bir fenomen veya fenomen olarak tanımlamak da doğal bakış olamıyor gibi, bu konuyu anlamak çözmek gerekli şeklinde bir kanaate vardım,

K. celselerinde çeşitli yerlerde "doğal olaylar" "doğal gidiş sebebiyle "şeklinde cevaplar görürüz ,adeta bir sabite ,aksi düşünülmemeli gibi biraz da din programlarındaki doğmatik dayatmalar gibi geliyor "itaat et başkasını düşünme" şeklinde ,kabul etmiyorum arkasındaki esas gizemi  irdelemeliyiz,

Lise tahsilinde Astronomi hocamız vardı ve saman yolu hakkında "vega burcunun apex noktasına doğru saatte .... km hızla ve helezoni olarak gitmektedir" öğretisini yapmıştı ,yarım yamalak bilgiyle uzun müddet beri devam ettik ama bunu helezoni dönü hareketin başka varoluşlardada mesela DNA da olduğu gibi genel bir oluşumun ispatı olarak kabul etmiş  ve döngü izahlarımda özellikle tek bir bilinç döngüsünde takılı kalmamayı izah için bol bol kullanmışımdır ,biraz ileri gidersek helezoni döngü o her yerde rastladığımız dönü işinin devamlı ve sonu olmayan izahıdır, zira atom, atomaltı parçalar dahil elektron orbitalleri ,altın oranla tarif edilmeye çalışılan yaprakların dalların döngüsü ,iklimlerin rutin döngüsü bulutların hareketi v.s. gibi bir çok oluşumda karşılaşırız ve K.ların "dairesel düzlem" dediğimiz genellemenin de ana izahıdır,kısaca burada devreye aldığımız "döngü,helezoni döngü" artık "doğal bir olaydır",

Diğer yandan buna aklımıza geldikçe bir çok rutin ve "evrenin mimarisi" dediğimiz bir çok olayda oluşmuş ve rutinleşmiş yani belli bir stabiliteye gelmiş olmazsa olmaz olayları da katabiliriz hücrede amino asitlerden ve DNA emirleri yoluyla imal edilen protein sentezi gibi olaylar ve bir çok başka vaz geçilmez şeyler ,bunları topluca "doğal olaylar" klasmanına sokabiliriz ,ama bunların başka hiç bir şeyden etkilenmeyeceğini söyleyemeyiz "değişken çekim dalgaları "dediğimiz ve özellikle bilincin de ortak olduğu etkiler bu stabiliteleri bozar gibi olsa da hadise yoğunluklar farkındalığında bilinçle başka yerlere taşınır ama bu tesbit edilen gerçekler yerindedir, stabillerdir, tarif için idrak için yerlerini ve konumlarını korurlar,

Her şeyden evvel uğraştığım ve siz dostlara açıkladığım hususlarda katiyen ve katiyen vaaz vermek veya kendi var sayımlarımı dayattırmak peşinde olmadığımı peşinen tekrar belirteyim ,o zaman var sayımlar üretip onlara dayanaklar bulma gibi saçma bir davranışa kapılmış olurum her zaman ortaya koyduğum izahlarda yanılgılarımın siz dostlar tarafından belirtilmesini istiyorum lütfen bundan çekinmeyin aksi halde o zaman yanlışın ortalıkta dolaşmasını sağlamış oluruz  görüldüğü gibi sorumluluğu size de yüklemiş oluyorum beklenti mi arzulu düşünüş mü veya objektif bir yaklaşım mı düşünmek karar vermek lazım,

Hadiseyi böyle genele yaymak "hayat dindir" felsefesini bir nevi uygulamak oluyor ,dikkat ederseniz izahlarımda yakın dostlarımın tavsiyelerini veya henüz yaşanmış olan bir olayı rahatlıkla dile getiriyorum,  zira yaşadığımız şeyler olma hadisesinin genel çatısını veya omurgasını teşkil eden şeylerdir hiç birini göz ardı etmemek gerekirse ortaya konup yaşam olgusunu hiç bir şeyi kaçırmadan gözlem altına almak gerek yani samimi olmak ,yani işte bu kadar laftan sonra gerçek yavaş yavaş ortaya çıkıyor "doğal olmak",
Doğal olmanın böyle içi dışında olan bir insan durumda olmaya çalışmak yanında var olmuş olanın yani çeşitli yüksek varlıklarla yaratılmış üzerinde oynanmış ve şimdiki algımızla "başka türlü olamaz mükemmel bir işleyiş gösteriyor" dediğimiz biolojik belki biraz da fiziksel yapılardaki oluşumları da kapsadığını fark etmemiz gerekir ,

Kısaca  o arkadaşımın söylediği gibi uzun ve anlaması zor cümlelere dalmadan ,durgunluktan bir tesir ile var olmaya koyulmuş ilkten dalga olan sonra çeşitli tezahürlere yönelen o oluş hadisesinde ortaya çıkmış çıkmakta olan fizikseli de kapsayan ruhsal manadaki yansımalarını anlamaya çalıştığımız var oluş olayındaki doğal diyeceğimiz yapılar ,"doğal olaylar",

Durgunluğun hareket haline geçmesi ile kutuplar oluşmuş ,ışık ve karanlığın bir dengeyi sağlayacak hareketlerinin tümüne ve bu yöndeki oluşumun her hareketini doğal olaylar kapsamı içine alabiliriz,
------------------------------------------------------------
"C: Her dev ışığını daha önce ışığın olmadığı yere tutar. Bir zamanlar sadece ışıktan ibaret olan yere! "

Ve ilgili dörtlüklerim,

27.06.2004
Işıksızlık yoktur ,ışığın bir bölümü kendini hudutlar
Yani bir gurup ışık kendini karanlığa sokar
Bilginin o müthiş düğmesi çevrilince
Parlar o maceradakiler sınırı ışıklar yarar

Böyle parlayıp sönmeler neden derseniz
Sorular denizine girersiniz
Kendinize bakın durgunluktaydınız
Şimdi ise her biri ayrı söz söyler tek tek hücreniz

Bir insan mesela ,yaratılmış biolojik bir prototip ,mükemmel işleyen hücresinden en büyük organına kadar ahenkle çalışan belli ki üzerinde oldukça fazla işlem yapılmış doğal bir olgu,şu anda onun beyin çalışması üzerindeki açılımlarla uğraşmaktayız ve işin ilginç tarafı kendi kendimizi mikroskop altına almış gibiyiz, bu mükemmeliyetin tümü doğal bir yapıdır,onun her bir parçasını ele alıp bir çok bilinmezi çözmekte doğal bir olayın incelenmesi konumunda tam bir faaliyetteyiz, yani olay düğümü çözmek için o düğümü meydana getirenleri incelemek anlamakta yatıyor,

Yalnız burada affınıza sığınarak bir acizliğimizden bahsetmem gerekiyor ,mevcut bilimimiz bazı şeyleri bütün detayları ile çözebilecek teknolojiye sahip olmadığından ,onları üst yoğunluklara geçince anlayacağımızdan ,çitlerini aşmayı beceremeyen veya yandaki açılabilecek kapının nasıl açılacağını bilemeyen bir kuzu gibiyiz onun için uğraşıp ta çözemediğimiz her şey şimdilik bizim için "doğal olaylar" kapsamına giriyor ,bunu da belirtmeden geçemiyeceğim,yine o alıntı,

-------------------------------------------------------------

C: Sizin ırkınızın ve onların ırkının doğal ilerleyişine müdahale etmek olurdu. Yahudiler onlara yardım etmemiz için bizi çağırdılar fakat bunu yapamazdık. Ve, sizin ülkenizin yerlileri bizden yardım istediler fakat onları sizin ırkınızdan koruyamazdık; bunu da yapmadık. Bu doğal ilerleyiş, anlıyor musunuz?
S: (L) Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu olarak silinip gidecek miyiz?
C: Belki. Özel olduğunuzu düşündüren şey nedir?

----------------------------------------------------------

S: (L) Vejetaryenlik bizim için en uygun yeme biçimi mi?
C: Bu fizik üzerinde odaklanıştır. Beden önemli değil.
S: (L) Yani herhangi bir şekilde beden üzerinde durmak yanlış mıdır?
C: Yakın. Bedendeki hayata konsantre olmayın. Ruha konsantre olun.
S: (L) Yani Laura kalp durumunu önemsemesin mi?
C: Bu hususta endişelenme. Ruhu iyileştir.
S: (L) Fakat biz bedende olmaktan, doğal hayat ve yaratılışın güzel şeylerinden zevk alıyoruz. Bu kadar güzel olan birşeye erişimimizi kesmek istememek çok doğal.
C: Her zaman erişiminiz olacak.

----------------------------------------------------------

Her zaman erişiminiz olacak ifadesi yani kalp durumuna pek önem verme ölsen dahi ruh önemlidir kısmına karşı geleceğim ,bu insanı dünyasal hayatı tamamen bırakması gerekir gibi düşünceye sokuyor ama K. bilgilerinin ileri kısımlarında bedeni hastalıklardan kollayacak bir çok öneri veriyorlar, bu ironinin içindeki hassas konu şudur, bir bilgide takılıp kalma manzarayı genel ölçüleriyle gör ve sorgulayan zihnini bu çalışmanın dışında tutma demektir, zira bu bedene girilmiş bir hayat sürdürme macerası başlamıştır süregelen zamanda karşılaşılacak her olay ruhun gelişmesine yardım edecek bir kayıt, çentik atılacak ve genetik bedenle ruh evlenmesi denen olayın birbiri ile irtibat sağlayan ve gelişen özelliğine fayda sağlayacaktır, mozaik oluşum, renk ve fırça darbeleri ister,

Diğer yandan "her zaman erişiminiz olacak" ifadesi de ilginç, eksik kalmış yaşamsal hallerimiz varsa yeni bir enkarne olmak boşluğu dolduracaktır veya değişken fiziksel ortamda kaçırmış olduklarımızı doğal bir dönüşümle yaşayacak tatmin duvarına kadar deneyler devam edecek olarak da izah edebiliriz, ama konu aşağıdaki alıntıda daha bariz bir şekilde anlatılıyor, bakalım,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Bedenlerimizi dördüncü yoğunluğa dönüştürmede yararlanabileceğimiz herhangi bir egzersiz var mı?
C: Gerekli değil. Önemli olan ruh. 
S: (L) Yani ruhsal gelişim üzerinde odaklanırsak, dönüşüm zamanı bedenlerimiz otomatik olarak mı dönüşecek?
C: Hayır. Bu doğal bir süreç. Hazırlığa gerek yok.
S: (L) Yani dönüşeceksen dönüşeceksin, dönüşmeyeceksen dönüşmeyeceksin, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bedenim belirli besinlere tepki gösterdiğinde o besinleri yemeyi bırakmam gerekir mi? Bedenim bana birşey mi söylemeye çalışıyor?
C: Sana bağlı. Hiçbirşeyin sana birşey "söylemesine" gerek yok.
S: (L) Bunu açıklayabilir misiniz?
C: Gerekmeyen bir durumda neden rehberlik arıyorsun?
S: (L) Yani, her gün, her an doğal olarak karşımıza en iyi seçim olarak gelen şeyleri yaparsak doğru yolda mı oluruz?
C: Aynen öyle.
S: (V) Dördüncü boyuta dönüşme ile ilgili bilgiyi çok ilginç ve aynı zamanda doğal buluyorum ve tabii bunun gelecekte deneyimleyeceğim birşey olup olmadığını bilmek istiyorum, tabii ölüm dışında.
C: Belirsiz soru.
S: (L) Eğer bir birey teorik olarak.... Şu anda hissettiğim garip duygunun nedeni nedir?
C: Hızlanan öğrenme ile birlikte gelişen metabolik değişimler.
S: (L) Bu üçümüze de oluyor mu?
C: Evet.
S: (L) Evet, şunu söyleyecektim, teorik olarak eğer bir birey doğru seçimleri yaparak doğal bir şekilde gelişirse ve geçişin yapılacağı zamana ulaşırsa, o bireyin bedeni de fiziksel olarak bu geçişi yaşar mı? Tabii bunu teorik bir soru olarak soruyorum.
C: Elbette.
S: (L) Bu teorik kişinin diğer boyuta geçiş yaptığını düşünelim, o durumda bedeni ne durumda olur? Somutluk bakımından şu anda olduğu gibi mi olurdu? Ne tür bir deneyim olurdu?
C: Buradaki anahtar kavram fizikselliğin değişkenliğidir.
S: (L) Yani herkesin durumu farklı mı olacak, yoksa her birey, bedenin maddesi ve yapısı üzerinde daha büyük bir kontrole mi sahip olacak?
C: İkisi de sayılmaz. Fizikselliğiniz gereksinim ve koşullara göre değişken olacak.
S: (L) Yani bazen ışıktan bir bedenimiz mi olacak?
C: Yakın.
S: (L) Bazen de bedenlerimiz şu andaki kadar somut olacak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ortalama yaşam süresi ne kadar olacak?
C: 400 yıl.
S: (L) Bu geçişi 50 yaşındayken deneyimleyecek olanlar da aynı şekilde 400 yıl mı yaşacaklar?
C: Yenilenerek genç bir görünüm elde edecekler.
S: (L) Işığın ve karanlığın süresi bakımından günler şimdikinden farklı mı olacak?   
C: Bu önemsiz. Gezegen de 4. yoğunluk olacak.
S: (L) Ama günler ve geceler, yörünge farklı mı olacak? Eksen açısı değişecek mi?
C: 3'üncü seviye yoğunluk açısından düşünüyorsun. Kurallar o kadar farklı olacak ki, fiziksel temelli karşılaştırmalar anlamsız kalıyor.
S: (L) Fakat ben güneşin doğuşunu, kuşların ötüşünü ve rüzgarları seviyorum. Bu şeylerin de aynı kalıp kalmayacağını bilmek istiyorum.
C: Bir şekilde evet.
S: (L) Birkaç ipucu veremez misiniz?
C: Bunu kendinizin görmenize izin vermemiz gerek.
---------------------------------------------------------------

Irkların doğal karıştırılması ve bunların deney kapsamı içinde alınmasındaki  olaylar,anladığım kadarı ile ayrılıkların birleşime yönelmesi isteği yüzünden bu deney daha çok "BH" kapsamlı oluyor,denge unsurlarının devrede olduğu bizim de hasbel kader içnde olduğumuz veya seçtiğimiz bu deney işi gerçekten bambaşka gözle bakılması değerlendirilmesi icap eder bir vaziyette,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Dünyadaki en eski ırk hangisi?
C: Hepsi aynı.
S: (L) Diğer gezegenden gelen Ariler/Keltler de mi?
C: Evet.
S: (L) Tarihte Kantek, Martek ve Dünya'nın her üçü arasında birbirleriyle iletişim kuran varlıklar yaşadımı hiç?
C: Hayır.
S: (L) Peki tarihte aynı anda her üç gezegende canlıların yaşadığı zamanlar oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Neden farklı ırklar var?
C: Pek çok sebep. Deneysel yaratımlar. Kısmen.
S: (L) Doğulular nereden geldi?
C: Diğer tümüyle aynı. Deney sonucu.
S: (L) Bu gezegende mi var oldular? Bu gezegenin yerlileri mi?
C: Her ikisi. Doğulular en gelişmiş ruhlar için, Ariler en agresif ruhlar için, Zenciler de dünya titreşimsel frekansına en doğal şekilde uyumlu ruhlar için ayrıldı. Kızılderili "yerliler" de öyle.
S: (L) Benim baskın genetik türümü belirleyebilir misiniz?
C: Kafkas.
S: (L) Kafkas, Ari veya Keltden farklı mı?
C: Ari alt grubu.
S: (L) Bir Kafkas olarak bende hiç Zenci kanı var mı?
C: Zayıf bir iz.
S: (L) Veda'larda bahsedilen mavi derili halk kimdi?
C: Ariler.
S: (L) Ariler asıl olarak mavi derili miydiler?
C: Hayır.   
S: (L) Peki neden mavi derili insanlardan, Apalaşyaların uzak bölgelerindeki mavi derili insanlardan
bahsediliyor?
C: Beyazlar gerçekten "beyaz" mı?
S: (L) Hiç gerçekten mavi derili insan oldu mu?
C: Hayır. Derilerinin incelikleri ve yerli halkla kıyaslanma bakımından mavi olarak algılandılar.
--------------------------------

Uzun döngüden kısa döngüye geçişte pozitif ve negatif neticeleri inceleyince K.lar negatif olarak 1 ve 2 yoğunluğun istemediği halde mecburen sıkıntılı bir evrime mecbur olduklarını belirtiyorlar ve biz KH tavrı içinde baştan bunu  pek anlamaya yanaşmıyoruz en tabii hakkımız beslenmek demekteyiz hatta ve hatta din öğretilerinin içinde bunun en normal uygulanması için kurban v.s. ritüelleri önerilmesi ile ve size koyunlar besinler verdik en tabii hakkınız yiyin beslenin gibi bu yoğunlukta olan varlıkların en tabii kabul ettiğimiz doğal yaşamı seçme hakkına tecavüz etme işini meşrulaştırılması durumundayız ,oysa doğanın besin için tarım kültürüne tabi olması, saf bakir özelliğinin hallaç pamuğu gibi atılması faunanın hoyrat muamelelere tutulması neticede bir nevi intikam alma gibi bu işi doğal kabul edenlerin  bizlerin zararına dönmektedir ,bunu şu sıralar yaşamaktayız ,detayları sıralamama gerek yok,

Doğalı tahrip edip normal işleyişine mani olan acı veren neticelere katlanacaktır,bu bir deneydir ne yapalım demek kolay,

------------------------------------------------------------

C: Pozitif yan-ürün göreli enerjide meydana gelen bir enerji artışıdır. Bu enerji ruhun ve onun tek boyutlu ve iki boyutlu etkileşimli partnerlerinin öğrenme sürecini hızlandırır. Partnerler flora, fauna, mineraller vb'dir. Bu kısa dalga döngüsündeki fiziksel/ruhsal transfer yoluyla hepsi tekrar-birleşmeye doğru olan gelişim ve hareketi daha hızlı bir şekilde deneyimler. Negatif olarak ise aynı varlıklar için pek çok negatif durum söz konusu olur, çünkü 1. ve 2. bilinç yoğunluğu seviyesinde bulunan flora ve fauna normal olarak fiziksel düzlemde uzunvadeli veya uzun dalga döngülü bir deneyim yaşayacaktı ama insanlarla olan etkileşimleri nedeniyle kısa dalga ruhsal/fiziksel döngüde deneyim elde etmek durumundalar.
------------------------------------------------------------

Bütün bu haller bir deney ortamında olduğumuzu ayrıca ortaya koyan faaliyetlerdir doğal olma seyrini sürdüren bir sodyum atomu ancak başka tesirlerle mesela su baskınlarında sürüklendiği değişik bir ortamda klor ile karşılaştığında eğer her iki atom birleşmek isterse elektron alış verişi yapıp tuz haline gelecek ve her ikisi yeni bir oluşumu deneyeceklerdi ama bu ancak ferdi iradelerine uygun olup seçim yaparlarsa ,yoksa her iki atom o hallerinde devam edecekti ,bu durumda birileri yani farkındalıkta gelişmiş varlıkların bir kısmı ortalığı karıştırıp yeni bir uygulama diye kısa döngüyü başlatmış zaman mesafe denemesi devreye girmiş ve fizikseldeki o kutuplaşmalar ortaya çıkıp güya tekamülde ileri ve hızlı bir aşama yaratıyorum şeklinde o istenilen mozaik hallerinin bir kısmında etkili olmaya çalışmış,buna gerek var mıydı yok muydu tartışmalarını yaratma hadisesinin doğal kabul edilen mimarisi içinde düşünmek lazım veolay görüldüğü gibi ileri felsefik bir konu haline gelmeye başladı ama bütün var oluş hallerinin böyle çeşitliliği kabul edilen bir farkındalıkta düşünüldüğünde "doğal olaylar" torbasına atmamız lazım..

Aşağıdaki alıntının son üç cümleye dikkatle bakarsanız ne anlatmak istediğim sanırım anlaşılır,

----------------------------------------------------------------
C: Herşeyin arzu edilmeyen sonuçları yanında arzu edilebilir sonuçları da vardır, fakat burada şu da belirtilmelidir ki evrenin tüm boyutlarında var olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir. Bunlar uzun dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür. İnsanların neden fiziksel madde içinde esir olduklarıyla ilgili soruna dönecek olursak, ki elbette bu gönüllü bir şekilde ve seçimle gerçekleşti, sizin tamamen eterik veya ruhsal bir varoluş olarak tanımlayacağınız uzun dalga döngüsü deneyiminden, fiziksel varoluş dediğiniz kısa dalga döngüsüne geçmenizden kaynaklandı. Bu iki yol arasındaki fark şudur; uzun dalga döngüsünde evrimde döngüsel bir tarzda çok yavaş bir değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise bir ikilik/dualite vardır. Dünya'da fiziksel bedenler içindeki ruhların deneyimlediği şey de budur çünkü ruh döngünün yarısında eterik/ruhsal bir halde deneyim yaşarken, döngünün diğer yarısında fiziksel bir durumda deneyim yaşar. Bu iki yarı, zaman olarak sizin zamanı ölçüm şeklinizle ölçülemez ama elde edilen deneyimin bütünü her iki yarıda eşittir. Ruhların grup zihni tamamen eterik/ruhsal bir varlık yerine fizikselliği deneyimlemeyi seçtiğinde bu kısa dalga döngüsüne geçme gereksinimi doğal olarak, evrenin doğal bağları yoluyla gerçekleşti.

---------------------------------------------------------------

Bu aralar sitemize yeni giren bir dostumuzun eski dostlarla çatışma eşiğine geldiğini görmekteyiz belki de sözlü çatışma devam edecek ediyor bu yazıları yazarken karşılaştığımız sıcak bir durum müdahele edip etmeme konusunda tereddütte kaldım zira çatışma hadisesi  bana yabancıdır kanımca konu bilgilenme konusunda biraz aceleci davranmak ve bilginin kişiyi nasıl koruyacağı ve ruhen sağlamlaştıracağı yönündeki idrak eksiklikler çaba ve sabırı devreye almayan davranışlar ve etki tepki fizikselinin tezahürü ,bunu doğal olayların idrakinde bilgini ne kadar önemli olduğuna dair şu alıntıyla barizleştirmek istiyorum, çok tekrar ettik ama olsun,

-------------------------------------------------------------

C: Kelimenin ifade ettiği kavramın tüm olası anlamlarını kapsıyor. Sadece tek bir terimin, bu tek kelimenin nasıl bu kadar çok mana taşıdığını düşünebiliyor musunuz? Bunun tamamen farkında olmadığınızı algılıyoruz. Aydınlanmanın belirtilerini görebilirsiniz ve aydınlanma bilgiden gelir. Bilgi elde etmek ve bilginizi arttırmak için sürekli olarak çaba gösterirseniz, meydana gelebilecek tüm olası negatif şeylere karşı kendinize bir koruma sağlamış olursunuz. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Daha fazla bilginiz oldukça, kendinizi nasıl koruyacağınız konusunda daha fazla farkındalığınız olur. Sonunda bu  farkındalık o kadar güçlü ve o kadar kapsamlı hale gelir ki, kendinizi korumanız için belirli şeyler veya ritüeller yapmanıza hiç gerek kalmaz. Koruma, bu farkındalıkla birlikte doğal olarak gelir.
S: (L) Bilginin, edinilmesi veya kabulü dışında bir cismi veya bir varlığı var mı?
C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken, gerçekten bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi, tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar.Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir. Siz de bilginizi arttırmada son derece başarılısınız.
Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna inanmanız ve bunu kavramanızdır.

-------------------------------------------------------------------

Aşağıdaki alıntıda Nefilim dediğimiz dev adamlar hakkında bilgiler var ve dünyanın doğal yapısına uyamadıklarından silinmişler,
Alıntının devamında ise Nefilimlerin geldikleri gezegenin Oryon kompleksi içinde olduğu ve dünyanın nuh tufanından sonra nüfusunun "hastalıklar ve genetik havuzundaki manipulasyonlara uyamama" yüzünden giderek azldığından bahsediliyor  ki bu ifade evvelce bahsettiğim "deney dünyalar" konusunun Oryon gözetiminde olan deneyler, genetik havuzundaki labaratuar çalışmaları meselesini teyit eden özellikte, bu yüzden vurguladım,

-----------------------------------------------------------

S: (L) Nefilim hakkında bilgi istiyoruz.
C: Nefilim, bu galaksinin başka bir noktasındaki bir gezegenden gelen, üçüncü yoğunluk seviyesindeki bir ırk. Geçmişinizdeki belirli bir dönemde asker gücü olarak görev yapmak üzere Kertenkele varlıkları tarafından alınan, daha doğrusu kaçırılıp, tekrar-programlanıp alıkoyulan bir ırk.
S: (L) Bu hangi dönemdeydi?
C: Bu yaklaşık olarak 8 ila 5 bin yıl öncesine rastlıyor fakat 12 ila 14 bin yıl öncesine ait tarihler ve başka tarihler de var. Bu sizin tarihleme sisteminiz ve bizim için mevcut değil.
S: (L) Bu varlıklar ne kadar süre boyunca Dünya'mızda kaldılar?
C: Yaklaşık 1500 ila 1800 yıl arasında. Tükendiler çünkü Dünya'nın atmosferinde doğal olarak üreyemiyorları ve onları genetik olarak insanlarla çiftleştirme deneyi başarısız oldu.
S: (L) Sonuncusu ne zaman öldü?
C: Muhtemelen 6-7 bin yıl önce. Fakat 12-14 bin yıl öncesine ait bir referans daha var.   
S: (L) Geldikleri gezegenin adı neydi?
C: Dorlakua.
S: (L) Bu gezegen nerede bulunuyordu?
C: Bu gezegen Oryon kompleksi içindeydi.
S: (L) "Nuh tufanından" sonra tüm dünyada afetten sonra hayatta kalan kaç kişi vardı?
C: Yaklaşık 19 milyon.
S: (L) O noktadan sonra dünya nüfusu neden azalmaya devam etti?
C: Hastalıklar ve genetik havuzdaki yapay manipülasyonlara uyumlanamama nedeniyle.

------------------------------------------------------------------
S:(L) Diğer bir deyişle hisset. (S) Temel bilgilere ihtiyacım yok mu?
C: Duyumsa, bilgi içeride, sadece gerektikçe daha fazlasının kilidini aç.
S:(S) Bu bazen çok zor... (L) Devam et, sorularını sor. (S) Sfenoid kemiğinin yeniden ayarlanmasının hipofiz beziyle bir ilişkisi var mı?
C: Tüm bu prosedürler senin kendi doğal iyileştirme yeteneklerine bağlıdır. Doğal içgüdülerini izleyip güvenirsen içeriden gelecektir.
S:(T) Evet gerçekten dedikleri gibi. (S) Yüz kaslarının gevşetilmesi, kendi bazı korkularımı, tereddütlerimi çözmeme yardımcı olur mu?
C: Tek yapman gereken olağanüstü yeteneklerine güvenmek.
S:(T) Sanırım sana söylemeye çalıştıkları şey şu; doğru olduğunu düşündüğün şeyi yap çünkü doğru lacak,çünkü içinden geliyor. Oraya mı dokunduğun yoksa buraya mı dokunduğun o kadar önemli değil, asıl önemli olan niyetin. Niyetini hisset. (S) Ama bu ülkenin ve eyaletin kanunlarına göre sana "evet, bunu yapabilirsin" diyen kağıt parçasına da ihtiyacın var.
C: Bravo TR!
S:(T) Teşekkür ederim, teşekkür ederim! (L) Tabii devam edip lisansını al ve doğru olduğunu hissettiğin şeyi yap. Doğru olanı yapıyorsun. Yaptığın herşeyi içgüdülerine göre yapıyorsun, biliyorsun, derslere devam et. (S) Mesela karpal tünel sendromuna yönelik üç veya dört yol biliyorum ve bunlar birbirinden
tamamen farklı... (L) Hepsini dene; belki farklı insanlar için farklı yollar etkili olabilir, belki de hepsi işe yarıyordur, bilirsin.
C: Önemli olan fiziksel metot değildir.
S:(J) Doğru izi bulduğunda akışı takip et yeter.
C: Otoritelere uyum sağla ama onlar senden daha iyi bilmiyor.
S:(S) Bazı şeyleri kullanma konusunda neden bu kadar isteksizim, çok sayıda derse girdiğim, çok sayıda düşünce ekolünü incelediğim için kafam mı karışıyor?
C: Korkuyu bırak ve sadece yap!

-------------------------------------------------------------------

Korkuların atmış ve içgüdülerine uygun hareket "doğal davranış" oluyor,yukarıda detaylı anlatılan kavram bu ,önemli olan iç güdüyü dinler iken dünyasal KH' e modlanmış zihnin karıştırmalarına kapılmamak büyük ustalık istiyor ,

Bazen içgüdülerine bağlı davranış otoritenin koymuş olduğu kurallar yüzünden gerçekleşemiyor gibi gözüktüğünde geçici süreler yaşamı "rol yapar" şeklinde sürdürmek mecburiyetinde de kalıyoruz o da bir gerçek ,zira yok olma veya ızdırap çekmeye zorlanmak olabilir, önemli olan kavramlar karmaşasındaki zihni bilgi ve iman ile belirli bir rotada tutmak, o da serbest seçim ile olur ,sanırım çoğumuzun çektiği sıkıntı seçimlerimizde tereddütlü olmamız ,

-------------------------------------------------------------------

S: (L) Yani hepimizin, ister birlikte, ister ayrı ayrı olsun, bu hayatımızda takip edeceğimiz kendimize özgü amaçları ve yolu var ve bunlar önceden seçilmiş ve önceden belirlenmiş şeyler, bu doğru mu?
C: Bu, üçüncü seviyedeki herkes için geçerli.
S: (L) Bu odadaki hiç kimse buraya yanlışlıkla gelmedi, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bu odadaki hiç kimsenin her gün burada bulunma amacını sorgulamasına gerek yok, doğru mu?
C: Yakın. Ama olayları belirli bir yöne "zorlamaya" yönelik arzulara karşı dikkatli olun; bu, saldırı altında olma işaretidir! Herşeyin doğal bir şekilde yerini bulmasına müsaade edin!
---------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda "doğal olayların" anlamını oturtmaya çalışırken "zorlamaya yönelik arzulu düşünce" üretmemek işini bu zaman ve mekan yoğunluğunda "sadece olmak" şeklinde anlıyorum ,ve bu işin de her davranışta bu yoğunlukta oldukça güç olduğunu da idrak ediyorum zira ileriye doğru bir istek duyup gerçekleştirmezsek ve bekleyip oluşuna dikkat etmezsek ,oluşmuyorsa sağını solunu düzeltip oldurmaya çalışmazsak aç kalır veya yok oluruz ,hassas bir durum ,

Sanırım şöyle davranmalıyız ,yaşaman için gerekeni yap bundan yüksünme ama oluşup oluşmadığı konusunda fazla endişe üretme çıkan netice ne olacaksa olsun onu algılama değişikliği işe başka bir konuma oturtma serbestliğine geç, bunu fark etmeden uyguladığımı hatırladım ,bir örnek olarak belirtiyorum (kendimi parlatmak değil) araçla herhangi bir yere gidip park etme konusunda eşim büyük telaş gösterir, yer  bulacak bulmayacağız konusunda, ama ben katiyen telaş duymam, bulamazsak dolaşır durur daireler çizer gerekirse park etmeden geri eve döneriz herhangi bir beis yok şeklinde düşünce içindeyimdir ,

Sonuçta park yeri bulamadığım çok nadirdir,

----------------------------------------------------------------

S: (L) Bunu şimdilik unutabiliriz o halde. Son celsede Frekans Rezonans Titreşimi konusunu gündeme getirdiniz. Bazı KH güçlerinin 3. yoğunlukta doğrudan ortaya çıkmak amacıyla frekansını yükselttikleri bazı bedenler geliştirmeye, yaratmaya veya ayarlamaya çalıştıklarını söylediniz. Sanırım açık bir istilayı asıl önleyen asıl engel yoğunluk farkı. Biz 3. yoğunluktayız, onlar 4. yoğunlukta. Şimdi, aynı şey BH bireyleri için de geçerli olabilir. Özgür iradeyi ihlal etmemek amacıyla enkarnasyon yoluyla gelecekten bu zaman periyoduna gelen pek çok birey dikkatli bir şekilde belirli DNA yapısına sahip bedenleri seçiyor ve 4. yoğunluk veya daha üst benliklerinin bu gerçeklikte ortaya çıkabilmesi için bu DNA'ları adım adım etkinleştiriyor gibi görünüyorlar. O varlıkların, 3. yoğunlukta uyandırılmış veya ayarlanmış bu tür bedenlerde ortaya çıkması mümkün mü?
C: BH bu süreci herşeyin doğal akışı içinde gerçekleştirme eğilimindedir. KH kendi amaçları doğrultusunda yaratılış süreçlerini değiştirmeye çalışır.

------------------------------------------------------------------

Bu konuda evvelce hatta dostlarla da beraber yorumlamalarımız olmuştur ,takip edenler hatırlarlar bundan evvelki sayfalarda, onları tekrar etmeyeceğim yalnız 6 BH nın bu konuda ironik olarak düşünebileceğimiz davranışından bahsedeceğiz, bu 3 de olan bizleri uyandırıcı celseler bir nevi zamanda geri gelip aydınlatma yoluyla aynı şeyi yapmıyor mu ,geliştikçe yeni DNA lar alıyoruz veya tekrar bağlantı yapıyoruz ,

İşte buradaki asil davranış diyeceğimiz hassasiyeti ortaya çıkarmamız gerek

Bu yaptığımız çalışmalar ile üst yoğunluk özel teknolojilerini kullanarak DNA da düzeltmeler yapılmıyor ,kişi bilgi yolunda yürüttüğü gayret ve bilincindeki hamleler ile bu özellikleri elde ediyor ve bu sayede genetik ile ruh evlenmesi denen husus ortaya çıkıp BH yolunda geri dönülemeyecek bir halde üst yoğunluklara aday haline geliyor ,özetle kendi çabası ile gelişme ivmesi kazanılmış oluyor,

-------------------------------------------------------------------
S: (L) Kendini BH tarzında kaçırıp bu şekilde kendine yardım edebilir misin peki? Bu BH olabilir mi?
C: Hayır, bu BH değil.
S: (L) Yani bu olduğu zaman, eğer oluyorsa, KH parametresinde oluyor? 
C: Evet.
S: (L) BH ne yapıyor peki?
C: Böyle şeylerle ilgilenmiyorlar.
S: (L) Eğer KH'ler bizim algılamadığımız bir nedenle, farklı bazı sonuçlara ulaşabilmek için kendileri üzerinde genetik bazı oynamalar yapıyorlarsa, BH tarafında da bunu dengeleyecek bir eylem olması gerekmez mi?
C: KH temelli düşünüyorsun. Ama bu doğal, çünkü 3. yoğunluk insan KH.
S: (L) BH varlıkları böyle şeylerle ilgilenmez diyorsunuz. Gelecekten gelen BH bireyleri neyle ilgileniyor peki?
C: Yardım çağrılarına bilgiyle yanıt veriyorlar.
S: (L) Geçmişe gelen KH bireyleri, atalarını genetik olarak değiştirmekle ne yapmayı umuyorlar? Farklı meydana gelmesini istedikleri ne oldu?
C: Bu sorunun sonsuz sayıda olası yanıtı var.
S: (L) Yani çok çeşitli zaman hatlarından her tür amaçla geliyorlar ve yaptıkları herşey kendilerine hizmet etmek üzere tasarlanıyor.

--------------------------------------------------------------
Oluşumdaki mineral hareketleri ve daha sonra organik oluşumlar bu hususta da "antik çamur "bahsinde oyalanmış, bahsetmiştik,

-----------------------------------------------------------------
S: (A) Çekirdekte kristalin amonyak... (L) Etrafında kristalin demir. Demir kristal mi? (A) O basınçta
muhtemelen kristaldir. (L) Amonyağın etrafındaki demir kristalin mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bir sonraki katman?
C: Eriyik demir.
S: (A) Pekala, biliyoruz ki bazı gezegenlerde bu kristalin amonyak var, bazılarında yok. Peki içinde bu kristal amonyağa sahip gezegenler o noktaya nasıl geldi? Gezegenin oluşumundaki ilk durum bu mu? Yoksa önce gezegen oluştu da sonra mı amonyak içeri çöküp kristalleşti?
C: Amonyağın süpernovalardan demir toplaması doğal oluşum süreci.
--------------------------------------------------------------

S: (A) Peki dünyanın merkezinde bu yeni fiziğin ortaya çıkmasına neden olan şey nedir? Etrafımızda bu yeni fiziğe bir ihtiyaç görmüyoruz. Ama görünüşe göre gezegenin merkezinde öyle koşullar var ki, bunlar yeni bir fiziğe girilmesini gerektiriyor.
C: Pencereler.
S: (L) Çok yoğun bir elektromanyetik alana maruz bırakılan birşeyin sıcaklığını ölçmek mümkün olsaydı, nasıl bir sıcaklık derecesi çıkardı? (A) Soru farklı. Önce dünyanın içinde neden amonyak kristal bulunduğunu sorduk. Yanıt bunun doğal bir süreç olduğuydu. Ama şimdi içeride bir pencere olduğunu öğreniyoruz.
İçeride bu pencerenin bulunma nedeni nedir? Sana göre içeride pencere bulunmasının nedeni, bir şekilde
çok güçlü elektromanyetik alanlar olması. İçerideki pencere standart fiziğin ötesine geçmemizin gerekliliğiyle mi ilişkili? İçeride çok güçlü elektromanyetik bir alan olmasıyla mı ilişkili?
C: Çift taraflı işlev.

-------------------------------------------------------------
Evet fizik kuralları üzerinde yeni yaklaşımlar lazım,

Bu arada yeni celse istekleri var ,buna bir nevi cevap gibi, doğallığın seyri,

------------------------------------------------------------------
S: (A) Önümüzdeki toplantılar için küçük bir tavsiye rica ediyorum. Bir takvim mi belirleyelim, yoksa her şeyi doğal seyrine mi bırakalım?
C: İkisi arasında bir şey olsa? Esas odak BH ilkelerine göre ağ çalışması yapmak olmalı.

--------------------------------------------------------------------

Yine fazla uzamadan kesiyorum..

sirera

#911
Sevgili Tgur uzun uzun yazdıklarım kendiliğinden silindi. Evdeki bilgisayar dahil tüm makinalar bozuldu. Keshe jeneratörü konusunda araştırma yapıyordum bakır tel alıp denemelere başlasam buraya da yazsam diye düşünüyordum artik baska bir zamana kaldi. Belki sizler konuyu arastirir
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#912
Belki sizler konuyu arastirirsuniz oldukça enterasan ve yeni fizik kuralları ortaya koymakta. Tgur, yazılarını okurken bazen herman hesse okuyorum gibi hissediyorum bunu daha önce de söylemek istemiştim. Ne harika bir lise öğretmeniymiş samanyolu galaksisinin alex noktası neymiş acaba bu helezonik evriliş ile mi kutup yıldızının değişimi açıklanıyor merak ettim..
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#913
Telefonda okumak, yazmak ve göndermek kolay olmuyor. Son olarak, Sonsuz gerçeklik içinde güneş kayaya der ki; durulan , dönüp duran güneşin ışıltılı hâli , sevginin senin yüzünde özgürce dolaşmasıdır.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#914
Sevgiler Sirera ,güneş kaya sevgi üçlemesi güzeldi,

Sanırım yazıyı hazırlarken bir saldırı olmuş o benim başıma çok gelir onun için yazdıklarımı sık sık kopyalarım ama senin bilgisayarın tümden gitmiş ,üzülecek bir şey yok algını karamasarlığa sokmayacak kadar usta birisin tahmin ederim, yazmak istedikleri akla gelir gelmese de önemi yok yaşamda dokunulacak çok konu var,

Vega burcunun apex noktası konusunda fazla bildiğim yok astronomide sınıfta kalırım bana helezoni döngülü ilerleyiş ilginç gelmişti,

Hess hakkında ve yazım şekli tavrı hakkında da bilgim yok ama internetten baktığımda bizim uğraştığımız konularda usta biri imiş,eğer ister ve kısaca kısaca özetlersen bilgi dağarcığına atmaktan zevk duyarım belki de başka bilgi kapıları açar,

Astronomi derken en yakın zamanda şunu öğrendim Fatih zamanında İstanbulda mevcut rasathaneyi bizimkiler yıkmışlar sebep,o sıralar veba salgını varmış salgına o rasathanedeki meleklerin bacaklarını gözetliyorlar o yüzden bu felaket başımıza geldi imiş..

Acaba bunu mizah sayfasına mı koysaydım .