Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 11 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

maskesiz

#915
Sevgili Sirera öncelikle geçmiş olsun,tekrar burda olmana sevindim. Benzer şeyleri bir çoğumuz yaşıyoruz. Herşeyin iyi ve güzel olmasını temenni ediyorum.
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bozadi

#916
sirera, bir hususu danışmak için forumda kayıtlı eposta adresine bir mesaj attım birkaç gün önce ama yanıt alamadım. Ulaşmamış olabilir veya gereksiz kutusuna düşmüş olabilir. Gerçi halen aynı adresi kullanıp kullanmadığını da bilmiyorum. Masajı görmediğini varsayarak, o eposta adresini kontrol etme şansın varsa etmeni ya da yeni bir adres kullanıyorsan, forumun üyelik başvuru adresine aktif olarak kullandığın bir eposta adresinden mesaj atmanı rica ediyorum.

sirera

#917
Maskesiz tesekkurler ,selam, nasılsın. Tgur bir arkadaşım bilgisayar verdi windows kurup ayarları yapıp gireceğim o zaman daha rahat olacak hesse anlatımı. Bisikletle pedallarken gözüme sinek çarptı tuz biberi oldu. Bozadi daha aktif mail adresi ile gönderdim.  Sevgi ve selamlarimla.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#918
ALGI İNŞA ETMEK

Algının ne olduğu konusuna yabancı değiliz ,bu husustaki inşaatımız sonucunda farkındalık, sabit kalacak betonarme bir bina gibi değil de Japon evleri gibi depremlerde zarar görmeyecek tarzda hafif malzemelerden veya temelleri hareketli  raylı binalardaki gibi sarsılamayacak şekilde olmasını istiyoruz ,

Zira insanlığın çektiği sıkıntıların baş sebebi bu algı işinde sabit yerlerde durmak ve terk etmeye pek yanaşmamak,oysa var dediğimiz her şey maddi manevi değişken çekim dalgalarının etkisi altındadır değişmez sağlam diye dayanırsanız sizi ummadığınız bir yerde yaya bırakabilir,

Bu hadise kadim dediğimiz çok eskilerden beri devam etmekte ve şu anki fiziğimizle anlatmaya çalışırsak sinoidal bir tavırdadır yani ana eksen artı ve eksi yönleri ile devamlı işlemdedir ,daha açık ifade ile çeşitli yollarla gelişmişlik ve kayıplar birbirini peşi sıra devam ettirmişlerdir mesela MU ve Atlantis zamanında teknoloji çok ileri iken zamanla kayıplar izlenmiş ve günümüzde o teknolojiye ulaşılmak istenen yeni bir hal içindeyiz ve işin ilginç yönü son çağlarda hızlı bir gelişme gösterilmekte,

Fizikteki bu fraksiyonu niye algıyla bağdaştırmaya çalışılıyor dersek olay aşırı fizikselliğin devrede olduğu bir ortamda gerçekleşmektedir ve biz onun içinde yaşam sürmekteyiz, K.lar sık sık siz evrenler yaratacaksınız derler ve biz bunu devamlı fiziksel oluşumlar olarak düşünürüz oysa yaratma hadisesinde somut madde dışı evrenler de mevzu bahistir ,uğraştığımız metafizik anlayışta manevi bazlı "algı evrenleri" de yer tutar,

Kısaca algı oluşumundaki bu manevi evren yaratma işi, farkındalık yolunda yürümeye karar vermiş kişilerde en dikkate değer bir konumda olmalıdır, mevcut yeni bilinç ortamında algımızı devamlı yeni şartlara göre inşa etmek mecburiyetindeyiz yoksa o mahut takılı kalma döngüsünde yani bağnazlık halkasında aynı dairede kalırız, ve bu sabit düşünüşle yaşam bizi zaman zaman stresli ızdıraplı bir kimse haline getirir ve korkular içinde adım atmaya mecalsiz bir hale gelebiliriz ,zira konuya yeni bir algı penceresinden bakamıyoruz, orada aşılmaz dağ gibi belirmiş bir takıntı yumağı var aşalım,

Akan suda damla olma hepsi ol
Durduramaz seni hiç bir engel hiç bir kol
Kaynaktaysan fark etmez zaten hepsi sensin
Boşalana dolarsın yoktur orada başka yol

---------------------------------------------------------

S: (L) Kasyopyalıların görünüşü nasıl?
C: Işık formunda.
S: (L) Işık formundan neyi kastediyorsunuz?
C: Hümanoit ışık formu.
S: (L) Atomsal anlamda bir fizikselliğiniz var mı?
C: Herşey algılayıcıya göre değişir.
S: (L) Yani kendinizi algılayıcının isteğine göre mi düzenliyorsunuz?
C: Hayır. Algılayıcının algı kapasitesini kastediyoruz.
S: (L) Bize görünebilir misiniz?
C: Hayır. Sizin yoğunluk seviyenizi çevreleyen titreşim frekansı örtüsü bunu engeller.
S: (L) Herhangi bir şekilde fizikselliğiniz oluyor mu?
C: Boyuta göre değişen ölçülerde.
------------------------------------------------------------------

Burada "yoğunluk seviyesini çevreleyen titreşim frekansı" üzerinde duralım ,

Mevcut dünyasal ortamımızda insanların farkındalık seviyesi ile oluşmuş bir takıntılı düşünüş yahut algı olarak da bunu niteleyebiliriz, o da  defalarca izah etmeye anlamaya çalıştığımız ve çalışacağımız (ki devam eden çalışmalarım var) "illüzyon" denilen şeydir özetle bu yoğunluk sınırı olarak gözüken aşılmaz bir dağ gibi durandır,

Ben algımı genişlettim ve metafizik benim yabancım değil derseniz de bu dağ aşılamıyor zira çoğunlukla aynı sazı çalmak lazım veya aynı melodiyi söylemek kısaca farkındalıkta aynı kapasite yükseliminde hep beraber çoklukla olmak lazım ,

Yine bu kısımda "Laura ve ekibine "siz bir kanal oluşturuyorsunuz sizi izleyenlere yol açıyorsunuz" dendiğinde oh ben onlardanım işte zira aynı şeyleri kabul eden bilinçteyim deseniz de iş orada bitmiyor şu düşünceye ve anlayışa baksanıza geriye çekilin ve bu mutluluk tablosuna bir bakın tam manası ile KH düşünce,

Gerçeği anlamayı sağlayan yoğunluk göçünden sonra gelinilen  5. yoğunlukta muhasebe yapıldığında buraya tekrar gelip yardım etmekten başka yol olmadığını anlayacağız, boşuna K.lar "siz istediniz biz de geldik" şeklinde bilgi vermeye çalışıyorlar ve o bulundukları 6. yoğunlukta "siz biziz "benzetmeleri yapıyorlar lütfen yukarıdaki dörtlüğümün son mısraını tekrar okuyunuz,

6. yoğunluk    her şeyin biz de olduğunun tam manası ile idrak edildiği yoğunluktur ama idrak kafi değil eylem lazım ve onlar da BH a uygun bir eylemde,alt yoğunlukta olanları yukarı çekmeye çalışıyorlar, birleşerek,

Biraz heyecanlı çıkışlarımdan mazur görün dilin ucuna gelenleri tutamıyorum,bir de insanı korkutucu irkilten gibi gelse de lütfen her seçimin size sadece size ait olduğunu kimsenin bunu değiştirmeye gücü yetmeyeceğini anlamanızı istiyorum, kendimi birdenbire cehennem azabı ile korkutan korkunç din alimleri gibi hissettim bunu terk etmeliyim,

Zira içimizde "bir daha buraya gelecek kadar bilinçsiz miyim" feryatları var,

------------------------------------------------------------------
S: (L) Peki doğru algı nedir? Dünya gezegeni ve üzerindeki insanlar, burada meydana gelen şeyler, bizim
normalde düşündüğümüzden daha mı önemli?
C: Dünya bir Birleşme noktası.
S: (L) Her zaman bir birleşme noktası mı buldu? Birleşme noktası olarak mı tasarlandı? Yoksa sadece bir
kereye mi mahsus?
C: Bir kerede çok fazla soru.
S: (L) Başlangıçtan itibaren bir birleşme noktası olarak mı tasarlanmıştı?
C: Doğal işlevi.
S: (L) Yani her zaman bir birleşme noktası mıydı? Burada böyle garip şeylerin olmasının nedeni bu mu?
C: Bunu yanıtlamak zor çünkü "zaman" hakkındaki anlayışınız yanlış.
S: (V) Bu tür buluşmalar diğer gezegenlerde başka gruplar tarafından da gerçekleştirildi mi hiç?
C: Gerçekleştirildi, gerçekleştiriliyor ve gerçekleştirilecek.
S: (L) Yani yapısı veya üzerindekiler farklı olabilecek olmakla birlikte birleşme noktaları olan başka gezegenler de var? (V) Bunlar paralel evrenlerde mi?
C: Uzaklaşıyorsunuz.
S: (L) Eğer bu birleşme noktaları bütün evrene dağılmışsa, bu boyut geçişi birleşmesi evrendeki bütün birleşme noktalarında aynı anda mı gerçekleşecek?
C: Hayır.
S: (L) O halde, zamanda herhangi belirli bir noktayı ele aldığımızda, belirli veya seçilmiş birleşme noktalarında meydana geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Peki boyut sınırlarının coğrafi noktalarla bir ilişkisi var mı?
C: Boyut sınırları dalgalar üzerinde ilerler.
S: (L) Peki bu dalgalar nereden geliyor?
C: Sürekli bir döngüdeler.
S: (L) Peki dünya mı ona doğru ilerliyor yoksa o mu dünyaya doğru geliyor?
C: İkisinden biri.
S: (F) Dünya üzerinde yaşayan varlıkların mevcut olmasının, bu buluşma veya birleşmeyle bir ilgisi var mı?
C: Evet. Çünkü gelişiminizde kritik bir kavşaktasınız

-------------------------------------------------------------

Biraz felaket kehaneti gibi gelse de "kritik bir kavşak" hadisesini başka bir algı ile yorumlamamız gerek, yaratma işinde bu dünyada bir çok varlık oluşumları kadim zamanlarda safha safha oluşmuş ve bir zaman üzerinde yaratılmış olan varlıklar yok olmuş başka varlıklar gelmiş devreye girmiş, olan biten her şeyin mozaik oluşumunda bir deney gibi olduğunu sanırım yavaş yavaş anladık ,buradaki yok edilmiş ifadesinde başka güçlerin başka yoğunluktaki teknolojilerin alt yoğunluğa etkileri olarak da düşünebiliriz, biz insan olarak 1 ve 2 yoğunluklardaki varlıkları gerektiğinde mesela bir salgın hastalıkta sığır vebası ,kuş gribinde toplu hayvan itlafları veya verimsizliğe başlayan toprağı üzerindeki bitkileri yok edip nadasa bırakma gibi faaliyetlerde bulunmuyor muyuz, bu benzetmeleri ele alalım ve geniş düşünelim ,

Bunu böyle nitelendirdiğim vakit kıymetli ve olanları yeni anlamaya çalışan bir dostum "yine işin içinde bir başka yerlerden idare eden var gibi konuşuyorsun" demekte ,monoteizmi vurguluyor ve ben de yaratma işinde insanların kendi esas DNA larına kavuştuğu vakit yani ölüme yakın son zamanlarındaki bazı kişilerin felçli yatalak vaziyette ise ayağa kalkıp rahatça hareket edebildiği veya hiç konuşamayan dilsiz birinin o anlarda dilinin çözülüp konuştuğu örneklerini de vererek nasıl bir kısıtlanmaya uğramış DNA ile burada olduğumuzu anlatmaya ve eğer 4. yoğunluğu hak edebilir de orada olursak yaratıcı benliğine kavuşmuş ve KH gurubunun sahip olduğu  teknoloji avantajları ile eşit durumda olacağımızı  anlatıyorum ve daha derinlere girerek konuyu detaylı anlatamıyorum zira henüz bilgileri inceleme işinde yeni,

İşte böyle bir farkındalıkta aşma noktasına gelen ve gelemeyen bilinç heterojenliği içinde yoğunluk döngüsü eşiğindeki dünya için kritik bir kavşağa gelinmiş denmekte,

Algıdaki takılı kalmanın  yani frekans farklılığındaki "zar"lar boyutlar gerçekliğinin henüz tam idrak edilemediği ve zaman diye bir göreceli bir hal içinde olan insanların esasta ne içinde olduğunu belirten alıntı,

---------------------------------------------------------------

S: (L) Ahhh. Benden daha kurnazlar. Geçen gece neredeyse kalp krizi geçirmeme neden olacak olan o ani vizyon doğru muydu? Göklerin açıldığını ve bir sürü varlığın bizim gerçekliğimize doluştuğunu gördüm.
C: Evet. Ama bu bir kehanet mi, yoksa mevcut gerçeklik mi?
S: (L) Aman tanrım! (F) Senin bunu yaşadığın gündü sanırım benim zihnimde de benzer bir algı oluştu. Herşey şu anda oluyor. Algılarımızın sınırlılığı nedeniyle bunu göremiyoruz. Biz birgün göklerin yırtılacağını ve kozmik bir olay olacağını bekliyoruz. Ama aslında perde zaten aralanmış durumda ve teker teker giriyorlar. Son grup da girdikten sonra birden tamamen açılacak. Biz bir gün UFO'ların dünyamızı işgal edeceklerini düşünüyoruz. Bunun şu anda zaten olduğunu algılayamıyoruz. Karla Turner bunu "Dünya'nın Sonu" olarak tanımlamıştı ve kendisi ve ailesi için gerçekten de öyleydi.

--------------------------------------------------------------------
Solid madde olarak beş duyumuzla algıladığımız evren denilen bu ortamda esasta bir dalga veya dalgalar kümesinin  şekillenmiş kümelenmiş hali  gibi olduğumuzu anlatan biraz derin incelenip anlaşılması gereken bölüm,

-------------------------------------------------------------

C: Işık, çekim, optik, atomik parçacıklar, madde, anti-madde... birleştir.
S: (RS) Bu listede herşey var... (J) Hepsinin ortak özelliği nedir? (RS) Ou! Hepsi evreni dolduran şeyin titreşimleri! Biz şeyleri algılıyoruz, herşeyi, hatta şeyler arasındaki boşlukları. Gerçek ise bunun zıddı.
Çünkü ışık bir dalga, tıpkı ses gibi. Eğer havayı çıkarırsan, ses yayılamaz. Işık da aynı şey. Işık bir dalgadır ve tüm evreni dolduran bir aracı olmadan yayılamaz. Yani bizim somut ve boş olarak algıladığımız şey doğru bir algı değil. Tüm evren, eter denen bu aracının titreşimiyle dolu. Bu aracı olmasaydı her yer karanlık olurdu. Yani ışık, bu aracının bir salınımı. Parçacık da bir salınım, yalnızca dalga yayılıyor ve salınım devam ediyor. Elimi buradan buraya hareket ettirdiğimde, salınımı hareket ettirmiş oldum. Boşluk sürekli salınıyor. Biz tamamen boşuz, ama boşluk dolu. Yani yanıt, hepsinin ortak tarafı, hepsinin, tüm evreni dolduran bu aracının salınımları olması ve sanırım bu hem üçüncü, hem de dördüncü seviye için geçerli. (L) Belki de bunları spektral anlamda söylediler. (RS) Olabilir...

----------------------------------------------------------

K. bilgilerinin neden özel olduğunu ve büyük bir istekle üzerinde neden durduğumuzu vurgulayan bölüm

İnsan bilincini çalıştıran ama var sayımlar ile kendi oluşturdukları cevaplara göre bilgi istenmeye çalışıldığında yani arzulu düşünce işin içine girdiğinde belirsizleşen (burada müphemleşen ifadesi daha yakışırdı ama bu sefer gençlerle diyalogda başka lisandan konuşur gibi oluyoruz) verilen cevaplarla ortamdaki bilinci fazla karıştırmayan durumun izahı ,

Ve izahın üzerinde olayı genişletirsek vahiy ve diğer kanal yolları ile gelenin olduğu gibi kabulü ve anlaşılması ve halka açılması için kişi yorumlarının devreye girmesi ile ve ortamı böylece boş ve müsait bulan KH nın bu yorum keşmekeşine karışıp yorum yapanların bilinçleri üzerinde oynayarak açılan hassas bilgilerin nasıl karma karışık hale getirildiğini izlemekte ve idrak içindeyiz,

Mesela bu konuları yeni başlayan dostlara KH tarafından bu karıştırmaların etkisi olarak asırlar boyunca verilen yorumlanan bilgilerin aynı konuyu değişik yorumlayan tarikatların mezheplerin ve bunların inanarak sürüklediği insanları ve zamanla bunların savaşlar halinde birbiri üzerinde hegemonya kurma istemeleri gereksiz insan ölümleri neticesi doğurduğunu söylediğimizde ve halen devam ettiğini belirttiğimizde inanmıyorlar CİA etkisi ,komünist etkisi .dolar milyarderlerinin etkisi demekteler ,pekala bunlar kimin elçileri ,

Bunun üzerine baştan başlayıp KH nın ne olduğu ve karakteri üzerinde durmaya başlamak zorunlu hale geliyor,

------------------------------------------------------------

S: (L) Bana öyle göründü ki, bilgi aldığımız yaklaşık ilk altı ayda bilgiler ve yanıtlar çok daha açıktı. Öyle görünüyor ki, soru sorduğumda soruyorum çünkü cevabın şekli ile ilgili bir beklenti içinde olmaksızın verilecek yanıtı gerçekten duymak istiyorum. Bu hayatımda yaptığım çok sayıdaki çalışmalardan şunu anlıyorum ki, yanıtları anlayabilecek durumda değildim ve susup dinlemeye hazırdım. Diğer insanlar soru sorduğunda, görünüşe göre çoğu zaman sadece kendi zihinlerinde zaten oluşturmuş oldukları yanıtları
doğrulamak için soruyorlar.
C: Bu senin bakış açınla doğru bir algı, fakat tanımladığın bu önyargı, çeşitli soru ve yanıt fırsatlarında üçüncü yoğunluktaki tüm herkesin o ya da bu seviyede suçlanabileceği birşey. Eğer yanıtları daha derinlemesine incelersen, daha az insanın mevcut olduğu celselerde bile bilgi dağıtımına yönelik açıkık veya istekliliğin derecelerinin değişkenlik gösterdiğini görürsün.
S: (L) Doğru. Önyargıların miktarını sürekli azaltmaya, bilgiyi duymaya istekliliği arttırmaya ve yanıtın ne olacağı ile ilgili önyargılı kavramları bırakmaya çalışacağım. İlk aşamalarda elbette gelen yanıt türlerini ve ölçütleri test ediyor ve inceliyordum ve sanırım ilginç bir şekilde,uyguladığım az ya da çok katı testetme sürecine rağmen,daha çok kişinin olduğu sonraki celselerle karşılaştırıldığında ilk celselerde daha iyi ve daha tam yanıtlar verildi.
C: Mümkün.
S: (L) Bunun sebebi ne olabilir?
C: Bunu önceki yanıtta tanımladık. Katılımcıların sayısı arttıkça, açıktır ki önyargı fırsatları da artmaktadır.

-----------------------------------------------------------------
Sonuçta yukarıdaki alıntı üzerinde biraz daha fikir yürütürsek dinleyenlerin bilinçleri ve var sayımları niye bu kadar önemli aldırış etmeden doğru bilgi düz olarak verilmez miydi dersek cevaben 

Bazı bilgilerin tam anlaşılması için biraz da insan var sayımları yani ortam bilinci de gerekli onlara 180 derece ters gelen bilgi anlaşılamayan bilgi olarak kalacak ,pilot olmayan biri bir boeing uçağının kokpitinde göstergelere aval aval bakan kişi gibi olacaklar ve bilginin kendisi ile hiç uğraşmayıp terk edecek başka taraflara ilgiyi saptıracaklardı, konuyu böylece karma bir mantıkla değerlendirmeli ve bilgi verilmeli, onlar da tahminen bu yolu izlemekteler, kimseye müdahale etmeden bilgi aktarmaya çalışmanın bütün zorluklarını bilen bir teknoloji veya davranış tarzı işin içinde,

Ayrıca "biz siziz" demekteler ve aynı ortama oturmaktalar ,yoksa ayrılık durumu devam edecekti ,

Bütün bunları BH nın deneysel bilgi aktarma davranışları olarak da kabul edebiliriz ,kitaplar, peygamberler medyumlar veya direkt kanallamalar oujo tablası ve en son Laura yakında gösterecek , "yazma kanalı sistemi" otomatik yazma değil,

------------------------------------------------------------------
Algı inşaatının bilgiye ulaşmak ve onu kontrol edip iman haline getirmekle ilgili olduğunu perçinleyen ve "derslerle karşılaşma" şeklinde yaşam şeklimizdeki  ana maksadını açıklayan bölüm, muhatap Laura değil başka bir birey,

-------------------------------------------------------------------
C: Tüm dualar 6'ıncı yoğunluğa gidiyor.
S: (P) Diyelim ki lösemiden ölmekte olan küçük bir çocuğum var. Ve ben de tüm varlığımla dua ediyorum ama çocuk yine de ölüyor. Bunu anlamıyorum. Bu nasıl açıklanabilir?
C: Yanlış. Eğer çocuk ölürse, bu senin ders profilindir.
S: (P) Şu andaki durumumda hayatımda devam eden şeyle ilgili ders profilimde neden ilerleme yok?
C: İlerleme var, ders devam ediyor.
S: (P) Biliyorum ders devam ediyor ama...   
C: O halde?
S: (P) Ne düşündüğümü duyabiliyor musunuz?
C: Evet.
S: (P) Peki o halde neden sormam gerekiyor?
C: Çünkü özgür iradeye asla müdahale etmeyiz.
S: (P) Eğer dua etmeye devam edersem, herşey daha iyi hale gelmeye devam eder mi?
C: Herşey niyet edilen yörüngesinde devam edecek.
S: (P) Hayatımın önceden belirlenmiş olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Hayır. Dua etmeye devam etmen hiçbir şekilde derslerinin ortadan kalkmasına veya ertelenmesine neden olmaz. Bunun üzerinde düşün.
S: (P) Yani şu andaki durum devam edecek, sona ermeyecek.
C: Hayır, cevapla ilgili kavrayışını arttırmaya çalışmanı kastettik.
S: (P) Anlamıyorum. (L) Sanırım şu çok açık ki, deneyimlemekte olduğun şeyler derslerin bir parçası.
C: Neyse o... yani; que sera sera.
S: (P) Ama bu yine herşeyin önceden belirlenmesine gelmiyor mu?
C: Hayır, dersler.
S: (P) Kaç lanet ders almak gerekiyor?
C: Kaç "lanet" derse ihtiyacın varsa! 

------------------------------------------------------------------
Yakın zamanda en son gelen celselerden birini tekrar incelerken dinler konusu üzerinde bir kısım arkadaşların mükemmel açıklama yorum ve aktarımlarıyla tekrar buluştum genelde benim de bu dinler ve monoteizmin KH nın bir numaralı dezenformasyon faaliyetinin Atlantis ile ilgili nasıl başlangıç yaptığına dair bir  yorumum mevcut ,arada o da var ,

Neticede bu işler böyle değil işin içinde başka şeyler var şeklinde sorgulayan ve araştırmalarını islamda Tasavvuf  şeklinde öğretileri saflaştırmaya çalıp bir çok eser çıkaran kişilerin uğraşıları olarak ve genelde "sufi öğretileri" şeklinde adlanan kısımla ilgili bölüm ve K.ların dikkat çeken ikazları,

--------------------------------------------------------------------
C: Seni kastediyoruz Laura, araştırmanın bir parçası olarak değişken çekim dalgaları hakkında düşüncelerini derinleştir. 
S: (L) Tamam. Sufiler hakkında birkaç soru daha sormamda bir sakınca var mı?     
C: Kendi patikandan uzaklaşmak istemediğin sürece yok.
S: (L) Bu şu anda ilerlediğimiz yoldan uzaklaşmaya mı neden olur?
C: Sufi öğretilerini İncil ve benzer kaynaklarla karşılaştırma yapabilecek kadar ezberlemediğin sürece olmaz.
S: (L) Tamam. Sufi öğretilerinde önemli şeyler var. Ama ilerlediğimiz patikada bir değişiklik yapmamıza gerek yok. Sanırım onların Kuran'la olan ilişkileri, bazı mistiklerin İncil'le olan ilişkileri gibi. Önemli şeyler içeriyor ama aynı zamanda çarpıtılmış yanları var. Sufi öğretilerinden perdenin aşılabildiğini anladım ve bu bana ilerlemek için güç verdi.
C: Değişken çekim dalgaları kuantum fiziğinin henüz bilinmeyen sırlarının kilidini açarak kristal berraklığında bir resim ortaya koyuyor.

----------------------------------------------------------------

Tarihçilerin dünya tarihi diye tanımlamaya çalıştığımız ve olanları araştıranların bu KH zamanda ileri geri hareketleri ile işlenmiş olaylar üzerinde nasıl oynadıklarını biz aşağı yukarı anlamaya başladık ve hatta buna ilaveten tarihçi olarak belirtilmiş kişilerin tarihsel olayları kaydederken  insan zaaflarının da devrede olduğunu evvelki yorumlarımdan birinde belirtmiştim,

Bunu olanları bilmeyen veya inanmayan kişilerin bu karışmış bulgularla yapacakları yeni tarihsel araştırmaların beyhude olduğu bir gerçektir yakın bir dostumun bu hususta çok detaylı araştırmalarla bir kitap dahi hazırladığını biliyorum ve ona evrensel gerçekleri anlatırken bu ikazı da yaptım tabii fazla dayatmacı olmadan ,sonuçta seçim onun hür ferdi iradesindedir ama bu çok kıymetli ve bilgili dostum bana Atatürkün bir söyleşisinden bahsetti ,

"Tarihçiler tarihi yaşadıkları gibi aynen hiç bir şey katmadan yazsalardı dünyanın durumu böyle olmazdı"

Dondum kaldım, bizim keşfetmeye çalıştığımızı o dahi  evvelce bilmekte imiş,

Aşağıda evvelce de belirttiğimiz "niçin bunlar niçin" sorusuna cevap vermeye çalışan  ,algıların nasıl dizayn edileceği veya edilemeyeceğini belirten bölüm,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. Zaten diğer bir konuya geçmek istiyordum. 3'üncü yoğunluk realitesinde zamanın bir ilüzyon olduğunu, zamanın 3'üncü yoğunluk ilüzyonu olduğunu ve bunun DNA'mıza işlenmiş birşey olduğunu, zaman algımızdaki sorunun bununla ilgili olduğunu söylediniz. Ama bir şekilde bu ilüzyon bir yöntem veya faaliyetle bir noktada somut gerçekliğe dönüşüyor. Bu dönüşüm noktasının ne olduğunu ve bunun nasıl olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Alakasız. Dönüştüğünü kim söyledi?
S: (L) Sonuçta somut bir gerçeklik algılıyoruz! Çarptığın zaman canını acıtan ŞEYLER var!
C: Bu algı da ilüzyonun bir parçası.
S: (L) Ama sonuçta MUTLAK ilüzyon değil. Bu ilüzyonun diğer parçaları neler? Eğer bir algı varsa, orada
algılanan birşey vardır, öyle değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki algıladığımız şey nedir?
C: Algılamaya programlandığınız şey.
S: (L) Bu algı, kendimizin dışında olarak algıladığımız bu şeyler, bunların bir gerçekliği yok mu neticede?
Onları kendimize göre algılıyor olsak bile onların bir formu yok mu?
C: Elbette var, ama bunun "zamanla" ne ilgisi var?
S: (L) Oraya geliyorum! "Dışarıda" bir dünya algılıyoruz. Ağaçlar, arabalar, evler, tuğlalar, tahtalar, binalar,
insanlar, köpekler, vs, vs.
C: Arka bahçe barbekülerini unuttun!
S: [Gülüşme] (L) Çok komik! Dışarıda birşeyler algılıyoruz. Bunların yapısı nedir?
C: Madde.
S: (L) Madde neyden oluşuyor?
C: Atomik yapı.
S: (L) Atomlar neyden oluşuyor?   
C: Düşünceler.
S: (L) Kimin düşünceleri?
C: Sizin.
S: (L) Herşey mi?
C: Herşey.
S: (L) Algıladığım herşey düşüncelerimden mi oluşuyor? V---'nin algıladığı herşey onun düşünceleri mi?
C: Evet.
S: (L) Onun düşünceleriyle benim düşüncelerim arasındaki fark nedir?
C: Sizi bağlayan şey de bu işte. Bu yalnızca bir program.
S: (L) Ayrı bireyler olduğumuzu düşündüren şey yalnızca bir program mı?
C: Onu kastetmedik.
S: (L) Neyi kastettiniz? Bizi bir arada tutan şey nedir? Program nereden geliyor?
C: Programlarınız nereden geliyor?
S: (L) 7'nci yoğunluktan mı? Kendimizden mi? Kertişlerden mi?
C: Bilgisayarlarınızdaki programları soruyoruz.
S: (L) Benim bilgisayarım mı? Farklı yerlerden. Alıyorum ve bilgisayara yüklüyorum. Programlar "düşünce
merkezleri" olarak mı mevcut ve yaptığımız şey bunları kendimize yüklemek mi?
C: Neden unuttun? 309.000...
S: (L) Ou. 4'ncü yoğunluk KH'nin yönetimine girmeyi kastediyorsunuz. Ama anlamaya çalıştığım şey şu; sonuçta DNA'mız var. Eğer ortada bir DNA olmasaydı DNA'nın yeniden programlanmasından bahsedilemezdi. Eğer programlanabilecek birşey olmasaydı. İçinde bulunduğumuz bu gerçekliğin yapısı nedir?
C: Yeni cevapladın.
S: (L) Anlamadım.
C: Olmayan birşeye birşey yükleyemezsin.
S: (L) Güzel! Peki o ilk olarak olan şey nedir?
C: Önceki DNA yapınız.
S: (L) Önceki DNA yapısı nereden geldi?
C: Önceki program.
S: (L) O program nereden geldi?
C: Verilen bilgileri gözden geçir.
S: (L) Bir keresinde fiziksel bedenlerin molekülerize olması için süpernova olmaya hazır bir yıldızı olan bir gezegende olmak gerektiğini söylemiştiniz. Bilmek istediğim şey şu; düşüncenin madde olarak ortaya çıkma süreci nedir?
C: Bu bağlantı yöntemi için fazla karmaşık. Başka bir yönteme ihtiyacın var. Daha fazla kelime kullanımına izin veren birşey.
S: (L) Sadece bir ipucu verin: Düşünce nasıl madde oluyor?
C: İki taraflı.
S: (L) "İki taraflı" derken?   
C: İkili ortaya çıkış.
S: (L) Ne ve ne olarak ortaya çıkış?
C: "Ne ve ne olarak ortaya çıkış" değil, daha çok "neyden neye."
S: (L) Neyden ne çıkıyor?
C: Başlangıç sondan ortaya çıkıyor ve tersi.
S: (L) Peki başlangıç nedir, son nedir?
C: Bir ile birleşme.
S: (L) Bir nedir?
C: 7'nci yoğunluk, yani olan ve olmayan herşey.
---------------------------------------------------------------

Algılama işinin ne kadar çetrefil ve kısıtlı DNA'a  sahip zihni melekelerimizle çözülmesi zor olduğunu belirten, anlaşılması için farkındalık halimizin nasıl olduğu ile kendi kendimizi sorguladığımız bölüm,

--------------------------------------------------------------

C: Farkındalık gerçekliği birleştiren bağ.
S: (L) Hissettiğim sıcaklığın "liflerin gelişimi" veya yeni gerçekliğin sızıntısı olduğunu söylemiştiniz. Bu aşamalı olarak gerçekleşen birşey mi? (T) Dalganın yaklaşmasıyla ilgili... (L) Bunu tam olarak nasıl soracağımı bilmiyorum...
C: Çünkü cevapları nasıl anlayacağını pek bilmiyorsun...
S: (L) Çekimin tüm gerçekliğin bağlayıcısı olduğunu söylemiştiniz.
C: Evet.
S: (L) Şimdi algının bağlayıcılığını söylüyorsunuz.
C: Evet. Şimdi çekimin nasıl tüm gerçekliğin bağlayıcısı olduğunu zihninde canlandırmaya çalış!!!
S: (L) Eğer çekim bağlayıcıysa, çekim bilinç mi?
C: Pek sayılmaz. 4'üncü yoğunluktan 7'nci yoğunluğa kadarki yoğunluklarda "sağ" ve "sol"un mevcut olmadığını biliyor muydunuz? Eğer bunu tam olarak zihninizde canlandırabilirseniz, sorduğunuz tüm
soruların yanıtlarını da anlayabilirsiniz. Eğer bunu zihninizde canlandıramıyorsanız, iyisi mi bu soruları şimdilik bir kenara bırakın. Çünkü ancak "daha sonra" üzerinde düşünüp gözden geçirdiğinizde etkili bir öğrenme olabilecek.

-----------------------------------------------------------------

Bu kısıtlı DNA mızdaki mevcut programlarla veya programsızlıkla yön duygusunun olmadığı bir hali düşünmek ve yerli yerine oturtmak mümkün değil gibi gözükse de bu işin yani bu yetersizliğin bir başka ispat kapısını açmış olduğunu hissediyorum, olayda gelişmekle yani bilmekle bilginin verdiği genişlikle algı durumunun daima ileriye doğru yönelttiren özelliği ortaya çıkıyor,her şeyden evvel sabit olmanın takılı kalmanın var oluş genel karakterinde olmadığını gösteriyor,

Bir üçgen düşünelim tepede bilgi olsun ,şimdi üçgeni çizip izah daha kolay olur dersek de biraz itici oluyor zira okul sıralarında matematik geometri çoğumuzu oldukça fazla zorlamıştı ama matematik gerektiğinde evrensel bilgileri de kesin açıcı bir yol gösteriyor , onun için sadece tarif edeceğim,

Bu üçgenin alt köşelerinde "illüzyon" ve "bilinç" var ve bu üçgenin genel tanımı "inşa edilen algı",algı inşaatında her üçünün etkileri var ve bu etkilerde değişkenlik yaratan tepedeki bilginin diğer kutuplara etki etmesi ,bilginin tümüne birden bire kavuşmak zaten 7. yoğunlukta olmak demek ,halbuki biz onun dağılmış bir unsuruyuz ve ona ulaşmaya çalışıyoruz ,

Burada kritik izah edilmesi hatırlatılması gereken bir hal var, parçasıyız dağılmışız dersek yanılıyoruz o zaman bir bütünden kopmuş ve bütünün kabiliyet ve kapasitesini kaybetmiş yap bozun dağılmış parçaları gibi değil ,birleştiğinde genel manzarayı ortaya koyan bir yap boz parçaları dşünmeyelim, her bir parça onun bütün kabiliyetlerini içinde tutuyor, özel bir nitelik ,ulaşım kendi içinde olan kapanmış kapıları bilgi ile açarak sağlanıyor ,bu hususta çok şey söylendi  fazla da uzatmamak lazım zaten siz dostlar buna vakıfsınız,

Bu üçgendeki bilgi değişkenliği illüzyonu yaratan bilinci devreye sokuyor ,işte KH faaliyetleri tepede bilgi dediğimiz üzerinde oynayarak onu sabit hale getirmekle ilgili, ,monoteizm ,dinler, biat etme mecburiyeti kıyamet kehanetleriyle beslenmiş korku verme dayanakları ile bu üçgenin genel algı karakterini insanları yankı odalarından çıkamayacak bir durumda tutmakta ,tepedeki bu sabitlik ancak kişinin merak ve sorgulama motorunu çalıştırması ile  bozuluyor ve ona bağlı olarak bilinç illüzyonları değiştirerek yeni algılar inşası ile yolculuğuna devam etme fırsatı buluyor,

Kısacası  bu durumda inşa edilmiş algı bir katalizör olarak bahsettiğim üçgendeki kavram kriterlerinde iş görüyor ve sonuçta derslerin tanınmasına yani gerçekliğin ki bu da eş zamanlılık oluyor ortaya çıkmasına yardımcı  ,bakalım,

------------------------------------------------------------

S: (L) Doğru kavram nedir?
C: Ancak algı öğrenmek için bir katalizör olduğu zaman tüm olaylar eşzamanlıdır.
S: (TH) Bu bağlamda eşzamanlı ne anlama geliyor?
C: Ancak ders tamamlandığında keşfedilir.
S: (TH) Tüm olayların zamanın dışında mevcut olduğunu ama bizim onları sıralı olarak algılamakta
olduğumuzu mu kastediyorlar?
C: Yakın Tom.
----------------------------------------------------------

Yukarıdaki izaha tekrar dikkatle bakarsak algı bir katalizör yani oluşun genelinde etkili bir reaksiyona girip her hangi bir kutupta sabitlenip kalmıyor ,değişken özelliği ile gerçeğe bakanların önlerini aydınlatıyor,

Empati yoluyla algıyı imşa etme işinde bazı hassas noktalar var malüm empati vicdanlı bir bireyin en yakınından ilgi duyduğu dost ve diğer kimseler ve daha genişçe tüm dünya insanları için devreye koyduğu genel bir davranış ,bu husus ruhsalda ilerlemeyi kendine yol yapmışın vaz geçemeyeceği bir şey,

Empatiye bağlı algı oluşturma işi kişinin davranışlarını oldukça sınırlayan ve insani hasletleri harekete geçiren velhasıl davranışlarında dokuz düşün bir yap sistemini kullanması icap eden hal,

Herhangi bir inanç ve ulvi düşünce için yola çıkan ve bu yolda insana davranışlarında eski dilde "takiye" denilen ve bazılarınca yanlış uygulanan ,ulvi sanılan hedefe ulaşmak için her yolu dene şeklinde ve doğaya hayvana insana zarar vermeyi mesela hasbel kader kazanılan  idareci makamlarında halkı soymayı da bu işin içinde normal gören hırsızlık yolsuzluk gibi ahlaksızlık iskeleti ile kurulmuş algıdan bahsetmiyoruz bunun örneği içinde ülkece yaşadığımızdan bu konuya dokunmadan edemiyoruz

Monoteist ve din dayatmalarında 6 yoğunluk seslerini aktaranların yaptıkları işin bir kanal hadisesi olduğunun farkına varamadıkları ve yaptıkları işin  monoteist anlayıştaki biatın dışında düşünemediklerinden kanalın negatif ve pozitife açık olması yüzünden ve negatif karıştırmaların farkına varamadıklarından insanlara yanlış olumsuz yolları doğal sanarak  vermeye çalışmışlar ve KH nın zamansal gidiş gelişleri ile de karıştırma faaliyetlerini de içine alan yorumlamalar ile de insanların bilinçlerini allak bullak ettiğinden empati yolu ile diğer insanlara davranışı oluşturacak algı oluşturma şu anda oldukça zor bir yolu bizlere gösteriyor onun için şahsen yaşadığım ortamdaki kurmaya çalıştığım algı izleri ve buna bağlı davranış sahneye çıkan bir aktörün "rol" yapması şeklinde oluyor,

Yaşanan hayattan kendinizi koparamazsınız ,hem bu konuda hem de K.ların bilgi vermede nasıl bir usul devreye koyduklarını anlatan alıntılar,

İkinci alıntı, K. bilgi verme sisteminin nasıl değişik bir yol olduğunu bunu alıp işleyenlerin samimi bir şekilde hangi aşamalarla bu işi kotardıklarını anlatan gerçekten özet bir beyin fıtrtınası ve çalışmasının ortaya dökülmesi yönünden bence önemli,

Kişilerin bilgi yolunda yaptıkları objektif çalışma, "al bilgiyi  şu kehanetleri de gör ve biat et başka şey düşünme ben doğruyum iman et" dayatmasının tamamen ötesinde ve insanın kendini bilerek tanrısal gücünü mevcut açılıma göre devreye alması yönünden değerli,

-----------------------------------------------------------------
S: (L) Sanırım ilk açmak istediğim konu şu: Birkaç gün önce Chu ile konuştuğumuz bir konu. Ona Beau ile yaptığım kısa bir konuşmadan bahsetmiştim ve herşeyin ne kadar korkunç göründüğünden bahsettik. Dünyada şu an meydana gelen deliliğin ve gerçeği inkar edişin bizi neden bu kadar üzdüğünü merak ediyorduk. Neden biz de herkes gibi emekli maaşımızı alıp kendi işimize bakamıyoruz? Neden olanlara gözümüzü yumup keyfimize bakamıyoruz?   
(Artemis) Yüksek empati.
C: Yüksek empatinin yanında, yalanlar bireyselleşmiş  ruhu genellikle küçültüyor. 
S: (L) Yani sağıyla-soluyla  gerçekliğe çok dikkat etmek gerekiyor. Gerçekle ilgilenmezsen, kabul etmezsen, ona göre hareket etmezsen geçmişteki bir hayal oluyorsun. Ve geçmişteki bir hayal olduğunda, bu yok olman anlamına mı geliyor?   
C: Pek çokları için evet. 
S: (Artemis) Yüksek empati sahibi olduğunda, sorumluluk  duygun da daha yüksek oluyor. 

--------------------------------------------------------------------
C. (..bir kısım konu dışında olduğundan atlandı) Şimdi, buradakilerden herhangi biri, Ark ve Laura ile doğrudan etkileşimin bir sonucu olarak bilgilerinde meydana gelen ilerlemelerin farkında mı?
S: (Joe) Evet... (Allen) Elbette...
C: Bunları sıralayabilir misiniz lütfen?
S: (Herkes soran yüzlerle birbirine bakıyor.)
C: Bu sorunun ciddi bir amacı var!
S: (L) Demek hiçbir faydası yokmuş, o halde çadırımızı toplayıp eve dönebiliriz! (Allen) "Bunları sıralayın lütfen" diyorlar. Spesifik bir şekilde. (Joe) Bu, altı yıllık bir etkileşim ve deneyimlerin sonucu olan birşey...Bunları hiç bir liste halinde sıralamayı düşünmemiştim, ama elbette ki bunun üzerinde düşünebilirim.(PL)Bana göre bu ayırt etme ile ilgili birşey. Yerinde öğrenme, yeni bir durumla karşılaşma, onu öğrenme, ağ çalışması yapma, her bakış açısını tartışma, veri toplama, karar verme süreci ki bu sabit bir formüle göre olmuyor... mesele sadece karar vermek değil, aceleye getirilmemesi gerekiyor, tartışılıp olgunlaştırılması gerekiyor... ve değişikliğe de açık olması gerekiyor. Biz de değişebiliyoruz. (L) Ve fikrini değiştirebiliyorsun.
(Joe) Kesinlikle. Olaylara yaklaşımda herşeye açık olmak gerekiyor... denemek gerekiyor ve kendini herşeye açtığında, her birini denemen gerekiyor. Gerçek potansiyel gerçeklikmiş gibi bir denemek...
Böylece aralarından en iyisini elde etme şansını arttırıyorsun veya birşey kendini belli ediyor. Bu aslında korkutucu birşey, çünkü çoğu insan sadece kesin yanıtlar istiyor. (L) Somut ve hızlı, siyah-beyaz yanıtlar istiyorlar. (Joe) Bunu kontrol etmek, bilmek istiyorlar... Asıl önemli olan sınırsız olasılıklara açık olmak.
(PL) Sizden öğrenmekte olduğum ama henüz tam olarak öğrenemediğim diğer bir öğreti de, şimdiye kadar sevgi ve şefkat diye öğrendiğimiz şeyi bırakmak. Kastettiğim şey, sahte sevginin ötesine geçmek...
Acıma örneğinde olduğu gibi tüm o sahte sevgi biçimlerini bırakmak ve gerçekte sevginin ne olduğunu öğrenmeye çalışmak.(C-)Benim buna ekleyeceğim şey,sürekli olarak kendinize vediğerlerine sabrı öğretiyor olmanız. Gerçek empati... Ve empoze etmekten ziyade örnekleyerek öğretiş. İnsanların hatalar yapmasına ve bu hatalardan birşeyler öğrenmelerine izin vermek ve hata yaptığımızda kendimize karşı daha affedici olmak. Verdiğiniz aynalar çok, çok verici. Yaptığınız küçük yorumlarda bile her zaman bir ders var. (Joe) İnsanların kendi hatalarını yapmalarına ve çıldırmadan derslerini öğrenmelerine müsaade etmek. Birşeye duygusal bir bağımlılığı olan insanların, o şeyi kontrol etmeye çalışmadan,deneyimlemeleri gerekeni deneyimlemelerine müsaade etmek... (Scottie) Ark örneğin bana disiplinle ilgili bu kitabı okumamı söyledi veya Laura bana birşey söylüyor, ve elbette bazen bunu yapıyorum, bazen de yapmıyorum. Bir "efendi" durumunda ise, efendi "Bunu yap" der... Öğrendiğim onca şeyi listleyebilirim elbette, ama... Laura'yla oturduğumda bana anlattığı pek çok şey oldu. Neyi kastediyorum...
Bilmiyorum... Ark'la beraberken gördüğün 50 milyon şeyi nasıl listeleyebilirsin, bilmiyorum... (G---) Benim aklımdaki şeylerden biri, sanal bir ağda açıklanması hiç kolay olmayan pek çok şeyin, burada kendi aramızda, etkileşimimizdeki canlı ağda öğreniliş biçimi... ve sanırım şimdi yapılması gereken şey, bu dinamikleri sanal ağda öğretme yeteneğimizi ortaya koymak.
-----------------------------------------------------------

Sanırım fazla uzatmadan algı hakkındaki bilgi ve yorumlar için bu kadarı şimdilik kafidir.


Tgur

#919
Hem algı konusunda yazdıklarımda olmuş imla hatalarını düzeltim hem de başka bir kanaldan şu aktaracağım kısma ilavem var,

S: (L) Neyden ne çıkıyor?
C: Başlangıç sondan ortaya çıkıyor ve tersi.
S: (L) Peki başlangıç nedir, son nedir?
C: Bir ile birleşme.
S: (L) Bir nedir?
C: 7'nci yoğunluk, yani olan ve olmayan her şey.

İlave edeceğim kısım,

"Sebebi yaratan sebep neticeden çıkar"

Sıfır zaman algısını şu lineer bilincimize oturtmaya çalışmaktan başka çare yok gibi gözüküyor..


Tgur

#920
KORKUNUN ANATOMİSİ

Korkunun hayvansal bir içgüdü halinde insanca yaşama taşınan ve üzerinde mücadele yürüttüğümüz bir fenomen halinde olduğunu biliyoruz bedensel fizyolojik yaşamda ise ağrı ateş gibi bedenin zarar göreceği endişesinde bir alarm düzeyi halinde faaliyet gösterdiğini ve kişiyi uyarıp tehlikelerden koruduğunun da bilincindeyiz ,

Süregelen insansal yaşamda toplumun yarattığı muhtelif illüzyonların bazılarında fobi denen anormal korku takıntıları doğurduğunu ve bir çok kişinin bu fobiler yüzünden hayatını zehir ettiğini ve panik atak nöbetleri denen hastalıkla boğuştuğu da gerçektir bu fobilerin nörolojik alemde 400 kadar olduğu tesbit edilmiş ve nörologlar bazen "fıstık ezmesi yediğimde damağıma yapışır mı" gibi saçma halleri de içine alan hastalıkları düzeltmek için özel ilaçlar ve muhtelif tedavi teknikleri kullanmaktalar,

Bizim korku olarak ele alacağımız konu bu fobilerin dışında insan yaşam süregelliğini bilinç yönünden meşgul eden yönünü  alt etmekle ilgili, sözün gelişinde bilginin korkuyu yenebilecek en önemli bir silah halinde olduğunu hatıra getirmek meseleyi daha sağlam bir zemin üzerinde incelememizi doğurmaktadır,

Kişinin korkusunu tetikleyen en önemli faktör bilmediği ile karşılaşma endişesindendir ,karanlık bir korku kaynağıdır ama bilmek yani ışığı devreye sokmak her şeyi bitirir ortam aydınlanır,

Korku toplum düzenini korumak için kullanılmakta ve bunu temin eden polis asker gibi elemanların teessüsü ve onların konulan kanun çerçevesinde iş görmesini heterojen bir bilinç yapısında olan toplum desteklemekte ve kendini böylece korunmuş bir ortamda olduğunu hissetmektedir ,haklılardır, çok yakın zamanda bir o.p. nin durup dururken genç bir kızımızı öldürmesini dehşetle izliyoruz ve toplum bunu yapan psikopatinin neden olduğu üzerinde çeşitli sebepler aramakta ama biz bu tip davranışın o.p.lerin karakteri üzerinde bilgi sahibi olduğumuzdan hadiseyi bir yere oturtuyoruz ama tabiiki elde olmayan bir hal olduğundan bir şey yapamıyoruz bu bilgiyi topluma anlatsanız hiç bir işe yaramayacağının da idrakindeyiz, hatta daha dehşete düşürür ve toplumu şoka sokar diyoruz, ama ,şu alıntıya bir bakalım,

-----------------------------------------------------------
S: Bu kanallama yaşamlarımızda ve yaşam biçimimizde değişikliklere neden olacak şekilde etki edecek mi?
C: Evet.
S: Kendimizi buna adarsak, bu bir şekilde korunacağımız ve yardım alacağımız anlamına gelir mi?
C: Yakın.
S: İlk celsede S--- ile çalışırken çocukların organlarının çıkarılması ve benzer korkutucu şeylerle ilgili bilgiler almıştık. O bilginin kaynağı neydi? O bilgi sizden mi geldi?
C: Evet. Şok için üzgünüz ama kanalın genişletilmesi için gerekli.

---------------------------------------------------------------

Evet, şok bir bilgi ,yani korkuyu K.lar da kullanmışlar ve "kanalın genişletilmesi için gerekli "ifadesi var Bu durumda kanal nasıl genişler acaba bu başlangıç celselerinde Frankın olması ve onun karıştırması ile mi ilgili gibi sorular geliyor aklımıza onu bilemiyoruz ama kısıtlı bilincimizle ruhsal gelişmeye karar vermiş bir bireyin bazı şeylerden yılıp vaz geçmesi onun ileride karşılaşabileceği engelleri aşamayacak kadar manevi zayıflıkta olmasını ortaya çıkarıyor  konusunda bir izah olarak yorumluyoruz,

Yani yılmayıp bilgilenmeye devam bu durumda korkusunu yenebilmeyi başarmış bireylerin ruhen yükselmesine yardım eder, kanal bu tip korkuyu yenmişlerle, arkasındaki gerçekliğin ne olduğu üzerine arayışlarla genişler,
---------------------------------------------------------

S:(L) Anunaki'ler kimdi?
C: Uzaylılar.
S:(L) Nereden geliyorlardı?
C: Zeta Retikuli.
S:(L) Komet kümesi Dünya'ya her yaklaştığında oluşan korku, kaos vs.'nin yarattığı ruh enerjisini emmek için mi geliyorlar?
C: Evet
S:(L) İki olay bağlantılı mı?
C: Evet.
S:(L) Şimdi burada olmalarının sebebi bu mu?
C: Yakın.

--------------------------------------------------------------
Korkunun üzerinde masumane doneler üzerinde dururken ve bu şok halleri açıklamak korkutucu geliyorsa da ,insan toplumunun korku ve müeyideler ile silahlanmış toplum düzeni sağlama işlerini doğal karşılaması yanında bu durumu motive eden ve korkudan beslenen KH gurubunun mevcudiyeti işi başka yönlere doğru kaydırıyor ,ilk okuyan ve başlayanlar için kim bu KH ler korkuyu nasıl besin olarak kullanıyorlar şeklindeki sorgulara de cevap bulmamız lazım derken "kanalın genişlemesi için şok lazım" diyen K.lara hak vermek geliyor evet konulara tam girip telaşa girmeden bu sitede anlatılanları özellikle kanal bilgilerini bahsettiğimiz PLE-RA-KAS. düzeninde okuyup farkındalıkta yola devam ederlerse gerekli cevabı bulacaklardır,

Yine eski dostlar mazur görsün bu tekrarlamalarımıza sebep çok yakın yeni dostlarımdan bir kısmı merak edip bizim yazdıklarımızı da okuyorlar ve hatta birisi sadece senin yorumlarını okuyorum diğer aradaki alıntıları atlıyorum zira bana  karışık ve bazen korkutucu geliyor gibi serzenişlerde de bulunuyorlar ben de benim basit yorumlarımdan çok o alıntılar veya verdiğimiz düzende devam edersen daha iyi olur falan demekteyim ama her işin sonunda kendi seçiminin önemli konusunu da belirtmekte ihmal etmiyorum,

--------------------------------------------------------------

S: (L) 144.000 kişi, bizim deyişimizle iyi adamlar mı, yoksa kötü adamlar mı?
C: Her ikisi. Üst seviye bilgisi olanlar.
S: (L) Bunlar insan mı?
C: Evet.
S: (L) Yani dünya üzerinde üst seviye bilgisi olan 144.000 kişi olacak, öyle mi?
C: Yaklaşık olarak.
S: (L) Peki bu 144,000 kişi arasında biz de var mıyız? Sadece merak ettim.
C: Belki.
S: (L) "Onların dudaklarında hiçbir yalan bulunamaz çünkü onlar masum, lekesiz, kusursuzdurlar. Ve sonra gökyüzünde ebedi kutsal kitapla uçan başka bir melek gördüm. Dünya'daki insanlara, her ırka, her kabileye ve halka güçlü bir sesle şunu söylüyordu: Tanrı'ya saygı gösterin, onu onurlandırın çünkü yargı saati geldi, onun önünde yere kapanın, hürmet gösterin. Dünyayı, cenneti, denizi ve su kaynaklarını yaratan Tanrı'ya tapının." Buradan ne anlamamız gerekiyor?
C: Sorgulanabilir bir kaynak tarafından sonradan eklendi.
S: (L) "Sonra ikinci bir melek geldi ve dedi ki: Düştü, Büyük Babil düştü. Tutkulu iffetsizliğinin şarabıyla bütün milletleri sarhoş etmişti..." Babil kim ve düşmesinden kastedilen şey nedir?
C: Önceki cevapla aynı. 
S: (L) "Üçüncü bir melek çıkarak güçlü bir sesle, her kim canavara hürmet gösterir ve onun damgasının alnına veya eline basılmasına izin verirse, o da Tanrı'nın kızgınlık ve gazap şarabından içmek zorunda kalacak ve kutsal meleklerin ve kuzunun huzurunda ateş ve kükürtle işkence görecek..."
C: Dezenformasyon. Korku ve direnç yaratarak dünya-dışıların bu negatif duyguların enerjisiyle beslenebilmeleri amacına hizmet ediyor.
S: (L) "Tekrar baktım ve beyaz bir bulut gördüm ve bulutun üzerinde de altın bir taç giymiş bir insana benzeyen birinin oturduğunu gördüm ve elinde de keskin bir tırpan vardı.." Bu da bir eklenti mi?
C: Evet.
S: (L) "Tapınaktan başka bir melek daha çıktı ve bulutun üzerinde oturana güçlü bir sesle dedi ki: Tırpanını al ve biçmeye başla çünkü dünyanın tarlası hasat için uygun hale geldi.."
C: Yine korku temelli dezenformasyon.

--------------------------------------------------------------
Baştan bahsedilen 144000 kişi konusu beni ayrıca meşgul ediyor ama o bilgi şimdilik bende kalsın,üzerinde duracağım konu tahminen incildeki vahiy kitabında geçen ve korkutma maksadını önde tutan dini bilgilerden bahsetmek ,

Monoteizm ve dinler programındaki genel maksadı anlayan bir bilinçle yani ayırımı ve insanları korkutmayı bir numaralı davranış haline getirme işinin sadece bir dinde olmadığını peygamberler yoluyla aktarılan bilgilerin tümünde olduğunu bilmekteyiz ve bunu silah yapıp insanları hegemonyasında istediği gibi kullananlar elinde korkunun nasıl bir silah olduğunu uydurulmuş efsanelerle masallarla  barizleştiren durum, kişinin bundan sıyrılmasının bu saçma dayatmalardan kurtulmasının tek yolun bilgilenme olmasını kabul edene kadar bu iş devam eder,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Bir defasında, belirli dünyadışı varlıkların insanları kaçırdıklarını ve "maksimum enerji transferi" sağlamak için onları vahşi ölümlere maruz bıraktıklarını söylemiştiniz. Bu anlamda, uzun, yavaş, işkenceli bir ölüm sürecinde meydana gelen bu maksimum enerji transferi nedir?
C: Aşırı korku ve endişe negatif nitelikte bir korku/endişe enerjisi üretir ve bu enerji o varlıklar için bir yakıttır. Metabolik yapıları bakımından beslenme biçimlerinden biri budur.
S: (L) Metabolik yapıları nedir?
C: Çok karmaşık olduğu için tanımlaması çok zor çünkü bu sizin anlamadığınız dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesinde gerçekleşir. Fakat onların dördüncü yoğunluk seviyesinde var olma nedenleri kısmen, hem ruhsal/eterik yöntemlerle hem de fiziksel yöntemlerle kendilerini besleyebilmeleridir. Dolayısıyla, bu enerji transferi eterik/ruhsal beslenme yöntemini temsil eder. Diğeri de fiziksel olarak gerçekleştirilir.
S: (L) Diğeri nasıl?
C: Kan ve kanın yan ürünlerinin tüketilmesi buna bir örnek olarak gösterilebilir.
S: (L) Bunu yapıyorlar mı?
C: Evet ama alım şekli sizin düşüneceğiniz şekilde değildir. Gözenekler yoluyla yapılır.
---------------------------------------------------------------

Biraz kan ve dehşet dolu bigiler ve 4KH nın beslenme şekli aktarırken ürpersek dahi içindeki esas meselenin ne olduğunu çözmemiz gerek zira bilgilenme yoluyla algımızı yeni baştan dizayn etmezsek vahşi konunun etkisinde takılıp donup kalırız ve bu da hiç bir şeyi halletmez,

Bu tip beslenmenin onların metobolitik özellikleri dolayısı ile olduğunu ve bunun mekanizmasını ancak 4. yoğunlukta görebilip tam anlayacağımızdan bahsediyorlar ,bu hususa bilgi olarak yaklaşabilmek için bizim 3. yoğunlukta beslenmemimizin ve hoyratça ve hiç verdiğimiz acı ve ızdırabı düşünmeden 1ve 2 . yoğunluk elemanlarına nasıl davrandığımızı düşünün ve bir ara bahsetmiştim bizim onlardan acımasız davranıp çekip kullandığımız besinin hücrelerimizde en son adenozin tri fosfatın (nükleotid)üçünçü tuzunun suda çözülmesi ile olduğuna kadarını bilim yoluyla  çözebildiğimizi ondan sonra nasıl hayatiyetimizi devam ettirebilmek için diğer faaliyetler nedir daha bilemediğimizden söz etmiştim,

Kısaca enerji elde etmek ve bunun için diğer yoğunluklara pervasız davranmak fiziksel yaratımda olanların en doğal davranışı şeklinde düşünsek te geldiğimiz farkındalık yapısında artık şu fizik hadisenin kıskaçlarından kurtulup ruhsal alemin rahat ve sükun veren dinginliğinde olmak isteği baskın gelmiyor mu ama bunun için fiziğimizin şu andaki kalıbına ruha serbestiyet veriyorum şeklinde intihar falan tavsiye etmiyorum sakın, onun olduğunda  bu kısa döngüsel hadisesinin başlarına gidip olan biteni şu kahredici dünyasal zaman düzeyine kısılmış olarak tekrar etme tehlikesinin de bilincindeyiz,

Tavsiyemiz, bilgilenme yollarına her hangi bir takıntı barajı koymadan bulunduğumuz yoğunlukta gerçeği kavramaya çalışıp fiziği böylece alt eden bir yükselişi istemek ,istemek denilince de arzulu düşünce içinde olup bir nevi bu yoğunlukta takılı kalmayı kabul ettiğimizi fark edip o düşünceyi de alt edip sadece bilgilenip ne olacaksak olmak ,böylece algı dizaynı zenginliğine kavuşup korkuları atabilmek,

Bu alıntıyı tekrarlamak gerekti, zira dizayn edilen algının takıntılı bilgilere bağlı olmasının ve bunu korku ve trajedi yaratmayla kullananların olabileceği şeklindeki  tehlikeleri açıklıyor,

-------------------------------------------------------------
S: (L) Bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak isterim.
C: Eğer imanınız varsa, edinebileceğiniz hiçbir bilgi yanlış olamaz çünkü böyle birşey yoktur. Size yanlış bir bilgi veya veri vermeye çalışan herkes ve herşey başarısız olacaktır. Tüm varoluşun kökünde olduğu için, bilginin kabul ettiği şey, sizi yanlış veriyi benimsemekten koruyacaktır. Yanlış veri bilgi değildir. Sadece açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığınızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku duymanıza gerek yoktur. Bilgi koruma sağlar -- ihtiyaç duyabileceğiniz tüm korumayı.
S: (L) Açık ve inançlı olduğu halde zarar gören ve arkalarından vurulan bir sürü insan var.
C: Hayır. Bu sizin algılamanız. Algılamayı başaramadığınız şey, o insanların gerçekten bilgi toplamıyor olduklarıdır. O insanlar ilerledikleri yolun bir noktasında takılıyorlar ve sizin takıntı dediğiniz gizli bir süreçten geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi takıntılı hale geldiğinde, ruhsal gelişimin sağlanması, ilerletilmesi durdurulmuş olur, çünkü bu ancak gerçek bilginin edinilmesiyle mümkündür. Kişi takıntılandığında korunması da azalır, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir. Ve kişi bunları deneyimler.

----------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, 3600 yıllık bir komet kümesi döngüsü var. İkiz güneş ise tamamen başka bir döngü ve bir de dalga var ki o da Büyük Döngü oluyor. Demek doğada bir geçişe neden olan üçlü birşey var?
C: "Biyoritimler" gibi.
S: (T) Üç yönlü kötü bir zaman geliyor demek! Ya da nasıl baktığına bağlı olarak iyi bir zaman.
C: Eğer John C. Rockefeller isen kötü zaman, Mahatma Gandi isen iyi zaman.
S: (L) Yani atomaltı geçişlerde de mi üçlü bir olay gibi birşey olacak? Biyoritim gibi?
C: Evet.
S: (L) Demek göz önünde bulundurulması gereken üç faktör var... yoksa üçten fazla mı?
C: İkisinden biri.
S: (L) Rastgele sayıda olaylar da olabilir mi?
C: İstersen.
S: (L) Faktörleri azaltıp arttıran şey kısmen gözlemciye mi dayalı? Bilinç?
C: Evet.
S: (T) Demek burada birleşecek olan üç ayrı döngü göreceğiz...
C: Her şeyin makro dinamik ve mikro dinamik yansımaları var. Şimdilik bunları hazmetmenizi öneriyoruz; ve, korkmayın! Bu hemen olmak üzere değil!

---------------------------------------------------------------

Konuyu tam anlamayıp dinsel ve efsaneler yoluyla devamlı tekrarlanan ve insanları alabildiğine korkutan kıyamet kehanetlerinin esasta  ikiz güneş ,komet kütlesi ve büyük döngünün kapanması ile dalganın gelmesi ile üçlü dönüş denen ve bunun farkında ve bilgisinde olanların "hiperkinetik uyumsanış"olarak deneyimleyeceği ve bundan habersiz olanların korku ve dehşet içinde olacağını belirten bölüm,
Bu halin olacağını şimdiden bilir ve inanırsanız o KH tarafindan da fazla ve lezzetli besin alma maksadı ile motive edilen korku modunda olmazsınız sadece fazla zihni bozunmaya uğramadan yeni olacaklara kolayca adapte olma duaları yaparsınız,

Bilinç altındaki korku izlerinin evveliyatı üzerinde de durmalıyız ve bunun yaşanılan son ortamlarda bazı belirsiz yansımalarını görüp o durdurmaya çalıştığımız korku fenomeninin nasıl ortaya tekrar tekrar istemsiz hallerde çıktığını izleriz,

Evveliyat konusu denilince antik çamur oluşması dahil varlıkların olma oluşturulma hallerindeki korkuya dair istemsiz olayları nasıl kaydettiklerini de anımsamalı bilmeliyiz,

Evet atomsal yapıdan minerale ve oradan kaya toprak oluşumundan canlı oluşumu dahil  insan olarak bu hale gelmemize kadarki metamorfozik oluşum evrelerinde ve özellikle canlı oluşumundaki DNA teşekkülü ile bu korku kayıtları benliğimize işlemiştir ,
Zira korku özgül irade ile yapılan varlık faaliyetinde dış müdaheleler ile doğanın anormal davranışına maruz kalmalar (özellikle atom mineral halinde iken) daha ileri safhalarda canlı oluşturma işinde görev alan üst varlıkların kontrol maksadı ile belirtilen sınırlarda hareket ettirme  ve istekleri yüzünden ve hatta insan halinde iken bilinçsiz kişilerin ortama zarar vermesin  diye konulmuş ceza ve müeyyideler ve malüm bunu besin olarak kullanan KH gurubu kafa karıştırıcı korku arttıracak faaliyetleri , insan olarak yaşantımızda biz ne kadar bilgiye ulaşarak bu korku izlerini artık attık dersek te eksik kaldığımızı bilmeliyiz ,

Bu sebeplere ilaveten  korku baştan bahsettiğim gibi bir ağrı ateş sinyali gibi bedeni tehlikeden kurtaracak ani refleks halinde ve hatta hiç uyaran olmasa bile aşağıdaki alıntıda da göreceğiniz gibi "psişik EM patlamaları" halinde de kendini bize göstermekte,

-------------------------------------------------------------
S: (L) Gece evin etrafında duyduğumuz garip gürültülerin de ne olduğunu öğrenmek istiyor.
C: Evin tüm bireyleri çeşitli dalga bombardımanları deneyimliyor ve bu da kendini psişik kargaşalar şeklinde gösteriyor.
S: (L) Duyduğumuz gürültüleri üreten şey ev halkının üyeleri mi yoksa dalgalar mı?
C: Savunmaya yönelik psişik EM patlamaları tarafından oluşturuluyor.
S: (A) Savunma olduğuna göre bu gürültüleri biz üretiyoruz demektir. Birşeye karşı bir savunma yapıyoruz. Evimiz bir tür saldırı altında. Yani savunmalarımız elektromanyetik. Ne tür saldırılar?
C: Çeşitli dalgalar.
S: (L) Demek vurma seslerinin kaynağı biziz. O sesleri duyduğum sırada hiç korkmamıştım. (L) Ben de. Vuruş sesinin dış bir kaynaktan, mesela bir avcıdan geldiğine dair bir his yoktu. Birşey dışarıdan geldiğinde, bir davetsiz misafir varmış gibi bilinçaltı bir korku duyuyorsun her zaman. Bu olayda öyle birşey yoktu. (A) Doğru. (L) Öyle birşey olsaydı yataktan sıçrayıp ne olduğuna bakmazdım!

----------------------------------------------------------
Şüphe ve güvenme ikilisi hayatımızda her zaman dengede tutmamız gereken bir öğe,

Aşırı şüpheli olursak ve bunu israrla her konuda sürdürürsek yani ortamda güvenilecek hiç bir şey olmadığı paranoyasına girersek kendimize güven sağlar diye tutunduğumuz ipler sonuçta bizi boğan halatlar haline gelebilir ,yaşarken bazı şeyleri de itimat edecek dayanak olarak kabul etmemiz gerekir sonuçta o da amiyane ifade ile fos çıkar bizi yanıltırsa onu denemenin de bir sebebi vardır algı inşaatına  girmeliyiz, kimbilir o durum bize ders almamız için veya ödenti için yaşamımıza koyduğumuz kadersel bir yapı olabilir, atlatır ileriye bakarız ,

----------------------------------------------------------------

C: Eğer SD kendi mevcut blokajını aşabilirse, o konu da bir şekilde çözümlenecek.
S: (L) SD'nin blokajı nedir?
C: Gerçekten güvenememe diye tanımlanabilecek şeyle desteklenen korku. Kontrol ettiği ipler onu boğabilecek halatlara dönüşebilir.
S: (Perceval) Yani burada ilginç bir denge var. Eğer SD güvensizliğini aşamazsa,onu yönetenlere yapışacak. Eğer güvensizliğini aşabilirse... (L) Sınırsız seçenekleri olacak. (Perceval) Ama o bağlı olduğu çevreden kurtulabilecek mi? (Mr. Scott) Veya nasıl...
C: Bekleyin ve görün. Sadece şunu soralım, "İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?" 
----------------------------------------------------------
Bahsettiğim korku kayıtları hakkında ve kimyasalla uyarılan duygusal davranışlar,

Ejder=monoteizm ve buna dair korkuyu besleyen dinsel dayatmalar yorumlar ve bunlara sahiplenen kullanan bireyler

-----------------------------------------------------------

S: (L) Başka soru? --- konusunda ne yapacağız? (tartışma) (Perceval) Duygusal merkezi olmamak, psikopat olmakla aynı şey mi?
C: Tam olarak değil, ama yakın.
S: (Andromeda) Herhangi bir duygu hisseder mi?
C: Gerçek duygular dediğiniz şeyleri değil. Ama siz de henüz hepsini deneyimlemediniz. Deneyimlediklerinizin çoğu kimyasal, ama gerçek bir duygusal bileşen içeriyor. Hala "kuledeki presensessiniz." Sizi esir tutmak için oraya konmuş ejderler tarafından esir tutulmaktasınız.
S: (L) Ejderler nedir?
C: Çocukluğunuzda programlanan korku ve duygusal merkez sapmaları. Elmayı yediniz ve transa girdiniz.
S: (Andromeda) Ama kalıcı olarak değil, öyle değil mi?
C: Gerçek sevgi herşeye kadirdir. Ama kimyasallar genellikle yalnızca ejderi besler; en azından ejder efendi olduğu sürece.

-------------------------------------------------------------------
Duygusal ve kimyasallardan bahsedince konuyu biraz toparlamak maksadı ile korkunun insan üzerindeki etkilerini özetlemek lazım,

Bedenin korku esnasında hormonsal aşırı bir faaliyeti olur tehlikeden kaçmak veya direnebilmek mücadele edebilmek için adrenalin ve kortizol gibi damarları genellikle büzüp kişiyi dirençli gücü aşırı kullanabilecek pozisyona getirebilme olayı ortaya çıkar ,bu bazıları için tehlikeli olur damar sertliği olan bir kişi kalp krizi ve buna bağlı koroner damar hastalıklarına açık bir hale gelir ,veya beyindeki kılcal damar hassasiyeti yüzünden beyin kanaması geçirebilir malüm bu da felç hadisesine yol açar,
Vücut yönündeki bu etkiler dışında baştan da belirttiğimiz psiklojik fobi tarzı davranış bozuklukları da göz ardı etmemek lazım, bu hal insan normal yaşayışını  zorlaştıracak bir çok aksi durumun ortaya çıkmasına sebep olur ,iş bulamaz ,sosyalleşemez, yükseklere çıkamaz v.s.ve o ortalama 400 kadar sayılan fobilerin sebep olduğu kısıtlamalı hayatlar,

Evrensel manada korkunun bununla bulaşmış bilgilerin etkisinde kalmanın kişiyi hürriyetini kısacak ve o çok önem verilen ruhi gelişmedeki genişlemeyi akamete uğratan  barajla takıntıyla ilgili bilgiler üzerinde çok fazla durduk devam etmeye lüzum yok,

Korkunun bir de bu türlüsü var ,isteğe göre düzenlenmeyen hayatla ilgili,

-------------------------------------------------------------
C: Sorunlarından ve meselelerinden düşünerek kurtulabileceğini sanıyorsun hala. O şekilde kurtulamazsın.
KORKUNU ve KIZGINLIĞINI ne zaman bırakacaksın?
S: (ankhepiphan) Neye dair korku ve kızgınlık?
C: Hayat senin onun olmasını istediğin gibi olmadığı için.

----------------------------------------------------------------

Şokla kanalın genişletilmesi için faydalı olduğu söylenmişti ,ama aşağıdaki alıntıda baştan aksi söylenmiş gibi gelse de şok un insan düşünce ve psişesinde nasıl etki yaptığı üzerinde başka bir bilgi genişleme tarzı veya izahı görüyoruz, ayrıca sondaki kızılderili şamanının sözü üzerinde düşünelim, Mevlananın "ölüm günüm düğün günümdür" sözüne nasıl benziyor..

------------------------------------------------------------------
(Ark) Hayır! Bilgi şokla büyümez. Bilgi ancak daha fazla gerçeğe ulaşarak büyür. Şok ancak tohumun bir iş yapmasına neden olabilir.
(L) Ne gibi?
(Ark) Birşeyler biliyor olabilirsin ve aynı zamanda hiçbir şey yapmayabilirsin! Sonra şok gelir ve bilgini o zamana kadar kullanmadığının farkına varırsın!(Perceval) Sessizce bilgileri sindiren ama tüm o programlamalar vs nedeniyle hiçbir şey yapamayan çok sayıda forum üyesi için geçerli bir durum bu sanırım. O insanlarda bilgi tohumu ekili durumda ama o bilgiyle henüz hiçbir şey yapmadılar.
(L) Ama durum ciddileşince...
(Perceval) "Aman tanrım, anlatılanlar sadece teori değilmiş! Bir meteor Washington D.C.'nin altını üstüne getirdi!" deyip gerçeklerin farkına vardıkları zaman... İnşallah... [Kahkaha] O zaman teori gerçek haline gelecek onlar için ve bu durum içlerinde yavaşça büyüttükleri bilgiyi etkinleşebilir.
(L) Yani şok korkuyu yok edecek çünkü insanları durduran şey aslında korku: tüm o programlar, tamponlar...Sezar'ın geçen hafta söylediği şey. İçsel doğaya sadık olunmasını ve korkulmamasını söylemişti. Hiçbir şeyden korkmadığın noktaya ulaşman gerekiyor. Kızılderili şamanı Kara Geyik'in savaşa girmeden önce dediği gibi "Ölmek için güzel bir gün" diyebileceğin noktaya ulaşman gerekiyor.

--------------------------------------------------------------

Korkunun DNA etkinleşmesi ile ile sanki bir nevi mikro deprem tarzı neticeler doğurmasını gelebilecek makro depremlere hazırlanmada bir nevi aşılanma şekli diye düşündüğümüzde "her müsibetin bir hayrı vardır" sözünün gerçek olduğu zırhına bilgi yoluyla ulaşmış oluyoruz gerçekten eşimin ve benim geçirdiğim onca hastalık ve ameliyat için sonuçta böyle bir kanaate varmak huzur veriyor,tabiiki DNA larımız etkinleşti mi etkinleşmedi mi bilemiyoruz ama en sonunda yeni bir algı inşaatı yapmış oluyoruz kendimizi aldatmış gibi olsak ta, acı veren hastalıklara bakış açımın değişmesinden mutluyum,

-----------------------------------------------------------------
S: (Joe) "Cumartesi Gecesi Ateşimin" nedeni neydi? [kahkaha]
C: DNA değişikliği!
S: (Pierre) Tükettiğin GDO'lar! [kahkaha] 
(Joe) İyot mu?
C: Evet. Dolaylı olarak.
S: (Data) Pozitif bir değişiklik mi, yoksa negatif mi?
C: Pozitif. Yeni DNA iplikleri etkinleşti.
S: (Data) Tebrikler! [kahkaha]
(Galatea) "Evrim geçirdin. Yeni hisler deneyimliyorsun: anksiyete, korku, dehşet!" [kahkaha] (Joe) Neden o zamandan beri anksiyete ve korku gibi semptomlar deneyimliyorum?
C: Tüm DNA etkinleşmeleri birden fazla beden sistemi üzerinde etkiler yapar. İçinde çok sayıda mikro-depremler yaşadın.
S: (Joe) Fiziksel dünyada mikro-deprem dizileri genellikle Büyük Depremden önce olur. [kahkaha]
(L) Her zaman değil.
(Joe) Umarım değildir. Dalganın gelmesinden falan bahsediyoruz... K'lar geçmiş celselerde bunun termonükleer bir patlama gibi olacağını söylemişlerdi. Sanırım bu farklı kişiler için farklı olabilir, değil mi?
C: Şimdi bunun neye benzediği konusunda bir fikrin var.
S: (Joe) Kendimi "iyileştirmek" için çılgınlar gibi besin takviyeleri ve tedavi protokolleri için kasmam büyük ölçüde anlamsız o zaman?
C: Eğer süreci kolaylaştırıyorsa, anlamsız değil.
S: (Joe) Muhtemelen ne kadar sürer?
C: Sana bağlı!

----------------------------------------------------------------
Korkuları anlamlandırmak için gösterilen çabanın yanında kurtulmak için yeni bir ritüele mi dayanmalıyız hayır ,aşağıda Lauranın makalesinden bir parça alıntıladım önerilen nefes programının inceliklerini sitedeki açılmış olan

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=436
topikten de incelikli bir şekilde tetkik edilip anlaşılacağı gibi bu bir ritüel değil beden fizyolojisinin önemli hassas noktalarını uyararak otomatik bir meditasyona girmek ve olanları o açılmış olan berrak zihinle korkuları da atarak daha net idrak için bulunmaz bir fırsattır,

Lauranın makalesinden kısa bir bölüm,

------------------------------------------------------------------

İnsanlık için bu noktada görebildiğim tek çözüm uyanış bilinçlerini birleştirmeleri,eğer mümkünse durumu iyileştirmek üzere ellerinden geleni YAPMALARI ve psikopatların gezegenimizde yarattığı bu korku halinden kurtulmalarıdır. Önemli soru şu: Bunu etkili ve verimli bir şekilde nasıl yapabiliriz? Diğer bir deyişle, gerçekten işe yarayacak olan nedir? Herkesi aynı noktada buluşturacak ve Gerçeğe doğru aynı yönde ilerletecek olan şey nedir? Buna cevabım Kasyopyalıların mümkün olan tek yol olarak özetledikleri
şeyi yapmaktır: etkili ağ çalışmasının, etkili GÖRMENİN ve doğruyu yanlıştan etkili bir şekilde ayırt etmenin önünde duran eski duygusal programları hızlı bir şekilde temizlememize yardımcı olan
uygulamaya yönelmek: Kasyopyalıların yardımıyla hazırladığım Éiriú Eolas programı. Temelde ticari bir amacı olmamakla birlikte DVD'leri satın almanızın bize çok faydası olur. Böylece bunları çoğaltıp
yayabiliriz ama aslında ona da gerek yok; tüm programı ücretsiz olarak EE web sayfasında izleyebilirsiniz.
Dolayısıyla, yapılacak ilk iş: temizlenmek. İkincisi ise tüm insanlığın aynı şey için dua etmesi. Bu nedenle EE programının bir parçası olan Ruhun Duası, tamamen uyanmanıza yardımcı olmak için tasarlanmıştır.
Meditasyon, nefes egzersizleri ve dua, görünmeyeni görmeniz ve diğerleriyle birlikte çalışırken sizin üzerinize düşenin ne olduğunu bilmeniz için gerekli olan bilinç haline ulaşmanızı hızlı bir şekilde kolaylaştıracaktır.
EE'nin giriş videosu bölümünde açıkladığım gibi, stres tüm dünyayı saran bir salgındır. Yetişkinlerin dünyasındaki bir numaralı hastalık depresyondur. Depresyon, sinir sistemimizdeki stresin en uç halidir.
 Ama şu da var: stres tepkisi tehlike anında hayatta kalmak açısından hayati bir önem taşır. Sorun, bu tepkinin fazla kuvvetli ve fazla sık verilmesidir.
Bu anlamda, insanlığın verdiği stres tepkilerinin had safhada olması bize dünya hakkında önemli bir şey söylüyor! Bir TEHLİKE ile karşı karşıyayız ve bu tehlike patolojik bireyler kılığında aramızda gizleniyor!
Sürekli stres altındayız çünkü bilişsel bir uyumsuzluk içindeyiz. Tehlikeyi hissediyoruz ama GÖREMİYORUZ çünkü yalanlar ve sahte gerçeklik yapıları yoluyla onu GÖRMEMEYE programlandık.
James Surowiecki'nin 'Kalabalıkların Bilgeliği' ("The Wisdom of Crowds") adlı kitabına göre, uzmanların sınırlandırılmış bakış açılarından ziyade, farklı kulvarlardan gelen bireylerin çeşitli bakış açıları, karmaşık konular hakkında bilinçli kararlara varmada hayati öneme sahiptir. Birbirinden epeyce farklı insanlardan
veri toplamak, mikroskoplar, teleskoplar, turnusol kağıdı, gerilme testi, ses ötesi araçları, terazi ve daha nicesi gibi araçlarla veri toplamaya benziyor.
Elbette burada kastedilen şey bir sürü DUYGUSAL bakış açısıyla durumu değerlendirmek değil, daha çok dışarıdaki gerçekle, paylaşılan Asıl Realiteyle ilgili algılar ve değerlendirmelerdir. Gerçek bir gerçeklik olduğunu ve onun olduğu gibi olduğunu kabul etsek bile, hiçbirimiz dışarıda olanın tüm unsurlarını
anlamamızı sağlayacak şekilde bu gerçekliğin her yönünü algılama yeterliliğine sahip değiliz.

Dolayısıyla, oluşturulan ağın kendisi Öğretmendir.



ogeday

Tesekkurler Tgur.Kafami kurcalayan bir soru var paylastigin celselerden birinde anunakilerin Zeta Retikuli den geldigi soyleniyor.Baska bir ceslede insanligin orion irki tarafindan tohumlandirildigi soylenmisti.Bu demek oluyor ki Zekeriya nin anunakiler insanligin yaraticisidir iddiasi yanlis degil mi.Onlar yanlizca buraya olumsuz enerjiden beslenmek icin gelen KH ler
 

Tgur

#922
"Tesekkurler Tgur.Kafami kurcalayan bir soru var paylastigin celselerden birinde anunakilerin Zeta Retikuli den geldigi soyleniyor.Baska bir ceslede insanligin orion irki tarafindan tohumlandirildigi soylenmisti.Bu demek oluyor ki Zekeriya nin anunakiler insanligin yaraticisidir iddiasi yanlis degil mi.Onlar yanlizca buraya olumsuz enerjiden beslenmek icin gelen KH ler"
-------------------------------------------

Ogeday dostum "DENEY DÜNYALAR" yorumumda da alıntıladığım ve belirttiğim gibi bu deney işinin baş mimarı Orion gurubu ve bölgesi hem KH hem BH yolunda uğraşıları var ama KH dünyası yaratma işinde aktif rolleri var ve Dünyada başka gezegenlerde yaptıkları çalışmaların adeta dalgadan evvel son bir düzeltimleri var gibi ve dalganın getireceği üçlü buluşmanın sonunda ne olacağını izler ve bekler gibi bir halleri var
Zira  ona "hiper kinetik uyumsanış" adı verilmiş,

--------------------------------------------------
S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ?
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor.
S: (L) Harika!
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır."

-------------------------------------------------------
Bu hal üzerinde geniş bir arştırma yapmam lazım bu arada o da ortaya çıkıyor bir nevi güncelleme ama bidiğimiz güncelleme manası dışında,

Her neyse Oriona dönelim,şu alıntı tahmin ederim bazı şeyleri anlatıyor,

-----------------------------------------------------------

C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru proili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir! 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk alan ına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444 gezegen var.Bazıları sizin bildiğiniz gezegenler. Bazıları yapay olarak inşa edilmiş gezegensiler. Bazıları boşlukta süzülen ev-gemiler. Ve bazıları da "uydu"lar. 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukların tümünde birincil evler,seyahat istasyonları ve kuluçka laboratuarları var. 5'inci ve 6'ncı yoğunluklarda denetim bölgeleri var.
Yaklaşık yarısı BH ve yarısı da KH. Başka yerlerdeki diğer pek çok kolonilerle birlikte, çeviri olarak Oryon Federasyonu deniyor. Oryonlar, Grileri sibergenetik varlıklar olarak 5 türde yarattı ve onları Z eta retikuli 1, 2, 3 ve 4'e ve Barnard Yıldızı yörüngesinde dönen 2 gezegene yerleştirdi. Sürüngenimsiler de (ç.n.:reptilians / kertişler) 4'üncü yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6 gezegende kalıyor ve Oryon KH 'nin köleleri ve hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!! "Oryon" adı bu bölgenin gerçek yerel adıdır ve bu ad dünyaya doğrudan getirilmiştir. Paralellikler için "tanrı" Oryon efsanesini inceleyin.
S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar.
S: (L) Eğer bu, Nordik tiplerle başladıysa ve diğer hümanoit kombinasyonların kaynağı da buysa, insan varlıkları için hangi genetik kombinasyonlar kullanıldı? Örneğin Zenciler / Siyah insanlar "Nordiklere" hiç benzemiyor.
C: Nordik genler Neandertal olarak bilinen, Dünya'da zaten mevcut olan gen havuzuyla karıştırıldı.
S: (L) Doğu ırklarını elde etmek için hangi genetik kombinasyon kullanıldı?
C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim ve kozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.
S: (L) Pekala, ya Sami ve Akdeniz halkları?
C: Yeni bir topluluğun "yerleştirildiği" her defasında, ilgili topluluklar yerleştirildikleri ortama en iyi uyumu sağlayacakları şekilde tasarlandılar. Ariler tek istisnadır çünkü Dünya'ya acil bir durumla getirilmeleri gerekti.
S: (L) Irklar Dünya'ya en iyi uyumu sağlayacak şekilde tasarlanıyorlarsa, Sami ırkıyla ilgili olarak hangi faktörler dikkate alındı?
C: Diğer hepsi gibi onlar da Dünya'da değil, Oryon laboratuarında tasarlandılar. Orta Doğu'ya "yerleştirildiler".
S: (L) Atlantisliler hangi genetik tipteydi?
C: Kızılderililerinkiyle aynı.S: (L) Kızılderili tipinin kökleri nedir? Gezegende mevcut olan ve Oryon laboratuarına götürülüp genetik olarak değiştirilerek tekrar Dünya'ya yerleştirilen temel bir tür mü vardı?
C: Hayır!!! Söylediklerimize dikkat ediyor musun?!?!
S: (L) Neyi kaçırdım? Neden bazı Kızılderililer Pleyades'ten geldiklerine inanıyor?
C: Pleyades nerede?
S: (L) Oryon yakınında. (RC) Aa tamam, Pleyades'i Oryon'un bir parçası olarak kabul ediyorlar Peki ya Siryus?
C: Bir yer olarak Siryus karıştırılıyor çünkü kuzey yarımküre göğündeki benzer bir yere benzetiliyor.Kızılderililer gözlem noktları itibariyle benzer görünüşteki bir yer nedeniyle yorumlamada karışıklık yaşadılar.
S: (L) Tamam. (RC) Ama Siryus açık bir şekilde Siryus! Gökyüzündeki en parlak yıldız... tüm efsanelerde var!
(L) Belki yalnızca yanlış yorumlama değil, aynı zamanda bilinçli bir dezenformasyondur? (RC) Bu nasıl yanlış yorumlanabilir? Bu belli değil! Yıldız haritaları çok açık!
C: KENDİ efsanelerinizi SİZ nasıl yanlış yorumladınız?
S: (F) Görünüşe göre şu anki kültürümüzde herşeyi ve hatta yakın tarihimizdeki pek çok şeyi  bile kolayca çok yanlış anlayabiliyoruz. Daha eski efsanelerin de çarpıtılmış, abartılmış veya yanlış sunulmuş olabileceğini düşünmek zor değil.
C: Bu celsenin başında söylediğimiz şeyi tekrar gözden geçirin.
S: (L) Dogon'lar Siryus'tan mı geldi?
C: Tüm hümanoit türlerin kökeni Oryon bölgesidir; milyonlarca koloni var oldu, oluyor ve olacak.
---------------------------------------

Netice olarak Anunaki faaliyeti "Tanrılarınnın Hizmetçileri"insanı DNA sı üzerinde eksiltme yapılarak ortaya çıkmış  ama bütün bu faaliyetleri Orion KH faaliyeti olarak nitelendirmeliyiz, zira ırk karıştırmaları ile deneyin süregelenliği var ve hepsi Orion içinde genel KH uygulamaları,
------------------------------------------------------------
C: Ama şunu bilin ki 4KH "Karargahında" keyif için savaş ve karışıklıkları kışkırtanlar var.
S: (L) Yani Anunaki'yi unutalım. Sadece 4KH.




ogeday

simdi kafamda ki sorular netlesti.Demek ki diger gezegenlerden dunyaya getirilen irklarda orion yapimiymis.Tesekkurler
 

Tgur

#924
:)[:)]

Gaia

#925
Ayın 14'ünde paylaştığın korku temalı gönderin ilaç gibi geldi. Dönüp dönüp okumak gerek bunu. Çünkü gerçektende bazen kendi içimde emin olduğum bazı yönlerim hakkında peşin fikirli tavrım bana enteresan dönüşlerle gelebiliyor. Çevresel etkiler, bireysel dersler ve 4kh nin kendi hissesine düşeni alma çabaları gibi etkiler insanın içinde adeta 'mikro depremler' etkisi yaratıyor. Bu da anksiyete, korku ve dehşet olarak insana dönüyor. Tabi baktığın perspektifte önemli. Yaşanılan deneyimleri yorumlama motivasyonumuz, içinde bulunduğumuz ruh hali tarafından manipule edilebiliyor ve kendimizi kandırır halde bulabiliyoruz. Bu aktarım için tekrar teşekkürler Tgur.

Tgur

#926
:)[:)]

Tgur

#927
HİPER KİNETİK DUYUMSAYIŞ

Dalga üzeride çok durduğumuz ve K.ların o geldiğinde insanlık "hiper kinetik duyumsama" denilen bir yeni algılama ve bilinmeyen bir hale bürünüp olanları özümseyeceklerdir şeklinde bir nebze din kehanetlerinde o korku veren kıyamet günü ile ilgili mesajlar verir gibi olmaktalar, korkutucu geliyor zira bilinmeyenlerin bol olduğu yeni bir durum olarak zihinlerimizde beliriyor ,

Ancak bunca verilen olağan üstü metafizik ve sipiritüel bilgiler ve K.ların zihni kişisel çalıştırarak bizi getirdiği bilinç genişliğinde olacak şeylerin ne kadar bilinmezlerle dolu olsa da göğüsleyeceğimiz ve hatta merakla beklediğimiz bir fenomen haline getirip korkunun o ilkel duyumsamaları dışına çıkabiliyoruz,
Hiper ve kinetik enerjinin ne olduğunu ve bu normal üstü bir enerji ile algılarımızın daha ileri bir bilinmeyen yeni oluşlara doğru gelişeceğini  ve onu da bir nevi duyumsama adapte olma olarak tarif edebiliriz,

Evvela evvelce üzerinde durup anlatmaya çalıştığımız üçlü döngünün ne olduğunu hatırlayalım ve bu döngü gurubunun anımsanması veya deneyimlenmesi işinin de bilinç yani algılama yoluyla olduğunu ve böylece değişken dalgalar mekaniğinde bizim zaman ölçümüzle bir kati tespit yapamayacağımıza da anlamaya çalışalım,

--------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, 3600 yıllık bir komet kümesi döngüsü var. İkiz güneş ise tamamen başka bir döngü ve bir de dalga var ki o da Büyük Döngü oluyor. Demek doğada bir geçişe neden olan üçlü birşey var?
C: "Biyoritimler" gibi.
S: (T) Üç yönlü kötü bir zaman geliyor demek! Ya da nasıl baktığına bağlı olarak iyi bir zaman.
C: Eğer John C. Rockefeller isen kötü zaman, Mahatma Gandi isen iyi zaman.

------------------------------------------------------------

C: Çekim dalgasının anlık olma özelliği herhangi biri tarafından yalnızca bu konuda gerekli kişisel donanıma sahipse kavranabilir. Bununla birlikte; çekimin, zamanı, uzayı, ışığı vs. "bükme" özelliği olduğunu sen artık öğrenmiş durumdasın.
S: (A) Yani gelmekte olduğunu düşündüğümüz dalga anlık DEĞİL. (L) Sen 'Dalga' yı mı kastediyorsun ? [ç.n. Laura burada Ark' a , çekim dalgalarıyla ilgili sorduğu sorularda, celselerin başlangıç tarihi olan 1994 ten beri Kasyopyalılar'ın yaklaşmakta olduğu bilgisini verdikleri 'büyük döngüsel dalgayı mı kastettiğini soruyor.] (A) Evet o Dalga (L) Daha önce onun bir çekim dalgası olduğunu söylediklerini sanmıyorum.
C: Doğru, Laura. S: (L) Doğru hatırlıyorsam , onun 'hiperkinetik duyumsayış' özelliğine sahip bir dalga olduğunu söylemiştiniz. [ç.n. bkz. 3 Aralık 1994 tarihli celse] C: Evet.
S: (L) Hiperkinetik duyumsayış ne anlama geliyor ?
C: Varoluşunuz hiper uzaysal enerji ile karışıp birleşiyor.
S: (L) Harika!
C: Madde ve antimadde. Birincisi atomik parçacık temelli maddeyi ortaya koyuyor, ikincisiyse bilinç formundaki saf enerjiyi. Çekim ise herşeyin dengeleyici bağıdır.

-------------------------------------------------------------------

Dalga ve onun üçlü dalga birleşimi olduğu üzerinde oldukça fazla durduk ,beklenen duyumsayış onunla beraber olacak ve mevcut potansiyelin hepsi bu yeni titreşim etkisiyle beraber yeni bir gerçekliğe taşınacak biz her ne kadar bunun üzerinde durduysak da hatırlama maksadı ile,yalnız en sondaki "büyük döngünün etkisi ile" cümlesi, olanların yani kısa döngü ve büyük döngü potansiyel eşitliğini düşünürsek bu zaman ve makanı deneme ve bizlerin bakmadan atlayıp katıldığımız KH dünyası ve oluşumun nasıl bir deney faaliyeti  olduğu hakkında geniş bir fikir veriyor adeta teyit ediyor,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Her araçta kaç Nefilim var?
C: Yaklaşık 12 milyon.
S: (L) Bize yardım etmeye mi geliyorlar?
C: Hayır. Dalga, komet kümesi... Hepsi aynı enerjiyi kullanıyor.
S: (L) Aynı enerjiyi ne için kullanıyorlar?
C: Mekan-zamanda ilerlemek için.
S: (L) Bu komet kümesi olmadan mekan/zamanda ilerleyemezler mi yani?
C: Hayır. Daha yavaş. Tablaya tırnak işaretlerini de ekleyin. (Bu uyarıdan sonra ouija tablasına tırnak işaretlerini de ekledik. Bu noktadan sonra Kasyopyalıların mesajları tırmak içinde olduğunda, bu onların kendi koydukları tırnak işaretleri olacaktır.)
S: (L) Yani bu dalga olmadan buraya gelmeleri daha yavaş olurdu. Dalga nereden geliyor?
C: Komet kümesini izliyor.
S: (L) Komet kümesini izliyor. Bu dalga neyden oluşuyor?
C: Boyut sınırı.
S: (L) Boyut sınırı sürekli olarak komet kümesini mi takip ediyor?
C: Hayır.
S: (L) Boyut sınırı her geçişinde bu komet kümesiyle bir şekilde ilişkili mi oluyor?
C: Hayır. Boyut sınırı herşeyi kapsayan enerji realitesi değişimini izliyor; boyut sınırı bu sefer bu komet geçişini izleyecek. Daha önce de oldu ama çoğunda değil.
S: (L) Bu boyut sınırı bir boyuttan başka bir boyuta geçiş sınırı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu boyut sınırı yeni bir boyut yaratıyor...
C: Boyutları titreştiriyor. Boyutlar arasında yolculuk yapıyor...
S: (L) Bizim boyutumuz mu titreşiyor?
C: Hayır.
S: (L) Diğer boyut mu titreşiyor?
C: Hayır.
S: (L) Gidip gelen nedir?
C: Yaşanılan yer.
S: (L) Yaşanılan yerdeki herşey titreşiyor mu?
C: Hayır. Gezegeniniz, boyutlar arasında yolculuk yapıyor.
S: (L) Bu boyut değiştirme ne kadar sıklıkla oluyor? 
C: Her 309.000 yılda bir.
S: (L) Diğer bir deyişle 4. yoğunlukta 300.000 kalacağımızı tahmin edebilir miyiz?
C: Evet.
S: (L) Buna göre "düşüşü" yaşamadan önce cennetteki yaşantımız da 300.000 yıl kadar mı sürdü?
C: Evet.
S: (L) Nefilim grubunun buraya geldiğini ve 36.000.000 tane olduklarını söylüyorsunuz, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Grilerin ve Kertenkelelerin askeri gücü olduklarını söylemiştiniz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) O zaman arkamıza yaslanıp gösteriyi izleyelim! Gezegenlerin boyut değiştirdiklerini söylüyorsunuz...
C: Boyutlar değişiyor, gezegenler boyut içinde yer alıyor.
S: (L) Mekan/zamanda bu diğer boyutun kaynağı nedir?
C: Fazla karmaşık.
S: (L) Üretici kaynak nedir?
C: Büyük döngünün bir parçası.

--------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntıda bu 300 000 lik döngülerin devamlı olduğu ve üçlü döngülerin arada bir birleştikleri bilgisini alıyoruz ,bu döngüler fizik alemin döngüleri her birleşim veya değişimde tahminen bir hasat faaliyeti yürürlüğe giriyor ve hiper kinetik duyumsama yolunda BH ve KH nın farklı neticelere doğru yöneldiğini anlayabiliriz ,daha sonra bunun üzerinde duracağız,

Dalga hakkında ve dünyanın ısınması  deniz dalgasının çekilip tekrar oluşması benzetmesinde olduğu vurgulanan ve geri çekilmenin yani ısınmanın ileride dalganın sahile tekrar vurmasında buzul çağının başlayacağı izlenimini veren bölüm,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Bu son volkan patlaması hakkında bilgi verir misiniz? Sebebi neydi?
C: Dünyanın ısınması.
S: (L) Isınmaya neden olan şey nedir?
C: Titreşim frekansı değişimleri.
S: (L) Bu titreşim frekansı değişimlerine neden olan şey nedir?
C: Daha önce de söylediğimiz gibi, yaklaşmakta olan dalga.
S: (L) Yani bu dalga o kadar büyük ve geniş ki, mutlak varış noktasından yıllar önce etkileri hissediliyor, öyle mi?   
C: Doğada tüm dalgaların varıştan önce bir çekiliş aşamaları vardır.
S: (L) Bu bir dalganın sahile varmadan önce herşeyi kendine çekmesi gibi mi?
C: Evet.
S: (L) Yani şu anda geri-çekiş aşamasındayız [el hareketleri ve seslerle gösteriyor].
C: Güzel bir benzetme.
-------------------------------------------------------------

Evvelce aktardığım ama bu hiper kinetik duyumsayış konumuna katılacak katılmayacak habersiz kişilerle ilgili olduğundan önemli bulup tekrar koyuyorum ,zihnimizdeki düğümleri biraz daha çözer umudu ile

-------------------------------------------------------------
S: (L) Geçiş gerçekleştiğinde dünya üzerindeki insanların da 4'üncü yoğunluğa geçeceğini, bir çeşit gençleşme süreci yaşayacaklarını falan söylemiştiniz. Peki 4'üncü yoğunluktan tamamen habesiz olan ve 4'üncü yoğunluğa geçmeyecek olan insanlara ne olacak? Farkında olan ve frekansları değişen insanların desteğiyle dalga onları da mı taşıyacak, yoksa başka bir yere gidip başka şeyler mi yapacaklar?
A: Adım adım (sorun).
S: (T) Şimdi buraya gelen şey insan ırkını 4'üncü yoğunluğa taşıyacak olan bir dalga mı?
A: Ve gezegeni ve bütün mekan/zaman sektörünü.
S: (T) O zaman buradaki herkesi içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın tutucularıyız. Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi?
A: Evet.
S: (L) Bu meydana geldiğinde, hala tüm bunlardan habersiz olanlara yardım edecek miyiz?
A: Açık.
S: (T) Yani biz şimdi dünya değişimlerinden, hayatta kalacaklardan ve kalmayacaklardan, yıkımlardan,3'üncü, 4'üncü, 5'inci yoğunluk realitelerinden bahsederken, burada asıl kastedilen şey 3'üncü yoğunluk bakımından gezegenin yok olması veya 3'üncü yoğunluktaki nüfusun %90'nın ölmesi değil. Çünkü insanlar 4'üncü yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi?
A: Vau! "Isınıyorsun."
S: (T) Evet, yani biz yeni yoğunluğun frekans tutucularıyız. Yani insanların %90'ının hayatta kalmayacak olmasından kastedilen şey, geçirecekleri yoğunluk değişimi oluyor. Çünkü bir üst seviyeye çıkıyoruz. Tüm bu konular bununla mı ilgili?
A: Veya diğer bir olasılık, fiziksel afetleri yalnızca 3'üncü seviye dünyada "kalanların" deneyimleyecek olması.
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.
A: Yakın.
S: (L) Bu boyut değişimi sırasında bizim yaptığımız şey bir frekansın tutulup muhafaza edilmesi mi? Yani resmen 4'üncü yoğunlukta yeni bir dünyanın yaratılmasını sağlayacak bir "süper bağlantının"oluşturulması mı? Tıpkı tek hücreli bir organizmanın ikiye bölünmesi gibi; sadece yarımlardan bir tanesi frekansın yakalanması yoluyla diğer bir boyuta geçerken bir tanesi 3'üncü yoğunlukta kalacak. Öyle mi?
A: Adım adım.
S: (L) Bir bölünme meydana getirecek olan frekansı mı tutacağız?
A: Bu yönde gelişen bir kanal (conduit) açıyorsunuz.
S: (L) Dördüncü yoğunluğa bir kanal mı açıyoruz?
A: Evet. Bir.
S: (J) Kaç tane kanala ihtiyaç var peki?
A: Açık.
S: (T) Kanal kimin için?
A: Siz ve sizi izleyecekler için.   
S: (T) Anladım, 4'üncü yoğunluğa geçecekler için. 4'üncü yoğunluğa ilerleyeceğiz ve onlar da bu kanal yoluyla bizi takip edecekler. (J) Yani buna hazır olan diğerleri de bu kanalı kullanabilecek, öyle mi?
A: Grubunuz bu akşam burada.
S: (L) Sadece bu akşam burada bulunanları mı kastediyorsunuz yoksa bizi takip edenler de mi olacak?
A: Açık. Size bağlı.
S: (L) Bu kanal... Bu, bütün gezegenin yeni boyuta geçeceği kanal mı?
A: Bir tanesi sizsiniz. Başka kanallar da var.
S: (L) Başka gezegenler mi?
A: Hayır. Kanal.
S: Kanallardan biri biziz ve başka kanallar da var.
A: Sizin kanalınız henüz gelişim aşamasında.
S: (J) Yani bu aşamada bir kanal geliştiriyoruz.
A: Evet.
S: (T) Bu gezegen üzerinde kendi kanallarını geliştiren başka gruplar da mı var?
A: Evet.
S: (T) Tüm bu kanallar 4'üncü yoğunluğa geçişin sağlanmasını sağlamaya yönelik öyle mi?
A: Kanal geliştirmenin anahtarı bilgidir.
S: (T) Burada hepimizin ışık ailesinin bir parçası olduğumuz varsayımı üzerinde duruyorum, bu doğru mu?
A: Evet.
S: (T) Yani daha önce bulunduğumuz yerlerden, bu kanalı oluşturmak için bir araya getirildik, öyle mi?
A: Evet.
S: (T) Bu bölgede başkaları da var mı?
A: Evet.
S: (T) Bize katılmaları mı gerekecek yoksa kendi başlarına mı çalışıyorlar?
A: Açık.
S: (T) Yani onların mı bize katılacağı, bizim mi onlara katılacağımız yoksa her grubun ayrı mı çalışacağı henüz belirsiz.
A: Ne kadar tanınacağınıza bağlı.
S: (T) Bu hususta tanınmaya ihtiyacımız var mı?
A: Açık.
S: (L) Bu işimizi kolaylaştırır mı?
A: Açık.
S: (T) Bizi 3'üncü yoğunluktan 4'üncü yoğunluğa taşıyacak bir kanal geliştiriyoruz. Bu kanalı oluşturup 4'üncü yoğunluğa geçtiğimizde buraya gelme amacımız olan frekans tutma işini tamamlamış mı olacağız?
A: Kısmen.
S: (T) Bu kanal bizim için bir çeşit kaçış tüneli, öyle mi?
A: Yakın.
S: (L) Şunu netliğe kavuşturalım. Bu kanaldan diğer boyuta ilerlediğimizde diğer... 
A: 3'üncü seviye dünya değil, 4'üncü seviye dünyada olacaksınız.
S: (L) Eski pratik Laura olarak somutlaştırmaya çalıştığım şey şu; 4'üncü yoğunluk dünyası ile 3'üncü yoğunluk dünyası yanyana mı var olacaklar?
A: Yanyana değil. Tamamen "farklı dünyalar".
S: (L) Bu dünyalar iç içe olacak ama farklı boyutlarda olacaklar yani?
A: Yakın.
S: (L) Diğer bir deyişle, örneğin bir 6'ncı yoğunluk varlığı bu gezegene baktığında bu gezegeni görür, uzayda dönüşünü görür, dünyanın çeşitli boyutlarını görür ve tüm bunlar mekan-zamanda aynı anda gerçekleşiyor olur. (J) Onlar aşağıyı görebiliyor ama biz yukarıyı göremiyoruz.
A: Evet.
S: (L) 3 boyutlu dünyada tüm o afetler meydana gelirken biz 4 boyutlu dünyada olacağız ve bu olaylar orada meydana gelmeyecek. 3'üncü yoğunluk insanlarını görmeyeceğiz ve onlar da bizi görmeyecekler. Çünkü başka boyutlarda olacağız.
A: Evet, kavramı anlıyorsunuz, şimdi bunun gerçek olup olmadığına karar vermeniz gerekiyor

-------------------------------------------------------------

Bu duyumsanışı takip eden ve gözleyen Orion BH ve KH nın müşterek bir uğraşı altında olduklarını var sayıyorum ,zira bu dalga gelişi sonunda bir ayrılışın olacağını anlıyoruz ,3B de kalanlar yani açılmamış KH bölümü felaketler depremler diğer kozmik olaylar ve insanların şu anda bolca yaptıkları nükleer güçlerle oynamalar ve bunların sonuçlarını görecekler,

Öteden beri KH gurubunun burada yer altında ve başka gezegenlerde bu tip anormal olaylara dayanabilen bedenler yarattıklarının maksadını bu hadiseleri düşünerek anlamaya çalışıyordum ,bu yavaş yavaş çözülüyor,4B de kendilerine esir olmuş yani bilinçde aşamamış ve monoteizm din yoluyla ayırımı esas kabul eden bir şeylere  biat edip gücünü teslim etmiş insanların hem 4 de hem 3B de kalmaları için bu hazırlıklar zira besin işinin 3B de olanlar vasıtası ile süregelmesini istiyorlar,

Fakat KH idarecilerinin tahmin etmediği kalan insanlar için olumlu bir durum ortaya çıkyor ,insan felaketlerle karşılaştığında ve altında ezildiğinde sorgulama işini daha keskin bir şekilde yapabilecek kapasiteye geliyor ve gerçeğe doğru yanaşıp bu kendi bilinçsizliği yoluyla evvelden kapılmış olduğu bilinç esaretinden kurtuluyor ,bunu şu bölümden anlıyoruz,

-------------------------------------------------------
S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4'üncü yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece bu gezegendeki karanlık güçlerin hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3'üncü yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.
A:Yakın

-------------------------------------------------------------

Ve Orion BH gözlemciler veya 6. yoğunluk BH bilinç bölümü bunun geçmişte olduğu gibi olmayacağını BH ı seçmiş kişilere adeta bir müjde halinde vermekteler,

---------------------------------------------------------------
S: (L) Jüpiter ile Mars arasındaki yok olan, şimdi bizim asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin psişik enerji ile yok olduğunu söylemiştiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
C: O gezegende yaşayanlar, ki pek çoğu sizin ruhsal atalarınızdır, bir kendine hizmet ortamı geliştirmeye karar verdiler ve bu o kadar güçlü bir negatif enerji yüklemesi meydana getirdi ki gezegenlerinin yok olmasına neden oldular çünkü enerjideki seviyeler o kadar yükseldi ki kendi üzerlerine çöktü ve gezegenin atomik yapısının prçalanmasına ve fiziksel olarak patlamasına neden oldu.
S: (L) Bu teknolojik olarak mı yapıldı yoksa tamamen zihin gücüyle mi?
C: İkisi bir ve aynı.
S: (L) Bomba atma gibi birşey yaptılar mı? 
C: Hayır, hayır. Psişik enerjiyle yapıldı. Geçici bir gerçeklik akışında aynı şeyin sizin gezegeninizde de meydana gelme tehlikesi söz konusu. Ancak biz bunun olmayacağından eminiz çünkü biz tüm gerçekliği görüyoruz; geçmiş, şimdi ve gelecek. Ancak şunu da anlamanız gerekiyor ki, bizim perspektif noktamızda bile tüm gerçeklik gene de akışkandır. Hala pek çok gerçeklik seçenekleri, olası gelecekler, olası geçmişler ve olası şimdiler var. Fakat biz yeterince emin bir şekilde sizin gezegeninizin Kantek gezegeni ile aynı kaderi yaşamayacağını hissediyoruz.

--------------------------------------------------------------------

Bu bilgileri alırken özellikle hiperkinetik duyumsayışı anlamaya çalışırken K.ların bizlerle bir olduğunu arada bir unutuyoruz hatırlatmak maksadı ile, zira ayırım psişesi bir olmayı yaşamımızda vaz geçilmez imkansız olarak işleyen bir alışkanlıkta,

----------------------------------------------------------------
C: Laura, bizi hala senden farklı bir varlık olarak düşünüyorsun. Gidip insanlara sürekli "Kasyopyalılar böyle söyledi, Kasyopyalılar şöyle söyledi." diyorsun. Kasyopyalıların sen olacağını bilmiyor musun?
S:(T) Bir zamanlar onlar da bizim gibiydi ve bunu bilerek bizimle iletişim kuruyorlar ve şimdi geçmişteki hallerine bilgi veriyorlar ve biz de gelecekteki halimizi dinliyoruz, veya buna benzer birşey. (J) Sanırım bize karşı sabırlılar.
C: Yakın, TR. Sizi kendimiz olarak dinlemek eğlenceli.
S:(T) Harika! Gelecekte eğlendiğimi bilmek güzel!
C: Biz olarak!
S:(T) Ama bu biraz da can sıkıcı çünkü siz geçmişte üçüncü yoğunlukta bizken, gelecekteki kendinizle nasıl iletişim kuracağınızı bilmiyordunuz.
C: Yanlış! Şu anda ne yapıyoruz sanıyorsun!
S:(L) Bu gelecek, geçmiş ve şimdi... (T) Ama biz olarak 3'üncü yoğunlukta sıkışıp kalmış olarak bunu görmeleri zor. (J) Bizim için zor, onlar için değil. (T) Onlar biz, biz onlar.
C: Bizim için hiçbir bakış açısıyla zor değil.
S:(T) Peki öyleyse orada neler bildiğimizi algılamak bizim için neden zor? (L) Belki sandığımız kadar zor değildir. (T) Peki o zaman bu sorunu nasıl aşacağız? Algılamamız gerekeni algılayacağımız noktaya nasıl ulaşacağız? (J) İlerliyoruz zaten.
C: Ulaştınız.
S:(T) Yani şu anda yaptığımız şeyi yapıyor olmamız, o noktaya ulaştığımızı gösteriyor. Öyleyse tüm yapmamız gereken, bunu daha doğru bir şekilde yapabilmek için daha fazla açık olabilmek?
C: Bingo zingo!

----------------------------------------------------------
S: (L) Küçük e-grup tartışma listemiz büyüyor. Herkes Wave (Dalga) hakkında konuşuyor. Bu dalganın ne anlama geldiği, ne olduğu, ne zaman geldiği, bunu nasıl anlayacağımız hakkında vesaire. Elimizdeki materyali bir araya getiriyorum ve düzenliyorum. Bu süreçte çok şey de öğreniyorum. Henüz bitmedi ama ilerledikçe pek çok soru da birikiyor. Dalganın ilerleyişiyle ilgili biraz ipucu öğrenmek istiyorum. Ayrıca evreni bir program olarak kabul edersek, bu dalganın, bir bilgisayar programının yeniden derlenmesi gibi birşey olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Dalganın ilerleyişi ne durumda ve bu evrenimizin programının yeniden yazılması gibi birşey mi olacak?
C: Tek cümleye pek çok soru sıkıştırdın. Ama, bunun gerçekleşme şekli şöyle olabilir: Birden, olmuş olan,
olmakta olan ve olacak olan herşeyin yenilenmesi. Programlar değişir ve bize göre ne müthiş bir olay gerçekten!
S: (L) Eğer herşeyin potansiyel olarak yenilenmesine ve gezegenin veya evrenin şu andaki durumunun farkındalığına dair bilgi paylaşılıp yayılırsa ve mümkün olduğu kadar çok sayıda insan dalganın varışı sırasında bu farkındalığa sahip olursa, dalganın olumlu etkiler yapması ve evrenin pozitif bir şekilde değişme ihtimali daha fazla mı olacak, yoksa bu aslında hiç önemli değil mi ve kim ne yaparsa yapsın,dalga değiştireceği şeyi değiştirecek mi? 
C: 2.'sine daha yakın.
S: (L) Yani ne yapıyorsak yapıyoruz ve ne yaptığımızın aslında bir önemi yok. Dalga gelecek, herşey değişecek, yeni olacak, bu mu?
C: En önemli olan şey diğerlerinin şimdiye kadar ne yaptığı, ne yapmakta olduğu ve ne yapacağı.
S: (L) Kim bu diğerleri?
C: Program yeniden-yazıcıları. Yani siz ve gelecekteki biz.
S: (L) Burada önemli olan "BİZ" miyiz? Sanırım birşeyi kaçırdım. Bizim ne yaptığımızın bir öneminin olmadığını söylediniz sanmıştım.
C: Diğerleri sizsiniz/olacaksınız.
S: (L) Bizim şu anda yaptığımız şey bu sürece nasıl yardımcı oluyor veya engelliyor?
C: Yardım/engel değil, sadece ne ise o.
S: (L) Tüm bunlar daha önce yapıldı mı yani? Herşeyin nasıl meydana geleceği zaten belli mi? Olmuş bitmiş birşey mi?
C: Hayır Laura, lineerliğini bırak!
S: (L) Anlamıyorum. Bizim yaptığımız şey bir fark yaratıyor mu?
C: "Zaman" nedir?
S: (L) Zaman bir ilüzyon. (A) Yapmak da mı bir ilüzyon?
C: Eğer lineer "zamana" göre düşünüyorsanız.
S: (L) Yani bir BH geleceğinin ortaya çıkması için en iyi yol, yaptığımız HERHANGİ birşeyin bir öneminin olmasını beklememek mi? Çünkü eğer yaptığımız şeyin bir fark yaratmasını beklersek, o zaman fark yaratmayacak. Bu arzulayış. (A) Yaptığım işin faydalı olacağını düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi! (L)Ben de öyle, çünkü bunu YAPIYORUM. Kendim oluyorum. Ama beklentiyi kesmemiz gerekiyor. Zaten içimizde olan şeyi, bir öneminin olup olmamasını beklemeden yapıyoruz.
C: Ve yaptığınızı yapıyorsunuz çünkü durumu bildiğiniz bir başka varoluş düzleminden kendinizi bunu yapmak üzere yönlendiriyorsunuz. Mevcut farkındalık düzleminde bulunduğunuz yerde, tamamen değilse
bile büyük ölçüde bilinçsizsiniz.
----------------------------------------------------------------
Yani bir program hiperkinetik duyumsanış sonunda yeniden yazılacak ve bunu yapacak olanlar ise BH yolunda yürüyenlerden olacak, olayın ilginç tarafı şu anda bunu ben öğrendim kabul ettim acaba nasıl olacak ve faydalarını göreceğim şeklinde bir düşünceye yani beklentiye kapılmak gerçekleşecek olanı oldukça bulandırıyor ve böyle düşünenin adeta frekansını düşürüp KH ortamında tutuyor,

Mevcut farkındalık düzeyimizde yarattığımız veya yaratılan illüzyon öğelerini yani etrafımızı sarmış olan doneler bütününü her şey sanıp takılı kalmak bizleri bilinçsiz bir duruma sokuyor,

Sonsuz, bilinmeyen diye tanımladığımızdır
Bilinen ise her şey sanıp yanıldığımızdır
Her şey aslında sonsuzluğu da içerir
O zaman bir bilgide takılmak yanlışımızdır

Düşüncenizde sınır yok, ileriye baksanıza
Bilinmeyene doğru uzansanıza
Korkmayın uçuruma düşmezsiniz
Korkulukları var, bilgidir,tutunsanıza

---------------------------------------------------------------

Bir de şu alıntıya bakalım ve lineer düşünsel tavrımızın bizi nasıl yanılttığını ve hali hazır durumu nasıl değerlendirmemiz icap ettiğini anlamak için bilincimizi zorlayalım, daha ileride yine bu konuya dokunacağız,

-----------------------------------------------------------------
C: Kurtarmak veya değiştirmek için "Dalgayı" bekleyenleriniz, yavaş yavaş pişirilen kurbağa gibi olduğunuzun farkına varmalısınız.
S: (Galatea) Yani insanlara sanki Dalga zaten buradaymış gibi davranmalarını tavsiye ediyorsunuz?
C: Evet. Ve aslında Dalga burada!   
S: (L) Ortasındayız. Ama kozmik süreç içinde o kadar küçüğüz ki, bu gezegendeki nihai kaosa doğru giden kötüleşme durumu olarak gördüğümüz şey aslında Dalganın gerçekleşmesinin bir sonucu. Kademe kademe ve sıçramalarla gerçekleşiyor; kuantum dalga paketçikleri gibi veya her ne diyorlarsa. Birikiyor ve sonra bir sıçrama yapıyor, sonra tekrar birikiyor ve tekrar sıçrıyor.
(Pierre) Eğer kaos Dalganın tezahürüyse, kaos daha bir süre burada olacak ve demek ki Dalga burada.
(L) Dalga burada çünkü kaos Dalganın tezahürü.
C: Evet! Hoşçakalın.

-------------------------------------------------------------------

Bir deney altındayız ve bedenimiz üzerinde çeşitli ayarların varlığından bahis ettiğimde bazı kişilerin bu konuyu kolay kabul edip inanmadıklarını hissediyorum ,ama şu alıntıya bakalım,keza bir sodyum atomunun uzun döngüde iken pek başka atomlarla birleşmek istemediğinden falan bahsettiğimde konuyu ütopik tarafa aktaranlarında dikkat edeceği "kimyasal elementlerin tembel oldukları" "çekim ve EM etkilerinin yokluğunda sistemler optimize olmuyor" cevapları,

Deney altındayız ifadesinin altında yine birilerinin kontrolunda bir yaprak gibi sağa sola savruluyormuşuz gibi bir acazet hissi gelmesin güya fark etmeden bakmadan atlayıp KH ı kabul edip yaşamak  ve bu deneylere tabi olmuş olmalar , mozaik olgusunda olan varlığın özgür iradesi ile her seçimde bulunup hareket halinde aşama halinde varlığını ataletin dışında bir olguda tutmak durumundandır,

Yani bizde olan  tanrı o bahsettiğim nefes alıp vermelerle minimal ve maksimal oluşumlara girerek kendi yaratım zenginliğine zenginlik katmakla meşgul olan bitenin bence en kısa özeti bu,

Bu oyunda duran düşer
Daim halde olmalıdır beşer
Su beklerken kurusan da
Gayretinle su bul yeşer (su=bilgi)
------------------------------------------------------------

(Pierre) Uzaydan bahsetmişken... Bazı astronotlar ve bilimciler yaraların uzayda iyi iyileşmediğini  bildiriyorlar. Bunun sebebi nedir?   
C: İnsan fizyolojisi belirli bir çekim ve elektromanyetizma düzeyine göre tasarlanıp ayarlandı ve kimyasal elementler "tembel" olduklarından  optimal işlev için o faktörlerden yararlanır. Çekim ve EM etkilerinin yokluğunda sistemler optimize olmuyor.

--------------------------------------------------------------------

S: (Galatea) Bize bir ipucu vermeye çalışıyorlar. Düşünmek için beyinlerimizi kullanmaya çalışıyoruz...
(Perceval) Son cevap "İnsan faaliyetleri kozmik süreçleri yansıtabilir." şeklindeydi. Peki şu anda insan faaliyeti bakımından neler oluyor da biz... Yani, o faaliyetleri tanımladığımızı varsayalım; bu faaliyet süreci neyin bir yansıması?
C: Yaratımdan önceki kaos.
S: (L) Yani şunu mu söylüyorsunuz: Bir kaos sürecindeyiz çünkü yapı taşlarının bozulması gerekiyor ki onları yaratıcı bir süreçte tekrar kullanabilelim? Mecazi anlamda tabi.
C: Evet
S: (L) Forumdaki çeşitli etkileşimler nedeniyle aklımda olan bazı soruları gündeme getiriyor bu. Pek çok insan Dalgayı beklemek istediklerinden bahsediyor. Hatta bir kişi demişti ki, eğer Dalga'nın tarihini biliyor olsaymış, kendi üzerinde çalışabilirmiş ama öyle bir tarih olmadığı için, bunu yapmanın da bir anlamını göremiyormuş.
C: "Dalga" bir süreç halinde gerçekleşiyor. Ölçek ilkeni hatırla.
S: (L) Nuh'u yazarken bahsettiğimi mi kastediyorsunuz?
C: Evet
S: (L) Tamam, o ölçek ilkesine göre, atomik ölçekte bir kuantum dalga çökmesi meydana geldiğinde,sistemin küçüklüğünden dolayı bu neredeyse anlık olarak meydana geliyor.
(Pierre) Makro ölçek daha uzun zaman alıyor.   
(L) Evet. Makrokozmik ölçekte bir dalga veya faz geçişi belirli bir süreçte gerçekleşiyor. Bu bana bir celseyi hatırlattı. Sanırım 1995'teydi, çünkü geçenlerde tekrar okuyordum ve kurbağaların kitlesel olarak ölümüyle ilgiliydi. Biri kurbağaların yok olduğundan bahsettiği için bundan bahsediyorduk. Bunu sorduk ve cevap bunun Dalganın bir işareti veya bir sonucu olduğu şeklindeydi. Yani kendi bakış açımızla gördüğümüz şey ardıl bir şekilde meydana gelen olayları kapsıyor ama daha geniş bir bakış açısından bakıldığında bu süreç de aslında aşağı yukarı anlık birşey.
C: Evet.
S: (L) Burada bahsettiğimiz ölçek ilkesi bununla mı ilgili?
C: Evet. Ve bunu anlamayanlar Dalganın "altında kalacak".
S: (L) Yani meydana gelebilecek büyük bir olay için belirli bir tarih bekleyenler birden bir dünyadan diğerine gidecekler, çünkü olayların kozmik ölçeğini anlamıyorlar, öyle mi?
C: Aynen öyle! Bunun kozmik bir "Pomp and Circumstance" (İhtişam) marşının büyük bir örneği olduğunu söylemiştik bir keresinde. Tam perspektife sahip değilsiniz!
S: (L) Yani öylesine büyük ölçekli değişimlerden bahsediyoruz ki, bizim bakış açımız...
(Perceval) İşte bir örnek. Bunun yaratıcı bir kozmik süreç olduğunu söylediler, yani bu evrenden gelen devasa bir kozmik rototiller ve iyi bir bahçıvan gibi evreni idame ettirmek için toprağı eşeleyerek yeni ürünler için gübre serpiyor. Biz de minik bir tahıl gibiyiz.
(Chu) Rototillerin saatlerdir yaklaşmakta olduğunu gören solucanlar gibiyiz. [kahkaha]
(L) Yüzbinlerce dönümlük bir tarlada bir mikrobuz.
(Pierre) Ve tüm yaşamımız boyunca yaklaşan rototillerin titreşimlerini hissediyoruz ve şu anda rototiller yaklaşıyor.
(Galatea) Ve bazılarınız rototillerin bıçaklarına yapışıp havaya fırlatılacaksınız!
(L) Bu konuda başka birşey?
C: Bazıları için herşey diğerleri için olduğundan daha dramatik olabilir.
S: (Galatea) Ne anlamda? Nasıl daha dramatik?
C: Karmik "ağırlığa" bağlı olarak.
S: (Pierre) K'lar bir celsede Dalga sürecinin İncil'de Bin Yıllık Dönem diye tanımlanan şey olduğunu söylememişler miydi?
(L) Hayır, sanmıyorum.
(Galatea) Bazı insanlar için bu geçişin sancılı olacağını mı söylüyorsunuz?
C: Evet
(L) Dalgadan sonra 3B'den 4B'ye geçişle ilgili olarak bahsetmişlerdi 1000 yıllık süreçten bence.
C: Evet
S: (L) Yani bir anlamda bu 1000 yıllık bir Dalga süreci. Tamamen yeni bir gerçekliğin yaratılması, kozmik anlamda, zaman denen ve aslında mevcut olmayan garip bir süreç içinde gerçekleşiyor. Ama şurası açık ki, sürecin parçalanmasından, kaostan bahsediyorlar.
C: Evet. Şimdi "zamanın" aslında ne olduğunu anlamaya başlıyorsunuz: neredeyse sonsuz bir sürede gerçekleşen kozmik süreçler.Ama hemen gevşemeyin çünkü bu süreçlerden bazıları sizin bakış açınızla son derece "çabuk" ve yıkıcı olabilir gerçekten.
--------------------------------------------------------------------
Yukarıdaki alıntı üzerinde derin düşünürsek sıfır zaman olgusu ve bizim lineer zamana dair ileriye bir tarihe bağlı bekleyişlerin üzerindeki farklı hali  ve kullandığımız zamanı düşünme  dışına çıkartan bir durumu tahayyül etmeliyiz ve anlamaya çalışmalıyız,

Olanlar oluyor ,her şeyi şimdiki zamanda ama karmik bazı sebeplerle lineer zaman takıntısında kalıp bir şeyleri ödemeye veya öğrenmeye dair karmik bağların işlemesine önem verenler, kalanlar için ızdırap dolu hallerin olduğunu açıklıyor,

Kısaca bu anlattıklarımızı üzerinde yaptığımız bu uğraşıları bir ütyopik faaliyet, entellektüel sipiritüel olma hevesleri v.s. gibi düşünüp anlatılanlara hala olanları mevcut illüzyonik donelere bağlılık dışında olmadığını savunanlar ve olanı eski cetvelle ölçmeye çalışanlar ,

"S: (L) Yani meydana gelebilecek büyük bir olay için belirli bir tarih bekleyenler birden bir dünyadan diğerine gidecekler, çünkü olayların kozmik ölçeğini anlamıyorlar, öyle mi?
C: Aynen öyle! Bunun kozmik bir "Pomp and Circumstance" (İhtişam) marşının büyük bir örneği olduğunu söylemiştik bir keresinde. Tam perspektife sahip değilsiniz! "

Bu arada eski dünyaya gidecekler falan şeklinde yargılayıcı bir ifade kullanmak ta hatalı zira onlar da eninde sonunda atomsal yansımalarla bile olsa yeniden var oluşa kapılacak bizleriz..

Bazen bu kozmik şoklar veya felaketlerle  insanların bir an evvel birlik bilincine gelme işinde büyük bir fayda  hissediyorum, zira o bilinçlere yapışmış ve her şey sanılan lineer zaman ve onunla ilgili kurgulamalar ve inanışlar yoluyla yerleşen  ayrılığın  doğurduğu acı ve zulümden kurtulma maalesef bizi bu yolu ister vaziyete sokuyor..



Gaia

#928
Verdikleri topraktaki mikrop örneği ve solucan benzetmesi gerçekten lineeer kalıbı bırakmak adına oldukça öğretici bir betim. Aslında evet dalga burada ve bizler onun titreşimlerini geliş sancılarını aşama aşama yaşıyoruz. Sorunumuz hala yoğun miktarda ben merkezci düşünmeye olan eğilimimiz. Kendi adıma "bireysel matrixim" beni oldukça lineer kalıptan düşünmeye zorluyor. Bunun farkına varmama rağmen elimde tutamıyor oluşumda sanırım bu algının ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesi.

Diğer bir deyişle de büyük bir mozaikte olan olayların, derslerin tek bir noktaya odaklanarak anlamaya çalışmak gibi bir şey bu algımız. Üzerinde gerçekten çalışmam gereken bir sorun olduğunu düşünüyorum kendi adıma bu lineer eğilimin. Çünkü yaşadığımız her şeye olan bakışımızı, görüşümüzü etkiliyor. Göze adeta bir perde çekiyor. Deneyimlerimizi bulanık bulanık görüp, ormanda çakmak ateşi ile yol bulmaya çalışmak gibi zorlaştırıyoruz işimizi.

Bu aktarım için teşekkürler.

Tgur

#929
Gaia kardeşim,ben de teşekkür ederim ,

Konumuz lineer programdan kurtulabilme başarısını salim bir zihinle halledebilmek, onun da beklenti olarak bizlerde tezahür eden zamanı kovalamak duygusuna direnmek şekilde olduğunu ve sabretme işini  her davranışımızda akla getirerek ve uygulayarak halledebiliriz,

Evet konulmuş olan lineer programı alt edecek olan, ömür boyunca genç iken büyüklerimizden duyduğumuz yetişkin halinde dilimizden düşürmediğimiz ve uygulamada etkisini algılamadığımız yani yapmadığımız (nasihatlere karşı direnme güdüsü) çok basit bir kavramı uygulayabilmeyi öne çıkarmak,

"Sabır"..