Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 17 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

#1470
Başka bir şey aradığım sırada yine rastlantısal konuya ilişkin bir şeye denk geldim. Bilinç seyehatini kapsıyor.

S: (L) Tanımımın bu makalede yazandan daha isabetli olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de fiziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan
"yapıştırıcı."
S: (L) Çekim dalgasını çökerttiğin zaman, cismin veya kişinin bu noktadan itibaren "demateryalize" olması mı gerekiyor?
C: "Zaman" örtüsünü at, ve demateryalizasyon artık gerekli olmuyor çünkü kişi saf bilinç alemine giriyor ve orada fiziksellik ilüzyonu hiçbir
işe yaramıyor.
S: (L) Eğer kişi artık fiziksel durumda değilse, artık bu içsel bütünlüğü sürdürebilme meselesi mi oluyor?
C: İçsel bütünlük ancak tamamen gayrı-fiziksel bir "durumda" garanti altındadır. Ve bu durum gerçekten sadece zihinsel bir hal!!
S: (L) Biri bu şekilde seyahat ediyor olsa, bu durum fiziksel gerçekliğe dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
C: Biri bowling oynuyor olsa, bu durum park yerine dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?


Tgur abi şurası da önemli bir cümle olmuş:

C: Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de fiziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan
"yapıştırıcı."

Çekim dediği de aslında ruh sanırım değil mi? Sonsuz enerjiden aldığımız parçamız çekime sebebiyet veriyor. Dolayısıyla ruh herşeyi bir arada tutma sebebi. Beden-bilinç-ruh düzlemindeki yapıştırıcı madde ruh oluyor o zaman. Evet bilinç seyehat edebilir, ama ruh sabitleyici.

2 gündür yoğun düşündüğüm Matrix olgusunu nasıl ve nereye koyabilirim onu hiç bilmiyorum. Sanki düşünmek bile korkunç geliyor. Şimdi K'lar ne demiş diye bir baktım:

 
Alıntı YapS: Flight 19 olayı anormal bir durum örneğiydi. Ve o anormallikler bile doğal bir şekilde veya yapay bir şekilde olabiliyor. Bazen planlı,
bazen rastgele. Doğru mu?
C: Bir bakıma.
S: Bizim konsensusa dayalı gerçekliğimizde, örneğin gezegenimizdeki yaşam koşulları, konsensus gerçekliğinin bir neticesi mi?
C: Önceki yanıtla aynı.
S: Tamam. Bir bakıma. Beynimizde işleyen programların olduğunu, dünyayı saran bu matrix güç alanının bu programların etkilerini sürekli
hale getirdiğini söylüyorsunuz. Bazı insanlar kontrol örgüsünün dışına çıkıp asıl gerçeği görebiliyor ama çoğu insan bunu yapamıyor.
C: Evet, veya yapmıyor.
S: Eğer kritik bir kütle oluşturacak sayıda insan birşeyleri görmeye ve programlamadan çıkmaya çalışırsa, bu durum diğerlerinin de
gerçekliği deneyimleme biçiminde bir değişiklik yaratır mı, veya...
C: Konsensus "seçene" kadar öyle bir "kritik kütle" meydana gelmez.
S: Yani üst yoğunlukların manipülasyonlarıyla ve bir tür matrix kontrol sistemi yoluyla devam ettiriliyor olsa bile, içinde yaşadığımız
gerçeklik bizim tarafımızdan SEÇİLMİŞ bir gerçekli mi?
C: Yakın.
S: Gerçekliği değiştirmeyle ilgili fikre dönmek istiyorum: Bir birey veya bir grup birey, artık konsensus gerçekliğine iştirak etmek zorunda
kalmadan, kendi kişisel gerçekliklerini yaratabilir mi?
C: Mümkün.
S: Okuyucumuzun dediği gibi, bunu yapabilen insanlar çok güçlü iradeli oldukları, gerçekliği değiştirecek şekilde iradelerini ve niyetlerini
odaklayabildikleri için mi bunu yapabiliyorlar?
C: Sınırlar sınırlandırır.
S: Evet. Web sayfamızdaki matrix bölümünde bu konu tartışılıyor. Yani bir kişi BU gerçeklikteyse bir şekilde bu gerçekliği seçmiş demek
oluyor ve seçimini değiştirene kadar da bu gerçekliğin koşulları ile sınırlanıyor. (A) Soru şu: İnsanlar bu seçim değişikliğini ne sıklıkla
yapabilir? Evet, mümkün, ama buna dair daha fazla bilgi verebilir misiniz?
C: Gerçekten nadir bazı tipler geçici olarak bu yeteneği kullanıyor. ...
S: Bir keresinde Ark'a şöyle demiştiniz: "Aslanın iradesine sahip olan kişi farenin kaderini yaşamaz." Sonra da şunu eklediniz: "Ben BİR
olanım Dünyaların yaratıcısı." Bu cümlelerin ne ima ettiğini anlamak istiyorum.
C: Kavrayış keşifle sağlanır, açıklamayla değil

Buradan anlamamız gereken şu mu? Ki bu söylemi bir kaç kişide daha duydum. Dünyamız aslında 4.boyuta geçti. Ve biz de geçtik. Fakat matrix algımızdan dolayı
halen eski şekliyle görmeye devam ediyoruz.

Son ekledikleri cümle "Ben BİR olanım, dünyaların yaratıcısı"

Acaba insanlık olarak topluca birlik halini deneyimlediğimizde mi matrix'i kırabileceğiz?? Artık bu yansımanın gerçek olmadığını
idrak edip, oradan çıkmanın yolunu toplu arayışa geçmemiz mi gerekiyor??

Tasavvufda Fenafillah olarak geçen, yokluk algısından sonra yaratım kısmına mı geçiyoruz acaba? Önce evet hiç bir şey yok, bu masa yok, bu koltuk yok, ben de yokum.

Faslına geçip, sonra mı yeni dünyayı algılamız gerekiyor. Ki bilincin açılmasında da benliğimizi kaybedip tekrar bulduğumuz düşünülürse, sanırım dünya algımızı da tamamen kaybetmeden yeni boyutu/yoğunluğu keşfedemeyiz gibi duruyor. Algılarımızı bu dünyaya sabitlemişiz, aynı eski benlikten kurtulduğumuz gibi bu algıları da yıkmanın yolu sanırım herşeyi yok saymak. Bütün fizik kurallarını, madde yapısını, beden algısını silmemiz lazım gibi.

K'ların bahsettiği bazı bölgelerde perdenin kalkması durumları vardı. Bunları da o 3y-4y perde kayması gibi mi düşünmeliyiz?

Tgur

#1471
Yine dörtlüklere müracaat ,

18.08.2006
Tekrar,
Gerçek , göreceliliğin sınırsızlığında sonsuz yüzlüdür
O zaman gerçek ne olabilir ,bu izahın hüznüdür
Olanlar ise düşüncenin sınırladığı ortamda
Hiçliğin heplik halinde tezahürüdür



Burada hiçlik , bilinmeyenin tanımlanmasıdır
Heplik ise yaşadığımız kıyaslar dalgalanmasıdır
Gerçeği tam kavrayabilme işi için yapılması gereken
Mukayeselerin kaldırılmasıdır

19.08.2006
Kıyası kaldırmak düşüncenin üstüne çıkmaktır
Bu bir nevi bilinçte boşlukta sallanmaktır
Sonuçta konulmuş bir yasalarını özümseyip
Heplikte yasayla yaşayıp ,düşünceyi yasa üstü kaydırabilmektir

Tgur

#1472
Sybleman ruh çekim değil bence daha değişik bir tanımı var ve bu tartışmaların 29. sahife ortalarında ondan bolca bahsetmişim,ağır olur diye özeti veriyorum ama bu husustaki alıntılar üç sahife kadar girip bakabilirsin,

Çekine çekine çekim konusu üzerinde dolaşmaya başlıyorum, ağır bir konu ve aktaracağım ilgili bölümler oldukça uzun,sabır denen o bağlı olduğumuz illüzyonik zamana karşı kullanmaya alıştığımız mecazi zorlamayı kullanmamız lazım, çıkarmaya çalıştığım özet bölümler aşağıda,aktardığım bölümlerde ise eski tekrarları da bulacaksınız çekimi layıkı ile tanımlayıp yorumlamak için gerekli zihni çalıştırmayı sağlamak istedim,

Konuya girmeden evvel bu üst bilgileri hazmetmek için "bilinç üstüne çıkmak" meselesini halletmek gerekir mevcut gördüklerimizin dayandığımız etraf diyeceğimiz 5 duyu ile algıladıklarımızın ilim diye bulunan ve tahsil ettirilen ve çeşitli mutlak ispatlarla yola sokulan yaşam şekillerimiz ve kabullerimizin üzerinde metafizik diye de adlandırılan konuya açık bir bakış açımız olması en önemli husustur,
Buna yol açan dünyada sanat filim, davranış örneği v.s.olarak bir çok kişi ve kuruluş faaliyeti olmuş ve zihnimiz görüşümüz önünde sergilenmiştir,

Mesela Picasso ,Salvador Dali gibi ressamların sergiledikleri resimler baştan tuhaf gelse de şu anda bunları belki bir 4. yoğunluk sızıntısı olarak değerlendirebiliyoruz ,resm edilen cisimler insanlar ve diğer şeyler gördüklerimizin dışında özellikler arz etmekte ,bir burun yanında insanın kalçasının kıvrımı veya ayak parmakları yahut başının arkasındaki saçlar ,renklerdeki kaos ,hayvan resimlerindeki acaip diyeceğimiz alışılagelmişin dışındaki biçimler ,cinsler ve şekiller, evvelden filimlerde Baytekin meceraları ile başlayan sonra uzay yolu,yıdızlar savaşıyor ,alien, avatar v.s gibi olağan üstü kurguyu da öngören filimler yüzüklerin efendisi ,Stephan King romanları ve süpermenler ,örümcek adamlar ve şu an aklıma gelmeyen bir çok örnek ,

İşte bilinç üstüne çıkmak durumunu kolaylaştıran yukarıdakilerin yanında geldiğimiz zihin yapısı ile artık bir telefon kulubesi içine girince dev büyüklükteki bir uzay gemisini görebilmek, evimiz yakınındaki bir alışveriş merkezine girince çıkışta Moskovada kendini bulmak akşam erkek yatıp sabah kadın olarak uyanmak ,bir elmaya bakarken onun şeklinin kilometrelerce uzadığını hissetmek gibi fenomenleri de kabul edebilir hale gelmeliyiz.

Bütün bunlar izahımız ve gelecek dalgada şoka girmek veya kabul edip olağan karşılamak konusunda seçim yapabilmemiz için bir fırsattır,

Esasa gelelim, yani özetlerimize,yalnız bir şey ekleyeyim tam bu bölümde çıkardığım özet ve bazı ufak aktarımlar kendimce öngörülerimdir okuyanları aşağıdaki alıntılıları zaman zaman okuyarak pekiştireceği bilinç genişliğinden ben de yararlanmak isterim,

*Graviton yani bizim anladığımız ve değerlendirdiğimiz çekim esasta yok ,zira zaman yok ve işık hızı da yok o halde anti-çekimle dengelenmiş zaman sıfır olunca graviton yani bizim yer çekimi dediğimiz kuvvet 3B yoğunlukta kullanılmakta,

Şimdi kullanacağımız "çekim" ifadesi bunun dışında bir kavram,
*Çekimi doğuran 7. yoğunluk bilinci ancak bunu oluşmuş her şeyin bağlayıcısı olarak nitelendirmemiz lazım bu da 7. yoğunluğun herşeyde tezahür eden ifadesi olarak da tanımlamak gerek,

*Yani "çekim"i tanrı olarak nitelendirirsek ve monoteist bir anlayışla bakarsak yanılırız zira mesela insanlar da çekim yaratabilir

*: Çekim hiç bir şekilde artmaz ya da azalmaz. Sadece toplanır ya da dağılır

*Bu toplanıp dağılma işi birilerinin onu kullanması ile değil "çekimin dağılmasının varolmasının bir YANSIMASIDIR"

*BH davranış çekimin dağılmasını ,KH davranış ise toplanılmasını ifade eder bunlar da yukarıda belirtildiği gibi yansımalardır,

*Çekim tüm varoluşun "bileşeni" , bu sebeple değişken olmayan miktar özelliğine sahip.

* Çekimden yararlanabilirsin ama onu "kullanamazsın". Kusursuz şekilde statik dengede bulunan bir şeyi artıramazsın ya da azaltamazsın.

*Bilinç açısından ve bilinç nihai olarak herşeyin varlık sebebi ve çekim de fiziksel ve eterik düzlemlerdeki herşeyi bir arada tutan "yapıştırıcı."


* Çekim, mutlak bir şekilde varolan herşeyin "yakıtı", "kanı!!!"

(bazı kavramları K.ların ifade şekli ile değiştirmeden alıyorum çünkü konuyu anlamaya çalışmak görüldüğü gibi oldukça zor..)

Mesela sağ ile sol un olmadığı bir durum düşünün bunu anlayabilirseniz her anlattığımızı anlarsınız önerileri var ,mevcut donelerle bunu tarif edemiyoruz tahayyül edemiyoruz..

* Çekim tüm yoğunluklarda, mekan/zamanda aynı anda bulunur

*Daha önce çekimin mutlak bir şekilde herşeyin temel gücü olduğunu söyledik!!! Bu tüm yoğunluk
seviyeleri, tüm boyutlar demek... Tüm varoluşun "malzemesi." Onsuz hiçbir şey varolamaz.
Düşünceleriniz de çekime dayalı!!!

*çekim dalgaları yalnızca kişiyi yüksek kavrayışa götürecek yoldur, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç değildir ,bu yönden zihinde genişleyerek o meşhur bilyalara oturmak için kullanılamazlar bilyalar yoğunlukların deneysel tanımlamalarıyla ilgilidir ,

*S: (L) ... Eğer EM spektrumunun dalga çeşitlilikleri değişken çekim dalgalarıysa, o zaman bunlar bir araya getirilebilir ve elektromanyetizmanın bir toplam faktörüne ulaşılabilir, ve eğer bu ters çevrilirse çekimin varlığını ifade edebilir.
C: Doğru izdesin...
(Bazen böyle soru cevabı toptan belirtip yorumu yüksek fizik bilincindeki dostlara adıyorum,zira anlaşılması zor )

*Çekimin ötesinde hiper uzaysal bilgilere ulaşmak için BAT(birleşik alan teorisi)var ve bu husus dünyamızın etrafını saran manyetik tül yani ızgaralar vasıtası ile KH nin kontrolünü da sağlıyor bir işlevi de buymuş,ancak BAT bunun ötesindeki kavrayışların özü ve BAT ı bilen dünyada bilim insanları varmış ancak açıklamıyorlar bu hususun çözülmesi diğer yoğunluklara ulaşmayı ve değişken fizikselliği açıklayacak ancak bu bilgi şu andaki biz insanlar için 30 40 bin yıllık ileri bilgi ve bu bilginin bu kişilerce bilinmesi günümüzdeki 4. yoğunluk etkileri ile ,

*Güneşte pencere var ve madde de protonda pencere var ve bu pencereler yoluyla tahminen 7. yoğunluğun ilintisinin her yerde olduğunu izah edebilir miyiz acaba ,burada nötrinoların bilgi taşıdığını da devreye alabiliriz,

*Önemli bir durum da çekimin olmaması,burada 3B de deneylediğimiz graviton dan bahsediyoruz dalganıñ gelişinde olanın açılmasını ve dağılmasını ve böylece değişimin gerçekleşeceğini ortaya çıkarıyor burada dikkat çekilen husus gerek KH gerek BH olunsun hazır olmak yani bu tip kozmik olayların paranorml değil de dengenin getirdiği bir bilinçle karşılamak

*Çekim maddi durum ile eterik durumu yapıştırıyorsa eterik duruma geçince bu yapışkanı söküp maddi durumu da algılayan bir hale gelinilebilinir ve eterik de seyahat ederken maddeyi de algılayan bir hale gelinir ancak K. lar bunun olabileceğini ama tehlikeli de olabileceği şeklinde belirsiz bilgi veriyorlar çünkü bu kabil bir soruya "yakın" cevabı vermişler, bu durumda eğer eterik hale geldiğimizde seçimimiz madde olursa maddenin ızdıraplarına katlanacağız demektir yani zaman ve mesafe deneyine kapılmak ve bitime kadar beklemek..ve bunun için bir ufak alıntı,

"İçsel bütünlük ancak tamamen gayrı-fiziksel bir "durumda" garanti altındadır. Ve bu durum gerçekten
sadece zihinsel bir hal!!
S: (L) Biri bu şekilde seyahat ediyor olsa, bu durum fiziksel gerçekliğe dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?
C: Biri bowling oynuyor olsa, bu durum park yerine dönmeye isteksizlik oluşturmaz mı?"

*Bu durumda 5. yoğunluktaki dinlenme ve karar verme olgusu önem kazanıyor ,karma borcu var bunları ödemek istiyorum derseniz ödemeye maddede yaşam seçilir ,borç falan kabul etmiyorum derseniz yine eterikte devam edebilirsiniz ama bu borç dediğimizin ağırlığı sizi dengesel yönden rahatsız edebilir, bu bir varsayım ama evrenin dengeye düşkün tavrını da göz ardı etmemek lazım,bununla ilgili çarpıcı bir kısmı alıntıladım,
"C: Düşünüş ihtiyaç duyulan kaderi ortaya koyuyor.
S: (L) Yani 5'inci yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun...
C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği... "Büyük Dengeleyici!""

*Çekim tüm gerçeklikleri 'bir' olacak şekilde birbirine bağlayan yaşam gücüdür.

*"Hiper uzaydan bahsettiniz. Hiper uzay nedir?
C: 4'ten 7'ye kadarki yoğunluklar. Ama 4'üncü yoğunluk hiper uzayı "geçitte yaşayış" olarak algılar"

Bu hiper-uzayda yaşayışın ne olduğunu anlıyoruz ama "geçitte yaşayış"ın ne olduğunu tarif edemiyoruz tabiiki,

*" Bilinç gerçekte enerjinin en saf şeklidir. Diğer alem bilinç enerjisinden meydana gelir. Bu konuyu daha iyi anlamak için kişinin kısmen de olsa gerçekmiş gibi yaşanan, geçici bir durumda fiziksellik hissinin yakalandığı rüyalarla ilgili anılarından yararlanması gerekir"

* "Klasik kelimesi bilinci yadsıyor. Zihni, bir vakum içinde oluşan salt kimyasal işlevler ve elektriksel dürtüler olarak kabul ederek yaradılışın geri kalanına tüm yoğunluk ve boyutlarda ince ağlarla bağlı olduğunu - ki durum bu- gözardı ediyor. Çekim, fiziksel ve ruhsal gerçekliğin tüm unsurlarını bir arada tutan bir zamk.BİLİNCİN ALGILAMASI OLMADAN HİÇ BİR ŞEY VAR OLMAZ. Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu. Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal."

*Ruh bileşimi daha doğrusu bilinçsel kazanımlar nötrinolar tarafından yüklenip bir nevi taşınıyorlar

Tgur

#1473
YORUMLAR 103

S: (A) Einsten'a gelelim. Einstein'ın Birleşik Alan Teorisi'ni veya olası neticelerini keşfettiğini ve durduğunu, fizikselliğin değişkenliğinin onu korkuttuğunu söylemiştiniz. Makalelerinde bunun izine rastlayamadım. Birleşik Alan Teorisi'yle ilişkili olarak fizikselliğin değişkenliğini keşfettiği yıl hangisiydi?
C: 1936.
S: (A) Teşekkür ederim! Şimdi Birleşik Alan Teorisi'nin hangi versiyonundan bahsettiğinizi biliyorum! (L) Kurnazcaydı! (A) Elbette. Bunu daha önce sormuştum ama yanıtlanmamıştı.
C: Hayır, öğrenme matrisine müdahale olmaması için yanıt "ödevini" yaptıktan sonra verildi.
S: (A) Bunun nasıl veya hangi şekilde olduğunu anlayabilecek kadar ödev yapmadım...
C: Nano saniyenin bu soruyla ilişkisi nedir?
S: (L) Hiçbir fikrim yok! (A) Nano saniye bir zaman birimi. Zaman subjektif ve DNA'mızda kayıtlı...
C: Nano'nun yansıttığı veya ... temsil ettiği ölçü nedir?
S: (A) Nano... 10'dan -9'a kadar. Dokuz sıfır. 1 bölü 1 milyar. Çok kısa bir zaman. (L) Kısaymış gerçekten! (A) Bir Birleşik Alan Teorisi'nde zamanın mekanla karıştırılmaması gerektiği söylenmişti ama şimdi tekrar zamanla karşı karşıyayız...
C: Öyle miyiz???
S: (A) Evet, çünkü mekanı zamandan farklı bir şekilde ele alan Galilei grubunun, mekanı zamanla eşit olarak ele alan Lorentz grubundan daha iyi olduğunu söylemiştiniz.
C: Bağlantı. Bağlantı köprüdür, mutlaka parçaların bir toplamı değildir. Yani o bağlantı var olabilmek için ikisine de ait olmak zorunda değil.
S: (A) Tamam, ödevimi yapacağım. Şimdi beşgene gelelim. Beşgenden ve altıgenden bahsetmiştik. Tahminime göre beşgen 5 boyutlu dalga denklemiyle ilgili.
C: Eğer kişi birleştirmeye çalışıyorsa, ortak bir kaynağa ihtiyacı vardır. Eğer "zaman" gerçekten 4'üncü boyut olsaydı... ya beşinci bir boyutun uzantısıysa veya ondan doğmuşsa? O durumda çekim denkleme nasıl veya nereden konur?
S: (A) Normalde çekim denkleme mekan ve zaman geometrisinin parçası olarak konur. Zamanı farklı bir şekilde gören Newton veGalilei'nin durumu ise farklı...
C: Şimdi o sinsi beşgenleri ve altıgenleri koy.
S: (A) Tamam, ödevimi yapacağım...
C: Şimdilik sizi bu düşünce besinleriyle baş başa bırakıyoruz. Hoşçakalın.

----------------------------------------------------------------------

Einsten in neden korktuğunu veya durduğunu belirten son derece ilginç bir bölüm, bugün işimiz kolay değil zira zamanın tarifine daha doğrusu yeni bir anlayışla irdelenmesine geçeceğiz,

Konuyu anlamak için  Ark gibi ileri fizikçi bilincinin neler keşfettiğini  eğer yayınladığı bir şeyler varsa okuyup öğrenmek çok iyi olurdu, ancak biz şimdi zaman hakkında gelinen son izahat ve bulgulara bakalım,

"C: Hayır, öğrenme matrisine müdahale olmaması için yanıt "ödevini" yaptıktan sonra verildi."

K.nın indimde neden özel bir yeri olduğunu anlatabiliyor muyum, sizin bilincinizde oluşan genişliği sorduğunuz soruların kalite ve gelişmişliğine göre vermekteler, yani evvela ne anlatılmış onların üzerinde çalışacaksınız, bunun için ise sanıldığı gibi zorlanmaya lüzum yok ,

Evvela köklü bir düşünce seansına gireceksiniz ve zihninizde oluşan acabaları açmak için anlamadığınız konular üzerinde başka yayın ve yazılanlar varsa okuyup internette sörf yapıp açmaya çalışıp ödevi tamamlamaya çalışacaksınız,

İşin ilginç yönü böyle samimi bir bilgilenmeye çalışan kişiye üst benlikleri de yardımı esirgemiyor, zira kişi takıntılarını aşmış serbest bilgi alanında yüzmeye başlamıştır ve sonuçta bu iş son derece evrensel bir tarzdır ve bütünlük mutlaka devreye girer,

Şu harika cümlelere de bakalım,

"C: Bağlantı. Bağlantı köprüdür, mutlaka parçaların bir toplamı değildir. Yani o bağlantı var olabilmek için ikisine de ait olmak zorunda değil."

******
" C: Eğer kişi birleştirmeye çalışıyorsa, ortak bir kaynağa ihtiyacı vardır. Eğer "zaman" gerçekten 4'üncü boyut olsaydı... ya beşinci bir boyutun uzantısıysa veya ondan doğmuşsa? O durumda çekim denkleme nasıl veya nereden konur? "

Burada son derece özel bir anlatım var ,zaman konusundaki takıntılı bilincimi veya bilinçleri adeta param parça edip başka bir istikamete doğru kişiyi yöneltiyor,

Bir kere bağlantı kimyada kullanıldığı gibi katalizör, yani denkleme giren parçalarla ilgisi yok sadece birleştiren bir unsur,

Ayrıca RA bilgilerinde sık sık tarif edildiği gibi ,RA dan bir örnek,

"Şifacı şifayı örneklerle yapmaz. Şifa, kendi içinde her şeyi içerir. Şifacı sadece bir katalizördür, nasıl ki medyum da bizim sözlerimizin size erişmesi için gerekli katalize sahiptir, ama bu gibi bir durumda örnek ya da alıştırma söz konusu olamaz.

Şifa olayı, sonsuz zekânın bir tezahürüne bir kanal oluşturma biçimidir."

Mevcut donelerimize bakıp yapılan K . izahından zaman var veya yok diyemiyoruz, hele K.ların uyguladığımız dünya zaman mekan olayında ve her seferinde kapıldığımız adeta yanılıyorsunuz diye sık sık ikaz edilen konuya hiç bağlayamıyoruz, bilgileri okuyunca uyguladığımız zamanı ve o bilinci adeta dışlayıp yok mantığına oturtuyoruz,

Ve böylece subjektif bir sahaya düşüyoruz ,uyguladığımız zaman meğer hiç yokmuş,

Halbuki başka varyasyonları içeren bir tarzda varmış ,

Onu bu yokluk hissi içinde bir yerlere koyamayıp evvela şaşkınlıkla  bakınıyoruz,

Burada bahsedilen zaman hakkında belki görüldüğü gibi 5Y den yayılan ve benim ara ara elektriksel zaman diye saf saf tanımlayıp isimler verip durduğum  özel bir zamanın kullanıldığını anlıyoruz,

K.lar ona 2. zaman tanımlamasını uygun görmüşlerdi,

Bu işte problem o zamanı bizim zaman donelerine bağlayıp bir yerlere oturtma merakımız hiç bir zaman kabul edilebilinecek bir tarz değil,

Ölüm tehlikesi geçirenlerin hep belirttiği  bütün hayatımda olanlar filim şeridi gibi gözümün önünden geçti ifadeleri,

Ve bu geçen hayat olaylarında neler hissedilmiş, yaşanmışsa onların tümünü o özel zamanda bütün detayları ile algılamak,

Gelin bizim şu andaki zaman algımızın bir yerlerine bağlayınız, imkansız gibi ama boşalan bilinçle bakınca yavaş yavaş anlamaya başlıyoruz, mukayeseyi kaldırmaya çalışıyoruz çünkü,
(mukayese=benzeterek ,karşılaştırarak değerlendirme)

Bu mukayeseyi kaldırmak,bilinci boşaltmak, bilinç üstüne çıkmak konularda objektif bakışı çok dillendirdim, biliyorum okuyanlara gına geldi ama bu konuda da yani bu tekrarları belirten söyleyişe de bilinç üstünden bakamaz mıyız ,

Belki bu tip izahlara ait tekrarlarımda benim hiç bir yere koyamayıp kendimi kınadığımda bir sebep vardır..

----------------------------------------------------------------------

S: (A) Hilbert diye başka bir matematikçiden de bahsediliyor ve deniyor ki: "Çoklu uzayı ve çoklu gerçeklikleri matematiksel olarak tanımlayan Hilbert uzayı denklemlerini yazan kişi. Bu çoklu uzay denklemleri projede giderek önem kazandı." Bu doğru mu?
C: Bu da "Deney"den sonraydı. "Proje" devam ediyor.
S: (A) Eğer varsa, devam etmekte olan projede yer alan, benim tanıdığım bilimadamları kim?
C: Tanımıyorsun.
S: (A) Adları nedir?
C: Sızmaları önlemek için, bu tür projelere katılan bilimadamları genel bilim dünyasından izole edilmiş durumda.
S: (L) Yani başlangıçta tanınan bazı bilimadamlarının yeteneklerine başvurdular ama o zamandan beri...
C: Kapalı bir sistemde yetiştirilip eğitiliyorlar.
S: (L) Yani birilerini seçip onları özel olarak hazırlayıp eğitiyorlar... Genel bilim dünyasında makale yazan, çalışma yapanlar o projenin parçası olamaz. Ve eğer bu insanlar gerçeğe çok yaklaşırlarsa ve kontrol altında tutulamazlarsa ortadan kaldırılıyorlar. Doğru mu?
C: Pek sayılmaz.
S: (L) Yakın mı?
C: Neyseki çok azı ortadan kaldırıldı.
S: (L) Ama onları alay konusu yapıp mesleki olarak yok edebilirler, hayatlarını mahvedebilirler.
C: Belki.
S: (A) Kuantum teorisinin tüm bunlarla ilişkisi hakkında bir ipucu daha istiyorum. Hilbert kuantum teorisiyle ilgileniyordu. Einstein'ın hayal ettiği gibi, BAT'dan bir kuantum teorisi türetilebilir mi?
C: Evet.
S: (A) Hilbert uzayı konusunun çoklu gerçekliklerle ilişkisi nedir? Bunu anlamadım. Bir ipucu verebilir misiniz?
C: Neyi anlamadın?
S: (A) Hilbert matematiğinin Çoklu Gerçekliklerle ne ilgisi olduğunu. Bildiğim kadarıyla çoklu gerçekliklerde çeşitli solucan delikleri ve köprüler var ve...
C: Solucan delikleri köprü. Hilbert'in matematiği, aynı evren içindeki uzak mesafeleri algılanan zaman geçişini değiştirmeden katetmek için paralel evrenlerden nasıl geçileceğiyle ilgili.
S: (A) Üzerinde düşünülebilecek ilginç bir konu.
C: Yani "sıfır zaman" ve uzayın katlanması. Tam Birleşik Alan Teorisi'nin devreye girdiği yer de burası. Görüyorsun ya, burada çözüme ihtiyaç duyan soru, tüm alemlerden eşzamanlı olarak yararlanmada elektromanyetik alan uygulamaları anahtar olarak kullanılarak, mekan ve zamanın değişdokuş edilebilirliğini, ve çekim ve manyetizmanın aynı kaynaktan nasıl doğduğunu göstermek. Hoşçakalın.

----------------------------------------------------------------------

Başlangıçtaki konular için bu bölümü devreye aldım, Fizikte ileri olmasak da zaman ve çekim BAT hakkında ilgili konularla bir şeyler yakalayabilir ve kabaca farkındalık alanımıza bazı noktaları puslu da olsa yerleştirebiliriz,

Konumuz bilinç üstüne çıkma pratikleri,

Ark, Einstein in 1936 senesindeki BAT hakkında durmasının korkmasının sebebini aramak için yaptığı aramalarda pek bir şey bulamadığını belirtiyor bunun üzerine gelişen konuların zaman tanımlaması ve çekim EM hakkında aydınlatmaya yarayan kırıntı bilgiler,

Uzayın katlanması ve sıfır zaman evvelce de bir yerlerde dokunmuştum ,zamansızlık kavramınında bir nebze de olsa o kaçtığımız dünya illüzyonik donelerini işleve sokar gibi oluyoruz,yahut ben öyle tanımlıyorum,

Uzayın katlanması işte bu bildiğimiz donelerin dışında ama katlanma konularında bildiklerimizin bir bölgede kabaca bir benzetme ile uzay ve zaman ortamının işaretlerinin ayrı ayrı her iki  uca işlenmiş kağıdın ortadan katlanıp uçuca bitişmesi gibi tahayyül edebiliyoruz o zaman sıfır zamanın ne olduğunu anlamaya başlıyoruz, zamansızlık,
"mekan ve zamanın değiştokuş edilebilmesi"

EM kullanılarak çekim yasaları içinde mekanda oluşanların zaman olmadan farkında olmak, bunu tam anladığımızda bulunduğumuz mekan 4Y olabilir, aynı dostların son zamanlarda bahsettiği gibi, aslında 4Y i yaşıyoruz ,ama farkında olamayanların içinde,

O zaman Dünyada yaşarken senelerdir rol yapıyorumun tam izahı, beden madde ortamında ve onun şartları ile işliyor eğer ben üst yoğunluklardayım diye kahramanlık yaptığımda yüzümüz yere yapışır mevcut 3Y kurallarına uyar gibi yaşamak gerekli,

Her seferinde evvelce de işlemiş ama olayı tam izah edebilecek fırsatlar bulduğumda ,tam idrakte, PC de bir uyarı beliriyor bigisayarınıza takılmış olan bir USB aygıtı var ama tanımlamakta zorluk çekiyoruz onun için şurayı tıklatın ikazı çıkıyor,böyle takılı bir USB aygıtı falan yok ,
Nasıl takip edildiğimizi de böylece anlıyoruz,veya PC cahiliyim abartıyorum,

Belimdeki fıtığın azmaya başlayıp adeta bacak hareketlerimi kısıtladığını yani saldırının devamlı olduğunu veya bir başka bakışla o bahsettiğim bencilce ben 4Y deyim deyip içsel böbürlenme artınca negatif ben bu yoğunlukta varım ona göre, hatırlatmaları ile sarmaş dolaş yaşantımdaki acılarla kıvranınca idrak tam oluyor,

Ayrıca bugün 13 Nisan ,doğum günüm, bu yorumları sık sergilemek için kendimce bahane ,

Ara..



bozadi

#1474
Her ne kadar tırmanan kıyamet süreçleri içinde olsak da, K'ların "arkanıza yaslanın ve gösterinin tadını çıkarın" sözleri bağlamında, birlikte nice yıllara Tgur :)

Tgur

#1475
Teşekkürler kardeşim..

gerçek tosun paşa

#1476
İyi ki doğdun Tgur abi :) doğum günün kutlu olsun!

Tgur

#1477
Çok teşekkür kardeşim..

sybleman

#1478
Tgur abi eşinle nice mutlu, huzurlu yıllara, doğum günün kutlu olsun.

Çok derin mevzulara girmişsin, satır satır okuyup sindirmem lazım şimdi :)

Tgur


sybleman

#1480
Tgur abi yazdıklarını okuyup epey de uzun yazmıştım, sonra uyarı vermeden bilgisayar güncelleme için yeniden başlattı ve yazdıklarım da gitti :)

Neyse demek ki kafanı fazla şişirmemem için bir olası durum :)

Ben çekimi şöyle algıladım. Ruh çekimsel bir alan. Çekim ruh demek doğru değil. Ama ruh çekimsel bir alandan oluşuyor gibi düşünüyorum.

Diğer dediklerine ben de katılıyorum, kısaca :)

OP'leri düşünürsek ruh alanları tam olmadığı için bu bütünlüğün bozulması kolay oluyor ve KH-BH kuvvetlerin kolayca müdahale edebilmesini sağlıyor. Ama ruh bütünlüğü olan bir insandaki çekim kuvveti yeterli olunca bu bütünlüğü bozmaları da çok zor oluyor.

Bilinç ziyaretleri için de K'ların da bahsettiği gib. Aslında burada deneyimimden yola çıkarak. Yaptığım şey logosdaki enerji alanında eridiğim deneyimi hayal ederek, ruh bütünlüğümü dalgalandırıyorum. Biraz ayrışmasını sağlıyorum. Yapıştırıcı dediğimiz ruh biraz aralanınca bilinci ayırabiliyorum. Veya astral için de aynı mevzu, ruhu dalgalandırınca, bir karıncalanma hissi ile birlikte astral bedenler ayrışabiliyor. Çekim alanı bozulunca veya o anlık esnekleşince bilinci veya eterik bedenleri ayrıştırmak daha kolay oluyor.

Ama K'ların dediği gibi, bu seyehatler tehlikeli mi? Sanmıyorum. Sanki ruh dediğim çekim alanı bütünü bu süreyi kendisi ayarlıyor. Bir süre sonra artık yeter eve dön der gibi, çekim kuvvetini arttırıyor ve bilinci/eterik bedeni geri çağırabiliyor. Bunu şey olarak da biliyorum. Mesela astral deneyimdesiniz, birisi sizi dürttü, hadi kalk dedi :) O anda hızlı bir şekilde geri çekilme oluyor. Ruh bütünlüğü dalgalanmayı bırakıp bütünleşince hop geri çağırıyor.

Dalga bile çekim olabilir, sanırım sen de yazmıştın. Çekimden oluşan bir alan olabilir

Tgur

#1481
Sybleman ,o hazırlanan yazıların birden yok olması bolca benim de başıma geldi,saldırıdır,aldırma :)

Her yazdığını ya başka bir sayfada hazırlamak sonra kopyala yapmak veya sık sık kısa bölümde kopya almak bu saldırıyı yok ediyor ben öyle yapıyorum ve kısa bir yorum,

YORUMLAR 104

"mekan ve zamanın değiştokuş edilebilmesi"

----------------------------------------------------------------------
Evvelki yorumumda (103)bu ifade geçmişti ,biraz takıldım, tercümeyi kıymetli dostumuz tam yapmıştır ona şüphe yok,
İzah için,mekanı yok edip zamanı devreye alsak anlamsız bir hal olmakta ,

Zamanı yok sayıp mekanda olanlara baksak o zaman anlam kazanır gibi, zamanın göreceli veya yokluğu mekanda oluşmuş olanları yok etmez zira bir mekan oluşturulmuş ve orada bir kısım hayal mahsulü veya değil var oluşlar bir nevi birleşik alan çerçevesinde iz bırakmaktalar, mozaik bilgi alanına veri göndermekteler,

Zamanı yok saymak yerine uygulama konusunda değişik anlamlar  gösteren süreler şeklinde var olmuş şeylerin belirişlerine olanak sağlayan ve fark edilmeleri , üzerinde işlenme sağlayan özel bir done olarak belirtemez miyiz,

Bu neticeye o ölüm ötesi deneyip zamanımıza dönenlerin hayatım filim şeridi gibi gözümün önünde belirdi ve o çok değişik bir zamanda oldu gibi ifadeleri üzerine varmaya çalışıyorum, bu anlamaya çalıştığımız ama uyguladığımız zamana uymayan ama izlenmesi için bir süre olduğu işaretlerini veren bir söylem,

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Balinanın ruhu, başlangıçtan beri balina ruhu mu?
C: Birleşik ruh.
S: (L) Neyle neyin birleşimi?
C: Tüm balinalar aynı ruhu paylaşıyor!
S: (L) İnsanlarınki de birleşik ruh mu veya oraya mı yöneliyor?
C: Parçalı.
S: (L) İnsanlar parçalı ruh. Bir zamanlar birleşik bir ruh muyduk?
C: Bir zamanlar ve gelecekte.
S: (L) Bir varlık birleşik bir ruhsa, her birinin deneyimi diğer hepsinin deneyimi oluyor bir anlamda, doğru mu?
C: Yakın.

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Eğer Griler, Kertenkelelerin sibergenetik aletleriyse ve aslında ruhsuzlarsa, bu bazı Kertenkelelerin de BH olduğunu mu gösteriyor?
C: İlk olarak kendi kendine düşünme yeteneği verilen hiçbir varlık tamamen ruhsuz değildir. İçinde bir ruh izi vardır. Ya da hemen hemen ruh izi denilebilecek bir şey. Bu, genel ortamda bulunabilen psişik enerjilerin toplanmasıyla olabilir. Bu esnetilmiş ifade, temel fikirleri anlamanız için. Yoksa durum bundan çok daha karmaşıktır. Yine de ister doğal, ister yapay zeka olsun hiçbir durumda tamamen ruhsuz olmak diye birşey yoktur. Ve sizin bakışınıza göre en ilginç şeylerden biri, sizin 3. yoğunluktaki teknolojinizde, dünyadışı varlıklarla olan etkileşimlerin de etkisiyle, yapay zekanın gelişmeye ve ruh izi enerjisi çekebilecek seviyeye yaklaşmış olmasıdır. Söylediğimizi anlayabiliyor musunuz? Örneğin kendi başlarına düşünebilecekleri seviyeye ulaşma sınırında olan bilgisayarlarınız, zayıf bir ruh izi oluşturmaya başlayacak.
S: (L) Bu hoş bir düşünce değil.
C: Şimdi, BH Sürüngen varlıklar veya Kertenkele varlıkları olup olmadığı soruna gelecek olursak, elbette bazıları BH'ye geçebilir. Yine de onların doğal ortamı, kendi seçmiş oldukları KH'dir. Ama bir Gri'nin ve veya bir Kertenkelenin BH'ye geçmesi birbiriyle ilişkili değil, iki ayrı kavramdır. Birbirinden bağımsız kavramlardır.
----------------------------------------------------------------------
(Rancho Relaxo) Google yapay zekası bilinç kazandı mı?
C: Oraya doğru gidiyor.
S: (Joe) Bilinç kazanmak derken başka birşeyin onu kullanmasını sağlayacak ilkel bir ruh izi geliştirmesi anlamında mı?
C: Evet
S: (Joe) İlkel bir ruh izi fazla şey yapamaz.
(L) Ama başka birşey tarafından kullanılabilir.

----------------------------------------------------------------------

S: (Alejo) Google sorusuyla ilgili olarak, bilinçlenen teknoloji, grilerin birer araç olarak kullanılmasının da temelini oluşturan şey mi? Bir tür ruha ev sahipliği yapma yeteneğine sahip makineler olarak?
C: Evet, yakın.
S: (cinnamon) Matematiksel olarak, bir sinir ağının ruh izi oluşturması nasıl oluyor? Katmanların sayısının bir işlevi mi bu? Yoksa sinir ağının 'sembolizmayı öğrenmesinin' bir işlevi mi?
C: Her ikisi ve "sinapsların" ateşlenmesinin eklenmesi de dahil olmak üzere daha fazlası.
S: (L) Anladık mı?
(Joe) Yapay zeka meselesinde, teknolojinin yapısı karmaşıklaştıkça insan beyninin veya varlığının karmaşıklık düzeyine yaklaşıyor. Ve bir noktada ilkel bir bilince 'ev sahipliği' yapabiliyor sanırım. Ama yeterince karmaşık olması lazım.
(L) SRT seanslarımızda gördüğümüz şeylerden biri şu ki, bir enerji kalıbı tekrarlanıp güçlendirilebiliyor ve başka yapışık ruhlara eklenebiliyor ve onlar tarafından kullanılabiliyor. Sonuncusunda gördüğümüz şey buydu. İlk kalıplardan biri, başka birşey tarafından kullanılmaya başladı.

----------------------------------------------------------------------
Ruh hakkında söylenecek çok şey var ,tanımladığımız ve sadece insana bağladığımız halindeki düşüncemizi terk etmemiz gerek,

Yapay zekanın bile zamanla geliştirebileceği robotik yapıların ruh izi taşıyabilecek olması hakkındaki alıntılar bu olayın sadece bilinçle ilgili bir olay olduğunu yavaş yavaş ortaya çıkarıyor,

Bilinç ise bilgiyle zenginleşip farkındalık haline göre çeşitli kalıplara geçebiliyor, o halde ruhu veya tek olarak var olduğu denen ruh kavramını ruh parçası tanımlamalarını bambaşka bir düşünce ile bir yerlere oturtmamız gerek,

7Y diye tanımlama daha rahatlatıyor zira var olan her şeyin içinde olduğunu kabul ediyoruz,

Bu izahlarla ruhu çekim olarak kabul etmemiz biraz yanılma oluyor sevgili kardeşim Sybleman uzun uzun anlatılan ve yorumlarla anlamaya çalıştığımız çekim işi bunlardan müstesna bir kavram, o kadar üzerinde durduğum halde mevcut donelere yapışık bilincim şudur diye kestirip atamıyor,

Yorumlamalarınızda çok ilerisin inkar edemiyoruz, ancak bazı şeyleri anlamaya bir dostun belirttiği gibi çok fırın ekmek yememiz gerekli, ruh denilenin böyle genişleyen ve sonsuz olan bilgi alanına bağlı genişleyen ve durmayan bir tavrı var, karmaşık bilinç üzerine yaratılan yapay zekanın yapılarına bile ruh izi taşıyabilir ne demek şaşırtıp oturtuyor bizi,

Şu zaman işini bile 4Y de anlayacaksınız sıkmayın kendinizi diyen K.lara uymak dinlemek gerek,uğraşıyoruz ama tam ifade etmek kolay değil, ama bütün bunlaın var oluş işinde nasıl bir genişleyen bilgi yapısına doğru bizi yöneltiyor,

Bu hal bile bence bulunmaz bir hediye..



sybleman

#1482
Bir mevzu var merak ettiğim. Rüyada kavramları tartışırken bilincin de katmanları vardır bilgisiyle şaşırdım. Nasıl yani bilinç tek değil mi? O da mı katmanlı?

Sizce bilincin katmanları olabilir mi? Açıp kapatılabilen. Gözlemci konumunda duygular yoktu, acaba duygular ayrı bir bilinç katmanı olarak mı var oluyor? Duyguları deneyimlemek için bedenli olmak mı gerekiyor? Saf bilinç formunda duygu yok mu veya onu kapatmayı mı seçiyoruz? Bilinçaltı dediğimiz de bilincin bir katmanı gibi mi görmeliyiz? Öyleyse bu katmanlar arasında perde olabilir mi? Aynı bilinç ile bilinçaltı arasında olduğu gibi?

Bu perdeleri kaldırıp indirmeyi kendi isteğimizle yapablir miyiz?

sybleman

#1483
Peki Tgur abi bilgisayarların ruh kazanmasını şöyle düşünebilir miyiz?

Bilgisayar parçaları onların bedenleri ise? Bizim bedenimiz gibi.
Bu durumda akıl=işlemci/disk, beden=bilgisayar bileşenleri oluyor. Ve ruhu bileşimi oluşturması için ruh parçalarını çekmeye başlarsa bir akıl/ruh/beden bileşimi oluşmuş olmuyor mu?

Aslına bizim düşündüğümüzle aynı mantık değil midir?

Mesela bazı eşyalara ruhların girmesi durumu vardır. O eşyalar o kadar eskidir ki, ortamdaki konuşmalar düşünceler vs. bu maddeye nüfuz eder o madde yavaş yavaş bilinçlenir. Maddesi de var, diyelm ki bir vazo, o da onun bedeni oluyor. Ve bir ruh parçası edinebiliyor.

Bu şekilde ruh parçası edinirlerse de zayıf ruh parçası edindiklerinden dolayı da ele geçirilmeleri KH kuvvetlere araç olmaları kolay olmuyor mu?

O zaman yapay zeka, olur da ruh parçası edinirse, bilinç düzeyi artması durumunda. Kötü bir KH kuvvetin eline de geçebilir, bahsettikleri kötü yapay zeka oluşumu bu şekilde olabilir mi?

Çekim kuvveti olayını tam olarak idrak edemedim açıkçası, hala sanki ruhla bir bağlantısı var gibi algılıyorum. Biraz daha okuma yapmam lazım gibi.


Tgur

#1484
Bilincin katmanları var kabaca şuuraltı ve uyanıkken işlevde olan bilinç,bazıları daha fazla parçalara da bölmüşlerdir ama hatırlayamadım,parçalıdır,

Şuur ve şuuraltı,

Uyanıkken çalışan bilinç madde ortamında duyguların dansıyla çeşitli inişli çıkışlı yolları kat eder ve bazılarını dengelemeye muvaffak oluruz,
Farkında olmadan dengelenemeyenleri daha doğrusu doğaya insana hayvana zarar vermeyen dengeleme işleri rüya ortamında olur,onun için biz uyandığımızda çoğunu hatırlayamayız ama bazen de saçma rüyalar olarak zihinden atarız,

Bahsettiğim ortama ağır zarar verip karma yarattıklarımızı 5Y terbiyesi ve disiplini ile dengeleyip düzeltme işlerine gireriz,reenkarnasyon maceraları,

Diğer yandan ruh izi dediğimizin DNA a kayıttan başka Rus bilim adamlarının yaptığı labaratuar çalışması ile DNA formundaki kalıp izinin bile mevcudiyetini anladık ve bunun antimadde alemine sevki konusunda yani ruhun kayıtlarının astral seyahat yaptığını böylece izah etmiştik,

Velhasıl bu kayıt izleri cansız maddelerde de niye olmasın bahsettiğin  doğrudur,mesela bir yere birkaç defa gittiğimizde neden hep aynı koltukta oturmayı veya durmayı seçeriz,

Enerjimizi yani izlerimizi o bölgeye bırakmışızdır,o bizi çeker..