Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

4 Mart 2012

Başlatan 4BH, 07 Mart 2012, 23:54:58

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

4BH

4 Mart 2012

Laura, Ark, Belibaste, Perceval, Andromeda, Ailen, Bubbles, PoB, Burma Jones, Psyche, Mr. Scott

Bu akşam için yağmur tahmini vardı ama hiçbir fırtına uyarısı yayınlanmamıştı. Tam celseyi yapmayı planladığımız vakitte rüzgar deli gibi esmeye başladı! Elektrik kesilebilir ve kayıt yapamayabilirdik ama buna rağmen celseyi yaptık.

S: (L) Bakalım bizimle konuşmak isteyen herhangi biri var mı. (Ark) Evet, dışarıda fırtına var. (L) Bize ulaşmak için mücadele etmeleri gerekiyor! Merhaba. Kimse var mı?
C: Evet.

S: (L) Bu gece kimle konuşuyoruz?
C: Roykli.

S: (L) Nereden bağlantı kuruyorsunuz?
C: Kasyopya.

S: (L) Tamam, ilk sorum, bizimle iletişim kuran Armando adlı bir adam hakkında. Oğlu 10 Ağustos 1996'da doğmuş ve 7 Ekim 2011'de Santa Barbara'da (Kaliforniya) ölmüş. Armando'nun bazı soruları var ve çok perişan halde olduğu için bir istisna yaparak onun sorularını sormak istiyorum. İlk soru: "Oğlu 5. yoğunluğa mı geçti, yoksa burada kalmaya mı karar verdi?"
C: Bedeninden ayrıldıktan sonra dünyada kalması iyi birşey olmazdı. Sergio bir süre karmaşa içindeydi ama babasının soruları yola devam etmesini sağladı.

S: (L) Babası soruyor: "Ona yardımcı olmak için yapabileceğim herhangi birşey var mı?"
C: Babası sakinleşip oğlunun seçimini kabul etmek dışında yardım sunacak bir konumda değil.

S: (L) Oğlunun ayrılmayı seçtiğini mi söylüyorsunuz?
C: Bir seviyede, evet.

S: (L) Ama korkunç bir kazaymış. Yani kazayla gitmeyi nasıl seçebilirsin ki?
C: Ruh seviyesinde, normalde bu tür olayları önleyen farkındalığı engelleme kararı alındı.

S: (L) Yani kaza spesifik olarak ayarlanmamış olsa bile, ruh bir seviyede gerçeklikle ilgili farkındalığını kesintiye uğratma seçiminde bulunarak bir kazanın daha muhtemel veya mümkün olmasına izin verebiliyor, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Bu vakada da öyle mi oldu?
C: Evet.

S: (L) Oğlu neden bu seçimi yaptı?
C: Yaklaşmakta olan olayları biliyordu ve bir sonraki hizmet seviyesine hazırlanmayı seçti.

S: (L) Babası soruyor: "Ölümüne neden olan şey, KH'nin biz ve toplum üzerinde acı ve ızdırap yaratarak bu negatif duygularla beslenmeye çalışması mıydı?"
C: Hayır.

S: (L) Acısıyla baş edebilmesi için Armando'ya söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı?
C: Ölüm, mental boyutlarda bulunan varlıkların dışındakiler için erişilebilir olmayan bir kapıdan geçiştir sadece. Eğer babası oğlunu ve oğlunun seçimini tam olarak onurlandırmak istiyorsa, bu olayı kendini ruhsal olarak daha tam bir şekilde geliştirmek için bir motivasyon olarak kullanması iyi olur. Bundan fazlası, oğlu için, oğlunun yerine diğerlerine yardımcı olabilir.

S: (Ark) Hazır bu konudayken, bazı matematikçilerle ilgili birşey sormak istiyorum. Dün Polonya'daki matematikçi arkadaşımdan Branson adlı genç bir matematikçinin ölüm haberini aldım. Çok gençti ve araba sürerken ölmüş. (L) Kaza mı yapmış? (Ark) Hayır, sürerken. Irving Segal'le çalışmış olan ve Clausthal'da gölde boğulan genç Alman matematikçinin bir arkadaşıydı. Bir konferans vardı ve gölde yüzmeye gitmişler. Diğerleri kıyıda izliyormuş ve o saniyeler içinde suya batıp hayatını kaybetmiş. O da 20 küsür yaşlarındaydı. Matematiğin aynı alanıyla ilgili olan Pertti Lounesto da var. O da biz onu Cookville'de (Tennessee) konferansta gördükten birkaç ay sonra denizde boğuldu. Yine benzer bir iş yapan Rus matematikçi vardı. O da tatil için Karadeniz'e gitti ve boğuldu. Tüm bu genç insanlar öldü ve hepsi soyut matematikçiydi. Kazayla çok fazla sayıda bilimci öldü. Bu ne tür bir tesadüftür? Herhangi bir yorum?
C: Tesadüf değil. Pek çok bakımdan doğru yolda olan çok sayıda insanın, onları frekans-temelli saldırılardan koruyacak şeyler hakkında bilgi sahibi olmamaları çok kötü; onları doğrudan manipülasyondan koruyacak diyet değişiklikleri gibi şeyler; başka yoğunlukların farkındalığı gibi şeyler. Elbette bu sonucundan haberdar olmaları gerekir.

S: (L) Pekala, Facebook arkadaşlarımdan biri olan Lindy'nin Arianna adlı kızı benim doğum günümde öldü. Bu ilginç, çünkü Armando'nun oğlu olan Sergio da büyükannemin doğum gününde öldü. Arianna uykuda ölmüş gibi görünüyor. Küçüklüğünden beri nöbet bozukluğu varmış. Glüten ve süt ürünleri içermeyen bir diyet denemiş ama şekeri bırakamamış. Bununla ilgili herhangi bir yorumunuz var mı?
C: Arianna uyanıyordu ve ruh seviyesinde artık bedeninin faydalı olmadığını fark etti ve bedeninden ayrıldı.

S: (L) Pekala. Bu 2012 DA-14 denen yeni asteroit hakkında ne söyleyebilirsiniz? Dünya'ya çarpma olasılığı nedir? (Perceval) Önümüzdeki yıl 15 Şubat'ta? (L) Soruyu biraz farklı sorayım. Olasılıkların ne olduğunu öğrenmek istemiyorum. Bu aptalca bir soru. Basit bir dille sadece bunun çok olası olup olmadığını öğrenmek istiyorum. İstatistikleri falan unutalım, çünkü o kitabı okumaktan bunaldım. (kahkahalar) (L) Çarpması çok muhtemel mi?
C: Hayır. Ama olması çok muhtemel başka şeyler var!

S: (L) Pekala. Bir asteroitin önümüzdeki yıl Şubat ayında dünyaya çarpmasının muhtemel olduğu ile ilgili makalelerin yayınlanma amacı nedir?
C: Kontrol sisteminin bu yönünü geçmişte iyi değerlendirdiniz.

S: (L) Bununla ilgili ne söylemiştik? İnsanlar üzerinde daha fazla kontrol uygulayabilmek için insanları "dünyanın sonu" çılgınlığına sürüklemeye çalışıyorlar. Bu mu?
C: Evet.

S: (L) "2012 – Dünyanın Sonu" konusu da bununla mı ilgili? İnsanları dünyanın sonu gelmiş gibi davranmaya sevk edip otoritelerin "Hepiniz çıldırıyorsunuz. Sizi sizden korumamız gerekiyor! Bunu yapacağız ve bu yüzden herkesi içeri tıkacağız!" demesini sağlamaya çalışıyorlar.
C: Evet.

S: (L) Diğer sorularıma geçmeden önce sormak istediğim birkaç küçük şey var. ___ neyin nesi?
C: ___! (K'ler bireyin forumdaki adını bir tanım olarak kullandılar. Mahremiyet nedeniyle isim silindi)

S: (gülüşme) (Perceval) Ender görülen bir hayvan mı? (L) Ne? (Perceval) Hatırlıyor musun, ___ adını sözlükten bakıp neden forum adı olarak onu seçtiğini fark ettiğini söylemiştin. Ne yazıyordu? Nadir mi? (L) Nadir, içe kapanık ve gizli.
C: Maskeli! Etkili bir beslenme makinesinden biraz fazlası.

S: (Ailen) Belirli bir amaçla burada olduğunun farkında mıydı?
C: Makineler düşünür mü?

S: (L) Protokollere göre çalışırlar: ... ise ... yap. Onu kullanan kimdi?
C: Bahsettiği kitapta ne vardı?

S: (L) Tüyler ürperten birşeydi... Nasıl tanımlarsın Andromeda? (Andromeda) Bir tür ruhsal varlık... Woodland ruhu mu? (L) ___! Bu mu?
C: Evet. Biz söyledik!

S: (L) Pekala, Psyche'nin birkaç sorusu var. (Psyche) Geçen yılın sonbaharında şiddetli bir erken kar fırtınası vardı. Bununla ilgili bir tartışmada bir forum üyesi şöyle yazmıştı:

Fırtına gecesi herhangi bir titreşim ağaçların devrilmesine neden oluyordu! Olaylardan biri bir araba kapısının kapatılmasıydı ve bu yakındaki bir ağacın devrilmesine neden oldu. Diğerleri sadece ayaklarını yere vuruyordu ve ağaçlar sağa sola devriliyordu! Birkaç kere birkaç dakikalığına arka sundurmaya gidecek cesareti buldum ama sürekli çatlayan ve patlayan ağaçların sesi o kadar korkutucuydu ki, eve geri kaçıyordum ama sesler aynı şekilde duyuluyordu!

Bu Kuzey-Doğu ABD'de olmuş. Aynı süreçte, Eylül'de, Kaliforniya'da birkaç tane 1500 yıllık dev sakoya ağacı devrildi. Görünüşe göre bu çok ama çok nadir bir olaymış. Bu olay 2011 yılı Eylül/Ekim ayında oldu. Ekim'de o fırtına vardı. (Perceval) Fırtına neredeydi? (Psyche) Fırtına Ekim'de, Meager1 adlı üyenin yaşadığı yerde olmuş. Sekoya ağaçları Kaliforniya'da düştü ama Meager1 New England'da. Fakat Kaliforniya'da fırtına yoktu ama ağaçların düşüşünde ilginç bir zaman benzerliği var. Biz de neyin bu tür birşeye neden olmuş olabileceğini merak ettik. (L) O Ekim ayında başka şeyler de olmuyor muydu? (Ailen) Elenin olayı vardı. (L) Oo, Elenin! (Perceval) Ama o parçalandı. (L) Parçalanmadan ne anladığına bağlı. (Ailen) Uzayda ne yaptığına bağlı. (L) Eğer Elenin'in sonucu olarak bir elektrik faaliyeti veya fazla anlaşılmayan başka bir fenomen, güneş sistemindeki cisimler arasında bir etkileşim meydana geldiyse... (Perceval) Ama Elenin'in yok olduğunu söylediler. (L) Yok olduğunu mu söylediler? Sadece karanlığa bürünmüş olabilir. (Perceval) Parçalara bölündüğü şeklinde bir yorum vardı. (Psyche) Dev bir sakoya ağacı durup dururken devrilmez!
C: İkisi ilişkili. Dünyanın "açılması" çok sayıda ilginç sonuçlar sergiledi bile... Sadece bekleyin! Daha hiçbir şey görmediniz!

S: (L) Sanırım obrukları, depremleri, volkan faaliyetlerini ve tuhaf sesleri kastediyorsunuz...
C: Evet.

S: (L) Tuhaf seslerden bahsetmiştik ve iki konu arasındaki bağlantılara dair bazı açıklamalar var ve mantıklı görünüyor ama anlamıyorum.Pekala, bir sonraki soruma geçiyorum. (Ark) Ama biliyorsunuz... sekoya ağacının devrilmesiyle ilgili olarak... standart sismografların tespit edemediği derecede uzun dalga titreşimleri meydana getiren depremler var. Youtube'da izlediğimiz o yüzme havuzu gibi birşey olabilir. Dünyanın o uzun dalga titreşimlerinden biriyle ilgili olabilir. (L) Depremler sırasında yüzme havuzlarındaki etkileri gösteren videolardan birini seyrettiniz mi hepiniz? Bir otelin güvenlik kamerasının kaydettiği bir tane var (http://www.youtube.com/watch?v=RJ8MPW7GU80)

Bu beni çok etkiledi ve o yüzden depremler sırasında yüzme havuzlarını videoya alan diğer insanların videolarını aramaya başladım. Arizona'daki birileri havuzlarını altıda bir veya beşte bir oranında boşaltan bir depremi hissetmemişler bile. Havuz suları ileri geri sallanmış, dalgalar halinde bahçeye taşmış. Sonra da öbür tarafa doğru taşmış. Epeyce su! (Ailen) Tsunamileri düşündüğünde bu biraz korkutucu oluyor. Kilometrelerce ötede olan bir deprem... (L) Okyanusun altında... (Ailen) Sonra o kadar büyük bir dalgaya neden oluyor. (L) Peki ya okyanuslardaki azgın dalgalar? Aniden dev bir dalga bir gemiyi batırıyor. (Belibaste) 40 metreye kadar ulaşanları var. (L) Ya bu dalgalar sismografların tespit edemediği çok uzun dalga titreşimlerin bir sonucuysa? Tespit edilmemesine rağmen dünyayı yerinden oynatan pek çok şey olduğundan eminim. (Belibaste) Resmi açıklama bunların birbirine giren çeşitli dalga grupları arasındaki rezonanstan kaynaklandığı yönünde. (L) Eğer bir deprem tek bir uzun dalga gönderirse, çok uzun olduğu için geri dönene kadar dağılır.

Pekala, vites değiştirelim: David Talbott'un "Symbols of an Alien Sky" adlı videosunu izledik (hangi video olduğuyla ilgili tartışma) (L) Mars'la ilgili olanı bana ikna edici geldi ama diğer kısımlar aptalcaydı. Çekimi tamamen bir köşeye atıyor, halbuki uzaya araç göndermek için çekim hesaplamaları yapıyorlar.
C: Çekim ve elektromanyetizma içiçe.

S: (L) Pulsarlarla ilgili sorumu sormak istiyorum. (önceki bir celsenin basılı halini kullanıyoruz). 1 Mart 1997'de... bu ilginç!.. Şu anda 4 Mart'tayız ve ben bu konuyu düşünmeye geçen gün başladım. Tarihlerin yakın olması ilginç. Yani 15 yıl 3 gün önce bugün. Şunu sormuştuk:

(A) Sanırım soru aktarım yapmak için neden evrende belirli bir yere ihtiyaç duyduklarıydı.
C: Sizin bulunduğunuz yerden görüldüğü şekliyle Kasyopya takımyıldızının 300 ışık yılı arkasındaki pulsardan dolayı Kasyopya'dan dünyaya olan güçlü sinyal yayını açıklığını kullanıyoruz. Bu, 6'ncı yoğunluktan 3'üncü yoğunluğa bir temiz kanal aktarımı olanağı sağlıyor.

[...]

S: (A) Bunun arkasındaki şey nedir? Aktarımı sağlayan araç/aracı nedir?
C: Eğer bir araç olsaydı buna şaşırman daha yerinde olurdu, ama araç yok. Görüyorsun ya, sıfır zaman kullanıldığında, aynı zamanda sıfır mekan var. [...] Belirli bir yere olan ihtiyaç, daha önce açıklandığı gibi, sizin algılayışınızla, psişik farkındalık profiliniz için faydalı titreşim frekansları nedeniyleydi. Pulsarlara neden olan şey nedir Arkadiusz?

S: (A) Pulsarlara neden olan şey ne mi? İyi soru... (L) Biliyor musun? (A) Bazı nükleer reaksiyonlar...
C: Nötron "yıldızları."


(L) Sonra ilginç bir şekilde K'ler "Noah Syndrome" (Nuh Sendromu) kitabımın kilit önermesine vurgu yaptılar ve ben de "Dönüşüm" dedim. Onlar da "Neyle, hangi nedensel faktörle?" diye sordular. Ben de nedensel faktörün güneş sistemindeki cisimlerin etkileşimi ve enerji alışverişi olduğunu söyledim. Elbette elektrik enerjilerini kastediyordum. Güneşten, 11 yıllık döngüden ve 220 yıllık döngüden, güneşteki çeşitli döngülerden söz ediyordum. Hepsi güneş sistemindeki cisimleri elektriklendiriyor ve hepsi çıldırıyor. Noah Syndrome'un temel önermesi buydu. Hemen sonra K'ler "Pulsar çok hızlı bir oranda atar" dediler. Döner demediler, atar dediler. Sonra bize nötron yıldızlarının, süpernovaların, kara deliklerin vs yapısının ne olduğunu sordular. Sonra da hepsinin madde ile antimadde arasındaki kesişim olduğunu söylediler. Bizim anladığımız şekliyle farklı gerçeklikler arasındaki sınırlar... Maddesel alemler ve eterik alemler, yoğunluk seviyesi eşikleri, gerçeklikler. Bu pencerelerden rahatlıkla geçilebileceğini ve yıldızların ve gezegenlerin de birer pencere olduğunu söylediler.

İşte bu konular üzerinde düşünüyordum. Pulsarlarla ilgili olarak elektrikli evren açıklaması bulmaya çalıştım çünkü K'lerin verdiği bu bilgileri, 1986'da güneş sistemindeki elektrik boşalımlarına dair geliştirdiğim fikirlerimle birleştirmeye çalışıyordum. Astronomlar pulsarları ilk keşfettiklerinde onların deniz fenerleri gibi hızlı dönen şeyler olduğunu düşünmüşler. Fakat güneşimizden daha büyük bir kütleye sahip olmalarına rağmen bazı pulsarlarda gözlenen dönüş oranı saniyede bire kadar çıktığında, bu resmi açıklama savunulamaz hale gelmiş. Bunun yerine "nötron yıldızı" kavramı çıkarılmış. Ancak bu kadar yoğun bir yıldız o yüksek dönüş hızlarına dayanabilirdi. Sonra şöyle yazdılar:

Bu gözlenen gerçek karşısında ana akım astrofizikçileri sadece nötronlardan oluşan som maddeden ibaret yıldızların (nötronyum) varlığını ileri sürmeye devam ediyorlar. Bu, astrofizikçilerin başka türlü açıklanamayan gözlemleri açıklamak için hayal ettikleri peri tozu örneklerinden biridir. 'Nötron yıldızı", bu kez pulsar boşalımlarının elektriksel fenomenler olduğu fikriyle yüzleşmekten sakınmak için yarattıkları yeni bir fantazi. Sadece nötronlardan oluşan, çekirdeksiz, yüksüz bir atom hiçbir laboratuarda oluşturulamamıştır ve asla oluşturulamaz da. [...]

Belki de bazı astronomlar nötronyumun utandırıcı bir şekilde imkansız olduğunu anlamaya başlamıştır. Her halükarda, şimdi daha az kolay bir şekilde çürütülebilir bir varlık öneriliyor. Walt Thornhill, pulsar yayılımlarıyla ilgili bu son ana akım açıklamasına dair şeyler yazdı:

Artık pulsarları açıklamak için "tuhaf madde" kavramını çıkardılar:

Nötronlar bir çekirdek içinde protonlarla ilişkili olmadıklarında birkaç dakika içinde proton ve elektron haline gelirler. Çok fazla nötron içeren atom çekirdekleri dengesizdir. Eğer bir nötron yıldızı oluşturmak mümkün olsaydı, nasıl dengeli olabilir ki?


Yani elektriksel evren fikri yönde gitmek istemedikleri için "tuhaf maddenin" pulsarları açıklamak için uydurulmuş bir kavram olduğunu söylüyorlar. Şöyle diyor:

Bazı pulsarlar milisaniye düzeyinde salınırlar. Radyo titreşim karakteristikleri şöyledir: 'görev çevrimleri' tipik olarak %5'tir (yani pulsarlar bir strob ışık gibi titreşirler – her bir atımın süresi, iki atım arasındaki süreden çok daha kısadır); bazı atımların yoğunluğu çok değişkendir; atımın polarizasyonu, kökendeki güçlü bir manyetik alanın varlığına işaret eder; manyetik alanlar elektrik akımlarının varlığını gerektirir. Bu karakteristikler iki yakın konumlu çift yıldız arasındaki elektrik atlaması (yıldırım) etkileşimiyle tutarlıdır. Buna benzer karakteristiklere sahip gevşeme osilatörleri elektrik mühendisleri tarafından biliniyor ve yıllardır kullanılıyor.

Yani söylediği şey, pulsarın bir birincil yıldız ile çift yıldız arasındaki bir elektrik atlaması gibi olduğu. K'ler bir nötron yıldızının ne olduğunu sorduklarında, doğru cevabın elektrik atlamalı bir çift yıldız olduğunu söylüyorlardı sanırım. Nötron yıldızını tırnak içine aldılar. Yıldızı tırnak içine aldılar.

(Ark) Nötron tırnak içinde değildi.

(L) İkinci yıldızın bizim güneşimize yaklaşıyor olması üzerinde düşündüm. Yıldız çiftleri arasındaki mesafelerin ne olduğu hakkında bilgi bulmaya çalıştım. Aralarında elektrik atlamaları meydana gelen ikiz yıldızlar arasındaki mesafeler nedir? Mars hakkında, Mars'ta meydana gelmiş gibi görünen elektrik atlaması hakkındaki "Symbols of an Alien Sky" videosunu izledik ve muhtemelen bu elektrik atlaması, Velikovsky'nin tahmin ettiği gibi son derece elektrik yüklü bir cisim olarak Venüs güneş sistemine girdiğinde Mars ile Venüs arasında veya Clube ve Napier'in tahmin ettiği gibi dev bir kometle meydana geldi. Bunun, Talbott'un düşündüğü gibi Satürn'ün (veya başka bir gezegenin) çok yaklaşmasıyla ilgili birşey olduğunu sanmıyorum çünkü küçük gezegenleri parçalara ayırabilecek çekimsel etkilerden bahsediyoruz.

Eğer ikiz yıldızlar arasında bir elektrik atlaması varsa, bu bir yıldırım gibidir. Ama elektriğin havada illa anlık bir şimşek çarpması gibi değil, yavaş bir akış biçiminde de gerçekleşebileceğini biliyoruz. Yavaş ve sürekli akımlar olabilir veya artan akımlar olabilir. Peki ya bu şu anda güneş sistemine oluyorsa? Bu ikiz yıldızın yaklaştığı söyleniyor ve bu akım artıyor. K'ler ikiz yıldızın akışı toprakladığını ve motoru çalıştırdığını söylüyor. Ama bunu anlamıyorum. Anlayamadığım şey, bunun nasıl gezegenlerin dönüşünü yavaşlattığı. Çekimi artırdığı için mi? Anlamıyorum. Eğer elektriği bir bobinden geçirirsen güçlü bir elektromıknatıs yaratmış olursun. Bu sabit bir bobindir. Belki de burada böyle birşey söz konusu. Sabit bir bobin... (Perceval) Bir kere bir gezegenin dönmesine neden olan şey nedir? (Ark) Hiçbir şey buna neden olmuyor! (L) Bir akım neden akıyor ve... (Ark) Bir kez dönmeye başladığında dönmeye devam ediyor. (L) Dönüyor, çünkü, yani Venüs'e bak. 243 günde dönüyor. (Ark) Yani soru neden dönmeye başladığı. (Perceval) Bu dönüşü ne yavaşlatabilir? (L) Elektrik veya dönen bir mıknatıs yoluyla bir akım topraklaması nasıl olur da gök cisimlerini yavaşlatır? (Ark) Ne ölçüde yavaşlıyor? (L) Venüs yavaşladı. Önemli oranda. Bilimciler şok oldu çünkü ciddi bir yavaşlama oldu. (Andromeda) Sirius'la ilgili birşey yok muydu? (L) Evet, bazı gözlemciler araçlarını Sirius'a çevirmiş ve Sirius'un çifti Sirius'un önünden ve Sirius'la Dünya arasından her geçtiğinde Dünya'nın dönüşü yavaşlamış ve ikiz yıldız geçtikten sonra Dünya tekrar hızlanmış. Bu durumda güneşimizin ikiz yıldızı hizalandığında, bunun daha büyük bir yavaşlatıcı etkisi olması gerekir. (Belibaste) Belki de dönen bir cisim negatif yüklüdür ve etrafındaki alan da pozitif yüklüdür. Bir motor, bir rotor ve bir stator gibi. Eğer güneş faaliyeti çevredeki alanın yükünü azaltıyorsa, yani stator, o zaman rotor, yani gezegen daha yavaş dönüyor. İkiz yıldızla güneş arasında çok büyük bir elektrik boşalması olmuş olabilir... (L) Eğer güneş sistemindeki elektrik artıyorsa (ki bunu bilmiyoruz ve dediğin gibi azalıyor da olabilir) neden manyetik alanımız azalıyor? Aynı anda bir sürü problemimiz var. Gezegenlerin dönüşünün yavaşlaması, gezegenlerin ısınması, gezegenimizin açılarak her yerde obruklar, düşen ağaçlar, garip sesler, depremler, volkan faaliyetleri, Endonezya ve Malezya'da veya başka yerde çamur fışkırması gibi çeşitli garip şeylere neden olması... Tüm bu şeyler oluyor ve bu fenomenleri açıklayan bir teorimiz yok! (Perceval odaya dönerek) 6.5 dakika. (L) Venüs günü 6.5 dakika kısalmış. Bu az değil. [rüzgar gürültüsü...] Ya ikiz yıldızımız, eğer varsa, yaklaşıyorsa ve bir elektrik atlaması gibi bir durum varsa? Ya Mars'ın başına gelen şey buysa? Ya şu anda asteroit kuşağı olarak bildiğimiz gezegenin geçmişte başına bu geldiyse? (Belibaste) Sanırım bu gezegenlerin iki yıldıza göre konumuna bağlı. Eğer iki yıldız arasındaki elektrik akımının içinde veya yakınında bulunursan, elektrik en az direnç gördüğü yolu takip edecektir. (L) Eğer bir insansan ve orada duruyorsan, uçurtman gökte ve ayakların yerdeyse ve sen de ortadaysan, yıldırım düştüğünde kızarma vakti geldi demektir! (Burma Jones) "Alien Sky" videosundaki Mars ve pozitif-negatif etkileri açıklıyor olabilir bu. [yoğun rüzgar!] (L) Gezegenlerin dağılımını gösteren yasalara baktığında, Venüs'ün ve asteroit kuşağının konumu ve durumu güneş sisteminde bir dengesizlik meydana geldiğini düşündürüyor. Ve bu süreçler milyonlarca yılda meydana geliyor... (Belibaste) Çok büyük bir gök cismi olmayan bir kometin güneş sistemizde nasıl bu tür elektrik boşalımlarına neden olabildiğini ve gezegenlerde büyük iklimsel değişiklikler meydana getirebildiğini gördüğünde, güneşimizin ikizi gibi büyük bir cisim gerçekten çok büyük bir enerji boşalması meydana getirebilir. (Ark) Ama belirtmek isterim ki, elektriksel evren savunucularının pulsarlar hakkında söylediği şey ile K'lerin pulsarlar hakkında söylediği şey arasında bariz bir çelişme var. K'ler açık bir şekilde "nötron yıldızları" terimini kullandı ama elektriksel evren fikrinin savunucuları nötron yıldızlarına gülüyor. (L) ama nötron "yıldızı" dediler. Acaba nötron yıldızı gerçekten bir yıldız mı? Ark) Hayır, elektrikli evren savunucuları nötronyum kavramına gülüyor. (L) Evet. Sanırım sorum şu: güneşimiz ile onun ikiz yıldızı arasındaki elektrik etkileşimi konusundaki fikrim doğru yönde ilerliyor mu?
C: Evet.

S: (L) Ama görünüşe göre daha çok çalışmaya ihtiyaç var.
C: Evet.

S: (Ark) Elektrik mi yoksa başka birşey mi?
C: Elektrik!

S: (L) Güneş veya yıldız büyük ölçekli bir yıldırım topu tezahürü mü?
C: Yakın.

S: (L) Ama kütlesi var.
C: Evet.

S: (L) Pekala, üzerinde çalışılması gereken birşey. Ampul gibiler. Victor Clube, Hubble gibi teleskoplarla yapmayı başardıkları güneş sistemi formasyonları gözlemlerinden bazılarını anlatıyor. Bu büyük diskler oluşmaya başladıklarında çok genç yıldızlardan iki ışık huzmesi çıkıyor. Elektrik akımları gibi. Kuzey ve güney kutuptan gelen akımlar. Mantıklı, uyumlu görünen pek çok ilginç husus var ve şu anda karşı karşıya olduğumuz durum aşamalı bir akım, yavaş bir akım veya büyük bir şimşek olabilir. Bilmiyorum. (Ailen) Ama yavaşlamayla ilgili sorunu cevapladılar mı? (L) Bu yavaşlamaya neden olan şey nedir?
C: Yavaşlama Pierrrr tarafından yeterince iyi açıklandı.

S: (L) Belibaste mi?
C: Evet.

S: (Ark) Perratt! (L) Perratt nedir? (Ark) Perratt plazma kozmolojisini savunan adam. (L) Oo!
C: Her ikisi!

S: (L) Yani Belibaste ve Perratt'tan bahsediyorlar. Elektromanyetik alan neden zayıflıyor?
C: Dönüş yavaşlıyor!

S: (L) Yani dünyanın elektromanyetik alanı dünyanın dönüşünün bir özelliği mi? Ve dönüşü de elektriksel fenomenlerden etkileniyor. (Belibaste) Evet, bir motor gibi; eğer yavaşlarsa daha az elektromanyetik alan üretiyor. (Perceval) Bir kutup değişimine hazırlanıyor. (L) Pekala Psyche ve benim üzerinde düşündüğümüz bir soru var. Virüsler hakkındaki kitabı okuduktan sonra, virüslerin bu gezegende milyonlarca, belki milyarlarca yıldır meydana gelen genetik manipülasyonun aracı olabileceklerini düşündük (başka yoğunluklardan bilinçli olarak gönderilen şeyler olarak).
C: Evet.

S: (L) Yani virüs boyutlar-arası bir tezahür mü?
C: Evet. Tezahür eden düşünceler! Bazı ekin çemberleriyle karşılaştırın!

S: (Psyche) Atlastaki bazı virüsler gerçekten de ekin çemberleri gibi görünüyor. [rüzgar sesi Ark'ın sorusunun duyulmasını zorlaştırıyor] (Ark) ...elbette virüs saf bir DNA gibi. (Psyche) Tipine bağlı olarak DNA veya RNA olabilir ve kendini korumak için genellikle bir kaplaması vardır. Çok çeşitli virüs türleri var; sadece bir parça genetik kod da olabilir. (Ark) Pekala, benim sorum, virüsün normal kuantum fiziğinde veya kuantum kimyasında tanımlanmayan bir özelliğe sahip belirli bir parçası olup olmadığı veya bunun gibi bilinmeyen ama virüsün tüm organizasyonunu ilgilendiren bir özelliğinin olup olmadığı.
C: Evet. Bilgi alanı madde topluyor.

S: (düşünce ve bilgi ile ilgili konuşmalar) (Belibaste) Bilgi farklı protein veya aminoasitlerin bir virüs oluşturacak şekilde bir araya gelmesini mi yönetiyor? Virüsün materyalizasyonu?
C: Evet.

S: (Psyche) Bu çok ilginç çünkü "çöp" DNA'mızda kök hücrelerine ve kanser üreten hücrelere yakın konumlarda virüs özellikleri tespit ettiler. Bu çok ilginç. (Perceval) Bu durumda DNA'mız düşüncenin maddi bir tezahürü mü?
C: Aşağı yukarı!

S: (Perceval) Ama düşünürken herşeyi berbat ediyoruz. Düşünmeyi ve DNA'mızın tezahür edişine müdahale etmeyi bırakalım mı? (kahkahalar) (Ark) Zamanın bir döngü gibi olduğu mevcut evren şeklimden, zamanın sonsuz olduğu ama sonsuz sayıda dönebildiği başka bir evren şekline geçtim. (L) Neden? (Ark) Neden mi? Evet... Daha önce bir döngü halindeki zamanı seviyordum ama şimdi biraz kararsızım... ama birşey bana sonsuz zaman fikrini izlememi söylüyor. Doğru yapıyor muyum?
C: Evet. Ve daha büyük bir döngü bulabilirsin!

S: (Ark) Daha büyük bir döngü. Pekala. Bir sonraki sorum: Fotonların şekliyle ilgili eski bir makaleme döndüm. Bazı hatalar içeriyor ve sanırım bu hataları düzelteceğim ama aynı zamanda "Bu otuz yıl boyunca öğrendiklerimi ve bu yeni zaman ve mekan fikrini buna ekleyeyim" diye düşündüm. Ama bu eski fikre dönmem gerekip gerekmediğinden emin değilim. Fotonun şeklini kim umursar?!
C: Önemli birşeyi ortaya çıkarabilir.

S: (Ark) Belki çıkarır ama gerçekten çıkarır mı?
C: Konuyu seviyorsun!

S: (Ark) Tamam, benim sorularım bu kadar. (L) Başka sorusu olan? (Bubbles) Son bir iki yıldır neden bu kadar zayıf ve hastalıklı oldum? Enerjim nereye gitti?
C: Otoimmün (bağışıklık sistemi) reaksiyonları. Mevcut rejiminde giderek daha iyi hale geleceksin. Sabırlı ol!

S: (Bubbles) Bu otoimmün reaksiyonları neden aniden oldu?
C: Virüse reaksiyon gösteriyor.

S: (L) Muhtemelen su çiçeği. (Ark) Biraz zaman alır. (L) Pekala, sanırım başka soru yok, değil mi? (Belibaste) 2012 hakkında bir soru sormayacak mıydın? (L) Sanırım bunu aşağı yukarı öğrendik. (Belibaste) İnsanların 2012 hakkında ne düşündüğünü kastetmiyorum, 2012'yi tanımlayan bir cümle veya kelime soracaktık...
C: Devrim!

S: (L) Yani 2012'de dünyada tam totaliter kontroller uygulamaya çalışacaklar ama bekledikleri reaksiyonu alamayacaklar. Öyle mi?
C: Evet!!!!

S: (L) Pekala. İyi geceler.
C: Hoşçakalın.
 

Scyth

#1
Çeviri için teşekkürler.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#2
Ben teşekkür ederim Scyth. Bu celsede anlamsız ve tamamen istemsiz/adaletsiz gibi görünen bazı ölüm olayları ardındaki dinamikler (özgür irade, seçim, anlamlılık) konusu çok güzel bence. Ve "virüs" konusu hakkında verilen bilgiler de çok ama çok güzel. Bu hususlarla ilgili düşüncelerimi müsait olur olmaz ifade etmek istiyorum.

yucelulu

#3
Çeviri için teşekkür ederim. Bu sefer çok ara verdiler, doğrusu özlüyor insan.
Virüslerin oluşumu ile ilgili "bilgi alanı madde topluyor" ifadesi ilginç. Demek biri bir canlıyı tahayyül etmedikçe o canlı meydena gelemiyor. Bir de, bir canlının ölmesi ile ilgili ilginç bir sır veriliyor: karar kendisine ait.
 

bigsenfoni

Ceviri icin tesekkürler yoldas Bozadi!

Virüs konusu gercekten cok ilginc ve ortaokuldan beri mikroskop almayi cok istedim  ve bir türlü nasip olmadi. Hele  kendilerini klonlamalari ve mutasyonlari cok ilginc, düsüne biliyor musunuz?;Su andaki her hangi bir grip veya herpes virüsun 1 milyar sene sonraki hali nasil olur acaba!
Düsünsenize bilim adamlari diyor ki insan vücudunun bile 90% bakteri imis yada bakteri ile insan hücresi karisimi birsey.Yani biz (G.B.K.T.) Gelismis Bakteriler Koloni Topluluguyuz. :))) (ABD,AB,CHC,KKTC.. ) Ve  vücudumuzda  hergün milyarlarca yok olus ve varolus var.

Sanki vücudumuz kücük bir evren gibi .....Makro kozmoz ,Mikro kozmoz,Mini mikro kozmoz,Minimini mikro .......



Yolunuz acik, isiginiz bol olsun kardeslerim.

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Tgur

#5
K.ların bu son celsesi için Bozadiye teşekkürler,

Virüs ve DNA konusu ile yukarıdaki bölüm ile alakalı,

Bir zamanlar kanal bilgilerinin özel bir nüshasında "virüsler ile etkilenilmiş hastalıklardan fazla yüksünmeyin, virüsler yoluyla yeni oluşumlara sebep oluyorsunuz" şeklinde bir bilgi hatırlıyorum,
Grip olduğumda, bu bilgiyle, bir görev yapıyorum anlayışıyla tahammül sınırlarımı zorlardım ,sonraları destekliyen başka bilgi ile karşılaşmadığımdan zihnimin ütyopik bilgiler haznesine atıp ilgilenmedim,

Ama şimdi..

DNA  nın yapısı hakkında , elektromanyetik özellik dediğimiz bir anlayış kalıbına oturtup ,diğer görünmeyen DNA sarmalları hakkında düşüncelerimizi şöyle bir perspektifle değerlendirebilir miyiz,
DNA düşüncenin tezahürü olduğuna göre ,diğer yoğunluklara ait düşünsel oluşumlarımız bu sarmalların varlığını sağlamaktalar denirse, yine ütyopyayla mı uğraşmış oluruz ,hayır,

En azından lineer düşünce kalıplarının üstünden  gelen bilgisel zenginliğin bir anlamı olduğunu, zaman geldiğinde ispatlayacak başka faktörlerin çıkabileceğini kabul eden bir anlayışI sergileriz.

Virüsler ve DNA ilişkileri hakkında birşeyler söylemek gerekirse ise evvela virüslerin özelliğini hatırlamamız lazım,

Malüm, virüsler bir protein kılıfı içerisinde bazen bir küçük gurup DNA veya RNA ihtiva eden yapılardır,ihtiva ettikleri bu özel yapı sadece bunlardan teşekkül etmiştir ,hayatiyetlerini devam ettirmeleri için mutlaka bir hücresel organik yapının içine girmek mecburiyetindedirler,

Hücre zarını eritip içine girer ve hücre DNA sına etki ederek kendi kopyalarından yüzlercesine ulaşıp hücreyi patlatıp diğer hücrelere yayılım gösterirler ve hücre ile ilintileri olmadığında ise adeta cansız bir özellik gösteren kristal yapıdadırlar.

İnsan hücrelerinin ise çok komplike bir hayatiyet sergilemeleri vardır ,ve şu anda bizim de mevcut yapımızı teşkil eden hücreler, Freudun da tesbit edip bildirdiği gibi "cinsiyet ve açlık" hususlarına kilitlenmiş bir indirgenme halinde faaliyet gösterirler ,
Oysa aynı kabiliyet ve kapasiteli hücrelere sahip gibi sanılan eski dönem insanları ,çok çok eski insanlar denilmesi  daha doğru olur, 900 ,1000 senelik ömürler ve şu an kolay kabul edilmeyen yoğunluklar değiştirme ,uçarak seyahat etme, doğaya hükmetme ve buna benzer birçok yüksek kabiliyeti sergilemişlerdir .

Hücre yapısı aynı ama işleyiş indirgenmiş ,

Bunun da neden olduğunu ,yani genetiksel yapıdaki DNA üzerindeki bu silinme (intörn bölgeler)oluşumunun nasıl olduğunu K.lar, bir nevi yakma yoluyla olduğunu izah etmişlerdi ,genetik alimleri ise durumu yeni yeni fark etmekteler.

Ve çok şükür biz alabldiğimiz bilgi yoğunluğu ile bunu anlamakta çok zorlanmamaktayız ,

Yani Atlantisliler ile başlayan düşüklük bu zamanlara kadar ulaşmış ve insanlık ,kısıtlı becerilerine kilitlenmiş bir KH yaşamını normal kabul edip kafesinde dönüp dolaşmadadır, bunu normal yaşam zannetmekte ve bağlandığı cinsiyeti sürdürme ve açlığını giderme yolundaki faaliyetleri kurallamak ,detaylandırma yolundadır..
Konuyu dağıtmadan, virüslerin DNA ile ilişkisi, bu son celsede aldığımız öğretilere göre, sadece yıpratıcı rahatsızlıkları ortaya çıkarmak değil ,Dna strüktürünün oluşmasında etken olduğunu görmekteyiz,

Ancak bu hadisenin kanser hücresi gelişmesinde gözükmesi, olumsuz çağrışımlar yapmakta, şu veya bu sebeple bilgisayardan almış olduğu komutu tek kopya değil kendiliğinden birçok kopyaya dönüştüren şaşırmış yazıcıya benzeyen bir hal gibi.

Hücreler DNA ya etki eden virüsün mevcudiyetiyle şaşırıp birçok bölünme veya kopyalanma yoluyla çoğalmakta kanser Tümörleri meydana getirmekte ,Tabidir ki bu bizim varsayımımız ,şaşırma veya şu bu sebeple tanımladığımız ifadelerde yanılmış olabiliriz ,olayda başka sebepler olabilir.

Tam bu noktada Retro virüs diye tanınan virüs tipi üzerinde de bazı gerçekleri irdelememiz lazım,

Retro virüs, DNA değil de RNA ihtiva eden virüs tipi ,AİDS denilen çağımızın korkunç hastalığını doğuran virüs ..

İronik husus, bu virüsün bebek gelişim aşamasında anne karnında amnion sıvısı içerisinde de bulunması ,buradaki faaliyeti ise tamamen masumane ,anne veya baba karakterlerinden bebek organizması zarar görmesin diye adeta barikatlar kurup koruma görevi üstlenmesi..
Zira genetik ilminin detaylarına girilirse, çocuk oluşumunda  anne ve babanın başlangıçta rol almasının yanında ilerleyen safhalarda bebek kendi özelliği içerisinde yeni bir organ nakli gibi mütalaa edilip uyuşum sağlanması için bazı koruma faaliyetlerine maruz kalması gerekmekte.

İşte bu durumda retro virüsler çeşitli kalkanlama işlerinde etken olmakta.
Retro virüslerin ayrı bir önemi ,varoluş olayının başlangıcında da rol aldıkları iddiaları içerisinde olması ,

Yani DNA yı da oluşturan da odur iddiası mevcut.

Sonuçta ,

Virüs deyip geçmeyelim ,varoluşun alfabesi gibiler..


bozadi

#6
Celsede virüs konusu ile düşünceler arasında kurulan bağlantı çok güzeldi benim için: 4 KH'den gelip maddeleşerek vücutta tezahür eden düşünceler. Tabi aslında fizik bedendeki tezahürü ile eşzamanlı olarak veya belki biraz daha öncesinde eterik bedende, yani ruhta tezahür ediyor. Burada ruh derken, ruhun 3. yoğunluktaki uzantısını kastediyorum. Ve sanırım bu psişe olarak da isimlendirilebilen birşey.

Peki ne tür düşünceler bunlar? Negatif düşünceler tabi ki. Ve temelde varoluşun anlamsızlığına, berbatlığına, kötülüğüne, değersizliğine dair düşünceler bence. İnsan varoluşun, yani bireysel varlığının bağlı ve belki bağımlı olduğu platformun "kötü" birşey olduğuna inanırsa, işte o zaman ona bağımlı olan bireysel benliğini çürütmeye, parçalamaya, yok etmeye başlayacaktır.

Aslına bakılırsa, BH ve KH'nin çekirdek anlamı bu. Kendi yorumumla, evren bize diyor ki:

"3. yoğunlukta, yani bireyselliğin keşfindesiniz. Bireyselliğinizle varoluş yolunuza devam etmek için iki yol var: BH ve KH. Yani ya varoluşu seveceksiniz, onun sonsuzca iyi birşey olduğuna inanacaksınız, güveneceksiniz ve sığınacaksınız ve onu keşfettikçe ve kendinizi geliştirdikçe onu daha fazla bilme ve ona daha fazla hizmet aşkıyla dolacaksınız, ya da varoluşu sevmeyeceksiniz ve bu nedenle ya kendinizi yok oluşa sürükleyecek, ya da nefret ettiğiniz evreni dilediğiniz gibi yönetmek için güç/şiddet yoluyla onu ele geçirmeye çalışacaksınız."

Tüm insanlar bu iki seçimle karşı karşıya. Uzunca süredir KH güçleri dünya insanlık sahnesi üzerinde epeyce kontrol sahibi oldukları için, ortam nötr değil. KH'ye çekiyor. Yani varlığını ve hayatı sevme/sevmeme seçimini düzende karşılaştığı koşulların baskın etkilerine göre belirleyecek bir kişinin giderek KH'leşmesi kaçınılmaz bir sonuç olur.

İçinde yaşadığımız ve etkilerinden bağımsız olmanın söz konusu dahi olamayacağı global sosyo-ekonomik-askeri düzenin tesadüf eseri oluşan, hatta var olmayan veya ciddiye alınması gerekmeyen birşey olduğunu düşünmek gibi bir lüksümüz yok bence. 4 KH güçleri doğrudan ve 3 KH'deki kuklaları/çocukları üzerinden bize negatiflik aşılamaya çalışageldi tüm insanlık tarihi boyunca. Ve bugün bu durumda hiçbir değişiklik olmadığı gibi büyük bir tırmanış halinde.

Günlük yaşamın akışı içinde pozitiften ziyade negatife kutupsallaştırıcı o kadar ama o kadar çok şeyle karşılaşıyoruz ve bunu o kadar doğal karşılıyoruz ki, tıpkı balığın suyun farkına olmaması gibi biz de bu tür etkilere karşı ciddi ölçüde teslimiyet içindeyiz. Bu durumun özünü bir tartışma konusu haline getirmeye isteksiziz genellikle. Elbette, BH de düzen içinde daima ifade şansı bulmaya çalışıyor ve bulduğu zaman da ilhamını yayıyor alabilecek durumda olanlara. Lakin, insanlığın düşüş hikayesinden beri bu sahnenin nötr veya dengeli değil, fazlasıyla KH karakterli olduğunu anlamak zor olmamalı. Bugün tüm dünyaya bir bakılacak olursa, insanlığın hemen her durumda bir trajedi içinde olduğunu anlamak zor olmaz.

Peki nedir bütün bu olup bitenler? Hayat diye önümüze serilen bu oyunun bu üzücü, yakıcı, bitirici yönlerinin bu kadar güçlü olması? Hatırlayalım. Bizler 3. yoğunluk varlıklarıyız ve varoluş yolculuğumuza BH veya KH yolundan devam etmemiz gerekiyor. 3. bir yol yok kendini yokoluşa terk etmek dışında. Ve etrafımızda olan biten şeylerin çoğunun kötü karakterli olması, üst seviye KH güçlerinin bizim yol seçimimiz için "önerdikleri" (!) şeyin ta kendisi. Hayatımızda o kadar çok yıkım, acı, adaletsizlik, berbatlık var ki, bunun nedenini anlamayınca, tıpkı balığın suyun farkında olmaması gibi biz de etrafımıza serilen bu sahneyi "hayat" sanıyoruz.

KH güçleri bize neden hayattan nefret etmemiz, güvenmememiz, sevmememiz gerektiğini "öğretiyor."

Peki BH güçleri ne yapıyor? Onlar temelde KH güçlerinin üzerimizdeki aşırı baskılarını dengeleyici şeyler yapıyor ve bulabildikleri her fırsatta hayatın temeldeki iyiliğine, güzelliğine, adilliğine, sonsuzca sevilebilirliğine olan inancımızı, güvenimizi destekleyici ilhamlanma olanakları yaratmaya çalışıyorlar. Ama en büyük BH aslında varlığımızın özünün ta kendisi. Yani aslında var olmak, giderek daha fazla var olmak BH'dir. Giderek yok olmak ise KH. Artı artar, eksi eksilir. Varlığımızın ta kendisi bize var olmanın güzelliğini ilham ediyor, eğer duyabilirsek, hatırlayabilirsek. Varlığını arttırmayla pozitiflik arasında bir ilişki var. Bu noktada BH'ye yönelen veya BH'de ilerleyen varlıklar, tüm evrenin kendi varlıkları olduğuna inanma, güvenme eğiliminde içinde oldukları için, varlıkları gerçekten giderek büyümektedir. KH varlıkları ise kendilerini evrenden feci şekilde yalıtma eğilimindeler. Evrenden nefret ediyorlar ve "ben evren/hayat değilim, onun düşmanıyım" diyorlar. Ve böylece kendilerini küçültüyorlar.

Virüsler konusuyla toparlamaya ve bitirmeye çalışayım: Virüsler 4 KH'nin kendi hayat/evren görüşlerinin/düşüncelerinin yoğunlaştırılmış versiyonları. Birer "kara büyü" olarak da düşünülebilir bence. Yani bir yerden güçlü bir düşünce geliyor ve hayatın güvenilmezliğine, sevilmezliğine, kötülüğüne ikna etmeye çalışıyor bizi. Ve bir yandan da hayatımız diye izlemekte olduğumuz filme de sayısız kötülükler yerleştiriyor ve kendince düşüncelerini kanıtlamış, pekiştirmiş oluyor. Oldukça ikna edici. Ve hepimiz bundan etkilendik ve etkileniyoruz.

Durumun farkına vardıkça, alternatifimizi daha iyi bilme ve seçme şansımız olacağına inanıyorum.

Scyth

#7
Bu gezegen üstünde şartlar eşitlenmedikçe; sevilebilecek bir hayatı pek düşünemiyorum; genel manada. Kendi küçük cennetini kuranlar göreceli bir huzur içindiler; tabi bir süre için. Sizin de bildiğiniz gibi madde aleminde hiç bir şey sonsuza kadar sürmez.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Qui-gon jinn

#8
Şahsen ben bu KH ve BH kavramlarının yeterince anlaşılamadığı ve olduğundan farklı şeylere çekildiği kanaatindeyim.Pek çok ince noktanın üzerinden farkedilmeden atlanıldığını düşünüyorum.Tabii bu benim kanaatim sadece, kimse bu görüşüme katılmak zorunda değil.İtiraz ettiğim noktaları ve o konulardaki görüşlerimi ortaya sürmeyeceğim.

Kimse böyle düşünmüyor ve şu tavsiyemide gereksiz bulacak olabilir.Lakin ben genede, genel olarak bu kavramların tekrardan incelenmesini, her birimizin bu konulardaki bilgilerinin dahada derinleşmesi adına, BH ve KH kavramlarına ilişkin geniş paylaşım ve tartışmaların yararlı olacağını düşünüyor ve tavsiye ediyorum.

Sevgiler

zer-zivi

#9
Aslında  dediğin doğru. ( Gaz vereyim ki seni tartışmaya çekeyim  demek oluyor  bu aynı zamanda) :) Bazen  sözcükler yada bir küçük bakış bile insanı  etki altına  alabiliyor, buda kh  davranışı oluyor haliyle. %100 bh olmak mümkün değil,  kh in  (ki hep öyle derler ya  ustalar) ne olduğunu ne olmadığına bakarak  bilebiliriz ancak.

Büyük kh davranışlarından küçücük kh davranışlarını çözmekte ustalaşmak zaman alıyor.

Kişiselleştirmeden,tarafsız ve  yansız etki altında kalmadan tartışmaya and içerim :)

 

bozadi

#10
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Şahsen ben bu KH ve BH kavramlarının yeterince anlaşılamadığı ve olduğundan farklı şeylere çekildiği kanaatindeyim.Pek çok ince noktanın üzerinden farkedilmeden atlanıldığını düşünüyorum.Tabii bu benim kanaatim sadece, kimse bu görüşüme katılmak zorunda değil.

Sevgili Qui-gon jinn. Eğer benim görüşlerimi paylaşırken kullandığım BH-KH tanımları/yorumlarını yanlış ve saptırıcı buluyorsan, neden doğrudan bana yönlendirmiyorsun eleştirini? "Bozadi, yukarıdaki görüşlerinde kullandığın BH-KH tanımlarını yanlış ve saptırıcı buluyorum" gibi bir eleştiri örneğin? Bu şekilde eleştiriyi son derece nahoş buluyorum.

Alıntı Yapİtiraz ettiğim noktaları ve o konulardaki görüşlerimi ortaya sürmeyeceğim.
Hadi bakalım... Çok güzel tamamlayıcı olmuş bu beyan da peşine.

İsim belirtmeden, belirli bir ismin yaptığı tanımların peşisıra o tanımların yanlış/saptırıcı bulduğunu beyan et, sonra da neden öyle düşündüğünü ve "doğrusunun ne olduğuna" dair fikrini paylaşmayacağını söyle! Buyur bakalım! Teşekkür ederim, çok nazik ve çok aydınlatıcı oldu!

bozadi

#11
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen zer-zivi

Bazen  sözcükler yada bir küçük bakış bile insanı  etki altına  alabiliyor, buda kh  davranışı oluyor haliyle.

Bu ne demek zer-zivi? Böylesine belirsiz bir cümle kurmanın nedeni nedir? Bir görüşüme bir eleştirin varsa neden bunu isim belirterek ve açıkça neyi eleştirdiğini belirterek yapmıyorsun?


Alıntı YapKişiselleştirmeden, tarafsız ve  yansız etki altında kalmadan tartışmaya and içerim :)
Neden böyle bir and içme gereği duyuyorsun? Daha önceki tartışmalarında bu yönde eksikliklerin / yanlışların olduğunu düşündüğün için mi? Gırgır olsun diye mi? Niye? Ve böyle bir and içmene hiç ihtiyaç yok, bu andın tutulabilmesine de imkan yok. Hepimiz hala ciddi ölçülerde KH etkileri altındayız.

Hiçbir şeyi hafife almak istemiyorum, çünkü gerçekten burada ciddi tartışmalar yapmaya çalışıyorum ve sulandırmalara, muğlaklığa veya bunları maske olarak kullanarak, bireyselleştirmeme adına tartışmaların son derece sinsi bir şekilde bireyselleştirilmesine tahammülüm olmayacak.

zer-zivi

#12

Bozadi neden hemen sinirleniyorsun! Sana yönelik zerrece bir ima yok,rahat ol lütfen..

Şimdi  bazen bir sözcük yada bir bakıştan kasdettiğim  şu anda gösterdiğin bu tepki mesela. Bazen insanlar kışkırtmak için sözcükleri kullanabilir bazende kişi kendi kendisini provake eder,sözcükleri üzerine alarak. Son zamanlarda daha dikkat eder hale  geldim ve o yüzden  öyle  söyledim ama sana göre sözcüklerim neden  belirsiz   bilmiyorum,lütfen bu noktada kişiselleştirmeyelim. Eğer sana sözcüklerle sataştığımı düşünüyorsan bunun öyle  olmadığını nasıl  analtabilirim bilmiyorum  ama bildiğim tek şey bir  çatışma  doğuyorsa  bundan uzak  durmak ve hiç bir şekilde fikir veya duygu belirtmemek olacaktır.

Allah aşkına,insanlar ve de evren; birbiriyle uzlaşana kadar çatışıyor ve de  birbirimizi anlamak için konuşmamız gerek ama   beğenmiyor ve kabul etmiyorsan,akabininde de  çatışmak istediğimi düşünüyorsan  bunu açıkca  söyle ki, samimiyetimi  askıya alıp sessizce   çekip gidebileyim... ( Mesela burda samimiyim ve bu sözlerimin senin üzerinden bir baskı oluşturması muhtemel. Nasıl mı? Seninle  dost isek bu duygusal anlamda bağlayıcı bir etki yaratır. Karşılıklı  birbirini yanlış anlamanın  kırgınlığa yada kaybetme korkusuna  dönüşmesi muhtemel, bu duygularla  bütünlüğümüzün(dostluğun)  ortadan kalkmaması için  duyguları baskılarız ve bu baskılamna ilerde öfke olarak dışarıya  yansıyacaktır.bu  duygusal olumsuzluk işte, kasdettiğim kh durumudur)

Kendimde  panikle yakaladığım "bir  sorunu tartışırken sonuç kötü olacak diye hemen düzeltmeye  çabalarım,ama   çabalarımda  korkuya dair bir direnç  varsa sonuç kaçınılmaz" bir durum. Bu düzeltmeyi yaparken  karşımdakinin  anlayabileceği hale  sokmak  mesela  en büyük hatalarımdan biri. Yapmam gereken kendime güvenip,kendi algıladığım şekilde   karşımdakine düzeltmeden düşündüklerimi aktarmak..

Bazen bir bakış nasıl kh oluşturur? Bakışlar insanın o andaki enerjisinin  ilk  farkedildiği  noktadır. Pek çok duygu durumlarımız gözlerimizden,vücut dilimizden,sesimizden,gözlerimizden anlaşılır. Bazen  yolda kibirle ve küçümseyerek bakan insanlara rastlarız işte o anda  o kişinin yaydığı olumsuz  enerjiden etkileniyor ve duygu hallerimiz birden negatifleşiyor. Sessiz ce  provake oluyoruz...Farkında olup etkilenmemeye dikkat etmeliyiz.

Yemin metnini eksik yazmışım :) Şu an biraz sana karşı  tepki hissediyorum,yani kişisel algılama alanı titreşiyor o yüzden "kişisel algılamamaya elimden geldiğince  ant içerim" olarak  düzeltiyorum. Ve  Dünya yeterince ciddiyetle  yönetiliyor ve gülmek ve rahatlamak için bize fırsat tanınmıyor bile. O yüzden lütfen  bana bu konuda baskı uygulama dostum,bırak kendimi nasıl rahat ifade edebiliyorsam edeyim.Kimse kimseyi zincirlemesin.Sınırlar,kurallar birbirimizin  sınırlarını ihlal etmek olmamalı.
 

Qui-gon jinn

#13
Hayır Bozadi, sen söylediğin zaman aklıma gelen, uzun zamandır "Genel" için düşündüğüm bir durumdur bu ve genel olarak bu kavramların geniş bir şekilde tekrar ele alınmasını tavsiye ettim sadece.Ve "Genel" dediğimde bu genelin içinde bende varım şüpesiz ki, "her birimizin bu konulardaki bilgilerinin dahada derinleşmesi adına" derken kasttettiğim buydu.Kişisel olarak seni kasttetmedim, direkt senin düşüncelerine yönelik yazsaydım ismini ve hangi sözüne yönelik olduğunu belirtip yazardım zaten.

Velhasıl Bh-KH meselesinde, bana göre durum net değil ve herkes bu kavramların içine kendi özgün bakış açılarını katıyor.Ve "Budur.com"dan beridir mesele uzun uzadıya tartışılıyor.Lakin o zamanlardan bu yana, dediğim gibi bana göre BH ve KH'nin ne olduğu net bir şekilde ortaya konulabilmiş değil, herkes farklı görüşler içinde.O sebeple, genel itibariyle bu kavramları tekrardan derinlemesine incelemenin, herkes açısında faydalı olabileceği düşüncesini ortaya atmak istedim.

Ve İtiraz ettiğim noktaları ve o konulardaki görüşlerimi o tartışmalarda ortaya koymak isterim.Senin tepki gösterdiğin sözümdeki kasıt bu idi ama yanlış ifade edişimden dolayı istemediğim bir algı oluşmuş oldu.O sebeple kusura bakılmasın, ana başlık bu olmadığı için burda ortaya sürüp konu başlığını dağıtmak istemedim sadece.

Neyse kısacası söyleyebileceğim bu kadar.Sevgiler kardeşim...

---

Ve Sevgili Zer-Zivi, size sadece "Hoşgeldiniz" başlığında size söylediğim son sözü hatırlatıyorum.Sevgiler...:)

Scyth

#14
21. Mart etkisi bende dün ve bu sabah öfkeliydim. Bir süre güneşe baktım; geçti.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.