12 Haziran 2008

Başlatan 4BH, 22 Mayıs 2011, 20:38:58

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

4BH

12 Haziran 2008

Laura, Ark, Andromeda, Perceval, Psyche, Mr. Scott, PoB, Atriedes

C: Merhaba.

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?
C: Nolonya.

S: (L) Nereden bağlantı kuruyorsunuz?
C: Kasyopya. Hepiniz yoğun stresli bir süreç yaşadınız. Celsenin kısa olması gerekiyor.

S: (L) Pekala. Son olayları sormak istiyoruz. Burada bulunduğundan beri ____ ne yapıyordu veya onun üzerinden yapılan şey neydi?
C: Onu her zaman yönlendiren şey: tamamen mekanik kimya.

S: (L) Peki ya ____?
C: Büyük ölçüde aynı. Ama bu onun için normal değil.

S: (L) Bu onun için normal değil diyorsunuz. Peki bu durumun normal göründüğü ____ gibi biri nasıl oluyor da ____'deki bu normal olmayan enerjiyi tetikleyebiliyor?
C: Bedensel rezonans gibi birşey.

S: (L) Yani benim düşündüğüm şey değil. Yani derin duygusal nitelikte bir enerji emişi veya sızışı.
C: Aa, evet. Duygusal merkezi etkinleştiren şey kimyadır ama genellikle bunun tam tersi varsayılır.

S: (L) Yani duyguların kimyasalları tetiklemesinden ziyade kimyasalların duyguları tetiklemesi gibi bir durum söz konusu, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) ____'nin gerçeklikten kopuk bir tip olduğu değerlendirmemde haklı mıydım?
C: Evet. Ve duygusal merkezi yok.

S: (L) Yani duygusal merkezinin sersemlemiş olduğunu söylemem yanlıştı.
C: Evet. Garip yaratıklar, öyle değil mi?

S: (L) Yani ____'yi projelerimize dahil etmesek daha iyi olur, öyle mi?
C: Mutlaka o anlamda değil ama yakından izlenmeli.

S: (L) Herhangi birimizi bu tür bir rezonansa açık hale getiren şey nedir? Yani bu tipler nasıl olup da karşı tarafta bu tür duyguları tetikleyebiliyorlar? Kendimizi buna karşı nasıl koruyabiliriz?
C: Bu gerçekten zor, çünkü bu tür yaratıklar çok ilginç birer taklitçi, öyle değil mi?

S: (L) Kaç insanın duygusal merkezi yok? Bu şekilde mi doğuyorlar?
C: Evet.

S: (L) Gezegende bu tip kaç insan var?
C: Çok. Çoğu zaman otoriter tipler.

S: (Ark) Hiç duyguları olmamanın insan için avantajı nedir?
C: Kolaylıkla entrika araçları haline gelebiliyorlar.

S: (L) Bu iyi değil. (Perceval) ____'nin bir şekilde bize karşı kullanılan bir araç olduğuna dair herhangi bir hissi var mıydı?
C: Evet. Ama niyet ____'yi yıkmaktı.

S: (Perceval)  ____'yi gördüğüm ve saldırıya uğradığımı gördüğüm rüya neydi?
C: Güçte bir düzensizlik gerçekten. Ark acı içinde titredi. (ç.n.: "güçte/alanda düzensizlik" ["a disturbance in the force"]: "yıldız savaşları" filminde geçen bir replik. çevrede algılanan/sezilen olumsuz bir olay gibi sanırım.)

S: (Ark) Nasıl yani? (L) Perceval'ın bahsettiği rüyayı hatırla. Saldırılma veya kovalanmayla ilgili gerçekten kötü bir rüyaydı ve Perceval o rüyayı gördüğü gece sen titreyerek uyandın ve çok garip bir haldeydin. Ve sana ne olduğunu anlayamıyordun. Sonra K'lara bu durumu sorduğumuzda "Savaş lideri savaşçılarıyla bağlantı kurdu; güçte bir düzensizlik" gibi birşey söyledi. Sanırım bu Perceval'a yönelik doğrudan bir saldırıyla ilgili...
C: Yakın. Bunun en derin seviyelerde gerçek bir savaş olduğunu unutmamalısınız. Ruhlar ve gelecek için yapılan bir savaş. Buradaki her biriniz başarılı sonuç için çok önemlisiniz. Birliğinizi bozmak için her tür taktiğe başvurulacak. Bu doğumunuzda başladı ve yaşamlarınızda kontrole en müsait olanların ellerinde erken çocukluk işkencelerini de kapsıyor. Bunlar misyonlarınızın başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesini engelleyecek bozuk özellikler yaratmaya yönelikti. Büyük bir mücadele. Ama bunu önceden biliyordunuz ve görev için güçlendirildiniz.

S: (L) Başka herhangi bir soru? (Ark) Evet. Merak ediyorum, Les Visible'nin ziyareti bir tesadüf müydü, yoksa belirli bir amaçla mı geldi?
C: Bilinçaltından belki. Ama senin radarında bir sinyal oluştu.

S: (Atriedes) Küçük bir sorum var. Boynumla ilgili o şeyi yapmak için bana dokunduktan bir veya iki dakika sonra gözlerimi kapatmıştım ve uzaylı yüzü gibi birşey gördüm. Hollywood filmlerindeki uzaylı yüzü silüeti gibi birşeydi. Sonra hemen ellerini benden çekti ve gitti.
C: Ona baktığını gördü!

S: (Atreides) Bu beni çok korkuttu. (L) Ürpertici! (Atreides) Gerçekten çok ürpertici!
C: Les Visible dolu. (ç.n.: "yapışık varlıklarla dolu" anlamında sanırım)

S: (L) Başka soru? ___ konusunda ne yapacağız? (tartışma) (Perceval) Duygusal merkezi olmamak, psikopat olmakla aynı şey mi?
C: Tam olarak değil, ama yakın.

S: (Andromeda) Herhangi bir duygu hisseder mi?
C: Gerçek duygular dediğiniz şeyleri değil. Ama siz de henüz hepsini deneyimlemediniz. Deneyimlediklerinizin çoğu kimyasal, ama gerçek bir duygusal bileşen içeriyor. Hala "kuledeki presensessiniz." Sizi esir tutmak için oraya konmuş ejderler tarafından esir tutulmaktasınız.

S: (L) Ejderler nedir?
C: Çocukluğunuzda programlanan korku ve duygusal merkez sapmaları. Elmayı yediniz ve transa girdiniz.

S: (Andromeda) Ama kalıcı olarak değil, öyle değil mi?
C: Gerçek sevgi herşeye kadirdir. Ama kimyasallar genellikle yalnızca ejderi besler; en azından ejder efendi olduğu sürece.

S: (Ark) Duygusal merkezin olmaması bir ölçüde genetik birşey mi?
C: Evet.

S: (Ark) Nasıl oluyor? Her iki nesilde bir mi? Veya babadan oğula? Nasıl?
C: Anneden oğula. Eğer bu oğul baba olursa ve kendisi gibi biriyle evlenirse bir kızda da ortaya çıkabilir.

S: (Perceval) Bu psikopatiye benzer birşey mi? (L) Çok yakın, evet. Eğer duygusal merkezin yoksa geliştirebilir misin?
C: Hayır.

S: (G) İflah olmaz bir narsist gibi mi?
C: Yakın. Bu tür varlıkların taklit etme ve ayrıca bedensel rezonans meydana getirme yeteneklerini göz ardı etmeyin. Duygusal merkezi olmayan bir yaratık oldukça önemli etkiler meydana getirebilir.

S: (Mr. Scott) "Yaratık" deyip duruyorlar. Bu gerçekten garip. (Perceval) Duygusal merkezi olmayan biri başka bir varlığın kontrolüne girmeye veya bedenini tamamen başka bir varlığa devretmeye çok mu eğilimlidir?
C: Hayır. Kendine saygı duyan hangi bir "hortlak" neden havadan yapılmış yemekler sunan bir lokantada yemek yemek istesin?

S: (L) Yani başka bir varlık tarafından ele geçirilme olayı, duygularla beslenmeye dayalı birşey. Duyguların olması gerekir. (Andromeda) Peki onları güdüleyen şey nedir?
C: Saf "doğa." Bu kadar güçlü bir bedensel rezonansları olmasının nedeni bu. Garip bir şekilde yaratımın "ilahi maddesine" sizden daha yakın bir şekilde bağlantılılar. Cinsel merkezleri, "sevilmeyi seven" ve yaratıcı nitelikteki uyuyan ağır maddeyle doğrudan bağlantılı.

S: (Andromeda) Bedensel rezonans nedir tam olarak? (L) Limbik rezonans gibi birşey mi? (ç.n.: limbic resonance)
C: Yakın ama tam olarak değil. Zorlanan bir titreşim gibi. O özelliklere sahip bir yaratık yaralı veya zayıflamış bir ava yakın olduğunda, zayıflamış bedeni kendi frekanslarına zorlayabilirler. Ses çıkarmayan bir keman düşünün. Sonra ilkel tellerden birinin titreştirildiğini düşünün. Çok güçlü çekildiğinde, kemanın nasıl akort edildiğinin bir önemi yok. Tel tepki verecek, gerçek sesinin distorsiyonlarını üretecektir. Önceden planlanmayan, doğaçlama bir suç gibi. Tek notalı bir samba olduğuna şüphe yok.

S: (L) Pekala. Toparlamamız lazım. Son sorular? Bu geceyi sonlandırmadan önce bilmemiz gereken herhangi birşey?
C: Dinlenmeniz gerekiyor. Hoşçakalın.
 

bozadi

#1
çevirinin orijinalini okurken, celse katılımcılarının bildiği/araştırdığı, ama benim aşina olmadığım şeyler söz konusu olduğu için, bu tür bir konunun tartışıldığı durumlarda ideal bir çeviri zor oluyor. bazen yanlışlıklar, bazen de anlam kayıpları olabiliyor.

anlamı problemli veya belirsiz görünen, daha iyi kavramak istediğiniz şeyler geçerse celsede (celselerde), orijinalini tekrar inceleyip, ilgili konulara da daha derinlemesine bir gözatıp netleştirme yapmaya çalışabiliriz.

Scyth

#2
Bahsedilen varlıklar duyguları olmayan ve duygularla beslenen varlıklar. Bunun yanı sıra cinsel popülerlikten hoşlanıyor ve besleniyorlar. Arkadaşlar doğrumu anlamışım daha yazarken bir yerleri atladığımı hissediyorum ama anlayabildiğim bu kadarı. Aklıma bir soru daha takıldı eğer duyguları kimyasal salgılar tetikliyorsa kimyasal salgıları ne tetikliyor yada nasıl tetikliyor.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#3
tam olarak hangi varlık türünü kastettiğini anladığımdan emin değilim Scyth ama duygusal beslenme için bir insana ilişebilecek bir "hortlaktan" (spook) bahsedilirken, bedensiz parazit varlıklar kastediliyor diye anlıyorum. bu ölmüş ama spatyoma geçmeyip dünyada kalmış (earthbound) bir insan da olabilir, belki insan-dışı bir enerji sömürücü varlık da olabilir sanırım. orijinalde "spook" diye geçen terimi tam olarak nasıl çevirmem gerektiğini anlayamadım. sonuçta bu bedensiz varlıkların ilişip duygularını sömüreceği bir varlık seçerken, celsede tanımlanan "duygusal merkezi olmayan" insan modelini seçmeyeceği vurgulanıyor. çünkü bu tür bir varlık duygu enerjisi emiciliği yaptığı için, hemen hemen hiç duygu üretmeyen bir bireyi pek iştah açıcı bulmayacaktır.

"duygusal merkezi olmayan" insanlardan bahsedilirken, tabi bu sokakta rastlayabileceğin herhangi bir insan olabilir. bu tür insanların motivasyonları/amaçları/arzuları tam olarak nedir anlayamadım ama biraz fikir yürütülerek tespit edilebilir sanırım.

duyguların kimyasallarla tetiklenmesi olayının mutlak olduğunu sanmıyorum ama çoğunlukla öyle oluyor gibi görünüyor.

duygularımızı şekillendiren kimyasal salgıları tetikleyen şeyin ne (neler) olduğu ve bunun nasıl gerçekleştiği sorusu çok geniş bir şekilde tartışılabilecek bir konu gibi görünüyor. kendi bazı görüşlerimi ilk fırsatta paylaşmak isterim doğrusu.

yucelulu

#4
Bu celsede ilginç bilgiler var. Üstünde biraz çalışmak lazım.
"C: Gerçek duygular dediğiniz şeyleri değil. Ama siz de henüz hepsini deneyimlemediniz. Deneyimlediklerinizin çoğu kimyasal, ama gerçek bir duygusal bileşen içeriyor. Hala "kuledeki presensessiniz." Sizi esir tutmak için oraya konmuş ejderler tarafından esir tutulmaktasınız.

S: (L) Ejderler nedir?
C: Çocukluğunuzda programlanan korku ve duygusal merkez sapmaları. Elmayı yediniz ve transa girdiniz.

S: (Andromeda) Ama kalıcı olarak değil, öyle değil mi?
C: Gerçek sevgi herşeye kadirdir. Ama kimyasallar genellikle yalnızca ejderi besler; en azından ejder efendi olduğu sürece."
Burada elma programlanma oluyor diye anlıyorum.
Ama elmayı da havva ya verdiriyorlar.
Dişil enerjiyi kullanıyorlar.
Ejderler de kertişlerin değişik bir ismi sanki.
 

bozadi

#5
elmayı yemek, programlamanın "tutması" gibi göründü bana. ama zaten özellikle benliğin şekillenmeye açık olduğu hassas çocukluk evrelerinde çevredeki olumsuz bireylerin kontrol edici davranışları yoluyla yüklenildiği için bu programlamaların tutmaması kolay değil.

dişi enerjinin bu olumsuz programlamada nasıl bir rolü olabileceğiyle ilgili bir sezgim yok. bu celsede bununla ilgili bir ima var mı emin olamadım. duygusal merkezi olmayan bireylerin buna imkan tanıyan genetik özelliği anneden aldıkları bilgisi ilginç. ve tabi muhtemelen bu anne "ruhsuz" olarak tanımlanan, yani 3. yoğunluğun çok başlarında olan, kalp çakrası henüz etkinleşmemiş bir birey olsa gerek.

korku ve saptırıcı çocukluk programlamalarının bizi esir tutan ejderler olarak tanımlanmasının nedeni, bu programlamaların ardındakilerin muhtemelen kertişler olması olabilir.

hepsi gerçekten çok zihin açıcı tartışma konuları olabilir.

Tgur

#6
Kimyasalların duyguları nasıl tetiklediği konusu gerçekten bir çok yorumu içine alacak genişlikte,hemen aklıma gelenleri belirteyim,

Lineer bilim,hücrede protein sentezleme hızını en sonunda tesbit edebildi,8-10 saniye ile 1-2 dakika arasında ,
Bilindiği gibi protein imalatı işi bir kimyasal reaksiyondur ,hücre hemen hemen her faaliyet için bir protein sentezler ve ilgili emri DNA dan alır ,emri veren DNA nın bu tetiklemeyi nasıl aldığı ayrı bir araştırma konusu ,zira bedende bilinçli ve bilinçsiz (otonom) bir çok faaliyet olur ,

Bu arada ,dün gazetenin birinde Rus bilim adamlarının beyin nakli yoluyla sanal insan yaratma hevesinden de bahsetmeliyim, bunlar tek tek hücrenin kapasite ölçüsünü incelemeden bu gibi şeyler üretiyorlar sanırım,
Oysa genetik ilmi, koyun klonlamasında olduğu gibi herhangi bir doku hücresinden organ veya insan bile kopyalanabileceği gerçeğini çoktan deklare etti ve uyguluyor ,
Açıkça ,herhangi bir tek hücremiz, bütün niteliğimizle bedenimizi yapabilecek kapasitededir,bütün bilgiyi taşıyor ve çok ufak bir DNA parçasındaki bilgiyi açıklamak için dünyadaki bütün bilgisayarlar değil ,yıldızlara kadar uzanan miktarda bilgisayarın paralel çalışması gerekiyor ..

Devam edeceğim,

Tgur

#7
Kimyasalların duyguları doğurmasına dönersek,
Bu hal "yumurta mı tavuk mu" döngüsünü de akla getiriyor,yani kimyasal tetikler duygu oluşur, oluşan o duygu başka kimyasalları tetikler,

Bütün bunların yanında protein imalatı ,duygu oluşması ve bu duygulara paralel başka kimyasalların oluşması ve ilgili organ veya doku uyarılması gibi faaliyetlerde bir iletişimin gereçekleşmesi şarttır ,lineer bilim, bu iletişimi sadece sinirler yoluyla olduğunu bilir ,elektriksel olduğunu da biraz biraz kabul edebildiler ama elektro manyetik iletişim onlar için hala kabul edemedikleri alternatif tıp gibi işe yaramaz bölüm..

Tgur

#8
Yukarıdaki izahta tek hücrenin kapasitesinden bahsettim,tamamlama maksadıyla,
Bahsi geçen hücre bağlı olduğu varlığı tam manası ile belirtecekse kök hücre olmalı ,kök hücreler ise embryo oluşumunda ilk altı gün içerisinde oluşur ve organları yapmak üzere dağılırlar ,
organların özelliklerini oluşturmak için o organın sağlıklı çalışmasını sağlamak yolunda kopya hücre yaparlar ,organlar oluşur,
Anlatmak istediğim, varlığın tamamını kopyalamak için eğer organın herhangi bir hücresini ele alırsanız o eğer kopyalanmış olan hücre olup kök hücre değilse hadise gerçekleşmez ,

Bildiklerimizi anlatalım derken hata yapmayalım..

Kök hücre embryoda, organlarda olduğu gibi kordon kanında ,kemik iliğinde ve yağ dokularında da olur.

Tgur

#9
"Kimyasallar yalnız ejderi besler" sözü de çok anlamlı,
Yani iş kimyasal oluşmasına kalmışsa fizik evren oluşması söz konusu oluyor ,fiziksel oluşum "tanrısal düşük" şeklinde tanımlanan KH nin oldukça etken olduğu bölüm,

Şu halde fizik evrendeki faaliyeti yürüten kimyasal tüm olaylar ejderi besleyen oluyor ,

KH nin oldukça etken olduğu ifademi açarsak ,bilgilenip bu olayın farkında olabilmek, KH nin tümden hakim olmasına mani olan bir husus , BH adayı olmaya çalışmak ,kimyasal itilimlerin sonucu ortaya çıkmış olan duygusal faaliyetlerin bir kısmına kapılmamak, karşı durabilmek gibi zor bir eylemi yaşamımıza yerleştiriyor gibi ,

Diğer yandan duyguların etkisine kapılmamak derken, salt duygusuz davranışları sergilemek bu sefer bu celsede geçen doğuştan duygusuz varlık tanımına giriyor ,tabiki bende duygu var mı ,yok mu, yoksa duygularımı aşırı bastıran biri miyim tesbiti kendi iç sorgulamalarımızla ilgili vicdani bir özellik..

Tgur

#10
Ve böylece K.ların "siz zaten KH siniz" sözü çok daha iyi anlam kazanıyor.
Evvelden bu sözle karşılaştığımızda haksızlığa uğramış gibi hissediyorduk , (bakın yine duygusal bir tepkiden söz ediyorum )
Oysa K.lar olaya fizik üstünden bakıp bu yorumu ,bu tanımlamayı yapıyorlar.

bozadi

#11
duygularımızın ciddi bir bölümünün kimyasal kaynaklı olması deyince bundan ne anlayabiliriz?

Köz

#12
Gelişim önce bedenin evrimi,bedenin beceri gelişimiyle akıl,idrak gelişmekte. Bu böyle devam ediyor. Akılın henüz gelişimini tamamlamadığı yerde, kimyasallar duyguları etkileyecek, tetikleyecektir. Değerlendirme yapamayan bir beyinin kimyasallarla dünyayı algılamaya çalışması normaldir.
 

bozadi

#13
sade ve açıklayıcı bir fikir Köz. ve Tgur'un da dediği gibi, kimyasallar duyguları şekillendirdiği gibi duygular da kimyasalları şekillendiriyor. ama tabi, işte, duygu dediğimiz herşey tam olarak atfettiğimiz manasıyla duygu değil. yani ruha, yüksek bilince dayalı değil. veya çok kısa süreli olarak öyle. ruhla, yüksek ve bütüncül bilinçle etkileşimli duygular daha uzunvadeli ve yüceltici etkiler yapıyor sanırım.

Scyth'in vurguladığı soru da konunun derinlemesine incelenmesi için gerekli bence: madem pek çok duygumuzu (duygu sandığımız şeyi) tetikleyen şey bedensel kimyevi maddeler/hormonlar vs, peki bunları tetikleyen nedir? evet, kimyasallar ile duygular arasında karşılıklı bir etkileşim var ama mesele bu kadar dar değil elbette. ben bir şekilde "düşünce" kavramının işin içine dahil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. kasyopyalıların "arzulu düşünce" (wishful thinking) dediği şeyle ilgili. kısavadeli, yani ruhla ve yüksek bilinçle pek etkileşimli olmayan duygularımızın çoğu kısavadeli menfaatlere/çözümlere dayalı arzularla etkileşimli muhtemelen.

düşüncelerimiz gerçekliğimizi yaratıyor. peki ne düşünüyoruz? ne düşünelim?

bozadi

#14
ve "bilgi" "düşünce" "bilinç" "inanç" kavramlarının birlikte ele alınması da gerekecek sanki.