alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

masterphidias

Evet, amma da ilginç bir durum...
 

Alemtac

#706
Evet, böyle düşünmekte haklısınız Sevgili Masterphidias. Bana da on sene evvel, ilk yaşadığım durum ilginç değil, acaip gelmişti.

Belki ondan öncede böyle şeyler yaşamıştım, mesela ihtiyaç duyduğunuz anda, hiç kullanmadığınız ceket veya palto ceplerinizi karıştırdız mı? Ben yapardım ve mutlaka içlerinde işe yarayacak birşeyler bulurdum. Unuttuğum bir kaç kuruş veya kağıt ama böylesi ihtiyaç duyduğum bir anda bulduğum 10.000 lira gerçekten acaip ti.

Sonraki zamanlarda, en yakın geçen sene..yine hatırladım ve tüm ceket, palto, hirka ne varsa, hatta çanta hepsini kurcaladım ama hiç bir şey bulamadım. O sırada bir arkadaşım aradı ve zeytinyağ almak istedi, babam zeytinyağı üretiyor. Evimde kendime ayırmış olduğum zeytinyağını verdim ve yine ihtiyacım karşılandı.

Yeterki inanın, bolluk ve bereketin evinizde olduğuna inanın. Cebinizdeki paranın ihtiyacınız kadar olduğunu kabul edin, fazlasını değil. Asla fazlasını istemeyin. Ne zaman ki, birilerinin yani sizden başkalarının ihtiyacı için isteyeceksiniz ve başkalarına yardım edecek gücü kendinizde göreceksiniz, o zaman okadar gelecektir.

Özür dilerim, tekrar okuduğumda kendimi hatalı buldum. "Asla fazlasını istemeyin" demem hata imiş gibi geldi. Yani, bilinci sınırlandırıyor bu dediğim. Herkes kendi doğrusunun ne olduğunu kendisi en iyi bilir. Bunlar sadece benim görüşüm.
 

Alemtac

#707
13.yy da yaşamış Yunus Emre, makro ve mikro kozmozu ne güzel ifade etmiş:

Bir Ben Vardır Bende
Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkândan içeri.

Beni bende demen bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri.

Nereye bakar isem dopdolusun
Seni nere koyam benden içeri.

O bir dilberdürür yoktur nisâni
Nisan olur mu nisandan içeri.

Beni sorma bana bende değilim
Sûretim hoş yürür don'dan içeri.

Beni benden alana ermez elim
Kadem kimbasa sultandan içeri.

Tecelliden nâsib erdi kimine
Kiminin maksudu bundan içeri.

Kime dîdar gününden sûle deyse
Onun sû'lesi var günden içeri.

Senin aşkın beni benden aliptir
Ne sirin dert bu dermandan içeri.

Seriat, tarikat yoldur varana
Hakikat mârifet andan içeri..

Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman'dan içeri..

Unuttum din diyânet kaldı benden
Bu ne mezhepdürür dinden içeri..

Dinin terkedenin küfürdür işi
Bu ne küfürdür îmandan içeri..

Geçer iken Yunus sas oldu dosta
Ki kaldi kapida andan içeri....

Yunus Emre

İçimizde olanla dışımızda olan birdir. Dışımızda olan evren, içimizde olandır. Makro kozmozu yani evreni anlayabilmek için, mikro kozmozu yani fiziksel ve ruhsal bedeni anlamamız gerekir. Bu anlamda önce kendimizi bilmemiz gerek. Bilmeliyiz ki fiziksel ve ruhsal beden makro kozmozun bir parçasıdır ve parçalar biraraya gelerek bütünü oluşturur, meydana gelen bütünde daha büyük başka bir bütünü oluşturur. İnsan hayat bulmacasının anahtarıdır. 

[ Ne zaman içimde olan dışımda, dışımda olan içimde diye düşünsem çocukken okuduğum bir çizgi roman gelir aklıma; uzay gemisinde evrenin sonunu bulmaya çalışan bir grup bilim adamı çeşitli mücadeleler sonrasında amaçlarına ulaşır ve evrenin dışına çıkmayı başarırlar. Dışına çıktıkları bir insan bedenidir ].
 

Alemtac

#708
Makinaların bozulma zamanı geldi; önce çamaşır makinası, arkasından buzdolabı. Fırını bekliyorum :)) Çamaşır makinası bozulduğunda, rahmetli teyzemin hediye ettiği kolye borunun içinden çıktı, 2004'ten beri kayıptı :) Ama buzdolabından bir şey çıkmadı, hatta kayıplar oldu :))) Gelen tamirci, herşeye gülmemden; "Neşeniz eksik olmasın, bana moral oldu" dedi giderken. Gülmeyip ne yapayım :)) Enerjilerimiz değiştiğinde, aletlerin arızalanması gibi şeyler olabiliyor. Daha önceki arızalara bağlı olarak söylüyorum bunu tabiki. Bu sefer ne olduğunu göreceğiz :)
 

Alemtac

#709
Bir dostum başka bir forumda bahsettiği için, yazıyorum; Reiki bir ritüel değidir bana göre, şöyle ki işin alfebesini öğrenene kadar, nasıl ki okumayı öğrenmek için önce hecelemeyi öğrenmek gerekirse o kadar ritüel vardır Reiki'de. Sonra, gerekli olduğu anda siz isteseniz de istemeseniz de kanallarınız açılır, hiç bir ritüele gerek kalmadan hemde.
 
Bence Reiki'nin kullanımı kişinin algılamasına bağlıdır, her öğretide olduğu gibi. İster sevdiklerine onları korumak için, ister tüm evrene sevgi enerjini gönder...ister kendini negatif enerjilerden korumak, ister evrendeki negatif enerjileri uzaklaştırmak için enerji gönder. İstersen ilişkilerini düzenlemek için, istersen dünyada ki kargaşanın bitmesi için...Şifa içinde Reiki'yi kullanabiliriz, ancak kendisi dengede olmayan bir şifacının göndereceği enerjinin hiç kimseye faydası olmayacağı için, şifacı önce kendisini şifalandırmalıdır.

Herşey de olduğu gibi yine seçim bizim.
 

Alemtac

#710
Güneş patlamasının etkilerini Sn. Senay Yangel şöyle sıralamış:

"Güneş Patlamasının etkilerini fazlasıyla hissetmeye başlayacağız sinirsel rahatsızlıklar trafik ve ev kazalarına karşı dikkat edin. Ruhsal gerginlikler var olan ilişkilerinizi alt üst edebilecek davranışlar sergileyebilirsiniz. Meditasyon yapın ve tartışmalardan kaçının. İkili ilişkilerinizde geçmişten kaynaklanan sorunlar gündeme gelebilir ve şiddetli tartışmalar sonucu beklenmedik ayrılıklar gerçekleşebilir. Ülkemizde ve Dünyada depremler Şiddetli yağışlar mevsimsel değişiklikler. Ege bölgesinde ay boyunca sallantılar devam edebilir. Ekonomide ani dalgalanmalar söz konusu olabilir Aralık sonuna kadar yatırım yapmaktan çekinmenizde fayda var."

Dün İzmir'de gerçekleşen 4.9 şiddetindeki depremi birçok kişi güneşteki patlamaya bağladı.
 

erica arborea

#711
dün gece tv programında şanal günseli de aynı şeyden bahsetti. ben de bir nedensiz sıkıntı, içe kapanıklık hissediyordum ve bunun benimle ilgisi yok diyordum, adı konuldu iyi oldu.
 

Alemtac

#712
Göksel ve yeryüzü olaylarından etkileniyoruz. Dikkatli olamamız lazım, kontrollü olmamız lazım diye düşünüyorum. Ne kadar kendimizi kontrol etsek de karşımızdaki insanın bir davranışı, özellikle böyle dönemlerde bizde olanı tetikliyebiliyor. Depremlere gelince, her an oluyor ama bilemiyorum belki hissedilir şiddette depremin olması da güneşteki patlamayla bağlantılı olabilir.
 

Alemtac

#713
Aaaa, babam da biliyor muş :)

Dün tarlaya gidiyoruz, şehir içinde trafik berbat ve dikkatsiz sürücüler dolu...laf aramızda özellikle bayan sürücüler...bir bayan sürücü sinyalsiz ve yakın mesafeden önüme geçti. "Hayallah, şu kadının yaptığına bak" dedim ve babam "sabırlı ol kızım, sakin ol" dedi ve ilave etti "sonrada troid ol" :))

Ne kadar içimize atarsak, o an söyleyeceklerimizi söylemezsek, entellektüelliği de temsil eden boğaz çakrasını tıkıyoruz ve sonuçları bizlere hastalık olarak dönüyor. Nedensiz ses kısıklığı veya bademciklerle ilgili rahatsızlıklar, lenfler ama en sık rastlanan guatr problemleri ve aklıma gelmeyen birçok boyun, boğaz bölgesinde rastlanan virütik veya diğer hastalıklara neden oluyor.
 

erica arborea

#714
hemen olumlamasını da verelim bu vesileyle: kendimi sevgiyle ifade ediyorum. (kavga etmek, bağırıp, çağırmak ifade etmek anlamına gelmiyor.)

bu organın daha çok kadınlarda sorun yaratması ve en sık karadeniz ve güneydoğuda görülmesi üzerine bilimsel olmayan, gözleme dayalı saha araştırmalarımdan yola çıkarak bir varsayımım var. tiroid; aldatılan, şiddet gören, baskı ve stres altında kalan kadınlarda hastalanan bir organdır. aldatıldığı, şiddet gördüğü ve sevilmediği-sevmediği halde çocuklar, çevre baskısı, ekonomik güçsüzlük gibi nedenlerle gidemeyen kadının tiroidi bir şekilde hastalanır. çaresizlik hastalığıdır. kadın ya çok kilo alır ya da zayıflar, sinirleri tef gibi gerilidir, ajite ve agresiftir, tahammülsüzdür, dır dır eder, çabuk bıkar ve bıktırır. çünkü, gitmesi gereken yerden gidememektedir, katlanmaması gereken duruma katlanmalıdır. kocasını öldüren kadınların tiroid hormonlarına bakılsın derim ben. çünkü, kadın ancak öldürünce kurtulacağını düşünür ve katil olacak kadar, sonuçlarını düşünmeyecek kadar dengesi bozuktur. erkeklerde az görülme nedeni ise erkeğin daha az çaresizlik hissetmesi... çünkü erkek daraldı mı gidebilir, alır ceketini çıkar, babalık onu bağlamaz. ayrıca çaresizlik, üzüntü, gam, keder bir erkeğin başka organlarına hasar verir, tiroidlerine vurmaz, anatomileri farklı. bu yüzden tiroid çaresiz kadının hastalığıdır ama çaresi var. nodül varsa ameliyat, hormonlar bozuksa ilaç tedavisi, aydınlanmamışsa mutlaka bir anti-depresan ile... aydınlanmışsa anti-depresana gerek kalmadan, kendini ifade etmeyi öğrenir ve iyileşir. (nadiren erkeklerde de rastlanır, hiç olmaz diye bir şey yok.) 

 

Alemtac

#715
Bence varsayım değil söylediklerin; özellikle stres, troidi yaratan en büyük neden. Teşekkür ederim Sevgili erica :)
 

erica arborea

#716
ben teşekkür ederim :) stres zaten başlı başına hastalık nedeni.
http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=334#8158
şu başlığa bir araştırmayı yazmıştım. çok faydalı buluyorum ve her yere yapıştırıyorum.
 

Alemtac

#717
Evet, okumuştum daha önce, şimdi tekrar okudum ve güzel bir çalışma olmuş :)
 

bozadi

#718
şu çakra-yoğunluk kozmolojisi hakkındaki analizlerim çok yavaş ilerliyor, ama boğaz çakrası (5. çakra) ile ilgili aklımda olan birşeye kısaca değinmek istiyorum, hazır siz konuyla ilgili şeyler söylemişken. tiroidin boğaz/5. çakra enerji-akış problemleriyle yakından ilgili olabileceği düşüncesi geldi aklıma.

5. burç aslan olduğu için (tabi dengeleyicisi kova ile birlikte ele alınması gerekecektir), şu anda bana da hala tuhaf görünmesine rağmen, "boğaz" ile "benlik" arasında bir ilişki olabileceğini düşünüyorum. bana tuhaf görünmesinin nedeni şu: şimdiye kadar aslansı benlik ifadesini/enerjisini ancak kalple ve kalp seviyesiyle ilişkilendirebileceğimi sanıyordum (hala da öyle sanan parçalarım var), sonra bu yeni bakış açısıyla bakıp boğazın benliği temsil eden ne gibi özellikleri olabileceğini düşündüm. aklıma ilk gelen şeylerden biri şu: boğaz kalp/sevgi ile kafa/aklın ortasında bulunuyor bir bakıma. benliğin bu ikisinin ortasındaki bir çakrayla temsil oluyor olması mantıklı görünmeye başladı bana. bir de şunu unutmamak lazım: "ses" de boğazla ve boğazdaki enerji merkeziyle yakından ilgili bir husus.

netice itibariyle boğaz ve boğazla ilgili problemlerde benliğin kendini ifade edebilmesi, sesini duyurabilmesi ve bu konuda halinden memnunluğu ile ilgili önemli problemler aklıma geliyor. ki "belirgin" tiroit bozukluğu olmayan bu konuda hiç sorun yaşamıyor anlamına gelmiyor bu durum. hepimize o veya bu seviyede mevcuttur derim, belirgin veya değil.

bozadi

#719
tiroit eğer daha çok kadınlarda görünüyorsa, bu da bazı bakımlardan anlamlı olabilir. kadınlar varlıklarını ifade etme, seslerini duyurma, varlıklarının samimiyetle kabulü ve onurlandırılması konusunda erkeklerden çok daha fazla problem yaşıyor muhtemelen.