Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sirera

#675
Floresan lambalar ve enerji tasarruflu diye alınan ampulleri alırken bir kere daha düşünmek gerekir. Aydınlatma için kullandığımız bu ampuller yüksek oranda ultraviyole taşımakta ve manyetik alan kirliliği oluşturmaktalarmış. İçlerinde taşıdıkları civa dolayısıyla, kırıldıklarında temizliği de son derece titizlikle yapılamsı gerkeiyormuş,uayrı şöyle,

1) Derhal odayı kırıklara basmadan terk ediniz.

2) Kırıkları ve yerlere saçılan cıva partiküllerini temizlemek için elektrik süpürgesi kullanmayınız. Saçılan cıva partikülleri elektrik süpürgesi sayesinde ortama yayılarak evde zehirli bir durum yaratabilir.

3) Plastik eldiven takın ve yerdeki cam kırıklarını bir faraşın içine süpürün ve cıva partiküllerini ise paspaslayın.

4) Faraşta topladığınız parçaları bir plastik torbanın içine atın ve ağzını iyice kapatın.

5) Plastik torbayı evdeki normal çöp kovasına atmayın.

6) Onun yerine pil atık kutusuna veya belediyelerce atıkların güvenle imha edildiği yere götürün.

7) Kırık ampulden çıkan tozu solumamaya çalışın.

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

ahuela

#676
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Sanırım ahuela'cım, ölmek isteyen ölür sözünü o an kızım arkadaşının ölmek istemesine duyduğu üzüntü ve kızgınlıkla karışık duygularla söylemişti. Şimdi arkadaşı, söylediklerini unuttu ve mutlu olarak yaşamaya devam ediyor :) Haklısın yargılamamak gerek, sadece yol gösterici ve yardım edecek doğru cümleleri bulmak.. o an kişinin içinde bulunduğu çıkmazdan çıkaracak cümleleri kurmak..sadece dinlemek bile yeterli oluyor.

Sevgiler :)
Yoğunluktan cevap veremedim kusura bakmayın Alemtac abla; evet bazen olur ya çocuğunuz elektrik prizine doğru giderken bir çığlık kopartırsınız kızarsınız onun gibi ,anlıyorum kızınızı....Evet dinlemek çok güzel.Karşıya iyi etki bırakıyor olumu yönde düzelmeleri oluyor.
 

Alemtac

#677
Rica ederim Sevgili ahuela'cım :)) Sınavların iyi geçmiştir, biliyorum :) Hayırlısı olsun.
 

ahuela

#678
Ben bilemiyorum ama :((( Soranlara sonuçlar açıklanınca diyorum.Kaydırmalarım bile olmuştu farkettim umarım farketmediğim yoktur. .İki hafta kaldı açıklanmasına sınav gününden daha heyecanlıyım.
 

Alemtac

#679
Sevgili Tiversonus, tüm yazdıklarınızı silmişsiniz...
 

Tiversonus

#680
Evet, silerken bakarak sildim ve tek mesajı silerken tüm mesajın silindiğini anında farkettim. Sakince ve uzun bir zaman boyunca ve birazda medidatif halde olayın bu şekilde daha hayırlı olduğunu sezinledim...Bir şekilde son birkaç mesaj dışında değeri bulunmayabiliyor toplu başlıkların. Kısaca, sonucunda en hayırlı olan oldu diyorum, huzurluyum ve ileriki zaman bunu kanıtlayacak diye sezinliyorum...Ve her zaman dediğim gibi; Ra Bilgileri, Pleiades Öğretileri ve Kasyopya Celseleri eşsiz ve birbirlerini tekrar etmeyen ancak tamamlayan mükemmel eserler...

Alemtac

#681
Ra, Pleiades ve Kasyopya ile ilgili haklısınız; gerçekten mükemmel.. Ancak sizin yazdıklarınızda içselleştirdiğiniz bilgilerle doluydu, üzülmedim dersem yalan olur. Dediğiniz gibi hayırlısı olsun.
 

Alemtac

#682
Çocukluğumda, dünyada olan bitenden habersizdim. Şarkıdaki gibi tıpkı "Biz büyüdük ve kirlendi dünya" :) Oysa biz habersizdik olan bitenden, dünya biz küçükken nasılsa şimdide aynen öyle. Lafı getirmek istediğim yeri fazla uzatmayacağım..dünya daha öncede böyle depremler, tsunamiler, yanardağ patlamaları yaşadı..güneş daha öncede böyle patlamalar, solar dalgalanmalar yaşadı. Neyse olması gereken oluyor ve olacak. Teknolojide ilerlediğimiz için haberdarız, çünkü biz büyüdük :) Bundan milyarlaca sene evvelde haberdardık olan bitenden, döngüyü tamalıyoruz ve şimdi yeniden.. Kryon'un da dediği gibi sadece dileyelim, insanların olmadığı ve zarar görmeyeceği yerde olsun.
 

Alemtac

#683
Daha önce bahsetmiştim sanırım; 15 günde bir reiki grubu olarak toplanıyoruz ve bütünün hayrına olmak üzere; evrene, dünyaya, ülkemize, tüm canlı ve cansız varlıklara hami varlıklarımızdan yardım isteyerek sevgi ve şifa enerjisi gönderiyoruz.

Bu çalışmayı benim yönetmem istendi ve hazırlıksızdım..genelde, eğer çalışmayı yöneteceğimi önceden bilirsem kafamda bir kalıp tasarlarım ve gerisi doğaçlama olarak gelir, ama bu sefer tamamen doğaçlama oldu.

"Hepimiz gözlerimizi kapatıyoruz ve kalplerimizden çıkan yeşil ışıgın gittikçe büyüyen dalgalar halinde, tüm dünyayı kuşattığını ve dünyanın kalbinden çıkan beyaz ışıkla kavuştuğunu görüyoruz..ışıklarımız birleşiyor ve dünya ana ile birlikte evrene gönderiyoruz..bu sevgi enerjisidir. Öyle ki dünya sevgi enerjisi ile yeşil bir ışık gibi evrende parlıyor.

Ellerimizden yayılan beyaz ışığı görüyoruz, bu şifa enerjisidir. Ellerimizden yayılan beyaz ışığın kimin ihtiyacı varsa ve yüksek benlikleri kabul edenlerin etrafını sardığını görüyoruz, hastalık, açlık, yoksulluk yerine sağlık, bereket ve bolluk vermesini diliyoruz.

Tepe çakramızdan çıkan mor ışığı görüyoruz. Bu koruyucu enerjidir, önce kendimizin bu ışınla sarıldığını görüyoruz ve sonra dünya ve üzerindekilerin de bu ışınla korunmasını diliyoruz.

Evrenden gelen beyaz ışın tepe çakramızdan giriyor ve tüm çakralarımız bu enerji ile doluyor ki bu çalışma bittikten sonra dahi ihtiyacı olanlara sevgi ve şifa enerjisi verebilelim."

Daha sonra, bizden şifa dileyenler için çalışmamız devam ediyor... güzel bir çalışma oldu ve paylaştım :)
 

Alemtac

#684
Geçen gün taksideyim, yanımda olan kişiye ve şöförün klimayı açmasını rica etmek yerine "cehennem sıcağı bu ama ucundan görüyoruz" dedim. Şöför uyarıyı hemen aldı ve klimayı açtıktan sonra bana dönüp " abla bişey söylicem, musaden var mı" dedi.." tabi buyur", "cehennem diye bişeye inanmıyorum ben yaa, Allah kullarını cezalandırır mı hiç", "haklısın, tamamen öyle", " ama cehennem sıcağı dedin az önce", " onu laf olsun diye söyledim, yoksa iyilik kötülük diye bir kavram yoktur, iyilikte kötülükte birdir, herşey dersler içindir, seçimdir.." devam edecektim, lafı ağzımdan aldı ", " iyilik, kötülük diye bişi yokki ablam, bizim nasıl baktığımıza bağlı. Sana göre kötülük olan, bana iyilik olabilir", "evet, çok haklısın. İşte onun için bütünün hayrına diye başlamalıyız dualara", "geçenlerde, rahipmi diyolar, bir din adamıyla konuştum. Söyledikleri aynı müslümanlıkta ki gibi. anladım ki, yol hep bir, hep aynı ama dini kitaplarda yazılanları okuyan bizler ayrıyız", "evet anlıyorum, tüm dinlerin temeli aynıdır ancak zamanla değişerek gelmiş günümüze. En son kitap Kuran olduğu için, en az değişen de o olmuş ama bizim yorumlamamıza bağlı olarak değişik anlamlar çıkarıyoruz", "çok zor be abla, benim eşimin başı bağlı, kızım aynı senin yanındaki bu kız gibi giyinir. Ben hiç karışmam. Şimdi desemki, aç başını, açmaz. Herkesin yolu ayrı, bana düşmez", Geleceğimiz yere henüz gelmemiştik, arabayı sağa çekti "sizi burada bıraksam", az bir mesafe kalmıştı " olur, peki" borcumuzu ödedik, şaşkın halde indik taksiden. "Adamın fazla paraya ihtiyacı yok galiba" dedi yanımdaki, cevap vermedim. Bence bizi getirmesi gereken yere getirmişti zaten.
 

Alemtac

#685
Yine hastehanedeyiz...yoğun bakımda geçen yarım gün ve odada devam eden serum, cihazlardan takip edilen aritmi, taşıkardi vs. vs.

Babam kıpırdamadan yatmak zorunda. Ben ayak ucunda oturmayı tercih ediyorum genellikle, sonra rahatsız ediyormuyum diye düşündüm ve kalkmaya yeltendim, babam "otur kızım" dediğinde, annem "babanın hoşuna gitti, otur yavrum, kalkma", "pozitif enerji veriyorum galiba", tatlı tatlı gülümsedi.

Rahatlatıcı konular buluyorum, en büyük merakı balık avından konu açıyorum. Laf lafı açıyor ve yaşanmış bir olay anlatıyor, "...adamcağız günlerdir açmış, sonunda açlıktan bitkin bir halde yere uzanmış ve gözlerini kapatıp en sevdiği yemekleri hayal etmiş. Sevdiği yemeklerden, mmm ne güzel diyerek yiyormuş. Sonunda midesi sanki besinleri öğütüyormuş gibi çalışmaya başlamış ve bu sayede kurtulmuş. İşte bende böyle yapıyorum, nefes alamadığım zamanlarda büyük bir sıkıntı duyuyorum ve gözlerimi kapatıp balık avladığımı düşünüyorum. Oltayı sallıyorum, az sonra olta çekiliyor ve oltanın ağırlığından büyük bir balık olduğunu anlıyorum. Oltayı hafifçe salıyorum, makara boşalmaya başlayınca da çekiyorum, çekiyorum ve kocaman levreği kıyıya getiriyorum. Bakıyorum sıkıntım geçmiş." 

Annem tespih çekiyor, aklına geldikçe dua ediyor. Bende çaktırmadan, reiki gönderiyorum. Dün sitede paylaştığım altın ışık enerjisini de uyguladım, hayırlısı...
 

masterphidias

#686
Merhaba sevgili Alemtac... doktorunuz Sultan Tarlacı eğer Kryon'dan ve diğer kanal bilgilerinden haberdar olsa daha doğrusu, sunulan insan ve varoluş sistemini inceleseydi, gerçekten de beyin kapasitemizin %10-15'ini kullandığımızı anlardı... Henüz bilimin göremediği 12 sarmallı DNA'yı  ve "çöp DNA" gibi konuları bir yana bırakırsak sadece Ramtha'nın söylediği şu söz bile çok anlamlıdır :"Tümüyle kullanıldığında beyniniz bedeninizi bir anda iyileştirecek ya da istediğiniz şekle sokacak yeteneğe sahiptir, beyninizin kapasitesi dehşet vericidir! Ama sınırlı düşüncelerinizle onun sadece üçte birini kullanıyorsunuz, geri kalanın ne işe yaradığını sanıyorsunuz, kafatasınızdaki boşluğu doldurmaya mı?"
 

Alemtac

#687
Güzel demiş Sevgili Ramtha :) Ah, bir başarabilsek..aslında istediğimiz konu üzerine yoğunlaşırsak yapamayacağımız şey yok. Ben bu konu üzerine tekrar yoğunlaşayım, aslında iki-üç sene önce bunu başarmıştım. Sonra yeniden başladım ve Ramtha'nın dediklerini unutmuşum. Teşekkür ederim Sevgili Masterphidias, hatırlattığınız ve paylaşımınız için. İhtiyacımız olduğu anda bir dostun yardımının gelmesi çok güzel :))
 

Alemtac

#688
Bir zamanlar son derece mutsuz, hayattan zevk almayan ve kafesinden çıkmak isteyen bir ruhtum. Bedenimde boğuluyordum, göz çukurlarımdan dışarı baktığım zamanlarda tutsak olduğumu hissediyor ve kolestrofobi ye kapılıyordum resmen. olacakları bildiğimi zannedip, paylaşmıştım yakın dostlarımla...halbuki kendim istemiştim ve gerçekleştirmeme ramak kalmıştı, az kalsın çıkıp gidiyordum, beden hapishanesinden ( o zamanki düşünceme göre hapihane, şimdi böyle düşünmüyorum ).

Yine aynı zamanlarda, ev sesizken yatağa uzanır ve tavan lambasına odaklanıp kendime telkinlerde bulunurdum; yaşamımda yoksunluğunu hissettiğim ne varsa, onların tersini söylerdim ( bu konuyla ilgili bilgiler, çeşitli kanallarda ve paylaşımlarda var, nasıl olduğunu bulabilirsiniz ) ve seans bittiğinde mutlu ve huzurlu olurdum, ama sonra hayatın içine girince yine eski halime dönerdim. Neyse, sonuçta başarmıştım...istediğim şekle hemen hemen girmişti hayatım. Yani demek istiyorum ki, istersek yaşantımıza şekil verme yetisine sahibiz. Ama hem çıkmak iste, hem hayatını şekillendir..ikisi bir arada olmuyor :))

Şimdi, benim için bu uygulamyı tekrar yapmanın doğru zamanı sanırım.
 

Tiversonus

#689
Sevgili Alemtac, hastanıza şifalar diliyorum.

Çok eskiden, gece yatakta düşünürken, aile üyelerimin hastalıklarını ve diğer tüm şeyleri bir an düşündükten sonra, bu düşünceyi uzaklaştırabilmek için çok uzun çabalardım...Varoluşun yapısını bir ölçüde bildikten ve duyumsadıktan sonra aslında herşeyin bir ilüzyon olduğunu görmeye başladım, Ruh ölümsüz. Bir ölçüde artık herşeye bir insan gibi bakmak yerine, gerçek varoluşun açısıyla bakmaya başladım...Örneğin son bir kaç gün önce şunu düşündüm: Acının içinde ilacı var...Bunun üzerinde düşünmeye başlayınca, aldığım ağrı kesiciyi bir gün almadım ve ağrı bölgemde vucut kendi ağrı kesicisini üretti sanırım, ama bu duruma kendimi de sabitleyemedim, ama enerjiye direnmek yerine insan kendini enerjiye ya da akışa bıraktığında, tevekküle geçtiğinde bazı küçük örtüler kalkıp yok olabiliyor. Elbette öğrenmek ve örtüler bitmiyor. Ve bu arada önüme düşen şu sözü de ara ara düşünüyorum, kaçınılmaz olanı kabul ettiğinde, huzuru bulursun. Tüm bunları bir insan bedeni olarak kendim açısından yazıyorum, yanlış anlaşılmasın.Yapacak, alacak, öğrenecek derslerimiz devam ettiği sürece Ruh burada kalmaya devam eder, bu her insan bedenindeki Ruh için geçerli. Sonuçta yapılmaya değer tek faliyet keşif ya da öğrenmek/öğretmek ya da öğretmek/öğrenmek. Ama işte insan bedeninde olduğumuzdan mı olsa gerek; hala ara sıra bir insan gibi düşünüyorum. Bir insan gibi düşündükçe çoğu şey daha çekilmez geliyor insana, insan gibi düşünmeme aralıklarımı çoğaltmaya çalışıyorum.

Tekrar geçmiş olsun, acil şifalar diliyorum ve bir ek, yazılarını keyifle okuyorum örneğin en son taksi olayı keyifliydi. Ve tam şu anda camiden bir şehit duyurusu, eşzamanlı, işte hayat acı, tatlı ve acısıyla da bir öğrenme sahası. Yine de tüm şifa bekleyenlerin duacısı olmaya devam ediyorum.