Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

bildiğimize varmak

Başlatan bozadi, 07 Eylül 2009, 20:12:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#30
kendime ve herkese hatırlatma gereği duyduğum için; benim bilincim de hiç ideal durumda değil, hiç birimizinkinin olmadığına inandığım gibi. pek çok sıkıntı, çelişki, anormallikler içeriyor. burada yazdığım, çizdiğim herşey de bundan etkileniyor ve etkilenecek bir şekilde. herşeyi ne kadar iyi biliyor, soruyor, ifade ediyor gibi bir tavır takınırsam takınayım, bir sürü problemli şeyler yapabilirim, yaptım, yapacağım. kendimi tanımama çok yardımcı oluyor bu süreç benim için. umarım sizler için de yapıcı etkileri, yıkıcı etkilerinden çok daha fazla olur.

Tiversonus

#31
"7 aşamalı bir devinimle o birliğe tekrar döndüğümüz bir süreçte herşeyin meydana geldiğini anlamamız gerekiyor. daha doğrusu ben bu yönde verilen bilgiyi benimsiyorum / benimseme eğilimindeyim. sade / mutlak gerçeklerle ilgili tespitlerimizi yapmamız gerekiyor. bulunduğumuz seviyede ne kadar mümkün/doğalsa."


Aslında diğer takşp edenlerinde kendi bakış açılarını paylaşmalarını isterdim, ama her şeye rağmen ancak kendi bilinç penceremden, içsel  olan ve ancak bu bende bu şekşlde iş yaptı diyebileceğim şeyleri paylaşabilirim.  gerçekten tam burası çok ilginç, hatta vurucu geldi banaü ya da önemli...sorun şu: sorgulayıcı bir yapıdaki bilinçte "inanç" nasıl ya da hangi süreçle oluşur?

Dogmatik inanç ile bu çok farklı ve olmalı da aslında. peki sorgulayıcı bilinçteki olan biten nedir de, saf bir inanç oluşabilir? burada sadece kişi kendi yaşadıklarının bir anazlizini yapabilir ve ben bunu çok yaptım. yani inancım bir kaçış mı yoksa saf mı ve elbette sorgulayıcı yönüm devredeyken...bu bir nevi batı ve doğu arasındaki farkın ya da yapınında mikro düzeydeki bir şablonu...epey uzun yıllar önce, üzerinde düşündüğüm şey bu idi ve aslında sağ ve sol beyin olayı da bu...evet bilgi kanalı ile yürüyen bir bilinçte nasıl saf inanç oluşabilir?..Tek bir cevabım var o da kendi yaşamım, kaotik şekilde bilgi topladıktan sonra ve bir sürede inançsızlık deneyiminin beslemediğini görünce, yani hala ortada eksik bir şeyler var sezgisini yaşadıktan sonra, burası önemli; kaotikte olsa toplanan bilginin bir farkındalık artışına neden olduğu otomatik bir açılım sğreci sonrası, geçmişte bazı akan olayların arkasındaki müthiş Zeki Enerji siliüetini göstermeye başladı. kısaca, varolanın hatırlatılması gibi de hazır olduğumuzda önümüze düşen bazı kanal bilgileri oldu. bu düşme değildi, bu gelecekteki Ben in bir eğitim planı idi. Kısaca dağınıkta olsa toplanan bilgi bazı zarları eritmiş ve hazır olunduğunda sadece bizde olunan artık net anlatılmıştı. kısaca kaos gibi gözükende artık net bir Ruhsalders planı lamba gibi parlıyoru. işte derler ya Kendini Bilmek. ya da sadece sizde olanı hatırlatmamıza ihtiyacınız olacak...peki nasıl bilgiden inanca bir yol kurulabilir? kendimize vakit ayırarak. kendi deneyimime göre, çocukluğumdan beri içsel kendime ayırdığım vakit çok uzundu ve hala öyle yani kolay öğrenirdim çünki, okulda bile sadec eğlenmek için öğrenebileceğim hayat ortamı varı, mütevazi sade, orta direk. ve her bir zihinsel ortama çıkışta aşılmaz sınıra gelip bir sürü problem yaşayıp tekrar o torus döngüsüne düşüyorduM.basit, sade ve içsele fazlaca imkan veren bir ortam. böylece öğrenirken zevk alıyor, zevk aldığımdan çabasız öğreniyordum. sonunda bu bir kritik sınırı aştı sanırım...en çok neyi duyumsadım* en çok bir Karmik Ders in içinde olduğumu, diğer türlü her dayatma ya da sorunun da bunun sadec bir parçası olduğunu yani ikincil olduğunu. keşfedilecek tek şeyin sadece kendi hayatımızı okumak içinde olabileceğini bazen düşünürüm. Belki de keşfedilecek tek şey kendimizin ne olduğudur...ve madde ile öylesine dengeli ve doyurucu etkileşim ortamı oldu ki, bir farketmez noktasında yeni bir dengeye vardım işte tevekkül noktası ya da Evren de akmakta olan herşey bir Plan içinde akmakta, kabul ettim demiyorum burası önemli, böyle olduğunu kendi hayatımda GÖRDÜM diyorum, ama bilgi toplama ve deneyim ve içsel vakitlerden sonra. Ve inanç belki bilgiyi aşmıştı...

elbette sırlar yaşanır dışarıdan veremezsşn derler ya sırlar hayat girmeye başladı. aslında bir gerçeklik üstümüzde hep bir Ben'im varlığı sadece "yüzünü" gösterneden net varlığını ortaya koymüş, hep koymuşta işte:))

Tiversonus

#32
Ve aslında bireysel bilinçte çözülmesi gereken esas SIR şu: ben geçmişimi gelecekteki (3b) bir noktadan mı YARATTIM, yoksa geçmiş diye yukarıda anlattığım bir lineer akışın sonucunda mı bu noktaya geldim? Sonuçta biz YARATIYORUZ...

Eğer biz YARATIYOR isek, bizi durduran nedir? Ha geçmişten ya da ha buradan ha gelecekten? ne önemi var ki? Daha önemli olan YARATIM GÜCÜMÜZ...Ya da bunun farkına varabilmek.

Tiversonus

#33
Ve sadece paylaşabilmek için, pc mi yeniden açtım, tahmin edilmesi zor bir ortamda beklentisizce...

Dün/bugün yaşadığım gerçek bir diyalog:

-Şampuan diye saç kremi almışım, o kadarda dikkat ettim maekette, üzerini de okumuştum, yarın götürsem değiştirirler mi acaba?

-Yanlış yapma "korkun" sana yanlış yaptırıytro.

-off NE KORKUUSUU BEE.

--------

Olasılık deriz ya, olasılığı belirleyen varlığın kendi kendine koyduğu sınırlardır kanımca. şöyle ki, AN var ve aydınlanma bir AN da o-la-bi-lir, ama işte bilinç kendi kendine koyduğu sınırlamalar, duvsrlar nedeniyle olasılıklı geleceğini oluşturur. hata yapma olasılığı hala çok fszla ve hala hata ve hata yapıor ve bu bir gözlem hayat çevremden...Ancak hata yapmama potansiyel oranı ya da aydınlanma potansşyeli yüzde yğz, işte farkında değil olan şey.

başka bir çalışan şey belki deşu -sorgulayın, ufaktan deneyin, işleyip işlemediğine karar verin, iş yapıyor ise kullanın, yaramıyor ise çöpe atın, önerim bu- "aldığını hemen vermelisin ki, daha çok alabilesin- Gurdjieff-...

Tiversonus

#34
Ögretmen : İlk Kaynak'ın iradesini biliyor musun?

Öğrenci : Hayır, ancak neyin Tanrı'nın iradesi ile örtüstügünü neyin örtüsmedigini tahmin edebiliyorum.

Ögretmen : Öyleyse, İlk Kaynak'ın iradesini biliyor olman gerekiyor, degil mi?

Öğrenci : Demek istedigim, Tanrı'nın iradesinin genel yönünü ya da niyetini biiyorum.

Ögretmen : Ayrıntılarını degil?

Öğrenci : Dogru. Sevgiden ve ısıktan gelen her seyin Tanrı'nın iradesi ile örtüstügünü, ve kötüden ve karanlıktan gelenlerin de örtüsmedigini biliyorum. Ancak, ısık ve karanlıgın ya da iyi ve kötünün arasındaki ince gölgeleri ayırt edemeyebilirim.

Ögretmen : Anlıyorum. Peki bu sonuca nasıl vardın?

Öğrenci : Bana böyle ögretildi.

Ögretmen : Kim öretti?

Öğrenci : Ögretmenlerim, okudugum kitaplar. Herkes buna inanır, degil mi?

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=605

Dün gece sitede paylaştıklarımdan sonra, bir düşünce belirdi, daha doğrusu bir sorgulama. Ve üzerinde düşünmeye başladım, daha önce hiç aklıma gelmeyen bir şeydi bu...Ve uzunca bir içsel çalışmanın içinde buldum kendimi ve düşünceler ve sorgulamalr v.s. hiç olmaz ise paylaşmanın bir faydası olacağını ya da bunu bir yere yazmanın bir farkındalık artışına sebep olabileceğini düşünerek sabahın erken saatlerinde yazmaya başladım, düşünceler uçmadan, ya da sorgulamalr...Gerçekten yazmak çok zor, düşünmek ise çok kolay, ama paylaşmak üzere yazmak çok ama çok zor...

Uzun süredir yukarıdaki alıntıdaki kavramı düşünüyordum, ara ara ve hayat deneyimimden ve diğer kaynaklar ile uyuşmazlıklarını ve aslında kavramaya çalışıyordum, ve bu kavram da aklıma geldi bir çekim yapar gibi...Aslında kendim için öğrenmeye çalışıyordum, kısaca bu. Yazdıklarımdan sonra zihnimde şu belirdi, daha önce hiç düşünmediğim: Hiçbir şeye ihtiyacımız olmadığını biliyorum, ancak, nasıl yapılacağını bilmiyorum.

İşte bu iki düşünce neden belirdi pek düşünmeden sorgulamaya başladım. Şunu düşündüm bir ara, kaynak taramasında; Pleiades de şu söylenmişti: Bir sınıftasınız, neşelisiniz, ve dünya da bizim size bağzı şeyleri hatırlatmamıza "ihtiyacınız" olacak...Bu alıntıyı yapmıştım bu Pleiades-2 den, hatırlayan hatılayacaktır veya işte bakılabilir zira bunu son hatalı başlık silişimde silindiğini düşünüyorum...Neyse, keşif amacı ile bu kavramları anazliz etmeye başladım.

Bakabileceğim kaynaklar, önce kendi hayatım, okuduğum kaynaklar ve matematiğin bir kolu olarak mantık yürütmem olacaktıo...Önce mantıktan yürüdüm: Bilinç deneyimlemediği bir şeyde ya da olayda, kendisine neyin lazım olacağını ya da olamayacağını bilebilir miydi? Ple'liler "sizde olanı size hatırlatmamıza ihtiyacınız olacak" diyorlardı...Kasyopyalılar benzer şekilde, "bilgiye ihtiyacınız var" diyorlardı...

Acaba, elma ile armutları mı karıştırıyorum diye tekrar tekrar üstünden geçmeye başladım..."Hiçbir şeye ihtiyacımız yok" ama nasıl yapılacağını bilmiyorum, bu ne için söylenmişti...Bu çok açıktı: Bizler Yaratanız ya da Bir'iz, önemli olan bu gibi bir şey içindi herhalde...Yooksa hiçbir şeye ihtiyacımızın olmamasını sonlandıracak başka ne tür bir kavram vardı ki? ..Açıkçasaı aklıma sonra, E.Tolle ve Ben O'YUM adlı eserler geldi, neyse bu iki eseri pek karıştırmamaya –en azından şimdilik nkarar verdim, yani gece...

Ple'lileri anlamak mümkün, çünkü burası unutma örtüsü altında ve Ra bilgilerinde de denilir; gezginlerin en büyük tuzağı, ilüzyonun titreşimlerine dalıp gitmesi ve böylece istisnasız, kayırmasız, bir karmik çarka girmeleri, yaratılış kimseye iltimas geçmiyor sanırım, tam bilmesemde. Ancak birarqa, B.Mikail kanalı, misyon için bazı sözler verildiğinden ve özgür iradeler ile bazı akitlaer yapıldığından bahsetmişti, bu sitemizde yayınlanan dökümanlarda olacvak...Yani bir nevi gezginleri koruyucu bazı akitlaer. Ne kadar doğru bilmiyorum doğrusu.


Mantık açısından, denemediğimiz bir şeyde, neye ihtiyacımız olup-olmadığını bilebilirmiydik? Hayat deneyimlerime baktığımda, bunun bende çalışmadığını gözlemledim çoğu zaman. Yani bir kek yaparken bile hiç aklımıza gelmeyen bir şeye ihtiyacımız olabilir mi? Bunu yaptığım için anlayamam, ancak hiç yapmadığım bir "deneyimsizlik öncesi ve denyim sonrası " deneyimlerimi düşündüm ve diğer hayat verisi bilgilerimi...

Herhangi bir olayı, hiç deneyimlemeden önceki, olay ile ilgili düşünceleriiz, duygularımız, duyumsamalarımız ile; olayı deneyimledikten sonraki ve hatta birden fazla deneyimledikten sonraki, düşüncelerimiz, duygularımız, duyumsamalarımız arasında bir fark var mıydı?...Bu bende çok açıktı: VAR. Bu bazı olaylarda çok daha fazla ama bazı olaylarda ise olmasına rağmen çok aşırı değildi...Bu bende açıktı.

Mantığa geri döndüm: "ihtiyacımız yok" hükmü sonrası, nasıl yapılacağını bilmiyorum açıklaması ile bir çelişki oluşturuyor muydu? İşte aslında "bilmek istiyorum" un bir ifadesi sayılabilirdi bu beyan..."Bilmek istemek, keşfetmek istemek, öğrenmek istemek" bir şeylere  ihtiyacımızı vurgulamaz mı? Bunları kendime sordum..Evet , en azından benim için bir hatırlatmaya ihtiyacım olmuştu, Bilgi ile oluşan farkındalık artışıma ihtiyacım olmuştu, ufak, orta, büyük deneyimler ile de deneyimlere ihtiyacım olmutu...Bu bende böyle olmuştu, hiçbir şeye ihtiyacımız yok ise bu Dershane gibi Realite neden var ki? Bunları düşündüm ve yazmakta zorlandığım bu ilüzyonun en önemli fizikselliğe bağlayan şeyini uzun uzun düşüdüm...

Son zamanlarda harika bulduğum bir söz var, kullanmaya da gayret ediyorum: Bende çalışan bir şeyim var diye söyleyin, evet bu bende çalıştı diye paylaşın. Bu mutlak doğrudurdan öte daha doğruya yakın bir şey kanımca...Gerçekten, şu, bir şarabın yudumundan beş-altı veri alabilen bir bilinç( yıl, mevsim, iklim, reha v.b.) ile aynı şarabı "ağız gargarası gibi" gören bir bilinç arasında bazı şeyler aynı oranda çalışmayabilir...Bunu benzer onlarca olayda görebiliriz. İşte bundan dolayı "bu bende çalıştı, paylaşmak istiyorum" oldukça bana pozitif bir yaklaşım geliyor. Ve işte harika buluyorum.

İşte her gerçeği paylaşamıyorum diyor ve düşündüklerimi ve analizlerimin bir bölümünü keserek devam etmek istiyorum. Ben akşam siteye yazdıklararım sırasında, öğrenmekten zevk alıyordum. Karşıda okuyan ne duyumsuyor acaba diye düşündüm. Tamam o AN içinde keyifliyim ama üç saat öncesinde banyodaki tuvalette ağlıyordum, gerçek ama gerçek bu, lavman sonrası resmen cocuk doğurdum sanki ve hem acıdan hemde etrafa verdiğim sıkıntıdan dolayı  utançtan duygusal kir kendiliğinden boşaldı ve banyoda yere yatarak bir haftadır il banyonu yan yatmış ve uzunca süreli yaptım. Ve bir ay önce dağda kekik topluyordum, şimdi ise günde onbeş tablete yakın ilaç ve ışın tedavisi alıyordum, ve bağrsaklarım felö olmuştu. Yirmigündür günün 23 saati yere paralel yaşıyorumö, onbeş metre mesafe yürüme sonrası yanyatmam ile ağrım azalıyor ve böylece birkaç sekme ile varacağım yere varıyordum ama bir ay öncesi çok farklı idi...Niye yazdım? Konu deneyimlemediğin hakkında bir fikir sahibi olmanın yanıltılıcığı...Niye yazdım, keskin ve doğru ve sıcağı sıcağına. Niye yazdım? Akşam yazdıklarımda gerçekten AN ı yaşıoypr ve keyif alıyordum...Veee, işte bu yazdıklarımı okumadan sadece evet sadece akşam ki yazım okunsa ve yazıyı yazanın duyumsanması istense? Egocu, linç edici, hayatı uyuşturucu gibi "devamlı" gırgıra alan gibi algılamalar ortaya çıkabilecektir...Bence bu internetin azizliklerinden bir tanesi elbette. Yani geçen bir söz vizyon oldu: "Görmeden Karar Verme"...Ve bunu yavaş yavaş kendimte test ediyorum ve bunu aslında benimde yaptığımı gördüm ve deneyimim şu ki; bende bu iş gördü ve tavsiye ediyorum.

Tam şu anda zihinsel sıkıştım ve şunu da unutmamak için ekleyip, biraz dinleneceğim, karyolanın yanındaki lap-top ta yazmak biraz kısıtlayıcı, bu neden ile imla hatalarını af buyurun...

Gaf olayı: Dogmatik yapıda bir aile dişçisi, aslında eşi akraba ve eşini üniversitede gıda bölümünde tanır ve kızın ailesi kızının başını örtmesine hayıflanırlar, neyse özgür seçim bu, ve kız gıdayı bitirdiği halde evde, altında araba üç çocuk ve çalıştırılmaz ve duyumsamama göre oldukça mutsuz. Ve kocası işte dişçi olmadan evini okurken işportacılık ile geçindiriyordu. Bilgili, hürmetkar ama dogmatik bu amcak benim penceremden bakış, bu unutulmasın. Diş için gittiğimde veya o işyerime geldiğinde gerçekten ben ve o birbirimize nazik davranan insanlarız, bunlar insan parçalarımız, garip ama bu içten bir şey, yapmacık değil..Bu abimiz benim işyerime geldiğinde bir şeyler anlatıyordum, galiba kırmızı şarap ta olan bir şey ile ilgili bilgimi:)(!) şunu dedim "haberci DNA lar",,,,dinledi ve sakince "hmm ona RNA denir" dedi (')...:) ) Gerçekten büzüldüm ve sonra ne kadar kutupta olsak, bana bir bilinç açığımı kapattığı ya da yardımcı olduğu için garip bir şekilde bu kişiye tavrından dolayı, naziklğinden dolayı daha hürmetkar davrandım, ben karlıydım ve, garip olur olmaz ama bende işleyen süreç genel olarak böyledir. Ben sadece bende çalışanları paylaşmak istedim...Ve bunu uygun bir saatte belki yayınlarım ve birbirlerimizi bilinçte beslemek gibi bir şeye yardımcı olabilşir, ama gerçekten beklentisizim, yani ama öğrenirken keyifliyim. Kasyopya celselerinde şunu keyifli bulmuştum. Jupiterin di sanırım, işte çekirdeği ne? Cevap amonyak, hmm, : ) sonra kıl ettilerde sordular, cevap şu kadar "micron" : )

Ve "acının içinde ilacı" hep düşündüm. Garip ama birkaç fenomen yaşadım bu süreçte, aslında sadece ben yaşamadım, ailece yaşadık ve inanın sitede paylaşmakta çok zorlanıyorum işte bir sürü anlatmaya çalıştığım nedenlerden ötürü. Burasının gerçekten bir "yalan dünya" olduğu ile ilgili ve gerçekten yaratılış sevgi dolu, aslında bir çok kişi bu fenomenleri yaşıyorlar ancak ya farkındalıklarını kapatıyorlar ya da farkında değiller, evet "inanç" meselesi ve gerçekten perde kalkmak üzere diye düşünüyorum, perde olmadığını inanlara ne diyebilirim ki...ben ancak deneyimlerimi ve bende çalışanları aktarabilirim, sır verilmez neden? Verirsin bu değil, ama alıcı almam diyor ise, yani sorun onun içsel kabulünde yoksa niye vermeyeyim ki. Düşünün Peygamber Muhammed i ne yaptılar, neler attılar taştan başka ve kısaca bunları bile bile yazabilmek zor diyuorum işte...Bu böyle olamaz diyene ise cevabım şu; deneyimlemediğimn şey hakkında fikrin olmaması normal, normal olmayan bunun mutlak olduğunu düşünmem olur herhalde, elbette sorgulanmalı.

Ve kendine güvenmek meselesi. Diyordum ki, ben yayladan gelirken kimseye sıkıntı olmasın, yavaş yavaş geldim, 80-90 ile etrafa: ) ve inanıyordumda söylediğime ve pat bir ceza makbuzu gelmiş işyerine: ) 131 km süratle, resmi var filan, filan ve on yıldır ilk trafik cezam. Abi sen en az 150 filan diyor kardeşim. Düşündüm ve aslında haberlerde hız artırıldı diye duymuştum gece ve bende "bir yerde hatırladım" işte amaaa gerçekten çoğu yerde dediğim gibi geldiğimide. Ve fare olayını, sadec 3b fiziksel ve matematik bilimi ile bile kimse açıklayamıyor, ben şaşırmıyorum ama.


Ve işte fenomen: şaşıranlar ailemin hepsi, ben değil, sonucum: "yalan dünyadayız ve kanal bilgileri doğru söylüyor, perde kalkmak üzere"..niye paylaşıyorum? Öncü olmak için ve kendi dünyanızda bu tür şeylere hazırlıklı olmanız için...Sefa hoca, kısa boyluemekli bir öğretmen. Çok sayglı, 80 lerde, ve eğer rahatsız etmiyorsam diye gelir bazen çağrılmaz ise yürü gider. Neyse çoğu zaman konuşmamız sırasında "hadi darabalar kapandı, bu kadar sohbet yeter" türünden kardeş ve enişte saygısızlığı yaşadık : ) ama gerçekten lambalar bile sönmüş filan...Evde yatarken babam, sefa hoca varya oğlu geldi, ölmüş, ve sizi çok met ederdi ne 75 i abi babam 85 yaşında dedi. Babam aynı babası dedi...ve ben gece Meleklerin refakati v.s. v.s dua ettim ve üzüntüsüz ama sevgi sevgi sevgi yolladsım, keşke daha fazla konuşabilsek dedim ve aslında bir sözü vurucu idi: bakale, rüyamda sen kendine niye güvenmiyorsun diye fırça yedim. Bakale, sakın çarşıya bile yarı uyanık gitme, farkındalık açıkken git..ama işte sorgulayan ama biracık korku ve ritüel nedeniyle öneri eser kabul etmeyen sadece konuşma kabul eden bir yapıda bir dost.

Neyse, ben temkinli bir adamım ve bir gün sonra kardeşime sordum, evet dedi..sonra birde kurnaz enişteye sordum evet dedi.yani az-orta-çok dikkatliye sordum ölmüş dediler..sonra işte sevgi yollaması.


Ve unuttum...beş altı gün sonra, misafirler ve ben misafir odasında yat yatmış, enişte, abla, uzaktan misafir filan. Ve al, al seni biri istiyor, telsiz telofon, off ya kim, ne bileyim,.."alooo, ciğerim ben sefa hoca" hmmm allahalaha, kim? Sefa hoca sefa hoca, aslında sesini anında ldım..hocam sen ölmedin mi? Ne ölmesi yaa. Bak ciğerim, rahatsız ettimse özür dilerim ama telofonunu zorla istedim. Ben "Köydeyim" şu anda sana şunu söylemek istedim..seniiimn tıpkıı anlattıklartın sikistar da bir kadın anlatıyor. Hocam skystar..bilmem gülüm benfransızca okudum..evet hocam..işte arayayımda sana söyleyeyim dedim.Cuma akşam 22 de, tekkraarrrıı ise pazartesi o3 de..tamam hocamm ellerinden öperimm.sağol kuzum... yani 3b de olur böyle şeyler başka sefa hoca ölmüştür, yak bir cigara. Ve sevindim aradığına...sonrasını yazamıyacağım şimdilik ara...

Kahvaltı ve ilaçlar ve şimdi devam...üç kişiden sonra şunu merak ettim, bu adam hayatta kimseyi ev gibi rahatsız etmez ve kim buranın telofonunu vermiş dedim. Evet iki gün sonra en küçük kardeşim, hee ya beni aradı ben verdim dedi..bak dedimm sen ölmedin mi, abim hasta evde, tamam öyleyse çık karşıma beni inandır dedim, korktum abi : )...ve işte aslında sharlock holms kadar sorgulayıcı bir kişiliğim vardır benim....Bakın burası ilginç, ortanca kardeşim abi geçen sene ben de yaşadım dedi, ablam biz üç arkadaş telefon ile böyle bir şey yaşadık dedi. Demek hep yaşanıyormuş işte...yani "farkındalık alanına girme" gibi bir şey...ya da işte perde inceliyor: The group demedi mi "duvarın içinden geçen" biri olduğunda siz kahkaha atacak ve anlatacaksınız bir dostunuza, bir başkası korkacak?...Ple liler, perde kalkınca "siz diğerlerine durumu anlatacaksınız" tütünden bildirimler..bunlar kanallarda yazan şeyler değil mi? ...işte paylaşma nedenim bunlar ve yeri geldiğinde çevremizdeki insanlara durumu ve varoluşu analatmak bence en önemli görevimiz olacak, hepimizin...Bilgi korur..

Geçen şunu yazdım. Çevremde internete giremeyenlere karşı müthiş hizmet isteğim var...neden?.. sezgi bu, belki net dünya çapında kopacak...belki herkes yerinde çok değerli...elbette sonsuz olasılık ve sonsuz kombinezyon..ve bir başka sebep ise, gerçekten herkes yerinde çok değerli, etrafımda nette olduğu kadar enerji tüketmiyorum, ve gitsem deli raporu almaya, inanın, bu adam bizi kandırıyor bu çok zeki sakın rapor vermeyin diyecekleri kadar saygı duyuluyorum ve bu beni açıkça sıkıyor, sadece cesuruz, işte paylaştım, garip ama böyle...


Benim şu altın özelliklerim var, vereyim mi, biliyorum, sitede nefesçi var, öğretmen var, dili olan var, astroloji ile ilgilenen var, var işte her kesimden, ama bulunduğu kollekife, şöyle ortalama beklentisizce verme hiç yok, siteye kayıtlara ben bakıyorum, üç gün bakmasam hasta oluyorum, birara dedim ya BH de galiba, donanımsal, yani, önemli olan bulunduğumuz kollektife katkımız ney, ben buna bakıyorum. Zaten ortalama beklentisizce verdiğinde, kaç kişi okumuşta genel olarak takibimde değil, yani enerjiye güvenirim...Ama işte, perdenin kalktığı zamanlarda hepimize ihtiyaç olacak...

Tüm bu yazdıklarımı kessinlikle sorgulayın, tamam olmaz demeyin, olurda demeyin, bilgi dağarcığınızda bulunsun, ve bakarsdınız bu tür bilgiler ile farkındalık alanınıza olaylar girmeye başaladığında, yani kendi hayatınızda deneyimlediğinizde bir parça korumanız olabilir: Bilgi Korur...

11:11
Cuma











Tiversonus

#35
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen masterphidias

Valla insanlığın uluslarüstü bir negatif varlıklar grubu tarafından dehşet verici bir komplonun içine düşürüldüklerini çok iyi biliyoruz (bkz. Tiranların Son Valsi)artık bu yolda olup da bunu bilmeyen olduğunu sanmıyorum doğrusu...Üstat Tivorsonus, evet "sigara kanseri tetikleyebilir" ama bunu kendi başına değil de hücrelere giden oksijenin azalması ve kalitesinin düşmesi nedeniyle, bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu yapar. Kefale gelince, eski bir balıkçı olarak asla kefal yemenizi önermem, kefal denizin çöpçüsüdür, pis suda yaşar ve herşeyi yer, o yüzden de mazot kokması normaldir...eskiden İzmir körfezinde balıkçılık yapmış biri olarak o pis kokuyu çok iyi hatırlıyorum. Mis gibi tertemiz ızgara balıklar yemenizi dilerim,benim favorim çupra, levrek, sardalye ve kupestir...ımmm bak sen şu işe,çok canım çekti valla...

sevgili Masterphidias,

teşekür ederim. aslında olan bir şeyi paylaşmak istedim. bir ay önce yirmidört dönümlük elma bahçesi içerisine yaklaşık onbeş metrakarelik bir alabalık havuzu yapıldı. bu bahçeyi metresi 1tlden ilginç şekilde almıştık. şöyleki, bineceğim araba on yaşında kalır ise, diyelim ki yerli bir araba fiyatını asla geçmeyen bir fiyata önüme on yıl önce düştü. ve bahçeyi satan ise alabalık çiftliği işini yapan bitişik komşu ve eniştemin amcasının oğlu ve hala bu işi yapıyor. işte bahçenin bir sorunu vardı, altı olduğu gibi su..sağında dere solunda alabalık çiftliği ve yine dere. rakım 2bin civarı, arkadaki dağ ise bir o kadar. ve bahçe sudan kurtulsun diye say taşlardan belki yüzlerce metre hendek ve borulu bir su uzaklaştırma sistemi yaptırdık, yaptırdık diyorum burasını babama ben aldım, ben fazla tapu ve para işini pek sevmem yada işde ortak ailenin..ve deneme faslı ile buraya o alabalık çiftliğinden yüzlerce yavru balık attık, sayların ver hendeklerin arasında hiçbir yem atmadan ve geçen bu balıkları ve yanında çiftlik balıklarını beraber tükettim:) bugün ise, evet bugün işte bana oradan gelen balığı pişirecekleri ve izmirden hamileliliğinin son ayı izni ile gelen yeğenime de mangal-kebap partisi yapacaklar, buyurun diyecem ama, gerçekten:)

niye detaylı anlatıyorum? gerçekten yönlendiren bir Zeka var, ve ilginçtir işte bir ay öncesi yapılmış bir enerji aktarımım var, gerçi havuzu hendeğe bağlamaya karar verdim ve inanın çok cüzi şeyler ile bunlar olabiliyor. örnek olsun diye anlatıyorum, şimdi düşünüyorumda egodan biraz tasarruf ile çok iş yapılabiliyor ve gerçekten dürtükleyen Yüksek Benlik var, ve kolayca oluveriyor ve ancak uzun süre sonra olayı okuyabilebiliyoruz. Laura dedi ya bir keresinde, bu evi alırken çok kolay oldu, yoksa siz mi? varsa sevin dediler, bilmiyorum ama bir şeylerinde kolay olmasının ardında müthiş bir destekleyici ZEKA vorteksi var. Yani niyet ve diğer şeylere karar verildiğinde destekleyen, direkt görülemeyen bir başka gerçeklik Ben'liklerimiz var diye safça düşünüyorum, düşünmüyorum aslında deneyuimliyorum ve paylaşarak yardımcı olmak istiyorum.

Tiversonus

#36
ve gariplikler aslında dahada fazla. örneğin evimin yanından yürüyerek 5 dk ileriden ben buraya kalkan ulaştırma işletmesine gidebiliyorum ve yaz-kış günde dört-beş otobüs var ve otobüs, bahçenin yanındaki derenin bitişiğinden geçiyor.ve burası duble yol hikayesi var ya işte 8 metre iken oldu onsekiz metre ve sanırım on dk da bir araba geçer yolda yani çok az sayıda. ve bu bahçe değersizdi çünki, sel bölgesi idi ama yukarı bir yere baraj yapıldı ve değeri çok arttı. ve arka dağda iki adet dağ tırmanış turizmi geldi ve geçen orya gittim, kıl çadırlardan iki kamp var ve işte deniz çadırları gibi ve turistler kayalara çivi çakıp çıkıyorlar, çadırlarda konaklıyorlar...Ve yüz metre uzakta dört  beş dağ keçisini izledim, beş metreden keklik ve baktım etrafta acayip fazla bitki var. bir araba brandası dolusu kekik iki saatte toplandı v.s. ve hiç ellenmemiş yeraltı mağaraları var..

En Yüksek Hayra uygun olan ve Tüm İnsanlık Ailesi için ve Dünya gezegeni için en hayırlı olana kendimi hizaladığım yer bu bölge..Niyet ile bir şeye karar verip buraya enerji koyduğumuzda yani bir iş yaptığımızda evet deneyimim o ki; Evrensel Zeka hep yanımızda yardımcı. Paylaşıyorum, çünki, iyi niyetli insanlara "bak bu bende işe yaradı" demek istiyorum ve aldığım bilgiyi vermek ise benim için onurdur. ve eskisi kadar olmayan beklentiye geçtiğimde, saflaştığımda işler daha da rahat olabildi benim için. elbette arınma sonsuz bir süreç, hala hala öğreniyorum. aslında öğrenmeyi de çok seviyorum. bu yörede yaşayan insan üçbin kişi en fazla. ve bir on katlı hastane yapılmış, verem has. diye işte burada ancak sağlık ocağı kadar personel var bunu iptal etmişler.

Kanal mesajlarında değil, NASA bilimadamlarına göre, işte bir solar fırtına ile diyelim ki elektrik şebekesi çöktü, işler nasıl olacak, yani işte bu bilimsel yerden bir olasılık, ama ne olacağını ne bana ne bdünyaya gerçektende çok net bilmiyorum ama bildiğim Bütünün Hayrına bir enerji aktardığımıxzda, iş yaptığımızda bize yardımcı olan bir enerjinin deolduğu...

Tiversonus

#37
Ve sevgili masterphidias, sizden ve tüm dostlardan bir ricaam var, "üstat" kelimesini en azından bana karşı kullanmayınız, şöyle ki, "Hepimiz Tanrı Ailesi Üyeleriyiz", kimi bunu kabul etmese de ya da bu durum korku, ve diğer tüm manipipülasyonlar ile ellerinden alınmış olsa da, elbette hepimiz öğrenciyiz ve aynı zamanda bildiklerimizin öğreticisi ve ikisi aynı anda ve hepimiz için geçerli. Diğer türlüsü "yarım ve eksik" kalır ve aslında bize bir kendimizi daha alta koynak gibi de bilinç altı iş yapar, böyle düşünüyorum...İşin aslı şu; Tanrı toplam bilinçtir, ve bizlerde suret olarak ama fraktal olarakta ; küçük Tanrılarız, ama HEPİMİZ...

Ve zaten dikkat edilir ise, bu üstat kelimesi dengelenme maksadı ile tekrar edilir oldu...Evet hepimiz küçük Tanrılarız (bu son kanal mesajlarında vardı)..Neysek Oyuz...

bozadi

#38
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

Ve aslında bireysel bilinçte çözülmesi gereken esas SIR şu: ben geçmişimi gelecekteki (3b) bir noktadan mı YARATTIM, yoksa geçmiş diye yukarıda anlattığım bir lineer akışın sonucunda mı bu noktaya geldim? Sonuçta biz YARATIYORUZ...

Eğer biz YARATIYOR isek, bizi durduran nedir? Ha geçmişten ya da ha buradan ha gelecekten? ne önemi var ki? Daha önemli olan YARATIM GÜCÜMÜZ...Ya da bunun farkına varabilmek.

gelecekteki benliğin geçmişteki benliği yaratması, belirlemesi gibi bir durum söz konusu olduğunu sanmıyorum. 2. yoğunluktan 3. yoğunluğa mezun olup bireyselliğe adım atan her varlığa, 6. yoğunluktaki bir varlık "yüksek benlik"lik yapmaya başlıyor. hem özerk bir durum var bu 3. yoğunluk varlığı için, hem de 6. yoğunluktaki varlıkla ortaklık ilişkisi. her ayrıntısını bilmiyoruz tabi sürecin şu anda ama, netice itibariyle özgür irade esas. ra'da birkaç yerde geçtiği gibi, yüksek benlik asla 3. seviye varlığın deneyimlerini spesifik bir şekilde belirleme, zorla birşey empoze etme gibi bir hevese sahip değil. ilham veriyor, bilgi veriyor, tavsiyelerde bulunuyor, genel ders müfredatının alınmasını kolaylaştırıcı, hızlandırıcı rehberlikler yapıyor. o da bir zamanlar bir 3. yoğunluk varlığıydı ve sen de zamanı geldiğinde bir 3. yoğunluk varlığına yüksek benliklik yapacaksın. zincirleme bir devinim.

ve yüksek benliğimizin bize yardımcı olabilmesinin, en etkili şekilde rehberlik edebilmesinin yolu, bizim bu seviyede bilgi ve inanç yoluyla bilincimizin berraklığını, bütünselliğini geliştirmemizden geçiyor.

ve durup baktığımızda, bilinçlerimizin çok ciddi sorunları olduğunu görebiliyoruz/anlayabiliyoruz. kozmolojik inanç dediğimiz şey, bilincimizin bu hastalıklı parçalanmışlık, düzensizlik, istikrarsızlık, zayıflık, çelişkililik halini düzenlemenin, şifalandırmanın en önemli yolu muhtemelen.

Tiversonus

#39
Problemler çözmek için var sevgili Bozadi, birbirlerimize kendimizde işe yarayanlarımızı paylaşarak belki süreci hızlandırabiliriz, elbette bunun da bir sürü pozitif temelleri olabilir, örneğin; samimi olmak, örneğin inatçı olmamak, örneğin sorgulamak, örneğin empatiyi çalıştırmak, örneğin öze-eleştiriyi çalıştırmak v.b. gibi...

Önce dün yazdıklarım hakkındaki son eklemelerimi yapmak isterim, madem yazdım tamamlayayım da kapansın bari...Sharlock Holms / Sorgulayacı :) parçam, bugün için sefa hocanın evini aramamı söyledi ve bugün kardeşim usulden arayacak, bakalım durum ne, yani şu gerçekten bir derin düşünmede gelen bir öneri idid: "Görmeden Karar Verme!" ve kullanmaya başladım ve sanırım pozitif iş yapıyor bende, denemeye devam dedim kendime.

Genel olarak ekleyebileceğim başka bir düşüncemi paylaşmak isterim; o da bu tür fikir açıklansın türünden davetlerde birara ancak ben 3. olursam afikir yazayım gibi bir deney kararım olmuştu, işte sanırım yanyana askerler olur ya, herkes bir adım geri çekilir ve ben hop ileride durumu ortaya çıkıyor ve bundan pek memnun da değilim galiba. Yani belki beklenti ama işte durum bu, yani daha çok paylaşılan, Kas. forum sitesi gibi olsun çok isterdim sanırım ama işte ülke şartlarımız çok ama çok farklı ve tüm ekonomik ve sosyal ve genetik-tarihsel yapısı ile, yapacak bir şey yok sanırım.

Genel olarak ekleyeceğim başka bir konu da şu; gerçekten mantığıma göre, bu kadar kimyasal ilaçlar alırken hata yapma ya da farkındalık düşürme ama farkında olamama durumum olacağını düşünüyorum, olurda farkında olmam diye gibi ve bu neden ile diğer üyelerin katkıda bulunmalarını ve aslında beni bir süre mazur/hoşgörmelerini isterim, derler ya söz vardır iş bitirir, söz vardır baş yitirir gibi...


Neyse dünki yazdıklarından notlar aldım;

"gelecekteki benliğin geçmişteki benliği yaratması, belirlemesi"  buna aynen katılıyorum...

"spesifik bir şekilde belirleme, zorla birşey empoze etme gibi bir hevese sahip değil. ilham veriyor, bilgi veriyor, tavsiyelerde bulunuyor, genel ders müfredatının alınmasını kolaylaştırıcı, hızlandırıcı rehberlikler yapıyor. "

bu bildirimine de aynen katılıyorum.


"bizim bu seviyede bilgi ve inanç yoluyla bilincimizin berraklığını, bütünselliğini geliştirmemizden geçiyor."

Burayı pek kavrayamadım açıkçası, elbette şu önemli ve de vurgulamışsın zaten: Bilgi toplama--Farkındalık Artışı--Daha fazla seçeneğimizin Görülmesi- Niyet- Karar--SEÇİM ve ENERJİ YÜKLEMESİ (işte sadec karar aldım, seçtim demek ile olmuyor, yani biraz icraat, iş yapmak, zaten hep yaptın sen Bozadi dostum)

:) İnancı unuutttumm:) neyse..

bu arada Enerji Yüklemesine ek: bence kritik cümle şu "Dul Kadının Akçesi", yani bu bir para yüklemesi, bir emek yüklemesi, zihinsel işçi ise örneğin tarihçi bir kitap, bir şifacılık, yada bir film v.b. v.b. kısaca Nitelik ve Nicelik ile ilgili bir iş yapmak, çok çeşitli olabilir bu, elbette bu benim bir yorumum.


3. yoğunlukta bilgileri nereden toplarız diye düşünürüm...Genelde kitaplardan ve diğer medyamsı araçlardan diye düşünürüm. Bu bilgi ile ilgili hep dolaylı bilgilerdir diye dedüşünürüm. Peki bir süreliğine dolaylı bilgi kaynaklarının olmadığını düşünelim...Aklıma 2. yoğunluk bilinç hayvanlar krallığı geliyor. Bunlar nasıl bilgiye ulaşıyorlar, ulaşıyorlar mı? bir deprem anındaki hayvanların tepkileri aklıma geliyor, ya da öleceğini anlayan bir köpeğin, sahibinden(!) haberswizce bir bodruma girip orada kimseyi rahatsız etmeden kıvrılıp yatması gibi şeyler ve bir degeceleyin hayat mücadelesi içinde olan hayvanlar filan...


Ve soru şu: 3. yoğunluk varlığı "dolaysız" Bilgiye ulaşabilir mi?

 
Ve Yaratım Gücümüz ile ilgili benim yazdığım cümlelerimin, düşüncemi nasıl diyeyim karşı tarafa olabildiğince açık aktaramayacak bir kelimeler düzeninde yazdığımı bende farkettim, aslında daha net aktarabilirmişim. Kısaca buradaki düşüncelerim zaten eski yazılarımda var, kritik kelimeler ve cümlelerim şunlar olabilir: Birlikte-Yaratan, Yüksek Benlik Bağlantımız ile geleceği yeniden yazabiliriz, Yüksek Benlik Bağlantımızı sayesinde geçmişimizi değiştirebiliriz çünki, zaman eşzamanlı ya da zaman bir ilüzyondu v.s. ama işte Yaratım Gücümüz esahip çıkabilmek ve onun farkına varabilmek olayını vurgulamak istemiştim, becerememişim. Neyse düzeltiriz.


Ve her celse okumam sonrası bir onaylamamı dapaylaşayım bu fırsat ile: Sevgili K'lara, sevgili Laura ve ekibine ve türkçeye çevirenlere teşeküt ederim,... ve bu uzun zamandır böyle, özellikle wingmakers materyalinden beri kesintisiz..

Benim açımdan üzerinde epeyce düşünebileceğim veriler, bilgiler ortaya çıktı şu son süreçte ve buna önayak olduğun için sevgili Bozadi ve bir şekilde düşüncelerini paylaşan tüm aktif katılımcılara, sevgilerimi, saygılarımı yolluyorum...

bozadi

#40
bilgi toplama sürecine kılavuzluk eden şey inanç, ve inanç yoluyla bağlantı kurulan şey. bu nedenle bu başlıkta üzerinde yoğunlaşmaya çalıştığım başlıca şeylerden biri, bilinç ve inanç etkileşimi. 3. yoğunluk süreciyle bir paralellik sergileyen ikizler/yay yin-yangında, ikinci aşama olan yay'ın yakından ilgili olduğu birşey, inanç, iman, bağlılık ve bunlarla ilişntili kozmolojik bilgiler. herşeyin bir ve bütün olması bilgisi başta olmak üzere.

aslında herşey bir bakıma sadece bilgiden, bilinçten ibaret. 6. yoğunluktaki varlığın birliğe inanmasına gerek yok belki de, çünkü çok iyi bilinen birşeye inanılmaz. inanç, bilinmek "istenen" şeyle aramızda kurduğumuz, ve bilgisini/verilerini/deneyimlerini toplama yoluyla giderek kısaltmaya çalıştığımız bir bağ gibi.

neyi bilmek istiyoruz veya neyi bilmeye ihtiyacımız var sorusuyla ilgilenebiliriz örneğin.

insanı bilme ve inanma/güvenme yolunda ilerleten şey genellikle mevcut ciddi dertlerine çözüm bulma çabası olageldi diye düşünüyorum. kasyopyalılar "tüm düşenler zor yoldan gitmek/öğrenmek zorunda" gibi birşey söylerken, biraz da bunu kastediyorlar belki de. elbette ihtiyaçlarına dayalı çözüm/deneyim arayışı ve veri toplama gayet de doğal esası itibariyle.

nitekim bizim de şu anda en temel derdimiz korku, güvensizlik, istikrarsızlık ve dayanışamama değil mi? işte, bilgi toplarken de bu en temel dertlerimize derman olacak şeylere yönelmemiz son derece doğal olacaktır. insanın ilgisini çeken her türlü bilgi, bilinç açısından, ruhsal potansiyelin daha fazla etkinleştirilme süreci açısından faydalı elbette. yapıcı bir heyecan devam ettiği sürece her türlü bilgi. ama bundan daha şüphesiz olan şey, çok ciddi problemlerimize çözüm sağlayacak olan şeyin veya şeylerin bilgisi.

madem çeşitli korkular, güvensizlikler, ciddi şüphe ve endişeler yaygın hayatımızda ve ciddi problemlere neden oluyor bu durum, o zaman mutlak güvene dair sezdiğimiz en güçlü, en yüksek şeye olan inancımızı geliştirmeye, bu yönde onaylamaları test etmeye çalışmamız çok faydalı olacaktır.

varoluş mutlak güven, sevgi, birlik üzerine kurulu olduğuna göre, ve biz de varoluşun çocukları olduğumuza göre, şu anda çeşitli korku, endişe, güvensizlikler içinde çırpınmamız bir şekilde varoluşun temel niteliklerini duyumsamıyor, ona inanmıyor, güvenmiyor, ve tabi yeterince "bilmiyor" olmamızla yakından ilgili. bunun bilgisi üzerinde "yoğunlaşmaya" çok ama çok ihtiyacımız var. kastettiğimi çok iyi ifade edememiş olabilirim ama tartışmalarımız sürecinde biraz daha netleşecektir ve senin ve isteyen herkesin katkılarıyla daha doğru, zengin hale gelecektir.

Alemtac

#41
""varoluş mutlak güven, sevgi, birlik üzerine kurulu olduğuna göre, ve biz de varoluşun çocukları olduğumuza göre, şu anda çeşitli korku, endişe, güvensizlikler içinde çırpınmamız bir şekilde varoluşun temel niteliklerini duyumsamıyor, ona inanmıyor, güvenmiyor, ve tabi yeterince "bilmiyor" olmamızla yakından ilgili. bunun bilgisi üzerinde "yoğunlaşmaya" çok ama çok ihtiyacımız var. kastettiğimi çok iyi ifade edememiş olabilirim ama tartışmalarımız sürecinde biraz daha netleşecektir ve senin ve isteyen herkesin katkılarıyla daha doğru, zengin hale gelecektir."" Çok iyi ifade etmişsiniz Sevgili Bozadi. Bence de öncelikle kendimize inanmalıyız ve güvenmeliyiz. Kendimize inanmamak ve güvenmemek yaradana inanmamak ve güvenmemek demektir. Kendimizi, yani insanı çözdükçe, nelere muktedir olduğumuzu gördükçe güven duygumuz gelişecek ve kendimize olan inancımız çoğalacaktır diye düşünüyorum. Yakın bir zaman kadar hayalcilik gibi gelen çoğu düşünce günümüzde gerçekleşiyor. Paylaşımlarla düşüncelere tohum ekiyoruz.

Yüksek benlik dediğimiz, kendimizden başkası değil bana göre. Kendimizin rehberiyiz. Sevgili Tiversonus'un şu cümlesini haddim olmayarak çok beğendim " Tanrı toplam bilinçtir, ve bizlerde suret olarak ama fraktal olarakta ; küçük Tanrılarız, ama HEPİMİZ..." Bu cümleden yola çıkarak bir soru; bir 6. yoğunluk varlığının rehberlik yaptığı bir çok insandan söz etmek mümkün müdür?
 

bozadi

#42
teşekkürler sevgili Alemtaç.

Alıntı Yapöncelikle kendimize inanmalıyız ve güvenmeliyiz. Kendimize inanmamak ve güvenmemek yaradana inanmamak ve güvenmemek demektir.

kendimize ve yaradana karşı duyduklarımızın neticede aynı şey olduğuna aynen katılıyorum. duyacağımız inanç ve güvenin önce kendimize mi, yaradana mı olması gerektiği konusunda belirsizlikteyim. zaman zaman, ihtiyaca göre ikisinden herhangi biri öne geçebilir gibime geliyor. örneğin kendimize karşı son derece kızgın olduğumuz, kendimizi fena şekilde suçlama eğilimi içinde olduğumuz, dolayısıyla kendimize karşı inanç ve güvenç duymadığımız bir süreçte/durumda, yaradanı referans alarak ve onun biz, bizim o olduğumuzu hatırlama yoluyla kendimizi şifalandırmak daha makul olabilir sanırım. elbette yaradan her zaman herşeydir (ben dahil), ama sonuçta biz yaradanın son derece şiddetli bir şekilde bireyselleştiği, kendisini evrenden/birlikten ciddi ölçüde yalıttığı bir süreçteyiz, belki yüzbinlerce yıldır. tabi şu anda bu perdeyi yırtma sürecindeyiz belki ama hala kendimizle yaradını bir olarak algılama (bu aşamada ne kadar mümkünse/doğalsa artık), bu algıyı/sezgiyi/bilgiyi istikrarlı bir şekilde sürdürme konusunda hepimizin ciddi sıkıntılarla karşılaştığımızı düşünüyorum. insanlık tarihi boyunca vahşete, nefrete, sömürüye, aldatmalara maruz kaldık ve hala da maruzuz. bu sürecin bir parçasıyız hepimiz. halen pek çok negatiflikle iştigal etmekteyiz. dolayısıyla sürekli, istikrarlı bir şekilde tanrıyla birlik farkındalığı içinde bulunabilmemiz söz konusu olamaz diye düşünüyorum. öyle bir duruma eriştiğimizde bunu o duruma eşlik eden herkes şüphesiz bir şekilde bilecektir.

Alıntı YapYüksek benlik dediğimiz, kendimizden başkası değil bana göre. Kendimizin rehberiyiz.

yüksek benliğin öyle düşündüğüne şüphe yok. bunun böyle olduğunu "biliyor" 6. seviyede. ve bizim de bu düşünceye ısınmamız onun işini kolaylaştırır sanırım.

Alıntı Yapbir 6. yoğunluk varlığının rehberlik yaptığı bir çok insandan söz etmek mümkün müdür?

bilmiyorum ve gerçekten merak ediyorum. senin fikrin/fikirlerin nedir bu konuda?

bozadi

#43
halihazırda "sürekli, istikrarlı bir şekilde tanrıyla birlik farkındalığı içinde bulunabilmemiz söz konusu olamaz" derken, bunu teşvik etmiyorum anlamında değil tabi. ama mevcut yaşam biçimimizin bunu çok zorlaştıran bir niteliğe sahip olduğunu düşünüyorum ve bu konuda birbirimizin uyanışına katkıda bulunabilmemizi umuyorum.

Alemtac

#44
Gerçekçi yaklaşıyorsunuz ve katılıyorum; Tanrı ile bir olduğumuzu, her birimizin birer tanrı parçası olduğumuzu kabullenmek insanlık için zor. Herşey kendi özgür irademizde gerçekleşiyor. Yolumuzu zorlaştıran bizim seçimlerimiz. Ancak ne kadar yoluna girmeye meyil edersek, yolumuzdaki kararlılığımızı ölçmek ve/veya yolumuzdan döndürmek için bir çok negatif olarak adlandırdığımız olaylarla karşılaşiyoruz.   

Şimdi söyleyeceklerim sadece basit bir akıl yürütmeden ibaret:
Yaratım fraktal olarak gerçekleştiği için, 3.yoğunluğun kendi içinde çeşitli kademeleri olduğunu düşünüyorum, 3-1, 3-2 gibi ve her yoğunlukta bu böyle... ve yaradan, kendinden 2 tane yarattı, o iki tane kendinden 4, 4 kendinden 8 tane ve katlanarak devam eden sayısız fraktallardan biriyiz. Yüksek benliğimin, 3b de tezahür eden bir parçasıyım ve benden başka daha bir çok ben olmalı. Bu bir çok ben aynı anda aynı mekanda da olabilir ya da paralel bir evrende de. Ya da bir üst/alt seviyede olması ihtimali mutemel...6. yoğunluktaki biz, bizlerin yüksek benliği olarak kendimizi deneyimliyoruz. Onun için özgür iradeden bahsediyoruz. Karşımıza çıkan bir çok seçenekten birini seçiyoruz, defalarca geçtiğimiz yollardan tekrar geçiyoruz ve her geçişimizde yeni bir şey öğrenmiş oluyoruz. Neyse konuyu dağıttım.