3 Ocak 2009

Başlatan 4BH, 30 Mart 2010, 00:57:26

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

4BH

3 Ocak 2009, Laura, Ark, aile, Şato Ekibi, bir konuk

C: !Merhaba QFS! Hava nasıl? Sertleşecek!

S: (L) Kimle birlikteyiz?
C: Kasyopya'dan aktarım yapan Sonorya.

S: (L) Bu gece bazı soruları olan bir konuğumuz var. Çok enerjim olmadığı için kısa kesmek istiyorum. Evet D___? (D) Geçiş dönemimde ne üzerinde odaklanacağımı öğrenmek istiyorum.
C: Kalbin arzusunu bul. Bu çok kolay değil ama.

S: (D) Herhangi bir ipucu?
C: Kalbin açığa çıkması için sahte kişiliğin ölmesi gerekir.

S: (D) Tamam, o yönde nasıl ilerleyebilirim peki?
C: Bu tek başına yapılamaz. Bu alıştırmayı oldukça iyi biliyorsun ama başlangıç konusunda biraz çekingensin.

S: (D) Tamam... Bu bilgiyi nasıl kullanacağımdan emin değilim. (L) Sanırım hepsi bu. Bana da söyleyecekleri şey! (D) Bu tek başına yapılamaz, tamam. Bir soru daha sorabilir miyim? Spesifik veya...
C: Ayna süreci kişinin gerçek yansımasını görmenin en güvenilir yolu. O şekilde ruhunu görebilirsin.

S: (L) "Ayna" derken, birebir anlamda ayna mı, yoksa QFS'de kullandığımız anlamda "ayna" mı?
C: Her ikisi.

S: (L) Sormak istediğim birşey var. Bir çok insan, ezoterizm ile siyasetin birbirine karıştırılmaması gerektiğini, ezoterik veya spiritüel arayışların "dünyevi" şeylerle ilişkilendirilmemesi gerektiğini söylüyor. Bu konuda sizin görüşünüzü öğrenmek istiyorum. Siyasete girmekle tamamen yolumuzu şaşırdık mı?
C: Kesinlikle ve hararetle hayır!!! Etrafınızı çevreleyen dünyanın tam bir farkındalığı olmadan gerçek bir ruhsal çalışmanın ilerlemesi mümkün değildir. "Gerçek din" hakkında ne dedik? Merakınız size rehberlik etsin. Saf haliyle merak ruhsal bir işlevdir.

S: (L) Sormak istediğim birşey daha var... Oo, evet! 2009 yılı için bir I Ching yaptık. "Isırık" (Biting Through) çıkıyor. Bir lokmayı ağzına alıp ısırdığında, onu çiğnemen gerekiyor. Önümüzdeki yıl için herhangi bir yorumunuz olup olmadığını merak ediyorum.
C: Isırık daha çok hazırlıksız olanlar için geçerli olabilir.

S: (L) Ne anlamda hazırlıksız?
C: 2009 "çarpıcı/ezici" bir yıl olacak.

S: (L) Aman tanrım. (J) Kometler.
C: Belki bir tane...?

S: (Yanıtın tartışılması) (L) Peki sen ne sormak istersin J___? (J) Belirli bir soru yok aklımda. (L) Peki ____'nin sağlığı?
C: Bu çalışmanın sona erdiğini görmeyi çok arzulayacak olanların mevcut olduğunu ve sinsice yollarla saldırmak için iyice alçalabileceklerini hatırlayın.

S: (L) Kim onlar?
C: Gezegenden ve gezegen dışından.

S: (____) Şu andaki diyetim hakkında ne söylersiniz: çoğunlukla meyve ve sebze ve biraz da et?
C: Doğal ve dengeli türde amino asitler için daha fazla protein gerekiyor.

S: (____) Şu anda aldığım amino asit takviyeleri iyi değil mi?
C: Onları bırak ve et ye. Senin tipin en yüksek seviyede ve kalitede proteine ihtiyaç duyuyor.

S: (____) Ama ben et sevmiyorum! (C) Seviyordun! (J) Eti seviyorsun. (____) Sevmiyorum!
C: Mevcut pek çok fikrin ve tercihin "senin" olmayabilir.

S: (A___) Bunu hepimiz biliyoruz...
C: Baskıyı hafifsemeyin.

S: (J) Işınlar yoluyla baskılar mı?
C: Işınlar veya başka şekillerde. Otostopçular ve görüntü oluşumu ve projeksiyonu ve duygusal manipülasyon; çeşitli EM frekansları yoluyla.

S: (A___) Kendini o frekanslara karşı nasıl koruyabilirsin ki?
C: Gezegende çok az insan böyle özel bir ilgi görüyor.

S: (S) Bir sorum var. "Çeşitli EM frekansları" dediler. Aklıma evdeki WiFi geldi, ve...
C: Çok kötü!!!!!!!!!!

S: (S) Tamam, yani WiFi yerine çok uzun bir eternet kablosu kullanabiliriz.
C: Fikir edinmek için frekansları ve frekansların iptal edilmesi konularını araştırın. Ama temel konu zihinsel blokaj (ç.n.: yapmamız gereken birşey anlamında sanırım). ____'nin de frekans benzerliği nedeniyle benzer şekilde etkilendiğine dikkat edin.

S: (J) Kişinin frekansı mı, yoksa...
C: Doğum tarihlerine dikkat edin.

S: (A___) Nümerolojik olarak mı? (L) Bilmiyorum, muhtemelen nümeroloji/astroloji ve belki ayrıca yılın hangi vakti olduğu ve güneş burcunun frekansları hakkında... Öyle mi?
C: Evet. Aşağı yukarı.

S: (Ark) WiFi'yı sordun ve kötü dediler ama Asus'umuzdaki minik antenli USB cihazını sormak istiyorum. Cep telefonları gibi mikrodalgalar yayıyor. Dalgaları güçlü mü?
C: O da kötü. Minik şeylerin neler yapabileceğine şaşırırsınız. Fakat her durumda çareler ve güvenlik önlemleri vardır.

S: (S) Ben de bunu sormak istiyorum. Hepimizin cep telefonları var ve bunlar çok kötü, öyle değil mi? Hiç cep telefonu kullanmasan bile HER TARAFTA kuleler var. Eğer bir cep telefonu açıksa ve sana yakında, bu daha da kötü, ama... (L) Bundan tamamen kaçamazsın... Buna karşı diyetsel olarak alınabilecek önlemler ve yapılabilecek şeyler de var.
C: İpek her zaman iyidir.

S: (Ark) Minik antenli USB cihazına dönecek olursak, ki o anten muhtemelen çok zayıf, güvenli olmak için ne kadarlık bir mesafe koymamız lazım onunla aramıza?
C: 2 metre.

S: (Ark) Gerçekten çok zayıfmış. (S) Aynı şey WiFi için de geçerli mi? (kötü amaçlı mikrodalgalar ve ne yapılabileceği hakkında tartışma)
C: Daha güçlü hale gelinceye kadar _____ için bir "Faraday kafesi" düşünebilirsiniz.

S: (____) Beni bir kafese koyacaklar! Aaah! (L) Nereden bulacağız ki? (Ark) Hayır, bu imkansız. (J) Yapabilirsin! (L) Tırnak içine aldılar, özel birşeyi kastetmiş olmalılar. (S) Yatağının etrafına da ipek bir örtü. (Ark) Evet, çünkü mikrodalgalara karşı korunmaya yönelik Faraday kafesindeki açıklıklar o kadar küçük olmalı ki, nefes alacak kadar hava girmez...
C: Scottie doğru fikre sahip.

S: (L) Scottie ne dedi? (S) Eğer yatakta duracaksa, yatağının etrafına cibinlik yerine ipek bir örtü koyarız. (Ark) Hayır! Eski zamanlardaki savaşçıların kullandığı bir zırh. (L) Bunun çok pratik bir çözüm olduğunu düşünüyorum canım. (gülüşme) (Ark) İpek bir Faraday kafesi. (S) Neden ipek? İpeğin o şeylere karşı nasıl bir koruma sağladığını hiç anlamıyorum. (Ark) Hayvanlar yapıyor. (L) Tırtıllar.
C: Dut.

S: (L) Tırtıllar ipek yapmak için dut yiyor. (J) Yani ____ dut özütü mü alsın? (gülüşme) (____) Sonra da ipek yapmaya başlarım belki? (L) Eğer garip şeyler yapmaya başlarsan ben kaçarım! (gülüşme) (____) Zihinsel blokaj yapabilmek için ne yapabilirim?
C: Şu anda yardıma ihtiyacın var, çünkü zayıfsın. Ama buradaki genel ilke, "haklı kızgınlık" terimiyle anlaşılabilir. Evrenin kaderinin sana bağlı olduğu ifadesi hakkında düşünürsen, bu seni kızdırmalı.

S: (L) Bu pek anlaşılır değildi sanırım? (A) İfade mi?
C: Hayır. Eğer resimden çıkarsan, evrenin kaderi negatif olarak değiştirilebilir ve pek çokları acı çeker. "İstedikleri" şey bu.

S: (D) Yani önceliğin sağlıklı kalmak ve kendine iyi bakmak. (S) Sana bir süper kahraman kostümü bulmamız lazım. (____) İpekten olsun! (gülüşme)
C: Bu gece burada bulunan her birinizin, yaklaşan kozmik dramada oynayacağı spesifik birer rol var. Bunu her zaman aklınızda bulundurmanız en iyisi.

S: (A____) Bir soru sorabilir miyim? (L) Evet canım. (A____) Anksiyetemi/endişemi sakinleştirmek için iyi bir yol önerebilir misiniz?
C: Sistemini alt üst eden gıdalardan dikkatli bir şekilde sakın ve genetik olarak bağlantılı olduğun insanları etkileyen herşeyin seni de etkilediğini hatırla.

S: ... (J) ____ ne kadar C vitamini almalı?
C: Günde en fazla 6 gram.

S: (L) Ben 8 derdim. (Ark) 6. (S) Ben günde 50 gram falan alınabileceğini sanıyordum. (L) Hasta olduğu sırada öyle yapıyordu, şimdi bunu bırakması gerekiyor. (S) İpeğin kafayı ve beyni mi kapatması lazım, yoksa tüm vücudu mu, yoksa fark etmiyor mu?
C: Herşeyi. Ve D___'nin boğazına ipek bir eşarp bağlamasını öneriyoruz.

S: (L) Var mı sende? (D) Evet. Yaz olmasına rağmen mi? Yazın sıcak oluyor.
C: İnce ipek.

S: (D) İnce ipek, tamam. (A___) Neden çok deja vu deneyimi yaşıyorum?
C: Şu anda programa sürekli müdahale ediliyor.

S: (D) Laura ve Ark için bir sorum var. Hayatlarındaki tüm stres ve zorlu şeyleri dengelemek üzere ne onlara daha fazla mutluluk getirir?
C: Endişelenmeye gerek yok. Zaten bir veya iki altın yıldızları var. Pratik nitelikte daha fazla yardım faydalı olur.

S: (D) Benim için hangi ülkenin iyi bir yer olacağını sorabilir miyim?
C: Olaylar gelişirken o da belirginleşecek. Bu konuda müdahale etmememiz gerekiyor!

S: (L) Eğer sana falanca ülke derlerse ve sen de o ülkeden biriyle tanışırsan, bu ona karşı tavrını değişebilir. (D) Oo, evet, önemli bir husus. Teşekkür ederim...
C: Hoşçakalın.
 

yucelulu

#1
Merhaba arkadaşlar,
Yeni çeviriler için çok teşekkür ederim. Tebliği veren Kasyoyalılar beni şaşırtmaya devam ediyorlar.
İslam inanışında ipekli giymek erkeklere tavsiye edilmemiştir.
Hatta bu konuda islam peygamberinin hadisleri bile olduğu söylenir.
Kadınlar için ise giymeye izin verilmiştir.
Kasiyopyalılar ise  zararlı dalgalardan koruyabileceklerini söylüyorlar.
Tabi bunların söylendiği devirde, ne wi fi vardı ne wireless.
Yalnız alıcı gözle okuduğumda ipeği bir zenginlik simgesi olarak gördüğü için giyilmesini istemiyor islamiyet.
Yani kasyopyalılar sağlık açısından giyilmesini istiyorlar, islamiyet zengin görünmemek için giyilmemesini istiyor.
Celseyi okuduğumda ipek böyle şeyler çeğrıştırdı.
 

yucelulu

#2
Fakat asıl keramet dutta galiba.
Yalnız dutun iş görmesi için, böcek tarafından ipek haline dönüştürülmesi gerekiyor demekki.
 

Deja

#3
Merhaba,

Çeviriler için teşekkürler. Anlamadığım bir kısmı size danışmak istedim. Diyaloglardan birinde şöyle ifadeler geçiyor:

S: (A___) Bunu hepimiz biliyoruz...
C: Baskıyı hafifsemeyin.

S: (J) Işınlar yoluyla baskılar mı?
C: Işınlar veya başka şekillerde. Otostopçular ve görüntü oluşumu ve projeksiyonu ve duygusal manipülasyon; çeşitli EM frekansları yoluyla.

S: (A___) Kendini o frekanslara karşı nasıl koruyabilirsin ki?
C: Gezegende çok az insan böyle özel bir ilgi görüyor.


"gezegende çok az insan böyle özel bir ilgi görüyor" derken kastedilen; baskılara maruz kalması mı yoksa baskılardan korunması mı? Teşekkürler.

 

Tiversonus

#4
Merhaba Deja,

""gezegende çok az insan böyle özel bir ilgi görüyor" derken kastedilen; baskılara maruz kalması mı yoksa baskılardan korunması mı? Teşekkürler."

Cevap; baskılara maruz kalması, bu çok açıkça böyle. Dünya'da Matriks kontrol sistemi ile yukarıdan aşağıya bir gerçeklik oturtulmaya çalışılıyor. Bunun genel olarak arkasında Konsorsiyom olduğu ve bunun içinde Dünyadışı ET'lerinde olduğu celselerde söyleniyor. İşte bu konsorsiyum un ifşaalarını yapan insanları bilgilendiren kişiler özel olarak "ilgi" görüyorlar...Elbette bir ölçüde de pozitif Başkalarına Hizmet(BH) koruması da var ancak yapıları gereği özgür iradeye saygılılar ve ancak bilgi ile bir koruma sağlayabiliyorlar. Bilgiyi de küçümsemeyelim, uygulandığında müthiş bir etkiye dönüşüyor ve gerçekliğe etki ediyor...Evet bilgiyi yayanlar özel olarak çok uğraşılıyor.

"Dua Araştırmaları" nı site içinden aratırsanız orada bir celse (Kasyopya) var ve bence bu ilk okunması gereken celselerden ve orada güzel bilgiler var, tavsiye ederim okumanızı.

Deja

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

Merhaba Deja,
Evet bilgiyi yayanlar özel olarak çok uğraşılıyor.

"Dua Araştırmaları" nı site içinden aratırsanız orada bir celse (Kasyopya) var ve bence bu ilk okunması gereken celselerden ve orada güzel bilgiler var, tavsiye ederim okumanızı.

Bilgiyi yayanların ekstra psişik saldırıya maruz kaldığı gerçeğiyle son bir haftadır çok ilgileniyorum. "Bilgi"nin mükemmel bir silah olduğunu(iyi anlamda) biliyorum fakat sorun şu ki bilgiler tamamlanmadığı sürece pratikte insanı yanıltabiliyor. Aynı zamanda tehlikeli de bir silah. Bir insanın yaşamı neyi ne kadar bildiğinden çok, neleri bilmediğiyle şekilleniyor. Ben de bilmediğim şeylerin neler olduğunu bilmiyorum, bildiklerimin ise yeterliliğinden şüpheliyim. Celseleri tek tek okuyorum bugün.. Bazı bilgiler benim bildiklerimle örtüşüyor, bazılarını ise hiç anlayamadım (aşırı spesifik ve detaylı geldiler)
 

Tiversonus

#6
Gurdjieff, dördüncü yol öğretisinde şunu yaparmış: Öğretiye aday olan kişilere çukurlar kazdırır, sonra kapattırır ve emirler yağdırırmış ve işte orada "dışarıda" umudunu koparmamış kişileri diğerlerinden ayırt edermiş. Sufilikte keza, kapalı bir alanda inisiyasyon ile verilirmiş bilgiler, bir ölçüde dördüncü yol öğretisi sufilikten çok şey taşır. Ve Carlos Castenada'nın eserleri ve Don Juan Matus ile sohbetleri, Don Juan Matus gölgelerden bahseder ama bunu diğer insanlara açıklamadıklarının gerekçelerini. Evet kısaca Gerçekliğin Bekçileri niteliğinde varlıklar vardır, işlerini iyi yaparlar. Ancak yıllarca amatör de olsa futbol ile ilgilendiğimden bilirim, güzel engellemeler varlığın gelişmesi için bir işlev de görürler. Siz olimpiyat takımında koşan bir insanın sırt çantasında hergün 20-30 kilo yük ile çalışmasını bir kasaba, bir manava, bir sekretere öneremezsiniz...Zamanı geldiğinde DNA bilgileri salar, açar ve artık deneyim için bir üst yoğunluk çalışması için ruh dürtükler. Ve buna hazır olmayan, zamanı gelmemişler ile bir toplumda yaşanır. Enerjiler ısınır...Evet "ölmeden ölmek" türünden, ilüzyondan uyanış acı dolu bir süreçtir. Ve geliştiricidir aynı zamanda, OLMAK acı doludur. Ve neyse kolay değil evet.

Deja

#7
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

Gurdjieff, dördüncü yol öğretisinde şunu yaparmış: Öğretiye aday olan kişilere çukurlar kazdırır, sonra kapattırır ve emirler yağdırırmış ve işte orada "dışarıda" umudunu koparmamış kişileri diğerlerinden ayırt edermiş. Sufilikte keza, kapalı bir alanda inisiyasyon ile verilirmiş bilgiler, bir ölçüde dördüncü yol öğretisi sufilikten çok şey taşır. Ve Carlos Castenada'nın eserleri ve Don Juan Matus ile sohbetleri, Don Juan Matus gölgelerden bahseder ama bunu diğer insanlara açıklamadıklarının gerekçelerini. Evet kısaca Gerçekliğin Bekçileri niteliğinde varlıklar vardır, işlerini iyi yaparlar. Ancak yıllarca amatör de olsa futbol ile ilgilendiğimden bilirim, güzel engellemeler varlığın gelişmesi için bir işlev de görürler. Siz olimpiyat takımında koşan bir insanın sırt çantasında hergün 20-30 kilo yük ile çalışmasını bir kasaba, bir manava, bir sekretere öneremezsiniz...Zamanı geldiğinde DNA bilgileri salar, açar ve artık deneyim için bir üst yoğunluk çalışması için ruh dürtükler. Ve buna hazır olmayan, zamanı gelmemişler ile bir toplumda yaşanır. Enerjiler ısınır...Evet "ölmeden ölmek" türünden, ilüzyondan uyanış acı dolu bir süreçtir. Ve geliştiricidir aynı zamanda, OLMAK acı doludur. Ve neyse kolay değil evet.

insanları yıldırmak ama umudunu koparmamış kişilere yardım etmek hmm.. bu süreç biraz değişik işliyor. her bilinç aynı seviyede inançla ve maneviyatla dolu değil, bunu kabul ediyoruzdur sanırım. herkes bu boyutun farklı bir basamağında aslında. eren olmak isteyen bir insan basamağın biraz yukarısında dersek; onun tabi tutulacağı sınavlar daha çetin olacaktır diyebiliriz sanırım. ama böyle şeylere hiç kafa ve kalp patlatmayan bir insanın da benzer umutları olabilir. o insan ise aynı testlere tabi tutulmayacaktır. burdaki kıstas nedir? niyet güçlendikçe karşımıza çıkan engeller de büyüyor, bu doğru orantı bana üzücü görünüyor. biri niyetiyle bu işe soyunmuşsa, deli gibi acı çekmek zorunda bırakılması beni üzüyor -ki bizatihi bunun örneğini deneyimliyorum senelerdir. metanetin de bir sınırı var, bu sınıra dayanmaktan endişeliyim. konuyu biraz dağıttım kusura bakmayın. sadece özellikle bugün konuşmaya çok ihtiyacım vardı.. teşekkürler.
 

Tiversonus

#8
"Konuyu dağıttım" dediğiniz yer, çok ama çok önemli, şöyle ki; "Bilgi korur" ve ortalıkta öyle çok "metafizik gürültü" var ki, işte burada olan olaya çok güzel dokunmuşsunuz.

Bilgi hem koruyacak ama her veriye ya da çarpıtılmış bilgiye "bilgi" deniliyor ise işler gerçekten çok ama çok acı verici olabilir. Kısaca ortalıkta metafizik gürültülerden dolayı gerçekten iyi niyetli Gerçeğin Arayışında olan kişilerin, bu bozulmuş bilgilerin de önemli bozucu katkısıyla gereğinden fazla ısındıklarını düşünüyorum...Düzgün, verimli Ruhsal çalışma yapacak bir ekolü bulmak çok zor, özellikle ülkemizde...Pozitif bilgiye ihtiç var ve aynı zmanda ezoterik içerikli bilgiye de, işte bu ikisinin biraraya gelme şansı çok düşük kalıyor. Sevgili Mevlana'nın okuduğu eserleri ülkemizde bir Profesör okumamıştır, Aristo, Socrat v.s. Sevgili Mevlana'nın çözebildiği cebir problemlerini kolayca çözebilecek ülke Eğitim Bakanları'nın sayısının olması ihtimalini çok düşük görüyorum. Bu tüm Dünya'ya dayatılan ta "Şeytanın Dokunuşu" türünden insanları bir alta inen spirale koyma durumu. Bakın bir örnek, hem de yakın zamanda üzerinde düşündüm; ben su kullanırken eskiden bunu kaçak kullanmam için öncü olan memurlar sayesinde çok rahattım ve yıllardır düzgünce yaşamaya özenli durum gösteriyorum ve inanın dürüstken 5 birim enerjim gidiyor, işin eğri olanında ise bu enerjim 1 i geçmiyordu. İşte insanları kendi elleri ile bilinç sarmalından düşüşe zorlayan bir düzen dayatılıyor. Ve her toplum alanında durum böyle.

Kasyopya Celseleri bu konudan çok değerli, koruma bilgisi bakımından ve inanın bu ne zaman yayınlanmaya devam etse türkçe olarak müthiş saldırılarla karşılaşıyoruz. Bunları yeri geldikçe anlatıyorum ama işte yediden yetmişe misali bir durum var zarar vermemek için almaya hazır olmayana anlatamıyoruz. Ve işte Kasyopya Ekibinin kendi başından geçenlere dikkat edin derim, büyük bir iş yaptılar, hayatlarını okuyucuya açarak.

Ve ekonomiyi ellerinde tutanlar bizleri, manevi ve Gerçeğin Arayışındakileri yerimizden kıpırdatmamak için Dünya Ekonomik krizini çıkardılar. Herşey bizi yerimizde mıhlamak için, aslında bir araya ayda bir onbeşgünde bir gelebilmeli bir projeler hayata geçirebilmeliydik. Ve müthiş kabuk işler ile oyalanıyoruz, faturalar, haksızlıklar, empatisiz insanların saldırıları v.s.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen ülkemizin kendi orjinal dengesizlikleride var. Ama pes etmemek gerekir. Bir aşamadan sonra Ruhsal Benlik bağlantısı kurulana kadar engellemeler on-onbeş misli olabilir ama bir süre sonra çakrasal bağlantılarımızla bir sinerji doğuyor ve gittikçe kuvvetlenen bir bağlantı oluyor. Birbirlerimize destek için varız ve inanın ben belli peryotta site üyelerinde "izin verenler" adına yaratım duaları yapıyorum ve bazen sadece bunu şafak vaktinde yapabilmek adına gece uyumuyorum, örneğin dün gece biraz erken de olsa 02 de bunu yaptım. Ve yardım geliyor, gelecek ve gelmiştir. Artık Güneşi balçıkla sıvayamazlar. Rahmet (sevgi, şevkat, merhamet) içeri giriş yolunu mutlaka bulur bu düzenin insanlarının uyanabilmeleri için. Denge kurulacaktır.

Yapılacak iş, bireysel bazda Ölmeden Ölmek, genel anlamda canatanlar ile paylaşmak bilgilerimizi. Evrenin Işık Güçleri dengeleyecekler ve dengeliyorlar, özgür irade dengelenmesi yapılacaktır.

Selamlar, Sevgiler...


bozadi

#9
arkadaşlar, sıradaki celse biraz gecikti, muhtemelen yarın yayınlamış olacak.

Pınar

#10
Saldırı olarak nitelendirdiğiniz durum hakkında bir görüş beyan etmek isterim.

KH dediğimiz hizmet görevlileri, alt çakraların enerjileri ile görev yapmak zorundalar.Kök-sakral-solar çakraları öyle fazla titreştirmeliler ki, kalp çakrasının açmadan boğaz çakrasını rahat kullanabilsinler.(Bakınız Ra bilgileri) Durum böyle olunca, kendini üstün görme, madde odaklı yaşama ve hükmetme ile bezenmiş davranış modellerini kullanmak zorundalar.Bunu da,karşılarındaki kişilerin/varlıkların korkularını harekete geçirerek yapabilirler. Dışarıdan bize yapılabilecek hiçbir saldırı mevcut değildir çünkü. Eğer içinizde bir korkunuz varsa, karşısınıza bir KH'yi çekersiniz ve size korkunuzu geri projekte etmesi üzerine bir anlaşma yaparsınız.Burada asıl amaç, sizin korkunuzun bertaraf edilmesidir.Ancak, bunu ne KH kişi bilir, ne de korkan kişi.:) bunlar tamamen ruhsal düzeyde yapılan anlaşmalardır. Eğer korkunuza kapılıp, sinerseniz ve emir-komuta zincirine dahil olursanız, -ki bu KH varlığın görevidir- karşınızdakini bu yolla geliştirirsiniz, bir süre siner sonra korkunuzu cesaretle göğüslerseniz siz gelişirsiniz. Tekamülde, her iki hizmet grubu bu şekilde bütüne hizmet etmektedir aslında. İki hizmet erbabı da birbirinin gelişimine yardımcıdır. Maalesef, her daim deli dumrul cesaretiyle ortalıkta dolaşamamaktayız, elbette korkularımız var, elbette karanlıklarımız var.Zaten dersleri tam olarak verdiğimizde, burada kalma ihtiyacımız da ortadan kalkıyor.

Müşterisi olmayan(KH) bir cafede çalışmanın(BH) ne zevki olur ki?:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

erica arborea

#11
deja'nın "burdaki kıstas nedir?" sorusuna lütfi filiz "noktanın sonsuzluğu"nda şöyle cevap vermişti (aynen aktarmıyorum): seviye yükseldikçe yıldırımlara açık hale gelirsin. yıldırım aşağıdakilere çarpmaz, yukardakilere çarpar. bu konuda dikkat edilmesi gereken dildir. diline sahip ol!

bu yükseklik metaforu "kıstası" açıklamak için çok uygun geldi bana. neden seviye yükseldikçe daha fazla acı verici deneyim yaşanıyor ve "hata"ların bedeli daha ağır hale geliyor? çünkü, artık farkındasın, artık biliyorsun ve geldiğin seviyeye rağmen düşük seviye davranışları gösterirsen, ağzından 3. seviyeye ait sözcükler çıkarsa (kibir, hoşgörüsüzlük, ilah yaratma, özü unutma vb.) sınıf olarak yukarıda olduğundan hemen farkedilecek ve yıldırımları üstüne çekeceksin. neden? yarım kalmış bir ders var orada ya da iyi öğrenilmemiş bir ünite... neden yukarıda daha fazla acı çektiğimizin cevabı da burada gizli ya da çok açık. zaten bildiğimiz bir dersi hala öğrenememişsek eğer; bir patoloji, beton bir kalıp ya da çok derine gömülmüş bir tohum var ve onun temizlenmesi yaranın deşilmesi ve kökünün kazınması demek oluyor. haliyle de daha fazla acı demek, anestezisiz ameliyat gibi... acıyı bal eylemek, acıya hoşgeldin demek, metanet sanırım budur. sancısız doğum olmadığı gibi, acısız ameliyat, acısız iç temizliği de olmuyor. ve ilaç da, yaraya merhem olan da bilgi ve farkındalık. bilgi yerine göre ağrı kesici, büyüme hormonu, vitamin, gıda, su, serotonin (mutluluk hormonu), anti-depresan, şarap, koruyucu kalkan etkisi gösterebilen tek şey :) acı hissettiğimiz her an öğreneceğimiz çok kıymetli, hayati bir bilgi ve atlanacak bir sınıf, çıkılacak bir basamak var demektir. fethedecek daha çok ülke var, veleddalin amin :)

bu sitede yapılan, yazılan her şey çok değerli, herkesin eline sağlık, çünkü bilgi veriyor ve farkındalığı artırıyor.
 

n/a

#12
farkındalık çalışmalarına yoğun ilgi duyan, seminerdi, kitaplardı, seanslardı bir şekilde realitesini yükseltmek isteyen dostlarımda ve tabii ki kendimde gözlemlediğim meseleyi çok iyi özetlemişsiniz erica arborea...
yükseliş metaforu içinde tanık olduğumuz ve tanıştığımız bütün oluşumların yanısıra gündelik hayatın içinde daha fazla yorgun, bitkin, umutsuz ve acı dolu zaman dilimleri yaşamamızın başka bir açıklaması olamaz. bahsedilen bölünmüşlükte hem spritüel erdemlerle hemhal olup, öte yandan da illüzyonun kalıplarıyla içli dışlı olmanın sancısını yaşayanlardanım ben de... bir türlü "denge"de olamama halini deneyimleme bu. aslında bunun bile farkında olmanın oyunun kuralı olduğunu düşünüyorum. senkron tutturamama ve karşılığında "hata" başlıklı bedellerle tanışma da kah seyredaldığımız kah dahil olduğumuz "oyun"un parçası olmalı.
tüm okumaları, birliktelikleri, yöntemleri "rehabilite" düzeyinden "içselleştirme" düzeyine yükseltmeye (ya da indirmeye mi demeliyim!?) niyetlenmekte ısrarcı olmalıyız belki de. biliyoruz ki metinleri, mesajları okurken ya da filancanın seminerinde huşu içinde dinlerken gerçekten de kendimizi çok iyi hissediyoruz. ta ki salondan çıkıp, okumamız sona erip de kendi yalnızlığımızla başbaşa kalana dek. yanılgı belki de başka aracılarla "iç"le buluşmaya çalışmakta.
"hakikat" bir o kadar uzak, bir o kadar da yakın.
sevgiler...
 

bozadi

#13
"niyet güçlendikçe karşımıza çıkan engeller de büyüyor, bu doğru orantı bana üzücü görünüyor. biri niyetiyle bu işe soyunmuşsa, deli gibi acı çekmek zorunda bırakılması beni üzüyor -ki bizatihi bunun örneğini deneyimliyorum senelerdir. metanetin de bir sınırı var, bu sınıra dayanmaktan endişeliyim."

demiş sevgili Deja. : ) önemli bir doğruluğu olduğunu düşünüyorum ama bu işin mutlaka böyle olmak zorunda olduğunu düşünmüyorum.

problemi iyice tespit edebilene, kabullenebilene kadar, yükselme ve acı çekme arasında bir doğru ilişki var belki de. dolayısıyla, netice olarak acı çekme ile bilgisizlik/ihmal arasında bir doğru ilişkinin olduğunu kabul etmek mantıklı görünüyor bana.

eğer karşı karşıya olduğunuz problemin veya problemlerin ne olduğu ve o problemlerle inandığınız mutlak gerçekler arasında nasıl bir bağlantının olduğunu tespit etmiyor veya bu konuda fazla problem yaşıyorsanız, bu acı çekeceksiniz veya birkaç geri adım atmak zorunda kalcaksınız demektir, gibi geliyor bana.

benim şu ana kadar "problemin" ne olduğu ile ilgili en özet görüşüm şöyle birşey;

insanlık olarak, ruhsallık yerine maddeselliğe daha fazla ilgi göstermeye başladığımız bir sürece girdik yolculuğumuzun bir yerlerinde (ki bu "düşüş" denen fenomenle ilişkili olabilir). maddeye, maddeselliğe, maddesel hazlara ilginin yoğunlaşması zaten bir çeşit negatiflik. bu yolla kendimizi mutlak gerçeklerin ışığından yalıttığımız yetmiyormuş gibi, bir de üst seviyelerden negatif varlıkların dikkatini çektik bu süreçle birlikte ve bu varlıklar dünya ve insan hayatı üzerindeki etkilerini giderek arttırdılar ve onların dünya üzerindeki istekli hizmetçileri, milyarlarca insan karşısında daha güçlü bir durumda gibi görünüyor şu anda. tıpkı bir çobanın onlarca, hatta yüzlerce koyundan daha güçlü olması gibi.

ve tüm bunları konuşurken hala o güçlerin büyük ölçüde egemen oldukları bir düzenin muhatabıyken ve bunun yeterince farkında olmadan, bilincimizin ne halde olduğunun pek farkında olmadan, sanki çok özgürmüşüz, sanki bilincimiz canının istediğini düşünebiliyormuş, herhangi aşırı bir baskı altında değilmiş gibi bir varsayımla yapıyoruz bunu. dolayısıyla içimizde bir endişe hiç eksik olmuyor. beden içinde olduğumuz sürece kurbanlık koyun psikolojisi eksik olmuyor belki de bilincimizden. çok karamsar geldiyse özür diliyorum. karamsarlık taraftarı değilim, ama yanlış temellere dayalı bir iyimserliğin (ki iyimserlik/pozitiflik değildir neticede o benim için) taraftarı olmak da istemiyorum.

bozadi

#14
bildiğim en iyi iyimserlik, herşeyin mutlak olarak iyi, adil ve tek olan birşeyin parçası olduğuna inanmaktır. en negatif varlıklar bile onun bir parçası. bunun kaçışçı bir inanç olduğunu sanmıyorum. pek çok zaman aşırı derecede şüpheciyimdir, buna rağmen böyle bir realitenin varlığını seziyorum ve üstüne birşey tanımıyorum. bu inancı her an duyumsadığımı, farkında olduğumu, güvenini duyduğumu söyleyememem. hatta vaktimin çoğunda duyumsayamıyorum, ama duyumsadığım zaman sanki hiç kesinti olmamış gibi hissediyorum. bir telafi olabiliyor daha doğrusu.

terazinin bir kefesine bu inancı koyuyorum, diğer yanına da yukarıda ifade ettiğim, "problemin" bildiğim en çıplak halini koyuyorum ve dengeyi arıyorum, aramaya çalışıyorum. kendim ve hayatımdaki herkes için.