Haberler:

🎉 BaskalarinaHizmet.com 17. Yaşında! 🎉

Ana Menü

Şu Hikayeler

Başlatan Rekalis, 11 Mart 2010, 17:05:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Rekalis

Ben Kasyopya celselerini ilgiyle okuyan biriyim ( Kasım 95 ). Yavaş yavaş ama sindirmeye ÇALIŞARAK. Kişiliğim itibari ile HİÇBİRŞEYE körü körüne bağlanmam, inanmam. Buna kasyopyalılarda (Gerçekten Melek bile olsalar) dahil. Aslında onların söyledikleri ve yorumladıkları benim evrene olan bakışımla neredeyse tamamen örtüşüyor. Onlardan haberim yok ikende kendi kendime "nasıl işliyor acaba" cevapları türettim ve bunlar onların cevapları ile çok benzerlik gösteriyor. Ayrıca insanlığın geçmişi hakkında söyledikleride beni etkiliyor. ÖZELLİKLE bir örnek varki benim tüylerimi diken diken etmişti. Benim şu dünyada "insan üstü eser" olarak tabir ettiğim üç kitap vardır; 1. Alice Harikalar Diyarında, 2. Pinokyo, 3. OZ BÜYÜCÜSÜ (gülmeyin. Bunlar benim en beğendiğim kitaplar.). Yani Oz büyücüsü hakkındaki anlattıkları tüylerimi diken diken etti ve onlara güvenebileceğimi gösterdi. AMMAAA! ne varki beni hayalkırıklığına uğratacak cevap ve yorumlarla dolu celseler. Özellikle kehanette bulunmaları ve tarih vermeleri beni düş kırıklığına uğratıyor. Hele hele son celselerinden birinde 2015'e değinmeleri "bekleyin" demeleri ve 4. boyuta geçmekte olduğumuzu söylemeleri beni sadece hayel kırıklığına uğratmıyor aynı zamanda sinirlendiriyorda. BEN 2012 veya 2015'te birşeyler olacağına (en azından söyledikleri gibi) inanmıyorum. Yani ihtimal veriyorum ama içimdeki ses sessizce "yalan" diyor. Yani bunun bizim yanlış anlama ile ilgisi yok. Sadece YALAN söylüyorlar gibi geliyor. Hele o tarihten önce veya sonra, kısacası yakın tarihte biz 3. boyuttakilerin 4. boyuta geçeceği ve örneklerindeki gibi olağan dışılıkları deneyimleyeceğimiz bence bilinçli birer YALAN. Amaçlarını bilemeyiz ama kötü niyetli olmadıklarını düşünüyorum. Herkezin dilinde bir "Algılar gelişiyor, insanlar hızla aydınlanıyor, gerçekler yavaş yavaş meydana çıkıyor" gibi söylentiler var. Aslında bunlar gerçekten oluyor çünkü "İNTERNET" denen şey sayesinde her yerden herşey öğrenilebiliyor. Oturduğumuz yerden bir Vietnamlı ile sohbet edebiliyoruz. Değişik fikirler alıp veriyoruz. Yani kısacası köhne kutu dünyadan bir ağa Dünya'ya geçiyoruz. Buda bize herzamankinden daha fazla seçenek ve imkan sağlıyor. Yani hızlı bir gelişim içerisinde olduğumuz doğru ama bunun nedeni HERŞEYERAĞMEN gelişen TEKNOLOJİ'dir bence.
Yanılıyor olabilirim. Zaten dediğim bigi kendi fikirlerimde dahil hiçbirşeye körü körüne inanman (inananıda sevmem). Herşeye ihtimal veririm. Ben sadece özetle şunu söylemek istiyorum ve sizdende fikirlerinizi rica ediyorum. Yakında (2012 - 2015 - 2020) 4. boyuta geçileceğini ve inanılmazlara inanıcağımızı söylüyor kasyopyalılar. Yani kendi son kullanma tarihlerini veriyorlar. YAŞARSAK göreceğiz o tarihleri ve hiçbirşey olmazsa (Büyük doğal felaketler benim için kanıt teşkil etmez) NE DİYECEKLER? Yanlış anladığımızımı söyliyecekler. Ön yargılarımızın cevapları etkilediğinimi idda edecekler. YAŞARSAK (ben yaşamassam bunu okuyanlardan biri yaşar) hayal kırıklığı yaşıyacağız gibi geliyor. Bu hayal kırıklığını yaşıyacaklardan biride ben olucam. Çünkü fazla ihtimal vermesemde içimdi benliğimin derinliklerinde bir bekleyiş var nedense. Hayatımdaki HERŞEY berbat gitmesine rağmen (işim yok, param yok, arkadaşım yok, sevgilim zaten hiç olmadı, ailevi huzur yok, kendime saygım ve sevgim yok, hayatta en ufak bir tesellim YOK) ayrıca (sizide dert küpü yaptık :D ) çok sevdiğim yeğenim geçen sene gencecik yaşta hayatını kaybetti. Ve bunun gibi aklınıza gelebilecek olumsuzluklar devam ediyor AMAAA nedense içimde çok hoş bir huzur ve mutluluk var. Kimseyle dertleşemediğim halde içimde biriken bu olumsuzluklar sanki birşeyle çekilip alınıyor. Biri bana hakaret etsede içimdeki tuhaf mutluluk hiç gitmiyor. Sorum şu NEDEN? Pisikolojiden anlıyanınız varsa bende bir sorun olup olamıyacağını seylesin lütfen. Durumumdan şikayetçi değilim ama aptal gibi yaşamak istemiyorum. Birşeyleri beklemekte istemiyorum. Durumum kötüyse kötü olmak düzelirsede mutlu olmak dağa normal değilmi. Ben her halükarda sanki hiçbirşey olmamış gibi mutluyum. Bunun birazda sorumlusu kasyopyalılar. Onlar yüzünden ukelalık geldi bana. Çünkü onların söylediklerini ben daha öncedende tahmin ediyordum. Bunun gibi örneklerle beni etkilediler şimdide kendimi havalarda görüyorum biraz.
Asıl istediğimse sizden ; şu tarihler veya 4. boyuta geçişe inancınız nedir, niyedir. Banada söyleyin bari bende geçeyim :D . Kızmayın. Sadece fikirlerinize önem veriyorum ama sizde onlargibi konuşuyorsunuz bazen.
\"Doğduğun zamanı hatırla, sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde. Sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin yine sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine karşın bu dünya yine de insanoğlunun biricik, güzel mekanıdır.\"

Tiversonus

#1
"Özellikle kehanette bulunmaları ve tarih vermeleri beni düş kırıklığına uğratıyor"

Gerçekten çok ilginç, yani çok eşzamanlı aktardım BUNUNLA İLGİLİ, daha şimdi, bu celsede bu var: 'kehanetler nasıl yorumlanmalı' konusu...Tabi ki; okuyucu kendisi karar verecek...

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=3917

Rekalis

#2
Evet ilginç rastlantı. neyse aslında benim rahatsızlığım kehanetlerin veya ön görüşlerin gerçekleşip gerçekleşmemesi değil. Derdim niye bunlara tenezzül edilir. Katılanları etkilemek içinmi. Bilmem. Bilemem. Ama KEŞKE o celselerin birine de ben katılıp 2-3 soru sora bilsem. Dediğim gibi derdim inanıp inanmamakla değil 3. seviyede verdiği his ile ilgili. Olabilir. Olmayabilir. Hiç sorun değil. Biz bunları Yanlış değerlendirebiliriz evet ama 4. boyut meselesi tarih geldiğinde böyle açıklanamaz. Göreceğiz.
\"Doğduğun zamanı hatırla, sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde. Sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin yine sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine karşın bu dünya yine de insanoğlunun biricik, güzel mekanıdır.\"

Tiversonus

#3
Sanırım Evran'in işleyişi ile ilgili ve "gerçeklik köprülemesi" ile ilgili bir durum var...Yani "şu olacak" ama işte KH'ler sinema rulosunu bir yerden çekiştiriyor diğerleri bir yandan ve Evren'de özgür irade Evreni...Gerçekten Evren işleyişi hologram ve canlı bir dokuma gibi...AMAAA:))) kurulmuş saat gibi yıl, ay değil ama işte bir "döngü" var sanırım...

Aklıma geldi; rahmetli Bedri Ruhselman, notere gider ve Akdeniz'in bilmem kaç metre geri çekileceğini notere tasdik ettirir ve sonra bu olur ve gazeteler yazar, bu da ilginç...İnternette okumuştum bunu...

Evren'in çok temel yapısı sanırım devamlı değişen olayların kaynağı...Bilsem söylerdim yarın ne olmayacağını:))

Ve şu tabla işi çok tehlikeli olabilir, şöyle 'pencereyi açtığında davetsiz misafirler içeri girmek isteyebilirler' Yinede bu yapılabilir ve hatta bu önerilmişti, yeterince bilgi ve uygulama pratiği kazanıldıktan sonra, Ruh odaklı olduktan sonra bir çok kişi yapıyor tabla kanallamayı ve ben de düşündüm ama tek başıma yapmak istemedim..Düşünün farkındalık sahibi bir kaç kişi beraber aynı ortamı paylaşıyorlar, örneğin Laura ve ekibi, birbirlerine müthiş destek veriyorlar zaman zaman bir tek cümle bile yetebiliyor sanırım. Bizlerin ortamı ise zaten kendiliğinden çok daha olumsuz, etraf bu şeyleri desteklemeyi bırak, köstek cinsinden enerjilerle boğabilir..Sanırım uygun bir ortamda bunu yapmayı bende isterim...Gurjieff'te bu var ve bu söylenir "yılanı kafasından tutmayı öğrenmeden yuvasına el sokulmaz"...Ama sonuçta şu; herşey öğrenip, gelişebilmemiz açısından var.

Selamlar...

Rekalis

#4
Anlıyorum ve benimsiyorum. Evet önceden bilinebilir ve kestirilebilir. Ama onların bunu yapmasını istemezdim. Bize durmadan celselerde 4. boyuta geçişte olduğumuz hatırlatılıyor ama şahsen ben ne insanlarda nede doğada değişiklik veya en azından tuhaflık görmüyorum. Örneğin Kasım 95 celselerin birinde New Mexico'dan bahsediliyor. Oradaki üstten ve çalışmalardan dolayı ilk 4. boyut somu belirtilerin orada yaşandığını ve artarak devam ettiğini belirtiyorlar. Gerçi orada şu garip ufo bulundu ama;
http://www.siriusufo.org/uforum/forum_posts.asp?TID=9080&PN=1
yinede bu tek başına belirti olamaz. Yani diyeceğim araştırın New Mexico'yu bakalım oradakiler tuhaf şeyler deneyimliyormu? Bu bana kanıt olur.
\"Doğduğun zamanı hatırla, sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde. Sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin yine sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine karşın bu dünya yine de insanoğlunun biricik, güzel mekanıdır.\"

bozadi

#5
sevgili Rekalis, bu kehanetler konusunun çeşitli boyutları var ele alınabilecek. öncelikle kasyopyalıların kendilerinin, kendi istekleriyle verdikleri kehanetler "bakın şimdi kehanette bulunacağız ve söylediğimiz çıkacak, göreceksiniz!!! ve bize daha fazla inanacaksınız!!" modunda kehanetler değil. kasyopyalıların kehanet dediği şey, yakında "olabilecek" bazı olaylara dair farkındalık sunmak. bu psişik bir hazırlık ve güven sağlıyor. eğer bir fırtına yaklaşıyorsa, birinin bunu önceden haber vermesi bir şekilde iyidir.

yalnız kasyopya celselerindeki tüm kehanetlerin tamamen kasyopyalılar tarafından verilmemiş olabileceğini de unutmamak gerek:


10 Ocak 2002

S: (L) Birkaç yıl önce, bazı celselerde Frank'in karanlık güçlerle olan savaşıyla ilgili olarak, onların baskısına direnip direnemeyeceğiyle ilgili bir husus vardı. Başarısız olacağı zaten biliniyor muydu?
C: Frank bir başarısızlık değil.

Q: (L) Nasıl yani?
A: KH açısından Frank bir başarı.

S: (L) KH ve BH arasında gidip geliyorduysa, Frank'in varlığında nasıl BH kanallaması yapabildik?
A: Frank, senin şu anki bedenine doğumdan önce kodlanmış olan sırları "download" etme amacıyla programlanmıştı. Bunu başaramadı çünkü gerekli dirence sahiptin. Frank'in şimdiki görevi Vincent Bridges'le birlikte, senin amacını gerçekleştirme yeteneğini yok etmek.

S: (L) O halde Frank'in bulunduğu celselerde aldığımız bilgilerde bozulmaların olmuş olması çok muhtemel. Elimizdeki materyalin %72'lik bir doğruluk oranına sahip olduğunu söylemenizin nedeni bu mu?
A: Evet.

S: (L) Yani Frank'in burada bulunmasının %30'luk bir bozulma meydana getirdiğini mi söylüyorsunuz?
A: Evet.

S: (L) Bozulma en çok hangi biçimde gerçekleşti? Tespit edebilir miyiz?
A: Kehanetler ve korkutma taktikleri.


benim tahminim; celse katılımcılarının kendi kehanet beklentileri ve negatif varlıkların bu yöndeki psişik telkinleri bazen çok etkili olabilir. ve bazen kanal akışı belirli bir süre için ve belirli bir ölçüde negatif varlıklarca "ele geçirilebilir." celse katılımcılarının bazıları düzenli katılımcılar değil. ve ekip onları tam olarak tanımıyor olabiliyor. o tür durumlarda, celseler sırasındaki hassas psişik durumda o varlıkların negatif enerjileri birşeyleri saptırabiliyor. örneğin Ra da, celselere negatif eğilimli kişilerin katılmaması konusunda güçlü bir uyarıda bulunuyor bir celsede.

ve son olarak, bir ara sevgili elek'le bu konudaki tartışmamızda da ifade etmeye çalıştığım gibi, çıkmadı/tutmadı denilen/sanılan çeşitli kehanetlerin isabetli olması durumları var.

4. yoğunluk enerji dalgasının dünyaya yaklaştığı yani dünyanın 4. yoğunluğa/boyuta giriyor olacağından benim hiçbir şüphem yok. yalnız senin bu konudaki farklı fikrini ifade ediş biçiminden anladığım kadarıyla, sanki kasyopyalılar bütün dünya nüfusunun veya çoğunluğunun 4. yoğunluğa geçeceğini söylüyormuş gibi bir izlenim edindiğini düşündüm. Ra 4. yoğunluğa şu andaki nüfusa nispetle çok düşük bir oranda insan geçecek diyor. ve Kasyopyalılar da bununla çelişen birşey söylemedi. insanların büyük kısmı başka gezegenlerde 3. yoğunluğu tekrarlayacak.

yaşamındaki onca olumsuzluklara rağmen tuhaf bir iyimserlik içinde olman belki de gerçekten çok büyük bir dönemin sonuna gelindiğinin, yakında ortalığın "bayram yerine" (!!!) döneceğinin bilinçaltın sezgisi olabilir.

ben şahsten 4. yoğunluğa geçeceğime inanç konusunda ciddi belirsizlikler ve şüpheler içindeyim. bunu bir zamanlar umursadığım kadar çok umursamıyorum. bir şekilde, varlığımın bütünselliğiyle geçmeye karar verirsem geçerim, geçmemeye karar verirsem geçmem. eğer 3. yoğunluk derslerinde çok eksiğim kalmışsa, 3. yoğunluğu tekrarlamak o kadar da kötü olamaz. bütün bunlar hakkındaki bilgilerimizi arttırmak ve hayattan bilinçli bir şekilde keyif almak en güzeli.

Tgur

#6
Sevgili dostlar,
Yeni giren arkadaşlara biraz geç de olsa hoş geldin der,"ışığın tutulmasıdaki" katkılarının devamını dilerim ,
Tiversonus kardeşim ve kıymetli Bozadi kardeşim ,öncelikle eşimin sizlere teşekkürlerini iletmekle vazifeli olduğumu bildirir ve benim de şükran duygularımı ve sevgilerimi ilave ettiğimi belirtirim,
yaptığınız çalışmalar ve bizlere sunduklarınız, her türlü takdirin üstündedir..

Rekalis kardeşimizin belirttiği bütün olumsuz hallerine rağmen, konularla ilgilendiği esnada duyduğu haz ve mutluluk hissi meselenin esasıdır ,o ,sevginin/ışığın/bilginin ,bütün bilinç katmanlarından ok gibi delip geçip ,realitede kendini belirtmesidir,ve bundan sonraki araştırmalarında önündeki kılavuz ışığıdır.

Ne mutlu bu hazzı farkedenlere..

Diğer söylenecekleri, daha doğrusu benim de düşünüp anlatmak istediklerimi fırsat bulup dile getiremeden "ışığın büyükleri" söylemişler ,an da bütünde olmak esas ise ,dil ve sözler bizimdir..

Tiversonus

#7
Güzel ve sevgi dolu mesajınıza teşekür ederim ve sevgili eşinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, tanrıça enerjisi hep sıcak gelmiştir bana bir anne sıcaklığı gibi...

Sevgili Rekalis'e bir şeyler söylemek istiyorum. Bugün 'Holografik Evren-2" kitabını online satın aldım. M.Tablot'un ilk kitabını eski kitap satanlardan bulabilirse, bulup okumasını tavsiye ediyorum. Tamamen bilimsel yöntemler sözkonusu. Ve bir 'resim' var bu anlatılanlarda, bitmiş bir 'resim', ya da başlangıç. Aslında söyleyeceğim şey bu değildi, samimi ve dürüstçe hissedebildiklerini açıklayabildiği için teşekür edeerim, söyleyeceğim buydu.

"A: Evet, kavramı anlıyorsunuz, şimdi bunun gerçek olup olmadığına karar vermeniz gerekiyor."
( 26 Kasım 1994 celsesinin son cümlesi)

Yukarıdaki cümleyi anlamak için 'kavram' ın ne olduğunu anlamak gerekiyor.

Tüm Kasyopya celselerinde en temel anlatılmak istenen aslında, anlatılmayanlar arasındadır. Öğrenmeye/gelişmeye izin verme/Özgür irade yasası bunda çok etkili, ve elbette "Bir'in Yasası" bunda etkili diye düşünürüm, söylenmeyenlerin nedeni olarak.

Bir ara, 7 adet bilya ve yuva benzetmesini yorumlamıştım, şimdi yorumlamayacağım ancak verilenleri tekrarlayacağım ve buradan 'boşluğu' doldurabilmek için derin düşünmesini tavsiye edeceğim. Sadece olana bakmak gerekir, zihnimizdeki tüm ıvır-zıvırlar sebebiyle olması gerekene değil. Elbette bir öneri bu.

* 7 Bilinç seviyesi var ve 7 adet Yoğunluk (7 bilya ve 7 yuva)
* Tüm yoğunluklar aynı an'da varlar yani şu an'da solar plexus çakramızdan instabil çekim dalgası alıyoruz yedinci yoğunluktan, her nefeste bu böyle.
* Yedinci yoğunluk; Bir' ile birleşmedir.

Verilen bilgiler bunlardır ve üzerinde ilk başta aklımıza gelmeyen en az on çeşit sonuç üretmeye çalışalım. Ben genelde bir şeyi düşünmeye başladığımda, ilk düşünme sonucunda çıkardığım olasılık sayısı kadar başka olasılık çıkarılmasını öneririm. Çünkü, 3. yoğunluk bilinci ile tüm olasılıkları görememe şansımız fazla ama zorlayınca bir şekilde üzerinde düşününce daha fazlasına ulaşırız. Nedeni ise, yukarıdaki 'boşluk' ta.

Ve inanmak ile gerçek olunması durumu var Evren'de, zaten inanmıyorsak 7 adet bilinç yoğunluğundan bir tanesine denk gelen bir gerçek içerisine gireriz. Ve bu inanmamak ta gerçektir. Ve işin garibi tüm inanaılanlar da gerçektir. Yedi bilinçten birine girer insan ve hepsi gerçektir, kıyaslanamaz, diğeri yanlış denilemez...Tüm zihinsel programlarımızın ilk başta kaldıramayacağı bir şeydir aslında bu durum, bu da normaldir. Gerçeklikleri yalan ya da doğru kıyaslamak kendimize bir gerçeklik yaratmaktır ve artık siz o gerçekliği aşma kararına kadar da o gerçekten gerçektir. Ve ben şimdi ya yalan söylüyorumdur ya da doğru, bu sadece bir karar durumudur ve her ikisi de doğrudur. Garip ama ikisi de doğrudur. Evren'in işleyişi sadece budur, işte M.Tablot'un Bilimsel kitabını eskiciden bulup okumanızı tavsiye diyorum, yenisini ben hala bulamadım, eskicilere de düşerse haber verecekler...Ben bunu okumak için almak ta istemiyorum aslında, neyse...

Bilmek, öğrenmek herkes için, bilmediğimiz bir noktadan hareket ile başlar.

Bilgi/Işık/Sevgi İle...

Rekalis

#8
Emin olun tüm bu tavsiyeleri kaydeidiyorum. Benim için çok önemli bu tavsiyeleriniz zira siz pek çok seçenek ve yanılgıdan arıtıp bunları tavsiye ediyorsunuz. Biliyorum. Anlatmak istediğim asıl şeylerden biride şu hoş his meselesiydi. yanlış anlamayın kimse böyle bir duygudan rahatsız olmaz. Ama ortam ve durumlar bu kadar nahoş iken sanki bende bir sorun var ki bu yoğunlukta böyle bir his hissediyorum gibi geldi. Ve durmadan ufak ufak artıyor. Şaka bir yana kendimden korkmayada başladım. Ben hep genç yaşta ölüceğimi tahmin ederim. Hala gencim ve bu hisside ölümümün habercisi gibi yorumlamıştım. Gerçi bu konularla (özelliklede kasyopyalıların gerçekleri kıvırmadan söyledikleri zaman)geldi bu duygu doğru. Zaten ölmekten falanda korkmam. Ne yalan söyleyim belki beni rahatlatırsınız diye anlattım size. Ve başardınızda. Hep içimdeki ses "salakmısın oğlum bir durumuna bak birde duygularına, Sanki ailenden başka sevenin sayanın var" diyordu. Bilmiyorum ya, ne bileyim işte birşey istediğim falan yok. Hep aklıma Oz Büyücüsü hikayesi geliyor. Yani alaksı yoktu hayatımla ama Dorothy ne zaman kırmızı ayakabılarını bir birine vurup "evim' evim! evim!" dese derinden bir hüzün beni kaplıyordu. Kasyopyalıyarda değinince bende bir duygu patlaması oldu. Ve o günden beri olaylara bakışım bu hoş hisle devam ediyor.
Ben ÇOOK yavaş okurum. Çünkü anlamak benim için en öncelikli durumdur. Yapım gereği aşırı sabırlı biriyimdir. Bu yüzden tavsiye ettiğiniz kitap ve yazılara sıra yavaşça gelecek. Kasyopya celselerinin bile başındayım. Kolay değil sindirmekte zorlanıyorum.
Samimiyetle beni dinyeyip istekle verdiğiniz cevaplar haketmeden beni 4. boyuta zıplatabilir  Çok teşekürler hepinize. Zor gün dostları.
\"Doğduğun zamanı hatırla, sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde. Sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin yine sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine karşın bu dünya yine de insanoğlunun biricik, güzel mekanıdır.\"

4BH

#9
takip eden tüm dostlara biz de teşekkürlerimizi sunuyoruz. ilginiz ve desteğiniz olmadan bu iş bu noktaya gelemezdi. bize dayanak oluyorsunuz.
 

JCA

#10
Kendi inandığımı söylüyorum;

Her şekilde ruhsal kanal bilgileri bir bakıma yanlış ve doğru kavramları açıklayabilirler.Ya da doğru ya da yanlışı karmaşık verebilirler. İşin özü kendini bilmek.

Kertenkeleler var imiş. Onun robotları var imiş. Varsın olsun önemli değil.Ben kendimi bildikten sonra diğerlerinin pek bir önemi yok. Evrendeki her şeyin enerji olduğunu bildiğimize göre;bu sefer aklımıza maddiyat dışında tek bir şey takılıyor o da ruhsallık. Kasyopya celseleri olsun pleiades öğretileri olsun, bir şekilde zaten bildiğimiz şeylere işaret ediyor. Oturup mevlana'nın öğretilerini okursak ya da belki taoizm öğretileri belki de zen olmazsa budizm. Temeli kendinle ilgilenmemek. Hepsi aynı...

Ararsak buluruz.

Yanlış bildiğimi düşündüğünüz şeyler mi var? O halde tartışalım... :)