Üçüncü Göz-Beyin Epifizi

Başlatan Gregorsamsa, 15 Haziran 2009, 20:32:17

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Gregorsamsa

Şakakların ardında yönlendirmesiyle beyin epifizini (epifiz bezi) de kastediyor olabilirler. Geçtiğimiz sene David Willcock\'un beyin epifizi ile ilgili bir konferans videosunu izlemiştim, sonrasında kendimce biraz araştırdım, belki bilenleriniz vardır konu şaşırtıcı derecede ilginç, aklımda kalanları aktarayım:
Herşeyden önce beyin epifizi bir salgı bezi ve bir kaç hormon salgılıyor ama en önemlisi melatonin, yani büyüme hormonu.



Yabancı dildedki adı pineal gland, yani türkçeye çevirirsek kozalaksı (kozalak şeklinde) salgı bezi. Çünkü şekli bir çam kozalağını andırıyor.


Bu beyin epifizinin 3. göz olduğu iddia edilmekte. Öğrendiğim kadarıyla dokusal olarak da göz yapısına benzemekte (kornea, retina). Tabii bir farkı var. Gözlerimiz ışığa duyarlıyken, yani organın fonksiyonları ışık girdiğinde devreye girerken, pineal gland ışık kesildiğinde işlevselliğine başlıyor (tıp uzmanları kullandığım terminolojiyi bağışlasın, tahmin ediyorum kafa göz yarıyorumdur).
İsa\'nın bir sözü var : \"Karanlıkta oturanlar gerçek (büyük) ışığı görürler\" diye. Bu yine beyin epifizine yani pineal glande atfediliyor. Fakat yukarıda eklediğim resimde de farketmiş olabileceğiniz gibi bu organcık yaşlandıkça , özellikle günümüz modern dünyasında kireçleniyor ve işlevini yitirmeye başlıyor. Bunun en büyük sorumlusu olan kimyasal maddelerden biri de florür ve tabii ki sularımızdaki kireç.Ama bir numara florür ya da florüd.
Bunun da insanın farkındalığını artırmasını tökezletmek için bilinçli olarak koyulan engellerden biri olduğu düşünülüyor.
Tabii; bu kadarla bitmiyor, nedense, evet gerçekten nedense bütün antik dinlerde ve hatta günümüz dinlerinde kozalak ciddi ve muamma bir sembol.
Bakınız papanın asası


bakınız vatikanın orta yerinde duran kocaman kozalak heykeli



bakınız sümer tanrısının başında



bakınız babil



budizm



hint tanrısı şivanın saçı



yunan tanrısı dionysos



osiris\'in asası



Bu konuyu araştırmaya çalışırken denk geldiğim diger bana ilginç konulardan birisi Fransız düşünür, yazar Voltaire\'in de beyin epifizine kafayı takmış olması, hatta bu organcığın sırrını çözmek için bir çok otopsi yapması.
Bundan da önemlisi : Vatikan\'ın ortasında kozalak heykelinin işi ne ?
 

Mordevrim

#1
Bilgi için sağol dostum. Ben de epifizden salgılanan melatonin, pinolin ve dimetiltriptamin (DMT) gibi hormonlara yoğunlaştım. Özellikle dimetiltriptamin çok ilginç bir hormon. Şamanlarda ayahuasca denilen bir iksirin yapımında kullanılıyor. Hormonu ise bitkilerden elde ediyorlar. Elde ettikleri bitkiler ise şunlar: phalaris arundinacea (yem kanyaşı), psychotria viridis, phalaris spp. (kuş otu), acacia spp. (akasya), arundo donax (kargı kamışı) ve desmanthus illinoiensis.

Ayrıca Epifiz salgılarının deniz seviyesinde çok düştüğü, yükseldikçe ise arttığı keşfedilmiş mesela. Bu yüzden çoğu dinde ve inanışta ibadethaneler yüksek yerele yapılıyormuş. Tibet gibi ya da hristiyanlıktaki manastırlar gibi. Ayrıca Muhammed ve Musa'nın dağa çıkmaları da aynı sebepten ötürü olabilir. Çünkü epifiz salgılanımı arttıkça ruhsal alemle bağ kolaylaşıyor.

Şu başlığın da bu başlıkla ilgisi olduğu için linkini vermekte fayda görüyorum.

https://www.baskalarinahizmet.com/sifa-enerjileri-ve-kisisel-gelisim/melatonin-ve-tratak/
 

Mordevrim

#2
Bu arada bu bezin spiritüel karşılığında bir karmaşa var gibi.

3. göz bildiğiniz gibi 6. çakrayı işaret ediyor. Ve epifiz de 3. göz olarak adlandırılıyor. Ama çakralara karşılık gelen organlara baktığımızda epifiz 7. çakranın organı olarak gösteriliyor. Yani bu organın 6. mı yoksa 7. çakranın mı organı olduğu büyük karmaşa.

Mesela 7. çakra için Kızılcık bitkisi tavsiye ediliyor ve kızılcık büyük bir melatonin kaynağı. Melatonin demek de epifiz demek zaten.

O zaman bu organı 3. göz ya da 6. çakra olan alın çakrası ile ilintilendirmek mi yanlış, yoksa bu organın 7. çakranın organı sayılması mı?
 

Tiversonus

#3
Rakamlara ya da nicelik değerlere takılmaya gerek yok, "Melatonin demek de epifiz demek" bu çok doğru bir tespit, epifiz ise üst yoğunluk bağlantısı demek. Yüksek BENLİK bağlantısı için melotonin alınmalı kısaca bu...

menorah

#4
''Melatonin, kişiden kişiye değişse de yaklaşık olarak 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur''..

internette melatonin hormonu hakkında araştırma yaparken,dikkatimi çeken bir bilgi bu,özellikle semavi dinlerde seher vakti denilen zamanlarda dua edilmesi gerektiği söylenir,bu saatlerde edilen duaların daha makbul olduğu ve kişinin kendini Allah'a daha yakın hissedeceği anlatılır,gerçekten bu saatlerde yapılan gerek dualar,gerekse meditasyonlar insana çok daha farklı duygular hissettirir,gece ve sabah vakitlerinin bir önemi de bu olsa gerek diye düşünüyorum..
 

Tiversonus

#5
Güzel bir noktayı tesbit etmişsiniz, paylaşımınız için teşekürler ve genelde ben de şafak sökerken dua ederim fırsat buldukça...Aslında güneşin konumu ile ilgili zamanlama ve diğer gökcisimlerinin konumu ile zamanlama konusunda başka bir faktörü de düşünüyorum, özellikle öğleden sonra ve sabah şafak sökmeden ile ilgili olarak (söylediğinize bir ek olarak elbette), o da şu; topraktan/yerküreden salınan radyoaktivite ile ilgili...Şöyle düşünelim; Dünya yuvarlak ve ülkemizde şafak sökerken diyelim ki Avustralya'da farklı vakitte şafak söküyor. Ve bir de genelde kanallama yapanların Güneş battıktan sonra bu işe ağırlık vermeleri, işte burada sanıyorum ki, yaşam kaynağı olan Güneş'ten gelen ışınların bir geri yansıması, bir parazit gibi bir şeye de sebep olabiliyor. Niyet beyanı ya da dua ya da meditasyon/derin düşünme/tefekkür için öğleden sonra GM/+-1 sapmasıyla 13,30 (örneğin GM+2 lerde sanırım şu aylarda Türkiye saati) yani 13,50+2=15,30 un bir saat önü ve sonrası öneriliyor ve bence de Güneş ışığının yatay olmaya(doğmaya) başlamasından bir saat öncesi uygun gibi geliyor..Düşünce bir dalga olduğuna göre, bunu bozacak ya da kuvvetlendirecek etkenleri gözüne almakta fayda var sanırım. Herşey bilimsel temellere dayalı çalışıyor ya da açıklaması var...Ve bu vesile ile Peygamber Muhammed'i bir kez daha sevgi ve saygı ile anıyorum, bilgiyi insanlara getirmiş, bilginin üst boyutlardan gelen bilginin tebliğcisi olmuş, elbette tüm avatarlara ve Peygamberlerde aynı şekilde. Ama gelin görün ki, zamanın yöneticileri daha Muhammed hayatta iken mücadeleye başlamışlar ve doğduğu şehirden tam 450 km uzağa gitmek zorunda kalmış ve ömrünün sonuna kadar da bir kez ziyaret etmiş, doğduğu şehri...Bilgiyi getirmiş dedik, örneğin şu topraklanma işi çok önemli günde 3-5 defa ayakları yıkamak müthiş topraklanmaya işaret ediyor, burada da bilgi var. Ve namazdaki bazı egzersizler de keza öyle, vucut bir horman fabrikası gibi, sezgime göre örneğin selam hareketi ve diğer hareketlerin çoğu Ruhsal Bedenin inşaası üzerine iş yapıyır. Bilgi dedik, örneğin "Bilim Çin'de de olsa" sözü aklıma geliyor, ve tüm Peygamberler ve avatarlar, erenlerler müthiş bilgi sunmuşlar. Ama gelin görün ki, zamanın yöneticileri veya bilgisiz çevre bu işlerin içinden bilgiyi atıp, bozup veya yanlış yorumlayıp, anane türünden şeyleri de katarak bir dinleştime yolu ile kitleleri yönetmeyi, kontrol altına alma yolu olarak seçmişler. Dinleri bir noktadan sonra savaş, kavga veya ayrılık nedeni olmuş, dinler adına insanlar birbirlerini öldürmüşler ve hala da yerleşmiş bu ayrılık zihinlere, elbette her dinden iyi niyetli insanlar buna uymamışlar... Sevgili Mevlana işte buna örnek; öğrencileri her dinden ve her ırktan(zamanın sosyal konumuna göre elbette), öğrencilerine Esrar-ı Katip (Sır Katipleri) deniyor ve bu sevgilinin cenazesinde bile cenazeye katılmak isteyen diğer din mensuplarına karşı bir duruş bile sergilenmiş tarihte...Sonuç olarak; Sevgiyi, Barışı, Tek Yaratan ve Yaratan İle Bir olma fikrinde olan bir Ruh olarak; tüm avatarlara sevgimi, saygımı sunuyorum...Sorun hiç bir zaman avatarlarda olmamış, sorun hep sonradan çıkarılmış, hep Kendine Hizmet çevresinden...

Ve sadece bazen sırf şafağın sökmesini yakalayabilmek için, uygun günlerde ben de niyetimi, duamı bu saatlerde yapabilmek üzere; bu saatten sonra yatarım, özellikle doğal ortamda iken.

Paylaşımınız için teşekürler...


menorah

#6
ben teşekkür ederim faydalı açıklamalarınız ve pek tabiki böyle önemli bir konuyu ele alıp bizleri aydınlattığınız için,sizin değindiğiniz noktalarda çok çarpıcı hakikaten,gerçekten böyle zaman dilimlerinden olabildiğince nasiplenmek gerek..