Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#495
Dün gece kızım ağabeyinin dizlerinde uyudu kaldı, çok yorulmuş :) Bizde oğlumla bir komedi programı izliyoruz...oğlum "ben belediye başkanı olsam (birşey olacak ya bir gün hadi bakalım) her yerde komedi show sunan yerler açardım, gör bakalım o zaman şehir nasıl kalkınır", "evet, neşe", "hayır neşe değil, standup'çı zeki insandır, kültürlüdür ve çevresindekileri de öyle insanlardan seçer, seçmek zorundadır ve onunla arkadaşlık yapmak isteyen de kendini geliştirmek zorunda kalır", "evet aynen katılıyorum ve neşe", "hayır değil, anlamıyorsun", "anlıyorum çocuğum, dediklerinin özetini söylüyorum :)) zeki insan insanları güldürebilen kişidir ve politikaya, etnik kültüre, belden aşağıya dokunmadan espri üretebilmek için kültürlü olması gerekir. Böyle bir çevrede yetişebilmesi için de, kaliteli eğitim sisteminin içinden çıkması gerekir. Bu da kütüphaneler, üniversitelerden zengin bir şehir demektir ve insan kaliteside artar. Yani neşe :))", "evet ya, dediklerim tam da bu...ve şehir nasıl da güzelleşir".

Bunlar bizim fikrimiz sadece :))
 

Alemtac

#496
Eski yazılarımdan biri...

Hissetiğimiz duyguları sadece biz kendimiz yaşarız.

Birine karşı öfke duyuyorsak o bizim duygumuzdur, karşımızaki kişinin
bundan haberi bile olmayabilir. Öyleyse o duyguyu kabul etmemiz ve
bizim de öfke olmamız gerekir. Ama karşımızdaki kişinin bunda bir suçu
olmadığınıda bilmek şartıyla. İçimizde oluşan bu öfke o kişiye yönelik
değildir, içimizde uyandırdığı başka durumlara yaptığı çağrışımdır.
Öfkeyi kabul ettiğimiz, yani kendimizinde öfke olduğu an ve
karşımızdakinin sadece yardımcı oyuncu olduğunu bildiğimiz an, o an
duyduğumuz öfkeninde bir önemi kalmaz.

Sevgide aynı böyledir. Birini seviyorsak eğer hissetiğimiz sevgi
duygusu sadece bize özeldir. Karşımızdaki kişinin bizi seviyor olması
veya olmamasının önemi kalmaz. Yaşadığımız duygunun karşılıksız olması
değildir önemli olan, sevgi duygusunu yaşayabilmemizdir.

Her duygu zaten içimizde vardır. Bunu bize yaşatan yoktur. Duygu
formdur, onu kontrol etmek durdurmak ve dahi üretmemek elimizdedir.
Duygumuzu birinin tetklediği inancı ise bizi o gerçeğin içinde
sabitler ama asli gerçek herşeyin kendi idrakimiz ve kendi kontrol
gücümüzle değişebilir olma gerçeğidir. Başkalarının bizi
duygulandırdığını düşünerek onlara kızma ya da onları onore etme
yanlış bir inancın ürünüdür. Biz duygularımızdan başkalarını sorumlu
tutmuş oluruz böylece ve sorumluluktan kaçarız oysaki bizim
duygularımızı düşüncelerimiz üretir örneğin biri size kızdığında; eğer
siz onun kızmasını kendinizle ilişkilendirirseniz ortaya çıkacak duygu
kötü olur ama eğer kişilerin tavırlarını kendileriyle ilişkili olduğu
idrakinde olursanız işte o zaman sizin duygularınızi kimse harekete
geçiremez.

Kişi başka bir kişiye beslediği duygu, kendine beslediği veya kendinde
olan bir duygudur artı/ve Birliğe/Bir'e duyduğu duygudur. İçimizdekini
değiştirerek; hem dendimizi ve aslında model olduğumuz içinde tüm
büyük modeli değiştirmiş oluruz. Farkındalık ile ulaştığımız güçü
dışarıda aramak yerine içimizde aramamız gerekir; korunmayı, realiteyi
yaratma gücünü, bilgiyi, sevgiyi, herşeyi, Bir'i...

Kendimizi değiştirirsek tümü de değiştirmiş oluruz. Karşimizdaki
insanın neler hissettiğini anlayarak yaklaşır ve içimizde yansıyan o
duyguyu tedavi edersek bu aslında tüme yansıyacak olumlu değişiklik
olacaktır. Kendimizi sevmek bütüne duyduğumuz sevgidir. Bütünü sevmek
Bir'e duyduğumuz sevgidir. Herşey birde başlar, bütüne ulaşır ve
Bir'de biter.

16/05/2009 Alemtaç
 

Alemtac

#497
Uzun zamandır anlatmayı düşünüyordum, sevgili günlük :)) öyle ya, günlük gibi oldu burası...kendimle konuşur gibi :) neyse anlatayım..

Kendimi spiritüel sandığım ama aslında spiritüelliğin ne anlama bile gelmediğini bilmediğim zamanların birinde sevdiğim ve çok yakın olmadığım bir arkadaşım bana bir kitap önerdi; "Ruhların Yolculuğu". Aradım, hiçbir kitapçıda bulamadım, sonunda birine sipariş vermek akıllığında bulunabildim ve sonunda sevgili kitabıma kavuştum. Su gibi okudum, gerçekten ilginç bir kitaptı...hemen akabinde arkadaşım aradı ve sordu..okumuş muydum? Ardından başka bir kitap geldi, "Ruhların Kaderi". Eee, fazla oluyor du ama bu arkadaş...tahmin edildiği gibi aramadım bile. Yine sordu, bulamadım dedim (yalan söyledim, ama beyaz yalan, yani kırmamak için) Sonuçta, o galip geldi ve aldım...ama sürekli takipte..ben de okuyamıyorum bir türlü, başlıyamıyorum. En canıma dokunan lafı söyledi "zamanı gelmemiştir"...ne demek, benim için zaman mı olur du, ne yani ben o kitabı okuyamıyacak kadar gelişmiş değil miydim. Ama bir türlü ilerlemiyor, neyse canım arkadaşım yine soruyor ve dedi ki "ben senin hızlı okuyabildiğini biliyorum", Allahallah, ben bilmiyorum ama...denedim, gerçekten çok hızlı okuyabiliyor dum, hemde hiç bir satırı atlamadan ve ne dediğini anlayarak. Artık her okuduğum kitapta aynı taktiği uyguluyorum.

Arkadaşımdan bahsedeyim biraz; Doğunun bir yerinde, en uzak kasabasında, nasıl olmuşsa açılmış bir hastahanede biyokimyager...ve gidilecek, gezilecek bir yer olmadığından bahsederdi hep telefonda. Akşamları yalnız, sessiz evinde kendini dine vurmuş, sabah akaşam dualar ederdi. Bilmediğim sureleri bilmem kaçkere okurdu durmadan ve tüm kazancını, tanımadığı fakir insanlar için harcardı. Bulunduğu kasabadan hiç memnun olmamasına rağmen yinede neşeliydi. Ben ona talebi üzerine telefonda fal bakardım, onun için içer ve onun adına kapattığım fal olunca arar ve geleceğinden haber verirdim. Fala göre, gerekli olduğu, denge oluşturduğu için orada olmalıydı, "yaaa" derdi canım...sonunda artık görevinin bittiğini gördüm ve Batıda biryere geleceğini (neresi olduğunu adınla söyledim) ve oldu, gittiği yerdeki sorumluluğu daha fazla...

İşte bu yüzden diyorum, dualar ve meditasyon aynıdır diye. Önemli olan içten hissetmek, ne yapıyorsak inanarak yapmak. Şimdi görüşmüyoruz uzun zamandır, benim için yaptıklarına teşekkür etme fırsatım olmamıştı, şimdi buradan teşekkür ediyorum...canım arkadaşım.
 

sirera

#498
Sizi tanımamıza vesile olmuş olan bu arkadaşınıza ben de teşekkür edeyim ve sevgilerimi göndereyim istedim :)
Ruhların yolculuğu kitabının dün konusu geçmişti, anne ve kız olarak dünyada yaşayan iki arkadaşım birbirlerine o kadar benzerler ve birbirlerini o kadar eleştirirler ki en sıkı kavga anlarında bile onlara gülmekten kendimi alamam. Dün birbirlerini çekemeyecek durumdayken onlara aynı ruh ailesinden olduklarını ve birbirlerini seçerek ve birbirlerine bir söz vererek bu dünyaya gelmiş olabileceklerini anlattım. Ve ben onların verdikleri sözü bilmesem bile içimde biliyorum onların birbirlerini tamaladıkları ve soru işaretleriyle birbirlerini hep bir adım ileri taşıdıklarını görebiliyorum. Bu nedenle belki de kavga zamanlarında bir denge oluşturuyorum aralarında konuşmalarına neden olabiliyorum. Dün de böyle bir gündü. Onlara bu kitaptan bahsettim ve özetledim biraz da. Saçma geldi ikisine de biraz (hele uykuda olduğumuz düşüncesi iyice saçma geldi:)) Ne yani tüm bu açlık sefillik acı ısdırap hepsini mi seçiyorduk:) Uykuda olan bir kişi azıcık uyanmaya başladığında yanyana geldiği kişiler de konular da hayatında farklılaşmaya değişmeye başlıyor diye anltıyordum. Anlatırken ne kadar uykuda olmalıydım ki içimdeki eve git diyen sesin şişşt sus ne diyorsun diye çıkan kafasına sünger çekicimle vuruyordum bir yandan. Evde çaydanlık bir güzel kaynamış bitmiş yanmaya başlamış nerdeyse yangın çıkacakken oğlum yetişmiş erkenden gelmiş eve içinden gelen sesi dinleyip. Şimdi o çaydanlığın ve içimdeki sesin ilgiye ihtiyacı var :)
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#499
Teşekkür ederim Sevgili Sirera :) Duygularımızı algıladığından eminim, sevgili arkadaşımın. Birşey demek istiyorum size; bizimde sizin ilginize ihtiyacımız var :) yazınızı görünce seviniyorum :))
 

Tiversonus

#500
Sevgili Alemtac, bunu paylaşmalıyım. Zaten yatıp, kalkıyorum ve uykuda tutmadı ve son yatma anımda, aklımdan geceni, kalkma ve paylaşma zamanı:)

birara demiştm ya, "beni siz dövünüz" diye, işte onunla ilgili...İnsan eleştiri dahil, bu tartışma da olabilir, yani genel tüm olalarda; haklı olabilir, doğru olabilir, konunun pozitif yanıda olabilir, yani her türlü pozitif sanılan sonuçlara ulaşabilir....bu durum sadece sadece, denklemi ya da matematik işlemin bir çözümüdür ya da sonucu ya da eşitliğin bir tarafafı...her sonuca rağmen, eğer işlemin sonucunda "sevgi" çıkmıyorsa, eşitliğin bir tarafında "sevgi" durmuyor ise; en büyük pozitif kazanımlar ya da tersi olark yenilgiler, eleştirilsel doğrular, tüm bunla, her çıkan sonuç, bence "gerçek kazanm" değiller. Tek gerçek kazanım; işlemin sonucunda "sevgi" kalması durumudur -ister eksi isterse artı sonuçlar olsa bile-....Denklemin tek "gerçek kazanımı" ancak sonucunda sevgi" olan, eşitliğin bir tarafında "sevgi" bırakan, işlemler ileşkesidir...Zaten bu Kozik bir şey aslında, böyle olduğunu düşünüyorum...

işte, (beni siz dövseniz/eleştirseniz) sözünde bunu anlatmak istemiştim...siz (tamam haklısınız ama, işe,filan, yani, eğer, ki, affetmek gerekir, bilgisizliğine atfetmek gerekir, hoşgörmek gerekir)
diyerek aslında; matematik işlemde, tüm aleyhimize sayılabilecek, işlemsel rakamları, denkleme koyarak, dahil ederek; ortada, eşitliğin sonunda; minumum seviye de de olsa, bi "sevgi" sonucunun oluşmasına gayret ediyorsunuz...Bilgi ve sevgi adına "güzel örnek" siniz...


ben sevgiye teşekür etmiyorum, bu nedenle, şimdi bir sigara içip, yatmalıyım...Ne yapalım o zaman, hmmmm, neyse ne demiştik, sonucu sevgi olmayan tüm "pozitif gibi" değerler dahi ruha bir şey kazandımaz, çarpı iki, bölü beş, eşittir=sevgilerimle:)

Tiversonus

#501
not: klavyem bozuldu, ekran klavyesi ve mause ile yazdım:) bu imasız doğru, ama tek tek ol. göre kıymetlidir herhalde)

Tiversonus

#502
alın işte, şimdide kafasını kesip gitar kutusuna koyan sahte sevgiciler yüzünden, pc mi yeniden açtım:)

Burada bahsedilen sevgi;tüm tükenir, bozulabilir fizikselliğe bağlı olmayan (bu yansıma, ikincil olarak, yadsınmaz da aynı zamanda, ama temeli ruhsal)

iyileştirici, onarıcı, yaşama gücü kaynağı, yaşam kaynağı, onurlandırıcı, çoğaltan olan tüketici olmayan, onore edici olan v.b. kısaca Ruhsal kaynaklı olup, tüm yapılarda da yansıması olan (Akıl/Beden/Ruh ta)

"sevgi"
.

Alemtac

#503
Ben size teşekkür ediyorum :)) Sevgi adına şaşkın olduğum bir anda "yine doğru yerde" sözlerinizi ilettiğiniz için :)) Herşeye duyduğumuz ve aslı Bir'e duyduğumuz sevgi olanda yanlış anlaşılabiliyoruz. Huzursuz bir gecenin ardından, koltukta sızmışım :) sabah uyandığımda akşamki hislerim uykuyla beraber temizlenmiş :) Uyku en iyi ilaç...Huzurlu uykular :))
 

sirera

#504
Göz doktoruna gitmeliyim galiba, senelerdir kartal gibi derdim gözlerime ama bir sorun var belki de, günlerdir bir önceki gece sanki golonlarca içki içmiş gibi bir baş ağrısı çekmekteyim, ekrana bakarak yaptığım işleri de tamamlamak gerekiyor bir taraftan.
Tiversonus'un duygularını samimi ifade edişi, sizin anlayışlı şefkatli neşeli haliniz, değerli Tgur'un ve diğer arkadaşların yazmasalar bile içten duygularla okuduklarını bildiğim burayı seviyorum. Birkaç haftadır kafama takılan sorular da var kasyopya celseleri ile ilgili, uygun bir netlik bekliyorum, soruların biraz da olsa cevaplarını almak için içsel bir bakışı yakalayacağım netlik arayışı içindeyim.
Şu ilaçtan ben de azcık alsam iyi olacak galiba :) uykuu :)


Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#505
Geçen sabah benim olduğum durum, başımın içi boşalmıştı sanki ve gün boyu sürdü. Ense kökümden başlayıp, şakalarımda hissettiğim ağrıyla, doğru düzgün düşünmeden ağzımdan akıyordu cümleler ve hiç bu kadar akıcı konuştuğumu hatırlamıyorum. Papatya, melisa çayları ve karışımları iyi geliyor diye biliyorum.

Dün, yani bu sabaha karşı uyuyamayınca, düşünüyorsun tabiki :) İçinde olduğumuz evren plazma gibi ve sürekli bir akışın içindeyiz, gördüğümüz ve hissettiğimiz herşeyle beraber akarken denk geldiğimiz dalgalar bizleri etkiliyor. (Henüz keşfedememiş olmamızla beraber, aniden ortaya çıkan karadeliklerin nedenide bu olamaz mı?) Bildiğimiz herşey bir enerji ve enerji alışverişinde olduğumuz herşey dünya ile sınırlı değil, dalgalarda birer enerji vorteksi, yada öyle birşey. Ne kadar öğrendiysek, ne kadar bilgiliysek dalgalar da sörf yapabilmemizde o kadar mümkün. Bunları ben mi düşündüm yoksa biryerde mi duydum bilmiyorum...
 

Alemtac

#506
Bence hissettiğimiz ağrının sebebi, üzerinde olduğumuz bir dalga olabilir, yada içimizden geçen bir dalga...ya her neyse işte, daha fazla uğraşmıyacağım, bu kadar düşünmek iyi değil:))
 

Alemtac

#507
Bu aralar sanırım, enerjilerimin uymadığı kişilerle ayrılık zamanı.

Hepimiz yola eşit başlarken, yani aynı enerji düzeyindeyken, nasıl oluyor da sonradan farklılaşıyoruz? Geçmiş yaşamlarımızdan öğrendiklerimiz, şimdide yaşadıklarımızda kılavuz oluyor bizlere. Heran yaşantımızda öğrenme sürecindeyken, benzer sorunlarla karşılaşan bir başkası farklı hareket edebiliyor. Hangisi doğru hareket? işte bu konuda yorum yapamayız çünkü yanlış/doğru diye birşey yoktur. Yargılamamak kavramının nedeni de bu değil mi? Herkesin kendi yaşantısı içinde kendine göre seçtiği yol en doğrudur. Sürekli karşımıza çıkan aynı sorunlar aslında birer uyarıcıdır. Öğrenemedin, öğrenmen için başka şekilde, başka kimlikte karşındayım der, sorunlar.

Öğrendikçe enerjimiz değişir, öğrenemedikçe aynı enerjide takılırız. Beraber yürüdüğümüz insanlarla konuştuğumuz dil bile farklılaşır, birbirimizi anlayamaz, hissedemez hale geliriz. Aramızdaki bağ lastik gibi uzar ve sonunda direnci yenik düşerek kopar.
 

Alemtac

#508
Az önce acaip sinirlendim, hani demiştim ya...birtek asabiyet yok diye, al işte :)) Oğluma dedim ki; "yarın eczaneler kapalı olacak, talcid ve coumadinim bitiyor, alalım bugünden", "kapalımı neden?", "çünkü boykot var", "neden boykot yapıyorlar?", "çünkü eczaneler kapatılıyor", "iyide neden boykot yapıyorlar?", "çünkü eczaneler kapatılıyor ve hükümeti protesto etmek için yarın boykot yapıyorlar", "benim soruma neden cevap vermiyorsun, neden boykot yapıyorlar diye soruyorum", "aaaaa, söylüyorum ya, hükümet eczaneleri kapatıyor, bunu için boykot yapıyorlar, yarın eczaneler kapalı olacak", "deminden beri neden böyle söylemiyorsun", "deminden beri aynı şeyi söylüyorum", "hayır söylemiyorsun".....söyledim, söylemedin şeklinde ve al baştan izahlarla süren bir konuşmanın ardından, bilgisayarın başına kaçtım yine. Neyse şimdi sakinim, oğlucuğumun yanına gideyim :))
 

Tgur

#509
Eczanelerin kapanma hadisesini anlamadıysanız , ilaç bulamam şeklinde endişe etmemeniz için, mevcudiyetimi hatırlatayım sevgili Alemtaç kardeşim,
Eczaneleri bir günlüğüne kapatıyoruz ,zira bir tarafta ilaç konusunu baştan çok doğal ve kolay yaygın hale getirip parsa toplayanlar ,mevcut gelirle bu işin altından kalkamayacaklarını anladılar ,sıyrılmak istiyorlar, ama bu arada parasal zorluğun büyük kısmını ilaç firmaları ile beraber sadece eczacının üstüne senelerce yıktıkları için ve artık eczacı kesiminde de bu yükü kaldıracak hal ve para kalmadığından bıçak kemiğe dayandı ,bu uyarı kapanması ile reaksiyon başladı ,anlayacağınız verilen sözler katiyen tutulmadı ve eriyen ,mesleğini, ekonomik halini düzeltmek telaşından uygulayamayan eczacının bu yoldan sesini duyurmasından başka çaresi kalmadı.

Diğer yandan ilaç bulma konusunda sizi mahrum bırakmayacığımızı hatırlatayım dedim  ,

Bu vesileyle size ve diğer dostlara sevgi ve selamlarımı sunarım..
Yazacağım ama dünyasal bu gürültü yüzünden bir rahat nefes alamadım bu aralar..