Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

SÖZLER-ESKİLER,YENİLER

Başlatan Tgur, 27 Temmuz 2009, 10:06:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

Şu aralar bu bölümü çok boşlamışım ilaveler gerek,

İmtihansız bir hayat ipsiz uçurtmadır
Ne kadar uğraşırsanız uğraşın yükseltemezsiniz

sybleman

Yenilerini bekleriz Tgur abi. Eski hazinelerini ara sıra açar okurum bu bölümden. Hepsi ayrı ayrı incelenmeli satır satır.

Tgur

Olur sybleman ,bilgisayarıma geçtiğimde diğerlerini tarayıp bulayım.

Tgur

#93
En eskilerden,
Sözler bölümüne başlarken kaydetmişim,kim bilir hangi aydınlanma enerjileri ile yıkanırken yani bilinç uçarken,
               01.01.2003
Sonsuzluğun ötesinde
Başlangıcım ben
Bu kaotik kozmosta
Saklanmışım ben,


Neyim, kimim aranırken
Karanlıktan bilgiyle
Aklanmışım ben,


Beyaz, siyah, mavi , yeşil
Renkler ile uyuşmuşken
Gri gri bulutlara
Yaslanmışım ben,


Elim kalpde , özüm birde
Gözlerimi yummuş iken
Hakikati fark edince
Altın altın ışıyarak
Parlamışım ben,


Bu dünyada adım ..... imiş
Asıl adım özde kalsın,
Bu sözleri okuyanlar
Şu abdala şaşa kalsın.


Tgur

            05.01.2003
Kafiyeler bahane ifade esastır
Gerçek manadadır anlayana hastır
Madde mana karışık fark edene
Maddeye takılmışa sonda hayat yastır


Yıldızlardan fal tuttum , gerçek bu mu bakalım
Geleceği bilmekse düşünsene be aklım
Her şey  sende meknuz , olacaklar senledir
Anlatamadım yıllarca yok ki benim sakalım


İyi düşün iyi olsun , kötülük uzaklaşsın
Has düşün , halis ol cennet sana yaklaşsın
Cehennem  cehennem dedikleri
Kötü us , kötü nefes , anlamazsan pek safsın


Bu işler sanma ki bildiğin doğal
Çözemezsin düşünerek dünyasal
Amerikan düzeni ,İngiliz oyunu demek maval
Gelmedi insanıma evvelden böyle bir hal

Bilginin hislerle kavrandığı an
Varırsın gerçeğe suhuletle
İşte o an.;
Brlikteki zaman..

İnsan mı şahlandı bilgi mi hayret
Bu anın güzelliğini seyret
Mor billurlar ışıltısında
Gerçeğin bu olduğunu fark et.

Çevre her şey , merkez birlik
Genişleyen zannın hiçlik
Boyutların merdiveni
Bilgideki zengin dirlik

Gerçek nedir, ben neyim
Odak nedir , çember miyim
Zaman nedir , neredeyim
Anladım ki , herkesleyim

Bu satırlar biter gibi
Sonlamalı bu klibi
..... diye varmış biri
Beğenmiyor kafiyemi


Tgur

Şu aralar oluşturduğum dörtlük de kayıtsız kalmasın

12.08.2025

Yaşam bir fıkradır
Biz figüran oldukça
Hayat bazen acıdır
Hırs baş aktöre kaydıkça

Tgur


16.08.2025

 Saflık iyidir zihinleri arıtır
Çetrefilli bellek kişileri karartır
Meramın doğruyu bulmak ise
Sadeyi gör basidi sev
Öze kolay kavuşmaktır

Tgur

#97
Bazı dostlar eskilerden başka neler var diye benden istekte bulunmuşlardı kurcalarken yorumlarının arasında bozadinin sordugu bir soruya cevapta ve eski sitede bu karalamayı koymuştum,

Şimdi bu bölüme koymayı istedim.
Özel sebeplerle toplantılara katılamıyorum ancak böyle serbest boşluklarda dolaşayım dedim.


               21.05.2006
Bazen ejderhanın alev dili,bazen bir ceylan gözünün irisi
Bazen bir beygirin akciğer alveolü, bazen gergedanın derisi
Bazen taşta sert bir molekül,bazen toprak serpintisi
Bazen bunları okuyanın hayret etmiş beyin hücresi
Bazen Mozartın prelüdünde bir mezür
Sahi bu yazılanlar nedir
Bilinç okyanusuna bunları hissedince girilir



Tgur

Şu dörtlüyü unutmuşum,

Zihnim bedenim ellerim
Bu dünyada onu gösteririm
Gözlerimle etrafa baktığımda
Yine hep onu seyrederim

Tgur

#99
Bir zamanlar Spinoza'nın şu sözünün altına bir dörtlük döşemiştim pek severim şartlanmış bilinci başka türlü çalıştırır,
Aradım bulamadım yenisini kaleme aldım,

Mantık efendin değil hizmetkarın olursa
Gerçekler özünde yeni bir yol bulursa
Kulvarlar yok olur ufuk açılır
Nefesin başkadır hürriyet solunursa

Tgur

#100
Bugün bir dörtlük yazdım herkes görsün istedim hastasıyım bu dörtlüklerin,

21.12.2025
Ömür biter yol bitmez
Merak dediğin ise hiç sönmez
Sonu bilip durmayı arzularsan
Takılmışsın çıkmaza o yol  bir yere gitmez

Tgur

Buradaki kayıtlara girsin maksadıyla bu dörtlüğü yapıştırıyorum.

Şubat 2026
Madde aleminde ayırım baştandır
Artı ile eksinin arası sanki taştandır
Bu taşı kıracak kuvvet bilgide olsa da
Özle yoğuramazsan sonun hüsrandır

Tgur

19.02.2026
Durmadan dörtlükleri sıralamak ne demek
Ne tür bir uğraşıdır neden bu emek
Kıssadan hisseyi maniyle uzatmadan
Zihinlere sıkmadan boca etmek

Tgur

#103
Sahne Ankara opera binası sahnesi sesi güzel bir aktör bu şiiri okuyor ve ben bir grup harbokulu talebesi ile yaratılan peyzajda figüranım

Dinsel temalar bol olsa da siz gelişmiş farkındalıkla gelmiş olduğunuz evrensel gözle olayı süzün ve tarihimizi şöyle bir yoklayın,

Tam bu zamanda ortamda emperyalistlerin sürdürdüğü  kahreden bir savaşın olduğu anda ülkemizin nelerle karşılaştığını belirten neler geçirdiğini söyleyen bu şiiri neden aktarmayayım.

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
MEHMET AKİF ERSOY
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.



Tgur

#104
Hayvan katliamını pek tasvip etmesem de bir fırsat bulup bayram ve tatil yapan dostları gönülden kutlarım,
Bence ideal insan doğaya hayvana insana zarar vermeyendir☺️

https://youtu.be/haibIAXpkz8?si=fbKD12BNuqlcsMJa