Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_Qui-gon jinn

Spiritüel bir forumda siyasi gündemin tartışılması gerekliliği üzerine

Başlatan Qui-gon jinn, 27 Haziran 2025, 01:27:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Dionysos gibi, içinden çıkamadığın egosal sorunlarının yıkıcı öfkesiyle hem Laura'ları hem bu forumu "tırmalıyorsun".

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 26 Haziran 2025, 05:58:50 Herhangi bir şeyin "sonlu", geçici olması, onu bir nevi anlamsız kılıyor çok kişinin nezdinde, lakin tersine ben asıl "sonsuzluk" kavramının kendisinin herşeyi anlamsız kıldığını düşünüyorum.Bilmem ki yanlış mı düşünüyorum...

"Anlam" konusunda her daim bu paradoks ve bir boşluk içerisindeyim. Belki de hiçbir şeyin "gerçek" olmaması sorun...

İçsel olarak sonsuz bir boşluktan durmadan düşüyor gibi hissediyorum.Elimi uzatıyor, tutunacak birşey arıyor ama bulamıyorum, hiçbir şey gerçek değil çünkü, öyle biliyorum.Bilmem ki yanlış mı biliyorum...
Son günlerde olağanüstü keyifsiz, herşeye isteksiz hale geldiğini falan yazmıştın diye hatırlıyorum, bu mesajda veya diğer bir mesajda. Seninle ilgili esas tartışılması gereken mevzu bu sanırım.

bozadi

Aşırı dünyevi (3Y) etkiler altında kalma ile dünyaya karşı aşırı duyarsızlık uçları arasında gidip geliyorsun.

"Siyaset" eleştirin tamamen bir mazeret. Kutuplar arasında gidip gelirken siyasetin aşırı etkisi altında kaldığın zamanların ürettiği nefretten ve kısırdöngüden kurtulma ihtiyacını/isteğini ifade ediyorsun dolaylı olarak.

Eleştirdiğin şeyin en büyük, en başta gelen örneği sensin. Dünyevilikten kurtulmak istiyorsun ama zıt kutuplar arasında gidip gelirken herkesten daha dünyevi olduğun birçok durum yaşıyor olmanın derin çelişkisini yaşıyorsun. Bu kısırdöngü seni giderek çıldırtıyor. Çözüm konusunda karamsarsın.

benguonat

Ben @Qui-gon jinn in mesajını tırmandırıcı bir mesaj olarak algılamamıştım.

Ben kendi içindeki anlaşmazlığı çözmek konusuna ilk olarak odaklanıyorum. Siyaset konularına da yorum belirtmiyorum çünkü bu derece milyonların dahil olduğu konuya daha kendi içimdeki savaşı bitirmeden dahil olmak beni yamultabilir. Ve bu konulara girersem baya tarih araştırmam gerektiğini düşünüyorum. Tamamen ayrı bir uzmanlık alanı. Şu an medyada yansıtılanların da baya çarpıtılmış olduğuna dair bir sezgim var.

Qui-gon jinn

Alıntı yapılan: bozadi - 27 Haziran 2025, 22:59:25 Maharaj'ın öğretisine dair bu kadar bağlamdan kopuk bir yorum yapabileceğini düşünmemiştim doğrusu. Evet, Maharaj sıradan bir insan hayatı (okul, iş, güç, aile, vs) yaşayıp yalnızca boş zamanlarında belirli birşeye odaklanarak aydınlanma doğrultusunda ilerlenebileceğini söylüyor.

Bilinç alternatif gerçeklikler arasında yolculuk ediyor diye biliyorum. Şayet doğrusu senin söylediğin gibi ise eğer, bir olasılık, diyorum ki öyle ise sanırım ben alternatif gerçeklik Maharaj'larından birine denk geldim, yanlışa düştüm ve bağlamından kopuk bir yorum yapmış oldum. Böyle olmuş olabilir. İkimizinde çalıştığı Maharaj'lar gerçekten de farklı olabilir, çünkü ben paylaştığın alıntılardan da yine söylediğinden farklı bir sonuç çıkarıyorum. "Multiverse" işte kardeşim ne yaparsın, sen lütfen kusuruma bakma, herhalde senin söylediğin gibidir...

Bir üstat eğer ortaya her hangi bir teori atarsanız ve buna dair kanıtlar toplamak isterseniz, bu mümkündür demişti. Varoluşun doğası gereği herşey mümkün değil mi zaten, "Objektif Realite"de öyle olsa da, olmasa da...

Velhasıl kardeşim, yazılanlara bakıyorum da, benim yazdıklarıma karşı, her zaman tersi yönde kanıtlar bulup, kendi bakış açınızdan doğan bir algı ve varsayıma doğru çekiyorsunuz söylediklerimi ki, kendi kendime "işte bu yüzden bazen hiç yorum yapmak istemiyorum" diyorum...

Şimdi şuraya takıldım mesela;

Alıntı yapılan: bozadi - 27 Haziran 2025, 22:59:25 Putin Rusya'sının müttefikleriyle birlikte ABD ve müttefiklerine (İlüminati'ye) yaşatmakta olduğu "acılı uyanışın" haberini K'lardan erkenden öğrenmmiştik ve dünya sahnesinde bunun gerçekleşmesini izlemek oldukça keyifli geldi bana. ABD merkezli İlüminati tezgahının çökmesini izlemek olağanüstü bir keyif.

Ve şöyle düşündüm;

Bozadi uyanış yaşandığını ve İlüminati tezgahının çökmesini olağanüstü bir keyif içerisinde izlediği söylüyor ama durum böyle mi gerçekten? Çünkü ben yakın zamanda Dünya üzerinde istenen uyanışın sağlanamaması dolayısı ile Quorum'un 40 yıl sonra tekrar toplandığını ve insan ırkına daha fazla baskı yapılması doğrultusunda kararlar aldığına dair bilgiler hatırlıyorum...

Şimdi ben bu düşüncemi dile getirmek istediğimde, sen yine başka kanıtlarla mı geleceksin acaba diye çekiniyor ve düşüncemi paylaşma noktasında kararsızlık içerisinde kalıyorum açıkcası...

Benguonat başka şekilde algılamış mesajımı mesela, şimdi kimin algısı doğru? Hangisini baz almalı? Hangi yönde dile getirmeliyim sözlerimi? "Yanlış yok, sadece yorumlar var" demişlerdi. Sanırım gerçekten de ne kadar varlık varsa, o kadar farklı bakış açısı var varoluşta. Bu ayrılık ilüzyonu içerisinde de, en iyisi çenemi kapatıp susmak gerkiyor sanırım, çünkü ne söylersem söyleyeyim Mevlana üstadın söylediği gibi ancak karşındakinin anlayacağı kadar olacaktır. "Bir"de buluşmadığımız sürece tersi de mümkün değil gibi...

Evet bunu yazdım;

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 26 Haziran 2025, 05:58:50 Herhangi bir şeyin "sonlu", geçici olması, onu bir nevi anlamsız kılıyor çok kişinin nezdinde, lakin tersine ben asıl "sonsuzluk" kavramının kendisinin herşeyi anlamsız kıldığını düşünüyorum.Bilmem ki yanlış mı düşünüyorum...

"Anlam" konusunda her daim bu paradoks ve bir boşluk içerisindeyim. Belki de hiçbir şeyin "gerçek" olmaması sorun...

İçsel olarak sonsuz bir boşluktan durmadan düşüyor gibi hissediyorum.Elimi uzatıyor, tutunacak birşey arıyor ama bulamıyorum, hiçbir şey gerçek değil çünkü, öyle biliyorum.Bilmem ki yanlış mı biliyorum...

Ve şimdi buna bir ekleme de yapmak istiyorum ki, o da; bu halde kendim için düşündüğüm en iyi seçeneğin belki de bir "Ruh parçalanması" veya "Mutlak yokluğa" gidiş olabileceğidir. Yerime konacak primal atom ise uğraşsın dursun artık bunlarla, banane... Vallahi her geçen gün en iyi seçeneğin bu olduğuna dair kanaate daha bir yaklaşır oluyorum maalesef...

Hepinize sevgiler.

---

(Ayrıca not edeyim bende bir tarih tutkunuyumdur ve birazdan her gece olduğu gibi "İşte Benim Stilim"in tekrarını izlemeye oturacağım" ve ayrıca unutmadan şairin dediği gibi "Aşksız geçem ömrüme de yazıklar olsun"...)

benguonat

Ya ben mi yanlış hatırlıyorum yakın bir zamanda gene konuşulan konular siyasi olmuştu ve forumun odağını kaydırmıştı. Hatta @bozadi o zaman bh'leşmek için ne yapmak gerek başlığına bu durumu yazıp bir düşünce akışı paylaşmıştı diye hatırlıyorum. Başka insanlar da katkı yapmıştı konuya ve çok güzel bilgiler var orada benim için. Esasında zıt düşünmüyorsunuz sanırım? Veya bozadi şöyle düşünüyor muhtemelen, kendi kendini iyi ettikçe odak yavaş yavaş toplum düzeyine kayıyor bu yüzden siyasi konular neden ele alınmasın? Neden yeni bakış açıları getirilmesin? Bu da mantıklı. Ama ben o arınmışlık ve kültür seviyesinde henüz olmadığım için okurum yorum yapmam 😅

bozadi

Dionysos ve Qui'ye yönelik şiddetli "ego" ithamlarımda aşırıya kaçıp üstelik kendi egomu da yok saydım sanırım. Bundan dolayı özür dilerim. Biraz içe çekilmeye ihtiyacım var. Bu ve özel bazı nedenlerle forum katılımıma birkaç gün (veya belki biraz daha uzun) ara vermem gerekiyor. Çeviri çalışmalarına dönünce devam edebileceğim. Görüşmek üzere.

Qui-gon jinn

Benguonat sen forumda yeni sayılırsın, o sebeple belki denk gelmemişindir diye söylüyorum, bu harala gürele pek yeni değildir, 15 sene önce falanda vardı, hatta bak 11 yıl öncesinden bir başlık bile var;

https://www.baskalarinahizmet.com/karalama-defteri/qui-gon-jinn-arkadasimizla-yasadigim-bir-catisma-kalibina-dair/msg11380/#msg11380

11 yıl ha! Ulen şaka maka yaşlandık valla, hakkaten kahvehane'de konuşan dayılar gibi olduk iyi mi...Neyse bacım, dediğim gibi sen çok takılmayasın, gördüğün gibi forum cephesinde değişen yeni bir şey yok, en azından bu yönden pek yok...:)

Ve estağfurullah Bozadi kardeşim, özür dilenecek birşey yoktur bence. Hepnize sevgiler.
---

(Aslında 6KH ile ilgili birşeyle yazacatım ama boşver şimdi, belki başka zaman... Ha bu arada unutmadan şu önemli durum güncellemesini eklemeden geçmeyeyim ama, efendim aşırı üşengeçliğimi bir yana bırakarak sanırım 5 yıl önce almaya niyetlendiğim masa pırpırını en nihayetinde almış bulunuyorum. Artık yazları arka camdan sırtıma esen rüzgara karşı, ön taraftan da yüzüme doğru rüzgarlar estirebiliyorum, artık rüzgar nerden eserse..., lakin pırpırı biraz büyük almışım galiba, fena üfürüyor namussuz, valla "üşütmessek" iyidir diyorum, yani daha fazla...:)


benguonat

Yine Pleiades Öğretileri'nden alıntı yapıyorum:

Alıntı YapKurban zihniyetini paylaştığınız her zaman insanlara güçsüz oldukları ve bu olasılığı sizin için ortak bir hale getirdiğiniz mesajını verirsiniz. Başkalarının drama ve derslerini onurlandırmayı öğrenmek zorundasınız. Gazetelerin size, belli bir senaryoya katılan herkes için varolan değişim olanağını anlatmayacağının farkına varın; çünkü gazeteler olayları bu şekilde anlatmaz ya da izlemez. Olayların altında yatan eşzamanlılıkları anlamıyorsunuz. Medyanız yalnızca -sözüm ona- dışsal olguları ortaya koyar, insan dramaları ve derslerine eşlik eden duygusal anlamın zengin ırmak yatağını ise görmezden gelir.
 
Birisinin kurban gibi göründüğü dramalara karışanlar normal olarak duygularından o denli kopukturlar ki hissettikleriyle düşüncelerini birleştiremezler. Kurbanlar kurbanları bulur. Zafer kazananlar zafer kazananları. Onun için lütfen, insanların umutsuz kurbanlarmış gibi göründüğü herhangi bir gazetecilik olayında ya da dünya dramasında, onları ve kendi dramalarını yaratmalarını selamlayan kendinizi onurlandırın. Bir şeyler öğrenmenizi gerektirecek bir gerçeklik olmayabilir ya da katılma ihtiyacı hissedeceğiniz bir şey olabilir. Başkalarının ışığa ulaşmak için yoğun alemlerden geçmeleri gerektiğini anlamak zorundasınız. Kimi zaman aydınlanmaların en büyüğü en büyük felaketlerde, en büyük zorluklarda yatar.


Daha önce değişik ortamlarda dile getirdiğim zaman değişik bakışlarla ve yorumlarla karşılaştığım düşüncelerimin burada farklı bir şekilde ifade edilmesine hem şaşırdım hem sevindim. Öyle ki tek bu fikirde olan ben değilmişim. Önceki mesajlarda belirtildiği gibi, bağnazlık ve kapalı fikirlilik toplumun her kesiminde mevcut. Eğer dünyada olan olaylar siyaset üstü bir şekilde yorumlanmaya kalkılırsa yüzümüze tokat gibi çarpan dünya ve insanlık gerçeklikleriyle karşılaşırız diye düşünüyorum. Asla medyanın yaptığı gibi bir yorum olmaz hatta garip tepkiler bile çekebilir. Ama bazı insanlar için de çok aydınlatıcı olur.👍🏻

bozadi

Şu birkaç günde kendimde bilinç bulanıklığı olarak gördüğüm şeyden biraz arınmaya çalıştım. Temiz, berrak bilincin nasıl birşey olduğunu hatırlamaya çalıştım. Şimdilik, daha önce de vardığım ama zaman içinde biraz koptuğum bir çıkarıma tekrar vardım. Dünyanın (hayatımızın) en kolay ve aynı anda en zor işi denebilir buna.

Bilinçsel (ruhsal) olarak kendini mütemadiyen iyileştirme, ilerletme, yükseltme, derinleştirme işi ve yeteneği. Bu öyle birşey ki, diğer herşey "sahte" sayılabilir. Hayatınızın, varlığınızın en temel mekaniğidir bu sanırım. Kendini gerçekleştirme süreci de denebilir.

Dünyada olmasaydınız da bu böyle olacaktı. Nerede olursanız olun, bu hiç değişmeyecek. Özünüze, bütüne, birliğe doğru ilerleyiştir bu, bazen yavaşlasa, dursa, hatta gerilese de.

Siz herşeyden önce geliyorsunuz. Önce kendi sağlığınızı, iyiliğinizi düşünüp gereğini yapmaktan doğal olarak sorumlusunuz. Siz iyi olmazsanız, başkalarının iyiliğine nasıl katkıda bulunabilirsiniz?

Dünya, hayat, aile, iş, sosyal yaşam. Ya, tamam, hepsi doğal, hepsi normal ve hatta belki gerekli. Ama inanın hepsi ve herşey sahte, eğer sizin kendinizi iyileştirme işinizle ve yeteneğinizle karşılaştırılırsa. Hiçbir şey gerçek manada bundan daha öncelikli, daha gerçek, daha "hayati" olamaz.

Tam şu anda iyi misiniz? Veya şu anda kendinizi iyileştiriyor musunuz? Yoksa başka "işlerle" mi meşgulsünüz?

Elbette, kastetmeye çalıştığım şeyi daha iyi açıklayabilmem gerekiyor ki bu yazdıklarımın niteliği ve niyeti gerçekten anlaşılabilsin.

Giderek daha net açıklamaya çalışacağım bu "iyilik" ve "iyileşme" halinin, işinin ve yeteneğinin öneminin başlıca nedenlerinden biri şu: Bunu yapmazsanız, bilinçli olarak farkına bile varmadan negatif, manipülatif etkiler altına girerek savrulmanız, kaybolmanız, ve iyiliğinizde belki ciddi seviyelere ulaşabilecek kayıplar yaşamanız çok kolay hale gelebilir.


bozadi

Aleyhteki tüm koşullara rağmen şimdi ve burada kendi iradenizle iyi olmayı başarabilmek ne demek, biliyor musunuz? Dünyada, hayatta, bundan daha önemli, daha değerli birşey yoktur, diyorum. En büyük işiniz, en büyük yeteneğiniz budur.

"Aleyteki tüm koşullar" derken, dünya hayatı dediğimiz şeyin neredeyse tamamı demek bu. Ve ısrar ediyorum: O "aleyhteki koşulları" (dünyayı, dünya hayatını) kendinizi iyileştirme yeteneğinizden daha önemli görmeyin sakın. Hatta "gerçek" olarak bile görmeyin, ki bence değil. Gerçek olsa ne olur? Kendi iyiliğinize bilinçli bir şekilde sahip çıkamayacaksanız, ilk ve en önemli işiniz olarak görmeyecekseniz, başka herhangi birşeyin gerçekliğinden size ne? Nasıl bir hayalin, hipnozun, kabusun içindesiniz?

bozadi

Mutlu olun, iyi olun, bunu sürdürün ve daima ilerletmeye uğraşın. Buna "bencillik" diyeceksek, bencil olun, sonuna kadar. Kendinizi iyi tutmak, iyiliğinizi artırmak, bunu herşeyden önemli ve öncelikli kabul etmek öyle bir bencilliktir ki, başkalarına gerçekten bir iyiliğiniz dokunacaksa, bu bencillik sayesinde dokunacaktır. Bencil olmayan bencilliktir bu. "Ben"e sahip çıkmaktır, kendinize sahip çıkmaktır.

Bu çaba en saf ve basit haliyle düşünüldüğünde aslında çabasız bir çabadır, o kadar hayatidir, doğaldır, güzeldir, gereklidir. Eksikliği, umursanmaması çok ciddi kayıplara yol açabilir.

bozadi

Bizi zarara uğratan en büyük yanılgılarımızdan, kitlesel hipnotik gafletlerimizden biri, dünya hayatının ve içeriğindeki herhangi birşeyin, iyiliğimize, yani kendimize sahip çıkışımızı sulandırmasına, zayıflatmasına, parçalamasına izin vermektir. Ve çok uzun zamandır bu dünyanın, dünya hayatının insan deneyimi açısından baskın nitelikleri öyledir ki, tam da sizin kendinizi, iyiliğinizi muhafaza edip ilerletme işinizi ve yeteneğinizi sabote etmeye tasarlıdır.

Kastettiğim şeyi anlayabilmeniz için, tüm dünyayı, tüm dünya hayatını bir çuvalın içine atıp bir kenara koyabilmeniz, iyiliğinizin/sağlığınızın temelde ondan ayrı, bağımsız ve öncelikli olduğunu anlayabilmeniz gerekir. Biz manyaklaşmış derecede önceliklendiriyoruz dünyayı. Onun saçmasapan, kaotik ve çoğunlukla da kasıtlı bir şekilde manipülatif olan rüzgarlarıyla savrulmaya, düşmeye, kalkmaya, tekrar savrulmaya alışmışız, alıştırmışız kendimizi ve buna "hayatımız" demişiz.

bozadi

Herkes için işe yarar mı bilmiyorum ama benim şu anda bir yandan dünya hayatını yaşamaya devam ederken bir yandan da kendime sahip çıkma meselesini ele alırken yapmaya çalıştığım şey, bu ikisini birbirinden ayırmak, ayrı tutmak ve iyiliğime/varlığıma sahip çıkmayı önceliklendirmeyi giderek "kalıcı" hale getirme niyetini geliştirmeye, güçlendirmeye çalışmak.

Şu anda, belirttiğim önceliği önceliğim olarak muhafaza etmeyi beceremiyorum, hatta ondan kolayca epeyce kopup tamamen unutabiliyorum, yani ağır gaflete kapılıp kendime zarar verdiğim karanlık bir sürece girebiliyorum. Burada bu görüşlerimi paylaşmamın nedenlerinden biri de konuya daha fazla, daha uzun süre konsantre olmama yardımcı olması umudu.


bozadi

Dünya hayatından giderek bağımsızlaşmak istiyorum. Onu "kapatmaya" çalışmayı kastetmiyorum, sadece başka birşeyin önceliğini tespit etmeye, sabitlemeye çalışıyorum.

İyiliğime sahip çıkmayı, daima ilerletmeyi kendi irademle kesintisiz hale getireceğim zamanın özlemini çekiyorum. "Zaman yok" diyoruz ya hani. Evet, aslında zaman yok, öyle bir mecburiyet yok. Yeterince istesem hemen şimdi de kalıcı olarak uyanabilirim ve hatta bunu yapmaya çalışıyorum ama alışkanlık haline getirdiğim çeşitli gafletler yüzünden bunu yapmayı beceremiyorum. Kendi kendimi sabote ediyorum. Ha, ama, düşe kalka doğru yönde ilerledikçe, eninde sonunda bunu berecebileceğime, bunun doğallığına da sonuna kadar inanıyorum.

bozadi

Daha önce az-çok kafadar insanlar olduğumuz düşüncesiyle veya ihtimaliyle, kendi amacımıza odaklanacağımız komünal bir hayat yaşayabileceğimiz (belki aralıklarla ziyaret edip kalabileceğimiz) bir yere taşınma fikrini tartışmaya çalışmıştık hani. Bu tartışmaya zaten çok odaklanamamıştık, derinleşememiştik ama sonradan konu hakkında düşünürken bunun hem maddi hem manevi bazı zorluklarına dair güçlü görünen bazı olasılıklar zihnimde ağır basmıştı. Halen de basıyor. Bunu az-çok başarılı bir şekilde gerçekleştirmeyi adeta imkansız görüyorum, en azından mevcut koşullarda. Şu anda tartışmakta olduğum konu bağlamında öyle birşey yapmayı tavsiye etmeyeceğim. Ama bununla ilgili bir olasılığı düşünmenizi isteyeceğim. Üstte kastettiğim konuda, kastettiğim manada, bu bağlamda gerçekten kafadar olabilmemiz ölçüsünde, birlikte bu amaçla komünal bir yaşam denemeye başladığımızı hayal ediyorum. Tabi bir dünya dolusu zorluğu, engeli yok sayarak hayal ediyorum. Oldu ya, çok uygun bir yerde, hiçbir zaman kısıtımız olmadan, herhangi bir maddi, besinsel, konutsal vs engel de olmaksızın (normal hayatımızın iş ve güçlerinin dayattığı herhangi bir engel de olmaksızın), tamamen özgür bir şekilde nasıl bir hayat yaşayacağımızı, ne yaşayacağımızı düşünmeye çalıştım. İşte, bu birkaç mesajdır yazmaya çalıştığım konu bağlamında, birbirimize sunabileceğimiz en güzel yardımın, desteğin ne olabileceğini düşününce vardığım sonuç da bu doğal olarak: iyiliğinizi, mutluluğunuzu önceliklendirmenize, kendinize/varlığınıza sahip çıkmanıza destek olmak, sizden de aynı desteği almak isterdim. İyilik ve mutluluktan neyi kastettiğimi bir parça daha netleştirmek için şu geliyor aklıma: Herşey birdir ve iyilik-mutluluk birliğin mutlaklığına (herşeyle mutlak birleşmeye) doğru paha biçilmez bir yolculukta olduğunun farkındalığıdır sanırım. İyi olmak hayatla, gerçeklikle, birle, kendinle sevişme-bilişme halidir.