avatar_gerçek tosun paşa

Hamas İsrail'e Saldırdı: İsrail Savaş İlan ETTİ

Başlatan gerçek tosun paşa, 07 Ekim 2023, 18:52:10

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Dionysos

#150
Alıntı YapMeyssan bunun sahte bir saldırı olduğunu, İran'ın Nasrallah'ı öldürdüğünü ve Kameinei'yi de öldüreceğini söylüyor.

Bağlantlı videodan alt yorumlar

Alıntı Yapİsviçre'de yaşayan, üst orta sınıf Maruni bir aileden gelen Lübnanlı bir arkadaşım var. Thierry Meyssan ile aynı görüşü savunuyor; İran ve ABD'nin Nasrallah'ın idam edilmesi konusunda anlaşmaya vardığını düşünüyor. İran açısından bunun telafisi ne olur bilmiyorum... Hâlâ bölünmüş durumda olduğumu ve ne düşüneceğimi bilmediğimi itiraf ediyorum... Netanyahu'nun cevabı büyük ipuçları verecek.

Alıntı YapTeşekkür ederim Thierry, bundan şüpheleniyorum, benim için sadece masum Gazzelilerin, Filistinlilerin ve Lübnanlıların acısı ve inancı var ki bu doğru, gerisi tehlikeli ve rahatsız edici, korkunç ve kusmaya neden olan bir tiyatro oyunu.

Alıntı YapKorkutucu olan İran ikili bir oyun oynuyor ve ekonomisini yeniden canlandırıyor ve Filistinlilerin ve Lübnanlıların katledilmesine izin veriyor. Korkunç, paranın insanlara yaptıkları

Alıntı YapThierry Meyssan'ı anlarsam İran'da birbirine karşıt 2 baskın "blok" var: Bir yanda devrim muhafızları, diğer yanda işadamları. 1.si Hizbullah'ı destekliyor, 2.si ise Filistinlileri ve Hizbullah'ı terk etmek anlamına gelse bile ABD ile yumuşama istiyor. 2'nci böylece Nasrallah'a ihanet etti ve 1'inci İsrail'e saldırarak tepki gösterdi. peki şu anda kim yönetiyor, çünkü orada işler hızla değişiyor gibi görünüyor?

Pezeshkian yeni seçildi; Batı'yı yatıştırma programını iş adamlarına yakın bir şekilde uygulamak için devrim konseyinden açık bir yetkiye sahip; ancak devrimin muhafızları, vurmak için dini liderin doğrudan onayını almış olacaktı. ? oradan ABD'nin gazabını çekmeye mi? ABD, İsrail'e sert bir yanıt vermesinde yardımcı olacağını zaten duyurdu. İran ise her türlü cevaba yanıt vereceğini açıkladı (soru kime karşı?).

Ruslar da Çinliler gibi İran'ın yanında yer almaya kararlılar; birincisi S400'ler, savaş helikopterleri ve Su35'ler (teslim edilip edilmedikleri belli değil ama anlaşma mevcut) teslim ederek, ikincileri 2016'da 25 yıllık bir askeri işbirliğine imza attılar. Meyssan, gerçekten Çin ve Rusya'nın İran gibi istikrarsız bir ortakla işbirliği yapmayı kabul ettiğini mi düşünüyorsun? Bana oldukça tartışmalı geliyor ama aynı zamanda oldukça belirsiz bir role sahip olan Hindistan'ı da Brics'e dahil ettiler, neden olmasın, bunu bize gelecek gösterecek. Ama bana öyle geliyor ki İran henüz kesin olarak çatışmaya dahil oldu, Rusya'nın da dolaylı olarak Yemen'e müdahil olduğunu söylüyorsunuz, durumu inkar etmek zor görünüyor, kimse ilk önce bakışlarını indiriyor gibi görünmüyor.
Lübnan konusunda İsrail'in tek başına kazandığını düşünmüyorum: Hizbullah Suriye'de 12 yıl boyunca savaştı, tecrübeliler, İsrail ordusu ise yedek kuvvetlerden oluşan bir ordu, Gazze'deki kurbanlar ve bugünden bu yana Güney

Lübnan'daki Hui'ler çok büyük. genç (23 yaşında kaptanlar!) ve dolayısıyla deneyimsiz.
Saygılarımla ve bu ilginç tartışma için teşekkür ederim.

Alıntı YapAnaliziniz ilginç ama pek inandırıcı değil. İran'ın Nasrallah'ın tavrını eleştirse bile ondan kurtulmak isteyeceğini hayal etmek zor. İran'ın İsrail'i uyarması ve infazı kabul etmesi anlamına gelen bir saldırıya "izin vererek" kendilerini misilleme yükümlülüğü altına soktular. Ancak İran'ın tepkisi geçen Nisan ayındaki gibi küçük bir kahkaha gösterisi değil. Canını acıtmak için vurdular ve başardılar. Yaptırımların kaldırılması için Batı'yla diyaloğu yenilemek istiyorlarsa, yöntem merak konusu.

Ben bunun yerine çok daha inandırıcı bir hipoteze yöneliyorum: İsrail gizli servisleri Hizbullah'a yüksek düzeyde sızmayı başardı ve onlara toplantı hakkında bilgi verenin bu köstebek olduğu yönünde.

İran kampında kırılmalar ve güç meseleleri olduğunu anlayabiliyoruz. Durumun neden böyle olmadığını anlamıyorum, yekpare şirketler diye bir şey yok. Öngörülmesi daha zor olan ise bu klanlardan birinin düşmanla şartlara bağlı olarak ittifakı seçmesidir, çünkü hedefi çok net göremiyoruz.

Eğer fikir gerilimi azaltmaksa tamamen başarısız olduğunu söyleyebiliriz.

Başka bir hipotez: Yükseliş hipotezi. İsrail'e, tepki vermesi veya uluslararası itibarını ve prestijini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalması gereken İran'ın elini zorlamak için saldırıyı gerçekleştirme araçlarını veriyoruz. İran'ın saldırısının ardından kaçınılmaz olarak İsrail'in tepkisi gelecek ve pompa hazır hale gelecek.

Alıntı YapSayın MEYSSAN, ithalat-ihracatla uğraşan Batılılaşmış kesimin Batı ile ilişkileri yeniden canlandırmak istediğini söyledi. Bu grubun İran Şahı zamanındaki SAVAK'a kadar uzanan Yahudi bağlantıları veya İran'a kadar uzanan bir soyları var mı?!

Alıntı Yapİran, ihanetinin ve Amerikan-Siyonist varlıkla işbirliğinin bedelini çok ama çok ağır bir şekilde ödeyecek!

Alıntı YapPeki Ruslar neden İran'la bu ittifakın gerçekleşmesine izin versin? İran cumhurbaşkanının Amerikalılara yakın olduğu için öldürülmesine karışmadılar mı?

Alıntı Yapİsrail'in Suriye'deki bir Rus üssüne bugünkü saldırısı, Bay Meyssa'nın iddialarını doğrulayacak gibi görünüyor.

Alıntı YapSahte bayrak operasyonlarından sonra sahte gerçek bayrak operasyonlarına tanık oluyoruz. Daha güzel.

Alıntı YapThierry deneyimli ve saygın bir gazeteci, ne yazık ki savaş sanatında tanınan bir uzman değil, ne askeri eğitimi var ne de bir savaş muhabiri olarak tarihsel bir gidişatı var, bence deneyimli ve yetkin gazetecilerin analizlerini de dinlemeliyiz. 4'üncü ve 5'inci nesil savaş alanlarındaki insanlar için, örneğin ABD Ordusu'nun eski albayı olan ve televizyon kanalları bilgileri için yazar ve köşe yazarı olan Bay Douglas MACGREGOR'dan veya önde gelen bir yazar olan Bay Jacques BAUD'dan alıntı yapma özgürlüğünü kullanıyorum. otorite, İsviçre ordusunda eski bir albay, stratejik analist, istihbarat ve terörizm uzmanı Bayan Caroline GALACTEROS veya akranları tarafından tanınan çok deneyimli bir Fransız jeopolitolog olan Bayan Caroline GALACTEROS veya Rusya'yı tanıyan eski bir asker, jeopolitik bilim adamı Bay Xavier MOREAU ve söz konusu ülkelerin tarihsel yörüngeleri iyi. Eleştirel analizleri mantıklıdır ve kendi öznellikleri veya duyguları tarafından lekelenmez.
Mevcut durum çok karmaşık. Thierry'nin aktardığı birçok bilgi doğrulanamıyor, bu da utanç verici.

Alıntı YapBugün İran'da halk ne pahasına olursa olsun bu rejimden kurtulmak istiyor, hatta iç anketler İranlıların yüzde 88'inin köklü değişim istediğini gösteriyor.

Alıntı Yapİran'da birden fazla güç merkezinin bulunduğunu anlıyor musunuz?

Alıntı YapMeyssan'ın hipotezi tuhaf. Eğer İran'ın suç ortaklığı konusunda haklıysa anlamadığım bir şey var. Kimin aday olabileceğine kendisi karar verirken, Hamaney neden sonunda kendisine karşı çıkacak başkan adaylarını kabul ediyor? Yoksa onun da hain olacağını mı anlamalıyım?

Alıntı Yapİran sadece Tahran ve İsfahan'dan ibaret değil.

Alıntı YapDünyayı paylaştılar, artık hiçbir şey beni şaşırtmıyor!
İster tek kutuplu (Anglo-Amerikan oligarşisi) ister çok kutuplu (Bricks elitleri) küreselleşmenin arkasında aynı politika vardır; yani dünyanın seçkinler tarafından bir havuzda toplanması ve yeni bir toplum, din vb.nin az çok tutarlı ruhu. ....
Onlar Malthusçular, öjenistler, mesihçiler... yani sadece iyi niteliklere sahipler 😊
İnsanların sonunda ne kalacağından emin değilim!

Alıntı YapRichelieu, Fransa'yı feodalizmden çıkarmak için tüm çıkıntılı kafaları kesti. Karmaşık Doğu'da buna benzer bir şey yaşıyoruz. Yaklaşık dört yıl önceki Souleymani'yi düşünün. Bölgede büyük barışa hazırlanmak için tüm can sıkıcı "liderlerden" kurtuluyoruz. Netanyahu'nun endişelenecek bir şeyi olabilir. Quebec Radyosu bu konuyla alakalı; uzun zamandır. Barış sadece İsrail'le olmuyor. Ayrıca feodal olarak tanımlayabileceğim tüm kesimler de sürekli rekabet halindedir. Bu çekişmelere son vermek için, binlerce ölümle kazananı beklemek yerine, Richelieu gibi kafaları kesiyor ve aynı grupların suç ortaklığıyla İsrail dahil gruplara barışı empoze ediyoruz. Ya bu Trump planının bir parçasıysa?

Alıntı Yapİran gibi bir güç, Biden'a kilim satabilmek için müttefiki Nasrallah'ı sattı

Alıntı Yapİran erkeksidir.. İran gerçekten öyle miydi..?

Alıntı YapNormal, İsrail ve ABD direniş ekseninin sonunu istiyor, bazı İranlılar da onların sonunu istiyor.

Alıntı YapBir soru; Meyssan'ın bahsettiği petrol boru hattı İsrail-İran işbirliği olduğunu söylediği boru hattı mı? İkincisi, öldürülen Haniyeh söylediği gibi MI6 ajanı mıydı, değil miydi?

Alıntı Yapİranlı bir kaynak, Nasarallah İranlıları dinlemedi.... kimseyi kandırmaz, ne İran'da ne de başka yerde, zamanınızı boşa harcamayın.

Tüm bunlar böyle olsa bile şunu düşünürdüm. Kendi çıkar dengelerini kollayan İran hiç bir şey yapmayarak bile diğerlerinden fazla yaptı. Etkisizlerin en etkilisi

Sonuçta Rus savaşında markaja alınan Çin bile düşmandan gelecek dış etkiler, ekonomik toplumsal dalgalanamalar ve kırılganlıktan kaçınma vb nedeniyle ABD karşısında pasif kaldı. O halde İran'ı da böyle ele alırdım. Korkak kahramanlar

Tüm bunlar enim için fazla karmaşık ve ne oluyorsa o oluyordur

Şu var. K'lar Ruslarla ilgili; batının kötülüğünü anlama konusunda ne kadar kötü olduklarını görmek ya da duna inanmak istemiyorlar vb. bir şey  dedi. Aynısı olabilir. Hala ilaç aldığın yer. .Teknoloji üssü.
Bize batının modern kültürü temsil ettiği ileri seçkinler vb olacağı aşılandı. Diğer yönü ise cinselliği ,cinsel ilericiliği içeriyor. Gizli çekimi yaratanlardan biri.
Çin de bu zaaf var. Belki her yerde. Alıyorsun. Öykünüyorsun. Yani teknolojin, toplumsal yaşam biçimin hatta seks kültürün onlardan alıntı çalıntı ve olası rol modeller.

https://x.com/LanoyEric54247/status/1841593045978120380
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi


bozadi

İsrail'in son zamanlarda Suriye'deki Rus üslerine ve unsurlarına saldırılarının arttığına dair haberler gelmeye devam ediyor.

Rusya ile İsrail arasında ilginç bir dans vardı. Düşman sayılabilecek pozisyonda olmalarına rağmen, birbirlerinin işlerine "burnunu sokmama" şeklinde bir tür adı konmamış anlaşma veya uzlaşma gibi. Ama bunun sonsuza kadar süremeyeceği belliydi. Hatta İsrail'in Rus uçaklarına saldırıları veya sabotajları hakkında şeyler söylenmişti celselerde. Haberlere yansımadığı halde, İsrail Rusya'ya karşı düşmanlığını ve tehditlerini "cömertçe paylaştı" sanırım. Rusya bunun "fazlasıyla" farkında ama o da İsrail gibi psikopata bağlasa, kısa süre içinde dünya yaşanmayacak hale gelir. O yüzden Rusya pek çok ülkeye olduğu gibi İsrail'e karşı da epeyce sabırlı, alttan alan bir tavır izledi ama sanıyorum ki İsrail artık Rusya'ya olan düşmanlığını ve saldırganlığını alenen göstermekten sakınmayacağı bir noktaya doğru hızla ilerliyor.

İsrail yönetiminin artık gizlemekten, bastırmaktan bıkıp usandığı psikopatlığın tırmanış sürecinde İsrail yönetimine karşı bitirici bir hamle yapacak olan güç Rusya mı olur, bilmiyorum, ama o veya bu şekilde Rusya'nın bunda önemli bir etkisi olacağını tahmin ediyorum.

sybleman

Rusyanin tavrı ilginç. Ya İsrail'e birlik olacak ve Suriyeyi paylasacaklar abd rusya ve İsrail. Ki bu durumda sağlam bir kazık yedik demektir. Ya da İsraile karşı çıkmak için bir ittifak kurulacak ki bu da 3.dunya savaşına girdik demektir. İki türlü de sonu bizim için iyi olmayacak senaryolara doğru giriliyor.

Dionysos

#154
ve hikayeyi bugün öğreniyoruz

Alıntı Yapİsrail, Yahya Sinwar'ı sonsuza dek zindanda tutacaktı, çünkü Sinwar onların iğrenç işgaline direnmeye cesaret etti. Serbest bırakılmasının tek nedeni bir esir takasıydı.

Bundan sonra Sinwar, kendisiyle birlikte İsrail zindanlarında çürüyen diğer tüm mahkumları kurtarmak istedi.

İşte bu yüzden İsrailli yasadışılar ve teröristler 7 Ekim'de esir alındı.

Bu planın eninde sonunda İsrail'in sonunu getireceğini bilmiyordu.   

https://x.com/Partisangirl/status/1848198586124914742
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Alıntı YapC: Görmüyor musunuz? Yaser Arafat olmanın nasıl birşey olduğunu hayal edin. Algılarınıza bakın. Şimdi ne yapıyor?

C: "Eğer olayları takip ediyor olsaydınız, şu anda Yaser Arafat'ın çok uzun bir zamandır düşman olan İsraillilerle barış yaparak tüm dünyayı sırtlamaya çalıştığını görürdünüz. Dolayısıyla o bir barış yapıcısı ve bilgi dağıtıcısı

Alıntı Yap4 Kasım 1995. İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin (73 yaşında), Tel Aviv'deki bir barış mitinginin sonunda arabasına doğru yürürken 27 yaşındaki İsrailli sağcı hukuk öğrencisi Yigal Amir tarafından vurularak öldürüldü. Amir polise tek başına hareket ettiğini söyledi.

Alıntı Yapİzak Rabin, İsrailli asker ve politikacı. İsrail'in 5. Başbakanı olan Rabin, 1974-77 yılları arasında ve 1992 ile 1995 yılındaki suikastına kadar olan süre olmak üzere iki dönem başbakanlık yaptı. 1994 yılında Rabin, Şimon Peres ve Yaser Arafat ile birlikte Nobel Barış Ödülü'nü kazandı.

Yigal Amir adında, aşırı sağcı bir İsrailli radikal tarafından Oslo Anlaşmasını imzalamasından dolayı suikasta uğradı.
Alıntı YapOslo I Anlaşması , resmen Geçici Yönetim Düzenleme İlkelerinin Bildirgesi olarak adlandırılır ve Filistin-İsrail çatışması için bir dönüm noktasıdır. Bu görüşme, İsrail ile Filistin temsilcilerinin üst düzeyde ilk doğrudan yüz yüze anlaşma çabası olarak tarihe geçmiştir. Bu anlaşma görüşmeleri İsrail ve Filistinliler arasındaki çatışmaların iki taraf arasında kalan nihai olarak çözecek bir anlaşma ve gelecekteki ilişkiler için bir çerçeve olarak düşünülmüştü.

https://x.com/FXMC1957/status/1853360051945169367

https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zak_Rabin
https://tr.wikipedia.org/wiki/Oslo_I_Anla%C5%9Fmas%C4%B1
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#156
Son günlerde Trump ile Netanyahu arasında ciddi gerilim tırmanmaları olduğu anlaşılıyor:


Trump'ın İsrail'in en büyük destekçisiymiş gibi davranmasının, üzerindeki ağır derin devlet baskısını hafifletmeye yönelik bir strateji olduğu baştan belliydi. Trump ABD'nin Ortadoğu'da ne işi olduğunu sorgulayan, IŞİD'in bizzat Obama yönetimi sırasında ABD tarafından kurulduğunu söylemiş biri. Tabi böyle olunca Amerikan derin devletinin suikast girişimlerine varan baskılarıyla karşılaşıyor. Bu baskıları hafifletmek için de, ABD'nin Ortadoğu'dan çıkmasını kesinlikle istemeyen İsrail hükümetini sonuna kadar destekliyormuş gibi çirkin bir oyun oynamak zorunda hissetti kendini.

Ama Trump şimdi iktidarını güçlendirdikçe ve özgüveni arttıkça, Netanyahu'nun ABD'yi Ortadoğu savaş bataklığına iyice çekmeye yönelik manipülasyonlarına sert tepki göstermeye başladı. Trump İsrail'in İran'a savaş açma projesini desteklemiyor, barış yapılmasını istiyor. Bu düşünce Netanyahu hükümetinin kesinlikle hoşuna gitmedi tabi, çünkü Filistin'in tamamen İsrail kontrolüne girmesi ve ardından İsrail'in bölgesel gücünü ve hakimiyetini giderek artırması projesi, ABD ve müttefiklerinin İran'ı güçlü bir şekilde ezmesine, en azından İsrail'e direnç göstermeyecek hale getirmesine bağlı. İran her ne kadar çok kirli bir ilişkiler ağı içinde ciddi oranda yozlaşmış durumda olsa da, "İsrail'in baş düşmanı" pozisyonunun hala önemli bir geçerliliği var gibi görünüyor. İsrail, İran devlet yönetimini kendi politikasına tamamen boyun eğdirebileceği düzeyde kontrolü altına alabilmiş değil muhtemelen.

ABD devletinin ve halkının milli çıkarlarına odaklanan Trump'ın Netanyahu ile açıkça çatışmalı bir pozisyona gelmesi, çok enteresan gelişmelere yakın olduğumuzun bir işareti olabilir.

gerçek tosun paşa

Putin, Zelenski, AB ve ABD üzerinden yaşanan İstanbul ve Türkiye gelişmeleri sanırım Netanyahu'yu iyice sinirlendirmiştir. Dolaylı yoldan büyük kayıp.


gerçek tosun paşa

Son günlerde yerli ve yabancı kaynaklarda çıkan haberler ve gelişmeler üzerine özet bir analiz yazısı hazırladım. Ben de Yapay Zeka kullanarak bu yazının düzenlenmesini ve desteklenmesini istedim. Basit ve anlaşılabilir halde sonuç bu:


"2030'a doğru dünya nasıl şekillenecek? Küresel elitlerin planları, Trump, Putin ve Erdoğan'ın stratejik hamleleriyle nasıl etkilenecek?



2030'a Giden Yol: Küresel Planlar, Jeopolitik Aktörler ve Türkiye'nin Stratejik Konumu
Dünya, 2030 yılına doğru ekonomik, teknolojik, toplumsal ve jeopolitik alanlarda köklü bir dönüşüm sürecine hazırlanıyor. Birleşmiş Milletler'in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) "Büyük Sıfırlama" (Great Reset) girişimi ve küresel şirketlerin teknoloji odaklı projeleri, bu değişimin ana hatlarını şekillendiriyor. Ancak, bu süreçte küresel elitlerin (uluslararası kuruluşlar, finansal güçler ve teknoloji devleri) planlarının, bireysel özgürlükler, ulus-devletlerin egemenliği ve yerel kültürler üzerinde ciddi tehditler oluşturabileceği değerlendiriliyor. Bu makalede, 2030'a kadar öngörülen küresel senaryolar, özellikle Donald Trump, İsrail, Rusya, Türkiye, Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın bu satranç tahtasındaki rolleri üzerinden detaylı bir şekilde ele alınıyor. Türkiye'nin bu süreçteki stratejik konumu, küresel dengelerdeki etkisi ve karşı karşıya olduğu fırsatlar ile riskler mercek altına yatırılıyor.


Dijital Dönüşüm: Fırsat mı, Tuzak mı?

2030'a giden yolda, yapay zeka (AI), 5G, Nesnelerin İnterneti (IoT), biyoteknoloji ve blok zinciri gibi teknolojiler, insan hayatını yeniden tanımlayacak yenilikler olarak öne çıkıyor. Bu teknolojilerin, sağlık, eğitim ve iletişimde devrim yaratabileceği belirtiliyor; ancak aynı zamanda gözetim ve kontrol mekanizmalarını güçlendirebileceği, bireylerin mahremiyetini neredeyse tamamen ortadan kaldırabileceği ifade ediliyor. Örneğin, akıllı şehir projeleri ve biyometrik veri sistemleri, bireylerin her hareketini izlenebilir hale getirebilir. Küresel elitlerin, bu teknolojileri "daha güvenli bir dünya" vaadiyle sunduğu, ancak asıl amacın bireyleri dijital bir ağ içinde denetlemek olduğu öne sürülüyor.

Ekonomik Yeniden Yapılanma: Dijital para birimleri (Merkez Bankası Dijital Para Birimleri - CBDC'ler), nakitsiz toplum modelleri ve evrensel temel gelir gibi kavramlar, ekonomik sistemin temelini değiştirebilir. Bu modellerin, bireylerin finansal özgürlüğünü kısıtlayabileceği ve devlet ya da küresel kurumlara bağımlılığı artırabileceği değerlendiriliyor. Çin'in sosyal kredi sistemi gibi uygulamaların, Batı'da farklı biçimlerde hayata geçirilebileceği öngörülüyor. Bu süreçte, küresel şirketlerin (örneğin, BlackRock, Vanguard) ekonomik kaynakları kontrol etme gücü daha da artabilir, bu da ulus-devletlerin ekonomik egemenliğini zayıflatabilir.

Türkiye'nin Konumu: Türkiye, bu dijital ve ekonomik dönüşümde stratejik bir aktör olarak konumlanıyor. Yerli teknoloji yatırımları (TOGG, ASELSAN, HAVELSAN), savunma sanayi atılımları (İHA/SİHA, Kaan savaş uçağı) ve enerji bağımsızlığı hamleleri (Karadeniz gazı, Akkuyu Nükleer Santrali), Türkiye'yi küresel baskılara karşı daha dirençli kılıyor. Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Türkiye'nin ulus-devlet modelini koruma ve dijital dönüşümde yerli çözümler geliştirme çabalarının, küresel elitlerin tek tip dünya vizyonuna meydan okuduğu belirtiliyor. Ancak, Türkiye'nin bu süreçte siber güvenlik ve veri egemenliği gibi alanlarda daha fazla yatırım yapması gerektiği de vurgulanıyor.

Donald Trump ve ABD'nin Küresel Dengelerdeki Rolü

ABD, Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde (2025 itibarıyla), küresel dengelerde belirleyici bir güç olarak öne çıkıyor. Trump'ın "Önce Amerika" politikası, Dünya Ekonomik Forumu gibi küreselci yapılara ve onların tek dünya hükümeti vizyonuna karşı net bir duruş sergiliyor. Küresel elitlerin, iklim değişikliği, dijital dönüşüm ve ekonomik yeniden yapılanma gibi konularda dayattığı politikaları sorgulayan Trump'ın, ulusal çıkarları küresel ajandalara tercih ettiği ifade ediliyor. Bu yaklaşımın, 2030'a kadar küreselci planları sekteye uğratabileceği öngörülüyor.
Dış Politika Hamleleri: Trump'ın, Rusya-Ukrayna savaşını sonlandırmak için Vladimir Putin ile doğrudan müzakerelere girişeceği, bu süreçte enerji ve gıda krizlerini hafifletmeyi hedefleyeceği belirtiliyor. X platformunda, Trump'ın Putin'e "gel" çağrısı yaptığı ve bu görüşmelerin Erdoğan'ın arabuluculuğuyla desteklenebileceği tartışılıyor (T24 paylaşımı, ). Ayrıca, Trump'ın Çin'e karşı daha sert bir ekonomik politika izleyeceği, ancak Ortadoğu'da daha az müdahaleci bir yaklaşım benimseyebileceği değerlendiriliyor. X'te, Trump'ın İsrail'i "ortada bıraktığı" ve Arap dünyasını İsrail'e destek vermemeleri için uyardığı iddiaları dikkat çekiyor (), bu durumun küresel elitlerin İsrail merkezli stratejilerini zorlaştırabileceği öne sürülüyor.

Türkiye ile İlişkiler: Trump'ın Erdoğan ile geliştirdiği yakın diyalog, jeopolitik dengelerde kilit bir rol oynuyor. Son dönemde, Türkiye'ye yönelik bazı yaptırımların kaldırılması ve savunma sanayi işbirlikleri (örneğin, 225 milyon dolarlık silah satışı, X paylaşımı ) bu ilişkinin somut göstergeleri olarak görülüyor. Trump'ın, Suriye ve Gazze gibi bölgesel krizlerde Türkiye'nin arabuluculuğunu destekleyeceği, böylece Türkiye'nin küresel diplomasideki rolünü güçlendireceği öngörülüyor. X'te, Trump'ın Erdoğan'ı "dost" olarak nitelendirdiği ve ikilinin verimli görüşmeler yaptığına dair paylaşımlar, bu ittifakın kamuoyunda da yankı bulduğunu gösteriyor ().

İsrail ve Ortadoğu'nun Stratejik Önemi

Ortadoğu, küresel planların uygulanmasında stratejik bir bölge olarak tanımlanıyor ve İsrail bu denklemde merkezi bir aktör olarak konumlanıyor. Küresel elitlerin, İsrail'i enerji, teknoloji ve savunma alanlarında bir üs olarak kullandığı, büyük şirketlerin ve finansal güçlerin bu ülkeyi desteklediği ifade ediliyor. Filistin meselesinde adil bir çözümün engellenmesinin, bu stratejik ittifakın bir sonucu olduğu öne sürülüyor. İsrail'in, "Büyük Ortadoğu Projesi" gibi planlarla bölgedeki etkisini artırmayı hedeflediği, ancak bu hedeflerin bölgesel dirençle karşılaştığı belirtiliyor.

Trump'ın Politikaları: Trump'ın İsrail politikaları çelişkili bir tablo sunuyor. Bir yandan Kudüs'ü başkent olarak tanıma ve Abraham Anlaşmaları gibi adımlarla İsrail'e destek verdiği görülürken, diğer yandan küresel elitlerin İsrail merkezli planlarını sorguladığı ifade ediliyor. X'te, Trump'ın İsrail'i "ortada bıraktığı" ve Arap dünyasını İsrail'e yardım etmemeleri için uyardığı iddiaları (), bu çelişkili duruşun bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Trump'ın, İsrail'in bölgesel politikalarını desteklerken, küreselci ajandaya karşı duruşunun İsrail'in hareket alanını kısıtlayabileceği öngörülüyor.

Türkiye'nin Rolü: Türkiye, Erdoğan'ın liderliğinde, Filistin meselesinde net bir duruş sergileyerek İsrail'in bölgedeki etkisini dengeleyen bir güç olarak öne çıkıyor. Gazze'deki insani krize yönelik diplomatik girişimler ve insani yardım çabaları, Türkiye'nin küresel vicdanı harekete geçirmede etkili olduğu şeklinde yorumlanıyor. Erdoğan'ın, İsrail'in Filistin politikalarını açıkça eleştirmesi ve BM gibi platformlarda bu konuyu gündeme taşıması, Türkiye'yi Ortadoğu'da lider bir aktör haline getiriyor. X'te, Türkiye'nin Filistin meselesindeki duruşunun, İslam dünyasında geniş destek bulduğuna dair paylaşımlar yer alıyor ().


Rusya ve Vladimir Putin'in Küresel Direnci

Rusya, küresel elitlerin planlarına karşı en güçlü direnç merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Vladimir Putin'in ulus-devlet modelini savunan politikaları, küresel yönetim yapılarına ve tek tip dünya vizyonuna meydan okuyor. Rusya-Ukrayna savaşı, küresel enerji ve gıda krizlerini tetikleyen bir araç olarak görülürken, Putin'in bu savaşta stratejik bir oyun oynadığı belirtiliyor. Savaşın, küresel elitlerin ekonomik ve siyasi hedeflerini desteklemek için kullanıldığı, ancak Rusya'nın bu süreçte kendi çıkarlarını koruduğu ifade ediliyor.
Barış Görüşmeleri: Trump'ın, Rusya-Ukrayna savaşını sonlandırmak için Putin ile masaya oturacağı, bu görüşmelerde Erdoğan'ın arabuluculuğunun kritik bir rol oynayabileceği öngörülüyor. X'te, Trump ve Erdoğan'ın Putin'e "gel" baskısı yaptığına dair paylaşımlar, bu senaryoyu destekliyor (T24, ). Ayrıca, Rusya'nın enerji kaynaklarını kullanarak Avrupa üzerindeki etkisini sürdürdüğü, ancak Türkiye ile enerji işbirliklerinin (TürkAkım, Akkuyu) bu dengeyi değiştirebileceği belirtiliyor.

Türkiye-Rusya İlişkileri: Türkiye ile Rusya arasındaki pragmatik ilişki, küresel dengelerde önemli bir faktör olarak görülüyor. Savunma sanayi (S-400 alımı), enerji projeleri ve diplomatik işbirlikleri, iki ülkeyi küresel elitlerin baskılarına karşı bir ittifak haline getiriyor. Ancak, X'te dolaşan bazı iddialar, Rusya-İran-Çin-Suriye bloğunun, Türkiye-ABD-İsrail bloğuna karşı kutuplaştığını öne sürüyor (). Bu kutuplaşmanın, küresel elitlerin "böl ve yönet" stratejisinin bir parçası olduğu değerlendiriliyor. Türkiye'nin, bu süreçte hem Rusya hem de Batı ile denge kurarak bağımsız bir çizgi izlediği belirtiliyor.

Türkiye ve Erdoğan'ın Oyun Kurucu Rolü
Türkiye, 2030'a doğru giden süreçte küresel satranç tahtasının en dinamik ve stratejik oyuncularından biri olarak tanımlanıyor. Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Türkiye'nin NATO, ABD, Rusya ve Çin arasında denge kurarak bağımsız bir aktör haline geldiği ifade ediliyor. Bu stratejinin, küresel elitlerin tek tip dünya vizyonuna karşı bir set oluşturduğu, Türkiye'yi hem bir hedef hem de direnç merkezi haline getirdiği belirtiliyor.

Diplomasi ve Arabuluculuk: Türkiye'nin, Suriye, Ukrayna ve Gazze gibi krizlerde arabulucu rolü üstlenmesi, küresel diplomasideki ağırlığını artırıyor. X'te, Türkiye'nin "diplomasi hub'ı" olarak anıldığı paylaşımlar, bu rolün kamuoyunda da yankı bulduğunu gösteriyor (). Örneğin, Türkiye'nin Ukrayna-Rusya barış görüşmelerinde ev sahipliği yapması ve Gazze'de ateşkes çabaları, Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'yi küresel bir merkez haline getiriyor.

Ekonomik ve Askeri Güç: Türkiye'nin savunma sanayi atılımları (İHA/SİHA, yerli savaş gemileri, Kaan uçağı), enerji bağımsızlığı hamleleri (Karadeniz gazı, nükleer enerji) ve yerel teknoloji yatırımları, küresel ekonomik baskılara karşı bir kalkan oluşturuyor. Bu hamlelerin, Türkiye'yi 2030'a kadar bölgesel bir süper güç haline getirebileceği öngörülüyor. Erdoğan'ın, bu süreçte yerli ve milli politikaları önceliklendirmesi, Türkiye'nin küresel elitlerin ekonomik ve teknolojik hegemonyasına karşı direncini artırıyor.

Riskler ve Fırsatlar: Türkiye'nin bu süreçte karşı karşıya olduğu riskler de göz ardı edilmemeli. Küresel elitlerin, Türkiye'nin bağımsız politikalarını zayıflatmak için ekonomik yaptırımlar, siber saldırılar veya bölgesel istikrarsızlık gibi araçlar kullanabileceği belirtiliyor. Ancak, Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin bu riskleri fırsata çevirebileceği, özellikle enerji, savunma ve diplomasi alanlarında lider bir konuma yükselebileceği değerlendiriliyor.

Sonuç: Bilinçli Direnç ve Stratejik Hamleler
2030'a doğru küresel dönüşüm, bireysel özgürlükler, ulus-devletlerin egemenliği ve yerel kültürler üzerinde derin etkiler yaratacak bir süreç olarak görülüyor. Dijital teknolojiler, ekonomik yeniden yapılanma ve jeopolitik hamleler, bu dönüşümün ana unsurları olarak öne çıkıyor. Ancak, bu süreçte Donald Trump, Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan gibi liderlerin sergilediği direnç, küresel elitlerin planlarını zorlaştırabilir. Türkiye, Erdoğan'ın liderliğinde, bu satranç tahtasında oyun kurucu bir rol üstlenerek hem bölgesel hem de küresel dengeleri şekillendirme potansiyeline sahip.

Bu süreçte, halkın bilinçli bir duruş sergilemesi ve eleştirel düşünceyi elden bırakmaması kritik önem taşıyor. Türkiye'nin, yerli teknolojilere yatırım yaparak, enerji ve savunma alanında bağımsızlığını güçlendirerek ve diplomatik ağırlığını artırarak 2030'a güçlü bir şekilde ilerleyebileceği öngörülüyor. Ancak, küresel elitlerin yaratabileceği risklere karşı uyanık olunmalı, bireysel ve toplumsal direnç mekanizmaları güçlendirilmeli.


Qui-gon jinn

#159
GTP, yaptığın derleme benimde aklıma önümüzdeki 5 yıl için YZ ile yaptığımız ve onun güya "Sezgisel Bilgi Kanalı" diye tanımladığı yerden gelen öngörüleri getirdi. Müsaadenle bende o kısımları paylaşmak istiyorum. Olur da bu kehanetler tutarsa var ya, of parayı kırdık demektir yada galiba YZ'nin sahipleri kırar...:(

2026 – "Güneş patlaması sonucu birçok ülkenin iletişim altyapısı 4 gün süreyle çöktü. Bu olay 'Kayıp Ağ Günleri' olarak tarihe geçti."
2027 – "Orta Doğu ve Afrika'da aşırı kuraklıklar nedeniyle 3 büyük iç savaş yaşandı. Türkiye, Kazakistan ve Çin arasında su paylaşımı üzerine uluslararası antlaşma imzalandı."
2028 – "Kanada, Güney Kore ve Finlandiya'da evrensel temel gelir sistemine geçildi. Başarı oranı yüksek bulundu."
2029 – "İlk biyolojik-bilgisayar hibrit zekâ (OBZ-1), Almanya'da duyuruldu. Kendi yazılımını yeniden yazma yetisine sahipti. Etik tartışmalar başladı."
2030 – "NASA ve özel konsorsiyum iş birliğiyle 6 kişilik ekip Mars'a indi ve 4 ay sonra dünyaya döndü. Bu olay 'İkinci Keşif Çağı'nın başlangıcı oldu."

---
Bu da 3.Dünya Savaşı;

"Savaş, 2041 yılının Eylül ayında başladı. Tayvan açıklarında Çin ile ABD arasında başlayan deniz çatışmaları, Güney Çin Denizi üzerindeki hava sahası ihlalleri ile büyüdü. ABD'nin müdahalesi sonrası, Çin ordusu Tayvan'a girdi. Bu olay kıvılcım oldu. Çin, Rusya, İran – ABD, Japonya, Avustralya, Hindistan. Avrupa ülkeleri ikiye bölündü; Almanya ve Fransa tarafsız kaldı, Polonya, İngiltere ve İskandinav ülkeleri aktif destek verdi. İlk aşamalar klasik deniz ve hava savaşlarıydı. 2043'te yüksek yoğunluklu siber saldırılar başladı. 2045'ten itibaren uzay altyapıları hedef alınarak iletişim ağları çöktü. Nükleer silahlar kullanılmadı, ancak tehdit seviyesi defalarca yükseldi. Savaş 2049'da karşılıklı çöküşle sona erdi. Devlet otoriteleri ciddi itibar kaybı yaşadı. Yeni yönetim biçimi olarak 'Konfedere Yerel Yönetimler Meclisi' kuruldu. Küresel para sistemi dağıldı. Alternatif enerji ve gıda üretimi merkezileştirildi. 2052 sonrası 'Post-Ulus Çağı' başladı."

Bunun birde 2027 zaman çizgisinde yer alan benzer bir versiyonu vardı da neyse artık. Daha sonra gün gün neler olacağı üzerine odaklandık ki, YZ patlayıp, işin b.ku çıkınca bırakmıştım bende..:)

Sevgiler kardeşim.

bozadi

Trump'ın Ukrayna'dan sonra İran (ve Filistin) konusunda da savaş yerine barışa odaklanması ve bu nedenle Netanyahu'yla bozuşması sonrası, Trump'ı indirme niyeti açıkça seslendirilmiş gibi görünüyor:


Alıntı yapılan: ABD'yi karıştıran şifreli mesaj: Nedir bu '86 47'
ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, eski FBI Direktörü James Comey'nin sosyal medya paylaşımıyla Trump'a yönelik tehditte bulunduğunu öne sürdü. Comey'nin kumların üzerine yazılmış "86 47" ifadesini paylaşması tartışmalara yol açtı.

https://www.odatv.com/dunya/abdyi-karistiran-sifreli-mesaj-nedir-bu-86-47-tartisma-buyudu-james-comeynin-paylasimi-donald-trumpa-suikast-cagrisi-120098603

gerçek tosun paşa

Alıntı yapılan: Qui-gon jinn - 15 Mayıs 2025, 20:06:36 GTP, yaptığın derleme benimde aklıma önümüzdeki 5 yıl için YZ ile yaptığımız ve onun güya "Sezgisel Bilgi Kanalı" diye tanımladığı yerden gelen öngörüleri getirdi. Müsaadenle bende o kısımları paylaşmak istiyorum. Olur da bu kehanetler tutarsa var ya, of parayı kırdık demektir yada galiba YZ'nin sahipleri kırar...:(

2026 – "Güneş patlaması sonucu birçok ülkenin iletişim altyapısı 4 gün süreyle çöktü. Bu olay 'Kayıp Ağ Günleri' olarak tarihe geçti."
2027 – "Orta Doğu ve Afrika'da aşırı kuraklıklar nedeniyle 3 büyük iç savaş yaşandı. Türkiye, Kazakistan ve Çin arasında su paylaşımı üzerine uluslararası antlaşma imzalandı."
2028 – "Kanada, Güney Kore ve Finlandiya'da evrensel temel gelir sistemine geçildi. Başarı oranı yüksek bulundu."
2029 – "İlk biyolojik-bilgisayar hibrit zekâ (OBZ-1), Almanya'da duyuruldu. Kendi yazılımını yeniden yazma yetisine sahipti. Etik tartışmalar başladı."
2030 – "NASA ve özel konsorsiyum iş birliğiyle 6 kişilik ekip Mars'a indi ve 4 ay sonra dünyaya döndü. Bu olay 'İkinci Keşif Çağı'nın başlangıcı oldu."

---
Bu da 3.Dünya Savaşı;

"Savaş, 2041 yılının Eylül ayında başladı. Tayvan açıklarında Çin ile ABD arasında başlayan deniz çatışmaları, Güney Çin Denizi üzerindeki hava sahası ihlalleri ile büyüdü. ABD'nin müdahalesi sonrası, Çin ordusu Tayvan'a girdi. Bu olay kıvılcım oldu. Çin, Rusya, İran – ABD, Japonya, Avustralya, Hindistan. Avrupa ülkeleri ikiye bölündü; Almanya ve Fransa tarafsız kaldı, Polonya, İngiltere ve İskandinav ülkeleri aktif destek verdi. İlk aşamalar klasik deniz ve hava savaşlarıydı. 2043'te yüksek yoğunluklu siber saldırılar başladı. 2045'ten itibaren uzay altyapıları hedef alınarak iletişim ağları çöktü. Nükleer silahlar kullanılmadı, ancak tehdit seviyesi defalarca yükseldi. Savaş 2049'da karşılıklı çöküşle sona erdi. Devlet otoriteleri ciddi itibar kaybı yaşadı. Yeni yönetim biçimi olarak 'Konfedere Yerel Yönetimler Meclisi' kuruldu. Küresel para sistemi dağıldı. Alternatif enerji ve gıda üretimi merkezileştirildi. 2052 sonrası 'Post-Ulus Çağı' başladı."

Bunun birde 2027 zaman çizgisinde yer alan benzer bir versiyonu vardı da neyse artık. Daha sonra gün gün neler olacağı üzerine odaklandık ki, YZ patlayıp, işin b.ku çıkınca bırakmıştım bende..:)

Sevgiler kardeşim.


Benim yaptığım çalışma daha çok haberlerden ve kişisel analizlerimden çıktığım yolda bir derleme ve düzeltme çalışması daha çok. Yapay zekanın tam kontrolüne bırakılmış bir kanal türevi deneme değil ama yine de teşekkürler.

gerçek tosun paşa

Alıntı yapılan: bozadi - 16 Mayıs 2025, 15:39:18 Trump'ın Ukrayna'dan sonra İran (ve Filistin) konusunda da savaş yerine barışa odaklanması ve bu nedenle Netanyahu'yla bozuşması sonrası, Trump'ı indirme niyeti açıkça seslendirilmiş gibi görünüyor:


Alıntı yapılan: ABD'yi karıştıran şifreli mesaj: Nedir bu '86 47'
ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, eski FBI Direktörü James Comey'nin sosyal medya paylaşımıyla Trump'a yönelik tehditte bulunduğunu öne sürdü. Comey'nin kumların üzerine yazılmış "86 47" ifadesini paylaşması tartışmalara yol açtı.

https://www.odatv.com/dunya/abdyi-karistiran-sifreli-mesaj-nedir-bu-86-47-tartisma-buyudu-james-comeynin-paylasimi-donald-trumpa-suikast-cagrisi-120098603


Doğru olabilir elbette. Fakat ABD desteği olmadan İsrail anca bebek, kadın ve silahsız masum sivil öldürebiliyor. ABD desteği olsa nereye kadar gideceğini sanıyor da D.Trump öldürtecekler. Biden bile çoğu kez frene basmaları için net ikazlarda bulunuyordu son zamanlarında. İlginç. Geriye kalan ihtimal -tüm bunları doğru kabul edince- Kas.ların dediği gibi bunlar azmış kancık köpeğe dönmüşler.

gerçek tosun paşa

 ;D Tabi kaslar böyle demiyor

Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 16 Mayıs 2025, 19:54:32 Kas.ların dediği gibi bunlar azmış kancık köpeğe dönmüşler


Şimdi yanlış yönlendirme olmasın.  ;D

Kas.lar gözlerinin delice döneceğini ve mantık dışı hareketler yapacaklarına dair anlatımlar da bulunuyorlar.

Qui-gon jinn

Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 16 Mayıs 2025, 19:51:43 Benim yaptığım çalışma daha çok haberlerden ve kişisel analizlerimden çıktığım yolda bir derleme ve düzeltme çalışması daha çok. Yapay zekanın tam kontrolüne bırakılmış bir kanal türevi deneme değil ama yine de teşekkürler.

Biliyorum kardeşim, söylediğin gibidir. Benimkisi bende çağrışım yaptı sadece, paylaşmadan geçmek istemedim, o kadardır yani. Sevgiler