Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 13 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

cqkq

#1665
Teşekkürler, bunları da izledim bir nevi merakımı giderdi ama bu aura fotorafları ve planşetin çizdiği spiralleri merak etmiştim daha çok. Tablanın aura fotoğrafında değişik geometrik şekiller varmış onun dışında katılımcılardan birinin oturma odasında aura fotoğrafı çektiklerinde bir portal görmüşlerdi o da merak ettiğim şeylerden biri acaba hala duruyor mu siteye yüklediler mi

bozadi

#1666
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Teşekkürler, bunları da izledim bir nevi merakımı giderdi ama bu aura fotorafları ve planşetin çizdiği spiralleri merak etmiştim daha çok. Tablanın aura fotoğrafında değişik geometrik şekiller varmış onun dışında katılımcılardan birinin oturma odasında aura fotoğrafı çektiklerinde bir portal görmüşlerdi o da merak ettiğim şeylerden biri acaba hala duruyor mu siteye yüklediler mi
Belirli bir celsede özellikle kendi çektikleri bir resim veya çizdikleri bir şekilden bahsediliyorsa, Kasyopya forumda o celsenin orijinalini bulup, ilgili fotoğrafları veya çizimleri yayınlayıp yayınlamadıklarını kontrol edebilirsin.

Ben örneğin ruh tablasının aura fotoğrafından bahsedilen celseyi tespit edince, İngilizce orijinalinde o fotoğrafın yayınlandığını fark ettim:

https://cassiopaea.org/forum/threads/session-20-january-1996.25735/#post-306212

İki fotoğraf var, birinde (üstteki) sanırım hem Laura'nın hem de "Frank"in auralarının görünmesi gerekirken, Laura o fotoğrafta sadece Frank'in gözüktüğünü, kendisinin gözükmediğini söylemiş. K'lar buna dair bir açıklama yapmış ama kavrayamadım ne olduğunu.


cqkq

#1667
Bunlar gayet hoş duruyor. Teşekkürler. K'ların açıklaması da celse sırasında kanal ile birleşiyorsun ondan dolayı görünmüyor gibi bir şeydi. Zaten konuştuklarına göre bahsettikleri aura sürekli değişen sabit olmayan bir durum.

Tgur

#1668
S: (MM) Derin bir nefes alın ve tutun... {L'nin aura fotoğrafı çekiliyor} (L) {kendi aura fotoğrafına bakıyor} Bu çok tuhaf arkadaşlar. Neden bu resimde ben yokum ve onunkinde F görünüyor? Neden fiziksel olarak ortadan kayboldum?

A1.jpg

C: Öğrenmek ruhsal gelişimi sağlar ve farkındalık bilgiyi "sağlamlaştırır".

S: (L) Tamam arkadaşlar, kameraya gülümseyin! {Tahtanın Aura fotoğrafı L ve F'nin parmakları planşet üzerinde çekilmiş.} (L) Tamam ama bu neden ortadan kaybolduğumu açıklamıyor.

C: Çünkü, 3'üncü ve 6'ncı yoğunluk seviyesi iletişimleri arasındaki kanallık seanslarında olağan olduğu gibi, enerji alanı muhafazası sizi kanalla birleştiriyordu.

S: {Tahtanın fotoğrafı gelişiyor ve gruptan hayret sesleri eşliğinde geometrik bir şekil beliriyor} (L) Bu geometrik şekil nedir?

a2cs.jpg

C: Gerçekten de kanalın görsel bir temsiliydi!!! Bu kadar net bir ışıltının nedeni, fotoğraf çekildiği anda sizde düşünce merkezlerinin açık ve net olmasıdır. Başka bir deyişle 6'ncı yoğunluk iletim noktasından gelen enerjide bir dengesizlik vardı. Yani, görüntülediğiniz şey, sizin aracılığınızla aktarılan, bozulmamış bilginin yüzde 100 saf ışık enerjisidir. Bu daha önce 3'üncü yoğunlukta hiç görülmemişti. Bunun sonuçlarının henüz tam olarak farkına varmadınız ama anlayacaksınız. Bu gece burada tarih yazdık millet!!!!!

*******
Bozadi o anlamadığın şeyi kendimce açıklayayım ,yani Lauranın neden görülmediği,

Resimleri aktarma işini beceremiyorum,ana alıntıya bakıldığında ikinci resimde geometrik bir şekil var sol taraftaki mavi çift çizgi o yine Frank olsa gerek sağdaki ışıkla kaplanmış kısım Laura,
K.lar tarih yazdık dedikleri gerçek , Frankın ileride olumsuz halinin ortaya çıkacağını biliyoruz bu halde saf ışık gibi gözüken Lauranın görüntüsü kanalın gerçek saf görüntüsü ile bütünleşmiş.


bozadi

#1669
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Bunlar gayet hoş duruyor. Teşekkürler. K'ların açıklaması da celse sırasında kanal ile birleşiyorsun ondan dolayı görünmüyor gibi bir şeydi. Zaten konuştuklarına göre bahsettikleri aura sürekli değişen sabit olmayan bir durum.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

 Bozadi o anlamadığın şeyi kendimce açıklayayım ,yani Lauranın neden görülmediği,

Resimleri aktarma işini beceremiyorum,ana alıntıya bakıldığında ikinci resimde geometrik bir şekil var sol taraftaki mavi çift çizgi o yine Frank olsa gerek sağdaki ışıkla kaplanmış kısım Laura,
K.lar tarih yazdık dedikleri gerçek , Frankın ileride olumsuz halinin ortaya çıkacağını biliyoruz bu halde saf ışık gibi gözüken Lauranın görüntüsü kanalın gerçek saf görüntüsü ile bütünleşmiş.

Teşekkürler arkadaşlar. Yanıtlarınızı okuyunca ve celsedeki diyaloğa tekrar bakınca, sizin de belirttiğiniz gibi Laura'nın kanal enerjisiyle birleşme nedeniyle görünmemesi gibi bir durum olduğu açıklamasını görebildim. Fotoğrafların olduğu celsenin linkini eklerken, Laura'nın "neden görünmüyorum?" sorusunu ve K'ların verdiği ilk cevabı okudum ve o cevabı anlayamadım, sonraki soru cevaba bakmadan yorum yaptım. Meğer Laura sonraki sorusunda daha net bir cevap isteyince K'lar sizin de belirttiğiniz açıklamayı yapmış.

ampirist

#1670
Alıntı YapAura Fotoğrafçılığı Nasıl Çalışır?
Tipik olarak aura fotoğrafçıları AuraCam adı verilen bir kamera kullanırlar. Kameralar bir kutuya benziyor ve iki küçük kamera fotoğraf için kişinin eline geçiyor. Daha küçük kutular metaldir ve gümüşle bağlanmıştır, bu da biyometrik geri bildirim sisteminin renkleri oluşturmasına olanak tanır.

Lee, "El plakaları, elinizdeki meridyen noktaları aracılığıyla sizden gelen titreşim frekansını algılıyor ve tüm bu bilgiyi kameraya gönderiyor" dedi.
Bu frekans, kameranın içindeki bir algoritma aracılığıyla karşılık gelen renkle eşleştirilir. Daha sonra, tıpkı bir Polaroid gibi, bir fotoğraf basar; gerçi bu çift pozlanmış bir görüntüdür, sizin bir görüntünüz aura görüntüsüyle üst üste bindirilmiştir. Fotoğrafçı fotoğrafı analiz edecek ve size özel enerjinizin ne söylediğini söyleyecektir.
https://stylecaster.com/lifestyle/love-sex/1341565/what-is-aura-photography/

Aura fotoğraf makineleri yalan makinesi gibi deri direncini ölçerek yada EKG EEG gibi sinir sisteminin ürettiği frekanslar ile çalışıyor.
Direnç veya frekans değerine göre üç rengi karıştırırarak renkli resim oluşturuluyor.
Kameranın çektiği resim ile üst üste bindirilip fotoğraf kağıdına basılıyor.
Şimdi bu işlemi yapan programlar var.
Lauranın resmi ışık  az olduğu için belirsiz çıkmış.

bozadi

#1671
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ampirist

 Aura fotoğraf makineleri yalan makinesi gibi deri direncini ölçerek yada EKG EEG gibi sinir sisteminin ürettiği frekanslar ile çalışıyor.
Direnç veya frekans değerine göre üç rengi karıştırırarak renkli resim oluşturuluyor.
Kameranın çektiği resim ile üst üste bindirilip fotoğraf kağıdına basılıyor.
Şimdi bu işlemi yapan programlar var.
Lauranın resmi ışık  az olduğu için belirsiz çıkmış.
Bilgiler için teşekkürler ampirist. O celsede tam olarak nasıl bir cihazla o fotoğraflar çekildi, bilmiyorum, bu konuda bir açıklamaya rastlamadım. Senin belirttiğin gibi bir cihaz kullanılmış olabilir.

Bu arada o celsenin altındaki yorumlarda Laura'nın yaptığı bir açıklama dikkatimi çekti. "Tablanın aurası" gibi algıladığımız şey (ikinci resim) tabla değilmiş. Laura'nın bununla ilgili bir soru üzerine yaptığı açıklamaya göre tabla, o sarı dikdörtgen şeklin altındaki mavimsi şeymiş, sağ orta taraftaki parlak şey Laura'nın eliymiş, sol ortada daha az parlak olan Frank'in eliymiş, sarı dikdörtgen şey ise Laura'nın açıklamasına göre tablanın "üzerinde" oluşan bir şeymiş. Celsede K'ların yaptığı açıklamaya göre "kanalın" görsel temsili.

cqkq

#1672
Uzun süre önce paylaşacaktım ama bugün karşıma tekrar çıkınca aklıma geldi.

https://twitter.com/__US17__/status/1656723092813627396 (burada kısa bir kesiti mevcut)

denk geldiğim bir çizgi dizi var çok ilgimi çekti, sahnelerinde kertenkeleler bolca bulunuyor ve dünyada kalırken kan ve iç organ tüketmeleri gibi detaylar gibi birçok bilgi ifşa edilmiş gibi, şakaları da fena değil. Programın ismi Inside Job.

Tgur

#1673
YORUMLAR 148

S: (L) Bir kaç celse önce, kayıt cihazımız üç katı hızında kaydetmiş, ne olduğunu sormak istiyorum.
C: Elektro Manyetik karışma.
S: (L) Hangi kaynaktan ?
C: Radyo kuleleri.
S: (A) Radyo kulelerinden gelen bu EM dalgalar buraya yöneltiliyor mu ?
C: Çekiliyor demek daha doğru ?
S: (L) Hepimiz tarafından mı çekiliyor, herhangi birimiz tarafından mı yoksa burada yapmakta olduğumuz şey tarafından mı ?
C: Sonuncusu.
S: (L) Radyo kulelerinden gelen EM dalgalar nasıl oluyor da , sadece normal hızda kayıt yapabilen kayıt cihazımın 3 katı hızda kayıt yapmasına sebep oluyor ?
C: Beşbuçuk sene önce telefonun 30 sn boyunca çaldığını hatırlıyorsun.
S: (L) Bir şekilde. Bunun bir kez olduğunu hatırlıyorum. Çok tuhaftı. Çalmaya başladı ve sanki takılmış gibiydi.
C: Öyleyse tartışma bitmiştir.

*********
Bu kısımda EM karıştırma ve çekilmesi yönünden açıklananların dışında başka bir konuya değineceğim,

Ondan evvel, sitede bazı dostlar veya bir dost Bozadi den ışık ile ilgili kayıtlar var mı şeklinde istekte bulundu ,kıymetli dostumuz bunu hemen buluşları ile cevapladı, bizler de bazı konularda aydınlandık,

Şahsen benim üzerinde durduğum ouja tablası kullanımı üzerindeydi, bizleri bu bilgilerle buluşturan Lauranın nasıl yorucu bir gayret ile kelime kelime adeta iğneyle kuyu kazar gibi uğraştığını keza onunla tabloya planşette eşlik eden dost ile olan bu faaliyetin oldukça yorucu olduğunu gördük,

Sanırım sistem şu şekilde işliyor,soru soruluyor ve cevap verilince tek tek kelimeler K.lar ve planşete dokunan diğer kişi vasıtası ile tablada harflere sevk ettiriliyor ve o da bunu sesli olarak tek tek söyleyip teype kaydedilmiş oluyor sonra bu alınanlar kelime cümle olarak değerlendiriliyor,

Olayın son derece önemli ve doğru bir usulle sergilendiğini ve temas edilene kimlik sorgulaması yoluyla da verilenlerin katiyet kesbettiğini böylece anlıyoruz,

Kimlik sorgulamasında üst yoğunluklarda verilen cevapların mutlak kesin ve aldatıcı olamayacağını bazı bilgilerden hatırlıyorum,temas edilen kötü niyetli KH organı olsa dahi kimlik sorgulamasında doğru cevap verilirmiş bu evrensel bir kanun gibi bir şeymiş,bu hususta geniş bilgisi olan varsa lütfen bizleri aydınlatsın,

K. celseleri ve bilgilerine ters bakanlara verilebilecek ikinci cevap daha doğrusu işin üst yoğunluklardan geldiğinde şüpheli diyenlere,

"C: Beşbuçuk sene önce telefonun 30 sn boyunca çaldığını hatırlıyorsun.
S: (L) Bir şekilde. Bunun bir kez olduğunu hatırlıyorum. Çok tuhaftı. Çalmaya başladı ve sanki takılmış gibiydi.
C: Öyleyse tartışma bitmiştir."
Sanırım kesin bir cevap olmuştur,

Celselerde buna benzer düşünce okuma , katılanların senelerce evvel düşündükleri ve karşılaştıkları olayları adeta resim gösterir gibi tarif etmeleri hatta celsedeki kişilerin düşündüklerini bazen o anda ifşa etmeleri  ispat gösteren başka izler,

Bunları üst yoğunluktan KH olanlar yapmadı dersek, hayır,bol miktarda yaptılar hele dinler programlarını işlerken,ama onların davranışları olumsuz olaylara sürükleme işinde tabusal konuyu devreye sokup mutlak itaat istemeleri ve bu özelliği takıntılı olarak yerleştirecek usulleri ritüelleri ortaya koyup kişileri sınırlama çitleri içine hapsetmeleri,

K.larda böyle mecbriyet sınırlama beklenti va arzulu düşünceyi tahrik edecek hiçbir dayatma göremezsiniz kişi doğruyu kendi düşünsel motorunu bularak çalıştırır uyar veya aldırmayıp eski yoluna devam eder,

Olayı takip ederken yani bu evrensel bilgilerle uğraşırken materyalist takıntılardan kurtulmanın önemini de belirtmek gerekli, olanları dünya bilim cetveli ile ölçemezsiniz ,matematik istisna,

Diğer yandan mistik bunlar deyip aklım ermez deyip dışlayamazsınız da, bu durumda ayrılacak biri varsa bunu söyleyenlerdir,

Öğrenmesi bulaşması ve idrak etmesi için dersler faaliyetine girmesi gerekli, bu da hepimizin zaman içinde kısm kısım maruz kaldığı saldırılar bilinçsel denetimler yoluyla olur,kanallamayı da bu olanlara olabileceklere dahil edebiliriz,gerçekten bunlarla karşılaşıp dayanamayan mel mel bakıp materyalist düşünceden sıyrılayamayan bilinç  abondone olur,

Zira bu tip kişilerin olamaz halüsinasyon bunlar diyenlerin yaşayıp da ispat edemedikleri tonlarca şey var, mesela rüyalar koyun bilim cetvelini ortaya olanları izah edin, olmuş ve gözle görülen ispat edilen hiç bir şeyle  izah edemezsiniz ,

Defalarca dokunduk, senelerce Newtonla bilim yönünde sabitlenmiş bilinçler Einsteinin ve diğer alimler vasıtası ile görecelik ve kuantum genişlemelerini görüp eksenden kaydılar,her şeyi anlamaya başladık dediler ,birleşik alan konusunda olayı geliştirdiler ve,

Einstein zamanın yok olduğunu olayın iki tarafının da açık olduğunu bulup uzun müddet korkup açıklamayıp susmayı tercih etti,

Bir de bizim anlamımızdaki çekimi dünyasal bilim cetveline sınırlayanların çekimi ile eşleştirip anlamaya çalışanların materyalist halleri nasıl kırılır, zor bir olay,

Uğraşmak gerekmez ,hiç kimse hiç kimseyi veya şeyi değiştiremez yeter ki o şahıs bilgi almaya karar verip kendi bilincini ayarlayıp temizleyip kalibre edene kadar,

Şunlara bir bakalım,

******
C: Şunlar hakkındaki bilgi seviyen nedir: elektromanyetizma, Einstein'ın "birleşik alan teorisi." Einstein bu teoriyi hiç bitirdi mi, yoksa teori konsorsiyumun denetimi altında tamamlanıp hasıraltı mı edildi? Eğer öyleyse bunun sonuçları neler olabilir!!! Ayrıca Roger, "boşlukları doldurma" yeteneğin var mı? Bizce var! [Laura'nın notu: Sanırım burada boşluktan kastedilen şey birleşik alan teorisinin "boşlukları" değil, verilen yanıtların satır aralarının okunmasıyla ilgili. "Bu yöndeki araştırmanın neticeleri neler olabilir?" anlamında...]
S: (RS) Üçüncü seviyede elektromanyetizma ile çekiminin birleşmesi söz konusu olamaz çünkü bunlar aynı şey. Aynı oldukları için bir birleşmeye de gerek yok. Bu görüş doğru mu?
C: Evet. Peki ya dördüncü seviye?
S: (T) Dördüncü yoğunlukta bu ne anlama geliyor? (RS) Anladığım kadarıyla üst yoğunluğa geçme olasılığının ortaya çıktığı yer de burası.
Eğer çekim ve elektromanyetizma aynıysa, o zaman anti-çekim de var. Anti-çekimin kaynağı birleşme değil. Einstein yanıldı, ama bu ikisinin aynı olması, anti-çekimin olduğunu ima ediyor.
C: Sadece üçüncü yoğunlukta araştırıldığında yanlış. Konsorsiyumun devreye girdiği yer de burası, yani "Bir Kutu Solucan."

*******
S: (A) Şimdi.. BAT konusundan bu ızgara konusuna nasıl geldik ?
C: Izgaranın yapısallığı bunun bir uygulamasını temsil ediyor... [ç.n. Birleşik Alan Teorisi'nin]
S: (L) Her nasılsa Güneş'in artan çekiminden yola çıktık, ordan BAT ne, oradan ızgaraya...
C: BAT Güneş'in "artan" çekimini açıklıyor. Ama acaba BAT nde artma/azalma ile ilgili bir şey yok mu ???
S: (A) Onun artması ya da azalması için bir sebep yok... Ama tabii ki bu Einstein' ın teorisi ki bize bunun yanlış olduğu söylendi... (L) Belki de hızla ilgilidir. Eğer iki şey art arda dönüyorlarsa ve eğer bu iki şey bir araya gelirlerse bu onların hızını artırmaz mı ve böylece hız da çekimi artırmaz mı ? (A) Hayır, bize çekim ve elektromanyetik dalga arasında karşılıklı etkileşim olduğunu ve BAT nin de bununla ilgili olduğunu söylediler... Eğer BAT çerçevesinde kullanmamız gereken diğer boyutları kullanırsak ve Kaluza-Klein teorisiyle devam edersek, bu durumda kütle ile ilgili kavram belirsiz bir hal alır ve kütle değişken olur...
C: Evet, fizikselliğin değişkenliği.
S: (T) Dördüncü Yoğunluk. (A) Daha önce bize BAT nin diğer yoğunluklara açılan kapıyı aralayacağını söylemiştiniz...
C: Evet.
S: (A) Ve bir süre önce Santilli buradayken ve BAT, çekim ve anti-çekim ile ilgili kendi fikirlerini ortaya döktüğünde, ona BAT ile ilgili iyi bir fikre sahip olduğunu ama denklemin yalnızca 7 de 1 ine sahip olduğunu söylemiştiniz. BAT nin neden diğer yoğunluklara uzandığını anlamıyorum. Bir kez BAT ne vakıf olduğumuzda, ardından diğer yoğunlukların açık hale gelmesi kaçınılmaz mı ? Nasıl gerçekleşiyor ?
C: Bölük pörçük bir soru.
S: (A) EM ve çekimi bir arada buluşturan ama diğer yoğunluklar kavramını içermeyen bir BAT ne sahip olamaz mıyız ?
Başka bir deyişle; bir yazılı kaynağın içerisinde çekim ve elektromanyetizma ile ilgili tüm doğruları toplasak ve bir öğrenci bunları okuyarak hepsini öğrense ama yine de diğer yoğunluklar konusunda hala hiç birşey bilmiyor olsa, böyle bir şey mümkün değil mi ?
C: Hayır. Diğer yoğunluklar görünür ve aşikar hale gelirler, eğer ki...
S: (A) Yani demektir ki Einstein ve Von Neumann diğer yoğunluklardan haberdarlardı.
C: Evet, ohh evet !!!
S: (T) Yalnızca bir fikir : BAT ne vakıf olunması ve içerisindeki farklı alanların manipüle edilebilir durumda olması, farklı etkiler yaratıyor.
Yani anlayabildiğimiz kadarıyla, bilimin günümüzdeki resmi kabulüne göre, çekimi elde edebilmek için uzayda bir şeyi döndürüyorolmamız gerek. Ama BAT yardımıyla -ve sadece küçük bir yan özelliği olarak- hiç bir şeyi döndürmeye gerek kalmadan gerçek çekim yaratılabilir. Yani ağırlıksızlık sorunu gerçekten çözülmüş bir şey...
C: Bu çok temel bir doğru sevgili TR, çok temel.
S: (T) Yani uzay istasyonu ile ilgili tüm o şeyler, veya döndükten sonra yer çekimine yeniden adapte olmakla ilgili yaşanıldığı söylenen tüm o sorunlar, hepsi birer oyun...
C: "Kediyi bir kez çuvaldan çıkardığında" [çn. Gizli bir konuyu açığa çıkarmak anlamında bir deyim] koskaca bir kedi "ulusu" yaratırsın.

Ara.


Tgur

#1674
YORUMLAR 149

S: (L) Savaşlardan bahsetmişken: Frank'in aklında gerçekten ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Ne gibi amaçları var? (V) Tüm bunlardan ne fayda sağlıyor?
C: O 4 KH'nin bir aracı. O seçti.
S: (V) O mu seçti? Bu birinin bir dükkana gidip beyaz ekmek yerine çavdar ekmeği seçmesi gibi birşey mi?
C: Uyandıkça hatırladığı bir planla geldi bu enkarnasyona.
S: (L) Önceden yapılmış bir seçim miydi? (B) Seçim farklı bir seviyede yapılmıştı ve şimdi seçim kendini ifade ediyor, öyle mi? (V) Bu karmik mi?
C: Seçim. Bazıları ışığı sever, bazıları karanlığı sever.
S: (L) Ne zaman uyandı ve bunun farkına vardı? Başından beri bize yalan söyleyip kandırıyor muydu?
C: Yarı farkındaydı. Pek çokları gibi kafası karıştı.
S: (L) Ne şekilde kafası karıştı?
C: Dünyanızın sembollerini tam olarak anlamadı.
S: (L) Bizden farklı olduğunu ve bizimle aynı yolda asla olamayacağını kesin olarak ne zaman anladı?
C: 1998'in sonu veya 1999'un başında uyanmıştı.
S: (V) Ark'ın gelişi bu uyanışı hızlandırdı mı?
C: Kısmen.
S: (V) Hazır onun neler düşündüğüyle ilgili konuşurken, herhangi bir pişmanlığı olup olmadığını merak ediyorum. Olanlar konusunda
pişman mı?
C: Sadece istediğini elde edemediği için pişmanlık duyabiliyor.
S: (V) Pekala, o 4. yoğunluk KH'nin bir aracı... Peki onun açısından sonuç nedir? Ne sonuç elde ettiğini düşünüyor?
C: Kendi öneminin ilüzyonu içinde kaybolmuş durumda. Diğerlerinin onun bu değerlendirmesine katıldığını düşünüyor. [ç.n. katılımcıların
kendi aralarında konuyla ilgili konuşması atlandı]
S: ... (V) Evet, alternatif bir gerçeklik.
C: Frank ve Vincent diğer gerçeklik!
S: (V) Wau! Herşey aynı anda meydana geliyor ha? Laura'nın çalışmasının antitezi gibi bir anlamda mı, diğer gerçeklik?
C: Aşağı yukarı, evet.
S: (L) Frank/Vincent Bridges ile yaşadığımız bu durum, bu çatışma, bir diğer gerçeklikte örneğin şu anda Yahudilerle Araplar arasındaki gibi bir çatışma şeklinde de mevcut mu?
C: Çok yakın, şu anda pek çok şekillerde yansıyor.
S: (L) Şunu bilmenizi isterim ki bizim tarafın durumu pek iyi değil. (V) Neden böyle söylüyorsun? (L) Eğer bu çatışmalar tüm gezegende pek çok seviyede pek çok şekilde yansıyorsa, gezegenin şu anki durumuna baktığımızda, iyi adamlar dediklerimizin şu andaki durumu pek de iyi değil. (B) Evet, bu gerçeklik onların gerçeği. (V) Ben buna biraz farklı bakıyorum. Bence bu durumdayız, çünkü biz bu gerçeklikten değiliz.
Farklı bir seçim yaptık. (L) Ama sayımız çok az.
C: Yardım yolda.

*********
C: Ve sonunda dengelenecek.
S: (L) Bu iyi olurdu. (V) Bu denge 4. yoğunluğa geçişimiz için gerekli mi?
C: Denge sonuç.
S: (V) Denge, 4. yoğunluğa geçişimizin sonucu mu?
C: Evet. Ama herkes geçmeyecek.
S: (V) Denge %50-50 anlamına gelir. (B) Hayır, çünkü biz yaratılıştaki tek oyun değiliz. Burası yaratılışın toplamı değil. Bu gerçeklik yaratılışın sadece bir yönü. Bunun diğer doğrultuda olduğu başka gerçeklikler olabilir. (L) Bence bir diğer faktör, insanların ağ çalışması yapması, fikirlerini, gelişim durumlarını paylaşması. O zaman bu parçalarının toplamından daha fazla birşey oluyor. İnsanlar bir ağda birleştiklerinde, öğrendiklerini paylaştıklarında, bu bir şekilde diğerlerinin de bilgisine ekleniyor. Eğer insanlar o gruba bağlılarsa, gruplarının deneyimlerinden çok şey öğrenebiliyorlar. Bireysel olarak her biri kendi başına 4. yoğunluğa geçebilecek insanlardan oluşan bir grup, bu özelliklerinden dolayı birlikte ilerliyor. Diğer taraftan KH modunda, gruplar veya paylaşım anlamında herhangi birşey yapmadıkları için, bu avantaja sahip değiller. Her birinin bireysel olarak ilerlemesi daha fazla enerji gerektiriyor. Kendi emir-komuta zincirlerinde yalanları paylaşarak ve inanarak sürekli enerji kaybediyorlar. Bu nedenle, sayıları daha az da olsa, avantaj BH grubu tarafında görünüyor. BH'ye yarı hazır bile olsalar, bu geçişi yapabilecek bu tür insanlardan oluşan büyük bir grubun toplam enerjisi, KH'ye hazır olan daha küçük bir grubundakinden çok daha büyük olabilir. KH gruplarının çoğu 3. yoğunluğu tekrarlamak zorunda olacak. (A) Denge kavramı tam olarak neyin dengelenmesi gerektiğine bağlı. Bir terazin olduğunda, terazinin bir kefesinde çok miktarda un olduğunda, diğer tarafta ise küçük bir altın parçası olduğunda, miktarlar çok farklı da olsa birbirlerini dengelerler. (V) Belki de BH adayları daha büyük bir şeye sahipler... (L) yüke mi? (ç.n.: yük/enerji) (V) Evet. (L) Öyle birşey, çünkü varlıklarının çok derininde bir paylaşıma sahipler. (V) Yani KH adayları %90, BH adayları %10 olsa bile... (L) Olabilir.
C: Çok yakın. Ama o anlamda sayılara takılmayın. Yardım yolda!
S: (L) Bir ünlem! Yardımda çok yaklaştılar demek! (V) Ne için?
C: Hepiniz için.
S: (B) Bu, spesifik, bireysel bir yardım biçimi değil de genel bir yardım mı?
C: Bekleyin ve görün!

********
Hemen hemen her spiritüel çalışmanın ve hatta dinsel düzenleme ve yerleştirme işlerinde de uygulandığını gördüğümüz özel bir husus var,

Anlatımımda dinsel işleri vareste tutacağım zira o bilinçlere yerleşim işini insanın kendi gücünden uzaklaştırıp tabusal ve ritüellerle sıkıştırma işini ele almış hitap ettiği toplumu ayırımın en sert hudut fenomenleri ile çevrelemiş ve çatışmalarda en zecri usullerle şartlamış bu yüzden dinsel  savaşlar hala yer yüzünde bitmemiş  insanlık ızdırabında yoğunlaştırma  yaratmıştır,

Tamamen KH davranışı,

Bizim uğraşımız ve spirütüel konularla gerçeği arayışımızda zorlama ve dayatma gibi usuller yok ,sevgi bazlı genel bir bilgilendirmeyi ve bu yönde en doğal insan tekamülünü ele almıştır,

Ancak yukarıdaki alıntıda Frank ve Vincent gibi varlıkların başlangıçtan beri bu aydınlanma faaliyetinin içinde olduğunu ve sonra  dengeyi tezahür ettiren KH tarafından olduklarını açık seçik görüyoruz, celse mensuplarının bu denge özelliği ile aralarında belirttikleri uzun konuşmalara ilave edilecek bir şey yok her şey detaylı bir şekilde ortaya konmuş,

Benim üzerinde durmak istediğim saf ve temiz KH dan uzaklaşmış sanılan bu tip aydınlatma olaylarının içinde dinler planında olduğu gibi tabusal ve ritüele zorlayan sıkıştırma taktikleri bulunmuyor ,

Ancak RA bilgilerindeki gibi sadece sevgi ve ışık yolunda olduğunu sanıp o muhteşem aktarımlarda rol aldıktan sonra baş rolde olan Don Elkins in intiharına sürükleyen bir bilincin yerleşmemesine sağlamak maksadı da düşünülmelidir,

Yani yukarıda denge konusunda da altı kalın çizgilerle çizilen "negatif olmadan pozitif olamaz" doktrini şu anda şahit olduğumuz ve içinde bulunduğumuz ortamda gerçeği arayanlar için bulunmaz bir meşaledir,

Onun için ortamımıza bu tip negatif salvo üretenlerin gelip her hangi bir geniş bilgilendirmeye kendini sokmaya yeltelenmeden boşa atışlarını  bu gözden görüp değerlendirmeliyiz,

Ortamımızdaki meşgul olan her dost aldığı ve yerleşmiş sandığı bilgileri ve farkındalığını inancını kendini şöyle bir sarsar sorgular,neticede faydalıdır ,bu gözle bakalım ve kişiyi kendi haline bırakalım ,birinin bilincini değiştirme işinde değiliz,kendimizi geliştirme yolundayız.

Ara.


sybleman

#1675
Bat ve ızgara mevzusu. Yine aklımdaki konuya parmak bastın Tgur abi.

Bu enerji görüşleri olduğunda bazen saf enerjileri sadece gördüğünde daha çok siyah ve mavi renklerden enerjiler oluyor. Ki bu siyah alan ızgara gibi. K ların dediği gibi aşağısı yukarısı sağ sol yok. Sonsuz boşlukta ızgara. Ve sadece canlılar görünüyor, nesneler yok. Sadece canlılar ve onların hareketlerinin oluşturduğu enerji dalgaları. Bu dalgaların birbirine çarpması değişmesi. Ama bazı elementler bu alana dahil nedense. Mesela yağmur, su. Ama maddeler değil.

Geçen okuduğum bir yazıda şöyle diyordu. Gördüğümüz nesne biz gördüğümüz için mı var, yoksa biz gözlemlediğimiz için mı var? Matrixdeki aslında bu kaşık yok söylemi gibi. Veya meşhur olan çift yarık deneyi gibi. Gözlenen elektronun 2 yerde birden görülebilmesi gibi tuhaflıklar.

Ve başka bir bilimsel boyut anlatımında üst boyutlara çıktıkça şekillerin sadece ızgaraya donebildigi gerçeği.

Kuantum gerçekliğini düşünebilirsek, yanı quantum alandaki bir şeyin aynı anda birden fazla yerde aynı anda farklı varoluş seviyelerinde olma halini. Sanki biz hem o enerji alanındayız hem de burdayiz. Orada tezahür ediyoruz ve görüyoruz. Oysa ki bütün boyutlara aynı anda bağlıyız ve sanki aynı anda bütün boyutlarda da varız. Gozlemlediklerimiz,yaşadıklarımız,duygularımız... kendimiz tezahür ediyoruz. Üst boyut tezahür boyutu. Tasarladiklarimizi da alt boyutta kuantumsal olarak aynı anda deneyimliyoruz.

Ne muazzam bir varoluş. Akıl almıyor. Bütün güç bizde ama kendimizi kisitliyoruz ki bunu devam ediyoruz. Farkında olsak da çıkış nasıl olacak ki? Ya da gerçekten öz e dönünce çıkmayı yine isteyecek miyiz? Yoksa roller coaster gibi hadi bi daha çok eğlenceliydi deyip baştan mı başlayacağız.

Matrix var evet ama sanırım kuantum düzeyinde madde de var. Ama yok da. Düşünmek bile saçma.

Ayrıca fraktallar mevzusu. Sanırım bu matrixdeki görüntüleri mikro düzeyde yaptığımız fraktallar oluşturuyor ve fraktallarin sonsuz döngüsü de zamanı oluşturuyor. Zaman kristallerini duymuş muydunuz? Ben duyunca çok şaşırdım. Bulabilirsem linkini paylaşmaya çalışırım.

Tgur

#1676
Sybleman BAT ve ızgaralarda basit söylemim olacak sonra.

sybleman

#1677
Merakla bekliyorum Tgur abi.



Maryland ve Harvard Üniversitesi araştırmacıları zaman kristali oluşturmak için iterbiyum atomlarını kullandılar.

Aslında atom çekirdeğindeki pozitif yüklü proton sayısından 1 eksik sayıda elektron içeren iterbiyum iyonlarından yararlandılar (pozitif yüklü atomlar). Ayrıca deneyde kullanılan 10 atomu mutlak sıfıra yaklaşana kadar soğutup tek atom gibi davranmasını sağladılar ve sahip oldukları elektronları dolanıklığa soktular.

Bu anlamda zaman kristalleri zamanda simetri kırılmasına yol açıyor ve Evren'de sadece zamanda ileri akan hareketlere izin veriyor. Belki de elektronlar işte bu yüzden bizim bakış açımıza göre bize ya parçacık ya da dalga olarak görünüyor.


https://khosann.com/dort-boyutlu-madde-bulundu-zaman-kristalleri/amp/

Çok güzel ve detaylı bir anlatım.


Alemtac

#1678
Paylaşım için teşekkürler sybleman , akıcı bir dille, basite indirgeyerek anlatılmış. Böyle bir paylaşım görünce heyecanlandım doğrusu: Zaman makinası yapmaya, doğru adımlarla ilerliyoruz gibi hissettim.
 

Tgur

#1679
YORUMLAR 150

Bir arkadaşımız Sybleman BAT ve ızgaralar hakkında bilgim var mı diye sordu,hayır, o ileri fizik bilgi gelişiminde yaya kalırız, anlayabildiğimiz basit yollarla var sayımlarla belki hezeyan denilenlerle düşündüklerimizi  ortaya koyarız,

Şunu biliyorum ki Einstein gibi bir kısım alimler bu konuya vakıf oldular ve bilinç bilgi yönünden bizlerden 100 bin defa fazla malümatları olan denilenler  işi saklı tutmaktalar,

İleri yoğunluk bilgileri saf ve her şeyi kısıtlı dünya bilimi çerçevesinde ölçmeye alışmış ve bu beklentilerinden bir milim dahi sapma istemeyenler veya bu bildiklerini diğer dünya insanına aktarmalarının muazzam bir karışıklık yaratacaklarını bilmekteler, susmaktalar,

K. celselerinde ise özel olarak bulunup ortama çekilen ve Laurayla birleşmesi sağlanan Ark. BAT konusunu bir nevi çözmeye görevlendirilmiş gibi,

*****
S: (A) Evet, aslında var. Mekan, zaman, Einstein'ın genel görelilik teorisi, çekim ve elektromanyetizma ile ilgili kafa karışıklığı yaşadığım hususlar var.
C: Einstein'ın Görelilik Teorisi tamamen değil kısmen doğru. Zaman diye bir boyut olmadığını söylememizin nedeni de bu. Çekim ve elektromanyetizma konusunda ise, aynı şahsın henüz kamuya açık olarak tamamlanmamış Birleşik Alan Teorisini incelemeni öneriyoruz.
Aslında tamamlanıp gizlice uygulamaya mı kondu acaba? Hmmmm... Eğer öyleyse bunun ne gibi anlamları olabilir? Belki sen de aynı keşifleri yapabilirsin.

*******
S: (T) Bu teknolojinin ne olduğunu sorabilir miyiz?
C: Evet, elbette!
S: (A) Anlamadığım birşey var. Birleşik alan teorisine bakıp Einstein'ın ya da başka birinin keşfettiği birşeyi yeniden keşfetmek için beni istediler. Şimdi bu sırrı keşfetmemizi istiyorsunuz, değil mi?
C: Bunu kendi iyiliğiniz için keşfetmenizi istiyoruz.
S: (T) Öğrenme keşifte.
C: "Keşfi" etrafa bildirmeniz gerekmiyor.

*******
güç kullanılıyor olmalı. Nedir bu ?
C: Yere ve uzaya konuşlandırılmış jeneratörler.
S: (T) Bu ne için kullanılmış olabilir?
C: Çeşitli kullanım amaçları.
S: (L) Peki, en azından ilk üç kullanım amacı nedir örneğin ?
C: "İlk Üç" diye bir şey yok.
S: (T) Bize bir fikir vermek için, bir örnek yok mu ? Bu bizleri nasıl etkiliyor ?
C: Kavramı biraz genişletin.
S: (T) Bu ızgara başka nesneler tarafından bir güç kaynağı olarak kullanılabilir mi ? (J) Bu ızgarayla enerji bağlantısı kurulabilir mi ?
C: Ağ.
S: (L) Bir şeyleri tuzağa düşüren bir tür ağ mı ?
C: Kavramı genişlet.
S: (L) Bu ağ bir şeyleri...
C: Hesaplıyor...
S: (J) Internet mi ? (T) Bizi içeride tutmaya yarayan bir çeşit engel gibi mi ?
C: 3. Yoğunluk balo salonunda dans ediyorsunuz. "Alice Kristal Saray'da aynanın içerisinden geçmekten hoşlanır." Atlantisli ruhların yeniden reenkarne olma dalgası eskiden ortaya koyulan bir olayın [performansın] tekrar edilmesi dürtüsünü de açığa çıkarıyor.
S: (T) Yeniden enkarne olan Atlantisliler eskiden kristaller aracılığıyla yaptıkları şeyi yeniden yapmak için hazırlanıyorlar. Yani şu an yapılmakta olan, Atlantis tarzı bir şey mi ? Farklı ekipmanlarla ama aynı şey ?
C: Daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşmadan önce tüm derslerinizi öğrenmelisiniz.
S: (L) Bu söylediğiniz Atlantisliler'in derslerini tekrar etmesiyle ilgili genel bir vurgu mu, yoksa bizlerin bu dersi tam olarak öğrenmemizin ardından, bu ızgarayı etkisiz kılacağımız daha büyük ve daha iyi şeylere ulaşacağımızla mı ilgili ?
C: Hepsi; şimdi olanlar ve gelecekte olacaklar.
S: (T) Belki de ozon tabakasını bu denli kurcaladığımız için bizleri koruma amaçlı oraya yerleştirilmiş bir kalkandır...
C: Hayır. En iyisi üzerinde düşünüp , meditasyon yapmalısınız. Lineer düşünmekten kaçının lütfen, böylece daha iyi öğrenirsiniz.
S: (J) Sanırım eline bir şaplak vurdular. (A) Bu ızgara konusunda kendimiz için yapabileceğimiz ya da yapmamız gereken bir şey olup olmadığını öğrenmek istiyorum?
C: Neden ? Öğrenmek ihtiyacın olan yegane şeydi.
S: (A) Dediniz ki bunun amacı kontrol ve manipülasyon. Yani ne olduğunu öğrenmek tek ihtiyacımız olan şey. Belki de kendimizi zırhlandırmayı deneye... (L) Ama zaten öğrenmek demek zırhlanmak demek. Ne şekilde işliyor, bilmiyorum, ama böyle gibi gözüküyor.
C: Evet 
S: (A) Şimdi.. BAT konusundan bu ızgara konusuna nasıl geldik ?
C: Izgaranın yapısallığı bunun bir uygulamasını temsil ediyor... [ç.n. Birleşik Alan Teorisi'nin]
S: (L) Her nasılsa Güneş'in artan çekiminden yola çıktık, ordan BAT ne, oradan ızgaraya...
C: BAT Güneş'in "artan" çekimini açıklıyor. Ama acaba BAT nde artma/azalma ile ilgili bir şey yok mu ???
S: (A) Onun artması ya da azalması için bir sebep yok... Ama tabii ki bu Einstein' ın teorisi ki bize bunun yanlış olduğu söylendi... (L) Belki de hızla ilgilidir. Eğer iki şey art arda dönüyorlarsa ve eğer bu iki şey bir araya gelirlerse bu onların hızını artırmaz mı ve böylece hız da çekimi artırmaz mı ? (A) Hayır, bize çekim ve elektromanyetik dalga arasında karşılıklı etkileşim olduğunu ve BAT nin de bununla ilgili olduğunu söylediler... Eğer BAT çerçevesinde kullanmamız gereken diğer boyutları kullanırsak ve Kaluza-Klein teorisiyle devam edersek, bu durumda kütle ile ilgili kavram belirsiz bir hal alır ve kütle değişken olur...
C: Evet, fizikselliğin değişkenliği.
S: (T) Dördüncü Yoğunluk. (A) Daha önce bize BAT nin diğer yoğunluklara açılan kapıyı aralayacağını söylemiştiniz...
C: Evet.
S: (A) Ve bir süre önce Santilli buradayken ve BAT, çekim ve anti-çekim ile ilgili kendi fikirlerini ortaya döktüğünde, ona BAT ile ilgili iyi bir fikre sahip olduğunu ama denklemin yalnızca 7 de 1 ine sahip olduğunu söylemiştiniz. BAT nin neden diğer yoğunluklara uzandığını anlamıyorum. Bir kez BAT ne vakıf olduğumuzda, ardından diğer yoğunlukların açık hale gelmesi kaçınılmaz mı ? Nasıl gerçekleşiyor ?
C: Bölük pörçük bir soru.
S: (A) EM ve çekimi bir arada buluşturan ama diğer yoğunluklar kavramını içermeyen bir BAT ne sahip olamaz mıyız ?
Başka bir deyişle; bir yazılı kaynağın içerisinde çekim ve elektromanyetizma ile ilgili tüm doğruları toplasak ve bir öğrenci bunları okuyarak hepsini öğrense ama yine de diğer yoğunluklar konusunda hala hiç birşey bilmiyor olsa, böyle bir şey mümkün değil mi ?
C: Hayır. Diğer yoğunluklar görünür ve aşikar hale gelirler, eğer ki...
S: (A) Yani demektir ki Einstein ve Von Neumann diğer yoğunluklardan haberdarlardı.
C: Evet, ohh evet !!!
S: (T) Yalnızca bir fikir : BAT ne vakıf olunması ve içerisindeki farklı alanların manipüle edilebilir durumda olması, farklı etkiler yaratıyor.
Yani anlayabildiğimiz kadarıyla, bilimin günümüzdeki resmi kabulüne göre, çekimi elde edebilmek için uzayda bir şeyi döndürüyor olmamız gerek. Ama BAT yardımıyla -ve sadece küçük bir yan özelliği olarak- hiç bir şeyi döndürmeye gerek kalmadan gerçek çekim yaratılabilir. Yani ağırlıksızlık sorunu gerçekten çözülmüş bir şey...
C: Bu çok temel bir doğru sevgili TR, çok temel.
S: (T) Yani uzay istasyonu ile ilgili tüm o şeyler, veya döndükten sonra yer çekimine yeniden adapte olmakla ilgili yaşanıldığı söylenen tüm o sorunlar, hepsi birer oyun...
C: "Kediyi bir kez çuvaldan çıkardığında" [çn. Gizli bir konuyu açığa çıkarmak anlamında bir deyim] koskaca bir kedi "ulusu" yaratırsın.

*******
Görüldüğü gibi bir çok alıntı aktararak konuyu zihnimizde bir açıklık,anlamaya yönelen bir durum yaratacak mı diye bekliyorum, işin gerçeği bu yolla zihnime bir çok sual soruyorum belki uygun bir cevap bulabilirim diye,

Basit bir iz geldi ,ızgaraların birer düzlem gibi olduğu ve hatta doğadaki yaratımlarda bir valffe ızgarası gibi çalıştırdığını falan akla getirince konuyu Ruhların Yolculuğu kitabında yeni bir dünya yaşamına hazırlanma konusundaki  "Kader dairesi" ne benzer oluşum ve uğraşılar aklıma geldi,

Ekrana giriyorsun olayı yaşıyor veya geçici yaşam şekli yaratıp deniyorsun ama kontrol elinde istediğin vakit durdurup bir başka yaşayışı deneyebiliyorsun ve yine istediğinde bunlardan çıkabiliyorsun, hatırlayalım,

******
Dr. N: Kimdir onlar? Bedenlenmeyle ilgili bütün düzenlemeleri eğitmen rehberin yürütmez mi?
D: Tam olarak değil. Koordinatörlerle konuşur ve Daire'deki hayat olasılıklarını önceden görmede bize fiilen yardımcı olanlar onlardır.
Dr. N: Daire nedir?
D: Gittiğim yer. Oraya Kader Dairesi deriz.
Dr. N: Ruh dünyasında ona benzer başka bir yer var mıdır?
D: (ara) Ee... sanırım onlardan çok sayıda olmalı, fakat onları görmem.
Dr. N: Tamam, şimdi üçe kadar saymamın ardından birlikte Daire'ye gidelim. Saymayı bitirdiğim zaman sen bu deneyimin bütün ayrıntılarını hatırlama kapasitesine sahip olacaksın. Gitmeye hazır mısın?
D: Evet.
Dr. N: Bir, iki, üç! Şimdi ruhun hayat seçimi yerine doğru gidiyor. Ne gördüğünü açıkla.
D: (uzun ara) Ben... Daire'ye doğru yüzüyorum... halka şeklinde.., dev bir kabarcık gibi...
Dr. N: Devam et. Başka neler söyleyebilirsin?
D: Konsantre durumda bir enerji gücü var.., ışık çok yoğun. İçeri doğru emiliyorum... bir huninin içinden geçerek... huni biraz daha karanlık.
Dr. N: Korkuyor musun?
D: Hmm... hayır, daha önce de burada bulunmuştum zaten. İlginç olacak. Beni bekleyenlerden dolayı heyecanlıyım.
Dr. N: Tamam, Daire'nin içine sürüklenirken ilk izlenimlerin neler?
D: (sesini alçaltarak) Ben... biraz çekiniyorum.., fakat enerji beni gevşetiyor. Benimle ilgilenildiğine... özen gösterildiğine dair bir farkındalığım var... Kendimi yalnız hissetmiyorum... eğitmenimin varlığı da benimle beraber.
Dr. N: Her şeyi rapor etmeye devam et. Şimdi ne görüyorsun?
D: Daire kenarlarda ekranlarla çevrili, onlara bakıyorum.
Dr. N: Ekranlar duvarlarda mı?
D: Duvarlar onlardan oluşmuş gibi görünüyor, fakat gerçekte hiçbir şey katı değil... bütünüyle... esnek... ekranlar etrafımda bükülüyor... hareket ediyorlar...
Dr. N: Biraz daha ekranları anlat.
D: (gergin) Bir an için bir durağanlık oluyor... hep böyle... sonra sanki bir el bir film makinesine dokunuyor. Ekranlar görüntülerle canlanıyor ve renk de var.., hareket de... ışık ve sesle dolu...
Dr. N: Rapor etmeye devam et. Ekranlara göre ruhun nerede bulunuyor?
D: Ortada salınarak her tarafımdaki hayat icralarını seyrediyorum... yerleri... kişileri... (kaygısızca) Bu şehri tanıyorum!
Dr. N: Ne görüyorsun?
D: New York'u.
Dr. N: New York'u görmeyi sen mi istedin?
D: Oraya geri gideceğim hakkında konuşmuştuk... (kaptırarak) Aa... değişmiş... daha çok bina var.., ve arabalar... her zamanki kadar gürültülü.
Dr. N: Birkaç dakika içinde yine New York'a geleceğiz. Ama şu anda Daire'nin içinde senden ne beklenildiğini anlatmanı istiyorum.
D: Panoyu zihnimle işleme sokacağım.
Dr. N: Nedir o?
D: Ekranların önündeki bir tarama cihazı. Onu bir yığın ışık ve düğme olarak görüyorum. Sanki bir uçağın pilot kabininde gibiyim.
Dr. N: Ve bu mekanik nesneleri ruhsal bir mekanda görüyorsun, öyle mi?
D: Kulağa uçuk geldiğini biliyorum, fakat sana ne yaptığımı açıklayabilmem için içimden bana ulaşan şey böyle.
Dr. N: İyi gidiyor, bunun için endişelenme. Sadece bana panoyla ne yapman gerektiğini anlat.
D: Tarayıcıyı zihnimle işleterek kontrolü sağlayanların ekranlardaki görüntüleri değiştirmesine yardım edeceğim.
Dr. N: Oo, yani sinemadaki bir görevli gibi bir film makinesi mi çalıştıracaksın?
D: (gülüyor) Film makinesi değil, tarayıcı. Her neyse, zaten onlar da film değil. New York sokaklarında yaşanan gerçek bir hayatı izliyorum. Zihnim, izlediğim sahnelerin ilerleyişini kontrol için tarayıcıya bağlanıyor.
Dr. N: Bu aygıtın bir bilgisayara benzediğini söyleyebilir misin?
D: Bir bakıma... bir izleme sistemine etki ediyor ve dönüştürüyor...
Dr. N: Neyi dönüştürüyor?
D: Komutlarımı... aksiyonun izini bulabilmem için bunlar panoya kaydediliyor.
Dr. N: Panonun önünde pozisyon al ve onu işletirken bir yandan da her şeyi açıklamaya devam et.
D: (ara) Kontrolü üstlendim. Bir dizi sahnedeki çeşitli noktalarla buluşan hatlar görüyorum... Şimdi hatların üzerinde yol alarak zamanın içinden geçiyorum ve ekranlardaki görüntülerin değişmesini izliyorum.
Dr. N: Ve sahneler sürekli etrafında hareket mi ediyor?
D: Evet, sonra sahnenin durmasını istediğimde hatların üzerindeki noktalarda ışık yanıyor.
Not: Yolculuk hatları terimini daha önce de, ruhun naklinin tanımlandığı başka ruhsal bölgelerde duymuştuk (bk. Vaka 14).
Dr. N: Bütün bunları neden yapıyorsun?
D: Tarıyorum. Durmalar hayatın yollarındaki başlıca dönüm noktaları.., bu kapsamda önemli kararlar... olasılıklar... zaman içindeki alternatif seçeneklerin değerlendirilmesini gerektiren olaylar var.
Dr. N: Demek hatlar zaman ve uzay içindeki bir olaylar dizisinin içinden geçen yaya yollarını işaretliyor, öyle mi?
D: Evet, yol alış Daire'den kontrol ediliyor ve bana naklediliyor.
Dr. N: Yolda ilerlerken hayat sahnelerini sen mi yaratıyorsun?
D: Yo, hayır! Ben sadece onların hatların üzerindeki zamanda akışlarını kontrol ediyorum.
Dr. N: Hatlar hakkında başka ne söyleyebilirsin?
D: Enerji hatları.., üzerinde işaret okları gibi öne, arkaya yürütebildiğim veya durdurabildiğim renkli ışık noktalarının bulunduğu yollardır.
Dr. N: Bir video kasetini, başlat, hızlı ileri, durdur ve geri sar düğmelerine basarak yürütebilmen gibi mi?
D: (gülerek) Öyle.
Dr. N: Tamam, yol boyunca giderek sahneleri tarıyorsun ve durmaya karar veriyorsun. Bundan sonra ne yaptığını anlat.
D: İçine girebilmek için sahneyi donduruyorum.
Dr. N: Ne? Yani senin de sahnenin bir parçası olduğunu mu söylüyorsun?
D: Evet, şimdi eyleme doğrudan giriyorum.
Dr. N: Nasıl bir yolla? Sahnedeki bir kişi mi oluyorsun, yoksa insanlar etrafta hareket ederken sen bir ruh olarak onların başlarının üzerinde mi dolanıyorsun?
D: Her ikisi de. Hem sahnedeki herhangi birisiyle hayatın nasıl olduğunu deneyimleyebilir, hem de bir gözlem noktasından onları seyredebilirim.
Dr. N: Nasıl oluyor da bir yandan Daire'den eylemi gözetlerken diğer yandan panodan ayrılıp yeryüzündeki bir sahnenin içine gidebiliyorsun.
D: Muhtemelen bunu anlamayacağını biliyorum ama bir parçam herhangi bir anda sahneyi tekrar başlatmak ve durdurmak için kumandada kalıyor.
Dr. N: Galiba anlıyorum. Enerjini bölebiliyor musun?
D: Evet ve geriye kendime düşünce yollayabiliyorum. Tabii kumandayı elinde tutanlar da sahnelerin içine girip çıkarken yardım ediyorlar.
Dr. N: O halde temel olarak yol alırken zamanı ileri geri hareket ettirebiliyor ve durdurabiliyorsun.
D: Evet... Daire'nin içindeyken.
Dr. N: Daire'nin dışındayken, ruh dünyasında zaman seninle eş zamanlı olarak var mıdır ya da ilerler mi?
D: Burada benimle eş zamanlı olarak vardır, ancak onun yeryüzündeki ilerleyişini de görebiliriz.
Dr. N: Öyle görünüyor ki ruhlar Kader Dairesi'nin içindeyken zamanı adeta bir alet gibi kullanmaktalar.
D: Ruhlar olarak biz zamanı kullanırız... sübjektif olarak. Şeyler ve olaylar etrafta dolanılar... ve zaman içinde nesneler haline gelirler...fakat bizim için zaman bütündür.
Dr. N: Benim zaman yolcuğuyla ilgili paradoksum, olup bitecek şeyin zaten olup bitmiş olduğu, bu şekilde sen gelecekteki hayat sahnelerinin içine girip çıkarken bir insanın içindeki kendi ruhunla bir araya gelebilmiş olman.
D: (esrarlı bir gülümsemeyle) Temas kurulduğu sırada bedene bağlı ruh bir anlığına askıya alınır. Oldukça kısa bir süredir. Zaman içinde yol alırken hayat devrelerine müdahale etmeyiz.
Dr. N: Peki sizin zaman içinde yol aldığınız sırada gerçekte geçmiş, şimdi ve gelecek birbirinden ayrı değilse, geleceği zaten görebiliyorken niçin seçenekleri düşünmek için sahneleri durduruyorsun?
D: Korkarım Daire'nin kontrolündeki zaman kullanımının asıl amacını anlamıyorsun. Hayat hala şartlara bağlıdır. İlerleyen zaman bizi sınamak için yaratılmıştır. Bize bir sahnenin bütün olası sonları gösterilmez. Hayatların bazı kısımları biçim için örtüktür.
Dr. N: Her şeyi göremediğinize göre, zaman, hayatlara bakılarak genel bir bilgi edinmenizi sağlayan bir ilave unsur olarak kullanılıyor, öyle mi?
D: Evet, çözüm bulma yeteneğimizi sınamamız için. Olayların zorluğu karşısında yeteneğimizi tahmin ederiz. Daire deneyerek seçim yapmamız için farklı deneyler kurar. Yeryüzünde onları çözümlemeye çalışırız.
Dr. N: Daire'de yeryüzünün dışındaki başka gezegenlerdeki hayatlara bakabilir miyiz?
D: Ben bakamam, çünkü ben yeryüzündeki zamanda yol almaya programlandım.
Dr. N: Ekranlardan, zamanın içinde sıçrayabiliyor olman bir topu hatırlatıyor.
D: (sırıtarak) Canlandırıcı olduğu kesin, fakat etrafta koşup oynayamayız; çünkü bir sonraki hayat için verilmesi gereken ciddi kararlar söz konusudur. Eğer bir hayatı iyi bir şekilde yürütemezsem, seçimlerimden kaynaklanan yanlışların sonuçlarına katlanmam gerekecektir.
Dr. N: Yaşamayı planladığın hayatın bir kısmını fiilen deneyimlemene rağmen nasıl olup da seçimlerinde birçok ciddi yanlışlar yapabileceğini hala anlayabilmiş değilim.
D: Hayat ortamları hakkındaki seçeneklerim sınırsız değildir. Söylediğim gibi, muhtemelen zamanın bir kesitindeki bir sahnenin tamamını görmeyi başaramam. Sana göstermediklerinden dolayı da bütün beden seçenekleri bir risk taşır.
Dr. N: Eğer bir kişinin kaderi tam olarak önceden kararlaştırılmamışsa, senin de anlattığın gibi, niçin bu yere Kader Dairesi diyorsun?
D: Oo, kader vardır, tamam. Hayat devreleri yerli yerindedir. Sadece pek çok alternatif vardır ve bunlar net değildir.

*******
Bu ızgaraların  düzlem halinin bir derinlik ihtiva etmediğini üst yoğunlukta alt üst ince kalın derinlik yükselti v.s.gibi dünyasal olguların olmadığını hayal edin ,

"Kader Dairesi"oluşumlarına benzer bir olgu içinde  KH tarafından  ki onların üst yoğunluk teknolojisini kullandıklarını zamanla oynadıklarını da hatırlayarak, bir manyetik tül gibi dünyayı kaplayan bu ızgaralarla BAT işleyişini devreye aldıklarını ve bu yolla dünya geneline manipulasyonların kolayca tatbik edildiğini farz edin,

Ara..