Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_Dionysos

Denemeler, Söyleşiler ve Söyleyişler

Başlatan Dionysos, 21 Nisan 2018, 16:44:32

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Dionysos

#165
Şimdi bizim tarım hikayesi çok uzun hikaye.

Babam memur ve şark görevi sonrası ilde uzak bir köye atanıyor ve ilk fısatta köyüne tayin istiyor babasının evine yanına yerleşiyor. Orada işler iyi gitmiyor, yeni evli ve dedem (babamın babası) şu an üzerinde bulunduğumuz evinden bir kilometre uzaktaki bu kıraç araziyi rakı parası için satılığa çıkarıyor. Babam burayı kendi babasından satın alarak iki oda bir ev yapıyor. Burası bir ırmak vadisinin tepe yamacında ve aşağı ırmağın oraya doğru uzanan eğimli bir arazi. Mısır tarlası olarak ekilirken bu yamaçlar sellerle çok sıkı erozyana uğramış. Evi tam tam yamaç başındaki düzlüğe kuruyorsun ve ev çevresinde bir karış toprak kalmış altı taş. Arazide belli noktalarda derin toprak var, akmış birikmiş. Şimdi  babamın baba toprağı verimli derin su tutan toprak. Annemin köyü öyle. Her neyse burayı alıp yerleşmişler ve geçmişte işte inek var, tavuklar var gübre var iyi kötü bunun gübresiyle vs tarım yapmışlar. Sonra köy okulu kapandı bir dönem şehre taşındık ,babam emekli olduk hayvan işi felan bitti. Son üç beş yıldır da akıllı gübre (Alman gübresi) diye bir şey kullanılıyordu ve iyi kötü bir şeyler oluyordu .Bu gübrenin fiyatı bu Rus Ukrayna gerginliğiyle diğer normal gübrenin dört/beş katı oldu. Burada bir bizim burada şu olmuyor bu olmuyor tantanası sürer gider. Gübreye kızılır vs herkes bezgin. Annem babama toprak getirsen der, pahalıysa pahalı bir çuval alsan der vs vs.
Şimdi patlıcan olmuyor diye patlıcan ekmiyorlar .Ben buna geçen yıl taktım. Yani niye olmaz öyle ya da böyle olmalı dedim kendi kendime.  Tamam bir ölçüde toprak sığ yığılabilir dedim. ikinci seçenekte arazide altta bazı yerlerde yumuşak kireç taşı gibi kırılabilen ve güneşe çıkınca eriyen bir taş olan zemin var. Fazladan derin kazıp taş söküp oralar çukurlaştırılabilir su tutarsa olur dire düşündüm. Şimdi uğraşayım diyorum onlar biz bu toprakta 40 sene uğraştık olmuyor edebiyatı yapıyorlar. Yani bir kilometre ötede artık dedem rahmetliden kalan fındıklık var ve orada toprak iyi gidip tarla yapılabilir felan ama burada yerleşiğiz ver orada sulama bakım günlük zor vs neyse. Bunun dışında burada evden 100 metreden aşağısı orman orada toprağın biriktiği yerler var ama koca ağaçlar, ortalık domuz vs dolu oraya da su gitmez vs burada ev yakınında ne yaparsak yapıyoruz.
Şimdi düşünüyorum. Buradan bazı meyveler olur. Çokta güzel olur. Belki bir tık küçük olur. Bazısı olmaz ve mesela armut burada olmuyor ve gerçekten de olmuyor ya da dedim orada olduğu gibi olmuyor ağaç büyümüyor ama mesela incir oluyor. Bu meyve işi gibi düşünerek yaklaşık çoğu şeyin olması gerekeceğini düşündüm. Şimdi, ben patlıcan yapmaya çalışınca zaten burada tuhaf tepkiler oluştu. İnternetten tohum almam felan garipsendi. Yani biz niye patlıcan dikmiyoruz?  Bir de gerçekten arazin buysa tarım ,işi emeğinin karşılığını veriyor mu? Belki hayır ama burası bizim ve burayı seviyorum ve deniyorum..

Bu toprağı seviyorum ve bu toprakta bu toprak olarak bir şeyler olsun istiyorum: Bu tıpkı kiraz, incir ve üzüm gibi meyvelerin kendinden oluşu ve çok güzel lezzetli oluşu gibi. (Sadece bir tık kalibre düşük) Ben su tutuşa taktım bence derinlik nedeniyle nem/su kaybı ilk bunu test edeceğim. Derinlik oluştur ve üstten buharlaşma için yalıtım sağlama. Bu başarılı olmazsa daha sonra gübre ve diğer materyal ekleme.

Burada meyve ağaçlarına hiçkimse hiç bir şey vermiyor ama oluyor. Boyut dışında lezzet farkı ya da sorunu yok. Şimdi tamam sebzeler arazide küçücüktü minicikti kültüre alındı ve her yıl serada sıcak yatakta çimlenir, özel bakım olmazsa bizim buranın tabiriyle kırtıç (küçük şekilsiz vs) olabilir. Olsun bakalım ,aslını görelim. Sebze uğraşım genetik materyal elde etme gibi. Açıkçası düz toprağa ekilmiş gübre ilaç görmemiş hatta serada çimlenmemiş genetik materyal istiyorum ve bunun üç-beş yıl/nesil sonra neler yapabileceğini de özellikle merak ediyorum.

Şimdi elimde neler var?
Aşağıda orman tabanından (orman sarmaşığı kaplı tabandan) biraz yaprak çürüklü üst toprak kazıyıp ekleyebilirdim. İkinci olarak fındıklıkta otu motorlu tırpanla biçiyoruz ,bu iş sonrası yol gibi dikili olmayan bölümlerden biraz ot -yeşil gübre ekleyebilirdim. Ayrıca bu örtüyü nem ve su kaybı içinde kullanabilirdim. Şimdi bununla uğraşsam -ki yaparım- bana daha işin mi yok deli misin diyecekler. Tek engel. Yani evin dibinde ektiğimiz yer var git orayla uğraş oraya ne dikiyorsan denecek.

Özellikle bu diktiğim yeri ham ekili dikili olmayan toprak oluşu ve evin çevresindeki araziye göre göre biraz daha derin toprak oluşu ayrıca toprağın kiraz ağacına yakın bölümün özellikle renk doku olarak  gözüme güzel gözükmesi nedeniyle test etek istedim.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#166
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

https://www.electroculture.life/


Elektokültür için bir doğru yol, biçim vs olabilir ama bunu bulma test etme ve bakır çinko çubuklar edinme gibi uğraşlara girebilecek durumda gerçekten de değilim .Yani ailem önümde ve onlarla yaşıyorum. Ben bunu dediğim gibi araştırdım. Burada elimde sadece alüminyum teller vardı ve bunları çubuğa sarıp topraklamayı düşünmüştüm ama dediğim gibi bunu test eden bir kadının videosunu izledim. Bir kaç sebzede denemişti ve yanında bunu uygulamadığı sebzeler vardı ve aynı görünüyorlardı .
Tabi ki mesela başka videolarda izledim. Elektrokültür uyguladığı sarımsakların daha erken büyüdüğünü gösteren bir adam gibi ama emin olamadım.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

doğal gübresiz, ilaçsız tarım çok zor.

Gübresiz...

Gübreye para verecek olsam tamamını yine de hayvan gübresine ya da magnezyum potasyuma felan harcardım ?

Olası pek bilinmeyen iyi gübre çeşidi önereyim. Canlılar. Yani bir balıkçıdaki tüm iç organ atıkları gibi şeyler eğer edinilebilirse en iyi gübre
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

gerçek tosun paşa

#167
Gerçekten zor bir süreç ama çok iyi analiz etmişsin umarım çözüm getirebilirsin. Patlıcan olsa iyi olurmuş geçen patlıcan közledim bahçeden koparıp çok iyiydi :D

Dionysos

#168
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Gerçekten zor bir süreç ama çok iyi analiz etmişsin umarım çözüm getirebilirsin. Patlıcan olsa iyi olurmuş geçen patlıcan közledim bahçeden koparıp çok iyiydi :D

10-15 kök sağlam fidan yetişti ama çiçek ve meyve yok gibi. Sadece 3 gelişen patlıcan var ve her kökte  3-5'i geçmeyen meyve adayı (çiçek)

Bu haliyle bu verimle olsa bile patlıcan yetiştirmiş sayılacağımı sanmıyorum. Yine de umutluyum çünkü önümüzde eylül ve ekim var.
Sonuçta her durumda kimse patlıcan ağacı/bitkisi yetiştiremediğimi iddia edemez, oldu...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#169
Herkes herşeyi bu böceğin yaptığını söylediğinde oralı olmamıştım ya da emin olamamıştım. Onları biberlerimin üstünde yakaladım. Uç filizleri emiyor. Bu böceği sonbaharda evlere saldırdığıdna kıaymayıp tek tek elle evden atan çıkaran ben onları biberlerin üzerinde mıhladım.

Her yer bunlarla dolu. İnanılmaz çoklar. Bu geçmiş yıllar gibi değil. Fındık dallarından onları salladığında yağıyorlar. Sanırım bu durumda Ferrero yetkilisinin/çalışanın söylediği gerçek. Daha bu ne ki; sonbaharda evin duvarlarını kapladıklarında duvarı göremeyeceksiniz.

Çinden arı getirrtiklerini duyduk ama sanırım Amerika da daha güçlü bir düşman böcek var. Düşünülmeli ve cidiye alınmalı. Bu şey güneye oraya buraya her yere gidebilir taşıanbilir ve bunu görmek istemezdiniz.
Bir tür kıtlık türü arıyorsanız buna hazırlık yapın... Herşeyi yokediyorlar...
 
Alıntı Yap3
Kahverengi kokarca böceği

 Çin, Japonya, Kore Yarımadası ve Tayvan'a özgü bir böcek türüdür. Tür, Kuzey Amerika'da ilk kez Eylül 1998'de görülmüştür. Kahverengi kokarcaların larva ve yetişkinleri, birçok tarımsal ürün de dahil olmak üzere 100'den fazla bitki türünden beslenmektedir. Tür, 2010-11'e kadar Doğu Amerika Birleşik Devletleri'ndeki meyve bahçelerinde görülen bir haşereydi. Türün etkisiyle, Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Atlantik bölgesindeki elma yetiştiricileri 2010'da 37 milyon dolar zarar etmiştir. Bazı meyve yetiştiricileri mahsullerinin% 90'ından fazlasını kaybetmiştir. Günümüzde Kuzey Amerika'nın birçok yerinde görülen tür, son zamanlarda Avrupa ve Güney Amerika'da da çoğalmaya başlamıştır.

Dişi, bir yaprağın üzerine tek seferde 28 yeşil yumurta yumurtlar. Yumurtaların rengi zamanla beyaza dönüşür. Dişi bir sezonda 3.000 yumurta yumurtlayabilir. Fındık bitkisinin kökünü 20 günde kurutabilen kahverengi kokarca, günde 30 kilometre uçabilir.

Kahverengi kokarca böceği, diğer yarım kanatlılar gibi bitkileri emmek için hortumunu kullanır. Kahverengi kokarcanın beslendiği meyvelerin dış yüzeyinde nekroz alanları veya çukurlu bölgeler oluşabileceği gibi, yapraklarda benekler ortaya çıkabilir. Ayrıca tohum kaybı ve bitki patojenlerinin bulaşmasına da sebep olabilen bu tür, meyve ve sebzelere zarar veren bir haşeredir. Tür, Japonya'da soya fasulyesi ve meyve veren bitkilere de zarar vermektedir. Türün ABD'de Mayıs ayının sonları ve Haziran ayının başlarında şeftali, elma, yeşil fasulye, soya fasulyesi, kiraz, ahududu ve armut gibi birçok bitkiye zarar verdiği rapor edilmiştir.

Kahverengi kokarca böceği Avrupa'da ilk kez 1998 kışında İsviçre'nin Zürih kentindeki Çin bahçesinin onarım çalışmaları sırasında görülmüştür. Kokarca böceği, Çin'in Pekin kentinden ithal edilen çatı kiremitleriyle İsviçre'ye gelmiştir. Böcek o zamandan beri Avrupa'da kısa sürede yayılmıştır. İtalya'da ilk örnekler 2012'de Modena'da ve 2016'da Güney Tirol'de görülmüştür. Böcek, 2016'dan sonra artan raporlarla Avusturya'nın Viyana kentinde de görülmüştür. İtalya'nın Friuli-Venezia Giulia bölgesi, 2017'den 2020 yılına kadar meyve çiftçilerinin kayıp mahsullerini telafi etmek için 3,5 milyon Euro dağıttığını açıklamıştır.

Böceğin 2016'dan 2018'e kadarki dönemde Gürcistan'daki fındık hasatının üçte birini tahrip ettiği düşünülmektedir. Böcek kaynaklı yıllık zararlarının 60 milyon € 'ya ulaştığı tahmin edilmektedir.

Tür Türkiye'de ilk defa Levent, İstanbul'dan Eylül 2017'de kaydedilmiştir. Daha sonra tür Artvin'de de Ekim 2017'de saptanmıştır. Zamanla Doğu Karadeniz illerine yayılan türe, 2018'de Sakarya'nın Hendek ilçesinde rastlanmıştır. Ocak 2020 verilerine göre böcek Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Samsun ve Yalova illeri başta olmak üzere 8 ildeki 46 ilçede görülmüştür. Türkiye'de özellikle fındık bitkisine zarar veren kahverengi kokarca, 2019'da ise yaklaşık 500 milyon dolarlık zarara neden olmuştur. 2019'da Karadeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü bu türü yakalamak için Artvin'de 450 feromon tuzak kurmuştur. Prof. Dr. Celal Tuncer'e göre, Artvin'deki fındıkların %20'sinin hasarlı olmasına neden olan bu türün fındıktaki kalite ve verimi yüzde 50 düşürmesi beklenmektedir.

Çin'e özgü bir parazitoid yaban arısı türü olan Trissolcus japonicus, bu türün doğal düşmanıdır. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Yeni Zelanda'da Trissolcus japonicus, kahverengi kokarca böceklerine karşı biyolojik silah olarak kullanılmaktadır. Bu yaban arısı, bölgenin biyogüvenliği için 2007'den beri Amerika tarafından araştırılmaktadır. Bununla beraber 2014'te Amerika'nın yerlisi olmayan ve biyolojik silah olarak kullanılabilecek iki parazitoid keşfedilmiştir.

Kuzey Amerika ve Avrupa'ya özgü çeşitli parazitoitlerin, kahverengi kokarcanın yumurtalarına, larvalarına ve yetişkinlere saldırdığı bildirilmiştir. Araştırmacılar ayrıca tekerlek böceği ve çeşitli örümcek türlerini de biyolojik silah olarak kullanmayı denemiştir. Birkaç örümcek türü hem yumurtalara hem de yetişkin kokarcalara saldırmıştır. Tespih böceklerinin de kokarcaların yumurtalarını yediği tespit edilmiştir. Buna karşın hem yumurta hem de yetişkinlere en istikrarlı saldıran türün tekerlek böceği olduğu tespit edilmiştir.

-Vikipedi-
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#170
Geldiğim nokta; alınan ders..

Konvansiyonel tarım sürdürülemez ve tarımın hiçbir türü insan ve doğa ile uyumlu değil ve bu uygun değil ..
İstilacılar geldi ilaçlar bul, feromonlar bul, otlarla mücadele et ama mesele bu da değil. Monokültür olarak sebzeleri ve diğer şeyleri ekersin, doğa bu değil. Yeryüzüne uyumlu değil. Biyoçeşitlilik. Bu bir yağmur ormanında doğadan koparılmış bir fasulye ve patates tarlası yapma değil. Bir mikro doğa var ve tarım orada canlılık ve organizma (çeşitliliği) bırakmıyor. Toplayıcılık dışında hiç bir tarım türü uygun değil. Endemik türlerin yakın çevrede küçük ekim alanlarına en az müdahale ile ekimi dışında hiç bir ekim türü uygun değil. Yiyecek yetiştirilmez doğadan toplanır. Bir böceğin yiyeceklerimiz ve ekinlerimiz için istilacı olduğunu düşünüyoruz. Hayır. İstilacı insan. İstilacı biziz..

Tarım dağsa tavşan bırakmadı. Tarım derede balık bırakmadı. Tarım avlu da gelincik ve orkide bırakmadı. Tarım toprakta mantar bırakmadı..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#171
Geldiğim nokta; alınan ders 2

700 bin hektarda fındık ekili dikilidir. Her yıl bu alanın tüm atmosferi ilaçlanır. Sayısız mikroorganizma zehirli kimyasala maruz kalarak zehirlenir, soluyamaz. Tüm bu alanın otu iki kez motorlu tırpanla parçalanır. Toprak yüzeyinde ve  orada yaşayan her canlı yüksek devirle dönen plastik bir misinayla parçalanarak etrafa saçılır. Hiç bir içgüdü onları koruyamazdı. Toprak altına girmeliler ve yükseğe çıkmalılar başka kurtuluş yok, kaçma alanı yok. Fındık tarımı durdurulmalıdır. Para yiyecek değil ve doğayı diğerleriyle paylaşıyoruz. Fındık tarımı yapmak ya da bunun içinde olmak istemiyorum. Bu tip bir yiyeceği istemiyorum. Fındıktan gelen/gelecek parayı/geliri de istemiyorum.. Umarım sürürülümez ve hepsi her-yer ormanlaşır.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#172
Çin gibi bir uygarlığı gördüğünde kimsenin senin için bir şey yapmadığını ya da yöneticilerin halk için çalışmadığını görüyorsun ve buna açık tanık oluyorsun. Aslında başka şeyleri de .İnsanların çalışmadığı, tembel olduğu , iş bölümü yapmadığı , bir sınıfın çıkar ve refahına dönük hızlı tüketim ve gelişigüzel yönetim kompleksleri olduğumuz vs.KH bilgiyi gizler denen gibi Çin'e karşı asıl korku. Çin i, görmeni istemiyorlar. 1,5 milyara varan nüfusla hızlıca ilerliyor, kentleşiyor, sanayileşiyor  ve insanlarına değer veriyor. Bir akışı ve birlikteliği/bir aradalığı var.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#173
Covid ya da yeni bir şeyin varyantı ve aşı gelirse ve batı kaynaklı daha sıkı bir zorlama oluşursa ?

Bence uyumsuz çünkü herkes artık batıyı izlemiyor. Rusya gibi oyuncular uzak duracak bu fark yaratırdı. Yani yine ikiye bölünürdük. Değişmezdi. Yine de kazara buna tekrar kalkışılır ve kazara hükümet onları izler ve kazara zorunluya varan kamusal zorlama baskı içeren bir şey olursa direneceğim. İleri giderlerse de . Yasa, asker, polis tehdidi ve yargı tehdidi dahil almazdım ve almayanla birleşir almazdım. Bu sorun değil ben çocuklarımı umursuyorum yani benim bir önemim yok. Onları koruyamadıktan sonra bir anlamı da olmayacaktır.

Küresel pandemi varyant, kısıtlama gelir mi telaşına gelince bence ters köşe, oyun değişikliği yapmalılar. Farklı yolla deneyecekler.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#174
Twitter da izlediğim Çin hesaplarında Çinlilerin erişte dediği makarnaları görüyorum. Çok fazla tüketiyorlar. Soslar ve çok değişlik kesimler ve tariflerle. Bir çoğu geleneksel el yapımı ve İtalya'nın makarna kültürü bunun yanında minicik kalır. Bunu görünce makarna adı ve kültürünün İtalya'ya maledilmesini oldukça tuhaf buldum ve biraz da arama yaptım.

Şunlar çıktı

Yok hayır Çin de çıkmadı.
İtalyan'lar oradan çalmadı.
Tarihçiler ...

Sorun bu değil. Orada Çin de; İtalya'nın beş yüz katı büyüklüğünde ve genişliğinde, engin farklı bir makarna kültürü var.

Modern dünya sanırım İtalyanları Avrupalı olarak görüp Çin'i ve insanını tıpkı Afrikaya ortadoğuya yaptığı gibi küçümsüyor olmalı. Bazı noktalarda çok açık.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#175
K'ların yanlış bilgi bilgisizlikten kötü dediği şey var . Şimdi bir tabloid lobi var. Depremleri Haarp yapıyor. Ormanları Haarp yakıyor. Işınlar, saklanan gerçekler, Tartarya, Antartika da gizli ülke, dünya düz bilmiyorsunuz, gökyüzünüz püskürtülüyor, gıda gdo, aşı da nanoçip vs vs. Hepsi 3Y elitler ya da gizli kontrol güçleri arkası yok. Ayrılmış varlıklar gibiyiz. Hepsinin elinde bir sahte  bayrak ve hepsi işin aslı sonuçta aynı merkeze/şeye bağlı gibi. Korku dezenformasyon ve histeri yayıyorlar. Saf belirsizlik ve panik .Verilen mesajlar. Yönetiliyorsunuz. Kontrolünüz sizde değil. Orada sizin kontrolünüzü ele geçirmiş saf kötüler/güçlüler var. Siz aciz kuklalarsınız. Yani başka anlama gelmeyecek.
(ama aynı zamanda tanrının kullarısınız)

4Y olmadan bu açıkalamaların hiç bir anlamı yok. Yanlış bilgi korku üretir.

Bu lobi ne ilginçtir ki; ne kadar ezoterik, gizemci, tuhaf veri, komplo varsa erişebilir ve bazılarına da taraflardır ancak ne hikmetse hiç bir zaman Kasyopyaya erişemezler. Icke'ci olabilirler ama Kasyopyacı hayır, asla.

K bizi bilgi koruyacak dediğinde hangi kaynaktan geldiği önemli değil türümüz için önemli olan bu bilgiydi. Diğerlerini koruyacak olan. Gerçek. (Gerisi çöp-saman)

Tabi ki K okuduk ve tabi ki gökte esrarengiz patlamalar, yerde ışıklar , yeraltında kentler, 3Y ve 4Y bir sürü tuhaflık ve anomali olacağını ve olduğunu da biliyor ve kabul ediyoruz ama doğrulamandan, onaylamadan, bilmeden, güvenli bir kaynakça sınanmadan, belli bir temele alınmadan bu bilgilerin hepsi sonuçta dezenformasyon ve korku ve sonuçta bu tabloid takımın yaptığı tek şey bu. Ayrıca bu tip alternatif topluluğun onaylamadığı bilgilerle ilgilenecekleri etiketletme ve bilginin kendini karartma/yozlaştırma sonucu üretir.
Yani birleri gerçeği ararsa ve bu tip alternatif şeylerle ilgilenirse hemen o bilgilerle ve bu kişilerle özdeştirilir ve baştan tuhaf/kaçık algılanırdı. Çoğu yanlış sulara ve sahte bayrağa çekilirdi .Düz dünyacılık gibi boş bir fikirler enerji tüketirdi. Chemtrails bulutları gözlerdi ve kaygı yayardı vs.
4Y bilinmeden/bulunmadan hesaba alınmadan tüm bu mesajlar mesajın ve gerçeğin uzağında/dışında ya da yanlış -kusurlu- bilgi.

Gökte ışık, orada burada gizem ara vs.

Muhafazkarların içinde iyiniyetli insanlar olabilir buna katılıyorum. İşin açıkçası onları seviyorum. Sonuçta diğerlerinden farkı yok, dinlemiyorlar ve bakmıyorlar. Aynı.
K-lar bilim insanlarınız bir şeyleri görmemeye programlı dediği gibi sınırlılar. Din ötesi. Göremiyorlar. Din ve tanrı da onların sınırı ya da programı ya da onları tuzağa düşüren, sınırlayan, kontrol altında tutan ve aşamayacakları bariyer. Bu nedenle göremeyecekler. Aynı.

İkincisi; ikili/üçlü kötü günlerden nasibini alacaklarını düşünüyorum çünkü tanrıları ellerinde patlayacak ve bu olacak. Herkesi uyandırmaya çalışan, bu kişiler uyandırılamıyor. Herkesi bilgilendirmeye çalışan bu kişiler bilgilendirilemiyor. Herkese gerçek bildiren bu kişilere gerçek bildirilemiyor. Herkesin dışsal uzak bir gerçekle ilgilendiğini iddia eden bu kişiler tanrı/monoteizm gibi en asılsız ve en sınırlayıcı gerçeği merkez alıyor ve en sıkı tutunucuları. Kendileri ağ da balık.. Hiç fark yok.
Üzgünüm ve onlara karşı da eskisi kadar iyiniyetli değilim. Suyu/havayı bulandırıyorlar ya da onun gibi bir şey.

Bu sanırım bir de batıda var. Armagedon, kıyamet, İsa mesih, hepsi ortadoğu dinleri pompalaması. Altta/arkada hep tanrı inancı var. Şimdi uzakdoğu da ortaasya da insanlar yaşamında.

Tanrının aciz kullarısınız. Sizi yöneten gizli güçlerin aciz kullarısınız. İkinciden çıkış birinci.
İsa mesih sizi kurtarabilir, bekleyin.

****
Kasyopya bir tür (yüksek lord) üstad içermediği, tanrının fişini prizde bırakmadığı, bilgi korur ama korkunç mu şeyler söylediği, pembe gerçeğe tuz biber ektiği ,sekse/arzuya limon sıktığı, timsahtan tanrıyı ya da üst devreleri açığa açmak istemediğimiz vb uzayan gerekçelerle sevilmeyecek/onaylamayacak. Gerçekte.
Adı bu olmayacak. Gerekçeler öyle açıklanmayacak.
Çoğu için yancı ilgi, kanal ilgisi, pasif ilgi, kasyopyalı var sanma ilgisi vs...
Hepsi saçmalık. Kasyopyanın en asıl onaylanmama gerekçesi. (Bilgi anlatım sorunu değil-duygusal) Bir köpeğin sahibiyle/insanla sahip bağını koparma/zorlama gibi olan şey. Timsah tanrıya itaat (ama insana göre sevgi) bağını koparma talebi. Timsah tanrısına tapmaya devam etmek istiyor. Öyle görmek istiyor.
İkincisi çıkar sağlamıyor. Diğer gerekçelerin çoğu ama özünde neredeyse hepsi zırva ya da uydurma... Sonuçta gerçek buysa ne farkeder? Görmezden gelme ve çarpıtma o sonuca varırdı. Aynı.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#176
İnsanlar bu celseleri okuduklarını düşünüyorlar ve söylüyorlar ama sanırım tam olarak böyle değil.

Celseleri tekrar tekrar okudum ve bende oluşan tablo/resim şu.

Dersimiz ya da içinde bulunulan durum...

Türümüz; tıpkı kendi beslenme/enerji ihtiyacımız için doğadan tavukları ve inekleri çıkarmamız ve onları kafese yerleştirmemiz ve onları birbiriyle melezlememiz ve sonuçta etleri, sütleri yumurtalarını almamız gibi olan şeye kalmış ve kalıyor gibi görünüyor. Temelde . Durum bu. Basitçe.. Tam da bu durumdayız. Temel resim.
Kasyopya deyince bende oluşan ilk net resim. Alınan bilgilendirme. Evrenseller dışında ve onlar zaten koşulların dışındaki teml evrensel kavrayışlarla ilgili.

Basitçe bir güvenlik arıyorsak tek yapılması gereken diğerlerinin ve olabildiğine çok kimsenin bunu bilmesini/farketmesini sağlama. Diğer durumda nasıl ve nerede öleceğimiz ve ne durumda olunduğunu, neler olduğu/olacağı ya da olabileceği önemli değil ve umursamama ve yoluna bakma iyi. Çünkü önemli değil. Çünkü arada fark yok. Arada hiç bir fark yok.

Kişisel temel resmimde KH/BH negatif/pozitif yok yok.
Şöyle:
 İçindeyiz. Şuradayız. Dünya. Kuşatılmış. Manyetik bir kafes. Oradalar. Güneş yakını. Gemi karargah ya da gemi gezegen. Gerçekliğimiz ve olanı büyük ölçekte onlar/oradan projekte ediyorlar.

KH/BH, negatif pozitif gibi kavramlara ihtiyaç yok. Bununla neden ilgilendiğimizi (takıntı?) bilmiyorum.
Temel kavrayışlar ve kavramın doğasını bir kez öğrenme, anlamaya çalışma dışında kavramın/kavramların kendiyle sürekli bir ilgiye/boğuşmaya gerek yok.

Bu orada diğerlerimize bilmiyor. Eğer bir şeyle ilgileneceksek bununla ilgilenebilirdik. Hiç bir şeyle ilgilenmeyeceksek ilgilenmeyebilirdik. fark yok.

Bilgi korur. Eğer aranan/istenen korunmaysa tek bilmemiz gereken diğerlerimizin bunu bilmesi gerektiği ve bilmesini sağlama ya da güvenlik arayışını kesme. Güvenlik aramaya devam edeceksek güvenli bir şekilde bildirmekten/bilgilendirmekten ve insanların bir gün bunu farketmesini/birleşmesini ummaktan başka çözüm yok.

Güvenlik arayışının bir anlamı yok. Ölümü değiştirmez. Ölümün nasıl geleceği/olacağı önemli değil. Ölüm korkunç değil, doğal kader.

Güvenliğimizi sağlayacak şey BH'lar değil. Diğerleri ,diğer insanlar ,doğal çevremiz ve koşullar + kişisel beceri. BH'lar bizi korumuyor ya da seçmiyor ya da elimine etmiyor, ilgilenmiyor. Korunmanın yolu BH öğrenmeden de geçmiyor, ilgisiz.

Güvenli ölüm diye bir şey yok. Çatışmasız ya da daha az travmatik ölüm (hiç travmatik algılanan ölüm deneyimi algısı) için materyalizmi kes ve bilgi edin kuralı işliyor.

Ölüm travmatik değil. Güvenlik ve tüm güvenlikler ölüme karşı zafer ya da koruma sağlamazdı.

Daha uzun ya da kısa hayatta kalmanın, şu ya da bu koşulda olmanın, ,şöyle ya da böyle ölmenin ve doğal olarak neler olacağı üzerinde durmanın hiç bir anlamı yok.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#177
Temelde, bize tanrı tarafından -yoktan- yaratıldığımız/varedilidiğimiz, (sonsuzluk dışında başlangıca dayalı varsayım ve düşünme) onun (tanrının) biricik, özge, seçkin kulları olduğumuz ve bu biricik dünyaya onun tek sahibi olarak, karışanı görüşeni olmadan bolca zevk, refah tüketmeye yerleştirildiğimiz öğretildi/aşılandı.

Bunu kaldırmak istediğimizde ;hiçlikteki bilinmeyen patlama/genişleme sonucu genişlemiş madde ve ilksel tekilliğin yaratımı olduğumuz, (sonsuzluk dışında başlangıca dayalı varsayım ve düşünme) hiçten ve saf maddi varlık olmaktan öteye ve başka hiç bir şey olmadığımız, eğer bir şey ezeliyse onun ille de madde olacağı, açıkçası madde olarak madde olduğumuz, maddeyi atoma bölmeden düşünmememiz gerektiği, tek  bir kerelik hayatımız olduğu ve ölerek yokolacağımız ve tekrar hiçe gideceğimiz ve bu biricik dünyada evrende yapayalnız maddenin suya/denize ve balığa ve deniz ve balıkların bize dönüşmesi sonucunda  kendini bulmuş, bolca zevk refah tüketmesi ve sonra hiç olması gerekenler olduğumuz öğretildi/aşılandı/pazarlandı.

Bunlar temel resmi seçenekler. Seçenekler aynı ve benzerdir. Bunlar arasında fark ve çatışma olacağı söylenir. Birbirine zıt oldukları söylenir. Aslında oldukça uyum içindeler. İkisi ortada karşıtmış gibi dansederek ve birbiriyle kavga ederek suyu bulandırır ve tüm üçüncü seçenekleri dışlar ve yokeder.

Bu ikisini de kaldırsaydık. Basitçe. Sonsuzluk var. Doğuş yok. Başlangıç yok. Kozmolojik çeşitlilik/çokluk var. Yani her yerde ve düzeyde sonsuz yaşamlar var. Yalnız değiliz, ilişkisiz değiliz. Tanrı ya da maddeden dolayı değiliz, kendimiz ve sonsuzluktan ötürüyüz.
Gerçek doğası gereği ilüzyon ancak yine de gerçek ve bu durumda burada  bulunuyoruz ve bizden güçlü varlıklar tarafından soyumuz düzenlendi. Burada çok fazla kontrolümüz yok. Yaklaşık olarak Oryon bölgesinden bu yana  buraların hakimiyeti onlardaymış vs. Tüm bunları çok azımız biliyor, diğerleri bilmiyor ,güvenlik için ön bilinmesi gereken o ve biz KH olma, BH olma, negatif ve pozitifle ilgileniriz.

Güzel:
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#178
Türkiye de Haarpçılık üçlü depremle hız kazandı ve Yunanistan da iklim krizicilik bu yangın ve sel silsilesiyle güçlenebilir.
-Fosil yakıtları durdurun anlıyoruz, inekleri durdurmayın. İnekleri niye durduruyorsun ve durduracaksın?

Uranyumla fosil yakıt durdurun sonra denize boca edin.

Elektrik enerjisi -depolama- için lityuma ihtiyacın var ve Bolivya ve Afrikayı sömür. Çocukları çalıştır. Lityum biterse?

Pandemi değil iklim düzeneğiyle mi geliyorlar, bu nasıl oluyor/olacak, bilmiyoruz... Çocuklarımın böcek yedirilmesi ya da sebzeye taptırılmasını istemezdin. Onu biliyorum.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#179
twitter da iklim yasasına karşı imza atanlar var.  Türkiye'nin uluslarası taraflar, anlaşmalar ve kısmen gereklilik nedeniyle taraf olduğunu/yapıldığını ve aslında nihai doğru düzgün uygulanmayacak bir şeyin gösterme kapsamını ürettiğini düşünüyorum. İneklerin metanına gelince bence henüz o aşamada değiliz. Biz İrlanda değiliz. Biz Hollanda değiliz. İklim felaketleri ya da gıda krizleri yaşatılırsak ikna edilir miyiz?
Onu bilemem.
Bay Kemal'i seçseydik ya da WEF-çi başkan olsaydı ineklerin metanına kadar girer miydik?
Onu da bilemem.
Bilimsel yöneticilerimiz olsaydı bize bunları yapar mıydı?
Evet

Ama dinleri/sünnetleri et yemeyi öneren bir dinin ve ortadoğulu mensupları olarak inek metanı ve karbonuyla uğraşacağımızı yada böcek yiyeceğimizi sanmam ve sanayi hedefleri için bir sorun görünmüyor çünkü fosil yakıt karbonu inek metanı gibi değil.

Evlerini nereye nasıl yapacaklarını öğrenemeyen insanlar atmosferi suçladı.
Kentlerini nasıl kuracaklarını bilmeyen insanlar doğayı yönetmeye kalktı.

Karbon emisyonu, karbon ayak izi olayı bir kölelik sistemidir. Evet

Kölelik sistemi olmayan herhangi bir şeyiniz var mı?
Tanrınız baş kölelik sistemi ve 4. seviye tanrının baş köleleri olan muhafazakar alt sınıflar yine tanrılarının emirlerini uygulayan elitlerinin/amirlerinin/üst sınıflarının yasalarını beğenmedi ve imzalamıyor.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com