avatar_Dionysos

Denemeler, Söyleşiler ve Söyleyişler

Başlatan Dionysos, 21 Nisan 2018, 16:44:32

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Dionysos

--Üç ay da dört forumluk bir anonimsel ortak yapıştır...--

Olguların üzerine şimşek bakışlarınızı iletin ve gönderin yazılı eserlerin değil!

-Toplumsal sosyal olay ve olguların ve ,gerçeklerin, üzerinden hayata bakın..
Yazılı nesinlerin ve eserlerin penceresinden değil. Gerçek sahnelemesi. Bizler televizyonlardan ve gazetlerden gerçek izliyoruz şimdi. Tıpkı bunun gibi  kitaplardan olgu izliyor ve işaretliyor ve inceliyoruz. Bu ikinci bir pencere ve arada bir set var. Gerçeklik seti.  Gerçek dışarda.. İlk önce bu set yıkılmalıdır..

Gözlemci gerçeklerin içine kendi  girişmelidir ve  olgulara, oldukça (gözel/sözel ve eylemsel) olabildiğine ve alabildiğine  b_ulaşmalıdır..

Kitap bilişimiyle, yazılı eser bilişimiyle bilişim üretiyoruz şimdi.. Kitap bilişimiyle ve yazılı eser bilişimiyle yeniden bilim,biliş bilgi üretmek iyi yordamlanmıyorsa, iyi harman sentez yoksa ya da yarım kalan bir işin-eylemin ve  bilişimin devamı ve  tamamı değilse ve bunlar yüzünden işin ucundan tutma değilse bu oldukça tıkanık bir çabadır.

Gerçekçi, gerçekten, gerçeklerden ve dışarıda ve  gerçeğin kendinde olanlardan dışarıdan an be an olandan beslenmeli ve esinlenmelidir.
Bilişim gözlemden ve gerçek gözlemlerden beslenmeli ve desteklenmelidir.
Yazarın kalemi de, gözlemi de asıl oralardan ve acıdan ve  hınçtan da,  beslenmelidir

--

Ve gözleriniz ve bakışlarınız ve gerçeği izlemeleriniz ve gözlemleriniz gerçeğe vurduğunda ve  bakışınız-görüşünüz gerçeğe çarpıp bileştiğinde, daha oracıkta, hemen oracıkta, bir devrim yansımalı ve bir depremin ön-dalgası kımıldaması ve ışınımı oracıkta oluşmalı ve kımıldamalıdır..

Değişemez hiç bir şeye inanmayın! Çözülemez anlaşılamaz şeylere de. Bilgi yapılandırmacılığının en önemli sorunları bunlardır. Değişemezlere ahmaklar inanır. Her şey değişir dönüşür ve yeniden kurulur yapılır. Statükoculuk
Güçsüzlüğe acizliğe bilgisizliğe  ve bilimsizliğe -bilişsizliğe inanmayın...ve cevapların bulunmadığına ya da olmayacağına, ve çözümlerin ve yanıtların asla bulunmayacağına, bilginin kayıp yitik ya da zor ve ulaşılamaz olduğuna, olacağına da asla bunlara kendinizi inandırmayın ve inandırılmanıza da asla  geçit, izin ve  aman vermeyin.

Bilgi  -bilme evrenseldir.  Biliş görüş, seziş ve buluş evrenseldir. Evrensel içeriklerdir ve evrensel kalacak...
Kendilerine mal edenlerin sorunu. ve Bırakında onlar bunu yapsınlar şimdilik.

Yeterince güç -birleşme ve oluşma biriktirilip birleştirilirse çözülmeyecek ve kımıldatılmayacak ve yıkılamayacakta ,değiştirilmeyecekte, olgu, sorun, çözüm ve çözümsüzlük yoktur. Buna bilgi ya da diğer şeyler de dahil..

Her şey değişiyor.  Buna toplumda dahil.

Öyle ele alınır ve bakılırsa; biliş ve gözlem de ,bilgisellik ve olan bitenin farkında olmakta gerçeği bir ölçü de kımıldatabilir

Gerçeğe  yansımış bakış ve olgulara çarpmış onları itmiş dokunuş..

-
Kimliksel Çatışmayla Yazı okumak İkilemi ve Problematiği

Bunun ve bunu yazanın  kim olacağı, yazanın nasıl biri olduğu ve ne anlatmaya ve yapmaya girişeceği ya da ne anlatmaya çalıştığı ve dostluk ve gelecek ikilemi ,kimliksel uyuşma refleksi  ikilemleri ile yazar dinlemek ve okumak


Bunları yazar açıklamış, özdökmüş ve kendini az çok vermiş olmalıydı .Onun kabahati yapmadıysa..

Eleştiriye kulak açıklığı yazarı destekler oysa ego sönüklüğü ya da yazıların beğenilip beğenilmemesine ilişkin tantana ve  eleştiri, özsaldırı ve özkorumaya yönelik okuma ve izlem,  egosal okuma izlemi, bunlar yazarı ya  pasifleştirir ya da  şımarıklaştırır ya da  kavgaya çeker, sürtüşmeye  çeker. Şimdi buna ve bunlara bu tuzaklara düşmemek için elinden  geleni koyan/yapan ve uğraşan-didinen ve çırpınan bir yazarla  başbaşasınız...
bu kimlik sorunu nedir?

Bir yazarın yazısı ben kavramı üzerinden içeriliyorsa ve ele alınıyorsa ve orada ben kavramı ve yazanın kimliği gözetiliyorsa, ve onu okurken hala savunma refleksleri ile karşı durma ,karşıcılık refleksleri gözetiliyorsa onu hala belki de okumadınız ve anlamadınız?

Bu bizden mi değil mi? kim? Acaba nerden saldıracak?
Siz abondane mi edildiniz daha önce sosyal ya da bilgisel-bilişsel olarak kabarık göstergeli  bilgi  şovu ve göstergesiyle?
ya da bunun refleksiyle?
zor duruma mı düşürüldünüz?
gerçek bilişsellik bunu ya yapmaz ya da onarım ve tamire girişirdi. hemen dönüp kendi düzeltmelerini bir biçimde üretirdi...

Biri size saldırdı mı? saldırıyor mu? bu nasıl bir okuma ve savunma refleksi ve girişmesi
bunun ardında ne var?
psikolojik çözümlemesinde ve tahlilinde

Bilmiyor olabilirsiniz ve olabiliriz. inanın hepimiz-hiçbirimiz nerdeyse doğru düzgün bilmiyor ve  algılamıyoruz. Aynı kapandayız-sıkıştık. Bunu kabul etmeliyiz. Sözde seçkinlerin hayatlarına ve yapış biçimlerine tarzlarına da asla kanmayın... İnsana ve ortaya veren vermiştir bunu bulursunuz. Ortaya koyan koymuştur bunu alırsınız ve görürsünüz-işaretlersiniz de..
Herkes acı çekerken biri orda acı çekmiyorsa ve duymuyorsa kah kah gülüyorsa bunu sorgulayın..
Kendimizi kabarık gösteriyoruz sadece çünkü aynı çukurdayız. On da var mı diye bakmak için. Onda ne  var bakmak için.. Bilgi pipisi uzatıp gösteriyoruz. Ya da saklanıp yapıyoruz bunu .Evet birbirmizden ve olduğumuzdan saklanarak ve ucuna acıcık yetmiş santim ekliyoruz. Bunu da öğrendik ve gördük...
Gerçekten çok az şey biliyoruz ve oluyoruz . çok az şey ve atıp sallıyoruz ve bilmemek neyin göstergesi?
ve öğrenmeye hemen şimdi burda-n başlayabilirdik

İnsan kendini oldurmak için  kalıplar giyiniyor ve kendini türlü yöntemlerle şişiriyor .Bu şişirmece oyununda daha tıkanıp kalıyoruz bizler... Oysa  ilerisi var..

Şişirmece Bilgi Kasları Sorunsalı ve
Bilgi-biliş üzerinden zor duruma düşürülmek ve küçük görülmek hissetmesi

Herkes içinde bir çocuk saklıyor arakadaşım. Gizlenmeye gerek yok. Ben
buldum bunu-çözdüm.. İncinmiş, incitilmiş ve  büyütülmemiş bir çocuk personası. Büyütülmemiş. Anne incitmiş, kolaycılığa alıştırılmış, beleşçiliğe ve eline herşey hazırdan hızlıca verilmiş, kendi temin etmemiş, bedenini ve  gövdesini henüz kendi yapma gücünü de giyinmemiş insanlar, iş görmemiş ve yapmamış, otorite tıkanıklığı gelişmiş, emir almış-vermiş ,kolay besin  ve  kolay yaşam sunulmuş-büyümemişler olarak bizler burdayız...
Burada dışa-vuruşuyor onlar. Birbirinizle vuruşmayın.. Aslında vuruştuğunuz
kendiniz.. Fallik ya da falliklik toplaşması ve faaliyeti sürer-döner sonra burda..

Toplum çocuk kaldırılıyor. bu genel bir uygulama  ve  sorun. Yapı sorunu.. Çocuk kalmanız ve kalmamız istenip sağlanıyor. Anne, baba devlet ve türlü otorite eliyle-sistem uyuşturması. Bunlar sosyal  olgular ve bu kolay yönetme için destekleniyor
Tüm çatışmacı kimlik sorunları bunların özbarışması ve kaynaşması ve aşılmassı istencinden ,büyüme-büyüyüş ve öğreniş istencinden de kaynaklanıyor

Öğrenmeniz baltalanıyor ve  yanlış bilgiler edindiriliyorsunuz
Gerçeğiniz an be an saptırılıyor...
Sosyal tabana inemiyoruz bizler

--
Okuma Reaksiyonu ve Hızlı Geçiştirmecilik Hızlı ve  Can Sıkıcı Geri Bildirimler Vermek

Çatışmadan okumayı öğrenmeliyiz. Kimlik inatlaşması.  Bu boktan bir zaman kaybından başkası değil.
ve yukardakine işaret ediyor..

Anlamaya inemiyoruz çünkü çoğu zaman anlatan da anlatmaya ve kendini anlatmaya giremiyor ve inemiyor. Yazdıklarının sosyal olarak nasıl bulunacağı ve yorumlanacağı ikilemi. Kişi yazarken bunun nasıl yorumlanacağını yorumluyor. Ve onu yorumlamaktan yazamıyor. Düşünceleri savruluyor. Bu bir sosyal şov ve gövde göstergesi mi?

Burda kimse kimsenin ne olduğu ya da az ve çok bildiğiyle ilgileniyor mu?
Az ve çok bilme kavramı yapay bir tantanadır.
Çocukça düşünceler barındırabilirim ve henüz öğrenmemiş ve bir şey bilmiyor da olabilirim. Buraya sosyalleşmeye  geldim. Bakın yukarıda da öyle yazıyor. Sosyalcilik. Sosyal omaya geldim heyy.. Duygusal savrulmalarım da olabilir ,

Ben kendim ille de benimsetirim ve içe katarım diyen arkadaş var mı?

Sanırım kimse yazdıklarımın verimsiz olmasını ya da henüz yeni öğrenmemi ve bazı şeyleri bilmememi  umursamıyor olmalı
Buraya karışıp öğrenebilirim ve fazla dikkatte çekmem. Beni incitmezler burada

Burda çok bilen yok. Bilenlerde iyi abiler ve saldırıp  hakaret etmiyor

Herkes buraya bilerek ve birşeyleri olarak biliş protokolleri eşliğinde, üç ansiklopedi ve bir kaç terminoloji ve  antoloji devriyle (devrederek) ve  olarak gelmeli de  değil sanırım, Olmaya geldik. öğrenmeya ve birlikte öğrenmeye..

Sosyal olgu yükleriyiz.
Bunlar sosyal taban.
Özgünlük ve dürüstlük ve kendini açma gerçek birer sosyal tabandır, çok bilgi değil...
Ve bilgiyi iyi evirip çevirmek ve çok kıvırmak değil!
bunlar neden sosyal taban olarak işaretleniyor

--

Okuma Yüklemi ve Refleksi
ve Bilgi-Biliş Problematiği Ele Alınması

,zihninizi  ve düşünceleri oldukça yavaşlatmalı, durgunlatmalı ve tane tane sırayla çekip çevirerek düşünmelisiniz

anlamayı isteme ve anlamayı düşünme ve anlamayı içerme .
ne anlatıldığını anlama -isteği- ve mantığıyla düşünerek gitmelisiniz

Gerekirse bir cümlenin üzerine bir kaç dakika durup düşünün. odaklanın ve düşünün. anlamadığınız  cümlede durumda  duraksayın ve bakın

Sorularınızı bir düzenle yavaş yavaş düşünerek sıraya koymalısınız
Siz bir şeyin öğrenilemeyeceği ve bilinemeyeceği kanısı ile hızlıca cümleler yuvarlıyorsunuz

Siz bir şeyin öğrenilemeyeceği ve bilinemeyeceği ya da öyle değil böyle  olduğu ve  olacağı kanısı ile hızlıca cümleler yuvarlıyorsunuz
Verecekleriniz var anlıyoruz-alacaklarını yok mu?

Bilişsellik denilen sentez ya da akım ya da bilgisellik içerildiğinde kavramsal okumaların ve kavramsal hızlı okumacılık, öğrenmecilik ve ezbereyip geri didakte etmeciliğin ve geri bildiriş sunmacılığın refleksini ve  bunun tuzaklarını siz de göreceksiniz.. Sosyal okumacılıktan ve  ben-töz ilgicilikten de sözetmiyoruz. Sosyal okumacılık ve öğrenmeciliğin ötesi. Gerçeklerle temas ve kişinin kendi gerçeğini yapılandırması ve  yapması, olması ikilemi bu..

Düşünleriniz gerçeklere temas etmeli yazılara değil!
Eylemleriniz de öyle...
Düşünleriniz gerçeklerle bağ ve ilişik kurmalı
Acıların üstüne düşünebilir ve üstüne düşebilirsiniz . Toplum acılar tarihidir. İnsan acıdan  acımalar bütünü ve bütünlüğü gibi bu ara. Bu çok yol yapar...

Yazılı eser vermenin eylemciliği sınırlı olsa da. Eli taş ve kavga tutana kadar ..bu yine de bir  yoldur.. Birleşmek ve birleştirmek ya da kaynaşmak-kaynaştırmak güç biriklemek içerilmiyorsa? ne işe yarar?

Çatışmacı kavgacılık ve  yazılı kaos diz boyu. Kavramlar üzerinden birbirimizi ve birbirimizin aklını ve  bildiğini dövüyoruz. Herkes benim bildiklerimi dövebilir burda sanırım... Bu refleks artık tarihe karışmalı...

Düşünce demini gerçekten almalı, yazılı nesinlerden değil! Ve sataşmacı sorun-u olanlar onu kendi gerçeği üzerinden gidersin ve çözsün. Kendi kişisel gerçeği ve yolu. Başka problemleri var. Derin bir  psikanalitik yaklaşım bunu gözetebilir. Sosyal diğer tıkanmaları ve  öğrenmeye sırası gelmeyi ,kendini yetersiz ve hazır değil hissetmeyi ve diğer saçmasapan olguları ve tıkanmaları burda-n aşıyoruz sadece

Burda büyüyoruz yazarak ve kendimizi büyütüyor ve tarihe  hazırlıyoruz. Yapacağımız iş bu. kavga etmek değil. Kavga türetmek değil
Kavgaların tamamı burdan verilmeyecek ve burda bitmeyecek. Yazışarak kimse tarih yıkmadı ve yapmadı...

İçine bilişsellik, öğrenme ve öğrenmecilik ve gerçek acı ve gözlem, öğrenme  bilimi ve istenci katışmamış bilgi ve  bildirme ile yürüyenlerimiz sıkıntı duyacaklar

Bilgisellik bir tutumdur ve  bilişsellikte ona eşik edecektir. Öğrenmesellik yaklaşımı. Öğrenmesellik istenci ile dolup taşmalısınız ki öğrenesiniz..
Ezberleme ve bunu doktrine etme, yapılandırma ve hızlı çabuk didakte etme-geri bildirme ve toplumdan özümsenmiş hızlı kolay bilgi emme edinme, yazılı eserleri içselleme ve geri verme sunma refleksleri ile dolup taşmışsınız
Gerçek bilgi kitaplarda yazmıyor? Toplum bir yapı, kuruluş, organizasyon., Gerçekte öyle.

Toplum yazılı bir eser değil! Dışarda gerçek, tarih ve kanla yapılıyor ve yazılıyor ve eylemle...

Bu hızda ve bilinmezlikte ve bu bilinmezcilikcilikle de birlikte işleri düşünür ve cümleleri hızlıca  ve toparlak biçimde ne anlattığına bile emin olmadan yuvarlarsanız?
ve düşünsel, zihinsel, karşı, hızlıca refleksler sunarak  kendinizi yönlendirirseniz ,bu gidişle bir şey öğrenemeyeceksiniz

Bir kere  soru, sorun ve düşünceleri ham biçimde tartın
ve sorunun ve içeriğin üstüne bakın bir kere
Bir şeyin ne anlattığına..
Birisi bir şey anlatıyorsa o bir şey anlatıyordur ve bir biçimde anlaşılabilirdir

Yazma kurgulu insanın tuhaf bir alışkanlığı ve tuhaf bir biçimde uyguladığı bir yapı...

Düşüncelerin ucunu ve ne anlatıldığının da ucunu, hem daha derinden, hem daha sert ve hem de çok daha sıkı tutmayı ve anlamın tam üstüne şimşek gibi bakıp/çakıp anlamı boğup alıp ordan çıkartmayı ve kopartmayı da öğrenmelisiniz
Öğrenilmeyecek hiç bir şey yoktur
Bilinmeyecekte


İnsan anlaşmak refleksiyle yazardır-yazıyor. Kendini anlatma sıkıntısı ya da iletişme sıkıntısı bir bilgi sorunsalı değil öncelikle...

Bir olgunun, size aktarılan bir düşüncenin , yazılı bir nesinin ve yazar refleksinin , cümle yapısının ve anlatımın ne ifade ettiğini de , -anlamın- ne demek olduğunu da öğrenmekten ve anlamaktan korkmayın ve  çekinmeyin

tek tek sırayla kelimeleri çözümleyebilirsiniz.-Yazan insandır. yazar insandır .arkasında insan düşüncesi var..
eğer kelimeleri özenle tek tek çözümleyip birini hala anlamıyorsanız muhtemelen ya boş konuşuyordur ya ne anlattığını bilmiyordur ve anlattığından emin değildir ya da eminim dans ediyordur ve yıldız ve bulut kovalıyordur

Yüzeysel okumalar ve bakışlar yapıyorsunuz

Anlamak isteğini ya da anlamakın kendini ve anlamın da kendini sınırlayan gerçek olgu, bunun bir  şey anlatmadığı ve anlaşılmayacağı gibi düşüncelerdir

ve sınırlamalardır.

ben -okuyupta hala birşeyler anlamıyorum sınırlaması bir sınırlamadır, sınırlandırmadır. kendiniz sınırlamayın


bir kere kendiniz-i sınırlayan sizsiniz-öğrenme ve anlama güçlüğü çekmiyorsunuz,

bir şeylerin karmaşık görüldüğünün sanılması
bu bir yanılgılatma
karmaşık formasyonlar ,deformasyonlar
hepsi insan üretimi
karmaşık insan yok, karmaşık formasyon yok..
karmaşıklaştırma da insan iş ive ürünü. .gözde gösteriyor ya da yarınlara saklıyor, saklanıyor ya da kişiye çağı ve ortamı algılamıyor olabilir..
yapısal eşlemcilik ve yakınlaşmacılık gerekir bu durumda..
evren karmaşık, kısmen karmaşık ama bu şimdi bize  göre

toplum ve diğerleri size fikirler ekti, zor fikirler ve insanlar anlaşılamaz gibi şeyler
Zor bilimler, bilgiler ve veriler vardır gibi şeyler.  Bu araştırmacılık, öğrenmecilik ve bir şeyler yapmacılık ve bir şeyin ucundan tutmacılık mantığını da sınırlıyor..

Çok hızlı okuyorsunuz bir kere. Bu okuam ezber sınavı değil. Roman gibi hiç bir kavramı ve detayı atlamadan ve kaçırmadan okumalısınız. Duraklayın ve  bir içine bakın-düşünün.. Düşüneminizi yeniden yapılandırın..

Çok hızlı sonuçlara atlıyorsunuz...Yazar refleksini kontrol ettiniz mi?

İnsanlar birşeylerden az az yaparlar ve ucunu tutarlar bir şeyin az da  olsa. Gücü aklı ve direnci yettiğince. Kavga etmek ve  çatışmacı satşmacılık hiçbir şeyin çözümü olmayacağı gibi  sonucu değil. boş iştir..iki taraflı zaman ölümü, iş ölümü kaybı.. işve enerji yitimi....

karmaşık kompleks şeyler vardır ve bunlar-onlar neredeyse sonsuza kadar anlaşılmayacak şeylerdir ve anlaşılamazlar mantığı defetmesi

kovması

karmaşık hiç kimse yok -karmaşık bir şey de yok
insan  insandır buluş icad etmeyin
evrende anlaşılamaz ve bilinemez, sırayla ve işle çözümlenemez ve kavranamaz bir şey -olgu- yok-
Olgunun içindeyiz zaten..

serbest araştırmayı ve  düşünmeyi  tıkamayın, böyle engel ve buluş icatlarla bir kere
anlayamayacağınız hiç bir  şey yok

Sosyal ya da varlıksal farketmez; herhangi olgu çözülebiilr-incelenebilir

Olgular ne derinlikte olursa olsun ve ne komplekslik ve ne karmaşıklıkta olursa olsun uygun düzen sıralama ve yöntemle ve birlikte tartışmayla, işbirliğiyle çözümlenebilir-özümlenebilir...

Kavrayış denenle  düşünülürse  herkes bir  şekilde kendi ölçütünde bir duruma  bir kavrama üretir, barındırır.

Bilgi yapıları ve bilişsellik çarpıtılıyor. en çokta kavramlarla
sıraya koyarak düşünüp anlamayacağınız hiç bir şey yok- olamaz

serbest düşünmenin mantığını tıkamayın-kendinize anlamazlık ve istese de bilemezlik gibi hurafe yapılar eklemlemeyin
en büyük engel budur
bu düşüncelerin ve ve anlamazlık algılayışın kendisiyle çalışılmalı ve çatışılmalı bir önce bunla karşılaşılmalıdır
 ve bunlar yıkılmalıdır önce öğrenmek için...
aklınızın alamayacağı hiç bir şey yoktur
aklınızın alamayacağı büyüklükte ve karmaşıklıkta hiç bir şey yoktur. kendinize gelin ve  öğrenin
bu düşünceler öğrenmenin en büyük yıkımcısı ve  engelcisidir.

Birilerinin anlaşılıp anladığı , bazılarının kavrayabildiği ve  sizin henüz bunları  anlamadığınız gibi bir düşünce çarpıtmasına kanmayın çünkü eşlik eden refleks dur orda yapma dır...sınırlanmışsınız...
Kendinizi öğrenmekten alıkoymayın...

Kavrayış kavrayıştır ve kelimesel düzende nasıl yapılanıyor olursa olsun herkeste  bir kavrayış var. İfade  ve anlamsal kavramsal yapılandırma farkları ,iletişim ve anlaşma denilenin sorunları var. Asıl düşünce de değil sorun .
Kimlikte de..
İfade engelleri  ,iletişim soru-n ları ve kavramsal karışıklık-lar var. Toplum ya da gerçeklik berbat bir örüntü ve uzaklaşştırma protokolü ve protkolleri kurmuş  ,sosya layrıştırmalra tabi tutulmuşsunuz ve anlaşamıyoruz sadece. Kavramsal yapılar sadece bizi bölüp takıştırıyor..

Nerden nereli olduğumu sormaktan ve düşünmekten beni okuyamayan adam var
Uzaydan geliyoruz arkadaşım
bu dünyada doğduk...senin olduğu nyerde insan olmaya hazırım. istediğin nerenin insanıysa ,nerenin insanı olmaksa ben oralı olmaya hazır ve açıkım,

Bilgi sorunu bu kadar büyük bir şey değil. Bilgi sisi ve karanlığı ve  örtüsü var sadece-kavram sisi yaratılmış ..en  basit olgular karmaşıklaştırılıp herşey bilinmezcilikle harmanlanıp birbirinin içine sokulmuş. Karşıt uçlar ve  karmaşalar yaratılmış.  Toplum ya da gerçeklik ve  saçma düzen kendini ayakta tutmak için bunca karmaşayı oluşturuyor sadece

Ve tüm bunlar ayıklanarak sıraya ve  hizaya getirilebilir..
kavranamayacak ve bilinmeyecek hiç bir şey yoktur

İnsan bildiğini bilerek ve kendi bildiğinden şaşmayarak ilerlelemli.
Onlar biliyormuş ve aslında geçerli ve gerçek  bilgi buymuş ve  bu bilgi değerliymiş düşünü ile insan kendi bilme -olam ve kavrama durumunu bozmamalı ve aşmamalıdır
Kendini bununla ,hizaya sokmamalı ve anlamadığnı anlamayarak anlasın
-anlamlamadığı bir  yapıyı sahte özümlmeye ve  bilmeden anlamadan ,bilişmeye ve özümsemeye de girişmemeli
ve buna girişerek algılayış yapısını da kendini de kırıp-kızıp kendini heba etmemelidir..

Kendi kavrayışsal düzenine ve özümlemesine herşeyi uydurabilir ve uygulayabilir insan
geniş bir formel olmazsa bu dar olur ancak uyar olur

bilginin ne olduğu sorunu ve tıkanması
bu doğru mu değil mi?
ölç biç tart ve karar ver .düşüncelerin ,serbest düşüncelerin sana ne söylüyor. toplum değil ama,
sevmediysen
sen zaten zincirlisin
özgürlük istiyorsun ama benim istediğim gibi olsun ,benim isteyeceğim yerden olsun diyorsun bunu

Bilgi ile yapılacak asıl ve ilk çalışma bilmenin ve öğrenmenin önünde ki engel ve tıkanmaların  defidir..

Bilginin önündeki kalıpların ve öğrenmenin önündeki engellerin aşılması ve kaldırılmasıdır

Bilgi ile değil bilmenin önündeki engel...

Bilmenin önünde engelleri olanlar ve çarpıtılmış yapıları içselleştirmiş olanlar genelde yanlış kavramsallaştırma ve bozuk bilgi-biliş üretiyor

[I]Bilmenin önüne ,bilişin önüne resmi engeller eklemlemeyin



Bilgi zorlanarak ve kendini zorlayarak öğrenilmiyor ve edinilmiyor..,Siz bir toplumsunuz. Organizassyon.. Her biri aynı olan bireyler. Bunun kucaklaşması ve işlevselleşmesi organizasyonu iyileştirir bilgiyi çoğaltır ve  doğurur.
Kişisel bilgi sorunları toplum üzerinden dağıtılarak ve dağılarak ve toplumsal dağınım üzerinden ancak ancak aşılabilir...
vermeye gönülülük ve eklemleşmek mantıkları
bende kalsıncılar ve  bende kalsıncılık tek sadece bende bizde olsunculuk refleksleri tıkaması var
Kendini açmama var-yüzlşememe var
Bilgi edinilmiyor-biliş oluş evrensel. zihni temizlemek gerekiyor sadece ve açmak
zihnin önündeki engeller .kötü yemek ve beslenme den başlayrak yanlış blgi protoklleri zehirlenmesine kadar uzar gider

Resmi biliş protokollerinden sıyrılın ve  atın onları-defedin.,,
Kolayca kendiniz olun ve kendiniz gibi davranın. bu kolay

Resmi -kabul gören ,sözde sahte yapmacık biliş ve oluş ve  yapış protokollerinden, sıyrılın. Gerisi kolayca olur ve gelir..
Kimse size bir şey söylemeli değil ve istemeyeceğiniz bir şeyi yapmayın sadece ve istemeyeceğiniz bir şeyin olmasına olabildiğine  izin de vermeyin...

Bu çıtkırıldımlığı ve sahte-özde saygıyı bırakabilirdiniz.,

Resmi biliş ve oluş protokollerinden , söylemcilik ,başkasının yerine de yapmacılık ve onun yerine düşünmecilik, bilmediğini bildirmecilik ve oldurmacılık vb. resmi biliş oluş protoklleirnden sıyrılın. Gerisi kolayca olur ve gelir..

Resmi biliş ve oluş, yapış ve algı protokllerinden ve kanılarından

Hepsini ve herşeyi unutun ve içedin ve yokedin. Çöpe atıp yakın onları

Dışarda kavga da, açlıkta, kaosta ve yıkımda ve kavganın kucağında ne işinize yarayacaktıysa, ney insana değer veriyorduysa, ney bir çocuğun elindne tutuyorduysa onu öğrenin ve yapın sadece.,

bilgiyi tıkınmıyorsunuz. bilgi biliş evrensel. oluş evrensel...

Bilmek için algının önündeki zaten yaratılmış ve dayatılmış engelleri kaldırın yeter. Size dayatılan bir şeyi öyle değil böyle yapma ve öyle değil böyle bilme ve yapma protokolleri...
Onu değil bunu bilme ya da bildirme protokolleri,

yanlış bilgi-biliş ,bilim, bilgilendirme protokollerinden arının yeter.
Zihninizin ve doğal olarak kendini ve olan biteni algılamanızın önüne yıllarcadır toplum tarafından dayatılan protokoller ve öyle yapman gerektiği izlenimleri
yapılıp çatılmış engeller ve protokoller ,biliş protokolleri ve bildirmeleri var sadece
kurulmuş yapılar var sadece..
Bunlar atıldığın da hiç bilgi ve bilgilendirmeye gerek te kalmayacaktır.

Fazladan;
Hiç bir şeyi bilmek, bildirmek ve olmak zorunda değilsiniz . Her şey doğal bir biçimde aksın...ve  olsun. Ve olabildiğine, doğal-kolay zorlanmamış ve size doğal gelen görünen zorlanmadan,  itkisiz doğal hissedilen yapışlar
ve fazladan hiç bir şeyi ve durumu bilmek olmak kurtarmak yüklenmek zorunda değildiniz...
bu içinizden geliyorsa, doğal oluyor ve geliyorsa yapın bunu..ittirmeyin-öğrenmek içinde ittirmeyin ve zorlamayın ve zorlanmayın. o doğal kendinden olur....

Biri size neyi nasıl yapacağınızı söyleyemez...

Bilmek için öğrenmek için hiç bir ön yordama ve  protokole ihtiyaç yoktur. Haddinden fazla yapmak saplantısı
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#1
Ontolojik Yüzleşmeler Kayıtları 1
Facebook Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm Grup Kayıtları 1

Akılsız şuursuz bir tabiatın milyarlarca canlıyi var etmesi hakında bilgisi olan arkadaşları dinlemek istiyorum.


bir şeylerin varedildiğini söylüyorsun?
varetme nedir varolma nedir? onu bir açıkla bana sen, ben sana bilgi vereyim istiyorsan
varetme diye bir fiil yok
varolma var
birilerimiz, birşeylerin bunu varettiğini uydurmak zorunda değil_ sadece...
akılsız şuursuz bir tabiat bir şeyler varetmedi..
ben varedildim, varoluşturuldum diye bir varlık tanısı yok
tabiat varedildi diye bir tanı yok...
ben varımdır, varlık tanısı insanın
kimse varedildiğini söylemek ya da düşünmek zorunda değil..

ben varoldum, ben varım..
etimolojik ve dilsel anlam kalıpları bunlardır..
felsefeyle ya da bilgiyle ilgileniyor musun ve bunlar üzerine hiç düşündün mü,?

evren vardı.var. milyarlarca canlı var.
bakın 'var' kipiyle belirtiliyor. kimse varedildi diye dolaylamıyor
bu ifadeler zaten bilişe ve farkındalığın kendine yani varlık duyuşu-tansına ve bilgi bilişine ve bunun belirtmesine dayanıyor..

asıl tanrıyı varetmek zorunda değilsiniz!

--

varedilmeden varolduğu gözlemi üzerinde duracaksanız, zaten orada bir açıklama olamayacağını göreceksiniz
ya da geriye sadece nasıllar kalacağını göreceksiniz..

'var' kavramı, 'yok' ile bileştirilmezse ve 'var'ın dayanağının yokluk olacağı öne sürülmezse;  "var"ın neden ve nasıl varolduğunu anlayacaksınız..
"var"a bir neden nasıl bulamazsınız...
var kendi olmasına, olma durmuna zaten nedenlenip kökenlenir...
var sadece yokluk nedeni ile ilişkilendirlebilir. yokluk nedeni  varın başlangıcı olabilir mi? var kavramını kendi ile ilişkilendiriyoruz...

var sadece var
var olduğu için var ve yok olmadığı için vardır

Milyarlarca canlının yok olmamalarının olanaksızlığı ve yokolamamalarının zorunluluğu onları varetti ..
dilsel kalıplar bunlar bunlarla bir yere gidemeyiz. kendiniz öğrenmelisiniz...

varın kendi varedilemez..
var kendini ortaya koyamaz.nedensizdir kökensizdir öylece vardır
varı bir şeyde ortaya getiremez çünkü var yok olmalıdır demektir bu...
yok değildir
var yok değildir..var kavramını inceleyin...

--

var kavramındaki etme-ediş bir iştir değil mi?
etme-edilme,
edilmemiş olanın edimi ama
edim edilgenliktir-edilginliktir.
etme işi bir aktivitedir.

var kavramı etme edişten önce ve bu edişinde başında
etme ve edişler onuun içidne ve üstünde yapılanıyor.
var kavramından daha sonra etme kavramı geliyor, işin içine katılıyor ve yapılanıyor.

var kavramı edişten önce var
ve var edişin tanrısı ve öncesi o zaman
ki ediş dediğiniz eylemler ve edilme durumları ve hareket birbirinden bölünemez. olma denilen yekpare bir bütündür... oluştaki tüm hareketler birbirine bağlıdır

-

arkadaşım zamanı düşünmen ve anlaman gerekiyor..
zamanda ne kadar geriye gidersek gidelim, orada bir zaman yoktu ve zaman oradan başladı kurgusu temeli çatamıyoruz. Bizler bunu anladık şimdi..
 .. Bu bizi zamansızlıkla birlikte olanın öylece hep varolduğu sonucunu doğrulamaya ve anlamaya götürüyor. Biz bu çıkmazları yıllarca yaşadık. Sizler de yaşamayasınız diye...

--

dil felsefesi.. edişvarlık, varlığın edilmişliği ve yapılmışlığı diye bir tanım kuramaz ve getiremezsiniz örneğin. edilmişvarlık gibi bir kurgu dilde anlam olarak barınamaz da barınamaz da.. Herkes tüm doğaya ve varlığa aitlik hissediyor ve irade deneyimliyor

--

bakın. insan varlığına köken arıyor ..ve zamanda geriye gidip zamanın ve varlığın başladığı bir yer arıyor. ve  zamanı kesip ayırıyor, oraya bir başlama ilkesi kuruyor. bu yok diyoruz. bu olamaz,
. sonsuzluğu kesiyor  böylece . sosnuzluk kesilemez-sözümüzde öyle bitmeyecek merak etmeyin

sonsuz olan ve hiç başlamamış olan zamanı, başlama yeri ve olmaya başlama durumu diye bozuyoruz. böyle bir durum yok.

insan düşüncesi gidip sonsuzlukta zamanı başlatıyor. sonsuzluk başlayamaz. zamanda başlamadı.. sonsuzluk aynı zamanda öncesizliktir ve başlangıçsızlıktır... zaman da öncesizdir de sonrasızdır da ..öncesi olmayan zamanda başlama yeri ve zamanı bulunamaz. köken arayışı nafile çabadır...
zaman içine  başlama zamanı direği dikilemeyecek...

zaman kavramını bir kez olsun kavrarsanız ne dediğimi anlayacaksınız..

--

Milyarlarca canlının ya da herhangi bir şeylerin hiç olmadığı bir zaman da bulamayız . Bir şeyler, öyle değilse böyle, o form da değilse bu form da mutlaka vardır ve olmalıdır. Hiç bir şeyin olmadığı zamanlara gidemeyeceğiz bunu anlamıyorsunuz. Bir şekilde evrenler vardı ve varlık evrenleriyle birlikte vardı-varolur demeliyiz.
. O zamandan bu zamana gitmek ve gelmek gibi belirtmeler ve zamanı geriye taşımak, zaman gerisinde varlık sorununu çözmeye çabalamak varlık sorunumuzu çözmeyecek arkadaşlar

Varlığı geçmişe ya da bugüne taşımak gibi düşünmeler. Geçmişte varlıkta ne vardıysa neyle birlikte vardıysa bugünde o var...

Yani yokluk durumu ya da hiçlik diye bir karanlık içinde bunların geliştiğini ve olduğunu düşünmek zorunda değiliz.

--

Facebook Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm Grup Kayıtları 2

Akılsız şuursuz bir tabiatın milyarlarca canlıyi var etmesi hakında bilgisi olan arkadaşları dinlemek istiyorum.



Tabiat diye bir şey var diyoruz.
Evrende ve varlıkta şu an ne görüyorsak bu onun tüm zamanlarına ilişkin. ve evrenin ve varlığın tüm maddesi şu an gerçekte ve dışarıda var.Y ok olmuş her şeyin bir izi ve biçimi mutlaka var orda. Bir şey mutlaka ve mutlaka başka bir şeye dönüşerek yok oluyor... Bunun gibi tabiatın-evrenin ve varolanın öncesinde bir şeyler yoktu dersek bile o daha önce varolan bir şeyin yokluğudur .öyle olmalıdır. Yokluk varolan bir şeyin ortadan kaybolmasını tanımlar. Hiç ortada olmayan ve varolmayan yokolamaz. Var olmayan şeyler yokta olamazlar... Götürüp tüm evreni ve oluşu bir yokluk karakutusuna sıkıştıramayacağız..

Yokluk neyin yokluğu ve yokolması onu soruyorum. Bir şeyin yok olması için önce varolması gerekiyor... Yokluk tanımı gereği daha önce varolan bir şeyin yer değiştirmesi ya da biçim değiştirmesidir. Hareketi ve değişimi tanımlar ve tanıtlar sadece filosofik argümanda.. ve daha önce varolanlar hep vardır... Kurumsal olarak, madde-özdek ya da hiç bir şeyin yokluğu ve öncesi bulunamayacak..hep kendilerini tekrarlarlar... Hep kendilerini süreçlerini  ve oluşlarını tekrarlarlar..

--

Tabiat yoktu derseniz de bir şeyler bir biçimde vardı demek zorundasınız.
Tabiata konu olan şey ve tabiatı bugüne getiren durumlar silsilesi var
Tabiata dayanak olan var durumu vardır.

Evrim ve din arasında bocalanmalı değil öncelikle...
Oluşturulma, oluşma ve varetme gibi saptamalar yanılgılıdır. Olanın hiç olmadığı bir durum önceli yoksa?
Olanın olmadığı durum yok. Hiç varolmadığı ve aslında başka bir durumda olacağı bir durum da yokta ondan...

Varolan bir daha varedilmeye ihtiyaç duymaz ve olan oluşmaya bağlı kılınamaz. oluşmamıştır hep vardır. ve varolma durumu olmak halidir...Bulunmak ve bulunuyor olmak. Bir şeylerin olmadığı yerlerde de bir şeyler bulunur. Hiç bir şeyin bulunmadığı yer ve durum tanımlanamaz. Bu mekan ifadesinden ya da olma halinden yoksundur

Olanı bir daha oluşturuyorsunuz ve oluşturulmaya muhtaç kılıyorsunuz-iyi bakın..
Olma ve var belirtmeleri onun sizin taarfınızdan tekrar oluşturumunun da öncesinde

zaten olan ve varolan varedilmeye ve oluşmaya bir daha oluşturulmaya ihtiyaç duyar mı?

olma var ama.olma oluşmadı
olan var. bu önce...
olanın varedilmesi durumu bakın burdan tanımlanıyor. Olduğunuz yerden çünkü varsınız/vardınız..
Aslında olanın varedilmesi değil de zaten olması tanımlanıyor ve tanımlanabilir..
Varedilmeniz için bir yokluktan sözaçmalısınız. Evrenin içindeki maddelerden birleşmişsiniz. Tıpkı öylece evrende, varlığın içindeki maddelerden ve  olanlardan bileşmiş olmalı. ve  buna dışarıdan madde ve oluşturucu im katamıyoruz. bir şeyi yok ederek yok edemeyiz. yokedilme düşüncesini iyice biri gözden geçirin.

eğer hızlıca aman benim kafam karıştı işte tanrı diye bir-şey varmış o yapmışmış demeyeceksek ve bunları biraz olsun anlamak istiyorsak bunları düşünebilir ve gözden geçirebilirdik....

Evren yoktu desek te evrenin içinde olduğu oluştuğu bir yerden ve evreni oluşturan koşullardan ve dinamiklerden sözederiz. Belki de orda başka evrenler vardır...

--

olmayan şeylerin yokluğundan sözedilemeyecek.. Yok demek bir yerde ve zamanda bir biçimde mutlaka varolan bir şeyin zaman mekana göre biçim ve form değiştirmesini tanımlar...

zaman mekan gibi şeyler başlatılamıyor ya da yokluğa (ve kendi yokluklarına da) çözümlenip indirgenemiyor.

Eğer başlangıçta tanrı vardı diyorlarsa onun yokluğundan da sözedecekler çünkü herhangi bir yer ve durumdaki tek varlık olan tanrı, tanımlanabilir tek yokluğu içinde tutar-tutmalıdır. diğer durumda tanrıya bir  anti-varlık ya da ikincilbir karşıt (ve karşıt varlık kaosu)  geliştirirler

 Tek varlığın tek var biçimi olduğu yerdeki tek yok o vara ilişkindir.
 ve yokluk kavramı yine onun tanrının yokluğuna ilişkin olabilir ve gönderme de bulunabilirdi.. Tanrı yokluk sahibidir demek zorundalar çünkü varlıktaki tek saltık varlıktır. Aslında oraya tanımlanabilir bir yokluk bile iliştirlemez ancak illede iliştirilecekse bu orada yoklukla ilişkilendirilebilir tek varlık olan tanrının yokluğu olmalıdır...
Diğer durumda başka şeylerin ,var ve yok olmasından ve tanrı olmayanların (var ve yok olmasından) yokluğundan ve varlığından sözedecekler..
Tanrıdan başkasından ve tanrıdan başkasının yokluğundan sözedililir. Yokluk tanrının yokluğu değilse tanrı olmayanın ve tanrı sayılmayanın yokluğudur. Tanrı belirleniminin dışında kalan herşey ve tanrı olarak sınıflanmaya n bilinmeyen her şey yokluktur. tanımlaması gereği.
Yokluğun varedilmesi bile ya da tanrıdan soyutlanması bile tanrıya ikincilik ve başkalık üretmektir

tanrı yoklukla, yokluktan yarattı demek bir çıkmazdır.
Tanrı bollukla bolluktan ve kendinden varetmiştir, Kendi bölümleyerek ,açarak ve izafe ederek -yaratmıştır eğer varsa

yokluk tanrıdan başkasının yokluğu olamaz çünkü boşluktaki tanrı tek
varlık ..bunu düşünün. oradaki tek yoklukta ancak varolanın varlığıyla ilişkili kılınabilir.

tanrının tek olduğu durumda oradaki tek yoklukta tanrının yokluğun ilişkin tanımlanabilir... tanrının varlığı vardı ve yokluğu vardı diyebilirsiniz...
Diğer durumda başka şeylerin ,var ve yok olmasından ve tanrı olmayanların yokluğundan ve varlığından sözedecekler..

yok artık olmayan bir şeyi belirtir
ya da artık orada olmayan.
yerinde olmayan ve burada olmayan

hiç varolmamış şeyin hiç yokluğu ya da hep yokluğu?
işte bu tanrıdır....
çünkü biz vardık...ve varız...

diğer durumda yoktan varettiğinden ve yoktan varetme diye bir şeyden sözedemeyecekler. tanrı tek vardır ve ancak kendini kullanarak ve kendi bölünerek ,değişerek ya da yansıyarak yaratabilir ya da olabilir...

ya yokluk kuramsalından ya da tanrı kuramsalından er-geç vazgeçecekler
bu ikisi de birdir...

Olma diye bir şeyin başı bulunamaz. Olma, olmama durumu ile kesintiye ve sekteye uğratılamaz. işte buna sonsuzluk diyoruz. kopmaz bir zaman var ve başı sonu da yok. olmayacak.buna alışsanız iyi edersiniz...

olma durumu kendi olmaması ile tanımlanıp bölünüp getirilemez. olma olmadır-vardır...

Olmaların başlaması ya da olmanın olmaya başlaması diye bir şey yok. daha az önce en dedim...

Olma olmaya başladı. olma yoktu oldu.
Bu mu sizin bilginiz? Çocuklarınıza bunu mu verecektiniz..?.

Olma olmaya başladı derseniz siz iyi bir felsefe öğrenin...yeniden öğretsinler size varoluşunuzu. çöplere karışırsınız ve nesilleriniz kurur. neyle ayakta tutacaksınız onları.? bilgiyle değilse?

tanrı çocuklara söylenmiş kolay ve hızlı bir yalandır-avutmacadır.
Anne-baba burda neler oluyor?'un kısa yanıtı ve kes sesini ve otur yerine bunu bizde bilmiyoruzun özetidir.. bunu deyin...

çocukları hızlıca yatağa gönderip hızlıca işlerine bakabilmek için uyduruyorlar çünkü bilmek meşakketli ve emek işi...kolaycılar sizi...

Anne ben nereden geldim. Biz nasıl varız karmaşasına bu açıklamaları vermek ister miydiniz?
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#2
"TANRISIZLIK VE BAŞSIZLIK BİLDİRGESİ"

ONTOLOJİK BAŞSIZLIK İLKESİ
ONTOLOJİK BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ
ONTOLOJİK İLKSİZLİK BİLDİRGESİ


ONTOLOJİK NEDENSİZLİK/ASILSIZLIK/AMAÇSIZLIK (EREKSİZLİK VE GEREKSİZLİK) SÖZLEŞMESİ/SÖYLEŞMESİ

Giriş ve başlangıç için "Ontoloji" kavramı hakkında açıklama;

Aşağıdaki metinlerde ki "Ontoloji" kavramı ,  yaşam-bilim, olum-bilim-olmabilimi/bilinci ve varlıksal/varoluşsal ilgi ,araştırma-keşif ve duyarlılık bilimi vb. anlamlarında içerilmiştir

Genişte ise,

Ontoloji kavramı; varsa, yaşamın amacının/ereğinin/gereğinin/nedenliğinin araştırılması ve sorgulanması ve bunlar yoksa  yaşam denilenin nereye nasıl temelleneceği ve  yaşam ve olma/olum denilenin daha objektif incelenmesi ve çözümlenmesi; neden, neye dayanarak (ne ve kim için neden ) yaşandığının araştırması ve oluşun/varoluşun/olanın hangi temel ilkeye ve ilkelere ya da yasalara indirgenerek ve çözümlenerek araştırılabileceği ve anlaşılabileceği yani özünde tüm kişinin ve tüm olanın varoluşsal sorununun incelenmesi-tanınması ve bunun olası çözümü ve çözümleri ve eğer gerçekten neden ve kökenler yoksa da ve asılsızsak ne yapacağız onu sormak soruşturmak  ve eğer neden ve kökenimiz de yoksa bu nedensiz ve kökensizliğin açıklanışı ve biz-birlikte kavranışı ve bizbizleğin varoluşsal tümseğinde ve patikasında nereye nasıl yürüneceği sorununa birlikte yanıt verme buluşması için tasaralanmıştır/içerilmiştir...

-Denemesel Taslaklardır- Katkı Beklemektedir---

Özgür Varoluşlar Bildirgesi –Manifestosal- Başlangıç –deneme

Özgür katkı beklemektedir.

Olum, oluşum ve yapılanma/yapım aşamasındadır. –sürecek-denenecek-ve bir daha denenecek-

 TASLAK 1 –ÖZGÜN –deneme 1 /Kazan Kaynatma

 --
 
ÖZGÜR VAROLUŞLAR VE VAROLUŞUN TANRISIZLIĞI, BAŞSIZZLIĞI/İLKSİZLİĞİ BİLDİRGESİ ya da PROBLEMATİĞİ

(ilksizliği sonsuzluğu/nedensizliği içiçedir.)

ÖZGÜRLER BİLDİRGESİ


Girişgah/Girizgahsı

Ben özgürüm... Varlığımı tanrıdan almadım..
Bana tanrıya inanmıyor diyen yalçın kaya, sana sesleniyoruz ben/biz özgürüz
Seslerim sana çarptığında Tanrıdan büyük çarpmasını umardım!
Tanrıdan büyük sesler ve mucizeler yapmaya karar verdiğimde ve kişisel tanrımı öldürdüğümde/yıktığımda sana da ulaşacağıma söz ve yeminler doluştum çünkü
Tanrının sana seslenemediği ve ulaşamadığı yerlerde sana seslenen ve seslenenebilen benim/bendim...

--

Ontolojik hakikatlar (varlıksal ve varoluşsal gerçekler) tanrıyla uyuşmuyor. Bizden önce de düşünmüş düşünür insan varlıkları gibi biz de bunu düşündük ve bu uyumsuzluğu gördük. Aklımız ve erdemimiz neticesinde bu sonucu tekrar sınadık ve doğruladık...

Varlık bir köken/neden belirtemiyor

(Varlığı başlatan bir neden bulamıyoruz. Varlığı başlatan, ilkleyen ve önceleyen bir  geçmiş nedenin ve geçmiş oluşların ve öncelerin izini sürerek en gerideki neden ve  oluş gibi bir dinamik bulamıyor ve  saptayamıyoruz artık bizler. Bu mantık dışı..

 ve en geriye ve geçmişe giderek varlığı çözemiyoruz çünkü zamanın gerideki en-başı kavramı çok saçma. (Mantıksal olarak; Oluşların ve zamanın olmaya) başlamasını ve  öncesinin olmaması gerekiyor. Dolayısıyla bunu bir varlık başlatamaz.. Ekler 1)

Ve (Varlık var gerçeği) bu bağlamlara (başlama olma, köken, neden ve tanrı gibi bağlamlara)  indirgenip çözülüp hapsedilemiyor.
Olmamış varolmamış (hep var) varlık diyoruz..
 
Varlıktan olma durumu (ya da olmanın ilk kez olmaya başlangıcı ve başlaması durumu sentezi) elde edilemiyor
 Bu hareketi ve zamanı bölecektir ya da yokluk durgunluktan belirsiz gelişim sentezi önerecektir..

Neden tanrı yoktur? Ve var olamaz!

Var kavramının hiç olmadığı (yani varın/onun yok olduğu mutlak) bir zemine çekilememesi yani varın hiç olmadığı salt mutlak yokluk (varsızca bir mutlak yokluk) tahayyülsüzlüğü ve varın bu bağlama indirgenip çözümlenememesi (ki bu varın üretilmediği ,öncesizliği yapılamayacağı ve başlamadığı ve zamanda başlamadığı anlamına ve sonuçlarına gelir)  mantık ve bilimsel-akıl ışığında varlıkta gerçek bir tanrı varlığı/varlıksallığı olamayacağının en nitelikli ,en keskin ontolojik kavramsal delili ve yansımalarından biridir..

 Bunu anlamıyoruz diyebilirsiniz. O halde bize güvenin şimdilik... Gök-kültlerine değil! İnsan onuru adına yazılan ve kaleme alınan bu satırları bir izleyin/kovalayın...

Var kavramının yok kavramına indirgenip çözümlenememesi ve var ve yok kardeşliğinin/kavramlarının birbirini belirtmesi

Var ve yok kavram karşıtlığı ve bunun kafakarşıklığı.


Var ve yok tıpkı uzun ve kısa gibi (orada ve burada olma gibi, öyle değil böyle olma gibi) birbirini gösteren ve belirten, birbirine sıkıca bağlı nitelemeler ve karşıtlıklardır. Biri olmadan diğeri de varolamaz. Ve bir şey orada değilse burada ve o biçimde değilse bu biçimde mutlaka vardır. Var ve yok bir gözlemci işaretlemesidir ve  uzay zamanda hareket ve değişimi işaretler..

 Varlık bir nedene dayandırılamıyor ve indirgenemiyor..

Varlık bir başlangıca indirgenemiyor

Tüm bu çıkmazları birleştirdiğimiz de tüm bu çıkmazların ve açmazların adı ise Tanrı diye sıvanarak geçiştiriliyor.

Ben biz seni geçiştirmeyeceğiz ve adam/adem insan-varlık yerine koyup alacağız ya da geçiştirmeyi de istemiyoruz, düşünmüyoruz. Bu yüzden doğru bildiklerimiz sözediyor olacağız. Eğer buna sıcak bakmıyor ya da bunları henüz kavramak ve anlamak istemiyorsan şimdilik kendin gibilere koş ve bizi yalnız ve rahat bırak bildiklerimiz ve olduklarımızla istersen. .kendi işine karış ve dön...

Bizler tanrının olmadığını düşünüyoruz. Bakın düşünüyoruz diyoruz. aksi değil. inanç hiç değil

Tanrı bir inanç çukurcağı değildir. Bilgi, biliş, algı onun tersini söylüyor olacaktır.

İnanç demek  olan ise ancak; bilgi ile yüzlşememek ve kendi varlığından/varoluşundan kaçmak, sızmak, sığınmak, kapanmak ve uyku denenler  olacaktır..

 Neden öyle düşündüğümüzü bir çok yolla size anlatmaya çalışacağız

Geliştirme deneme adımı- önadımı, önadımlayışlar

 Varoluşta bir baş varlık var mı?

Varoluşta bir ilk ve baş yaratan (varlık) var mı?
Yaratanlar-başı ve olanlarbaşı, olmakta olanlar başı olan bir var var mı? Ve varlar başı var mı?
Başvar ve başvarlık, başvarlıklarbaşı da var mı?
Varoluşun ilk ve baş zamanları ve yerleri var mı?

Zamansızlığı ve oluşsuzluğu hiç kesintiye uğratmadan ve başlatmadan varlığa bir baş-varın ve başvalrıkın nasıl konumlanabileceğini düşünmenizi istiyoruz
Sana başka anlatma yolum var mı?

Eğer varoluşu hiç başlatmazsan bunu bir başvarlık başlatabilir mi?
Eğer zamanı hiç başlatmazsan bunu bir başvarlık başlatabilir mi?

Ontolojinin çözümlemesi budur. Tanrı adına vereceği adlar ve yakın karşılıklar bunlardır. İlk yer kişisi ve ilk zaman varlığı kisisi ve ilk akıl. Boşlukların ilk aklı ve hareketin ve varlıkların/oluşun ilk oldurucusu. Başvarlık varı
İlk döndüren, ilk yapan, bir şeyleri ilk yapan, kımıldatan varlık adları tanrıdır....ilk ve baş adları tanrı ile bileştirilir..

Ve varlıkta ilk ve baş yoksunluğu bulunduğunda ve kavrandığında bu adlar da birden söner/yiter..

Bir tanrı varsa bunu İnsanın tanrıyı bilip bilemeyeceği ya da bilme ediminin ne olacağına ilişkin karmaşalar vardır
Ve genel olarak denmektedir ki bu bilinemez, kavranamaz aslında sadece akıl ,duyu,sezgi yoluyla sınırlı  kavranır ve tecrübe edilir.
Bilim kalıplarında da bir ispat sunulamaz.
Bunlar kapana kısılmış iradeleri simgeliyor. Ve ipotek-tutu altına alınmış zihinleri..

Ve zaten bütün bilgi ve araştırma yolları bunu yani Tanrı fikrini sorgulamaya ve tersini özütlemeye/senteze dahi daha girişmeden tıkanmış ve kapatılmış bu durumda, akıl kilitlenmiştir. Akıl ipotek tutu altındadır. Zihin körleştirilmiştir ve gerçeklere bakışsızdır/edimsizdir.. Tanrı bir çıkmaz ilan edilmiştir. Bu ifadeler altında ise en son ve uç sığınak ise ne yazık ki Deizm olacaktır ya da git Panteist bir tanrıya inan, Yine de yok demecilik yeğ tutulacaktır. Ya da ben bilmiyorum de ve karışma buna toplumun gibi yap. Biliyormuş ilan et kendini..

Yani tanrı fikri bir bilinemez bulunamaz ve incelenemez bir tıkanma hem de bir açmaz çıkmaz ve neredeyse hiç ve asla çözülemeyecek bir denklem haline sokulur

İşin aslı bu yukarıdaki  yargıların hepsi akıl eşliğinde birer çöplüktür işe yaramazdır

Tanrı, yine varlığın ve varolanın içkin hedefi-zaferi gibi sunuluyorken ,varolan var içindeki bir varlık, varlıkbaşı ve varlık kurucusu olarak zaten kurulmuş ve kurulu varlığın yani kendi içinde bulunduğu koşulların kurucusu olarak ilan ve ifade ediliyorken ....
ve zaten varolanı onun içinden kendi sonradan yaratmış bir baş-var varlık ,varlıklarbaşı olarak üretilip sentezlenmektedir..
 
İşin aslı  tanrı ne zaman yok'u ya da kendini yaratabilirse o zaman tanrı olur. Ya da yoktan kendini  ve varlığı türetir getirirse tanrı olabilirdi.
Yani esasen tanrı demek kendi ontolojisine sahip olmak, ontolojisini kendi yaratmış ve kendi ontolojisine ve  yokluğuna da eşit olmak demektir...
Bir şey kendini yoktan yaratabildiği zaman tanrı olabilir sanırım
Bunları düşünebilirsiniz. Zaten ortadaki bir var ve onun içidneki devimleyici olarak tanıtılan tanımlanan ve tanıtlanan tanrı sorunsalı

 Tanrı denilen Kendinden önceyi önceleyemez, kendi varlığını  ya da kendini kuşatanı ve kendi olma durumunu vareden olamayacaktır. Zamansızlık tanrı ilkesi/ilkseli ile bağdaşmaz. Zamansızlığa bir ilksellik bileştirilemez. Tanrı kendi varlığını kuşanamaz yani ya da kuşatamaz. Kendini sebebi ve sahibi olamaz. Kendini yaratıcısı da olamaz. Onu yaratan ve içinde türeten içeren dış ve iç koşulların yaratıcı da olamaz. Tanrı kendisi bağımlı olduğumu olumsallık içinden üretmelidir.. Boşluklarda bulmuştur kendini ve var içinde  var yaparak ve varın içine var katarak kendini Tanrı ilan etmiştir...
 
Akıl ve düşüncenin küçümsendiğini gördük. Erdemin ve bilmenin küçümsendiğine tanık olduk. Bilginin de küçümsenişi ve istenmeyişini görüyoruz bizler.. .Biilgiden ve gerçek öğrenmeden korkulduğunu hatta kaçıldığını üzülerek görüyoruz. Gerçeklerle yüzleşmek ve yüzleştirilmek noktasına gelince kıvırgan kanılar dolanıyor ortalıkta...

 Olan bir var ya da olan bir kendilik durumu içinden tanrı yaratıyor
Yan tanrıyı önceleyen bir var tabanı var. ve tanrı var tabanı yoklukla ilişkilendirilmeksizin kuruluyor
Bu bağlam tüm varlık kendidir, öylecedir sebepsizdir ve kendi bağlamı ve devimi ile vardır ifadesiyle tanrısızca bir beriye de çekilebilirdi...

Bunlar kavranamaz diyorsunuz
Tanrı'yı kavramak ve bildirmek denilen bir kere ontolojik olarak varlık kavramaya-kavramına ve anlamına gidiyor
Tanrı bilinebiliyorsa her şey bildirlebilir ve bilineebilir. İşin aslı hiç bir şey ve hiç bir açıklama Tanrıdan daha kompleks değildir.
Tanı kavramı ontolojik olarak varlık kavramının kendinde ve bütününe işaret ve isebet ediyor olacaktır....

Tanrıya atfedilen oluşsuzluk, başlamama ve yapılmama durumlarının varlıka geri teslim edilmesi, ve sahipsizliğine-nednesizliğine geri iadesi gerekiyor sadece
Varlık adı Tanrı adında gövde buluyor

Bunlar ne saçmalıklar diyorsunuz
Duyuyoruz
Dalga geçeceğinizi biliyorum
Dalga geçer gibi muhtemelen okuyarak boşvereceğinizi
Bu adam/lar ne diyor ki ne bilebilir ki ne kavrıyorsunuz ki!
Felsefe ve düşünmek boş iştir
Bu adam bir şey çözemez düşünerek bunları bilemez ve bilinemez ve bunlar kavranamaz..

Yukarıdakilerin hepsi koca koca yalanlardır ve zihinsel  kafeslerinizdir..
Engellerdir
Yıllardır öğrendiklerimiz bize bunu anlatıyor

Öncelikle İlk ve baş dediğimiz kavramlar örneğin bir dairede bulunamaz
Bu nasıl olabilir diyebilirsiniz
Bana bir daire üzerinde ilk ve baş gösterin
Bunu okuyan herkesten bir kez olsun varoluşun bir daire gibi sonsuz-başsız ve ilk öncesiz olduğunu/olacağını ve onun içinde kendinden bir işler güçlerin zaten var olduğunu düşünmesini isteyeceğim

Sen inanmıyorsun bu senin sorunun cümlesini net olarak reddediyorum
Bunun yerine sen bilmiyorsun bilmek istemeyen sensin ve bu da benim sorunum değil ifadesini koyacağız
Bana sen inanmıyorsun cümlesini verene ben sen henüz bilmiyorsun karşılığını veriyor olacağım

Biz buna bir inanç sorumu olarak ele almadık
Biz tanrıyı bir bilme, bilgi sorunu olarak ele aldık ve görüyoruz
Bu yüzden bu senin sorunun düşüncen ve inancın deme bana artık
Bu ortak varoluşsal bir sorun..

İnancına ve inanca saygı ifadesi bilgisizliğe ve karanlığa bir göz yumma öneriyor...

Tanrı bilgibilimsel varlıksal ya da yaşambilimsel bir sorundur
Tanrının bir inanış sorunu addedilmesini reddediyoruz
Tanrı bir biliş bilgi problematiğidir

Ve doğru düşünme , mantık yöntemleri ile yani akıl-mantık ve felsefe ilkeleri ile bu konu çözümlenmelidir

Gençler geliyorlar diyorlar ki felsefe zaten anlaşılmaz. Felsefe mi aman aman. Bilim zaten ispat yapamaz Bense zaten bilemem ve Tanrı bir bulmacadır. Gel de çık işin içinden çıkabiliyorsan.?!? Neden kendinizi ispat yükümlülüğüne sokuyorsunuz? Neden bir şeyleri ispat etmeniz gerekeceğine inandırılıyorsunuz? Neden bunlara izin ve geçit veriyorsunuz? Bu kapana hapsediyor ve buna izin veriyorsunuz?

İkna ve kanıt paradoksları kişisel kanınızı aşıyor mu? İspat olunması ve olması gerekeceğini kim söylüyor neden? Ve neye  dayanarak bunu yapıyor?

Tanrı ya da Rab ya da Efendi denilen tıpkı bir hayvan varlığının örneğin kedi köpeğin insanı belirtmesi ve işaretlemesi gibi bir şey olabilir
Antik gizemler çözülebilir
Varlıkta insanüstü uygar varlıklar olabilir

Belki de kişisel tanrı, bütüncül varlıksal tanrı ayrımına gidilmelidir...
 
İki tür tanrıyı kısmen uyarlıyoruz. Bir tanesi Spinozacı ya da Pantesit bir tüm doğa Tanrı anlayışı. Ve bu tanrı oldukça bütüncül bir varlık.. Bir diğeri de bu Rab dediğimiz. Bu bir hayvan,evlat ve köle sahibi ve efendisi gibi duruyor. Kişisel Tanrı diyeceğimiz bu.

Bunun Rab olanına kişisel diğerine bütüncül bir Tanrı diyebilirdik

Ve şimdi bu Rab dediğimizle büyükçe işimiz olacak. İnsanlığı karartıp uyuşturuyorsunuz-karanlıklaştırıp bilgisizleştiriyorsunuz-dinlemiyorsunuz. Çürüyoruz bizler. Varolmak, koşmak ve özgürce deneyimlemek istiyoruz ve  iliklerinizi sızlatacağız.

Düşünce ve kalem özgürlüğü ver bana. Yasal koruma ver. Tıpkı eskinin diğer Ozanları gibi  ve tıpkı Batının sakladığı Batıya sığınmış bir dil ve ağız gibi burda ülkemde saygı ver duy da yazayım yazalım lan!

can saygısı sağla ,kalemimin  akışını  ve sana sataşışını o zaman gör!

Batı Cehildir diyorsunuz. Burda kim nasıl yazsın lan! çok bilse ne olur! Devriye devriye peşinde nöbetteler her ağzın ve sözün ve dilin burda
bilse-fışkırsa taşsa ne olur burda insan..

Devriyeyi devriye de  bu iklimde sürgünden başka ceza olmayacağını, can garantisi ver-sağla.  Kalemimden çıkan her tona katlan ve dediklerimi söylememi garanti et sonra izle akışı takışı sana
 Sen kalem mi kelam mı görmek istiyon? sen söz mü? hürriyet garantisi ve kalemden çıkana kalemle karşılık ver kes ve  ceza kıstası-hürriyet kısıtlamama yoldaşlığı sun sağla izle Doğunu ve buranın  bilge ve yarenlerini/yoldaşlarını...

Yazamıyom ulan yazamıyom! yazamıyoz bağırsız yazamıyoz da ondan suskunuz
Her ağzını yüreğini açanda ve  kuşanan da can telaşı
suskun bilgeler ve uyuyuklar toprağı ondan bura. ondan bura suskun..
Kant mış-Hegel miş ve  Hegel ve Kant sallayıp doğrucakları büyütecekler i görmüyor musun?

Kaleme son ve en büyük cezanın sürgün olduğunda bu toprakta olacakları izle
Bu toprağın yetiştireceklerini

Tanrı olduğunu düşündüğü söylenen bir çok ünlü düşünür Rab gibi bir Tanrıdan sözetmiyor.

Çocuklar diyor ki o da ve bu da inanıyormuş. Hangisi kişisel bir Tanrıya inanıyor. Felsefe ve bilim/bilinç-düşünce tarihinde sayılan hangi insan adamı ve evlası RAB sı bir tanrıyı onaylamıştır...
bu topraklara yakışıyor mu? Anadolu mirasına ve bilgisine kültüne de yakışıyor mu bu!

Arkadaşlar bu metin edebi bilimsel düşünsel ve filozofik herhangi gelişimi olan kişiden herhangi düzenleme desteği beklemektedir, istemektedir ve açıktır...

Ontolojinin yani kişi ve varlık yaşamının yine kendine yani "varlık kendi varlık" ve "kendinden varlık" anlayışına  indirgenmesi ve bunu işaret etmesi, Ontoljinin başka bir varlığa indirgenmemesi  ve kendi dışında bir ben belirtmemesi bizim en büyük en asıl delilimizdir-göstereceğimizdir.. benbenimcilik.benbencilik...

Yani kendini bilmek denilen en büyük delilimizdir...

Gerçeklerle yürüyorum ve Tanrıdan büyük bir gerçeği bildiriyorum. Ben benim. -adım- -ve idealim-.

Başkasından ödünç almadım ben varlığımı... tanrıdan .. RAB tanımıyoruz... Kendine Rab adı takanlar ve taktıranlar  ve onlara birilerine Rab adı verenler ve özgür varlığı, özgür bilişimi bilgiyi reddedenler bir kendilerine gelmeli...

 Onlara haddini burdan bildireceğim... Gel de sustur... Gel de sustur ve bin uydurtu'yu gör sonra arkamda ne varmış-bakarsın öğrenirsin hem... sen mi varsın ben mi varım....

Başkasından ötürü varlık duymuyorum. Kendimi yaşıyorum ve kendimi yaşıyorum. Kendim  için yaşıyorum. Özgürlüğe ve özgürlüğüme bağlıyım ve ilişkim ilişiğim bir tanrıya değil. Ve tanrı ve RAB denilenlerin –sözde- nedensizliğine ben ve sen de bağlı ve ilişiğim bunu farkettim.

Göktekiler iyiyse ,adamsa-Tanrıysa ya kendilerine gelsinler ya bana... da Adam olsunlar/varlık olsunlar.. Benden özgün/içke varlık duyuş duyuyorlarsa bilgi bilim,biliş biliyorlarsa gelsinler söylesinler ve öğretsinler de...

 Alternatif-sel

Ben özgürüm... (Tanrısızlığımı başsızlığımı ve kendime hükümetimi ve yeterliğimi ve doğadan ödünç –doğa içrek- benliğimi ve varlığımı ilan ediyorum)

Tanrıdan büyük ya da tam Tanrı kadar adımı ve  benliğimi/özgürlüğümü ilan ediyorum ve duyuruyorum....biliyorum..../bildiriyorum....buluşuyoruz ve oluyoruz yapıyoruz....

-En az beş forumda yayınlanacak.. ve geliştirile geliştirile...

En güzel Türkçeyle felsefe yapılır. Türkçeyle felsefe yapılamaz diyenlere n-esinlerimiz olucak....
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#3
Zamanın Şimdideki Asılımı/Salınımı Üzerine Deneme-Başlangıç

Zaman şimdi üzerinden aşağı ve yukarı doğru (ya da her yana genişleyerek aslında) hareket eder ve zamanın başı şimdidir. Zamanın başı aslında şimdidedir. sevgili teist başak açıklama istiyor musun bizlerden/bizden...

İlk zaman şimdidir ve zamanın başı şimdidir sevgili teist...ilk yanıtımız da bu....

Zamanın ilk başı da (en ve en başı da) ne yazık ki şimdidedir..
en ve ilk başı da ..

Bilim, Din , Felsefe Ve Bilgi Paylaşımı
Facebook group


(MÖD bir Dionysos kimliğidir/kişisidir...)

Soran E.Ç.
Ateist lütfen anlatsana tesadüf demiyosun madem ne peki ?
Sen anlatamiyosan ben bunca olan biteni Allah yarattı diyorum.Kendini ifade edemiycegin bir düşünceyemi bağlısın yoksa ?Mantıklı konuş mantıklı anlarız anlaşırız.

--
Yanıtlayan MÖD
madem ne pekiyi açar mısın bana? orada yanıtlanacak tam bir soru bulamadım ama istersen biraz paylaşayım düşüncelerimden yine de... Oluş zamansız ve yersizdir ,.Yani bir yer ve zamanda yapılmamış, oluşmamış ve başlamamıştır. Başlamamış ve başlatılmamıştır. Kendi kendine hep vardır... Bu kadar açıktır. Tanrıya ifade ve izafe ettiğiniz başlamama, yaratılamama, zamansızlık gibi ilkeleri varlık kavramına niteliyor ve işaretliyoruz...Tanrı kavramı varlıkı işaretliyor olacak... Spinozacı bir tanrıyı da belki kısmen içerleyebilirdik...

Kendiliğinden de varolmadı çünkü varolma yok. Hep zamansızca vardı.. yok değildi yani .önce de bir yokluk yok. zaman başlamıyor... ve ilk canlı felan da yok bizde. İlk ve baş varolan kavramları bizim düşüncemizde yok örneğin...ama tanrı da yok...

Kimse varlık yoktur demiyor .Tanrıya ifade ve izafe ettiğiniz varolma durum ve paradokslarını varlığın bir kendine işaretleyin .Hepsi çözülüyor sorunların.. Kısaca ve özetle size şunu söyleyebiliriz. Tanrı gibi olgusal komplekslikte bir yaratıcı kimlik ve iradenin kendiliğinden varoluşsal mümkünlüğü ne kadar mümkünse bugün varlık-varoluş denilenin bugünkü bu halinde kendi kendine varlığı o kadar ve aynı biçimde ve
aynı ilkelerle mümkün...

Yorumcu IK
Kimse ahkam kesmesin doğa ve ilk canlı hakkında hiç kimse birşey henüz bilmiyor varsayımdan başka birşey yok zira 14 milyar yıl çözülecek zaman değil.

Yanıtlayan MÖD
bilmek bir edimdir.. ilk canlıyı kim nerden çıkarıyor kim uyduruyor ilk canlı ne demektir?

14 milyar yıl önce bişeylerin olduğunu kim uyduruyor? ondan önce ne varmış?

zaman geri temellenemez. baş ve önce kavramına indirgenemez. zaman başlamamıştır. kavrayamıyorlar ... zamanda önce ve baş ilişiği bulunamaz..zaman zamansızdır.

yıl saymak bizlerin... adeti yıl sayarak zamanı başlatamazsınız-bulamazsınız...eğer bu felsefeleri batırmak istemiyorsanız bu ikilemlerden vazgeçin...

ben kesiyorum kardeşim ahkam ...kesemeyen kesmesin- kesebilen de kessin..

Yorumcu IK
Dinler birkaç bin yıllık mevzu. Yani 10 bin yıl önceye ait bir tanrı kalıntısı yok.Akıllı insan ikiyüz bin yıl dır var. Genelde nedeni bilinmeyen doğa olaylarından dolayı insanlar bunları bir yapan olduğunu düşünüp tanrı yı yaratmış oçağlarda mantıklı. Ama yağmurun nasıl oluştuğu artık biliniyor.

Yanıtlayan MÖD
tanrı yok evet...ama geçmişte varlık arama çabası ve geçmişte varlık başı ve zaman başı arama ve ilk varlık, ilk madde arama ve evreni ve oluş başlatma kuramları daha çok tanrıyı besliyor..O suyun kaynağı kesilmelidir. Karşı tanrıcılık yapacaksanız bunu güçlü ve istençli bir biçimde yapacaksanız bu tuzaklara düşmeyin diyoruz. çelişmezsiniz..Başlama kuramlarının hepsi zaman yanılsaması.. varlıkta başlama diye bir şey yok. çelişmezsiniz..

sen ahkam dinlememişsin... kimse ahkam kesmesin bir ahkam değil mi zaten;
ahkamın ahkamımı kesinlikçe kesiyorsa bakardık ona..

ahkamında bir kesinlik göremiyorum.. mantıklılıkta. mantık tuzaklarından esinleniyor

Yorumcu GS
Sayan kardeşim Türkoğlu böyle yazmış,Bunu ben genelde şöyle tanımlıyorum kısaca: Şu an bilindiği kadarıyla yaşamın başladığı bölge, çok yüksek ihtimalle okyanuslar altındaki volkanik bacaların içerisindeki mikro odacıklardır (.............)

Yanıtçı MÖD
bir şey oluşmadı hep herşey her zaman ve hep vardı. zaman bu değil diyoruz. niye geriye gidiyorsunuz. herşey şimdi var ve hep te vardı..
zaman şimdide salınır -salınım yapar.. .şimdisiz bir zaman icat ve ifade edilemez...baş zaman yok..zaman başı yok. zamanlarbaşı yok çünkü zaman hiç başlamadı...Tıpkı varlık başı bir başvarlık ve ilk varlık olan tanrı olmaması gibi hiç bir baş ilke yoktur varlıkta.. Zaman geçmiş ve geleceği bir harekette içerir-eder.. zamanı başlatmak tanrıyı yapmak kadar hata.. İlk zaman demek ilk tanrı demekle aynı hatadır... varlıkın ilkleri yoktur.. hareket döngüsel..

Yorumcu GS

Bu demek değildirki Allah herşeyi yapa bilir, belki o küçük bir atom parçası !!!
Evrim var , o zaman Allah nedir kimse bilmez ?

Yanıtçı MÖD
14 milyar yıl ifadesinin hiç bir büyüklüğü ve anlamı yoktur.. Ağacın kökü topraktadır ve boyu 14 milyar santim olan ağacın kökü topraktadır...saçmalıyorsunuz...
Bu kavramlarla kafanız karıştırılıyor ve anlamamanız isteniyor. çünkü birbirinize düşmelisiniz.çünkü kolayca yönetilebilimesiniz..

14 milyarırn 14 milyar katından daha fazla zaman sayabilirsiniz varlıkta ama yine de bir geri köken olgusu ve dibi bulamayacaksınız..

bunları niye uyduruyorlar?
sadece kontrol için-düşünmeyin diye tabi...

Yorumcu GS
Uzayda Milyarlarca ışık yılı galaksiler ,güneşler yıldızlar varken ! Dünya bir deniz kumu kadar küçüktür .faz etki Allah var diyelim, onun cinsiyeti Erkek olmalı! Neden Kuran'da bu kadar kadın ile uğraşmış, bir işi güç yokta insanların yaşam tarzı ile ilgilensin,şimdiyi kadar 4099 fazla Tanrı dinler geldi dünyaya .neden seninki doğru olsun , bizim dini kim icat etmiş 26 yahudi sözde peygamber 1de Arap

Yorumcu IK
Ne dediğini ne demek istediğini gerçekten kendin anlıyormusun ya da herşeyi bu kadar doğru bildiğinden ne kadar emin olabiliyorsunuz. Bu durum normal değil.

Yanıtçı MÖD
dinlendiğimden ve dinleneceğimden emin olursam ben anlattığımdan çok daha net emin olacağım

sizin doğru bilme gibi kalıplarınız var.bunlarla işimiz yok. bilme bilmedir...çünkü bununla ilgileniyoruz diğerleriyle değil.ve diğer çıkarlarla değil, diğer çıkar ilişkileriyle ve aldatmayla değil

bir şey bilmeye gerek yok ki bayım. yanlışlar ve yalanlar uydurmayalım yetiyor

öyle değil böyle demeyelim ve doğru ve gerçek deneni o yöne ve bu yöne çekip hiç çarpıtmayalım yetiyordu..

biz sadece gözlemden ve kişisel gerçeklikten sözediyoruz ki bu varlık gerçeğidir-evren gerçeğidir...

modern bilimi yıkıp doğaya atsak kendimizi ..14 milyar nedir?

varlıkta bir başlama yok. ilk yok. bu kadar .ilk zamanda yok. ilk insanda ilk tanrıda, ilk varlıkta.. bu düzlemsel ve ikiboyutlu varlık ölçme gibi bir saçmalıktır..
bir şeyler hep vardır-hareket sistematiktir.hep böyleydi... .

evrenin yokluğunu bulursanız başka bir evrenin varlığını bulursunuz .. 14 trilyon kere 14 trilyon evren olabilir ve bunların geçmişinde aynı çarpan hızla geçmişe giden evrenler..
geçmişteki başka evrenler bulacaksınız. onların geçmişin de de ..
hep evrenler bulacaksınız...

Yorumcu GS

Belki tesadüf değildir, ama senin Allah da herşeyi yaratan değildir, küçük bir atom parçası ola bilir , oluşunda sebep olur

Yanıtçı MÖD
ne tesadüf ne allah.. nedensizlik.. siz bir şeylerin sebebi olmalı diyorsunuz. yok... ilk dediğiniz o şeyi sebepleyemezsiniz..
o ilk yok.. ilki de (ilk dediğinizi de) kaldırın ve çıkarın aradan. bemberrak görün herşeyi benim gibi... İlk dediğiniz yok sizin. yanlış bir hareket ölçümü ve gözlemi. Hareket başlamıyor. İlk hareket yok. hep hareket var.

Varlıkta; işin, oluşun, hareketin, ama hiçbirşeyin ilk ilkini saptayamazsınız..
İlk insan, ilk varlık ve ilk tanrı, ilk hareket gibi şeyler yok en yazık ki!
İlk kurmak hareketi ve zamanı v e herşeyi yanlış ele alıyor..

Varlıkta bir ilk durum yok. Önceye gitmek bu sorunu çözmeyecek... Ne kadar geri giderseniz gidin varlığın başı-başlangıcı yok...

Yorumcu GS
Yoktan oldu demiyorum, materyallerden insanlar herşey zaman içinde oluştu , Bunu Allah yaratmadı demiyorum

Yanıtçı MÖD
zaman içinde bir şey oluşmadı.
zaman geriden ileriye bir devimi değil. zaman şimdide salınır-salınım yapar..

Yanıtçı MÖD
Bu arada konuyu kuran arkadaşa.: Ateist lütfen anlattı. Başka anlatım da istiyor mu?

--
Lut -AD Kavmi Üzerine Bir  Yorum

Soran

Lut kavmi eşcinsel insanlardan dolayı mı yok edilmiştir ? Ama günümüzde hala eşcinsellik var olduğuna göre neden sadece Lut ve civarında eşcinseller yok edildi ? Bir yerlerde sızıntı mı oldu ? Yoksa dünyanın başka yerlerinde de eşcinseller var mıydı ? Adil mi bu sizce ?

Yanıtlayan

Lut Kavmi hermafrodit ve çift eşeyli değilse, insanın çift eşeyliliği (kadın ve erkek olarak ayrı gövdeli oluşu) bu kadar karmaşık ve ayrı olgular olarak algılanmıyor olabilirdi diyoruz. Kadın erkek bilimi farkı ve jineoloji yoktu diyoruz. Babil'de dilleri ve aklı ayıran ve karmaşıtıran tanrılar tıpkı bunun gibi orda da cinsiyeti ayırdı ve en az ikiye böldü ve bunu anlatıyor diyoruz...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#4
Diyojen'in Sessizliği-ni Bozması Üzerine

Çeşitli face gruplarından susmalar ve suskunluklar
ve yazılmamışlar

-Diyojen konuşturulmazsa ya da açık konuşturulmaz-sa en az-ından bunları susar ve susturulur anlamında..
Bu dil mirasidir. Diyojen suskuncalığı ve suskunculuğu kaybı... Eğer internet özgürlüğü -kısmen olmasa/sağlanmasa yazamıyorduk. Hala tereddütlerle yazıyoruz...
Yahu özgürce yazmak istiyoruz! çok özgürce!! dip-dil doğuracağız bunu yaparsak biliyoruz
Sadece özgürce yazmak istiyoruz. Herhangi tehditsiz ve can korkusuz-sıkıntısız ve ververişsiz de .. bu kadar...

Yazmaktan çekince duymayacağımız güne selam olsun! barış olsun! barış kalsın! umarım!

--

-Giyojenik/Diyojenik/Homojenik (Diyonsosif)  (Ters Devirmeler) (Geri Cevaplar- Geri Bildirimler-Geri Vermeler) (Geri Düşünce Kalıpları) Düşünce -ve cevap- Kalıpları

Diyon Hoca ve Diyon Nasreddin ,The ne diyon lanlar'la bir arada...

Soran
Ruhun cinsiyeti var mı? Yok mu? Varsa neden var? yoksa niye yok?!

Nasreddin Diyojen=Giyojen
Ruh, bilinç bilme ya da biliş olarak soyutup soyutlanan. ki varlığı soyarsak zaten geri bir şey kalmaz. Gerçekliği açarsak ve soyarsak sanırım gerçeksizlik diye bir şey kalacaktır...
bu kavramlar hep akıl kaybı-zaman kaybı...ruh içkin ...
eğer bu monist merkezlenmiyorsa-bilişlenmiyorsa ve ruh/tin/t-öz denilen tek merkeze sentezlenmiyorsa ve madde denilenle dual/dualist bir iletişime ve ikileme sokulmuyorsa? o iyidir...o felsefe biraz idare eder...

Ruh olarak varlıktan soyulan ya da süzülen demlenen özütsü?
varlık var- biliş var-kopmaz bir biliş....ruha mı ihtiyacınız var? istenciniz? ruh mu istiyorsunuz.?..ruh bilmenin matriksleridir. matriksel dağılımıdır.. evrene şeylerin/çiçeklerin dağılması ve şekiller oluşturması (çiçekler oluşturması ve açması) gibi bilişin kalıplaşıp şekiller alması-olmasıdır..

(sonra nesneye dağışımı/dağılımı, geçigenliği ve buluşum/kavuşum birlikteliği vb. diyebilirdik bunu özüteyemedik bakın/sentez tam değil eksik.. bilinç ve nesne ilişkisine ilişkin soru vermeyeceğiz çünkü cevap yok. iki uç ama iki aynı şey)

ve yani çiçeklerin cinsiyeti olduğu kadar... ve ağaçların... hermafrodit çiçekler tanıyoruz...

----------------------------------

Soran
Sizce "Tanrı" neden?'üreyen ,bütün canlıları neden sadece iki cins olarak yaratmıştır¿...

Giyojen
Tanrı yaratmamıştır o halde soru terstir ama tanrı yaratmışsaya da soruyu geri ters evirirsek düzü şudur..
gereklilik ,ihtiyaç, belirleme, sınama gibi şeyler. kendinin sınanması ve yaratıcılığının sınanması.yaratmanın zorunlu edim olması. tanrının yaratmak zorundalığı... Tanrının nedenlerine gitmeliyiz.Tanrının yaratma nedenine. Yaratma genel nedenine ve nedenlerine...

tanrı yoksa soru boş-bomboş....

ne yani üçlü mü deneyelim ya da dörtlü? bu tanrı üç türlü ya da dört türdeşli yaratmaya da başlamalı anlamına geliyor...yani bir çocuğu yapmak için dört kişi ve dört şey birleşmek zorunda kalacaktık...ya da kaç taneyse o kadar

---------------------------------------------

Soran
19:71. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.

Giyojen
vardık vardık. daha da varalım mı? cehaletin öneminden ve cehlin neminden, küfünden isyandır cehennemsizlik....

-----------------------------

Soran
Allah; İslam peygamberi Muhammed'in duruma göre konuşturduğu hayali arkadaşıdır.

Giyojen
allah olmayan bir canlının/olmayanın isimlendirmesi ya da olan bir canlının/olanın yanlış isimlendirmesi ya da tanrısal olmayan bir varın tanrı gölgesi giyinmesi ve ismi alması sorunsalı, (yani olan bir varsalın kendini tanrı sandırması-sanması yada sanılması) yanılsamı

islam peygamberi adı alan muhammed insan kişisinin sandığı ad olan allah isimlendirmesi hayali bir kurgul sangı değilse de bir şeylerin eminim ve çok fazla yanlış anlaşılmasıdır...

-------------------------------------------------

Soran
Bana öyle bir bilgi söyleyin ki "işte hakikat budur " diyebileyim .

Giyojen
öyle bir bilgi söylemek çok subjektif. öyle bir merak ve soru-n sorun ki bir bilgi /cevap söyleyebileyim ve elimden geleni yapayım ve bir cevap üretebileyim/sentezleyebileyim...

------------------------------------------------------------

Soran
Tanri canlıları yarattıysa, neden birbirlerini yemesini istiyor.

Giyojen
Tanrı canlıları yarattıysa birbirlerini yemelerini istiyor yargısı ve önermesi?

-subjektif- se;

tanrı canlıları yarattıysa -a
tanrı canlıları yaratmadıysa -b.. sonuç boştur ,bomboştur. olumsuzdur..cevap döndürür-soru ters .cevap tanrı istemiyor olurdu...

tanrı istiyor... tanrının isteme eylemi..tanrının istenci. istediği için...
tanrının isteme edimini yüklenmesi ve istenme ediminin çözümlenmesine/çözümüne bağlıdır..

TANRININ İSTENÇSEL ÇÖZÜMLENMESİ -HİPİNOZA yazmalı yani....
burda 300 sayfadan sonra bir şey de anlaşılamayacak

ki yargının doğruluğu da geçerliliği, neliği de ne olduğu ve ifade ettiği de ayrıca tartışılmalı...

---------------------------------------------

Soran
Aklı ve mantığı ön planda tutan bireyler iman eder.Zaten tümü arafta kalmış bana soruyorlar hangisine 4 bin tanrı var zeusamı inancam rayamı.İşte dedim ya kardeşim Akıl.

Giyojen
aklı ve mantığı ön planda tutmayan (arka planda tutan) gardını şimdilik indirmiş iman etmeyenler var çocuklar dikkatli olun... siz siz olun bunu unutmayın.... aklı ve mantığı öne arkaya çekmeyip olduğu yerde bırakan ve tutan imangirişikler... Gençler bu konularda öğrenmek istiyorsanız boş sözleri ve safsataları bırakın emi! Bırakın öğretmeyi de öğrenin! Ne  biliyosun. Kaç sene yaşadım ben ne çektim Tanrı Tanrı araştırdım kafa yedim düşündüm ne oldu? Benim çektiğimi mi çekmek istiyon sonunda ..Sen bilirsin... Akılla mantığın bir de cinsliğin sağlı-sollu -ortalı kroşesini yemeyin bizden şimdi. Düzgünce getir tanrı  tanıtlarını ve tanrı belgilerini düşünceni inancını, getir aç bize ... tartışalım söyleşelim bizbize- Yabancı yok...

----------------------------------------------

Soran
Geçmişte kibire kapılıp rabblerini inkar eden kavimlere bir bakın onlardan bir eser gorebiliyormusinuz.......?
(Titaniğin batışı ve Afrikayı sömüren Avrupanın batışı lanetlenmesi resmi-fotosu)

Giyojen
Geçmişte değil de bugünde Rab olmayanı inkar edenlere ne olacak acaba? Tanrı olmadığına inanmayan inançsızlara ne oluyor?

İnsanlar bir şeyi birlikte yaparak elbirliği ve düşüncebirliğiyle, birlikteleşmeye, ayrışmamayla batırabilirdi... Yani burdan yazmak tan daha fazla eylem olarak ve bir şeylerin karşısında durarak...Tanrı diye gökteki hamilerin, göksel efendilerin yardımı olmaksızın ve gökten gökteki bir şeyin bir şeyleri yapmasını bekleme-k yerine birbirine tutunarak ve yaparak değiştirebilirler...

--------------------------------------------------------

Soran
boşlukta tek başınınza tanrı olsanız ne yapardınız?gibi bir soru-n da..

Giyojen
düşünürdüm bunu..oracıkta

--------------------------------------------------------------

Soran
Arkadaşlar hepinize cumalar ALLAHIN RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN......

Giyojen
peki cumanız/cumalarınız (mecmuanız) kutlu olsun ve bizim varolmadığını düşündüğümüz allah varlığının rahmeti sizlerle-bizlerle olsun...  ya da varolan olarak tanrısallık nitelemediğini ve tanrısallık gövdesini giymediğini (ya da yeterince edimsel giymediğini) düşündüğümüz göksel uygarsalın aklı başına gelsin ve bereket ve rahmet imleyen insana bir  umarım kulak versin ve kendini yeniden nitelesin o halde...

----------------------------------------------------------------

Soran
yeryüzünde ne yazıldıysa insan yazdı! kitab-ı kitap insan yazımıdır, düsturudur benzeri resimli yorumsal'a
ve peygamberin şehvetine el/dil uzatanlar-a ayar veren teiste eşyorum


Giyojen
Tanrının ontolojik hiçlemesi ve değillemesi için bir, o bu kitabı ve o bu peygamberi insanı kişisi hedef alınmalı değil diyoruz işte bu yüzden biz de...

Kuran kurmayan ve o bu kitabı zemininden bu işi çekip çıkarıp ontolojik bir zemine indirebilirsek işte o zaman tarihin tüm masalları belki uyuma ve sağlığa kavuşabilirlerdi... Tanrı ontolojik ya da bilişsel olarak hiçlenebiliyor.. Kişilerin direkt bilmelerindeki tanrıyı ve tutumu ve düşüncelerini ve dşüncelerinde ki yanlış inançların karşısına doğruları belki sözederek onları yer değiştirerek bunu yapabiliriz diyorum bilmiyorum.
Yani ben kişinin şehvetine o denilen tarihsel olgulara masallara takılmayanlardan biriyim.. Ama tanrı bir masalsı yine de...

Yani tarihten tanrıyı, insan peygamber adı alan birini sözederek ve ona saldırarak yüklenerek felan hiç edemem ve kazıyamam.. ben bunu biliyorum merak etmeyin, bana güvenin. Tarihten tanrıyı böyle kazıyamayacağımızı ben en azından biliyorum... İşte bu yüzden size başka yollar üzerinden (,ontolojik bilgisel/varlıksal deliller -işaretler ve işaretmelerle ve sözetmelerle) yardım etmek ve bilgi vermek,ve size  tanrı dan kurtulmak ve tanrı düşüncesinden arınmak için  başka yoldan yardım etmek ve  sizinle insani-insanca-bilgisel söyleşsel iletişim kurmak istiyoruz.....

----------------------------------------------------------

Soran
Herkesin iman mukabilinde bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlar ile müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek davası başına açılmış. Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, maddiyyunluk taunuyla çoklar o davasını kaybediyor.
Asa-yı Musa - 21 R.N.K.


Giyojen
iman vesikam sağlam .Sizi dinden döndürecek kadar sağlam. Sizi dinsizliğe ,imansızlığa ve bilişe/bilgiye çekecek kadar sağlam kuşanmış ve sağlam vesikam... dinsizliğe ve imansızlığa olan inam vesikam ve dinsizliği imansızlığı giyinmiş aklıma-bilişime güvencim ve dinsizliğe inansızlığa/imansızlığa imanım çok sağlam .vesikayı da buralardan toplayıp alıyorum geliyorum şimdi yetişeceğiz...

İman inanç güvenç mi?
Benim tanrısız göğe ve başsız varlık ve göğe olan (bilim/bilgi//bilişimim) imanım, güvencinde (dinine-tanrısına) imanı kani olan, öylesi ve böylesi benim gibi tanrı inanlı bulun getirin bana... Tanrısız ve başsız varlık bilişine olan kanım/kanim ötesinde bir iman gücü gövdesi ve bilişi, kanısı kudreti taşıyan bilen inançlı dost getirin tartışalım-söyleşelim... dostça dostça.. dostça ama- dostlukla .öğrenmek için. birbirimizden birlikte öğrenmek için... eski inanlıyım... eski çok inanlıyım... eski çok kuvvetli inanlı... Benim şimdi ki ters inancım ve kanım kuvvetinde bir güçte inanç iman ifade eden var mı? Gelsin. toplaşın, toplayın, gelsinler delilleşelim-karşılaşalım. Endişeleriniz bir kenara bırakın ..En bilgelerinizi getirin. En üstünüz ve en bileninizi çağrışın, yordama gelsin..
ikrar tutuşalım...

hiç aklındakini kırmadan ve dökmeden ve hiç bir en ufak kötü karamsar yafta sana vurmadan tanrının ne olmadığını sana gösterebilirim... çatışmadan, çarpmadan ve yıkmadan ve hiç aklını ,aklındaki kırmadan ve incitmeden seni dinden döndürebilecek güçte ve olumdayız..biliş ve bilgiyle yavaşçacık sorularla ve konuşmalarla akarak ve bilerek -bilişerek gideceğiz... bunu yapabilecek dindeyim.. bu bilgide ve bilişteyim korkmayın -dostlukla sadelikle... Hiç bir hakaret ve karşı incitme olmayacak. hiç bir seyriklik ve kaçış yok..senden çok seni ve aklını düşüncelerini ben/biz koruyacağız ve saracağız. yenileri uydukça eskileri çıkarmanı sağlayacağız merak etme...Aklın ve bilişin doğadan, havadan sıcağı emer ve hisseder gibi kani ve açık dürüst bir bilişle tanrısızlığı tam ve berrak emecektir-erecektir hiç şüphe yok sonuçta-sonucumuz da ..ve bunu geliştirecek, görecektir ve bilecek hiç korkma.bize bu oldu-ysa sana da olacaktır .biliş oluş taşkını devrinde seyrişiyoruz.. ölmeden önce ne yaparsak artık-yapabilirsek...

Buradaki hiç bir yazımcıya hiç bir eski söylemciye ve onların söylediklerine de benzemiyoruz ve benzemeyeceğiz biz..takışıklık sizin işinizdir-se.. Tanrın kalması olanaksız bizle görüşürsen ve arkadaşlık edersen.. Söyleceklerimiz de bambaşka bir başkalıkta ve yenilikte olacaktır ama unutma yüzleşmelisin bununla sonuçta hazırsan gel buluşalım ve söyleşelim şimdi... senden çok seni koruyacağız söz üstüne söz ..senden çok ve önce seni koruyacağız, biliştireceğiz söz

hiç ve en ufak bir biçimde bile şüphe kırıntısı kalmayacaktır-dürüst bir biçimde birbirimize açılır-açıklarsak herşeyi...ve dinleşir söyleşirsek...dürüstçe...

---------------------------------------------------

Soran
Gerçekten
İslam Barış ve Hoşgörü dini mi .. ???


Giyojen
tabanımda yatan post ya da toprak .binlerce yıl boğuştuğum meşakkat. bana öğreten islam cehli şimdi yıktığımdır..

------------------------------------------------------------

Soran
"Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'id ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu mutî' raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme."
Sözler - 52 R.N.K...BASİR:Hadsiz nihayetsiz bir surette bütün yarattıklarını gören ALLAHTIR.demektir....


Giyojen
--korku ile embede travmatize olmuş bir varlığın anlatımları gibi duruyor kim bu? tanıyor muyuz? ona yardım edelim mi_?

---------------------------------------------------------------

Soran
Ortalama 60-70 yıl yaşayıp da sonunda hesap vermeyeceğin öldükten sonra yok olup gideceğini düşündüğün bir sistemde seni iyilik ve kötülük yapmaya yada yapmamaya iten sebepler nelerdir???

Giyojen
balıkların hesabı kuşlardan sorulur ancak yokolup gitmek kavramını tanımanız, tanımlanamız açmanız ve yeniden (kurmanız yapmanız) yapılandırmanız gerekiyor. Varoluş böyle yapıyor çünkü,, herşeyi kurup bozup yeniden yapıp hiç bir şeyi yoketmiyor,, kendi olanı kendine ve birbirine dönüştürüp duruyor...

neyin yokolduğunu bana anlatır mısınız? siz neydiniz vardınız ve varoldunuz ki yokolacaktınız? siz şimdi bugün mü varoldunuz? siz bir araya getiren tüm bu parçacıklar ve atomlar varoluştan derlendiğinde ve bir araya gelip  bu anne babanızın çocuk istenci ve seçimi olarak bize yansıdığında mı oluştunuz ve varoldunuz ?sadece?
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#5
Facebook Bilim ve Felsefe Tartışmaları GRoup

Görüşmenin bir de öncesi var. Kasyopya -dürüstçe- sunuldu ve istenmedi-beğenilmedi.. Biz de bunu denedik...

----

Soran/Yapılandıran
Tanrının yokluğunu mu, yoksa varlığını mı ıspatlamak daha kolaydır?
Yada şöyle mi sormalıydım? Birşeyin varlığını mı yoksa yokluğunu mu göstermek daha kolaydır?

Yanıtlayan/Yapılandıran

ispat ifadesi bir karmaşadır.

Öncelikle varlığı olmayanın yokluğu ve yokluğu olmayanın varlığından sözedilebilir mi?

Yok kavramının anlam bilim-sel olarak incelenmesi;
orada değil burada olan ve olmayan; (mekansal nicelik-görecelik ve mekansal yer değişimi ya da harekete göre yer konum, materyal işaretleme belirtir.)

o zamanda (geçmişte ya da gelecekte) olup bu zamanda ve şimdide olmayan (zamansal nicelik-görecelik uzay zamanda yer değişimi)

biçimini ve formunu kaybetmiş ve uzay zamanda biçim ve form değiştirmiş olan;

Sonuç olarak;
zaman mekanda ki işaretleyen gözlemciye göre, işaret edilenin artık orada ,o yerinde, o biçiminde (daha önce gösterildiği biçimde) olmayan olarak işaretlenmesi yok belirtir ve izafe eder..

(buradan özetle tanrıyı yok demenin ve yok ortaya koymanın bile onu kısmen varlaştıracağı sonucuna ortaya çıkabilir.. Tanrı hiç varolmamıştı.. bunu diyoruz bu yüzden bizler. )

Yok kavramı;
zaman mekanda yer kaplamış hareket edeni ve biçim ve form değiştireni görece-izafi bir materyali ,alan vb.ni işaretleyecektir.
Varolmayan bir şeyin yokluğu ilintisi? sorunsaldır...

Özetle "yok" kavramı zaman ve mekan'a göre izafi ve ontolojik geçişsel katmanları ve formsal değişimleri, töz değişimlerini simgeler ve harekete indirgenip çözümlenir/soyulur-soyutlanır.....

--
Tanrının hiç olmadığını ,aslında yok değil de (yokta değil var da değil) olduğunu tanıtlamak ve göstermek ifade etmek gerekecektir özetle..

Yok kavramı daha önce bir varın boşluğunu ,arkada bıraktığı eski gözlem izi ve bilişi yanında, daha önce var olarak nitelenip ifade olunanın işaretlemesi gözlemini ve işaretlenen olgusalın/şeyin/neyin izafi yer, biçim, form değişimini vurguladı..

-
Tanrının olmamışlığını ve daha önceden beri ve daha önce de -hiç- olmadığını tanıtlamak niceseldir/kolaydır,biliştir/bilişseldir ve bilimseldir...

Tanrının olmayan olarak işaretlemesi ve tanıtlanması ve yok tanıtından da arınması/arındırılması tanıklığı/tanıtı..

Tanrının daha önce hiç olmamış ve oluşmamış varlığı ..var ve yok belirtmeyen yokluğu...

--
Tanrı adı işaretlenirken bile bir ölçü de varlanıyor. Biz başsız-bağsız varlık diyoruz...ve başvarlıktan yoksun, bazşözeden başözneden ve öznelerbaşı ve sorumluklar baş merkezi safsatasından/safsatalarından yoksun varlık diyoruz. ve bunun gibi tersi tanımlamalar bir çok argüman...

--

Varlık'ın, başvarlık ve ilkvarlık içermeyeceği tanıtlaması başzaman ve ilk yer ,ilk zaman, ilk hal ve oluş başlangıcı gibi tanımlarda da içermeyeceği tanıtlanması tanıtlanmaları ile birlikte yürür..

 İlk ve baş tanımlamalarının tümü varlıka içkin bir bütünlüklü oluş ve denge kuramlarına indirgenip çözümlenmeli ve oluşlar ikilemi döngüsel ritmik hep-oluşsal tanımalamalara çekilip ç-evrilmelidir..

İlk ve baş varlık kuramlarını (yani tanrı denenin vb. leri ni) eritmenin/yitirmenin ve bu konuda çıkmaza, açmaza sürüklenmenin en iyi ,en kolay ve hem de en güzel ve güvenli yolu tabi ki tüm ilk ve baş içeren kavramlardan (zamanın ilkbaşı, oluşun ilk ve enbaşı, yerin mekanın ilk en başı gibi tanımlamalardan) belirtmelerden de sıyrılmaktır-arınmaktır. ve bu ikilem ve tuzaklara girmemektir..

Oluş-zaman ilk ve baş gibi kavramlarla tayin edilemez ve çözümlenemez durmaktadır. Oluşlar döngüsel ,hepsel, ritmik ve düzenli olmalıdır. Belirli haareketlerin yinelenmesi ve yinelenmenin de düzenselliği/aynısallığı ilkeseli... Hareket iki yönlü ,git gel ,atım-çekim, çekim toplam vb. gibi ya da dairesel düşünülebilir.

Önce kavramıyla oluş yeri ve durumu saptamak monizm tuzağıyla eşdeğerdir.
Gücü merkezlemek. (bilimi merkezlemek ve ipoteklemek) hatırlayın ve iyi bakın..Doğaç ifadeler genişletilebilir. sınırlı zaman ve bu zamanda çok yazma yapma hevesi ile çok yazım nedeniyle... ve ilk fırsatta yazımlar iyileştirilip genişletilebilir..ifadeler düzenlenip sentezlenebilir....

Önce kavramıyla birlikte oluş yeri ve iş-başı/başlangıcı yeri ve merkezi ve bunun durumu tayinleri ve tarifleri ve güç ve oluş yerini durumunu zamanını merkezlemek ve perdelemek. mutlak monarşik monistik tuzak...

zamanbaşı, zamanlarbaşı, işve oluşların başı başlangıcı ve yerbaşı, evrenbaşı, evrenlerbaşı, kuranbaşı, yapanbaşı, edenbaşı ,ilk durum gibi kuramların hepsi güç merkezli tuzaklardır...[/quote][/quote][/SIZE]
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#6
ÖZGÜR VAROLUŞLAR VE ÖZGÜRLER BİLDİRGESİ /MANİFESTOSU -edim1

"TANRISIZLIK VE BAŞSIZLIK BİLDİRGESİ"

ONTOLOJİK BAŞSIZLIK İLKESİ
ONTOLOJİK BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ
ONTOLOJİK İLKSİZLİK BİLDİRGESİ


ONTOLOJİK NEDENSİZLİK/ASILSIZLIK/AMAÇSIZLIK (EREKSİZLİK VE GEREKSİZLİK) SÖZLEŞMESİ/SÖYLEŞMESİ

Giriş ve başlangıç için "Ontoloji" kavramı hakkında açıklama;

Aşağıdaki metinlerde ki "Ontoloji" kavramı ,  yaşam-bilim, olum-bilim-olmabilimi/bilinci ve varlıksal/varoluşsal ilgi ,araştırma-keşif ve duyarlılık bilimi vb. anlamlarında içerilmiştir

Genişte ise,

Ontoloji kavramı; varsa, yaşamın amacının/ereğinin/gereğinin/nedenliğinin araştırılması ve sorgulanması ve bunlar yoksa  yaşam denilenin nereye nasıl temelleneceği ve  yaşam ve olma/olum denilenin daha objektif incelenmesi ve çözümlenmesi; neden, neye dayanarak (ne ve kim için neden ) yaşandığının araştırması ve oluşun/varoluşun/olanın hangi temel ilkeye ve ilkelere ya da yasalara indirgenerek ve çözümlenerek araştırılabileceği ve anlaşılabileceği yani özünde tüm kişinin ve tüm olanın varoluşsal sorununun incelenmesi-tanınması ve bunun olası çözümü ve çözümleri ve eğer gerçekten neden ve kökenler yoksa da ve asılsızsak ne yapacağız onu sormak soruşturmak  ve eğer neden ve kökenimiz de yoksa bu nedensiz ve kökensizliğin açıklanışı ve biz-birlikte kavranışı ve bizbizleğin varoluşsal tümseğinde ve patikasında nereye nasıl yürüneceği sorununa birlikte yanıt verme buluşması için tasaralanmıştır/içerilmiştir...

-Denemesel Taslaklardır- Katkı Beklemektedir---

Özgür Varoluşlar Bildirgesi –Manifestosal- Başlangıç –deneme

Özgür katkı beklemektedir. Gelişim aşamassında..

Olum, oluşum ve yapılanma/yapım aşamasındadır. –sürecek-denenecek-ve bir daha denenecek-

 TASLAK 1 –ÖZGÜN –deneme 1 /Kazan Kaynatma

 --
 
ÖZGÜR VAROLUŞLAR VE VAROLUŞUN TANRISIZLIĞI, BAŞSIZZLIĞI/İLKSİZLİĞİ BİLDİRGESİ ya da PROBLEMATİĞİ

(ilksizliği sonsuzluğu/nedensizliği içiçedir.)

ÖZGÜRLER BİLDİRGESİ


Girişgah/Girizgahsı

Ben özgürüm... Varlığımı tanrıdan almadım..
Bana tanrıya inanmıyor diyen yalçın kaya, sana sesleniyoruz ben/biz özgürüz
Seslerim sana çarptığında Tanrıdan büyük çarpmasını umardım!
Tanrıdan büyük sesler ve mucizeler yapmaya karar verdiğimde ve kişisel tanrımı öldürdüğümde/yıktığımda sana da ulaşacağıma söz ve yeminler doluştum çünkü
Tanrının sana seslenemediği ve ulaşamadığı yerlerde sana seslenen ve seslenenebilen benim/bendim...

--

1- Varoluşun ilksizliği ve ilkolanaksılzlığı, ya da başvarlıkszlık ve  ilk varlıksızlık ilkesi
 onda (varoluşta) ilk varolansızlığı asılsızlığı ve bunun mümkünsüzlüğü hem tanrısızlık anlamına gelmektedir hem de bizi net ve açık olarak bir Tanrı varlığını reddetmeye götürmektedir. İşte bu yüzden Tanrı kavramını, Tanrı'yı bilmeyi ve bulmayı ve arayamayı ya da  bildirmeyi de (yapılandırmayı da) reddediyoruz.

2- Varoluşun baştansızlığı,
Hiç bir konum ve durum da varoluşu-varlıkı başlatan/oluşturan konum ve yer ve durum olarak işaretlenemez. Felsefi çözümlemeler bunu reddetmetedir.

3-Zamanın Öncesizliği
Zaman yapısını geriye doğru ilerleterek ve  takip ederek orada bir yere ilk ve önce demek asılsız bir çıkmaz gibi görünmektedir. Zaman zerinde zamanın başladığı yada olmaya başladığı gibi bir nokta ve ilk zaman tespit edilemeyeceğini düşünüyoruz.

4-Nedensizlik Paradoksu ve Çıkmazı
Nedenleri nedenlere bağlarsak ve geriye doğru takip edersek bir ilk nedenle /son nedenle bu endne arayışına artık bir ket vurmalıyız. Öncelikle bu doğru bir çözüm mü çözümleme mi diye de soruyoruz.. Bu ik neden soyutlamasının hatalı olup olmayacağını da düşünüp araştırıyoruz ve aslında onu da ortadan kaldırıp ve ilk nedenden yoksun bir nedensizlik belirtmesi ve i kesi ortaya koyarsak taşlar yerine oturacakmış gibi gözüküyor

--

Ontolojik hakikatlar (varlıksal ve varoluşsal gerçekler) tanrıyla uyuşmuyor. Bizden önce de düşünmüş düşünür insan varlıkları gibi biz de bunu düşündük ve bu uyumsuzluğu gördük. Aklımız ve erdemimiz neticesinde bu sonucu tekrar sınadık ve doğruladık...

Varlık bir köken/neden belirtemiyor

(Varlığı başlatan bir neden bulamıyoruz. Varlığı başlatan, ilkleyen ve önceleyen bir  geçmiş nedenin ve geçmiş oluşların ve öncelerin izini sürerek en gerideki neden ve  oluş gibi bir dinamik bulamıyor ve  saptayamıyoruz artık bizler. Bu mantık dışı..

 ve en geriye ve geçmişe giderek varlığı çözemiyoruz çünkü zamanın gerideki en-başı kavramı çok saçma. (Mantıksal olarak; Oluşların ve zamanın olmaya) başlamasını ve  öncesinin olmaması gerekiyor. Dolayısıyla bunu bir varlık başlatamaz.. Ekler 1)

Ve (Varlık var gerçeği) bu bağlamlara (başlama olma, köken, neden ve tanrı gibi bağlamlara)  indirgenip çözülüp hapsedilemiyor.
Olmamış varolmamış (hep var) varlık diyoruz..
 
Varlıktan olma durumu (ya da olmanın ilk kez olmaya başlangıcı ve başlaması durumu sentezi) elde edilemiyor
 Bu hareketi ve zamanı bölecektir ya da yokluk durgunluktan belirsiz gelişim sentezi önerecektir..

Neden tanrı yoktur? Ve var olamaz!

Var kavramının hiç olmadığı (yani varın/onun yok olduğu mutlak) bir zemine çekilememesi yani varın hiç olmadığı salt mutlak yokluk (varsızca bir mutlak yokluk) tahayyülsüzlüğü ve varın bu bağlama indirgenip çözümlenememesi (ki bu varın üretilmediği ,öncesizliği yapılamayacağı ve başlamadığı ve zamanda başlamadığı anlamına ve sonuçlarına gelir)  mantık ve bilimsel-akıl ışığında varlıkta gerçek bir tanrı varlığı/varlıksallığı olamayacağının en nitelikli ,en keskin ontolojik kavramsal delili ve yansımalarından biridir..

 Bunu anlamıyoruz diyebilirsiniz. O halde bize güvenin şimdilik... Gök-kültlerine değil! İnsan onuru adına yazılan ve kaleme alınan bu satırları bir izleyin/kovalayın...

Var kavramının yok kavramına indirgenip çözümlenememesi ve var ve yok kardeşliğinin/kavramlarının birbirini belirtmesi

Var ve yok kavram karşıtlığı ve bunun kafakarşıklığı.


Var ve yok tıpkı uzun ve kısa gibi (orada ve burada olma gibi, öyle değil böyle olma gibi) birbirini gösteren ve belirten, birbirine sıkıca bağlı nitelemeler ve karşıtlıklardır. Biri olmadan diğeri de varolamaz. Ve bir şey orada değilse burada ve o biçimde değilse bu biçimde mutlaka vardır. Var ve yok bir gözlemci işaretlemesidir ve  uzay zamanda hareket ve değişimi işaretler..

 Varlık bir nedene dayandırılamıyor ve indirgenemiyor..

Varlık bir başlangıca indirgenemiyor

Tüm bu çıkmazları birleştirdiğimiz de tüm bu çıkmazların ve açmazların adı ise Tanrı diye sıvanarak geçiştiriliyor.

Ben biz seni geçiştirmeyeceğiz ve adam/adem insan-varlık yerine koyup alacağız ya da geçiştirmeyi de istemiyoruz, düşünmüyoruz. Bu yüzden doğru bildiklerimiz sözediyor olacağız. Eğer buna sıcak bakmıyor ya da bunları henüz kavramak ve anlamak istemiyorsan şimdilik kendin gibilere koş ve bizi yalnız ve rahat bırak bildiklerimiz ve olduklarımızla istersen. .kendi işine karış ve dön...

Bizler tanrının olmadığını düşünüyoruz. Bakın düşünüyoruz diyoruz. aksi değil. inanç hiç değil

Tanrı bir inanç çukurcağı değildir. Bilgi, biliş, algı onun tersini söylüyor olacaktır.

İnanç demek  olan ise ancak; bilgi ile yüzlşememek ve kendi varlığından/varoluşundan kaçmak, sızmak, sığınmak, kapanmak ve uyku denenler  olacaktır..

 Neden öyle düşündüğümüzü bir çok yolla size anlatmaya çalışacağız

Geliştirme deneme adımı- önadımı, önadımlayışlar

 Varoluşta bir baş varlık var mı?

Varoluşta bir ilk ve baş yaratan (varlık) var mı?
Yaratanlar-başı ve olanlarbaşı, olmakta olanlar başı olan bir var var mı? Ve varlar başı var mı?
Başvar ve başvarlık, başvarlıklarbaşı da var mı?
Varoluşun ilk ve baş zamanları ve yerleri var mı?

Zamansızlığı ve oluşsuzluğu hiç kesintiye uğratmadan ve başlatmadan varlığa bir baş-varın ve başvalrıkın nasıl konumlanabileceğini düşünmenizi istiyoruz
Sana başka anlatma yolum var mı?

Eğer varoluşu hiç başlatmazsan bunu bir başvarlık başlatabilir mi?
Eğer zamanı hiç başlatmazsan bunu bir başvarlık başlatabilir mi?

Ontolojinin çözümlemesi budur. Tanrı adına vereceği adlar ve yakın karşılıklar bunlardır. İlk yer kişisi ve ilk zaman varlığı kisisi ve ilk akıl. Boşlukların ilk aklı ve hareketin ve varlıkların/oluşun ilk oldurucusu. Başvarlık varı
İlk döndüren, ilk yapan, bir şeyleri ilk yapan, kımıldatan varlık adları tanrıdır....ilk ve baş adları tanrı ile bileştirilir..

Ve varlıkta ilk ve baş yoksunluğu bulunduğunda ve kavrandığında bu adlar da birden söner/yiter..

Bir tanrı varsa bunu İnsanın tanrıyı bilip bilemeyeceği ya da bilme ediminin ne olacağına ilişkin karmaşalar vardır
Ve genel olarak denmektedir ki bu bilinemez, kavranamaz aslında sadece akıl ,duyu,sezgi yoluyla sınırlı  kavranır ve tecrübe edilir.
Bilim kalıplarında da bir ispat sunulamaz.
Bunlar kapana kısılmış iradeleri simgeliyor. Ve ipotek-tutu altına alınmış zihinleri..

Ve zaten bütün bilgi ve araştırma yolları bunu yani Tanrı fikrini sorgulamaya ve tersini özütlemeye/senteze dahi daha girişmeden tıkanmış ve kapatılmış bu durumda, akıl kilitlenmiştir. Akıl ipotek tutu altındadır. Zihin körleştirilmiştir ve gerçeklere bakışsızdır/edimsizdir.. Tanrı bir çıkmaz ilan edilmiştir. Bu ifadeler altında ise en son ve uç sığınak ise ne yazık ki Deizm olacaktır ya da git Panteist bir tanrıya inan, Yine de yok demecilik yeğ tutulacaktır. Ya da ben bilmiyorum de ve karışma buna toplumun gibi yap. Biliyormuş ilan et kendini..

Yani tanrı fikri bir bilinemez bulunamaz ve incelenemez bir tıkanma hem de bir açmaz çıkmaz ve neredeyse hiç ve asla çözülemeyecek bir denklem haline sokulur

İşin aslı bu yukarıdaki  yargıların hepsi akıl eşliğinde birer çöplüktür işe yaramazdır

Tanrı, yine varlığın ve varolanın içkin hedefi-zaferi gibi sunuluyorken ,varolan var içindeki bir varlık, varlıkbaşı ve varlık kurucusu olarak zaten kurulmuş ve kurulu varlığın yani kendi içinde bulunduğu koşulların kurucusu olarak ilan ve ifade ediliyorken ....
ve zaten varolanı onun içinden kendi sonradan yaratmış bir baş-var varlık ,varlıklarbaşı olarak üretilip sentezlenmektedir..
 
İşin aslı  tanrı ne zaman yok'u ya da kendini yaratabilirse o zaman tanrı olur. Ya da yoktan kendini  ve varlığı türetir getirirse tanrı olabilirdi.
Yani esasen tanrı demek kendi ontolojisine sahip olmak, ontolojisini kendi yaratmış ve kendi ontolojisine ve  yokluğuna da eşit olmak demektir...
Bir şey kendini yoktan yaratabildiği zaman tanrı olabilir sanırım
Bunları düşünebilirsiniz. Zaten ortadaki bir var ve onun içidneki devimleyici olarak tanıtılan tanımlanan ve tanıtlanan tanrı sorunsalı

 Tanrı denilen Kendinden önceyi önceleyemez, kendi varlığını  ya da kendini kuşatanı ve kendi olma durumunu vareden olamayacaktır. Zamansızlık tanrı ilkesi/ilkseli ile bağdaşmaz. Zamansızlığa bir ilksellik bileştirilemez. Tanrı kendi varlığını kuşanamaz yani ya da kuşatamaz. Kendini sebebi ve sahibi olamaz. Kendini yaratıcısı da olamaz. Onu yaratan ve içinde türeten içeren dış ve iç koşulların yaratıcı da olamaz. Tanrı kendisi bağımlı olduğumu olumsallık içinden üretmelidir.. Boşluklarda bulmuştur kendini ve var içinde  var yaparak ve varın içine var katarak kendini Tanrı ilan etmiştir...
 
Akıl ve düşüncenin küçümsendiğini gördük. Erdemin ve bilmenin küçümsendiğine tanık olduk. Bilginin de küçümsenişi ve istenmeyişini görüyoruz bizler.. .Biilgiden ve gerçek öğrenmeden korkulduğunu hatta kaçıldığını üzülerek görüyoruz. Gerçeklerle yüzleşmek ve yüzleştirilmek noktasına gelince kıvırgan kanılar dolanıyor ortalıkta...

 Olan bir var ya da olan bir kendilik durumu içinden tanrı yaratıyor
Yan tanrıyı önceleyen bir var tabanı var. ve tanrı var tabanı yoklukla ilişkilendirilmeksizin kuruluyor
Bu bağlam tüm varlık kendidir, öylecedir sebepsizdir ve kendi bağlamı ve devimi ile vardır ifadesiyle tanrısızca bir beriye de çekilebilirdi...

Bunlar kavranamaz diyorsunuz
Tanrı'yı kavramak ve bildirmek denilen bir kere ontolojik olarak varlık kavramaya-kavramına ve anlamına gidiyor
Tanrı bilinebiliyorsa her şey bildirlebilir ve bilineebilir. İşin aslı hiç bir şey ve hiç bir açıklama Tanrıdan daha kompleks değildir.
Tanı kavramı ontolojik olarak varlık kavramının kendinde ve bütününe işaret ve isebet ediyor olacaktır....

Tanrıya atfedilen oluşsuzluk, başlamama ve yapılmama durumlarının varlıka geri teslim edilmesi, ve sahipsizliğine-nednesizliğine geri iadesi gerekiyor sadece
Varlık adı Tanrı adında gövde buluyor

Bunlar ne saçmalıklar diyorsunuz
Duyuyoruz
Dalga geçeceğinizi biliyorum
Dalga geçer gibi muhtemelen okuyarak boşvereceğinizi
Bu adam/lar ne diyor ki ne bilebilir ki ne kavrıyorsunuz ki!
Felsefe ve düşünmek boş iştir
Bu adam bir şey çözemez düşünerek bunları bilemez ve bilinemez ve bunlar kavranamaz..

Yukarıdakilerin hepsi koca koca yalanlardır ve zihinsel  kafeslerinizdir..
Engellerdir
Yıllardır öğrendiklerimiz bize bunu anlatıyor

Öncelikle İlk ve baş dediğimiz kavramlar örneğin bir dairede bulunamaz
Bu nasıl olabilir diyebilirsiniz
Bana bir daire üzerinde ilk ve baş gösterin
Bunu okuyan herkesten bir kez olsun varoluşun bir daire gibi sonsuz-başsız ve ilk öncesiz olduğunu/olacağını ve onun içinde kendinden bir işler güçlerin zaten var olduğunu düşünmesini isteyeceğim

Sen inanmıyorsun bu senin sorunun cümlesini net olarak reddediyorum
Bunun yerine sen bilmiyorsun bilmek istemeyen sensin ve bu da benim sorunum değil ifadesini koyacağız
Bana sen inanmıyorsun cümlesini verene ben sen henüz bilmiyorsun karşılığını veriyor olacağım

Biz buna bir inanç sorumu olarak ele almadık
Biz tanrıyı bir bilme, bilgi sorunu olarak ele aldık ve görüyoruz
Bu yüzden bu senin sorunun düşüncen ve inancın deme bana artık
Bu ortak varoluşsal bir sorun..

İnancına ve inanca saygı ifadesi bilgisizliğe ve karanlığa bir göz yumma öneriyor...

Tanrı bilgibilimsel varlıksal ya da yaşambilimsel bir sorundur
Tanrının bir inanış sorunu addedilmesini reddediyoruz
Tanrı bir biliş bilgi problematiğidir

Ve doğru düşünme , mantık yöntemleri ile yani akıl-mantık ve felsefe ilkeleri ile bu konu çözümlenmelidir

Gençler geliyorlar diyorlar ki felsefe zaten anlaşılmaz. Felsefe mi aman aman. Bilim zaten ispat yapamaz Bense zaten bilemem ve Tanrı bir bulmacadır. Gel de çık işin içinden çıkabiliyorsan.?!? Neden kendinizi ispat yükümlülüğüne sokuyorsunuz? Neden bir şeyleri ispat etmeniz gerekeceğine inandırılıyorsunuz? Neden bunlara izin ve geçit veriyorsunuz? Bu kapana hapsediyor ve buna izin veriyorsunuz?

İkna ve kanıt paradoksları kişisel kanınızı aşıyor mu? İspat olunması ve olması gerekeceğini kim söylüyor neden? Ve neye  dayanarak bunu yapıyor?

Tanrı ya da Rab ya da Efendi denilen tıpkı bir hayvan varlığının örneğin kedi köpeğin insanı belirtmesi ve işaretlemesi gibi bir şey olabilir
Antik gizemler çözülebilir
Varlıkta insanüstü uygar varlıklar olabilir

Belki de kişisel tanrı, bütüncül varlıksal tanrı ayrımına gidilmelidir...
 
İki tür tanrıyı kısmen uyarlıyoruz. Bir tanesi Spinozacı ya da Pantesit bir tüm doğa Tanrı anlayışı. Ve bu tanrı oldukça bütüncül bir varlık.. Bir diğeri de bu Rab dediğimiz. Bu bir hayvan,evlat ve köle sahibi ve efendisi gibi duruyor. Kişisel Tanrı diyeceğimiz bu.

Bunun Rab olanına kişisel diğerine bütüncül bir Tanrı diyebilirdik

Ve şimdi bu Rab dediğimizle büyükçe işimiz olacak. İnsanlığı karartıp uyuşturuyorsunuz-karanlıklaştırıp bilgisizleştiriyorsunuz-dinlemiyorsunuz. Çürüyoruz bizler. Varolmak, koşmak ve özgürce deneyimlemek istiyoruz ve  iliklerinizi sızlatacağız.

Düşünce ve kalem özgürlüğü ver bana. Yasal koruma ver. Tıpkı eskinin diğer Ozanları gibi  ve tıpkı Batının sakladığı Batıya sığınmış bir dil ve ağız gibi burda ülkemde saygı ver duy da yazayım yazalım lan!

can saygısı sağla ,kalemimin  akışını  ve sana sataşışını o zaman gör!

Batı Cehildir diyorsunuz. Burda kim nasıl yazsın lan! çok bilse ne olur! Devriye devriye peşinde nöbetteler her ağzın ve sözün ve dilin burda
bilse-fışkırsa taşsa ne olur burda insan..

Devriyeyi devriye de  bu iklimde sürgünden başka ceza olmayacağını, can garantisi ver-sağla.  Kalemimden çıkan her tona katlan ve dediklerimi söylememi garanti et sonra izle akışı takışı sana
 Sen kalem mi kelam mı görmek istiyon? sen söz mü? hürriyet garantisi ve kalemden çıkana kalemle karşılık ver kes ve  ceza kıstası-hürriyet kısıtlamama yoldaşlığı sun sağla izle Doğunu ve buranın  bilge ve yarenlerini/yoldaşlarını...

Yazamıyom ulan yazamıyom! yazamıyoz bağırsız yazamıyoz da ondan suskunuz
Her ağzını yüreğini açanda ve  kuşanan da can telaşı
suskun bilgeler ve uyuyuklar toprağı ondan bura. ondan bura suskun..
Kant mış-Hegel miş ve  Hegel ve Kant sallayıp doğrucakları büyütecekler i görmüyor musun?

Kaleme son ve en büyük cezanın sürgün olduğunda bu toprakta olacakları izle
Bu toprağın yetiştireceklerini

Tanrı olduğunu düşündüğü söylenen bir çok ünlü düşünür Rab gibi bir Tanrıdan sözetmiyor.

Çocuklar diyor ki o da ve bu da inanıyormuş. Hangisi kişisel bir Tanrıya inanıyor. Felsefe ve bilim/bilinç-düşünce tarihinde sayılan hangi insan adamı ve evlası RAB sı bir tanrıyı onaylamıştır...
bu topraklara yakışıyor mu? Anadolu mirasına ve bilgisine kültüne de yakışıyor mu bu!

Arkadaşlar bu metin edebi bilimsel düşünsel ve filozofik herhangi gelişimi olan kişiden herhangi düzenleme desteği beklemektedir, istemektedir ve açıktır...

Ontolojinin yani kişi ve varlık yaşamının yine kendine yani "varlık kendi varlık" ve "kendinden varlık" anlayışına  indirgenmesi ve bunu işaret etmesi, Ontoljinin başka bir varlığa indirgenmemesi  ve kendi dışında bir ben belirtmemesi bizim en büyük en asıl delilimizdir-göstereceğimizdir.. benbenimcilik.benbencilik...

Yani kendini bilmek denilen en büyük delilimizdir...

Gerçeklerle yürüyorum ve Tanrıdan büyük bir gerçeği bildiriyorum. Ben benim. -adım- -ve idealim-.

Başkasından ödünç almadım ben varlığımı... tanrıdan .. RAB tanımıyoruz... Kendine Rab adı takanlar ve taktıranlar  ve onlara birilerine Rab adı verenler ve özgür varlığı, özgür bilişimi bilgiyi reddedenler bir kendilerine gelmeli...

 Onlara haddini burdan bildireceğim... Gel de sustur... Gel de sustur ve bin uydurtu'yu gör sonra arkamda ne varmış-bakarsın öğrenirsin hem... sen mi varsın ben mi varım....

Başkasından ötürü varlık duymuyorum. Kendimi yaşıyorum ve kendimi yaşıyorum. Kendim  için yaşıyorum. Özgürlüğe ve özgürlüğüme bağlıyım ve ilişkim ilişiğim bir tanrıya değil. Ve tanrı ve RAB denilenlerin –sözde- nedensizliğine ben ve sen de bağlı ve ilişiğim bunu farkettim.

Göktekiler iyiyse ,adamsa-Tanrıysa ya kendilerine gelsinler ya bana... da Adam olsunlar/varlık olsunlar.. Benden özgün/içke varlık duyuş duyuyorlarsa bilgi bilim,biliş biliyorlarsa gelsinler söylesinler ve öğretsinler de...

 Alternatif-sel

Ben özgürüm... (Tanrısızlığımı başsızlığımı ve kendime hükümetimi ve yeterliğimi ve doğadan ödünç –doğa içrek- benliğimi ve varlığımı ilan ediyorum)

Tanrıdan büyük ya da tam Tanrı kadar adımı ve  benliğimi/özgürlüğümü ilan ediyorum ve duyuruyorum....biliyorum..../bildiriyorum....buluşuyoruz ve oluyoruz yapıyoruz....

-En az beş forumda yayınlanacak.. ve geliştirile geliştirile...

En güzel Türkçeyle felsefe yapılır. Türkçeyle felsefe yapılamaz diyenlere n-esinlerimiz olucak....
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#7
Hocam bu medeniyetin yarısına, en az yarısına, buğday kompleksi ,bağımlılığı ya da Otizm Asperger benzeri semptom tanıları koyabilirdik
Otizm dediğimiz geri kalmışlık ya da büyüme ve gelişme geriliğini ve çocuklukta kalmanın ve çocukça (içsel) büyümenin ,çocuk benlik üzerine yetişmenin genel adı .Çocukken budanmış bir ağaç gibi ..yan, eğri büğrü sürgünler...ve gövde zorluğu....

Medeniyet denilen bir kaç dişi,işi kalmış bir canavar

Buğdayın işlenmesinin öğrenilmesi gerekecek. Doğru ve uzun iyi işlevcil mayalanma ve fermantasyon.. İşin aslı buğday çöplüktür..
Buğdayın işlenmesine dair bir çok araştırma ,keşif ve geliştirme gerekiyor. doğru sentez.. belki eski uzun mayalar-mayalamalar ve kendinden doğal mayalara dönmek gerekecek ve mayalama süresi uzun tutulacak
ve doğru fermantasyon yöntemini bulunması izlenmesi gerekiyor olabilir. Sanayi tip ekmek ve buğday üretimi ve tüketimi bir çıbanbaşı insan sağlığı için...
Belki pirincinde işlenmesi gerekecek. doğru yöntemlerle. İşin aslı pirinç hiçliktir..
Buğday ve pirinç fermantasyonu
Tahıl ve karbonhidratların işlemden geçirilmesi gerekecek. vücuda sokulmadan önce ve alınmadan önce...

Hocam ekmek, ekmek hamuru sanırım yoğurt suyuyla felan fermente edilebilir.
Pirinç için bilmiyorum, karbonhidratları bozan, yapısını değiştiren-geliştiren, işlemden geçiren ön-işlemler ve sindirilebilir ve uyumlu hale getiren tüm süreçler tüm hepsine uygulanmalı/araştırılmalı sanırım.
Pirinci onu bunu
Et gibi terbiye etmek gibi düşünün. Kimyasal fermentasyonlar araştırılmalı. çiğ baklagil bakliyat tüketmek
Baklagil bakliyatların hepsi eğer yenecekse uygun ve doğru biçimde fermentasyona sokulmalı ve tabi tutulmalı gibi  duruyor olacak
Belki de enerjiye, güneşlendirmeye bir çok şeye -bunu bilmiyoruz

Karbonhidratlar patojenik, bu haliyle
olgunlaşmamış karbonhidrat tanımı öneriyorum. olgunlaştırılmamış karbonhidrat tüketimi tanımı öneriyorum

olgunlaşmamış-olgunlaştırılmamış bitkisel protein sentezi
tanımı öneriyoruz

ısı,ışık herşeyle-mayalanma bilimiyorum
enerji almalı sanırım vücuda girmeden

maddenin kendi, pirinç ve buğday olan fermantasyona sokulmalı/alınmalı
kimyasal olarak iyileştiren geliştiren herhangi işlemden geçirilme

bitki proteinleriyle ısıl işlem, kimyasal işlem vb. deneyler sürdürülmeli eminim bilmiyorum
vücuda girmeden yapısına enerji vererek sanırım bilmiyorum

http://www.fermentemutfagim.com/2015/12/fermente-baklagiller-ve-tahllar.html
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#8
Ontolojik Yüzleşmeler ve Yüzleştirmeler Kayıtları

Müslüman Ateist Deist Din Bilim Tarih Ve Felsefe Tartışma Platformu Facebook Group
9.5.18

Alıntı Yap
Alıntı YapSoran/Yapılandıran -İ.K.

Peki diyelim ki kuran-ı kerim bir beşer tarafından yazıldı şimdi dünyadaki bütün edebiyatçılar toplansın kuran ayetine benzer bir bir ayet yapsınlar eğer ki yapacak olurlarsa bende kuran ı kerim in beşer tarafından yazıldığını kabul edeceğim

Yanıtlayanlar-lar ve Yapılandıranlar Kolektifi

Sizin benim/bizim neler yazdığımızdan yaptığımızdan haberiniz var mı?
(Tarih boyu yazılmış ve henüz okumadığınız bir çok içeriğe de ithafen)
Bu birincisi
İkinci ne yazıyor ki Kuran da benzeri yazılamaz
Ya da Kuran ayetinin benzerini yazmak ne demektir?
Biz ne ayetler (cümleler) yazdık İ...

Soran/Yapılandıran -İ.K.
Şimdi sizi dinliyorum mutlu bey o yazdıklarınızdan birkaç dize okurmusunuz bize

Yanıt ve Yapışlar

İ.K. Sorularıma cevap alayım. Tanrı sözü olacağı öne sürülen metinlerin subjektif kıyaslanması mı bu! Ben bir çok şiir-şair de imgesel olarak anlamı ve bilinci taşan şeylere gördüğümü düşünüyorum. Kendi yazdıklarımı boşverelim...Ölçütünüzü merak ediyorum ve Kuran okumanızı da merak ediyorum.. ve bu ölçütlemeyi kıyaslamayı nasıl yapacaksınız..? ve sorularım cevapsız ...ne yazıyor ki Kuran da insanı ya da bilinci taşıyor
ya da ne ve nasıl yazmam isteniyor bekleniyor..

------

İ.K. Profilimin başında biraz önce Nasıl'ın ve Nasıl Dinin Kutsal Kitap taslağını sundum.. Devam edecek.

https://www.facebook.com/sanal.manik/posts/1937429536277318

------

profilimin başında yine Ontolojik birbaşkaldırı ya da yeniden düzenleme de yayımlanmıştır..

https://www.facebook.com/sanal.manik/posts/1937438052943133

-----

ve ne yazmamı/yazmamızı istiyorsunuz? siz söyleyin biz canlı biçimde bir şeyler oluşturalım ve doğaçlayalım hem..

--

(suskunluk)

--

Oluşmamış oluşmamışların oluşmamışlığı ve oluşamazlığı. oluşmasızlık..

O oluşmasızdır. oluşmamıştır..
Kendini ve başkasını da oluşturmamıştır..
oluşmayan oluşmamışlardan oluşmuş bizler bu yersiz yeryüzünde söyleşiriz...

bunu yazabilirim biliyor musun?
daha iyisini şimdi burda. böyle bir şova gerek var mı?
bunu istiyor musun?
bu sana yetecek mi ya da neyi kanıtlayacak ve tanıtlayacak..
benim güzel ve enteresan sözler doğurabildiğimi mi?

---

Enginsiz göklükte doğan var çocuğu beni dinle. bizi dinle şimdi..

Var destanları içinden geçtim ve olmalar giyindim/soyundum.
. Bedenler ve olumlar giyindim..
Yapımlar ve yapmalar giyindim/ soyundum.
Kendimi ve sensizliği giyindim...
Sensiz olmayı ben de ve ben olma da giyindim...
Soyunduğum sensizlikler ve kimsizlikler
söylendim/söyleştim..
Bilinmeyen destanların atası oldum..

Eğer mizah varsa bunu yapacağım..
eğer umursanırsa ve yanlış anlaşılmazsa.. matematik..matematik sadece..
eğer iyi bir matematik eşlik ederse...

Son beş yıldır internette her türlü söz dizini içeriğini denedim... Beni okumak bile istemezsiniz...

---

Başlanmamış Kitap ve Bitirilmemiş kitap

Okunmamış kitaba ithafen
ya da okunupta anlaşılmayan kitaplara ithafen

Bir insandan harfler bindirmesi isteniyor.
Sözleri üstüste indirmesi isteniyor
Ve bu sözlerin tarihin mesellerine üstün gelmesi isteniyor
ve bu yazılacakların tarihin mesellerine üstün/galip görülmesi isteniyor
Ben buraya ne yazabilirdim?
Onu düşünüyorum..

Yazılmamış kitabı yazmadan önce ne yazacağımı düşünüyordum...

linklenen yazım bana aittir
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=620983&postcount=241

---

Arkadaşım 5 yıldır internette oluşturmadığım ve doluşturmadığım metin kalmadı. Her yere saçtım onları...

Nasıl bir diyalektik ya da meselleme istiyorsunuz onu söyleyin...
Nasıl bir Kutsal Kitap (ya da şimdilik henüz kutsal olmayan kitap) yazayım ve ne yapacaksınız onla.
Siz söyleyin ben isteğe göre yazayım ve oluşturayım lazımsa..

Yapılmayandan yapılma yapısızlar yapısında ;
Oldurulmayandan olmuş ve oluşturulmuş oluşsuzlar

Oldurulmayanın oluşturduğu bengi;

---

Korkmazlar Söylencesi;

Öncelikle boşluklar da gök ve şimşeksizlik ve fırtınasızlık vardı..
Boşluk kendi kendine yalnızdı ve yalındı..
Yalın ve henüz sessiz rüzgarlar uçuyordu..

Boşluk kendi tavanına bitişik bir derinlikti..
Derinliği imleyen ve bir arada tutan akıl (bakış ve düşünme) direkleri boşluklara ışık renk ve düşünce saçıyordu..
Dalgalanan yeni boşluklar ve yüzeyler oluştu..
Akan perçemler oluştu....

Renkli dalgaları ve ışıkları takip eden sevimli kıvılcımlar (kıvıldamalar) dağılıyordu ve neşe taneleri patlaşıp saçılıyordu...



Devam edeyim mi "Korkmaz" Arkadaşım, İ... Arkadaşım ne tür bir şey istiyorsun?

Korkma Arkadaşım Korkma bizbizeyiz burda!
tanrı olmayacağına kanıyız/kanaatiiyiz...güvendeyiz...
--
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#9
Alıntı Yapeğer dediğiniz gibi ALLAH yada TANRI yok ise şu soruma bir cevap verebilirmisiniz lütfen
ilk defa anne olacak bir hayvanı ele alalım mesela bir koyun o hayvan yavrusu dünyaya gelince onu temizleyip emziriyor bakıp büyütüyor onu koruyup gözetiyor o diğer kuzuların arasına karışsa annesi onu o kadar kuzunun arasından ayırt edebiliyor bütün bu işleri annelik hissi ve iş güdüsü ile yapıyor bildiğim
Şimdi mesele şu diyorsunuzki ilk canlı buna insan ve hayvanlarda dahil enerji hareketleri sayesinde varolmuştur .Bu bağlamda ismini zikrettiğiniz hareketler uygun ortamda bu canlıları oluştururken nasıl olduda bir anneye bu içgüdüselliği öğretebildiler bu işn sırrı ne
aksi taktirde yeryüzünde hiç bir canlı coğalamazdı nasıl oluyorda bir dişi aslan başka hayvanların yavrularını parcalarken kendi yavrusuna merhamet ediyor onu ağzında taşırken o kadar hassas olmayı nasıl başarıyor.ona bu acıma merhamet hissini veren o enerjilermi
bir arkadaş yazısında beyindeki neronlardan yani sinirsel hücrelerden bahsediyor bu hücreler nasıl bir canlının ruh halini düzenleyebiliyor
ağlama ve gülme hissi nasıl gelişti biz canlılarda sevinç ve hüzün yani kısacası hisler nasıl gelişti?=

bir küçük soru daha insanlarda ve canlılarda merhamet hissi varmı  varsa bunu beyin nasıl sağlıyor?
SAYGILAR
NOT : ayrıca lütfen biraz mantıklı ve tutarlı şeyler yazalım

 bunun Allah yoksayla bağlantısı yok. Allah'ı bu arada nereye ilişkilendiriyorsunuz?

ilk canlı gibi bir ele alma da problem var bence,
evren diyoruz. bence evrenini geçmişine gidersek bir evren bulmalıyız-onun da geçmişine gidersek bir  başka evren. bu bir kısır döngüdür. gerçeğin içinden böyle çıkamayız-bunu kabul etmeliyiz.

yine gelişti diyorsunuz..

evren ya da gerçeklik'in olmadığı ya da materyalize gerçekliğin de sürekli devinimde olmadığı bir zaman birimi ve geçmiş (Varlık denilen de ve Varlık olarak ortaya koyulan da) işaretlenemez..oluşlar hep vardı hep sürecek. işin aslı oluşlarıyla var varlık. bu onun devinimi..
bizim çözümümüz bu/bizim işaretlememiz bu.bizim referansımız..

saygılar.

oluşsuz varlık yok. bir şeylerin oluşmamış olduğu/olacağı zamanlar ve yerler de yok..
oluşlar denilen başlamadı sadece.bu bu bir devinimdi...
oluşlar denilen zamanla sınırlanamıyor ve başlatılamıyor..
kelimelerle bunlar yeterince ifade edilemiyor-zaman kavramı üzerine düşünmek gerekiyor. başlama kavramını iyi ele almak ve yapılandırmak gerekiyor sadece..

oluşlar olmaya başlamadı ve gerçeklikten (ve sürekli oluşlardan) yoksun bir varlık ve evren hiç -bir zaman- yoktu/olmadı...
Varlık hep -sonsuz- iç gerçekleri ve evrenleri devimi ile birlikte kurulu vardı
aslında bu ifade bile bozuk-..zaman bakın...
zaman öyle araya katılmadığında hiç bir ifadeye gerek kalmıyor...

olmamış oluşlar yoktu...oluşlar şimdidir...
geçmiş diye bir şey yok ne yazık ki!
önce diye de...

şimdi diye birşeyimiz var ve oluyor ve olmaya devam ediyor diye birşeyimiz  var
hep oluyor...
şimdi.baştan sona bütün zamanlar şimdi.sadece şimdi var...durum hep bir biçimde materyalize oluşlar ve gerçeklikler ifade edecek.
materyalize oluşsuzluk ve gerçeksizlikte bulamasınız...
öyle değil böyle materyalize/de-materyalize/farklı materyalize  bulunabilir başka oluşlarda ve gerçeklerde
böyle anlatabiliyoruz

varlığını buhar gibi hissetmek gibi diye bir şey tanımlayabilir misin örneğin. sonsuz düşünebilirsin...

Varlkın bütün zamanları baştan sona şimdidir.Şimdi olarak işaretlenebilir. Onun üzerinde oluş noktaları ve başlangıç işaretlemeleri bunları değiştirmeyecek..
Oluşsuz, gerçekliksiz (öyle ya da böyle bir gerçeklikten yoksun bir zaman yeri) devinimsiz varlık zamanı ve yeri işaretleyemesiniz..
Varlıkta gerçekliksiz bir  an bile yok. Varlıkta gerçeklikten ve sürekli içeçe oluşlardan eksik an yok ki bayım!
Zaman içinde ne kadar gezerseniz gezin, yine varlık-evrenler ve varoluşlar -hep- bulacaksınız.  Bu bizi sonsuzluğu ve şimdi dediğimizi de kavramaya ve anlamaya ve bunları kabul etmeye ,sindirmeye yapılandırmaya götürecektir..

olmanın doğası bu diyoruz/diyebiliyoruz.. ne yani bunu yadsıyalım mı!

---------------------------------------

-facebook kayıtları;
Müslümanlık, İslam ve Muhammed'in İnkılapçılığı
--

1,5 milyar insana kıyından köşesinden bulaşmış olan bu şey bir tabansızlık ifade etmez diyoruz o halde/ yapılmamış inkılaplara! son inkılapçı mı? İşin aslı ve gerçeği birbuçuk milyar insana bulanmış bir olgu yükünün kısa ve ortak adıdır Muhammed....

Muhammedi'in dinini inceliyoruz ve onun yıkım yollarını da tıpkı onun yıkıp, kırdığı putlar gibi araştıracağız... Bunu Muhammed'i suçlamadan (ve sevgiciliğini de bağışlayarak) yapmanın da bir yolunu deneyeceğiz..ama çağdaş gerçeklere bakmalısınız çocuklar ve gençler.. Bilimde yoksa felsefe de var. ya da serbest araştırma da var.... ve Hatırlayın Muhammed tek devrimci değildi...Tarih birbirine karışmış durumda ve tarihsel gerçeklerde...Böyle biri var mı yaşadı mı? kim? neler yaptı bilmiyoruz ancak din denen bir puttur kendi başına ve Tanrı denen de. ve O halde o yıkılmalıdır. Muhammed'in yolundan başlayın ve gidin. onun dinini yıkın. Muhammed adına bugüne putlanını kırın ve yıkın/çözün/düşünün...onu asıl öyle onurlandırın....kimsenin kara çalacak bir şeyi de kalmasın geleceklerin özgürlüğünde....

--

Tutunan kitlenin tabanı onu belirliyor... Ya da Yahudiliğin gölgesi ve ikincisi gibi bir şey. Ya da bize de sahip çıkan bir Tanrı/Patron Efendi varmış ya da Tevrat ve Yahudilik şeçkinlerinin alt seçkinleri olan ikinciler ya da bu ikisi arasında kapışma... Temel olarak Rab denilene göre evdeki kedi ve hemen kapının önündeki kedi...
Hayvan benlik yakını doğa-bağ duyan bu kitle Minions tarzı bir desteğe zaten ihtiyaç-arayış duyuyor- Sahiplenilme arayışında.. İnsan bunu anlayıp çözümleyemezse ve Minions'un kendisi hedefi olmazsa bu dini çözümleyemez. Ortalama arabesk-insancıl romantik sevgi ve bir hayvan ilgisi gibi bir yakınlık ve sahip çıkılma arayan bir kitleden sözediyoruz. İnsancıl bir sıcak sevgi ya da karın İslam denilen dini çözebilir ve çökertebilir.. Kişi (Muhammed) tanrıyla ya da evren varlıkla araya çekilmiş bir set gibi... Yani siz de tanrıya göre önemlisiniz demek ama sahip çıkma/çıkılma. Muhammed'in sahip çıkması ya da sahip çıkmacılığı ve bunun bir sevgi olarak adlandırıması ya da yansıması.. Bu babacıl bir koruma ya da yine babacıl bir elinden geleni yapma... Sahip çıkılmayı istiyorlar... Bilgilendirmeden ya da çatışmadan daha fazla refleks buna dönerse? daha hayvanbenlik, doğa-benlik bir psişe çözümlemesi ve yakınlaşması gerekiyor...Bir kere kitlenin evcil bir hayvan yavrusu benzeri gibi ele alınması gerekiyor...
Burada sadece İsa-Doğu -Batı sentezi bir şeyler işe yarayabilir. Hepimiz tanrının çocuklarıyız ve seviliyoruz. Hepimiz doğanın varlıklarıyız ve siz ya da başkaları daha az değerli değillerden tutunda her türlü korumacıl ve bilgilendirimecil sevgi ve varlık küçümsemeden ve zaten anlaşılmayacak bilgi savaşına girip bilgisiz etiketi vurmadan varlığı kabul ederek yaşam alanı açma ve fırsat tanıma...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#10
-Yazım yeniden düzenlenmiş ve oldukça iyileştirilmiş ve sadeleştirilmiştir..

Varız Yazıtları /Anlatmak -/-Biz- Yazıyoruz ve Yapıyoruz Yazıtları

İlk canlı gibi bir ele alma da problem var bence,
Evren diyoruz. Bence evrenin geçmişine gidersek bir evren bulmalıyız-onun da geçmişine gidersek bir başka evren. Bu bir kısır döngüdür. Gerçeğin içinden böyle çıkamayız-bunu kabul etmeliyiz.

Yine gelişti ve oluştu diyorsunuz.. taban? nedir?

Evren ya da gerçeklik'in olmadığı ya da materyalize gerçekliğin de sürekli devinimde olmadığı bir zaman birimi ve geçmiş (Varlık denilen de ve Varlık olarak ortaya koyulan da) işaretlenemez.. Oluşlar hep vardı, hep sürecek. iş-oluş-varlık hep ve sonsuz oluşlarıyla var. Bu onun -sonsuz ve içkin- devinimi.. İlk ve son devinimi aynı.. İlk ve baş yeri de -biçimi de- aynı...
Bizim çözümümüz bu/bizim işaretlememiz bu. Bizim referansımız..

Saygılar.

Oluşsuz varlık yok. Bir şeylerin oluşmamış olduğu/olacağı zamanlar ve yerler de yok.. Böyle bir varlıksal değişim nitelemesi yanlış..

Oluşlar denilen başlamadı sadece. Oluşlar denilen zamanla birlikte başlamadı ve oluşmadı. Zaman denilen kendi içkin/varlıksal bir niteleme ve ölçme gereci. Zaman denilen onun (zamanın) aslında -hiç- olmayan başıyla  ölçülemez/bulunamaz ve konumlanamaz da.. Zamanda zamanın başı bulunamaz. Olma da olmanın (ve hiç olmanında) başı (gerisi) bulunamaz. Olmanın olma başı ve zamanbaşı bulunamazdı... Olmanın olmaya başlaması -yeri ve koşulu da- bulunamayacaktır... Bu bu bir devinimdi...

Oluşlar şimdide devirinir. Şimdi devinir. Şimdinin başladığı yer ya yoktur ya da şimdidir. Şimdi şimdi ile başlar...ilk ve son şimdi de şimdidir...

Oluşlar denilen zamanla sınırlanamıyor ve başlatılamıyor..
Kelimelerle bunları yeterince ifade edilemiyor. Zaman kavramı üzerine düşünmek gerekiyor. Başlama kavramını iyi ele almak ve yapılandırmak gerekiyor sadece..

Oluşlar olmaya başlamadı ve gerçeklikten (ve sürekli oluşlardan) yoksun bir varlık ve evren hiç -bir zaman- yoktu/olmadı...
Varlık hep -sonsuz- iç gerçekleri ve evrenleri devimi ile birlikte -kurulu- vardı
Aslında bu ifade bile bozuk-..zaman bakın...
Zaman öyle araya katılmadığında hiç bir ifadeye gerek kalmıyor...

Olmamış oluşlar yoktu...Oluşmamış oluşsuzluk ve oluşmasızlık yoktu.. Oluşlar şimdidir...Oluşlar olarak -şimdi- var.. Şimdi de var. Tüm oluşlar şimdi de... (Şimdisiz zaman kalıplamak) Oluşlar hep olarak var-vardı..oluyor...
Geçmiş diye bir şey yok ne yazık ki!
Önce diye de...Zaman şimdi...

Şimdi diye birşeyimiz var ve –olan- oluyor ve olmaya devam ediyor diye birşeyimiz var
Hep oluyor...Hep oldu..
Şimdi. Baştan sona (ve baştanbaşa) (tüm ve) bütün zamanlar –hep- şimdi. Sadece şimdi var..Şimdi de olan biten işler .Durum bu. Durum hep bir biçimde materyalize oluşlar ve gerçeklikler ifade edecek.
Materyalize oluşsuzluk ve gerçeksizlikte bulamasınız...
Öyle değil böyle materyalize/de-materyalize/re-materyalize/farklı materyalize? bulunabilir,olunabilir başka oluşlarda ve gerçeklerde
Böyle anlatabiliyoruz

Varlığını buhar gibi hissetmek gibi diye bir şey tanımlayabilir misin örneğin.? Sonsuz düşünebilirsin...

Varlıkın bütün -tüm- zamanları baştan sona şimdidir. Şimdi içerir ve şimdi olarak işaretlenebilir. Onun üzerinde (şimdi üzerinde) oluş noktaları ve başlangıç işaretlemeleri bunlar bir şeyi değiştirmeyecek..
Oluşsuz, gerçekliksiz (öyle ya da böyle bir gerçeklikten yoksun bir zaman birimi) devinimsiz (devinimlerin olmadığı) zaman ve (oluşların ve gerçeklikin hiç -öyle- olmadığı) varlık zamanı ve yeri işaretleyemezsiniz..

Varlıkta gerçekliksiz (alsında başka türlü gerçeklikli) bir an bile yok. Varlıkta gerçeklikten ve sürekli içeçe –hep- oluşlardan eksik an yok ki bayım!
Gerçeklikin kendi içinde oluşları farkı/ontolojik geçişleri farkı... Renkler farkı gibi...

Zaman içinde ne kadar gezerseniz gezin, ve ne kadar geri ve geçmiş denilen yerler arayacak ve bulacaksanız da yine varlık-evrenler ve varoluşlar -hep- bulacaksınız. Bunlarla karşılaşacaksınız... Bu bizi sonsuzluğu ve şimdi dediğimizi de kavramaya ve anlamaya ve bunları kabul etmeye ,sindirmeye, yapılandırmaya götürecektir..

Olmanın doğası bu diyoruz/diyebiliyoruz.. Ne yani bunu yadsıyalım mı!

-HİÇTUBAT- /-HERTUBAT-HEPTUBAT-
-VARTUBAT-YAPTUBAT-YAZTUBAT--

(Bunda anlaşıl-a-mayan bir şey var mı?)
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#11
Şimdinin başı şimdidir.
Varlıkın başı varlık...
Şimdinin başı şimdidir.
Varlıkın başı varlık...

(Zaman demek şimdi demektir/demektedir.)
Zamanın başı da şimdidir-başlangıcı da..şimdidedir...

Şimdi zamanlarbaşıdır. Başzamandır. İlk zamandır...

Oluşlar şimdi oluyor ve başlıyor-hep oluyor-şimdi....
Oluşlar şimdi şu an başlayıp oluyor...

Zamanın başı ve ilk zaman şimdidedir...
.
Zamanın ilk başı ve en son ucu da -ne yazık ki!- şimdidedir...

.
.
.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#12
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos



Varız Yazıtları /Anlatmak -/-Biz- Yazıyoruz ve Yapıyoruz Yazıtları

İlk canlı gibi bir ele alma da problem var bence,
Evren diyoruz. Bence evrenin geçmişine gidersek bir evren bulmalıyız-onun da geçmişine gidersek bir başka evren. Bu bir kısır döngüdür. Gerçeğin içinden böyle çıkamayız-bunu kabul etmeliyiz.

Yine gelişti ve oluştu diyorsunuz.. taban? nedir?

Güzel paylaşım. . Doğru soru "Evren hep var mıydı, yoksa sonradan mı ortaya çıkmıştır?" sorusudur. "Çıktıysa nasıl ve neden?" diye soru devam ettirilebilir. Ayrıca "Evrende neden hayat vardır?" sorusu da bunlara eklenebilir. Ki bu soruların bir kısmı bilimin (kozmoloji ve teorik fizik) alanına girmektedir. Girmeyen kısmı için ise dünya üzerinde hiç kimse güvenilir bir yargıda bulunamaz. Ayrıca (bunu daha evvel de başka paylasimlarda defalarca tekrarlamisimdir) daha üstün bir ırkın başarısız ürünleri de olabiliriz, dünya başka bir gezegenin laboratuarı da olabilir. Olabilir mi ? Olabilir.. haa eğer o üstün ırkı da kim yarattı derseniz tanrı/allah kavramı kendiliğinden çöker zaten.. Totoloji

--


Evren hep var değildiyse başka biçimler ve başka evrenler mutlaka vardı demekteyiz ve evrenin varolup olmadığı bir sorun ve araştırma konusu değil çünkü evren (şu an- şimdi) var demekteyiz.. geçmiş zamanlarda ancak şimdi içinden içerilebilir ve bilinebilir demekteyiz... yaratma, oluşma, oluşturulma ya da başka varlıkların oluşturulması gibi sentezlerinin çıkmaz sokak olacağı düşüncesindeyiz..varlık kavramını öznelendirerek sentezliyoruz...

İşin açıkçası evrenin sonradan ortaya çıkışı ve oluşu denilen ya başka bir evrenin yokoluşuna ya da herhangi sıradan bir gözlemcinin (varlık gözlemcisinin) belki de tesadüfsel evren yaratmasına ,türetmesine ve oluşturmasına ilişkin bir gözlemdir...

--

nedensizlik ise aynı zamanda öncesizlik ve ilksizlik-ilkten bağımsızlık (ilk'e bağsızlık) demektir. ilk varlıkın heryeridir/heryerindedir ve neden de  varlıkın her yerinde ve -anında- şimdisindedir.. neden saptamaları hareket içinde sönüp gidecektir. ya da sonsuz ve başlamamış bir harekete indirgenip çözüldüğünde ise buharlaşacaktır...

[:0][:0][:0]

Estas Tonne - Internal Flight 50:00 ve  sonrası eşlik ediyor....
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#13
Din, Felsefe, Bilim Tartışma ve Bilgi Paylaşımı Platformu Facebook Group
on.sıfırbeş.onsekiz

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos
Varız Yazıtları /Anlatmak -/-Biz- Yazıyoruz ve Yapıyoruz Yazıtları

İlk canlı gibi bir ele alma da problem var bence,
Evren diyoruz. Bence evrenin geçmişine gidersek bir evren bulmalıyız-onun da geçmişine gidersek bir başka evren. Bu bir kısır döngüdür. Gerçeğin içinden böyle çıkamayız-bunu kabul etmeliyiz.

Yine gelişti ve oluştu diyorsunuz.. taban? nedir?

Yorumcu
Tüm sorulara bir çeşit felsefi yaklaşıyorsunuz.

Tekrar Yanıt
Belki bir 5-10 yıl önce olsa ben de böyle düşünürdüm. felsefi yaklaşma... Ama gerçekten zamanın sandığımız şey olmayabileceği, evrensel kimi kavrayışların sadece zihinsel belli kalıpları kırarak (öyle düşünmeyerek ve ele almayarak basitçe kırılabileceğini) ve belirtilen kimi düşünme tuzaklarını ya da engellerini aşarak (belirtilen evrensel olanın) çok rahatlıkla kavranabileceği gibi kavramlarla tanışmadan önce...yekpare bölünmemiş ve hiç başlamamış bir zaman düşünmenin zihinde tutuşturduğu enerji ya da kavrayış dalgalanması yadsınamaz netliklerde olacak ve bunu zaman üzerine düşünen herkes ayırt edebiliyor olacak sanıyorum...

Yorumcu
Bilim insanın bilmediğini bilgisine sunuyor. Böylece evrene dair anlayışımız da genişliyor. Bu veri olmadannsadece felsefi düşünce bilimsel bilginin evrendeki mekanizmaların öyle çalışmadığını gösterdiğinde paradigma da değişiyor. Salt felsefe ile bunu değiştirip öteye götüremeyiz.

Tekrar Yanıt
Varlığın geçmişte oluşması ve varolanın başlaması gibi kavramlardan sıyrılmanın üretebileceği kavrayışın bir tür zihinsel devrim ifade edebileceğini düşünüyoruz. açık olarak. açıkça

Yorumcu
O zaman doğada olan şey bilinç ile bilinmeden de kavranabilir diyerek a priori bilgi var sayıyorsunuz. Gayet uçuk bir teori.

Tekrar Yanıt
bilgi bilme ya da bilim diye bir problem kalmayacağını düşünüyorum.Bilimin varoluş sorunuyla uğraşması gibi bir problem ya da.. Varlık bunu kendi ontolojisinde aşabiliyor..sadece zihinsel kalıpların değiştirilmesi ve belirli yeni düşünce kalıplarının sınanması yoluyla ..

Yorumcu
Bir cins bilincin evrensel bilinç olması insanda da bunun bulunması filan ile ilgili inanç sizinki felsefe değil

Anlıyorum kanıtı size öyle gelmesi yani. Süper.

Tekrar Yanıt

Eğer sadece 10 yıl önceki kendimi tanıyor ve az çok objektif niteleyebiliysam dürüst söyleceğim o ben değilim. Sadece subjektif belli bilgi kalıplarının ve değerlerinin kırılmasının ve değişmesinin getirdiği bir bakışsallıktan sözedebilirim. ben bunu hayal bile edemezdim. şu an anlatmakta güçlük çekeceğim gibi. .içtenlikten başka hiçbir şey sunamam zaten.. .

evrensel bilinç? değilse de evrenseller, evrensel gerçeklik ya da objektif kavrayışlar

Yorumcu
Peki kalıplar kılınınca doğru bilgiye uşaştığınızunnksnıtı var mı?

Tekrar Yanıt
doğru bilgi gibi bir problematik kalmıyor. bilginin sınaması gibi. bilmenin eylem ya da edim olduğu kendinden bir hal. insanın canının elma çekmesini bilmesindeki şüphesizlik ya da belirli kavramları ve olguları incelemesindeki keskin kanısı ve algısı gibi bir durum... evrensel realiteyi bir biçimde (kavrayış denilen özümseme ve duyumsama vb. yoluyla) paylaşıyoruz ve varlık denilen üzerine çözümler üretebiliyoruz. subjektif yargılarla boğuşamam. ben kanımı ve düşüncelerimi oldukça sundum sanırım

kavrayış denilenin bir biçimde bilme denilene işaretlenmesi gibi bir durumdan sözediyorum.. ya da kişinin zaten görüyor algılıyor ve hissediyor olduğunu yapılandırması ve bu yapılandırmayı yaparken de; gerçeklikteki kavramları ve bilimsel temeli değil de kendi kavrayışı ve gerçeğini ve algısını kullanmasından sözediyorum...
Kişinin kendi kişisel ya da zihinsel gerçeğini dürüst biçimde incelemesi ve algının ifade ettiğini (bilimsel ve kavramsal taban ve gerçeklik denilenle) hiç bir biçimde çarpıtmaması. algısal gerçeklikin gerçeklik olarak yapılandırılması..

?Şu an biz-bizler uzakdoğu felsefesi gibi garip bir şeyden sözediyormuşuz gibi algılanıyoruz bunu anlayabiliyorum..hatta gerçek felsefe bile değilmiş gibi sanırım.. kendi iki subjektif yaşam algı zamanım arasındaki farktan da bunu çok iyi biliyorum ben. çok tuhaf ve de sıradışı akla aykırı gelecek onunda farkındayım ama zaman kavramıyla oynamak ve onu eskisi gibi düşünmemek şimdiyi merkez alan zaman düşüncesi ve zamanın şimdi üzerinden geçmiş ve geleceğe yayılan ve genişleyen bir yapı olarak net biçimde öncesiz düşünülmesi ve ele alınması algısal büyük bir değişimi ifade ediyor diyebilirdim..

evrenin geçmişini aramanın nafile çaba olduğunu düşünüyorum. hatta bence bunun net olarak farkındayım. fetusa dönemeyeceğimiz gibi. Ve bunun bir şeyi çözümlemeyeceği gibi... çıplak burdayız ve bizbizeyiz. ontolojik varlıklarız-varoluşlarız. hiçbir olgudan, oluştan kendimizi bölmemize gerek yok..

bir şeye kanıt -kanı sağlanması gibi subjektif tutarsızlıkları ise aştığımızı sanıyorduk..
özellikle de felsefe üretirken ve bunun doğaç yapılması ve üretimin önemsenmesi ya da çıktının okunma keyfi vb. üzerinde dururken..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#14
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

Din, Felsefe, Bilim Tartışma ve Bilgi Paylaşımı Platformu Facebook Group -2
on.sıfırbeş.onsekiz

--Üstteki postun içeriği ve devamıdır..
---

Bilimin ontolojiyle uğraşması gerekmiyor çünkü dayanaksız varoluş ve öncesiz olgu. Öncelenemez ve ilklerle bulunamaz. Bir doğum bir ölüme bitişir-yapaydır.. Oluş dinamiklerini çözerek hapsedilemez. Hep eksik kalacak. kökenlenemeyen olgu. nedenler kökenlenemeyecek ya da özellikle başlangıçlara kökenlenemez. hep öncesinde devinim bulunur. Çıkmaz sokaktır. Sonsuz ve uçsuz ve birbirine bağlı ve bağımlı bir biçimde devinimler. . başlangıçları aramak doğumlar ve ölümler gibi olan şey.. evrendoğumlar evren ölümler bulursunuz. bunu kavramanın yolu doğanın incelenmesinden geçiyor. oluş/oluşlar hepsel ve herzamansal dinamik. varlığın her yerinde ve her zamanında oluş var. oluşlar var. devam eden aslında hiç başlamamış  sürekli tekrarsal olgu. ontoloji denilen varlıkın kendi problemi ya da kendini bilmesine, olmasına ve kendi bilgi ve kanısına yaslanan bir süreç. ya da bırakın da felsefe bunu yapsın...varlık denilende varolan bilme denilen etkinliğin içindedir...kendini bilme denilen ya da bilme denilen ontoloji denilenle bağ... Geçmiş aramayın diyoruz oluş koşulları yenilenemez değiştirilemez ne yani gerçekliğin içinden mi çıkacağız yaşamak zorundayız. Kavrayış en güzel bilimdir..

---

Bu fikirleri açmak gerçekten çok zor olacak ancak o halde şöyle diyeceğim.

Gerçek olgusal analizleriniz ve kavrayışınız iyiyse ve genişse gerçekten bilimi bir an bir kenara bırakmanızı ve bilimi genç yeniyetme çocukların yaptığını düşünmenizi isteyeceğim ve rica da edeceğim.. neden?

Bu çocukların ikiboyutlu analizleri, iki boyutlu kavramsal analizleri yüksektir ve iki boyutlu algı ve geometride ustadırlar ancak üç boyutlu gerçekliği dışarıdan kavrayışları ve sosyal olguları ve gerçekliği kavrayışları aynı ölçüde yeterli değildir. İkiboyutlu taban ve algı yapısı kullanırlar. Sistem bunun üzerine kurulmuş. Sonra onların zeki olduğu ve araştırdığı bir şeyler sonuçlayacağı ve bilimde veri olacağının düşünülmesi hatta bizden çok bildiklerinin ve algıladıklarının düşünülmesi istenir. Onların ikiboyutlu analitikleri çoğu zaman tıkanacaktır ne yazık ki! Sonra düzlemsel kesitsel bir arayışla varoluşu hapsedip yolları tıkanır. En çok onlara öğretilmeli. Üç boyutlu gerçek derinlik algıları zayıf hocam. Dış uzay üzerinden kavramaları eksik. Düzlemselleştiriyorlar. Alan derinliği kavramaları ve bu anlamda gerçek matematikleri zayıf. . Bu doğa bağlar ve çok karmaşık gerçeklik ve konu açılımı.. Böyle açıklayabiliyorum. Üç boyutlu iyi algılayıcılar gerçek algılayıcılar siyasal toplumsal ve sosyal olgulara ve gerçeklere çoğu zaman bulanmıştır zaten...Gerçek üçboyutlu kavrayıcılar ve yapılandırıcılar iki boyutlu matematik ve alan kavrayışları üzerine onlar önemsemez sonra yapamadıklarını düşünürler. Matematik anlamadıklarını...sanat, felsefe vb ne kaçıyorlar. Şiire ve yazıma mesela yöneliyorlar-...toplumsal yardım ya da başka işler...

--------------

Hocam evrende doğru ve düzlem diye bir şey var mı? Bize göre evrendeki temel geometrik gözlem küredir. Ve bir küre üzerinde bir düzlemin ifadesi yine küredir
Bir kürenin üzerinden ifade edilen doğru kendini keser. Açık doğru küre üzerinden ifade edilemez ya da spiral çizer
Kürenin taban alınması (geometrik taban alınması) düşünmesi.
Kürenin iç ve dış yüzeyini dolanmak ve kullanmak üzerine doğrusal hareket incelenmesi ancak bu da yeterli değil. Hereket bütün ve simetrik mi?
Dalga denilen optik bir dairedir yanılmıyorsak. Titreşim de öyle olmalı. Tek yönlü hareket yoktur.. Çekim denileninde antiçekim ya da toplanma denilen karşılığı ve ikili sürekliliği olmalı sanırım..bunlar farazi ama. Biz bu düşünmeleleri yapmıştık. Ucu açık bir şey yok evrende.
Küre denilen de baş son izafe edilemiyor.
Bunlar saçma gelebilir..

Evreni düzlemleştirip hapesidiyorlar Hocam. Bir şey anladıkları yok. Zamansızlık nasıl kavranamaz. Zaman nasıl kavranamaz. Nasıl bu kadar başlanma takıntısı olabilir. Evren yokolacak karanlığındalar hocam.karacahil-korkuyorlar ve bilgi istiyorlar-gerçek bilgi ve algı. yeni... Varlık korkusu ve hiçliği/bulanıklığı duyuyorlar... Hocam bizim hatamız kendimize cahil etiketi vurup kendi kavramamızı sekteye uğratıp hafifseyip fizik ve matematik anlamadığımızı düşünmekti ve bunların altında sanırım algıladığımızdan yetkin kurumsal gerçeklik aramaktı. Ben bunu farkettim... Alan matematiği... Gerçek matematik felsefe de sosyoloji de ve psikoloji de ve başka.. Gerçek sosyal ve olgusal matematik. İstatistik ve veri biliminin iyi ele alınırsa matematik anlamını taşıyabileceğini de düşünüyoruz. Saçmalıyorsakta kendi çapımızda özgür ve serbestçe saçmalıyoruz. Bırakın da biz de bunları yazalım tarihe madem.. Cebir anlamıyorum oysa onların evreni ya da gerçeği anlamadıklarını ve kavramadıklarını ve oldukları yerde takılıp/çakılıp durduklarını da açıkça-rahatça- görebiliyorum..

------------

Gerçeklik denilen saçmalıktan başkası değil. Hiç bir amacı/ereği/gereği ve ucu bucağı yok. Olmanın olması (ya da zorunluluk denilen) bizi yaşatan.. Tekrar edip duruyor.. Bulunacak hiçbir şey yok. Varız deyip duracağız. Varız deyip duracağız. Sonsuz... Yaratmak ya da yoketmek hiç bir şey bu kaderi ya da olguyu değiştirmeyecek... Herşey varım deyip duracak.. Hiç bir şey olmuyor sonunda. sanırım başa dönüyor ve kendini tekrar ediyor olmalı..

Ney öğrenebilir gerçekten ve kim?

Evrenler yokederek varlıkta yokedilmeyecektir.. Tüm evrenlerin ya da tüm varlığın yokolduğu güne lanet olsun. Öyle bir gün yok. Olsa zaman denilen (ve Varlık denilen) şey (mutlak biçimde) mutlak yokluğun yumurtası olurdu. Ne geçmiş ne gelecekte eğer mutlak varlıktan bağımsız mutlak yokluk olaydı biz olmazdık. Konuşuyor olmak ta saçma olurdu. Varlığını insan neye dayanarak kabul ediyor. Kendinin diyor. Varolmasına... Yokta olsa var kalanlar var. Var kalan varlık var... Ne geçmişe ne de geleceğe mutlak varlıktan yoksun bir mutlak yokluk/varlık konulamaz.. Bu zaman denilen bir çile sadece.. Kavramlarla matematik yapılmalı. Soyut kavramlar gerçek matematik araçlarıdır. Diyalektik ve bulanık mantık.. Bulanık mantığın geliştirilmişi.ikili-dual iki yönlü mantıklama.(zıtların kardeşliği gibi dualin birbirine göre ölçülmesi birbiri cinsinden olması ,indirgenmesi gibi) geniş mantıklama ve dairesel/küresel mantıklama. doğrusal değil.. Matematik ney hocam allah aşkına. İnanmadığım allah aşkına?

Evrenin başı demek sonu (sonucu ya da sonrası ve öncesi de) demektir. Evren yoksa biz nerdeyiz_?
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com